11.2 C
İstanbul
Cumartesi, Nisan 4, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 168

Neocon vampirliği mi?

Merhaba sevgili Ogün okurları, sizlere Bir Portrede bugün aslında 2013’den bu yana iyice yol ayrımına giren Dünyaya barışı yerine, savaş çığırtkanlığı yaparak ranta farklı yollarla ulaşmaya çalışan Neoconcular ile itidalli ve daha barışçıl bir dünya düzenini savunan Merkeziyetçiler savaşının etkileri ile gelinen son durumu değerlendireceğim ve tabi sonunda da bu durumun ülkemize yansımalarını.

ABD, 8 Kasım 2016’da seçime gidiyor. Obama kabinesi “topal ördek”hükmünde bir  görüntüyle acziyet içinde, sadece dünyadaki ateşi seyrediyor. Ortadoğu yanıyor, Rusya “Hitlervari” lideri Putin’le yangına körükle gidiyor. Avrupa’nın eski güvenli halinden eser yok. Kalbinde, Brüksel’de bombalar patlıyor, insanlar ölüyor.

Uluslararası arena toz duman. Hangi ülke, hangi terör örgütüne destek veriyor, belli değil. At izi it izine karışmış halde. Uluslar arası hukuk bitmiş, BM sadece isimden ibaret sembolik bir kuruluşa dönmüş, devletler kavgası başlamış, gücü yeten yetene saldırır halde bir görüntü izliyoruz.

Tüm bu görüntünün, yıkımın, savaşların, kargaşa ve ölümlerin nedeni nedir, nasıl oluyor, kim yapıyor, hangi görünmez el yeni bir dizayna girişmiş?

ABD’deki  Neocon ve  Merkeziyetçi kavga tüm dünyayı sarmış  görünüyor. 2013’den beri süren bu kavga son yıllarda iyice arttı ve muhtemeldir ki yeni başkan seçilene dek de alevlenerek sürecek. Çünkü ABD’deki yönetsel boşluk Neocon’ları iyice pervasızlaştırmış, Merkeziyetçilerin daha mutedil reflekslerine rağmen ABD’yi ve dolayısıyla da tüm dünyayı etkilemekte. Tüm dünyadaki bu yangın ve ateşin sebebi Neocon’ların hakimiyet mücadelesinin sonucu olarak görünüyor. Merkeziyetçilerle giriştikleri mücadele ortalığı kasıp kavuruyor ama hiçbir şey onların umurunda değil gibi görünüyor. Her ne kadar bunlar ABD ile anılsa da, bunların hegomonik alanı tüm dünya ve tüm dünya ülkelerindeki yer altı-yer üstü kaynaklara hakim olma meselesidir.

Aslında ABD dünyayı alt üst eden bu Neocon grubun sadece resmi ve legal görünürdeki ismidir. Çünkü bunlar her yerdedirler, her ülkede, her coğrafyada ve her devletin içindedirler. Bunlar sadece ABD veya İngiliz vatandaşı aidiyeti içinde değillerdir. Bunlara derinlemesine bakınca, Asyalı bir ülke vatandaşı, Türk vatandaşı, Afrikalı, Uzak doğulu, Avrupalı bazen ise güney Amerikalıdırlar. Çünkü bunlar her dinden, ülkeden, kıtadan kendilerine hizmet edecek uşakları ve “kardeş”leri bulmakta çok mahirdirler. Dünyanın her bir noktasında, en ücra yerinde bunlara hizmet eden ve edecek olan, kendi toprak ve devletine ihaneti umursuzca işleyecek olan “kişiliksiz” kişiler mevcuttur ve görevlerini de en iyi şekilde ifa etmektedirler.

Suriye konusu, ABD Neocon’ların menfaatleri gereği Rusya ile ittifak ettikleri salt bir arenadır. Suriye güçler savaşımının masum ve mazlum sahası olmak talihsizliğini yaşamaktadır. Çünkü Suriye’de ve Akdenizde askerleri ve donanmalarıyla herkes var.

IŞİD diyoruz, arkasında ABD ve Neocon’lar çıkıyor. Adı bile yokken bir anda IŞİD diye bir örgüt çıkıyor  ve ortalığı ateş çemberine çeviriyor. IŞİD’e dikkatle bakınca arkasında, başında yine bu dünyanın baş belası Neocon’ları görüyoruz. Ortadoğuda “tavşana kaç tazıya tut” dedirtircesine halkların katline sebebiyet veriyorlar. Amaçları sadece menfaatlerini pekiştirmek.

Bunlar için dost da yoktur, düşman da. Bunlar için sadece menfaat işbirliği vardır, gerisindeki hiçbir şeyin hiçbir önemi yoktur. Görüntüde Rusya ve Putin’le aşırı düşman görünürler ama aslında kavga görüntüsünde, ittifak içinde bir paylaşım yapmakla meşguller. Suriye’ye giren Rusya, Suriye’deki IŞİD ile var olan Neocon’lar aslında birbirinden beslenmektedirler. Merkeziyetçiler bu durumdan ciddi rahatsızlık da duysalar bazen Neocon’ların gözü dönmüşcesine savaş tamtamlarına mani olamıyorlar.

Geçmişte dünyada iki süper güç vardı ve diğer devletler sadece bu gücün varlıklarına meşruiyet kazandıran figüranlardı. Şimdi de ABD Neocon’ları dünya hakimiyeti için Putin’in muhteristik yanını kullanmaktadırlar. Bu sömürgeci, zalim, acımasız ve kolonyalist düşüncelerini bazen demokrasi, bazen özgürlük, bazen Arap baharı vb. gibi kulağa hoş gelen “beylik” laflarla vitrinize edip acımasız zalimliklerini kamufle ederek hareketlerini sürdürmektedirler. Onlar için her ülke ve her devlet piyon gibidir. Varsa yoksa onların Merkeziyetçilerle dünya hükümranlık savaşının kazanılması kavgasıdır.

Doların dünya parası olması için gerekirse üçüncü dünya savaşı çıkartmaktan imtina etmeyeceklerdir. Ne zaman ki bir ülke petrolle ilintili yeni bir karşılık ve tedavül değer çıkartacak olsa işte o zaman bunlar kıyameti kopartmaktadırlar. Libya’da Kaddafi’nin, Irak’ta Saddam’ın, Mısır’da Mübarek’in dramatik şekilde gidişinin de arkasında “dolar”ın istikbali ve “tek”liğinin zedelenmemesi isteği yatmaktadır. Şuanda da Avrupa devletleriyle olan çekişmenin altında yatan AB ile ABD Neocon’ları arasındaki Avro-Dolar kavgasından başka bir şey değildir. Merkeziyetçiler de dolar hakimiyetinin bekasından yanadırlar ama bunlar Neocon’lar gibi bir yol izlemeden, bu kadar kan ve gözyaşına sebebiyet vermeden bölge liderlerinin de düşünce ve yaklaşımlarının da dikkate alınarak biraz da uzlaşı ve ittifakla olacağını düşünmektedirler. Fakat Merkeziyetçilerin bu diplomasi ve diyalog da içeren tavırları Neocon paradigması için kabul edilmemekte ve pasif bulunmaktadır.

NATO, ABD’siz bir hiç hükmündedir. Çünkü Avrupa’da AB’yi koruyacak bir askeri güç mevcut değildir. Nato ancak ABD ile bir savunma gücü niteliği arz etmektedir. Hal böyleyken, şu anda görünen Neocon’ların Avrupa’ya açık meydan okumasıdır. Yani “siz kim olursanız olun, kaç devlet olursanız olun, ne kadar zengin olursanız olun ABD ve dolayısıyla “dolar” varsa siz de varsınız, yoksa sizin başkentinizde bombayı patlatırım, sizi evden çıkamaz hale getiririm ve acziyet içinde hiçbir şey yapamazsınız” diyerek rest çekmekte ve meydan okumaktadır. Gerçekten de olan budur. Avrupa vatandaşlarından yetiştirdikleri teröristlerle, Avrupa’yı patlatmaktan asla imtina etmeyeceklerini Brüksel’de gösterdiler.

Bu büyük kavgaya bir başka açıdan bakarsak; burada ana figür, Türkiye görünmektedir. ABD’deki Neocon’ların da, Merkeziyetçilerin de tek ittifak ettikleri ve birleştikleri unsur, ülkemizin kendi yanlarında mı yoksa Avrupa yanında mı yer alıp almayacağı meselesidir. Şuanda ülkemizde yaşanan büyük terör olaylarının da arkasında ülkemizi yanlarına çekmek isteyenlerin Türkiye’ye ayar verme çabalarından başka bir şey değildir. Türkiye ABD’ye yaklaşınca içimizdeki kalleş PKK terör örgütü Avrupa ülkelerince alevlendirilmekte, Avrupa ile yakınlaşınca da Neocon destekli PYD-YPG-PDYkaynaklı başka tehditler su yüzüne çıkmaktadır. Paralel yapı ise hem Neocon’ların, hem de Avrupa kaynaklı terör çıkartan ülkelerin ortak kullandıkları bir örgüt olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çok karmaşık bir denklem içindeyiz. Önümüzdeki yüz yıllık zaman dilimine hükmetme savaşındayız. Haritaların yeniden çizileceği yeni bir Sykes –Picotpaylaşımının arefesi bir dönemdeyiz. Bu noktada herkes herkesle ittifak etmekte ve bir anda ihtilaflı hale de düşebilmektedir.  Bir nevi “transformatif”üçüncü dünya savaşını,  aynen İkinci Dünya Savaşı ve onun sonucunda ortaya çıkan tablo neticesinde dizayn edilen dünya sistematiğinin bir benzeri tabloyu yaşıyoruz. Bu defa çok daha zorlu bir şekilde cereyan etmektedir. Çünkü dijital ve ekonomik atraksiyonların etkisi öyle belirgin, çöküşler ve kalkınışlar öyle farklı boyutlarda cereyan ediyor ki; çıplak gözle hiçbir şeyi algılayamıyoruz. Kim neyi ne için yapıyor? Olayların derinliğine nüfuz edemeyenler, dünyanın son iki yüz yıllık tarihselliğine vakıf olamayanlar  yürütülen bu açık-gizli savaşın nedenini, niçinini ve hangi sonuçlara gebe olduğunu idrak edemiyor.

Görünen o ki; yakın zamanda bizim de içinde bulunduğumuz, Ortadoğu, Avrupa ve Ön Asya’da sular pek durulmayacak. Anlaşılıyor ki daha da bulanacak ve sonrasında durulacak bir suda yüzüyoruz. Ama bu coğrafya Türkiyesiz asla yeniden dizayn edilemeyecektir. Tüm kavgaların arkasında Türkiye’nin hangi konum ve durumda olup olamayacağı hesapları yatmaktadır.

Şuanda dünya’yı masaya yatırıp yeniden parsellemeye başlamış ve bitirmeye yakın olan “üst akıl” ve “Neocon”lar  “yeni dünya düzeni”ni oluşturmaktadırlar.

Rusya hangi konum ve güçte olacak, Türkiye’nin durumu ne olacak, hangi devlet kaça bölünecek, hangi enerji nerde kalacak, hangi boru hattı nerden geçecek ve hangi ülkenin emanetine bırakılacak? Ortadoğu petrolü  ve doğalgazı hangi millete, dine, mezhebe, ırka teslim edilecek, tüm bunların hesaplamaları ve planları yapılmaktadır.  Bu planlar yapılırken de bölge ülkelerinden kendilerine teslimiyet göstermeyen ve bölgesel güç niteliği arzeden ülke ve liderlere de ayar vermek onların şuandaki en temel işleri durumundadır. Türkiye’nin de başında Erdoğan gibi  bir liderin olması onların planlarında sekteler oluşturmaktadır. İçinden geçtiğimiz şu kritik, çatışmacı ve terörün azmışlığının nedeni de budur. Eğer ülkemizde  şuanda, geçmişte olduğu gibi söyleneni yapan ve itiraz etmeyen bir lider olsa onlar için her şey çok daha kolay olabilecekti. Ama Erdoğan’ın “milli ve yerli” duruşu ve dahi  Ortadoğu-Afrika ülkelerinde “ümmetin umudu” oluşu, konumu ,onların hoşuna gitmemektedir.  Bu nedenle de her bir koldan ülkemize saldırıları devam etmektedir.

17-25 Aralık’ta Paralel yapı  ile saldırıp Erdoğan’ın dirayetini ve millet nazarındaki kredibilitesini test ettiler. Bunun tutmadığını gördüler. Millet ve ümmet Erdoğan’a desteğini artırarak sürdürdü. Sonra terörle gelmeye başladılar. Çözüm sürecinde gelinen sürecin barışla sonuçlanması, Erdoğan için güç pekiştirmesi olacağı idrakiyle yeniden saldırdılar.Tüm bunlara rağmen; bugünlerde ülkemizin verdiği kahramanca mücadele ve millet içindeki birlik, beraberlik olgusunun yüceliği bu saldırıların da tutmayacağını gösterdi. Ülkemizi güçlü ordusuyla Suriye batağına sokmak istediler ve yine Erdoğan’ın kıvrak diplomasisiyle istediklerini elde edemediler ve çıldırmaya başladılar.

Şimdi ise Neocon’lar ABD üzerinden yeni bir 17-25 Aralık harekatı başlattı. Rıza Zarrap’ın, ABD’de FETÖ’ye yakın bir savcı tarafından tutuklanmasıyla bu durum kendini gösterdi. Bu isimden yola çıkarak Türkiye ve Erdoğan’ı suçlamaya yönelik faaliyetlere girişilmesi bu fitilin ateşlendiğinin işaretidir. Eş zamanlı olarak Türkiye’de yaşanan lanet, iğrenç ve aşağılık ve de hepimizin kınadığı “taciz” olayının AK Parti ve Erdoğan’la yakınlaştırılmaya çalışılmasındaki Paralel Yapı çabaları hiçbir şeyin tesadüf olmadığını göstermektedir. Bir başka   durum ise ABD’de Neocon’ların “kriz kahin”i diye bilinen alçak ve şerefsiz  bir Neocon’nun, Erdoğan’nın düşürülmesi ve darbe yapılması gerekir içerikli yazısı yeni bir topyekün saldırının işaretidir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada yapılacak her tür “yeni düzen”de Erdoğan’nın fikirlerinin doğruğunu gören Merkeziyetçiler, Türkiye uyumlu bir politika izliyor olmaları makul bir durumdur. Hatta Suriye krizinin başlarında Erdoğan’nın iddialarının şimdilerde Merkeziyetçilerce tasdik edilir şekilde bir ittifak söyleminin hakim olması sevindirici bir gelişmedir. Kaldı ki bunlar Türkiye ve Erdoğan konusunda işbirliği yapılması zarureti gerçekliğinin farkındalığını Neocon’lara göre hep idrak etmişlerdir. Aslında Merkeziyetçiler de Erdoğan’sız hareket etmeye çalışan bu Neocon canavarından oldukça rahatsızlar.

Ama başaramayacaklar, muvaffak olamayacaklar. Bu coğrafyada‘’Türkiye’’siz hiç kimse hiçbir şey yapamayacaktır. Ve inanıyorum ki; ülkemiz içinden geçtiğimiz bu zor günler ve zamanlar sonrasında bölgenin baş aktörü olacaktır. Bu kaçınılmazdır ve kimsenin bunu engellemeye gücü yetmeyecektir. Dolar’ın bu acımasız ve kanlı savaşının sonu ne olur bilinmez ama, Neocon’lar da, Merkeziyetçiler de bu coğrafyada ‘’biz’’siz bir varlık oluşturamayacaklarını görecekler -ki  onlar bunu çok iyi biliyor ve merkeziyetçiler Neocon’lara göre bunun farkında şeklinde hareket etmekteler-  ve Türkiye yine muktedir şekilde varlığını sürdürecektir.

Bu dünya gerçeklerini göremeyen ve sürekli kullanılmaya müsait bizim aklıevveller ise Neokancıların oyuncağı olmaya devam edecek maalesef.

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili okurlarım.

Yeni hükümet hayırlı olsun

Merhaba Sevgili Türkiye’de Enerji Okurları nihayet sıkıntılı bir dönemin sonuna geldik ve tekrar tıkanmaya giden Türkiye yolu açılarak yeni Hükümet yani 65.Hükümet kuruldu.

Hayırlı olsun, hayırlar getirsin, başarılar diliyorum. Önceki  yazılarımda  da belirttiğim gibi “Yeni Türkiye’nin” yeni konseptine muvafık bir bakanlar kurulu ve parti yönetimi görüyoruz. Ciddiyetle, detaylı bir çalışmayla ve çok farklı özellikleri öne çıkartarak hazırlanmış bir kabine listesi…

Aynı hassasiyet, dikkat ve itina parti MKYK ve MYK‘sinde de kendini gösteriyor. Güven ve çalışkanlığın ön plana çıktığı bir liste görüyoruz. Deneyim ve dinamizm güven ve sadakatle harmanlanmış bir tablo oluşturulmuş.

Erdoğan‘ın siyasi deneyimi yine herkesi şaşırtarak takdire şayan şekilde tezahür etti. Yine beklentilerin fevkinde, fevkalade bir kadro oluşturuldu. Çalışkanlık, güven, sadakat, bir ve beraber hareket edebilirlik kabiliyeti bu kabinenin en büyük özelliği olarak öne çıkıyor. Kabinede kalanlar veya yerleri değişenler dünden gelen deneyim ve başarılarından dolayı yarına da yol almaları için devam denilmiştir. Yeni gelenler ise; oldukça nitelikli, çalışkan ve çalışkanlıklarıyla tebarüz etmiş kişiler.
Başbakan Binali Yıldırım‘la ilgili bir şey söylemeye hacet var mı?

Bindiğimiz uçaktan, gittiğimiz yollardan, geçtiğimiz tünellerden, köprülerden, viyadüklerden, anlıyoruz onu zaten. Onu bilmek için söze değil zaten icraata bakmak yeterli. O bir pratikliğin ve uygulamanın sembolü. Ülkemizin imarında laf değil icraat gösteren kişilik. Non-stop çalışma demekten başka bir şey düşünmeyen, gecesini gündüzüne katarak ilk AK Parti hükümetinden bu yana kesintisiz şekilde icraat yapmıştır. Ulaşamayanları birbirine ulaştıran efsane Ulaştırma Bakanı
Ve eminim ki; Sayın Yıldırım’ı bundan sonra da icrai olarak keyifle izlemeye devam edeceğiz…Şehircilik ve Çevre Bakanı Mehmet Özhaseki tam da yıllardır edindiği deneyime uygun bir bakanlığa  geldi. Kayseri’de edindiği yerel yönetim, şehircilik, imar ve planlama gibi deneyimlerini ülkemiz geneline şamil kılacak nitelikte birisi. Ülkemizin kabusu olan paralel yapı mücadelesinde de bundan sonra azimle ve kararlılıkla dik durup üzerine düşeni fazlasıyla yapacak güveni veriyor. İnanıyorum ki; Kayseri gibi bir şehrimizden gelen birisi  olarak bu malum yapı zararının bilincinde olarak, bakanlığı bünyesindeki temizlenmesi gerekenleri gereği doğrultusunda yerine getirecektir.Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ise edinimleri, birikimi ve donanımıyla  bu bakanlık için biçilmiş kaftan gibidir. Daha önce savunma sanayi müsteşar yardımcılığı görevindeyken de gösterdiği başarıyı ve stratejik işleri burada da yapacağına inanıyorum.  Çok yerinde ve isabetli bir seçim.

Sağlık Bakanlığı’na gelen Recep Akdağ’ı ise anlatmaya gerek yok kanısındayım. Ülkemizde çok ciddi reformlar gerçekleştirmiş, akademik olarak ispatladığı rüştünü pratikte de fazlasıyla icraatlarıyla hepimize göstermiş örnek bir hizmet adamı. Adeta “nerde kalmıştık” dercesine yeniden göreve geldi ve hiç kuşkum yok ki, kaldığı yerden yeni bir enerji ve azimle devam edecektir.

Milli Savunma Bakanlığı’na Fikri Işık’ın gelmesi, İsmet Yılmaz’ın ise Milli Eğitim Bakanlığı’na gelmesi ayrı bir maslahat ve isabetlilik içermektedir. Her iki bakanda farklı ve ekstra özellikleri, çalışkanlıkları ve güvenilirlikleriyle yeni görevlerde, yeni dinamizm, heyecan ve atılım kaydedeceklerdir.

Kültür Bakanlığı Nabi Avcı’nın yapısıyla mütenasip bir örtüşme oldu. Tam isabet denilecek bir değişiklik oldu. Sayın Avcı’nın deneyimi, birikimi, eğitimi, kalitesi bu bakanlığa çok farklı ve yeni bir hava katacaktır.

İçişleri Bakanlığı’na Efgan Ala’nın gelmesi ülkemizin güvenliğine kasteden Paralel Yapı ve PKK terörüyle mücadelede sürekliliğin gereğini ve kesintiye tahammül edilemeyeceği  konseptini göstermektedir. Bu konuda kararlılık, dikkat ve ciddiyetinden kuşku duyulmayan Ala’nın yeni bir ivmeyle  mücadeleye devam edeceğine inancım sonsuzdur.

Avrupa Birliği Bakanlığı’na Ömer Çelik’in getirilmesi de  Sayın Erdoğan’ın AB işlerinde tek ses olunması ve bu konuda Avrupa’ya taviz verilmeden, dik bir duruş sergilenmesi yaklaşımının işareti olarak gözükmektedir. Sayın Çelik de, siyaset bilimine vukufiyeti ve Avrupa müktesabatına olan  bilgi ve yaklaşımıyla bu bakanlıkta daha net ve  farklı bir duruşu yansıtmanın alameti farikası olacaktır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndaki değişim ise çok yerinde ve isabetli oldu. Sema Ramazanoğlu bu bakanlığın yükünü kaldırmada zorlandı maalesef. Ama Fatma Betül Sayan Kaya’nın bu göreve gelmesi  yerinde bir tercihti. Özgeçmişine, donanımına, zekasına güvenim tam ve bakanlıktaki deneyimli çalışanların ve tecrübeli danışman kadrolarının da katkısıyla inanıyorum ki; çok güzel performans sergileyeceği  bir süreç yaşayacağız.
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ise, bürokratik deneyimi, hukuki birikimi ve  geçmiş yıllara baliğ  edinimleriyle kabineye ağırlık katacak bir potansiyel olarak tercih edildi. Geçmişteki  güven ve sadakate olan sadıklığı hepimize güven vermektedir.

Sayın Nurettin Canikli ise partinin kuruluşundan beri tutarlılığı, azmi, gayreti ve istikrarıyla kesinlikle saygın bir intiba vermiş birisidir. Hak ettiği bir konuma getirilmiştir. Grup başkan vekilliği döneminden beri cansiperane çabası, sarsılmaz güvenilirliği ile bu görevi fazlasıyla hak eden ve hakkıyla ifa edecek birisidir.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ise, ara verdiği bakanlığına kaldığı yerden devam edecektir. Zeybekçi’nin milli ve yerli ekonomik algıları eminim ki, yeni dönemde de güven verecek, hepimizin ekonomiye dair hislerine tercüman olacaktır.

Ulaştırma, Habercilik  Bakanı Ahmet Aslan ise, Binali Bey’in farklı bir versiyonu niteliğinde birisi. Binali Bey’den sonra oradaki boşluk zor doldurulacak bir boyut idi. Ama yıllarca bakanıyla beraber  bakanlıkta bürokatik olarak hizmetlere imza atan deneyime haiz Ahmet Aslan bu bakanlık için belki de en iyi alternatif idi. Ustası başbakan oldu artık çırağın ustalaşma sürecindeki değerli eserleri görmeye devam edeceğimize eminim…

Özetle yeni hükümet icraat, gayret, birlik ve beraberlik, tek seslilik, güven ve sadakat içerikli, ana konularda tavizsiz çalışacak ve sorunların kısa sürede çözülmesi konusunda cansiperane mücadele edecek bir dik duruşun görünümü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu duygular ile yeni hükümetimizi bir kez daha kutluyorum. Umarım şimdi eksik taşlar oturmuş bu yeni kabine ile başta fetö olmak üzere tüm sorunlarımız ile mücadelede çok daha aktif ve başarılı olacağız.

Bir sonraki Bir Portrede buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili Ogün okurlarım.

Güvenilir enerji zaruriyettir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Yunanistan’ın Selanik kentinde, Trans-Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TAP) inşaatının resmi temel atma törenine katıldı.

Bakan Albayrak, buradaki konuşmasında, enerji sektörünün, yenilenebilir enerji, düşük emisyon hedefleri ve enerji verimliliği gibi alanlarda yaşanan gelişmeler ve çeşitli yeni teknolojilerin yaygın kullanımıyla çarpıcı bir değişime uğradığını söyledi.

Günümüzde güvenilir ve sürdürülebilir enerjiye ihtiyacın zaruri olduğunun altını çizen Albayrak, “Enerji kesintilerine olan tahammül gitgide azalmaktadır. Doğalgaz ve kömür başta gelen enerjikaynakları olarak, AB üyesi ülkelerde olduğu gibi komşu ülkelerin deenerji karışımında, önümüzdeki on yıllar boyunca kilit bir belirleyici unsur olmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası iş birliği ve ortaklıkların, Avrupa’nın arz güvenliğine ilişkin ağır basan endişelerin üstesinden geldiğini ifade eden Albayrak, “TAP projesi, TANAP projesiyle birlikte bölgede gaz-gaza rekabetinin daha da artırılması ve etkin, güvenilir piyasaların inşa edilmesi anlamında bir başarı öyküsüdür.” diye konuştu.
Albayrak, TANAP ve TAP’ın ölçeklenebilir projeler olduğuna işaret ederek, “Her iki projenin de başlangıçtaki kapasiteleri, dinamik bir perspektif göz önünde bulundurularak, daha fazla talep ve daha fazla gaz tahsisatını karşılamak üzere artırılabilecek şekilde tasarlanmıştır. Günümüz gaz piyasalarında, enstitüler ve teknolojilerdeki yenilikler, uzun vadeli kontratları çağ dışı bırakmakta ve ulusal ve uluslararası fiziksel ve sanal gaz ticaretleri gelişmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Doğalgazın temiz ve rekabetçi doğası nedeniyle vazgeçilmez kaynak olmaya devam edeceğini dile getiren Albayrak, şöyle devam etti:
“TAP ve TANAP’ın, güvenilir ve barışçıl uluslararası katma değerlerin oluşturulmasında sadece bir ilk adım olduğuna, devamının ise daha rekabetçi, dinamik, etkin ve tabii ki de sürdürülebilir enerjipiyasalarının tesis edilmesi için olan ortaklıklar ve işbirlikleri olacağına inancım tamdır. Toplumlarımızın ne altyapılara ne de karşılıklı diyalog ve stratejik ortaklıklara olan yetersiz yatırımlara tahammülleri vardır. Dolayısıyla, bu enerji intikalini güvenilir ve yenilikçi bir şekilde gerçekleştirmeliyiz.”
Albayrak, Türk hükümetinin, TANAP ve TAP projelerine olan desteğinin devam edeceğini belirterek, “Arz çeşitliliğinin artırılması ve enerji güvenliğinin sağlanması amacıyla, tüm ekonomik fizibıl projeleri görüşmeye hazır olduğumuzu da burada belirtmek isterim.” diye konuştu.
Bakan Albayrak, törenin ardından bölgesel enerji konularında ikili temaslarda bulundu.

“878 kilometrelik yolculuk”
TAP, TANAP’a Türk-Yunan sınırında dahil olacak ve Yunanistan’ın kuzeyi, Arnavutluk ve Adriyatik Denizi’nden geçerek 878 kilometrelik yolculuğun ardından İtalya’nın doğalgaz şebekesine bağlanacak.

Azeri gazını Avrupa’da birkaç pazara birden taşıyacak boru hattının başlangıç kapasitesi 10 milyar metreküp olacak.

Tüketicinin deposu bedava enerjiyle dolacak

4 milyon abonesiyle Türkiye’nin en büyük elektrik satış şirketi olan CLK Boğaziçi Elektrik, elektrik abonelerine akaryakıttan tasarrufu ettirecek. Hayatın olmazsa olmazı elektrikte tüketime yönelik Türkiye’de ilk defa hayata geçirilen ‘Deponuz Enerjiyle Dolsun’ kampanyasıyla CLK Boğaziçi Elektrik ile mesken ve ticarethaneler için Serbest Tüketici sözleşmesi yapan aboneler, OMV Petrol Ofisi’nden kullanımlarına göre toplamda 900 lirayı bulan hediye akaryakıt elde etme şansı yakalayacaklar.

Kampanya kapsamında CLK Boğaziçi Elektrik ile Serbest Tüketici sözleşmesi imzalayan tüketiciler, 24 ay taahhüt verip kampanyaya giriş hakkı kazanabilecekler. En düşük limit olan 150 liralık akaryakıt hediyesi için meskenlerde 500, ticarethanelerde ise 350 liralık aylık elektrik faturası oluşturulması gerekiyor. Abonelerin elektrik kullanımı arttıkça hediye akaryakıt kazancı da artarak toplamda 900 lirayı bulacak.

‘AKARYAKITTA TASARRUF SAĞLAYACAĞIZ’

Konuyla ilgili bilgi veren CLK Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü İbrahim Gümüşlü, ‘Deponuz Enerjiyle Dolsun’ kampanyasının 2016 yılı boyunca sözleşme imzalayan tüm yeni serbest tüketiciler için geçerli olacağını söyledi. Kampanya ile elektrik abonelerinin akaryakıt harcamalarında tasarruf yapmalarını sağlayacaklarını ifade eden Gümüşlü, “Aylık elektrik faturası 120 lira ve üzerinde olarak bizimle serbest tüketici sözleşmesi yapan abonelerimize sadece fiyat indirimi sağlamayı değil, yaptığımız işbirlikleriyle onların hayatlarına değer katmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz ‘Deponuz Enerjiyle Dolsun’ kampanyamız ile belirlenen limitlerde elektrik tüketimi yapan abonelerimizin akaryakıt faturalarını aşağıya çekmelerini sağlayacağız. Bu tür fayda işbirliklerini geçmişte olduğu gibi gelecekte de farklı sektörlerle abonelerimize sunuyor olacağız” dedi.

‘ANLAŞMALI İSTASYONLARDA KULLANILABİLECEK’

Kampanyadan yararlanmak için mesken ve ticarethane sahiplerinin CLK Boğaziçi Elektrik ile 24 ay süreyle taahhütlü sözleşme yapması gerekiyor. Bunun ardından OMV Petrol Ofisi’nin Positive Card’ları hak sahibi müşterilerin adreslerine gönderilecek.

Mesken tarifesi sahipleri son 12 aylık elektrik tüketimlerinde 15 bin kWh’ı (aylık yaklaşık 500-1000 TL faturaya denk geliyor) bulmaları halinde Positive Card’larına 200 TL, 60 bin kWh ve üzeri (aylık 2 bin TL faturaya denk geliyor) geçen abonelere ise 600 TL yükleme yapılacak.

Ticarethane tarifesi sahipleri de yine son 12 aylık elektrik tüketimleri üzerinden 10 -15 bin kWh’ı (aylık 350-500 TL faturaya denk geliyor) elektrik tüketirlerse Positive Card’larına 150 TL, 60 bin kWh ve üzeri (aylık 2 bin TL faturaya denk geliyor) geçen abonelere ise 900 TL yükleme yapılacak.

Hediye akaryakıtlar www.ponerede.com adresindeki Positive Card sekmesi üzerinden görülebilecek anlaşmalı OMV Petrol Ofisi istasyonlarında kullanılabilecek.

CLK BOĞAZİÇİ / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Tüpraş toplam satışını artırdı

2016 yılı ilk üç ayında ham petrol fiyatları dalgalı bir seyir izlemiştir. Yüksek benzin rasyolarının etkisiyle genel olarak rafineri kapasite kullanım oranları artmış, mevsim normallerinin üzerinde seyreden kış sıcaklıklarına bağlı olarak düşen motorin ve fuel oil tüketimi ve değişen küresel arz talep dengeleri bu ürünlerin fiyatlarını baskılamıştır. Bu doğrultuda Akdeniz Rafineri Marjı geçen yılın aynı dönemine göre 2,14 Dolar azalarak 3,84 Dolar/varil düzeyinde gerçekleşmiştir.

Mevsimsel şartlar itibariyle tüketimin düşük olduğu ilk çeyrek dönemde Tüpraş, bakım çalışmaları ve arızi duruşlara rağmen % 99,7 toplam kapasite kullanımına ulaşmış, artan üretim ve Ülkemizdeki talep gelişimi doğrultusunda Tüpraş yurtiçi satışları % 29 oranında (1.150 Bin Ton) artmıştır. Ürün ihracatının da 80 Bin Ton (% 5) daha artması ile toplam satışlar geçen yıla göre % 22 (1.231 Bin Ton) artışla 6,9 Milyon Ton olmuştur.

Satış miktarı ve dolar kurundaki artışa rağmen, geçen yılın aynı dönemine göre 7 düşen ham petrol fiyatlarına bağlı olarak satış hasılatı 2015 yılının aynı dönemine göre  azalmıştır. Uluslararası rafineri marjlarının geçen yılın 2,14 Dolar/varil altında gerçekleşmesine rağmen, Tüpraş’ın Konsolide Vergi Öncesi Karı 96 Milyon TL ile geçen yılın üzerinde gerçekleşmiştir. Net Dönem Karı ise, geçen yıl devreye alınan Fuel Oil Dönüşüm Tesisi yatırımı teşvikinden kaynaklanan vergi gelirinin bu sene bulunmaması nedeniyle geçen yılın altında ve 79 Milyon TL düzeyinde gerçekleşmiştir.

Geçtiğimiz 10 yılda toplam 5,5 Milyar Dolarlık yatırım ile önemli projelere imza atan Tüpraş, 2016 yılında da özellikle performansını pozitif yönde etkileyecek projelere yatırım yapmayı sürdürmektedir. Bu doğrultuda, yılın ilk çeyreğinde 74,7 Milyon Dolar olarak gerçekleşen yatırım harcamalarının, yılın geri kalanında yapılacak yatırımlarla 2016 yılı toplamında 268 Milyon Dolara ulaşması beklenmektedir.

Tüpraş, artan rekabet gücüyle ülkemizin akaryakıt ihtiyacını en yüksek kalitede karşılayarak operasyonel ve finansal hedeflerini gerçekleştirirken, hissedarları, iş ortakları ve ülkemiz için katma değer oluşturmaya devam edecektir.

İletim ve dağıtım önemlidir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Elektrik Dağıtım Hizmetleri (ELDER) 9. Sektör Toplantısı’na katılarak, 2016-2020 uygulama döneminde elektrik dağıtımının ilk kez tamamen özel sektör tarafından yapılacağını dile getirdi.

Toplantıda önümüzdeki 5 yıla yönelik hedef ve planların masaya yatırılacağını ifade eden Albayrak, şöyle devam etti:
“Üretilen elektriğin kesintisiz ve kaliteli olarak tüketiciye ulaştırılması sistem için artık asgari gerek şart haline dönüştü. Hepinizin bildiği gibi elektrik dağıtım faaliyeti 2008 yılında başlayan ve 2013 yılında tamamlanan bir özelleştirme süreciyle özel sektör marifeti ile yapılmaya başlanmıştır. Yine dağıtım ve perakende faaliyetleri ayrıştırılarak piyasada rekabetin oluşumuna ve ticaretin serbestleşmesine önemli katkılar sağlanmıştır. Artık devletin müessese mantığı ve yapısıyla üretilen hizmetler yerine profesyonel şirketler haline dönüştürülmüş, katma değeri olan ve geleceğini planlayabilen bir yapının oluşumu konusunda önemli mesafeler alınmıştır. Elektriğin üretim tesislerinden tüketim noktalarına kadar taşınması ve yeterli, kaliteli, sürekli ve kesintisiz sunumu için önemli büyüklükte iletim ve dağıtım altyapısının inşa edilmesi ve işletilmesi gerekmektedir.”

“Dağıtım şirketinin varlık sebebi şeffaflık”
Albayrak, tarifelerin hem hizmet kalitesini artırması hem de şirketlere yeterli geliri sağlarken şirketleri verimli olmaya zorlaması ve nihayetinde sistemdeki batık maliyet veya sosyal refah kaybı olarak adlandırılacak miktarı minimum hale getirmesinin esas olduğunu belirterek, “Her ne kadar dağıtım faaliyeti özelleştirilmiş olsa dahi bu şirketler düzenleyici kurumun belirlemiş olduğu tarife kapsamında dolaylı kamu kaynağı kullanmaktadırlar. Bu şirketlerin, eşit taraflar arasında ayırım yapmadan faaliyetlerini sürdürmeleri ve harcanan her bir kuruşun şeffaflığının sağlanması ile hesap verilebilirliği kendilerinin varlık sebebi olarak bilmeleri önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta TBMM’nin ilgili komisyonunda onaylanan Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile elektrik dağıtım şirketlerini (EDAŞ) etkileyen ve önemli sorun teşkil eden kayıp-kaçak konusu, tarifeler, lisanslama süreçleri ile piyasa işleyişinde aksaklıklara sebebiyet veren hususların çözümünün amaçlandığını anlatan Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sektörün özelleştirme sonrası göstermiş olduğu performans hiç azımsanmayacak kadar önemlidir. Piyasa mekanizmaları içerisinde eksiklikler giderilmiş yaklaşık ortalama yaşı 20 civarında olan şebeke iyileştirilmesi sağlanmaya başlanmıştır. Gelinen bu aşamada sistemin jargonu bile değişmiştir. Daha önce kullanılmayan belki sadece bir fikir olarak zikredilen bazı konular artık icra edilecek fiili durumlara dönüşmektedir. Elektrik dağıtım faaliyetinin sürdürülebilirliğinin sağlanması konusunda daha fazla söze ihtiyacın olmadığını düşünüyorum. 780 bin kilometrelik alanda yaklaşık 36 milyona yakın aboneye hizmet veren büyük bir dağıtım şebekesine sahibiz. Bu şebeke, dünyanın 5’inci, Avrupa’nın 2’inci büyük şebekesi durumundadır. Yaklaşık 15 milyon direk, yaklaşık 1,3 milyon kilometre hat, yaklaşık 400 bin trafo, 74 bin megavat kurulu gücü, 264 milyar kilovatsaat elektrik tüketimi, bu fiziksel büyüklüklerin yanı sıra mali olarak da ülke ekonomisi içinde önemli olan büyüklüklere sahip bir sektör; 2010-2015 yılları arası yaklaşık 13 milyar lira yatırım, 27 milyar lira işletme bütçesi, 2015-2020 yılları arası yaklaşık 18 milyar lira yatırım, 43 milyar lira işletme bütçesi, olmak üzere 10 yıl içerisinde ülkemiz toplamda 101 milyar liralık bir yatırım tutarını sadece elektrik dağıtım sektörüne harcamış olacaktır. Bu büyüklüklerin doğru yönetilmesinin ne kadar önemli olduğu ve çok küçük bir hatanın dahi büyük maliyetlere sebebiyet vereceği çok açıktır.”

Albayrak, çalıştayda tüketici odaklı konuların tartışılacağını ve sektörün tüketicilere çok daha iyi hizmet verebilmesini sağlamak üzere her iki tarafın yapması gerekenlerin masaya yatırılacağını anlattı.

“1 Ocak 2016 milat olacak”
Elektrik dağıtım şirketlerinin performanslarını sahada yaptıkları anketlerle değerlendirdiklerini ve toplantının basına kapalı bölümünde şirketlere “performans karnesi” dağıtacaklarını söyleyen Albayrak, şöyle konuştu:
“Bu kapsamda ilk olarak 2016 Mart ayı içerisinde yaptırmış olduğumuz elektrik dağıtım hizmetleri memnuniyet anketinin gerek şirket bazındaki gerekse genel bazdaki sonuçlarını bugün sizinle paylaşıp değerlendireceğiz. Denetimlerde yetkin personel ve etkin denetim yöntemleri kullanılarak, uygunluk ve performans denetimlerinin yapılmasıyla; kamu kaynaklarının verimli ve yerinde kullanılması, dağıtım hizmetlerinin sağlıklı hale getirilmesi ve tüketicinin daha kaliteli ve kesintisiz elektrik kullanması sağlanacaktır. Bu kapsamda şirketler, müşteri memnuniyetini etkileyen en önemli hususlar olan; tedarik sürekliliği, hizmet kalitesi, teknik kalite ve bu kriterlerin sonuçları bağlamında gerekli yatırımların ve işletme faaliyetlerinin yapılıp yapılmadığı hususunda farklı ekipler ve farklı zamanlarda planlı/plansız, haber edilerek veya haber edilmeksizin denetlenecektir. Bundan sonra bu anketlere bağlı olarak elektrik dağıtım şirketlerinin performanslarını birinci elden denetleyecek ve yerine getiren gruplara desteğimiz eskisinden daha fazla olarak devam edecek. 1 Ocak 2016 milat olacak. Vatandaşlarımızın makul taleplerini elektrik dağıtım şirketlerinin karşılayıp karşılamadığını takip edeceğiz. Böylelikle şirketlerin içerisinde kurumsal verimliliğin önünü açmak için yol gösterici olacağız.”

“12 saati aşan kesintiye tazminat”
Albayrak, elektrik kesintilerine ilişkin dağıtım şirketlerinin sağlamakla yükümlü oldukları eşik değerler belirlendiğini ve eşik değerleri aşacak sayı veya sürede kesintiye maruz kalan kullanıcıların tazminat hakkının sağlandığını aktardı.

Kullanıcıyı etkileyen elektrik kesintilerinin yıllık eşik değerleri veya günlük süre sınırını aşması durumunda, başvuruya gerek olmaksızın tüketiciye tazminat ödenmesi hükmünün bulunduğunu vurgulayan Albayrak, “Günlük 12 saati aşan kesintilere ilişkin tazminatın bildirim yapılmak suretiyle takip eden ay içerisinde dağıtım şirketi tarafından ilgili kullanıcıya ödenmesi hüküm altına alınmıştır. Dağıtım şirketlerinin işlettiği dağıtım şebekesinde sunulan elektriğin teknik kalitesi, orta gerilim ve alçak gerilim seviyesinde tesis edilen belirli sayıda teknik kalite ölçüm cihazıyla ölçülmektedir. Cihazlar, belirlenen yerlere tesis edilmekte ve ölçü sonuçları müteakip yılın Mart ayı sonuna kadar raporlanmaktadır. Bu ölçüm işlemi; hem ilgili yerde teknik kalite sorunu tespit edilmesi durumunda gerekli iyileştirmenin yapılması hem de dağıtım şirketinin bu kapsamda sunduğu hizmet kalitesini bölge geneli için ölçerek bir kalite göstergesi elde edilmesi ve ödül-ceza mekanizmasına bir girdi sağlanması amacını taşımaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Risk analizi

İşyerinde yapılan işlerin özelliklerini dikkate alıp;
Çalışanları etkileyebilecek tüm tehlikeleri ve riskleri belirleyerek,
Kullanılacak iş ekipmanları ve kimyasal maddelerin seçiminde tüm riskleri değerlendirerek,
İşyerindeki düzenin korunmasını sağlayarak,
Genç, yaşlı, gebe veya emziren çalışanlar ile kadınların durumunu göz önüne alarak,
Değerlendirilen riskler sonucu kişisel koruyucu donanımları belirleyerek,
çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeylerini yükselten ve işyerlerinde uygulanabilirliği sağlayan “Risk Analizi” hazırlanır.

Enerji ile terör bağlantısı

Ülkemizin refahı ve olumlu gelişimi noktasında ilk tehdit terörün hedefinin Türkiye’nin enerji zenginliğini kullanamaması olduğu gerçeğini bazı kesimler görmezden geliyor.

Ne zaman yurt içinde veya yurt dışında ülkemiz bir enerji hamlesi yapsa hemen terörün hedefi oluyoruz.

Yurt dışından petrol ve doğalgaz ithaline gerek duymadan kendi enerjilerimizi kullanmamız için ilk etapta terörden kurtulmamız gereklidir.

Dört tarafı doğal gaz üreticisi ülkeler ile dolu olan Türkiye özellikle Avrupa için enerji lojistiği nedeniyle kilit ülke durumundadır.

2009-2011 yılları arasında Katar-Suriye-Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğru yön çizen doğal gaz boru hattı projelerinin hayata geçirilmek üzere iken, Suriye lideri Esad’ın buna karşı çıkması gerçeği hepimizin hafızalarında yerini koruyor.

Esad’ın, Türkiye’nin enerji konusunda Avrupa’ya karşı güçlü duruma gelmemesi için birileri tarafından piyon olarak kullanıldığını ve bu asli görevi neticesinde kendi halkını ölüme ve sürgüne terk ettiğini biliyoruz.

ŞEYL GAZI REZERVLERİ TERÖR İLE ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR
Esad kullanılarak iptal edilen bir çok enerji projesine ek olarak Güneydoğu’da kayda değer miktarda bulunan şeyl gazı rezervlerinin kullanılması ise PKK terörü ile engellenmeye çalışılmıştır.

Kürt halkının huzuru noktasında bir misyonu olduğunu iddia eden örgüt Türkiye’nin enerji rezervlerini kullanmasına engel olmak için bölge halkına kan kusturmaktan çekinmemiştir. Ortaya çıkan tabloyu hepimiz görüyoruz. Şehitlerimiz, Şehit aileleri ve masum bölge halkı zarar görmüş örgüt emir aldıkları güçlere karşı sözünü yerine getirmiş, para, silah ve mühimmatlarına kavuşmuştur.

3 TRİLYON METREKÜP GAZ VE 90 MİLYAR VARİL PETROL
Güneydoğu’da ciddi miktarda şeyl gazı rezervleri bulunmaktadır. 3 trilyon metreküp gaz ve 90 milyar varil şeyl petrolü bilim insanlarının araştırmaları sonucunda tespit edilmiştir.

Şeyl gazı dışında Etan, butan gibi doğalgaz sıvıları içeren gazlarda Güneydoğu Anadolu havzasında bulunmakta olup, 200 milyar metreküp olarak hesaplanmıştır.

Kaya gazı da denilen şeyl gazı organik yönden zengin olmakla birlikte özel çalışmalarla üretilen yanıcı bir gazdır.

TÜRKİYE’NİN 200 YILLIK ENERJİ TÜKETİMİNE DENK GELMEKTEDİR
Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Batman, Adıyaman, Siirt, Kilis, Şanlıurfa, Şırnak, Hakkari’de rezervler yoğun olarak bulunmaktadır. Bu enerji kaynakları ülkemizin 200 yıllık enerji tüketimine denk gelmektedir.

200 yıl yurt dışından petrol ve doğalgaz almadan kendi enerji kaynaklarımızı kullanırsak, ülkemizin ekonomik açıdan nasıl güçlenebileceğini ve insanımızın nasıl bir refah içerisinde yaşayabileceğini hiç düşündünüz mü?

HAYAL BİLE ETMEMEMİZ İÇİN BİZANS OYUNLARI SERGİLENİYOR
Hayal etmek bile güzel ama hayal etmemize bile izin vermemek adına ülkemiz üzerinde ciddi Bizans oyunları sergilenmektedir.

TERÖRLE MÜCADELE İLK ÖNCELİĞİMİZDİR
O nedenle terör bizim ilk mücadele etmemiz gereken unsurdur. El birliği ile bu terör belasından kurtulabilirsek, 100 yıllık geçmişimizden daha önceki geçmişimiz gibi güç, huzur ve adaletli bir ülke konumuna gelerek dünya da söz sahibi olabiliriz.

Türkiye ne zaman enerji alanında özel bir vizyon yakalasa, terör hemen birileri tarafından devreye sokuluyor.

Türkiye son yıllarda özellikle Enerji Bakanlığının projeleri nedeniyle hızlı gelişti. Aniden jeopolitik önemi büyük olan projeler ard arda faaliyete geçirildi.

ZENGİN GAZ YATAKLARI NEREDE İSE TERÖR ORADA
Ülkemizde oynanan oyunları iyi okursak terörün olduğu yerlerin zengin gaz yataklarımızla dolu yerler olduğunu görebiliriz.

Dünya’ya zulüm edenler Türk milletinin ekonomik olarak gelişerek yeniden dünyaya adalet getirmesinden çekiniyorlar.

Ama unutulmaması gereken en önemli gerçeği görmezden geliyorlar.
O gerçek, “ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR” gerçeğidir.
FERHAT YILDIRIM 

Enerji diplomasisi

Cumhuriyetimizin 100. yılı için belirlenen 2023 hedeflerinin gerçekleştirilmesinin ön koşulu “enerji”yi proaktif bir diplomasi ile arz güvenliğini sağlamayı misyon edindik.

Uluslararası ilişkilerin yönünü belirleyen enerjinin, çağın gereksinimlerini karşılayacak biçimde halkımızın refahına sunulması adına, kaynak ve güzergâh çeşitlendirilmesi yoluyla enerji arz güvenliğimizin teminatı niteliğinde bir “enerji diplomasisi” şekillendirilmektedir.Enerji ve tabii kaynaklar zengini komşu coğrafyamızın bu zenginliğinin yine komşu hedef pazarlara ulaştırılması ve anılan zenginliğin bütün paydaşlar açısından “kazan-kazan” temelinde global ekonomiye kazandırılması temel yaklaşımımızı yansıtmaktadır.Bakanlığımız enerjiyi çatışmaların nedeni olmaktan çıkartıp, barışın teminatı kılmak ve enerjinin birleştirici gücünden hareketle ülkemizin enerji üssü olması hedefi doğrultusunda hizmet vermektedir.

İpek Yolu gibi, içinde bulunulan coğrafyanın kadim geçmişinden alınan ilhamla, enerji ve tabii kaynakların insanlığın faydasına sunulması yolunda şeffaf, dinamik ve sürdürülebilir enerji diplomasisi icra edilmektedir.Bakanlığımızın Stratejik Planı çerçevesinde yürütmekte olduğumuz diplomasinin lokomotifliğini uluslararası alanda ikili ilişkiler oluşturmaktadır. Başta komşu ülkeler olmak üzere uluslararası alanda enerjide başat ülkeler ile enerjinin her alanında işbirliği ikili düzeyde yürütülmekte olup bu kapsamda;
Dışişleri Bakanlığımız koordinasyonunda muhatap ülkeler ile enerji ve tabii kaynaklar alanında sonuç odaklı ve “kazan-kazan” temelli etkin bir ikili enerji diplomasisinin yürütülmesi ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) ve Karma Ekonomik Komisyon (KEK) benzeri üst düzey işbirliği platformlarında, enerji ve tabii kaynaklar konularında toplantılara katılım ve ikili işbirlikleri sağlanmaktadır.
Ayrıca ülkemizin küresel enerji ilişkilerine etkin katılımını ve görünürlüğünü temin etmek adına çok taraflı kuruluşlar ile işbirlikleri sağlanmakta olup bu kapsamda;
Bakanlığımızın üyesi olduğu uluslararası kuruluş (Uluslararası Enerji Ajansı vb.) platform ve benzeri yapıların çalışmalarının izlenmesi, değerlendirilmesi, anılan kurumlarda ülkemizin daha fazla temsiline yönelik gerekli enerji diplomasisini yürütülmesi,
Enerji ve tabii kaynaklar alanlarına giren hususlarda çok taraflı uluslararası anlaşmalar, sözleşmeler ve kuruluşlara katılımlar ilgili bakanlıklarımızın koordinasyonu ile birlikte imzalanmaktadır.
Avrupa Birliği’nin (AB) enerji arz güvenliğinin sağlanmasında stratejik konuma sahip ülkemizin, AB ile ilişkilerinin geliştirilmesi ve AB enerji müktesebatına tam uyum sağlanması adına;
AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında yürütülen projelerin hazırlanması ve takibinin yapılması, IPA dönemleri için Ülke Strateji Belgesinin “enerji” başlığının yazılması,
AB katılım sürecinde Ulusal Programın İzlenmesi, İlerleme Raporunun hazırlanmasına yönelik Bakanlığımızın katkısının sağlanması, AB müktesebatına uyum süreci kapsamında enerjiye ilişkin sektörel teknik çalışma grupları toplantılarının koordine edilmesi,
Dünya Bankası, Alman Kalkınma Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası benzeri finansal kuruluşlar ile enerji sektörünün geliştirilmesine yönelik proje ve pilot projelerin hayata geçirilmesi süreçleri yönetilmektedir.

Ülkemizde yapılacak yabancı sermayeli yatırımların etkin koordinasyonu ve uluslararası yatırımcıların yönlendirilmesi amacıyla;
Büyük ölçekli projelere (Nükleer güç santralleri, büyük kurulu güce sahip termik santral projeleri vb.) ilişkin Bakanlığımız ile mezkûr projelere talip ülke ve şirketler arasında gerçekleştirilecek görüşme, toplantı ve ziyaretler sağlanmakta,
Ülkemiz enerji sektörüne yatırım yapmak isteyen yabancı ülke menşeli şirketler ile Bakanlığımız ile bağlı ve ilgili kuruluşlarımız arasında bilgilendirici ziyaret, toplantı, çalıştay vb. faaliyetler yürütülmektedir.
Bakanlığımız, ülkemizin enerji ve tabii kaynaklar sektörlerinde dünyaya açılan yüzü olarak uluslararası alanlarda hak ettiği düzeyde temsil edilmesi noktasında üzerine düşeni bütün enerjisiyle yerine getirmektedir.

Enerji ve terör

Ülkemizin refahı ve olumlu gelişimi noktasında ilk tehdit terörün hedefinin Türkiye’nin enerji zenginliğini kullanamaması olduğu gerçeğini bazı kesimler görmezden geliyor.

Ne zaman yurt içinde veya yurt dışında ülkemiz bir enerji hamlesi yapsa hemen terörün hedefi oluyoruz.

Yurt dışından petrol ve doğalgaz ithaline gerek duymadan kendi enerjilerimizi kullanmamız için ilk etapta terörden kurtulmamız gereklidir.

Dört tarafı doğal gaz üreticisi ülkeler ile dolu olan Türkiye özellikle Avrupa için enerji lojistiği nedeniyle kilit ülke durumundadır.

2009-2011 yılları arasında Katar-Suriye-Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğru yön çizen doğal gaz boru hattı projelerinin hayata geçirilmek üzere iken, Suriye lideri Esad’ın buna karşı çıkması gerçeği hepimizin hafızalarında yerini koruyor.

Esad’ın, Türkiye’nin enerji konusunda Avrupa’ya karşı güçlü duruma gelmemesi için birileri tarafından piyon olarak kullanıldığını ve bu asli görevi neticesinde kendi halkını ölüme ve sürgüne terk ettiğini biliyoruz.

 

ŞEYL GAZI REZERVLERİ TERÖR İLE ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR

Esad kullanılarak iptal edilen bir çok enerji projesine ek olarak Güneydoğu’da kayda değer miktarda bulunan şeyl gazı rezervlerinin kullanılması ise PKK terörü ile engellenmeye çalışılmıştır.

Kürt halkının huzuru noktasında bir misyonu olduğunu iddia eden örgüt Türkiye’nin enerji rezervlerini kullanmasına engel olmak için bölge halkına kan kusturmaktan çekinmemiştir. Ortaya çıkan tabloyu hepimiz görüyoruz. Şehitlerimiz, Şehit aileleri ve masum bölge halkı zarar görmüş örgüt emir aldıkları güçlere karşı sözünü yerine getirmiş, para, silah ve mühimmatlarına kavuşmuştur.

 

3 TRİLYON METREKÜP GAZ VE 90 MİLYAR VARİL PETROL

Güneydoğu’da ciddi miktarda şeyl gazı rezervleri bulunmaktadır. 3 trilyon metreküp gaz ve 90 milyar varil şeyl petrolü bilim insanlarının araştırmaları sonucunda tespit edilmiştir.

Şeyl gazı dışında Etan, butan gibi doğalgaz sıvıları içeren gazlarda Güneydoğu Anadolu havzasında bulunmakta olup, 200 milyar metreküp olarak hesaplanmıştır.

Kaya gazı da denilen şeyl gazı organik yönden zengin olmakla birlikte özel çalışmalarla üretilen yanıcı bir gazdır.

 

TÜRKİYE’NİN 200 YILLIK ENERJİ TÜKETİMİNE DENK GELMEKTEDİR

Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Batman, Adıyaman, Siirt, Kilis, Şanlıurfa, Şırnak, Hakkari’de rezervler yoğun olarak bulunmaktadır. Bu enerji kaynakları ülkemizin 200 yıllık enerji tüketimine denk gelmektedir.

200 yıl yurt dışından petrol ve doğalgaz almadan kendi enerji kaynaklarımızı kullanırsak, ülkemizin ekonomik açıdan nasıl güçlenebileceğini ve insanımızın nasıl bir refah içerisinde yaşayabileceğini hiç düşündünüz mü?

 

HAYAL BİLE ETMEMEMİZ İÇİN BİZANS OYUNLARI SERGİLENİYOR

Hayal etmek bile güzel ama hayal etmemize bile izin vermemek adına ülkemiz üzerinde ciddi Bizans oyunları sergilenmektedir.

 

TERÖRLE MÜCADELE İLK ÖNCELİĞİMİZDİR

O nedenle terör bizim ilk mücadele etmemiz gereken unsurdur. El birliği ile bu terör belasından kurtulabilirsek, 100 yıllık geçmişimizden daha önceki geçmişimiz gibi güç, huzur ve adaletli bir ülke konumuna gelerek dünya da söz sahibi olabiliriz.

Türkiye ne zaman enerji alanında özel bir vizyon yakalasa, terör hemen birileri tarafından devreye sokuluyor.

Türkiye son yıllarda özellikle Enerji Bakanlığının projeleri nedeniyle hızlı gelişti. Aniden jeopolitik önemi büyük olan projeler ard arda faaliyete geçirildi.

 

ZENGİN GAZ YATAKLARI NEREDE İSE TERÖR ORADA

Ülkemizde oynanan oyunları iyi okursak terörün olduğu yerlerin zengin gaz yataklarımızla dolu yerler olduğunu görebiliriz.

Dünya’ya zulüm edenler Türk milletinin ekonomik olarak gelişerek yeniden dünyaya adalet getirmesinden çekiniyorlar.

Ama unutulmaması gereken en önemli gerçeği görmezden geliyorlar.

O gerçek, “ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR” gerçeğidir.

Dünya ülkeleri gibi Nükleer enerji kullanacağız

Türkiye’de Enerji Ekibine özel açıklamalarda bulunan Enerji Bakanı Berat Albayrak, “Dünya’nın kullandığı ve avantaj sağladığı Nükleer Enerji’den vazgeçmemizi isteyenler Türkiye’nin ekonomik olarak yetersiz kalmasını arzu edenlerdir” diyerek konuştu.

NÜKLEER KABUL GÖRMÜŞ BİR ENERJİ KAYNAĞIDIR

Türkiye’nin nükleer enerji yatırımından vazgeçmesinin kesinlikle ülke ve bölge menfaati için mümkün olmadığını dile getiren Bakan Albayrak, “Nükleer Enerji dünyada kabul görmüş ve çok uzun yıllar öncesinden bu yana vazgeçilmez bir kaynak olmuştur. Türkiye’nin bu enerjiden faydalanmasının önüne engeller koymaya çalışan çevreleri anlayabilmiş değiliz” diyerek tüm ülkeler için vazgeçilmez olan nükleerin ülkemiz içinde artık vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.

ENERJİ’DE DIŞA BAĞIMLI OLMAKTAN NÜKLEER İLE KURTULACAĞIZ
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını ortadan kaldırmak için çalıştıklarını söyleyen Albayrak, “Enerjimizi kendimiz için hızlı ve etkin bir şekilde bazı düzenlemeleri hayata geçirdik” dedi.

ZENGİN KÖMÜR REZERVLERİMİZ BİR AVANTAJDIR
Albayrak, “Yerli kömür kullanarak yurdumuzun enerji kaynaklarını değerlendireceğiz. Ciddi bir yerli kömür rezervimiz var ve bunu acilen devreye sokmak gibi bir amacımız olmalıdır” dedi.

Enerji sektörünün finansal durumu değerlendirildi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye Bankalar Birliği yönetimindeki bankaların genel müdürleri ile İstanbul’da bir araya geldi. Toplantıda enerji sektörünün finansal durumu değerlendirildi.

Devam eden ve planlanan projeler kapsamında hayata geçirilebilecek finansman modelleri ile ilgili görüş alışverişinde bulunuldu.

Beylerbeyi Sarayında enerji finansmanı konusunda gerçekleşen toplantıda konuşan Bakan Albayrak, sözlerine katılımcılara teşekkür ederek başladı.

Bakan Albayrak, “Enerji sektörü, geldiğimiz günden beri Türkiye’nin gündeminde. Türkiye’nin ekonomi ajandasını işgal eden sektörlerden biri. Enerjinin finans sektörü ile ilgili dününü, bugününü ve yarınını, sektörün yaşadığı sorunları, fırsatları ve gelecek hedeflerini sizlerle konuşmak istedik. Biz bugün sizleri dinlemeye geldik.” dedi.
Basına kapalı gerçekleşen toplantıda enerji sektörünün finansal durumu değerlendirildi, devam eden ve planlanan projeler kapsamında hayata geçirilebilecek finansman modelleri ile ilgili görüş alışverişinde bulunuldu.

Mazot yerine doğalgaz kullanımı yaygınlaşacak

Dünyanın önde gelen enerji şirketlerinden Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR, Türkiye’nin ana ticaret yolları üzerinde konumlandırdığı perakende OTO-CNG istasyon ağı “SOCAR CNG” ile Türkiye’yi “Mavi Koridor” (Blue Corridor) ile tanıştırıyor.

Türkiye, SOCAR ile uçtan uca Mavi Koridorda (Blue Corridor)

Akaryakıt ve doğalgaz satışları konularında faaliyet gösteren SOCAR Turkey Petrol Enerji Dağıtım A.Ş. (SOCAR Dağıtım), AB’nin temiz yakıt stratejisi kapsamında Avrupa çapında orta ve uzun yol taşımacılığı yapan ağır ticari nakliye araçlarının dizel yakıt kullanımına alternatif olarak doğalgaz kullanımını geliştirmek amaçlı başlattığı “Mavi Koridor” (Blue Corridor) benzeri bir projeyi, Türkiye’nin ana ticaret yolları üzerinde konumlandırdığı ve Türkiye’nin en geniş perakende OTO-CNG ağı olan “SOCAR CNG” istasyonları ile hayata geçiriyor

Belli bir büyüklüğe ulaşan “SOCAR CNG” istasyon ağı sayesinde Avrupa’nın bir ucundan yola çıkan CNG’li araçlar Türkiye’de “SOCAR CNG” tarafından oluşturulan koridor ile CNG tedariği sıkıntısı çekmeden yollarına devam edebilecekler.

SOCAR, Türkiye’nin Ana Ticaret Güzergâhındaki “Türkiye Mavi Koridor” CNG İstasyon Ağını Tamamladı

Akaryakıt ve doğalgaz satışları konularında faaliyet gösteren SOCAR Turkey Petrol Enerji Dağıtım A.Ş. (SOCAR Dağıtım), İstanbul – İzmir ve İstanbul – Ankara – Mersin’i bağlayan ana ticaret yolları üzerinde konumlandırdığı “SOCAR CNG” istasyonları ile akaryakıta göre daha ekonomik ve çevreci olan CNG alternatifini akaryakıt çeşitleri ile birlikte Türk tüketicisine sunmak üzere hizmet vermeye başladı.

Bugüne kadar özellikle yerel yönetimler tarafından toplu ulaşım için kullanılan otobüslerde ve sadece şehir içinde kullanılabilen CNG, ihtiyaca cevap verebilecek bir dağıtım ağı olmadığı için tüm cazibesine rağmen şehirlerarası yollarda faaliyet gösteren ağır vasıta kullanıcıları kamyon ve otobüsler tarafından kullanılamıyordu.

Pazardaki bu ihtiyaç doğrultusunda yatırımlarına öncelik veren SOCAR, iki yıldır süren çalışmalarını tamamladı. Türkiye’nin ana ticaret yolları güzergâhına göre oluşturulan hattın ilk bölümü, Gebze Şekerpınar’da inşa edilen ilk istasyonla başlayarak, Bolu, Ankara ve Aksaray’da hayata geçirilen istasyonlar üzerinden Mersin istasyonuna kadar ulaşıyor. Hattın ikinci bölümü ise yine Gebze’yi Bursa Gemlik, Bursa Mustafakemalpaşa ve İzmir Kemalpaşa istasyonları ile İzmir’e bağlıyor.

Yaklaşık 200-250 km’lik aralar ile konumlandırılan ve son teknoloji ekipman kullanılarak inşaa edilen bu sekiz yeni CNG istasyonu sayesinde, İstanbul, Ankara, Mersin, Bursa, İzmir gibi ticaretin kalbinin attığı büyük merkezleri birbirine ve çevre illerine bağlayan yollarda çalışan araçlara yepyeni, ekonomik ve çevreci bir yakıt alternatifi sunulmuş oluyor.

CNG alternatifinin yanısıra motorin, benzin ve LPG’nin de tüketiciye sunulduğu yenilikçi SOCAR CNG istasyonlarının sayısının 2016 yılı içerisinde artması hedefleniyor.

CNG Dönüşümünde Teknolojik Devrim SOCAR “Dual System”

SOCAR’ın, oto CNG’yi tüm Türkiye’de ulaşılabilir kılma hedefi sadece istasyon yatırımları ile sınırlı değil. Bugüne kadar tüketicinin ihtiyacına cevap verecek istasyon ağının olmaması sebebi ile şehiriçi toplu taşımacılık ile sınırlı kalan CNG’li araç parkının büyütülmesini amaçlayan SOCAR, dizel araç kullanıcılarının da araçlarını yenilemeden CNG’nin avantajlarından yararlanabilmesi için araç dönüşüm konusunda da önemli bir AR-GE çalışmasına imza attı.

SOCAR’ın iki yıldır devam ettirdiği program çerçevesinde dizel araçların hem normalde olduğu gibi motorin, hem de daha ekonomik olan CNG’yi tüketmesini sağlayan “DUAL SYSTEM” geliştirildi. DUAL SYSTEM teknolojisi taşıyan araçlarda, aracın dizel özelliğini kaybetmeden CNG tüketilmesi sağlanıyor. Motorin ile birlikte ve aynı anda tüketilen CNG yakıt giderlerinde önemli derecede tasarruf edilmesi sağlanmakta.

Motorin Tüketiminde % 70’e varan oranda azalma, büyük tasarruf.

DUAL SYSTEM, aracın tükettiği motorin yerine CNG kullanılmasını sağlayarak ekonomi sağlıyor. Dizel araçlarda %70’e varan oranda gaz tüketen sistem, kalan %30 için yine motorin tüketiyor CNG birim maliyet açısından diğer yakıtlara göre daha ucuz olduğu için toplamda önemli bir maliyet avantajı getiriyor.

24 Saatte Hızlı Dönüşüm İstenirse Motorine Geri Dönüşüm

“DUAL SYSTEM”, motora kolay ve kısa sürede uygulanması, maliyetinin düşük olması, aracın deposunda gaz kalmaması halinde sadece motorinle hiç bir sıkıntı yaşamadan seyahatine devam edebilmesi ve istendiği takdirde aracın satışında sökülüp geri alınabilmesi gibi öne çıkan avantajları sebebiyle de tercih edilmekte.

Menzil Sıkıntısına Son

DUAL SYSTEM’in sağladığı en önemli özelliklerden biri de menzil sorununun olmaması. Sistem aracın orijinal menzilini daha da uzatarak motorin + CNG yakıt kullanımıyla 600 km’ye kadar CNG ikmali yapmadan yol yapmayı mümkün kılıyor. Ayrıca istenirse araç sadece motorin kullanılarak orijinal performansıyla çalışmaya da devam edebiliyor. CNG’nin geleneksel yakıtlara göre daha temiz ve daha verimli yanan bir yakıt olması sebebiyle kalıntı ve siyah duman bırakmıyor bu sayede bakım süreleri uzuyor ve servis giderleri dolayısıyla işletme maliyeti düşüyor.

Türkiye’nin havasını temizliyoruz!

CNG insan sağlığına en büyük hasara yol açan partikülleri üretmeyen bir yakıt. Kilometre başına %20 oranında daha düşük CO2 salınımına sahip. Egzoz emisyonlarında büyük bir düşüş sağlıyor. Sera etkisi gazlarında %20 oranında bir azalmaya sebep oluyor. Yeni nesil CNG’li araçlar benzinli ve dizel yakıtlı araçlara göre; karbon monoksitte; (CO) yüzde 76, benzende yüzde 97’nin üzerinde, ozona zararlı hidrokarbonlarda yaklaşık % 90, partiküllerde yüzde 99 ve üzerinde bir azalma sağlayan çevreyi etkileyici toksik ve korozif atıklar üretmediğinden diğer fosil yakıtlara göre en temiz yakıt olarak görülüyor.

SOCAR Turkey Petrol Enerji Dağıtım A.Ş CEO’su Mutluay Doğan:

SOCAR DUAL SYSTEM ile dönüşüm ve menzil problemlerini, SOCAR CNG istasyonları ile de ulaşılabilirlik sıkıntısını ortadan kaldırıyoruz.

Azerbaycan, Dünya’daki sayılı petrol ve doğal gaz yataklarına sahip ve Dünya’nın en eski petrol ve doğalgaz üreticisi ve ihracatçısı. SOCAR ise Azerbaycan’ın devlet şirketi olarak tüm bu petrol ve doğal gaz kaynaklarından sorumlu tek kurum. SOCAR, Hazar bölgesinde bulunan yer altı petrol ve doğalgaz kaynakları ve önemli yatırımları ile dünyanın en köklü petrol şirketlerinden.

SOCAR olarak kendi gazımızı, kendi kaynağımızdan, kendi boru hattımızla getirip bilgi ve deneyimimizle birleştirdik. Böylece ekonomik bir alternatif yakıt türü olan çevre dostu, temiz, güvenli CNG konusundaki yatırımlarımız ortaya çıktı.

2050 yılına kadar dünya çapında yollardaki araç sayısının 2 milyara ulaşacağı ve bunların tükettiği enerji miktarının da ikiye katlanacağını öngörülüyor. Bilim adamları ve mühendisler, on yıllardır geleneksel ulaşım yakıtları olan benzin ve motorine, temiz ve ekonomik alternatifler arıyor.

Dünyada, özellikle kaya gazı ile olağanüstü bir doğalgaz devrimi yaşanan ABD’de, ulaşım araçlarında CNG (sıkıştırılmış doğalgaz) kullanımı hızla artıyor. Avrupa’da ağır ticari araçların CNG ve LNG kullanımını desteklemek ve geliştirmek için AB destekli stratejik projeler geliştiriliyor ve “Mavi Koridor” (Blue Corridor) projesi gibi akıllı taşımacılık koridorları oluşturuluyor. Dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak CNG’nin kullanımı ülkemizde de son yıllarda başta şehir içi toplu taşıma araçları olmak üzere yaygınlaşıyor.

SOCAR olarak misyonumuz akaryakıtın ekonomik, güvenli ve temiz bir alternatifi olan CNG’yi Türk tüketicisine tanıtmak ve onu hem Türk tüketicisi hem de Avrupa’nın bir noktasından CNG’li araçlar ile Türkiye üzerinden geçmek isteyen sürücüler için ulaşılabilir kılmak.

Bu amaçla ilk etapta kuzeyden güneye, batıdan doğuya, İstanbul-İzmir ve İstanbul-Ankara-Mersin hattında oluşturduğumuz “Türk Mavi Koridor ”un daha da uzaması için yatırımlarımız devam ediyor.

Biliyoruz ki firmaların en büyük giderini yakıt kalemi oluşturmakta. Firmalar için yakıtta kazanacakları en küçük avantaj bile büyük bir değer. Biz müşterilerimize sunduğumuz geleceğin yakıtı CNG ve geliştirdiğimiz DUAL SYSTEM teknolojisi ile araçlarının çok büyük oranda motorin yerine daha ucuz ve temiz bir alternatif olan doğal gaz tüketmesinin önünü açıyoruz.

Bu sayede filo sahipleri, kamyon sahipleri, otobüs şirketleri, kargo firmalarını, uzun yol yapan tüm araçları CNG’nin avantajı ile tanıştırmak istiyoruz.

SOCAR DUAL SYSTEM ile dönüşüm ve menzil problemlerini, SOCAR CNG istasyonları ile de ulaşılabilirlik sıkıntısını ortadan kaldırıyoruz. Geleceğin yakıtıyla bugünden kazandırıyoruz.

SOCAR Turkey Petrol Enerji Dağıtım A.Ş. Hakkında

SOCAR Turkey Petrol Enerji Dağıtım A.Ş.; Türk enerji sektörüne 2008 tarihinde PETKİM’in en büyük hissedarı olarak giren Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR’ın petrol ürünleri ve enerji dağıtımı konusunda faaliyet gösteren kuruluşudur.

Şirketin ana faaliyet alanı havacılık, deniz ve hava yakıtları ve LNG, CNG dağıtım ve ticareti konularını kapsamaktadır.

Borusan-EnBW Enerji yatırımlarına hız verdi

Rüzgâr enerjisinde Türkiye’nin lideri olmayı hedefleyen Borusan EnBW Enerji, Bandırma Rüzgar Santrali kapasite artışı, Koru, ve Mut Rüzgâr Enerjisi Santrallerinden sonra Bursa Karacabey’deki Harmanlık Rüzgar Enerjisi Santrali’nin açılışını da gerçekleştirdi.

52,8 MW kurulu güce sahip Harmanlık RES, Türkiye’nin enerji üretimine yapacağı katkının yanı sıra karbondioksit salınımının azalmasına ve çevrenin korunmasına da güçlü bir destek sağlayacak.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığı yatırımlarla portföyünü güçlendirmeye devam eden Borusan EnBW Enerji, Bursa’nın Karacabey ilçesinde kurduğu Harmanlık Rüzgar Enerjisi Santrali’ni (RES) resmen açarak hizmete soktu.
16 türbinden oluşan Harmanlık Rüzgar Enerjisi Santrali toplam 52,8 MW kurulu güce sahip bulunuyor. Yılda 90.000 ton karbondioksit salınımı azaltması beklenen santral, lisans ömrü boyunca doğaya yaklaşık 2 milyon ağaca eşdeğer katkı yapacak.

“Hedeflerimize doğru ilerliyoruz”
Harmanlık RES’in açılışı nedeni ile düzenlenen törende Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla şunları söyledi:
“Borusan EnBW Enerji ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme ve rüzgar enerjisinde sektör lideri olma vizyonuyla yoluna devam ediyor. Harmanlık RES’in açılışıyla birlikte geçen yıl başlattığımız 330 milyon ABD doları tutarında, Avrupa’nın en büyük karasal rüzgar enerji yatırımlarından biri olan yatırımımızı tamamlamaya çok yaklaştık. Koru RES, Mut RES ve Harmanlık RES’in kurulumları ile Bandırma RES’in kapasite artırımı tamamlandı. Fuatres RES de devreye girdiğinde Türkiye’ye rüzgâr enerjisinde 332 MW toplam güç kazandırmış olacağız. Yenilenebilir ve temiz kaynaklar kullanarak ülkemizin enerjideki dışa bağımlılığının azalmasına katkı yapıyoruz. Yatırımlarımız aynı heyecanla devam edecek.”

Doğaya 2 milyon yeni ağaç kazandırmaya eşdeğer katkı!
Halen ticari işletmeye alınmış olan Koru RES, Mut RES ve Harmanlık RES’in toplam kurulu gücü 150 MW düzeyine ulaşıyor. Rüzgar enerjisi santralleri, kömür ve doğalgaz gibi küresel ısınmayı artırıcı karbondioksit gazı salan santrallerin yerine üretim yaptığı için bu tesisler Türkiye’de karbondioksit salınımının azalmasına ve çevrenin korunmasına ciddi katkılarda bulunacaklar. Karbon salınımının azalmasına Harmanlık’ın yılda 90.000 ton, Koru’nun 108.000 ve Mut santralinin de yaklaşık 85.000 ton katkı yapması bekleniyor. Bu santrallerin her biri doğaya 2 milyon ağaç kazandırılmasına eşdeğer katkı yapacak.

Ürdün Prensi Assem Bin Nayef işbirliği başlatıyor

Akıllı şebekeler; tedarikçi ve tüketici arasında karşılıklı elektronik iletişimin sağlanması amacıyla akıllı sayaç ve izleme sistemlerinin elektrik şebekelerine eklenerek kullanıcı güvenliğinin sağlanması gereken bir sistem.
Enerji kayıplarını önleyerek ihtiyacı karşılamak, sistemlerde oluşan teknik arızaların hemen giderilmesini sağlamak akıllı şebeke sistemlerini uygulamak ile mümkün. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda düzenlenecek olan ICSG 4. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongresi Uluslar arası platformda sektör liderlerini Türkiye ‘de bir araya getirecek. Bu kapsamda ilk kez Türkiye’ye gelecek olan Ürdün Prensi Assem Bin Nayef ICGS ile ekonomik iş birliklerini başlatacak.

ULUSLARARASI ENERJİ ZİRVESİ’NDEN TÜRKİYE’YE
UGETAM Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda “Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongre” Başkanı Prof. Dr. Ümit Doğay Arınç ,Uluslararası Ürdün Enerji Zirve’si için Ürdün Prensi Assem Bin Nayef’in davetlisi olarak enerji sektörünün önemli buluşma noktası olan, Başkent Amman’da gerçekleşen “International Jordan Energy Summit 2015 ” (JIRES 2015) zirvesine katıldı.

Üç günlük zirve boyunca; Prens Assem Bin Nayef ve Arap Yenilenebilir Enerji Komisyonu (AREC) Başkanı Mohammed Al Taani başta olmak üzere üst düzey bürokratlar ve enerji sektörü yöneticileri ile ikili görüşmelerde bulunarak UGETAM AŞ’nin faaliyet alanlarından; eğitim, belgelendirme, teknolojik hizmetler, denetim, muayene ve yenilenebilir enerji konuları ile bilgilendirmede bulundu. UGETAM İstanbul merkez olmak üzere 3 bin kilometre yarıçaplı daire içinde bulunan bütün ülkelerin doğalgaz eğitimi ve doğalgaz cihazları test-sertifikasyon hizmetlerini karşılıyor. UGETAM aynı zamanda Ortadoğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika’daki enerji altyapı ihtiyacı ve donanımını karşılamak konusunda merkezi rol üstleniyor ve bu bölgede bir eşi benzerinin olmaması ile dikkat çekiyor.

AKILLI ŞEBEKELERDE EN ÖNEMLİ ADIM ICSG 2016
Akıllı şebeke ve şehir sistemleri doğrultusunda düzenlenecek ICSG 2016, akıllı ulaşım sistem araştırmacıları, uygulayıcıları, geliştiricileri ve kullanıcıları için üstün fikirleri ve üst düzey teknoloji ürünlerini tartışmak ve keşfetmek, teknikleri, araçları ve deneyimleri paylaşmak için uluslararası önemli bir platform.
20-21 Nisan 2016 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek olan “4. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongre ve Fuarı”na, Ürdün Prensi Assem Bin Nayef‘in katılacağını açıklaması, iki ülke arasındaki ticaret hacmini geliştirmek açısından önemli bir adım.

Obama’nın Danışmanı John McDonald ICSG’ye geliyor

ABD Başkanı Barack Obama Paris Anlaşması’nın iklim değişikliğiyle mücadelede bir dönüm noktası olduğunu ve anlaşmanın iklim krizinin çözümü için dünyanın ihtiyacı olan sürdürülebilir çerçeveyi oluşturduğunu belirtti.

Bu tür çalışmaların öneminin tüm dünya ülkelerinin her birinin ayrı önem arz ettiği düşünülürse; Bu kapsamda enerji kullanımı verimliliği açısından 2023 hedefleri doğrultusunda “Akıllı Şebekelerde Yol Haritası” belirlenerek Türkiye adına ilk ve en önemli adım atılacak. Bu kapsamda Obama’nın Enerji Baş Danışmanı John McDonald “her yönüyle dünyada akıllı şebekeler ve şehirlerin mevcut durumu ve geleceği” hakkında son gelişmeleri duyurmak için ICSG İstanbul’a katılacak.

Akıllı şebekeler; tedarikçi ve tüketici arasında karşılıklı elektronik iletişimin sağlanması amacıyla akıllı sayaç ve izleme sistemlerinin elektrik şebekelerine eklenerek kullanıcı güvenliğinin sağlanması gereken bir sistem. Enerji kayıplarını önleyerek ihtiyacı karşılamak, sistemlerde oluşan teknik arızaların hemen giderilmesini sağlamak akıllı şebeke sistemlerini uygulamak ile mümkün. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda düzenlenecek olan ICSG 4. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongresi Uluslararası platformda sektör liderlerini Türkiye ‘de bir araya getirecek.

ICSG kapsamında düzenlenecek paneller Dünya’da alanında en önemli isimleri de Türk işadamları ve uzmanlar ile bir araya getirme fırsatı sunacak.

“Her yönüyle dünyada akıllı şebekeler ve şehirlerin mevcut durumu ve geleceği” paneline katılacak isimler arasında; Obama’nın Enerji Baş Danışmanı John McDonald, Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü Dönem Başkanı Miroslav Begovic, 100’ün üzerinde akademik yayını bulunan Damir Novose, Alstom şebekeler direktörü Jay Giri gibi sektöre yön veren önemli isimler yer alıyor.

UGETAM Başkanı Prof. Dr. Ümit Doğay Arınç’ın Yürütme Kurulu Başkanlığı görevinde bulunduğu ICSG İstanbul 2016 Yürütme Kurulu Toplantısı yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Vodafone Genel Müdürlüğünde gerçekleştirilen toplantıya; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar, TÜBİTAK Baş Uzmanı Dr. Erkan Danacı, BOTAŞ Başkan Yardımcısı Mürşide Taymaz, TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak, TETAŞ Genel Müdür Yardımcısı Özcan Altındağ, TEDAŞ Genel Müdür Yardımcısı Orhan Gayretli, Statügaz Genel Müdürü Emre Yenigezer, Vodafone M2M Ürünleri Kıdemli Müdürü Halil Tekşal, HHB Expo Yönetim Kurulu Başkanı Şule Dadak Dayangaç katıldı. Fuarla eş zamanlı 2 gün sürecek olan Kongre için Bilim Kurulu tarafından oluşturulan panel içerikleri ve yurtdışından katılacak isimler de basına duyuruldu.

Akfen Holding enerji yatırımlarını artırıyor

EBRD Akfen Holding’in yenilenebilir enerji şirketlerine en büyük sermaye yatırımını yaptı.

Akfen Holding, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren bağlı ortaklıkları Akfenhes, Akfenres, Akfen Toptan ve Holding’e devrinin ardından Karine GES’in toplam yüzde 20 hissesi için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile 100 milyon Amerikan Doları karşılığında Ortaklık Sözleşmesi imzaladı.

Akfen Holding’in bağlı ortaklıkları Akfenhes Yatırımları ve Enerji Üretim A.Ş., Akfenres Rüzgar Enerjisi Yatırımları A.Ş. ile birlikte güneş enerjisi alanında faaliyet gösteren ve Holding’e devri için hisse satış sözleşmesi imzalanan Karine Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne (Karine GES) yatırım yapması için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yapılan görüşmeler sonuçlandı.

100 milyon dolarlık ortaklık sözleşmesi Akfen Holding, yapılan görüşmeler neticesinde yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren bağlı ortaklıkları Akfenhes, Akfenres, Akfen Toptan ve Holding’e devrinin ardından Karine GES’in bir çatı altında toplanarak yapılandırılacak olan yenilenebilir enerji şirketinin toplam yüzde 20 oranındaki hisseleri için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile 100 milyon Amerikan Doları karşılığında ortaklık sözleşmesi imzaladı.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Akfen Holding CEO’su Süha Güçsav, enerji sektöründeki yatırımların Şirketin büyüme hedefleri kapsamında önemli bir yer tuttuğunu ifade ederek, “Yapılandırılacak yenilenebilir enerji şirketine EBRD tarafından aktarılacak tutarlar halen devam eden yatırımlar ve bundan sonra karar verilecek yeni yatırımların gerçekleştirilmesinde kullanılacak” dedi.

Yenilenebilir enerjide en önemli oyunculardan biri olacak Akfen Holding CEO’su Güçsav, sözlerine şöyle devam etti: “Orta ve uzun vadede enerji sektörünün her alanında var olacak ve düzenli enerji üretecek dengeli bir portföy oluşturmak üzere gerekli çalışmaları yapıyoruz. Organik ve inorganik yapılar ile HES, RES ve GES projelerimizi çeşitlendirmeye devam etmeyi planlıyoruz. Bundan böyle Akfen yenilebilir enerji alanında yapacağı yatırımlar ile bu alanda en önemli oyunculardan bir tanesi olmayı planlamaktadır. EBRD ile yaptığımız ortaklık sözleşmesini bunun önemli bir adımı olarak konumlandırabiliriz.”

ŞİRKETİN SERMAYE YAPISINI GÜÇLENDİRECEK
Akfen Holding ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) arasında imzalanan ortaklık sözleşmesinin, Akfen Enerji Grubu’nun uzun vadeli değer yaratma stratejisine ciddi katkı sağlaması amaçlanıyor. Buna göre şirketin kurumsal yönetim, şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlenmesi ile birlikte sermaye yapısının optimizasyonu ve EBRD’nin çok uluslu kimliği ve yerel varlığının da etkisi ile piyasa düzenleyicileri, karar vericiler ve tüm diğer paydaşlar ile daha verimli çalışabilmek konularında Akfen Enerji Grubuna önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

Enerji Bakanı Albayrak BOTAŞ’ı ziyaret etti

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) Marmara Ereğlisi LNG Terminali’ni ve TPAO’nun Doğalgaz Depolama Tesisini ziyaret etti.

BOTAŞ Genel Müdür Vekili Mehmet Konuk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez ve BOTAŞ Marmara Ereğlisi LNG Terminali İşletme Müdür Vekili Nigar Aygün ile BOTAŞ’ın Marmara Ereğlisi LNG Terminali’ni gezen Albayrak, burada yetkililerden tesis ve üretim miktarı hakkında bilgi aldı.

Türkiye’nin 2 LNG terminalinden biri olan BOTAŞ Marmara Ereğlisi LNG Terminali, 1994 yılında devreye girdi.
Söz konusu terminalde LNG gemilerinin boşaltılması, LNG depolanması, LNG gazlaştırarak ana iletim hattına sevk edilmesi ve kara tankerine LNG yükleme işlemleri gerçekleştiriliyor.

Terminalde 125 bin metreküplük bir geminin LNG boşaltması 12 saat sürüyor. Boşaltma esnasında gazın kalitesi her 4 dakikada bir ölçülüyor.

Buna göre 12 saat boyunca toplamda 180 ölçüm yapılıyor.125 bin metreküplük bir gemi 4 gün içinde gazlaştırılarak ana hatlara gönderilebiliyor. Yıllık 6 milyar metreküp doğalgaz sevkiyat kapasitesine sahip olan terminal, Türkiye’nin hali hazırda doğalgaz tüketiminin yaklaşık yüzde 12’sini karşılıyor.

TPAO’nun Doğalgaz Depolama Tesisini ziyaret

Bakan Albayrak, BOTAŞ Marmara Ereğlisi LNG Terminali’ni ziyaretinin ardından TPAO’nun Silivri’deki Doğalgaz Depolama Tesisine ziyarette bulundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez ve TPAO Genel Müdürü Besim Şişman ile tesisi gezen Albayrak, burada yetkililerden bildi aldı.

Mevcut doğalgaz depolama kapasitesi hali hazırda 2,6 milyar metreküp olan söz konusu tesisin kapasitesinin 4,3 milyar metreküpe çıkarılması planlanıyor.

Tesisin günlük geri üretim miktarı ise 20 milyon metreküp civarında.

Bu arada Türkiye’nin 2015 yılında doğalgaz tüketimi yaklaşık 50 milyar metreküp olarak gerçekleşti.