13.3 C
İstanbul
Cumartesi, Nisan 4, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 8

Batı Sonrası Dünyada Türkiye’nin Afro-Avrasya Vizyonu

“Türkiye, Afro-Avrasya’da medeniyet halkaları ile jeopolitik katmanlar arasında hareket edebilen bir Asansör Devlettir. Bu model, hem kimlik temelli yakın çevreye inme hem de küresel platformlara yükselme esnekliği sağlamaktadır.”

Doç. Dr. Hakan Arıdemir


Beş asırdır dünyayı şekillendiren Atlantik merkezli düzen artık sona eriyor. Demografik dönüşüm, ekonomik ağırlık merkezinin kayması ve teknolojik gelişmeler, Batı’nın küresel üstünlüğünü tarih sahnesinden çekiyor. Bunu yalnızca biz değil, Batı’nın kendi içinden gelen önemli düşünürler ve stratejistler de dile getiriyor. Örneğin Amerikalı tarihçi Paul Kennedy, Büyük Güçlerin Yükselişi ve Çöküşü adlı eserinde Batı imparatorluklarının kaçınılmaz gerilemesini öngörmüştü. Stratejist Zbigniew Brzezinski, “Avrasya satrancı” benzetmesiyle Batı üstünlüğünün ancak Avrasya’yı kontrol altında tutabildiği sürece mümkün olduğunu yazmıştı. Günümüzde ise Jeffrey Sachs gibi önde gelen akademisyenler, tek kutupluluğun sona erdiğini ve çok merkezli bir dünyanın doğduğunu açıkça vurguluyorlar. Batı’nın kendi içinden bile yükselen bu sesler, tarihin yeni bir döneme girdiğinin teyididir.


Batı Çağının Sonu, Afro-Avrasya’nın Yükselişi

Atlantik çağının karakteristik özelliği, ticaret yolları, finans ve teknolojideki Batı üstünlüğüydü. Ancak bugün tablo değişti. Çin ve Hindistan üretim ve nüfus gücüyle dünyanın itici aktörleri haline gelirken, Afrika genç nüfusu ve enerji kaynaklarıyla yükselen kıta konumuna geliyor. Orta Asya ve Orta Doğu, enerji geçiş hatları ve jeopolitik kavşak noktalarıyla yeniden stratejik merkeze oturuyor.

 
Küresel düzeyde yeni platformlar—BRICS, ŞİÖ, Afrika Birliği, Türk Devletleri Teşkilatı—Batı dışı dünyanın ortak iradesini yansıtıyor. Bu gelişmeler, Afro-Avrasya’nın yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda siyasi ve kurumsal merkez haline geldiğini gösteriyor.


Türkiye’nin Jeopolitik Evrimi: Köprüden Asansöre

Soğuk Savaş sonrasında Türkiye’nin uluslararası konumu üç evreden geçti:


• Köprü Devlet (1990–2000): SSCB’nin dağılmasıyla Türkiye, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne” uzanan coğrafyada köprü rolüyle tanımlandı. Ancak bu işlev çoğu kez Batı’nın stratejik tahayyülüne eklemlenen bir nitelik taşıyordu.


• Terminal Devlet (2000–2010): 2000’li yıllarda Türkiye, Osmanlı coğrafyasına açılım politikalarıyla Batı’nın doğuya yönelen stratejilerinin “son durağı” oldu. Yeni-Osmanlıcılık bu dönemin popüler çerçevesiydi.


• Asansör Devlet (2010–2025): Günümüzde Türkiye, yalnızca köprü veya terminal değil; farklı katmanlar arasında hareket edebilen bir asansör devlet konumuna yükseldi. Türk Dünyası, İslam Dünyası, Avrupa–Akdeniz, Afrika ve küresel örgütler arasında esnek biçimde inip çıkabilme kapasitesi, Türkiye’ye çok katmanlı bir stratejik vizyon sunuyor.


Katman Yaklaşımı: Derinlikli Bir Okuma

Türkiye’nin çevresini anlamak için hem medeniyet–kimlik boyutunda, hem de jeopolitik–stratejik boyutta katmanlara ayırarak bakmak gereklidir.


Medeniyet–Kimlik Katmanları:

 
• En içte Türk Dünyası,

•Onun çevresinde İslam Dünyası,

• Daha dışta Avrupa–Akdeniz,

• En geniş halkada Afrika ve Latin Amerika açılımları.

 
Jeopolitik–Stratejik Katmanlar:


• Alt katman: yakın çevre (Karadeniz, Orta Asya, Orta Doğu),
• Orta katman: kıtasal ağlar (Akdeniz, Afrika, Hint Okyanusu),
• Üst katman: küresel platformlar (BM, G20, BRICS+).

“Asansör Devlet” modeli, Türkiye’nin gerektiğinde aşağıya inerek kimlik ve tarih tabanlı bağlarını güçlendirmesini, gerektiğinde yukarı çıkarak küresel düzeyde söz sahibi olmasını mümkün kılar.

 
Çok Katmanlı Stratejinin Önemi


Türkiye’nin geleceği, tek eksenli politikalara sıkışmaktan değil, katmanlar arası geçiş kabiliyetini stratejiye dönüştürmekten geçmektedir.


• Atlantik Katmanı: NATO ve AB ile ilişkiler koparılmamalı; ancak bu bağlar tek yönlü bağımlılık yerine denge unsuru olarak görülmelidir.


• Afro-Avrasya Katmanı: BRICS, ŞİÖ, Afrika Birliği ve Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkiler, Türkiye’yi yeni düzenin merkezine taşır.


• Yerel–İnsani Katman: Filistin, Doğu Türkistan, Keşmir ve Arakan gibi konularda Türkiye, uluslararası hukuk ve vicdani diplomasi üzerinden öncülük etmelidir. Bu meseleler, Türkiye’nin kimliksel derinliğini ve insani meşruiyetini besleyen temel alanlardır.


“Asansör Devlet” vizyonu, işte bu katmanlar arasında iniş–çıkış yapabilme kabiliyetiyle Türkiye’ye hem stratejik özerklik hem de küresel düzeyde kurucu bir rol kazandırır.

Sonuç: Kurucu Aktör Olmak ya da Seyirci Kalmak

Afro-Avrasya Yüzyılı başlamıştır. Türkiye bu yeni çağda yalnızca köprü ya da terminal işlevi gören edilgen bir aktör değil, asansör devlet kimliğiyle katmanlar arasında hareket edebilen, gerektiğinde küresel sisteme çıkıp gerektiğinde medeniyet köklerine inebilen bir aktör olmalıdır.

Türkiye’nin önündeki temel soru açıktır: Afro-Avrasya yüzyılının kurucu aktörlerinden biri mi olacak, yoksa eski Atlantik yanılsamalarına tutunarak tarihin seyircisi mi kalacaktır? Verilecek yanıt, yalnızca bugünün değil, gelecek yüzyılın Türkiye’sini de tayin edecektir.

Togg, Euro NCAP’ten 5 Yıldızla Avrupa Sahnesinde

Türkiye’nin mobilite alanındaki küresel teknoloji markası Togg, doğuştan elektrikli T10X ve T10F modelleriyle Avrupa pazarına güçlü bir giriş yaptı. Her iki model de otomobil güvenliğinde en prestijli bağımsız testlerden biri olan Euro NCAP’in tüm kategorilerinde 5 yıldız almayı başardı.

Münih’te düzenlenen IAA Mobility 2025 fuarında dünya kamuoyuna tanıtım yapan Togg, Türkiye’de 70 bini aşkın kullanıcıya ulaşan T10X modelinin yanı sıra seri üretime hazır hale gelen ikinci cihazı T10F ile Avrupa yolculuğuna başladı.

Avrupa Açılımında Tarihi Dönüm Noktası

Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Euro NCAP başarısının şirketin vizyonu için tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti:

“Türkiye’nin fikri mülkiyet haklarının tamamı bize ait ilk otomobilini üretmek başlı başına bir meydan okumaydı. Yedi yıl boyunca sabırla, çözüm odaklı ve planlı çalıştık. Bugün geldiğimiz noktada hem T10X hem T10F ile Avrupa’da sahneye çıkıyoruz. 29 Eylül’de Almanya’da ön siparişe başlıyoruz, ardından diğer Avrupa ülkelerine açılacağız. Türkiye’nin küresel mobilite markası olarak Avrupa’da da güçlü bir ekosistem kuracağız.”

“Avrupalı Kullanıcılar İçin Çözümler Geliştirdik”

Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, Avrupa açılımının uzun yıllar öncesinden planlandığını vurguladı:

“2021’de Stuttgart’ta Togg Europe GmbH’yi kurduk ve Avrupalı kullanıcıların ihtiyaçlarını analiz ettik. Almanya, elektrikli araç altyapısı ve teşvikleriyle bu yolculuğa başlamak için en uygun ülke oldu. T10X ve T10F’i Avrupalı kullanıcılarla buluşturuyoruz. Ayrıca dijital deneyim platformumuz Trumore ile Avrupa’da da değer yaratacağımıza inanıyoruz.”

5 Yıldızlı Güvenlik

Togg’un elektrikli mobilite cihazları T10X ve T10F, Euro NCAP güvenlik testlerinin tamamından en yüksek derece olan 5 yıldızı alarak güvenlikte iddiasını ortaya koydu. Karakaş, bu sonucu şöyle değerlendirdi:

“Yola çıktığımız ilk günden beri cihazlarımızı en yüksek güvenlik standartlarına göre tasarladık. 5 yıldız almamız, bu kararlılığımızın en somut göstergesi oldu. Önümüzdeki yıllarda farklı segmentlerde yeni modellerimizi de kullanıcılarla buluşturacağız.”

Ön Sipariş Tarihleri

  • Türkiye’de: T10F, 15 Eylül itibarıyla Trumore uygulaması üzerinden ön siparişe açılacak.
  • Almanya’da: T10X ve T10F için ön siparişler 29 Eylül’de başlayacak.
    Kullanıcılar, App Store, Google Play ve App Gallery’den indirebilecekleri Trumore uygulaması üzerinden siparişlerini verebilecek.

Münih’te Test Sürüşü Deneyimi

IAA Mobility 2025 kapsamında Togg, A2 salonu C40 standında en yeni modellerini sergilerken, Münih şehir merkezindeki Königsplatz KP 190 alanında kullanıcı odaklı çözümlerini tanıtıyor. Ziyaretçiler, Königsplatz TD 110 noktasında randevu oluşturarak T10X ve T10F test sürüşlerine katılabiliyor.

Avrupa Yolculuğunun Yeni Başlangıcı

Togg’un “Bir otomobilden fazlası” mottosuyla çıktığı yolculuk, Euro NCAP başarısı ve Avrupa pazarına giriş adımlarıyla yeni bir boyuta taşındı. Türkiye’nin elektrikli araç vizyonunu temsil eden Togg, artık yalnızca yerli pazarda değil, Avrupa yollarında da güçlü bir oyuncu olmaya hazırlanıyor.

Kimya Sektörünün Ağustos Ayı İhracatı Yükseldi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı Ağustos ayında 21,8 milyar dolar oldu. Kimya sektörü ise bu dönemde 2,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek toplam ihracattan yüzde 12 pay aldı. Sektörün yılın ilk 8 ayındaki ihracatı 22 milyar dolara yaklaşarak güçlü bir performans sergiledi.

Kimya Sektörü İkinci Büyük İhracatçı Konumunda

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Adil Pelister, ihracat rakamlarını değerlendirerek şunları söyledi:
“Ağustos ayında kimya sektörümüz 2,6 milyar dolarlık ihracatla toplam ihracatın yüzde 12’sini gerçekleştirdi. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artış elde ettik. Temmuz ayındaki yükselişin ardından Ağustos’ta da artışın sürmesi, önümüzdeki dönem için umut veriyor. Ocak-Ağustos dönemi ihracatımız 22 milyar dolara yaklaştı. En çok ihracat yapan ikinci sektör olarak ülke ekonomisine katkımızı artırıyoruz. Rekabet gücümüzü korumak için devletimizin yeni teşvik ve destekleri kritik önem taşıyor. İKMİB olarak sektörümüzü güçlendirmeye devam edeceğiz.”

En Çok Plastik Ürünleri İhraç Edildi

Ağustos ayında kimya ihracatında plastikler ve mamulleri öne çıktı. 785 milyon 668 bin dolarlık ihracatla listenin başında yer alan bu grubu, 523 milyon 470 bin dolarlık mineral yakıtlar ve ürünler takip etti. 315 milyon 615 bin dolarlık ihracatla anorganik kimyasallar üçüncü sırada yer aldı.

İlk on ürün grubu arasında ayrıca;

  • Uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun,
  • Kauçuk ve kauçuk eşyalar,
  • Eczacılık ürünleri,
  • Boya, vernik, mürekkep ve kimyasal müstahzarlar,
  • Muhtelif kimyasal maddeler,
  • Yıkama müstahzarları,
  • Gübreler yer aldı.

İhracatta Hollanda Zirvede

Ağustos ayında en çok ihracat yapılan ülke 157 milyon dolarla Hollanda oldu. İlk 10’da Hollanda’yı sırasıyla İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri, Romanya, Almanya, Irak, Rusya, ABD, İspanya ve Fransa takip etti.

Dikkat çeken bir diğer gelişme ise, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapılan ihracatta yüzde 361,75’lik artış yaşanması oldu. Bu rakam, bölgeye yönelik potansiyelin daha da arttığını ortaya koyuyor.

Kimya sektörü, Türkiye’nin ihracatında lokomotif sektörlerden biri olmayı sürdürüyor. Ağustos ayında elde edilen 2,6 milyar dolarlık ihracat, sektörün yıl sonunda 22 milyar doların üzerinde bir hacme ulaşabileceğine işaret ediyor. İhracatta ürün çeşitliliği ve bölgesel pazar dağılımı, sektörün küresel rekabet gücünü artırırken; yeni teşvik ve yatırımların da bu ivmeyi daha ileriye taşıması bekleniyor.

2025 aylık bazda kimya ihracatı

AY   2024 DEĞER ($)  2025 DEĞER ($)     FARK (%)
Ocak            2.366.590.078,64                2.549.800.705,10    % 7,74    
Şubat            2.616.333.349,70                2.485.968.712,86    % -4,98    
Mart            3.075.842.938,29                2.723.288.265,05    % -11,46    
Nisan            2.490.491.267,64                2.610.788.908,23    % 4,83    
Mayıs            3.018.302.519,65                2.785.855.876,34    % -7,70    
Haziran            2.215.256.637,42                2.612.388.825,18    % 17,93    
Temmuz            2.582.155.018,11                3.428.261.578,69    % 32,77    
Ağustos            2.553.675.856,07                2.620.515.836,98    % 2,62

2025 yılı Ağustos ayı en fazla kimya ihracatı yapılan ülkeler

S. NOÜlkeAĞUSTOS 2024 DEĞER ($) AĞUSTOS 2025 DEĞER ($)DEĞİŞİM DEĞER (%)
1HOLLANDA     143.562.269,44     157.064.977,67                   % 9,41
2İTALYA      97.969.940,97     143.306.065,64% 46,28
3BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ      28.263.352,73     130.506.244,97% 361,75
4ROMANYA     233.612.809,52     108.116.761,27% -53,72
5ALMANYA     107.037.370,71     107.924.578,49                   % 0,83
6IRAK     109.559.589,50      92.439.156,97% -15,63
7RUSYA     134.914.206,95      91.428.753,66% -32,23
8ABD     112.535.804,97      91.014.066,76% -19,12
9İSPANYA      72.654.643,79      82.963.578,08% 14,19
10FRANSA      49.470.759,75      76.014.742,94% 53,66

2025 yılı Ağustos ayı kimya sektörü ihracatında alt sektörler

   2024 -2025
 AĞUSTOS 2024AĞUSTOS 2025%  FARK
ÜRÜN GRUBUDEĞER ($)DEĞER ($)DEĞER
PLASTİKLER VE MAMULLERİ855.393.026785.668.678% -8,15
MİNERAL YAKITLAR,MİNERAL YAĞLAR VE ÜRÜNLER525.958.102523.470.700% -0,47
ANORGANİK KİMYASALLAR252.186.279315.615.109% 25,15
UÇUCU YAĞLAR,KOZMETİKLER VE SABUN188.230.387205.193.902% 9,01
KAUÇUK,KAUÇUK EŞYA133.390.594138.985.308% 4,19
ECZACILIK ÜRÜNLERİ121.163.949136.879.580% 12,97
BOYA,VERNİK,MÜREKKEP VE MÜSTAHZARLARI132.506.093131.888.307% -0,47
MUHTELİF KİMYASAL MADDELER104.429.011114.464.113% 9,61
YIKAMA MÜSTAHZARLARI84.027.53782.899.300% -1,34
GÜBRELER38.764.87582.605.987% 113,09
ORGANİK KİMYASALLAR71.483.94854.059.609% -24,38
YAPIŞTIRICILAR, TUTKALLAR, ENZİMLER43.583.03645.878.437% 5,27
FOTOĞRAFÇILIK VE SİNEMACILIKTA KULLANILAN ÜRÜNLER 1.118.6831.311.441% 17,23
BARUT,PATLAYICI MADDELER VE TÜREVLERİ1.145.7931.152.642% 0,60
GLİSERİN,BİTKİSEL MAMULLER,DEGRA,YAĞLI MADDELER274.687233.210% -15,10
İŞLENMİŞ AMYANT VE KARIŞIMLARI,MAMULLERİ19.85729.017% 46,13
TOPLAM2.553.675.8562.620.335.340% 2,61

Enerji Bakanları, SOCAR Türkiye’nin Aliağa’daki Üretim Sahasında

Türkiye ve Azerbaycan arasındaki stratejik enerji iş birliği, İzmir Aliağa’daki kritik tesislerde düzenlenen üst düzey bir ziyaretle pekiştirildi.

Türkiye ve Azerbaycan 4. Enerji Forumu” kapsamında İzmir’de bulunan Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Şahbazov ve Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, SOCAR Türkiye’nin grup şirketlerinden Petkim ve STAR Rafineri tesislerini ziyaret etti.

Stratejik Tesislere Yakından İnceleme

SOCAR Başkanı Rovshan Najaf’ın ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarette, Azerbaycan ve Türkiye’nin enerji sektöründeki öncü rolü, iki ülke arasındaki çok yönlü iş birliği ve SOCAR’ın Türkiye’deki yeni yatırım planları masaya yatırıldı.

Petkim’in 60 yıllık tecrübesi ve Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya tesisi olarak küresel ölçekteki önemi vurgulandı. Ayrıca, yıllık 13 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip STAR Rafineri’nin, Petkim’e sağladığı güvenilir ve kaliteli nafta tedarikiyle sektör için taşıdığı kritik değer öne çıkarıldı.

İki Ülke Bakanları Birlikte İncelemelerde Bulundu

Aliağa Yarımadası’ndaki ve aynı zamanda Türkiye’nin ilk Özel Endüstri Bölgesi unvanına sahip olan yerleşkede gerçekleştirilen ziyarete, iki ülkenin enerji bakanlarının yanı sıra üst düzey heyetler katıldı.

Ziyarette yer alan isimler arasında:

  • Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın İklim Konularından Sorumlu Temsilcisi Muhtar Babayev,
  • Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Orhan Zeynalov,
  • Azerbaycan İstanbul Başkonsolosu Narmina Mustafayeva,
  • Türkiye Enerji Bakan Yardımcısı Zafer Demircan,
  • Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya,
  • Dış İlişkiler Genel Müdürü Öztürk Selvitop,
  • BOTAŞ Genel Müdürü Abdülvahit Fidan,
  • TEİAŞ Genel Müdürü Orhan Kaldırım,
  • Türkiye Petrolleri Petrol Dağıtım Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu yer aldı.

Enerji İş Birliğinde Yeni Ufuklar

Ziyaretin, Azerbaycan ve Türkiye’nin enerji stratejilerini ortak vizyonla geliştirme kararlılığını bir kez daha gösterdiği ifade edildi. SOCAR Türkiye’nin yatırımları, yalnızca iki ülke ekonomileri için değil, aynı zamanda bölgesel enerji arz güvenliği açısından da stratejik önem taşıyor.

Eti Bakır Mazıdağı Tesisi’nde Planlı Revizyon Başarıyla Tamamlandı

Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır, Mardin Mazıdağı’ndaki Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisi’nde 2025 yılı Haziran-Temmuz döneminde yürütülen planlı revizyon çalışmalarını başarıyla tamamladı.

Güvenli ve Sürdürülebilir Üretim İçin Adım Atıldı

Yaklaşık bir ay süren planlı duruş boyunca tesisin tüm kritik üretim hatlarında bakım, yenileme ve modernizasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Çalışmalara iç teknik ekibin yanı sıra 600 kişilik dış destek kadrosu da katıldı. İş sağlığı ve güvenliği ile çevresel sorumluluk ilkeleri sürecin her aşamasında öncelikli olarak uygulandı.

Eti Bakır yönetimi, revizyon süreciyle tesisin güvenli, verimli ve sürdürülebilir üretim kapasitesinin daha da güçlendirildiğini açıkladı.

Kritik Ünitelerde Modernizasyon

Planlı duruş sırasında tesisin farklı bölümlerinde kapsamlı yenilikler yapıldı:

  • Sülfürik Asit Tesisi: Roaster ünitelerinde yapısal değişiklikler, elektrostatik filtrelerde revizyonlar ve SO₂ eşanjörlerinde yenilemeler gerçekleştirildi.
  • Fosforik Asit Tesisi: FRP ve tuğla kaplamalarda artırımlar yapıldı, sonsuz bant sistemine geçilerek kapasite yükseltildi.
  • Metal Geri Kazanım Tesisi: Merkezi kontrol sistemi (DCS) yükseltilerek redundant sistem devreye alındı.
  • DAP Tesisi: Yüksek basınçlı kompresörler ve tambur sistemlerinde kritik bakım ve yenilemeler yapıldı.
  • Enerji Tesisi: Türbin, alternatör ve fan sistemlerinde modernizasyon çalışmaları tamamlandı.

Bu yatırımlar sayesinde tesisin verimliliği artırıldı, plansız duruş riskleri azaltıldı ve üretim güvenliği daha da sağlamlaştırıldı.

“Daha Güçlü Bir Altyapıyla Yeniden Devredeyiz”

Eti Bakır Mazıdağı Tesisi İşletme Müdürü Bekir Kan, süreçle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Yaklaşık bir aylık planlı revizyon duruşunu öngördüğümüz takvime uygun şekilde tamamladık. Kritik ünitelerde yaptığımız bakım ve modernizasyonlar sayesinde tesisimizin üretim güvenliği, verimliliği ve sürdürülebilirliği daha da güçlendi. Gösterilen yüksek koordinasyon ve iş birliği ile tesisimizi daha güçlü bir altyapıyla yeniden devreye aldık.”

Geleceğe Yatırım

Revizyon süresince yaklaşık 3.000 iş emri açıldı ve tesisin uzun vadeli üretim hedeflerini güvence altına alacak bakım ve kontrol faaliyetleri yürütüldü. Bu sayede Eti Bakır Mazıdağı Tesisi, çevresel açıdan daha sorumlu, daha güvenli ve kesintisiz üretim kapasitesine sahip bir yapıya kavuştu.

Türkiye ekonomisine ve bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sağlayan tesis, planlı duruş sonrası güçlenen altyapısıyla yatırımlarına ve üretime kesintisiz devam edecek.

Güneydoğu’da Yasağa Rağmen Kaçak Sulama Devam Ediyor

Mardin ve Şanlıurfa’da ikinci ürün mısır ekim yasağına rağmen çiftçiler üretime devam ediyor. Yüksek su tüketimiyle bilinen mısır ekimi, hem kuraklığı hem de enerji krizini derinleştiriyor. Dicle Elektrik, kaçak trafolar ve ruhsatsız kuyular nedeniyle bölgedeki enerji altyapısının büyük baskı altında olduğunu açıkladı.

Yasağa Rağmen Rekor Ekim

Tarım ve Orman Bakanlığı, su kıtlığı sebebiyle ikinci ürün mısır ekimini yasaklamıştı. Ancak 2025 itibarıyla yalnızca Mardin’de 3.762 üretici yasağı ihlal ederek 613 bin dekar alanda ekim yaptı. Şanlıurfa ile birlikte toplamda 1 milyon 647 bin dekar mısır tarlası sulanıyor. Bu sulama, yüzlerce metre derinlikteki kuyulardan çekilen su ve devasa elektrik tüketimi ile mümkün oluyor.

“100 Dönüm İçin 130 Bin kWh”

Dicle Elektrik’in teknik hesaplamalarına göre, 100 dönümlük bir mısır tarlasının sulanması için ortalama 130 bin kWh elektrik harcanıyor. Bu miktar, binlerce hanenin aylık tüketimine eş değer. Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, bu durumun yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte enerji dengelerini tehdit ettiğini vurguladı.

“Buğday tarlası 4 kez sulanırken mısırda sayı 8-9’a çıkıyor. 100 dönüm mısır için 122 bin ton su gerekirken aynı miktarla 400 dönüm buğday sulanabiliyor. Bu tablo, su ve enerji kaynaklarımız için sürdürülemez.” dedi.

Kuraklık Tarihi Rekora Ulaştı

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün Haziran 2025 İklim ve Sulama İzleme Raporu, bölgedeki kritik tabloyu ortaya koyuyor. Güneydoğu’da Haziran ayında yalnızca 1,7 mm yağış ölçüldü; bu miktar son 30 yıl ortalamasına göre %80 daha az. 2024 Ekim – 2025 Haziran döneminde ise yağışlar normalin %26 altında kalarak son 52 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Kaçak Trafolar Orta Ölçekli Şehir Kadar Elektrik Tüketiyor

Kuraklıkla birlikte enerji kaybı da büyüyor. Dicle Elektrik ekipleri son iki yılda 11 bin 454 kaçak trafo tespit etti. Bunların 7 bin 49’u tamamen kayıt dışı, 4 bin 405’i ise resmi aboneliği olmasına rağmen kaçak elektrik kullanan kişilerce işletiliyor. Yalnızca Şanlıurfa’da 6 bin 416 kaçak trafo bulundu.

Çözüm Arayışları: Soya Umut Olabilir

Enerji ve su tüketiminde daha sürdürülebilir alternatiflere dikkat çeken Dicle Elektrik, soya üretiminin bölgede umut verici sonuçlar verdiğini duyurdu. Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde yapılan denemelerde yüksek verim elde edildi. Arvas, “Soya hem daha az su hem de daha az enerji tüketiyor. Bu, gelecekte bölge tarımı için büyük bir avantaj sağlayabilir” diye konuştu.

“Yeteri Kadar” Sosyal Sorumluluk Kampanyası

Eksim Holding çatısı altındaki Dicle Elektrik, yalnızca denetim değil farkındalık çalışmaları da yürütüyor. “Yeteri Kadar” kampanyası kapsamında çiftçilere enerji ve su verimliliği eğitimleri veriliyor. Ayrıca çocuklara yönelik tiyatrolar, yarışmalar ve eğitim materyalleriyle sürdürülebilirlik bilinci aşılanıyor.

Sonuç: Sürdürülebilir Planlama Zorunlu

Güneydoğu’da mısır ekim yasağına rağmen artan kaçak sulama, kuraklık ve enerji kaybını kritik bir noktaya taşıdı. Uzmanlar, bölgenin geleceği için tarımda daha az su isteyen ürünlere yönelmenin, kaçak enerjiyle mücadele etmenin ve sürdürülebilir bir üretim planlamasının zorunluluk haline geldiği görüşünde.

Çalışan ve Aileler İçin SOCAR Türkiye Çayağzı Tesisleri Açıldı

SOCAR Türkiye, çalışanları ve aileleri için modern bir sosyal yaşam alanı olarak yeniden düzenlediği Çayağzı Tesisleri’ni hizmete açtı. Açılış töreninde, grup şirketlerinden Petkim’in 60. yılı da coşkuyla kutlandı.

Çalışanlara Teşekkür Niteliğinde Bir Açılış

Türkiye’nin en büyük entegre endüstri grubu olan SOCAR Türkiye, sosyal sorumluluk anlayışı doğrultusunda çalışanlarının sosyal yaşamına değer katacak önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. 28 Ağustos Perşembe günü düzenlenen açılış töreninde, hem Çayağzı Tesisleri’nin yeniden hayata geçirilmesi hem de Petkim’in 60. kuruluş yıldönümü büyük bir coşkuyla kutlandı.

Açılış törenine; SOCAR Başkan Yardımcısı Anar Mammadov, SOCAR Yönetim Ofisi Başkanı Hafiz Zeynalov, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı & Petkim Genel Müdürü Kanan Mirzayev katıldı.

“Çayağzı, Çalışanlarımız İçin Birlik ve Dayanışma Noktası”

Açılış konuşmalarında, Petkim’in 60 yıllık yolculuğunun gururla anıldığı ve bu başarıda en büyük payın çalışanlarda olduğu vurgulandı. Çayağzı Tesisleri’nin yeniden açılışının, çalışanlara ve ailelerine bir teşekkür niteliği taşıdığı belirtildi. Tesisin, birlik ve beraberliği pekiştiren, ortak değerlerle geleceğe taşınacak bir buluşma noktası olacağına dikkat çekildi.

50 Bin m²’lik Modern Sosyal Alan

Çayağzı Tesisleri, yalnızca bir dinlenme alanı değil; çalışanların aileleriyle birlikte keyifli vakit geçirebilecekleri çok yönlü bir yaşam merkezi olarak tasarlandı.
Tesiste;

  • Restoran, plaj ve konser alanı,
  • Çocuk parkı, tenis kortu, basketbol sahası,
  • Alışveriş noktaları,
  • 300 kişi kapasiteli piknik alanı,
  • 250 metre uzunluğunda ve 100 şezlong kapasiteli plaj,
  • 6.000 m² yürüyüş yolları,
  • 26.500 m² peyzaj alanı,
  • Yaklaşık 2 bin kişilik etkinlik alanı bulunuyor.

Bu donanımlarla tesis, çalışanlara hem doğayla iç içe bir ortamda dinlenme hem de kültürel ve sportif aktivitelerle keyifli vakit geçirme fırsatı sunuyor.

Petkim’in 60 Yıllık Yolculuğu Kutlandı

Açılış töreninde ayrıca Petkim’in 60. yılı da anıldı. Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya tesisi olan Petkim’in, yarım asrı aşan sürede ülke ekonomisine sağladığı katkılar hatırlatıldı. Çalışanların ve ailelerinin katıldığı kutlamalarda, Petkim’in Türkiye sanayisi için stratejik önemi vurgulandı.

Çalışan Memnuniyetine Katkı

SOCAR Türkiye yetkilileri, Çayağzı Tesisleri’nin çalışanların motivasyonunu artıracak, aile bağlarını güçlendirecek ve kurumsal aidiyeti pekiştirecek bir adım olduğuna dikkat çekti. Tesisin bundan sonraki süreçte konserler, sosyal etkinlikler ve aile buluşmaları için de aktif olarak kullanılacağı ifade edildi.

Geleceğe Yönelik Sosyal Yatırım

Çayağzı Tesisleri’nin yeniden açılması, SOCAR Türkiye’nin sadece enerji ve sanayi alanında değil, aynı zamanda çalışanlarının sosyal yaşamına yatırım yapma vizyonunu da bir kez daha ortaya koydu. Bu tesis, hem çalışanlar hem de aileleri için uzun yıllar boyunca değer yaratacak önemli bir merkez olacak.

Enerjisa Enerji, Çocuklara Enerji Tasarrufunu Öğretiyor

Türkiye’nin enerji dönüşümünde öncü rol üstlenen Enerjisa Enerji, 15. yılını kutladığı “Enerjimi Koruyorum” projesi kapsamında geleneksel hale gelen “Daha İyi Bir Gelecek” öykü yarışmasını bu yıl da çocuklarla buluşturdu. Yarışma sayesinde çocuklar hem yazma becerilerini geliştiriyor hem de enerji verimliliği konusunda bilinç kazanıyor.

Çocukların Hayal Gücüyle Enerji Tasarrufu Buluştu

Enerjisa Dağıtım Şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ’ın desteğiyle düzenlenen yarışma, Türkiye genelinde 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden yoğun ilgi gördü. Çocuklar, enerji verimliliği ve tasarruf bilincini konu alan yaratıcı öyküleriyle yarışmaya katıldı.

Değerlendirme sonucunda öne çıkan 10 öykü, özel olarak hazırlanan bir kitapta yer aldı. Kitapta yer alan çocuklara ödülleri takdim edilirken, düzenlenen online buluşmada hem yazarlık ipuçları paylaşıldı hem de çocukların enerji tasarrufu konusundaki soruları yanıtlandı.

Binlerce Kitap Çocuklarla Buluştu

Proje kapsamında yayımlanan öykü kitabı binlerce çocuğa ulaştırıldı. Böylece enerji verimliliği bilinci, yalnızca yarışmaya katılan öğrencilerle sınırlı kalmadı; daha geniş bir kitleye yayıldı.

Etkinlikte ayrıca, erken yaşta enerji tasarrufu bilincinin önemine dikkat çekilirken, çocukların hayal gücü ve yaratıcılıklarını geliştirmelerine katkı sağlandı.

“Daha İyi Bir Gelecek İçin Çalışıyoruz”

Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, yarışma hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Toplumsal Yatırımlar, Enerjisa Enerji olarak sürdürülebilirlik vizyonumuzun temel taşlarını oluşturuyor. 15. yılını kutladığımız ‘Enerjimi Koruyorum’ projemiz kapsamında düzenlediğimiz ve artık gelenekselleşen öykü yarışmasıyla çocuklarımıza enerji verimliliği ve tasarruf bilinci kazandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Küçük yaşta verilen eğitimin geleceği şekillendireceğine inanıyoruz. Bugüne kadar 16 ilde, 750 okulda, 400 binden fazla çocuğa ulaştık. Kısa sürede hedefimiz 500 bin çocuğa ulaşmak. Enerji tasarrufu eğitimlerimizi ve yaratıcı etkinliklerimizi hız kesmeden sürdüreceğiz.”

15 Yıldır Sürdürülen Sosyal Sorumluluk Yolculuğu

Enerjisa Enerji’nin “Enerjimi Koruyorum” projesi, 15 yıldır çocuklara enerji tasarrufu bilinci kazandırmayı hedefliyor. Proje, yalnızca bir eğitim çalışması olmanın ötesinde; geleceğin nesillerine yaşanabilir bir dünya bırakma vizyonuyla yoluna devam ediyor.

Faizsiz Finans Modeliyle 88 Bin Yeni Müşteri Sisteme Katıldı

Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir kredisiz ev ve araç sahibi olmayı mümkün kılan Fuzul’ün verilerine göre, tasarruf finansman sektörü 2025’in ilk yarısında tarihi bir büyüme ivmesi yakaladı. Yeni müşteri sayısında yüzde 169’luk artış, sektörün hızla dönüşmekte olduğunu gözler önüne seriyor.

Fuzul’ün açıkladığı güncel analizlere göre, 2025’in ilk yarısında sektöre katılan müşteri sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 2,7 kat arttı. 32 bin 982 olan yeni müşteri sayısı, bu yılın ilk altı ayında 88 bin 736’ya yükseldi.

Yıllık projeksiyonlar, sektörün 2025 sonunda 350 bin müşteriyi aşabileceğine işaret ediyor. Bu ivme, tasarruf finansmanının Türkiye’nin finansal ekosisteminde kritik bir çözüm haline geldiğini gösteriyor.

Müşteri tercihleri de değişim sinyali veriyor. 2024’te yüzde 30,9 olan konut finansmanı talebi, 2025’te %33,6’ya yükseldi. İstanbul liderliğini korurken; Ankara, Konya, Bursa ve İzmir yine ilk beş şehir arasında yer aldı.

En dikkat çekici gelişme ise Anadolu şehirlerinden gelen yoğun talep. İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki katılım oranlarındaki artış, tasarruf finansmanının artık yalnızca büyük şehirlerin değil, tüm Türkiye’nin çözümü haline geldiğini ortaya koyuyor.

Fuzul’ün verilerine göre dijital kanallar, özellikle genç nesil müşterilere ulaşmada kritik rol oynuyor. 2024’te 15 bin olan dijital reklamlardan gelen satış sayısı, bir yıl içinde yaklaşık %50 artışla 30 bine yaklaştı.

Mobil uygulamalar, online platformlar ve sosyal medya, sektörün büyümesinde başlıca kanallar haline gelirken, çağrı merkezleri ve şubeler de müşteri iletişiminde önemli bir yer tutmaya devam ediyor.

Müşterilerin sisteme katılım motivasyonunda esneklik öne çıkıyor. Kefilsiz katılım imkânı ve kişiye özel ödeme planları, özellikle genç ve orta gelirli müşteriler için cazibe unsuru.

Geri bildirimler; şeffaflık, dijital erişim ve teslimat süreçlerinin sorunsuz tamamlanmasının müşteri güvenini güçlendirdiğini ortaya koyuyor.

2021’deki yasal düzenlemenin ardından kurumsallaşan sektör, 2020 sonunda 140 bin olan aktif müşteri sayısını 2024 sonunda 550 bine çıkardı. 2025 itibarıyla lisans alan şirket sayısı sekize ulaştı.

Sözleşme hacmi de çarpıcı biçimde büyüdü:

  • 2023 Ocak: 4,78 milyar TL
  • 2024 Ocak: 14,1 milyar TL
  • 2025 Ocak: 57,55 milyar TL
  • 2025 Mayıs: 88,69 milyar TL

Fuzul, aynı dönemde sözleşme büyüklüğünü 1,19 milyar TL’den 26,03 milyar TL’ye taşıyarak sektör liderliğini pekiştirdi

Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal, sektörün büyümesini şu sözlerle değerlendirdi:

“Tasarruf finansman modeli, günümüz ekonomik koşullarında bireyler için güçlü bir çözüm haline geldi. Yüksek finansman maliyetleri karşısında sunduğumuz faizsiz ve kolay erişilebilir ev veya araç sahibi olma imkânı, sektöre ilgiyi artırıyor. 2025’te hedefimiz 200 bin yeni müşteri. Bu ivme ile yüz binlerce kişinin tasarruflarını yatırıma dönüştürmesine katkı sağlayacağız.”

Tasarruf finansman sektörü, dijitalleşme, bölgesel çeşitlilik ve esnek ödeme modelleri sayesinde Türkiye’nin finansal ekosisteminde kalıcı bir yer ediniyor. Yüksek büyüme potansiyeli, hem tüketiciler hem de finansal piyasalar açısından sektörün geleceğini parlak kılıyor.

Avrupa’nın Karbon Vergisine Karşı Türk Çeliğinin Güneş Hamlesi

Avrupa Birliği’nin karbon nötr üretim şartlarını öne çıkarması, Türk çelik sektörünü köklü bir dönüşüme zorluyor. Güneş enerjisi yatırımlarını hızlandıran sektör, Avrupa pazarındaki payını büyütürken rekabet gücünü de artırıyor.

Avrupa’da Payını 2,5 Katına Çıkardı

Son on yılda Avrupa pazarında payını %5’ten %12’ye yükselten Türk çelik sektörü, sürdürülebilir üretim hedefleriyle dikkat çekiyor. 60 milyon tonluk üretim kapasitesine sahip olan sektör, üretimin yarısından fazlasında güneş enerjisi santrallerinden (GES) faydalanmaya başladı.

Bugüne kadar çevresel onayı tamamlanan 14 GES projesi toplamda 1.171 MW kurulu güce ulaştı. Devam eden projelerin devreye girmesiyle birlikte sektörün toplam kurulu gücünün 1.500 MW’a çıkması bekleniyor.

SKDM ile Karbon Ayak İzi Rekabetin Merkezinde

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), çelik sektörünü enerji maliyetleri ve karbon yoğunluğu konusunda ciddi bir sınava tabi tutuyor. Türk çelik üreticileri ise bu dönüşüm sürecini avantaja çevirerek karbon ayak izini azaltmayı ve Avrupa’daki konumlarını güçlendirmeyi hedefliyor.

EIF 2025, Sanayi İçin Stratejik Bir Platform

Türk sanayisinin dönüşümünde önemli bir rol üstlenen EIF Enerji Dönüşümü Fuarı, 8–10 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Bu yıl 19’uncusu gerçekleştirilecek olan fuar, sadece enerji sektörünü değil; onunla entegre büyüyen demir-çelik, otomotiv, finans ve altyapı sektörlerini de buluşturacak.

Almanya, İspanya, Hollanda, Danimarka, İsviçre, İtalya, Fransa, İngiltere, Çin, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de aralarında bulunduğu onlarca ülkeden profesyonellerin katılacağı fuar, küresel ölçekte yeni iş birliklerine kapı aralayacak.

“Sanayimizin Karbon Nötr Adımlarını Dünyaya Göstereceğiz”

Global Enerji Derneği Başkanı ve EIF Yürütme Kurulu Başkanı Murat Dilek, Türk sanayisinin bu dönüşüm sürecinin önemine vurgu yaparak şu açıklamayı yaptı:

“Avrupa Birliği’nin karbon nötr üretim şartlarını ön plana çıkardığı bu dönemde, çelik sektörümüzün attığı adımlar stratejik bir önem taşıyor. Güneş enerjisi yatırımlarıyla üretim süreçleri çevreci ve rekabetçi hale geliyor. Bu dönüşüm, geleceğin sanayi altyapısını kurmak açısından da kritik. EIF yalnızca bir fuar değil; sanayicinin, yatırımcının ve karar vericinin aynı masada buluştuğu bir platform. 2025’te düzenleyeceğimiz EIF Enerji Kongresi ve Fuarı’nda, karbon nötr hedefler doğrultusunda sanayicimizin adımlarını daha görünür kılacağız. SKDM gibi düzenlemelerle birlikte enerji kaynaklarının temizliği ve maliyet etkinliği artık rekabetin temel unsuru. Biz de Türk sanayisinin bu süreci fırsata çevirmesi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.”

Çelikten Daha Güçlü Bir Gelecek

Türk çelik sektörünün attığı enerji adımları, yalnızca bugünün rekabet koşullarını değil, geleceğin sanayi altyapısını da belirleyecek. Yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik rekabet gücü aynı anda sağlanıyor.

Web Summit, 280 Milyon Dolarlık Hayır Taahhüdünün Önünü Açtı

Web Summit, yalnızca girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getiren bir teknoloji etkinliği olmanın ötesinde, toplumsal fayda üreten projelerin de doğmasına zemin hazırlıyor. Bunun en somut örneklerinden biri, uzun süredir Web Summit’in “Impact Partner”lerinden biri olan Founders Pledge oldu.

Küresel bir girişimci topluluğu, küresel iyilik için

Founders Pledge, girişimcilerin şirket exit gelirlerinden bir kısmını yüksek etki yaratan sosyal projelere aktarmasını sağlayan küresel bir topluluk. Bugün 47 ülkeden 2.000’i aşkın üyesi bulunan topluluk, “başarıyı iyiliğe dönüştürme” vizyonuyla hareket ediyor.

Bugüne kadar girişimciler, 11 milyar dolardan fazla bağış taahhüdünde bulundu. Bunun 1,7 milyar doları ise iklim krizi, küresel sağlık ve yoksullukla mücadele eden organizasyonlara fiilen aktarıldı.

Web Summit’te filizlenen 280 milyon dolarlık taahhüt

Son yıllarda Web Summit’in farklı şehirlerdeki etkinliklerinde – Lizbon’dan Toronto’ya, Rio’dan Doha’ya kadar – Founders Pledge, yüzlerce girişimci ile tanıştı. Bu buluşmalar, girişimcilerin toplumsal fayda için harekete geçmesini sağladı. Sonuç olarak 280 milyon doları aşan yeni bağış taahhüdü, Web Summit vesilesiyle atılan adımlar sayesinde ortaya çıktı.

Founders Pledge Küresel Büyüme Başkanı Emily Hoble, Web Summit’in etkisini şu sözlerle ifade etti:
“Web Summit, sadece şirket kuran değil, aynı zamanda daha iyi bir dünya kurmak isteyen yeni girişimci topluluklarına ulaşmamızda büyük rol oynadı.”

Geleceği konuşmak değil, inşa etmek

Web Summit’in misyonu yalnızca teknoloji ve iş dünyasının geleceğini tartışmak değil, aynı zamanda toplumsal fayda üreten çözümler yaratmak. Founders Pledge ile yürütülen bu iş birliği, doğru aktörler bir araya geldiğinde neler başarılabileceğinin güçlü bir örneği oldu.

Kaynak: Web Summit
Çeviri Haber: Gazeteci-Yazar Ferhat Yıldırım

Mavi Vatan Vizyonuyla Petrol Ofisi Bodrum’da Yeni Yatırımı Hayata Geçirdi

Petrol Ofisi Grubu, Muğla’daki yedinci, Türkiye genelindeki on altıncı marina istasyonunu Milta Bodrum Marina’da hizmete açtı.

Türkiye akaryakıt sektörünün lider markası Petrol Ofisi Grubu, As Grup iş birliğiyle Milta Bodrum Marina’da yeni istasyonunu devreye aldı. Açılış törenine Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu, As Grup İcra Kurulu Başkanı Mert Aslan ve PÜİS Genel Başkanı İmran Okumuş katıldı.

Türkiye’de yat bağlama kapasitesinin yaklaşık %40’ını barındıran Bodrum’da açılan yeni istasyon, 40 metreye kadar tekneler başta olmak üzere tüm deniz araçlarına yakıt ikmali sağlayacak. Ayrıca sahil güvenlik ve deniz polisi gibi kamu kurumlarının da yakıt ihtiyacını karşılayacak.

Petrol Ofisi CEO’su Mehmet Abbasoğlu, açılışta yaptığı konuşmada, “Cennet vatanımızın bu özel köşesinde hizmet vermek bizim için çok kıymetli. Mavi Vatan vizyonu doğrultusunda yalnızca Ege ve Akdeniz’de değil, Karadeniz’de de denizcilik sektörünün gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi.

As Grup İcra Kurulu Başkanı Mert Aslan ise, “Bu yatırımı yeniden Petrol Ofisi bayrağı ve AQUAS markamızla hayata geçirmekten mutluyuz. İstasyonumuzun uzun yıllar bölgeye değer katacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Petrol Ofisi Grubu Denizcilik Kıdemli Müdürü Aydın Yıldız da, yeni istasyonla birlikte satışların iki kattan fazla artmasını öngördüklerini belirterek, Bodrum’un turizm ve enerji alanındaki büyümesine destek olacaklarını söyledi.

Petrol Ofisi Grubu’nun Muğla’daki marina sayısı 7’ye, Türkiye genelinde ise 16’ya ulaştı. Bodrum’da 2, Marmaris’te 2, Göcek’te 3 istasyonu bulunan şirket, PO/Marine markasıyla 6 yıldır sektör liderliğini sürdürüyor.

Hibrit GES ve RES projeleriyle Akfen 2025’te 887 MW’a ulaşacak

Akfen Yenilenebilir Enerji A.Ş., Denizli Rüzgâr Enerji Santrali’nin (RES) 19,2 MW’lık kapasite artışını devreye alarak toplam kurulu gücünü 802 MW’a çıkardı. Şirket, 2025 yılı sonuna kadar hibrit GES ve RES projelerini de devreye alarak 887 MW’lık toplam kurulu güce ulaşmayı hedefliyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından onaylanan ve T.C. Enerji Bakanlığı tarafından geçici kabulü yapılan kapasite artışıyla birlikte Denizli RES, ticari üretime başladı. Söz konusu yatırım, Akfen’in üç yıllık yatırım programı kapsamında hayata geçirdiği 102 MW’lık RES kapasite artış projelerinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkı sunmayı amaçlayan Akfen Yenilenebilir Enerji, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir yatırımlarıyla öne çıkıyor. 2025 yılı sonuna kadar tamamlanacak hibrit GES ve RES yatırımları, şirketin stratejik büyümesinde yeni bir aşamayı temsil ediyor.

Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Mustafa Kemal Güngör, yatırımla ilgili yaptığı açıklamada, “Denizli’de devreye aldığımız kapasite artışı yalnızca şirketimizin değil, ülkemizin enerji bağımsızlığına da katkı sağlayacak. 2025 sonunda 887 MW’a ulaşacak kurulu gücümüzle sürdürülebilir kalkınmayı desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

YTÜ AESK Otonom Şehir Konseptinde dünya şampiyonu oldu

Shell Eco-marathon’un 40. yılında Türk gençleri büyük bir başarıya imza attı. Polonya’nın Kamien Slaski kentinde düzenlenen Avrupa ve Afrika yarışlarında Türkiye, 22 takımla en fazla katılım gösteren ülke oldu. Alternatif enerji kaynaklarıyla araç geliştiren 234 Türk genci, inovatif projeleriyle dikkat çekti.

Yıldız Teknik Üniversitesi AESK Takımı, “Otonom Şehir Konsepti” kategorisinde şampiyonluğa ulaşarak ülkemize birinciliği getirdi. Çukurova Üniversitesi UMEX Çukurova Electromobile Takımı ise şehir içi elektrikli araç konseptinde 1 kWh enerjiyle 252 kilometre yol kat ederek ikinciliği kazandı. UMEX ayrıca 41 takımın yarıştığı Bölgesel Yarış’ta da ikinci olarak önemli bir başarıya imza attı.

Bu yıl 24 ülkeden 113 takımın katıldığı yarışmada öğrenciler, enerji verimliliği odaklı araçlarını hidrojen, elektrik ve güneş gibi alternatif enerji kaynaklarıyla tasarladı. Takımlar, sadece mühendislik değil; proje yönetimi, bütçe planlama, takım çalışması ve iletişim gibi pek çok alanda deneyim kazandı.

Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, gençleri tebrik ederek yarışmanın yalnızca teknik becerileri geliştirmekle kalmadığını, aynı zamanda iş hayatına hazırlık açısından büyük bir fırsat sunduğunu belirtti.

Türkiye’nin Shell Eco-marathon serüveni 2005 yılında başladı. Bugüne kadar 145’ten fazla Türk takımı ve 3.000’i aşkın öğrenci yarışmalara katıldı. 20 yıllık süreçte Türk takımları 30 kez kendi kategorilerinde ilk 10’a girmeyi başardı.

Dünyanın en uzun soluklu öğrenci inovasyon yarışmalarından biri olan Shell Eco-marathon, gençlerin enerji verimliliği ve sürdürülebilir ulaşım konusunda geliştirdikleri çözümlerle geleceğin mobilitesine yön vermeye devam ediyor.

Londra merkezli Echelon VIII operasyonlarını Türkiye’den yönetecek

Echelon VIII Group, Londra’daki yasal merkezini koruyarak operasyonel komuta merkezini İstanbul’a taşıdı. Anti-drone sistemleri, ileri savunma teknolojileri ve lojistik yatırımlarıyla bilinen şirket, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişini küresel güvenlik vizyonuyla birleştirmeyi amaçlıyor.

Şirketin kurucu ortağı ve stratejik savunma uzmanı Mekail Ali Esmer, bu kararla birlikte Türkiye’nin savunma teknolojilerinde ana operasyon üssü haline geleceğini açıkladı. Esmer, Türkiye’nin sadece coğrafi avantajlarıyla değil, son yıllarda savunma sanayiinde kaydettiği ilerleme ile de küresel güvenlik açısından stratejik bir merkez haline geldiğini vurguladı.

Türkiye’de yapılacak yeni yatırımlar yalnızca savunma ile sınırlı kalmayacak. Esmer, ülkenin yenilenebilir enerji kapasitesine dikkat çekerek 500 milyon dolarlık yeşil enerji yatırımının da planlandığını duyurdu. Bu adım, Türkiye’nin küresel ölçekte yalnızca savunma değil, sürdürülebilir enerji alanında da önemli bir oyuncu olmasını hedefliyor.

Echelon VIII Group, yalnızca yasal izinli bölgelerde faaliyet gösteriyor. İstanbul’daki yeni merkezden yürütülecek projeler arasında hassas savunma teknolojileri, anti-iletim sistemleri ve uluslararası güvenlik çözümleri yer alacak. Şirket ayrıca yerli tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, mühendislik istihdamının artırılması ve teknoloji transferini öncelikli hedefleri arasında konumlandırıyor.

Esmer, bu stratejik adımı “Gerçek güç doğru zamanda doğru yerde olmaktır” sözleriyle yorumladı. Ona göre Türkiye, Doğu ile Batı arasında kurduğu köprü rolünü daha da güçlendirirken, bölgesel savunma ekonomisinin merkezine dönüşüyor.

Türkiye’deki yeni yapılanmanın savunma ve teknoloji sektörlerinde doğrudan yabancı yatırım girişini artırması, yerli üreticilerle iş birliği imkânlarını genişletmesi ve ihracat kapasitesini büyütmesi bekleniyor.

Chery grubunun amiral gemisi OMODA 7 çok yakında Türkiye’de

OMODA markası, kısa sürede dikkatleri üzerine çeken yenilikçi tasarım diliyle Türkiye pazarına giriş yapmaya hazırlanıyor. Markanın amiral gemisi olarak lanse edilen OMODA 7, ileri teknoloji ve şık tasarımı bir araya getirerek premium mobilite anlayışını yeniden tanımlayacak.

Türkiye’deki lansmanıyla birlikte D segment SUV sınıfına taze bir soluk getirecek olan OMODA 7, sadece güçlü performansı ve sofistike görünümüyle değil, aynı zamanda sürücülere sunduğu yüksek teknolojiyle de dikkatleri üzerine çekecek.

OMODA 7, 15,6 inçlik Star Track ekranı, 12 hoparlörlü panoramik ses sistemi ve dört bölgeli ses tanıma teknolojisi ile sürüş deneyimini bambaşka bir noktaya taşıyor. Çift katmanlı ses geçirmeyen camları sayesinde dış dünyanın gürültüsünü kabinden uzak tutarken, sürücüsüne huzurlu bir yolculuk sunuyor.

Dinamik hatlara sahip gövde tasarımı, keskin X formlu ön ızgarası ve akıcı çizgileriyle OMODA 7, şehir ışıkları altında bile kendine özgü duruşunu sergiliyor.

OMODA & JAECOO, yalnızca 27 ayda dünya genelinde 600 bin adedin üzerinde satış gerçekleştirerek otomotiv sektöründe en hızlı büyüyen yeni markalardan biri oldu. Chery Grubu’nun Fortune Global 500 listesinde 233. sıraya yükselmesinde büyük payı bulunan marka, şimdi Türkiye’deki kullanıcılarla buluşmaya hazırlanıyor.

OMODA & JAECOO Türkiye Başkan Yardımcısı Vivian Jiang, Türkiye’nin bu büyüme stratejisinde kritik bir pazar olduğuna dikkat çekti:
“Premium mobiliteye yön veren OMODA 7, Türkiye’deki kullanıcılarımıza yeni bir trend sunacak. Güven, teknoloji ve tasarımı buluşturan bu modelle segmentinde farklı bir noktaya ulaşmayı hedefliyoruz.”

OMODA ismindeki “O”, canlılık ve oksijeni simgelerken, “MODA” kelimesi modern yaşamın tasarım ve trendlerini ifade ediyor. Bu felsefeyle geliştirilen OMODA 7, gençlik ve bireyselliğe vurgu yaparak yeni nesil sürücüler için sadece bir otomobil değil, bir yaşam tarzı sunmayı amaçlıyor.

Kapsamlı güvenlik donanımları, sofistike sürücü destek sistemleri ve yüksek kaliteli iç mekân detaylarıyla OMODA 7, Türkiye’de sadece bir SUV değil, premium mobilite anlayışını baştan yazan bir model olacak.

Shell & Turcas elektrikli araç şarjında global deneyimini Türkiye’ye taşıyor

Shell & Turcas, elektrikli araç pazarındaki hızlı büyümeye paralel olarak yıl sonuna kadar soket sayısını 1000’in üzerine çıkarma hedefini açıkladı. Türkiye’de elektrikli otomobil sayısı son 1,5 yılda üç katın üzerinde artarken, şirketin elektrikli araç şarj hacmi yalnızca yılın ilk yarısında geçen yıla göre yüzde 337 yükseldi.

Elektrikli araç sahiplerinin en çok tercih ettiği markalardan biri haline gelen Shell & Turcas, 670’in üzerindeki soket altyapısını kısa sürede 1000’e çıkararak yüzde 50 büyüme kaydetmeyi planlıyor. Şirketin sunduğu temassız tuvaletler, taze çekilmiş kahve ve dijital çözümler de istasyonları cazip hale getiriyor.

Türkiye’de elektrikli otomobil sayısı 2023 sonunda 80 bin seviyesinden, 2025 Haziran sonu itibarıyla 265 bin 847’ye çıktı. Yalnızca 2025 Haziran ayında 20 bini aşkın elektrikli araç trafiğe kaydedilirken, toplam satışlar içinde payı yüzde 28,5’e ulaştı.

Shell & Turcas CEO’su Emre Turanlı, elektrikli araçlara yönelik artan ilgiyi, “Markamıza duyulan güvenin ve dönüşüme öncülük etme vizyonumuzun bir sonucu” olarak değerlendirdi. Turanlı, şirketin akaryakıt satışında olduğu gibi elektrikli araç şarjında da verimlilik ve güvenilir hizmet anlayışını sürdüreceğini belirtti.

Global ölçekte de elektrikli araç sürücülerinin şarj endişesinin azaldığına işaret eden Shell, 75 binden fazla şarj noktasıyla dünya çapında geniş bir ağa sahip. Türkiye’de ise Trugo iş birliğiyle yerli elektrikli otomobil Togg’a da şarj çözümleri sunuyor.

İzinsiz kazılar can ve mal güvenliğini tehdit ediyor

Aksa Doğalgaz, Türkiye’nin en geniş dağıtım alanında hizmet verirken izinsiz kazıların yarattığı tehlikelere dikkat çekti. Yılın ilk yarısında 2.635 doğal gaz hattı hasarı meydana gelirken, 82 bin abone ortalama 1 saat 45 dakika gazsız kaldı.

Şirket, izinsiz kazıların yalnızca hizmet kesintilerine değil, patlama ve yangın riski gibi ciddi sonuçlara da yol açabileceğini vurguladı. Özellikle Çukurova bölgesinde en fazla hasar görülürken, en az hasar Gümüşhane-Bayburt bölgesinde kaydedildi.

Aksa Doğalgaz, tüm altyapı çalışmalarında koordinasyonun sağlanmasının önemini hatırlatarak vatandaşları şüpheli durumlarda 187 Doğal Gaz Acil Hattı’nı aramaya davet etti.