13.4 C
İstanbul
Salı, Nisan 7, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 165

Türkiye elektrik üretimi

Türkiye Elektrik Üretimi üretimdeki paylarına göre sırasıyla doğalgaz, hidroelektrik, taş kömürü ve linyit, ithal kömür, rüzgar, motorin ve fuel-oil gibi sıvı yakıtlar jeotermal, biyogaz ve güneş enerjisi ile yapılmaktadır.

Yukarıda yer alan üretim kaynakları, kamu – özel firma ayrımları ile beraber günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak detaylandırdığımız Türkiye elektrik üretimi bilgilerine, ilgili sayfalardan ulaşabilirsiniz.

Kaynaklara Göre Günlük Elektrik Üretimi
30.09.2016 Cuma günü 721.829.030 kilovatsaat elektrik üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretimin kaynaklara dağılımı aşağıdaki gibidir.

Doğalgaz 248.263.120 34.39 %
İthal Kömür 146.814.650 20.34 %
Hidrolik 137.758.480 19.08 %
Taş Kömürü ve Linyit 129.025.590 17.87 %
Rüzgar 31.603.220 4.38 %
Çeşitli (Fuel-Oil, Nafta vs.) 11.421.590 1.58 %
Jeotermal 11.256.560 1.56 %
Biyogaz 5.685.820 0.79 %

Kurumlara Göre Günlük Elektrik Üretimi
721.829.030 kilovatsaat elektrik üretiminin gerçekleştiği 30.09.2016 günü üretimin kurumlara dağılımı şöyledir.

Özel Sektör Santralleri 469.407.380 65.03 %
Yap İşlet Santralleri 116.984.000 16.21 %
EÜAŞ Santralleri 85.588.230 11.86 %
Yap İşlet Devret Santralleri 34.970.170 4.84 %
İşletme Hakkı Dev. Sant. 14.879.250 2.06 %
Otoprodüktör Santralleri 0 0.00 %

Son 30 Gün Elektrik Üretimi
Türkiye’de son 30 günde gerçekleşen en düşük elektrik üretimi 502.148.580 kWh, en yüksek elektrik üretimi ise 822.694.150 kWh oldu.

Son Bir Yıl Üretiminin Kaynaklara Dağılımı
30.09.2016 ve öncesi son 365 günde ülke toplam ihtiyacının karşılanması için gerçekleşen elektrik üretiminin ve ithalatının (ithalat, ihracat farkı) kaynaklara dağılımı aşağıda belirtilmiştir. Bu veriler günlük geçici bilgilerden derlenmekte olup birim değeri megavatsaat’tır.

Doğalgaz 92.125.826 33.97 %
Hidrolik 66.583.586 24.55 %
İthal Kömür 44.327.037 16.34 %
Taş Kömürü ve Linyit 39.932.691 14.72 %
Rüzgar 14.337.516 5.29 %
Jeotermal 4.031.549 1.49 %
Diğer Termik 3.156.221 1.16 %
Biogaz 1.824.372 0.67 %
İthalat 4.910.507 1.81 %

2016 Yılı Elektrik Üretiminin Kaynaklara Dağılımı
01.01.2016 – 30.09.2016 tarihleri arası ülke toplam ihtiyacının karşılanması için gerçekleşen elektrik üretiminin ve ithalatının (ithalat, ihracat farkı) kaynaklara dağılımı aşağıdaki gibidir. Bu veriler günlük geçici bilgilerden derlenmekte olup birim değeri megavatsaat’tır.

Doğalgaz 65.786.372 32.09 %
Hidrolik 53.217.766 25.96 %
İthal Kömür 33.561.938 16.37 %
Taş Kömürü ve Linyit 30.875.186 15.06 %
Rüzgar 11.289.853 5.51 %
Jeotermal 3.051.610 1.49 %
Diğer Termik 1.939.598 0.95 %
Biogaz 1.424.737 0.69 %
İthalat 3.852.408 1.88 %

2016 yılı ilk 6 ayında (Ocak-Haziran) güneş enerji santralleri ile ise 363.232 megavatsaat elektrik enerjisi üretilerek enterkonnekte sisteme verilmiştir.

Aylık Elektrik Üretimi
2016 08. ay elektrik üretimi 25.720.639.230 kilovatsaat olarak gerçekleşmiştir.

Veriler Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’den alınmıştır.

Doğalgaz indirimi başladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, doğalgaz fiyatlarına 1 Ekim’den itibaren geçerli olmak üzere yüzde 10 indirim uygulanacağını açıkladı.

Bakan Albayrak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) gerçekleştirdiği ziyarette, yıl başı itibarıyla özellikle İran tahkim davasıyla ilgili olumlu karar çıktıktan sonra buna bağlı olarak doğalgazda indirim olacağını söylediklerini hatırlattı.

Tahkimle ilgili kararın yılın son çeyreğinde karar aşamasına geldiğini ve yıl sonundan önce uygulanacağını dile getiren Albayrak, “Hali hazırda karar imza noktasına gelmediği için süreç tamamlanmadı ama inşallah kış gelmeden bu süreci başlatacağımızı ifade ettiğimiz için bu kış gelmeden bu indirim 1 Ekim’den başlamak üzere hem tüketiciye hem sanayiye yüzde 10 olarak yansıyacak” ifadelerini kullandı.

Albayrak, doğalgaz fiyatlarındaki indirimin hane halkının gelirine ekstra bir kaynak oluşturmasının yanı sıra sanayideki maliyetleri de düşürerek daha fazla rekabet sağlayacağına dikkati çekti.

Doğalgazdaki indirimin enflasyon da dahil birçok alana zincirleme etkisi olacağına inandıklarını belirten Albayrak, “Elektrikte bir zam öngörmüyoruz, inşallah bu maliyetlerin düşmesine dayalı önümüzdeki dönemde tam tersine elektrik maliyetlerinde düşüş olması yönünde bir hareket de olması muhtemel.” diye konuştu.

Özellikle AK Parti iktidarı döneminde Türkiye’nin önemli mesafeler katettiğini, EPDK’nın da özel sektörün ve piyasanın liberalleşmesiyle ilgili çok önemli gelişmelere imza attığını belirten Albayrak, bu çalışmaların yeni dönemde daha hızlanarak, Türkiye’nin ekonomi ve enerji alanındaki gelişmesine katkı sağlayacağını söyledi.

“Putin, 23. Dünya Enerji Kongresi için Türkiye’ye gelecek”
Albayrak, Türkiye-Rusya ilişkilerindeki normalleşmenin sorulması üzerine Rusya ile ilişkilerin 24 Kasım’daki uçak krizi öncesinden daha iyi noktaya getirilmesi için her iki tarafın da görüş beyan ettiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağustosta St. Petersburg’a yaptığı ziyaretin bu anlamda önemli olduğunu söyledi.

Türk Akımı projesiyle ilgili müzakere sürecinin devam ettiğini aktaran Albayrak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 9-13 Ekim’de İstanbul’da düzenlenecek 23. Dünya Enerji Kongresi için Türkiye’ye geleceğini belirtti.

Söz konusu konferansın çok önemli bir organizasyon olduğuna işaret eden Albayrak, “Bu konferansta ‘iki taraf olumlu adım atılabilir mi?’ ile ilgili müzakereler devam ediyor. Şahsi kanaatim, önümüzdeki hafta İstanbul’da yapılacak enerji toplantısına kadar önemli bir mesafe katedeceğimiz yönünde.” ifadelerini kullandı.

Albayrak, Rusya ile Türkiye arasındaki Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısının Putin’in ziyareti sırasında yapılmasının iki ülke ilişkilerindeki normalleşme sürecine olumlu katkı sunacağını bildirdi.

“Kömür ve güneş için ihaleler yolda”

Yerli kömür ve güneşte yeni ihalelerin yapılacağı bir sürece girildiğini dile getiren Albayrak, yıl sonundan önce gerçekleştirilecek kömür ihalesiyle ilgili 5-6 bölge belirlediklerini, bu bölgeleri iki kritere göre değerlendirdiklerini söyledi.

Birinci kriterin bölgedeki arz talep dengesi olduğunu anlatan Albayrak, şöyle devam etti:
“İkincisi de o bölgedeki rezervlerin kalorifik değeri, yapılacak yatırımın geri dönüşü ve etkisi. Kömür rezervlerimizin kalorifik değeri ortalama 2 bin kalorinin üzerinde. Eski keşifli rezervlerde bin 200 kaloriden bahsederken, AK Parti döneminde bu rakamlar 2 binin üzerine çıktı. Bu çerçevede Özelleştirme İdaresiyle birlikte yürüttüğümüz çalışmalarda özellikle İç Anadolu Ankara bölgesinde Çayırhan öne çıkıyor. Önümüzdeki hafta içinde ilana çıkacağını düşünüyoruz. Buradaki teknik detay da mevcut sahanın işletme devir hakkıyla elektrik alım garantisine dayalı açık eksiltme usulüyle 700-800 megavatlık kapasiteden elektriği kamuya en uygun şekilde sağlayacak bir yatırım olacak. Bir milyar doların üzerinde bir yatırımdan bahsediyoruz. Hem yerli kaynakları hem de istihdamın önünü açıp hem de maliyetleri aşağı çekeceğiz.”

Albayrak, yenilebilir enerji kaynaklarından güneş enerjisi alanında ekimde duyurulmak üzere bir ihale yapılacağını ve bu alanda yerli üretimin yanı sıra bölgedeki pazara da hitap edecek bir strateji izlediklerini anlattı.

Söz konusu güneş ihalesiyle yıl sonu gelmeden belli bir kapasite ölçüsünde alım garantisiyle birlikte eksiltme usulü yöntemiyle bir yatırımın gerçekleştirileceğini dile getiren Albayrak, şunları kaydetti:
“Bu şekilde hedeflediğimiz çok büyük bir başarı hikayesi var. İnşallah yıl sonunda göreceksiniz, bugün itibarıyla yenilenebilir maliyetlerinin çok altında bir ihale süreci bekliyoruz. Yurt içi ve yurt dışından ihalede oyuncu olmak için yoğun talep var. Bölgedeki ihracat kapasitesine yoğun bir yenilenebilir enerji talebi var. Türkiye, bunu karşılayacak ülkelerden birisi. Yabancı yatırımcı da ilgi gösteriyor. En az milyar dolarlık yatırımların olacağı bir ihale yapısından bahsediyoruz. Yıl sonunda ekonominin daha da güçlendiği bir sürece şahit olacağız. Kasım sonu aralık başı gibi bu iki ihaleyi de hayata geçireceğiz inşallah.”

Uluslararası Enerji Ajansı’nın Türkiye Raporu Lansmanı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi’ndeki Uluslararası Enerji Ajansı’nın Türkiye Raporu Lansmanı’nda, enerjinin gelecek 10 yılda birçok yeni gelişmeye açık olacağını söyledi.

Berat Albayrak, Türkiye’nin 2002’den sonraki süreçte artan büyümesini destekleme amacıyla altyapı yatırımlarına, verimlilik ve iyileştirme noktasında da petrol, doğalgaz ve doğal kaynaklar için birçok yatırıma odaklandığını anlattı.

Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesinin çok önemli olduğunun altını çizen Albayrak, şöyle konuştu:
“Petrol ve gaz ihtiyacımızın yüzde 90-95’ini ithal ediyoruz. Öyle bir ülkeden bahsediyoruz ki bölge coğrafyasında ham madde rezervleri önemli miktarda. Türkiye’nin pazar ülkeleri için transit bir ülke olabilme, kaynak ülkeler için istikrarlı bir yol olabilme rolünü de çok sağlıklı oynaması, ihtiyaç anında hazır olması çok önemli. Türkiye’nin yer altı ve maden zenginliklerini enerji sektörüne verimli bir şekilde kazandırmak yönünde adımlar atılacak. Son yıllardaki arama çalışmalarıyla özellikle yerel kömür konusunda yerli ve yeni stratejimiz çerçevesinde yeni teknolojilerle temiz teknolojiye entegre olmak koşuluyla daha yoğun şekilde çalışacağız ve projeleri hayata geçireceğiz. Çevresellikten taviz veremeyiz ama kimse Türkiye’den yerli kaynaklarını bir kenara koymasını beklemesin.”

“Yıl başından itibaren önemli adımlar atılacak”
Türkiye’nin özellikle doğalgaz konusunda önemli yatırımlara imza attığını vurgulayan Albayrak, “Doğalgaz depolamanın yanı sıra, yüzer LNG terminali diye de adlandırılan floating storage and regasification (FSRU) gemileri ve bölgesel yeni çeşitlendirilmiş boru hattı yatırımlarının, Türkiye’nin gaz piyasasının arz önünü daha da iyileştirme yönünde yılbaşından itibaren çok önemli adımlar atmak için düğmeye bastık.” diye konuştu.
Yıl başından itibaren doğalgaz depolama konusunda neticelerin görülmeye başlanacağını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:
“Hedefimiz 2019-2020 sürecinde, önümüzdeki 5 yılda doğalgaz konusunda altyapı iyileştirilmesi. Bunun yanında uluslararası müzakereleri yürüttüğümüz alternatif pazarlar geliştirmek için müzakerelerimiz çok dinamik şekilde devam ediyor. Çok yoğun çalışmaya devam edeceğiz. Altyapı çok önemli. Türkiye uzun yıllar altyapı noktasında mevcut ihtiyaçları karşılama açısından yatırımlarını hayata geçirmekte zorlanmış bir ülke. İktidarımız döneminde, hükümetimiz döneminde sadece bunu karşılama yönünde değil büyümeyi de aynı şekilde destekleme yönünde altyapı yatırımlarına imza attık. Yeterli mi değil. Enerji noktasında Çin’den sonra en hızlı büyüyen ikinci ülkeyseniz, çok daha iyi ve verimlisini yapmak zorundasınız. Özellikle elektrik üretim ve dağıtımı konusunda, mevcut kurulu güç tesisatları noktasında, iyileştirme, kamu ve özel noktasında önemli adımlar attık, atacağız. Tüm bu çerçevede enerjiyi ithal ettiğimiz bir ülkede her bir dolar, sent ve lira ne kadar kıymetli olduğu gerçeğinden hareketle bizim için büyük bir önem arz ediyor.”

Rüzgar ve güneşte önemli potansiyel
Albayrak, yer altı ve maden zenginliklerinin enerji sektörüne çok daha verimli şekilde kazandırılması yönünde de adımlar atılacağını vurgulayarak, “Son yıllardaki arama çalışmaları çerçevesinde, sahip olduğumuz rezervler, özellikle yerel kömür konusunda yerli ve yeni stratejimiz çerçevesinde yeni teknolojilerle temiz teknolojiye entegre olmak koşuluyla daha yoğun şekilde çalışacağız ve projeleri hayata geçireceğiz. Çevresellikten taviz veremeyiz ama kimse Türkiye’den yerli kaynaklarını bir kenara koymasını beklemesin.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enerjide kurulu gücü çeşitlendirme hedefiyle yerli kaynakların yanı sıra yenilenebilir kaynaklara da yeni bir pencere açacağını dile getiren Albayrak, “Yenilenebilirin güneş ve rüzgar ayağıyla ilgili önemli adımlar atacağız. Yıl başından bugüne kadar çok yoğun bir mesai ortaya koyarak yıl sonu hedefimizi tutturmak için çok başarılı şekilde çalışmalar ortaya koyuldu. Ekim ayında hem güneş hem de yerli kömürle ilgili, takip eden aydan sonra da rüzgarla ilgili ilk adımları atacağız. Hakikaten Türkiye güneş ve rüzgarda çok önemli bir potansiyel ve kapasiteye sahip.” dedi.

“Kamu her şeye burnunu sokan konumda olmayacak”
Hem ülke hem bölge ekonomisinde maliyet avantajı kazanabilmek için tamamen liberal politikalar içerisinde olunacağını vurgulayanAlbayrak, “Liberal politikalar içerisinde kamunun her şeye burnunu sokan her şeye karışan değil, piyasayı düzenleyen, piyasada yatırımcının, özel sektörün önünü açan, tabi ki regüle eden çerçevede olmak koşuluyla rolünü daha fazla oynamak zorundayız. Bunun bilinciyle hareket ederek adımlarımızı atacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin uzun vadeli bir enerji ajandası olması gerektiğinin de altını çizen Bakan Albayrak, Fransa’da düzenlenen COP21 iklim zirvesinin önemine değinerek, karbon emisyonuyla ilgili adımların uzun yıllardır Türkiye tarafından desteklendiğini hatırlattı.

Albayrak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke sınıflarının doğru bir şekilde ayrılması gerektiğine dikkati çekerek şunları kaydetti:
“Türkiye’yle ilgili özel durumun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Paris’te imzalanan, mutabakata varılan son noktadan sonra 2001, 2009, 2011 gibi Paris’ten önceki süreçteki Türkiye’nin statüsünün devamı çok önemli. Çünkü Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Dolayısıyla gelişmiş ve gelişmekte olan ülke sınıfının doğru bir şekilde ayrılarak Türkiye’nin hakettiği gibi bu yeni süreçten faydalanması elzem. Aksi hem adaletsizlik hem haksızlık olur. Bunun için Paris öncesi devlet başkanları düzeyinde hem Fransa, hem Almanya’yla yapılan görüşmeler neticesinde Türkiye’nin sözlü özel durumunun altı bir kez daha çizildi. Her ne kadar Paris sonrası bu süreç zikredilmese de bu sürecin devamında Türkiye’nin özel durumunun devamı Türkiye’yi gelişmiş bir ülke gibi yükümlülük altına finansal yükümlülük altına sokulması hakikaten çok ama çok yanlış olur.”

Türkiye’nin halihazırda kişi başına karbon emisyonu üretimi noktasında çok aşağılarda olduğunu anlatan Albayrak, “Bu temiz ve yenilenebilir enerji kapasitesini mümkün olduğunca korumaya, bu yatırımları desteklemeye ve teşvik etmeye, mevcut yatırımları da, fosil yatırımları da mümkün olan en son temiz teknolojilerle desteklemeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYEDE ENERJİ

Cumhurbaşkanlığı himayesinde Enerji Kongresi

9-13 Ekim 2016’da İstanbul’da Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde gerçekleşecek 23. Dünya Enerji Kongresi’ne geri sayım başladı. Kongreye konuşmacı olarak katılacak 250 uluslararası isim de netleşti.

Enerji dünyasının gözü, 9-13 Ekim 2016’da İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleşecek 23. Dünya Enerji Kongresi’ne çevrildi. “Yeni Ufukları Kucaklamak” temasıyla düzenlenen kongrede, 70’in üzerinde ülkeden global enerji sektörüne yön veren 250 isim kürsüye çıkacak.

Onursal Başkanlığı’nı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üstlendiği, Başbakan Binali Yıldırım ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın ev sahipliğinde düzenlenecek 23. Dünya Enerji Kongresi, siyaset, iş ve akademi dünyasının ünlü isimlerini buluşturacak.

Zirvenin konuşmacıları arasında İran Enerji Bakanı Hamid Chitchian, Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı Rainer Baake ve Monako Prensi II. Albert’in yanı sıra Malezya, Belçika, Bulgaristan, İsveç, Irak, Ürdün, Çad, Kongo, Senegal ve Somali enerji bakanları bulunuyor.

BP Grubu İcra Kurulu Başkanı Bob Dudley, E.ON Başkanı ve CEO’su Johannes Teyssen, Gazprom CEO’su Alexey Miller, OMV CEO’su Rainer Seele, Saudi Aramco CEO’su Amin H. Nasser, Siemens Enerji Sektörü CEO’su Lisa Davis, SPIC Başkanı Wang Binghua, Sabancı Holding CEO’su Güler Sabancı ve TANAP CEO’su Saltuk Düzyol ile Total, ENI, SOCAR, GE, RWE, EWE, Bionas, Masdar, Tokyo Gaz, DHL, Nestlé, Econet, Ecopetrol ve Westinghouse gibi şirketlerin üst düzey yöneticileri de çeşitli oturumlardaki sunumlarıyla gündemlerini İstanbul’a taşıyacak. Ayrıca Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Genel Sekreteri Christiana Figueres ile Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Fatih Birol da kongrenin konuşmacıları arasında yer alıyor.

“Enerji Olimpiyatları” olarak da bilinen ve dört gün sürecek olan etkinlikte, enerji endüstrisinin iş modelleri, hükümet politikaları, iklim, finans ve pazar dinamikleri gibi sektörün gündemini belirleyen konular ele alınacak.

SEKTÖRÜN FARKLI ALANLARININ EN YETKİN İSİMLERİ
23. Dünya Enerji Kongresi’nin, global enerji sektörünün geleceğinin belirleneceği bir etkinlik olduğunu vurgulayan Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Christoph Frei, şunları söyledi:
“Kongrede, enerji dünyasını tüm yönleriyle masaya yatıracağız. Piyasanın ‘caz’ ve ‘senfoni’ modellerini analiz edeceğiz. İnovasyonun önemini ve emtia fiyatlarını tartışacağız. Zirveye katılacak konuşmacılar da, global enerji endüstrisinin farklı alanlarını temsil eden yetkin ve seçkin isimler.”

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Hasan Murat Mercan ise “23. Dünya Enerji Kongresi’ni Sayın Cumhurbaşkanımız himayesinde gerçekleştirecek olmanın gururunu yaşıyoruz.

İstanbul’da düzenleyeceğimiz kongrede söz alacak isimlerin kalibresi, zirvenin enerji dünyası için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi” diye konuştu.

Dünya Enerji Konseyi Hakkında
1923’te kurulan Dünya Enerji Konseyi, sürdürebilir enerjinin geleceği konusunda somut çalışmalar yürüten ve fikir liderliği yapan, global ve kapsayıcı tek forumdur. Dünya Enerji Konseyi’nin 93 milli komitesi, aralarında devletlerin, sektör ve uzman kuruluşlarının da bulunduğu 3 binden fazla üye organizasyonu temsil ediyor. Misyonu, herkesin yararına sürdürülebilir tedarik zincirine dayalı enerji kullanımını teşvik etmek.

Dünya Enerji Kongresi Hakkında
İlki 1924’te olmak üzere üç yılda bir düzenlenen Dünya Enerji Kongresi, lider ve uzmanların enerji konusunu tüm yönleriyle ele aldıkları, dünyanın bir numaralı enerji platformu. Bununla birlikte kongre yöneticilere de teknolojilerini tanıtma ve yeni iş imkanları keşfetme olanağı sağlıyor. Ayrıntılı bilgi ve katılım için: http://www.wec2016istanbul.org.tr

Dünya Enerji Kongresi 2016, World Energy Congress 2016, Türkiye’de Enerji

EIF 2016 enerji kongresine davetlisiniz

EIF 2016 Değerli Katılımcıları ve Ziyaretçileri, 03-04 Kasım 2016 tarihleri arasında Ankara’da bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek olan EIF etkinliği kapsamında Uluslararası Petrol ve Gaz Kongre
ve Fuarı’na Türkiye Petrolleri olarak destek vermekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Petrol ve doğal gaz sektörü bu yıl baş döndürücü gelişmelere sahne oldu. Petrol fiyatlarının reel olarak tarihin en düşük seviyelerine gerilemesi, arama ve üretim şirketleri başta olmak üzere petrol endüstrisini derinden sarstı. Şirketler krizden çıkmak için farklı yöntemler geliştirse de sektörde öngörülebilirliğin bu kadar az olduğu bir dönem yaşanmadı.

Enerji, ekonomi ve siyasetin iç içe geçtiği günümüz dünyasında, petrol ve doğal gaz başta olmak üzere, sektörün her alanında sürdürülebilirliğin sağlanması adına, enerji ile ilgili bütün konuların tüm boyutları ile değerlendirilmesi ve sorunlara kapsayıcı çözümler getirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Türkiye’den ve farklı ülkelerden birçok üst düzey katılımcıyı bir araya getirecek EIF 2016’nın sektöre ve katılımcılara yeni ufuklar açacağı kanaatindeyim. İnanıyorum ki kongrede ele alınacak konular sektörün ihtiyaç duyduğu işbirliği imkânlarının artırılmasında ve karşılaşılan sorunların çözümünde kolaylaştırıcı bir rol oynayacaktır.

EIF 2016’nın bütün sektör temsilcileri için faydalı geçmesini temenni eder, katılımcılara ilgilerinden dolayı teşekkürlerimi sunarım.

Besim ŞİŞMAN
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel
Müdürü / Turkish Petroleum
General Manager

EIF 2016 PETROL & GAZ KONGRESİ VE FUARI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

7. Türkiye Enerji Zirvesi’nde Akdeniz gazı masaya yatırılacak

Geride kalan 6 yılda Türkiye enerji piyasalarının buluşma noktası haline gelen Türkiye Enerji Zirvesi’nin 7’incisi Adana, Hatay, Osmaniye, Mersin illerini ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kapsayacak ve “Doğu Akdeniz” başlığı ile 24-26 Kasım 2016 tarihlerinde Adana’da gerçekleştirilecek.

Elektrik, petrol, LPG ve doğal gaz piyasalarını tek çatı altında bir araya getiren Türkiye’nin en büyük enerji buluşması 7. Türkiye Enerji Zirvesi bu yıl yerli ve yabancı enerji profesyonellerini ve uzmanlarını 24 – 26 Kasım’da Adana’da bir araya getirecek.

2 gün sürecek olan etkinlikte enerji sektöründe yaşanan son gelişmeler ve öne çıkan konularla birlikte önemi giderek artan ve Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren Doğu Akdeniz enerji kaynakları tüm yönleriyle masaya yatırılacak.

Zirve kapsamında, bölge ülkeleri arasında var olan güvenlik, diplomatik ve siyasi problemler nedeniyle bölgesel ilişkilerde gerilimlere de yol açan doğu Akdeniz enerji kaynaklarıyla ilgili son gelişmeler uluslararası hukuk, güvenlik, diplomatik, teknik ve ticari açılardan ele alınacak.

Zirveye, Türkiye ve birçok ülkeden bakan, bürokrat, diplomat, enerji uzmanı, akademisyen, bölgede çalışmalar yapan çok uluslu şirketlerin yöneticileri ve sektör profesyonelleri katılım sağlaması ve enerji piyasalarının tüm yönleriyle derinlemesine analiz edilerek tüm bölge ülkelerinin refahı ve barışına katkı sunacak bir uzlaşının sağlanabilmesi için bir yol haritası sunulması hedefleniyor.

Zirvede aynı zamanda Türkiye ve dünya LNG, doğal gaz, petrol, LPG, yenilenebilir enerji ve elektrik sektörlerinde yaşanan son gelişmelerde masaya yatırılacak.

TURKEY ENERGY SUMMİT / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Ekonomik büyüme ile enerji talebi paraleldir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, 7. Türkiye Enerji Zirvesi Danışma Kurulu Toplantısı ‘nda enerji gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Geçtiğimiz günlerde Meclis’te Enerji komisyonu tarafından genel kurula gönderilen kanun teklifine yönelik değerlendirmelerde bulunan Müsteşar Dönmez, LPG piyasasında beklenen değişikliklerin yapıldığı, özellikle “koku” konusunda karşılaşılan ve lisans iptaline kadar varan sorunların kanun teklifinin yasalaşması ile birlikte çözüleceğini belirtti. Dönmez, koku ile ilgili kriterlere aykırı bir durumun ilk kez tespit edilmesi durumunda lisan iptalinin yapılmayacağını açıkladı. Elektrikte beklenen talebin artmaması ve buna bağlı olarak kapasite fazlasının oluşmasının piyasalarda hareketlenmeye neden olduğunu da vurgulayan Müsteşar Dönmez, daha önce arz güvenliği konusunun komu tarafından çözülmesi beklenirken, bugün kapasite fazlalığının yönetiminin de kamudan beklendiğini ifade etti. Doğal gaz ve LNG konusunda arz güvenliğinde en önemli sorunun depolama alanlarıyla ilgili olduğu görüşünü paylaşan Dönmez, hem BOTAŞ hem de özel sektör eliyle depolama kapasitelerinin artırılacağını duyurdu.

Önceki dönemlerin aksine Türkiye’deki enerji talebinin, ekono0mik büyüme ile paralel seyrettiğine dikkat çeken Müsteşar Dönmez, Türkiye’nin yüzde 3-4 arası bir büyüme ile ilerlediğini dile getirdi. Dönmez, kamu ve özel sektörün kendisini, büyüme ile aynı oranda artış gösteren enerji talebine göre revize etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Avrupa’nın uzun süredir, özellikle ekonomik durgunluktan sonra, doygun bir pazara sahip. Gerek fiyatların gerekse tesislerin yenilenmesi konusunda yaşanan bir deneyim ve süreç vardı. Türkiye böyle bir pozisyona gelmiş durumda ancak bunun kalıcı olacağını düşünmüyorum çünkü Avrupa neredeyse bu noktada sıfır büyümeyle giderken, Türkiye hala yüzde 3-4 civarında bir ekonomik büyüme kaydediyor. Geçmiş dönemlerden farklı olarak ekonomik büyümenin üzerinde bir enerji talep artışı yaşanırken son 2-3 yıldır Türkiye’de de enerji talep artışı ekonomik büyümeye paralel olarak artmaya başladı. Dolayısıyla hem kamu tarafı hem özel sektör yeni rakamlara göre kendini revize etmek durumunda. Uzunca bir süredir bakanlığımız ithal kaynaklara bağımlılığı azaltmak ve arz güvenliğini mümkün olduğunca kendi kaynaklarıyla sağlamak, güvence altına almak için de çalışma içerisindeydi. Bu dönemde biz yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının artacağını ümit ediyor ve bekliyoruz. Bu kapsamda da yerli kömürün ekonomiye daha fazla kazandırılması için birtakım değişikliklerimiz söz konusu.” Açıklamalarını yaptı.

Geçtiğimiz günlerde Meclis Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’ndan geçerek Genel Kurul’a gönderilen kanun teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Müsteşar Dönmez, teklifin yasalaşmasıyla birlikte hayata geçirilecek değişiklikler konusunda şunlar söyledi: “Bildiğiniz gibi 2 hafta kadar önce Meclis’te komisyonda bazı kanunlarda değişiklik içeren bir paketi tartıştık ve komisyon kararıyla da Genel Kurul’a gönderildi.

Birkaç hafta içinde Genel Kurul’da da onaylandıktan sonra yasalaşmış olacak. O yasayla birlikte yerli ve yenilenebilir kaynakları sisteme dahil edilmesiyle ilgili bazı hususlarda model değişikliğine gitmiş olacağız. Şu anda linyit rezervlerimiz 15 milyar tona ulaşmış durumda. Bunun yarısı hemen hemen son 7-8 yılda yapılan arama ve keşiflerde ortaya çıktı.

Linyit kalitemiz diğer ülkelerle kıyaslandığında fazla olmasa da gelişen teknolojiyle paralel olarak artık düşük kalorilerde de, enerji çevirme ve ilgili emisyon standartlarını yakalama imkanına kavuşmuş durumdayız.

Bizde kamunun, Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) elindeki bu rezervleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığı eliyle ihale yönetimiyle kullanımı için bir model geliştirmiş durumdayız.

“Yenilenebilir kaynaklarda da yarışma modelinde bazı değişikliklere gittik.” Diyen Fatih Dönmez; “Bildiğiniz gibi daha önce kurulacak gücün MW başına düşecek bir teklif verilerek yarışma nihayetlendiriliyordu. Gelinen noktada fiyattan yarışma yöntemiyle, en düşük fiyatı teklif eden firmanın bağlantı hakkını elde edeceği bir yönteme geçmiş durumdayız. Bu kararı vermeden önce dünyadaki son örnekleri uygulamaları da detaylı olarak inceledik. Hemen hemen birçok ülkede artık bu ihale yöntemi gündeme gelmiş durumda. Çok dinamik bir piyasaya sahibiz. Teknoloji gelişiyor, maliyetler düşüyor. Dünkü rakamlarla bugün devam etme imkanımız yok. Burada en adil fiyatı aslında kamu ve yasa belirlememiş olacak. Fiyatı yatırımcının belirleyeceği bir modele geçmiş olacağız. Burada oluşacak kazancıda tüketicinin enerji giderlerini – maliyetlerini azaltma yönünde kullanmış olacağız. Bu da bence yine piyasadaki önemli değişikliklerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Sanırım 76 şehirde doğal gaza ulaşımını sağlamış durumdayız. Doğal gaza bağımlılığımızı herkes biliyor. Yüzde 98 oranında ithal ettiğimiz bir ürün ve ithal kaynakları da Azerbeycan, İran, Rusya olmak üzere 3 yerden boru hattıyla temin ediyoruz.” Şeklinde konuştu.

LNG piyasasına ilişkin FSRU ünitelerinin sisteme dahil edileceğine ilişkin açıklamada bulunan Dönmez, arz güvenliği konusunda da en önemli sorunun depolama da olduğunu ifade etti. Depolama kapasitesinin arttırılmasına yönelik bilgileri paylaşan Dönmez, “LNG’de biraz esnekliğimiz var düzenli kontrat olarak 2 ülkeden LNG getiriliyor. Bu konuda da yeni bir uygulama ile FSRU ünitelerini sisteme dahil edeceğiz. Muhtemelen bunlardan biri ya da ikisi özel sektör eliyle olabilir. Bu konuda çalışma yapan firmalar var. Biri de BOTAŞ eliyle yapılmak üzere girişimlerde bulunduk, Türkiye’nin arz güvenliğinde en büyük kısıtlarından biri yer altı depolamada karşılaştığı sorun.

Orada da şu anda sadece TPAO’nun elinde bir 2.5 BCM’lik yer altı deposu var. Bir taraftan BOTAŞ eliyle yürütülen Tuz Gölü’nde 1 BCM BİR DEPOMUZ VAR. Ancak bunlar yeterli değil. O yüzden şimdi süratle Silivri’de ikinci fazın kararını verdik. BOTAŞ ihale hazırlıklarını yapıyor” dedi

Dönmez sözlerine şöyle devam etti; Silivri’deki deponun kapasitesine yaklaşık 2 bcm daha ilave edeceğiz. Özel sektör eliyle lisansı alınmış birkaç depo var. Onlar bir taraftan devreye girecek. Yasada yüzde 1o’luk bir depolama zorunluluğu vardı ithalatçılar için yeni pakette bunu yüzde 20’ye çıkartıyoruz. Böylece yaz kış dengesizliği yüzünden özellikle kış aylarında pik saatlerde oluşan aşırı talebi karşılayabilmek için depo kapasitesini artırmış olacağız. Eğer yüzde 20’lere çıkacak olursak ortalama 50 BCM civarında bir tüketim bekliyoruz. Demek ki 10 milyar metreküplük bir depo kapasitemiz olmuş olacak.

Doğalgazda bölgesel ticaret merkezi olma hedefi olma kapsamında Irak’tan da doğalgaz alımının gerçekleşmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Müsteşar Fatih Dönmez, aynı zamanda doğal gazda liberalleşme sürecinin devam ettiğini, elektriktekine benzer bir piyasanın oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Dönmez, “Doğal gaz piyasası liberalleşme konusunda biraz daha geriden geliyor. Gün öncesi, gün içi piyasalar açısından EPİAŞ da hazırlıklarını yapıyor. Kurulumuzda çalışıyor. Bu yıl hazırlıkları tamamlarsak belki 2017’de doğalgazda da elektriktekine benzer piyasayı, en azından önce bir sanal ortamda geçici olarak, denemeyi arzu ediyoruz. Bir yandan da doğalgaz piyasasını kanunundaki değişiklik çalışmalarımız devam ediyor. Piyasanın daha da liberalleşmesi ile BOTAŞ’ın bölünmesini içeren bir paketimizde bakanlığımızın gündeminde, üzerinde çalıştığımız konular arasında. Geçtiğimiz dönemde de zirvelerin 1 veya 2 konusundan biri de doğalgazda bölgesel ticaret merkezi olma konusuydu. Çok konuşuldu, çok tartışıldı. Muhtemelen masadaki herkes benim kadar biliyor ama bu istemekle de olmuyor. Önce teknik altyapıyı fiziksel altyapıyı sağlamamız gerekiyor. Sadece 2-3 yerden gazın gelmesi Avrupa örneklerinde olduğu gibi bir ticaret merkezi olmayı da sağlamıyor” dedi.

Dönmez sözlerine şöyle devam etti; “O açıdan Türkiye’ye yeni dönemde yeni boru hatlarıyla yeni kaynak girişlerini sağlayarak kaynak çeşitliliği temin etmiş olacağız. Bu kapsamda da BOTAŞ, Irak sınırında olan boru hattının ihalesini yaptı Artık Irak’tan doğalgaz imkanına kavuşacağız. Irak tarafının üzerine düşen yükümlülükler var. Onlarında sistemlerini geliştirmeleri ve boru inşaatını tamamlamaları gerekiyor. LNG depo kapasitemizi artırıyoruz. Amacımız, Türkiye’ye gelecek doğalgazı çeşitlendirmek. İhtiyacımızın en az 2 katı kadar gazı Türkiye’ye getirebilirsek bir ticaret merkezinden bahsedebileceğimizi düşünüyoruz. Zorunlu depolama alanını artırma nedenlerinden birisi de sadece ulusal arz güvenliği değil, böyle bir ticaret merkezi oluştuğunda ihtiyaç duyulabilecek depolama imkanını da karşılamak gerekli diye düşünüyoruz.”

Müsteşar Fatih Dönmez, Türkiye Enerji Zirvesi’nin sektör üyelerini bir araya getirme özelliğiyle de önemli bir görev üstlendiğini belirtti. Danışma Kurulu Toplantısı’nın, Zirve’nin içeriğini belirlerken sektörün sorunlarını da gündeme getirdiğini kaydeden Dönmez, “İki yıl boyunca Enerji Zirvelerinde Başkanlık yaptım. O dönemde sizlerle birlikte olmanın sorunların iç içe yaşamanın talep ve beklentileri yakinen tanımanın da şimdi yaptığımız işlere büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Fatih Dönmez; “ Yaklaşık 25 yıldır sektörün değişik alanlarında çalıştık. Şu anda da başa bir pozisyonda, başka bir sorumlulukla görevimize devam ediyoruz. Bu tip toplantıları hem Bakanlığımız hem de özel sektör hem de kamu açısından önemli buluyorum. Çünkü geçtiğimiz yıllardan biliyorum, Danışma Kurulu aslında gündemi belirlerken sektörün sorunlarını belirliyor ve onların tartışılmasını arzu ediyor. Gerek kamu gerek özel sektör temsilcileri tarafından da bunlar çeşitli yönleriyle toplantılarda dile getiriliyor.” diye konuştu.

7.si düzenlenecek olan Türkiye Enerji Zirvesi’nin Adana’da yapılacak olmasının heyecan verici olduğunu ifade eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, daha önce Gaziantep ve Konya’da gerçekleşen Zirveleri de hatırlatarak, “Zirvelerin İstanbul, Ankara gibi kentlerin dışında Anadolu’nun gelişen, parlayan kentlerinde yapılması da o şehirlere ayrı bir heyecan getiriyor. Sektörde, o kentlerimizi, oradaki paydaşlarımızı tanıma imkanı buluyor. Bu açıdan Türkiye Enerji Zirvesi’nin Anadolu’da yapılıyor olmasının ülke açısından da farklı bir heyecan oluşturduğu kanaatindeyim” şeklinde konuştu

Zirve’nin Danışma Kurulu’nda sektör temsilcilerinin önemlim bir bölümünün bulunduğunun altını çizen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, karşılaşılan sorunların çözümünde “vizyon birliğinin” olması gerektiğine vurgu yaptı. Özel sektör ile kamunun “hedefler” konusunda benzerlik gösterdiğini dile getiren Fatih Dönmez, “Geçmiş yıllardan bildiğim üzere Danışma Kurulu’ a sektör temsilcilerinin hemen hepsi katılıyor ve Zirve’de hangi konuların tartışılacağına karar veriliyor. Şunu unutmamak lazım ki; enerji piyasası var oldukça sorunların bitmesini beklememek lazım. Hepimizin önüne çeşitli boyutlarda farklı sorunlar geliyor. Bu sorunların çözümü için arayış içerisinde oluyoruz. Fakat önemli olan bir vizyon birliğinin ve netliğinin olması. Ben bu noktada hem kamunun hem özel sektörün hedefler ve amaçlar noktasında bir farklılığının olmadığını, yöntemlerde zaman zaman farklılaştığını görüyorum. O açıdan bu 7. Türkiye Enerji Zirvesi’nde belirlenecek ana tema çerçevesinde 4 büyük sektörün, Sertaç Komsuoğlu’nun deyimiyle ‘ailenin’ geniş bir buluşmasına tekrar şahitlik yapacağız” görüşlerini paylaştı.

TURKEY ENERGY SUMMİT / TÜRKİYE’DE ENERJİ

 

Enerji sektörü firmaları altınlarla ödüllendirilecek

Adana’da gerçekleştirilecek olan 7.Türkiye Enerji Zirvesi ödüller geçidine dönüşecek. HiltonSA’da enerji sektörünün önemli isimlerinin katılacağı zirve 23-26 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşecek olup, Altın Vana, Altın Voltaj, Altın Varil ve Altın Tüp ödülleri verilecek.

Ödüller enerji firmalarının gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projelerine verilecek olup, geleneksel hale getirilen ödül töreni 24 Kasım 2016 tarihinde gala yemeğinde gerçekleşecek.

Suriye toprakları UAEA denetçilerine açılmalı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Avusturya’nın başkenti Viyana’da Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi’nde düzenlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) Genel Kurulu’na katıldı.

Genel Kurul öncesinde BM Viyana Ofisi’nde çalışan Türk diplomatlar ve vatandaşlarla bir araya gelen Albayrak, Japonya Devlet Bakanı Hirotaka Ishihara ile de ayaküstü görüştü.

Bakan Albayrak, daha sonra Rusya Devlet Nükleer Enerji Şirketi (Rosatom) Başkanı Sergey Kiriyenko ve UAEA Başkanı Yukiya Amano ile ayrı ayrı görüşmelerde bulundu.

Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Albayrak, UAEA’nın kurulduğu günden beri önemli misyon yüklendiğini, insanoğlunun ihtiyacı olan barışçıl nükleer enerjinin faydalarını genişletmeye ve nükleer silahların yayılmasını önlemeye çalıştığını ifade etti.

UAEA’nın, üye ülkelerin ihtiyaçlarını başarılı şekilde değerlendirdiğini dile getiren Albayrak, “Bugün UAEA, uluslararası nükleer işbirliğinde merkezi rol üstlenmektedir. Küresel kalkınmaya katkı sağlamakta ve nükleer silahların yayılmamasına her zamankinden daha fazla katkı sağlamaktadır.” diye konuştu.

Albayrak, Türkiye’nin, UAEA’nın görevine uygun hareket etmesini memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, “UAEA’nın görevlerini etkili şekilde yerine getirmesi için gerekli siyasal, teknik ve finansal desteğe sahip olmasını sağlamak zorundayız.” dedi.

Nükleer güvenliğe yönelik sınamalar ve tehditlerin çözümü için önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Albayrak, ABD’nin başkenti Washington’da nisan ayında Nükleer Güvenlik Zirvesi yapıldığını ve zirvede gelecek yıllarda nükleer risk görünümünü artıracak yeni yükümlülüklerin değerlendirildiğini anımsattı.

Albayrak, Türkiye’nin zirvede yayınlanan ve UAEA’nın küresel nükleer güvenlik işbirliğini genişletmeyi hedefleyen bildiriyi memnuniyetle karşıladığını aktardı.

Nükleer güvenliğin sorumluluğu devletlere bağlı iken nükleer tehditlerin ve nükleer terörizmin sonuçlarının uluslararası sınırları aştığına işaret eden Albayrak, şunları kaydetti:
“Bugünün dünyasında bölgesel tehditler çok hızlı şekilde küresel olguya dönüşmektedir. Her ülke kendi nükleer santrali ile ilgili tedbirleri alsa bile sınırlarımızı aşan güvenlik risklerini görmezden gelemeyiz. Bu nedenle yasal çerçeveyle sınırlandırılmayacak geniş güvenlik perspektifine sahip olmalıyız. Muhtemel tehditlere karşı işbirliği içerisinde kararlı hareket etmek zorundayız. Her ülke en iyi çabalarını ortaya koymalıdır.”

Albayrak, Türkiye’nin nükleer güvenliğin artırılmasında ulusal ve uluslararası çalışmalara katkı sunduğunu, Nükleer Terörizmin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi (ICSANT) yürürlüğe koyduğunu hatırlatarak, bu sözleşmeye uygun olarak ulusal mevzuatın güncellendiğini vurguladı.
Türkiye’nin, dünyanın nükleer silahlardan arındırılması ile güvenli, emniyetli ve barışçıl nükleer enerji kullanımının sağlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Albayrak, bu kapsamda Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na önem verdiklerini bildirdi.

UAEA’nın, Kapsamlı Güvence Denetimleri Anlaşması ve Ek Protokolleri’nin sıkı denetim için gerekli araç olduğunu anlatanAlbayrak, “Ek protokolleri imzalayan ülkelerin 127’ye çıkmasından memnuniyet duyuyoruz. Türkiye, Kapsamlı Güvence Denetimleri Anlaşması ve Ek Protokolleri imzalamayan, onaylamayan ve uygulamayan bütün devletleri ertelemeksizin imzalamaya, onaylamaya ve uygulamaya çağırmaktadır.” dedi.

Türkiye’nin bu protokolleri sonuçlandırdığını kaydeden Albayrak, UAEA’nın, 2012’de Türkiye’deki nükleer materyallerin barışçıl faaliyetler içinde olduğunu onayladığını söyledi.

Öte yandan Albayrak, İran’ın nükleer programıyla ilgili yapılan nükleer anlaşmanın tam şeffaflık içinde ve tartışmasız uygulanmasını beklediklerini aktardı.

UAEA’dan Suriye’de güvence denetimleri anlaşmasının uygulanmasını isteyen Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz, bugünkü Suriye’nin her zamankinden daha fazla kırılgan olduğu gerçeğinin farkındayız. Bu güvence denetimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda Suriye’nin, güvence denetimleri anlaşması ek protokollerini imzalaması ve topraklarını UAEA denetçilerine açması sağlanmalıdır. Bu, Suriye gibi vatandaşları üzerinde kimyasal silah kullanmaya devam eden bir ülkede büyük önem taşımaktadır.”

Türkiye’nin nükleer silahlardan arınmış bir Ortadoğu’ya destek verdiğini kaydeden Albayrak, 2012’de bu yönde yapılacak konferansın toplanamamasının hayal kırıklığı yarattığını hatırlattı.
Albayrak, “Bütün tarafları ileriye dönük bir anlaşma yapmaya çağırıyoruz. Türkiye, Ortadoğu’daki her bir ülkenin nükleerden arındırılmış bölgeye ulaşmak için güvence denetimleri anlaşmasını imzalaması politikasını desteklemektedir.” dedi.

Kullanım tarihi geçmiş nükleer santrallerin emniyetinin Türkiye için endişe kaynağı olduğunu belirten Albayrak, bütün üye ülkeleri bu tür nükleer santrallerini gözden geçirmeye davet etti.

Ermenistan’daki 47 yıllık Metzamor Nükleer Santrali’nin deprem bölgesinde ve Türkiye’nin sadece 16 kilometre uzağında yer aldığını anımsatan Albayrak, koruma yapılarından yoksun bu santralin Türkiye ve Ermenistan’ın komşuları için endişe kaynağı olmaya devam ettiğini bildirdi.

Albayrak, nükleer güvenliğin her şeyden önce geldiğini ve risklerin ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade ederek, “Metmazor Nükleer Santrali kapatılmalıdır. Bölge ve dünya, Çernobil kazasından sonra bir başka nükleer kazayı göze alamaz.” diye konuştu.

Türkiye’nin enerji arzını artırmaya ve çeşitlendirmeye kararlı olduğunu ve bu kapsamda farklı ülkelerle anlaşmalar imzaladığını söyleyen Albayrak, her biri dört reaktörden oluşan üç nükleer santral projesi için çalışmaların devam ettiğini aktardı.

Akkuyu Nükleer Santrali için Rusya’yla, Sinop Nükleer Santrali için de Japonya ile anlaşma imzalandığını hatırlatan Albayrak, üçüncü proje için fizibilite ve yer bakım çalışmalarının sürdüğünü anlattı.

Albayrak, Türkiye’nin nükleer santrallerle ilgili bütün önlemleri aldığını, UAEA güvenlik standartlarını takip ettiğini ve ikili işbirliği anlaşmaları imzaladığını sözlerine ekledi.

ENERJİ BAKANLIĞI/27.9.2016/TÜRKİYEDE ENERJİ

MİGEM çalışanların güvenliği için denetimde

Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) tarafından iş güvenliğinin sağlanması amacıyla maden sahalarının çok sık bir şekilde denetlendiğini belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, geçen sene 6.494 işyerinin denetlendiğini söyledi.

Albayrak, “Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2015 yılında 69.066.000 lira idari para cezası kesilmiştir. İşverenler, çalışanlarının güvenliklerinden ve işyerinde sağlıklı çalışmalarından öncelikli olarak sorumludur” diyerek iş sağlığı ve güvenliğine yönelik teftişlerin hız kesmeden devam ettiğini söyledi.

TBMM rehberler eşliğinde geziliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisinin tanıtımı kapsamında ziyaretçilerin rehber eşliğinde gezdirilmesi, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından hazırlanan bir program dahilinde gerçekleştirilmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisini ziyarete gelecek olan grupların temsilcileri, gezi tarihinden en az iki gün önceden TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Ziyaretçi Kabul Yönlendirme ve Rehberlik Bürosuna ait 0 312 420 68 87 numaralı telefonu aramak suretiyle randevu talebinde bulunabilirler. Randevu talebinde bulunan gruplar, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığına hitaben yazdıkları dilekçede, ziyaretçi sayısı, ziyaret günü, saati ve grup temsilcisinin irtibat telefonuna yer vermeleri gerekir. Gruplar, ziyaret talep dilekçelerini, Ziyaretçi Kabul Yönlendirme ve Rehberlik Bürosuna ait [email protected] e-posta adresine, 0312 420 69 25 numaralı faksa ya da Büro adresine posta yoluyla gönderebilirler. Tüm gezi talepleri yetkili idare amirinin onayıyla işleme alınmaktadır.

Gezi talepleri, TBMM’nin çalışma gün ve saatlerine uygun olarak düzenlenmektedir. Genel Kurulun çalıştığı Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri gezi talepleri kabul edilememekte, diğer günler ise (Pazartesi, Cuma, Cumartesi ve Pazar) 10:00 – 16:00 saatleri arasında randevu verilebilmektedir.

Ziyaretçi grupları, TBMM Dikmen Kapısından giriş yapmaktadır. Dikmen Kapısında bulunan Polis noktasında yapılacak randevu kontrol işleminin ardından konuklar yerleşkeye alınmaktadır.

Randevu almak suretiyle gelen tüm gruplara, TBMM yerleşkesi içerisinde bir rehber eşlik etmektedir. TBMM Genel Kurul Salonu içerisinde, TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı tarafından görevlendirilen rehberler tarafından sunum yapılmaktadır. TBMM’nin tarihçesi, fiziki mekanları ve yasama faaliyetleri hakkında yapılan sunumların ardından konuklar yerleşke içerisinde gezdirilmektedir. Yabancı heyetlere ve turist gruplarına rehberler tarafından ayrıca ingilizce sunum yapılmaktadır.

Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinde yapılan değişiklikler, ilgili Büro tarafından randevu verilmiş gruplara telefonla bildirilmektedir.

MH/2016/TÜRKİYEDE ENERJİ

Saygın ve şanlı bir altın tarihimiz var

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, restorasyonu tamamlanan Maslak Kasırları’nın ziyarete açılması dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Doğumunun 174. Yılında Sultan 2. Abdülhamid ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu” ile tarihi bir görevin yerine getirildiğini belirterek, “Saygın, şanlı ve övüneceğimiz bir tarihimiz var. Tarihimizi incelemeliyiz, korkmamalıyız. Korkulacak bir tarafı yok, aksine övünülecek bir tarafı var.” ifadelerini kullandı.

Sultan 2. Abdülhamid’in, insanlığı, şehzadeliği ve saltanatının örnek olduğunu belirten Kahraman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gereken değer maalesef verilememişti. O bir dönemden bir döneme geçişin belki zaruretiydi. Çünkü bir sistem değişikliği vardı. Bir monarşiden, demokratik cumhuriyete geçiş durumu, yeni kadronun kendinin tanıtılmasını istemesi olabilirdi. Ama artık bir yerleşmiş sistemimiz var, halkın seçtiği Cumhurbaşkanlığı sistemimiz var. Hukuk devletiyiz, demokratik yapıya sahibiz. Kendisini rahmetle anıyoruz. ”

Sultan 2. Abdülhamid’in çok mütevazi bir hayatı olduğunu anlatan Kahraman, Sultan 2. Abdülhamid’in şehzadeliğinin Maslak Kasırları’nda geçtiğini söyledi. Sultan 2. Abdülhamid’in Selanik’teki Mason bir Yahudi’nin köşkünde mahpus edildiğini aktaran Kahraman, bahçeye çıkmasının, gazete, kitap, dergi okumasının yasak olduğunu dile getirdi.

Yunanistan’ın, harp meselesi ortaya çıkınca Sultan 2. Abdülhamid’i Beylerbeyi Sarayı’na naklettiğini aktaran Kahraman, burada da şehirden uzak bir hayata mahkum edildiğini söyledi.

Böyle bir süreçte yine de Sultan 2. Abdülhamid’den “Koca bir cihan devleti yok olurken ne yapabilir?” diye istimdat istendiğini anlatan Kahraman, “Şayet tahttan indirilmeseydi Türkiye, Osmanlı en azından harbe girmezdi. Hatta şöyle bir kanaat daha var, 1. Dünya Harbi çıkmazdı. Muhteşem bir şahsiyet, ileri görüşlü bir insan, bir siyasi deha, büyük bir lider. Dünyanın her yerinden ziyaretçileri gelen, çok saygın bir noktada olan bir Osmanlı.” diye konuştu.

Sultan 2. Abdülhamid’in yurt dışı ziyareti olarak yalnızca amcası Abdülaziz ile birlikte Fransa ve İngiltere’ye, ağabeyi Sultan Murat ile Mısır’a gittiğini aktaran Kahraman, “Ama herkes onu görmeye geldi. Onu görmek ve onun kabul ettiği insanlar arasına girmek dünya çapında bir hadise, büyük bir mazhariyet olarak kabul edilmiş. Biz ceddimize gereken önemi verdik mi? Vermedik maalesef. Bu üzüntü verici bir durumdur. Giderek düzeltiliyor, tam düzeltilmiş değil. Biz tarihimize, tarihi kişiliğimizi bize verenlere hürmetimizi göstermek durumundayız. İtibar göstereceğiz ki biz belli bir seviyeye gelelim, saygılı olalım. O yolda yürünüyor, eksiklikler var ama gideriliyor.” ifadelerini kullandı.

Kasrın bir dönem bir kurum tarafından kullanıldığını hatırlatan Kahraman, “Tarihi mekanlar asla herhangi bir teşkilata, herhangi bir kuruma verilmemelidir. Ziyarete açık olmalıdır. O, tarihe saygıyı ifade eder. Bizim yaptığımız faaliyetlerden ve hedeflerden birisi de tarihi yerlerimizi, işgalden kurtarmak, yaşatmak. Bakmalıyız ki görevimizi yerine getirmiş olalım. ” dedi.

TBMM Milli Saraylardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Yasin Yıldız da Maslak Kasırları’nın, Sultan 2. Abdülhamid’in tarih sahnesine çıktığı yer olduğunu anlattı.

Düzenlenen sempozyum çerçevesinde konuyu bilimsel, akademik ve kültürel açıdan incelediklerini aktaran Yıldız, “Burada da emanetini yaşatmak için teknik bir çalışma yapıldı. Milli Saraylar’ın Restorasyon Başkanlığı içinde bulunduğumuz yapılar grubunu ciddi bir restorasyondan geçirdi. Maalesef burası son 1.5 yıldır halkımızın kullanımına kısmen kapanmıştı. Tarihi binaların kullanılması güzel bir şeydir. Ancak halktan uzak kaldığı zaman çok fazla kullanılamadığı görüldü.” şeklinde konuştu.

Kasrın, TBMM Başkanı Kahraman’ın girişimiyle tekrardan Milli Saraylar bünyesine kazandırıldığını belirten Yıldız, Kasrı Hümayun binasının, Sultan 2. Abdülhamid’in çoğunlukla vaktini geçirdiği ve ev olarak kullandığı bina olduğunu anlattı.

Milli Saraylar araştırmacılarının bir kaç yıl önce arşivlerde bir belge bulduğunu, kasrın altındaki odanın, 1952 yılında usule aykırı bir şekilde ikiye bölündüğünü tespit ettiklerini kaydeden Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

“Öncesinde bu sadece teknik bir keşifti ancak konunun üzerine gidince daha farklı olduğunu gördük. Arkadaşlarımız araştırmalarını derinleştirdiler. O odanın, Sultan 2. Abdülhamid’in şehzadeliğinde kullandığı yatak odası olduğu ortaya çıktı. Oradan çıkan eşyaların, Beylerbeyi Sarayı’nın depolarında olduğu fark edildi. Bu çalışma sonucunda bilim kurulumuzun katkılarıyla, odanın orjinaline döndürülmesi kararı alındı. Burada yaptığımız en önemli çalışma budur. Milli Saraylar olarak, bir dönem bozulmuş tarihi eserlerimizi aslına döndürmekle yükümlüyüz.”

Yıldız, yaptıkları ikinci çalışmayı Mabeyn-i Hümayun bölümünde yürüttüklerini belirtti.

Açılışın ardından Maslak Kasırları’nın ziyaretçi ağırlamaya başlayacağını anlatan Yıldız, “Bir projemiz daha var. Alt bahçede paşalar dairesi var. Burada da mutfaklarımız ve müştemilat binalarımız bulunuyor. Gerçekten özgün bir örnek. 2017 programında, oraları da hayata geçireceğiz. Diğer saraylarımızdan farklı olarak bir yapılar bütünü var.” dedi.

Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Kahraman, Yıldız, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Sultan 2. Abdülhamid’in torunlarından Orhan Osmanoğlu Maslak Kasırları’nın açılışını gerçekleştirdi.

Kahraman ve beraberindekiler açılışın ardından Maslak Kasırları’nı gezdi.

MH/2016/TÜRKİYEDE ENERJİ

Türk-Rus ilişkileri toplumsal forumu

TBMM Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Başkanı ve Türk-Rus Toplumsal Forumu Eş Başkanı Ahmet Berat ÇONKAR, Rusya Federasyonu Büyükelçisi Andrey Karlov ile Rus Büyükelçiliğinde bir araya gelerek güncel uluslararası gelişmeleri, Türk-Rus ilişkilerini ve Türk-Rus Toplumsal Forumunun faaliyetlerini ele aldı.

Türkiye ve Rusya arasında 2010 yılında her iki ülke Devlet Başkanlarının başkanlığında tesis edilen Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin (ÜDİK) üç ayağından birisi olan ve iki ülke halkları arasındaki ilişkilerin gelişmesini, ülkeler arasındaki bağların daha da sağlam ve kalıcı temeller üzerine oturtulmasını amaçlayan, bu sebeple kültürel ve insani ilişkilerin geliştirilmesine önem veren, insani diplomasiyi önceleyen bir yapı olan Türk-Rus Toplumsal Forumu’nun faaliyetlerinin, uçak krizi sonrasında yeniden başlatılması, kaybedilen zamanın ivedilikle telafi edilmesi noktasında iki tarafın da kararlılığını vurguladığı görüşmede, Toplumsal Forum ile ilgili birçok husus detaylı olarak Rus Büyükelçi ile de detaylı olarak değerlendirildi. Görüşmede Rus Büyükelçi Karlov, Türk-Rus ilişkilerine katkıları nedeniyle Ahmet Berat ÇONKAR’a bir de madalya takdim etti.

ÜDİK bünyesinde faaliyet gösteren Karma Ekonomik Komisyon ve Ortak Strateji Planlama Grubu faaliyetlerinin uçak krizi sonrası mesafe aldığını belirten ÇONKAR, Eş Başkanlığını yaptığı Toplumsal Forum’un da bünyesindeki 11 Komite ile Türk-Rus ilişkilerine katkı sunmaya devam edeceğini, bu noktada çalışmalara yeniden başladıklarını ifade etti.

MH/2016/Türkiye’de Enerji

Traverten ana bileşeni: Kalsit CaCO3

Kimyasal Bileşimi, CaCO3
Kristal Sistemi, Hegzagonal
Kristal Biçimi, Değişik kristal formlarında
İkizlenme, Yaygın; iki ayrı ikiz kanununa göre ikizlenir. Birincisinde ikiz düzlemi taban pinakoid’i, ikincisinde ise rombohedral yüzeydir.
Sertlik, 3
Özgül Ağırlık, 2.71
Dilinim, {10-11} mükemmel
Renk ve Şeffaflık, Saf olduğunda renksiz yada beyaz; gri, sarı, kahverengi, kırmızı, yeşil, mavi ve siyah renklerde de gözlenebilir; şeffaf-yarı şeffaf
Çizgi Rengi, Beyaz-gri
Parlaklık, Camsı-mat

Ayırıcı Özellikleri, HCl ile çok çabuk çözünebilmesi, dilinimi, şekli, rengi ve sertliği
Bulunuşu, Kalsit, doğada bol bulunan minerallerin başında gelir. Karbonatlı sedimanter kayaların (kireçtaşları) ve metamorfik kayaların (mermerler) ana bileşenidir.

Birçok cevherleşmenin gang minerali olan kalsit, hidrotermal damarların, karbonatitlerin sık rastlanan minerallerindendir. İkincil olarak, granitlerdeki piroksen ve feldspatların bozunmasıyla oluşur. Travertenlerin, sarkıt ve dikitlerin ana bileşeni olarak bulunur.

CLK Boğaziçi Elektrik Arapça çağrı merkezi hizmeti başlattı

CLK Boğaziçi Elektrik, sayıları hızla artan yabancı milliyetten abonelerine yönelik sağladığı hizmet alanını genişletti. Şirket, 444 6 255 numaralı çağrı hattında İngilizce’den sonra Arapça yabancı dil hizmetini başlattı. Günde yaklaşık 20 Arapça çağrı aldıklarını anlatan CLK Boğaziçi Elektrik Müşteri Operasyonları Direktörü Oktay Hanay, yabancı dil bilen personel hizmetinin gelecekte sayıları 13 olan işletme merkezlerine de yaymayı hedeflediklerini ifade etti.

Son yıllarda milyar dolarlık yatırım projelerinin hayata geçirilmesiyle İstanbul’un dünyanın önde gelen metropolleri arasına girip yatırım çekmesi ve Suriyeli göçmenlerin de etkisiyle Türkiye’de sayıları hızla artan yabancılara yönelik hizmet geliştirmek amacıyla şirketler farklı uygulamalara gidiyor. Sağlık, inşaat, ulaşım, telekom gibi sektörlerin ardından şimdi de enerji şirketleri çağrı merkezlerinde Arapça dil seçeneği uygulamasına başladı.4.2 milyon abonesiyle Türkiye’nin en büyük perakende elektrik satış şirketi olan CLK Boğaziçi Elektrik, yabancı uyruklu abonelerinin taleplerine daha hızlı cevap verebilmek için telefon üzerinden sağladığı hizmetlerini geliştirme kararı aldı. Şirket buna göre 444 6 255 numaralı CLK Boğaziçi Elektrik çağrı hattında İngilizce’nin ardından sayıları hızla artan Ortadoğulu ülke vatandaşlarına yönelik Arapça bilen personel uygulamasına geçti.

‘YABANCI DİL BİLEN PERSONEL MERKEZLERE DE YERLEŞTİRİLECEK’

CLK Boğaziçi Elektrik Müşteri Operasyonları Direktörü Oktay Hanay, şirketin 444 6 255 numaralı çağrı hattında İngilizce’nin yanı sıra Arapça dil seçeneği uygulamasına iki hafta önce başladıklarını, burada günlük 20 çağrı aldıklarını ifade etti. Yeni hizmetin sayıları hızla artan Ortadoğulu müşterilerinde memnuniyet yarattığına dikkat çeken Hanay, “İstanbul’da yaşamak isteyip gayrimenkule yatırım yapan ve Suriye’den buraya göçen insanların sayısı arttı. Elektrik hizmeti almak isteyip Arapça konuşan insanlar bize ulaştıklarında dertlerini anlatmakta zorluk yaşıyorlardı. Çağrı hattımıza İngilizce’den sonra Arapça dil seçeneğini eklememizle burada daha hızlı hizmet vermenin önünü açtık” ifadelerini kullandı.Arapça dil seçeneğinin kullanımının ilk etapta elektrik aboneliği başlatma ve fatura hakkında bilgi almaya yönelik kullanıldığına dikkat çeken Oktay Hanay, gelen taleple birlikte yabancı dil hizmetinin yakın zamanda sayıları 13 olan işletme müdürlüklerinde de hayata geçirilmek için çalışmalara başladıklarını ifade etti.

TOPLAM YABANCI ABONENİN YARISI ORTADOĞULU

CLK Boğaziçi Elektrik istatistiklerine göre şirketin toplam 25 bin 854 olan yabancı abone sayısının yarısını Ortadoğu ülkelerinin vatandaşları oluşturuyor. Şirket tarafından açıklanan Gayrimenkulün Enerjisi Raporu’nda da ortaya çıkan sonuçlara göre 2016’nın ilk 6 ayında İstanbul’un Avrupa Yakası’nda oturumcu ve işletmeci olarak elektrik aboneliği başlatan Suriyeli aile sayısı geçen yıla göre yüzde 727 artarak 7 bin 117 oldu. Sadece İstanbul’un Avrupa Yakası’nda elektrik aboneliği üzerine kayıtlı bulunan 10 bin 367 Suriyeli aile bulunuyor. Bu da çağrı merkezinde yabancı dil hizmetinin önemini ortaya koyuyor.

CLK BOĞAZİÇİ / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Adil projeler üzerinde çalışıyoruz

Türkiye’de Enerji Ekibi olarak New York JW Marriott Essex House’ta düzenlenen 8’inci Türkiye Yatırım Konferansı’na katılarak Enerji Bakanı Berat Albayrak ile bilgi alışverişinde bulunduk.

Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Enerji kaynaklarını kullanmamıza ek olarak bölgemizde ki ülkelerle de ortak fayda sağlayacağımız projelerde buluşmamız gereklidir” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, ülkemizin doğalgaz tüketimi konusunda en fazla tüketim yapan ilklerde yer aldığını söyleyerek, bu tüketimin ülkemiz ekonomisine yarar sağlamadığı düşüncesiyle, alternatif kaynakların oluşmasının gerekli olduğunu belirtti.

Türkiye’nin stratejik konumunun farkında olarak ciddi projeleri uygulamaya koyduklarını belirten Albayrak, herkesin kazanabileceği adil çalışmalar üzerinde yoğunlaştıklarını söyledi.

Neden Süleyman Soylu?

Sayın Efkan Ala’nın İçişleri Bakanlığı’ndan ayrılmasından sonra bu göreve Sayın Süleyman Soylu’nun getirilmesi pek çok kişi için hiç kuşkusuz büyük bir sürpriz olmuştur.
Ancak, Sayın Süleyman Soylu’yu yakından tanıyan herkes, kendisinin ne kadar çalışkan, zeki ve hırslı olduğunu, kendisine tevdi edilen görevi layığı ile yerine getirmek için en zor şartlar da bile ne kadar, gözü kadar ve cesur olduğunu bilirler.

Sayın Süleyman Soylu, Demokrat ve Adalet Partisi geleneğinden gelen Rahmetli Başbakan Menderes’in takipçisi ve büyük bir hayranıdır. Sayın Soylu’nun, geldiği gelenekten öğrendiği en önemli şeylerden biri, “darbelerin bu ülke ve vatana ne derece zarar verdiğidir.’’

Siyasi kariyerine ilk olarak 1987 yılında başlayan Sayın Soylu, Demokrat Parti (DP) ve Adalet Partisi (AP) çizgisindeki aile geleneğini devam ettirerek merkez sağ Doğru Yol Partisi’nin (DYP) Gençlik Kolları’nda göreve başladı. 1987 ve 1990 yılları arasında DYP İstanbul İl Teşkilatının Gençlik

Kolları Yönetim Kurulu üyeliği ve teşkilat başkanlığı görevini üstlendi. 1995 yılında DYP Gaziosmanpaşa ilçe örgütünün yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Kısa bir süre sonra 17 Temmuz 1995 tarihinde bahsi geçen ilçe teşkilatının başına getirilen Soylu, 25 yaşında Türkiye´nin en genç ilçe başkanı unvanını aldı. Dört yıl sonra 29 Nisan 1999’da İstanbul il başkanlığı görevini geldi. 28 Şubat Post Modern Darbe sürecinde Doğru Yol Partisi üzerinde oynanan oyunlar herkesin hafızasındadır. Bu zorlu,pis ve puslu süreçte Demokrasi ve Milli İrade’nin yanında dimdik durabilmiş bir kişidir, Sn. Soylu.

Sayın Soylu, 2008 yılında 38 yaşında pek çok il ve ilçe teşkilatının kapısına kilit vurulmuş, aylardır kapalı duran, borçlarından dolayı elektrik ve suları bile kesilmiş bir durumda olan Demokrat Parti’nin Genel Başkanı oldu.

Sayın Soylu, Bu halde iken devraldığı Demokrat Parti ile hemen 1 yıl sonra girdiği 2009 yerel seçimlerinde %4 civarı oy almasına rağmen, olağanüstü genel kurul ile güven tazelemek istedi. Ancak kongre de dönen çeşitli kirli ayak oyunlarının ve delege üzerindeki aldatmacaların neticesinde 3. tur oylaması öncesinde adaylıktan çekildiğini açıkladı ve Genel Başkanlık görevini Hüsamettin Cindoruk’a devretti.

Sayın Soylu, 2012 yılında Akparti’ye geçti. Sayın Soylu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AkParti Genel Başkanı Başbakan olduğu dönemde Ar-Ge genel başkan yardımcılığı daha sonra da AkParti Teşkilat Başkanı olarak önemli işlere imza attı. Ayrıca 17 Aralık FETÖ/PYD operasyonlarında Soylu’nun terör örgütüne karşı gösterdiği net tavır koydu ve AK Parti teşkilatlarından bazılarının eleştirilerine rağmen, AK Parti içine sızan Fetö üyelerini AkParti içinden temizlemek için FETÖ ile mücadelede gözünü budaktan esirgemedi.

15 Temmuz gecesi Ankara semalarında uçaklar, sokaklarında tanklar dolaşırken çoğu kişi sırra kadem basmıştı ama gerekirse çatışmayı bile göze alan Süleyman Soylu belinde silahı ile sokaktaydı.Sayın Soylu, TRT’yi basarak darbe bildirisi okutan grubu, halkla birlikte girdiği TRT’de etkisiz hale getirmiş ve canlı yayında kamuoyuna seslenmişti. Ve yine Sayın Soylu, darbenin hemen akabinde ‘darbenin arkasında ABD’ var diyerek, kuklalar ile uğraşmak yerine direkt kuklacıyı işaret edebilme cesaretini de göstermiştir.

Soylu, 30 Nisan 2015’te, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a “Haddinizi, hukukunuzu bilin. Bir daha bizim teşkilatlarımıza ait el altından bile bir tehdit duyarsak söylüyorum sana Demirtaş, orayı kafana yıkarız!” demişti. Yine HDP’li vekile “Kandili başınıza yıkarız” diye bağırdığında, PKK’ya karşı gösterdiği refleksi herkes gayet net olarak görmüştü.

Hiç kuşkusuz Sayın Efkan Ala’nın 17/25 Aralık sürecinde önce Başbakanlık Müsteşarı sonra da İçişleri Bakanı olarak çok faydalı ve cesur işler yapması, Fetö’nün 17/25 kumpasının boşa çıkarılmasındaki büyük hizmetleri inkar edilemez ve hatta bilakis hertürlü takdire şayandır. Sayın Efkan Ala’nın İçişleri Bürokrasisi içerisinden gelmiş olması nedeniyle, 15 Temmuz Darbe/İşgal girişimi sonrası, Bakanlık Bürokrasisi içindeki temizlik yapmak ta, yavaş davrandığı ve yine Sayın Ala’nın Bakanlık Bürokrasisi ve özellikle istihbarat konularındaki bir takım sözlerinin bazı rahatsızlıklar meydana getirdiği ve bir nöbet değişimine ihtiyaç duyulduğu konuşulmaktaydı.

İçişleri Bürokrasisi ile herhangi bir ilişkisi bulunmayan Sayın Soylu’nun bakanlık bürokrasisi ile vali ve kaymakamlara yönelik operasyonlarda daha hızlı davranacağı ve hatta Fetö’nün açığa çıkarıl(a)mayan siyasi ayağına daha cesurca adımlar atacağı beklentisi kanımızca, boş bir beklenti olmayacaktır.

Sayın Soylu’nun İçişleri Bakanı olmasını sadece Fetö operasyonları ile açıklamak eksik olacaktır.

En az Fetö operasyonları kadar önemli olan PKK terör örgütü ve uzantılarına yapılacak operasyonlar da bundan sonra farklı bir tarz alacaktır. Sayın Efkan Ala’nın İçişleri Bakanlığı’ndan ayrılması ile şimdiki Kabine’de “Çözüm Süreci’”, ‘”Dolmabahçe Mutabakatı” diye bilinen süreçlerde yer alan hiç kimse kalmamıştır. Sayın Soylu’nun İçişleri Bakanlığı, PKK terör örgütü ve uzantıları ile mücadelede de hem askeri hem sosyal, siyasal, idari, kamusal olarak yeni bir mücadele sürecine girileceğinin en büyük işaretidir.

Başta da belirttiğimiz üzere, gençliği, zekası, çalışkanlığı, hırsı ve gözünü budaktan esirgemeyen azmi, cesareti ile Sayın Süleyman Soylu’nun böylesi kritik bir dönemde, böylesi kritik bir Bakanlığa gelmiş olması, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve Hükümet’in içerde ve dışarıda mücadele ettiği terör örgütleri ile mücadele noktasında dosta, düşmana verdiği açık bir kararlılık mesajıdır.

Özetle; devletin, ülkenin içinde ve dışında başta Fetö,Pkk,Pyd, Daiş gibi terör örgütleri olmak üzere verdiği büyük bir mücadele var.

Bu mücadeleyi yürüten gücün kontrolünün Soylu’ya verilmiş olmasının temel nedeni, milli meselelerdeki tavizsiz duruşu ve güvenilirliğidir. Allah, yar ve yardımcısı olsun.

Fetoşcular..

​15 Temmuz darbe girişiminin ne kadar vahim bir durum olduğunu hepimiz biliyoruz, yaşadık. Ancak öyle şeyler varki insanın zaman geçtikçe içine daha fazla yara veriyor. .
Anlamaya çalışmaya bile değmeyecek kadar vahim bir durum..

Biz zannediyorduk ki fetoşcular devletin içine sızmış. Meğer öyle değilmiş, devlet fetoşcuların içine sızmış sanki! .. O kadar çoklar anlayacağınız. . Her türlü hile ve oyunlarla devletin tüm kurumlarını örümcek ağı gibi sarmışlar!..

Gün geçtikçe dahada çok koyuyor insana bu kadar hainlik! .. Bir türlü algılayamıyorum. .

Sosyal medyada fotoğraflar var. TSK nin en üst Generalleri fetoş’un önünde emekleyerek oturuyor. Şimdi bu Generallerin neresini affedeyim ben? Onlara sormak istiyorum; be şerefsiz, haysiyetsiz, alçak, imansızlar! Hiç mi Allahtan korkmadınız bir sahtekarın eteğini öperek? Allahtan korkmadınız, kuldan da mı utanmadınız? Sizin Allahınız, kitabınız, peygamberiniz yok mu ki gidip bir şizofrenin emrine giriyorsunuz? Bu devletin ekmeğini yiyerek, imkanlarından faydalanarak devletinize ihanet etmeye nasıl vicdanınız elverdi? Siz beyinsizmisiniz? Bu devlet size her türlü eğitimi verdi, öğretti emek verdi. Size sırtını dayadı bu millet, bu devlet! Güvendik biz size? varlığınıza şükrettik! Size evlatlarımızı emanet ettik, siz onları şehit edenlerin yanında olup, elinizi onların kanı ile yıkadınız! Yazıklar olsun size! Elinize güvenilerek verilen silahı nasıl devletinize doğrulttunuz be şerefsizler!

Vallahi de billahi de sizin el etek öpen halinizi gördükçe ben utanıyorum. . Sizinki cehalet falan değil, düpedüz alçaklık!.. Siz hem Allaha şirk koşuyorsunuz, hem vatanınıza ihanet ediyorsunuz.

Çok merak ediyorum, bu kadar eğitimli donanımlı insanlar bu şeytanın boyunduruğu altına nasıl girdiler? Ne dedi ki o şeytan size vatanınızı satacak kadar yanında oldunuz? Nasıl bir kahpeliktirki bu “Allah adına konuşuyorum” diyen birine biad ediyorsunuz. . İlber Ortaylı hocanın dediği gibi “çok cahilsiniz, keşke ölseniz”…

Siz ne yaparsanız yapın bu millet sonunda devleti için canını verir. Gördünüz değilmi? İlk zamanlar olayın tazeliğiyle tablonun güzel tarafını farketmemişiz. . Şimdi 15 Temmuz gecesini seyrettikçe boğazım düğümleniyor, gözlerim doluyor. . İşte “milli birlik beraberlik bu”.. Ayrıca içerideki pislikler temizlenince gerçek vatansever TSK ile aynı güvende, aynı sevgiyle yolumuza devam edeceğiz. .

Bu milli birlik olması gereken ortamda muhalefet partilerinin de hükümete destek vermesini takdirle karşılıyorum. Biz birlik olmazsak içimizdeki hainleri temizleyemeyiz. .

Umarım tüm kurumlar ihanet çetelerinin, teröristlerin elinden kurtarılır.. Ve gereken ceza verilir.. Eğer gerçekten suçsuz yere iftiraya uğrayan varsada Allah yardımcısı olsun adalet yerini bulsun..