9.6 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 55

BESPOKE Serisi ile Mutfaklar da Artık Kişiselleştirilebilecek

Samsung’un yeni pazarlarda satışa sunacağı yepyeni 4-Kapılı BESPOKE serisi buzdolapları, kişiselleştirilebilir özellikleri sayesinde mutfaklara kullanıcının yaşam tarzını da yansıtacak.

Samsung Electronics’in bu yıl Tüketici Elektroniği Fuarı (CES) 2021’de tanıttığı BESPOKE serisi; şık hatları, modern tasarımı, değiştirilebilir renkli dış panel alternatifleri ile farklı yaşam biçimlerine ait mutfaklara kusursuz uyum sağlayacak. 4-Kapılı BESPOKE buzdolabı modeli Flex Zone Esnek Bölme gibi ek özellikleri ile tüm soğutma ihtiyaçlarınız için çözümler sunuyor.

BESPOKE buzdolapları, dört farklı ve eşsiz renk seçeneği ve bir dizi dinamik tasarım opsiyonuyla satışa sunulacak. Renk seçenekleri arasında beyaz, gri, pembe ve lacivert renkleri bulunuyor. 4-Kapılı BESPOKE buzdolabının soğutucudan dondurucuya geçebilen çok yönlü geliştirilmiş Flex Zone Esnek Bölmesi, tüm ailenin gıda depolama ihtiyaçlarını karşılayabilen esnekliği sağlıyor.

Geliştirilmiş Flex Zone; Dondurucu, Hafif Dondurucu, Soğutucu, Hafif Soğutucu gibi ayrı soğutma seviyelerine sahip. Tek dokunuşla, dört adet ön ayarlı sıcaklık ayarını kullanarak bölmeyi kolaylıkla buzdolabından dondurucuya dönüştürebilirsiniz. Flex Crisper™ özelliği ile et ve balık ürünlerini en iyi soğutma derecesinde saklayabilirsiniz.

Yenilenebilir Enerji ile Sıcak Bir Çözüm

Yaptığı çalışmalar ile yatırım dünyasında adından söz ettiren Türkiye, Avrupa ve ABD’de faaliyet gösteren global şirketleri yöneten Taylan Karamanlı, yenilenebilir enerjinin önemine dikkat çekiyor.

Orta Asya’nın en büyük güneş enerjisi santralini işleme sokmuş bir yatırımcı olan Taylan Karamanlı, G7’nin dünyadaki enerji sömürüsü arttıkça,G7 dışında kalan ülkelerin bu eşitsizliği değiştirmek adına daha çok fosil kullandığını belirtiyor. Fosil kullanımının artmasının sonucunda çok fazla sorunu beraberinde getireceğini söyleyen Karamanlı, fosil yakıtları elinde tutan ülkelere karşı söz sahibi olmak, güçlenmek isteyen devletlerinde yenilenebilir enerjiyi tercih etmeleri gerektiğini vurguluyor.

Uzun zamandan beri dünyanın enerji ihtiyacının fosil yakıtlar ile karşılandığını belirten Karamanlı, kaynakların tükendiğini ve birçok ülkenin artık yenilenebilir enerjili teknolojiyi kullanmaya başlayacağını ifade ediyor.

İş dünyasında birçok önemli şirket ile iş birliği yapan Taylan Karamanlı, yenilenebilir enerjinin insan sağlığı ve düşük maliyet açısından tercih sebebi olduğuna değiniyor. Petrol ve kömür gibi yenilenemez enerji kaynaklarının doğa ve insan sağlığına verdiği zarardan dolayı uzun yıllar sürdürülemeyeceğinin altını çizen Karamanlı, sınırlı olan kaynakların korunması için en doğru tercihin ise yenilenebilir enerji kaynaklarıyla işletilen sistemlere geçişle mümkün olabileceğini belirtiyor.

Bu bağlamlarda iş dünyasının büyük yatırımcısı Taylan Karamanlı,gelecek nesillerin daha yaşanabilir bir dünyaya kavuşması için uzun yıllardır Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün alt yapısını oluşturduklarının bilgisini paylaşıyor. 

Schneider Electric’ten Dış Mekan Aydınlatması

Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümünde dünya çapında uzman olan Schneider Electric, 20W-300W güç aralığındaki Mureva Led Projektör serisini lanse etti.

Hareket sensörlü modellere de sahip olan Mureva Led Projektör serisi, hem enerji verimliliğine hem de davetsiz misafirleri tespit etmeye yardımcı oluyor.

Geniş ürün gamı sayesinde; 20W’dan 100W’a kadar olan modeller daha çok konut ve ticari bina uygulamaları için elverişli iken, 150W-200W-300W modeller ise daha parlak bir aydınlatma isteyen endüstriyel tesis gibi uygulamalarda kullanılabiliyor. Ayrıca stil sahibi ince tasarımıyla, her ortama kolayca uyum sağlayan Mureva Led Projektörler, braket konumu sayesinde oldukça kolay montajlanabiliyor.

Montajı doğru şekilde yapıldığı takdirde ise, IP65 koruma sınıfı sayesinde sert ortam koşullarına karşı dayanıklılığı ve 50.000 saat led ömrüyle zamana meydan okuyor.

Aksa Şarj, Elektrikli Araç Şarj İstasyonunu Kurdu

Türkiye enerji sektörünün güçlü markalarından Aksa Elektrik, müşterilerine sunduğu alternatif enerji çözümleri kapsamında yeni bir iş modeline daha imza atarak elektrikli araç şarj istasyonlarıyla faaliyet alanını genişletti.

Şirket, Aksa Şarj adıyla elektrikli araç şarj istasyonunu Trump AVM ve Trump Rezidans ’ta kurarak hizmet vermeye başladı. Aksa Şarj, 2021 yılı içerisinde farklı noktalarda da şarj istasyonlarını hayata geçirerek hizmetini yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Geleceğin ulaşım modelleri arasında en ön sırada yer alan elektrikli araçlar için şarj çözümleri geliştirmek amacıyla yatırım yapan Aksa Şarj, Trump AVM ve Trump Rezidans ‘ta kurduğu toplam dört adet elektrikli araç şarj istasyonuyla faaliyetine başladı. 

Şarj istasyonu yatırımları devam edecek

Yalnızca bir elektrik tedarik şirketi olmadıklarını ve ülke genelinde sundukları yenilikçi çözümlerle enerjinin olduğu birçok alanda faaliyetlerini genişletmeye devam ettiklerini belirten Aksa Elektrik Genel Müdürü Murat Kirazlı, “Aksa Elektrik olarak yenilikçi çözümlerimizle enerjinin olduğu her alanda müşterilerimize fayda sağlayan oldukça kıymetli işler yapıyoruz. Buna ek olarak, inovatif, yenilikçi ve çevreci yaklaşımımızla geleceği düşünerek,Türkiye genelinde farklı yatırımlarımızı da hayata geçiriyoruz. Elektrikli araçlara olan talep tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artıyor. Aksa Şarj markası altında elektrikli araç istasyonlarımızla Türkiye’nin elektrikli araç geleceğine katkı sağladığımız ve sorumluluk aldığımız için mutluyuz.” dedi.

Yıl içerisinde farklı noktalarda da şarj istasyonu yatırımlarına devam edeceklerini belirten Kirazlı, “ Yıl sonuna kadar ağırlıklı olarak İstanbul’da olmak üzere  birçok noktada elektrikli araç şarj istasyonunu faaliyete geçireceğiz. AVM’lerve iş merkezlerinin yanı sıra konutlarda da elektrikli araç şarj istasyonu yatırımı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Aksa markasına yakışır bir şekilde elektrikli araç şarj istasyonlarında da müşterilerimize en iyi ve en yenilikçi çözümleri sunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı ve bu süreçte Trump AVM ve Trump Rezidans yetkililerine projeye verdikleri desteklerinden dolayı teşekkür ederek sözlerini noktaladı.

Borusan EnBW Enerji Kıyıköy RES Kapasite Artışı Yatırımını Tamamladı

Borusan EnBW Enerji Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme yolunda, Kıyıköy Rüzgâr Enerjisi Santrali’ne 20 türbin ile 72 MW kapasite ekleyerek tesisin kurulu gücünü 100 MW’a çıkardı.

Borusan EnBW Enerji, Ağustos 2014’ten beri 28 MW kurulu kapasite ile faaliyette bulunan Kıyıköy Rüzgâr Enerjisi Santrali’ne (RES) her biri 3,6 MW kapasiteye sahip 20 türbin ekledi. Toplam türbin sayısı 34’e çıkan Kıyıköy RES, 100 MW kapasiteye ulaşarak Borusan EnBW Enerji’nin en büyük kurulu güce sahip tesisi oldu. 2021 yılı ilk çeyrek içerisinde yatırımı devam eden portföy projelerinin de tamamlanmasıyla Borusan EnBW Enerji’nin toplam kurulu kapasitesi 725 MW’a ulaşacak.

Sürdürülebilirliğe güçlü katkı!

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı, “0” emisyonlu temiz enerji üretimi yapan rüzgar enerji tesisleri, fosil kaynaklarına dayalı üretim yapan enerji tesislerini ikame ettikleri için, karbondioksit salımını engelliyor ve günümüzün en büyük çevresel sorunu olan küresel ısınmayla mücadelede önemli bir destek sağlıyor. Kıyıköy RES, Türkiye’nin yapması gereken doğalgaz ithalatını azaltarak ekonomiye her yıl 16,9 milyon ABD doları katkı sağlayacak ve dış ticaret açığının azalmasını destekleyecek. Kıyıköy RES yılda yaklaşık 130.000 hanenin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayacak. “0” emisyonlu üretimi sayesinde atmosfere her yıl 140.000 ton karbondioksit salımı engellenecek.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini hayata geçirmek için çalışmaya devam!

Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı tesisin artan kapasitesiyle devreye girmesinin ardından şu açıklamayı yaptı: “Büyük bir yatırımı tamamlamış olmanın mutluluğu ve gururu içindeyiz. Pandemi nedeni ile ekonominin yavaşladığı, çalışma koşullarının zorlaştığı bir ortamda her türlü önlemi alarak yatırımımızı aksatmadan kararlılıkla sürdürdük. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasının yerli ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını etkin bir şekilde kullanabilmesiyle yakından ilişkili olduğuna inanıyoruz. Bu inançla, başta rüzgâr enerjisi olmak üzere ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyelini hayata geçirmek için çalışıyoruz. Kıyıköy RES için yaptığımız yatırım ekonomi ve çevre açısından Türkiye için değer yaratacak ve on binlerce hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak. Halen işletmede dokuz Rüzgâr Enerji Santrali, bir Hidroelektrik Santral ve iki adet Güneş Enerji Santrali bulunan şirketimiz yenilenebilir enerji alanında emin adımlarla ilerlemeye devam edecek.

Türkiye ve Dünyada Bir İlke İmza Atıldı

Elektrik sektöründe Türkiye’nin öncü şirketi CK Enerji, Türkiye ve dünyada bir ilke imza atarak Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası’nın (I-REC) satışını blokzinciri üzerinden yaptı. Alıcı ve satıcı birbirini görmeden blokzinciri tabanlı Foton I-REC Platformu’dan işlemlerini tamamladı.

Yenilenebilir enerji yatırımı ve kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla The International I-REC Standard tarafından düzenlenen Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası’nın (I-REC) sanayi ve ticarethane müşterileri tarafından alınmasına destek veren CK Enerji, bu alanda Türkiye ve dünyada bir ilke imza atarak blokzinciri üzerinden işlem gerçekleştirdi. Alıcı ve satıcı Şubat 2021’den beri devrede olan blokzinciri tabanlı Foton I-REC Platformu üzerinden birbirini görmeden işlem yaptı.

Şimdilik kripto para kullanılmıyor

I-REC’in Türkiye’deki yerel temsilciliğini üstlenen ve Foton I-REC Platformu’nun Kurucu Ortağı Can Arslan, para, kimlik, değerli kağıtlar gibi karşılık içeren verilerin güvenli şekilde depolanması veya yönetilmesinde kullanılan blokzinciri teknolojisinin enerji sektöründe uygulama alanını giderek geliştiğini ifade ederek, “Yenilenebilir enerji pazarını değiştirebilecek potansiyele sahip blokzinciri teknolojisi ile geliştirdiğimiz proje sayesinde ilk adımı attık. Foton I-REC Platformu’na üye olan şirketler, burada tüm teklifleri görüyor ve işlemlerini güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Şu anda Türkiye’deki mevzuatlar gereği ödeme kriptopara ile değil, nakit ya da banka üzerinden yapılıyor. İleride düzenlemelerin yapılması ile birlikte kripto para kullanımı da söz konusu olabilir. İlk yenilenebilir enerji sertifikasının satışını blokzinciri üzerinden CK Enerji ile yaptık. Bu Türkiye’de olduğu gibi dünyada da bir ilk” diye konuştu.

Dizayn Ödüllü Bosch Condens 7000i Wile Mekanlara Şıklık Kattı

Bosch Condens 7000i W yoğuşmalı kombi, üstün teknolojisiyle sunduğu 24 Kw 30 Kw kapasitesiteleri ve titanyum cam ön panele sahip tasarımı ile evlere hem estetik katıyor hem de, 36 desibel ses seviyesiyle konfor sunuyor. %93 verimlilik sağlayan Condens 7000i W, doğalgaz faturalarınızdan da tasarruf etmenize de imkan sağlıyor.

Yeni yapılar, modern yaşam alanları için dizayn ödüllü Condens 7000i W Condens 7000i W uygun boyutları sayesinde çok az yer kaplıyor. Ön kapağı tamamen dayanıklı ve kırılmaz camdan yapılan Condens 7000i Yoğuşmalı kombi modern tasarımı ile dikkat çekiyor. Siyah ve beyaz olmak üzere iki farklı renk seçeneği bulunan Condens 7000i W dünyanın prestijli tasarım ödülü Reddot’ın da sahibi.

Easy Control Akıllı oda kumandası ile uzaktan kontrol

Condens 7000i W Yoğuşmalı Kombiler, hem oda sıcaklığı hem de dış hava sıcaklığına göre ayarlanabilen CT100 akıllı oda kumandası ile kullanılabiliyor. Bu kumandanın en dikkat çekici özelliği, mobil telefona ya da tablete yüklenen bir uygulama ile kombiyi, istenilen yerden istenilen anda açıp kapatabilmesi. 

Bu uygulama sayesinde ev ya da iş yerlerindeki Condens 7000i w, kilometrelerce uzaktan bile istenilen ortam sıcaklığına ayarlanabiliyor. Böylece, ısıtma sezonu boyunca gerekli olan ısıtma ihtiyacı kadar ısı üretilirken, hem yakıt tasarrufu hem de ısınma konforu bir arada sağlanıyor.

Dinçer Lojistik’ten 100 Milyon TL’lik Yatırım Hamlesi

Zorlu pandemi koşullarına rağmen 2020 yılını bir önceki yıla göre yüzde 65 büyüme ve toplamda 65 milyon TL’lik yatırımla kapatan Dinçer Lojistik, 2021’e hızlı bir giriş yaptı. 2021 yılında yaklaşık 100 milyon TL’lik daha yatırım yapmayı hedefleyen Dinçer Lojistik,dağıtım ve depolama ağında yaygınlaşmaya gitti, devreye almaya başladığı yeni transfer merkezleri ve bölge depolarıyla dağıtım hacminin yüzde 97’sini kendi dağıtım ağı ve araç filosu ile yönetiyor. Dijital altyapıları entegre ederek kurguladığı yapılanmasını tamamlayan Dinçer Lojistik, yıl sonunda ülke çapında yüzde 100 kendi dağıtım ağıyla hizmet verecek.

Son 3 yılda yüzde 88’in üzerinde birleşik büyüme gerçekleştiren Dinçer Lojistik, 2021’de de yeni yatırımlara odaklandı. 2021 yılında yeni transfer merkezlerini ve bölge depolarını devreye alarak dağıtım ağını geliştirme kararı alan şirket, yaklaşık 100 milyon TL’lik yatırımla müşterilerine hem bölgesel depolama hem de ilgili lokasyonlardan dağıtım hizmeti sunan bir kurgu geliştirdi. Dinçer Lojistik, bazı mevcut depolarını da müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda daha büyük ve konsolide depolar haline getirerek hem süreçleri iyileştiriyor hem de maliyet avantajı sağlıyor. Daha önce açılması planlanan Erzurum Bölge, Diyarbakır Bölge, Afyon Bölge, İstanbul Avrupa Bölge ve Tekirdağ Bölge olarak açılarak, tüm Türkiye’nin dağıtım hacminin yüzde 97’si Dinçer Lojistik’in kendi dağıtım ağı ve kendi filosu ile gerçekleştiriliyor.

Türkiye lojistik sektörüne yön verme misyonu ve Ar-Ge Merkezi alt yapısı ile hizmetlerini dünya standartlarına uyarlama yoluna giden, entegre ve çözüm odaklı yapılanma yatırımlarıyla sektör içinde farklılaşan Dinçer Lojistik’in 2021’de de yeni yatırımlar ve müşteri odaklı çözümleriyle dikkat çekeceğini belirten Dinçer Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Dinçer, “Tüm taşıma modlarındaki yaygın dağıtım ağımızla birlikte Türkiye’nin 81 iline dağıtım yapan bir firmayız ve Türkiye’de en güçlü oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz. Ülkemizin önde gelen markalarıyla uzun vadeli kontratlar dahilinde müşterimize birçok ilde bölgesel depo/bölgesel depo hizmetleriyle ulaşıyor ve bununla birlikte, müşteri talep ve ihtiyaçlarına uygun olarak ilgili il çıkışlı nakliye ve depolama hizmetlerinde, tersine lojistikte, palet lojistiği hizmetlerinde de etkinliğimizi arttırıyoruz”dedi.

Hedef; müşterilere, sektöre, istihdama ve ülke ekonomisine katkı

Yeni depo yatırımları ile Dinçer Lojistik olarak farklılık yaratmaya devam ettiklerini söyleyen Mustafa Dinçer; dijital teknolojilerle destekledikleri yapılanmadaki itici güçlerinin lojistik ağlarının özellikle bölgesel anlamda kuvvetlendirilmesi ve bu sayede teslimat sürelerinin minimuma indirilmesi, teslimat frekans sayılarının artırılarak hizmet kalitesinin en yüksek seviyeye çıkarılması, müşterilere aynı gün teslimat yapma modelinin geliştirilmesi, ekonomiye ve istihdama katkı sağlanması olduğunu ifade etti:

Müşteri ihtiyaç ve taleplerini çok iyi analiz ederek ve bu taleplerin ileriye yönelik planlamalarını çok iyi organize ederek bu yatırımları gerçekleştirmekteyiz. 2021 yılı itibariyle yapmış olduğumuz depo yatırımlarımızla Türkiye’deki dağıtım hacmimizin yüzde 97’sini kendi filomuz ve kendi dağıtım ağımızla sağlıyoruz. Bu oranı yıl sonunda yüzde 100’e taşımayı hedefliyoruz. Öncelikle hem bölge hem de ülke ekonomisine dolaylı olarak katkı sağlıyoruz. Bu kapsamda 300adetyeni araç tedarik ettik. Öte yandan 500’e yakın yeni personel alımı gerçekleştirerek istihdamı da destekliyoruz.

Ernst & Young 2021’de Karbon Negatif Olacak

EY (Ernst & Young), Türkiye dâhil olmak üzere faaliyet gösterdiği 150’den fazla ülkede 2021 yılı içerisinde net karbon ayak izinin negatif olması için sorumlu olduğundan daha fazla karbonu atmosferden uzaklaştırarak veya dengeleyerek ‘karbon negatif’ hale geleceğini açıkladı. EY, 2025’te ise atmosfere yeni emisyon eklemeyerek ‘net sıfır’ olmayı hedefliyor

Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY (Ernst & Young), Türkiye dâhil olmak üzere dünya genelinde faaliyet gösterdiği 150’den fazla ülkede sera gazı emisyonlarını dengeleyerek Aralık 2020 itibarıyla ‘karbon nötr’ oldu. EY, 2021 yılında ise net karbon ayak izinin negatif olması için sorumlu olduğundan daha fazla karbonu atmosferden uzaklaştırarak veya dengeleyerek ‘karbon negatif’ olmayı hedefliyor.

İklim değişikliği ile mücadeleye destek olmak için oluşturduğu eylem planını açıklayan EY; karbon negatif hale gelmekle kalmayarak, toplam sera gazı emisyonlarını küresel ısınmayı 1,5 derecede tutmak için gereken azaltımlar doğrultusunda %40 azaltacak ve 2025 yılında atmosfere yeni emisyonlar eklemeyerek ‘net sıfır’ olacak.

EY’ın sürdürülebilirlik alanında açıkladığı plan, şirketin Next Wave Stratejisi’nin bir parçasını oluşturuyor. EY, sürdürülebilirlik taahhütleri ile paydaşları için uzun vadeli değer yaratmayı ve daha iyi bir çalışma dünyası oluşturulmasına destek olmayı amaçlıyor.

EY’ın sürdürülebilirlik planı kapsamında yedi temel hedefi bulunuyor:

• 2019 mali yılında gerçekleştirilen iş seyahatleri temel alınarak 2025 mali yılına kadar iş seyahati kaynaklı emisyonların %35 azaltılması.

• Genel ofis elektrik kullanımının azaltılması ve 2025 yılına kadar kalan EY ihtiyaçları için %100 yenilenebilir enerji kullanılması, yenilenebilir enerji taahhüdünde bulunan organizasyonlardan oluşan RE100 girişimine katılınması.

• Sanal enerji satın alma sözleşmeleri (PPA) yoluyla elektrik tedarik kontratlarının yapılandırılması ve ulusal şebekelere EY’ın tükettiğinden daha fazla elektrik sağlanması.

• EY ekiplerine müşteri odaklı hizmetleri sırasında ilişkili karbon emisyonlarını takip etmelerini sağlayacak ve azaltmalarına yardımcı olacak araçların sunulması.

• Doğa temelli çözümler ve karbon azaltma teknolojileri kullanılarak her yıl atmosferden EY’ın sorumlu olduğundan daha fazla karbonun uzaklaştırılması.

• EY müşterilerinin işletmelerini karlı bir şekilde karbonsuz hale getirmelerine yardımcı olacak hizmet ve çözümlere yatırım yapılması; sürdürülebilirlik önünde engel oluşturan güçlüklere karşı ve sürdürülebilirlik fırsatlarına yönelik çözümler sunulması.

• EY tedarikçilerinin %75’inin 2025 yılına kadar karbon emisyonlarına ilişkin hedef koyması.

EY Türkiye İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Zeynep Okuyan konu ile ilgili ise şunları söyledi: “EY olarak 2020 yılı için taahhüt ettiğimiz ‘karbon nötr’ hale gelme hedefimizi gerçekleştirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Müşterilerimiz, çalışanlarımız ve diğer tüm paydaşlarımız ile birlikte kolektif olarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamaya devam ediyoruz. Büyümenin uzun vadede sürdürülebilir şekilde ekonomimiz için katma değere dönüşmesi, hem EY olarak hem de hizmet sunduğumuz müşterilerimiz adına en önemli hedefimizi oluşturuyor. Karbonsuz ekonomiye geçiş süreci farklı sektörler için farklı ve radikal çözümler gerektiriyor. Sürdürülebilirlik, teknoloji ve sektörel uzmanlıklarımızla şirketlerin bu dönemde de yanındayız.”

Termal Kamerayla 50.000 Üzerinde Binanın Isı Kayıpları Ölçüldü

Enerjinin daha verimli kullanılması amacıyla 2020 yılından bu yana Türkiye genelinde 40’in üzerinde ilde termal kameralarla çekim yapan Filli Boya Isı kaybı Ölçüm Ekipleri, 50.000’den fazla binanın ısı kayıplarını ücretsiz tespit etti. İki etaptan oluşan roadshow kapsamında illeri ziyaret eden uzman ekipler, ısı kaybı ölçüm raporlarında binalarda belirlenen ciddi ısı kayıplarını bina sahiplerine sundu.

Filli Boya 2003 yılından bu yana 190 milyon m2 üzerinde Isı Yalıtım uygulanmasını gerçekleştirerek ekonomiye ve çevreye verdiği değerin yansıra toplamda yaklaşık 7,6 milyon hane halkına çağdaş yaşam koşulları yaratarak, daha konforlu ve sağlıklı ortamda yaşamalarını sağladı. Yenilikçi ürün ve teknolojileri ile binaların sadece ısıtmada elde ettiği tasarruf ile yaklaşık 9,6 milyar m3 daha az doğalgaz kullanılmasını sağlayarak ülke ekonomisine de katkıda bulundu.

Filli Boya Isı Ölçüm Ekipleri 2020 yılında 40’ın üzerinde ilde binalarda ısı ölçümleri gerçekleştirirken bu yıl da 19 Ocak-12 Mart tarihleri arasında 30 ili ziyaret etti. Isıtma ve soğutmada kullanılan enerjinin daha verimli tüketilmesi amacıyla yola çıkan Isı Kaybı Ölçüm Ekipleri binalarda termal kamera ile çekim yaparak her bina özelinde farklı derecelerde tespit edilen ısı kayıplarını belirledi. Isı Kaybı Ölçüm Ekibi raporlarını bina yönetimlerine sunarak bina sakinlerinin önemli ölçüde tasarruf etmeleri, evlerinde konforlu ve sağlıklı bir yaşama alanına sahip olmaları için en uygun ısı yalıtım sistem çözümlerini sundu. Filli Boya’nın Dalmaçyalı İleri Isı Yalıtım Sistemleri’ni binalarına uygulayanlar ısıtma ve soğutma giderlerinde yarı yarıya tasarruf sağlayabiliyor.

Hava ve İklimin Geleceği Tartışıldı

Systemair HSK, kapalı alanlardaki havalandırmanın önemine dikkat çekmek için uzman isimlerle Taze Hava Akımı webinar dizisine başladı.

Binaların gizli kahramanları olan klima santralleri alanında 10 yıldır sektör lideri olan Systemair HSK, hayata geçirdiği “Taze Hava Akımı” isimli kamuoyu bilgilendirme kampanyası kapsamında kapalı alanlarda sağlıklı ve temiz havanın ancak doğru havalandırma ile sağlanabileceğine dikkat çekiyor. Şirket,bilinçlendirme çalışmaları doğrultusunda son olarak Taze Hava Akımı webinar dizisine başladı. İlki Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen “Hava ve İklimin Geleceği” isimli webinara Afet Yönetimi ve Meteoroloji Profesörü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ile Çevre ve Doğa Programları Yapımcısı Güven İslamoğlu katıldı.

Pandemiyle birlikte toplu mekanlardaki iç hava sağlığı büyük bir endişe kaynağı haline geldi. Toplum sağlığının kapalı alanlardaki iç hava kalitesiyle doğrudan bağlantılı olması nedeniyle doğru bilgiye ulaşmak daha da büyük önem kazandı.

Mekânların iç hava kalitesini artırıp insanlara taze hava sağlamak misyonuyla çalışan Systemair HSK, oluşan bilgi kirliliğini ortadan kaldırarak sağlıklı havalandırma konusunda kamuoyunda farkındalık sağlamak için “Taze Hava Akımı” kampanyasına başladı. Bu proje doğrultusunda çalışmalarına devam eden Systemair HSK, son olarak kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla kampanyayla aynı ismi taşıyan bir webinar dizisine başladı. İlki Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen “Hava ve İklimin Geleceği” isimli webinarda Afet Yönetimi ve Meteoroloji Profesörü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Çevre ve Doğa Programları Yapımcısı Güven İslamoğlu yer aldı.

Finlandiya ve Türkiye Arasında Teknoloji Köprüsü Kuracağız

Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) DEİK ile birlikte yaptığı “Ticari Diplomasi Yolculuğu” toplantısına katılan DEİK/Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı Halil Kulluk, “Mayıs ayında Türk startupları ile Finlandiya’nın startuplarını bir araya getireceğiz iki ülke arasında teknoloji köprüsü kurucağız” dedi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ekonomiyi gündemde tutmak için başlattığı toplantıları sürüyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile birlikte gerçekleştirilen “Ticari Diplomasi Yolculuğu” buluşmalarının bu defa ki konuğu DEİK/Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı Halil Kulluk oldu.

Dünya Gazetesi Yazarı Kerim Ülker’in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda DEİK/Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı Halil Kulluk Finlandiya ile ilgili iki ülke arasındaki yatırım fırsatlarını anlattı.

DEİK hayatıma farklı bir boyut getirdiğini belirten Kulluk, “Nihat Gökyiğit sayesinde DEİK’i tanıdım. DEİK bana yol gösterici oldu” dedi.

Dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya’nın geçmiş yıllarda batının en fakir ülkesi olduğunu hatırlatan Kulluk, “Şimdi ise dünyanın en zenginleri arasında. Finlandiya pes etmeyen ülke. Tek doğal kaynakları orman” dedi ve Finlandiya ile iş yapmak isteyen Türk iş adamları için şu önerilerde bulundu:

Finlandiya’da iş kuracaksanız orayı çok iyi anlayın tanıyın startupları eko sistemine hakim olun. Türkiye ile Finlandiya arasındaki köprüyü kuracak olan teknoloji. Hedefe odaklanmak şart. Yönünü belirlersen hedefe ulaşırsın. Ben gençlerden ve olgun gençlerden çok umutluyum. Finlandiya’nın tasarım ruhu Türkiye’nin girişimcilik ruhu birleşince ekip ruhu ortaya çıkacak. Türkiye’de özel sektöre çok iş düşüyor. Devletten tek isteğimiz bize desteği verin yolumuzu açın. DEİK olarak mayıs ayında startup ve girişimcilik üzerinde toplantılar düzenleyeceğiz. Finlandiyalı starlarla Türk startupları bir araya getireceğiz.

Finlandiya’nın bir özelliği gruplar arasında uçurum farkını dijitalleşme ile kapatıyor. Biz de dijitalleşmeyi iyi kullanabilirsek köylerimizde de çocuklarımıza eğitimi dijitalleşme ile verirsen Finlandiya’nın yaptığını yapmama gibi bir nedenimiz kalmaz.

Bu arada toplantıya Finlandiya Büyükelçisi Vakur Erkul da katıldı ve Türk iş adamlarının her türlü sorusuna bir tık uzakta olduğunu bildirdi.

Aşağı Kaleköy Hidroelektrik Santrali’ni Tamamladı

GE Yenilenebilir Enerji, Bingöl’deki Aşağı Kaleköy Barajı üzerinde kurulan Aşağı Kaleköy Hidroelektrik Santrali’ni başarıyla tamamladı. Santral, kalan son 3 ünitenin de şebekeye bağlanmasıyla tam kapasite faaliyete geçti.

Konsorsiyumun başında bulunan GE Hidroelektrik Enerji Çözümleri proje için, kontrol sistemi, destek santral sistemleri ve hidroelektrik santral şalt sahası dahil olmak üzere, 155 MW kapasiteli toplam üç adet dikey Francis türbin temin etti. 500 MW’lık kurulu kapasitesiyle Aşağı Kaleköy Hidroelektrik Santrali, Türkiye’de özel sektör tarafından yapılan santraller arasında kurulu kapasite açısından 6. sırada olacak. Santral sayesinde yaklaşık bir milyon kişiye temiz enerji sağlanacak.

Kalehan Enerji Grubu Genel Müdürü Gültekin Keleş konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye bugün hidroelektrikteki ekonomik potansiyelinin yalnızca %60’ını kullanıyor. Kalehan Enerji olarak,ulusal hidroelektrik potansiyelini en verimli şekilde kullanarak enerji talebini çevreye duyarlı, temiz ve sürdürülebilir şekilde karşılayan Aşağı Kaleköy Hidroelektrik Santralini Türkiye vizyonumuzu gerçeğe dönüştürebilmek yolunda çok önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz.. Hem beton baraj gövdesine hem de asfalt çekirdekli dolgu baraj yapısına sahip Aşağı Kaleköy Barajı, Türkiye’nin kompozit baraj gövdesine sahip ilk hidroelektrik santrali olma özelliği taşıyor. Ayrıca,aynı lisans altında 500 MW kapasiteli bir hidroelektrik ve 80 MW kapasiteli bir güneş enerjisi santrali barındıran Aşağı Kaleköy Santrali, Türkiye’nin ilk hibrit santrali oldu.

GE Hidroelektrik Enerji Çözümleri, santralde kullanılan türbinleri Brezilya’nın Taubate şehrindeki üretim tesislerinde üretti. İlk ünite Mayıs 2020’de tamamlandı. İkinci ve üçüncü ünitelerin geçtiğimiz yılın kasım ve aralık aylarında tamamlanmasıyla Kalehan Enerji, elektrik santralinin ticari faaliyetini başlattı. GE Yenilenebilir Enerji Hidroelektrik Enerji Çözümleri CEO’su Pascal Radue şunları belirtti: “Aşağı Kaleköy Hidroelektrik Santrali’nin ticari faaliyete başarıyla başlamasını sağlayan Kalehan Enerji’yi ve katkıda bulunan tüm tarafları tebrik ediyorum. Santralin şu anda çalışır hale gelmesi, pandemiye ve getirdiği zorluklara rağmen projeyi tamamlayan tüm ekibin gösterdiği bağlılığın ve özverinin açık bir kanıtıdır. Türkiye’nin hidroelektrikte kaydettiği gelişmelerin ön saflarında GE Hidroelektrik Enerji Çözümleri’ni görmekten gurur duyuyorum. GE Yenilenebilir Enerji olarak, Türkiye’de 20. yüzyılın başlarından beri hizmete sunulan her beş türbinden birini ve her üç jeneratörden birini biz temin ettik.

Aşağı Kaleköy Santrali, GE’nin aynı bölgede Kalehan Enerji Grubu ile gerçekleştirdiği üçüncü proje olarak öne çıkıyor. Daha önce GE Hidroelektrik Enerji Çözümleri, Beyhan-1 ve Yukarı Kaleköy hidroelektrik santrallerini tamamladı. Türkiye hidroelektrik kaynakları bakımından son derece zengin bir ülke. Türkiye’nin kurulu hidroelektrik kapasitesi 28,8 GW (8 GW nehir tipi, 20,8 rezervuar tipi) gibi önemli bir seviyede ancak bu alan 50 GW’a kadar çıkabilecek bir ekonomik potansiyel taşıyor. Türkiye’nin enerji ihtiyacı son 15 yıllık dönemde yılda ortalama %6 oranında arttı.

GÜYAD Türkiye’nin Enerjisine Katkı Sağlamaya Devam Edecek

Yenilenebilir enerji sektörünün lider sivil toplum kuruluşlarından GÜYAD, bugüne kadar kullandığı ‘Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği’ ismini ‘Yenilenebilir Enerji Yatırımcıları Derneği’ olarak değiştirdiğini açıkladı. Sadece güneşe değil yenilenebilir enerjinin tamamına hitap etmek amacıyla alınan ve ‘Büyük Dönüşüm’ olarak adlandırılan bu karar sonrası kurum isminin kısaltması ise artık yerleşik bir marka olması nedeniyle değişmeyecek; GÜYAD olarak kalacak.

Kurulduğu 2017 tarihinden bugüne kadar yalnız güneş değil yenilenebilir enerjinin tüm alanlarına etki eden düzenleme ve çalışmalarda aktif rol oynayan GÜYAD Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği; bundan sonraki yol haritasını ‘yenilenebilir enerjiyi dernek isminden başlayarak kapsamak’ amacıyla isim değişikliğine gitti.

Genel Kurul gündeminin ele alınması ve yönetim ve denetim kurulu seçimlerinin yapılmasının ardından yeniden GÜYAD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen GÜYAD Başkanı Cem Özkök, kuruldukları günden bu yana yenilenebilir enerjinin tüm alanlarına fayda sağlayacak çalışmalar içinde olduklarını belirterek şunları kaydetti: “Önümüzdeki on yıllarda en çok yatırım yapılacak enerji alanının ‘yenilenebilir enerji kaynakları’ olduğunu artık net olarak biliyoruz.‘Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği GÜYAD’ adıyla faaliyete başlayan derneğimiz kurulduğu günden bu yana yalnızca güneş enerjisi sektörü için değil yenilenebilir enerjinin tüm alanları için yapılan çalışmalarda yer aldı, ülkemizde yenilenebilir enerjinin geliştirilmesi için yapılan çabalardan hiçbir noktada geri kalmadı. Zaten yola çıkarken de amacımız ‘ülkemizde yenilenebilir enerji yatırımlarının ve yatırımcılarının hak ettiği yere gelmesi ve uygun yatırım ikliminin oluşması için faaliyet göstermek’ olarak belirlenmişti. GÜYAD 4. Olağan Genel Kurulu’na katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de toplantıya video konferans yoluyla bağlanarak sektördeki son gelişmeleri değerlendirdi. Bakan Dönmez, Türkiye’nin güneşten elde ettiği elektrik üretiminin son bir yılda yüzde 50 oranında arttığını belirterek salgının etkilerine karşın güneş enerjisinin geleceğine dair büyük beklentileri olduğunu söyledi. 10 yıl öncesine göre güneş enerjisi maliyetlerinin en az 5 katı oranında azaldığına dikkat çeken Dönmez, 2030’a kadar güneş enerjisi alanında yılda ortalama yüzde 10 büyüme beklendiğini ve güneşin büyümenin merkezinde olduğunu sözlerine ekledi. 12 Nisan günü günlük elektrik üretiminin yüzde 8’inin elektrikten sağlandığını söyleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez geçtiğimiz haftalarda başvuruları alınan güneş YEKA ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de mini YEKA’da 709’dan fazla başvuru aldıklarını ve alınan tekliflerle ilgili kesin bir takvim vermemekle birlikte çalışmaların devam ettiğini, Nisan ayı içerisinde bu yarışmaların tamamlanabileceğini belirtti.

Toplantıya yine video konferans aracılığıyla katılan EPDK Elektrik Piyasası Daire Başkanı Deniz Daştan da hibrit projelerle ilgili düzenlemeler hakkında açıklama yaptı. Hibritle ilgili yönetmelik değişikliğinin 3 hafta içinde kurula gelmesini beklediklerini söyleyen Daştan, “Biz de bir an önce güneşi şebekeye bağlamak istiyoruz. EPDK olarak şebeke kapasitelerini zorladığımızın farkındayız ancak zannediyorum saha usulleri yasası yürürlüğe girdikten sonra birkaç hafta içerisinde ivme kazanacağımızı düşünüyorum” dedi.

Bosch, Koronavirüs Krizinde Yoluna Devam Ediyor

Stuttgart, Almanya – Bosch Grubu, 2020 iş yılında koronavirüs krizinin etkilerine ve otomotiv üretimindeki düşüşe rağmen olumlu bir sonuç elde etti.

Şirket, beklenenden daha iyi bir performans sergiledi. İlk rakamlara göre,  faiz ve vergi öncesi kazançlar yaklaşık 1,9 milyar Euro olarak gerçekleşti. Bu da tahmini FVÖK marjını yaklaşık yüzde 2,5 olarak belirliyor. Yeniden yapılandırma harcamalarının ayarlanmasının ardından tahmini FVÖK, yaklaşık yüzde 4,5’lik bir marjla 3,3 milyar Euro civarında hesaplandı.

Bosch Grubu’nun toplam satışları 71,6 milyar Euro olarak gerçekleşti. Döviz kuru etkilerinin ayarlanmasının ardından bir önceki yıla göre yüzde 4,4 oranında düşüş yaşandı. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Volkmar Denner, ön finansal sonuçlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Pandeminin etkilerine rağmen çok olumlu bir sonuç elde edebildik. Her şeyden önce, çalışanlarımız olağanüstü bir bağlılık örneği sergiledi, bunun için kendilerine teşekkür ederim” dedi.

Şirketin geniş ürün çeşitlendirmesi ve global ayak izinin de değerlerini kanıtladığını sözlerine ekleyen Denner, “Sürdürülebilir mobilite, nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi geleceğin önemli alanlarına yatırım yaparak, inovasyon liderliğimizi daha da genişletiyoruz” diye konuştu. Bosch özellikle yapay zeka ve nesnelerin internetinin (IoT) birleşimi olan AIoT’nin, milyarlarca dolarlık pazarlarda büyüme fırsatları yaratacağına inanıyor. Denner, “Önde gelen bir AIoT şirketi olmak istiyoruz. Geniş alan bilgimizin yanı sıra elektronik ve yazılım alanındaki kapsamlı uzmanlığımızın gücüyle, rakiplerimizin çoğundan daha fazlasına sahibiz” dedi.

Kararlı eylem – yüksek serbest nakit akışı, finansal imkanlar sağlar

Birçok ülke ve sanayiyi etkileyen ilkbahardaki kısıtlamalar nedeniyle satışları düşen Bosch, 2020’nin ikinci yarısında önemli ölçüde toparlandı. CFO ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Stefan Asenkerschbaumer, “Krize rağmen, 2020 yılında işlerin genel olarak gelişiminden son derece memnunuz. Ümit vaat eden yeni iş alanlarını ihmal etmeden, maliyetlerimizi ve sermaye harcamalarımızı satışlardaki düşüşle uyumlu hale getirmek için hızlı bir şekilde harekete geçtik” ifadelerini kullandı. Bunun sonucunda Bosch, şirket tarihinde en yüksek rakam ile yaklaşık 5 milyar Euro’luk serbest nakit akışı elde etti. Bu, şirketin krizde yeterli mali güce sahip olmasını sağladı. Bosch, yüzde 5 civarında bir sermaye harcaması oranıyla bir önceki yıla göre yaklaşık 1 milyar Euro nakit tasarrufu sağladı.

İklim nötrlük ve elektromobilite ile sürdürülebilir büyüme

Krize rağmen Bosch, stratejisini gelecekte önem arz eden alanlara odaklamaya devam ederken, sürdürülebilir iş uygulamalarına da önem veriyor. Şirket, henüz pandeminin etkileri başlamadan 2020 yılının ilkbaharında, dünya genelindeki 400 lokasyonunda iklim nötr olmayı başararak önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Bağımsız denetim sürecinin de devam ettiğini belirten Denner, “Sözümüzü tuttuk. Şirket içi hesaplamalara göre Bosch, global olarak faaliyet gösteren sanayi işletmeleri arasında 2020 ilkbaharında ilk iklim nötr şirket oldu. Bu, planlanandan daha önce, daha az sayıda engelle ve çok daha düşük maliyetle elde edildi” dedi. Bosch, 2030 yılına kadar tedarik zinciri genelinde CO2 emisyonlarında yüzde 15’lik azalmaya yönelik bir sonraki hedefini de tekrar dile getirdi.

Bosch, müşterileri arasında Freudenberg, Hansgrohe ve Köhler Paper Grubu’nun da yer aldığı Bosch İklim Çözümleri operasyon birimi aracılığıyla diğer şirketlerle iklim nötrlüğünü sağlama konusundaki deneyimini paylaşıyor. Denner, “Yeni danışmanlık hizmetimiz şirketlerin iklim nötr hale gelmesinin yanı sıra büyüme için yeni alanların önünü açıyor” dedi. Bu nedenle Bosch’un odak noktalarından birini, sürüşün geleceği için yeni ve geliştirilmiş teknik çözümler oluşturuyor. Denner, sürdürülebilir mobilite yolunda şirketin hâlihazırda elektrikli güç aktarma mekanizmasına 5 milyar Euro’luk yatırım yaptığını belirtti.

Bu yıl Bosch, yakıt hücreleri de dahil olmak üzere elektrikli mobilite çözümleri geliştirmeye 700 milyon Euro harcayacak. Bu rakam, geçen yıl harcanan tutardan yaklaşık yüzde 40 daha fazlaya karşılık geliyor. Denner, “Yakın gelecekte, elektromobilite Bosch’un temel faaliyet alanlarından biri haline gelecek. Amacımız, bataryalı ve yakıt hücreli araçlarda elektromobilite alanında pazar lideri olmaktır. E-bisikletlerden kamyonlara, diğer tüm şirketlerden daha geniş bir e-mobilite portföyüne sahibiz” dedi. Denner, Bosch’unbu alanda yaptığı yoğun yatırımların karşılığını aldığını, şirketin güç aktarım mekanizması elektrifikasyonu işinin şu anda pazardan iki kat daha hızlı büyüdüğünü ve daha şimdiden birkaç milyar Euro değerine ulaştığını belirtti. 2018 yılından bu yana Bosch, bu alanda geçtiğimiz yıl7,5 milyar Euro değerindeki 30’u aşkın proje dahil olmak üzere toplam 90 proje aldı.

Uzmanlar Suyun Geleceğine Dikkat Çekti

Reckitt-Benckiser markalarından Finish sponsorluğunda gerçekleşen “Suyun Geleceği” oturumunda tüm dünya için hayati bir kaynak olan suyun toplum ve insan için önemi ve geleceği masaya yatırıldı.

Türkiye Su Enstitüsü Proje Geliştirme ve Uygulama Koordinatörü Doç. Dr. Aslıhan Kerç, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin su kaynaklarına da yansıdığını söyledi. Kerç, “Su kaynakları başta yağış rejimi olmak üzere iklim değişikliğinden büyük oranda etkileniyor. Kimi zaman aşırı kimi zaman azalan yağışlar su kaynaklarını baskılıyor. Su kıtlığı uzun yıllardır gündemdeydi ama son zamanlarda daha gözle görünür bir hal aldı. Örneğin su rezervlerimizin ne kadar dolu olduğu artık gündemimizde önemli yer tutuyor. Bu tüm dünyada böyle. Kişi başı yenilenebilir su miktarı 1000 metreküpün altına düşerse biz buna su kıtlığı diyoruz. Türkiye’de bu rakam 1350 metreküp civarında. Kıtlık değil ama stres altındayız” dedi.

Hava Kirliliğinin Türkiye’ye Sağlık Maliyeti 53 Milyar TL

Sağlık ve Çevre Birliği HEAL’in ‘Türkiye’de Kronik Kömür Kirliliği’ raporuna göre kömürlü termik santrallerin neden olduğu hava kirliliğinin yarattığı sağlık sorunları, Türkiye’ye yılda 53 milyar TL’ye mal oluyor. Bu ise toplam sağlık harcamalarının yüzde 27 sini oluşturuyor. Aynı zamanda bu sağlık sorunları 1,4 milyon iş günü kaybına yol açıyor.

Sağlık ve Çevre Birliği HEAL (Healthand Environment Alliance) tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde yayınlanan ‘Türkiye’de Kronik Kömür Kirliliği: Kömürün Sağlık Yükü ve Kömür Bağımlılığını Sonlandırmak’ raporu, termik santrallerden kaynaklı hava kirliliğinin yarattığı sağlık sorunları ve bunun mali yüküne dikkat çekiyor. Türkiye’de santral bazında sağlık etkilerini ve buna bağlı maliyetleri hesaplayan ilk çalışma olan rapor, kömür santrallerinin yarattığı kirliliğin her yıl 53.6milyar TL’ye yakın sağlık maliyetinin olduğunu ortaya koyuyor.

2019’da Türkiye’de işletmede olan linyit, taş kömürü veya asfaltit kullanan 28 adet büyük elektrik santralini (100 MW ve üzeri kurulu güce sahip) inceleyen raporun başyazarı, HEAL Türkiye Sağlık ve Enerji Politikaları Kıdemli Danışmanı Funda Gacal, “2019’da Türkiye’nin sağlık harcamaları 201 milyar TL olarak açıklandı. Bu meblağının yüzde 27’si ise kömür kaynaklı sağlık sorunlarına harcandı” diyor.

Rapora göre ayrıca, santrallerin yarattığı hava kirliliğinin Türkiye ve 70’ten fazla ülkeye toplam maliyetinin yaklaşık 99 milyar TL olduğu tahmin ediliyor.

11 MİLYON 300 BİN HASTA GEÇİRİLEN GÜN

Kömürlü termik santraller pek çok kronik ve akut hastalığın nedeni. 2019’da bu santraller Türkiye’de 26 bin 500 çocuk bronşit vakası, 3 bin erken doğum, 3 bin 230 yetişkin bronşit vakası, bununla birlikte 11 milyon 300 bin hasta geçirilen güne ve hastalık nedeniyle 1,4 milyon iş günü kaybına neden oldu.

GÜNDE 13 KİŞİ HAVA KİRLİLİĞİNDEN ÖLÜYOR

Kömürlü termik santrallerin yol açtığı erken ölümler de raporun temel bulguları arasında yer alıyor. Buna göre, 2019 yılında bu santraller yaklaşık 5 bin erken ölüme neden oldu, yani günde ortalama 13 kişi kömürün yarattığı kirlilik nedeniyle hayatını kaybetti. Türkiye’de elektrik üretiminin kömürden sağlanmaya devam ettiğini belirten Funda Gacal, sözlerini şöyle sürdürüyor: “19 GW’lık mevcut kurulu kömür gücüne ek olarak toplam 33 GW’lık 30 yeni kömürlü termik santral projesi bulunuyor. Bu santrallerin ortalama ömrü en az 40 yıl. Bu nedenle, her bir yeni kömürlü termik santral yıllar boyunca insan sağlığına zarar veren bu emisyonlarda kilitlenmeye yol açacak. Bu durum, diğer sektörlerin hava kirletici emisyonlarını azaltma çabalarını da boşa çıkarır.

FİLTRE TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL

Raporun başyazarı Gacal, filtre sistemlerinin de çözüm olmadığını söylüyor: “Hava kirliliğine yol açan kömürlü termik santrallerin bazılarının filtreli olduğunu tespit ettik. Ama en iyi filtre sistemleri dahi bacalardan yayılan hava kirleticilerini yalnızca bir noktaya kadar azaltabildikleri için kronik hava kirliliğine çözüm olmuyor. Filtreler ayrıca CO2 salınımını engellemiyor, yani kömürün iklim değişikliğini tetiklemedeki rolünü azaltmıyor. Filtrelerin yanı sıra kömür türü, enerji içeriği ve kazan teknolojisi de bacalarından salınan hava kirletici emisyonları etkiliyor. Ayrıca baca çapı ve yüksekliği gibi, baca tasarım unsurları kirliliğin dağılımında rol oynuyor.

ÇÖZÜM ‘SAĞLIKLI ENERJİ’YE GEÇİŞ

Çalışma, Türkiye’de kömürlü termik santral emisyonlarından kaynaklanan sağlık ve iklim maliyetlerinin enerji politikaları oluşturma süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Yrd. Doç. Dr. Melike Yavuz da bu ihtiyacın altını çiziyor: “Bilgi akışının sağlanması, şeffaf bir diyalog kurulması ve sağlık etki değerlendirmesi yapılabilmesi için, kömürlü termik santraller başta olmak üzere tesis bazında hava ve suyu kirleten tüm emisyon verilerinin kamuya açılması gerekiyor. Sağlık ve tıpta uzmanlık kuruluşları kömür ve enerji üretiminin sağlık üzerindeki etkileri ve maliyetleri konularında her zamankinden daha çok endişe duyuyor. Karar vericiler de bu tartışmalarda yer almalı, sağlık etkilerini değerlendirmek için elini taşın altına koymalı.

Raporda politika yapıcılara öneriler şöyle sıralanıyor:

» Mevcut ve eskimiş kömürlü termik santrallerin en kısa sürede kapatılması ve yenilerinin inşa edilmemesi.

» Sağlık ve çevre etki değerlendirmeleri ile bilinçli enerji seçimleri yapılması.

» Elektrik sektöründen kaynaklanan emisyonların şeffaf bir şekilde raporlanarak veri şeffaflığının artırılması ve bunların bilimsel olarak değerlendirmesine izin verilmesi.

» Sağlık istatistikleri ve ilçe düzeyinde de hastalık vakalarına ilişkin istatistiklerin kamuoyuyla paylaşılması.

» Ekonomi, enerji ve çevre mevzuatları ve stratejilerini birbirleriyle ilişkilendirilerek enerji sektörü planlamasının geliştirilmesi, uzmanların ve halkın katılımına izin verilerek şeffaflığın artırılması.

» Sürdürülebilir yenilenebilir enerji ve enerji tasarrufu biçimlerinin tercih edilmesi.

» Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması ve iddialı bir Ulusal Katkı Beyanı (NDC) ile yenilenebilir enerji kaynaklarının paylarının artırılmasına dair hedeflerin belirlenmesi.

Raporda ayrıca enerji, iklim ve temiz hava konularının görüşülüp, karara bağlandığı yerlerde Sağlık Bakanlığı ve sağlık aktörlerinin yer alması gerektiğine vurgu yapılıyor.

Enerji Sektörü Çalışanları Fedakarlıktan Ödün Vermiyor

Uludağ Ekonomi Zirvesinde bugün gerçekleştirilen ‘Enerjide Yeni Dengeler’ panelinde konuşan Sanko Enerji CEO’su Hakan Yıldırım, ‘’Dünyamızı şekillendiren iki önemli mega trend var; iklim değişikliği ve dijitalleşme. İklim değişikliği ile mücadelede insanlığın elindeki en önemli enstrüman,yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesidir” dedi.

Kişi, kurum ve ülke stratejilerinin megatrendler etrafında şekillendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, “Bana göre dünyada iki tane megatrend var. Biri iklim değişikliği diğeri ise dijitalleşme. İklim değişikliğinde insanlığın elindeki en önemli enstrümanlardan birisi yenilenebilir enerji. Kurum olarak nerede olmak istediğimizi bu iki megatrende göre şekillendirmek zorundayız. Başka bir seçeneğimiz yok” diye konuştu.

Tüm dünyayı etkisi altına Covid-19salgını nedeniyle 2020’nin zor bir yıl olduğunu belirten Hakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “2020 bizim için ilginç ve zor bir yıl oldu. Zorlu süreçler, üstesinden gelebilenler için öğrenme, kendini yenileme, dersler çıkarma ve yeni kabiliyetler elde etme aracıdır.