Akkuyu nükleer santrali projesi alanında bir ilk
Akkuyu projesinin diğer projelere kıyasla çok daha ileride bir proje olduğunu söyleyen Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.Dr. Şule Ergün, “Akkuyu projesinin diğer projelere oran ile çok ilerde olmasının nedeni saha lisansı olmasıdır. Sinop’ta saha incelemeleri devam ediyor. Akkuyu ‘nun referans santrali bitti, saha parametreleri yenilendi yani şu anda inşaat lisansı aşamasına gelmiş bir proje. Sinop’ta daha geri olmasına rağmen hızlandırabilir. Çünkü çok tecrübeli ekipleri var. Bitirme tarihinin 2023 olması gerçek dışı bir plan değil. Nükleer konusunda çok hayalperes olmamak, çok dikkatli olmak lazımdır” şeklinde konuştu.
Çok büyük bir pazara sahip olunduğunu belirten Ergün, “Bizden çok daha geri olan Ortadoğu, Asya, Afrika pazarları var. Biz nükleer dönüşümü yapabilirsek oralara açılabiliriz. Türkiye’de nükleer santral projeleri devam ederken yapılması gereken şeyler var. En önemlisi Türk firmaların bu projelerde yer alması ve tedarik zincirinde bulunması. Bunun için farklı bir durum var; hali hazırda nükleere iş yapmış firmalarımız var. Yani nükleer tecrübeleri olan firmalarımız var. Tecrübe farkını kapatacak seviyede olan firmalarımız da var. Yaptığımız çalışmalara göre 30 firmanın 5 tanesi hazır durumda fakat bu oran çok daha yükseğe çıkabilir. Daha çok kömür ve doğalgaz santrallerinde ekipler var. Bu konuda da standartları elde edebilecek firmalarımız var. Dolayısıyla maliyete baktığımızda aslında firmalarımız santral kurmada maliyetin yarısını karşılayacak durumda. Bunun bir kömür santrali yapma projesinden çok aşırı farklı bir şey değil. Firmalarımızın bunu görmesi gerekir” dedi.
Alena Knezova; Rusya’nın alternatifiyiz
Çek Cumhuriyeti ile Türkiye arasında enerji konusunda koordinasyon çalışmalarını sürdüren Alena Knezova, turkiyedeenerji.com ekibine nükleer enerji çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu.
Nükleer enerji konusunda bilgi brikimi üst seviyede olan Çek Cumhuriyeti’nin Türkiye ile ortaklık konusunda yeni bir fırsat olacağını belirten Knezova, “Çek Cumhuriyeti 35 yıllık nükleer enerjiyi kullanıyor ve üniversitede nükleer eğitimler veriyor. Türkiye’nin teknolojik işbirliğine ihtiyacı var. 1800’lerden beri sanayici olan Çek Cumhuriyeti 30 yıldır nükleer sektöründe. Ana hedef Türkiye ile ortak paylaşımla ortak üretim yapabilmek. Rusya’nın yerine Çekler alternatif olabilir. Savunma sanayisinde de ilişkilerimiz başladı. Çek Cumhuriyeti’nde 2 tane nükleer santral var. Şu an Çeklerin en büyük projesi Slovakya ‘da bulunmaktadır. Nükleer santralde bakım da önemli.30 yıldır Çek Cumhuriyeti’ndeki santral faal ve sorunsuz çalışıyor. Türkiye’de bizim bu tecrübemizden yararlanabilir. Çek Cumhuriyeti’nde gerçek ve simulasyon reaktör eğitimleri var. Türkiye’deki bir firma ile görüşmelere başlandı. Nükleer pazarda Türkiye’yi bağımlı hale getirip yedek parça bile vermeyecek firmalar var” diyerek Türkiye’nin partner seçiminde çok dikkat etmesinin gerekli olduğunu vurguladı.
Rusya ile yola devam
Nükleer Sanayi Derneği ile Nükleer Mühendisler Derneği’nin ortaklaşa çalışması ile gerçekleştirilen Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi’nde, sektörün önemli oyuncuları Türkiye’de olmak için birbiriyle yarıştı.
Zirveye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Necati Yamaç’ın yaptığı açıklamalar damgasını vurdu. Akkuyu nükleer santrali projesi iptal edildi mi edilmedi mi? sorularına net bir şekilde cevap verildi.
Rusya ile aramızda yaşanan krizin ardından Akkuyu Nükleer Santrali ile alakalı ilk açıklamayı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Necati Yamaç yaptı.
Akkuyu’da bu yıl içinde sınırlı çalışma izni alınması durumunda, nükleer güvenlikle ilgili olmayan binaların inşaatına başlanacağını belirten Necati Yamaç, Akkuyu’da 2022 yılında ilk ünitenin devreye alınacağını açıkladı.
Akkuyu Projesi anlaşmasının 2010’da imzalandığını anımsatan Yamaç, “Bu yıl içinde sınırlı çalışma izni alınması durumunda, nükleer güvenlikle ilgili olmayan binaların inşaatına başlanacak. Akkuyu’da ilk ünitenin de 2022’de devreye alınacağına inanıyorum. Sinop ile ilgili olarak da zemin etüd ve fizibilite çalışmaları devam ediyor. ÇED ile ilgili data toplama çalışmaları da sürüyor. Sinop Nükleer Santral Projesi kapsamında, hükümetler arası anlaşmaya baktığınızda ise ilk ünitenin 2023’te devreye alınacağını söyleyebilirim” diye konuştu.
Türkiye’nin enerji ithalatı yapan bir ülke olduğuna dikkat çeken Yamaç, doğalgazın yüzde 98’ini, petrolün ise yüzde 92’sini ithal ettiğimizi söyledi. Nükleer santralinin gerekliliğinin bu anlamda büyük ihtiyaç olduğunu belirten Yamaç “Türkiye’de nükleer santraller yapılmasın da nerede yapılsın?” dedi. Dünyada 31 ülkede nükleer santral olduğunu belirten Yamaç şunları söyledi: “Bu ülkelerden 7’si net enerji ihracatçısı. ABD’de 99 santral var, 5 santralin inşaatına da devam ediliyor. Fransa elektriğinin yüzde 77’sini nükleer santrallerden karşılıyor. Tabii bizim karşımıza çıkartılan iki tane örnek var. Almanya ve Japonya. Almanya bugün halen elektriğinin yüzde 15’ini nükleerden karşılamaktadır, kapattıkları ömrü dolan santrallerdir. Japonya ise Fukuşima’dan sonra doğal olarak nükleer santrallerini kapatıp sıkı güvenlik değerlendirmesinden geçirdi. Son dönemde Japonya bile 4 nükleer reaktörü işletmeye aldı.”
Programda konuşma yapan Türkiye’nim 3.Nükleer Santrali’nin yüklenicilerinden The Westinghouse Electric Company (Westinghouse Elektrik Şirketi) Nükleer Başkan Yardımcısı jeff Benjamin, Türkiye’nin nükleer çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Benjamin, Türkiye’nin enerji talebinin artmaya başladığını bu anlamda nükleer enerjinin önem kazandığını söyledi. Türkiye’deki enerji bağımsızlığı çalışmalarını takdir ettiklerini söyleyen Benjamin, hükümetin yerli enerji için çalışmalarını olumlu bulduklarını kaydetti.
Engie, Sinop Nükleer Santral Projesi Ekip Lideri Heiiki Pudas ise Türkiye’nin enerji stratejisini ve ekonomisini geliştirmek istediğinin farkında olduklarını belirterek, “Türkiye’nin daha fazla söz sahibi olmak istediğini biliyoruz. Sinop’ta kurmayı planladığımız tesis, ekonomik olarak ülkeye faydalı olmasının yanı sıra tedarik zinciri ve istihdam konusunda da tüm Türkiye’ye katkı sağlayacaktır” ifadesini kullandı.
Türkiye’de doğalgaz bulundu
Türkiye’de doğalgaz konusunda faaliyet gösteren bir firma Sakarya’da yaptığı sondaj çalışmaları sonucunda 500 metre derinlikte doğalgaz buldu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden izin alarak Sakarya’da sondaj yapan firma Söğütlü, Serdivan ve Ferizli ilçelerinde doğalgaz bulmasının ardından valiliğe bilgi verdi.
Sakarya valiliği doğalgaz bulunduğunu doğrularken, kuyuların tehlike arz etmemesi için önlem olarak kapatıldığı açıklaması yapıldı.
Doğalgaz rezervi beklenilen düzeyde tespit edilirse ülkemiz ekonomisine ciddi katkı sağlayacağı belirtiliyor.