Basınköy ve Mikail Bakkal
KÖŞE YAZARLARI

Basınköy ve Mikail Bakkal

Basınköy deyince efsanelerinin en üst sıralarında yer alır Mikail Bakkal, yani Mikail Okyay. Aslında ne gazeteci ne yazar, ne çizer, ne karikatürist, ne de ressam… Ama o hepsinin dostu tavla, sohbet arkadaşı, daha da önemlisi onun kapısının önü tüm Basınköy’ün buluşma, kaynaşma noktası.


Kimisinin yakın dostu, bazılarının bakkalı, bizlerin ise Mikail amcası. Bir bakmışsınız Yaşar Kemal’le tavla oynuyor dükkanın önünde, Çetin Altan çekişmeli maçı seyrediyor, Doğan Katırcıoğlu yorum yapıyor, Mistik amca tiyo veriyor, Aydın Dörtel destekliyor… Bunlar bir kısmı. Şampiyonlar ligi, sonuç ne olursa olsun dostluk kazanıyor her zaman.
Ağızında purosu, mavi ya da beyaz apoletli gömleği, kalın siyah çerçeveli gözlükleri, bol paça pantolonları, hep tarz Mikail amca. Dışarıdan bakınca serttir imajı ama melek gibi bir kalbi vardır. Her zaman nasihatlar verirdi bizlere. Biz az mı çektirdik ona… Bir mahallenin çocuğunun kahrını çekti. Paramız olmazdı gider ondan alırdık, yerdik, içerdik, yazdırırdık. Hani eskilerin can bakkalıydı sadece biz değil herkezin hesabı vardı. Pazar günleri kola, gazoz, ayran alır; onun el arabasına koyar, ormanda piknikçilere satardık. Borcumuzu gene onun dükkânından öderdik. Keşke o büyük marketler hiç açılmasaydı da o maneviyat hâlâ devam etseydi.


Okuldan gelir hemen Mikail bakkalın önüne koşardık. Herkes orada buluşur, eve girene kadar sanki mahallenin kafesi gibi orada otururduk. Çok ses çıkarınca fırçamızı da yerdik. Çekirdekleri yere atmakta yasaktı. Şişeleri de çöpe atmadan gidilmezdi. Şahsına münhasır kuralları vardı oranın.


Misket oynardık, çivi saplardık yere, Madam teyze gelirdi onu kızdırırdık. Arabalar gelir, müzik açar, doldurttuğumuz kasetleri dinlerdik. Kızlı erkekli kardeş gibi büyüdük biz orada. Bizden öncesi ve sonrası var. Üç nesil yetişti dile kolay.
Şimdi Teksas kovboy filimlerini andırır bir halde. Sokakta bir de rüzgardan çalılar yuvarlansa tam olacak.
Senden sonra hiç tadı kalmadı oraların.


Bir mahalle bakkalı zannedersiniz siz orayı. Aslında koca marketti ama bunlar değildi ki. Mikail amcayı bu yapan; orası bir gençliğin yoğrulduğu; sanatçısıyla, gazetecisiyle, fotoğrafçıyla, yazarıyla, çizeriyle, romancısıyla, karikatüristleriyle buluştuğu, kaynaştığı, feyiz aldığı nasihatlar dinleyip eğrildiği, İnce Mehmet’lerin imzalanıp bizlere dağıtıldığı yerdi. Film için İbrahım Tatlıses gelmiş, Sembol plak Fevzi Kiziltaşoğlu ile buluşacak, yer orası; Zülfi Livaneli Yaşar Kemal’le buluşacak, yer orası; Mehmet Biber, Yalcın Kılan ile buluşacak, gene yer orası; sabah Babaliye gidecek herkes orada büyük , küçük herkesin abisi dostu. O yüzdendir ki çok özeldi Mikail amcamız.


Her zaman gönüllerde her zaman yüreklerde yaşayacaksın. Büyük ustalar gibi seni de iyi ki tanımışız Mikail Amca.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir