DemirDöküm, 2019 yılı
sonuçlarını açıkladı. 2019’u yüzde 10 büyüme ile kapattıklarını açıklayan
DemirDöküm CEO’su Alper Avdel; “İç pazardaki küçülmeye rağmen yenilikçi
ürünlerimizle tüketicilerimizin takdirini kazanarak ülkemizdeki liderliğimizi
sürdürdük. Küresel pazardaki iddiamızı artırıyoruz. Bozüyük Fabrikamızda
ürettiğimiz ürünler ile 2019’u Türkiye, Hırvatistan, Bosna, İtalya, Moldova,
Azerbaycan, Türkmenistan ve Şili olmak üzere 8 ülkede pazar lideri olarak tamamladık”
dedi.
İklimlendirme
sektörünün öncü markalarından DemirDöküm, 2019 yılı finansal sonuçlarını
açıkladı. DemirDöküm’ün 2019’u yüzde 10 büyüme ile tamamladığını belirten CEO
Alper Avdel, “DemirDöküm, toplumun ihtiyaçlarına göre kendini
şekillendirerek sektöründe 66 yıldır öncü olmayı başardı. Türkiye’nin ilk döküm
radyatör, kazan, soba, kat kaloriferi, şofben, panel radyatör ve kombi
üretimini ve ihracatını gerçekleştiren şirketimiz, geçen yıl iç pazardaki
küçülmeye rağmen satış adetlerini koruyup pazar payı alarak 2019’u 2 milyar TL
ciro ve pazar liderliğiyle tamamladı” açıklamasını yaptı.
“YOĞUŞMALI KOMBİ
SATIŞLARIMIZ YÜZDE 35 ARTTI”
Isıtmada tüketici
beklentilerini geniş bir yoğuşmalı kombi ürün gamıyla karşılayıp yüzde 20’lere
kadar tasarruf sağladıklarını belirten Avdel; “2018 yılı Nisan ayından
itibaren Türkiye’de yoğuşmalı ürünlerin üretimi ve satışı zorunlu hale
getirildi. DemirDöküm olarak bu konudaki hazırlığımızı yıllar önce yapmıştık.
Satıştaki yoğuşmalı ürün ailemize ErP yönetmeliğiyle birlikte Atromix modeli
kombilerimizi de ekledik. Satışa sunduğumuz yüksek enerji tasarrufu sağlayan
ürünlerimizle, satış öncesi, sırası ve sonrası hizmetlerimizle pazarda
farklılaşmayı başardık. Bu sayede yoğuşmalı kombi satışlarımız 2018’e kıyasla
yüzde 35 arttı” açıklamasını yaptı.
TÜRKİYE’DEN 52 ÜLKEYE
İHRACAT
DemirDöküm’ün ihracatta
da verimli bir yılı geride bıraktığını kaydeden Alper Avdel; “2018’in
ardından 2019 yılında da birçok ülkede önemli başarılara imza attık, dünyadaki büyümemizi
sürdürdük. Arjantin, Tunus, Fransa ve Filistin pazarlarına giriş yaparak
ihracat yaptığımız ülke sayısını 52’e yükselttik. Türkiye’nin yanı sıra
dünyanın dört bir yanında ‘ısıtma’ ile özdeşleşmeyi başardık. 2019 yılında ürün
bazında değişmekle birlikte Hırvatistan, Bosna, İtalya, Moldova, Azerbaycan,
Türkmenistan ve Şili’deki pazar liderliğimizi devam ettirdik. Türkiye ile birlikte
8 ülkenin pazar lideri olduk.” dedi.
“5 YILDA 200
MİLYON TL’LİK YATIRIM YAPTIK”
DemirDöküm’ü asırlık
hedeflerine ulaştırmak için farklı alanlarda yatırıma devam ettiklerini
kaydeden Avdel; “Sektörün ilk ve köklü markası olarak; yeni ürün
geliştirme, üretim kapasitesi artırma, pazarlama, eğitim ve dijital dönüşüm alanlarında
istikrarlı bir şekilde yatırım yapıyoruz. Son 5 yılda toplam yatırımımız 200
milyon TL’ye ulaştı. Her yıl ciromuzun yüzde 1,7’sini Ar-Ge’ye ayırıyoruz ve
geleceğimize toplamda 40 milyon TL’lik düzenli yatırım gerçekleştiriyoruz”
açıklamasını yaptı.
“2020’YE YÜZDE 20
BÜYÜME HEDEFİ İLE BAŞLADIK”
DemirDöküm’ün 2020 yılı
hazırlıklarının tamamlandığını kaydeden Alper Avdel; “Yeni yıla
yüzde 20 büyüme hedefi ile başlıyoruz. İç pazarda büyük bir olasılıkla 2019’dan
daha iyi bir yıl bizi bekliyor. Ürün gamımıza ekleyeceğimiz yeni ürünlerimiz,
kombi değişim pazarı ve doğalgazın ulaşacağı yeni ilçelerle birlikte iç
pazardaki hedeflerimize rahatlıkla ulaşacağımızı öngörüyoruz. Gelirimizin yüzde
30’unu oluşturan ihracat tarafında ise yoğun bir gündem bizi bekliyor. Güney
Amerika, Çin, İtalya, Türki Cumhuriyetler ve Balkanlar’da varlığımızı daha
fazla artıracağız. Hedefimiz ihracatımızın toplam ciro içindeki payını yüzde 30’dan
üç yıl içerisinde yüzde 50’ye çıkarmak” açıklamasını yaptı.
Enerjisa Dağıtım Şirketlerinden Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, Mobil Sayaç Test Cihazı projesi ile EPDK koordinatörlüğünde ELDER ve GAZBİR tarafından düzenlenen AR-GE Çalıştayı’nda Başarı Ödülü’ne layık görüldü.
Elektrik dağıtımını dijitalleşme odaklı projeler ve yatırımlarla geliştiren Enerjisa Dağıtım Şirketlerinden Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, EPDK AR-GE fonu desteği ile gerçekleştirdiği Mobil Sayaç Test Cihazı projesi ile Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. EPDK koordinatörlüğünde ELDER ve GAZBİR tarafından bu yıl 4.’sü düzenlenen AR-GE Çalıştayı’nda Başarı Ödülü’nü TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaşşirket temsilcilerine takdim etti.
Mobil Sayaç Test Cihazı ile yerinde sorun tespiti
Ayedaş ve Toroslar EDAŞ hizmet bölgesinde bulunan, hatalı ölçüm yapan elektronik sayaçların sahada tespitinin yapılması ve kayıp-kaçak oranının azaltılması amacıyla hayata geçen Mobil Sayaç Test Cihazı projesi birçok sorunun tespitine yardımcı oluyor. Proje sayesinde hatalı ölçüm yapan sayaçlar sökülmeden yerinde test edilerek hem sayaç test çalışmalarını daha kısa sürede ve daha verimli olarak gerçekleştiriyor, hem de değişim sırasındaki enerji kesintilerinin önüne geçilmiş oluyor.
Türkiye’deki şirketlere milyarlarca avroluk kaynak fırsatı sunan Avrupa Birliği destek programında yenilikçi projeler teşvik alabiliyor
Avrupa Birliği (AB) destek programlarında 70’den fazla projeye imza atan Etkin Proje, AB projelerinden teşvik almak için gereken temel nitelikleri hatırlatıyor. AB Projelerinin hedefi, siyasi, politik ve kültürel anlamda farklı toplulukları aynı amaç doğrultusunda bir araya getirmek. Doğru ve eksiksiz olarak sunulan yenilikçi projeler, AB’den gerekli yardım ve desteği alabiliyor.
Milyarlarca avroluk teşvik fırsatı sunan Avrupa Birliği Programlarından nasıl teşvik alınacağını özetleyen Etkin ProjeAB Projeleri Grup Müdürü Dr. Rosen Dimov, “AB projesi hazırlamadan önce, kurum veya kişiler proje hakkında gerekli araştırma ve ihtiyaç analizi yaparak işe başlamaları gerekir. Pazar ile mevcut durumun analizi, proje yazımı için en önemli maddelerden biridir. Projenin iyi ve doğru şekilde analiz edilerek, istenen belgelerin eksiksiz teslim edilmesi gerekmektedir. Proje yazımı konusunda iki şekilde yol izlemek mümkündür. Profesyonel proje yazımı yapan danışmanlardan yardım alınarak AB projesi hazırlanabilir ya da proje isteyen kurumların verdiği eğitimlere katılarak, proje yazımı konusunda detaylı bilgi sahibi olabilirler” dedi.
Dr. Dimov, teşvik almak isteyen şirketler için 5 temel gerekliliği şu şekilde sıraladı:
Başvurulan proje konusu, yalnızca Türkiye için değil Avrupa için de yenilikçi bir konu olmalı
Başvuracak şirketler, Ar-Ge geçmişi ve yeteneklerine sahip olmalı
Proje kapsamı uygunsa ilk örnekler (prototiplerin) hazır bulunmalı
Programına göre bir konsorsiyum kuruluyor ve o konsorsiyum arasında en uygun aday proje yürütücüsü olarak seçiliyor. Bu konsorsiyumun beklentileri karşılanmalı
Farklı ülkelerden proje ortakları bulunmalı ve dengeli, sürdürülebilir bir iş birliği yapılmalı
Bugüne kadar yenilikçi projelere verilen teşvikler ve daha fazla bilgi için www.etkinproje.com/ab-projeleri/ adresini kullanabilirsiniz.
Abu
Dabi Ulusal Petrol Şirketi (Adnoc), Japonya’da ham petrol depolamasına ve
ticaretine izin verecek olan stratejik bir anlaşmayı yeniledi ve genişletti.
Anlaşma,
2019’un sonunda sona eren bir önceki anlaşmayı geliştiriyor. Yeni anlaşma
uyarınca, Adnoc, Japonya’daki depolama tesislerinde 8 milyon varilden fazla ham
petrol depolayacak.
PETROL
DEPOLAMA ANLAŞMASI YENİLENDİ VE GENİŞLETİLDİ
Birleşik
Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Bakanı ve Adnoc Grubu CEO’su Doktor Sultan Al
Jaber “Yeni anlaşma, Japon enerji güvenliğine olumlu katkıda bulunurken,
Adnoc’un daha geniş ticaret hedeflerini de destekliyor’’ diye konuştu.
Depolama
anlaşması, Japon Başbakanı’nın BAE ziyareti sırasında gerçekleşti. Anlaşma;
Japon Başbakanı Shinzo Abe ve Abu Dabi Kraliyet Prensi ve BAE Silahlı
Kuvvetleri Yüksek Komutan Yardımcısı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan arasında
imzalandı.
JEOPOLİTİK
DURUM VE ZAMANLAMA
Japonya
Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Makihara Hideki, “Ortak Petrol Depolama
Projesi, her iki ülke için en sembolik ve karşılıklı yarar sağlayan bir
projedir ve Japonya’nın enerji güvenliğinin ve BAE’nin Asya pazarlarına
erişiminin iyileştirilmesine katkıda bulunacaktır. Mevcut dünya jeopolitik durumu
göz önüne alındığında, anlaşmanın zamanlaması harikadır’’ diye konuştu.
BAE
küresel ham petrol üretiminin yüzde 4’üne sahip ve bunların çoğu Abu Dabi’deki
Adnoc’a ait alanlardan geliyor. Ulusal petrol şirketi, bu yıl günlük 4 milyon
varil üretim kapasitesine ulaşma yolunda ilerlerken gelecek 10 yıl içinde
günlük üretim kapasitesini 5 milyon varile çıkarmayı planlıyor.
1961’DEN
BERİ…
Hem
BAE hem de Japonya, BAE ham petrolünün ilk sevkiyatının Abu Dabi’deki Umm
al-Shaif açık deniz alanından Japonya’ya ihraç edildiği 1961’den beri ikili
ekonomik ilişkilerini güçlendirmeye devam ediyor.
İki
ülke arasındaki ticaret, Japonya’dan BAE’ye yapılan ihracatla 7,9 milyar dolara
yükselirken, BAE’den yapılan ithalat 2018’de 27,5 milyar dolar oldu.
İklimlendirme
sektöründe yoğuşmalı kombinin lideri Bosch Termoteknik, “The ONE Awards
Bütünleşik Pazarlama Ödülleri”nin ısıtma kategorisinde, Bosch markası ile
“Yılın İtibarlısı” ödülüne layık görüldü!
2019 yılı
içerisinde en itibarlı markaları ve paydaşlarını ödüllendiren “The ONE Awards
Bütünleşik Pazarlama Ödülleri” 9 Ocak 2020 tarihinde, Raffles İstanbul’da
düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
Pazar ve tüketici
araştırmaları şirketi Akademetre’nin, Marketing Türkiye adına düzenlediği
“İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü” araştırması kapsamında, 12 ilde
toplam 1.200 kişiyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmeler
sonucunda 40 farklı sektörün yıl içerisinde itibarını en çok artıran markaları
ve bu başarıya ortak olan paydaşları ödüllendirildi.
Bosch Termoteknik
The ONE Awards’ta “Yılın İtibarlısı” ödülünü alarak yoğuşmalı kombi pazarındaki
liderliğini bir kez daha kanıtladı. Bosch Termoteknik Türkiye, Orta Doğu ve
Kafkasya Pazarlama Direktörü Ali Aktaş bu önemli başarı ile ilgili: “Bosch’un
Termoteknik iş kolundaki uzmanlık merkezlerinden biri olarak, hayatı
kolaylaştıran teknolojilerle ürettiğimiz ürünleri en kaliteli ve en hızlı
şekilde kullanıcılarımızla buluşturmayı önemsiyoruz. Müşterilerimizi odağımıza
alarak onlara, beklentilerinin de ötesinde ürün ve hizmetler sunmak
şirketimizin en temel stratejisini oluşturuyor. Bu bakış açısının, müşteri
odaklı stratejimizin, kullanıcılarımız tarafından da başarıyla
değerlendirilmesi bizim için oldukça önemli. The ONE Awards gibi özel bir
platformda halk oylamalarıyla “Yılın İtibarlısı” seçilmekten dolayı gurur
duyuyoruz.” dedi.
2020 yılına kadar tamamı yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından 1000 MW’lık enerji üretim santrali portföyüne ulaşmak için yatırımlarına ara vermeden devam eden Akfen Yenilenebilir Enerji önemli bir hisse alım anlaşmasına imza attı.
Akfen Yenilenebilir Enerji, Osmaniye’de yer alan ve Zorlu Rüzgâr Enerjisi Elektrik Üretimi A.Ş. tarafından işletilen 80 MW kurulu güce sahip Sarıtepe – Demirciler RES projesi için hisse alım anlaşması imzaladı. Anlaşmayla birlikte Akfen Yenilenebilir Enerji’nin portföyü 712 MW’a ulaşıyor.
Yerli ve yenilenebilir enerji alanında dengeli bir portföy oluşturmaya devam ettiklerini anlatan Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Kayrıl Karabeyoğlu, “Gerek kendi santrallerimizi inşa ederek, gerekse yeni alımlar yaparak 1000 MW güce ulaşma hedefine emin adımlarla ilerliyoruz” diye konuştu.
2020 yılına kadar Türkiye’de sadece yerli ve yenilenebilir kaynaklardan oluşan 1000 MW’lık kurulu güceulaşma hedefiyle yatırımlarına ara vermeden devam eden Akfen Yenilenebilir Enerji, Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde yer alan 80 MW’lık kurulu güce sahip Sarıtepe – Demirciler Rüzgar Enerji Santrali (RES) için hisse alım anlaşması imzaladı.
Türk enerji sektöründe 2019 yılının en büyük alım anlaşması olarak öne çıkan Sarıtepe-Demirciler RES projesi için Zorlu Rüzgâr Enerjisi Elektrik Üretimi A.Ş. ile hisse alım anlaşması imzalayan Akfen Yenilenebilir Enerji’nin portföyündeki toplam kurulu gücü 712 MW’a ulaşıyor.
“1000 MW’A DOĞRU EMİN
ADIMLARLA YÜRÜYORUZ”
Sarıtepe – Demirciler RES projesinin hisse alımını değerlendiren Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Kayrıl Karabeyoğlu, şirket olarak hidro, rüzgar ve güneşte yerli ve yenilenebilir enerji üretim alanında dengeli bir portföy oluşturmaya devam ettiklerini kaydetti.
Karabeyoğlu, “Gerek kendi santrallerimizi inşa ederek, gerekse yeni alımlar yaparak 1000 MW güce ulaşma hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. Bundan sonraki süreçte de yenilenebilir enerji alanında satın almalar ve kendi tesislerimize ek kapasite kurulumlarına devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
PORTFÖYÜNDEKİ KURULUGÜCÜ 712 MW’A ULAŞIYOR
Akfen Holding, temellerini 2007 yılında attığı Akfen Yenilenebilir Enerji A.Ş. bünyesinde tamamı yerli ve yenilenebilir kaynaklardan oluşan, sürdürülebilir enerjiye yatırım yapan bir yenilenebilir enerji platformu ile yoluna devam ediyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Uluslararası Finans Kurumu (IFC) 12 Temmuz 2016 tarihinde Akfen Yenilenebilir Enerji’ye ortak oldu.
Sarıtepe – Demirciler RES hisse alım anlaşmasıyla birlikte Akfen Yenilenebilir Enerji şirketinin toplam portföyü 632 MW gücünden 712 MW’a ulaşırken, şirket 2020 yılı sonuna kadar toplam kurulu gücünü 1000 MW’a yükseltmeyi hedefliyor.
Türkiye Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Mehmet Sepil
ile Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper arasında imzalanan protokol; Türkiye’nin 1
numaralı fantezi futbol oyunu Sosyal Lig’in, Süper Lig’de yer alan kulüpler ile
futbolcuların, isim, logo, forma ve renklerini kullanımını kapsıyor.
Türkiye Kulüpler Birliği
Vakfı merkezinde gerçekleştirilen imza töreni sonrasında bir açıklama yapan
Mehmet Sepil, “Kulüpler Birliği olarak Türk futbolunun marka değerini
arttıracak projeler üzerine çalışmaktayız. Türkiye`nin en değerli
şirketlerinden olan Petrol Ofisi ile Süper Lig kulüplerinin ve oyuncularının
isim kullanım haklarını içeren bu sözleşme neticesinde Sosyal Lig oyununu
hayata geçirdik. Futbolun paydaşları olarak kulüplerimize yeni gelir kalemleri
kazandırmak için çalışıyoruz. Sosyal Lig bu projelerimizden yalnızca biri.
Petrol Ofisi ile yaptığımız bu iş birlikteliği sonucu; Kulüpler Birliğimiz
gelir elde ederken Süper Lig takımlarının taraftarlarıyla etkileşiminin
artacağına inanıyoruz. Vakıf olarak, futbolu konuşturacak, taraftarların
takımlarına aidiyetlerini artıracakları başka projeler üzerinde de
çalışmaktayız” dedi.
Petrol Ofisi’nin 79 yıl önce
kurulduğu günden bu yana Türkiye’ye yaptığı katkılara vurgu yapan Petrol Ofisi
CEO’su Selim Şiper de, “Bu topraklarda doğmuş, Türkiye’nin en büyük 3’üncü
şirketi, milli bir değeri, sektör lideri olarak Petrol Ofisi, sorumluluklarının
bilincinde bir şirkettir. Aynı duygu ile Türkiye’nin geleceğine farklı
alanlarda da katkı sağlamaya devam ediyoruz. Türk sporuna, futboluna ve öz
kaynak sisteminde gerçekleştirdiğimiz ‘yol arkadaşlığı’ ve iş birlikleri ile bu
alanda da geliştirici adımlar atmaya özen gösteriyoruz. Attığımız bu adımlardan
biri de, Türkiye’nin kitlesel anlamda ilk ve en büyük fantezi futbol oyunu
Petrol Ofisi Sosyal Lig oldu. Sporseverlerin futbol bilgisini, heyecan ve
eğlence ile birleştiren, ödüllendiren Sosyal Lig, gördüğü yoğun ilgi ile bugün
1.8 milyonu aşkın kullanıcıya ulaştı. Süper Lig heyecanını farklı bir
platformda da sürdüren Petrol Ofisi Sosyal Lig, bugün başarısı ile bizleri
gururlandıran bir noktaya ulaştı ve her geçen gün daha da geliştiriyoruz.
Türkiye’nin en önemli değerlerinden biri olarak Sosyal Lig vesilesi ile Türk
futboluna farklı bir katkıda bulunmak bizler için ayrı bir önem ve anlam taşıyor.
Bu katkıyı sağlamamızda bize destek olan Kulüpler Birliği’ne de
teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.
Türkiye’de 27 il ve 181 ilçede abonelerine doğa
dostu, temiz ve ekonomik enerji kaynağı doğal gazı güvenle ulaştıran Aksa
Doğalgaz’ın şebeke uzunluğu, 2019 yılında gerçekleştirdiği yeni yatırımlarla
birlikte 30 bin km’yi aştı.
Türkiye’nin en büyük doğal gaz dağıtım şebekesini
inşa eden ve
güvenle işleten Aksa Doğalgaz, 2021 yılında şebeke uzunluğunu
42 bin km’ye ulaştırarak, dünyanın etrafında bir tam tur
atabilecek uzunlukta şebeke ağına ulaşmış olacak.
Türkiye’nin
dört bir yanında 27 il, 181 ilçe ve beldede kaliteli hizmet anlayışıyla
faaliyetlerini 2002 yılından bu yana sürdüren Aksa Doğalgaz, toplam doğal gaz
şebekesi uzunluğunu 30 bin km’ye ulaştırdı. Türkiye’nin en geniş coğrafyaya
hizmet veren doğal gaz dağıtım şirketi konumunda bulunan Aksa Doğalgaz, Türkiye
genelinde 3,2 milyonu aşan abonesine çevreci, konforlu ve ekonomik enerji
kaynağı doğal gaz ulaştırıyor.
2019 Yılında
540 Milyon TL Yatırım
Türkiye
genelinde 30 bin km şebeke uzunluğuna ulaşılmasıyla ilgili görüş bildiren Aksa
Doğalgaz Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan, “Türkiye’nin en geniş coğrafi
alana hizmet veren doğal gaz dağıtım şirketi olarak sorumluluğumuzun
farkındayız. 30 bin km’lik şebeke uzunluğuna ulaştık ve bu Türkiye’nin çevre
uzunluğunun üç katına denk geliyor. Ekonominin görece durağan olduğu dönemlerde
dahi lisans alanımız dahilinde yatırım yapmaya devam ediyor; daha fazla
insanımızın doğal gazla buluşması için ara vermeden çalışıyoruz. Türkiye’nin en
çok yatırım yapan özel doğal gaz dağıtım şirketi olarak, sadece 2019 yılında
yaptığımız 540 milyon TL yatırımla, toplam yatırım miktarımızı 5 milyar TL seviyesine
taşıdık. Her yıl dağıtım bölgelerimizdeki daha fazla ilçeyi ve binlerce
vatandaşımızı doğal gazla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.
Türkiye’nin
ulaştığı toplam doğal gaz şebeke uzunluğunun yüzde 20’sini oluşturan Aksa
Doğalgaz, Türkiye genelindeki yatırımlarına emin ve güçlü adımlarla devam
ediyor. Faaliyet gösterdiği bölgelerde, genişleme çalışmalarını hız kesmeden
sürdüren Aksa Doğalgaz, 2021 yıl sonuna kadar şebeke uzunluğunu 42 bin km’ye,
abone sayısını 4 milyona ve dağıttığı doğal gaz miktarını 10 milyar metreküpe
ulaştırarak 1,1 milyar TL Favök’e ulaşmayı öngörüyor. Böylece dünyanın
etrafında bir tam tur atabilecek uzunlukta şebeke ağına ulaşacak olan Aksa
Doğalgaz, önümüzdeki dönemlerdeki yatırımlarıyla lisans sahibi olduğu
bölgelerde herkesi doğal gaz konforuyla tanıştırmayı amaçlıyor.
Editörlüğünü Boğaziçi
Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sevil Acar ve
Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan’ın yaptıkları; yazarları
arasında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Begüm
Özkaynak’ın da yer aldığı ‘’Handbook of Green Economics’’ (Yeşil Ekonomi El
Kitabı), kısa süre önce Academic Press (Elsevier) yayınları arasından çıktı.
Acar ve Özkaynak’ın
yanı sıra aralarında İzzet Arı (ODTÜ), Rohit Azad (Nehru University-
Hindistan), Osman Balaban (ODTÜ), Shouvik Chakraborty (University of Massachusetts-Amherst,
ABD), Cristian Ducoing (Lund University- İsveç), Magnus Lindmark (Umea
University- İsveç), Mark Swilling Stellenbosch University-Güney Afrika), Burcu
Ünüvar (TSKB), Erinç Yeldan (Bilkent Üniversitesi) ve Rıza Fikret Yıkmaz’ın
(ODTÜ) bulunduğu; Türkiye ve dünyadan araştırmacılar ve akademisyenler de
kitaba yazılarıyla katkı sundu.
‘’Handbook of Green Economics’’,sürdürülebilirlik
ve büyüme konularına çok boyutlu, derin analizlerle yaklaşan ve aynı zamanda yeşil büyüme, düşük karbon ekonomisi,
döngüsel ekonomi gibi kavramları büyüme- büyümeme, sürdürülebilirlik
eksenlerinde tartışmaya açan; bu alanda çalışmalar yapan araştırmacıların
ilgisini çekecek bir başucu kitabı.
Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği
Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sevil Acar günümüzde yaşadığımız birçok ekonomik problemin
artık çevre kalitesi ve doğal kaynak kullanımıyla ilişkili olduğunu belirterek
ekonomik büyümenin doğal kaynaklar üzerinde yarattığı olumsuz etkilere dikkat
çekti. Acar kitabı hazırlarken yola çıkış eksenlerini şöyle anlattı: ‘’Dünyada
bir dönüşüme ihtiyaç olduğu belli ve farklı farklı kesimler buna düşük karbonlu
büyüme, yeşil büyüme, yeşil ekonomi, sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir
büyüme gibi isimler veriyor. Biz kitabı hazırlarken, ‘’Daha ortaklaşmış bir
tanım olarak önümüzde ne var?” diye baktık. Birleşmiş Milletler Çevre
Programı’nın (UNEP) şöyle bir yeşil ekonomi tanımı var:“Refahı ve sosyal eşitliği artırırken
aynı zamanda çevresel riskleri ve ekolojik kıtlıkları hesaba katan ve bunları
da azaltan bir ekonomi olması’’. Bu tanım kapsamında UNEP’in özellikle bir
büyüme karşıtlığı ya da taraftarlığı yok. Burada büyümeye vurgu yapmıyor ama
arka plana baktığınızda yeşil büyümeden çokça bahsediyor.“Ekonomik refahı artırmanın yollarını
ararken diğer iki kısıtı da göz önünde bulundurmalıyız” diyor. Biz bu tanımı kendimize baz kabul ettik. Bu kitabın özellikle
bir büyüme karşıtlığı ya da savunuculuğu yok ama şu bir gerçek ki; mevcut
sistemde büyüme sürdürülemez hale geldi ve beraberinde getirdiği çevresel
sorunlar, işsizlik, eşitsizlik, toplumsal kutuplaşmalar, gelir adaletsizlikleri
gibi sosyal sorunlar açısından da neredeyse son noktaya geldik’’.
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim
üyesi Prof. Dr. Begüm Özkaynak ise, kitaba
ilişkin değerlendirmesinde şu değerlendirmeyi yaptı: ‘’Bugünkü
yaşam tarzlarının gerektirdiği kaynak miktarının yerkürenin kendini yenileme kapasitesinin
çok üzerinde seyrettiği, özellikle iklim kriziyle daha iyi anlaşıldı. Ama
sadece iklim krizi değil, biyoçeşitlilik kayıpları ya da okyanusların hızlı asidifikasyonu
da dünyamızın artık hastalandığını gösteriyor. Kitabımızda dünyanın tekrar insanoğlu
açısından güvenli bir ekosisteme kavuşması için sosyo-ekonomik sistemin ne tür
bir dönüşüm geçirmesi gerektiği tartışılıyor. Neden dönüşüm olması gerektiğini
biliyoruz, ama dönüşüm nasıl olacak sorusu çok cevaplanabilmiş bir soru değil. Hali
hazırda kullandığımız teknolojilerin ve yenilerinin bilmediğimiz yönleri; olası
sağlık ve çevre etkileri var. Dolayısıyla bu geçişte sadece teknolojik bir
dönüşümden medet ummak söz konusu değil, toplumun hassasiyetlerine ve toplumsal
hareketlere kulak vermek gerekiyor. Bu bakımdan dönüşüm, aynı zamanda adil de olmalı.
Bugün kaynakların %80’i dünyanın %20’si tarafından kullanılıyor, gelirlerin
çoğu en zengin %1’e gidiyor. Zaten kaynaklara erişimde son derece adaletsiz bir
dünya var. ‘’Bu dönüşüm toplumun
genelini ve yoksul çoğunluğu nasıl etkileyecek?’’ sorusu bu bakımdan büyük önem taşıyor’’.
Yeşil ekonomi
bağlamında Türkiye’yi değerlendiren uzmanlar ayrıca şu tespitlerde bulundu:
Net uyarlanmış tasarruflar açısından
Türkiye’de 2000’lerin başlarından itibaren inanılmaz bir enerji (ağırlıklı
kömür) ve maden sektörlerinde yatırım atılımı söz konusu. Kömür ve maden yenilenemeyen
kaynaklar. Bu nedenle söz konusu kaynakların fazla çıkarılması, Türkiye’nin net
uyarlanmış tasarruflarını sıfıra yaklaştırıyor. 2001 ve 2008 krizlerini takip
eden dönemde ise ekonomi yavaşladığı için kaynak kullanımı azalıyor ve
dolayısıyla bu, net uyarlanmış tasarruflara olumlu olarak yansıyor. Ama bu tür
tasarrufta iyiye gitmesi için Türkiye’nin kriz yaşamasını beklememek gerekir.
Yenilenebilir enerji dönüşümü
Türkiye’de başladı ve devam ediyor. Rüzgâr ve güneş gibi alanlarda yatırım
ivmelenmesi görüyoruz ama politika arka planı kendi içinde çok tutarlı değil,
zira aynı anda kömürlü santrallere yatırımlar ve teşvikler de devam ediyor. Enerji
girdisinin daha sürdürülebilir yollardan tedarikini teşvik etme yönünde Türkiye’nin
eksikleri var. En azından bu yolda vazgeçebileceği çeşitli fosil yakıt
teşvikleri var.
Türkiye enerji yoğun ancak verimsiz
bir ülke ekonomisi profili çiziyor. Bir birim Gayrı Safi Milli Hasıla üretmek
için saldığımız karbon emisyonu çok yüksek seviyelerde. Kişi başı oranlar hızla
AB’deki kişi başı ortalamalara yaklaşıyor; yıllık 4 tondan (1990) 6 tona (2017)
yükselmiş durumda. Türkiye hem kömür hem yenilenebilir olsun diyerek kısa
dönemli çıkarlardan; yatırımlarından vazgeçmeyerek fırsatları kaçırıyor.
ADM ve GDZ Elektrik Dağıtım, iş güvenliği alanında önemli bir inovatif çalışmaya imza atarak geliştirdiği ‘Akıllı Bileklik’ ile 4. Enerjide Ar-Ge Çalıştayı’nda İş Sağlığı ve Güvenliği kategorisinde ödül aldı.
Geliştirdiği projelerle sektöre değer katmayı ve teknolojiyi hizmet verdiği alanlara taşımayı hedefleyen ADM ve GDZ Elektrik Dağıtım, EPDK koordinatörlüğünde, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) iş birliğiyle bu yıl 4.’sü düzenlenen Enerjide Ar-Ge Çalıştayı’nda, ‘Akıllı Bileklik’ projesiyle ‘Ar-Ge Başarı Ödülü’nün sahibi oldu.
Ödülleri EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz verdi. İş güvenliğini iyileştirmek İçin akıllı giyilebilir teknolojilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürdüren ADM ve GDZ Elektrik Dağıtım, bu alanda gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmalarıyla elektrik dağıtım sektöründe olası iş kazalarının önüne geçmeyi hedefliyor.
İş güvenliği alanında sektörde bir ilk; ‘Akıllı Bileklik’
Çalışanların üzerinde taşıyacağı akıllı bileklikler, arızaya müdahale sırasında oluşabilecek risklere karşı çalışanları koruyor. Çalışanlar, yüksek gerilimli ekipmanların bulunduğu mekânlarda dedektör görevi yapan bileklikler ile görsel ve titreşim yolla uyarılacak. Ar-Ge’si ADM ve GDZ Elektrik Dağıtım’a ait olan bu tasarım sektörde bir ilk olarak iş güvenliği alanında bir örnek de teşkil edecek.
Bayramoğlu, “Çalışmalarımızın odağında insan ve toplum var”
ADM Elektrik Dağıtım Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, “Şirket olarak uygulamalarımızdaki temel yaklaşımımız insana ve topluma değer katmaktır. Tüm çalışmalarımızın odağında insan var. En değerli varlığımız insan en büyük sermayemiz yine insan. İnsan için çalışıyoruz ve insan ile çalışıyoruz. Bu nedenle projemiz içerik olarak görece küçük ancak sektörümüz ve insanımız için etkisi ve sonuçları bakımından büyük bir yenilik. Proje can güvenliğini korumaya yönelik yaklaşımımızın bir çıktısıdır. Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da sorumluluğumuzun bilinci ile hareket edecek ve AR- GE çalışmalarına ağırlık vereceğiz” dedi.
Yüksel, “İş güvenliği ve inovasyonu odağımıza alıyor; akıllı bileklik ile riskleri en aza indiriyoruz”
GDZ Elektrik Dağıtım Genel Müdürü Uğur Yüksel ise tören sonrasında Ar-Ge projelerinin ve projelere desteğin önemini vurgulayarak “Bütün faaliyetlerimizde odağımıza aldığımız insana değer ve inovasyon kavramlarını bir araya getirdiğimiz yeni projemiz ‘Akıllı Bileklik’ ile bu ödülü almaktan gurur duyuyoruz. Çalışanlarımızın rahatça ve sürekli üzerinde taşıyacağı, akıllı bileklik ile elektrik dağıtım sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda çıtayı yükseltmiş oluyoruz. Bu alanda yapılacak bütün çalışmalar; her türlü riskin önlenmesini sağlayacaktır. Elektrik dağıtım hizmetinin kesintisiz biçimde yapılması için çalışanlarımız sahada 7/24 hizmet veriyor. İşlemlerini çok defa canlı olarak tabir ettiğimiz enerjili ekipmanların bulunduğu aynı ortamda gerçekleştiriyorlar. Proje kapsamında tasarlanan bileklik, enerjili ekipmanlara kişi güvenliğini tehlikeye atacak şekilde yaklaşıldığında titreşim ile ve sesli olarak çalışanı uyaracak. Hayata geçirdiğimiz ‘Akıllı Bileklik’ projesiyle iş kazalarının önemli ölçüde önüne geçeceğiz. Projede emeği geçen herkese teşekkür ederim.” dedi.
Türkiye’de
yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen önem her geçen gün artıyor. Güneş
enerjisi açısından dünyanın en avantajlı bölgelerinden birinde yer alan
ülkemizde birbiri ardına gerçekleşen projelerle, Türkiye bu sınırsız enerji
kaynağından daha fazla yararlanıyor. Bu projelerden biri de geçtiğimiz günlerde
açılarak devreye girdi. Teknoloji devi panasonic
– girişim elektrik imzası taşıyan, panasonic
ürünlerinin kullanıldığı ve Türkiye’de havalimanı öz tüketiminin yarısına yakınını karşılayan ilk projelerden biri
olan Erzincan havalimanı güneş
enerjisinden elektrik üretim tesisi (ges) enerji
üretimine başladı.
Güneş enerjisi
alanında dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok önemli projeye imza atan teknoloji
devi Panasonic, Türkiye’de önemli
bir projeyi daha hayata taşıdı. En verimli güneş paneli olarak bilinen hıt
güneş enerjisi teknolojisinin mucidi olan kuruluşun, girişim elektrik iş birliğinde gerçekleştirdiği Erzincan havalimanı güneş
enerjisinden elektrik üretim tesisi (ges) açıldı.Yatırımı anahtar teslim olarak
yapan girişim elektrik tarafından verilen bilgilere göre; tesis yılda 2.09
mwh elektrik üretimi ile Erzincan havalimanı’nda tüketilen elektrik enerjisinin yarıya yakınını karşılayacak ve ihtiyaç fazlasını
şebekeye geri kazandıracak. Proje için 3.779 adet 325 w panel yerleştirilerek 6.310 m2 panel
alanında 2.09 mwp güce ulaşıldı.Panasonic hıt ürününün kullanıldığı proje 7 ayda tamamlandı.
Girişim elektrik, proje için inverter ve optimizer teknolojisinin
desteklediği panel bazlı izleme sistemi de tesis edip, scada sistemiyle enerji
üretilebilirliği yüksek seviyelerde tutarak projenin son haline gelmesini
sağladı.
Bugün dünyamızın en önemli
sorunlarından biri enerjiye duyulan ihtiyaç… şu anda bu ihtiyacı karşılamak
için büyük bir oranda fosil kaynaklar kullanılıyor. Yoğun olarak kullanılan
fosil kaynaklı yakıtların çevreye olan zararları da artık herkesçe biliniyor. Temiz
enerji üretmek adına yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek gerekiyor. Türkiye,
güneş potansiyeli açısından günde ortalama 7,2 saat, yılda ise 2 bin 650 saat
güneşlenme süresine sahip durumda. Bu değerin verimlilik açısından çok iyi
olduğu ifade ediliyor. Panasonic,
bugün en verimli güneş panellerinden biri olarak bilinen hıt güneş enerjisi
teknolojisini kullanarak Türkiye’de birçok önemli proje gerçekleştirmiş
bulunuyor. Erzincan havalimanı güneş
enerjisinden elektrik üretim tesisi de bunlardan biri. Projede kullanılan
ürünün, panel verimi %19,4 ve dünya rekoru sıcaklık katsayısı da -0,258%/c değerine
sahip. Panasonic, gerçekleştirdiği
projelere 15 yıl ürün garantisi ve 25 yıl da performans garantisi veriyor. Ürünler,
25. yılın sonunda %86,2 performans değeri ile çalışmaya devam ediyor.
Teknolojisi, uzman kadrosu ve üstün hizmet standartlarıyla sektörün lider markası Hareket Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği, birçok sektörde olduğu gibi rüzgar enerjisi santrali projelerinde de iddiasını ortaya koyuyor. Bugüne kadar beş farklı ülkede 126 farklı sahadaki projede nakliye, vinç ile montaj ve mekanik elektrik kurulum hizmeti veren Hareket, yüz binlerce hanenin aydınlanmasına destek oluyor.
60 yılı aşkın bir süredir ağır kaldırma ve taşımacılık hizmetleri sunan, sektörün uzman şirketi Hareket, deneyimli kadrosu ve teknolojik altyapısıyla Türkiye’nin enerjisine katkıda bulunacak rüzgâr enerjisi santrali (RES) projelerine damgasını vurmaya devam ediyor. Hareket, Türkiye’nin yanı sıra Romanya, Pakistan, Gürcistan, Azerbaycan ve Ukrayna olmak üzere beş farklı ülkede 126 farklı sahadaki 1.331 adet türbinin kurulumda nakliye, vinç ile montaj ve mekanik elektrik kurulum hizmetleriyle yer aldı. Hareket, yer aldığı RES projelerinde üretilen 3.551 MWh’lik elektrik enerjisiyle 2.367.600 hanenin elektrik enerjisinin karşılanmasına, dolayısıyla 4 milyon 9 bin 645 ton CO2 emisyonu salınımının önüne geçilmesine de destek oluyor.
Bugüne kadar toplamda 3.551 MWh’lık kurulum gerçekleştiren Hareket, Türkiye’de dikilen türbinlerin yaklaşık yüzde 42’ında nakliye, vinç ile montaj ve/veya mekanik elektrik kurulum hizmeti sağladı. Türkiye’nin %100 yerli ilk montaj ekibi olan Hareket, bu türbinlerde toplam 2 milyon 130 bin metre kablo kullanırken, 706 bin 450 adet cıvata sıktı.
Hareket Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği Hakkında:
Temelleri 1957 yılında atılan Hareket Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği, sektöre tahmil tahliye ve deniz taşımacılığı alanlarıyla giriş yaptı. 1974’te vinç kiralamayı da hizmetlerine ekleyen Hareket, hızlı büyümesini sürdürerek sektörün lider şirketleri arasına adını yazdırdı. Alanında uzman ve tecrübeli ekibi, kreatif ve yenilikçi mühendislik çözümleriyle Hareket, bugün proje taşımacılığı, ağır ve standart dışı yük taşımacılığı, vinç ve platform kiralama, ağır kaldırma, indirme ve montaj faaliyetlerini uluslararası standartlara uygun olarak ve son teknolojiye uygun ekipmanlarla gerçekleştiriyor. “Küresel arenada, yük mühendisliği çözümleri ile sınırsız hareket özgürlüğü sunma” vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Hareket, Türkiye’nin yanı sıra Türkmenistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Kazakistan, Özbekistan, Gürcistan, Romanya ve Azerbaycan gibi 20’yi aşkın ülkede; nükleer enerji, petrokimya, petrol-gaz ve yenilenebilir enerji sektörü ile tesis taşıma, açık deniz işlerinde ve inşaat-altyapı alanlarında gerçekleştirilen birçok önemli projede yer alıyor. Hareket, Türkiye’de İstanbul, İzmir, Ankara ve Mersin’de bulunan ofisleri, yurtdışında ise Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan ve İspanya ve Ukrayna’daki ofislerinin yanı sıra Azerbaycan, Cezayir ve Güney Kore’de bulunan acenteleri vasıtasıyla çalışmalarını sürdürüyor.
Shell & Turcas, karayolu
taşımacılığında yine bir ilke imza atarak Türkiye’nin ilk sıvılaştırılmış doğal
gaz (LNG) istasyonunu İstanbul-Ankara Otoyol’unda açtı. Bu yatırımla Türkiye,
Shell’in Avrupa’da LNG’li istasyon kurduğu 4. ülke oldu. Lojistik sektörünü
geleceğin çevreci ve ekonomik yakıtı ile tanıştıran Shell & Turcas, Türkiye’deki
karayolu taşıtlarında LNG talebinin gelişmesine öncülük ederek, LNG istasyon
ağını 2020 yılından itibaren açacağı yeni istasyonları ile genişletmeyi
planlıyor.
SHELL
& TURCAS, karayolu taşımacılığında alternatif yakıt olarak kamyonlarda
sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kullanımına ilişkin Türkiye’de yeni bir dönem
başlattı. Shell & Turcas, uluslararası taşımacılık trafiğinin yoğun olarak
gerçekleştiği İstanbul-Ankara Otoyolu üzerinde bulunan Sapanca Otoyol Hizmet
Tesisindeki istasyonun bulunduğu alanda Türkiye’nin ilk LNG istasyonunu açtı.
Türkiye’nin ilk LNG istasyonunun açılışı 10 Ocak 2020 tarihinde gerçekleşti. Açılışa Kocaeli Vali Yardımcısı Dursun Balaban, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tehlikeli Madde ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Cem Murat Yıldırım,Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, Shell & Turcas CEO’su Felix Faber, Doğuş Otomotiv CEO’su Ali Bilaloğlu ve IVECO Türkiye Genel Müdürü Hakkı Işınak katıldı.
Yaklaşık
50 yıllık tecrübesi ile LNG sektöründe lider olan Shell, maliyet avantajı sunan
ve daha temiz bir yakıt olan LNG’nin, denizcilik ve karayolu taşımacılığı
sektöründe kullanımını arttırmaya yönelik önemli atılımlar gerçekleştiriyor.
Şirket, yeni yakıtlara yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetlerine küresel
çapta her yıl 1 milyar dolar yatırım yapıyor. Genç, dinamik nüfusu ve büyüyen
ekonomisiyle Türkiye, Shell için öncelikli ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye, Shell’in LNG istasyonu açtığı Avrupa’daki 4. Sapanca istasyonu da
Avrupa’da Shell’in 14. LNG istasyonu oldu.
Shell, Avrupa’da 2020 sonuna kadar 3 ülkede daha LNG istasyonu açmayı ve
toplam sayısını 30 istasyona ulaştırmayı hedefliyor.
Türkiye’nin ilk LNG istasyonu açılışında konuşan Kocaeli Vali Yardımcısı Dursun Balaban şunları söyledi: “Kocaeli, 14 Organize Sanayi Bölgesi ve 35 limanı bulunan bir sanayi kenti. İlimizde LNG yakıtının kullanımı yönünde adım atılması bizi son derece mutlu etti. Ülkemiz için alternatif enerji kaynaklarının artması çok önemlidir. LNG’yi yavaş yavaş kullanıma sundukça, tüketimi ve kullananları da artacaktır. Şu aşamada alternatif enerji kaynağı olarak görülen LNG’nin, ileride ana yakıt olarak kullanılması olası. Sanayi kenti Kocaeli’nin LNG istasyonu ile bir ilki yaşaması bizlere gurur verdi. Bu yatırımı için Shell & Turcas ailesine teşekkür ederiz. “
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tehlikeli
Madde ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Cem Murat Yıldırım açılış
töreninde yaptığı konuşmada; ‘’Bugün ülkemiz için büyük bir gün. Türkiye yeni
bir yakıt türü ile tanıştı. Türkiye’de ilk LNG istasyonunu açan Shell &
Turcas’a teşekkür ederiz. Shell’den isteğimiz, lojistik sektörünü destekleyecek
şekilde LNG dolum istasyon sayılarını arttırması. Bu sayede çok daha kısa
zamanda yollarda LNG yakıtı kullanan kamyon sayısının çoğaldığını
görebileceğiz. Aynı zamanda temennimiz, LNG’nin yolcu taşımacılığında da
kullanılması. Biz kamu olarak alternatif yakıt yatırımlarının çoğalması
konusunda elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz’’ dedi.
Ahmet
Erdem: LNG yakıtını Türkiye’de lojistik sektörünün kullanımına sunuyoruz
Shell
Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, LNG istasyonunun açılış töreninde yaptığı
konuşmada, şunları söyledi: “Ülkemizde ve dünyada enerjiye talep artıyor. Bu
talebin, daha fazla ve daha temiz alternatif enerji kaynaklarını kullanmaya
ihtiyacı var. Bu çerçevede LNG, artık birçok ülkede lojistik sektörü için bir
alternatif yakıt olmaya başladı. Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanlığımızın
yayınladığı Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planına ve Ulaştırma ve Altyapı
Bakanlığımızın yayınladığı Ulaşımda Enerji Verimliliğinin Artırılmasına ilişkin
yönetmelikte de görüldüğü üzere ülkemizde daha ekonomik ve çevreci alternatif
yakıtların kullanımı teşvik ediliyor. Ülkemizi bu anlamda yeniliklere
hazırlayan tüm kamu ve özel sektör kuruluşlarına teşekkür ederiz. İthalat maliyeti
motorine göre daha düşük olan LNG, karayolu taşımacılığında kullanıldığında
cari açığa olumlu etki edecek. LNG kullanımı yakıt maliyetinde yüzde 25’e kadar
tasarruf sağlanacağını öngörmekteyiz. LNG ayrıca daha temiz yanan bir enerji
kaynağıdır, karbon emisyonu yüzde 22’lere varan oranda daha azdır. Bugün 97 yıldır sektörde bir çok yenilikte
olduğu gibi bir ilke daha imza atarak, LNG’yi Türkiye lojistik sektörünün
kullanımına sunmaktan mutluyuz.”
Felix
Faber: Shell & Turcas LNG istasyon ağını büyüteceğiz
Lojistik
sektörünü geleceğin ekonomik ve çevreci yakıtları ile tanıştırarak, Türkiye’de bir
ilki daha gerçekleştirerek Shell’in ilk LNG istasyonunu açtığına dikkat çeken Shell
& Turcas CEO’su Felix Faber de şunları söyledi: “Türkiye’nin
ihracatının belkemiği olan lojistik sektörü, dünyada önemli bir yere sahip. Türkiye’yi
LNG istasyon yatırımları için öncelikli ve potansiyeli yüksek bir ülke olarak
değerlendiriyoruz. Lojistik sektörünün uluslararası piyasalarda rekabetçi
konumunu devam ettirebilmesi için geleceğin yakıtı olan LNG’yi Türkiye’de
müşterilerimize sunuyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin ve Shell & Turcas’ın ilk
LNG istasyonunu sanayinin yoğun olduğu Sapanca’da kurduk. Türkiye’de bu alanda
gelişecek talebe de bağlı olarak LNG istasyon ağımızı önümüzdeki yıllarda
genişletmeyi hedefliyoruz. Shell’in araç üreticisi firmalarla dünyada veya ülke
bazında yaptığı iş ortaklıklarının güzel bir sonucu olarak, IVECO ve Scania ile
birlikte fabrika üretim LNG kamyonlarını ilk defa Türkiye’ye getirdik. Türkiye’de
filosuna ilk LNG kamyonlarını katan Acapet Taşımacılık‘a, Havi Lojistik’e ve bu
projede bizimle çalışan tüm iş ortaklarımıza iş birliği yaptıkları için
teşekkür ediyoruz.”
Ali
Bilaloğlu: Türkiye kamyon parkının yüzde 10’u LNG kullanacak
Karbon
ayak izi kavramının her geçen gün önem kazandığını ve alternatif yakıtlı
araçlara olan talebin hızla artacağını ön gördüklerini belirten Doğuş
Otomotiv CEO Ali Bilaloğlu şunları
söyledi:“Yakın zamanda ülkemizdeki kamyon parkında
LNG’li araç oranının yüzde 10’lara çıkmasını bekliyoruz. SCANIA markası olarak
CNG ve LNG yakıt kullanan araçlarımızla gerek şehri içi gerek şehirlerarası
taşımacılıkta müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayan çözümler sunuyoruz.
LNG’nin önemli avantajlarından bir tanesi de yakıt tasarrufunun yanı sıra
çevreci olması. Dizel yakıtlı motora göre daha sessiz olan LNG’li motor,
karbondioksit salınımını da yaklaşık yüzde 10 azaltıyor. Parçacık emisyonları
neredeyse tamamen ortadan kalkarken, azot oksit emisyonları da üçte bir
oranında azalıyor. Sürdürülebilir taşımacılık dünyasının lideri olma
hedefimizde Shell gibi enerji firmalarının bu tip yatırımlarının çok önemli
olduğunu düşünüyoruz. Diğer yakıt türlerine göre rekabetçi bir hale gelen
alternatif yakıtlı araçlar ile hem karlı hem de çevreci bir tercih yapan
firmalarımızın çoğalmasını ve bu tip yatırımların önünün açılmasını temenni
ediyoruz.”
Hakkı Işınak: LNG’li kamyonlar çok daha uzun menzile
sahip
LNG’Lİ
kamyonların çift depo dolu yakıt ile 1600 km’ye varan menzile sahip olduğunu
belirten IVECO Türkiye Genel Müdürü
Hakkı Işınak şöyle devam etti: ”CNG’li ve LNG’li kamyonlar PM salınımında
%99 ve NO2 salınımında %90 azalmayla yollardaki ve kentsel bölgelerdeki hava
kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı oluyor, en önemli katkısı çevreye. Doğal
gazlı motorlarımız, uzun mesafeli uluslararası taşımacılık için özel olarak
geliştirildi, geliştirilmiş yanma süreci uzun mesafeli görevlerde en iyi
yakıt verimliliğini sunuyor. Bu motorlar egzoz emisyon işlemi, rejenerasyon
veya add blue gerektirmeyen kompakt ve hafif 3 yönlü katalizöre dayanır. Doğal
gazla çalışan motorlarımız dizele göre daha düşük kompresyon oranıyla çalıştığı
için son derece sessiz çalışırlar ve düşük titreşim avantajı da sunarlar.”
İbrahim
Aytekin: Filolarımızı sektördeki yeni teknolojilere adapte ediyoruz
Türkiye’de
ilk LNG filo yatırımını gerçekleştiren Acapet Taşımacılık Şirket Müdürü
İbrahim Aytekin, açılışta yaptığı konuşmada, şunları söyledi: “Türkiye
olarak petrol ve türevlerindeki dışa bağımlılığımız hepimizin bildiği bir konu.
LNG, dizel yakıta göre uygun maliyetli olmasının yanı sıra çevreci bir yakıt. LNG’nin
her türlü taşımacılığın yanı sıra diğer sektörlerde de sistem içine alınması
gerektiğine inanıyoruz. Türkiye olarak alternatif yakıtların kullanılması
yönünde altyapımızı oluşturup süratle sistemlerimiz içine bu yakıtı adapte
etmemiz gerekiyor. Biz de gelecek nesillere tedarik alanında öncü bir şirket
olduğumuzu aktarabilmek için Shell’in bu projede çözüm ortağı olduk. Birlikte
çalıştık, fikri olgunlaştırdık, şimdi de sayısal sonuçlara ulaşmak için
uygulama zamanı geldi. Taşımacılıkta LNG kullanımının kayda değer sonuçlarını
çok yakında sektörün bileşenleri ile paylaşmayı hedefliyoruz.”
2019
yılının sonunda Avrupa’da 250 olan LNG istasyon sayısının hızla artması, 12.000’in
üzerinde olan LNG ile çalışan kamyon sayısının da 2030 yılında 300.000’e ulaşması
bekleniyor. Türkiye’deki kamyon parkının yüzde 10’luk kısmının da 10 yıl içinde
LNG kullanmaya başlayacağı tahmin ediliyor.
Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yayımlamış olduğu Enerji Verimliliği Eylem
Planı, daha ekonomik ve çevreci alternatif yakıtların lojistik sektöründe
kullanımını teşvik ediyor. Türkiye’de LNG, ilk olarak EPDK tarafından 2017
yılında karayolundaki taşıtlarda yakıt olarak kullanılmasının önü açıldı, 2019’da
ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yayınladığı yönetmelik ile alternatif
yakıtlar tanımına girdi.
Sıvılaştırılmış
doğal gaz (LNG) nedir?
LNG
atmosfer basıncında doğal gazın -162°C’a kadar soğutularak renksiz formda sıvı
faza geçmiş halidir. Soğutma işleminden geçirilen doğal gaz, sıvılaştırma
sonucunda 600 kat küçülerek, taşıma ve depolama süreçleri için çok daha kolay
ve güvenli hale getirilir. Doğal gazın stoklanması ve de ulusal boru hatlarının
ulaşmadığı noktalara taşınabilmesi için ideal olan LNG, boru hattında dağıtıma girmeden
önce veya nihai kullanım prosesi öncesinde gaz haline dönüştürülür. LNG, ısı
veya elektrik üretmek için evler, iş yerleri ve endüstriyel alanlarda
kullanıldığı gibi başta gemi, tren ve kamyonlar olmak üzere ulaşım sektöründe
de düşük maliyetli ve çevreci bir alternatif yakıt olarak kullanılmaktadır.
Yıl içinde itibarını en çok artıran marka ve paydaşlarının
belirlendiği The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri, 9 Ocak Perşembe
gecesi düzenlenen törenle sahiplerini buldu. 50’yi aşkın kategorinin
değerlendirildiği The ONE Awards’ta SOCAR Türkiye, enerji alanında ‘Yılın
İtibarlısı Ödülü’ne layık görüldü.
Enerji alanında dev projeleri hayata geçiren, Türkiye’nin en
büyük doğrudan dış yatırımcısı SOCAR Türkiye, The ONE Awards’ta ‘Yılın
İtibarlısı Ödülü’nü aldı. Marketing Türkiye’nin Akademetre Research &
Strategic Planning Company ile gerçekleştirdiği araştırmada, enerji
kategorisinde birinciliğe layık görülen SOCAR Türkiye’nin ödülünü şirket adına,
Dış İletişim Grup Koordinatörü Özlem Kaya ve Pazarlama İletişimi Grup
Koordinatörü Zara İbrahimzade aldı.
TOPLUM NEZDİNDE İTİBAR GÖRMEK ÇOK DEĞERLİ BİR ÖDÜL
The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri töreninin
6’ncısı, geniş bir katılımla 9 Ocak Perşembe gecesi Raffles İstanbul’da
gerçekleştirildi. ‘Yılın İtibarlısı’ ödülünün kendileri için büyük gurur kaynağı
olduğunu dile getiren SOCAR Türkiye Kurumsal İletişim Başkanı Murat LeCompte,
“Enerji zorlu ve büyük ölçekli yatırımları gerektiren bir alan. Bugüne kadar
Türkiye’ye yaptığımız yatırımların toplamı 16 milyar dolara ulaştı; tüm
projelerimiz tamamlandığında bu rakam da 19,5 milyar dolar olacak. Türkiye’de
ana yatırımlarını petrokimya, rafinaj, doğalgaz ticaret ve dağıtımında
yoğunlaştıran SOCAR Türkiye olarak, toplum nezdinde de ‘itibar’ görmek bizim
için çok değerli bir ödül. Bizi ‘Yılın İtibarlısı’ seçen herkese ve şirketimizi
buraya taşıyan tüm çalışma arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
50’YE AŞKIN KATEGORİDE DEĞERLENDİRME YAPILIYOR
Yıl içinde itibarını en çok artıran marka ve paydaşlarının
ödüllendirildiği The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri çerçevesinde
50’yi aşkın kategoride değerlendirme yapılıyor. ‘İtibar ve Marka Değer
Performansı Ölçümü’ kapsamında toplam 12 ilde 1.200 kişi ile yüz yüze
görüşmeler gerçekleştiriliyor. Bu araştırma sonrasında da sektörlerinde yıl
içinde itibarını en çok artıran şirketlere törenle ödülleri veriliyor.
PAGEV’in “Plastiğin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok” sloganıyla hayata geçirdiği geri dönüşüm farkındalık kampanyası ses getirmeye devam ediyor. Yayınlandığı ilk günden itibaren 7’den 70’e tüm kesimlerden olumlu tepkiler alan kampanya, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)’nin geleneksel “Yılbaşı Buluşması” etkinliği kapsamında düzenlenen gecede ödüle layık görüldü.
PAGEV’in plastiklerle ilgili yanlış algıyı yıkmak için hayata geçirdiği “Plastiğin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok” kampanya filmi konuşulmaya devam ediyor. 3 Aralık’ta start alan kampanya bir aydan kısa zamanda yaratmak istediği etkiyi yakalayacağının sinyallerini veriyor. Akademisyen, iş insanı, ev kadını, öğrenci gibi çok geniş bir tabanı pozitif etkileyen kampanya ile ilgili olumlu geri dönüşler alınıyor.
Uzun vadede etki alanını çok daha fazla artırması beklenen kampanyaya ilk ödül ise Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından “Yılbaşı Buluşması” etkinliği kapsamında İstanbul Dış Ticaret Kompleksi’nde medya ve iş dünyasını bir araya getiren gecede verildi. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ödülü Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü ve Köşe Yazarı Vahap Munyar’ın elinden aldı.
Kampanya filmi ile ilgili çok sayıda olumlu geri dönüş aldıklarını belirten PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi: “Bu kampanyamızla herkesi geri dönüşüm zincirinin bir parçası olmaya davet ediyoruz. Kampanyamızın ilk yansımaları fayda için hayatımıza giren plastiklere karşı oluşan olumsuz ön yargının da kırılacağını gösteriyor. Zaman geçtikçe etki alanının çok daha genişleyeceğine ve pozitif sonuçlarını kısa sürede göreceğimize inanıyoruz. EGD’ye geri dönüşüm farkındalığı ile ilgili çabamızı bu anlamlı ödül ile taçlandırdığı için çok teşekkür ediyoruz.”
Ticari araç endüstrisindeki dünya liderleri, en son otomotiv
konseptlerini, teknolojilerini, geleceği ürün tasarımı ve verimliliğini
sergilemek için Bulgaristan’ın Plovdiv şehrinde bir araya gelecekler.
Plovdiv şehri, Bulgaristan’daki en büyük TRUCK EXPO 2020
kamyon ticaret fuarının bir parçası olarak yeni nesil endüstriyel araçlara ev
sahipliği yapacak ve dördüncü kez düzenlenen fuar 11 Haziran – 13 Haziran
tarihleri arasında yapılacak.
Profesyonel izleyicileri, ağır makine ailelerini ve hayranlarını
bekleyen CITROEN, DAF, FORD TRUCKS, ISUZU, IVECO, MAN, MERCEDES-BENZ, OTOKAR,
RENAULT NISSAN, RENAULT TRUCKS, PEUGEOT, SCANIA, SSANGYONG, MAHINDRA,
MITSUBISHI MOTORS gibi önemli markalar bu fuarda yer alacak.
Ağır ve hafif ticari araçların, otobüslerin ve özel
araçların, römorkların ve yarı römorkların, hidrolik sistemlerin, ekipmanların
ve ekipmanların önde gelen markalarının sergileneceği fuara bu yıl rekor katılım
bekleniyor.
Fuarda servis ekipmanları şirketleri, yedek parçalar,
lastikler, yağlar, finansal araçlar ve hizmetler, benzin istasyonu zincirleri,
sigorta şirketleri de yer alacak. Otomobil Üreticileri Birliği’nin
organizatörleri ve Bulgaristan’daki yetkili temsilcileri, dünya çapında
üretilen ürünleri fuarda sergileyecek.
TRUCK EXPO 2020, sektördeki dünya prömiyerlerini, teknolojilerini ve yeniliklerini, en son araştırma ve nakliye konseptlerini bir araya getirecek. Filibe’de düzenlenen fuarda, otomasyon ve bağlantı, güvenlik, çevre koruma, elektrikli mobilite ve kentsel mobilite için yeni konseptler olacak. Profesyoneller ve genel halka açık hava sergileri, test sürüşü bölgesi için alanlar hazırlanıyor. KAMYON TUNING SHOW, motor iyileştirmeleri, performans, emisyonlar ve kamyon görünümündeki en son trendlere bir kez daha meydan okuyacak. Yeni kurulan şirketler, dijital şirketler, enerji sağlayıcıları, intermodal kentsel lojistik ve üniversiteler gelecekteki mobilite ve lojistik hizmetleri alanında yenilikler ve gelişmeler sunacak. Yerinde şarj, VR deneyimleri, etkileşimli sergiler, test güzergahları ve özel etkinlik formatları da sergi programının bir parçası olacak. Uzman ve genel halka açık sergi için kayıt www.truckexpo.eu adresinde yapılabiliyor ve fuara giriş için ücretsiz giriş kartı alabileceksiniz.
Türkiye’de Enerji Dergisi olarak Bulgaristan ‘da düzenlenen fuarda stant açarak ülkemiz ekonomisi ve tanıtımı için faaliyette bulunacağız.
Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) Başkanı Dr. Zafer Demircan
ve kurul üyeleri ile beraberindeki heyet, Kasım ayı sonunda Akkuyu NGS inşaat sahasına
ziyaret gerçekleştirdi. Heyet, Akkuyu NGS inşaat sahasında incelemelerde bulunarak
devam eden çalışmalar hakkında bilgi aldı.
NDK heyetine ziyaret sırasında, Akkuyu Nükleer A.Ş. Kamu
Kurumları ile İlişkiler ve Uluslararası İşbirliği Yönetici Direktörü Aleksei
Frolov, Yapı İşleri Direktör Yardımcısı Dmitry Romanets, Tasarım Direktörü
Mikhail Cherdantsev ve Nükleer Düzenleme Kurumu ile İlişkiler Direktörü Ahmet
Çelik eşlik etti. Akkuyu Nükleer A.Ş. yetkilileri, Nükleer Düzenleme Kurumu heyetine
sahada devam eden çalışmalar ve proje kapsamında 2019 ve 2020 yıllarında
planlanan çalışmalar ile ilgili ayrıntılı bilgi verdi.
Akkuyu Nükleer A.Ş.
Yönetici Direktörü Aleksei Frolov, proje kapsamındaki tüm faaliyetlerin her
aşamasının en yüksek seviyede hassasiyet gösterilerek yürütüldüğünü, her türlü
iş sağlığı ve güvenliği kuralına uyulması konusuna çok büyük önem verildiğini ve
çalışmaların en hızlı şekilde sürdürüldüğünü ifade etti.
Nükleer güvenlik ve emniyet başta olmak üzere, kalite, iş
sağlığı ve güvenliği konularının, projenin vazgeçilemez hususları arasında yer
aldığının altını çizen NDK Başkanı Dr. Zafer Demircan, gerçekleştirilen ziyaretin
Nükleer Düzenleme Kurumu açısından, Akkuyu NGS projesine verilen önemin bir
göstergesi olduğunu vurgulayarak, sürecin kendileri tarafından da yakından titizlikle
takip edildiğini belirtti.
Yapı İşleri Direktör Yardımcısı Dmitry Romanets ise, heyete
inşaat sahasında yürütülen inşaat ve montaj işlerinin gidişatı hakkında detaylı
bilgi verdi. Romanets, şirketin kendi
denetimlerine ilave olarak, bağımsız nükleer denetim kuruluşlarının denetçileri
ve Nükleer Düzenleme Kurumu denetçilerinin de, çalışmaları sürekli olarak
kontrol ettiğini vurguladı. Devam eden tüm işler hakkında detaylı bilgi veren Romanets,
en üst seviyede denetimlere hazır olarak çalışmaların sürdürüldüğünü kaydetti.
2019 yılında gerçekleştirdiği
20,6 milyar dolarlık ihracat ile tarihi bir rekora imza atan kimya sektörü, geçtiğimiz
yılın en çok ihracat yapan ikinci sektörü oldu. İhracatta artan performansı ile
dikkatleri üzerine çeken kimya sektörü, 2019 yılında 3 milyar dolar üzerinde ihracat
yapan sektörler arasında yüzde 18,54’lük büyüme ile Türkiye’nin ihracatta en fazla
büyüyen sektörü olmayı başardı.
Tüm sektörler
arasında en fazla ülkeye ihracat yapan lokomotif sektör olarak da bir adım öne
çıkan kimya sektörü, Kasım ayında 208 ülke ve bölgeye yaptığı ihracatla bu
alanda birinci oldu. Sektörün 2019 yılı miktar bazında ihracatı ise yüzde 35,83
artışla 26 milyon 539 Bin ton olarak gerçekleşti. Kimya sektörün en çok ihracat
gerçekleştirdiği ülkelerden İspanya, 1 milyar 62 milyon dolar ihracat ile ilk
sırada yer alırken, Hollanda 1 milyar 32 milyon dolar ihracat ile ikinci, Irak ise
1 milyar 12 milyon dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı.
Türkiye’nin ekonomisine ve ihracatına büyük katkı sağlayan kimya sektörü
adına, 2019 yılını değerlendirmek ve gelecek dönem hedeflerini paylaşmak
amacıyla İKMİB tarafından düzenlenen basın toplantısı, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları
Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri
(İMMİB) Genel Sekreteri Dr. S. Armağan Vurdu ve İMMİB Genel Sekreter
Yardımcısı Coşkun Kırlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi.
Toplantıda kimya sektörünün yıl
sonu ihracatını değerlendiren İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Kimya
sektörü ihracatımız 2019 yılında tarihi rekor kırdı. 20 milyar dolarlık
hedefimizi aşarak 20,6 milyar dolarlık ihracatla büyük bir başarıya imza attık.
Ayrıca 2019 yılında 3 milyar doların üzerinde ihracat yapan sektörler arasında yüzde
18,54’lük büyüme ile Türkiye’nin ihracatta en hızlı büyüyen sektörü olduk.
Sektörümüzün 2019 yılı miktar bazında ihracatı ise yüzde 35,83 artışla 26 milyon
539 bin ton olarak gerçekleşti. 2019 yılı Ekim ayında gerçekleştirdiğimiz 1,94
milyar dolarlık ihracatla ise aylık bazdaki ihracat rekorumuzu kırdık. 2019
yılı boyunca, her ay üst üste Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü
olarak, kalıcı ikincilik hedefimizi de gerçekleştirdik. Kimya sektörü olarak,
Türkiye’nin toplam ihracatından yüzde 11,44’lük bir pay alarak, ülkemize ciddi
bir katma değer sağladık. 2020 yılında da öncelikle Türkiye’nin en çok ihracat
gerçekleştiren ikinci sektörü konumumuzu koruyarak, Türkiye’nin ihracatına ve
büyümesine yaptığımız katkıyı artırmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte alt
sektörlerimize yönelik çıkaracağımız yol haritaları doğrultusunda
faaliyetlerimizi daha geniş kapsamlı gerçekleştirmeyi planlıyoruz” dedi.
“Kimya,
büyüme potansiyeli yüksek ve stratejik bir sektör”
Kimya sektörünün, her geçen yıl öneminin daha da
arttığını ve büyüme potansiyelinin yüksek, stratejik bir sektör olduğunu
vurgulayan Pelister, “Kimya sektörü, 2019 yılında açıklanan İhracat Ana
Planı’nda, 11. Kalkınma Planı’nda ve Yeni Ekonomi Planı’nda öncelikli 5 hedef
sektör arasında yer alıyor. Biz de İKMİB olarak plastikten, boyaya, kozmetikten
ilaca, kauçuktan, organik ve anorganik kimyasallara kadar 16 alt sektörümüzle
birlikte Türk kimya sektörünü dünyanın dört bir yanında başarıyla temsil
ediyoruz. Bu kapsamda, 2019 yılı boyunca yaklaşık 500 ihracatçı firmamızın
katıldığı 14 milli katılım fuar organizasyonu, 11 yurt dışı fuar ziyareti, 4
info stand organizasyonu, 5 sektörel ticaret heyeti, 12 alım heyeti, 4 TTG
(Türkiye Tanıtım Grubu) projesi, 3 seminer, devam eden 7 uluslararası
rekabetçiliği geliştirme projeleri (URGE) kapsamında 3 URGE heyeti ve 3 URGE
eğitimi ve farklı sektörlere ilişkin 6 çalıştay gerçekleştirdik. Bununla
birlikte, 8. Ar-Ge Proje Pazarı etkinliğimizi, İKMİB İhracatın Yıldızları Ödül
Töreni’mizin dördüncüsünü ve endüstriyel tasarım yarışmasını gerçekleştirdik” dedi.
Farklı alanlardaki STK’lar ile çok sayıda iş birliği
yaptıklarını söyleyen Pelister, 2020 yılında
ise kimya alt sektörlerinin ihracatını artıracak yeni aksiyonlar
alacaklarını belirterek, “İKMİB olarak, üyelerimizin ihracatına katkıda
bulunmak amacıyla ihracatçılarımızın bir dizi sorunlar yaşadığı yurt dışı
numune gönderimleri için Türk Hava Yolları Havacılık Akademisi ve UPS ile
önemli bir iş birliğine imza attık. İş birliğimiz kapsamında, İKMİB üyelerimiz,
Türk Hava Yolları Havacılık Akademisi’nin Tehlikeli Maddeler Kuralları
(DGR/Kategori 1,2,3,6) Eğitimi’ni (IATA sertifikası) alarak ve UPS’in sunduğu avantajlı
fiyatlardan yararlanarak numune gönderimlerini gerçekleştirebilecek.
Bununla birlikte İKMİB Yönetim Kurulu olarak göreve
geldiğimiz günden beri, vaatlerimizden biri olan yeşil pasaport alma
limitlerinin düşürülmesi ve kullanım süresinin 2 yıldan 4 yıla çıkarılması
konusunda özel bir çaba içerisinde, hükümetimiz nezdinde girişimlerde bulunduk,
yönetimimizle beraber çalışma içinde olduk ve ihracatçılarımıza verdiğimiz
sözleri takip ettik. Yeşil pasaport alabilmek için ihracatçıların
gerçekleştirmesi gereken 1 milyon dolarlık limit 500 bin dolara indirildi.
Yeşil pasaport kullanım süreleri 2 yıldan 4 yıla çıkarıldı. Böylece
ihracatçımızın önündeki engellerden biri daha kalkmış oldu. 2019 yılında yeşil
pasaport alma koşullarını sağlayan 719 üye firmamızın başvuru işlemlerini
gerçekleştirdik. 2020 yılında bu rakamı iki katına çıkarmak için çabalayacağız”
şeklinde konuştu.
“Kimya
algısını değiştirmek istiyoruz”
Bu yıl önem verdikleri konuların başında, kimya
algısının değiştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Pelister, “Sektörümüzün
ithalatı TÜİK verilerine göre, 2019 yılı 11 aylık dönemde yaklaşık 68,57 milyar
dolar olmakla birlikte bunun yaklaşık 25 milyar dolarlık kısmı ısınma ve enerji
için kullanılıyor. Geri kalan kısmı da diğer sektörlere yarı mamul veya
hammadde olarak veriliyor. Dolayısıyla kimya sektörümüzün bu yanlış algısını değiştirmemiz
gerekiyor. Bir diğer önemli konumuz, döngüsel
ekonomide önemli bir rolü olan geri dönüşüm ve atık konusu. Geri dönüşümün hem
çevreye olumlu bir etkisi olacağına hem de dışa bağımlılığı azaltmaya faydası
olacağına inanıyoruz. Kimya
sektörümüzün ülkemize sağladığı katma değerin artarak devamını sağlamak,
kimyanın stratejik önemini doğru bir şekilde anlatmak ve Türk kimya sektörünün
dünya ticaretinden aldığı payı yükseltmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz”
dedi.
Kimyaya
değer katacak yeni projeler yolda
Tasarım, inovasyon, dijitalleşme, Ar-Ge odaklı
çalışmalar ve Ur-Ge projelerine destek sağlamaya önem verdiklerini dile getiren
Pelister, “Bütün alt sektörlerimize hitap edecek ve gelişimine katkı sunacak
yeni bir Kimya Teknoloji Merkezi kurmak istiyoruz. Bununla birlikte bu yıl
ülkemizde yapılması planlanan Uluslararası Kimya Olimpiyatları’nda önemli bir
görev üstleneceğiz. Ayrıca, geçtiğimiz Aralık ayında Başkanı seçildiğim Kimya
Sektör Platformu (KSP) olarak, yıl içinde sektörümüzün tüm paydaşlarını bir
araya getirecek Kimya Zirvesi’ni de gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
İKMİB olarak, 2020 yılında gerçekleştirmeyi
planladığımız Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, İtalya, ABD, Panama,
Çin-Hongkong, Çin, Hollanda, S.Arabistan ve G.Afrika olmak üzere 10 ülkede 17
milli katılım organizasyonu, 5 sektörel ticaret heyeti, 7 alım heyeti,
çalıştaylar, Ar-Ge Proje Pazarı etkinliği, ödül töreni, Türkiye Tanıtım Grubu
(TTG) proje faaliyetleri, fuar ziyaretleri, 5 URGE heyeti organizasyonları ile
farklı eğitim, iş birlikleri ve projelerimizle ihracatçılarımızı desteklemeye
devam edeceğiz.
Güney Amerika bölgesi, Sahraaltı Afika, Doğu Asya ve
Orta Asya ülkeleri bizim için önemli. Doğu Asya’da öne çıkan Çin, ülkemizin
öncelikli hedef ülkelerinden biri. Bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilecek Çin Uluslararası
İthalat Fuarı’nın ve Chinaplas fuarının milli katılım organizasyonunu
yapacağız. Çin Uluslararası İthalat Fuarı için Ocak ayının sonuna kadar
firmalarımızın başvurularını almaya devam edeceğiz. Bununla birlikte ülkemizin
ABD ile 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi kapsamında kimya sektörümüz
öncelikli sektörler arasında öne çıkıyor. Eylül ayında ülkemizi ziyaret eden
ABD Ticaret Bakanı Wilbur L. Ross ile ABD ve Türkiye arasındaki kimya sektörü
ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması konusunda özel bir görüşme
gerçekleştirmiştik. ABD’den en önemli ithal kalemlerimizden olan ilaç sanayinde
yeni nesil ilaç üretimini ülkemizde gerçekleştirmeleri halinde Türkiye’den
yakın coğrafya başta olmak üzere istenilen her yere rahatlıkla ihracat
yapabileceğimizi belirttik. Bunun yanı sıra kaya gazından elde edilen etilen ve
türevleri için birlikte sanayi girişimlerine açık olduğumuzu söyledik. ABD’de bu
yıl mutfak eşyaları sektöründe The Inspired Home Show, ambalaj/mutfak eşyaları
sektöründe NRA ve medikal-ilaç-sağlık turizmi sektöründe FIME milli katılım
organizasyonlarını yapmayı planlıyoruz” açıklamasını yaptı.
Kimya
ihracatının 2023 hedefi 30 milyar dolar
2020 yılında 22 milyar doların üstünde kimya sektörü
ihracatı gerçekleştirmeyi hedeflediklerini kaydeden Pelister, “Ülkemizin 2023
hedefleri kapsamında, 226,6 milyar dolarlık ihracat hedefi içinde ise sektörümüzün
ihracatını 30 milyar dolara çıkarmayı ve yüzde 13’lük bir pay almayı
hedefliyoruz. Hedeflediğimiz ihracat rakamına ulaşabilmek için ihracatçı
firmalarımızın finansmana erişiminin kolaylaştırılması, kimya sektörünün
dijital dönüşümünün sağlanması, enerji maliyetleri ve ÖTV, konteyner hatlarının
oluşturulması, fuar katılım destek oranlarının arttırılması, petrokimya tesisi
yatırımlarının yapılması konularında sanayicilerimize destek olunmasıyla ilgili
Ticaret Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili Bakanlıklara taleplerimizi
iletiyor ve görüşmelerde bulunuyoruz.
2018 yılında açılan,
petrokimya alanında faaliyet gösteren Star Rafineri tesisinin kimya ihracatı
bakımından sektörümüze önemli bir katkısı oldu. Sektörümüze
yönelik yapılan yatırımların faaliyete geçmesiyle kimya ihracatımız da olumlu
etkileniyor. 6 tane daha petrokimya alanında faaliyet gösteren
tesise ihtiyacımız var. Petrokimya ve ilaç alanında
yatırımların başlamasını bekliyoruz. Bununla birlikte, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği
anlaşmasının güncellenmesi konusunda yapılan çalışmaların en kısa zamanda
sonuca ulaşması ihracatçılarımız açısından büyük önem taşıyor. Kimya
ihracatçıları olarak ülkemizin kalkınmasına ve büyümesine katkı sağlamaya devam
edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
2019 yılında en fazla ihracat
yapılan ülke İspanya oldu
Kimyevi maddeler ve mamulleri sektör ihracatının 2019 yılı ülkeler
itibariyle dağılımı incelendiğinde en çok ihracat yapılan ülkeler arasında İspanya
1 milyar 62 milyon dolar ihracat ile ilk sırada yer alırken, Hollanda 1 milyar
32 milyon dolar ihracat ile ikinci, Irak 1 milyar 12 milyon dolar ihracat ile
üçüncü sırada yer aldı. Irak’ı, İtalya, Mısır, Almanya ABD, Yunanistan,
İngiltere ve Malta ilk onda takip etti.
AB ülkeleri 2019 yılında kimya
sektörü ihracatında ilk sırada yer aldı
2019 yılında kimya sektör ihracatının en fazla gerçekleştirildiği ülke
grupları arasında Avrupa Birliği 8,51 milyar dolar ihracat ve yüzde 27,24
artışla ilk sırada yer alırken, Yakın ve Orta Doğu Asya Ülkeleri 3,9 milyar
dolar ihracat ve yüzde 24,56 artış ile ikinci, Diğer Avrupa Ülkeleri 2,66
milyar dolar ihracat ve yüzde 17,16 artış ile üçüncü, Kuzey Afrika Ülkeleri
1,85 milyar dolar ihracat ve yüzde 7,78 artış ile dördüncü ve Diğer Asya
Ülkeleri 1,36 milyar dolar ihracat ve yüzde 1,12 azalış ile beşinci sırada yer
aldı.
En fazla “plastikler
ve mamulleri” ihracatı yapıldı
Kimyevi maddeler ve
mamulleri sektörünün 2019 yılı ürün grubu ihracatında “plastikler ve mamulleri”
ürün grubu yüzde 4,12 artış ve 6,12 milyar dolarlık ihracat ile ilk sırada yer
aldı ve toplam sektör ihracatı içinde yüzde 29,67’lik bir paya sahip oldu. Bu
ürün grubunu yüzde 85,78’lik artış, 6,08 milyar dolar ihracat ve yüzde 29,46
payla “mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler” grubu ve yüzde 0,91 artış,
1,82 milyar dolar ihracat ve yüzde 8,82 payla “anorganik kimyasallar” ürün
grubu izledi. Sonrasında en çok ihraç edilen diğer ürün grupları ise sırasıyla
“kauçuk, kauçuk eşya”, “uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun”, “eczacılık
ürünleri” grupları oldu.