14.6 C
İstanbul
Cuma, Nisan 3, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 176

BOR

Bor, yeryüzünde toprak, kayalar ve suda yaygın olarak bulunan bir elementtir. Toprağın bor içeriği genelde ortalama 10-20 ppm olmakla birlikte ABD’nin Batı bölgeleri ve Akdeniz’den Kazakistan’a kadar uzanan yörede yüksek konsantrasyonlarda bulunur.

 

Bor mineralleri, yapılarında farklı oranlarda bor oksit (B2O3) içeren doğal bileşiklerdir. Bu mineraller öncelikle fiziksel işleme tabi tutularak zenginleştirilir daha sonra rafine edilerek çeşitli kimyasal bor bileşiklerine dönüştürülür.

 

Kimyasal bor bileşikleri genel olarak cam, cam yünü, cam elyafı, seramik, tarım ve deterjan sektörlerinde kullanılmaktadır. Bu alanlara karşılık gelen kullanım oranı %85’e yakındır. %15’lik kısım ise diğer olarak adlandırılan nükleer uygulamalar, askeri araçlar, yakıtlar, polimerik malzemeler, nanoteknolojiler, otomotiv ve enerji sektörü, metalürji ve inşaat gibi 500’e yakın alanda kullanılmaktadır.

 

Türkiye, dünyanın en büyük ve en iyi kalitede bor rezervlerine sahip olan ve buna paralel olarak dünyada en yüksek bor bileşikleri üretimini gerçekleştiren ülkedir. Dünya bor talebinin de önemli bir kısmı ülkemiz tarafından sağlanmaktadır.

 

Dünyada 8 ülkede bor rezervi bulunmakla birlikte önemli bor yatakları Türkiye, ABD ve Rusya’da yer almaktadır. Türkiye toplam 3 milyar ton rezerv miktarı ile Dünya toplam bor rezervi sıralamasında %73’lük pay ile ilk sıradadır. (Kazakistan’ın Satimola bölgesinde B2O3 bazında 102 milyon ton rezerv olduğu bilgisi bulunmaktadır, fakat bu rezerve ilişkin çok farklı ve çelişkili rakamlar verildiğinden, bu rakam rezerv hesabına yansıtılmamıştır. Bu değer dikkate alındığında Türkiye’nin payı %67 olmaktadır) Rusya dünya toplam bor rezervinin %%8 ile ikinci sırada, ABD ise toplam 80 milyon ton rezervle dünya toplam bor rezervinin %7’si ile 3. sırada yer almaktadır.

 

Maden Teknik ve Arama Genel Müdürlüğü ile Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü arasında 2002 yılında yapılan protokol ile hayata geçirilen Bor Master Arama Projesi kapsamında 2002-2006 yıllarında yapılan sondajlar neticesinde, 2 milyar ton olan %24-35 B2O3 içerikli bor rezervlerimiz 1 milyar ton artarak 3 milyar ton’a çıkartılmış olup rezerv geliştirme çalışmalarına devam edilmektedir.Ülkemizin bilinen bor madeni yataklarının tümü Batı Anadolu’da, başlıca Eskişehir-Kırka, Kütahya-Emet, Bursa-Kestelek ve Balıkesir- Bigadiç’de bulunmaktadır.Doğal bor ve kimyasal bor bileşikleri üretimini gerçekleştiren Eti Maden geniş bir ürün yelpazesi ile dünya bor sektöründe 2005 yılından itibaren lider konumuna gelmiştir. Eti Maden’in 2002 yılında 436.000 ton kimyasal bor bileşikleri üretimi 2010 yılında 1.399.677 ton olarak gerçekleştirilmiştir. 2011 yılı için 1.874.000 ton kimyasal bor bileşikleri üretimi programlanmıştır. 2012 yılında Eti Maden’in 400.000 ton/yıl bor kimyasalı kapasitesinin devreye girmesiyle Dünya bor ürünleri üretim kapasitesinin brüt bazda yaklaşık 4,9 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir. Bu kapsamda 2012 yılında Dünya bor talebinin %46’sının Eti Maden, %23’ünün RT Borax, %31’ininde diğer üreticiler tarafından karşılandığı tahmin edilmektedir.

 

Eti Maden’in 2010 yılında, 629 milyon doları ihracat olmak üzere toplam bor ürünleri satış geliri 650 milyon dolar olarak gerçekleşmiş olup, toplam satış gelirlerinin %97’si ihracat gelirlerinden oluşmaktadır. Eti Maden’in bor satışları 2012 yılında miktar bazında 1,8 milyon ton ve değer bazında ise 822 milyon ABD$ olarak gerçekleşmiştir.

ALTIN

Altın, çok eski çağlardan bu yana sahip olduğu temel işlevleriyle en gözde metallerden birisi olmuştur.

Altının bu önemli işlevlerini, ziynet eşyası olarak kullanımı, servet biriktirme ve değişim aracı oluşu, kolay işlenebilme özelliği, dayanıklılığı ve pek çok endüstri dalında (elektronik, uzay ve havacılık teknolojisi, tıp, dişçilik, dekorasyon ve mühendislik sektörlerinde) yaygın kullanımı teşkil etmektedir. Dünyada üretilen altının %60’ı mücevher, %15’i altın para, %11’i elektronik, %5 dişçilik, %3 madalya ve %6’sı da diğer sanayilerde kullanılmaktadır.

 

Dünya toplam işletilebilir altın rezervi 49.000 tondur. Rezervin %65′i dünya altın üretiminde ilk sıralarda yer alan Çin, G. Afrika, ABD, Avustralya ve Endonezya arasında paylaşılmaktadır. Dünya altın üretimi 2.700 ton civarında (2007) olup bu üretimin %46′sı bu beş ülkede yapılmaktadır.

 

Ülkemizde bilinen ve arama çalışmaları süren altın yatakları Ege, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Halen üretime hazır olan altın yataklarımızda 1 tonda 1,2 gr ile 12,65 gr arasında değişen miktarlarda altın bulunmaktadır. Buna göre işletilebilir altın rezervimiz metal bazında toplam 840 tondur. Jeolojik yapısı ve dünyadaki altın oluşum modellerine dayanılarak yapılan hesaplamaya göre Türkiye altın potansiyelinin 6.500 ton olduğu ve bu rezervle de dünyanın ikinci ülkesi haline gelebileceği tahmin edilmektedir.

 

Halen ülkemizde, İzmir/Bergama-Ovacık, Balıkesir/Havran, Gümüşhane/Mastra, Manisa/Salihli-Sart ve Uşak/Eşme-Kışladağ’daki Altın İşletmelerinde altın üretimi yapılmaktadır.Tablo : Türkiye Altın Üretimi

Altın Üretim Miktarı(ton)*

2003      2004      2005      2006      2007      2008      2009      2010      2011      2012

5,39       5,00       5,00       8,04       9,92       11,12     14,45     16,40     24,50     29,38* (metal olarak)

Ülkemiz dünya altın talebinde beşinci sırada yer almaktadır. 2008 yılına kadar yılda 200 tondan fazla altın ithal edilmekte, bunun tahmini olarak yarısına yakın bir kısmı işlendikten sonra mücevherat biçiminde ihraç edilmektedir. Ülkemiz, altın takı üretiminde Hindistan’ın ardından ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye’nin altın ithalatı 2007 yılında 231 ton, 2008 yılında 166 ton, 2009 yılında 37 ton ve 2010 yılında da 42 ton, 2011 yılında 79,7 ton ve 2012 yılında 157,63 ton olarak gerçekleşmiştir. Altın fiyatlarının 2009 ve 2010 yıllarında aşırı derecede yükselmesi nedeniyle altın ithalatında önemli miktarda azalma olmuş ve ihtiyaç yurtiçinden “yastık altı altın” olarak tabir edilen hurda kullanımından karşılanmıştır.

 

Kamuoyunda altın arama ve işletme faaliyetlerine karşı, özellikle siyanür kullanımına ilişkin bir hassasiyet bulunmaktadır. Ancak, günümüzde altın madenciliğinde siyanür, arama aşamalarının hiçbir kademesinde kullanılmamaktadır. Kömür, bakır, demir, bor, v.s. madenler nasıl aranıyorsa altın da benzer yöntemlerle aranmaktadır. Altın madenciliğinde siyanür, ocaktan çıkartılan tuvönan cevherden metal altının kazanımı aşamasında ve ÇED izinleri kapsamında her türlü güvenlik tedbirleri alınarak yapılmış olan kapalı tesislerde kullanılmaktadır. Bu nedenle kullanılan siyanürün doğa ve insanla teması olmamaktadır. Bu güne kadar altın madeni işletmeciliğinde insan ve canlı varlığı açısından tehlikeli bir durumla karşılaşılmamıştır.

 

Dünyada yılda yaklaşık 1,5 milyon ton siyanür tüketilmektedir. Bunun %18’i (270.000 ton) madencilik sektöründe, geri kalan %82’si ise tekstil, sentetik kumaş, naylon, kauçuk, oto lastiği, metal işleme-çelik sertleştirme elektro kaplama, galvanizleme, kuyumculuk ve mücevherat, ilaç sanayi, haşere ve böcek zararlıları ile mücadelede, çivit imali, optik parlatıcılar ve fotoğrafçılıkta kullanılmaktadır. Dünyadaki altın üretiminin %85’i de siyanürlü yöntem ile yapılmaktadır. Türkiye’de ise yılda 300.000 ton siyanür sanayide kullanılmakta olup bunun sadece %1’lik kısmı altın madenciliğinde kullanılmaktadır.

Bako sahte içki satanları uyardı

İstanbul’un birçok ilçesinde kusma, görme kaybı, karın ağrısı ve bilinç kaybetme şikayetleri ile vatandaşlar hastanelere akın etti.

Bağcılar, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa ve Fatih ilçelerinde geçtiğimiz günlerde yaşanan hasta şikayetlerinin nedeni sahte içki çıkmasının ardından yetkililer harekete geçti.

Polis’in düzenlediği operasyonlarda gözaltına alınanlar oldu. Zanlıların 35cc’lik sahte rakıları 5 liradan sattıkları tespit edilirken, operasyonda ele geçirilen ürünler incelenmek üzere Adli Tıp’a gönderildi.

Tedavi için hastanelere kaldırılan vatandaşlardan 28’si hayatını kaybetti. Halen tedavisi süren ve durumu ağır olan hastalar olduğu ve ölümlerin artabileceğinden endişe ediliyor.

İstanbul Bakkallar Odası (BAKO) Başkanı İsmail Keskin konuyla ilgili bir açıklama yaptı.

Keskin; “Böyle olaylar bizleri çok üzüyor. Bu olaylar eğitimsizlik, kötü alışkanlıklar, kaçaklarla ilgili kontrol edilemeyen sokaklar, birilerinin çok para kazanma hırsı, içicilerin Atın Ölümü Arpadan Olsun misali 0.35 cc’lik içkiyi 38 Lira yerine 5 Liraya alma sebebiyle yaşanmaktadır. Sağlığa zararlı bu ürünler ya merdiven altlarında yapılıyor veya kaçak, bandrolsuz olarak illegal yollardan birilerine destek için yurda kaçak olarak sokuluyor. Sonuç hem ülke, hem de insanımız için malum sonuçlar yaşanıyor.

Bako Başkanı Keskin; “İçiciler bu ürünleri Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu (TAPDK)’nun tütün mamulleri ve alkollü içkilerin satış ve sunumuna uygunluk belgesi almış olan bakkal, bayi ve büfelerden ve güvendikleri işletmelerden almaya dikkat etmeliler. Bakkal esnafı arkadaşlarımızın bu ürünleri satmayacaklarına inanıyorum. Oda olarak bu konuyu takip edeceğiz. Bu gibi olaylara karıştığını tespit ettiğimiz esnafımız olur ise üyeliğini hemen yasal süreçle sonlandırırız.” diye düşüncelerini ifade etti.

İSTBAKO.ORG / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Petroleum İstanbul sektörü birbiriyle buluşturdu

2 yılda bir gerçekleştirilen Avrupa ve Asya’nın en büyük enerji fuarı PETROLEUM ISTANBUL 2015 ve bu yıl ilk kez düzenlenen GAS & POWER NETWORK 2015 Fuarları büyük bir başarı ile sonuçlandı.

BÜYÜK AİLE’NİN GÖVDE GÖSTERİSİ
Enerji Fuarcılık A.Ş. tarafından düzenlenen Petroleum Istanbul Fuarı’nın 12’cisi ve Gas & Power Network Fuarı’nın ilki 2-5 Nisan 2015 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

200’ü aşkın firmanın yaklaşık 800 markayla katıldığı fuarlarda enerji sektörü tüm kesimleriyle bir araya gelerek hem büyük bir aile tablosu çizdi hem de son derece başarılı geçen bir organizasyonla moral depolama fırsatı buldu.
Fuarların açılışına ilgi olağanüstü boyutlarda gerçekleşti.

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve ÖİB Başkanvekili Ahmet Aksu başta olmak üzere, PETDER ve BP Türkiye Başkanı Martin Thomsen, ADER ve LUKOIL Türkiye Başkanı Alexander Terletskiy, YASED ve Shell Türkiye Başkanı Ahmet Erdem, AKADER Başkanı ve Milan Petrol Başkanvekili Süleyman Bölünmez, Türkiye LPG Derneği ve İpragaz Başkanı Selim Şiper, PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş, TOBB LPG Meclisi Başkanı ve Aygaz Genel Müdürü Yağız Eyüboğlu, TOBB Doğal Gaz Meclisi Başkanı ve Egegaz Genel Müdürü İbrahim Akbal, OPET Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Öztürk, Aytemiz Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Aytemiz, Doğan Holding CEO’su Yahya Üzdiyen, Koç Holding Enerji Grubu Başkanı Erol Memioğlu, Tüpraş Genel Müdürü Yavuz Erkut, OMV Petrol Ofisi CEO’su Gülsüm Azeri, TPAO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sait Kirazoğlu, TPAO Genel Müdür V. ve Yönetim Kurulu Başkan V. Besim Şişman, Türkiye Petrolleri Petrol Dağıtım A.Ş. Genel Müdürü Mutlu Gül, SOCAR Turkey Petrol Enerji Dağıtım A.Ş. CEO’su Dr. Mutluay Doğan, Total Türkiye Genel Müdürü Antoine Tournand, Akdeniz Ülkeleri Enerji Şirketleri Birliği (OME) Hidrokarbonlar Direktörü Sohbet Karbuz, SSDGD Başkanı Eyüp Aratay, İGDAŞ Genel Müdürü Bilal Aslan, STFA CEO’su Mehmet Ali Neyzi, UGETAM Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Doğay Arınç, PETFORM Başkan Yardımcısı Aziz Camcı, ETADER Başkanı Zafer Yavuztürk açılış törenine katılan ve fuarı ziyaret eden isimlerdi. Bu en üst düzey isimlerin yanında şirketlerin yönetici kadroları da tam kadro fuarlara katılım sağladılar.
Fuarları 25.000’in üzerinde profesyonel ziyaretçi gezdi.

Petroleum Istanbul 2015 ve Gas & Power Network 2015 Fuarlarını açık kaldığı 4 gün boyunca 2.107’si yabancı olmak üzere toplam 18.986 kişi ziyaret etti. Tamamı kayıt edilerek turnikelerden giriş yapan bu ziyaretçilerin yanı sıra, VIP girişleri, toplu heyet girişleri ve katılımcı firma temsilcileri ile birlikte toplam rakam 25.000’i geçti. Yabancı ziyaretçilerin çoğunluğunu Asya ve Avrupa kıtasında yer alan ülkelerden gelen ziyaretçiler oluştururken bu ülkeleri Kuzey Afrika ülkeleri takip etti.

Fuarda kurulan birbirinden göz alıcı özel tasarımlı stantlar organizasyonu müthiş bir görsel şölen haline getirdi.
Türkiye enerji sektörünün düzenleyici bağımsız kurumu EPDK, Fuara stant kurarak katıldı. Kurum, Başkan’ından uzmanına kadar yaklaşık 60 kişilik bir heyetle Fuarda temsil edildi.

EPDK Petrol Piyasası Dairesi Başkanı Abdullah İnce, LPG Piyasası Dairesi Başkanı Barış Sanlı, Elektrik Piyasası Dairesi Başkanı Uğur Cingi, Doğal Gaz Piyasası Dairesi Başkanı İsmail Karahan, Denetim Dairesi Başkanı Mehmet İbiş, Tarifeler Dairesi Başkanı Mehmet Ertürk, Petrol Piyasası Dairesi Grup Başkanı Melih Özdoğan ve İBB Ruhsat ve Denetim Müdürü Mustafa Kemal Karabayır Fuar boyunca düzenlenen panel ve söyleşilere katılarak önemli bilgilendirmeler yaptılar.

Ulusal ve uluslararası dev markaların katıldığı fuarlarda firmalar, ürün ve hizmetlerini tüketici ve müşterilerinin beğenisine sunarken, son derece önemli iş bağlantıları da gerçekleştirdiler.
Görüşlerini açıklayan Enerji Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akıncı: “Türkiye enerji sektörü 125 milyar dolarlar seviyesinde bir büyüklüğe sahip. Bu büyüklüğün tamamının buluştuğu bir fotoğrafı ortaya koymak çok kolay bir organizasyon değil. Bu anlamda biz 2 yılda bir bu organizasyonu yapmaktan çok büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz” dedi.

İzmir Aliağa da köylüler yaşam savaşı veriyor

Petkim, Socar, Star ve birçok rafineri ile demir çelik fabrikalarının bulunduğu İzmir Aliağa’da köylüler yaşam savaşı veriyor.

Rafinerilerin topraklarını taşıyan firmaların ruhsatlı döküm sahaları yerine belediyeden gayri resmi izinle gelişi güzel alanlara döküm yapması köylülerin mağdur olmasına neden oluyor. Özellikle rafinerilerin yakıt tankları koymak için boşaltmaya çalıştıkları dağlık alanlardan çıkan toprakların hafriyat şirketlerinin iştahını kabartmakla beraber ciddi rantları da ortaya çıkardığı iddia ediliyor.

BAHANELER ÜRETİLEREK, TOPRAKLAR DÖKÜM YAPILARAK TÜKETİLİYOR
Madeni alınmış yerlerin geri doldurulması kanunu bahane edilerek hafriyat döküm işi yapılmasının İstanbul, İzmir, Ankara ve Kocaeli gibi illerde kaldırıldığı halde burada devam edilmesine bir anlam verilemediği de belirtiliyor.
turkiyedeenerji.com aliağa
İZMİR VALİLİĞİNİN PARA CEZASI KESMESİ CAYDIRICI OLMUYOR
Devlet kurumlarının kaçak dökümlere engel olabilmek adına bilgi sahibi olduğu yerlere müdahale ederek ceza kestiğini belirten vatandaşlar, rantın büyük olmasından dolayı DSİ ve İzmir Valiliğinin kestikleri milyonlarca lira cezaların çalışmaları durduramadığının da altını çiziyorlar. Petkim ve Socar gibi kurumsal firmaların kendilerine ait olan toprakların kaçak döküm sahalarına döküm yapıldığından haberleri olmadığını söyleyen vatandaşlar, bu durumdan haberdar olmaları durumunda bu rant çalışmalarına bu firmaların da dur diyeceğini belirtiyorlar.

YAŞAM HAKKIMIZ İÇİN ÇALMADIK KAPI BIRAKMAYACAĞIZ
İsmini vermek istemeyen bir köy sakini kadın aynen şu ifadeleri haykırdı; “Bizler bugün bu talana ve kanunsuzluğa göz yumanlara dur diyeceğiz, yaşam hakkımız için çalmadık kapı, görüşmedik yetkili bırakmayacağız. Tüm bu talanı kamuoyunun gözü önüne serecek, yasalardan doğan tüm haklarımızı da hukuki süreçleri başlatarak sonuna kadar kullanacağız” dedi. Hafriyat kamyonlarının döküm yapmaları nedeniyle doğası yağmalanan, hayvanlarını otlattıkları meraları Aliağa Belediyesinin döküm yaptırmasıyla çalınan ve yaşanmaz bir köy haline gelen Güzelhisar köyü sakinleri meralarını geri istiyorlar. Aliağa ilçesi Güzelhisar Köyü 633 parsel 198 dönüm mera olarak köylülerin kullandığı araziye izin belgesi ve ruhsatı olmadığı halde Aliağa belediyesi tarafından döküm yaptırıldığı söyleniyor.

Döküm yapılan alan hayvancılık yapan Güzelpınar ve çevre köylüleri tarafından mera olarak kullanılırken, araziye toprak dökümü yapılması nedeniyle hayvancılık yapan köy sakinleri maddi sıkıntı içine düşmeye başlamışlar. Doğma büyüme Güzelpınarlı olan bir köy sakininin sözleri her şeyi özetliyordu; “Eski günlerimizi özledik, huzurumuz kalmadı, çaresiziz ve ne yapacağımızı bilemiyoruz. Hayvanlarımızın yaşam hakkı ellerinden alınmıştır.”

MERANIN TALAN EDİLMESİNE İZİN VERENLER BÜYÜK VEBAL ATINDA
Belediyenin verdiği gayri resmi izin ile 3 aydır 3000 kamyon hafriyat dökümü yapılan köy merasının bölge hayvancılığının can damarı olduğunu belirten Güzelhisar Köyü eski Muhtarı Eşref Özkaya, “1933 yılında Süleyman yılmaz muhtarlığı döneminde köylüden toplanan parayla Karahayık mevkinde yani döküm yapılan alanda 400 küsür dönüm olarak köy adına alınmış daha sonra meranın bazı kısımları bazı kişilere göçmen hakkı olarak verilmişti. Şu anda 633 parsel 198 dönüm 649 ve 650 dönüm parsellerde toplam 225 dönüm bir yer köy adına kayıtlıdır. Biz burayı tarla olarak vasıflı olduğu için ekip biçemiyoruz. Fakat burayı hayvancılık yapan köylülerimize mera olarak veriyoruz. Ben 2002 yılında Orman Müdürlüğü temasa geçerek 2000 tane ceviz, 1600 tane çam ağacı dikilmesini sağladım. Döküm yapılan meranın üst tarafında gözüken çamların bulunduğu alan 2002 yılında 49 yıllığına kiralandı. Bu bölge ile muhtar ilgilenmiyor, belediye ilgilenmiyor. Belediye başkanımızla görüşerek, ‘elçiye zeval olmaz başkanım köye toprak ve molozlar dökülüyor, meramız yok oldu, köye geldiğin zaman köylüye ne diyeceksin’ dediğimde; başkan, ‘yapma ya’ diye tepki verdi. Şaşırarak tepki verince o zaman herhalde başkanımızın haberi yok olanlardan diye düşündüm. Lakin daha sonradan başkanın bu döküm ile direkt bağlantılı olduğunda bir daha şaşırdım. Benim görüşmemin ardından vatandaşlarımız belediye ve kaymakamlığa dilekçeler vererek çalışmanın durdurulmasını talep ettiler. Çok uzun zaman geçmesine rağmen ruhsat olmayan yere aylarca belediyeden alınan gayri resmi izinle döküm yapıldı. Karahayıt mevkii köyümüz ve çevre köylüler için çok önemlidir. Bölgemizde her yer tapulu arazidir, geri kalan yerlerde dağlıktır” diyerek hayvanların otlanabileceği tek alan olan meranın talan edilmesine izin verenlerin büyük vebal altında olduklarını söyledi.

GÜZELPINAR KÖYLÜLERİ MERALARININ TALAN EDİLMESİNE TEPKİLİ
Aliağa Güzelpınar Köyü KARAHAYIT mevki 633 parsel 198 dönüm arazinin Aliağa belediyesi tarafından döküm alanı olarak kullanıldığı köylüler tarafından söyleniyor. Köylülerin mera alanı olan bu yere 3 aydır izinsiz toprak dökümü hatta toprak değil kaya dökümü yapılıyor. Köylülerin hayvanları otlatacakları tek alan ellerinden alındığı için hayvanlar kaderine terk edilmiş ve kredi ile hayvan alan köylüler haciz ile karşı karşıya kalmış.

“BELEDİYE BAŞKANI TARAFINDAN DÖKÜM YAPTIRILIYOR İDDİASI”
Belediye tarafından döküm yapıldığı mera alanı ile alakalı görüştüğümüz Güzel Hisar köyü sakinlerinden hayvancılıkla uğraşan Şahin Bulut, bahse konu olan alana 3 aydır belediye tarafından döküm yapıldığını belirterek, “Ruhsat ve izin olmadığı halde mera alanımıza döküm yapılıyor. Mera alanını kullananlar olarak her yıl kazandığımız paraların belirli bir bölümü ile keşkek şenliği düzenliyorduk. Önümüzdeki keşkek şenliği de tehlikeye girmiş oluyor böylece. Hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler olarak mağdur olduk. Kış ayında hayvanlarımızı dağa vurmak zorunda kaldık. Dağda da kırağı var ve hayvan onu yediği zaman zehirlenir, gebe hayvana düşük yaptırır. Çok sayıda hayvanımız telef oldu. Bu yasadışı döküm ile alakalı belediyeye ve kaymakamlığa verilmiş dilekçelerimiz var. 2 haftadan fazla bir süre geçmesine rağmen bize dönüş yapılmadı. Fakat sorumluları bulamadılar mı bilmiyoruz. Ne yaptılar, yasa dışı olarak hiç bilgimiz yok.

Döküm yapan şirket ile belediye başkanımızın bir yakınlığı olduğu da söyleniyor. Şu an muhtar olan kişi daha önceden belediye başkanımızın başkan olmadan önce şirketinde şoförü olarak çalışıyormuş. Samimiyetten mi başka bir durum mu var bilemiyoruz bizim aklımız bu durumlara çalışmaz. Bence aralarında bir şekilde halledip buraya toprak dolduruyorlar. Muhtara soruyoruz, diyor ki bizle alakası yok. Biz kendimiz İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na bizzat sorduk. Yanında belediye başkanımız Serkan Acar’da vardı, yani dedik sayın başkanım bizi bu konuyla ilgili bilgilendirin. Toprağı görüyorsun zaten kaya gibi bari toprak olsa da ot çıkar, hayvanlarımız yer, bir işe yarar dedik. Bunlar yol çalışmalarından çalışmalardan gelen topraklar toprakları getiren firmada benim arkadaşım çalışıyor desem ki ona gel şahitlik yap, yapmaz. Bazı yerlerde ağaçların yarısını kapatıyor, toprak görüyorsun. Yağmurda ağaçların hepsi su içinde kalıyor. Ben kafamda canlandırıyorum burada tabiat yaşam vardı, yabani hayvanlar vardı. Evet, evet vardı tabi kii. Şurada hayvancılıkla uğraşan 20 aile var, buda 50-60 insan eder. Bu kadar kişi buradan ekmek yiyor” diyerek konuştu.

YAPILAN DÖKÜMLER İLE HATİPÇAYIRI KUŞ CENNETİ YOK OLMUŞ
Mezarlık arkası diye bilinen Hatip Çayırı bölgesinde ise yapılan döküm sonrası çevre katliamı gerçekleşmiş. Ördek, Angıt, Flamingo gibi kuşların yaşam alanı olan bu bölgeye döküm yapılmasının ardından doğal yaşam yok olmuş. Yaşam alanından kuşlar başka yerlere göç etmişler. Ruhsatı olmadığı halde tapu sahibi vatandaşların izni ile döküm yapılmasına ise bir anlam verilemiyor.

HOROZGEDİĞİ KÖYÜ SAKİNLERİ CÜRUF İLE SAĞLIKLARINDAN OLMUŞ
Aliağa’ya bağlı Horozgediği Köyü sakinleri ile görüştüğümüzde gazetecilere güvenmediklerini köye gelerek kendileriyle görüştükleri halde hiçbir haberlerinin yayına konulmadığını söylediler. Zeytin ağaçlarının telef olduğunu sağlıklarının ise bozulduğu belirten köylüler cürüf döküm sahalarının köylerine yakın olduğunu ve yapılan kamulaştırmaların usulsüz olduğunu söylediler.

RUHSATLI OLAN DÖKÜM ALANLARI İSTİYORUZ; “DEVLETİMİZ BİZİM MAĞDUR OLACAĞIMIZ ALANLARA DÖKÜM RUHSATI VERMEZ”
Aliağa genelinde ruhsatı olmayan alanlara yapılan dökümler vatandaşın tepkisine neden oluyor. Vatandaşlar bir döküm alanı oluşturulacaksa bu alanların devlet tarafından verilen ruhsat ile çalışmasının gerekli olduğunu söylüyorlar. Sebebini bir köylü aynen şu sözlerle ifade ediyor; “devletimiz köylüyü mağdur edecek hiçbir alana döküm ruhsatı vermezler”

İŞADAMLARI ALİAĞA’DA DEĞİŞİK BİR OYUNUN OYNANDIĞINI İDDİA EDİYORLAR
Hafriyat toprağı döküm izni İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkisinde olmasına rağmen Aliağa Belediye Başkanı’nın bu yetkinin yetkisinde olduğunu zannederek gayri resmi dökümler yaptırdığını da iddia eden vatandaşlar, şimdiki belediye başkanının daha önceki dönem CHP’den belediye başkanı olan Ömer Turgut Oğuz’un oğlu Cem Oğuz’un sahibi olduğu Özdenizcilik AŞ’de belediye başkanı olmadan önce genel koordinatör olarak çalıştığını söylediler. Aliağa’da iş yapan, işletmesi olan, belediye ile işi olan işadamlarından ilçeye palmiye ağacı dikileceğini söyleyerek bağış yapmalarının istendiğini söyleyen işadamları, palmiye adı altındaki bağışların 500.000 ile 5.000.000 arasında değiştiğini belirtiyorlar. Palmiye ağaçlarının dikim işini ise daha önceden Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın Genel Koordinatör olduğu şirket tarafından yapılmasının düşündürücü olduğunu söyleyen işadamları Aliağa’da değişik bir oyunun oynandığı iddia ediyorlar. Aliağa ve çevre köylerde köylüler bizimle görüşmek için birbirleriyle yarışırken, ilçe yöneticileri ile görüşme imkanımız olmadı.

Aliağa Kaymakamı Bayram Yılmaz Çin’de bulunduğundan kendisine ulaşamaz iken Aliağa Belediyesi Basın Danışmanlığı Başkan Serkan Acar ile görüşmemiz için 1 ay sonrasına randevu verebileceğini söyledi.
Gizli ortaklıkların çıkar ve rant çalışmalarının olduğu iddiasında bahse geçen konuları kamu yararı adına yaptığımız araştırmalarımız tamamlanınca okurlarımızla paylaşacağız.
OGN-ARŞİV/2015

MÜSİAD Kuzey Afrika’ya çıkarma yaptı

Girişimci işadamlarına potansiyel iş fırsatları sunmak üzere MÜSİAD tarafından organize edilen Fas, Cezayir ve Tunus’u kapsayan Ticaret Heyeti Programı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ve yüzlerce işadamının katılımıyla gerçekleşti.

Türkiye İş Forumu’nda açılış konuş- masını yapan MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, Başbakanımızın Mayıs 2006 tarihinde Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında imzalanan “Dostluk ve İşbirliği Anlaşması”, ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkilerde yaşanan tablonun somut bir kanıtıdır. Ancak, biz işadamları, bu güzel gelişmeler için teşekkür ederken, ülkelerimiz arasındaki karşılıklı işbirliğini ve üçüncü ülkelerle yapılabilecek işbirliklerinin bugünkü seviyesini yeterli görmüyor, Cezayirli işadamı dostlarımızın da katkısıyla, birlikte daha fazla iş yapmak istiyoruz,” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cezayir Başbakanı Abdülmelik Sellal, Cezayir Sanayi Bakanı Şerif Rahmeni, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bakanlar, milletvekilleri ve birçok işadamının katılımcı olarak yer aldığı iş gezisinin ikinci durağı Cezayir’de konuşan Başbakan Erdoğan ise iki ülke işadamlarına müjde üstüne müjde verdi. Öncelikle Serbest Ticaret Anlaşması’nın yapılacağını söyleyen Başbakan Erdoğan ardından iki ülke arasındaki vize uygulamasına değinerek, “Yetmişi aşkın ülkede vizeleri kaldırdık. İstiyoruz ki, Cezayir ile de vizeler kalksın. İnşallah çok daha fazla Cezayirliyi kendi evleri olan Türkiye’de, aynı şekilde vatandaşlarımı yine kendi evleri olan Cezayir’de görmek istiyoruz,” dedi. Konuşmasına devam eden Başbakan Erdoğan doğalgaz anlaşmasının uzatılması, sağlık sertifikası, sosyal güvenlik anlaşması, THY’nin sefer sayısının 3 şehre çıkartılması ve teminat mektubu gibi iş dünyasını için hayati önem taşıyan konular hakkında da müjdeli açıklamalarda bulundu. Tunus – Türkiye İş Forumu Tunus’ta Gerçekleştirildi Tunus-Türkiye İş Forumu’nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin çok iyi olmasına rağmen ekonomik ilişkilerin arzu edilen seviyede olmadığını belirterek, 1 milyar dolar olan ticaret hacmini 3 milyar dolara çıkarılması teklifinde bulundu. Tunus Başbakanı Ali Larid’in bunu 4 milyar dolara çıkarması üzerine Erdoğan, “Biz 3 dedik, kardeşim 4 dedi, kardeşlik kolay mı? Gökten ne yağar ki yer kabul etmez,” şeklinde konuştu.

musiad.org.tr / TÜRKİYE’DE ENERJİ

BAKO Başkanı Keskin’den üyelerine destek

İstanbul Bakkallar Odası (BAKO) Başkanı İsmail Keskin, CNR EXPO’da düzenlenen 19. Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarında birçok yerli ve yabancı firma yetkilileriyle görüşerek, çalışmaları hakkında istişarelerde bulundu.

Fuarda birçok firma ile görüşen BAKO Başkanı İsmail KESKİN daha önce planlanan program çerçevesinde Kolombiyalı firma yetkilileri ile bir araya geldi.

İstanbul Bakkallar Odası başkanı (İSTBAKO) İsmail KESKİN, Kolombiyalı gıda firması yetkililerinden yerel ürünleri ile ilgili bilgiler aldı. Ülkemizde pazarlamaya uygun Kolombiya’ya özgü birçok yerel lezzetin tanıtımını yapan firmalar kendilerine gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ettiler.

Toplantının ardından BAKO başkanı İsmail KESKİN ile Adapazarı Bakkallar Odası Başkanı Ahmet AKTARDAĞAN ve Uşak Bakkallar Odası Başkanı Ahmet AMCAOĞLU ile fuarı gezerek firma yetkilileri ile gıda sektörünü konuştular. Kolombiyalı firmalar ve İSTBAKO yetkilileri 26 Eylül Pazartesi günü İstanbul Bakkallar Odası’nda daha geniş ve detaylı bilgi alarak hem piyasayı hem de bakkal esnafını tanımak için bir araya gelecekler.

İSTBAKO.ORG / TÜRKİYE’DE ENERJİ

0

Fütürist Metin Külünk sevgisi salonları doldurdu

Geçen yazımda, ”Bir yandan mevcut İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu’nun yerini koruyacağı konuşulurken, diğer yandan yüksek sesle özellikle genç yaştaki partililer tarafından Metin Külünk’ün teşkilat’ın başına geçmesinin zamanının geldiğinin konuşulduğundan bahis etmiştim.

Yazımla alakalı olarak Ak Partili yöneticilerden ve bazı belediye başkanları ile istişarelerde bulunmuştum.

Cevahir Kongre Merkezinde 10 Haziran tarihinde, Fütürist Metin Külünk’ün, 27 Haziran’da yapılacak, Ak Parti İstanbul İl Kongresinde aday olduğunu açıklamasıyla, tabandan gelen seslerin harekete geçtiği ispatlandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti İstanbul Gençlik Kolları şenliğinde stadyumdaki etkinliğe gençliğin yoğun ilgi göstermemesi üzerine kurmaylarına İstanbul ile alakalı eksiklikleri tespit edin talimatı verdiği kulaktan kulağa fısıldanırken, İl teşkilatı şölenin ardından 8 ilçe gençlik kollarından istifasını istediği ve bunun gerçekleştirdiği de hep konuşuldu durdu. Peki, Sorarım ey koltukları boşuna işgal eden koltuk sevdalıları siz şatafatlı deri koltukların üzerinde özel kaplamalı makamlarınızda oturduğunuz halde İstanbul da partilileri bir araya getiremezken, Metin Külünk ne yaptı da 3.000 kişinin üzerinde partiliyi Cevahir Kongre Merkezinde toplayabildi? Metin Külünk’ün adaylığını açıklamasıyla ilgili değişik tespitlerde bulunuluyor ve tabiri caizse herkesin kendine göre olayın senaryosunu çizdiği hissediliyor.

Kimine göre Başbakandan izin alarak, kongreye aday olduğunu, kimisine göre, geçmişte sorun yaşadığı hastane patronu siyasetçinin Külünk’ün kongrede seçilmesine engel olacağını,kimine göre de, Metin Külünk’ün Başbakanın parti içinde demokrasi siyasetinin hâkim olduğunu söylemesinin aday olmasına referans olduğu yazılıyor çiziliyor.

Külünk, ”Biz 35 yıldır Sayın Genel Başkanımız ve Başbakanımla aynı kaderin yolcusuyuz bana güvencemin ne olduğunu soruyorlar; benim güvencem Başbakanımızın adaleti, demokrasi anlayışı ile ülke sevgisidir” diyerek adaylığını açıkladığı zaman söylemlerde bulunmasını salondaki herkes gibi Metin Külünk’ün de adalet istemesi şeklinde yorumluyorum. Evet, yanlış anlamadınız herkes adalet istiyor.

Metin Külünk ile geçen ay yaptığım bir görüşmede, ”Allah (cc) bana teşkilattaki makamı nasip ettiği zaman koltuğuma oturup, 1 saat düşündüm ve ne yapacaksın burada diyerek kendi kendime istişare yaptıktan sonra şu sözü vermiştim; Ben bu makamda dost edineceğim ve kadim insanlar ile buluşmak için çalışacağım” demişti.

Kimileri makam ve mevkileri ile mevcut eşinden dostundan olurken, kimileri de makamları boşuna meşgul etmeyerek, makamda oturmadıkları halde makam sahibiyken edindiği dostlarıyla koskoca Cevahir Kongre Merkezinin salonlarına sığmayacak kadar çok insanları toplayabiliyor.

Yorulan arkadaşlarımızdan görevi devir alıp, Ak Parti bayrağını daha yükseklere çıkarmak için geliyoruz diyerek konuşan Metin Külünk’ün Ak Parti İstanbul İl Başkanlığının yan gelip yatma yeri olmadığını belirtmesini ise makamların koltukların iş yapmadığını işi ve icraatı koltuğa oturanların yaptığını ispatlar niteliktedir.

Metin Külünk Adem Eraslan ile ilgili olarak hatırlarsınız Adem Eraslan’ı değil mi deyince salon bir anda ayağa kalkmıştı.  Bende Adem Eraslan’ı iyi tanırım daha sonra da kürsüye çağırarak alnından öptüğü Recep Sönmezi de çok iyi tanırım.

2004 yerel seçimlerinde iki siyasi partinin mensup olduğu gençlerin kendini bilmez cahil cühelanın hataları nedeniyle birbirlerine girmeleri sonucunda 3 kız babası Adem Eraslan rahmetli olmuş ve her iki tarafın gençleri de önce hastaneye sonra da cezaevine gönderilmişlerdi.

Siyasetin çirkin yüzü olarak gerçekleşen bu olay neticesinde bu olaya karışan her iki taraftaki gençlerin de neler yaşadıklarını ailelerinin ne çileler çektiğini ve siyasilerin bu olay sonrasında ise ceplerini nasıl doldurmak için birbirleriyle yarış haline girdiklerini iyi bilirim.

* Metin Külünk için kullanılan ”FÜTÜ-RİST” ibaresi bazı siyasiler en fazla 5 yıllık düşünebilirken, kendisinin siyasi visyon ve misyonu ile 2023 yılına dair projeler üretmesinden dolayı kullanılmıştır.