ASELSAN, SAHA 2026 Savunma Sanayii Fuarı’nın ilk gününde düzenlediği törenle Türk deniz kuvvetlerine iki yeni nesil otonom silah sistemi kazandırdı: Türkiye’nin ilk kamikaze otonom sualtı aracı KILIÇ ile ağır torpido kadar harp başlığı taşıyabilen kamikaze insansız deniz aracı TUFAN. Küresel savunma sanayiinin önde gelen isimlerini tek çatı altında buluşturan SAHA 2026, bu yıl yerli teknolojinin sergilendiği tarihi bir milat törenine de sahne oldu.
Lansman törenine Milli Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol ve BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar katıldı. ASELSAN’ın “Mavi Vatan’ın yeni vurucu güçleri” parolasıyla vitrine çıkardığı KILIÇ ve TUFAN sistemleri, öngörülemeyen tehditlere karşı caydırıcı bir güç olarak konumlandırıldı.
Denizlerin Altındaki Keskin KILIÇ
KILIÇ ailesi, Türk deniz kuvvetlerinin sualtı taarruz kapasitesini kökten dönüştürecek bir platform olarak tasarlandı. Türkiye’nin ilk kamikaze otonom sualtı aracı unvanını taşıyan KILIÇ 10, düşük görünürlük profiline sahip kompakt ve hidrodinamik tasarımıyla asimetrik deniz harbi ile sualtı ve yüzey operasyonları için özel olarak optimize edildi. Yüksek hassasiyetli imha kabiliyeti, sürü operasyon desteği, kablo güdümlü kontrol sistemi ve düşük tespit edilebilirlik özellikleriyle sahada fark yaratması bekleniyor.
Ürün ailesinin ikinci üyesi KILIÇ 200 ise orta sınıf kategorisinde konumlandırıldı. KILIÇ 10 gibi düşük maliyetli tasarlanan bu varyant, daha yüksek menzili ve daha büyük patlayıcı kapasitesiyle öne çıkıyor. İDA ile bırakma özelliği, entegre harp başlığı sistemi, su üstü termal ve IR kamera entegrasyonu sayesinde daha kapsamlı görev profillerine yanıt verebiliyor.
Mavi Vatan’da Fırtına: TUFAN
Su üstü platformu TUFAN ise farklı bir tehdit boyutuyla sahaya çıkıyor. Ağır torpido kadar patlayıcı taşıyabilen bu yeni nesil insansız deniz aracı, hem su üstü hedeflerine hem de kıyı şeridindeki kritik tesisleri etkisiz hale getirmek amacıyla kullanılabiliyor. TUFAN’ın 2027 yılında Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girmesi planlanıyor; Ar-Ge ve üretim süreçleri ise eş zamanlı olarak yürütülüyor.
Sistemin en dikkat çekici özelliklerinden biri uydu üzerinden kontrol edilebilmesi ve tamamen otonom görev icra edebilmesidir. TUFAN; tekil görevlerde kullanılabildiği gibi asimetrik taarruz formasyonları oluşturacak biçimde sürü düzeninde de konuşlandırılabiliyor. Hareketli ve sabit engelleri otonom olarak aşabilen sistem, görüntüye dayalı hedef tespit ve angajman kabiliyetiyle de donatıldı. Gelişmiş durumsal farkındalık algoritmaları, yüksek hız ve manevra kabiliyetiyle birleşince TUFAN, Mavi Vatan doktrininin deniz alanındaki kuvvet çarpanı olmaya aday bir platforma dönüşüyor.
Komutanın Mesajı: “Gücümüze Güç Katıyoruz”
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin stratejik deniz gücüne ilişkin çarpıcı bir tablo ortaya koydu. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak güçlü bir deniz kuvvetlerine sahip olmanın zorunluluk olduğunu vurgulayan Tatlıoğlu, aynı anda 41 askeri geminin inşa halinde olduğunu duyurdu. Bu rakam, NATO bünyesindeki deniz güçleri arasında dikkat çekici bir kapasite büyümesine işaret ediyor.
“Bugün itibarıyla ASELSAN’ımızdan Kamikaze İnsansız Deniz Aracını ve Deniz Altı Aracını teslim alıyoruz. Bu araçlar, Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak” diyen Tatlıoğlu, Türk deniz kuvvetlerinin hem geleneksel hem de insansız sistemler alanında eş zamanlı bir modernizasyon atılımı içinde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
ASELSAN’ın Stratejik Vizyonu: Caydırıcılık Kültürü
ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, sistemlerin salt teknik özelliklerinin ötesine geçen stratejik bir değerlendirme yaparak insansız sistemlerin savunma stratejisindeki dönüşümsel rolüne dikkat çekti. 50’den fazla ASELSAN sisteminin Türk Deniz Kuvvetleri bünyesinde hâlihazırda görev yaptığını hatırlatan Akyol, harp sahasının yeni dengelerinin maliyet etkin ve yüksek caydırıcılığa sahip sistemlerin belirleyici olacağı bir çerçeveye doğru evrildiğini söyledi.
“Oyun değiştirici, caydırıcı işlere odaklanıyoruz. Yeni bir kültürel değişim var. Bu yaklaşımı SİHA’larla Türkiye’ye kazandırdık, artık sonuçlarını görüyoruz” diyen Akyol, BAYKAR ile kurulan sinerjinin bu dönüşümde belirleyici rol oynadığını da vurguladı. SİHA’larla insansız sistemler alanında elde edilen başarıların denizlerdeki yansımasının artık somutlaşmaya başladığını ifade eden CEO, ASELSAN’ın önümüzdeki dönemde de caydırıcılığı yüksek ürünlerle kamuoyuna güven vermeye devam edeceğini açıkladı.
KILIÇ ve TUFAN, yalnızca iki yeni sistem olmanın ötesinde, Türkiye’nin insansız deniz platformları stratejisinin olgunlaşmasını simgeliyor. SAHA 2026’dan yükselen mesaj açık: Türk savunma sanayii, Mavi Vatan’ın hem derinliklerini hem de yüzeyini artık kendi geliştirdiği otonom sistemlerle koruma kapasitesine kavuştu.


