12.6 C
İstanbul
Pazar, Nisan 19, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 82

Tedarik sorunu gecikmeye yol açabilir

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Başkanı Ufuk Şentürk, tüm dünya ile ülkemizi de etkileyen Koronavirüs’ün (Covid-19) 2020 yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi planlanan yeni santralleri olumsuz etkileyeceğini belirtti. Şentürk; “Yıl sonuna kadar devreye girmesi gereken santraller için yerli ve yabancı tedarikçilerimiz makina ve malzeme temin sürelerini belirsiz bir tarihe erteledi. Yeni JES’lerin YEKDEM mekanizması kapsamında en son Aralık 2020’de devreye girmesi gerektiği belirtiliyor. Tedarik kaynaklı oluşan mücbir sebeplerden dolayı bu tarihin ötelenmesini talep ediyoruz.” dedi.

Tüm dünyayı etkisi altına alan, ülke ekonomileriyle birlikte pek çok sektörü etkileyen Koronavirüs, jeotermal enerji üreticilerinin ve yatırımcılarını da etkilemeye başladı. 2019 yıl sonu itibariyle 8 bin Gwh üretim gerçekleştiren JESDER üyeleri, 2020 sonuna kadar öngörülen yeni JES’lerle ilgili oluşan mücbir sebepleri, kaygı ve riskleri paylaştı.

JESDER Başkanı Ufuk Şentürk; “Kısa süre önce Koronavirüs’ün Dünya Sağlık Örgütü’nce pandemi olarak ilan edilmesiyle, tedarikçilerimiz kanalında alınan önlemler hayata geçirildi. Jeotermal elektrik üreticileri olarak birçok başlık altındaki tedarikimizi Çin ve Avrupa ülkelerinden temin ediyoruz. Hali hazırda küresel ölçekteki tedarik zincirimizde hem kendilerinden kaynaklı hem de ülkelerinde koronavirüs yayılımını engellemek için uygulanan önlemler nedeniyle gecikmeler artarak devam ediyor” dedi.

TARİHİN UZATILMASI MAĞDURİYETLERİN ÖNÜNE GEÇER

Yıl başında hayata geçirilmesi planlanan ve hali hazırda çalışmaları devam eden projelerin durma noktasına geldiğini, bu sürecin 7 adetlik yeni JES’i etkileyeceğini belirten Şentürk; “Yabancı ve yerli tedarikçilerimiz hem makina hem de malzeme temin sürelerini belirsiz bir tarihe erteledi. Finansmanı YEKDEM’e girecek şekilde çalışmalarına başlanan santrallerin, mekanizmaya göre en son Aralık 2020’de devreye girmesi gerekiyor. Oluşan bu mücbir sebep nedeniyle santrallerin özellikle yatırım finansmanı, fizibilitesi ve devreye alınamaması nedeniyle büyük yatırım mağduriyetlerinin doğacağını düşünüyoruz. Tarihi belirsiz tedarikçi ertelenmeleri nedeni ile YEKDEM mekanizmasına teslim edilemeyecek JES’ler için “Lisans Yönetmeliği”nde yer alan “mücbir sebep” durumunun kabul edilmesini ve belirlenen tarihin ötelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Alınacak “mücbir sebep” kararı, ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerinin tutturulmasına olumlu etki yapacak, sektörümüz ve ülke ekonomimiz açısından önemli bir adım olacaktır” açıklamasını yaptı.

Koronavirüs sonrası ekonomi senaryosu

Toplum sağlığıyla birlikte ekonomiyi de etkileyen Koronavirüs salgını, etkisini yitirdiğinde dünyayı yeniden şekillendirecek. Bugünlerde karantina ve salgın konuşulsa da perakende dünyasında yeni bir çağ başlayacak. Yeni nesil araştırma ve perakende teknolojileri şirketi REM People’a göre Koronavirüs sonrası gelecekte üretim, istihdam, ithalat ve perakende satış stratejileri ve uygulamaları mecburen değişecek…

Dünyayı saran Covid-19 (Koronavirüs) salgını bu yıl gerçekleşecek hemen her şeyi yeniden şekillendirdi. Karantina kararları, Çin’in kapılarını kapatması, küresel taşımacılığın durması ve sosyal mesafe ekonomiyi de dönüştürüyor. Yeni nesil araştırma ve perakende teknolojileri şirketi REM People’a göre bu salgınla birlikte Türkiye ve dünyada hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Uluslararası markalara 43 ülkede perakende analitiği hizmeti veren REM People’ın CEO’su Bülent PEKER, Koronavirüs sonrası senaryoda üretim, istihdam, ithalat ve perakendede yaşanması muhtemel gelişmeleri şöyle anlattı:

Çin’in düşüşü mü?:

Çin geçtiğimiz 20 yılda dünyada hemen her şeyin lider tedarikçisi oldu. Ancak Koronavirüs sonrası birçok üretici karantina nedeniyle kapandı. Dünyanın büyüme motoru iki aylık bir uykuya daldı. Bu durum birçok kuruma Çin pazarının ne kadar öngörülemez olabileceğini gösterdi. Koronavirüs sonrası üretimle ilgili birçok alanda Çin pazarı liderliğini korusa bile bazı yerel alternatiflerine (rakiplerine) karşı güç kaybedeceğine kesin gözle bakılıyor.

Stok politikası değişecek:

Modern şirketlerin övündüğü en önemli eğilim ‘tam zamanında’ ürün politikasıydı. Yani ihtiyaçları karşılamak için mümkün olan en düşük stoğu muhafaza etmekti. Ancak karantina gibi tedarik zincirindeki olası sorunlar bu sistemi çökertiyor. Artık kurumlar, belirsizliklere karşı envanterlerini yeniden ayarlayacak ve daha fazla stok tutma eğiliminde olacaklar.

Yerel ürünler artacak:

Uluslararası nakliye ve seyahat kısıtlamaları insanlar gibi ürünlerin de bir noktadan diğerine ulaşmasını engelliyor. Bu durum bağlantılı küresel bir ekonomide büyük sıkıntılar yaratabiliyor. Koronavirüs sonrasında ürünlerin satılacağı ülke içinde üretilmesine dikkat edilmesi bekleniyor.

Toplantılar dijitalleşecek:

Dünyada hemen hemen her yerde büyük toplantıların yılın ikinci yarısına kadar erteleneceği bir gerçek. Ancak şirketlerin satış ziyaretleri, küçük toplantılar, seminerler ve sunumlar dijital iletişim kanallarına kaymaya devam edecek. Koronavirüs salgını bitse bile uzaktan çalışma (remote work) ve dijital platformlarda gerçekleşen toplantılar artık hayatın daha büyük bir parçası haline gelecek.

Evden çalışma dönemi:

Evden (uzaktan) çalışma sisteminin verimliliği üzerindeki tartışmalar uzun süredir devam ediyor. Bu dönem evden çalışmanın gerçekten mümkün olup olmadığını ya da verimliliğini tüm şirketlere göstermek üzere. Salgın sonrası dönemde birçok şirket ofis alanlarına yapılan yatırımların ne kadar anlamlı olduğunu sorgulamaya devam edecek. Özellikle evden/uzaktan çalışma konusunda yepyeni bir dönemin başlangıcında olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Değişime açık olmak:

Koronavirüs pandemisi son 100 yılın en önemli olayları arasında yerini aldı bile. Bundan sonraki süreçte başta devletler olmak üzere, birçok kamu ve özel kurumun benzer olaylara karşı acil eylem ve alternatif kaynak yönetim planının olması gerekecek.

Buna neden olanlar corona olsun

Geçtiğimiz ay Süleyman Soylu’nun istifası ansızın gerçekleşerek, akşamdan geceye deprem etkisi yarattı. Bazıları senaryo bazıları tiyatro diyerek bilirkişi raporunu aynı gün sosyal ağlar vasıtasıyla paylaştı.

İstifa öncesi Soylu kırgındı, Soylu üzgündü, Soylu yıkılmıştı yönünden kimse olaya bakmadı…

İstifa ardından PKK sevinçliydi, Teröristler kahkaha atıyordu, Hainler halay çekiyor yönünden de kimse hadiseyi değerlendirmedi.

Ogün ben çok gergindim. Gözüm ne bir siyasetçiyi ne bir bakanı nede bir başka birisini göremeyecek durumdaydı.

Çünkü o gün Süleyman Soylu istifa etmemişti. İstifa eden PKK ile teröristlerle mücadele eden güç istifa etmişti. Hizmette, mücadelede süreklilik başarı getirir. Terörle mücadele yaz boz şeklinde olmaz. Mücadelemiz sekteye uğrayacak verilen emekler yapılan çalışmalar yarım kalacak ve sil baştan çalışmalar bizi yaralayacak, bize zaman kaybettirecek diyerek acayip bir şekilde gerildim.

Aldım elime telefonumu ve instagram hesabımdan Süleyman Soylu ile resmimi paylaşarak, hemen altına; “Süleyman Soylu’nun istifasına sebep ve neden olanlar corona olsun” mesajını yazdım.

Ardından gelen mesajlar ve telefondan verilen mesajları buradan aktarmaya sayfalar yetmez ama şunu belirteyim. “Allah işini iyi yapandan razıdır ve bu millet Allah’ın razı olduğu kişiden her zaman razı olmuştur.”

Filli Boya ısı yalıtımı için yollara düştü

Türkiye’de 40’ın üzerinde şehri gezerek 50 bin binada termal kameralar ile ücretsiz çekim yaparak binaların ısı yalıtım ihtiyaçlarını tespit eden Filli Boya Isı Kaybı Ölçüm Ekibi, tasarruflu ve konforlu yaşamın ipuçlarını bina sakinleri ile paylaştı.

Enerjinin daha verimli kullanılması amacıyla Türkiye’de 40’ın üzerinde şehri gezerek termal kameralar ile ücretsiz olarak binalardaki ısı kayıplarını tespit eden Filli Boya Isı Kaybı Ölçüm Ekipleri, ölçüm sonuçları doğrultusunda binalara özel raporlar hazırladı. Proje kapsamında yaklaşık 50.000 binada termal çekim yaparak raporlarını bina yönetimlerine aktaran ekipler, bina sakinlerinin evlerinde konforlu, sağlıklı ve tasarruflu bir yaşama alanına sahip olması için en uygun ısı yalıtım sistem çözümlerini sundu.

Doğru yapılmış bir ısı yalıtımı, yani mantolama uygulaması ile hem kış hem de yaz aylarında ısıtma ve soğutma amaçlı harcamaları yarı yarıya azaltmak mümkün. Isı yalıtımı ile evlerde ısı odalar içerisinde dengeli bir şekilde dağılırken, bu sayede rutubet ve küf gibi sağlıksız sorunlar oluşmaz, tüketicilerin sağlıklı, mutlu ve güvenli binalarda yaşayabilmesi sağlanıyor.

Filli Boya Isı Kaybı Ölçüm Ekipleri, ısı yalıtımının sunmuş olduğu tüm bu faydaları ev sahiplerine aktararak, ısı yalıtımı konusunda ülkemizdeki bilinçlenmeye de önemli bir katkı sağladı.

Yalıtım Sektörü Özel Katkı Ödülü’nü Kazandı      

2003 yılından bu yana 175 milyon metrekare üzerinde Isı Yalıtım uygulanmasını sağlayarak sektörüne yön veren Filli Boya, Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri 2019’da Isı Kaybı Ölçüm Ekibi uygulaması ise Yalıtım Sektörüne Katkı Özel Ödülü’ne de layık görüldü.

MOPAK kağıt üretiminde su kullanımını 6 kat azalttı

Türkiye’nin önde gelen kağıt ve defter üreticisi MOPAK, faaliyet gösterdiği üretim tesislerinde dünyanın alkış tuttuğu bir rekora imza attı. ‘Atıksız fabrika’ hedefi doğrultusunda çalışmalar yapan MOPAK, kağıt üretiminde ton başına kullanılan su miktarını ortalama 9 metreküpten 1.5 metreküpe düşürdü. Atık su miktarı ise 0.25-0.55 metreküp olarak gerçekleşti. MOPAK’ın bundan sonraki hedefi ise plastiği hayatından çıkarmak.

Türkiye’nin en büyük kağıt ve karton üreticisi MOPAK, İzmir – Kemalpaşa, Kastamonu – Taşköprü ve Muğla – Dalaman’da bulunan 3 fabrikasında çevreye duyarlı ürün yönetim sistemini geliştirmeye yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Fotokopi kağıdı ve defter üretiminde ‘atıksız fabrika’ya dönüşen MOPAK, üretim sırasındaki kullandığı su miktarını önemli oranda azaltarak doğa üzerinde bıraktığı zararı minimuma indiriyor.

Su tasarrufunda rekora imza attı

Kağıt üretiminde elyaftan sonra gelen ana hammaddenin su olduğuna dikkat çeken MOPAK Genel Müdürü E. Ruhi Molay, Su kağıt üretim prosesinin her aşamasında kullanılıyor. Türkiye Kağıt Sanayi kategorisindeki ilk ve tek A sınıfı Karbon Ayak İzi sertifikasına sahip olan MOPAK olarak su tüketimi konusunda uzun zamandır ciddi çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Normal koşullarda 1 ton kağıt üretmek için ortalama 9-12 metreküp taze su tüketilir ve bu miktarın en fazla 1/2 kadarı atılır. Mesela 1 metreküp kağıt üretmek için 10 metreküp su tüketilirse 3 ile 5 metreküp atık su çıkışı gerçekleşir. Biz mümkün olduğu kadar az su kullanılıyor ve buna rağmen  tüm makinalarda kullanılan suyu her gün daha aşağılara çekmeyi hedefliyoruz. MOPAK olarak 1 ton kağıt üretmek için en fazla 1.5 metreküp su tüketiyor ve ton kağıt başına en fazla 0.25-0.55 metreküp su atıyoruz. Bu da bir rekordur” dedi. 

Bundan sonraki hedef, plastiği ortadan kaldırmak

MOPAK’ın üç üretim tesisinde 2019 yılında su tüketimini toplamda 1 milyon 300 bin metreküp azalttıklarını açıklayan E. Ruhi Molay,  “Kemalpaşa tesisimizde takribi 225.000 m3, Dalaman tesisimizde 1.050.000 m3 ve Kastamonu’da yer alan üretim tesisimizde de ortalama 25.000 m3 daha az su kullandık. Su tüketiminin azaltılması konusunda belli bir aşamaya geldik. Bundan sonraki adımımız ise tüm ürünlerimizden plastik ambalajı olabildiğince arındırmak olacaktır” diye konuştu. 

Samsung’dan 65 yaş üstü vatandaşlara anlamlı hizmet!

Samsung Electronics Türkiye, sokağa çıkma kısıtlaması getirilen 65 yaş üstü vatandaşların cep telefonlarını evlerinden alıp onarımlarını yapmak için ücretsiz kurye hizmetini hayata geçirdi.

Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı önlemler üst seviyeye çıkarken Samsung Electronics Türkiye’den de bu mücadeleye önemli bir destek kararı çıktı. Ülke olarak yaşadığımız bu zorlu süreçte, müşterilerinin mağdur olmaması amacıyla servis merkezlerinde gerekli tüm önlemleri alarak hizmetlerini sorunsuz ve kesintisiz bir şekilde sürdüren şirket, aldığı yeni bir kararla sokağa çıkma kısıtlaması getirilen 65 yaş üstü vatandaşlara anlamlı bir hizmet sunacak.

Samsung’un Türkiye geneline yayılmış yetkili servisleri, 65 yaş üstü vatandaşların cep telefonlarını evlerinden alıp onarımları tamamlandıktan sonra tekrar verdikleri adreslere teslim edecek. Kurye hizmeti ile cihaz gönderimi yapmak isteyenler, 444 77 11 numaralı çağrı merkezini arayıp işlemlerini başlatabilecek.

Samsung yetkili servislerinde tüm önlemler alındı

Samsung, Türkiye’nin her yerinden müşterilerine Mobil Cihaz Servis Merkezlerini ziyaret etmek zorunda kalmadan ücretsiz kargo hizmetinden faydalanarak cihazlarını servise göndermesini de mümkün hale getirirken bu merkezlere geleceklerin ve burada çalışanların sağlığı için de tedbirleri hızla hayata geçirdi.

Bu kapsamda çağrı merkezinde görevli tüm çalışanların evlerinden çalışabilecekleri şekilde yeni bir düzenlemeye giden şirket Mobil Cihaz Yetkili Servislerinde şu önemleri aldı:

  • Mobil Cihaz Yetkili Servislerin çalışma saatleri hafta içi her gün 10.00-17.00 olacak şekilde yeniden düzenlendi.
  • Cihazlara müşterilerin elinden alındığı ilk anda ve müşteriye teslim edileceği anda dezenfekte işlemleri yapılıyor. Bu işlemler tek kullanımlık materyaller ve uygun dezenfektan (izopropil alkol) ile yapılıyor.
  • Ayrıca Akıllı Servis alanlarında dezenfekte işlemleri de uygulanıyor.
  • Akıllı Servis alanlarında resepsiyon alanının büyüklüğüne göre en fazla 2 müşteriye aynı anda içeri alınarak hizmet veriliyor, diğer müşteriler bu esnada resepsiyon alanı dışında bekletiliyor ve resepsiyon alanı müsait duruma gelince içeri alınıyor.
  • Akıllı Servis alanlarında görevli teknisyenler maske ve eldiven gibi önleyici tedbirleri alarak çalışıyor.
  • Servislerde çalışan personellerin günde 2 defa ateşi ölçülerek sağlık durumu yakından takip ediliyor.

Samsung’un beyaz eşya ve TV ürünleri için verdiği servis hizmetinde de aldığı önlemler şu şekilde:

  • Samsung beyaz eşya ve televizyon ürünleri için servis desteği talebinde bulunan müşterilerin ürünleriyle ilgili sorunları ilk etapta uzaktan çözüm yöntemi ile giderilmeye çalışılıyor.
  • Teknisyenler hem kendilerinin hem de müşterilerinin sağlığını riske atmamak için ancak bu yöntem ile çözülemeyen kritik arızalar yaşanıyor ise belirtilen adrese yönlendiriliyor; maske ve eldiven gibi gerekli tüm önlemleri önceden almış olarak ve hijyen kurallarına uyarak verilen adrese yönlendiriliyor.
  • Gerek servis merkezlerinde olsun gerekse verilen adreste olsun teknisyenler ile müşteriler aranızda en az iki metre mesafe kalacak şekilde iletişim kuruluyor, hijyen kurallarına azami derecede uyuluyor.

Cihazınızdaki sorunları kendiniz de çözebilirsiniz

Ayrıca herkesin kendi sağlığı için evde kalmasının büyük önem taşıdığı bu dönemde akıllı telefonlarında sorun yaşayanlar dilerlerse servise gitme ihtiyacı duymadan veya çağrı merkezini aramaya gerek kalmadan da cihazlarındaki sorunları giderme imkanına sahip. Samsung’un web sayfasında yer alan geniş sıkça sorulan sorular bölümü, video içerikleri ve simülasyonlar ile kullanıcılar ürünleriyle ilgili bilgiye ulaşabiliyor. Yine Samsung’un kullanıcılarını bir araya getiren topluluk platformu Samsung Members üzerinde de ürünlerle ilgili destekleyici bilgilere tüketiciler ulaşabilir, teknik sorunları kolayca çözebilir. Kullanıcılar aynı zamanda Samsung Members Forum sayesinde diğer üyeler ile aktif bir iletişim kurabilir, fikir paylaşımları yaparak cihazlarınızla ilgili teknik sorunlara yönelik yardım alabilir.

DemirDöküm durmadan hizmete devam ediyor

İklimlendirme sektörünün en köklü markası olan DemirDöküm, koronavirüs sürecinde müşterilerine kesintisiz hizmet sunmaya devam ediyor. Servis çalışanları için üst seviyede önlem alan DemirDöküm, çağrı merkezi ve WhatsApp uygulaması üzerindeki keşif destek hattından “EvdeKal” sürecinde de müşterilerine kesintisiz ısı konforu sunuyor.

Müşteri memnuniyet çalışmaları ve satış sonrası hizmetlerde hayata geçirdiği çalışmalarla ısıtma sektörüne öncülük eden DemirDöküm, koronavirüs sürecinde kesintisiz hizmete devam ediyor. Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk görüldüğü günden itibaren çalışma koşullarını üst seviyede önlem alarak hızlıca değiştiren DemirDöküm, çağrı merkezi ve WhatsApp uygulaması üzerindeki keşif destek hattından bu zorlu süreçte de müşterilerine kesintisiz ısı konforu sunuyor.

Ülkece geçirdiğimiz bu zorlu süreçte DemirDöküm’ün müşterilerinin hayatını kolaylaştırmak ve evlerindeki konforu sekteye uğratmamak için üst seviye önlemler alarak çalışmaya devam ettiklerini belirten CEO Alper Avdel; “Hijyen ihtiyacının her zamankinden daha fazla olduğu bugünlerde DemirDöküm olarak üst düzey önlemler aldık. Bu süreçte çağrı merkezimiz 7/24 hizmete devam ediyor. Servis çalışanlarımız ise şu an için yeni cihaz devreye alım ve arıza işlemlerinde kesintisiz hizmet veriyor. Çalışanlarımız maske, gözlük, eldiven ve özel tulumlarla sahada görevlerinin başındalar” açıklamasını yaptı.

Koronavirüse karşı tüm önlemlerinin teknolojinin de desteği ile kısa sürede tamamlanıp hayata geçirildiğini belirten DemirDöküm Satış Direktörü Ufuk Atan, “Bir taraftan koronavirüs ile ilgili tüm gelişmeleri, güncel bilgi ve haberleri yakından takip edip gerekli tüm önlemleri alırken, diğer taraftan tüm iş süreçlerimizi online çalışma ve paylaşım ortamlarına taşıdık. Bu şekilde ülkece evde kalmak durumunda olduğumuz bugünlerde hizmetlerimize devam etmek için çalışmalarımızı kesintisiz sürdürebiliyoruz. Hep birlikte uyarılara dikkat edip, bu zorlu süreci sorunsuz bir şekilde atlatacağız” dedi.

DemirDöküm’ün çağrı merkezi hizmetini online tabanlı yürüttüğünü, 2 haftadır çağrı merkezi çalışanlarının görevlerine evden devam ettiğini belirten DemirDöküm Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Zeki Kalaycılar, “Sosyal izolasyon sürecine hem altyapı hem de akış olarak çok hızlı hazırlandık ve geçtik. Çağrı merkezi çalışanlarımız alınan önlemler kapsamında evden çalışma düzenine geçti. Müşteri temsilcilerimizin evlerine tüm ekipmanlar kuruldu. Müşterilerimiz bize her zaman olduğu gibi 7 gün 24 saat 0850 222 1 833 numaralı DemirDöküm Müşteri İletişim Merkezi’nden ve WhatsApp uygulaması üzerindeki keşif destek hattımızdan ulaşabiliyor. Acil olmayan bakım randevularını durduğumuz bu süreçte devreye alma ve arıza gibi öncelikli işlerde müşteri desteğini aralıksız devam ettiriyoruz. Teknikerlerimizi Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı 14 kural doğrultusunda bilgilendirdik ve hazırlıklarımızı yaptık” açıklamasını yaptı.

Akfen’den ücretsiz konaklama hizmeti

HABER: ERÇAĞ ÇALIŞKAN

Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO), tüm dünyada yaşanan koronavirüs salgınına karşı gecesini gündüzüne katarak kahramanca görev yapan sağlık çalışanlarına Eskişehir İBİS otelinin kapılarını açtı.

Akfen GYO Genel Müdürü Sertaç Karaağaoğlu “Kendi evlerine gidip risk oluşturmak istemeyen sağlık çalışanlarını ücretsiz olarak otelimizde ağırlayıp, kendilerine bir nebze destek olmak istiyoruz” dedi.

Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO), koronavirüs pandemisine karşı kahramanca görev yapan sağlık çalışanları için otelinin kapılarını ücretsiz olarak açtı.

Eskişehir’in merkezinde yer alan 108 odalı Eskişehir İBİS oteli için İl Sağlık Müdürlüğü ile temasa geçen Akfen GYO, oteli gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarının hizmetine sundu.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARINA DESTEK OLMAK BİZE GURUR VERİYOR”

Akfen GYO Genel Müdürü Sertaç Karaağaoğlu, bu zor dönemde kahramanca mücadele veren sağlık çalışanlarına yönelik destek olmayı düşündüklerini, bu nedenle Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ile temasa geçtiklerini kaydetti.

Sertaç Karaağaoğlu, “Toplum sağlığını kendi yaşamlarının önünde tutarak görevlerini sürdüren sağlık çalışanlarına Eskişehir otelimizi tahsis ettik. Kendi evlerine gidip risk oluşturmak istemeyen sağlık çalışanlarını ücretsiz olarak otelimizde ağırlayıp, kendilerine bir nebze destek olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Kesintisiz enerji sağlamak görev başındayız

“Sağlık Bakanlığımızın, tüm özel ve vakıf hastanelerini Pandemi Hastanesi ilan etmesiyle Koronavirüs ile mücadelede yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Artık kamu-özel-vakıf her hastanemiz bu savaşta birer cephe haline geldi.

Biz de Teksan ailesi olarak uzman ekibimizle bu seferberlikte yerimizi almaya hazırız. Koronavirüs ile savaşın kesintisiz sürmesi için 81 ilimizdeki tüm Pandemi Hastanelerinde jeneratörleri ile ilgili bir arıza yaşadıkları anda ücretsiz müdahale hizmeti vereceğiz. Bu hizmetimiz sadece kendi ürünlerimiz için değil, markası ve modeli ne olursa olsun tüm jeneratörler için geçerlidir.

Değerli sağlık çalışanları, hastanelerinin jeneratör sistemlerinde bir arıza yaşadıkları anda Türkiye’nin her yerinden 7 gün 24 saat bize 444TKSN’ı yani 444 85 76 no’lu kesintisiz destek hattımızdan ya da [email protected] e-posta adresimizden ulaşabilirler. Sterilizasyon koşullarına uygun kıyafet ve maske ile donatılmış teknik ekibimiz en kısa sürede çözüm sağlayacaktır.

Birlikte başaracağız.

Saygılarımızla…”

Teksan Yönetim Kurulu

Online jeneratör satış sitesi açıldı

Jeneratör sektörünün lider markası Aksa Jeneratör, sektördeki ilk e-ticaret uygulamasını başlattı. Shop.aksa.com.tr adresi üzerinden Aksa’nın geniş yelpazede sunduğu ürünleri incelemek ve hızlı biçimde satın almak mümkün.

Aksa Jeneratör, Türkiye’de e-ticaret üzerinden jeneratör satış uygulamasını başlatan ilk jeneratör üretici firması oldu. Ev, kamp, iş yeri ve endüstriyel kullanım için portatif jeneratörlerin satışa sunulduğu shop.aksa.com.tr hizmete girdi.

Aksa Jeneratör’ün dünyadaki üretim ve pazarlama trendlerini yakından izleyerek müşterinin tüm ihtiyaç ve satın alma davranışlarına uyumlu yapısını güçlendirmeyi amaçladıklarını belirten Aksa Jeneratör Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Rıdvan Özer “E-ticarette ürün çeşitliliğini artırarak müşteri odaklı alternatif satış kanallarımızı geliştireceğiz” dedi.

Yılsonuna kadar shopaksa.com.tr üzerinden alışverişlerle yurt içi portatif jeneratör satışlarında yüzde 20 artış sağlamayı hedeflediklerini belirten Özer şunları söyledi: “Endüstriden günlük kullanıma geniş bir yelpazedeki ürünlerimizi uygun platformlarda ihtiyaç sahipleriyle buluşturuyoruz. Yeni ürün ve uygulamalarımızı hayata geçiriyoruz. Aksa Jeneratör, kurulduğu 1962 yılından bu yana hizmet verdiği endüstrilerin ihtiyaçlarına uygun yenilikçi çözümler geliştirerek büyüdü ve global bir şirket haline geldi. 170 ülkeye satışı olan, dünyanın ilk beş üreticisi içinde olma konumumuzu daha da üst sıralara taşıma hedefimiz doğrultusunda çok yönlü bir çalışma içindeyiz. e-ticaret hizmetini de tüm dünyada yaygınlaştırmayı istiyoruz” dedi.

Kompakt Nükleer Güç Santralleri katkı sağlıyor

Rolls-Royce ve Türkiye’den EUAS International ICC, temiz ekonomik gelişim için kompakt nükleer güç santrallerinin (diğer adıyla Small Modular Reactor yani SMR) teknik, ekonomik ve hukuki uygulanabilirliği ile birlikte üretim imkânlarını değerlendirmek üzere bir mutabakat zaptı imzalamıştır.

Bu mutabakat zaptı çerçevesinde gerçekleştirilecek çalışma, düşük karbonlu enerji sistemlerinin geliştirilmesine yardım edecek ve Birleşik Krallık ile Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ilişkilerinde heyecan verici yeni bir sayfa açacak.

Rolls-Royce’un söz konusu güç santralini tasarlayan konsorsiyumun bir üyesi olarak imzaladığı bu mutabakat zaptı; konsorsiyuma ait güç santralinin kurulması için teknik, lisanslama, ticari ve yatırım ile ilgili hususların, muhtemel inşa süreçlerinin ve Türkiye ile global pazar potansiyelinin incelenmesini taahhüt ediyor.

Güç santralini tasarlayan konsorsiyum; Assystem, BAM Nuttall, Laing O’Rourke, National Nuclear Laboratory (NNL), Rolls-Royce, Atkins, Jacobs, The Welding Institute (TWI) ve Nuclear AMRC’den oluşuyor.

Rolls-Royce konsorsiyum direktörü David Orr konuyla ilgili olarak, “Gezegenimizin en zorlu sorunu olan iklim değişikliğinin aynı zamanda önemli bir ekonomik fırsata çevrilmesi mümkündür. Ekonomik ve kurulumu hızlı olan güç santralimiz, bölgede on binlerce kişiye iş imkânı yaratacak. Bu proje ayrıca, onlarca yıl boyunca refahı ve yaşam kalitesini artıracak cazip bir yatırım“dedi.

David Orr sözlerine “Türkiye’nin yerel ve bölgesel nükleer enerji fırsatları inanılmaz derecede heyecan verici. Konsorsiyumumuza ait güç santralinin Türkiye’de enerji, ekonomi ve sanayi hedeflerini nasıl destekleyeceğini araştırmak için sabırsızlanıyoruz” diyerek devam etti.

EUAS International ICC CEO’su Yahya Yılmaz Bayraktarlı ise, “Vizyonumuz, nükleer güç ile enerjide kaynak çeşitliliğini sağlamak. Biz ekonomik büyümeye ve sosyal refaha katkıda bulunan sürdürülebilir bir nükleer sanayiyi geliştirmeyi hedefliyoruz. Türkiye, uluslararası ortaklarıyla hâlihazırda daha büyük ölçekli nükleer güç santralleri geliştiriyor. Rekabetçi fiyat oluşumu bizim için önemli bir gösterge. Küçük modüler reaktörlerin uygulanabilirliği, sürekli olarak izlediğimiz bir araştırma ve geliştirme konusu” dedi.

Kompakt güç reaktörlerinin bileşenleri, ilgili sahalara gönderilmeden önce, fabrikalardaki standart bölümlerde üretilecek ve hava koşullarına dayanıklı bir kubbe içerisinde sahada hızlı bir şekilde montaj edilecektir. Bu şekilde, hava koşullarına bağlı aksaklıklar bertaraf edilerek maliyetler düşürülecek ve çalışanlar için mükemmel çalışma koşulları sağlanacaktır. Ayrıca bileşenler için modern ve gelişmiş üretim süreçleri kullanılması kademeli olarak artan verimlilik tasarrufları sağlayacak.

Bu işlemler sonucunda, daha düşük başlangıç maliyeti, daha kısa ve daha öngörülebilir inşaat ve işletmeye alma süreleri sağlanacak.

Türk enerji sektörü ile Rolls-Royce arasındaki iş birliği, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve İstanbul Teknik Üniversitesi ile ortak bir tedarik zinciri çalışmasının yapıldığı 2013 yılından bu yana devam ediyor.

Bu yeni mutabakatla önümüzdeki iki yıl boyunca aşamalı bir işbirliği gerçekleştirilecek.

Aksa’dan 5 milyon lira bağış

Kazancı Holding çatısı altında faaliyet gösteren Aksa Grup Şirketleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” sloganıyla başlatılan Milli Dayanışma Kampanyası’na 5 milyon lira tutarında bağışta bulundu.  

Türkiye’nin en köklü enerji grubu şirketlerinden Kazancı Holding çatısı altında yer alan Aksa Grup Şirketleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, ‘Biz Bize Yeteriz Türkiyem’ sloganıyla başlatılan Milli Dayanışma Kampanyası’na 5 milyon lira tutarında bağış yaptı.

Aksa Grup Şirketleri tarafından yapılan açıklamada, “Salgının ülkemiz ve ekonomiye olan etkilerini azaltmak için milli birlik ve beraberlik ruhuyla mücadelemizi sürdürmeli, özel sektörün bir parçası olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. Dayanışma ruhunu öncelikli değeri olarak benimseyen Aksa Grup şirketleri olarak bu zor günlerin üstesinden gelebilmek adına devletimizin salgınla mücadele yolunda sarf ettiği yoğun enerjiye katkı sağlamak için biz de varız diyor ve Milli Dayanışma Kampanyası’na 5 milyon lira tutarında destekte bulunuyoruz. Ülkemizin yanı sıra bağlı bulunduğumuz enerji sektörüne de var gücümüzle katkı sağlamaya devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

Tüketiciler, online kanalları tercih etmeli

Elektrik tedarikçileri karşılaştırma internet sitesi EnCazip’in derlediği bilgilere göre tüketiciler, elektrik tedariği ile alakalı tüm konuları internet üzerinden ya da çağrı merkezlerinden gerçekleştirilen işlemlerle tamamlayabiliyor. Özellikle kalabalıklara girilmemesi ve minimum temas gerektiren şu dönemlerde işlemlerin online olarak yapılması sağlık açısından daha çok önem kazanıyor.

Korona virüsün yaygınlaşması ile birlikte insanlar eve çekildi ve yakın temastan kaçınır hale geldi. İnsanlar artık evde vakit geçirmeye başlayınca ev içi elektrik tüketimi artarken, evlerdeki elektrik enerjisinin sürekliliği daha da önemli hale geldi. Elektrik tedariği ile ilgili günlük hayatta abonelik işlemleri, fatura ödemeleri gibi pek çok konuda tüketicilerin alışkanlığı müşteri hizmetleri merkezi ya da fatura ödeme merkezlerinden işlem yapmak yönünde. Ancak içinde bulunduğumuz koşullardan dolayı kalabalıktan uzak kalmak kritik. EnCazip, tüketicilerin elektrik tedariği ile ilgili tüm işlemlerin uzaktan kanallarla yapılabileceğini belirterek tüketicilere bu yöndeki tavsiyelerini iletti.

Faturaları online ödeyin

EnCazip’in araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 44’ü faturalarını banka ya da ödeme merkezi gişelerinden ödüyor. İnsanlarla etkileşimin azaltılması gereken bu dönemde tüketicilerin de online kanallara yönelmesi gerekiyor. Mümkün olan tüm ödemelerin banka çağrı merkezi/internet sitesi ya da anlaşmalı ödeme kuruluşlarının internet sitelerinden yapılması gerekiyor. Özellikle risk grubunda olan ve internet kullanmayan kesimin de elektrik faturalarının ödenmesi için çevresinden yardım istemesi sağlıkları açısından önemli.

Abonelik, açma/kapama gibi tüm işlemleri online yapın

Elektrik kesilmesi sonrası açma/kapama işlemleri, sıfırdan abonelik başlatma, güvence bedeli iadesi gibi işlemlerin tamamı görevli elektrik tedarikçilerinin online işlem merkezlerinden ya da e-devlet’ten tamamlanabiliyor. Bu işlemler için tüketicilerin herhangi bir işlem merkezine gitme zorunluluğu bulunmuyor ve her şey uzaktan tamamlanabiliyor.

Tedarikçi değişiklikleri de uzaktan mecralardan yapılmalı

Tüketicilerin elektrik tedariğine dair sıkça gerçekleştirdiği bir diğer konu da tedarikçi değişiklikleri. Özellikle iş yeri tüketicileri tedarikçi değiştirerek yüzde 20-25 civarında daha ucuz birim fiyattan elektrik tüketebiliyor, bu da bu işlemin oldukça fazla tercih edilmesine neden oluyor. Piyasada alışkanlık gereği elektrik tedarikçisi değişiklikleri çoğunlukla birebir satış şeklinde insanların yakın temas içinde olması ile yapılıyor. Ancak bu işlemler de mesafeli satış kanalları ile gerçekleştirilebiliyor ve tüketicilerin kimse ile temas etmeden internet üzerinden ya da çağrı merkezlerinden elektrik tedarikçileri ile mesafeli sözleşme kurmaları mümkün. Tüketicilerin bu işlem için de yakın temastan kaçınmaları ve tedarik şirketlerinden mesafeli sözleşme kurulması konusunda talepte bulunması önem arz ediyor.

Elektrik fatura borçlarınızı yapılandırabilirsiniz  

Bu dönemde yaşanabilecek sorunlardan bir diğeri ise nakit akışı veya gelir kaybı nedeniyle tüketicilerin ödeme gücünde yaşanacak aksaklıklar. Elektrik faturaları ile ilgili olarak tedarikçi şirketler tüketicilere fatura taksitlendirme imkanı sunabiliyor. Bunun için tüketicilerin elektrik tedarikçileri ile iletişime geçmeleri gerekli.

Elektrik işlemlerinde artık temas zorunluluğu yok

Mevcut elektrik piyasası mevzuatında yapılan son değişikliklere göre elektrik piyasasında insanların işlem yapmak için bir araya gelme zorunluluğu zaten ortadan kalkmıştı ve işlemler online mecralara taşınmıştı. İşlem merkezleri, fatura ödeme merkezleri gibi yerlerin çok kalabalık yerler olduğunun ve elektrik işlemleri için bu yerlerden kaçınmanın mümkün olduğunun altını çizen EnCazip Kurucusu Çağada Kırım, “Şu anda insanlık olarak çok zor dönemlerden geçiyoruz. Bir taraftan en büyük endişemiz sağlık olsa da diğer taraftan hayatın devam etmesi için bazı ürün ve hizmetlerin tedariğinin de sorunsuz bir şekilde devam ediyor olması gerekiyor. Elektrik de bunlardan biri. Bu konuda tüketicilerin, tedarikçi değişiklikleri dahil tüm işlemlerini online mecralardan yapabileceklerini hatırlatmak isterim. İşlemlerin online yapılması konusunda tüketiciler tedarik şirketlerinden mutlaka talepte bulunmalı ve temastan kaçınmalı. Bu zaten mevzuat olarak mümkün” şeklinde konuştu.

Filli Boya, enerji tasarrufuna katkı sağlıyor

HABER: ÖMER FARUK YILDIRIM

Geniş ürün yelpazesi ve güçlü dağıtım kanalıyla Türk boya sektörünün önemli markalarından Filli Boya, Aqusto Silan ile dış cephelere yeni bir soluk getiriyor.

Türk boya sektörünün önemli markalarından Filli Boya, tüketicilerin ihtiyaç ve beklentilerine uygun ürünler geliştirmeye devam ediyor. Filli Boya’nın son olarak pazara sunduğu yenilikçi “Aktif Silikon Teknolojisi” ile geliştirilmiş silikon esaslı dış cephe boyası Aqusto Silan, “Duomax® Koruma Etkisi” sayesinde maksimum su iticilik ve nefes alma özelliklerini mükemmel bir denge ile bir araya getirerek farklı bir deneyimi müşterilerinin beğenisine sunuyor. 

Yeni geliştirilen labirent doku ve nemin hızlı dışarı atılması sayesinde yüzeyle hızlıca ve tamamen bütünleşen Aqusto Silan’ın, uzun yıllar dayanıklı ve temiz kalma özelliği bulunuyor. Nefes alma, su iticilik, hızlı kuruma ve kuru kalma özellikleri sayesinde ısı yalıtım sistemlerinin performansını arttıran Aqusto Silan, enerji verimliliği ve tasarrufuna da maksimum katkı sağlıyor.

Aqusto Silan’ın “Duomax® Koruma Etkisi” en ağır iklim koşullarında dahi 4 mevsim maksimum performans sunarken, “Aktif Silikon Teknolojisi” sayesinde değişen hava şartlarına meydan okuyarak ilk günkü renk tonunu, dokusunu ve üstün özelliklerini yıllarca koruyabiliyor. 

Ülke genelinde dezenfeksiyon talepleri artıyor

Türkiye’nin hizmet alanında en büyük online platformu Armut, koronavirüs vakalarındaki gelişmelerin ardından, dezenfeksiyon hizmetleriyle ilgili verilerini takip etmeye devam ediyor. Armut.com üzerinden alınan verilere göre, son bir haftada dezenfeksiyon talepleri, bir önceki haftaya göre 116 kat arttı.

Online hizmet sektörünün lideri Armut.com, geçtiğimiz hafta açıkladığı dezenfeksiyon hizmeti ile ilgili verileri güncelledi. Armut verilerine göre tüm zamanların en çok talebinin 16 Mart Pazartesi günü geldi. Bu günde yapılan talepler 2014-2019 yılı arası yapılan tüm talepler toplamından fazla.

Son bir haftada dezenfeksiyon taleplerinin bir önceki haftaya göre 116 katına çıktığı görülürken, en çok talebin ofislerde yapılacak dezenfeksiyon hizmetlerine geldiği belirtiliyor. Çalışmayı sürdüren iş yerlerinin sağlık tedbirleri kapsamında düzenli dezenfeksiyon hizmeti için talep oluşturduğunu belirtilirken, 1000 metrekare üzerindeki iş yerlerinin hizmet taleplerinin daha yüksek olduğunu söylemek mümkün.

Apartman, kuaför ve eczaneler de dezenfekte ediliyor

Armut.com verilerine göre dezenfeksiyon hizmetinde iş yeri taleplerini,  apartman ve kuaförler izliyor. Sağlık tedbirleri kapsamında açık olan eczanelerde de dezenfeksiyon talepleri artış gösterdi. Dün (16 Mart) açıklanan uygulamaların ardından ev dezenfeksiyon talepleri artışa geçti.

Armut’ta Türkiye genelinde hizmet veren 300’ün üzerinden dezenfeksiyon şirketi bulunuyor. Bu hassas zamanlarda tam kapasite çalışan hizmet verenler, hijyen koşullarını sağlamak için özverili bir şekilde tüm taleplerle ilgileniyorlar.

Emlakta korona virüs dönemi

Koranavirüs, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’yi de etkisi altına aldı. Eğitimden turizme, ulaşımdan tekstile her sektörde olduğu gibi emlak sektörü de koranavirüsten olumsuz etkilendi.

Bu kapsamda Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 18 Mart’tan itibaren, müdürlüklere başvuruların ‘Web-Tapu’ sistemi üzerinden, işlem (randevu) taleplerinin ise ‘Alo-181’ çağrı merkezi aracılığıyla veya ‘www.tkgm.gov.tr’ adresinden yapılmasına kararı verdi.

Öte yandan gayrimenkul danışmanları da bu süreci sancılı atlatıyor.

Koronavirüs salgınının dünyada insan sağlığına olduğu gibi ekonomiye de büyük zarar verdiğini belirten Gayrimenkul Danışmanı Evrim Kırmızıtaş “Her şeyin başı sağlık. Temennimiz ülkemizin ve dünyanın bu salgından bir an önce kurtulması. Ancak bu süreci ekonomide de en az zararla geçirmeye çalışmalıyız” dedi.

İlk Türk kadın emlak satış dünya şampiyonu olan Evrim Kırmızıtaş, gayrimenkul danışmanlarının bu süreci en az zararla geçirmesi için çeşitli tavsiyelerde bulundu:

‘Videolu ev turu’

Ev gösterme işlemlerine ara verildiği için farklı yolları öneren Kırmızıtaş, “Eğer portföyünüzdeki evlere ulaşmanız sağlık açısından risk taşımıyorsa Facebook, Instagram ya da WhatsApp üzerinden canlı yayın yaparak müşterilerinize evleri gezdirebilirsiniz. Bu evlerin videolu kayıtlarını diğer alıcılarla da paylaşabilirsiniz” dedi.

‘Online eğitim seçeneği’

Bu sürecin kişisel gelişim için değerlendirebileceğine aktaran Kırmızıtaş, “Ücretli veya ücretsiz birçok online eğitim bulunuyor. Emlakçılık üzerine eğitimlere ulaşmak oldukça kolay. RE/MAX Akademim’ çatısı altındaki online eğitimler de herkese ücretsiz bir şekilde 1 Nisan’a kadar açık. Bunlardan faydalanabilirsiniz. Ayrıca portföyünüzdeki evlerin daha güzel fotoğraflarını çekebilmek için fotoğrafçılık üzerine online eğitim alabilirsiniz” tavsiyelerinde bulundu.

‘İlişkileri geliştirin’

Herkesin evlerinde olduğu ve çokça boş zamanının bulunduğu bu süreci, gayrimenkul danışmanlarının ilişkileri geliştirme konusunda bir fırsat olarak görebileceklerini aktaran Evrim Kırmızıtaş, “Satıcı portföyünüze iletişiminizi artırabilirsiniz. Gündemden uzak bir konuşma gerçekleştirmek onlara da kendilerini iyi hissettirecektir” dedi.

‘Dijital reklama yönelin’

İnternet kullanımının artması nedeniyle dijital reklamlara önem verilebileceğini belirten Evrim Kırmızıtaş, “Küçük bütçelerle hedef kitlenize ulaşabilirsiniz. Eğer bu konuda bilginiz yoksa öğrenmenin tam zamanı” diye konuştu.

Kırmızıtaş, gayrimenkul danışmanlarına Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarına dikkat etmeleri gerektiğine dikkat çekerek “Ülkemizin salgından kurtulabilmesi ve işlerimize bir an önce dönmemiz için tedbirleri aksatmayalım” uyarısında bulundu.

Koronavirüs salgınında saha ekipleri ne yapacak?

Türkiye’yi de etkisi altına alan Covid-19 (Koronavirüs) salgını şirketlerin büyük bölümünü uzaktan çalışmaya geçmek zorunda bıraktı. Uzaktan çalışma bazı sektörler için uygun olsa da sahadaki satış ekipleri için yeni bir dönem başlıyor. Saha satış yönetimi süreçleri için Mobil CRM çözümü geliştiren Ekmob’a göre müşteri ziyaretleri yüzde 40 düştü, arama aktiviteleri yüzde 230 arttı…

Türkiye’nin önde gelen saha satış yönetimi uygulaması Ekmob’a göre Koronavirüs salgınıyla birlikte saha ekipleri yönetiminde yeni bir dönem başlıyor. Farklı sektörlerde birçok şirket uzaktan çalışma yöntemine geçse de saha ekipleri için durum bir soru işaretiydi. Satış ekipleri şirketlerin gelir akışını oluşturan en kritik role sahip oldukları için yeni yöntemler deneniyor.

43 ülkede 4 binin üzerinde kullanıcıya hizmet veren Ekmob, Koronavirüs salgını sonrasında sahada yaşanan gelişmeleri şöyle açıkladı:

  • Kurumların büyük kısmı süreçlerini tekrar kurgulama, uzaktan eğitim verme ve telefonla görüşmeye ağırlık verme kararı aldı.
  • Müşteri ziyaret aktiviteleri %40 oranında düştü.
  • Müşteri arama aktiviteleri %230 oranında arttı.
  • Uzaktan çalışma kararı alan firmaların ekipleri Ekmob kullanmaya evlerinden devam etti.
  • Daha önce hiç aktivite yapılmayan müşterilere aktivite yapılmaya başlandı.
  • Takvim ve planlı ziyaret girişi arttı. Müşterilerin yüzde 80’inden fazlası 3 hafta sonrasına arama ve ziyaret aktiviteleri planlamaya başladılar.

Ekmob Kurucusu ve CEO’su Sunay Şener, saha satış ekiplerinin bundan sonraki süreçte nasıl iletişim kurması gerektiğini şöyle anlattı: “İletişimi belirli sürelerde aksatmadan gerçekleştirmeye dikkat etmeli. Covid-19 salgınının yarattığı etkiyi müşteriye yansıtmamaya özen göstermek gerekiyor. Görüntülü konuşmalarda ise yine karşılıklı yani yüz yüze görüşüyormuş gibi beden dilini kullanıma dikkat edilmelidir.

Emin olduğum her konuda ısrarcı bir yapım var

Kuzu Effect AVM’nin genç yöneticisi Özge Kuzu, eğitimini, mesleğini ve kadınların iş dünyasındaki önemi hakkındaki düşüncelerini tüm samimiyeti ile paylaştı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuduktan sonra uzmanlığımı Dış Ticaret üzerine yaptım. Yaklaşık olarak dört seneye yakın bir süredir babamın yanında Kuzu Grup bünyesinde Ankara’daki projelerimizin başında görev alıyorum. Öncelikle satış pazarlama departmanında başladığım iş hayatım, kısa sürede kendimi geliştirdikten sonra projelerin her konuda sorumlusu olarak devam etti. Şu anda üç yıldır gece gündüz her aşamasında bulunduğum, kiralamasından pazarlama faaliyetlerine kadar tüm detayları ile bizzat ilgilendiğim Kuzu Effect projemizin AVM kısmında yönetici pozisyonu ile aktif olarak çalışma hayatımı sürdürmekteyim.  

Vazgeçemediğiniz prensipleriniz nelerdir?

İşim dolayısıyla kendimi sürekli geliştirmek ve girişken olmak zorundayım. Gelebilecek yeni fikirlere açık olmak çok önemli. İnsanlarla iletişimimizin yüksek olması gerektiği için, sabır büyük esaslardan biri. Çalışma arkadaşlarımla her zaman sevgi bağı kurup onlarla yakın olmak vazgeçemediğim prensibim diyebilirim. Fazla mükemmeliyetçi bir yapım var. Bu özelliğin iyi mi kötü mü olduğunu bilemiyorum fakat bu durum beni bazen yorabiliyor. 

Mükemmeliyetçi yaklaşımımın beni bundan beş yıl sonra olmak istediğim noktaya ulaştıracağına eminim. Diğer prensibim ise, her zaman elimden gelenin tam anlamıyla en iyisini yapmak. Emin olduğum her konuda ısrarcı bir yapım var. İnandığım şeylere herkesi inandırmak zor olsa da arkasında durduğum her fikrin hayata geçtiğini görmek benim için çok özel ve kıymetli. 

İşinizin en sevdiğiniz yönü nedir?

İşimin en sevdiğim yönü, sosyal ve sürekli insanlarla iletişim halinde olmak diyebilirim. Bu iki kalemi de kendi özelimde iyi idare ettiğimi düşünüyorum. İyi bir iletişimle hallolmayacak bir durum ya da sorun olmadığını düşünüyorum. 

İş hayatına yeni atılan kadınlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Yüksek hedefler koymalarını ve azla yetinmemelerini tavsiye ederim. Kadınlar olarak doğamız gereği disiplinliyiz. Bu disiplinimizi işimize yansıtınca ortaya çok güzel sonuçlar çıkacağına eminim.

Kadınların iş hayatındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Özellikle son yıllarda, kadınları iş hayatında daha aktif bir şekilde görmek beni çok heyecanlandırıyor. Kuzu Grup olarak bizler kadının iş hayatındaki gücünü önemseyen bir yapıya sahibiz. Kadınların varlığı disiplinin yanı sıra düzeni ve her bir detayın zarafetle olmasını sağlıyor. Kadınların iş hayatında ve sosyal hayatlarında imza attıkları başarılar kıvanç verici. Biz kadınlar, misyon olarak birçok sorumluluğu bir arada yapmaya çalışıyoruz. Aile, çocuk, eş, iş hayatı gibi durumların getirdiği birçok zorlukla başa çıkmak ve bunları yönetirken aynı zamanda iş hayatında iyi bir üretici olmak, kadınların ne kadar mucizelerle dolu olduğunu gösteriyor. Türkiye’de başarılı ve güçlü kadınları gördükçe, birlikte yapabileceklerimizi hayal ettikçe, içimdeki heyecanımı tarif edemiyorum. Başarılı ve idol olabilecek birçok isme sahibiz.  Kadınlar bu duruma gelebilmek için çok fazla çaba sarf etti ve sonunda iş hayatında kendilerine çok güzel yerler edindiler. Her alanda her sektörde kadınları görmek çok güzel. Aynı ruhun çalışma ortamında da birbirini destekleyen nice kadınla daha gelecek nesillere aktarılmasını yaşamak müthiş bir his. 

Çağdaş kadını tanımlar mısınız? 

Çağdaş kadın her konuda bağımsız olabilen kadındır. Ekonomik yönden bağımsızlığını kazanabilen, verdiği kararlarda dimdik durabilen kadın benim için çağdaş kadının tanımını yansıtıyor. Çağdaş kadının özellikleri; iyi kötü verdiği kararları sorgulatmayan, etkileyici konuşan, üretken ve gerektiğinde her türlü yükü alıp dimdik durabilmesidir.

Kadınlar iş hayatında ne gibi zorluklar ile karşılaşıyor? 

Toplumsal eşitsizlik ve cinsiyet konusunda geride kalındığını görüyorum. Hala kadınlara karşı bazı durumlarda kırılamayan ön yargılar var. Özellikle erkek eline alışılmış işlerde kadınların varlığına adapte olunamadığını gözlemliyorum. Ancak altını çizmek isterim ki, bütün büyük ölçekli ya da küçük ölçekli firmalarda kadın yöneticilerin varlığı her geçen gün artıyor. Birçok firma iş ilanlarında özellikle kadın çalışanlar istediğini vurguluyor. Bunun çok kıymetli olduğunu ve öneminin her geçen gün daha da artacağını  düşünüyorum.  

İş ve sosyal hayat arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?

İş ve sosyal hayat arasındaki denge çok hassas ve önemli bir konu. Sosyal ve özel hayatında mutlu bir kadın bu durumu iş hayatına yansıtıp daha verimli olabiliyor. Bana gelecek olursak, çevremde en ufak huzursuzluk yaşayabileceğim kimseyi hayatıma alamıyorum. Sosyal çevremdeki herkes ailemden sonra gelen kişiler olduğu için, birbirimize sık sık zaman ayırarak, iş yoğunluğu arasında kendimi motive ederek kaliteli zaman geçirmeye özen gösteriyorum. 

Çalışmanın ve üretmenin size neler kazandırdığını düşünüyorsunuz?

Çalışmak ve üretmek beni bambaşka bir Özge yaptı. Kendi ayakları üzerinde durabilen, ürettikleri ve gösterdiği başarılarıyla insanlar tarafından saygı duyulan biri olmamı sağladı. Bu da motivasyonumu ve heyecanımı arttırdı. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dünya genelinde ne gibi farkındalık yaratıyor?

Kadın, sadece 8 Mart’ta değil, her zaman ve her alanda varlığını hissettiren bir canlı. 8 Mart ile sınırlandırmadan bakıldığında kadının olmadığı bir hayat düşünmek çok renksiz. Sadece 8 Mart ile dünya çapında farkındalığı arttıran çalışmalarla biraz daha sorgulama artıyor. Özellikle sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekici hale geliyor. Ama yine de sadece 8 Mart ile sınırlandırmamak gerektiğinin tekrar altını çizmek isterim. 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için mesajınız var mı?

Kadınlar, dünya için çok kıymetli fakat kadınlar için çok daha kıymetli. Bunu hatırlamak ve hayatın her alanında kadınların önce kadınları desteklediği bir dünya yaratmak bizim elimizde. İçimizdeki gücü, birbirimizle paylaştığımızda dünyanın nasıl güzel bir yer olduğunu görmek için kadınların birbirine daha içten sarılıp birlikte, “el ele iyiliğe” yürümesini temenni ederim.