Koç
Topluluğu bünyesinde yer alan, Türkiye’nin öncü otobüs üreticisi Otokar; faaliyetlerini
CNH Industrial N.V. çatısı altında sürdüren küresel otobüs üreticisi IVECO BUS ile,
IVECO BUS markalı otobüslerin Otokar’ın Sakarya’daki fabrikasında üretilmesine yönelik
bir anlaşma imzaladı.
Anlaşma kapsamında
Otokar, IVECO BUS’ın uluslararası pazarlara hitap eden mevcut otobüslerinin yanı
sıra Doğu Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki pazarlara yönelik geliştirilen
otobüs modelinin de üretimini Türkiye’de yapacak. FPT Industrial’ın motorları
ile güçlendirilecek ilk modellerin üretiminin 2021 yılı içinde yapılması planlanıyor.
IVECO BUS,
Otokar ile yapılan anlaşmayla üretim kabiliyetlerini arttırırken, mevcut üretim
tesislerindeki düzenli faaliyetlerine de devam edecek.
Sakarya’daki
fabrikasında Otokar markalı otobüslerin yanı sıra, IVECO BUS otobüslerinin de
üretilecek olmasından mutluluk duyduğunu belirten Otokar Genel Müdürü Serdar
Görgüç, “Sahip olduğu teknoloji, mühendislik ve üretim kabiliyetleriyle Otokar’ın,
toplu taşıma sektöründe dünya çapında tanınmış bir marka tarafından tercih
edilmesinden gurur duyuyoruz. Global çapta büyümemizi sürdürürken, Otokar markalı
otobüslerimizi yurt dışı pazarlarına sunmaya devam edeceğiz. Mevcut fabrikamızı
IVECO BUS otobüslerinin üretimi için de kullanarak verimliliğimizi arttıracağız.
Bu üretim ve tedarik anlaşmasını, uzun soluklu bir işbirliğinin çok önemli ve
stratejik bir ilk adımı olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Birçok
fırsatı beraberinde getiren bu yeni iş ortaklığı sebebiyle heyecanlı
olduklarını belirten CNH Industrial Global Otobüs Bölüm Başkanı Sylvain
Blaise şunları söyledi:“Bu
işbirliği sayesinde, mevcut ve gelecekteki pazar taleplerini yanıtlayarak
sürekli büyümemizi destekleyecek olan üretim kapasitemizi arttıracak; gelecekteki
portföy genişlemesi üzerinde de birlikte çalışma fırsatı bulacağız. Otokar’ın sektördeki
60 yıla yakın deneyimi, otobüs üretimi ve mühendisliğindeki saygın uzmanlığı ile
birlikte IVECO’nun DNA’sının temellerini oluşturan servis ağı ve bağlı hizmetleri
sayesinde; müşterilerimiz sınıfının en iyisi performans, kalite ve toplam sahip
olma maliyeti ile sektörün öncü sürdürülebilir ulaşım çözümlerini almaya devam
edecek. Ayrıca, bu iş birliği kapsamında FPT Industrial bünyesinde geliştirilmekte
olan geleceğin güç paketi teknolojilerinden de faydalanılacak.”
ENEREX Antalya Enerji Verimliliği ve Dönüşümü Fuarı
kapsamında düzenlenen; Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği
(GENSED) Oturumu’nda; ‘Otellerde ve Sanayide Güneş Enerjisi Uygulamaları’
konuşuldu. Etkinlikte, güneş enerjisinin
sektördeki geleceği, güneş enerjisi uygulamalarındaki yanlışlar ve Türkiye’nin
güneş enerjisi alanında daha rekabetçi olması için neler yapması gerektiği konusunda
önemli ipuçları paylaşıldı.
Antalya’da
27-29 Şubat tarihleri arasında ilk kez düzenlenen ENEREX Antalya Enerji
Verimliliği ve Dönüşümü Fuarı, enerji sektörüne yön veren farklı konulardaki
oturumlara ev sahipliği yaptı. Pek çok
sektöre enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konusunda çözümler sunmanın
amaçlandığı fuarın ilk gününde düzenlenen “Otellerde ve Sanayide Güneş Enerjisi
Uygulamaları” oturumu, katılımcılardan ve fuar ziyaretçilerinden yoğun ilgi
gördü. Moderatörlüğünü GENSED Genel Sekreteri Hakan Erkan’ın yaptığı oturumda Smart
Energy İş Geliştirme Direktörü Borga Karagülle, ElseRoof Ceo’su Mustafa Herdem,
ve GoodWe Ceo’su Engel Taştan konuşmacı olarak yer aldı.
Güneşle Hayatımız Kesişecek…
Oturumun
moderatörlüğünü üstlenen Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği GENSED
Genel Sekreteri Hakan Erkan, yaptı. Böylesi önemli bir fuarda bulunmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu
belirterek sözlerine başlayan Hakan Erkan; “Güneş enerjisi hayatımızın her noktasını daha fazla
girmeye başladı ve bu daha da devam edecek. Şimdilerde belki arazilerin ya da
çatıların üzerinde olan güneş panelleri yakın zamanda üzerimizdeki kıyafetlerde
dahi olacak. Bu yüzden ne kadar çok ve çabuk bir şekilde bu enerjiyle
tanışırsak, onu geliştirirsek ve dahi depolamayı daha iyi yaparsak yakın
gelecekte ciddi söz sahibi olan bir konuma gelebiliriz. Elektrik fiyatları
artıyor ve daha da artacak bu karşın güneş enerjisi panellerindeki yatırım
maliyetleri giderek düşüyor, depolamadaki gelişmeler artıyor ve teknolojide her
geçen gün daha da artıyor. Tüm bunlar enerji tasarrufu adına olumlu gelişmeler
yeter ki bu konuda hata yapmamak ve konusunda uzman firmalarla çalışmak
gerekiyor”
dedi.
Kaliteden Ödün
Verilmemeli…
Smart Energyİş Geliştirme
Direktörü Borga Karagülle, güneş panellerindeki
teknolojik gelişmelerin son yıllarda hızla ilerlediğine, eskiden 25 panelden
elde edilen enerjinin günümüzde 10 panelle sağlanabildiğine dikkat çekti. Karagülle
konuşmasına, arazisine ya da çatısına panel takacak kullanıcılara uyarılarda
bulundu. Karagülle, şöyle devam etti: “Güneş
paneli taktırırken kaliteden ödün vermeyin, kullanılan malzeme tercihi panelin
verimliliğini doğrudan etkiliyor. Sıcak ve soğuk hava şartlarına maruz kalan
panellerin dayanıklı olması için gereken fizibilitenin iyi yapılması gerekir.
Çünkü paneller aynı zamanda izolasyon etkisi de sağlayacağı için tüketiciye bu
anlamda da kazanç getirecek. Yazın ısıya kışınsa soğuğa karşı fayda sağlama
noktasında da güneş panellerinin artısı var, ancak bu gözden kaçıyor. Fiyatlar
artık eskisi kadar yüksek değil, ama fiyat odaklı düşünüp kaliteden
uzaklaşılıyor ; bu da ekonomik ömrü az, sürekli arıza çıkartan güneş
panelleri sorununu gündeme getiriyor. Arazisine ya da çatısına güneş paneli
takmayı planlayanların bu noktada daha ayrıntılı düşünmesi gerekir” dedi.
Güneş Panellerinde Servis Hizmeti ve Hukuki Durum Gözden
Kaçıyor…
Güneş paneli ile bu enerjiden faydalanmak isteyen
yatırımcıların özellikle hukuki ve servis hizmeti noktasındaki ayrıntıları gözden
kaçırdığına dikkat çeken GoodWe Ceo’su Engel Taştan ise yaptığı
konuşmada, önemli uyarılarda bulundu. Taştan,
“Endüstriyel, tarım ve turizm sektörünün artan enerji maliyetleri karşında
maliyetlerin en aza indirilmesi için güneş panelleri çok iyi bir çözüm, ama bu
hizmet ya da bu uygulama alınırken firmaların garanti şartları, arıza veya
olası yangın gibi durumlardaki muhatap kişi/ firma konusu atlanıyor. Ürün
seçerken, arazisine ya da çatısına güneş paneli yaptırırken yatırımcının bunlara dikkat etmesi gerek.
Sonradan sıkıntı yaşamaktansa, baştan bu araştırmalar iyi yapılmalı. Gerekirse
bu konulara biraz daha para harcanmalı. Belki bu ek bir maliyet gibi
görülebilir ama, günün sonunda kazanan siz olacaksınız. Özetle fiyat odaklı
olmak bu sektörde çok doğru bir anlayış değil. Maliyetler kısalacak diye,
işçilikten, kaliteden ya da malzemeden çalmak sektörü de orta ve uzun vadede
kötü bir yönelişe sürükleyecektir” dedi.
Danışmanlık Şirketleriyle Çalışılmalı…
ElseRoof Ceo’su Mustafa Herdem ise
yaptığı konuşmada; çatı ve arazilerine güneş paneli taktıracaklara, danışmanlık
şirketleriyle çalışmalarını önerdi. Herdem; “Yatırımınız öncesi
mutlaka bir danışman şirketiniz olsun, bu şirketin size maliyeti belki 5-10
dolar olacaktır ama günün sonunda elde edeceğiniz katkı bunun kat be kat
üzerinde olacak. Çünkü bu şirketler sayesinde gözden kaçma ihtimali olan pek
çok şey atlanmamış olur. Panel almadan önce test imkanı, kullanılan malzeme
içeriği çok önemli. Bunları sunan veya sunmayı vaat eden garanti eden firmalarla
çalışmak en akıllıca olanı. Bu noktada en büyük sorumluluk tüketiciye yani
yatırımcıya düşüyor. O yüzden iyi araştırma yapmalılar küçük hesaplarlar
yaparken büyük kazançlardan olunmamalı” dedi.
“Yeni Nesil Kaddafi”lik için öpmeyeceği el, tapınmayacağı
güç, girmeyeceği kılık yok.
KGB ve Rusya olabilir, CIA zaten ağası, Fransa’nın
vazgeçilmez komutanı,
Birleşik Arap Emirliği Veliaht Prensi Zayid’in uşağı, Suudi
Prensi Salman’ın emir eri, Adamda öyle bir Kaddafi kuyruk acısı var ki;
1987’den beri herkesin kucağına oturabilecek kadar zelil ve müptezel bir hırs…
2011 yılında CIA danışmanı olarak Kaddafi’yi yıkmış,
öldürmüş ama adamın hırsı, uşaklığı ve doymazlığı bitmemiş.
Libya kan gölüne dönmüş; onun umuru bile değil.
Yeter ki celladı gibi olsun, Yeter ki, günümüz Kaddafi’si
olabilsin.
Ama emin olun Kaddafi bile Hafter denen bu adama göre daha
haysiyetli, daha Libya’lı, daha Libya millisi…
Elin oğlunun Libya’da istikrar, toprak bütünlüğü, savaşın
sona ermesi gibi bir isteği, melali yok.
Tek dertleri Petrol ve gelmesini istemedikleri mülteci…
Fransa, İtalya ve Almanya’nın petrol ithalatının % 40’ı
Libya’dan…
Ve sivrilttikleri Hafter de petrolü elinde bulunduruyor.
Adam için meşruiyet, Libya’lıların huzuru ve milli onur gibi
değer yargısı sıfır.
Eğer bir Kaddafi olmadan ölürse gözleri açık gidecek…
Libya için düzenlenen Berlin Konferansı’na gelince…
Dağ fare doğurdu. Aslında böyle olacağı en baştan belliydi.
Katılan ülkelerin hepsi konferansın sonuçsuzluğunun farkında
idi.
Ama burası Suriye değil, Libya.
Suriye’de olmayan petrol buradaydı ve Avrupa ülkeleri için
vazgeçilmezdi. Onlar için varsa yoksa, petrol üretim ve sevkiyatının sekteye
uğramaması…
Bir de son zamanlarda mevzi kazanan bir Türkiye ve
inisiyatif edinen bir Rusya var.
Etekleri tutuştu; Almanya, Fransa ve İtalya’nın… Belirleyici
aktörler değişiyor muydu yoksa.
Libya konusunda Türkiye başat aktör mü oluyordu…
Moskova’ya giden Hafter’e “ateşkesi sakın imzalama” dediler.
Ve o Kaddafi özentili müsvedde, apar topar sabaha karşı
Moskova’dan kaçtı.
Berlin’e de geldi ama hazırlanan metne imza atmadı.
Berlin’den ne çıktı peki.?
Sadece çözümsüzlük…
Çetiner Çetin’in söylediği gibi “Yapıcı Muğlaklık”. Yani
kriz, iç savaş ve belirsizliğin devamı…
Peki Türkiye ne yapıyor…
Türkiye ve Erdoğan aslında Berlin’den bir sonuç
çıkmayacağını iyi biliyordu.
Ama diplomatik ritüellerin tamamlanması için de Berlin’le
ilgili olumlu konuşmak ve ümitli gibi görünmek gerekliydi.
Yani bir nevi “prosedür tamamlanması” için, olması
gerekendi.
Ama bu konuda şunu tespit ve takdir edelim ki; Türkiye Libya
konusunda sağlam bir yol haritası oluşturmuş.
Şuana dek görünen faaliyetlerinin yanında, 40’tan fazla
aşiretle görüşmeler yaparak altyapı oluşturmuş/oluşturuyor.
Libya’lılar nezdinde Türkiye algısını pekiştirmiş ve çözüm
odağı olarak, Türkiye olgusunu zihinlere yerleştirmiş ve adeta “Türkiye Libya
için en iyi ve gerekeni yapıyor” inancını oluşturmuş. “Berlin’de Türkiye varsa
Libya’nın hakkı, hakkıyla korunur” şeklinde bir güven teşekkül etmiş.
Her türlü diplomatik fesat, petrolcü ülkeler ve rol kapma
çabasındaki Avrupa ülkelerine rağmen, Türkiye hem taşın altına elini koymuş ve
hem de ne yapacağını yüksek sesle dile getiriyordu.
Berlin platformu Türkiye’nin “bensiz Libya masası kurulamaz”
kararlılığının dosta düşmana son ilanı idi.
Güya hiçbir ülke Libya’daki çatışmaya taraf olmayacak ve
çatışmacılara destek vermeyecek…
Hadi durdurun o halde Hafter’e destek veren; Birleşik Arap
Emirlikleri’ni, Arabistan’ı, Fransa’yı, Mısır’ı…
Bu durumun Türkiye ve politikası için avantajı ne.?
Trablus’ta mevkilerini daha muhkemleştirebilecek, elini
güçlendirecek, Trablus Hükümetinin direncini artıracak lojistik ve askeri
destek için zaman kazanmış olacak.
Türkiye Hafter ve onu arkalayanların durmayacağının, sözleri
tutmayacağının ve her zaman müteyakız olunması gerektiğinin farkında.
Hal böyleyken “yumuşak güç” diplomasi kanallarını
kullanmaktan imtina etmeyen bir ülke görüntüsü yanında, “sert güç” asker boyutu
daha da artırabilecek.
Ve muhtemel olası Hafter saldırısında, Trablus’u ve BM
nezdinde meşruiyet kazanmış hükümetin kendini savunması ve ayakta kalmasını
sağlamış olacak.
Türkiye’nin yaklaşımı doğru mu.?
Mevcut koşul ve konseptde olması gereken şekilde…
Kazanılmış mevziler asla kaybedilmemeli ve Türkiye de buna
uygun ve gereği şekilde davranmalı.
Ki, şuanda yapılan da bu.
Görüp, gözleyip, değerlendirdiğim kadarıyla bu defa sahada
kazanılan artı değer, Berlin masasında kaybedilmedi. Fransa’ya, Yunanistan’a,
Suudi Arabistan’a, Mısır’a, İsrail ve ABD’ye rağmen kaybedilmedi.
Strateji, akıl, sabır, sahadaki pozisyon ve aksiyon çok
önemli.
Hal böyle olunca Berlin’de bir şey ortaya çıktı; “Libya için
her türlü çözüme varım. Ekonomik ve askeri işbirliğimin tüm amacı budur” diyen
bir Türkiye yaklaşımı herkesçe görülmüş oldu. Eğer Hafter saldırırsa,
Türkiye’nin Trablus Hükümetine vereceği desteğe kimsenin söyleyebilecek sözü
olmayacak.
Çünkü her türlü çözüme taraf ve Libya konusunda geri adım
atmayacak olan bir Türkiye var ve bu Berlin’de tescillendi.
Ama galiba durum tıpkı Suriye için Astana süreci gibi
Türkiye-Almanya-Rusya üçlüsünden oluşan bir Troyka’ya doğru gidiyor.
Yakın zamanda beklenmedik ve Türkiye’nin tez ve yol
haritasını teyit edecek gelişmeleri hep birlikte müşahade edebiliriz. Ama son
olarak şunu söylemeliyim ki; bu Çakma-Özenti Kaddafi müsveddesi Hafter’in sonu
Kaddafi’den kötü olabilir.
Belki onun gibi ölmeyebilir ama ülkesine ihaneti, ajanlığı
ve ihtirasıyla Libya’lılarca yüzüne tükürülen birisi olarak, rezil ve zelil
şekilde ölümü bekleyecektir.
ELDER tarafından 3.Elektrik Dağıtım Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği
(İSG) Kongresi’nin açılışı gerçekleştirildi. Kongrenin bu yılki teması dünyada
kabul gören vizyon sıfır yaklaşımına yönelik oldu.
Elektrik dağıtım sektörüne özgü bir yaklaşımla İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarını geliştirmeyi amaçlayan Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) tarafından, 3.Elektrik Dağıtım Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kongresi’nin açılışı gerçekleştirildi. Kongrenin bu yılki ana teması dünyada kabul gören “Vizyon Sıfır” yaklaşımı oldu. Kongreye Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkan Yardımcısı Hacı Ali Ulutaş, TEDAŞ Genel Müdür Halil İbrahim Levendoğlu, TES-İŞ Başkanı Ersin Akma, ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen’in yanı sıra enerji sektöründen ulusal ve uluslararası çok sayıda uzman ile kamu kurum ve kuruluşlarından temsilciler katıldı.
EPDK Başkan Yardımcısı Hacı Ali Ulutaş, Elazığ, Malatya ve
Van’daki depremlerde elektrik sektöründeki saha çalışanların kendi acılarını
unutarak, elektrik vermeye çalıştıklarını belirterek, “Bütün doğa olaylarında
elektrik tedarik etmeye devam edeceklerini bildiğim için sahadaki çalışma
arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.” diye konuştu. Ulutaş, Kurum olarak
tarife döneminde iş sağlığı ve güvenliğini kalite parametresi olarak
başlattıklarını ve bir sonraki uygulama döneminde de bunu sürdüreceklerinin
altını çizdi.
İş sağlığı güvenliğinin bir kültür olduğundan bahseden
Ulutaş, eğer bu kültür oturmamışsa sonuç almanın mümkün olmadığını belirtti.
Ulutaş, Elektrik Dağıtım şirketlerinin iş sağlığı ve güvenliği bilincinin
geliştirilmesi için yaptıkları Ar-Ge çalışmalarının önemli olduğunu ve bu
çalışmalara desteklerin süreceğini söyledi.
“VİZYON SIFIR TEMASINA ODAKLANACAĞIZ”
TEDAŞ Genel Müdürü Halil İbrahim Levendoğlu, risklerin
ortadan kaldırılarak, iş kazalarının azaltılmasının önemli olduğunu belirtti.
Levendoğlu şu değerlendirmede bulundu:
“Sürekli iyiye doğru gelişmenin yol ve yöntemlerini bularak, Vizyon Sıfır
temasına odaklanacağız. Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı sağlanması, insan
hakları evrensel beyannamesinde temel insan hakları olarak tanımlanmıştır. Bu
hakkı hak sahibine vermeyi boynumuzun borcu olarak görmeliyiz. İş sağlığını,
önleme faaliyetlerini proaktif bir yaklaşımla buluşturarak sürekli geliştirmek
zorundayız.”
“İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ YAYGINLAŞMALI”
Çok tehlikeli sınıfta yer alan elektrik dağıtım sektöründe
yer alan şirketlerin zor koşullarda Türkiye’nin her yanına hizmet götürmek için
çalıştıklarını bildiren TES-İŞ Başkanı Ersin Akma. ILO’nun rakamlarına göre
dünyada her yıl 3 milyonun üzerindeki işçinin iş kazaları ve meslek
hastalıkları yüzünden hayatını kaybettiğini dile getirdi. Akma şöyle konuştu:
“Ülkemizdeki ve dünyadaki bu vahim rakamları kabul etmemiz
mümkün değildir. Ölümle sonuçlanan iş kazalarının yüksek olması bu konudaki
sorumluluklarımızı yerine getiremediğimizi gösteriyor. Yüksek rakamlar aynı
zamanda, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün ülke genelinde yaygınlaşması için
her birimizin ara vermeden çalışmak zorunda olduğumuzu vurguluyor. ELDER’in
düzenlediği kongrenin tarafları bir araya getirmek adına önemli olduğunu
düşünüyorum.”
İŞ
SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE KAMU-ÖZEL SEKTÖR İŞ BİRLİĞİ
ELDER
Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen,83 milyon vatandaşımıza ve 45
milyon tüketicimize yılın 365 günü ve günün 24 saati kesintisiz hizmet vermenin
çabası ve gururu içinde olduklarını belirtti. Çeçen, bu amaçla 1.1 milyon
kilometre hat uzunluğuna ve 210 bin adet trafo sayısına ulaşan şebekenin
özelleştirmelerinin tamamlandığı 2013 yılını takip eden 2014-2019 döneminde
güncel enflasyon rakamlarıyla 40 milyar TL’lik yatırımı gerçekleştirdiklerini
belirterek şunları söyledi:
“Direkt
ve dolaylı olarak yaklaşık 100 bin çalışanımızın ve hizmet verdiğimiz 83 milyon
insanımızın sağlık ve güvenliği bizler için tüm hedeflerimizin ötesinde anlam
ve öneme sahip. Bu çerçevede gerek Bakanlıklarımız gerek TEDAŞ gerekse EPDK’nın
destek ve katkılarını her zaman yanımızda hissediyoruz. Bu vesileyle,
kendilerine bir kez daha teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
TEDAŞ,
on yıllara dayanan birikim ve deneyimiyle sektörümüze çok değerli katkılar sunuyor.
Düzenleyici Kurumumuz, 3’üncü Uygulama Döneminde İş Sağlığı ve Güvenliğini
destekleyici düzenlemeleri hayata geçirdi. Kurumumuz, bunun yanı sıra, AR-GE
projeleri ile İş Sağlığı ve Güvenliği alanında teknolojinin ve yenilikçiliğin
önünü açıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığımız, paylaşmış oldukları vizyon ve ürettikleri politikalar
ile sektöre yol gösteriyor ve rehberlik ediyor.”
“PROAKTİF
VE KATILIMCI İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ”
Çeçen
iş kazalarını önlemenin, yalnızca uygun koruyucu ekipmanların kullanılması ya
da yasal yükümlülüklerin eksiksiz uygulanmasıyla mümkün olmadığına değinerek, “Kazaların
hedefi olan insan, aynı zamanda kazaların önlenmesinde belirleyici bir role
sahiptir. Bu nedenle, sektör olarak ‘İSG Kültürü ve Davranış Değişikliklerine’
büyük önem veriyoruz. Organizasyonel farkındalığı yüksek, proaktif ve katılımcı
bir İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünü sektörümüze ve paydaşlarımızın tümüne
yaymak birincil amacımız.” diye konuştu.
Antalya’nın enerji üssü olması hedefiyle yola
çıkan ENEREX Antalya Enerji Verimliliği ve Dönüşümü Fuarı,
27-29 Şubat 2020 tarihleri arasında ANFAŞ
Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde ziyarete açıldı. Fuara yurtiçi ve
yurtdışından 10 binin üzerinde ziyaretçi katılımı beklenirken, 70’den fazla firma
150’nin üzerinde markasını sergileyecek.
Enerji
verimliliği maliyetleri azaltarak ekonomik kalkınma için önemli rol
üstlenirken, aynı zamanda iklim değişikliği ile mücadele için karbon ayak
izimizin azaltılmasını sağlıyor. Bacasız sanayi turizmden tarıma, madenden
endüstriye kadar pek çok alanda ülke ekonomisine değer katan Antalya, 27-29
Şubat tarihleri arasında ilk kez düzenlenen ENEREX
Antalya Enerji
Verimliliği ve Dönüşümü Fuarı ile pek çok sektöre enerji verimliliği ve
yenilenebilir enerji konusunda çözümler sunuyor.
ENEREX Antalya, 27 Şubat tarihinde düzenlenen
törenle ziyarete açıldı. ANFAŞ tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen fuarın
açılış törenine, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya Büyükşehir Belediye
Başkanı Muhittin Böcek, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı, BAİB (Batı
Akdeniz İhracatçılar Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Bahar, EYODER
(Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi Tevfik Sporcu ve
POYD (Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Ülkay
Atmaca katıldı.
Açılışta ilk konuşmayı
yapan EYODER (Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi
Tevfik Sporcu, otellerin en büyük gider kalemlerinin başında enerji
olduğuna dikkat çekerek ilki yapılan fuarın sektöre büyük katkı sağlayacağını,
özellikle enerjide verimlilik adına ciddi katma değerlerin yaratılacağını
belirtti.
POYD Yönetim
Kurulu Başkanı Ülkay Atmaca ise yaptığı konuşmada ; Antalya Valisi Münir
Karaloğlu’nun öncülüğünde gerçekleşen ENEREX Antalya’nın turizm sektörüne büyük
katkı sağlayacağına inandığını belirterek ; fuardan sektörün tüm
temsilcilerinin istifade etmesi gerektiğinin altını çizdi. Atmaca, başta otelcilik olmak üzere tüm turizm sektörü
profesyonellerini, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve verimliliğin maksimum
seviyede sağlanabilmesi için ENEREX Antalya’yı ziyaret etmeye davet etti.
Enerji
konusunun önümüzdeki 100 yılın en önemli gündem konusu olacağına vurgu yapan BAİB
Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Bahar da açılış konuşmasında, enerjinin
tedariği kadar dağıtımı ve
depolanmasının da iyi planlanması ve yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Antalya’ya 23
milyon turist geldiği bilgisiyle konuşmasına başlayan Antalya Büyükşehir
Belediye Başkanı Muhittin Böcek, turizm kenti olan Antalya’nın temiz enerji
ile buluşması için topyekün hareket edilmesi gerektiğini bu anlamda belediye
olarak tüm kamu ve özel kuruluşlarla işbirliği halinde olduklarını belirtti.
Enerji verimliliğinin ekonomi ve çevresel şartlar bakımından son derece iyi
analiz edilmesi gerektiğinin de altını çizen Başkan Böcek, bu nedenle ENEREX Antalya Enerji Verimliliği ve
Dönüşümü Fuarı’nı çok yerinde ve faydalı bir fuar olduğunu söyledi.
ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı
Ali Bıdı,
Antalya’nın enerji verimliliğinin sağlanmasına, yenilenebilir enerji
kaynaklarının kullanılmasına, milli ve yerli enerji üretiminin yapılmasıne
öncülük edeceğini ve kenti enerji verimliliği üssü konumuna taşıyacağını
söyledi. 70’den
fazla firmanın 150’nin üzerinde markasına dair ürün ve hizmetleri ENEREX
Antalya’da 3 gün süreyle tanıtacağını belirten Ali Bıdı, katılımcı profilinin enerji verimlilik sistemlerinden
enerji verimliliği danışmanlık ile sıfır bina enerji, yenilenebilir enerji sistemleri,
yalıtım-mantolama, ısı pompa, doğalgaz sistemleri, perakende elektrik satış,
finans ve sigorta kuruluşları gibi çok geniş yelpazede sektörü kucakladığını
ifade etti. Bıdı, konuşmasında
ENEREX Antalya’nın fikir babasının Antalya Valisi Münir Karaloğlu olduğunu
belirterek
bu
fuarın gerçekleşmesi için verdiği destek ve katkıdan dolayı ayrıca teşekkür
etti.
Antalya Valisi Münir Karaloğlu açılış konuşmasında; günümüzde hava,
su, gıda gibi temel ihtiyaçlardan sonra çağdaş insanın en büyük ihtiyacının
enerji olduğuna dikkat çekti. Vali Münir
Karaloğlu; “Modern insan için enerji en büyük ve en kaçınılmaz bir ihtiyaç.
Böylesi bir dönemde enerji kaynaklarına sahip olmak, bunu verimli kullanmak ve
korumak ise en önemli konu. Günümüzde pek çok politik kavga ve sorunun
temelinde enerji kaynaklarına olan sahiplenme ve onları kullanma ile ilgili.
İşte bu gerçekle birlikte bizim de ülke olarak çok dikkatli ve özenli olmamız
gerekir. Çünkü maalesef fosil yakıtlar konusunda istediğimiz zenginlikte
değiliz. Ancak yenilenebilir enerji konusunda çok şanslı bir ülkeyiz. Özellikle
2002 sonraki dönemde rüzgar ve güneş enerjisi anlamında Türkiye’nin önü açıldı
ve bu enerji kaynaklarında ülkemiz fayda sağlamaya başladı. HES’lerde çok iyi
olan ülkemiz GES ve RES konusunda da çok mesafe kat etti. Ancak yine de hala
değerlendirilmemiş çok fazla kaynağımız zenginliğimiz ve halen gideceğimiz daha
çok yol var. İşte bu nedenle ENEREX
Antalya, çok önemli ve çok değerli. İnanıyorum ki sektörümüzün pek çok
temsilcisi ve yatırımcıları bu fuardan çok faydalanacaklardır” dedi.
Yılın
yaklaşık 300 günü güneşli havaya sahip Antalya’nın güneş kaynaklı yenilenebilir
enerji santrallerinde önemli bir avantaja sahip olduğuna da dikkat çeken Vali
Karaloğlu, “Antalya çok değerli bir il neredeyse yılın tamamında
güneşten faydalanıyoruz. Bu nimetten
yararlanmak ve güneşi enerjiye dönüştürmek için başta otellerimize büyük görev
düşüyor. Çünkü otellerin en büyük gider
kalemleri enerji. Bu gider kalemlerinden kurtulmak için otellerin çatı ve duvarlarını
güneş panelleriyle döşemelerini yeşil enerjiye dönüşen otel olmalarını temenni
ediyorum. Bu yüzden de bu fuara bölgemizdeki otel temsilcilerinin katılmalarını
ve istifade etmelerini bekliyorum” dedi.
Enerji Sektörü ENEREX
Antalya’yı destekliyor…
ENEREX
Antalya Fuarı, Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER), Güneş Enerjisi
Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED), Uluslararası Güneş Enerjisi
Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) gibi enerji sektörünün önde gelen sivil
toplum kuruluşları tarafından destekleniyor. Fuarda, enerji verimliliği ile
enerji dönüşümüne ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelik
çalışmaların yanı sıra; endüstriyel, tarım ve turizm sektörünün artan enerji
maliyetleri de masaya yatırılacak. Fuara katılanlar, maliyetlerin en aza
indirilmesi için neler yapılması gerektiğini de birlikte tartışma fırsatı
yakalayacaklar.
Enerji
sektörünü liderleri ENEREX Antalya Enerji Oturumları’nda Konuşacak…
ENEREX
Antalya Fuarı, sektörle ilgili pek çok yenilik ve gelişmenin gündeme
getirileceği ENEREX Enerji Oturumlarına ve etkinliklere ev sahipliği yapacak. Fuarın
ilk günü, Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği’nin (YAPDER) düzenlediği ve
Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) desteklediği ‘’Enerji Depola Geleceğini
Kurtar’’ mottosuyla bir yuvarlak masa toplantısı düzenlendi. Sonrasında Güneş
Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği GENSED ile Antalya Organize Sanayi
Bölgesi oturumları gerçekleşti. Katılımcı ve ziyaretçiler, etkinlikleri ilgiyle
takip
etti.
Ayrıca,
Turizm, Tarım, Endüstri sektörleri üst düzey yöneticilerine özel VIP Kapalı
Oturum yapıldı. Bu oturumda Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER)
Yönetim Kurulu Üyesi Tevfik Sporcu moderatörlüğünde, EYODER Yönetim Kurulu
Başkanı Cihan Karamık, CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan,
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ülkay Atmaca,
Kontek A.Ş / Konar CEO’su Tolga Özdemir ve Sepaş Enerji Ticaret Müdürü Turan
Duru konuşmacı olarak yer aldı.
Güneş Enerjisinin Geleceği
ve Enerji Hukukundaki Son Gelişmeler ENEREX Antalya’da…
Fuarın
ikinci günü yapılacak ‘Güneş Enerjisi’nin Geleceği Solarbaba Özel Oturumu’na, Projexsolar
Kurucusu Süleyman Bedeloğlu, Foton Energy Kurucu Ortağı Can Arslan, Solarbaba
Kurucusu Ateş Uğurel ve Solarian Kurucusu Orçun Başak konuşmacı olarak
katılacak. Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen “İş
Hukukunda Güncel Gelişmeler ve İşverenin Çalışanına Karşı KVKK’dan Dolayı Sorumlulukları”
başlıklı etkinlikte ise ‘Enerji Hukuku’ ve ‘7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi
ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Yapılan
Değişikliklerin Vergisel Etkileri ve Vergi Hukukundaki En Son Gelişmeler’
konuları işlenecek.
Enerji Verimliliğinin
Faydaları ve Enerji Verimliliğinde Son Teknolojiler Masaya Yatırılacak…
VET
Enerji CEO’su Tevfik Sporcu, Climotion Germany Genel Müdürü Aydın Tunç, AKTOB
Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Akıltopu, Vat Enerji Satış Pazarlama Müdürü Gökay
Çomoğlu, Uluslararası Tesis Teknik Müdürleri Dernek Başkanı Kemal Evcioğlu ile
Fipron Genel Müdürü Ali Gökçelik’in katılımlarıyla yapılacak Endüstriyel
Tesislerde ve Binalarda Enerji Verimliliği başlıklı EYODER Oturumu, fuarın son
günü gerçekleşecek.
Enerji Sektöründe Enerji
Sistemleri Mühendislerinin Yeri ve Önemi Tartışılacak…
Fuarın
üçüncü günü Enerji Sistemleri Mühendisliği oturumu düzenlenecek. Bu oturumda
Enerji Sistemleri Mühendislerinin geleceğine, sektördeki yeri ve önemine,
çalışma alanlarına vurgu yapacak konuşmalar gerçekleştirilecek.
Yenilenebilir Enerjiler ve
Karbon Ayak İzimizi Azaltma Konuları Gündeme Taşınacak…
Etkinlikler,
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Oturumu ve
“Yenilenebilir Enerji ve Enerji Sektörü Türk Kadınları” Grubu TWRE
tarafından gerçekleştirilecek TWRE – Uzman Kadınların Gözünden Enerji Değişimi
ve Dönüşümü başlıklı Oturum ile sona erecek.
Katılımcıların Stantlarında
Çeşitli ve Görsel İçerikli Workshop’lar Düzenlenecek…
Turizm,
Tarım, Endüstri sektörlerinin yanında bireysel tüketicilere de hitap eden
Enerex Antalya fuarı’nda bireysel tüketicilerin Enerji Verimliği ve
yenilenebilir enerji konusunda bilgi sahibi olması için katılımcıların
stantlarında görsel olarak akılda kalıcı şekilde uygulamalı gösteriler
düzenlenecek.
Türkiye, 2033 yılına kadar
30,2 milyar dolar enerji tasarrufu sağlanmasını öngörüyor…
Dünya
genelinde enerji talebi, önümüzdeki 40 yıl içinde yüzde 50 artacak. Küresel
ısınmayı 2 derecenin altında tutmak ve sürdürülebilir bir gelecek vaat etmek
için emisyonların yarı yarıya azaltılması ve şehirlerde kirliliğin önemli
ölçüde azaltılması gerekiyor. Bu paradoksun çözümü ise enerji verimliliğini 3
kat artırmaktan geçiyor. Ülkemiz, Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı
kapsamında milli gelir başına tüketilen enerjinin 2023 yılına kadar, 2011
yılına göre en az yüzde 20 azaltılmasını hedefliyor. 6 farklı sektörde bulunan
55 adet eylemin hayata geçirilmesi ile 2023 yılına kadar 10,9 milyar ABD Doları
yatırım ile kümülatif olarak 23,9 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP) enerji
tasarrufu sağlanması öngörülüyor. 2033 yılına kadar sağlanması beklenen
tasarruf karşılığı ise 30,2 milyar Dolar.
Bu yıl 6’sı düzenlenen Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği (TET) 2019 yılı İhracat Başarı Ödülleri sahiplerini buldu. Sektöründe 2019 yılında en çok ihracat yapan firma Vestel oldu. Sektörde en çok ihracat gerçekleştiren ikinci firma Arçelik olurken, üçüncülüğü BSH Ev Aletleri aldı.
Elektrik ve Elektronik sektörlerinde faaliyet gösteren ihracat şampiyonlarının ödüllendirildiği 2019 TET İhracat Başarı Ödül Töreni, İstanbul Conrad Bosphorus Hotel gerçekleşti. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay,TİM Başkanı İsmail Gülle, TET Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Güven Uçkan ve sektör temsilcilerinin katıldığı törende Türkiye geneli elektrik ve elektronik sektöründe en çok ihracatı gerçekleştiren firmalar ödüllendirildi.
Elektrik – Elektronik Sektörünün 2019 İhracatı 11,5 Milyar Dolar
2019 yılında 11,5 milyar dolar olarak gerçekleşen Elektrik-Elektronik
sektör ihracatı Türkiye ihracatının yüzde 7’sini oluşturuyor. Sektör,
Türkiye’nin 2023 hedefine önemli katkı sağlıyor. Ödül töreninde sektör
temsilcilerine teşekkürlerini sunan TET Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Güven Uçkan, “Beyaz
Eşya sektörümüz 25 milyon adetlik üretimi ile Avrupa’nın 1 numaralı üreticisi
konumundadır. Eskiden beyaz eşya üretim üssü olarak bilinen Almanya ve
İtalya’yı geride bırakmıştır. Euromonitor verilerine göre ise, Türkiye dünya
üretiminin yarısını gerçekleştiren Çin’in arkasında ikindi konumda
bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. Uçkan, sektör ihracatının 2019 yılında
11,5 milyar dolara ulaştığını ve Türkiye ihracatından yüzde 6,5 pay aldığını söyledi. Sektörün daha
güçlü konuma gelmesi için hammadde ve komponent sağlayan yatırımlara yönelik
projelerin bitiminde pek çok ülkede olduğu gibi devletin nakit olarak destek
vermesi gerektiğine değinen Uçkan, özellikle teknoloji transferi gerektiren
know-how’ın yoğun olduğu ürünlerde proje
bedelinin %25 ile %50’si oranında yatırım desteği uygulanması gerektiğini,
ayrıca yüksek teknoloji ürün ihracatında ve Turquality marka destek
programındaki firma limitlerinin kaldırılması gerektiğiniz dile getirdi.
Ödül töreninde konuşma yapan Türkiye İhracatçılar
Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle
“2019 yılında yüzde 3,6 oranında yüksek teknoloji ihracatı yapıldı. Yüksek
teknoloji ihracatı bu ülke için çok önemli. Türkiye elektronikte 32. ülke
konumunda yer alıyor, bunu daha yukarılara çıkartmak bizim elimizde. 2020 yılına kadar yatırım için çok uygun
ortam yoktu. Faizlerin bu noktaya gelmesi ile daha fazla üretme daha fazla
satma imkanımız var. Ocak ayında tablo bize özellikle İngiltere için bir ders
veriyor. Rekabetin bu kadar arttığı bir durumda İngiltere pazarından asla vazgeçmeyeceğiz.
190 milyar dolarlık hedefi tutturmak için çalışacağız. Akabinde 200’lü
rakamlara ulaşmayı yürekten diliyoruz” dedi.
Ödül töreninde daha sonra söz alan Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay ise “180 milyar
dolarlık ihracat yaptık. Dünya ticaretinde gerilemenin yaşandığı bir dönemde
ihracatımızı %2,2 artırdık. Dünyada değer artışı bazında ihracatta ilk 8 ülke
arasında yer aldık. Ekonomimize güvenmeliyiz. Bunlar olumlu gidişlerin
göstergesi. Adım adım daha iyiye gidiyoruz. İhracatımızın yüzde 48’i Avrupa
Birliği’ne. Geleneksel pazarımız olan Avrupa Birliği’ne uzun bir aradan sonra 2019
yılında fazla verdik. Ama bir pazara bu kadar da bağlı olmak iyi değil. Pazar
çeşitlendirmesi yapmalıyız. Çok çalışmamız, daha fazla katma değerli ürünler
üretmemiz gerekiyor. Sizler bizim göz bebeğimizsiniz. Türkiye’nin bayrağını daha
yukarıya kaldırmak için çalışmalıyız.”
dedi.
Enerji çözümleri sektöründe faaliyet gösteren Teksan, 275
– 550 kVA güç aralığında Türkiye’nin ilk yerli jeneratörünü üretti. Üstün
performansı ve yakıt tasarrufu ile dikkat çeken Ford ECOTORQ Motorlu Jeneratör serisi,
üç farklı motor seçeneğine sahip 18 jeneratör modeli ile pazara sunuldu. Ford ECOTORQ
Motorlu Jeneratörler için her ikisi de sektörünün Ar-Ge lideri olan Ford Otosan
ve Teksan Jeneratör dev bir işbirliğine imza attı. Türk mühendislerinin
geliştirdiği yerli jeneratörler dış ticaret açığının azalmasına da katkı
sağlayacak.
Yerli motor ile jeneratör üretiminde sınıf atladı
Teksan Ar-Ge’ye
yaptığı yatırımlarla sektöründe pek çok ilki gerçekleştiren, yerli üretimde
öncü bir şirket konumunda bulunuyor. Teksan’ın yerli motor ile ürettiği
jeneratörleri daha üst segmentlere taşıma hedefi ile yürüttüğü Ar-Ge
çalışmaları meyvesini Ford ECOTORQ Motorlu Jeneratör Serisi ile verdi. Sektörde
275 – 550 kVA güç aralığında yerli motorla üretilen ilk jeneratörü pazara
sunmayı başardı. İhracat potansiyeli de yüksek olan Teksan Ford ECOTORQ Serisi
jeneratörler, Türkiye’nin en yüksek jeneratör üretme kapasitesine sahip Teksan
Kocaeli fabrikasında üretildi.
Ford Otosan ve Teksan yerli jeneratör motoru için
işbirliği yaptı
Dünyanın en büyük
motor markaları ile çalışan Teksan, daha yüksek güç aralığındaki
jeneratörlerinde de yerli motor ile üretim yapmak isteyince Türkiye sanayisinin
öncü şirketi Ford Otosan ile yolları kesişti ve her iki şirketin mühendisleri
bu amaç için birlikte çalışmaya başladı.
Ağır ticari araç motorundan jeneratör motoruna… Ford
Otosan için de bir ilk!
Lider ticari araç
üreticisi Ford Otosan bu işbirliği ile daha önce ağır ticari araçlarda
kullandığı ECOTORQ motor serisine yeni bir soluk katmış oldu. Şirket, Teksan
Jeneratör’ün mühendislik tecrübesinden de faydalanarak ilk kez jeneratör
sanayinde kullanılan bir motor geliştirdi. İki yıllık yoğun bir çalışma
sonucunda endüstriyel kullanıma uygun olarak Ford Otosan’ın mühendislik gücü
ile geliştirilen motor, Eskişehir fabrikasında üretildi.
Türkiye’de üretti, dünyaya ihraç edecek
Teksan Ford ECOTORQ
Motorlu Jeneratör Serisi, 275 kVA-550 kVA güç aralığında pazardaki yerli
motorlu tek çözüm olarak dikkat çekiyor. Teksan’ın ürün portföyünde daha önce yerli
motorlar ile ürettiği jeneratörleri olmasına rağmen Ford ECOTORQ Motorlu
Jeneratör Serisi ile bu güç aralığında bir ilki gerçekleştirdi. Türkiye’nin
gururu jeneratörlerin tasarımından yazılımına, motorundan alternatörüne tüm
parçaları ülkemizde geliştirilip üretildi. Sessiz ve daha az yer kaplayan kabin
tasarımı ve üretimi de yine Teksan’a ait. Teksan Ford ECOTORQ Motorlu Jeneratör
Serisi; en zorlu koşullarda yapılan testlerden de başarıyla geçti. Aynı zamanda
tek adımda yüzde 110 yükte çalışabilme başarısını gösterdi. Teksan, Ford ECOTORQ
Motorlu jeneratörleri Türkiye’nin yanı sıra dünyaya ihraç ederek dış ticaret
açığının azalmasına katkı sağlayacak.
Yüksek performans, düşük yakıt tüketimi sunuyor
Dayanıklı, zor
şartlarda bile yüksek performans gösteren Teksan Ford ECOTORQ Serisi
jeneratörler, Avrupalı rakiplerine göre yüzde 10’a kadar yakıt tasarrufu sağlıyor.
Tamamı Türkiye’de üretildiği için ürün teslim süresi kısalırken yedek parçalara
ulaşmak da daha kolay ve daha az maliyetli hale geliyor. Seride ilk etapta 3
farklı motor seçeneği ve 18 jeneratör modeli yer alırken ilerleyen dönemde yeni
modeller de eklenecek. Teksan, diğer ürün gruplarında olduğu gibi Ford ECOTORQ
Motorlu Jeneratör Serisi’nde yer alan jeneratörlere de 5 yıl garanti veriyor.
Ayrıca 7/24 teknik servis ve destek hizmeti sunuyor.
Teksan yeni ürün serisi ile 10 Milyon Euro ciro
hedefliyor
Teksan Jeneratör Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu
Üyesi Ebru Ata Tuncer,
yeni ürünleri Ford ECOTORQ Motorlu Jeneratör Serisi ile ilgili şu
değerlendirmeleri yaptı: “Yerli üretime önem veren ve bu misyonla Ar-Ge’ye
yatırım yaparak kendi teknolojisini geliştiren bir şirketiz. İlk yerli
Kojenerasyon-Trijenerasyon sistemi ve hibrit jeneratörü bunlar arasında
sayabiliriz. Ford ECOTORQ Motorlu Jeneratör Serisi de bu yaklaşımımızın bir
devamı olarak ortaya çıktı. Daha yüksek güç aralığında yerli jeneratör üretmeyi
hedefledik ve bunun için Ford Otosan ile işbirliği yaptık. Ford Otosan ve
Teksan mühendislerinin çalışmaları sayesinde son derece başarılı bir performans
gösteren yerli motorlu Ford ECOTORQ Serisi Jeneratörleri Kocaeli fabrikamızda
ürettik. Müşterilerimize daha yüksek güç aralığında ilk yerli jeneratörü
sunmanın gururunu yaşıyoruz. Teksan Ford ECOTORQ Motorlu Jeneratör Serisinin Türkiye
pazarının yanı sıra yurtdışında da ilgi görmesini bekliyoruz. Böylece dış
ticaret açığının azalmasına da katkı sağlayacağız. 2019 yılını 100 milyon Euro
ciro ile kapattık. Ford ECOTORQ Motorlu Jeneratör Serisi ile 10 milyon Euro
ciroya ulaşmayı hedefliyoruz. Bir diğer hedefimiz de ilerleyen dönemde 275
kVA-550 kVA üzerindeki yüksek güç aralıklarında da yerli çözümler sunabilmek.”.
TEKSAN FORD
ECOTORQ MOTORLU JENERATÖR SERİSİ
275-550 kVA güç aralığında yerli motorla üretilen
ilk jeneratör3 dizel motor seçeneği ve 18 farklı modelZorlu koşullarda 2 bin 500 saat test edildi, 130 ton
yakıt harcandıYüzde 10’a kadar yakıt tasarrufu (Avrupa’nın önde
gelen 4 motor markası ile yapılan test sonuçlarının ortalamasına göre)Tek adımda %110 yük alabilme,Zor şartlarda bile yüksek performanslıDayanıklıYerli üretimHızlı teslim 7/24 teknik destek ve servisYaygın ve uygun fiyatlı yedek parça
Sektör devlerini bir araya getiren 3. Türkiye Enerji ve Doğal
Kaynaklar Zirvesi’nde “Sosyal Sorumluluk Projesi” ödülünün sahibi Limak Enerji oldu.
Türkiye’nin enerji politikasına yön vermeyi hedefleyen, Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde düzenlenen zirvenin 3’üncüsü bu yıl
Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. Zirve, sektör devlerini buluştururken,
zirve boyunca düzenlenen panel ve oturumlarla da ulusal ve küresel enerji
gündemi ele alındı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in önemli
açıklamalarda bulunduğu zirvede kurumsal sosyal sorumluluk ödülleri de verildi.
Limak Enerji’nin fatura ve abonelik işlemlerinde kullanılan kağıtların doğaya
yeniden kazandırılması ve tüketilen kağıt miktarını dengelemek amacıyla
başlattığı Yeşil Dönüşüm Ormanları Projesi, 3. Türkiye Enerji ve Doğal
Kaynaklar Zirvesi’nde ödüle layık görüldü. “Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi”
dalında ödül alan şirketin plaketi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih
Dönmez ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Enerji ve Ekonomi Bakanı Hasan Taçoy tarafından
Limak Enerji CEO’su Birol Ergüven’e takdim edildi.
Yalnızca faaliyet alanında değil, toplumu ilgilendiren sosyal
konularda da projeler üreten Limak Enerji’nin çevrenin korunması amacıyla hayata
geçirdiği Yeşil Dönüşüm Ormanları Projesi kapsamında 4000 ağaç doğaya
kazandırılırken; 200 ton kağıt tasarrufu yapılacak, 5 milyon litre su kaybı, 19
bin kg atığın doğaya karışması ve 272 ton CO2 salınımı önlenmiş olacak. Limak
Enerji, bu proje ile kağıt ayak izini sıfırlarken, tüm müşterilerini elektronik
faturaya geçmesi konusunda bilinçlendirerek, gelecekte tamamen dijitalleşmeyi
hedefliyor. Ayrıca şirket ‘Enerjik Dokunuş Projesi’ kapsamında kurduğu Tasarruf
Timi ile enerjinin verimli kullanılması konusunda bilinçlendirme yapıyor.
Enerji verimliliği uzmanlarından oluşan tim, ev ev dolaşarak vatandaşlara nasıl
enerji tasarrufu sağlanacağı hakkında bilgi veriyor.
13 Kasım 1918’de İngilizlerin öncülüğünde İttifak güçleri,
kontrolü altında olan devletlerden getirdikleri dehşet saçan savaşçıları ile
İstanbul’u bir kaos şehir durumuna getirmişlerdi.
Tarihte ilk defa bir Türk başkenti yabancılar tarafından
işgal edilmişti.
Yıl 2020 ve dünya başkenti İstanbul bir kez daha işgal
altındadır. Ve bu işgalin altında yine İngilizlerin parmağı vardır. Ortadoğu’da
oluşturdukları savaşın ardından planladıkları dünya üzerinde görülen en büyük
göç dalgası ile İstanbul’un yeniden işgaline neden oldular.
İstanbul’un bu göç dalgası ile genetiği bozulmuş durumdadır.
Nereye baksanız, Suriyeli, Özbek, Kazak, Afgan, Faslı, Filistinli yani her
milletten insan görüyorsunuz. Bu sorunun içinden çıkılmaz bir hal almaması
adına ‘kaynağında yok etme’ yöntemini kesinlikle daha da geliştirmemiz
gereklidir. Yani göçü tetikleyen sebepleri belirleyip onları kaynağında tutup,
göçün hiç başlamadan engellenmesi büyük önem arz etmektedir.
“EDİRNE NASIL GÖÇMEN İŞGALİNDEN KORUNDUYSA İSTANBUL İÇİNDE
AYNI METOD UYGULANMALIDIR”
Gazetemiz muhabirleri Edirne’de bir takım incelemelerde
bulundular. Göçmenleri Edirne’de görmeniz neredeyse imkansız durumdadır.
Edirne’de düzensiz göçle mücadele konusunda tedbirleren üst
düzeyde alınmış. Edirne’ye özel usuller uygulanmış ve bu tedbirler artarak
devam ediyor. Peki neden İstanbul’a bu özel usuller uygulanmıyor ve nereye
gitsek, nereye baksak bir göçmen, bir mülteci ile karşı karşıya geliyoruz.
İstanbul’un bu kaos ortamından çıkması adına seferberlik
halinde ciddi adımların atılması ve özel bir yönetmeliğin şehirde uygulanmaya
başlanması gereklidir.
İçişleri Bakanlığı, İBB ve ilçe belediyelerinin göçmenler
konusunda bir takım tedbirler aldıklarını biliyoruz fakat yeterli olmadığı
gözlemleniyor. O sebeple acil eylem planı ile bu duruma Cumhurbaşkanlığı el
koymalıdır. Sahilde yürüyen aileler ağaç diplerine işeyen göçmen görmekten
sahile inemez durumdadır. Toplu ulaşım araçlarında bayanları taciz eden
göçmenler nedeniyle ulaşımda ciddi güvensizlikler yaşanmaktadır.
Göçmen kadınlar ikinci eş hatta üçüncü eş olacaklarını beyan
ediyorlar. Tabiri caizse yabancı kadınlar Türk erkek avına çıktıklarına sık sık
şahit oluyoruz. Türk erkekleri büyük tehlike altındadır.
İstanbul’da huzur yok, temizlik yok, saygı yok ve sevgi ise
rafa kalkmış durumdadır.
İstanbul’un genetiği bozulmaya başlamıştır. Bu bozulma
tamamlanır ve İstanbul’un genetiği tam olarak bozulursa Türkiye’nin genetiği de
bozulmuş olur.
Türkiye halkı göçmenlerin kaderine terk edilmesini
istemiyor. Fakat bu sürecin akılcı çözümlerle yönetilmesini ve göçmenlerin
toplama merkezlerinde veya yeni şehirlerde yaşamlarını sürdürmelerinin
İstanbul’un ve İstanbul halkının yararına olacağını düşünüyorlar. Yoksa bu
birlikte yaşamanın daha sonra farklı kötü sonuçlara neden olacağı da vurgulanıyor.
Acil önlem bekleniyor…
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu:
Biz göçü engellemiyoruz biz göçü yönetiyoruz
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Bizim göçle ilgili şöyle
bir sloganımız var. Bizi dünyadan ayıran ve bizi göç konusunda da aslında
insanlık noktasında üstün kılan bir sloganımız var. Biz göçü engellemiyoruz,
biz göçü yönetiyoruz. Yönetebilmek için de öncelikle insanların neden göç
ettiğini anlamak gerekiyor. Bugün Berlin’de bir taksici ortalama ayda 2 bin 500
euro kazanıyor. Pakistan’da, Afganistan’da veya İran’da ise bir taksici ayda
yaklaşık 100 euro kazanıyorsa ortada bir sonuç var. Artık göç başlamış
demektir” diye konuştu.
Suriyelilere ilişkin veriler
2019 yılında, geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısı 78
bin 243 kişi azaldı. Ayrıca, 97 bin 255 başka ile kayıtlı olan Suriyeli
İstanbul’dan ayrıldı. 118 bin 432 düzensiz göçmen yakalandı, 37 bin 582’si
sınır dışı edildi.
Yakalanan düzensiz göçmen sayısı, “2016 yılında 10 bin 183,
2017 yılında 18 bin 254, 2018 yılında 28 bin 364 ve 2019 yılında 118 bin 432.
Sınır dışı edilen düzensiz göçmen sayısı, “2016 yılında 2
bin 346, 2017 yılında 7 bin 814, 2018 yılında 11 bin 292, 2019 yılında 37 bin
582.”
Geçici koruma statüsündeki Suriyeliler, “2016 yılında 438
bin 861, 2017 yılında 538 bin 001, 2018 yılında 557 bin 663, 2019 yılında 479
bin 420.”
Türk vatandaşı olmak isteyen yabancılar 1 milyon dolar
gayrimenkul yatırımı yaptıkları zaman Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını almaya
hak kazanıyorlardı.
Bu miktar 19 Eylül 2018’den itibaren resmî gazetede
yayınlanmasının ardından 1 milyon dolardan 250 bin dolara düşürüldü.
Ülkemizde 500.000 dolar yatırım yapan veya 250.000 dolar
bedelinde konut satın alan kişiler oturma izni değil doğrudan vatandaşlık verilmeye
başlandı. Bu yolla başvuru yapan kişinin tüm ailesine Türkiye Cumhuriyeti
kimlik kartı ve pasaport ortalama 45 gün içerisinde teslim ediliyor.
Bunun üzerine gayrimenkul danışmanlığı yapan firmalar bunu
bir promosyon edasıyla reklamlarla duyurmaya başladılar.
Bu onur kırıcı promosyon kampanyalarını kimi zaman
havalimanında kimi zamanda emlak ofislerinin reklam panolarında görmeye
başladık.
Geçtiğimiz yılın son aylarında bir emlakçının önünde bu
promosyon reklamlarından birisini gördüğümde gerçekten çok üzüldüm.
Reklamda; “250.000 dolar değerinde gayrimenkul alanın
kendisine ve ailesine Türk vatandaşlığı hediyedir” yazıyordu.
Bu gördüğüm bir utanç reklamı idi.
“Biz bu Türk kimliğini dedelerimizin şehadet şerbeti
içmesiyle aldık beyler siz parayla vatandaşlık satamazsınız. Bu ülkede iktidar
olsun muhalefet olsun alayının bu konuyu gündeme getirmesi gereklidir”
Siz bana 250.000 dolar değil 250.000.000 dolar verseniz ben
vatandaşlığımdan vazgeçmiyorsam siz bu vatandaşlığı nasıl gazete alana hediye
veriyormuş gibi promosyon şeklinde verebilirsiniz?
Bu düşünceler içerisinde 26/12/2019 tarihinde durumu hemen
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir dilekçe ile bildirerek, ivedi şekilde
gerekli düzenlemenin yapılmasını talep ettim.
Başvuru dilekçemde; “Bir emlak danışmanlığı ofisinin önünde
“250.000 dolar ev alana Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı
verilecektir” ilanı yapıştırmasının nedeni ve sebebi TBMM”dir. Sayın
vekillerimize seslenmek istiyorum. Biz bu şerefle taşıdığımız kimliğimizi
dedelerimizin canlarını feda etmesi sonucu elde ettik. Bu çalışmanın yeniden
gözden geçirilmesini istiyorum. Emlakçının önüne bu tarz bir reklam koyması bir
utanç kaynağıdır. Parayı vererek vatandaşlık verilemez. Akademisyen, bilim
adamı, yatırımcı gibi kriterler olmadan para ver vatandaş ol projesi acilen
rafa kaldırılmalıdır” ifadelerine yer verdim.
Dilekçem işleme alındı ve Başkanlık divanı yabancılara para
karşılığında Türk vatandaşlığı verilmesini eleştirdiğimi belirterek, İstanbul
Milletvekili Mihrimah Belma Satır, Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, Elazığ
Milletvekili Zülfü Demirbağ, Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü İmzalı cevap
yazısında TBMM İçtüzüğü’nün 116’ncı maddesi uyarınca dilekçe hakkında Komisyon
tarafından başka bir işlem yapılamayacağına karar verilmiş.
DİLEKÇEYE GELEN CEVABI KAMUOYUNUN TAKDİRİNE SUNUYORUM.
“DİLEKÇİNİN İSTEĞİ VE BAŞKANLIK DİVANI KARARI
Dilekçi: Yabancılara para karşılığında Türk vatandaşlığı
verilmesini eleştirmektedir.
6.4.2010 tarihli ve 27544 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 20’nci maddesi
aşağıdaki şekildedir.
“Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru
için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler
MADDE 20 – (1) Kanunun 12 nci maddesinde sayılan hallerde
yabancı, istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanabilir.
(2) (Ek: 12/12/2016-2016/9601 K.) (1) Aşağıdaki şartlardan
herhangi birini sağlayan yabancı, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir:
a) En az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da
karşılığı Türk Lirası tutarında sabit sermaye yatırımı gerçekleştirdiği Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığınca tespit edilen,
b) En az 250.000
Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası tutarında
taşınmazı tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın
aldığı veya kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmuş, en az 250.000 Amerikan
Doları veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası tutarı peşin olarak
yatırılan taşınmazın satışının vaat edildiğine dair noterden düzenlenen
sözleşmenin üç yıl süreyle devri ve terkini yapılmayacağı taahhüdüyle tapu
siciline şerh edildiği Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tespit edilen,
c) En az 50 kişilik istihdam oluşturduğu Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığınca tespit edilen,
ç) En az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da
karşılığı Türk Lirası tutarında mevduatı üç yıl tutma şartıyla Türkiye’de
faaliyet gösteren bankalara yatırdığı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumunca tespit edilen,
d) En az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da
karşılığı Türk Lirası tutarında Devlet borçlanma araçlarını üç yıl tutmak
şartıyla satın aldığı Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit edilen
e) (Ek: 13/3/2017-2017/10008 K.; Değişik: R.G.
19/9/2018-30540 -CK-106/1 md.) En az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı
döviz ya da karşılığı Türk Lirası tutarında gayrimenkul yatırım fonu katılma
payı veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma payını en az üç yıl elinde tutma
şartıyla satın aldığı Sermaye Piyasası Kurulunca tespit edilen.”
Gereği Düşünüldü: Dilekçe konusu husus Dilekçe Komisyonunun
yetki ve görev alanına girmediğinden bu aşamada, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının
Kullanılmasına Dair Kanun ile TBMM İçtüzüğü’nün 116’ncı maddesi uyarınca
dilekçe hakkında Komisyonumuzca başka bir işlem yapılamayacağına karar verildi.
Çerkezköy İleri
Biyolojik Atık Su Arıtma Projesi, anahtar teslim olarak HALICI Elektronik
tarafından gerçekleştirildi. İleri biyolojik arıtma proseslerinin uygulandığı
tesiste karbon, azot ve fosfor gibi kirleticilerin giderimi sağlanıyor.
Anahtar teslim HALICI Elektronik tarafından gerçekleştirilen, Çerkezköy Atık Su Arıtma Tesisi projesi günlük 52.800 m3 kapasiteyle 230.000 kişilik nüfusa hizmet ediyor.
Tesis,
evsel nitelikli atık suların ileri biyolojik ve mekanik arıtma yöntemleri
kullanılarak fiziksel kirleticilerin yanında karbon, azot ve fosfor gibi
kirleticilerin giderilmesini sağlayıp uluslararası standartlara uygun bir
şekilde doğaya deşarj edilmesini sağlıyor. Proje, çevre ilçelerde devreye
alınan diğer arıtma tesisleri ile beraber Ergene Nehri’ni ve dolayısı ile
Marmara Denizi’ni kirlilikten kurtarıyor.
HALICI Elektronik tecrübesiyle
gerçekleştirilen proje anahtar teslim olarak; ürün, mühendislik, teknik servis
hizmetlerinin hepsini tek noktadan sunuyor. Sistem mimarisi; 2 x PLC Yedekli
Sistem; Scada data point : 20.000, 18x Remote I/Q, Yedekli Proses Scadası, Raporlama
Sistemi’ni içeriyor.
Çanta İleri Biyolojik Atık Su Arıtma
Tesisi, Büyükçekmece İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisleri de HALICI Elektronik’in
atık su tesisleri alanında gerçekleştirdiği projelerdendir.
ANAHTAR TESLİMLİ PROJE & TAAHHÜT HİZMETİ SUNUYOR
Anahtar teslimli projelerin adresi HALICI Elektronik,
birçok sektörün teknolojisine ve ihtiyacına yönelik hizmetlerini, yılların
deneyimi, müşteri odaklı kurumsal yapısı ile başta endüstri olmak üzere birçok
sektöre özgü anahtar teslimli çözümler tasarlıyor ve uyguluyor.
Uzman proje ekibi ile müşterilerinin ihtiyaçlarını
anlayan ve bu ihtiyaçlara en uygun çözümü en iyi şekilde uygulayan HALICI Elektronik, iş
birliği içindeki firmalara aynı zamanda 7/24 teknik servis hizmeti sunuyor
7/24 TEKNİK
SERVİS ve EĞİTİM HİZMETİ
Anahtar teslim olsun veya olmasın bütün hizmetlerine 7/24 Teknik Servis ve Eğitim hizmetleri sağlıyor. Zaman ve mekân fark etmeksizin Türkiye ve bütün dünyaya teknik servis hizmeti götürüyor. Sağladığı her çözüm ve ürün için detaylı eğitim ve dokümantasyon desteği sağlıyor.
Türkiye’de 27 il ve 181 ilçede abonelerine doğa dostu, temiz ve ekonomik enerji kaynağı doğal gazı güvenle ulaştıran Aksa Doğalgaz’ın şebeke uzunluğu, 2019 yılında gerçekleştirdiği yeni yatırımlarla birlikte 30 bin km’yi aştı. Türkiye’nin en büyük doğal gaz dağıtım şebekesini inşa eden ve güvenle işleten Aksa Doğalgaz, 2021 yılında şebeke uzunluğunu 42 bin km’ye ulaştırarak, dünyanın etrafında bir tam tur atabilecek uzunlukta şebeke ağına ulaşmış olacak.
Türkiye’nin dört bir yanında 27 il, 181 ilçe ve beldede kaliteli hizmet anlayışıyla faaliyetlerini 2002 yılından bu yana sürdüren Aksa Doğalgaz, toplam doğal gaz şebekesi uzunluğunu 30 bin km’ye ulaştırdı. Türkiye’nin en geniş coğrafyaya hizmet veren doğal gaz dağıtım şirketi konumunda bulunan Aksa Doğalgaz, Türkiye genelinde 3,2 milyonu aşan abonesine çevreci, konforlu ve ekonomik enerji kaynağı doğal gaz ulaştırıyor.
Türkiye genelinde 30 bin km şebeke uzunluğuna ulaşılmasıyla ilgili görüş bildiren Aksa Doğalgaz Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan, “Türkiye’nin en geniş coğrafi alana hizmet veren doğal gaz dağıtım şirketi olarak sorumluluğumuzun farkındayız. 30 bin km’lik şebeke uzunluğuna ulaştık ve bu Türkiye’nin çevre uzunluğunun üç katına denk geliyor. Ekonominin görece durağan olduğu dönemlerde dahi lisans alanımız dahilinde yatırım yapmaya devam ediyor; daha fazla insanımızın doğal gazla buluşması için ara vermeden çalışıyoruz. Türkiye’nin en çok yatırım yapan özel doğal gaz dağıtım şirketi olarak, sadece 2019 yılında yaptığımız 540 milyon TL yatırımla, toplam yatırım miktarımızı 5 milyar TL seviyesine taşıdık. Her yıl dağıtım bölgelerimizdeki daha fazla ilçeyi ve binlerce vatandaşımızı doğal gazla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.
Türkiye’nin teknoloji üreten önde gelen kuruluşlarından olan Durmazlar Makine’nin gücü ve teknolojik desteğiyle Türkiye’de ilk defa tramvay üretimini gerçekleştiren Durmazlar Raylı Sistemler, Polonya’nın önde gelen şehirlerinden olan Olsztyn Belediyesi’nin açtığı ihaleyi kazanarak Türkiye’nin ilk tramvay ihracatını gerçekleştirdi.
2009 yılında AR-GE çalışmalarına başlayan ve kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin İstanbul, Bursa, Samsun ve Kocaeli gibi önde gelen şehirleri için hafif raylı sistem araçları ve tramvaylar üreten Durmazlar’ın, 2018 yılında Polonya’da Olsztyn Belediyesi’nin açtığı ihaleyi kazanarak imzaladığı sözleşme çerçevesinde üretilen ilk tramvayı 2020 yılının ilk günlerinde yola çıktı. Türkiye böylelikle son dönemde önem kazanan “milli ve yerli üretim” konusunda büyük bir adım daha atarak ilk tramvay ihracatını da gerçekleştirmiş oldu.
Polonya’ya yola çıkan ilk tramvay aracı, Olsztyn halkına hizmet vermeye başlamadan önce test sürüşlerini tamamlayacak.İlk gönderilen aracın 3 ay sürmesi planlanan süreç sonucunda ise bahar aylarında hizmet vermeye başlaması öngörülüyor.
Olsztyn şehri için özel olarak tasarlanan sistem alçak tabanlı 5 modülden oluşuyor. 32.500 mm uzunluğa, 2.500 mm genişliğe sahip olan araçlar uluslararası standartların ve Polonya yerel standartlarının bütün gereklerini yerine getiriyor. Toplamda 210 yolcu kapasiteli olan araçta, 2 engelli bölgesi ve 42 adet koltuk yer alıyor. Aracın bir önemli özelliği ise zeminin aynı yüksekliği koruyarak, eğim ya da basamağa ihtiyaç duymuyor olması. Böylelikle yolculara önemli bir erişim kolaylığı sağlanıyor.70 km/saat azami hıza sahip olan araçta aşınmaları en aza indirmek için dönerli boji sistemleri kullanılıyor.
2018 yılında Olsztyn şehrinin toplu taşıma sistemi için açılan ihaleyi teknik üstünlük, zamanlama ve fiyat avantajı gibi kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda kazanan Durmazlar Raylı Sistemler, 24 adet tramvay için sözleşme imzalamıştı.
Durmazlar Holding hakkında
Durmazlar Holding’in temelleri, Ali Durmaz Tarafından 1956 yılında Durmazlar Makina’yı kurmasıyla atıldı. 1975 yılında ilk makina ihracatını gerçekleştiren Durmazlar,kollu makas üretiminden başlayıp, ilerleyen yıllarda motorlu makas, hidrolik abkant pres üretimine geçti. Dünya standartlarında üretim yapan Durmazlar bugün Durma markasıyla üç ayrı tesiste, toplam 150 bin metrekare kapalı alanda ürettiği makinaları iş ortağı olarak yol aldığı 80 distribütörle, 120 ülkeye ihraç ediyor. Durmazlar Holding bu altyapıyla Durma’nın Almanya Frankfurt’ta ve Amerika Birleşik Devletleri Michigan’da açılan showroomlarda küresel pazarda rekabet gücünü de yükseltiyor.
Türkiye’de makine sektöründe ilk AR-GE merkezini kuran Durmazlar’ın bu departmanında doktora, yüksek lisans ve lisans diplomasına sahip 120 mühendisten araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. Durmazlar AR-GE departmanı Türkiye’de, yılın en çok yerli patent başvurusu yapan firmaları arasında her yıl ilk 10 içinde yer alıyor.
Durmazlar Raylı Sistemler hakkında
2009 yılında Durmazlar Makina’nın teknik desteği ve gücüyle kurulan Durmazlar Raylı Sistemler bünyesinde, tamamıyla Türkiye’nin mühendisleri tarafından tasarlanan, tüm yazılımları yine aynı mühendisler tarafından hazırlanan, montaj ve testleri yapılan hafif raylı sistem araçları ve tramvaylar Bursa’daki üretim tesislerinde üretiliyor.
Durmazlar Raylı Sistemler bugüne kadar Bursa, Kocaeli ve Samsun için 100’ün üzerinde araç üretti. 2018 yılının Ocak ayında İstanbul Eminönü-Alibeyköy hattı 30 adet tramvay aracı temini için Doğuş İnşaat ve Ticaret A.Ş. ile imzalanan sözleşme ile İstanbul’un ruhunu yansıtacak şekilde özel olarak tasarlanan tramvay araçları üretiminde artık sona gelinmiş durumda.
Durmazlar Raylı Sistemler ve Duray Ulaşım Sistemleri 2 ayrı üretim tesisinde toplam 40.000 metrekare kapalı alanda, mevcut 1.2 km’lik test pisti ve toplam 500 çalışanıyla çalışmaya ve üretmeye devam ediyor.
Elektrik dağıtım ve perakende satış sektöründe Türkiye’nin lider şirketi
Enerjisa Enerji, 2019 yılında hedeflerini aşarak hisse başına 60 kuruş temettü
ödemesi önerdi.
2019’da faiz ve vergi sonrası serbest nakit akışı ilk kez pozitife dönen
Enerjisa Enerji, 1,4 milyar TL yatırım gerçekleştirdi.
%20’si
halka açık olan ve ana sermayedarları Sabancı Holding ve E.ON olan Enerjisa
Enerji, 31.12.2019 tarihi itibariyle mali tablolarını açıkladı. Elektrik
dağıtım ve perakende satışında Türkiye’nin lider enerji
şirketi Enerjisa Enerji, 2019 yıl sonunda 4,609 milyon TL konsolide
faaliyet geliri yaratarak, gelirlerini geçen seneye göre yüzde 20 artırdı. Aynı
dönemde baz alınan net kar ise %60 artış ile 1.175 milyon TL‘ye yükselerek,
2019 şirket hedeflerinin üzerine çıktı.
Bu başarı, öngörülü, tedbirli,
ileri görüşlü ve çevik yönetim yaklaşımımızın sonucudur.
Enerjisa EnerjiCFO’su Michael Moser, “Enerjisa
Enerji olarak, uzun vadeli ve sürdürülebilir başarı elde edebilmek için,
makroekonomik trendleri ve regülasyon değişimlerini her dönem yakından takip
ederek, etkin risk yönetim politikaları geliştiriyoruz. Bunun sonucunda da 2019
yılında hedeflerimizi büyük ölçüde aşarak hissedarlarımıza önemli bir büyüme
yarattık. Bu başarı, öngörülü, tedbirli, ileri görüşlü ve çevik yönetim
yaklaşımımız ile birlikte değişken piyasa şartlarında yol alabilme yeteneğimiz
sayesinde elde edilmiştir.” dedi.
Yeni Yatırımlarla
Sürdürülebilir Büyüme Devam Edecek
Enerjisa
Enerji CEO’su Murat Pınar “Tüm zorlu koşullara rağmen 2019 yılını doğru
stratejik hamlelerle başarılı bir şekilde tamamladık. Bu başarıda kuşkusuz
düzenleyici çerçevenin sürekli destekleyici olması, öngörülü risk yönetimimiz
ve elbette ekibimizin özverili çalışmalarının payı çok büyük. Bu başarılı
sonuçların ardından, Yönetim Kurulumuz Olağan
Genel Kurul’a hisse başına 60 kuruş temettü
ödenmesini önerecektir.
Enerjisa
Enerji olarak hem yatırımcılarımıza, hem de diğer tüm paydaşlarımıza en yüksek
faydayı sağlamayı amaçlıyoruz. 2019 yılında elde ettiğimiz başarılı finansal
sonuç, önümüzdeki dönemde operasyonlarımızı daha ileri taşıyacak yatırımlar
için önemli bir baz teşkil edecektir.” dedi. Şebeke
ve teknoloji alanlarındaki yatırımlara devam ederek sürdürülebilir ve sağlıklı
büyüme trendinin süreceğine de inandığını belirten Murat Pınar, “Enerjisa Enerji olarak öncü ve lider bir
şirket olmanın getirdiği sorumluluklarımızın bilinciyle hareket ederek, her
dönemde çağın ve beklentilerin önüne geçmeyi hedefliyoruz.” dedi.
Belçika, Hollanda ve Almanya’da bir dizi görüşmeler yapmak
için bulunduğumuzda hem Avrupa’nın havasını soluma hemde gurbetçilerimizle
görüşme imkânı yakaladık. Avrupalılar çok iyi insanlar, onlar Müslüman gibi
yaşıyorlar sadece kelimeyi şehadet getirmiyorlar, biz Avrupalılar gibi olursak
o zaman insan gibi yaşarız gibi sözler edenlerin sayısı ülkemizde her geçen gün
artıyor.
Hatta bu tarz konuşmaları hepimiz yapıyor ve Mehmet Akif’in
cumhuriyetin ilk yıllarında Avrupa’ya gerçekleştirdiği ziyaret ile ilgili konuşmasını
da hep dillendiriyoruz. M. Akif Almanya’da kaldığı dört ayda Müslüman esir
kamplarını ziyaret etmiş ve Alman toplumunun yaşantısını da inceleme olanağını
yakalamış.
Avrupa ile aramızdaki farkı; “Dinimiz işleri; dinleri işimiz
olmuş” şeklinde bir cümle ile izah etmiş. Bir aylık Avrupa ziyaretimde
girmediğim mekân kalmadı ve hemen hemen tüm yaşantılarını mercek altına aldım
ve sonuç olarak; Mehmet Akif, kişileri değil, bence sistemi ve kanunları
karşılaştırarak bu özlü sözü söylediğinin farkına vardım.
Kesinlikle Avrupalı biz Türklerden daha iyi, daha ahlaklı ve
daha insancıl değildir. Sadece kanunların ve sistemin kişilerin hata yapmasına
müsaade etmemesi ve kesinlikle suç işleyene taviz verilmemesi nedeniyle herkes
kurallara uygun yaşamak zorunda kalıyor.
Hatta Belçika’da uzun bir süre hükümet kurulamamış ve
devletin tüm hizmetleri aksamadan halkın yaşantısı sekteye uğramamış. Çünkü
sistem öyle devlet mekanizmasına entegre olmuş ki! Kendi kendine sistematik
olarak çalışıyor.
Bizim kanunlarda taviz vermemiz, adalet konusunda eş-dost
hısım akrabaların kollanması, bu bakan yeğeni, bu zengin çocuğu, bu siyasetçi
gibi adam kayırmalar Avrupa’da olsa oralarda herkes herkesi keser biçer.
Bizdeki kanunlar orada olsa o kadar sapkın bir hale
gelmişler ki! Yapacakları sapkınlıkların sınırının olmayacağı kesindir.
Sözün özü Avrupa’nın yaşanabilir bir yer olmasının nedeni
orada yaşayanlar değil, sebebi kanunların kanun gibi uygulanabilir ve
sürdürülebilir olmasıdır. Bisiklet ile ülke genelinde her yere kesintisiz
ulaşım sağlanıyor. Belçika ve Hollanda’da kesinlikle bir yokuş olmaması
bisiklet ile seyahati daha planlı bir hale getiriyor.
Araçlar kendilerine yeşil ışık yansa bile bisiklet yolundan
geçiyorlarsa bisiklet sürücüsüne yol vermek zorundalar. Kimse bizdeki gibi
bisikletin üzerine araç sürmüyor.
Yaya geçitlerinde tüm araçlar yayalara yol vermek
zorundadır. Benim acelem var, ben gazeteciyim, polisim, hakimim, savcıyım,
zenginim, güçlüyüm deme lüksü yok. Trafikte çakar lambada göremezsiniz.
Avrupa’da kameralar göstermelik durmuyor ve hepsi çalışıyor.
Hata yapanın cezası anında kesiliyor.
Sokakta sahipsiz bir köpek veya kedi bulamasınız. Hayvanlar çiplerle
kayıt altına alınmış ve kayıtlı olmayan hayvanlar mülteci statüsüne benzer bir
kanun ile izleniyor. Bunlara benzer birçok güzelliği saymakla bitiremeyiz. Bize
hayal gibi gelen bu güzelliklerin nedeni kesinlikle Avrupalıların güzel,
ahlaklı ve faziletli olmasından kaynaklanmıyor. Üstüne basa basa tekrar tekrar
söylüyorum Avrupa’daki bu güzelliklerin nedeni kanunların hata yapana taviz
vermemesidir. Bizim insanımızın Avrupalı
kadar değeri yok mu? Bizde
bisikletlerimizle araçlardan korkmadan seyahat etmek istiyoruz.
Bizde yaya olarak ezilme korkusu yaşamadan karşıdan karşıya
geçmek istiyoruz.
Kanun koyucular nasıl yapacaklarsa yapsınlar birileri bizi
yavaşlatsın. Araçlarımızı yavaş emniyetli kullanmamızı tesis etsin. Artık hata
yaptığımız zaman öyle para cezaları verilsin ki! Bir daha o hatayı yapmamak
için büyük özen gösterelim.
Güzel ülkemde Müslüman Türkler olarak bizler, yalana,
dolana, dalavereye, kurnazlığa, harama bulaşmış isek bunun nedeni kanunlar ile
bunları engellemeyi başaramayan kanun yapıcılar ve kendilerini Allah’tan
torpilli sanan İslam ahlakını bizlere iyi anlatamayan din adamlarımızdır.
Dünyanın en büyük
gazeteci örgütü; “IFJ”
Merkezi Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Uluslararası
Gazeteciler Federasyonu (IFJ)’nin Genel Sekreteri Anthony Bellanger ile
görüşerek yaptığı çalışmalar hakkında bilgi aldık. Dünya üzerinde medyanın
özgür bir şekilde görevini yapmaları için çalıştıklarını belirten Anthony
Bellanger, “Türkiye’ye sık sık geliyorum. Sizlerin ziyaretinizden de memnuniyet
duyduk” diyerek konuştu. Bizde kendisini Türkiye’ye geldiği zaman misafir etmek
istediğimizi söyledik.
Çikolata ülkesinin
başkenti Brüksel
Brüksel’deki Tour Taxis adlı fuar alanında bu yıl 7’ncisi
düzenlenen “Salon Du Chocolat”a çikolata severler yoğun ilgi gösterdi. Çeşitli
ülkelerden 100 kadar çikolata ve şekerleme üreticisinin katıldığı fuarda,
ustalar tarafından hazırlanan çikolatalar ziyaretçilere sunuldu. Fuarda,
mankenler üzerinde çikolatadan yapılmış giysi ve aksesuarlar dikkati çekti.
Katılımcıların en çok ilgi gösterdiği etkinlikler arasında ustalarının çikolata
hazırlama dersleri yer aldı. Fuarda, kakao sektörünün sürdürülebilirliği ve
çikolata ihracatında en iyi uygulamalar başlıklı konferanslar da düzenlendi.
Çikolata hakkında bilgi ve tecrübelerin paylaşıldığı fuarda, çocuklara yönelik
eğlenceli programlar da yapıldı. Fuarda, çikolata ve pastalar hakkında
yayınlanan yeni kitaplara özel bir bölüm ayrıldı.
Köln’ün merkezinde
bir Türk bankası
Federal Almanya Cumhuriyeti ve hatta Avrupa Birliği’ndeki en
büyük Türk sermayeli bankalardan birisi olarak hizmet veren Almanya’nın Köln
şehrinde bulunan Ziraat Bank International AG’yi ziyaret ettik. Almanya ve çevresindeki birçok ülkede yaşayan
müşterilerine hizmet veren Ziraat Bankası Köln şehrinin merkezinde faaliyet
gösteriyor. Ziraat Bank International AG Köln şubesi, Türkiye ile Almanya
arasında gelişen ticari ilişkiler ve Almanya’da sayıları gittikçe artan Türk
kökenli yurttaşlarla Türk bankacılık hizmetlerine olan ihtiyaç ve taleplere
hızlı şekilde cevap veriyor.
Bir antika otomobil
sevdalısı Stephan Mackertich
Ermeni asıllı Amerikan vatandaşı olan antika araba
koleksiyoncusu Stephan Mackertich ekibimize sanat eseri gibi baktığı özel araç
koleksiyonunu gezdirdi.
Antika arabaları gözü gibi koruyan Mackertich, Arabalarına
çok iyi baktığını ve onlar olmadan bir yaşamı hayal bile edemediğini aktardı.
Arabayı restore etmek ve tekrar çalışır hale getirmenin ayrı
bir keyif olduğunu söyleyen Mackertich, arızalarını giderip, çalışır hale
getirdiği araçların kendisine büyük zevk yaşattığını anlatıyor.
Mackertich, “Tüm araçları test ediyorum ve restorasyonlarını
yapıyorum. Arabalarıma büyük zaman harcıyorum. Bu sevdam hiç bitmeyecek.
Türkiye’yi seviyorum. Oradaki antika araçlar hakkında da bilgim var. Dünyanın
bir çok ülkesinde antika araçlarla ilgilenen dostlarım vardır” diyerek antika
araçlar hakkında da bizlere bilgiler verdi. Belirli zamanlarda Belçika’da,
belirli vakitlerde de Amerika’da yaşayan Stephan Mackertich artık ömrünün kalan
kısmını yalnızca Amerika’da geçirmeye karar verdiği için Antwerpen şehrinde bulunan
antika eşyalarla beraber dört katlı olan tüm evini satılığa çıkarmış.
Kamerun’dan
Belçika’ya uzanan çikolata serüveni; “Sigoji”
Ogün Gazetesi Ekibi, Belçika’nın başkenti Brüksel’de
düzenlenen “Salon Du Chocolat” çikolata fuarında Sigoji çikolata fabrikasının
sahibi Euphrasie Mbamba ile çikolata dünyası konusunda görüşme gerçekleştirdi.
Büyük babasının kakao ekimi yaptığı Kamerun’da doğan Euphrasie, hayalini
gerçekleştirmeden önce ilk olarak bir çevirmen ve dil öğretmeni olarak
çalışmış. Çikolata yapmak hayallerinden hiç vazgeçmemiş. Çikolata hayalinin
gerçekleşmesi adına bu konuda bir çok eğitim almış. Eğitimlerden başarılı olmuş
ve 15 Kasım 2014’te kocası tarafından kendi bahçesinde inşa edilen mükemmel bir
atölyede maceraya başlamış ve şu an Belçika’da bir dünya markası olan Sigoji
çikolata fabrikasının yöneticiliğini yapıyor.
Malinois mayın arama köpekleri hayat
kurtarıyor
Belçika Malinois cinsi mayın arama köpekleri operasyon ve
koku algılama programlarıyla eğitiliyor. Dünya üzerinde mayından ölen
insanların sayısının azalmasında Malinois köpeklerin büyük katkısı olduğu
söyleniyor.
Belçika’da bir ilim
yuvası: Antwerpen İmam Buhari Camisi
28 Eylül 1982 tarihinde yayımlanan Kraliyet kararnamesi ile
kurulmuş olan Belçika Diyanet Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Antwerpen Nord
İmam Buhari Camisi Belçika’daki Müslümanlara dini, sosyal ve kültürel alanlarda
hizmet veriyor.
Son derece fonksiyonel şekilde tasarlanan cami tam bir
kültür merkezi şeklinde hizmet vermektedir. Camide cemaatin sohbet ettiği lokali,
kütüphanesi, dini eğitim için sınıfları, cenaze yıkama yeri, konferans salonu
ve yönetim ofisleri bulunmaktadır.
Kuran ve Türkçe derslerinin verildiği merkezde kız ve erkek
çocuklar için ayrı ayrı tam donanımlı sınıfları da gezme imkanı bulduk.
Türklerin dini, sosyal ve kültürel olarak bir araya geldiği
İmam Buhari Camisinden yabancı ülke vatandaşı olan Müslümanlarda faydalanıyor.
Lokalde bulunan panoda caminin inşasında maddi ve manevi emekleri olan
ebediyete intikal etmiş vatandaşlarımızın da resimleri asılmış. Belçika’da çok
fonksiyonlu olarak faaliyet gösteren camilerin Türkiye’deki camiler için çok
güzel bir örnek teşkil edebileceğini söyleyebiliriz.
Bu güzel ve faydalı kültür merkezine emeği geçmiş herkese
teşekkürlerimizi sunarız.
Köln’de bulunan Chang
Long Restaurant’ı virüs vurdu
Koronavirüs korkusu Köln şehrinde bulunan çin
restaurantlarını zor duruma sokmuş. Virüs öncesinde yemek için boş yer bulmak
imkansız olan Chang Long isimli restaurantta neredeyse masalar bomboş durumda.
Arkadaşlarımızla restauranta girerek yetkililerle görüştüğümüzde ürünlerinin
hemen hemen hepsinin Almanya’da üretilmesine rağmen müşterilerinde virüs
nedeniyle bir endişe olduklarını söylediler. Bazı Almanlar restaurantın önünden
geçmek yerine yolun karşı tarafındaki kaldırımı kullanmayı tercih ettiklerini
de gözlemledik. Fakat tüm bu endişelere rağmen restoran’a girip yemek yiyen
Alman müşterileri de görmemiz bizleri şaşırttı.
Dört adımla başka
ülkeye geçebiliyorsunuz
Ülkeler arası sınır kapısı denildiği zaman aklımıza yüksek
duvarlar, elinde ağır silahlı askerler, tel örgüler ve kontrol üniteleri
geliyor. Ama Belçika’dan Hollanda’ya veya Hollanda’dan Belçika’ya geçerken
tamamen farklı bir sınır ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Resimde gördüğünüz
caddenin sol tarafı Hollanda iken sağ tarafı ise Belçika devletine ait
topraklardır. Yolun Hollanda tarafında fırından ekmek alırken, 4 adım atarak
Belçika’ya geçerek içecek alışverişi yapabiliyorsunuz. Sadece Hollanda
sınırında Hollanda bayrağı, Belçika sınırında da Belçika bayrağı ile sınır
çizilmiş.
DemirDöküm, 2019 yılı sonuçlarını açıkladı. 2019’u yüzde 10 büyüme ile kapattıklarını açıklayan DemirDöküm CEO’su Alper Avdel; “İç pazardaki küçülmeye rağmen yenilikçi ürünlerimizle tüketicilerimizin takdirini kazanarak ülkemizdeki liderliğimizi sürdürdük. Küresel pazardaki iddiamızı artırıyoruz. Bozüyük Fabrikamızda ürettiğimiz ürünler ile 2019’u Türkiye, Hırvatistan, Bosna, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Türkmenistan ve Şili olmak üzere 8 ülkede pazar lideriolarak tamamladık” dedi.
İklimlendirme sektörünün öncü markalarından DemirDöküm, 2019 yılı finansal sonuçlarını açıkladı. DemirDöküm’ün 2019’u yüzde 10 büyüme ile tamamladığını belirtenCEO Alper Avdel, “DemirDöküm, toplumun ihtiyaçlarına göre kendini şekillendirerek sektöründe 66 yıldır öncü olmayı başardı. Türkiye’nin ilk döküm radyatör, kazan, soba, kat kaloriferi, şofben, panel radyatör ve kombi üretimini ve ihracatını gerçekleştiren şirketimiz, geçen yıl iç pazardaki küçülmeye rağmen satış adetlerini koruyup pazar payı alarak 2019’u 2 milyar TL ciro ve pazar liderliğiyle tamamladı” açıklamasını yaptı.
“Yoğuşmalı kombi satışlarımız yüzde 35 arttı”
Isıtmada tüketici beklentilerini geniş bir yoğuşmalı kombi ürün gamıyla karşılayıp yüzde 20’lere kadar tasarruf sağladıklarını belirten Avdel; “2018 yılı Nisan ayından itibaren Türkiye’de yoğuşmalı ürünlerin üretimi ve satışı zorunlu hale getirildi. DemirDöküm olarak bu konudaki hazırlığımızı yıllar önce yapmıştık. Satıştaki yoğuşmalı ürün ailemize ErP yönetmeliğiyle birlikte Atromix modeli kombilerimizi de ekledik. Satışa sunduğumuz yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünlerimizle, satış öncesi, sırası ve sonrası hizmetlerimizle pazarda farklılaşmayı başardık. Bu sayede yoğuşmalı kombi satışlarımız 2018’e kıyasla yüzde 35 arttı” açıklamasını yaptı.
Türkiye’den 52 ülkeye ihracat
DemirDöküm’ün ihracatta da verimli bir yılı geride bıraktığını kaydeden Alper Avdel; “2018’in ardından 2019 yılında da birçok ülkede önemli başarılara imza attık, dünyadaki büyümemizi sürdürdük. Arjantin, Tunus, Fransa ve Filistin pazarlarına giriş yaparak ihracat yaptığımız ülke sayısını 52’e yükselttik. Türkiye’nin yanı sıra dünyanın dört bir yanında ‘ısıtma’ ile özdeşleşmeyi başardık. 2019 yılında ürün bazında değişmekle birlikte Hırvatistan, Bosna, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Türkmenistan ve Şili’deki pazar liderliğimizi devam ettirdik. Türkiye ile birlikte 8 ülkenin pazar lideri olduk.” dedi.
Shell’in, adını
lezzetten alan deli2go sandviçlerine özel gerçekleştirdiği çekilişin kazananı
belli oldu. Talihli Aykut Güney, BMW 4 Serisi Coupé’nin anahtarını düzenlenen
törenle Shell & Turcas Akaryakıt Dışı Ürün ve Hizmetler Direktörü Teoman
Özben’den aldı.
Türkiye çapında 50
şehirde 450’nin üzerindeözel konseptli Shell Select marketleriyle
misafirlerinin akaryakıt dışındaki ihtiyaçlarına da cevap veren Shell &
Turcas, deli2go sandviçleriyle damakları fethetmeye devam ediyor. Geçtiğimiz yılın
Eylül – Aralık döneminde gerçekleştirilen, Shell Select misafirlerinin deli2go
sandviçlerini satın alarak dahil olabildiği çekiliş kampanyasının talihlisi,
BMW 4 Serisi Coupé aracına kavuştu. Borusan Avcılar’da düzenlenen törende Shell & Turcas Akaryakıt Dışı Ürün
ve Hizmetler Direktörü Teoman Özben, BMW 4 Serisi Coupé’nin anahtarını çekilişin kazananı Aykut Güney’e teslim etti.
Çekilişinin kazananını
ödülüyle buluşturmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Özben talihliyi tebrik
ederken, “Türkiye’deki 1000’i aşkın istasyonumuzda her gün 1 milyondan
fazla misafirimize yakıt ve yakıt dışı ürün ve hizmetler sunuyoruz. Shell
Select Marketlerde, özellikle kendi markamız olan ‘deli2go’ ürünleri
misafirlerimiz tarafından çok beğeniliyor. Bu ürünlerden Shell’e özel reçeteyle
hazırlanan patentli deli2go sandviçlerimiz öne çıkıyor. Sandviç ürün gamımızı
içerik, ambalaj ve lezzet çeşitliliği anlamında sürekli yeniliyoruz. Bunlara ek
olarak; simit, tereyağlı kruvasan, gül böreği, rulo börek ve tatlı çörek de
Shell Select Marketlerde satışa sunulan lezzetler arasında. Sağlıklı tercihler
arayan misafirlerimiz için de soğuk sıkım meyve suları, meyve salatası,
granolalı yoğurt, salata, kuruyemiş ve kurutulmuş meyve atıştırmalıkları gibi
alternatifler sunuyoruz. Son dönemde misafirlerimizin beğenisine sunduğumuz
Türk damak zevkine uygun birçok yeni ürünümüz de bulunuyor. deli2go çiğ köfte
ve son dönemde marketlerimizde yer verdiğimiz deli2go Beyoğlu Çikolatası bu
ürünlerden birkaçı. Bunun dışında son olarak raflarımıza yeni koyduğumuz sıcak
sandviçlerimizde müşterilerimizin büyük beğeni ile tükettiği ürünler arasında
yer alıyor. deli2go markalı sıcak sandviçlerimizin arasında; kavurma, acuka ve
jambon bazlama, kaşarlı ve sucuklu tost, mozarella domates focaccia, pesto
tavuk panini ve salsa tavuk wrap bulunuyor. Shell & Turcas olarak,
misafirlerimize hem sabah hem öğlen hem de iş dönüşü saatlerinde tercih
edebileceği birbirinden lezzetli sıcak sandviç alternatifleri sunuyoruz.”
dedi.
Çekilişin ödülü olan BMW
4 Serisi Coupé otomobilin kazananı Aykut Güney ise mutluluğunu paylaşırken,
“Akaryakıt almak için Shell istasyonlarına gittiğimde
Shell Select marketlerine de mutlaka uğrarım. deli2go sandviçleri
alışverişlerimde her zaman en çok tercih ettiğim ürün oldu. Çekilişten haberdar
olduğumda şansımı denemek istedim. deli2go alışkanlığımın BMW 4 Serisi Coupé’ye
dönüşmesi benim için sürpriz oldu, çok mutluyum” ifadelerini kullandı.
2019 yılı elektrik sektörü açısından oldukça hareketli geçti. Yıllık toplam 290.447 GWh elektrik tüketildi. En çok elektrik tüketimi 1 Ağustos’ta yapılırken ay bazında bakıldığında Temmuz öne çıktı. En az elektrik tüketimi ise gün olarak 4 Haziran’da, ay olarak ise Nisan’da gerçekleşti. Yapılan zamlar incelendiğinde ise 2019 yılında hem evler hem de iş yerleri için yüzde 32 elektrik zammı yapıldığı görüldü.
2019 yılının en çok konuşulan konularından biri elektrik oldu. Yapılan zamlardan faturalara, kesintilerden tasarrufa kadar elektriğe dair pek çok konuya değinildi. 2019 yılında elektrik kullanımı ile ilgili verileri derleyen elektrik tarifeleri karşılaştırma sitesi EnCazip, ilginç detaylar aktardı.
EnCazip.com’un verdiği bilgilere göre, yıllık toplam elektrik tüketimi 290.447 GWh ile 2018 yılındaki 292.171 GWh’lık tüketime göre hafifçe düştü. 2019 yılında en az elektrik tüketilen gün 4 Haziran, ay bazında incelendiğinde ise en az elektrik tüketilen ayNisan ayı oldu. En çok elektrik tüketiminin yapıldığı gün 1 Ağustos olurken ay bazında incelendiğinde Temmuz ayının olduğu görüldü.
Evlere de iş yerlerine de yüzde 32 zam yapıldı
Yapılan zamlar incelendiğinde ise 2019 yılında hem ev hem de iş yerleri için toplamda yüzde 32 zam yapıldığı görüldü. Evlerde 2018 yılı ortalama elektrik birim fiyatı 0,5026 TL’ydi, 2019’da bu rakam0,6008 TL olmuş, buna göre ise yıl ortalamasına göre mesken elektrik fiyatları yüzde 19,5 zamlanmış. Ticarethane tüketicileri ise 2018 yılında ortalama 0,5405 TL’den elektrik kullanırken bu ortalama 2019’da 0,799029 olmuş. Yıl ortalamasına bakıldığında ticarethane tüketicileri geçen seneye göre yüzde 48 daha yüksek elektrik faturası ödemiş.