11.2 C
İstanbul
Cumartesi, Nisan 4, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 167

Doğalgaz indirimi yakında belirlenecek

Bazı basın yayın organlarında İran ile Türkiye arasındaki doğalgaz ticareti kapsamında Uluslararası Tahkim Mahkemesinin kararı sonrası İran tarafından yapılacak indirim oranında anlaşıldığı yönünde haberler yer almaktadır. Haberlerde bahsedildiği gibi bir oran üzerinde kesin mutabakat henüz sağlanmamıştır.

Süreç oldukça şeffaf olarak yürütülmekte olup, Mahkemenin verdiği bağlayıcı karar ve oran kesinleştiği zaman Enerji Bakanlığı tarafından açıklanacak ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın da ifade ettiği şekilde, muhtemelen kış gelmeden, vatandaşlarımıza indirim olarak yansıtılacaktır.

Darbe fırsatçılarına ceza uygulanacak

Örgüt üyelerinin darbe kalkışması yaptığı gece vatandaşa hizmet vermeyen bazı akaryakıt istasyonları Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından incelemeye alındı.

15 Temmuz gecesi bazı vatandaşlar araçlarına akaryakıt almak için bayilere geldiğinde bazı istasyonların kapalı olduğunu gördü.

İstasyonların kapalı olması darbe girişimine tepki vermek için araçlarıyla dışarıya çıkan halkın mağdur olmasına neden olmuştur.

Darbe girişiminin başlaması sırasında vatandaşa hizmet vermeyen ve bu olayı fırsata çevirmek için tarife dışı akaryakıt satan bazı akaryakıt istasyonlarına EPDK tarafından ceza yazılacağı bildirildi.

Darbe girişiminin gerçekleşmesinin ardından hizmet vermeyen akaryakıt istasyonlarının tespit edildiğini belirten Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Mustafa Yılmaz, “Bu durumu fırsata çevirmek için pahalı akaryakıt satan istasyonların olduğunu da vatandaşlarımızın şikayetleri neticesinde öğrendik. Kanun dışı hareket eden bu istasyonlar hakkında gerekli incelemeler başlatılmış olup, gerekli görülmesi halinde ceza işlemi uygulayacağız. Ülkenin zor zamandan geçtiği gece hizmet vermeyen istasyonlar bu gece hizmet vermeyecekse ne zaman vermeyi düşünüyorlardı diye sormanın da gerekli olduğunu düşünüyoruz. Gerekli talimatlar verildi ve süreç en hızlı şekilde tamamlanacaktır” dedi.

Darb-e & Arbe-d

1960 yılında dünyaya gelen darbe 56 yaşında olmasına rağmen 18 yaşında delikanlı edasıyla kendisini çağın cihazlarıyla donatmış whatsupp aracılığıyla koordine olmuştur. Halkın parasıyla vatanı korumak için alınan silahlarla halka karşı kanlı saldırı gerçekleştirmiştir.

Halk, ‘Parayı biz çöpte bulmadık, boğazımızdan artırdık, eşşek gibi gece gündüz demeden çalıştık. Bizim paramızla alınan silahları bize karşı kullanamazsınız’ diyerek darbecilerin karşısına çıkarak en başında duran D harfini alarak en sona atmış ve bu hareketle Darbe; arbe-D olmuştur.

Her darbe esasında bir kalkışmayla başlar ve gerçekleşmesiyle namı değer adına yakışır Darbe olarak yıkıcı etkisiyle kendisinden söz ettirir. (adı batasıca)

15 Temmuz gecesi komutanların birbirleriyle iletişim kurarak başlattıkları girişim halkın sokağa çıkmasıyla son bulmuştur.

Darbe iyidir, candır, kandır diyebilecek insanların var olduğunu hepimiz biliyoruz.

15 Temmuz arbe-D’si darbe olabilseydi, 27 Mayıs darbesi gibi acaba bayram olarak yıllarca kutlanabilecek miydi?

Bence korku ile yapmacık bir bayram kutlanacaktı. Darbecilerin aileleri, eşi, dostu, hısım akrabaları bayram yapacak, bu ülkenin esas evlatları da onlara hizmet edecek. Yaptığı hizmetlerde kusur ederlerse de cezalandırılacaklardı.

Bugünlerde yollarda sevinen insanları görüyor ve neden bu insanlar seviniyor? ‘masum insanlar tanklar altında ezildi, helikopterlerle insanlarımız tarandı, meclisimiz ve değerlerimize asker elbiseli hainler saldırdı. Üzülmemiz lazım’ diye aklımızdan geçiriyoruz ya!

Esasında darbecilerin bayram yapamadığı ve şehitlerimizin nedensiz aramızdan ayrılmadığı için sevinildiğini aklımıza getirmiyoruz.

İletişimin önemini bir kez daha anlamış olduk. Whatsupp grubu ile koordine olan darbeci komutanların karşısına son teknoloji kullanılarak cumhurbaşkanı ile iletişim kuran halk çıkmıştır.

Teknoloji darbeyi başlatmış, bir başka daha iyi teknoloji ile de darbe başlamadan son bulmuştur.

Darbenin son bulmasına ağlayanlar ile üzülenlerin de olduğunu üzülerek belirtmek isterim.

Darbelerin her türlüsüne karşıyım.  Keşke Kenan Evren’de darbe girişiminde zamanımız hain subayları gibi ellerinden kelepçelenip, don ve atlet şeklinde TRT ekranlarında deşifre edilebilseydi de güzel yurdumuz 100 geriye mahkum edilmeseydi.

Keşke 1980 darbesi olmasaydı da darbe sevdalısı komutanlar bugün tankların içine kandırılmış askerleri bindirmeseydi…

Keşke 1980 darbesi olmasaydı da bugün tankların üzerinde hatıra resmi çekinenler hafızalarımıza kazınmasaydı…

Keşke 1980 darbesi olmasaydı da bugün askeri elbise içinde kendi halkına kurşun sıkan hainler olmasaydı…

Keşke 1980 darbesi olmasaydı da bugün sivillerimiz askeri darp etmeseydi…

Keşke 1980 darbesi olmasaydı da Ziya Şark Sofrasında çalışan Tokat Sulusaray Alpudere köyünden Şehit Mehmet Güder ailesiyle beraber olabilseydi…

Bizler halkız, keşke deriz dururuz, komutanlar suçludur ama askerler günahsızdır şeklinde konuşuruz, şu şöyle olsun bu da böyle olsun diyerek duygularımızla hareket ederiz.

Lakin devleti yönetenlerin bizler gibi düşünme lüksleri olamaz.

O nedenle;  Sultan Abdülhamid Han’ın dediği gibi, “Hak isteyene hakkını verin, baş kaldıranın başını kesin!”

Pekin’de enerji ittifakı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen G20 Enerji Bakanları Toplantısı çerçevesinde “Uluslararası Enerji Gelişimi için Tahminler, Fırsatlar ve Tehditler” oturumunda yaptığı konuşmada “Enerji sorunlarına çözüm ararken, bu çözümlerin bölgesel ya da küresel istikrara, barışa, huzura olan katkısını öncelik olarak belirlememiz gerekir” dedi.

Kendisine moderatörlük fırsatının verilmesinden dolayı memnuniyetini ifade eden Bakan Albayrak, enerji piyasalarının hızla küreselleştiği, fırsat ve risklerin aynı şekilde artış gösterdiği bir dönemde bu konunun ele alınmasının son derece doğru olduğuna işaret etti.

Enerji konusunun son yıllarda dünya gündeminin en üst sıralarında yer aldığına dikkati çeken Albayrak, bir tarafta üretici ve tüketici ülkelere olan etkileriyle değişken petrol fiyatları, diğer tarafta enerji arz güvenliği endişeleri ve kaynaklar açısından zengin ülkelerde devam eden siyasi istikrarsızlık ve çatışmalar bulunduğunu söyledi.

“Siyasi olarak istikrarsız hangi coğrafyaya baksak, enerji kaynaklarının bu bölgelerde yoğunlaştığını görmekteyiz. Bu durum akla şu soruyu getiriyor: Tüm bu çatışma ve istikrarsızlıkların engellemesinde enerji kaynaklarının rolü yadsınabilir mi?” ifadesini kullanan Albayrak, yaşanan süreçlerin di̇kkate alındığında artık enerji̇ kaynaklarının paylaşımı ya da dünyanın arz güvenli̇ği̇nin farklı bi̇r konsept ile ele alınması gerekliliğinin ortaya çıktığını kaydetti.

“Enerji sorunlarına ya da enerji temelli sorunlara çözüm ararken, bu çözümlerin bölgesel ya da küresel istikrara, barışa, huzura olan katkısını öncelik olarak belirlememiz gerekir.” diyen Albayrak, her krizin gelişme için fırsatlar sunduğuna inandığını ifade etti.

“Bugün enerji kaynakları ve enerji güzergahları ne kadar mücadeleni̇n kaynağı i̇se bi̇r o kadar da i̇ş bi̇rli̇ği̇ni̇n, i̇sti̇krarın ve i̇tti̇fakların kaynağı olabi̇leceği̇ne de i̇nanıyoruz. Günümüzde, ülkeler arasında i̇ş bi̇rli̇ği̇ ve dayanışma olmadan, hi̇çbi̇r ülkeni̇n enerji̇ arz güvenli̇ği̇ni̇ tek başına sağlamasının mümkün olmayacağını düşünüyoruz. Bölgesel i̇sti̇krar ve huzuru önceli̇k olarak beni̇msemeyen hi̇çbi̇r i̇ş bi̇rli̇ği̇ ve ti̇careti̇n de kalıcı olmayacağına i̇nanıyoruz.” şeklinde konuşan Enerji Bakanı, Türkiye’nin tüm politikalarındaki temel kaygısının bölgesel ve küresel barış ve istikrarın sağlanması olduğunu vurguladı.

“Üstümüze düşen her sorumluluğu alırız ve risk almaktan çekinmeyiz. 3 milyon mülteciye kapımızı açtık. Sınır, inanç veya etnik köken tanımayan terörizme karşı savaşımıza devam edeceğiz. Her zaman barış ve hoşgörüyü temel alan yapıcı bir yaklaşımı savunuyoruz.” ifadesini kullanan Albayrak, Türkiye’nin politikalarını oluştururken enerjiyi yapıcı ve tamir edici bir enstrüman olarak kullandığına dikkati çekti.

Albayrak, “Tarafların ekonomilerine katkı sağlayan uluslararası enerji projelerinin, bölgesel huzur ve istikrar çıtasını da yükseltmek için bir fırsat olacağına inanıyorum. Bu öneri ulusal çıkarların ötesine gitmektedir.” değerlendirmesinde bulundu ve söz konusu önerinin sorumlu bir yaklaşım gerektirdiğini, Türkiye’nin bu önemli sorumluluk için güçlü bir şekilde çalıştığını kaydetti.

TANAP ve TAP

Trans Anadolu Ham Petrol Boru Hattı Projesinin (TANAP) burada bahsedilebilecek en uygun proje olduğuna inandığını ifade eden Enerji Bakanı, Türkiye’nin TANAP ile ilişkilerini ve iş birliğini güçlendirdiğinin altını çizdi.

“TANAP ve Güney Gaz Koridoru Türk ve Avrupa’nın arz güvenliğine olan etkileri ile bir model olarak alınabilecek prototip enerji projesi niteliğindedir. Geçtiğimiz ay temel atma törenine katıldığımız Trans-Adriyatik Boru Hattı Projesi (TAP) bahsedilebilecek diğer bir önemli projedir.” ifadelerine yer veren Albayrak, Türkiye’nin muhtemel bir Avrupa Birliği (AB) üyesi olarak AB’nin iç enerji piyasası ve arz güvenliğine çok önemli bir katkısı olacak TAP’ı desteklediğini söyledi.

Bakan Albayrak, “Enerjiyi sadece kaynak temini ve kaynak yönetimi olarak görmüyor olmamız, bizi daha geniş kapsamlı bir yaklaşım sahibi olmaya götürüyor.” dedi. Albayrak, Türkiye’nin ilerlemesinin devam edeceğine ve gelecekte bölgesel bir model olma amacıyla birikim ve deneyimlerini uygulamak için daha yoğun çalışacağına vurgu yaptı.

Albayrak, “Prensipli bir şekilde ilerlememiz sadece Türkiye’ye değil tüm bölgeye hizmet edecek ve daha parlak bir gelecek inşa etmeye katkı sağlayacak.” diyerek sözlerini tamamladı.

Rusya ve Türkiye’nin ortaklığı devam edecek

Avrupa Politika Merkezi (EPC) Uzmanı Marco Giuli yaptığı açıklamada Türkiye ile Rusya’nın enerjide ortaklığa devam edeceklerini söyleyerek, bu ortaklığın önemini her iki tarafında çok iyi bildiklerini belirtti.

Rusya Türkiye ile enerji ortağı olarak kalacağının altını çizen Giuli, Türk Akımı projesinin de tekrar gündeme geleceğini iddia etti.

Giuli, “Bu ortaklığın bozulması için yoğun çaba harcayan bir kesim vardır. Uluslararası çevrede zorluklar ile karşılaşılıyor” diyerek konuştu.

Berat Albayrak’ın G-20 Enerji Bakanları toplantısı konuşması

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın G-20 Enerji Bakanları toplantısı konuşması

Artık taklitçilik yapılamayacak

AK PARTİ Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız başkanlığında toplanan komisyon, 191 maddelik tasarının görüşmelerini tamamladı. Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda kabul edildi.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlamayı amaçlayan tasarının örnek bir çalışma ile komisyondan geçtiğini belirterek, katkıda bulunanlara teşekkür etti.

Tasarının Türkiye açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Bakan Işık, hazırlık, alt komisyon ve ana komisyon görüşmelerinin tam bir katılım anlayışı içinde geçmesinden duyduğu mutluluğu ifade etti.

Işık, “Olgunlaşmış bir yasa tasarısını TBMM Genel Kurulu’na getirme aşamasına geldik. Ümidim ve arzum, Genel Kurul sürecini de muhalefet partilerimiz ve iktidar partimizin el birliği içinde yürütmesi ve kısa sürede mutabakatla bir sınai mülkiyet kanunu çıkarmamızdır. Bununla ilgili de grup başkan vekillerimiz ile temas kurup tasarının öncelikli olarak gündeme gelmesini iletmeyi arzu ediyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Komisyon Başkanı Altunyaldız da alt ve ana komisyonda çalışmalara katkı veren iktidar ve muhalefet milletvekillerine teşekkür etti.

Ülke çıkarları doğrultusunda örnek bir iş birliği içinde tasarının şekillendirildiğine işaret eden Altunyaldız, Türkiye’nin uzun yıllardır beklediği ve pek çok ihtiyaca cevap verecek bir tasarının hazırlandığını bildirdi.

Komisyonda kabul edilen tasarı, marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Tasarı ile Türk Patent Enstitüsünün adı Türk Patent ve Marka Kurumu olarak değiştiriliyor. Kurumun kısa adı da “Türk Patent” olarak düzenleniyor.

Tescilli markaların piyasada daha etkin kullanımını sağlamak ve kullanılması düşünülmeyen mal ve hizmetler için marka tescil talebinde bulunulmasının önüne geçmek amacıyla yayıma itiraz eden taraftan kullanıma ilişkin bilgi ve belgeler sunulmasının talep edilmesini sağlayan düzenleme getirilmesiyle, markaların kullanımının özendirilmesi hedefleniyor.

AB düzenlemesine paralel olarak yedi yıl sonra yürürlüğe girmek üzere, markalara idari iptal getiriliyor, marka tescil süreçleri kısaltılıyor.

Önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı muvafakatnamenin Türk Patent ve Marka Kurumuna sunulması halinde başvurunun reddedilemeyeceğine ilişkin düzenleme getiriliyor.

Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilecek.

Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerine başvuru reddedilecek.

Kanunla sağlanan marka koruması, tescil yoluyla elde edilecek. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine ait olacak ve marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde bazı fiillerin önlenmesini talep etme hakkı olacak.

Tescilli bir markanın, basılı olarak veya elektronik ortamda sunulan sözlük, ansiklopedi ya da başka bir başvuru eserinde, tescilli olduğu belirtilmeden jenerik ad izlenimi verecek şekilde yayımlanması durumunda, marka sahibinin talebine bağlı olarak yayımcı, elektronik ortamda sunulan eserlerde derhal, basılı eserlerde ise ilk baskısında markanın tescilli olduğunu belirtmek suretiyle yanlışlığı düzeltecek ya da markayı eserden kaldıracak.

Tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilecek.

Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilinin yapılması halinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilecek.

Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması’na taraf devletlerden birinin uyruğunda olan ya da bu devletlerden birinin uyruğunda olmamakla beraber bunlardan birinde yerleşim yeri veya işler durumda ticari müessesesi bulunan gerçek ya da tüzel kişiler veya bunların halefleri, bu devletlerin herhangi birinde yetkili mercilere markanın tescili için usulüne uygun olarak yaptıkları başvuru tarihinden itibaren altı aylık süre içinde, Paris Sözleşmesi hükümleri kapsamında aynı marka ve aynı mal veya hizmetler için Türkiye’de başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanacak.

Markaların Uluslararası Tescili Konusundaki Madrid Sözleşmesi ile İlgili Protokol kapsamında yapılan bir uluslararası başvuru, Türk Patent ve Marka Kurumuna doğrudan yapılan bir başvuruyla aynı sonuçları doğuracak.

Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılacak.

Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıl olacak. Bu süre, 10’ar yıllık dönemler halinde yenilenecek.

Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilecek.

Mahkeme tarafından ilgili maddeler uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilecek. Menfaati olanlar, cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilecek. Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, markaya kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacak.

Koruma süresinin dolması ve markanın süresi içinde yenilenmemesi; marka sahibinin marka hakkından vazgeçmesi durumunda da marka hakkı sona erecek.

Marka sahibinin izni olmaksızın markayı kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle, markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak; marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek “marka hakkına tecavüz” sayılacak.

Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 21 güne kadar adli para cezası verilecek.

Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişiye, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek.

Yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.

Tasarıda, coğrafi işaret hakkı, geleneksel ürün adı hakkı ile birlikte düzenleniyor.

Bu kapsamda, geleneksel ürün adının tescil yoluyla korunmasına ilişkin düzenleme getiriliyor.

Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı başvurularının bültende yayımlanması suretiyle tescil maliyetinin büyük kısmını oluşturan ilan ücretleri ortadan kaldırılıyor.

İlan süresi altı aydan üç aya indirilerek tescil süreci kısaltılıyor, Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarına itiraz imkanı getiriliyor.

Coğrafi işaretli ürünlerin denetimine ilişkin rapor sunma sıklığının on yıldan iki yıla indirilmesiyle denetim etkin hale getiriliyor.

Denetim raporu sunulmaması da yaptırıma bağlanıyor.

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, üretimde yeni metotların geliştirilmesi, iklim değişikliği gibi nedenlerle ürün özelliklerinde meydana gelebilecek değişikliklerin sicile kaydedilebilmesine imkan veriliyor.

Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip kişilerin açmış olduğu tecavüz davasında, sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyecek.

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda kabul edilen Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı’na göre, kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemeleri olacak.

Bu mahkemeler tek hakimli olarak görev yapacak. Türk Patent ve Marka Kurumunun kanun hükümlerine göre, aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olarak belirlendi.

Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği ya da bu fiilin etkilerinin görüldüğü yerin mahkemesi olarak belirleniyor.

Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerde olacak.

Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, Türk Borçlar Kanunu’nun zaman aşımına ilişkin hükümleri uygulanacak.

Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak kişilerin açtığı tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyecek.

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilecek.

İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden isteyecek.

Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren 3 ay içinde talep edilen davayı açmaması halinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilecek. Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı halinde ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilecek.

Mahkemenin tedbir kararı verdiği hallerde talepte bulunan lisans sahibi dava açmaya da yetkili olacak. Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden isteyebilecek.

Tasarı ile işlem yetkisi olan kişiler ve tebligata ilişkin usul ve esaslar da belirlenirken, gerçek veya tüzel kişiler ile bu kişiler tarafından yetkilendirilmiş sicile kayıtlı marka veya patent vekilleri Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde işlem yapabilecek.

Tüzel kişiler, yetkili organları tarafından tayin edilen gerçek kişi veya kişilerce temsil edilecek. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilecek.

Vekille temsil edilmeksizin asil tarafından gerçekleştirilen işlemler, yapılmamış sayılacak. Marka veya patent vekili tayin edilmesi halinde, tüm işlemler vekil tarafından yapılacak, vekile yapılan tebligat asile yapılmış sayılacak.

Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar, elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın, tebligat yapılacak kişinin onayı alınmak şartıyla ve enstitü tarafından gerçek veya tüzel kişi için tahsis edilen elektronik posta kutusuna konulmak suretiyle elektronik ortamda tebliği sağlanacak.

Bu şekilde yapılan tebligatlar, tebligat konusu belgenin posta kutusuna konulmasını müteakip muhatabın, posta kutusuna ilk giriş yaptığı tarihte ve her halde belgenin posta kutusuna konulduğu tarihi izleyen onuncu günün sonunda yapılmış kabul edilecek.

Sınai mülkiyet hakkının verilmesi veya tescili ile ilgili işlemler için ödenmesi gereken ücretlerin ödendiğine ilişkin bilginin süresi içinde Türk Patent ve Marka Kurumu’na sunulmaması halinde sınai mülkiyet hakkı başvurusu geri çekilmiş olacak. Sicile kayıtlı sınai mülkiyet hakkıyla ilgili olarak ödenmesi gereken ücretlerin ödendiğine ilişkin bilginin süresi içinde Türk Patent ve Marka Kurumuna sunulmaması halinde, ilgili talep yapılmamış sayılacak.

Kurul kararlarının iptali veya hükümsüzlük istemli davalarda verilen kararlar kesinleşmedikçe icra edilemeyecek.

Kanunda yer alan suçlar sebebiyle el konulan veya muhafaza altına alınan suça konu eşyanın sayısı, ebadı veya niteliği gibi nedenlerle emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda numune alınması mümkün olan eşyadan yeteri kadar numune alınmasının ardından, geri kalan suç eşyası maliye teşkilatına gönderilecek.

Suça konu olan eşyanın, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hakim, kovuşturma aşamasında hükümden önce mahkeme tarafından imhasına karar verilecek. İmha işlemleri Cumhuriyet savcısının başkanlığında maliye teşkilatınca oluşturulan üç kişilik komisyon huzurunda yapılacak ve buna dair tutanak tanzim edilecek.

Türk Patent ve Marka Kurumunun merkez teşkilatı için toplam 278 kadro ihdas edilecek.

Kanunun yayım tarihinden önce enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacak.

Kanunun yayım tarihinden önce yapılmış ulusal patent başvuruları ve faydalı model başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacak. Söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan ek patent başvurularının sonuçlandırılmasında, ek patent başvurusu veya ek patentin bağımsız patent başvurusu ya da patente dönüştürülmesinde, asıl patent başvurusunun başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri uygulanacak.

Maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ulusal aşamaya giren uluslararası veya bölgesel anlaşmalar yoluyla yapılmış patent başvuruları ve faydalı model başvuruları, başvurunun ulusal aşamaya girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre, sonuçlandırılacak.

Su kapasitemiz artıyor

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’na, “sulama yatırımlarıyla” ilgili sunum yaptı.

Özellikle son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle hava sıcaklıklarında artış gözlendiğini ve yağışların düzeninin bozulduğunu belirten Eroğlu, Türkiye’nin yarı kurak iklim bölgesinde olduğunu, yağışların bölgelere ve mevsimlere göre farklılık gösterdiğini anlattı.

Yıllık yağış miktarının 450 milyar metreküp, yıllık toplam kullanılabilir su miktarının 112 milyar metreküp, kişi başına düşen yıllık su miktarının bin 454 metreküp olduğunu dile getiren Eroğlu, bu suyun yüzde 74 sulamada, yüzde 13’ünün içme-kullanmada, yüzde 13’ünün sanayi suyu ihtiyacını karşılamada kullanıldığını kaydetti.

Eroğlu, 13 yılda 320 baraj, 309 gölet, 384 sulama tesisi, 98 içme suyu temini tesisi, 10 atıksu arıtma tesisi, bin 930 taşkın koruma tesisi yapıldığına dikkati çekti.

13 yılda yapılan depolamaların sayısının 70-80 yılda yapılanlardan daha fazla olduğunu ifade eden Eroğlu, Türkiye’nin şu anda 165 milyar metreküp suyu biriktirecek kapasitesi olduğunu dile getirdi.

DSİ tarafından işletmeye açılan sulamalarda üretim değerinin, sulamadan önceki duruma göre 5 kat arttığını söyleyen Eroğlu, Türkiye’nin ekonomik olarak sulanabilir arazisinin 85 milyon dekar, şu anda sulanabilir arazinin ise 62 milyon dekar olduğunu kaydetti.

Diğer araziler için projelerin devam ettiğini, 2019’a kadar takriben 10 milyon dekar arazinin daha sulamaya açılacağını belirten Eroğlu, “Böylece yıllık ilave 10,9 milyar lira zirai gelir artışı sağlanacak.” diye konuştu.

“1000 Günde 1001 Gölet ve Bend Tesisi” inşa edilerek 611 milyon metreküp depolama, 1,7 milyon dekar arazide sulama ve taşkın koruma sağlandığına dikkati çeken Eroğlu, bunun toplam maliyetinin 3,3 milyar lira olduğunu bildirdi. 2019’a kadar bin 71 gölet inşa edileceğini ve 3 milyon dekarın sulanacağını, bunun maliyetinin ise 15 milyar lira olacağını bildirdi.

Eroğlu, projenin gerçekleştirilmesiyle 300 bin vatandaşın iş imkanına kavuşacağını, 3 milyar lira ilave yıllık gelir artışı sağlanacağını, kırsaldaki göçün önlenerek vatandaşın yerinde istihdam edileceğini, taşkın zararları ve toprak erozyonunun önleneceğini, yeraltı suyu potansiyelinin emniyetli rezervde tutulabileceğini vurguladı.

Projenin gerçekleştirilmesiyle civar nüfusun içme suyu ihtiyacının temin edileceğini, hayvanların su ihtiyacının karşılanacağını da anlatan Eroğlu, “Su ürünleri üretimi ülke genelinde yaygınlaştırılacak, yangın söndürme gayesiyle kullanılacak, mesire ve rekreasyon alanları oluşturulacaktır.” dedi

Eroğlu, 2003’ten sonra iptidai sulama sistemi terk edilerek basınçlı borulu sisteme geçildiğini, böylelikle suyun en fazla kullanıldığı alan olan zirai sulamada büyük tasarruflar yapıldığını söyledi.

GAP’a 20 milyar lira yatırım yapıldığını dile getiren Eroğlu, “GAP’ı 2019 sonu tamamen bitirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.

Orta Anadolu Gelişim Projesi, Trakya Gelişim Projesi (TRAGEP), Ege Gelişim Projesi (EGEGEP), Doğu Anadolu Projesi (DAP), Konya Ovası Projesi (KOP) ile ilgili bilgi veren Eroğlu, KOP’tan sonra bölgeye yönelik ikinci bir dev projenin hazırlandığını ifade etti.

Eroğlu, Su Kanunu Tasarısı’nın Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığını da bildirdi.

Tüpraş ülkemizi temsil ediyor

2015-2016 dönemi Süreç Kategorisi’nde “Belediye Kentsel Atık sularının Sanayide Proses Suyu Olarak Kullanılmak Üzere Geri Kazanımı” “projesi ile finalist olan Tüpraş ödül ve sertifikalarını 3 Haziran 2016 tarihinde gerçekleşen ulusal ödül töreninde Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’den aldı

“AB Çevre Ödülü” yönetim, ürün-hizmet ve süreç kategorileri ile ele alınıyor Avrupa’daki tüm kategorilerdeki birinciler ise, Ekim ayında yapılacak tören ile AB üye ülkeler ve aday ülke finalistleri arasından belirlenecektir.

Doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması için rafineride tüketilen suyun doğal kaynaklardan karşılanması yerine atık suların geri kazanılarak elde edilmesine öncelik veren Tüpraş, 2014 Kasım ayından bu yana projeyi uygulamakta.

Acil durumlarda yangın suyu, üretim süreçlerinin değişik kademelerinde ise proses suyu olarak faaliyeti gereği suyu yoğun bir şekilde kullanan Tüpraş, proje ile tüm proses suyu ihtiyacını karşılarken belediye kentsel atık sularının da geri kazanımını sağlıyor. Kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve biyolojik çeşitliliğin yapısını koruyan proje, ekosistemin korunması açısından büyük önem taşıyor.

Öncü bir yaklaşımla kentsel atık suların rafineride kullanılabilecek nitelikte geri kazanılması için araştırma süreci ve fizibilite çalışmaları sonucunda bu teknolojinin geliştirilerek uygulanmasını sağlayan Tüpraş, teknolojiyi uygulamalarına entegre ederek yerel yönetimler ve ülkemiz rafineri sektörü için de ilke imza atmış oldu.

Kaynakların etkin ve verimli kullanımı, operasyonel şartları iyileştirerek ham su tüketiminin azaltılması için birçok verimlilik projesi yürüten Tüpraş, doğal kaynaklardan çekilen ham su miktarında saatte yaklaşık 1.250 metreküp azalma sağlıyor. Bu miktar yaklaşık olarak 130 Bin nüfuslu bir ilin saatlik su kullanımına eş değer.

Yatırım harcaması yaklaşık 55 Milyon TL olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü ile birlikte geliştirilen Körfez Tesisi Kentsel Atık sularının Sanayide Proses Suyu Olarak Kullanılmak Üzere Geri Kazanımı Projesi İzmit Rafinerisi’nde iki aşamalı olarak Kasım 2014 ve Mayıs 2015 tarihlerinde devreye alınmıştı.

2014 döneminde Tüpraş yine “Membran Dearator Soğuk Kazan Besleme Suyu ile Enerji Geri Kazanımı” projesi ile süreç kategorisinde AB Çevre Ödülleri Türkiye Programı Birinciliğini elde etmişti.

Tüpraş, kuruluşların hizmet ettikleri toplumla büyüyebileceği inancıyla, ülkemizin öncü enerji şirketi olarak kurumsal sorumluluğu gereği faaliyet gösterdiği coğrafyanın korunması ve gelişimini hedefleyen öncü projeler gerçekleştirmeye devam edecek.

Üçlü enerji açmazı ve inovasyon

Dünya Enerji Konseyi tarafından yayınlanan “Dünya Enerji Trilemma 2016” Raporu’nda, “Üçlü Enerji Açmazı” olarak nitelendirilen sürdürülebilirlik, güvenlik ve enerjiye erişimin tek çaresinin inovatif politikalar ve teknolojiler olduğu belirtildi.

Enerji sektöründe yaşanan büyük dönüşüm, giderek artan sorunları da beraberinde getiriyor. Dünya Enerji Konseyi tarafından yayınlanan Dünya Enerji Trilemma 2016 Raporu, bu sorunlarla başa çıkmanın yolunun inovatif politikalar ve teknolojiler olduğuna işaret ediyor.

ABD’nin San Francisco kentinde düzenlenen 7. Temiz Enerji Bakanlar Toplantısı’nda açıklanan, Dünya Enerji Trilemma 2016: Enerji Dönüşümünü Hızlandırmak İçin önlemler başlığını taşıyan çalışma, global danışmanlık firması Oliver Wyman işbirliğiyle Dünya Enerji Konseyi tarafından hazırlandı.

Raporda, “üçlü enerji açmazı” yani sürdürülebilirlik, güvenlik ve enerjiye erişim denklemi konusunda ilerleme sağlayabilmek ve 2020 sonrası için belirlenen hedefleri tutturabilmek için beş alana odaklanılması gerektiğinin altı çiziliyor. Çalışma, 9-13 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek 23. Dünya Enerji Kongresi’ndeki pek çok tartışma için de zemin oluşturuyor.

Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Christoph Frei, ülkelerin, gelir sağlayan ve insanların modern enerjilerin avantajlarından yararlanmalarına olanak tanıyan yöntemlere de odaklanmaları gerektiğini söyledi. ‘Kullandığın kadar öde’ benzeri iş modellerinin ve mobil bankacılık çözümlerinin, yenilenebilir enerjilerle beslenen servisleri öne çıkarabileceğini sözlerine ekleyen Frei, ülkelere hızlı hareket etme çağrısı yaptı.

Frei şunları söyledi: “Arz ve talebi ulusal düzeyde değiştirmeyi hedefleyen yatırım ve politikaların gözle görülebilir bir ilerleme sergilemeleri çok zaman alıyor ve bununla birlikte kimi zaman olumsuz etkileri olabiliyor. Ülkeler, ‘üçlü enerji açmazı’ konusunda ilerleme kaydedebilmek için vakit kaybetmeden harekete geçmeli; güvenli, adil ve çevre açısından sürdürülebilir enerjiyle sektörün gelişimini, rekabetçi ekonomiyi ve sağlıklı bir toplumu desteklemeli. San Francisco’daki toplantıda ele alınan konulardan biri de, inovasyonla bu hedeflere ulaşılmasıydı. Buradan çıkan sonuçlar ve alınan dersler, ekim ayında İstanbul’da düzenlenecek Dünya Enerji Konseyi’nde de tartışılacak.”

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Murat Mercan ise ‘üçlü enerji açmazı’nın 9-13 Ekim 2016’da İstanbul’da yapılacak 23. Dünya Enerji Kongresi’nin ana temalarından biri olduğunu söyledi. Mercan, “İkinci gün düzenlenecek ‘İnovatif İş Modelleri: Yeni Bir Ufuk’ ve ‘Enerji Dönüşümünü Sağlamak: 150 Ülkenin Değerlendirmesi’ oturumlarında, e-depolama veya iş önceliklerindeki değişiklikler gibi enerji teknolojilerindeki inovasyonun, üçlü açmazın dengelenmesinde nasıl bir rol oynayabileceği ve düşük karbon ekonomisine geçişe nasıl katkı sunabileceği tartışılacak. Üçüncü günün ana gündem maddesi ise enerji politikaları olacak; yaklaşık 100 bakan ve 10 bine yakın delegenin katılımıyla enerji dönüşümüne ivme kazandırmak için atılması gereken adımlar masaya yatırılacak. Dünya enerji politikalarının geleceğinin belirleneceği böylesi önemli bir toplantıya İstanbul’da ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz,” diye konuştu.

Raporun tamamı için; http://www.worldenergy.org/data/trilemma-index/

WEC / TÜRKİYE’DE ENERJİ

1915 olayları ortak bildiri

Almanya Federal Meclisi’nin, asılsız Ermeni ‘soykırım’ iddialarını destekleyen bir karar tasarısını, 2 Haziran 2016’da oylayacağını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. 1915 olayları hakkında tarihi gerçekleri tahrif eden ve hukukla bağdaşmayan tasarıyı şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.

101 yıl önce Birinci Dünya Savaşı’nın çok özel koşullarında yaşanan ve Türkler ile Ermenilerin karşılıklı olarak büyük acılar çekmesine neden olan olayların, taraflı, çarpıtılmış ve çeşitli sübjektif siyasi saiklerle ele alınarak bir ‘soykırım’ olarak takdimi asla kabul edilemez. Mezkûr olayların günümüzde nasıl siyasileştirildiğinin ve istismar edildiğinin en kötü örneklerinden biri olan bu tasarının, Almanya’nın “özel tarihi sorumluluğunu” üstlenmesi ve “geçmişin uçurumlarını aşarak barışma ve anlaşma yolları aramak konusunda Türkler ve Ermenileri destekleme” gibi gülünç gerekçelerle izah edilmesine ise kimse itibar etmemektedir.

Soykırım siyasi amaçlarla istismar edilebilecek bir kavram değil, uluslararası hukukta tanımı açık ve kesin olarak yapılmış bir suçtur. 1915 olaylarının “soykırım” olduğuna dair yetkili bir mahkeme kararı bulunmadığı gibi, bu konuda herhangi bir uzlaşının varlığından bahsetmenin de mümkün olmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 15 Ekim 2015 tarihli Perinçek/İsviçre Davası kararıyla da teyit edilmiştir. Uluslararası hukuk ve Avrupa hukuk içtihadı hilafına, Federal Meclis’in 1915 olaylarına ilişkin tartışılmaz bir resmi görüş üreterek bunu dayatmaya çalışmasının, temsil ettiği Alman halkının nazarında da er veya geç sorgulanacağına inanıyoruz.

Federal Meclis’in, temsil ettiği insanlar arasında bulunan yüzbinlerce Türk asıllı Alman vatandaşının düşüncelerini ve hafızasını yok sayarak benimsediği bu tahrif edilmiş anlatıyı eğitim sistemi aracılığıyla genç nesillere dayatma çağrısı da, düşünce ve ifade özgürlüğünü hiçe saymaktır. Tasarıdaki “Türk kökenli vatandaşların uyumuna katkı teşkil edeceği” gerekçesi ile Almanya’daki 3 milyonluk Türk toplumunun öz benliğinin bu şekilde yaralanmaya çalışılması izah edilemez. Bilakis bu haksız ve hukuksuz girişim, Türklerle Almanları ayrıştırıcı bir etki yaratacaktır.

Asırlarca barış içinde yaşamış iki millet ve şimdi birbirlerine komşu iki devletin dostluk ve işbirliği içinde ortak bir geleceği paylaşması, tarihe adil hafıza perspektifinden bakılmasıyla mümkündür. Türkiye Büyük Millet Meclisi 2005 yılında oy birliğiyle kabul ettiği deklarasyonla bu yaklaşımı benimsemiş ve tarihte yaşananların özgürce araştırılması ve bir uzlaşıya varılabilmesi için herkese açık ve bilimsel temelde çalışacak bir Ortak Tarih Komisyonu marifetiyle bu insani acıların tüm yönlerinin aydınlatılmasını desteklemiştir. Alman Federal Meclisi Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin düzelmesine hizmet etmek konusunda samimiyse, bu girişime destek vermesi gerekirken, mezkûr karar tasarısı, gelecek nesillere önyargı, düşmanlık ve intikam duygularını miras bırakmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Federal Meclis’in “tarihi sorumluluğunu”, tarihi tahrif ederek, ayrımları derinleştirerek değil, tarihi gerçeklerin aydınlığa kavuşturulmasını destekleyerek üstlenmesi beklenir.

Nihai noktada, Türkiye ile Almanya’nın dostluk ve müttefiklik ilişkilerine zarar vereceği endişesi taşıdığımız böylesi bir tasarının Federal Meclis’ten geçmemesi, aklıselimin de galip geldiğinin en önemli göstergesi olacaktır.
www.turkiyedeenerji.com

Bakan Albayrak, “şeffaflık önceliğimizdir”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak TBMM Genel Kurulu’nda Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sırasında hükümet adına söz alarak, “Rekabetçi, şeffaf, tüketicinin korunduğu bir enerji sektörü önceliğimizdir” dedi.

Bakan Albayrak, Türkiye’de elektrik piyasasındaki hızlı değişim gereği hazırlanan kanun teklifiyle, yatırım süreçlerinin hızlandırılması ve önemli ölçüde uygulamada yaşanan sorunların giderilmesinin esas amaçları olduğunu belirterek, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, gelecek 10, 15 yıl içerisinde 2 katına çıkacak enerji talep artışını sorunsuz karşılamak ve arz güvenliğini sağlamak için, yoğun bir şekilde çalıştıklarını anlattı.

Enerji arz güvenliği için kritik bir unsur sağlıklı tedarik hususunun çok önemli olduğunun altını çizen Albayrak, şöyle devam etti:
“Son on yılda hızlanarak artan enerji sektörümüzün çehresi ciddi bir şekilde değişmekte ve serbestleşme çabalarıyla kurulmaya çalışılan rekabetçi piyasa yapısı enerji politikalarımızın en önemli odak noktası olmuştur. Bu bağlamda, rekabetçi, şeffaf, tüketicinin korunduğu çevresel sürdürülebilirliği de dikkate alan bir enerjisektörü önceliğimiz olmuş ve olmaya da devam edecektir. Strateji ve politikalarımız enerji arz güvenliği, alternatif enerji kaynakları, kaynak çeşitliliği, yerli ve yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilirlik, enerji piyasalarında serbestleşme veenerji verimliliği temellerine dayanmaktadır. Kanun teklifi dikkatlice incelendiğinde ana fikrinin daha çok yerli ve yenilebilir kaynaklar ve bunun değerlendirilmesi olduğunu net olarak görebiliriz. Daha çok yerli ve yenilebilir, bu ülkenin ihtiyacı olan enerjinin tedarik güvenliğini, küresel etkileri en asgari seviyeye indirerek sağlamayı amaçlamaktadır. Bu kanun teklifi enerji kaynaklı dış ticaret açığının azaltılması anlamında çok önemli katkı sağlayacaktır.”

“25 bin kişilik bir istihdama katkı sağlayacaktır”
Türkiye’nin 2015 yılı itibarıyla net enerji ithalatının 38 milyar dolar seviyesinde olduğunu, gelişen ve büyüyen ekonomiden dolayı bu rakamın ilerleyen yıllarda daha da artacağını belirten Albayrak, “İşte bu aşamada tüm yerli kaynaklarımızın seferber edilmesi gelecek yıllarda daha az kaynağın yurt dışına aktarılmasını sağlayacaktır. Özellikle yerli kömür kaynaklarının azami kullanılması durumu ülkemizin arz güvenliğinin sağlanmasını ve dış politik pozisyonunu daha güçlü kılacaktır. Hem madencilik hem de termik santral işletmeciliğinde yaklaşık 25 bin kişilik bir istihdama katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.

Albayrak, gelişen dünyada, artık, yenilenebilir enerji üretim portföylerinin de giderek artan bir öneme sahip olduğuna işaret ederek, yenilenebilir enerji kaynak alanı modeliyle hem yenilenebilirenerji potansiyelinin sisteme çok daha hızlı ilave edilmesinin mümkün olacağını hem de bu tesislerin aksamlarının yurt içinde üretilmesini sağlayarak ikinci bir fayda elde edileceğini dile getirdi.

“Doğalgaz, bugün itibarıyla 77 şehrimize ve 328 ilçemize ulaştırılmıştır”
Doğalgaz kullanımına ilişkin de bilgi veren Albayrak, şöyle devam etti:
“Doğalgazın kullanılmaya başlandığı 1987 yılında 500 milyon metreküp olan yıllık doğalgaz tüketimimiz 2015 yılı sonu itibarıyla 49 milyar metreküpe ulaşmıştır. Öte yandan, 2002 yılında 4 bin 510 kilometre olan doğalgaz iletim ve dağıtım hattı uzunluğu, devam eden hatların tamamlanarak işletmeye alınmasıyla 2015 yılında 118 bin kilometreyi geçmiştir. Sadece bu altyapının 13 bin kilometreden fazlası ana gaz iletim hat sistemiyle oluşmuştur. 2002 yılında sanayi ile konutta 5 şehrimize ulaştırılan doğalgaz, bugün itibarıyla 77 şehrimize ve 328 ilçemize ulaştırılmıştır. Doğalgazın ülke genelinde yaygınlaştırılması hedefi doğrultusunda diğer il ve ilçelerimize doğalgaz ulaştırılmasını sağlamaya yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Kanun teklifiyle başarılmaya çalışılan diğer önemli bir hususun da doğalgaz arz güvenliğinin sağlanması amacıyla depolama kapasitesinin artırılması olduğunun altını çizen Albayrak, “Depolara ihtiyaç her yıl giderek artmaktadır. Halihazırda yüzde 10 olan depolama kapasitesi yeterliliği ve yükümlülüğü yüzde 20’ye yükseltilerek arz güvenliğini daha ileri bir noktaya taşımak için ciddi bir adım atmaktayız. Yeni depolama tesislerinin yapımı, ülkemizin uluslararası boru hatlarının geçiş güzergahı ve transit ülke olma noktasında da önemli bir yer teşkil etmektedir” dedi.

Albayrak, teklifin içinde stratejik madenlerin tedarik güvenliğinin sağlanması için Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün yurtdışında arama ve araştırma faaliyeti yapmasına, yurtdışında şirket kurmasına ilişkin düzenlemeleri de içerdiğini kaydederek, teklifle ayrıca vatandaşın ve yatırımcıların önündeki bürokratik süreçlerin azaltılması ve kısıtlanmasının da amaçlandığını anlattı.

“Nükleer teknoloji enerjide kaynak çeşitliliği açısından önem arz etmektedir”
Konuşmasında nükleer enerji üretimine de değinen Albayrak, gelişmiş ülkelerin enerji üretiminde nükleerin yerine ilişkin de bilgiler verdi.

“Nükleer teknoloji, hem enerjide kaynak çeşitliliği hem de bu teknolojinin diğer uygulama alanlarının geliştirilmesi açısından önem arz etmektedir.” diyen Albayrak, teklifle kurulması planlanan nükleer tesislerin en doğru lokasyona yerleştirilmesinin amaçlandığını ifade etti.

Albayrak, bakanlık tarafından yapılan arz planlamalarında, 2023 yılına kadar yerli linyit ve taş kömürü kaynaklarının tamamının elektrik üretim amaçlı değerlendirilmesinin hedefler arasında olduğunu da bildirdi.
Elektriğin iletim ve dağıtım aşamalarında gerçekleşen kayıp ve kaçağın minimum seviyeye indirilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Albayrak, iletim ve dağıtım aşamasındaki teknik kaybın yaşanmamasının mümkün olmadığını ancak azaltılabileceğini, AK Parti iktidarları döneminde teknik kaybın anlamlı bir ölçüde azaldığını söyledi.
“Gerçek dışı şeylerle karşı karşıyayız”

Albayrak, teklifteki kayıp kaçak bedellerine ilişkin değerlendirmelere de değinerek, şunları aktardı:
“Bugün burada şunu görüyorum ki, maalesef algının gerçekleştirilmeye çalışıldığı, içinde bilgi olmayan, gerçek dışı şeylerle karşı karşıyayız. Halkımızı hakiki anlamda aldatmaya çalışan bir söylemle karşı karşıyayız. Büyük bir yanlış, yalana ve iftiraya gidecek kadar bir şeyle karşı karşıyayız. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulduğundan, elektrik hizmeti verildiğinden bugüne kadar, bugün bu yasayı konuştuğumuz gün, söylenenlerin birçoğunun yalan olduğunu, yanlış olduğunu çok açık, net bir şekilde şöyle ifade edelim ki halkımız hakikati bilsin. Kurulduğu günden bugüne kadar kayıp kaçak oranı elektrik tüketicileri tarafından karşılanmaktadır. Bu, bugünün konusu değildir. Bugün burada bizim düzenlemeye çalıştığımız 2011 yılından itibaren liberalleşen piyasanın, EPDK bağımsız kurum özelleşmesiyle birlikte, onun eliyle birlikte, piyasalarda kayıp kaçak oranının teknik perakende ve dağıtım sistemi içinde rehabilite edilmesi, daha aşağıya çekilmesiyle ilgili yapılan yasal bir düzenlemedir. Toplam tüketici faturası içinde yer alan kayıp kaçak oranının bu teknik düzenleme gereği, hesaplanırken dışarıda yer almasından kaynaklı bir düzenlemedir. Ama siz sanki bugün böyle bir şey yapılıyormuş gibi, hakikati çarptırarak bir söylem gerçekleştirmeye çalışırsanız, buna söylenebilecek tek şey; yalan ve iftiradır.”

“Halkımız müsterih olsun”
AK Parti iktidara geldikten sonra kayıp kaçak oranını düştüğünün altını çizen Albayrak, “Halkımıza yüklenen bu kayıp ve kaçak yükünü her geçen gün özelleştirme, teknik altyapı, güçlü altyapılar marifetiyle daha da aşağıya düşürmeye devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Albayrak, eleştirilerin gerçek bilgiden yoksun olduğunu ifade ederek, “Bir fikrin altında gerçek bilgi olursa, o fikre karşılık verilir. Onun için lafa bakıyoruz, söyleyen arkadaşlara bakıyoruz, geçmiş referanslara bakıyoruz, hangi birine cevap vereyim şaşırdım. Ama halkımız müsterih olsun; iktidarımız kayıp kaçakta bugüne kadar ortaya koyduğu performans şekliyle, bugüne kadar halkımıza güven noktasında ne kadar iyileştirme yaptıysak, ilerleme katettiysek bundan sonra da, kim ne derse desin biz doğru bildiğimiz hak yolda, sonuna kadar bunu sağlamaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Bakan Albayrak, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bakan Albayrak, kayıp kaçakla ilgili düzenleme getiren maddenin, apar topar, gece yarısı getirilen bir madde olmadığını belirterek, bu maddenin, geçen yıl 7 Haziran seçimlerinden önce de komisyondan geçtiğini ancak Genel Kurul’a getirilemediğini, bugünün konusu olmadığını aktardı.

Albayrak, “Yargı konusunda oluşan eksikliği gidermeye yönelik açıklamaları, hukuki muvazaalı hususları netleştirmeye yönelik, hukuk sisteminin tıkanmaması, mevcut liberalleşen sistemin daha sağlıklı yürümesi için oluşturulmuş bir maddedir bu.” değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, 2002 yılında orta ölçekli bir ailenin yaklaşık 200 kilovatlık kullandığı elektriğin asgari ücretteki payının yüzde 20,3 olduğunu, bugün bu rakamın yüzde 6,3’e düştüğünü vurgulayarak, “Halkımız cebindeki paranın beşte birini elektriğe verirken, onaltıda birini veriyor artık. Demek ki elektrik ucuzlamış.” ifadesini kullandı.

Berat Albayrak, “Biz bu yasa maddesiyle teknik olan ve olmayan açıklamasını kayıp kaçak noktasında Yargıtay’ın verdiği karardaki incelikle düzelterek, bunu tekrar getiriyoruz ki bu noktadaki bu uyarıyı ‘başımızın üstüne’ deyip, hukuk çerçevesi içerisinde hareket edelim diye” yorumunu yaptı.

“İthal kaynaklara bağımlılığı azaltacak düzenlemeler var”
Türkiye’de elektrikte kayıp kaçağın her zaman olduğunu belirten Albayrak, şunları kaydetti:
“Sisteme giren elektrik bellidir. Bu nasıl ölçülüyor? Tüm elektrik üretimi sistem ve şebekeye basılır. Basıldıktan sonra sisteme giren elektrik, sayaçlar vesilesiyle ölçülür. Dolayısıyla tüm üretilen elektriğin, sayaçlar noktasında ne kadar tüketildiği orada düşüldükten sonra bu arasındaki rakam, teknik olan veya olmayan kayıp ve kaçaktır. Bu aradaki üretilip sayaçlardan ölçülemeyen aradaki rakam yıllardır kayıp kaçaktır. Bu 2011 yılına kadar tüketim bedeli içindeyken, 2011’den sonra bu yaklaşık 6-7 tane kalemin içinde bulunduğu dağıtım, iletim, kayıp kaçak noktasında bütünleştirilmiştir.”

Yasa teklifinde, nükleer ile ilgili düzenlemeler bulunduğunu, yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye’de üretiminin ve yatırımlarının önünün açılması ile aksamın, teknolojinin, “know how”un üretilmesi ve Ar-Ge’nin ülkede kurulması gibi hususların da gündeme geldiğini dile getiren Albayrak, “Çok ciddi anlamda sahip olduğumuz yerli kömür sahalarının hızlı bir şekilde sisteme entegre edilerek, ithal kaynaklara bağımlılığımızın azaltılmasıyla ilgili düzenlemeler var.” dedi.

Albayrak, yasa teklifinde, MTA’nın sadece Türkiye’de değil, Afrika başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde madencilik faaliyeti ve araştırma yapmasının önündeki engellerin kaldırılıp, fırsat oluşturulmasıyla ilgili maddelerin yer aldığını aktardı.

Bakan Albayrak, “Doğalgaz tüketimindeki ithalata bağımlılıkla ilgili depolamada yaşanabilecek olan risklerin elimine edilmesine yönelik doğalgaz kapasitesinin artırılması, depolama kapasitesinin artırılması var. Mevzuatta, EPDK, bağımsız kurumların hızlı bir şekliyle yatırımın düzenlenmesinin önünün açılmasıyla ilgili birçok yasal düzenleme var. Bunun dışında birçok madde var. Ek olarak da kayıp kaçakla ilgili, bu dediğimiz, yargının bize, hükümetimize, geçtiğimiz, evvelsi yıl bu davalar vesilesiyle yaptığı uyarının tekrardan bir daha yargı mevzusu konusu olmamasıyla ilgili hukuki düzenleme var.” diye konuştu.

Kayıp kaçak oranını yüzde 20’lerden 14’e düşürdüklerini belirten Albayrak, “Hedefimiz 10’lara, tek haneli rakamlara düşürmek, bunun daha da iyileştirilmesiyle ilgili olumlu eleştirilerin başımızın üstünde yeri var.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tüm olumlu eleştirileriniz başımızın üstüne”
Enerji yerli kaynakların daha iyi ve yoğun bir şekilde kullanılmasına önem verdiklerini dile getiren Albayrak, “Daha uygun maliyette, ithalata bağımlı olmadan, yerli kaynaklarımızla daha da geliştirerek, Türkiye’nin büyümesinin de ihtiyacı olan tüm bu enerji resmini, daha iyi bir noktaya taşımakla ilgili yapıcı eleştiriler başımızın üstüne. Ama, lütfen rica ediyorum, hamasete dayanmadan, ‘istemezük’çü bir söylemden sıyrılarak, hakiki anlamda…” dedi.

Nükleer karşıtı yaklaşımları eleştiren Albayrak, gelişmiş ülkelerin nükleer enerji kullandığına işaret etti.
“Enerji arz güvenliği” denildiği zaman, portföyün dengeli yürütülmesi, dışa bağımlılığın makul düzeye indirilmesi gerektiğine dikkati çeken Albayrak, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin kaynaklarından da maksimum faydalanacaksınız. ‘Kömür yapmayalım’, ‘HES’lerin hiçbirini yapmayalım’, ‘Nükleeri yapmayalım’, ‘Doğalgazda ithalata bağımlıyız, yapmayalım.’ Peki, Allah aşkına, Türkiye’nin bugün itibarıyla yıllık 265 milyar kilovatsaat elektriğini nasıl üreteceksiniz, nasıl sağlayacaksınız, insanların evine bu elektriği nasıl sağlayacaksınız? Yumurta küfesi bizim sırtımızda, biz bu yumurta küfesinin sırtımızda olmasından kaynaklanan omzumuzdaki yükün farkındayız. Bu sorumluluk noktasında bugüne kadar yapmış olduğunuz tüm olumlu eleştirileriniz başımızın üstüne.”

Albayrak, hiç kimsenin, halka sunmak istedikleri hizmetlerin önüne geçemeyeceğini belirterek, “Biz Hükümet olarak, iktidar olarak halkımıza bir söz verdik, icraatlar noktasında, reformlar noktasında. On üç yıl olduğu gibi, 1 Kasım seçimlerinde de birçok söz verdik. Bunu yerine getirmek için hukuk içerisinde, adalet içerisinde yüce Meclisin tüm bu söylem, tartışma, ekosistemi içerisinde elimizden geldiğince bunu hayata geçirmek için mücadelesini vereceğiz.” dedi.

“Bu iktidar her geçen gün büyümeye devam ediyor”
AK Parti iktidarlarının, 13 yıldır hiçbir şey yapmadığı yönündeki eleştirilerin kabul edilemez olduğunu dile getiren Albayrak, “Bu iktidar 13 yıldır, 2002 yılında 10,8 milyon kişinin oyunu almışken 1 Kasım seçimlerinde yaklaşık 24 milyon kişinin oyuyla her geçen gün büyümeye devam ediyor.” diye konuştu.

Enerji Bakanlığı bürokrasiyi bitiriyor

Enerji Bakanlığı enerji sektörüne yatırım yapan tüm yatırımcılara bürokratik işlemleri ortadan kaldırmaya hazırlanıyor. Maden sahaları termik santral kurma şartı ile verilecek.

Maden sahaları artık eskiden olduğu gibi çok para verene değil, elektriği ucuza verilecek. Enerji Bakanlığı yeni sistemle ÇED, izinler, ruhsatlar hazır şekilde yatırımcıların bürokratik işlemlerle uğraşmayacağı şekilde ihaleye çıkılacak.

Maden sahaları ile alakalı yapılacak tüm işlemler ise devlet adına Elektrik Üretim AŞ yapacak.
Enerji Bakanlığı, yenilebilir enerjide de benzer bir modeli hayata geçirmeye hazırlanıyor. Enerji Bakanlığı 100 megawatt yerine büyük güneş sahaları örneğin bin, 2 bin, 3 bin megawatt büyüklüğünde sahalar belirleyecek.

Yatırımcının burada da bürokratik sorunla karşılaşmaması sağlanacak. Trafo, iletim hattına kadar garanti verilecek. Ancak Enerji Bakanlığı’nın burada da tek şartı panel, tribün gibi üretimlerin Türkiye’de kurulacak fabrikada yapılması olacak.

Yurt içi haricinde başka bir yerde arama yapmayan Maden Tetkik Arama (MTA) artık yurtdışında da arama yapabilecek. Maden Tetkik Arama danışmanlık hizmeti de verebilecek.

Enerji verimliliği stratejisi 2023

1. GİRİŞ

Enerji verimliliği; enerjide arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılıktan kaynaklanan risklerin azaltılması, enerji maliyetlerinin sürdürülebilir kılınması, iklim değişikliği ile mücadelenin etkinliğinin artırılması ve çevrenin korunması gibi ulusal stratejik hedefleri tamamlayan ve bunları yatay kesen bir kavramdır. Sürdürülebilir kalkınmanın öneminin gittikçe daha çok anlaşıldığı günümüzde, enerji verimliliğine yönelik çabaların değeri de aynı oranda artmaktadır. Bu çerçevede; enerji üretimi ve iletiminden nihai tüketime kadarki bütün aşamalarda enerji verimliliğinin geliştirilmesi, bilinçsiz kullanımın ve israfın önlenmesi, enerji yoğunluğunun gerek sektörler bazında gerekse makro düzeyde azaltılması ulusal enerji politikamızın öncelikli ve önemli bileşenlerindendir.

Bugüne kadar enerji verimliliği kapsamında yürütülegelmiş faaliyetlerin değerlendirilmesi sonucunda çıkarılan dersler, çeşitli uygulama noktalarında karşılaşılan güçlükler ve enerji sektöründeki küresel eğilimler ışığında, Türkiye’nin enerji verimliliği alanındaki yol haritasının stratejik ve dinamik bir bakış açısıyla hazırlanması kaçınılmaz hale gelmiştir. Kamu kesimi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının katılımcı bir yaklaşımla ve işbirliği çerçevesinde hareket etmesini sağlamak, sonuç odaklı ve somut hedeflerle desteklenmiş bir politika seti belirlemek, bu hedeflere ulaşmak için yapılması zorunlu eylemleri tespit etmek, ayrıca süreç içinde kuruluşların yüklenecekleri sorumlulukları tanımlamak için işbu strateji belgesi hazırlanmıştır. Bu belgede tanımlanan faaliyetlerin gerçekleştirilmesinden, tedbirlerin uygulanmasından, sonuçların değerlendirilmesinden sorumlu olan kamu ve sivil toplum kuruluşları arasında yakın bir işbirliği kurulması amaçlanmakta olup, söz konusu koordinasyonu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı adına Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü sağlayacaktır.

Bu stratejinin uygulanması ile ilgili izleme ve değerlendirme çalışmaları için kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütleri işbirliği ile komisyonlar, komiteler ve/veya çalışma grupları Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulacaktır. Bu belgede tanımlanmış olan stratejik amaçlar, hedefler ve eylemler yapılacak derinlemesine sektörel analizlere göre Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu tarafından yılda en az bir kez gözden geçirilecek, hükümetin politika ve hedeflerindeki değişikliklere, AB politikalarına, belge kapsamındaki uygulamalarda ortaya çıkan darboğazlara bağlı olarak güncellenecektir.

2. DURUM ANALİZİ

Bir birim Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) yaratabilmek için tüketilen enerji miktarını ifade eden Türkiye’nin birincil enerji yoğunluğunun, 1998 Yılı GSYİH serisine göre 2000 yılı ABD Doları fiyatlarıyla 2008 yılında 1998 yılındaki değere göre %0,24 oranında azaldığı, 2007 sonrası enerji verimliliği alanında yaşanan radikal dönüşüm hareketinin de etkisiyle bu azalış eğiliminin son yıllarda daha da arttığı göze çarpmaktadır. Öte yandan ülkemizin elektrik enerjisi yoğunluğunda, 1998 yılı GSYİH serisine göre 2000 yılı ABD Doları fiyatlarıyla 1998-2008 döneminde yıllık bazda %1,83’lük artış olduğu görülmektedir. Bu durum, bir anlamda elektrik enerjisi tüketimindeki artışın büyük kısmının üretim dışı harcamalardan kaynaklandığını ve enerji verimliliği ile ilgili tedbirlerin geliştirilmesinde elektrik enerjisi talebinin azaltılmasına yönelik çalışmalara önem verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

1998-2008 döneminde Türkiye’nin toplam nihai enerji tüketimindeki yıllık ortalama artış oranı %3,81’dir. Aynı dönem için yıllık ortalama artışların sanayi sektöründe %3,56; konut sektöründe %3,49; ulaştırma sektöründe %4,07 hizmet sektöründe ise %7,44 civarında olduğu görülmektedir. Bireysel araç kullanımının artmasından ve hizmet sektöründeki yatırımlardan dolayı son on yılda kaydedilen en büyük artışların bu iki sektörde olduğu dikkat çekmektedir.

Türkiye’de yıllardır gözlemlenen kalkınma ve nüfus artışı kaynaklı yüksek talep artışı son yıllarda da devam etmektedir. Son yıllarda doğalgaza dayalı tesislerin toplam kapasitelerinin Türkiye’nin toplam kurulu güç kapasitesi içerisindeki payı hızla artarken, hidroliğin de içinde yer aldığı yenilenebilir enerji kaynaklarının ülkemiz toplam kurulu gücü içindeki payının düşmekte olduğu görülmektedir. Yeni yenilenebilirler olarak bilinen jeotermal, rüzgâr ve biyokütle santrallerinin sayısının ülkemizde son yıllarda hızla artmasına rağmen, bunların Türkiye’nin toplam kurulu gücü içindeki payları hala çok sınırlı kalmaktadır. Nihai tüketimin dışında elektrik üretiminde ve dağıtımında da önemli kayıplar mevcuttur.

Ülkemizin konutlarda elektrik enerjisi tüketim yapısı, konuttan konuta, ailenin geçim seviyesi ve cihaz altyapısına göre büyük değişiklikler göstermekle birlikte evlerde kullanılan elektriğin büyük kısmı elektrikli ve elektronik eşyalar tarafından tüketilmektedir ve ev içi elektrik tüketimdeki en yüksek pay buzdolaplarına aittir. Elektrikli ev aletlerinin enerji tüketiminde ciddi düşüşler gerçekleştirilmiş olup, bugünün en iyi buzdolabı 1990 yılına göre %75, çamaşır makinesi 1985’lerde çıkan modellere göre enerjide %44 ve suda %62 tasarruf sağlamaktadır. Aynı şekilde bulaşık makinesi 60 oC çevrimde 1980 yılında 2 kWh enerji harcarken bugün tüketim 1 kWh’ın altına su tüketimi ise üçte bire düşmüştür. Elektrikli ev aletlerinde Türk pazarı son yıllarda A sınıfı ve üzerinde etiketli cihazlara dönüşmeye başlamıştır. Bununla birlikte, elektrikli cihazlardan kaynaklanan enerji tüketimini azaltmak üzere özellikle kullanımda olan mevcut eski cihaz stoğunun yeni verimli cihazlarla değiştirilmesi üzerine yoğunlaşılması gerekmektedir.

Türkiye’de son zamanlarda ortaya çıkan diğer önemli enerji tüketim kaynakları da büyük ekran sıvı kristal LCD ve plazma TV setleri ile split klimalardır. Yaz sıcaklıklarının son yıllarda artmaya başlaması ile özellikle güney bölgelerde pencere tipi klima satışlarında görülen büyük artışlar yaz aylarında elektrik talebinin çok fazla artmasına ve talebin gündüz saatlerinde pik yapmasına sebep olmaktadır. Enerji sistemimiz için olumsuz ve yüksek maliyetli olan bu problemin çözülmesi de enerji verimliliğinde, özellikle talep tarafına yönelik atılacak adımlara bağlıdır.

Verimsiz elektrikli cihazların verimlilerle değiştirilmesindeki kilit unsur yapılan yatırımın kendisini geri ödeme süresidir ki; bu da elektrik fiyatları ile belirlenmektedir. Ayrıca verimli cihazlar verimsizlere göre %10-20 civarında daha pahalıdır ve bunların tercih edilmesi teşvik edilmedikce, daha düşük verime sahip olan ucuz ürünlerle rekabet edebilmeleri zordur.

Ucuz ve etkin bir çözüm olması bakımından, enerji verimli lambalara olan talep hızlı artış göstermektedir. Kompakt floresan lamba satışları, 2004 yılındaki 4 milyon dolarlık seviyesinden 2007 yılında 20 milyon dolara ve 2008 yılında da 32 milyon dolara ulaşmıştır.

Sanayide kullanılan elektrik enerjisi kullanan ekipmanlar içinde elektrik motorları en büyük paya sahiptir. Bu nedenle özellikle sanayide elektrik motor sistemlerinde verimliliğin iyileştirilmesi elektrik enerjisinin verimli kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır. Halen ısı yalıtımı iç pazar cirosunun yaklaşık 1,25 milyar dolar olduğu ve bununla yılda yaklaşık 50 milyon metrekarelik yalıtım yapılabildiği tahmin edilmektedir. Sektörün bu kapasitesi ile yılda en az 400.000 ortalama konutun yalıtılması mümkün görülmektedir. Binaların yetersiz yalıtımlarından dolayı ısıtma ve soğutma amaçlı enerji kullanımındaki tasarruf potansiyelinin ülkemiz ekonomisine kazandırılabilmesi için mevcut binaların kademeli olarak yalıtılması gerektiği değerlendirilmektedir.

Türkiye’de gelir düzeyindeki büyümeyle beraber yük ve yolcu taşımasında büyük bir artış olmuş; hatta taşımadaki bu artış gelir düzeyindeki büyümenin neredeyse iki katı oranında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, ulaştırmadan kaynaklı emisyon miktarı göreceli olarak düşük olsa da, emisyonlardaki artış hızı son derece yüksektir. Dolayısıyla Türkiye’de ulaştırmadan kaynaklanan CO2 emisyonu gelişmiş ülkelerdeki emisyon miktarının altında olmakla beraber; artış hızının çok yüksek olması nedeniyle mevcut gelişme eğilimleri değiştirilmezse Türkiye’de sera gazı emisyonunun ciddi boyutta artacağı ve ulaştırma sektörünün bu süreçte başlıca rolü oynayacağı açıktır. Taşımacılığın en ağırlıklı olarak gerçekleştiği tür olarak karayolları, ulaştırma sektöründen kaynaklı CO2 emisyonlarında en yüksek paya sahiptir.

3. DİĞER BELGE VE PROGRAMLARLA İLİŞKİSİ

3.1. Dokuzuncu Kalkınma Planı
1/7/2006 tarihli ve 26215 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007-2013 dönemine ilişkin Dokuzuncu Kalkınma Planı’nın (7.1.5) numaralı “Enerji ve Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesi” başlığı altında yer alan “Enerji” alt başlığının (405) ve (407) numaralı maddelerinde, “Enerji talebi karşılanırken çevresel zararların en alt düzeyde tutulması, enerjinin üretimden nihai tüketime kadar her safhada en verimli ve tasarruflu şekilde kullanılması esastır”, “Üretim sistemi içinde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payının azami ölçüde yükseltilmesi hedeflenecektir.” ifadeleri yer almaktadır.
Bu bağlamda, işbu Belgede yer alan amaç ve hedefler de enerjinin ve enerji kaynaklarının üretimden tüketimine kadar her safhada verimli kullanılması ile ilgili tedbirleri içerdiğinden, işbu Belge Dokuzuncu Kalkınma Planı’nı destekleyici bir belge niteliğindedir.

3.2. Orta Vadeli Program
Bu Belge, 10 Ekim 2010 tarihli ve 27725 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011-2013 dönemine ilişkin “Orta Vadeli Program”ın (4) numaralı “Enerji ve Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesi” başlığı altında yer alan “Enerji” alt başlığındaki (vi) maddesinde “Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımında kayıp/kaçakların asgari seviyeye indirilmesi, Enerji Verimliliği Kanunu çerçevesindeki destekleme imkânlarının artırılması, talep tarafı yönetimi, yüksek verimli kojenerasyon ve yalıtım gibi uygulamaların yaygınlaştırılması yönünde politikalar izlenecektir.” şeklinde yer alan ifadeleri de destekler niteliktedir.

3.3. Türkiye Sanayi Strateji Belgesi
Bu Belge, 2011-2014 dönemine ilişkin olarak yayımlanan “Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi”nde yer alan aşağıdaki ifadeler ile uyumlu hususları içermekte ve desteklemektedir.
a) (4) numaralı “Yatay Sanayi Politikası Alanları” başlığı altında yer alan “Altyapı Sektörleri” alt başlığı altındaki (k) bendi; “Sanayinin girdi maliyetlerini azaltmak amacıyla; enerji arz güvenliği sağlanacak, enerji piyasası rekabetçi hale getirilecek ve enerji verimliliği arttırılacaktır. Ayrıca, Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimi içindeki payının arttırılması da sağlanacaktır.”
b) (5.6.2) numaralı “Elektrik Enerjisi Sektörü” başlığının altında yer alan “Mevcut Durum” alt başlığı altındaki (231) numaralı maddesi; “Enerji verimliliğinin arttırılması, hem daha az enerji ile daha çok üretim yapılmasını sağlayacağı ve sanayi maliyetlerini düşüreceği için hem de zararlı gazların salınımını azaltacağı için önem arz etmektedir.”
c) (5.6.2) numaralı “Elektrik Enerjisi Sektörü” başlığının altında yer alan “Politikalar” alt başlığı altındaki (235) numaralı maddenin (b) bendi; “Enerji verimliliği hususunda alınacak tedbirlerle 2020 yılına kadar sanayide, binalarda ve ulaştırma sektöründe daha az enerji kullanımının sağlanması öngörülmektedir. Bu kapsamda kısa vadede, aydınlatma, izolasyon, ulaşım ve elektrikli cihazlarla ilgili olarak yürütülen enerji verimliliği çalışmalarının sürdürülmesi; mevcut santrallerde yeni teknolojiler kullanılarak verimin yükseltilmesi ve üretim kapasitesini artırmak için yapılan rehabilitasyon çalışmalarının tamamlanması; yüksek verimli kojenerasyon uygulamalarının yaygınlaştırılmasının sağlanması planlanmaktadır.”
ç) (5.6.2) numaralı “Elektrik Enerjisi Sektörü” başlığının altında yer alan “Politikalar” alt başlığı altındaki (235) numaralı maddenin (c) bendi; “Enerji verimliliğine ilişkin ikincil mevzuat çalışmaları tamamlanmış olup enerji verimliliğini ve tasarrufunu artırmaya yönelik etkin mekanizmalar kurulacaktır. Bu kapsamda, KOBİ’lerin enerji verimliliği konusundaki eğitim, etüt ve danışmanlık hizmetleri de desteklenecektir.”
d) (5.7) numaralı “Çevre” başlığı altında yer alan “Mevcut Durum” alt başlığı altındaki (254) numaralı madde; “Düşük Karbon Ekonomisi (DKE) ya da Düşük Fosil Yakıt Ekonomisi (DFYE) kavramları, biyosfere en az düzeyde sera gazı (özellikle karbondioksit) salımının sağlanabildiği ekonomileri tanımlamak için kullanılmaktadır. İklim değişikliğine yol açan sera gazı salımının azaltılması sürecinde önemli bir araç olarak değerlendirilen DKE konseptine göre, ağır sanayinin faaliyet gösterdiği ve yoğun nüfuslu ülkeler karbon-yoğun ülkeler olarak addedilmekte ve söz konusu ülkelerde, mümkün olduğu ölçüde “sıfır karbon toplumu”na geçilmesi, enerji verimliliği ile yenilenebilir enerjiye dayalı ekonomik modellerin hayata geçirilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda, DKE’lerin amacı imalattan tarıma, ulaştırmadan elektrik üretimine pek çok sektörde, düşük emisyonlu teknolojiler kullanılarak enerji ve hammadde üretilmesi ve böylece söz konusu enerji ve hammaddelerin tüketildiği alanlarda verimliliğin sağlanarak bu alanların atıklarının da geri dönüşüm ya da bertarafının en az düzeyde sera gazı emisyonu salımı ile gerçekleştirilebilmesidir. Nükleer Enerji ve Karbon Yakalama ve Depolama (NEKYD), DKE’lere geçiş sürecinin başlıca araçları olarak görülmekle birlikte, her iki yöntemde de yenilenebilir olmayan kaynakların kullanılmasına devam edilmesi ve özellikle NEKYD teknolojilerinin güvenilir bir şekilde uygulanmasında yaşanan belirsizlikler ile maliyet sorunlarının da dikkate alınması gerekmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması bağlamında ise yüksek maliyet ve verimsizlik endişelerinin göz önünde bulundurulması yerinde olacaktır.”
e) (5.7) numaralı “Çevre” başlığı altında yer alan “Mevcut Durum” alt başlığı altındaki (255) numaralı madde; “Diğer taraftan, yeni istihdam ve pazar fırsatları yaratması beklenen DKE’lerin önümüzdeki dönemde en hızlı büyüyecek ekonomiler olması öngörülmektedir. Bu doğrultuda, düşük karbon ekonomisi alanlarında (yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, düşük karbonlu teknolojiler, endüstriyel ormancılık, bitkilendirme, verimli toprak işleme yöntemleri vb.) faaliyet gösteren ve yeni hizmet ve ürün geliştiren kuruluşların desteklenmesi, yeni iş modellerinin ortaya koyulması, yeni pazarların yaratılması ve yeni istihdam ve “yeşil meslek” imkânlarının sağlanması beklenmektedir.”
Bu bağlamda, Enerji Verimliliği Strateji Belgesi Türkiye Sanayi Strateji Belgesini de destekleyici bir belgedir.

4. TANIMLAR ve KISALTMALAR

Aksi bu Belgede açıkça belirtilmedikçe veya tanımlanmadıkca, bu belgede yer alan terim, kavram ve kısaltmaların, enerji verimliliğine ilişkin mevzuatta tanımlanan anlamları esas alınır.
Bunlara ilaveten;
1) BB: Büyükşehir belediyelerini,
2) BESD: Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneğini,
3) BSTB: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını,
4) ÇŞB: Çevre ve Şehircilik Bakanlığını,
5) E: Eylemi,
6) EB: Ekonomi Bakanlığını,
7) EİGM: Enerji İşleri Genel Müdürlüğünü,
8) EPDK: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunu,
9) ETKB: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını,
10) EVD: Enerji verimliliği danışmanlık şirketlerini,
11) EVKK: Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulunu,
12) EÜAŞ: Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketini,
13) GSYH: Gayri safi yurt içi hasılayı,
14) HM:Hazine Müsteşarlığını,
15) İAB: İstanbul Altın Borsasını,
16) İDKK: İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulunu,
17) İİB:İçişleri Bakanlığını,
18) İkincil mevzuat: Tüzük, yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge, talimat gibi düzenlemeleri,
19) İndirgenmiş enerji yoğunluğu: Sanayi alt sektöründeki yıllık enerji tüketiminin sektörün mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış yıllık üretim endeksine bölünmesi ile bulunan değerin işlem yılından önceki son üç yılın ortalamasını,
20) İMKB: İstanbul Menkul Kıymetler Borsasını,
21) İşletme: Sanayi, ulaşım, tarım ve hizmet sektörlerinde her türlü mal veya hizmet üretimi yapılan işyerlerini,
22) KB: Kalkınma Bakanlığını,
23) KİK: Kamu İhale Kurumunu,
24) Kamu kesimi: Kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, üniversiteler ve mahallî idareleri,
25) KOSGEB: Küçük ve Orta Ölçekli Sanayii Geliştirme Başkanlığını,
26) MB: Maliye Bakanlığını,
27) OECD: Ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütünü,
28) OSB: Organize sanayi bölgelerini,
29) ÖİB: Özelleştirme İdaresi Başkanlığını,
30) ÖTV: Özel tüketim vergisini,
31) SA: Stratejik amacı,
32) Sanayi alt sektörleri: TÜİK tarafından üretim endeksleri hesaplanan sektörleri,
33) Sanayi alt sektörü yıllık enerji tüketimi: TÜİK tarafından; sanayi üretim endeksinin bulunmasında kullanılan sektör işletmelerindeki yıllık toplam enerji tüketimini,
34) SH: Stratejik hedefi,
35) SPK: Sermaye Piyasası Kurumunu,
36) Strateji: Enerji Verimliliği Stratejisini,
37) Sürdürülebilir bina: Enerji, su ve diğer doğal kaynakları etkin kullanmak suretiyle enerji ve kaynak kullanımında çevreye etkileri en az olan, güvenli ve verimli bir iç mekan çevresi temin eden binaları,
38) TBMM: Türkiye Büyük Millet Meclisini,
39) TEİAŞ: Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketini,
40) TEP: Ton eşdeğer petrolü,
41) TOBB: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini,
42) TOKİ: Toplu Konut İdaresini,
43) TSE: Türk Standartlar Enstitüsünü,
44) TTGV: Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfını,
45) TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunu,
46) UDHB: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığını,
47) Proje: Verimlilik artırıcı projeleri,
48) VGM: Verimlilik Genel Müdürlüğünü,
49) VOB: Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasını,
50) Yapı stoğu: İnşaası tamamlanmış olup kullanımda olan yapı adedini,
51) YEGM: Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünü,
52) Yıllık enerji tüketimi: İşlem yılından önceki son 3 yıla ait birincil enerji tüketimlerinin ortalamasını,
53) Yönetici: Malik, varsa intifa hakkı sahibi veya bunlar adına yönetimden sorumlu olan kişiyi,
54) YY: Yerel yönetimleri, (Valilikler ve Belediyeler)
ifade eder.

5. AMAÇ VE TEMEL HEDEF

Bu belge ile sonuç odaklı ve somut hedeflerle desteklenmiş bir politika seti belirlenmesi ve hedeflere ulaşmak için yapılması zorunlu eylemlerin, bu eylemlerin yerine getirilmesinden sorumlu kuruluşlarla birlikte tanımlanması; kamu kesimi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının katılımcı bir yaklaşımla ve işbirliği çerçevesinde hareket etmesinin sağlanması amaçlanmıştır.
Belge ile 2023 yılında Türkiye’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) 2011 yılı değerine göre en az %20 azaltılması hedeflenmektedir.

6. STRATEJİK AMAÇLAR

SA-01: Sanayi ve hizmetler sektöründe enerji yoğunluğunu ve enerji kayıplarını azaltmak
SA-02: Binaların enerji taleplerini ve karbon emisyonlarını azaltmak; yenilenebilir enerji kaynakları kullanan sürdürülebilir çevre dostu binaları yaygınlaştırmak
SA-03: Enerji verimli ürünlerin piyasa dönüşümünü sağlamak
SA-04: Elektrik üretim, iletim ve dağıtımında verimliliği artırmak, enerji kayıplarını ve zararlı çevre emisyonlarını azaltmak
SA-05: Motorlu taşıtların birim fosil yakıt tüketimini azaltmak, kara, deniz ve demir yollarında toplu taşıma payını artırmak ve şehiriçi ulaşımda gereksiz yakıt sarfiyatını önlemek
SA-06: Kamu kesiminde enerjiyi etkin ve verimli kullanmak
SA-07: Kurumsal yapıları, kapasiteleri ve işbirliklerini güçlendirmek, ileri teknoloji kullanımını ve bilinçlendirme etkinliklerini artırmak, kamu dışında finansman ortamları oluşturmak

7. STRATEJİK AMAÇLAR, HEDEFLER VE EYLEMLER

SA-01: Sanayi ve hizmetler sektörlerinde enerji yoğunluğunu ve enerji kayıplarını azaltmak

SA-01/SH-01 : Belgenin yayım tarihi itibariyle 10 yıl içerisinde, her bir sanayi alt sektöründeki indirgenmiş enerji yoğunlukları, her bir alt sektör için %10’dan az olmamak üzere sektör işbirlikleri ile belirlenecek oranlarda azaltılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-01/SH-01/E-01
Eylemin Konusu : Sanayi alt sektörlerinde, tasarruf potansiyelleri ile birlikte enerji verimliliğinde uygulanabilecek önlemlerin belirlenmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Her bir sektörü temsil edebilecek şekilde YEGM tarafından belirlenecek en az beş (5) işletmede, YEGM finansmanı ile dört (4) yıllık periyotlarda enerji etütleri yapılacak ve çalışmaların sonuçları ardışık periyotlarda uygulanacak olan SA-01/SH-01/E-03 eylemindeki etütlerle birlikte Sanayi Enerji Verimliliği Envanteri halinde derlenerek elektronik ortamda yayımlanacaktır. Enerji etütlerinin ilki belgenin yayım tarihinden sonraki onikinci (12) ay ile yirmidördüncü (24) ay arasında sonuçlanacaktır. YEGM tarafından belirlenecek kriterler çerçevesinde seçilen işletmelerin YEGM tarafından yapılacak veya yaptırılacak enerji etütlerine imkân tanımaları, gerektiğinde mevzuat düzenlemeleri ile temin edilecektir.
Sorumlu : ETKB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : EVD, BSTB, TOBB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Enerji Verimliliği Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-01/SH-01/E-02
Eylemin Konusu : Sanayi ve hizmetler sektörlerinde enerji yöneticisi görevlendirmekle veya enerji yönetim birimi kurmakla yükümlü işletmelerin ve OSB’lerin kamu kuruluşları ile olan ilişkilerinde bunların ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemleri Standardı belgesine sahip olmalarının istenmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Kanun ve ikincil mevzuat revizyonu ile kamu kesimi ile ilişkileri olan işletmelerin ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemleri Standartı belgesine sahip olmaları sağlanacak ve uygulamalar denetlenecektir. Kanun değişikliği ETKB, ikincil mevzuat düzenlemeleri ise kamu kesimi tarafından yapılacaktır.
Sorumlu : Kamu Kesimi
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : TSE
İşlemin Tamamlanma Süresi : Enerji Verimliliği Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-01/SH-01/E-03
Eylemin Konusu : Yılda beşbin (5.000) TEP üzerinde enerji tüketen işletmelerde ve kullanım alanı yirmibin metrekarenin (20.000 m2) üzerinde olan ticari ve hizmet amaçlı kullanılan binalarda enerji etütlerinin periyodik olarak yapılması suretiyle, alınması gerekli önlemlerin, enerji tasarruf potansiyelinin ve bunların maliyetlerinin belirlenerek uygulamaya ilişkin eylem planlarının hazırlanması
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Kanun ve ikincil mevzuat revizyonu ile dört (4) yılda bir enerji etüdü yapılması veya yaptırılması, etüt raporlarının ve belirlenen önlemlere ilişkin uygulama planlarının YEGM’ne gönderilmesi ve YEGM’nin yerinde incelemelerine imkân sağlanması istenecektir. Enerji etütlerinin ilki bu belgenin yayım tarihinden itibaren kırksekizinci (48) ve altmışıncı (60) ayları arasında yapılacaktır. Kanun ve ikincil mevzuat revizyonu ETKB tarafından yapılacaktır.
Sorumlu : Bina ve İşletme Yöneticileri
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : EVD
İşlemin Tamamlanma Süresi : Enerji Verimliliği Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-01/SH-01/E-04
Eylemin Konusu : Enerji verimliliğinin artırılmasını sağlayıcı yatırımlar özendirilecektir.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Tüzel kişilerin EVKK tarafından onaylanmış projeleri için ilave destek mekanizmalarının geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılacaktır.
Sorumlu : ETKB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : EB, HM, MB, KB, BSTB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Enerji Verimliliği Kanunu’nda ve diğer ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde yapılacaktır.

SA-02: Binaların enerji taleplerini ve karbon emisyonlarını azaltmak; yenilenebilir enerji kaynakları kullanan sürdürülebilir çevre dostu binaları yaygınlaştırmak

SA-02/SH-01 : 2023 yılında, Kentsel Dönüşüm Kanunu ve Deprem Yönetmeliği kapsamında kullanılabilir niteliği haiz olan binalar arasından; büyük şehir mücavir alanlarında olup her yıl yürürlüğe konulan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ’de tanımlanan yapı grupları arasından yapı gurup sınıfı 3 üncü sınıf veya üzeri olan konutlar ile birlikte, toplam kullanım alanı onbin metrekarenin (10.000 m2) üzerindeki ticari ve hizmet binalarının tamamında, yürürlükteki standartları sağlayan ısı yalıtımı ve enerji verimli ısıtma sistemleri bulunacaktır.

Eylemin Kodu : SA-02/SH-01/E-01
Eylemin Konusu : Binalara azami enerji ihtiyacı ve azami emisyon sınırlaması getirilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Yürürlükteki mevzuatın AB uygulamaları paralelinde revize edilmesi ile binanın fonksiyonuna (otel, hastane, mesken, okul, AVM vb), bulunduğu bölgenin iklim koşullarına (sıcaklık, rüzgâr etkisi vb), mimari tasarımına, (yönlendirme vb) ve yürürlükteki zorunlu standartlara (TS 825 Isı Yalıtım Standartı vb) uygun inşaa edilme durumuna göre ısıtma, soğutma ve aydınlatma gibi konuları kapsayan azami yıllık enerji talebi belirlenecek, söz konusu enerji talebinin enerji verimli ve/veya temiz enerji kaynaklarından ve teknolojilerinden karşılanması esas alınmak suretiyle atmosfere salımına müsade edilecek azami CO2 emisyon miktarı belirlenecek ve bu sınır değerleri aşan yeni bina yapımına izin verilmeyecektir. Mevcut binaların iyileştirilmesi suretiyle bu sınır değerlere yaklaştırılması özendirilecektir. Bu uygulamanın etkin bir şekilde yapılabilmesi için gerekli idarî ve kurumsal yapılar geliştirilecektir.
Sorumlu : ÇŞB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ETKB, TSE, YY
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren otuzaltı (36) ay içinde Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği bütün alt düzenlemeleri ile birlikte revize edilecek ve gerekli standartlar geliştirilecektir.

Eylemin Kodu : SA-02/SH-01/E-02
Eylemin Konusu : 2017 yılından itibaren, karbondioksit salınım miktarları ilgili mevzuatta tanımlanan asgari değerlerin üzerinde olanlara idarî yaptırım uygulanacaktır.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : İlgili mevzuatın revizyonu ile SA-02/SH-01/E-01’de tanımlanan usullere göre düzenlenen Enerji Kimlik Belgesi’nde karbondioksit miktarı, tanımlanan asgari değerin üzerinde olan binalara idarî yaptırım uygulanacaktır.
Sorumlu : ÇŞB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ETKB
İşlemin Tamamlanma Süresi : İlgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde yapılacaktır.

SA-02/SH-02 : 2010 yılındaki yapı stoğunun en az dörtte biri (1/4) 2023 yılına kadar, sürdürülebilir yapı haline getirilecektir.

Eylemin Kodu : SA-02/SH-02/E-01
Eylemin Konusu : Kullanım alanı onbin metrekare (10.000 m2) üzerindeki ticari binaların ve müstakil lüks konutların ve entegre konutların (Residence) ruhsatlandırılmasında belgenin yayım tarihini takip eden onsekizinci (18) aydan itibaren sürdürülebilir nitelik aranması, 2017 yılından itibaren bu uygulamanın SA-02/SH-01’de belirtilen binaları kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması
Yapılacak İşlem ve Açıklama : İlgili mevzuat revize edilecektir. Bu kapsamda yeni yapılan binaların, bulundukları belediyelerin kalkınmışlık düzeylerine, imar planlarına, arsa değerlerine ve çevredeki doğal enerji imkânları dikkate alınmak suretiyle, sürdürülebilir olduklarını gösteren, ulusal veya uluslararası düzeyde uygulanan kriterler çerçevesinde karşılaştırılabilir özelliğe sahip sertifikalara sahip olmaları istenecektir.
Sorumlu : ETKB, ÇŞB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : YY
İşlemin Tamamlanma Süresi : Yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-02/ SH-02/E-02
Eylemin Konusu : Toplu konutlarda yerinden üretim uygulamalarının yaygınlaştırılması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Toplu konut projelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarından, kojenerasyon veya mikrokojenerasyon, merkezi ve bölgesel ısıtma ve soğutma ve ısı pompası sistemlerinden yararlanma imkânları analiz edilecek ve bakanlık tarafından belirlenecek kriterler çerçevesinde ve SA-02/SH-01/E-01’de belirtilen eylem kapsamındaki mevzuat yürürlüğe konuluncaya kadar özendirilecektir.
Sorumlu : ETKB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ÇŞB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Enerji Verimliliği Kanunu’nda ve diğer ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri, belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

SA-03: Enerji verimli ürünlerin piyasa dönüşümünü sağlamak

SA-03/SH-01 : Asgari enerji verimlilik sınıfının üzerindeki lambaların, buzdolaplarının ve elektrik motorlarının piyasa dönüşümü 2012 yılı sonuna kadar, ısıtma/soğutma sistemlerinin ve diğer enerji verimli ürünlerin piyasa dönüşümü ise AB uygulamalarına paralel olarak tamamlanacaktır.

Eylemin Kodu : SA-03/SH-03/E-01
Eylemin Konusu : Enerjiyi verimsiz kullanan ürünlerin satışının sınırlandırılması ve piyasa denetiminin etkinleştirilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : AB’nin 2010/30/EU sayılı “Enerji İle İlgili Ürünlerin Enerji Etiketlemesi” direktifi uyumlaştırılarak Resmi Gazete’de çerçeve yönetmelik olarak yayımlanacak ve yayımlanacak olan çerçeve yönetmelik (2010/30/EU) ve 7 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olan Enerji ile ilgili Ürünlerin Çevreye Duyarlı Tasarımına İlişkin Yönetmelik (2009/125/EC) altında ürün grupları bazında uygulama düzenlemeleri (buzdolabı, lamba, televizyon, harici güç kaynağı ve elektrik motorları öncelikli olmak üzere) AB’nin uygulamaları ile paralellik arzedecek şekilde yapılacak, ürün satışlarındaki gelişimin izlenmesine ve piyasa denetiminin etkin şekilde yapılmasına imkân sağlayacak kurumsal kapasite geliştirilecektir.
Sorumlu : BSTB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ETKB, BESD
İşlemin Tamamlanma Süresi : AB’nin yürürlüğe koyduğu düzenlemeler belgenin yayım tarihinden itibaren üç (3) ay içinde, diğerleri ise AB ile eşzamanlı olarak yapılacaktır.

SA-04: Elektrik üretim, iletim ve dağıtımında verimliliği artırmak; enerji kayıplarını ve zararlı çevre emisyonlarını azaltmak

SA-04/SH-01 : 2023 yılına kadar, ülke genelindeki kömürlü termik santrallerin atık ısı geri kazanımı dahil ortalama toplam çevrim verimleri yüzde kırkbeşin (%45) üzerine çıkarılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-04/SH-01/E-01
Eylemin Konusu : Kömürlü termik santrallerin rehabilitasyon, modernizasyon, özelleştirme, lisanslama süreçlerinde ve mevzuat düzenlemelerinde; toplam çevrim verimi, zararlı çevre emisyonları ve atık ısıdan yararlanma konularının öncelikle gözetilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Bu eylem, yapılan ihalelerde, özelleştirme şartnamelerinde ve lisanslama mevzuatında öncelikle ele alınacak; yerli kömür kullanan verimli ve temiz uygulamaların özendirilmesi için mevzuat düzenlemesi yapılacaktır.
Sorumlu : ETKB, EÜAŞ, EPDK, ÖİB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : KB, ÇŞB
İşlemin Tamamlanma Süresi : İkincil mevzuat düzenlemeleri, belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

SA-04/SH-02 : 2023 yılına kadar, elektrik enerjisi yoğunluğunu en az yüzde yirmi (%20) azaltmak amacıyla talep tarafı yönetimi konusunda tedbirler geliştirilecektir.

Eylemin Kodu : SA-04/SH-02/E-01
Eylemin Konusu : Enerji ve güç miktarına göre kademelendirilmiş tarife, çok terimli sayaç ve akıllı şebeke uygulamalarının yapılması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Bu uygulamalar, dağıtım özelleştirmeleri dikkate alınmak suretiyle başlatılacaktır.
Sorumlu : EPDK
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : Elektrik Dağıtım Şirketleri
İşlemin Başlatılma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içerisinde başlatılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-04/SH-02/E-02
Eylemin Konusu : Talep tarafı yük azaltımının serbest piyasaya girmesininin sağlanması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : İkincil mevzuat yürürlüğe konulacak ve teknik alt yapılar hazırlanacaktır.
Sorumlu : EPDK, TEİAŞ
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ETKB
İşlemin Başlatılma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içerisinde başlatılacaktır.

SA-05: Motorlu taşıtların birim fosil yakıt tüketimini azaltmak, yük ve yolcu taşımacılığında demiryollarının ve şehir içinde toplu taşımanın payını artırmak ve şehiriçi ulaşımda gereksiz yakıt sarfiyatını önlemek ve çevreye zararlı emisyonlarını düşürmek.

SA-05/SH-01 : Yolcu veya yük taşıyan küçük araçlar (M1/N1 kategorileri) CO2 salımına ilişkin AB direktifleri doğrultusunda çıkarılacak ikincil mevzuat şartlarını karşılayacak, büyük şehirlerde ulaşım master planları hazırlanacak ve yürürlüğe konulacaktır.

Eylemin Kodu : SA-05/SH-01/E-01
Eylemin Konusu : Emisyon seviyesi düşük çevre dostu (yürürlükteki tip onayı mevzuatına uygun) küçük motor hacimli, yakıt pilli veya elektrikli hibrit araçların özendirilmesi ve ekonomik ömrünü doldurmuş araçların kademeli olarak trafikten çekilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Mevzuat revizyonu ile Bakanlık ve Maliye Bakanlığı işbirliği ile yapılacak düzenleyici etki analizi sonuçlarına bağlı olarak ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecek kriterler çerçevesinde, Avrupa Birliğine ve OECD’ye üye ülkelerdeki uygulamalar dikkate alınarak, taşıt araçlarında çevreci vergileme rejimine geçilmesine yönelik çalışmalar yapılacaktır.
Sorumlu : MB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : BSTB, UDHB, ETKB
İşlemin Tamamlanma Süresi : İlgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve mevcut kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri, belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-05/SH-01/E-02
Eylemin Konusu : Büyük şehirlerde, toplu taşımayı ve yakıt sarfiyatını öncelikle gözeten, toplu taşıma istasyonlarında bisiklet ve araç parkı alanları oluşturarak ulaşım sistemlerinin birbirini desteklediği ulaşım master planlarının yürürlüğe konulması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Büyükşehir belediyesi bulunan illerde, ulaşım master planları hazırlanarak yürürlüğe konulacaktır.
Sorumlu : BB, İİB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : UDHB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Ulaşım master planları belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde hazırlanacak ve yürürlüğe konulacaktır.

Eylemin Kodu : SA-05/SH-01/E-03
Eylemin Konusu : Karayolu taşımacılığının toplam taşımacılık içindeki payının azaltılması, karayoluna alternatif ulaştırma türlerinin altyapısının yeterince geliştirilmesi, yük ve yolcu taşımacılığında deniz ve demiryollarının payının artırılması
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Demiryolu ağı genişletilerek yolcu ve yük taşımacılığında demiryollarının payı artırılacak, hızlı tren projelerine önem verilecek ve yaygınlaştırılacak, mevcut demiryolları altyapısı modernize edilecek, demiryolu ağı sanayi bölgeleri dikkate alınarak planlanacak ve genişletilecek; kısa mesafeli deniz ve göl taşımacılığı yaygınlaştırılacak, denizyolu altyapısı geliştirilecek ve deniz-taksi gibi küçük deniz taşıma araçları kıyı bölgelerinde yaygınlaştırılacaktır.
Sorumlu : UDHB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : KB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-05/SH-01/E-04
Eylemin Konusu : Ulaşımda enerji verimliliğinin artırılması ve ağ verimliliğinin sağlanması için bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanıldığı akıllı trafik yönetimi uygulamaları ve akıllı ulaştırma sistemlerinin yaygınlaştırılması
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Akıllı ulaşım sistemlerinin kurulması için gerekli kaynak oluşturularak, sistem teknik altyapısı güçlendirilecek ve gerekli Ar-Ge çalışmaları yapılacaktır.
Sorumlu : UDHB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : KB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-05/SH-01/E-05
Eylemin Konusu : Ulaştırma türlerinin, teknik ve ekonomik açıdan en etkin oldukları yerlerde kullanılmasını esas alan “Kombine Taşımacılık Stratejisi” doğrultusunda, özellikle yük taşımacılığında düzenlemeler yaparak karayolu yükünün uzun mesafeli kitlesel taşımalar durumunda demiryoluna ve denizyoluna kaydırılması; karayolunun, kapıdan kapıya taşıma ilkesinin gereği olan başlangıç ve son kesimlerdeki taşımalarda etkin biçimde kullanılması; özellikle yük ve yolcu taşımacılığında çok-modlu taşımacılığın yaygınlaşması,
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Limanlar ile demiryolu ve karayolu bağlantıları güçlendirilecek, lojistik merkezler ve aktarma alanlarının sayısı arttırılacak, özel (tahsisli) otobüs yolları/şeritleri uygulamaları hayata geçirilecek, kentlerin denizyolu, demiryolu gibi olanakları kullanılarak toplu taşımada tür çeşitliliği sağlanacak, büyük şehirlerde hızla gelişen banliyölerden şehir merkezine ulaşımın hafifli raylı sistemlerle sağlanması desteklenecektir.
Sorumlu : UDHB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : KB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.

SA-05/SH-02 : Biyokütle kaynaklarından elde edilen biyoyakıtların veya sentetik yakıtların ulaşımda kullanımı yaygınlaştırılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-05/SH-02/E-01
Eylemin Konusu : Biyoyakıt ve sentetik yakıtların fosil kaynaklı akaryakıtlar içerisindeki harmanlama oranlarının artırılmasının özendirilmesi,
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Gıda sektörünü olumsuz etkilemeyecek şekilde, yerli tarım ürünlerinden üretilen biyoyakıt veya sentetik yakıtların harmanlama oranlarına bağlı olarak ÖTV indirimi sağlanması yönünde düzenleme yapılacaktır.
Sorumlu : MB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : UDHB, ETKB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.

SA-06: Kamu kuruluşlarında enerjiyi etkin ve verimli kullanmak

SA-06/SH-01 : Kamu kuruluşlarının bina ve tesislerinde yıllık enerji tüketimi 2015 yılına kadar yüzde on (%10) ve 2023 yılına kadar yüzde yirmi (%20) azaltılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-06/SH-01/E-01
Eylemin Konusu : Kamu kuruluşlarının bina ve tesislerinde verimlilik artırıcı uygulamaların etkinleştirilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Kamu kuruluşlarının bina ve tesislerinde enerji etütleri yapılarak verimlilik artırıcı projeler hazırlanacak, bakım onarıma ilişkin bütçe ödenekleri öncelikle bu projeler için kullanılacaktır. 2008/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi ETKB tarafından bu doğrultuda revize edilecek, kamu kurum ve kuruluşları Başbakanlık Genelgesi doğrultusunda çalışanlarına yönelik hazırlayacakları dahili yönetmelik, yönerge, genelge, talimat vb düzenlemeleri yürürlüğe koyacaktır.
Sorumlu : Kamu kesimi
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ETKB, KB, EVD, MB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde 2008/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi revize edilecek ve bunu müteakip bir (1) ay içinde kamu kesiminde buna uygun iç mevzuat düzenlemeleri yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-06/SH-01/E-02
Eylemin Konusu : Kamu alımlarında enerji kullanımı olan mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde Bakanlık tarafından belirlenen asgari verimlilik kriterlerini sağlamayanların satın alınmaması veya yapılmaması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Kamu alımlarında mal ve hizmet alımları ile yapım işleri için asgari verimlilik sınırları Bakanlık tarafından tanımlanacak ve bunların alım veya yapımı sırasında zaruri kriter olarak aranması için kamu alımları ile ilgili mevzuatta veya şartnamelerde gerekli değişiklikler yapılacaktır. SA-02/SH-01/E-01 kapsamında belirtilen mevzuat yürürlüğe girdikten sonra, tanımlanmış azami enerji tüketimi ve emisyon salımı ile ilgili sınır değeri karşılamayan binalar kiralanmayacaktır.
Sorumlu : ETKB, MB, KİK
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : BSTB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Enerji Verimliliği Kanunu’nda ve diğer ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları veya yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri, belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-06/SH-01/E-03
Eylemin Konusu : Kamu kuruluşlarında ekonomik ömrünü tamamlamış araçlar kademeli olarak tasfiye edilecektir.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Taşıt Kanununun revizyonu ile trafiğe tescil tarihi itibariyle ekonomik ömrünü tamamlamış kamu kuruluşlarına ait araçlar tasfiye edilecektir.
Sorumlu : MB, Kamu kesimi
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ETKB, KB
İşlemin Tamamlanma Süresi : İlgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren yirmidört (24) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-06/SH-01/E-04
Eylemin Konusu : Kamu kesimine ait bina ve tesislerde verimlilik artırıcı uygulamaların Enerji Performans Sözleşmeleri ile gerçekleştirilmesi,
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Kamu kurum ve kuruluşlarının verimlilik artırıcı proje uygulamaları için EVD’lerle uzun dönemli, performans garantili Enerji Perfrformans Sözleşmesi yapılabilmesine imkan sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarının verimlilik artırıcı projelerine ilişkin ödenek teklifleri öncelikle değerlendirilecektir.
Sorumlu : ETKB, MB, KİK
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : KB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Enerji Verimliliği Kanununda ve diğer ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

SA-07: Kurumsal yapıları, kapasiteleri ve işbirliklerini güçlendirmek, ileri teknoloji kullanımını ve bilinçlendirme etkinliklerini artırmak ve kamu dışında finansman ortamları oluşturmak

SA-07/SH-01 : 2012 yılı sonuna kadar; uygulayıcı kurumların kurumsal yapıları, kapasiteleri ve aralarındaki işbirlikleri güçlendirilecektir.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-01/E-01
Eylemin Konusu : Kurumsal yapıların güçlendirilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji bilgi ve teknolojileri ile ilgili konularda, çalışmalar yapmak üzere, idari ve kurumsal açıdan güçlü bir yapı tesis edilecektir.
Sorumlu : ETKB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : KB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde kanun tasarısı hazırlıkları tamamlanacak ve tasarı TBMM’ye sevk edilecektir.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-01/E-02
Eylemin Konusu : İşbirliklerinin güçlendirilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : ETKB ile diğer ilgili Bakanlıklar arasında ortak eylemleri içine alan işbirliği protokolleri yapılacak, yerel yönetimler arasında iletişim ağı kurulacak ve YEGM, TOBB ve VGM arasında, sanayide enerji etütleri, eğitim ve özendirici yarışmalar kapsamında stratejik işbirliği tesis edilecektir. EVKK üyesi kurum veya kuruluşların üst düzey yöneticiler tarafından temsil edilmesi sağlanacak ve Kurulun etkinliği artırılacaktır. Danışma Kurulu tematik alanlarda çalışacak şekilde alt gruplar halinde yapılandırılacaktır.
Sorumlu : ETKB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : Kamu Kesimi, YY, TOBB, VGM
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde başlatılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-01/E-03
Eylemin Konusu : Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği uygulamaları için ilgili mercilerde ve özel sektörde gerekli kapasitelerin oluşturulması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : İlgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ve yapı denetim şirketleri nezdinde kapasiteler oluşturulacak, bu kurum ve kuruluşların personeline eğitim programları uygulanacaktır.
Sorumlu : ÇŞB, YEGM, YY
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : İİB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren; yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat revizyonu altı (6) ay, eğitimler yirmidört (24) ay içinde yapılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-01/E-04
Eylemin Konusu : Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları alanlarında; Türkiye’deki gelişimin önceki yıllar ve diğer ülkeler ile kıyaslanabileceği performans göstergeleri ile birlikte gelecek öngörülerinin üretilmesine ve entegre kaynak planlamalarının yapılmasına imkan sağlayacak kapasitenin oluşturulması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Söz konusu kapasite, nitelikli insan gücü ve bilgi teknolojileri altyapıları ile birlikte oluşturulacaktır.
Sorumlu : ETKB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : EİGM, KB
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde gerekli kapasite kurulacaktır.

SA-07/SH-02 : 2015 yılı sonuna kadar ülke genelindeki sertifikalı enerji yöneticisi sayısı en az beşbin (5.000) kişiye ve sanayi sektörlerinde uzmanlaşmış EVD sayısı en az elli (50) şirkete çıkarılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-02/E-01
Eylemin Konusu : Yetkilendirme kriterlerinin yeniden düzenlenmesi; EVD’lere verilen yetki belgelerinin sınıflandırılması ve derecelendirilmesi;enerji verimliliği hizmetlerine yönelik asgari standartların hazırlanması ve geliştirilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : EVD’ler sektör ve/veya alt sektör bazında ihtisaslaştırılacak, EVD’lere verilen yetki belgeleri sınıflandırılacak ve derecelendirilecek; üst sınıflara ve derecelere ulaşma özendirilecek, eğitim, etüt, proje ve danışmanlık ile ilgili enerji verimliliği hizmetleri ile ilgili konularında asgari gereksinimler belirlenecek ve eğitim ve sertifikalandırma çalışmaları etkinleştirilecek ve yaygınlaştırılacaktır.
Sorumlu : ETKB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş :
İşlemin Tamamlanma Süresi : Yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri, belgenin yayım tarihinden itibaren altı (6) ay içinde yapılacaktır.

SA-07/SH-03 : 2023 yılına kadar enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları alanlarında, yurt içinde gerçekleştirilen AR-GE sonuçlarına dayanarak üretime aktarılmış özgün tasarım ve/veya ürün sayısı en az elli (50) olacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-03/E-01
Eylemin Konusu : Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları alanlarında; teknoloji master planının hazırlanması, destekleyici kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlanması, yatırımcıların yararlanabileceği ulusal teknoloji envanteri oluşturulması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : TÜBİTAK’ın ETKB işbirliği ile yürürlüğe koyacağı Enerji AR-GE Stratejisi doğrultusunda teknoloji master planı hazırlanacak, destekleyici kamu kuruluşları arasında kaynakların etkin kullanımına yönelik eşgüdüm protokolleri imzalanacak, yürütülen ve başarılı sonuçlandırılan ve uygulamaya aktarılan AR-GE projeleri bağlamında ulusal teknoloji envanteri oluşturulacaktır.
Sorumlu : ETKB, TÜBİTAK
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : KB, BSTB, TTGV, KOSGEB, Üniversiteler
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren onsekiz (18) ay içinde tamamlanacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-03/E-02
Eylemin Konusu : Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları alanlarında; öncelikli teknolojilerde kamu-özel işbirlikleri ile kurulacak mükemmeliyet merkezlerinin ve AR-GE sonuçlarının uygulamasının özendirilmesi için mevzuat düzenlenmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : İlgili mevzuat revize edilecektir.
Sorumlu : BSTB
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : HM, TÜBİTAK, ETKB, KB, MB
İşlemin Tamamlanma Süresi : İlgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hazırlıkları ve yürürlükteki kanunlar çerçevesinde yapılabilecek ikincil mevzuat düzenlemeleri belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde yapılacaktır.

SA-07/SH-04 : “Ulusal Enerji Verimliliği Hareketi” kapsamında sürdürülen bilinçlendirme ve özendirme etkinlikleri kamu, özel ve sivil toplum işbirlikleri ile yaygınlaştırılacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-04/E-01
Eylemin Konusu : İletişim planı hazırlanması ve bilinçlendirme etkinliklerinin bu iletişim planı çerçevesinde yürütülmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Ülke genelindeki bilinçlendirme faaliyetleri ETKB koordinasyonunda kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte hazırlanacak bir iletişim planı çerçevesinde yürütülecektir. Hazırlanan planın uygulanması, ETKB’nin koordinasyonunda ve sosyal sorumluluk anlayışı ile kamu kurum ve kuruluşlarının ve diğer paydaşların katkılarıyla gerçekleştirilecektir. Plan dönemler halinde yenilenecektir. Kamu kurum ve kuruluşları tarafından plan çerçevesinde yürütülecek bilinçlendirme faaliyetleri ile ilgili harcamalar tasarruf tedbirleri ile ilgili düzenlemelerin kapsamı dışında tutulacak; bilinçlendirme konularında planda yer alan eylemlerin gerçekleştirilmesi ve bilinçlendirme konularında EVKK kararlarının uygulanması için kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerine gerekli ödenek konulacaktır.
Sorumlu : ETKB, Kamu kesimi
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : Özel sektör ve sivil toplum kuruluşları
İşlemin Tamamlanma Süresi : Plan belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde hazırlanacak ve en geç üç (3) yıl içinde uygulanacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-04/E-02
Eylemin Konusu : “Enerji verimliliği bilinç endeksi” geliştirilmesi.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : Toplumdaki enerji kültürünün ve verimlilik bilincinin gelişimini izleyebilecek bir endeks, ölçme yöntemleri ile birlikte tanımlanacak ve uygulama planı hazırlanacaktır.
Sorumlu : YEGM
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : Kamu kesimi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren oniki (12) ay içinde endeks geliştirilecek ve uygulama başlatılacaktır.

SA-07/SH-05 : Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili uygulamalar için kamu dışında sürdürülebilir finansman ortamları bağlamında, Türkiye’de karbon ticareti ve karbon borsası alt yapısını geliştirme çalışmaları belgenin yayım tarihinden itibaren onsekiz (18) ay içerisinde tamamlanacaktır.

Eylemin Kodu : SA-07/SH-05/E-01
Eylemin Konusu : İlgili paydaşların katıldığı seri çalıştaylar ile karbon borsası oluşturulmasına yönelik bir yol haritası çıkarılması veya strateji belgesi hazırlanması.
Yapılacak İşlem ve Açıklama : –
Sorumlu : ÇŞB, İDKK
İşbirliği Yapılacak Kuruluş : ETKB, MB, KB, HM, İAB, SPK, İMKB, VOB, TAKASBANK
İşlemin Tamamlanma Süresi : Belgenin yayım tarihinden itibaren onsekiz (18) ay içinde Karbon Borsası oluşturulmasına yönelik yol haritası çıkarılacak veya bir Strateji Belgesi hazırlanacaktır.

EPDK’da bayrak değişimi

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) başkan yardımcılığı ve dört daire başkanlıklarında yapılan değişiklikler kan değişimi olarak değerlendirildi.

Daha önce başkan danışmanlığı görevini yürüten Bildirici Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) başkan yardımcılığı görevine atandı.

EPDK’da ayrıca dört daire başkanlığına da yeni atamalar yapıldı.

Gerçekleşen atamaların ardından, Hacı Ali Ulutaş Elektrik Dairesi Başkanı, Elif Ferdal Karakaş Kamulaştırma Daire Başkanı, Yılmaz Tamer LPG Dairesi Başkanı, Hasan Ilıca da İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı oldu.

Türkiye’de Enerji Ekibine açıklamalarda bulunan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, yapılan değişiklikleri kan değişimi olarak değerlendirdi.

Yılmaz, “Kadrolarımızda bir dizi değişiklikler gerçekleştirerek çalışmalarımızı hızlandırma gayreti içerisindeyiz. Geçmişte emeği geçen ve özverili çalışan tüm çalışma arkadaşlarımızın da emekleri nedeniyle teşekkürü hak ettiklerinin bilincindeyiz. O nedenle teşekkür ediyorum. Yenilikçi adımlarımız devam edecektir” diyerek yeni atanan ekip arkadaşlarına da başarılar diledi.

Ramazan’da ne biriktirilir?

Hayat, yaşadıklarınızla anlam kazanır. Değerleri, anıları, hatıraları insana hayata tutunma gücü verir. İnanç bile bu değerleri yaşayarak oluşur.

Edep, bu inançlar sayesinde oluşur ve bizi anlamlandırır. Yaşanılan her bir sahne, anılar oluşturur şu küçücük yaşamımıza. Yüreğinizde büyüttüğünüz bu anılar, her hatırladığınızdada içiniz huzurla dolar.  İstersiniz ki bu keyfi sizden sonraki nesil de yaşasın. O yüzdendir ki bizden sonrakilere aynı hazzı duysunlar diye önderlik yaparız.

Allah, şu dünyada yarattığı hiç bir şeyi sebepsiz kılmamıştır. Herkesin bir misyonu olduğu gibi herşeyin de bir anlamı vardır. Sebebi vardır. Ramazan ayı gibi.. Bayramlar gibi.. Eğer bunu içinize sindirerek yaşarsanız, bu duygunun tadına doyamazsınız.

Paylaşmanın, etrafına bir göz atmanın, pek çok şeyi farketmenin, barışmaların en fazla yaşandığı bu güzel ayın uğurlamasıdır bayram.

Ramazan ayı dinimizin bir gereği ama bayram onun yerine getirilmesi dolayısıyla yaşanılan bir coşkudur.  Eski günlerin anısına sığınıp  yaşatmak için çabaladığımız bu en özel değerimizi ancak bizler de dolu dolu yaşarsak gelecek nesile tasiyabiliriz.

Bayramlar, aileleri yakınlarında olanlar için ne kadar huzur ve mutluluk vericiyse, kimsesi olmayanlar içinde bir o kadar üzüntü vericidir.

Nereden bilsin kimsesiz çocuklar bayramın tadını? Hiç yaşamadılarki bayram sabahında annelerinin geceden basuçlarına bıraktığı yeni elbiselerini görerek mutlulukla uyanmayı. ” Bugün bayram, hadi erken kalkın kahvaltı hazır” diyen bir annenin sesiyle yataktan fırlamanın coşkusunu nasıl hayal etsin yavrucaklar? Her bayram bekleşirler birileri gelsin onları sevsin hediyeler getirsin diye. Getirilen hediyelerin “sevgi” olduğunu zannederler.  Oysaki sadece derin bir bakış, candan bir kucaklayış onların hayatlarındaki en özel anılarıdır.

Ne çaresizlik, ne özlem, ne hasret içerisindedir huzur, evlerinde kalmak zorunda olan büyüklerimiz? Oysa emek verdiği hayatın bedelini hiç biri yalnız kalarak ödemek istemezdi.

Ya sokaklarda yaşamak zorunda olanlar? Ramazan ayını sokaklarda bir parça ekmekle ve çöplerden topladıklarıyla geçirenler? Onlar sadece bayramlarda hüzünlü değiller. Onlar hep üzüntülü ve hüzünlüler..

Ramazan ayı , öncelikle insanlığımızı, ahireti ve gideceğimiz yeri düşünmek ama en önemlisi bu uhrevi günlerde kendimizi kandırmadan hesapsız paylaşımda bulunmak için bize verilen fırsattır. Bayram ise yaptıklarımızın kutlamasıdır..

Ramazan ayında oruç tutamamış olabilirsiniz. Bayramı kutlamak tüm islam alemine verilen fırsattır.. O yüzden bayramlarda sadece ailelerimize değil, kurumlarda kalan yavrularımıza, huzur evlerinde yaşayan büyüklerimize, kimsesizlere, çaresizlere ziyaret en büyük sevap ve en büyük huzurdur.. Hepimizin yakınlarında her an bizleri bekleyen sevap kapıları vardır emin olun.

Bu ölümlü dünyada hepimiz huzur-u mahşer e varacağız. Yanımıza bu dünyadan hiç bir şey götüremeden gideceğimiz huzurda, bizleri cehennem ateşinden sadece elimizde tuttuğumuz “Allah razı olsun” lar kurtaracak.. Bu dünyada biriktireceğimiz “Allah rızası” bizim cennet kapılarımızı açacak.

İnsanlara ulaşmak için sadece bayramları beklemeyelim.. O çaresiz insanlar bizleri her an bekliyorlar. Bir defa ziyaret ettiğinizde emin olun hiç bir şeyin hayatta sizi bu kadar huzurlu kılmadığını farkedeceksiniz.

Küresel istikrarsızlaştırma

Yeni bir şey kurmak için eskiyi yıkmak gerekir. 1’inci Cihan Savaşı da aslında tam da bu nedenle ortaya çıkarılmıştı.

Amaç, kadim imparatorluklar düzenine son vererek yerine yeni bir model, yeni bir küresel paylaşım düzeni oluşturmaktı.

Savaşın ilk dönemlerinde 1915’te İngiltere-Fransa ve Rusya arasında Londra Antlaşması yapılmış, kendi aralarında Osmanlı Topraklarını paylaşmışlardı. Ancak, bu devletlerin aralarındaki çıkar çatışmaları ve sonrasında Rusya’daki Bolşevik Devrimi yeni paylaşımlar yapılmasını gündeme getirmişti. Fransa ve İngiltere arasında yapılan Sykes-Picot Antlaşması da tam olarak hayata geçirilmemiş ve bu anlaşma da kurumsal bir hayatiyet kazanamamıştır.

Rusya’nın Bolşevik Devrimi’nden sonra savaştan çekilmesinin ardından oluşan boşluk, ABD’nin 2 Nisan 1917’de 1’inci Dünya Savaşı’na girişi ile dolduruldu. ABD’nin 1’inci Dünya Savaşı’na girişi aynı zamanda dünya sahnesine yeni ve büyük bir aktör olarak girişi demekti.

1’inci Cihan Harbi ya da 1’inci Paylaşım Savaşı, yüzyıllardır devam eden Osmanlı İmparatorluğu gibi klasik dönemin süper güçlerini yıkmıştı. Ancak, genelde tüm dünyada özelde de bu imparatorlukların boşalttıkları coğrafyalarda henüz bir düzen kurulamamış, daha doğrusu küresel olarak dünyanın ve özelde Ortadoğu başta olmak üzere doğunun paylaşımı sağlanamamış ve küresel bir sistem ve onun kurumları oluşturulamamıştı.

Yarım kalan işi tamamlamak lazımdı. Bunun için de yeniden bir yıkım-yapım gerekiyordu. Yarım kalan işi tamamlamak, küresel paylaşımı sağlamak ve bu paylaşımın kalıcı olması için de kurumlar ile birlikte yeni bir düzen kurmak gerekiyordu. Tam da bu ihtiyaçlar nedeni ile 2’nci Dünya Savaşı başladı.

Sadece Avrupa ve Eski Osmanlı Coğrafyası olan Anadolu-Balkanlar-Afrika-Ortadoğu-Yakındoğu’da cereyan eden 1’inci Dünya Savaşı yerine Japonya’ya kadar uzanan istisnasız küresel bir yıkım-yapım savaşı başladı. Kurmak için tamamen yıkmak, yapmak için tamamen bozmak amacı doğrultusunda harekete geçildi.

“Yıkım-bozum” tamamlanmıştı, şimdi sıra “Yapım-kurum” dönemine geçilmesinde idi.

2’nci Dünya Savaşı’nda “Üç büyükler” olarak adlandırılan Müttefik Devletlerin liderleri Winston Churcil (İngiltere),Franklin D. Roosevelt (ABD) ve Josef Stalin (SSCB) Yalta’da bir araya gelerek, (Yalta Konferansı) savaş sonrası dünya düzenini şekillendirdiler.

İşin ilginç tarafı, bu paylaşım ile birlikte hem 1’inci Dünya Savaşı sırasında hem de 2’nci Dünya Savaşı sırasında aynı safta müttefik olan Batılı güçler ile Rusya savaş sonrasında karşıt taraflara düşmüş ve birbirini tehdit göstererek dünyayı iki bloklu bir sisteme mahkum etmişlerdi.

Bir tarafta başını Rusya’nın (SSCB) çektiği Doğu Blok’u (Varşova Paktı), diğer tarafta başını ABD ve Avrupa’nın lideri olarak İngiltere’nin çektiği Batı Blok’u (NATO).

Geriye kalan dünya ve halkları hayatta kalmak için bu iki bloktan biri ile ittifak yapmak zorunda bırakılmıştı.

Dünya bu iki bloğun sömürü ve paylaşım alanı olarak ikiye bölünmüştü. Bu yeni küresel sistemin kurucuları bu kez bir eksik bırakmamakta kararlı idiler. Bu amaçla yeni bir model kurdular: “İttifak modeli”

Bir asırlık Ermeni yalanı

Bir asır geçmiş olmasına rağmen, Doğu sınırlarımızda yaşanan ‘tehcir’ ve ‘mukatele’de meydana gelen zorunlu ölümleri, büyük abartıyla bir ‘soykırım’ gibi gösteren Ermeni yalanının sürdürülmesine göz yuman hür dünyanın davranışını şiddetle protesto etmek gerekiyor.

Aslında, böylesine dengesiz Ermeni varlığı ve tehlikesi Orta Doğu’yu yakından ilgilendiriyor. Zaten, cayır cayır yanan Orta Doğu’ya, bir de “asırlık Ermeni yalanı” fitnesi çok geliyor. 1915’lerde; bir yanda, “yedi düvel” Çanakkale’yi geçip, imparatorluğun can damarını ele geçirmeye çalışırken, diğer bir yanda Sarıkamış’ta Ruslarla ölüm-kalım savaşının sürdüğü bir ortamda Ermeni çetelerinin ortaya çıktığını hatırlamak icap ediyor.

Tabii ki Rusların, eski sınırın her iki yanında Ermeni isyanını açıkça desteklemeye giriştikleri unutulmuyor. Hatta Rusya’dan 100 bin, Ermenilerden de 150 bin kişilik bir kuvvet toparlanıyor. 1915 Mayıs’ında Osmanlı yetkilileri, tüm Doğu vilayetlerindeki Ermenilerin, bölgeden çıkmaları ve Kuzey Mezopotamya’daki kontrollü yerleşim yerlerine gitmeleri yönünde bir karar almak mecburiyetinde kalıyor.

İşte ne olduysa bu süreçte oluyor. Her halde 500 bin kadar Ermeni zaman içinde açlıktan, Kürtlerin yaşadığı topraklarda yaptıkları uzun yürüyüşlerin cefasından ve karşılıklı çatışmalarda can veriyor. Yani, planlı-kararlı bir“katliam” bahis konusu olmuyor. Kim ne derse desin, bütün acılar, bütün ölümler bir “tehcir” sürecinde gerçekleşiyor. Google’a girildiğinde; “Tehcir veya Zorunlu göç; bir topluluğu yaşadığı yerden göç ettirme, göç etmesine sebep olma, sürme” şeklinde özetleniyor. Osmanlı’daki tehcir ise şöyle tanımlıyor: “Tehcir, Osmanlı Devlet Hukukunda kökenini ‘Kur’an-ı Kerim’den alır ve ‘Haşr Suresi’ne dayandırır.”

Çağdaş hukuk ve Batı hukukunda birebir kavramsal karşılığı yoktur. Yalnızca Osmanlı Hukuk Sisteminin, Dünya hukuk literatürüne soktuğu bir kavramdır. Bir kişinin, topluluğun güvenliğini diğerlerine karşı sağlamak üzere bulunduğu ortamdaki olası olumsuzluk ve huzursuzluklardan kurtarmak için devlet eli ve iradesi ile devlet sınırları içerisinde daha uygun ve sorun çıkması olanaksız yerlerine geçici veya kalıcı olarak göç ettirilmesidir. Tehcir, sınır dışı etmez, sınır içinde yer değiştirtir, Osmanlı Hukuk ve Hukuk Sistemini kavramadan bu kavramı tam olarak anlamak çok zordur. Osmanlı tarihinde en büyük ve önemli tehcir uygulaması sanıldığı gibi Ermenilere değil öncelikle Karamanoğullarından olan Türklere ve Alevi Türkmen boy ve Yörüklerine uygulanmıştır. Örnekler: Türkmen Alevi Dedeli oymağının tüm Karadeniz sahillerine, Karamanoğulları Türkleri’nin Sudan, Mısır ve İran’a dağıtılarak tehcir edilmesi.

Görülüyor ki tehcir, yani zorunlu göç sırf Ermeniler için uygulanmış bulunmuyor. Üstelik tehcirin, birbirinden hassas kuralları ve tabii ki büyük zorlukları öne çıkıyor.

Çoğu vakit, uygunsuz iklim şartları, gıda teminindeki aksaklıklardan kaynaklanan sağlık bozulmaları, eşkıya ve çete baskınları, tehciri zorlu bir hale getirdiği biliniyor ve kabul ediliyor. Ayrıca, Ermeni tehcirinde olduğu gibi, çıkarılan isyanların “mukatele”ye dönüşmesi karşılıklı can kaybına sebep oluyor. Aslında, 1915’te zorunlu göç işte böyle olumsuz şartlar altında cereyan ettiği için, her iki taraftan da ölümler olduğunu tarihler belirtiyor. Ne var ki, Ermenilerin zorunlu göçte yok olmalarının çok büyütüldüğü ve karşılıklı çatışmaların “katliam” gibi gösterildiği de başka bir gerçeği yansıtıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nda tehcirin de uygulama kurallarının yıllarca hüküm sürdüğü unutuluyor. Oysa, “tehcir”in Balkanlar’da Türklere uygulandığı ve binlerce kişinin öldüğü tarihi gerçekler arasında yer alıyor. Kaldı ki Ermenilerin Karabağ’daki “katliam”ı belleklerden silinmiyor. Öte yandan; uzun yıllardan beri, hiçbir ABD Başkanı “Türkiye soykırım işlemiştir” şeklinde “kesin” bir ifade kullanamıyor. Çünkü ABD, gerçeği tarihi belgelerle öğrenmiş olmanın sıkıntısını yıllarca yaşıyor. Sözüm ona hür dünya bir türlü gerçeği kabullenmiyor.