2026’nın ilk günlerinde dünya, uluslararası hukukun temel ilkelerini sarsan bir gelişmeye uyandı. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ABD tarafından yürütülen “Mutlak Kararlılık” (Absolute Resolve) operasyonu kapsamında konutundan alınarak New York’a deniz yoluyla götürüldü. Bu olay, yalnızca bir liderin alıkonulması değil, modern dünyada emperyalizmin bir devleti “iflas etmiş bir şirket” gibi görüp yönetimine el koyma girişimidir.
Trump yönetiminin “makul bir geçiş sürecine kadar ülkeyi biz yöneteceğiz” açıklaması, devlet egemenliğinin ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak tarihe geçmiştir. Birleşmiş Milletler üyesi bir devletin, bir holdingin şube devri gibi ele alınması, sömürgeciliğin 21. yüzyıldaki en küstah tezahürüdür. Bu tablo, Türkiye’nin neden kendi yolunu çizmek zorunda olduğunu bir kez daha göstermektedir.
“Nükleer Enerji, Bağımsızlığın Stratejik Anahtarıdır”
Venezuela’nın en büyük trajedisi, sahip olduğu muazzam enerji kaynaklarına rağmen bu kaynakları koruyacak teknolojik ve askeri kapasiteden yoksun bırakılmasıdır. Türkiye ise bu tuzağa düşmemek için 2026 yılını “Nükleer Yılı” ilan ederek tarihi bir adım atmıştır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ilk elektriğin üretilmesi, yalnızca bir enerji projesi değil, Türkiye’nin küresel baskılara karşı geliştirdiği stratejik bir kalkandır.
Nükleer teknolojiye sahip olmak, dış müdahalelere karşı en güçlü güvenlik mekanizmasıdır. Kendi yakıt döngüsünü yönetebilen, uranyum ve toryum gibi stratejik madenlerini işleyebilen bir Türkiye, ne Doğu Akdeniz’de ne de Türk dünyasında durdurulabilir.
“Gabar’dan Nükleer Çağa Yatırımlar, Yerli Gücün Yükselişidir”
Savunma sanayiindeki yerlileşme başarımız, enerji ve maden sahalarındaki atılımlarla taçlanmaktadır. Gabar’da günlük 80 bin varili aşan petrol üretimi ve Akkuyu ile başlayan nükleer dönem, Türkiye’yi “enerji ithalatçısı” konumundan çıkarıp “teknoloji ihraç eden güç” ligine taşımaktadır.
Bu yükseliş, içerideki medya manipülasyonlarını ve dışarıdaki istihbarat operasyonlarını rahatsız etmektedir. Onlar Türkiye’nin bir gün Venezuela gibi “paketlenebilir” bir ülke olmasını hayal ederken; biz nükleer tesislerimizde yerli mühendislerimizle geleceği inşa ediyoruz.
“Devlet, Ticari Bir Yapı Değil, Egemenlik Temelli Bir Organizasyondur”
Venezuela’da Maduro’nun bir kargo paketi gibi taşınması, her millet için ibretlik bir sahnedir. Eğer ordunuzda hain barındırmazsanız, medyanızda milli bir duruş sergilerseniz ve en önemlisi nükleer teknolojiden savunma sanayiine kadar “kendi anahtarınızı” cebinizde tutarsanız; kimse sizin ülkenizi yönetmeye talip olamaz.
Türkiye, nükleer enerji hamlesi ve Türk dünyasıyla kurduğu stratejik birlik sayesinde bu kirli “şirketleşmiş devlet” modeline en sert cevabı vermiştir. Egemenlik, tarihsel fedakârlıkların üzerine inşa edilmiş olup, teknolojik kapasiteyle güçlendirilmesi ulusal güvenliğin temel şartıdır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile 26 Aralık 2025’te Sabancı Center’da düzenlenen IICEC Konferansı’nda yaptığımız özel görüşmede, 2026 için açıkladığı yenilenebilir enerji rekor hedefleri Türkiye’nin enerji bağımsızlığını kurma iradesinin somut göstergesidir. Bu vizyon, Venezuela örneğinde gördüğümüz kırılganlıktan uzak, kendi kaynaklarıyla ayakta duran bir Türkiye’nin inşa edildiğini bizlere kanıtlıyor.

ABD’nin Maduro’ya Yönelik Resmi Ödül İlanı (1 Ağustos 2025)
ABD Dışişleri Bakanlığı, 1 Ağustos 2025 tarihinde yayımladığı resmi bir duyuruda, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasına veya mahkûmiyetine yol açacak bilgi için 50 milyon ABD doları ödül teklif etti. İlanda Maduro, “Cartel de los Soles” adlı küresel uyuşturucu ve terör örgütüyle bağlantılı olarak narko-terörizm komplosu, kokain ithalatı komplosu ve uyuşturucu suçu kapsamında ağır silah kullanma komplosu ile suçlanıyor. Bu ilan, ABD’nin Venezuela üzerindeki baskısının yalnızca siyasi değil, aynı zamanda hukuki ve ekonomik araçlarla da yürütüldüğünü gösteren somut bir örnek olarak tarihe geçti.
Uluslararası arenada konuşulan iddialara göre, bu ödülü almak adına ABD operasyonuna içeriden yardım eden bir kişinin varlığı gündeme gelmiş durumda. Hatta bazı kaynaklar, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı’nın bu parayı almış olabileceğini ve onun yardımıyla operasyonun kusursuz şekilde yürütüldüğünü öne sürüyor. Bu söylentiler, operasyonun yalnızca dış müdahale değil, içeriden destekle planlandığını gösteren çarpıcı bir tartışma olarak dikkat çekiyor.
ÖDÜL İLANI LİNKLERİ:
https://www.state.gov/inl-rewards-program/narcotics-rewards-program
→ ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Uyuşturucu Ödül Programı sayfası.
→ DEA’nın Maduro ve diğer Venezuelalı yetkililerle ilgili basın açıklaması.


