10.8 C
İstanbul
Pazar, Nisan 5, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 163

Hanedan ailesi küçük sultanın doğum gününde buluştu

Cennet Mekan Abdülhamid Han’ın üçüncü kuşak torunu ve Türkiye’deki Hanedan’ın Reisi olarak kabul edilen Abdülkerim Harun Osmanoğlu’nu torunu Harun Osmanoğlu’nun doğum günü merasimi Hanedan ailesini bir araya getirdi.

Bu özel davete Sultanımız Harun Abdülkerim Osmanoğlu’nun yanı sıra Hanedan üyeleri ve Şehzadeler; Harun Osmanoğlu’nun eşi Valide Farizet Osmanoğlu, Şehzade Harun Osmanoğlu’nun annesi ve Şehzade Kayıhan Osmanoğlu’nun eşi Valaa Osmanoğlu, Şehzade Orhan Osmanoğlu (Harun Efendi’nin oğlu), Şehzade Orhan osmanoğu’nun eşi Esra Gürkan Osmanoğlu Şehzade Yavuz Selim Osmanoğlu (Şehzade Osman Efendi’nin oğlu) Nurhan Osmanoğlu Sagherji ve eşi Mohammed Sagherji Sagherji ile özel davetliler katıldı.

Sultanlara yakışır giyimiyle göz dolduran şehzade Harun Osmanoğlu’nun doğum günü yemeğinde Türkiye’de Enerji Ekibi tam kadro hazır bulundu.

Putin, Erdoğan ve Trump’a karşı çirkin planlar

Türkiye nasıl geçmişte sömürge zihniyetini benimseyen yönetim anlayışından Recep Tayyip Erdoğan’ın direksiyona geçmesiyle kurtulduysa, Amerika Birleşik Devletleri de Trump ile halkı görmezden gelen yönetim anlayışından kurtulacaktır.

Bu olumlu değişimin ardından ülkemizde uygulamaya konulan çirkin senaryolar ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı düzenlenen Bizans oyunları şimdi tek tek ABD’de Trump’a karşı yapılacaktır.

PUTİN VE ERDOĞAN’IN DİK DURUŞLARI DÜNYA DÜZENİNİ ŞEKİLLENDİRDİ

Putin, Erdoğan ikilisinin ayakta duruşu Trump’u başkan yapmıştır.  Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşması tüm planları altüst etmiş yenidünya düzeninin oluşmasına neden olmuştur.

Rus halkı Putin’e, Türk halkı Erdoğan’a destek olmasa idi, ABD’de Clinton dönemi ile dünya dengelerinde bir değişiklik olmayacaktı.

15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsa dengeler değişecek ve ABD’de başkan Clinton olacaktı. Hain girişim gerçekleşmedi ve bu darbe girişimine destek verenlerin istemediği Trump başkan seçildi. FETÖ örgütü destek verdiği Clinton seçilmediği için çok büyük hüsran yaşadığı da gözlemleniyor.

ÜLKEMİZDE YAŞANAN GENE SHARP YÖNTEMLERİNİ ABD’DE SIK SIK GÖRECEĞİZ

Şimdi ne olacak ABD’de…

Türkiye’de uygulanan Gene Sharp’ın şiddetsiz eylem yöntemleri Trump’a karşı bir bir uygulanacak ve başkanlığı itibarsızlaştırılmaya çalışacaktır.

Ülkemizde yaşanan tencere ve tava eylemleri, Polise duran adam gibi eylemlerle karşı duruş, sosyal medya örgütlemeleri ve oturma eylemleri de Lidersiz, örgütsüz isyanların fikir babası Gene Sharp’ın yöntemleridir.

2000 yılında Sırbistan, 2003’te Gürcistan’da, 2004’te Ukranya’da, 2005 yılında da Lübnan’da başarılı olan şiddet içermeyen eylemler, Belarus, Burma, İran, Batı Papua ve Zimbabwe’de hükümet üzerinde bir baskı oluşturmak için devam etmektedir.

Peki ülkelerde iktidarları değiştiren bazen de yönetimi itibarsızlaştıran Gene Sharp’ın bu yöntemlerini ne kadar biliyoruz?

ŞİDDETİN EYLEM OLARAK KULLANILMASINI RED EDEN BU YÖNTEMLER DEMOKRASİ DÜŞMANIDIR

İngilizcede  “nonvilonace” kavramıyla tanımlanan şiddet içermeyen eylemler sivil itaatsizlikle tam olarak eş değer olmamasına karşın müspet hareket olarak bilinmektedir.

Şiddet içermeyen eylemler hiç bir şey yapmamak, uysallık, korkaklık değil şiddetin bir eylem olarak kullanılmasını reddetmektir.

Güçlü bir çatışma yöntemidir ama her tür şiddetten uzak bir fenomendir.

İkna, psikolojik etkileme gibi yöntemleri zaman zaman kullansa da bunlara indirgenemez.

Şiddet içermeyen eylemler insanların geleneksel olarak miras aldıkları iyi ve kötü kavramlarının anlamına dayanmaz. Bu eylemler için iyi ve kötü kavramları, aşırılık, zulüm ve insanlık dışı davranışlarla tanımlanır.

Etkin olarak kullanımı için insanların pasifist ya da bir aziz olmamaları gerekir. Bu eylemler “sıradan” insanların eylem pratiğidir.

Başarı için ortak paylaşılan standartlar ve prensiplere hatta ortak çıkar ve duygulara sahip olmak gerekmez.

Bu yöntemler Batıya ait olduğu kadar Doğuya da aittir. Buna karşın Batı’da daha fazla yaşanan grev ve protesto gösterileri nedeniyle Batı’lı karakteri ağır basar.

Şiddet ve çatışmada daha hızlı sonuç alınırken şiddet içermeyen eylemlerin uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiği yönünde yanlış ve yaygın bir kanaat vardır. Bu doğru değildir. Bazı savaşlar yılarca sürerken bazı şiddet içermeyen eylemlerden haftalar içinde sonuç alındığı görülmüştür. Başarılı olmak için geçen süre kullanılan teknik ve direnişçilerin eylemlerini akıllıca sürdürmelerine bağlıdır.

BU YÖNTEMLERE KARŞI TEDBİRLER ALMAK ZORUNDAYIZ

Bu eylem planları bazen kitap olarak bazen ise fotokopi kağıtları ile halka dağıtılmakta olup, halkın oylarıyla seçilenlerin değişik oyunlarla iktidardan indirilmesini sağlamaktadır.

Devletler bu eylemlere karşı tedbirler almadığı zaman ya siyasetçilerin iktidardan indirilmesine veya yönetenlerin itibarsızlaştırmasına neden olabiliyorlar.

Bu sebeple ülkemizde bu yöntemler ile mücadele edecek bir birimin kurulması ve acilen suç ceza kanununda yapılacak değişikliklerle bu uygulamaları gerçekleştirenlere cezaların üst sınırda verilmesi gereklidir.

Biz tedbirimizi alalım, takdir bozarsa bozsun….

Erdoğan ve Trump’a karşı Gene Sharp yöntemleri

Türkiye nasıl geçmişte sömürge zihniyetini benimseyen yönetim anlayışından Recep Tayyip Erdoğan’ın direksiyona geçmesiyle kurtulduysa, Amerika Birleşik Devletleri de Trump ile halkı görmezden gelen yönetim anlayışından kurtulacaktır.

Bu olumlu değişimin ardından ülkemizde uygulamaya konulan çirkin senaryolar ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı düzenlenen Bizans oyunları şimdi tek tek ABD’de Trump’a karşı yapılacaktır.

PUTİN VE ERDOĞAN’IN DİK DURUŞLARI DÜNYA DÜZENİNİ ŞEKİLLENDİRDİ
Putin, Erdoğan ikilisinin ayakta duruşu Trump’u başkan yapmıştır.  Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşması tüm planları altüst etmiş yenidünya düzeninin oluşmasına neden olmuştur.

Rus halkı Putin’e, Türk halkı Erdoğan’a destek olmasa idi, ABD’de Clinton dönemi ile dünya dengelerinde bir değişiklik olmayacaktı.

15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsa dengeler değişecek ve ABD’de başkan Clinton olacaktı. Hain girişim gerçekleşmedi ve bu darbe girişimine destek verenlerin istemediği Trump başkan seçildi. FETÖ örgütü destek verdiği Clinton seçilmediği için çok büyük hüsran yaşadığı da gözlemleniyor.

ÜLKEMİZDE YAŞANAN GENE SHARP YÖNTEMLERİNİ ABD’DE SIK SIK GÖRECEĞİZ
Şimdi ne olacak ABD’de…

Türkiye’de uygulanan Gene Sharp’ın şiddetsiz eylem yöntemleri Trump’a karşı bir bir uygulanacak ve başkanlığı itibarsızlaştırılmaya çalışacaktır.

Ülkemizde yaşanan tencere ve tava eylemleri, Polise duran adam gibi eylemlerle karşı duruş, sosyal medya örgütlemeleri ve oturma eylemleri de Lidersiz, örgütsüz isyanların fikir babası Gene Sharp’ın yöntemleridir.

2000 yılında Sırbistan, 2003’te Gürcistan’da, 2004’te Ukranya’da, 2005 yılında da Lübnan’da başarılı olan şiddet içermeyen eylemler, Belarus, Burma, İran, Batı Papua ve Zimbabwe’de hükümet üzerinde bir baskı oluşturmak için devam etmektedir.

Peki ülkelerde iktidarları değiştiren bazen de yönetimi itibarsızlaştıran Gene Sharp’ın bu yöntemlerini ne kadar biliyoruz?

ŞİDDETİN EYLEM OLARAK KULLANILMASINI RED EDEN BU YÖNTEMLER DEMOKRASİ DÜŞMANIDIR
İngilizcede  “nonvilonace” kavramıyla tanımlanan şiddet içermeyen eylemler sivil itaatsizlikle tam olarak eş değer olmamasına karşın müspet hareket olarak bilinmektedir.

Şiddet içermeyen eylemler hiç bir şey yapmamak, uysallık, korkaklık değil şiddetin bir eylem olarak kullanılmasını reddetmektir.

Güçlü bir çatışma yöntemidir ama her tür şiddetten uzak bir fenomendir.

İkna, psikolojik etkileme gibi yöntemleri zaman zaman kullansa da bunlara indirgenemez.

Şiddet içermeyen eylemler insanların geleneksel olarak miras aldıkları iyi ve kötü kavramlarının anlamına dayanmaz. Bu eylemler için iyi ve kötü kavramları, aşırılık, zulüm ve insanlık dışı davranışlarla tanımlanır.

Etkin olarak kullanımı için insanların pasifist ya da bir aziz olmamaları gerekir. Bu eylemler “sıradan” insanların eylem pratiğidir.

Başarı için ortak paylaşılan standartlar ve prensiplere hatta ortak çıkar ve duygulara sahip olmak gerekmez.

Bu yöntemler Batıya ait olduğu kadar Doğuya da aittir. Buna karşın Batı’da daha fazla yaşanan grev ve protesto gösterileri nedeniyle Batı’lı karakteri ağır basar.

Şiddet ve çatışmada daha hızlı sonuç alınırken şiddet içermeyen eylemlerin uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiği yönünde yanlış ve yaygın bir kanaat vardır. Bu doğru değildir. Bazı savaşlar yılarca sürerken bazı şiddet içermeyen eylemlerden haftalar içinde sonuç alındığı görülmüştür.

Başarılı olmak için geçen süre kullanılan teknik ve direnişçilerin eylemlerini akıllıca sürdürmelerine bağlıdır.

BU YÖNTEMLERE KARŞI TEDBİRLER ALMAK ZORUNDAYIZ
Bu eylem planları bazen kitap olarak bazen ise fotokopi kağıtları ile halka dağıtılmakta olup, halkın oylarıyla seçilenlerin değişik oyunlarla iktidardan indirilmesini sağlamaktadır.

Devletler bu eylemlere karşı tedbirler almadığı zaman ya siyasetçilerin iktidardan indirilmesine veya yönetenlerin itibarsızlaştırmasına neden olabiliyorlar.

Bu sebeple ülkemizde bu yöntemler ile mücadele edecek bir birimin kurulması ve acilen suç ceza kanununda yapılacak değişikliklerle bu uygulamaları gerçekleştirenlere cezaların üst sınırda verilmesi gereklidir.

Biz tedbirimizi alalım, takdir bozarsa bozsun…

Türkiye’nin madencileri ziyaretçilerini ağırladı

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı işbirliği ile hazırlanan 7. Maden Türkiye Uluslararası Madencilik, Tünel İnşa, Makine Ekipmanları ve İş Makineleri Fuarı Tüyap Fuar ve Kongre Merkezinde katılımcı ve ziyaretçilerini ağırladı.

Fuarın açılışı, dernek başkanları ve sektör temsilcilerinin kıymetli katılımı ile gerçekleşti.

Sektörün Avrasya coğrafyasında gerçekleştirilen en kapsamlı fuarı olan Maden Türkiye 2016 Fuarı, Çin, Almanya ve Çek Cumhuriyetinin milli katılımları ile 34 ülkeden 392 katılımcı firmaya ev sahipliği yaptı.

Maden Türkiye Fuarı, 2014 yılında olduğu gibi, bu yıl da organize edilen ikili görüşmeler ile ulusal ve uluslararası arenadan sektör profesyonellerini bir araya getirerek, iş anlaşmalarının gerçekleştiği önemli ve etkili bir organizasyon olmaya devam ediyor.

Fuar katılımcı ve ziyaretçilerine, madencilik dünyasının verimliliğine katkı sağlayan yeni ürünler, son teknolojiler, yeni makine ve ekipmanlar ile hammadde konularında alternatif çözümleri görme fırsatı sundu.

Maden Türkiye 2016, fuar esnasında, Türkiye madenciliğinin gelişimi, madenlerde iş sağlığı ve güvenliği, madencilik ve çevre konularında düzenlenecek olan sektörel etkinlikler sayesinde, kamu yetkilileri, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, ulusal ve uluslararası sektör liderlerinin de içinde bulunduğu, maden sektörünün tüm paydaşlarına, doğrudan fikir alışverişinde bulunabilecekleri ve bilgi sahibi olabilecekleri bir ortam sundu.

TUYAP / TURKİYE’DE ENERJİ

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Enerji Kulübü ile huzura katkı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak Adana’da düzenlenen 7. Türkiye Enerji Zirvesi’nde, Şanghay İşbirliği Örgütü Enerji Kulübüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Albayrak, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Enerji Kulübü’nün 2017 dönem başkanlığını Türkiye’nin almasına ilişkin, “Biz Türkiye olarak ülkenin ve paydaşlarının menfaatine olan her türlü iş birliğine açık olmak durumundayız. Dünyanın büyüyen ekonomileri içerisinde yer alan bu kadar önemli bir örgütte bulunmaktan, katkı verip almaktan, olumlu bir gündemle desteklemekten, paydaşı olmaktan memnuniyet duyarız.” dedi.

Şanghay İşbirliği Örgütünün önemli bir örgüt olduğuna değinen Albayrak, “ŞİÖ yakından takip ettiğimiz iş birliği örgütlerinden bir tanesi. Türkiye artık bölgesindeki coğrafyada eskisinden çok daha farklı bir iletişim stratejisi uyguluyor. Her zaman bunu ifade ediyoruz. Kazan-kazana dayalı, bölgedeki enerji, ekonomi ve farklı politikalar üzerinde barışa, huzura katkı yapacak projeler ile işbirliği anlamında ve arz güvenliğine katkı sağlama anlamında her projeye olumlu bakıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Albayrak, Türkiye’nin büyüyen bir ülke olduğunu ve enerji sektörünün de büyümesine katkı sağladığını da belirtti.

ŞİÖ’nin dünya ekonomisinin en önemli birkaç ülkesinden ikisini (Çin, Rusya) içinde barındırdığını hatırlatan Albayrak, “2017’de Pakistan ve Hindistan’ın da yer alacağı bir örgütten bahsediyoruz. Ekonomik olarak üretimden, pazardan bahsedecekseniz her pazar, her ekonomik coğrafyayla iletişim ve diyalog içerisinde olmak zorundasınız. Bizim uzun yıllardır süregelen bir stratejik ortaklığımız var birçok alanda olduğu gibi. Bunun devam ettiği bir süreçte Şangay’la ilgili soru işaretleriyse amaç, biz Türkiye olarak hiçbir konuya negatif gözle bakmayız. Biz Türkiye olarak ülkenin ve paydaşlarının menfaatine olan her türlü işbirliğine açık olmak durumundayız. Dünyanın büyüyen ekonomileri içerisinde yer alan bu kadar önemli bir örgütte bulunmaktan, katkı verip almaktan, olumlu bir gündemle desteklemekten, paydaşı olmaktan memnuniyet duyarız. Dünyanın enerji kulübü olma anlamında da en büyük örgütlerden biri.” diye konuştu.

Türk Akımı

Albayrak, Rus gazını Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak Türk Akımı projesine ilişkin de projenin uzun yıllardır gündemde olduğunu anlattı.

Son dönemde projede ufak tefek değişiklikler olduğunu hatırlatan Albayrak, “Projenin Türkiye için anlamına baktığımızda Türkiye’nin Batı Hattı üzerindeki mevcut güzergahında önümüzdeki dönemde yaşanabilecek Doğu Avrupa üzerindeki teknik problemleri de göz önünde bulundurarak Rusya’dan alternatif güzergah olarak oluşturulmuş bir proje. Biz her projeye kazan kazan olarak bakıyoruz. Türkiye çok yoğun enerji ve doğalgaz tüketen bir ülke. Özellikle kış aylarında en ufak bir gaz tedariğindeki sıkıntıyı elimine etmek için uyguladığımız bir strateji var.Özelikle gaz anlamında arzın istikrarlı bir şekilde tedariği anlamında yatırımlarımızı biliyorsunuz. Bu çerçevede baktığımızda master plandaki Türkiye’nin enerji arz güvenliğine hizmet edecek bir proje.” değerlendirmesinde bulundu.

BOTAŞ’ın yeniden yapılandırılması

Bakan Albayrak, BOTAŞ’ın yeniden yapılandırılmasına ilişkin ise bu adıma olumlu baktığını ifade ederek, “Tüm bu çerçeveyi Türkiye Petrolleri, BOTAŞ ve Enerji Bakanlığı çatısı altındaki tüm kurumlar olarak düşünmek lazım. Enerji sektöründeki kritik kurumların bölgesel olarak da önemli birer oyuncu olması konusu çok önemli. Enerji piyasalarında önemli bir oyuncu olmak için kaynak rezervi ve kapasite gerekmiyor. Bunlar olmadan da önemli oyuncular olunabiliyor, buna şahidiz.” dedi.

Türkiye’nin 2023, 2053 hedeflerine de değinen Albayrak, “Sadece kamu için değil enerji sektöründeki birçok büyük grubumuzun da bu çerçevede kendilerini yapılandırarak bölgesel ve küresel olma yolunda hedef çizebilecek fırsatları olduğunu düşünüyorum. Türkiye artık eski Türkiye değil. Bölge ve dünya da eskisi gibi değil. Tüm bu kurumları değiştirmek ve dönüştürmek zorundayız. Değişime ayak uyduramazsanız isminiz unutulur gider. Devletimizin ismi kadar kurumlarımızın da isminin duyulmasının vakti gelmiştir. Türkiye’de dünya tarihinin son dönemdeki en önemli liderlerinden biri var. Bir vizyon var ve bunun altını doldurmamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Adana’daki terör saldırısı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Adana’daki terör saldırısıyla ilgili, “Son yıllarında Türkiye terörle mücadele noktasında çok yoğun bir süreç yaşıyor. Bu olay çok net bir mesaj verdi. Bu saatten sonra, hele özellikle 15 Temmuz’dan sonra bugün yaşanan bu olaylarla birlikte şunu çok net ifade etmek istiyorum. Bu olayların hiçbirisi bizi, Türkiye’nin ulaşmak istediği istikametten alıkoyamayacak” dedi.

Albayrak, saldırının gerçekleştiği Adana Valiliğinde inceleme bulunduktan sonra düzenlediği basın toplantısında, bugün kente 7. Türkiye Enerji Zirvesi’ne katılmak için geldiğini hatırlattı.

Terör saldırısı nedeniyle üzücü bir olayla karşılaştıklarını ifade eden Albayrak, “Son yıllarında Türkiye terörle mücadele noktasında çok yoğun bir süreç yaşıyor. Bu olay çok net bir mesaj verdi. Bu saatten sonra, hele özellikle 15 Temmuz’dan sonra bugün yaşanan bu olaylarla birlikte şunu çok net ifade etmek istiyorum. Bu olayların hiçbirisi bizi, Türkiye’nin ulaşmak istediği istikametten alıkoyamayacak.” diye konuştu.

Albayrak, patlamanın Vali Mahmut Demirtaş’ın dakikalar farkıyla, programına çıkmak için Valiliğe gelmek üzere olduğu sırada meydana geldiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Ben buradan artık maşalara, kuklalara, ihanet noktasındaki piyonlara seslenmeyeceğim. Bunların arkasındaki milletimiz bunları çok iyi biliyor, o kesimlere sesleneceğim. Bu millet bir ölür, bin dirilir. Bu millet dünyaya cesaret nedir, istikamet nedir yüzlerce yıl, binlerce yıl öğretmiş bir millet. Bugün ‘İşte programı iptal edelim, terör, güvenlik…’ İnadına geliyoruz, inadına geleceğiz. İnadına bütün bu Türkiye’nin normal gündemi noktasında bu adamlara prim vermeyeceğiz.”

Albayrak, saldırıda 2 kişinin şehit olduğunu, 1’i ağır diğerleri hafif 33 yaralı bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Her gerçekleşen terör eyleminin arkasında kimlerin olduğunu çok iyi biliyoruz. Dünyayı ve bölgeyi birileri bir yere sürüklemek istiyorsa, bunun için çaba sarf ediyorsa emin olun bu millet bu terör eylemlerini yapanları da maşaları da destek olanları da bu yüzyılda başka bir yere gömecek. Hiçbir şeyden korkumuz yok, Allah’tan başka. Bir canımız var, sonuna kadar bu millet için mücadeleye devam. Bunlar büyük bir doğumun sancıları. Türkiye çok önemli adımlar atıyor, önemli bir gündeme doğru ilerlenirken, birileri bir tarihin yıl dönümüymüş, bir günün gerçekleşmesi miymiş, dün şöyle olmuş, bugün böyle olmuş bunlar Allah’ın izniyle bizleri yıldıramaz. Devletimizi, hükümetimizi ve milletimizi yıldıramaz.”

Albayrak, vefat eden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa dileyerek, terör saldırısını kınadı.

Saldırının aydınlatılmasıyla ilgili tüm ilgili birimlerin olayın üzerinde çalıştığını aktaran Albayrak, gerekli açıklamaların en kısa sürede yapılacağını sözlerine ekledi.

Bakan Albayrak, açıklamasının ardından Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki yaralıları ziyaret etti.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

2023 hedefleri açısından enerji yatırımları önemlidir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla Beştepe Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Elektrik Santralleri Toplu Açılış Töreni’ne katıldı.

Türkiye’de bu yıl hizmete alınan elektrik üretim tesislerinin toplu açılışının, 2023 hedefleri açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Albayrak, “2017, 2023 ve 2053 hedeflerimize ulaşma noktasında her yıl Türkiye olarak kamu ve özel hep birlikte çok ciddi yatırım gerçekleştirmek durumundayız. Bugün küresel anlamda baktığımızda birçok krizin, problemin yaşandığı bu ortamda 158 tesisimizin, yaklaşık 5 milyar dolarlık 5 bin 620 megavatlık kurulu gücün açılışını yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Albayrak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak Türkiye’nin gelecek hedeflerine ulaşması için ihtiyacı olan enerjinin sağlanmasında çalışmalara büyük özveriyle devam edildiğini dile getirerek, “Türkiye, enerjideki çalışmalarıyla bu alanda sessiz bir devrim gerçekleştirdi. 2002’de 31 bin megavat kurulu gücü olan Türkiye bunu 2,5 kat arttırdı. Bugün 79 bin megavat olan bu kapasite yıl sonunda 80 bin megavatı geçmiş olacak.” diye konuştu.

Türkiye’nin ekonomide 2009 hariç, 29 çeyrek boyunca büyümeye devam ettiğini belirten Albayrak, bu büyümenin aynı oranda enerji alanındaki yatırımlarla desteklendiğini ve bugünden sonra enerji alanında bir üst lige çıkmak için stratejiler hazırlandığını söyledi.

Enerji alanında durmadan yatırımların süreceğine dikkati çeken Albayrak, şunları kaydetti:

“(Durmak yok yola devam) şuuruyla hareket eden bir iktidar olarak bugün geldiğimiz noktayla kesinlikle yetinmiyoruz. Büyük bir özveri gösterdik. Enerji Bakanlığı olarak milletimizden aldığımız güçle politikalarımızda yeni bir sayfa açıyoruz. Ülkemizin büyüme ve kalkınmasının desteklenmesi için enerji alanında da büyümeyi yeni bir stratejiyle hedefliyoruz. Bu stratejiyi iki temel üzerine inşa ediyoruz: Arz güvenliği ve teknoloji transferi. Hem doğalgaz hem de elektrik alanında arz güvenliğini garanti altına almak için makro planlarımız tamam, projelerimizi hayata geçirmeye başladığımız bir dönemdeyiz. Bu kapsamda daha çok yerli ve yenilenebilir sloganıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yerli kömürün ekonomiye kazandırılması için sahaları açık eksiltme yöntemiyle ihaleye çıkarıyoruz. Termik santral kurulum şartını uygulayacak firmalar arasında en ucuz elektriği bize garanti eden firmalara veriyoruz. İş sağlığı, güvenliği ve çevrenin korunması konusunda da dünyanın en ileri yöntem ve teknolojilerinin kullanması amaçlanıyor.”

“Yıl bitmeden FSRU projesi hayata geçecek”

Türkiye’nin doğalgazda kaynak ülkeyle beraber yöntemleri çeşitlendirmeyi hedeflediğine dikkati çeken Albayrak, doğalgaz depolama tesisleri, yüzer sıvılaştırılmış doğalgaz terminalleri (FSRU) gibi birçok projede de adımların atıldığını hatırlattı.

Albayrak, bu yıl bitmeden Ege Bölgesi’nde bir FSRU projesinin hayata geçeceğini vurgulayarak, “Özel sektörle birlikte hayata geçecek projeden sonra benzer ikinci proje BOTAŞ’la gelecek yıl hayata geçecek. Doğalgaz depolamada da çalışmalar hızlandı. Tuz Gölü’ndeki depolama tesisinde ocakta ilk kaverne gaz basarak projenin ilk kısmını hayata geçireceğiz. Yeni yılda depolama alanında depolama-tüketim oranını stratejik olarak amaçladığımız noktaya taşınması için daha büyük bir projenin startını açıklayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’yi enerji üssü haline getirmek, enerji talep artışına cevap vermek ve vatandaşın aldığı hizmet kalitesini arttırmak için çalışmalara devam ettiklerini belirten Albayrak, “Batıda ne varsa doğuda da olması düsturuyla Türkiye’nin en ücra köşelerine doğalgaz ulaştırılması için var gücümüzle çalışıyoruz.” dedi.

IMF kapılarından bugüne

Bakan Albayrak, Türkiye’nin, Çin’den sonra enerji talep artışında dünyada ikinci sırada bulunduğunu belirterek, “Ülkemizin dışarıdan ithal teknolojiye bağımlı kalarak büyümesini ve gelişmesini beklemek ve yetinmek ülke ve millete büyük bir haksızlık. Bu kapsamda Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) uygulamasıyla Türkiye’nin teknoloji alanında da dünyadaki gelişmelere ayak uydurmasını ve bu alanda bir üretim üssü olmasını amaçlıyoruz.” diye konuştu.

Albayrak, elektrik enerjisindeki üretim portföyünün dengelenmesi için güneş enerjisinden hidroelektriğe, rüzgardan jeotermale, biyokütleden termik santrale kadar toplam bu 5 milyar dolarlık yatırımla Türkiye’nin büyümesine güç kattıklarını anlattı.

Açılışın değişen ve büyüyen Türkiye’nin en önemli resimlerinden biri olduğunu vurgulayan Albayrak, bir zamanlar IMF kapılarında bugün yapılan yatırımın sadece yüzde 10’u kadarlık bir miktar için borç almaya çabalayan bir Türkiye’nin, bugün dev bütçeli projelerin finansmanını kendi kaynakları ve yabancı kaynaklarla gerçekleştiren bir ülkeye dönüştüğünü söyledi.

Dünyada büyüklük olarak örneği olmayan sahaları, elektrik iletim altyapısı açısından hazır hale getirdiklerini ifade eden Albayrak, şöyle devam etti:

“Yatırımcıya bu sahayı bedelsiz olarak vererek fabrika kurma ve 15 yıl süreyle Ar Ge yapma şartını kabul etmek hususuyla yine elektrik fiyatı üzerinden açık eksiltme yöntemiyle önemli bir yarışma modeliyle önemli bir adım atmaya başlıyoruz. Bu modelle 15 yıllık elektrik alım garantisi, Türkiye gibi büyük bir pazarda avantaj elde etme, bölgeye ve bölgedeki yatırım potansiyeline erişme kapasitesiyle yatırımcılar açısından önemli bir altyapı hazırlıyoruz. Ucuzlayacak elektrikle hem vatandaşımız kazanıyor hem de ARGE’yle ülkemiz kazanıyor. Dünyada fotovoltaik teknolojide tek parça olarak en büyük saha olacak bin megavatlık Karapınar Güneş Enerjisi Santrali (GES) bu yıl bitmeden hayata geçirmek için düğmeye basacağız. Bu alanda bir marka haline gelmeyi amaçlıyoruz. Rüzgar alanında da 2017’nin ilk çeyreğinde benzer bir ihale için adımımızı atacağız.”

Albayrak, elektrikte toplam 30 milyar lirayı aşan bir yatırımla elektrik iletim ve dağıtım altyapısını iyileştirmek için önemli adımlar atmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Kömürden gelen güzellik ve bereket; ‘TKİ HÜMAS’

Yarım yüzyılı aşkın bir süredir ülkemiz linyit kaynaklarını ülke ekonomisine kazandırarak, ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanmasında yaşamsal rol oynayan kamu iktisadi teşebbüsü Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) yerli kömürden kozmetik ürün üreterek bir ilke imza attı.

Şampuan, Yara merhemi, tüy dökücü krem ve cilt bakımı gibi birçok kozmetik ürünlerin 1 yıl kadar sonra piyasada tüketici ile buluşacağını belirten TKİ Proje Tesis Müdürü Şahika Yürek, “Ürünlerimiz ‘Hümas’ markası ile üretilmiştir. Leonardit kullanılarak üretilen hümik ve fulvik asit içeren doğal organik toprak düzenleyicisi bir üründür. TKİ HÜMAS’ı diğer toprak düzenleyicilerden ayıran temel özellik leonarditten üretilmesi, hümik ve fulvik asit oranlarının yüksek düzeyde olması, devletin güven duyulan bir kurumu olan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu tarafından üretilmesidir” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Cilt ve güzellik bakımlarının yanı sıra toprağın verimli hale gelmesi için toprak düzenleyicileri de imal eden TKİ Hümas çiftçinin de tercihi olacak.

Türkiye dünyamızı en az kirleten ülkeler arasındadır

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, kömürle ilgili çalışmalarda çevre kriterlerine büyük önem verdiklerini belirterek, “Çayırhan sahası için birçok değerde Avrupa’nın, Batı’nın kriter kabul ettiği değerlerin neredeyse iki katından fazla daha kaliteli hava kriterleri koyduk. Şimdi soruyorum, kim daha çevreci? Türkiye, emisyon noktasında dünyayı en az kirleten ülkeler arasında.” dedi.

Bakan Albayrak, 1. Kömür Eylem Planı Çalıştayı’nın açılışında yaptığı konuşmada, yerli kömür sektörünün Türkiye için istihdam, gelişme, strateji gibi alanlarda büyük önem ifade ettiğini ve AK Parti iktidarında tarihi bir büyüme ortaya koyduklarını anlattı.

Gelecek dönemde doğru yatırım ortamının oluşturulması için daha güçlü bir performans ortaya koymaya ihtiyaç duyulacağını dile getiren Albayrak, Türkiye’nin yerli kaynaklarıyla büyümeye devam edeceğini, kendilerinin de Bakanlık olarak gereken desteği vereceklerini ifade etti.

Albayrak, yerli kömürde önemli bir süreci başlattıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu çerçevede yerli kaynaklarımız özelinde kömürde bu performansın ortaya konulması noktasında son 10 yıldaki aramalarımızda 7 milyar tondan daha fazla bir rezerv bulduk. Bunları değerlendirmeyecek miyiz? Birçok havzada büyük oranda kömür rezervi var. Bu rezervin bizim için başka bir anlamı daha var. Eski rezervlere oranla kalorifik değer daha yüksek yeni keşifler bunlar. Bu ekonomik açıdan çok önemli, verimliliği ve kaliteyi artıran bir unsur. Türkiye yeni rezervlerle birlikte çok önemli bir adım attı. Aramacılık açısından da başarılar elde ettik, ama yolun başındayız. Sadece kömür alanında değil, diğer madenler açısından da yeni dönemde Maden Tetkik Arama (MTA) başka rol oynayacak. Çok önemli kararlar aldık. Çünkü ne kadar ararsanız o kadar çok bulursunuz. Bu alanın önemli bir kısmını kömür oluşturacak, ama diğer maden çeşitleri için de yoğun bir seferberlik başlattık. 2017 itibarıyla asgari hedefimiz 1 milyon metre derinde sondaj yapmak. Sonrasında bu miktarın da üzerine çıkmak zorundayız. Çünkü haritada henüz aramadığımız bölgeler var. Bu haritayı tamamlamak istiyoruz.”

Aramacılık faaliyetleri için teknolojinin de en üst düzeyde kullanılacağını aktaran Albayrak, bu dönemde karadan ve havadan aramacılık yapılacağını, havadan yapılacak aramalar için iki helikopterin bulunduğunu söyledi.

Albayrak, MTA’nın, Afrika başta olmak üzere, yurt dışında da aramacılık faaliyetlerine başlayacağını ve daha hızlı netice alabilmek için kamu-özel ortaklığıyla hareket edebileceğini söyledi.

“(Türkiye’nin) Taşı toprağı altın diyoruz, taşında toprağında ne kadar hangi maden var, bunu bilmemiz lazım.” diyen Albayrak, bu verileri en doğru şekilde kullanarak ülkenin büyüme vizyonunu daha güçlü bir şekilde destekleyeceklerini vurguladı.

Çayırhan için AB’nin üzerinde kriterler konuldu

Kömür karşıtı lobi faaliyeti yürütenlere seslenen Albayrak, dünyadaki kömür kullanımının yüzde 40’ın üzerinde olduğunu ifade etti.

Kömürün geçen yıl sonu itibarıyla elektrikte yüzde 12 olan payının bu yılın 9 aylık döneminde yüzde 16’ya çıktığına dikkati çeken Albayrak, şöyle konuştu:

“Biz bu oranı 12’den 16’ya çıkardık diye kıyamet kopuyor. Kimin ne dediği çok önemli değil. Birileri var kömür karşıtı lobicilik yapmaya çalışıyor, ama çok da önemli değil. Hele de dünyanın kömürü çok yoğun bir şekilde kullandığı atmosferde, çok da ne dediklerine bakmayacağız. Biz bu kaynakları sonuna kadar kullanacağız. Nasıl kullanacaksınız? diye sorarsanız her noktada en iyisini en doğrusunu yaparak kullanacağız. Burada Çayırhan’da çevre kriterlerine bakmalarını rica ediyorum. Bugün Avrupa’da 2024 ve sonrası için kriter alınan sınır değerler 1 normal metreküp hava için partikül maddede günlük 40 mikrogram, yıllık 50 mikrogram iken bizim Çayırhan’daki kriterlerimizde bu rakamlar günlük 23, yıllık ise 18,07 mikrogram olarak belirlendi. Yine kükürt için kriter olarak kabul edilen günlük 125, yıllık 350 mikrogram olan üst değerler, günlük 33,72 mikrogram, yıllık 127 mikrogram olarak belirlendi. Hava kalite ölçümlerinde AB’nin baz aldığı azot oranları saatlik 200 mikrogram, yıllık 25,44 mikrogram iken biz buradaki üst sınırı değerleri saatlik 134, yıllık 25 mikrogram olarak belirledik. Birçok değerde Avrupa’nın, Batı’nın kriter kabul ettiği değerlerin neredeyse iki katından fazla daha kaliteli hava kriterleri koyduk. Şimdi soruyorum, kim daha çevreci? Dünyayı daha az kirletmesine rağmen, AB’den çok daha ileri kriter koyan biz mi? Türkiye, emisyon noktasında dünyayı en az kirleten ülkeler arasında.”

Albayrak, ayrıca “Karot Bankası” oluşturulmasıyla ile ilgili önemli adımlar attıklarını, asgari ücretten kaynaklanan sıkıntıları çözerek sektörün daha güçlü ve vizyon sahibi olabilmesi için çalışmalara devam ettiklerini dile getirdi.

Kömür alanında üç kesime çağrı

Yerli kömür kaynaklarının değerlendirilmesiyle ilgili süreçte akademisyenlere, finans sektörüne ve özel sektöre çağrıda bulunan Albayrak, sektörün daha fazla gelişmesi için akademisyenlerin daha çok katkılarını beklediklerini ifade etti.

Albayrak, finans sektörüne, yerli kömür sektörüne daha fazla inanmaları ve katkı yapmaları için çağrıda bulundu.

Özel sektörün daha cesur şekilde büyümeye katkı yapmasını ve yatırımlarına son sürat devam etmesini isteyen Albayrak, şunları kaydeti:

“Madencilik açısından bakıldığında birkaç hassas hususu ifade etmekte fayda var. Burada çevre vurgusunu kesinlikle hiçbir projemizde ihmal etmeyin. İnsan ve istihdam boyutunu, onların ihtiyaçlarını ihmal etmeyin. Üretim hırsına kapılarak, daha fazla üreteyim hırsına aman aldanmayın. Tamamen bilimsellik içinde olması gerektiği kadar üretin. Tüm bunlar çok önemli, tüm bunları birleştirdiğimizde Türkiye için çok önemli bir istihdam aracı olan bu sektörü büyüteceğimize inancım tam.”

Yerli kömür 30 bin megavata çıkabilir

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız da son 13 yılda Türkiye’nin ortalama yüzde 5, sanayi üretiminin ise yüzde 5,3 büyüdüğüne dikkati çekti.

Altunyaldız, bu kapsamda Türkiye’de toplam dış ticaret açığının yarıdan fazlasını enerji ithalatının teşkil ettiğini belirterek, “Bir paradigma değişikliğine gitmek gerekiyor. Enerji Bakanlığımız bunu yapıyor. İthalat bağımlılığımızı düşürmek, kaynak arzını garanti altına almak, kaynak çeşitliliği yaratabilmek adına yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelmek, sektör aktörleriyle her fırsatta bir araya gelmek…”

2015 yılı rakamlarına bakıldığında, birincil enerji tüketimi bağlamında, kömürün yüzde 31,5 payla doğalgazdan sonra ikinci sırada geldiğini vurgulayan Altunyaldız, elektrik üretiminde ise kömürün payının yüzde 30 olduğunu söyledi.

Altunyaldız, Türkiye’nin yerli kömürdeki mevcut kurulu gücünün 10 bin megavat seviyesinde bulunduğunu, bu miktarın 30 bin megavatlara kadar çıkabileceğini de sözlerine ekledi.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Bakan Albayrak elektrik santrallerinin önemini vurguladı

5 milyar dolar tutarında yatırım büyüklüğü, 158 santral, 5.620 MW ilave kurulu güç ile #EnerjimizeEnerjiKatıyoruz

24 Kasım’da Türk maden sektörü Dünyaya açılıyor

Maden Türkiye 2016 7. Uluslararası Madencilik, Tünel İnşa, Makine ve Ekipmanları ve İş Makineleri Fuarı, yerli ve yabancı sektör firmalarının dikkatini çekiyor. Sektörün verimli, rekabetçi ve sürdürebilir bir pazarlama gücü kazanmasına hizmet etme olanağı sağlayan fuar, kapsamı ile maden araştırma hizmetlerinden, işleme ve işletme teknolojileri hizmetlerine kadar birçok alanı tek çatı altında topluyor.Yıllar itibariyle %100 büyüme ile güvenin ve inancın eseri olan Maden Türkiye Fuarı, 2014 yılında %30 katılımcı artışı ve %47 ziyareti artışı sağlayarak maden dünyasının cazibe merkezi olduğunu gösterdi. 24-27 Kasım 2016 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde, sektör profesyonellerine kapılarını açacak olan, Maden Türkiye 2016 7. Uluslararası Madencilik, Tünel İnşa, Makine ve Ekipmanları ve İş Makineleri Fuarı, Türkiye’den ve tüm dünyadan lider firmaların katıldığı, sektörün üretim gücünün ve yeteneklerinin sergilendiği, uluslararası satış ve pazarlama platformu olma özelliğini koruyacaktır.

Düzenlenmeye başladığı 2004 yılından itibaren her fuarın ardından başarılarına yenisini ekleyen, Maden Türkiye Fuarı bugüne kadar 1.577 katılımcıya ve 72 ülkeden 30.944 profesyonel ziyaretçiye ev sahipliği yapmıştır.

Maden Sektörünün Dünyaya Açılan Kapısı Maden Türkiye Fuarı 2016

Geçtiğimiz organizasyonda 29 ülkeden 412 firmanın katılımı, 69 ülkeden 9.371 profesyonelin ziyareti ile gerçekleştirilen Maden Türkiye Fuarı, bu yıl da uluslararası bir organizasyon olma özelliğini koruyarak Türkiye’nin madencilikteki gücünü dünyaya göstermesini sağlayacak ve fuar boyunca yaratılan ticaret hacmi ve yeni pazarlar ile madenciliğin ve tedarik sağlayan sektörlerin gelişimine katkı sağlayacaktır.

Maden Türkiye Fuarı Tünelcilik Firmaları ile Daha da Güçlü

Maden Türkiye Fuarı, madencilik sektöründe faaliyet gösteren üretici firmalar, tedarikçiler, makine üreticileri, hizmet sağlayıcılar, ithalatçılar, dış ticaret firmaları, eğitim ve danışmanlık firmaları, sektörel sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile düzenlenmektedir. Bu yıl kapsamına eklenen tünel inşa ile de tünelcilik alanında faaliyet gösteren firmalar da Maden Türkiye 2016 fuarında yer alacaktır. Kapsamı itibari ile maden sektörüne yönelik hazırlanan ve firmaların en son ürün ve hizmetlerini bir arada sergileyecekleri tek fuar olma özelliği taşıyan Maden Türkiye, aynı zamanda Avrasya coğrafyasında düzenlenen en kapsamlı fuardır.

Maden Türkiye Fuarı Katılımcı ve Ziyaretçilerini Bir Adım Öne Geçirecek

Bir önceki düzenlenen fuarda ziyaretçi sayısında % 47, katılımcı sayısında % 30 ve sergi alanı metrekaresinde %35 üzerindeki artışla ortaya koyduğu başarısına 2016’da da devam edecek olan Maden Türkiye Fuarı katılımcı ve ziyaretçileri maden ve tünel inşa dünyasının enerji verimliliğine katkı sağlayan yeni ürünleri, son teknolojileri, yeni makine ve ekipmanları, hammadde konusunda alternatif çözümleri görme fırsatı sunacaktır.

MADEN TÜRKİYE FUARI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Dhabi Uluslararası Petrol Fuarı ve Konferansı (ADIPEC) devleri buluşturdu

Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dhabi’de düzenlenen Abu Dhabi Uluslararası Petrol Fuarı ve Konferansı (ADIPEC) petrol devlerini bir araya getirdi.

Abu Dhabi Uluslararası Petrol Fuarı ve Konferansı (ADIPEC) kapsamında Türkiye, Rusya, Amerika, İngiltere, Fransa gibi Petrol ve doğalgaz sektörüne yön veren ülkeler Abu Dhabi’de buluştu.

ADIPEC Fuarı kapılarını 10 Kasım 2016 tarihine kadar ziyaretçilerine açık tutacak.

Fuara katılan Türkiye’de Enerji Dergisi, Türk firmalarının stantlarını ziyaret etti.

Otomasyon Sistemleri satış, montaj, uygulama, eğitim ve servis hizmeti sağlayıcısı Asis Otomasyon A.Ş’de fuara katılan Türk şirketleri arasında yer aldı.

Doğalgazın gitmediği ilimiz kalmayacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye’de doğalgaz sektörüne 11 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirterek, “Hakkari’ye kadar doğalgazın gitmediği ilimiz kalmayacak. Doğudaki vatandaşlarımızı istismar eden, imkansızlık içinde bırakmak için elinden geleni yapan hatta onları katleden bu alçak örgüte rağmen, bu hain örgüte inat biz Hakkari’ye de Şırnak’a da doğalgazı getireceğiz. Kimsenin şüphesi olmasın.” dedi.

Bakan Albayrak, Üzümlü ilçesindeki 15 Temmuz Zafer Meydanı’nda, Türkiye genelinde 40 ilçeye doğalgaz dağıtım töreninde yaptığı konuşmada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak Türkiye’ye uzun bir dönemden beri kaliteli, güvenli ve istikrarlı enerji sağlamak için enerjinin her alanında yoğun çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Çalışmalarının sadece elektrik alanında değil, doğalgaz alanında yoğun şekilde sürdürüldüğünü dile getiren Albayrak, bu törenin sadece Üzümlü için değil Türkiye’de yarım milyondan fazla insanın bu yıl itibariyle doğalgaza kavuşması açısından da önemli bir tören olduğunu ifade etti.

Albayrak, AK Parti iktidarı olarak halka en iyi hizmeti sunmak amacıyla ‘Her şey Türkiye için’ diyerek yola çıktıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Çıktığımız bu yolda bugün hamdolsun 40 ilçemizdeki vatandaşlarımızın da doğalgaz konforunu yaşamasına vesile oluyoruz. AK Parti göreve geldiğinde Türkiye’de sadece 6 ilde doğalgaz kullanılıyordu, bugün, ‘Doğalgazı olmayan şehrimiz kalmayacak’ diyerek çıktığımız bu yolda şükürler olsun ki 2016 yılı itibariyle 76 ilimizi geçtik. 2016 yılında tamamlanan çalışmalarla şu ana kadar Bitlis, Bingöl, Muş, Iğdır ve Mardin’de yaşayan vatandaşlarımız da doğalgaz ile buluştu. Sadece şehir merkezlerine değil bugün burada açılışını gerçekleştirdiğimiz Üzümlü ile Rize Gündoğdu’dan İzmir Ödemiş’e, Sinop merkezden Bitlis Tatvan’a, Mardin Kızıltepe’den, Kütahya Çavdarhisar’a, Amasya Taşova’dan Hatay Defne’ye kadar 40 ilçemiz daha bu yıl sonuna kadar doğalgaza kavuşuyor.”

Albayrak, Üzümlü’deki tören ile yarım milyondan fazla vatandaşın doğalgaz rahatlığına kavuşacağını vurgulayarak, vatandaşların bu soğuk kış günlerinde hayır dua etmelerinin en büyük dilekleri olduğunu kaydetti.

“2018 yılını sonuna kadar tüm Türkiye’de gaz ulaştırmadığımız şehir kalmayacak”

Türkiye’deki doğalgaz yatırımlarına devam ettiklerini aktaran Albayrak, şunları kaydetti:

“2016 yılı bitmeden 300 milyon lirayı aşan bir yatırımla tüm Türkiye’deki doğalgaz genişleme yatırımlarımıza devam ediyoruz ve edeceğiz. İlk günden beri hep bir şey diyoruz. Cumhurbaşkanımızın bize öğrettiği bir şey var ‘durmak yok yola devam, çalışmaya devam’. İşte bugün de bunun bir sembolü olarak bu güzel açılış için karşınızdayız. İnşallah aralık ayındaki ihalesi ile Ağrı’yı da 2017 yılında doğalgaza kavuşturacağız. Buna müteakip Tunceli’de 2017 yılı içerisinde inşallah doğalgaza kavuşması için adımları atıyoruz, atacağız. Geriye kaldı Şırnak Artvin, Hakkari. 2017 yılında inşallah Şırnak, 2018 yılında da en geç Artvin ve Hakkari’yi doğalgazla buluşturarak 2018 yılını sonuna kadar tüm Türkiye’de gaz ulaştırmadığımız şehir kalmayacak.”

Terör olaylarına da değinen Albayrak, “2016 yılı krizlerle, iki seçimle, PKK, DEAŞ ve FETÖ terör örgütlerinin ardı arkası kesilmeyen saldırılarıyla, buna müteakip son olarak ihanette zirve noktasına ulaşan hain darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Hamdolsun sizlerin ve milletimizin dimdik sapasağlam duruşuyla 2016 yılındaki tüm bu belaları def ederek ve daha da güçlenerek altından kalktık. Şimdi daha da gaza basma daha da çok çalışma daha da iş üretme, Başbakanımızın tabiriyle taş üstüne daha da çok taş koyma zamanındayız.” dedi.

Albayrak, gelecek yıl da insanlara doğalgaz konforunu yaşatmak için mücadele edeceklerini anlatarak, “2017 yılında, 2016’nın da üstünde bir performansla bugün açılışını yaptığımız sayıdaki ilçeden daha fazla inşallah, ilçemize, bölgemize, vatandaşımıza gaz konforunu ulaştırmak için mücadele edeceğiz, çok çalışacağız. Bugün burada Hem BOTAŞ firmamızdan, hem özel sektör dağıtım firmalarımızdan söz almak istiyorum. Sizlerin huzurunda 2017 yılı çok daha büyük yatırımların gerçekleştirileceği bir yıl olacak inşallah.” şeklinde konuştu.

“Yaklaşık 50 milyon vatandaşımız doğalgaz hizmetinden faydalanıyor”

Doğalgaz yatırımın bölgeye iş imkanı da sunacağını dile getiren Albayrak, “Yapılan bu yatırım sadece il ve ilçelerimizin doğalgazla buluşmasına vesile olmayacak aynı zamanda buralarda yeni iş imkanlarının doğmasına, istihdama ve şehirlerimizin kalkınmasına ciddi katkı sağlanacak. Bugün Türkiye’de doğalgaz kullanan hane sayısı 13 milyona yaklaştı. Bunu aileler bazında çarptığımızda yaklaşık 50 milyon vatandaşımız doğalgaz hizmetinden faydalanıyor. Milletimizi her şeyin en iyisine layık, sizler her şeyin en iyisine layıksınızdır mottosuyla sizlerin rahatı için gece gündüz demeden çalışmak bizim boynumuzun borcu.” ifadelerini kullandı.

Albayrak, Türkiye’nin her tarafına eşit hizmet götürmeye çalıştıklarını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Biz ilk günden beri ‘batıda ne varsa doğuda da ol olacak’ dedik. Dedik mi? Dedik. Bunun için batıda doğalgaz varsa doğuda da olacak. Tüm Türkiye’yi 780 bin kilometre görerek, bu şuurla çalışarak, hizmet aşkıyla ortaya koymaya çalıştık. Ne oldu, gece gündüz çalıştığımız bu süreçte müteahhitlerimiz tehdit edildi, iş makineleri yakıldı, işçilerimiz tehdit edildi, kaçırıldı. Niye? Bizim Kürt kardeşimiz bu imkana sahip olmasın, Türk kardeşimiz sahip olmasın, Ahıskalı kardeşlerimiz bu imkana sahip olmasın. Ama birileri, özellikle terör örgütü mensubu ve onların maşası olmuş birileri Türkiye gelişmesin, kalkınmasın diye çabaladı durdu. Korktuk mu? Hayır. Elhamdulillah, Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmadık. Hizmete devam dedik. İşte tıpkı bugün buradaki açılış gibi önemli açılışlara, yatırımlara hız kesmeden devam ettik.”

Doğalgaz gitmeyen il kalmayacağını söyleyen Albayrak, “Hizmet ortada. Hakkari’ye kadar doğalgazın gitmediği ilimiz kalmayacak. Doğudaki vatandaşlarımızı istismar eden, imkansızlık içinde bırakmak için elinden geleni yapan hatta onları katleden bu alçak örgüte rağmen, bu hain örgüte inat biz Hakkari’ye de Şırnak’a da doğalgazı getireceğiz. Kimsenin şüphesi olmasın.” dedi.

Albayrak, doğalgaz yatırımlarına işaret ederek, “Doğalgaz sektöründe bugüne kadar 11 milyar TL’yi, eski parayla 11 katrilyonu aşan yatırımlar yaptık. Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar her hanenin doğalgazla buluşmasını sağlamak için altyapı yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Ekim ayı içerisinde Başbakanımızın onayı, Bakanlar Kurulumuzun da aldığı kararla doğalgaz dağıtım bölgeleri lisans kapsamı dışında kalan merkez nüfusu 20 bin ve üzerindeki ilçelerimize de doğalgazın götürülmesi için BOTAŞ’ımıza talimat verdik.”

“Doğalgazı tüm Türkiye’ye ulaştırmak için çalışıyoruz”

Vatandaşlardan ilçe ve beldelerine doğalgaz getirilmesi konusunda yoğun taleplerin gelmeye devam ettiğini ve halkın bu konuda müsterih olması gerektiğini belirten Albayrak, “Bakanlığımız bu konuda da gerekli düzenlemeleri yaparak sizlerin taleplerini karşılama noktasında yeni düzenlemeler için çalışmaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Albayrak, doğalgazı tüm Türkiye’ye ulaştırmak için çalıştıklarını anlatarak, şöyle devam etti:

“Özellikle boru hatlarının ulaşmadığı, boru hatlarına uzak mesafede bulunan ya da coğrafi nedenlerden dolayı boru hatlarının teknik olarak inşa edilmesinin mümkün olmadığı ilçe, kasaba ve beldelerimize sıkılaştırılmış doğalgaz, yahut sıvılaştırılmış doğalgaz dediğimiz CNG ve LNG’yi, tüm bu farklı yöntemlerle doğalgazımızı tüm Türkiye’nin köşe bucak her yerine ulaştırmak için çalışmaya devam ediyoruz. İşte bugün Üzümlü’deki açılışımız bu manada Türkiye için de bir ilk niteliğini taşıyor. CNC yöntemiyle doğalgaz arzı gerçekleştirdiğimiz ilk yer Üzümlü oldu. CNG sistemi ve şehir içi şebeke yatırımlarıyla Üzümlü’nün doğalgaza kavuşması için 13 milyon TL yatırım gerçekleştirdik. Böylece 2 bin 950 hane kesintisiz bir şekilde doğalgaz hizmetinde yararlanabilecek. Doğalgaza erişim noktasında ülkemizin en ücra köşesinde yaşayan vatandaşlarımız ile şehir merkezinde yaşayan vatandaşlarımız aynı ölçüde refah ve gelişmişlik düzeyinden böylelikle faydalanmış olacak.”

“İlk defa kış aylarına girmeden doğalgaz indirimi yapıldı”

Albayrak, bakanlığının, ülkenin 4 bir yanına doğalgaz ulaştırmak için var gücüyle çalışırken, vatandaşların bütçesindeki yükü azaltmak için Başbakan Binali Yıldırım’ın talimatıyla 1 Ekim itibariyle hem tüketici de hem sanayide geçerliliği olmak üzere yüzde 10 indirim müjdesini paylaştığını hatırlattı.

“Türkiye’de ilk defa AK Parti iktidarı döneminde kış aylarına girmeden ciddi oranda doğalgaz indirimi yapıldı” diyen Albayrak, “Hamdolsun pek çok şeyde olduğu gibi bu ilk de AK Parti iktidarına nasip oldu. Doğalgazdaki yüzde 10’luk indirim sadece vatandaşlarımızın bütçesindeki önemli bir kalemde düşüş sağlamayacak aynı zamanda sanayimizin rekabet gücünün artmasına da önemli bir katkı sağlayacak.” dedi.

Bakan Albayrak, sanayinin geliştirilmesi için doğalgaz indiriminin yanında organize sanayi bölgelerine (OSB) doğalgazın getirilmesi görevini de BOTAŞ’a verdiklerini kaydederek, “Bugün bunlardan bir tanesini de Başbakanımızın açılışına katıldığı Bayburt OSB ile gerçekleştirdik.” diye konuştu.

Bu kapsamda 26 tane OSB’nin daha doğalgaz arzı için gerekli yatırım çalışmalarını başlatıp hızlandırdıklarını dile getiren Albayrak, şu ifadeleri kullandı:

“2017 yılı itibariyle de çok önemli açılışlara da imza atacağız. Hükümetimiz, ülkemizin doğalgaz arz güvenliğini sağlamak için gerekli bütün adımları süratle atıyor. Bu kapsamda doğalgaz depolama tesislerinin yanı sıra LNG terminalleri, yüzer LNG ve depolama tesisleri ile Türkiye’nin gaz piyasasının arz yönünü daha da iyileştirme yönünde yıl başından itibaren çok önemli adımlar atmaya başladık. Günlük doğalgaz arz talep dengesinin sağlanması ve kısa süreli doğalgaz arz güvenliğini teminat altına almak için yeni doğalgaz depolama projelerinin inşası ve mevcut projelerinin geliştirilmesi ülkemiz için hayati ve stratejik bir öneme sahip. Ulusal doğalgaz şebeke sistemine yeni bir giriş noktası olarak yüzer LNG ve depolama ünitesi dediğimiz sistemleri ve bu çalışmalara ara vermeden devam ediyoruz.”

“Türkiye’nin enerji ithalatını önemli oranda azaltacağız”

Doğalgaz alt yapısının iyileştirilmesi noktasında atılacak her bir adımın öneminin çok büyük olduğunu vurgulayan Albayrak, “Cari açığımızın büyük oranı enerji ithalatından kaynaklı bir ülke olarak bizim için doğalgaza ödediğimiz her bir liranın ne kadar kıymetli olduğu gerçeğinden hareketle yoğun bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini dile getirdi.

Albayrak, yakın zamanda yerli ve yenilenebilir kaynakların daha etkin şekilde kullanılırlığını öngören strateji ve politikalarla Türkiye’nin enerji ithalatını önemli oranda azaltacaklarını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu ülkeye hizmet bizler için büyük bir şereftir. Bu uğurda kaybedebilecek ne bir saniyemiz ne de kısır çekişmelerle boşa harcayacak en ufak bir enerjimiz var. Bütün gayretimiz yarının Türkiye’sinin bugünden çok ama çok daha güçlü olmasıdır. 2023-2053-2071 hedeflerine giden yolda büyük Türkiye’yi inşa etmek için her zamankinden çok daha fazla çalışacağız. Türkiye’nin bu kutlu yürüyüşünü durdurmak için el birliğiyle ülkemizi bu yoldan alıkoymak için çalışan tüm şer odaklarına inat bu ülkeyi daha da ileri götürmek için birlik ve beraberlik içinde yarınları kucaklayacağız.”

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Standart&Poors Türkiye’nin kredi notunu yükseltti

20 Temmuz’da Türkiye’nin kredi notunu düşüren Uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşu S&P, bugün itibarıyla kredi görünümünü negatiften durağan’a yükseltti.

S&P, 3 büyük kredi derecelendirme kuruluşu arasında Türkiye’ye en düşük kredi notunu veriyordu. Geçtiğimiz Temmuz ayında Türkiye’nin kredi notu Fitch ve Moody’s tarafından “yatırım yapılabilir” kategorisinde değerlendirilirken, S&P’nin verdiği not indirimden önce de “yatırım yapılabilir” kategorisinin altında bulunuyordu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standart & Poors’un Türkiye’nin BB seviyesindeki kredi notunu teyit etmesine piyasaların olumlu tepki vereceği konuşuluyor.

Avrupa enerjiye sorunsuz ulaşma arzusunda

Avrupa Komisyonu Enerji Birliğinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile işbirliği içerisinde çalışarak önemli projeleri uygulamaya koyma kararı aldıklarını söyledi.

Türkiye’nin kaynak çeşitliliğini yaratmak için yaptığı çalışmaların ümit verici olduğunu söyleyen Avrupa Komisyonu Enerji Birliğinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic, “Kaynakların kullanıma açılması için yapılan çalışmaları yakından takip ediyoruz. Kaynak çeşitlerinin artması ile enerji güvenliği de daha verimli bir hal almaktadır. Türk akımı anlaşması yeni yapıldı. Bu projeyi çok iyi analiz etmek için çabalamamız gereklidir. Avrupa Birliğinin enerji ihtiyaçlarının karşılanması bizim için temel önceliğimizdir.  Hangi kaynaktan, nerede kullanacağız gibi soruların cevaplarını bu analizler sonucunda bulacağız. Avrupa’ya gelerek enerjinin sorunsuz gelmesi de çok önemlidir” diyerek konuştu.

Avrupa komisyonu olarak Ukranya ve Rusya ile birlikte üçlü protokol imzaladıklarını belirten Yardımcısı Maros Sefcovic,  Ukranya hattının korunması bizim için önemli olduğu kadar Türk akımı projesi de önemlidir. İmzaladığımız protokolde enerji sevkiyatının sağlıklı aktarımının sağlıklı yürütülmesine yer verilmiştir” diyerek sevkiyatın sağlıklı yürümesinin önemli olduğunu vurguladı.

2017 sonunda Türkiye başkanını seçecek

22

Bahçeli pek çok kritik anda olduğu gibi, bu konuda da gösterdiği basiret ve destekle Aralık sonu veya Ocak ayında Mecliste yeni Anayasa oylamasına gidilecek, Mayıs 2017 gibi referandum yapılacak ve yıl sonunda ise ülkemiz başkanını seçmiş olacaktır.

İktidar partisi için daha yoğun çalışma süreci başlamıştır.

Yeni anayasa teklifini ve kapsadığı Başkanlık sistemini güncel kaygılardan uzak ve öngörülü bir perspektifle uzun yıllara matuf olacak şekilde hazırlamak zorundadır.

Yeni Yönetsel sistem, kurumsallığı esas alan ve taraflı tarafsız herkesçe bir şekilde kabul görecek nitelikte yapılandırılmalıdır.

Parlamenter sistemin aksaklıklarını ortadan kaldıracak, sistemsel-yönetsel boşluklara sebebiyet vermeyecek, devlet yönetiminin sürekliliğini esas alacak uygulamalar temel prensip ittihaz edilmelidir.

Koalisyon yönetimlerinin ülkemize verdiği zararlar ve yönetim krizleri dikkate alınmalı, Erk’lerin birbiriyle uyumu ve ayrılığı temel prensip olmalıdır.

Güçler ayrılığı ve dengesi mutlak gerekliliktir. Devletin temel dinamiğini oluşturan Yasama, Yürütme ve Yargı gücü birbirinden bağımsız olmalı ama aynı zamanda, ülke ve millet menfaatleri boyutunda uyumla işlemelidir.

Yeni Anayasa’da yapılacak Başkanlık düzenlemesi bir rejim değişikliği değildir. Yönetsel sistem değişikliğidir. Karşı olanların “Türkiye’de rejimi değiştiriyorlar” söylemi yanlış, art niyetli ve zihin karıştırıcı bir söylemdir. Başkanlık sisteminin böyle olmadığı açık, net, şeffaf şekilde halka anlatılmalıdır.

Başkanlık Sisteminin Erdoğan’la özdeş bir yönetsel sistematik olmadığı; devlette “ebed müddet ilişkisi” olduğu anlatılmalı, Erdoğan’ın şahsına yönelik muhalefetin bu sisteme karşıtlığa dönüşmesine ve bu yüzden ortaya çıkacak aleyhtarlığa karşı ciddi çalışmalar yapılmalıdır.

Başkanlık sistemine dair temel parametreler, ana özellikler ve sistemin içeriği açık ve aleni şekilde anlatılmalıdır. Halkın maniple edilmesine fırsat verilmemeli, konuyla ilgili her husus, herkesin anlayacağı şekilde izhar ve izah edilmelidir.

Parlamenter sistemin sıkıntıları anlatılmalı, 1980 darbe Anayasa’sının gelişimin önündeki takoz boyutu dile getirilmeli ve Başkanlıkla sistem tıkanıklıkların izalesi açıklanmalıdır.

Etnik ve mezhebi açıdan farklı motifleri barındıran ülkemizde sisteme karşı çıkanların dile getirdiği “ülke eyaletlere ayrılacak” gibi gerçeklikten uzak, dezenformasyona matuf söylemlerin boşa çıkartılması ve ülke dinamiklerinin temel ölçüt olacağı aşikare gösterilmeli ve anlatılmalıdır.

Coğrafyamızın ve devlet geleneğimizin tarihsellik boyutuyla Başkanlık sistemine yatkınlığı ve geçmiş devlet pratiklerimizin benzerliği dikkatlere sunulmalıdır.

Başkanlık sistemi ne getirecek..

Başkanlıkla ülkemizde temsilde adalet maksimize olacak, yönetimde istikrar ve kurumsallaşma sağlanacaktır.

Geçmiş koalisyon dönemlerinde olduğu gibi istikrarsızlık sistemsel olarak mümkün olmayacak, yönetsel boşluklar oluşmayacaktır.

Meclis gerçek işlevini sürdürecek, bütün kesimler temsil edilecek, Yürütme organı Yasama’dan çıkmayarak güçler arasında bugün kavramsal söylemden ibaret olan bağımsızlık, esasta ve ideale yakın nitelikte tesis edilecektir.

Seçilmişler asli fonksiyonlarını icra etmek boyutuyla hareket edecek olup; yasama organı ve üyeleri -milletvekilleri-, işlev ve işlem olarak asıl konumuna gelecektir.

Siyasi partilerde başarısız olanlar yerini bırakmak zorunda kalacak ve -her şeye rağmen- parti liderliğini sürdüremeyecektir. Böylelikle tüm partiler başarı odaklı bir iç yönetime kavuşacak, tabanın sesini göz ardı edemeyecek ve dinamik bir yönetim algısıyla hareket edecektir.

Partilerin tabanla uyumu artacak, grup ve kliklerin eline geçmesi önlenecek ve tavandan tabana genişleyen yelpaze öncelenecektir.

Yerinden Yönetim birimleri güçlenecek, merkezi yönetimin denetsel kontrol ve düzenleme kapasitesi artacaktır. Bununla yasama ve bürokratik yönetimin niteliği artacak, herkes işini ifa etmeyi temel ilke ittihaz edecek ve kriz anlarında bile sistem işlemeye devam edecektir.

En önemlisi, geçmiş yönetim pratiklerimizde, siyasi travmaya dönüşen “tek başına iktidar çıkacak mı, koalisyon mu olacak, siyasi kriz sürecine mi girdik” gibi kaygılar sona erecek; mutlaka halkın % 50’den fazlasının oyunu alarak bir başkan ve beraber çalışacağı yürütme ve bir parlamento oluşacaktır.

Başkanlık sisteminin, yönetsel istikrar açısından en büyük kazanımı budur.

Milletin kulaktan dolma bilgilere itibar etmemesi ve Başkanlığa karşı olanların zihin karıştırıcı algı operasyonları çerçevesinde söylediklerinden ziyade; değişiklik paketinin içeriğine bakması en doğru okumayı getirecektir. Bu yüzden de; ön yargılardan sıyrılıp, işin özüne bakılmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

Ne Amerikan, ne de Fransız sistemi değil “Türk Tipi Başkanlık” modelinin detaylarına bakması, ortaya koyulacak taslak ve öneri üzerinden akıl ve fikir yürütmesi en doğru kanaat ve sonucu doğuracaktır.

Başkanlık modeli ülkemize hayırlı olsun..

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili okurlarım.

Rüzgar enerjisi kongresinde sektör konuşuldu

Bu yıl beşincisi düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresine TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Mustafa Serdar Ataseven katıldı.

Ankara’da 2 gün süren kongrede 14 oturumda 65 konuşmacı yer aldı. Kongrede, rüzgar enerjisine yönelik TÜREB tarafından hazırlanan Rüzgar Master Planı, YEKA ve yerli üretimle ilgili planlar ile yatırım ve rüzgar sanayisi alanında İran ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarı olanakları, ertelenen yeni başvurular ve teşvik konuları tartışıldı.

Kongrede bir konuşma yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, “Türkiye yenilenebilir enerjide inovasyon ve teknolojik olarak ciddi projeleri başarı ile gerçekleştirmektedir. Bu başarılar hem piyasalara hemde maliyetlere önemli bir şekilde yansımaktadır. Yerli ekipman kullanılması ise sektöre katkı sağlamıştır” diyerek konuştu.

Açılış konuşmasını yapan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven de, Türkiye’nin son yıllarda özellikle rüzgar enerjisinde önemli mesafeler kaydettiğini belirtti.

Rüzgar enerjisi başvurularında bürokrasi işlemlerini en minumum düzeye indirdiklerini belirten Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yımaz, “Enerji başvurularında süreci hızlandırmak için çalışıyoruz. Yeni dönemde elektronik ortamda tüm işlemler gerçekleşecektir. Bu konuda son aşamaya gelinmiştir” diyerek 2017 Nisan ayından sonra başvuruların online olacağını söyledi.

Danimarka’nın Ankara Büyükelçisi Svend Olling, 5. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nde Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut’un moderatörlüğünde gerçekleşen “Türkiye Rüzgar Enerjisi Sektöründe Yabancı Yatırım” başlıklı panele katıldı.

Olling, “Rüzgar enerjisi hepimiz için olduğu gibi bizim içinde çok önemlidir. Danimarka’nın rüzgar deneyimini Türkiye ile paylaşmaya devam edeceğiz” dedi.

Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler ise Türkiye’de enerji sektörünün 2002’den beri serbestleşmeye doğru gittiğini ve serbestleşme ile rekabetin de başladığını söyledi.

Almanya merkezli Innogy Türkiye Genel Müdürü Gültekin Eranıl da Türkiye’de güçlü bir ekonominin olduğunu ve bu yüzden yatırımlarını başlattıklarını vurguladı.

TÜRKİYE’DE ENERJİ

Türk akımı herkes için kazançlı bir projedir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Hükümetler arası anlaşması 10 Ekim’de imzalanan ve Rus gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıması planlanan Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinin önemine dikkati çeken Albayrak, “Türk Akımı bizim için kazan-kazan çerçevesinde gelişen ve kriterlerimize uygun bir proje. Bu konuda olumlu adımlar atıldı, iyileştirmeler oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, Türk Akımı ile ilgili sürecin 2014’te başladığını hatırlatarak, Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan krizden sonra projenin daha da hızlandığını anlattı.

Rusya ve Ukrayna arasındaki kontratın 2019’da sona ereceğinin altını çizen Albayrak, “Batı Hattı’ndan Ukrayna üzerinden gelen gazla ilgili yaşanan sıkıntılara dayalı olarak Rusya bir altyapı geliştirerek bölgesel enerji politikalarına dayalı yeni bir proje ortaya koydu. Bu projenin Türkiye iç piyasası ayağı olduğu kadar Avrupa piyasası ayağı da var.” dedi.

Albayrak, son dönemde yeni boru hatları ve projelerin geliştirildiğini vurgulayarak, “Türk Akımı’nda her iki tarafın da kendi iradesine dayalı adımlar atılacaktı, ancak 24 Kasım krizi sonrasında 7-8 aylık bir duraklama oldu. Bu yaşanan problemden sonra haziran itibarıyla ilişkilerin normalleşmesi, eylülde Çin’de devlet liderlerinin görüşmesi ve kendilerinin Türkiye’ye Dünya Enerji Kongresi’ne gelmesiyle Türk Akımı’nda bir anlaşmaya vararak önemli bir adım attık.” diye konuştu.

Türk Akımı’nda birinci boru hattının Türkiye’ye, ikinci hattın ise Türkiye üzerinden Güney Avrupa pazarına ve piyasalarına gaz sağlamakla alakalı olacağını anlatan Albayrak, şöyle devam etti:
“İkinci hattın gelişmeleri Avrupa piyasasıyla ilişkili bir husus. Biz Türkiye olarak üç gerekçe açısından bakıldığında Türk Akımı’na önemli bir proje olarak bakıyoruz. Proje bizim için win-win oldu, olumlu adımlar atıldı, iyileştirmeler oldu. Aynı zamanda arz çeşitliliği açısından da önemli. Üçüncü olarak, bu proje Türkiye’nin ve bölgenin ilişkilerini pozitif etkileyecektir, önemlidir. Rus tarafıyla çok verimli toplantılar, başarılı müzakere süreçleri yürüttük. Bu çerçevede proje, Türkiye’nin Batı Hattı özelinde yaşanan muhtemel krizleri elimine etmesi için önemli.”

Albayrak, Türk Akımı projesinin özellikle Batı Hattı özelinde yaşanabilecek krizleri elimine etmek için önemli bir proje olduğunu yineleyerek, “2017 itibarıyla inşaatın başlaması planlanıyor, projenin ilk kısmının 2019’a yetişmesi konusunda bir gecikme öngörmüyoruz. Öte yandan, indirim ve tahkim ayrı konular. İndirimle ilgili müzakereleri teknik düzeyde ilgili arkadaşlar devam ettiriyor. Tahkim hususu ise özellikle 2010, 2011 ve 2012’den sonra yaşanan fiyat marjından kaynaklanıyor. Haklı talebimiz uluslararası mahkemelerde aynı şekilde devam ediyor ve edecek. Buradaki hakkımızı hukuki zeminde, tahkim özelinde talep etme konusunda geri adım atmış değiliz. Süreç devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Doğu Akdeniz olumlu bir alternatif”
Albayrak, İsrail gazının Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olduğunu hatırlatarak, 23. Dünya Enerji Kongresinde İsrail Enerji Bakanıyla bu konuyu görüştüklerini söyledi.

Enerji projelerini 3 ana kriteri göz önüne alarak değerlendirdiklerini ifade eden Albayrak, “Birincisi, bu projenin paydaşlara kazan-kazan çerçevesi içinde bir katkısı olması lazım. İkincisi bölgenin enerji arz güvenliğine katkı sunmalı. Bunun katkısı enerjinin maliyetini, rekabetçiliğini ve ulaşılabilirliğini etkiliyor. Üçüncüsü, bölgesel ve küresel barışa katkı sunması lazım. Doğu Akdeniz gazı hem Türkiye hem bölge için olumlu bir alternatif. Doğu Akdeniz’deki projelere olumlu bakacağımızı ilettik. Önümüzdeki dönemde bununla ilgili gelişmeleri göreceğiz.”

Gazze’nin elektriği
Albayrak, Gazze’ye elektrik sağlanması konusundaki gelişmelere ilişkin ise “Gazze ve Cenin başta olmak üzere, bölgedeki insanların huzuruna, kalkınmasına ve refahına katkı yapacak projeler lazım. Bunlardan biri elektrik projesi. Bununla ilgili çalışmalara başladık. Muhataplarımız da gayet pozitif bir yaklaşım sergiliyorlar. Teknik düzeyde ekipler çalışmaya başladılar. Olumlu projelerin hayata geçirilmesine ve bölge insanlarının refahına katkı yapacak tüm projelere olumlu bakacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Gazze’ye elektrik sağlanması konusunda kesinleşmiş bir model olmadığını aktaran Albayrak, şöyle devam etti:
“Masada şu anda konuşulan pek çok alternatif var. Biz meseleye kısa vadeli değil, orta ve uzun vadeli bakıyoruz. Kalıcı ve uzun soluklu çözümler üretmek lazım. Gazze’de şu an sadece bu konuda değil, üretim, sistem ve trafo altyapısı gibi birçok eksiklikler de var. Geçmiş dönemde yaşanan yıkımların da ortaya koyduğu çerçevede birçok eksiklikler de var.”

Albayrak, alternatifler içinde olumsuzluklara karşı makul çözümlerin üretilmesi için çalıştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Denize gemi yanaştırılması ve bunun maliyeti, içeriden sistem veya farklı yakıtlar sağlanması, bölgedeki santrallerle iletimi iyileştirerek yoğun bir elektrik girişi gibi konunun birçok farklı ayağı var. Tabi siyasi ve ekonomi ayağı, teknik ve altyapı ayağı da var. Biz tüm bunları geçmişte önerilen bir iki modele bakmadan, bugünkü ihtiyaçlar dairesinde hepsini tek tek masa üzerine koyarak Gazze için, özellikle Gazze halkı için en doğru, makul ve faydalı olan alternatif üzerinde yürüyelim istiyoruz. Şu anda kesinleşmiş bir şey yok. Çalışmalar devam ediyor. İnşallah en yakın dönemde çalışmalar nihayete erdikten sonra olumlu adımlar atmaya başlayacağız.”

“Yüzer LNG terminallerini bu yıl sonu itibariyle devreye alacağız”
Bakan Albayrak, yüzer LNG terminalleri olarak bilinen FSRU teknolojisiyle ilgili olarak, “Bu tesisi bu yıl sonu itibariyle devreye alacağız ve bunu 9 ay gibi belki de rekor bir sürede yapmış olacağız. Bu tesisi devreye alarak, bu kış öncesinde Türkiye’ye günlük ek 20 milyon metreküp gaz basma kapasitesi sistemini devreye almak bizim için çok önemli bir gelişme.” dedi.

Yenilenebilir enerjiye ilişkin bir soru üzerine Albayrak, Konya-Karapınar’da Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) olarak açıklanan güneş enerjisi yatırımının Türkiye’nin hem iç piyasasındaki enerji ihtiyacını karşılamada hem de bölge ülkelere ihracat yapma potansiyelini artıracağını söyledi.

Türkiye’nin güneş ve rüzgar enerjisinde çok yüksek potansiyeli olduğunu dile getiren Albayrak, YEKA modeli ile bankalar tarafından da finanse edilen bir proje ortaya koymayı amaçladıklarını ifade etti. Albayrak, bu projeleri üç kritere göre seçtiklerine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Kriterlerimiz o bölgenin kapasite itibarıyla fizibıl olması, o bölgedeki arz ve talebin makul olması, üretilecek enerji eğer taşınacaksa yapılacak olan iletim altyapısının pahalıya gelip gelmeyeceği noktasında sıralayarak bundan sonraki bölgeleri de açıklayacağız. Konya-Karapınar’da 15 yıl süreyle alım garantisi söz konusu, inşaatı da dahil olmak üzere. Burada kullanılacak panellerin Türkiye’de üretilmesi, ilk etapta en az yüzde 65, sonra 75 ve yükselerek giden yerlilik şartımız var. Bunun içinde asgari 100 Ar-Ge çalışanı ki en az yüzde 80’i yerli olmak koşuluyla bir model ortaya koyduk. Biz en uygun, en makul ve en temiz elektriği istiyoruz. Bugün yenilenebilirde ödediğimiz rakamın çok altında olacağına yönelik ilk sinyalleri alıyoruz. Bunu başarılı bir şekilde hayata geçirdikten sonra 2017’nin ilk çeyreğinde aynı modeli, rüzgar için yapmak amacıyla bölgeleri belirledik çalışmalarımız devam ediyor. Elektrik, teknoloji transferi ve Ar-Ge’ye ihtiyacımız var. Güneş ve rüzgarda çok stratejik, sadece Türkiye’nin iç piyasası için değil, bölge için de önemli olacak yatırımlar olacak.”
Rusya ile geçen yıl yaşanan kriz ve beraberinde yaşanan doğalgaz sorununun Türkiye’ye çok farklı tecrübeler kazandırdığını belirten Albayrak, şunları kaydetti:
“Bu çerçevede enerji politikalarıyla ilgili önceliklerimizi çok somut bir şekilde güncelledik. Türkiye bölgenin en büyük enerji tüketen ülkelerinden bir tanesi, Avrupa’yı kattığınızda özellikle gazda Almanya’dan sonra 2’nci sırada. Türkiye enerji büyümesini ekonomik büyümesiyle eş zamanlı ve eş güdümlü yürüten ve bu çerçevede enerji talebi açısından bakıldığında dünyada Çin’den sonra bakıldığında 2’nci büyük ülke. Bizim enerji ihtiyacımız bu anlamda hayatiyet addediyor. Meşhur şarkı sözü gibi “varlığı dert, yokluğu yara” gibi varlığında da yokluğunda da stres yaşadığımız bir ürün. Onun için Türkiye gibi dışarıdaki enerji kaynaklarına bağlı bir ülke için bakıldığında çok farklı senaryolara hazırlıklı olmak lazım.”

Albayrak, doğalgazın Türkiye’nin temiz enerji konseptinde çok önemli yatırımlar yaptığı bir ürün olduğunu hatırlatarak, “Bu çerçevede sadece enerji üretiminde değil, aynı zamanda ısınma için de tükettiği bir ürün. Nitekim bugün itibarıyla ulaştığımız rakam yaklaşık 12-13 milyar metreküpe yakın. Türkiye ısınmada doğalgaz üzerinden şu veya bu şekilde faydalanıyor.” dedi.

FSRU ile günlük ek 20 milyon metreküp gaz basma kapasitesi

Doğalgazda daha iyi bir noktaya gelme açısından Türkiye’nin arz güvenliğiyle ilgili alternatif kaynakların çeşitlendirilmesi ve bununla ilgili sadece ülke pazarı değil, ürün ve altyapı çeşitlendirmesini yapması gerektiğini dile getiren Albayrak, şöyle devam etti:
“Nitekim açıklamasını yaptık, inşallah aralık ayı itibarıyla iki kritik projeyi hayata geçireceğiz. FSRU dediğimiz yani yüzer bir LNG terminali dediğimiz gemilerde diğer geminin yanaşarak getirdiği LNG’yi gazlaştırarak sisteme enjekte ettiği, teknolojik olarak yeni dönemde ortaya çıkmış çok önemli bir ürün. Bunun en büyük avantajı çok kısa sürede devreye alınabilmesi, çünkü normal bir LNG terminali 3 ila 5 yıl sürecekken, bunu çok daha hızlı devreye almak mümkün. Bu tesisi bu yıl sonu itibarıyla devreye alacağız ve bunu 9 ay gibi belki de rekor bir sürede yapmış olacağız. Bu tesisi devreye alarak, bu kış öncesinde Türkiye’ye günlük ek 20 milyon metreküp gaz basma kapasitesi sistemini devreye almak bizim için çok önemli bir gelişme.”

Aliağa’daki LNG terminalinin kapasitesinin geliştirileceği bilgisini de paylaşan Albayrak, “Bu aralık ayı itibarıyla yine inşallah yüzde 50’lik kapasite artışını ortaya koyacak ve inşallah yaza da 16 milyondan 25 milyona çıkmasını müteakip, önümüzdeki yıl 39 milyon metreküpe çıkacak, bu da yine müthiş bir başarı. Bu projedeki arkadaşları tebrik etmek lazım.” ifadelerini kullandı.

Tuz Gölü sürprizi
Albayrak bu projeler dışında alternatif projeleri geliştirme konusundaki çalışmalarla ile ilgili ise şunları kaydetti:
“Yine bu alternatifleri geliştirme noktasında, Ocak ayında da güzel bir sürprizimiz olacak. İnşallah yetişmesine dayalı Tuz Gölü’ndeki depolama tesisinin altyapı güncellemesine dayalı ortaya koyduğumuz bir çalışma vardı. Uzun yıllardır süregelen. Onun da çok önemli bir çalışmayla süresini öne alarak bu kış devreye alınması için inşallah ilk kaverne gazının basılması ile ilgili töreni de başlatacağız.”
Albayrak, Türkiye’nin her türlü senaryoya ve farklı sebeplerle ilgili oluşabilecek sonuçlara hazırlıklı olması gerektiğini belirterek, enerjideki krizleri yönetebilmesine dayalı altyapılarını hazırlaması gerektiğini vurguladı.

Özel sektörün önünü açmalıyız
Bu kış için güzel adımlar attıklarını dile getiren Albayrak, “Önümüzdeki kış inşallah daha da güzel adımlar atacağız. Bunun bir tarafından da BOTAŞ her zaman olmak zorunda, ama onun dışında özel sektörün de bir şekilde önünü açacak kaynak çeşitliliğini, rekabeti, kapasiteyi artırarak buna dayalı fiyat rekabetiyle maliyetleri düşürecek iklimi de oluşturmamız lazım. Bu çerçevede özel şirketlerimiz de katkıda bulunmaya devam edecekler.” diye konuştu.

Türkiye’nin bölgesindeki ülkelerden ayrıştığı en önemli hususları, altyapısının birçok ülkeye göre iyi noktada bulunması, istikrarlı bir yaşam standardı, enerji arz güvenliğinin olmazsa olmazı olan enerji piyasalarındaki güvenilir bir oyuncu olması olarak sıralayan Albayrak, tüm bunlar birleştirildiğinde Türkiye’nin müthiş bir resim ortaya koyduğunu ve kendilerinin de bu durumu kararlı adımlar atarak devam ettireceklerini kaydetti.

“Başkanlık Sistemi”
Bakan Albayrak, Başkanlık sistemine ilişkin çalışmanın gelecek hafta tamamlanıp Meclis’e geleceğini belirterek, “Sayın Bahçeli’nin çok samimi bir duruş ortaya koyduğunu düşünüyorum. Bu noktada ön alacak her siyasi kişi ve kurum halkın gözünde değer alacaktır, teveccüh görecektir çünkü yıllardır bunu konuşuyoruz. Millet artık ‘bunu gündemden düşürün’ diyor. Halk da buna ne karar verirse öpüp başınıza koyarsınız.” dedi.

Başkanlık konusunun referanduma götürülmesine ilişkin tartışmalara değinen Albayrak, bu konuyu AK Parti’nin yıllardır zikrettiğini ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çok samimi bir duruş ortaya koyduğunu dile getirdi.

Albayrak, mevcut sistemde özellikle son dönemde yaşanan çelişkilerle alakalı, sahadaki uygulamayla yasal düzenleme arasındaki kopukluktan kaynaklı sorunların çözülmesine dayalı tartışmanın uzun zamandır sürdüğünü hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Sayın Bahçeli çok samimiyetle, ‘bunu getirelim, çözelim ve sonra da halka sunalım’ dedi. Biz de bunu söylüyorduk. Biz de ‘bu sistem yarın öbür gün siyasi krizlerle bizi karşı karşıya bırakabilecek bir sistem. Bunu düzeltmemiz lazım, nasıl geliştirelim’ yönündeki düşüncelerimizi ifade ediyorduk. ‘Kim ne öneriyorsa, getirsin, halkımıza soralım ve ne karar veriliyorsa öyle olsun’ dedik. Tabii, 15 Temmuz’dan sonra yaşanan bir süreç var. Türkiye’de örgütsel yapılar, bunların içine sızmış yapılar var. Birçok siyasi figür kimin neye hizmet ettiğini görüyor sanırım. Bu noktada, Sayın Bahçeli’nin özellikle bu çatışmayı çözmeye dayalı sıkıntıyı halka götürmeye dayalı söyleminin samimi, gerçekçi ve Türkiye’nin menfaatine olduğunu düşünüyorum. Bu noktada ön alacak her siyasi kişi ve kurum halkın gözünde değer alacaktır, teveccüh görecektir çünkü yıllardır bunu konuşuyoruz. Artık bu konunun halkın gündeminden düşmesi lazım. Referandumdan sonra meydanlara iner ve halka anlatırsınız, halk da buna ne karar verirse öpüp başınıza koyarsınız.”

“Sistemin değişmesi gerekir”
Mevcut sistemde yetkilerin birbiriyle çakıştığını, kuvvetler ayrılığının tam olarak uygulanamadığını ve bu şekilde öncekinden daha çok krize gebe olabilecek bir durumla karşı karşıya olunduğunu vurgulayan Albayrak, bu sistemin değişmesi gerektiğini ve kendilerinin önerdiği gibi Başkanlık sisteminin daha hızlı ve etkin bir sistem getireceğini anlattı.

Albayrak, bu sisteme ilişkin detaylı bir çalışmanın ilgili bakanlıklar tarafından yapıldığını belirterek, “(Başkanlık sistemine ilişkin çalışma) Önümüzdeki hafta tamamlanacak ve Meclis’e getirilecek. Olumlu bir şekilde neticelenirse ki, ben endişe duymuyorum, birilerinin söyleminden hareketle, ben Sayın Bahçeli’nin samimi olduğu, AK Parti’nin de sağlam ve dik duracağından hareketle referanduma gitmesiyle ilgili bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum. Bu artık siyasi bir mesele olmaktan çıkmıştır. Millet artık ‘bunu gündemden düşürün’ diyor. Tabii ki referandum sürecinde herkes demokrasi çerçevesinde anlatımlarını yapacak ve bu da Türkiye’nin son 200 yıllık tarihinde önemli bir kırılma olacak ama ne olursa olsun Türkiye’nin güçlü yürüyüşünü ve barış söylemini olumlu etkileyecek bir süreç olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Havlayana değil, tasmasını tutana bakıyor milletimiz”

Albayrak, son dönemde Türkiye’nin terörle mücadelede yoğun bir çalışma içerisinde olduğunu hatırlatarak, “Birçok şey ifade ediliyor, şahsi olarak kanaatim Türkiye’de 15 Temmuz sonrasında oluşan bir hava var, bu havayı, algıyı ve motivasyonu bozmaya yönelik birçok farklı müdahaleler var. Benim kanaatim bunların zerre kıymeti yok, eğer son yıllarda yaşanan bütün bu gelişmelerle paralellik arz ediyorsa bunları dikkate almayacağız. Söyleyene ve söylenene bakmak lazım. AK Parti 17-25 Aralık sürecinden itibaren bunu yapıyor. 15 Temmuz sonrasında da bu mücadele devam ediyor. Söyleyene bakıyorsunuz, FETÖ ile ilgili bir tasarrufta bulunmayıp da spotları size çeviriyorsa bunları dikkate almanın anlamı yok.” diye konuştu.

Yatırım yapılmış ve bir noktaya getirilmiş iki örgütün son bir yılda deşifre olduğunu ve Türkiye’nin de bunlara karşı mücadelesine devam edeceğini ifade eden Albayrak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yapılan sözde eleştirilerin eğer sizin mücadelenizi akamete uğratmaya yönelikse bunu dikkate almaya gerek yok. Mücadelemizi en üst düzeyde sürdürüyoruz. Yeni bir darbe girişimi olacağını düşünmüyorum, ancak çok dikkatli olunması gereken bir süreçten geçiyoruz. Halkımız, tüm oynanan tiyatronun farkında. ‘Olağandışı siyasete müdahaleyle şekillenecek bir olayın müsebbibi maşa olmayacaktır, bu maşayı elinde tutan olacaktır’ yaklaşımıyla bakıyor halkımız. Türkiye çok asil bir millet, uluslararası toplantılarda hayranlıkla tebrik ediyorlar. Türkiye artık başka bir Türkiye herkes bunu kafasına yerleştirmek zorunda, ipinin ucunu kaybetmiş havlayanlarla muhatap değiliz, o tasmayı ellerinde tutanlarla muhatabız. Isıran değil ısırtan muhataptır diye bakıyor milletimiz. Türkiye’de bundan sonra olabilecek hiçbir olayın muhatabı taşeron örgütler değildir. Türkiye, bölgenin en önemli ülkelerinden biri. Türkiye’yi kazanmak mı istiyoruz yoksa ilelebet farklı bir noktada mı görmek istiyoruz. Türk milleti çok asil ve cesur bir millet, 15 Temmuz’da asaletini bir kez daha ortaya koydu. 79 milyon olarak hepimiz gördük ve onur duyuyoruz bu milletin bir ferdi olarak. Uluslararası toplantılarda bizi tebrik ediyorlar. Türkiye artık başka bir Türkiye, herkes bunu kafasına yerleştirmek zorunda.”

“Türkiye’nin göz ardı edilmesi düşünülemez”
Albayrak, Musul’da DEAŞ’a karşı verilen mücadele sürecinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni bir söylem ortaya koyduğunu ve burada Türkiye’nin hassasiyetle zikrettiği söylemlerin muhatap alınmadan ortaya çıkabilecek bir hatanın bedelinin çok ağır olacağına işaret etti.

“Onun için de Türkiye’nin söylemleri üzerinde çok yoğun bir diplomasi yürütülüyor” diyen Albayrak, Musul’da Amerika’daki seçimlerden önce bu adımın atılmasının çok daha dikkatli ve hassas bir şekilde takip ve koordine edimesi gerektiğini dile getirdi.

Albayrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi Türkiye’nin sadece saha değil aynı zamanda masada da çok önemli bir katkı yapmaya devam edeceğini ve etmek zorunda olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bölgenin en tecrübeli ülkelerinden birisi olarak Türkiye’nin tüm bu politikalar görüşülürken göz ardı edilmesi düşünülemez. Bu artık sadece bölgenin değil dünyanın sorunu hale gelmiştir. Bu dünyanın problemi olma noktasında artan aşırıcılık, artan radikallik, toplumsal açıdan bakıldığında nefret ve öfkeye dayalı ayrımcılık dünyayı tehdit eder noktaya gelmiştir. Türkiye’nin barış söyleminin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştı. İnşallah biz bu çerçevedeki samimi yaklaşımımızla, bundan sonraki süreçte çok net söylüyorum inşallah daha fazla dikkate alınarak en kısa sürede bölge barışıyla ilgili kritik adımlar atılmaya başlanır. Olumlu adımlar atmak için daha çok çalışmak zorundayız ama herkesin şunu bilmesi lazım ki 15 Temmuz’dan sonra Türkiye çok başka bir ülke. Tüm bu yaşanan süreçleri nefes alıp verir gibi gören bir millet var. Kimse bu milletin zekasıyla, aklıyla dalga geçmesin. İnşallah ben o anlamda daha optimist bakıyorum. Kolay süreçlerden geçmiyoruz. Özellikle referandum özelinde Sayın Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan bir süreç başladı. Ne oyun oynanıyorsa oynansın ortaya çıkan resim doğal değilse millet bunun farkında olur. Onun için herkes ayağını ona göre denk almalı, milletimiz bu inançlı duruşunu sergilemeye devam etmeli. Bugün dünden daha iyi ve yarın da inşallah bugünden çok daha iyi olacak.”

Trabzonspor’un yeni stadı Kasım’da
Albayrak, Trabzonspor’un yeni stadı ve futbola ilişkin görüşlerini de paylaştı. Trabzonspor’un stadında Kasım ayında maçların oynanmaya başlayacağı bilgisini aldıklarını belirten Albayrak, stadın resmi açılışının da aralıkta yapılacağını ifade etti.

Bütün spor dallarının olduğu gibi futbolun da eğlence ve zevk için takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Albayrak, son dönemde büyüyen “futbol terörü” yüzünden statlara giden insanların azaldığını ve bu noktada yönetimlere ve yöneticilere de görev düştüğüne dikkati çekti.

Elektrik dağıtım sektörü 2016-2020 döneminde 18 milyar liralık yatırım yapacak.

Bakan Albayrak, “Elektrik dağıtım sektörü 2016-2020 döneminde 18 milyar liralık yatırım yapacak. Kamu olarak bizler de Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) ana omurga sistemi için 12 milyar liralık yatırım yapacağız. Böylece, 30 milyar lirayı bulan bir yatırım hacmi ortaya çıkıyor.” dedi.

Elektrik dağıtım sektörünün kendileri için önemli olduğunu ve AK Parti’nin başarılı iyileştirmelere imza attığını belirten Albayrak, “Elektrik özelleştirmeleri, 2013 yılı itibarıyla biten özelleştirmeler kapsamında yüksek rakamlı ihaleler oldu. 2013 sonrasında yaşanan kur dalgalanmasına dayalı yatırımcıların bilançolarında riskler yaşandı. Birçok yatırımcı son birkaç yıldır finansal problemlerle karşı karşıya kaldı. Likidite sıkıntısı olduğu zaman ilk kısıntı gidilecek yer yatırımlar, iyileştirmeler ve kalite hizmetleri. Bundan dolayı özellikle son bir kaç yıldır sektör, 21 dağıtım bölgesi özelinde vatandaşlarımız problem yaşadı.” diye konuştu.

Vatandaşlardan en çok elektrik dağıtımına dayalı şikayetler aldıklarını ifade eden Albayrak, şöyle devam etti:
“Ocak ayı itibarıyla yoğun bir çalışma ortaya koyduk, mayıstaki sektör toplantısında net bir resim ortaya çıktı. Sektörü de durumu da biliyoruz, beklentileri de biliyoruz. Biz burada kazan-kazan çerçevesinde bir model oluşturduk. Birincisi teknik altyapı iyileştirmeleri ve kaliteli hizmetle vatandaşımız kazanacak, ikincisi kamu olarak biz vatandaşımıza kaliteli hizmet ortaya koymakla ilgili adımlar atacağız. Üçüncüsü de şirketlerin değeri tüm bu iyileşmelere dayalı olarak kurumsallık içerisinde kazanacak. Dolayısıyla, yatırımcı şirket değeri arttığı için kazanacak, kamu vatandaş memnun olduğu için vatandaş da layık olduğu hizmeti aldığı için kazanacak.”
Albayrak, 2010-2015 yıllarında elektrik dağıtım bölgelerinde belirlenen yatırım bütçesinin 8 milyar lira olduğunu hatırlatarak, “Elektrik dağıtım sektörü 2016-2020 döneminde 18 milyar liralık yatırım yapacak. Kamu olarak bizler de Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) ana omurga sistemi için 12 milyar liralık yatırım yapacağız. Böylece, 30 milyar lirayı bulan bir yatırım hacmi ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin elektrik sistem altyapısını iyileştirmekle ilgili çalışmaların 5 yıl içinde tamamlayacaklarını kaydeden Albayrak, “Elektrik tüketimimiz 80 bin megavatı geçti. Tüketim arttığı için insanımızın yaşam standartını daha iyi bir noktaya taşımak için teknik altyapı konusunda hiç bir bahane üretmeden bunu iyileştirmek zorundayız. Elektrik iletim süreci reçetesini yazdığımız ve sıkı takip ederek önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde Tükiye’nin gündeminden düşüreceğimiz bir konu olarak kalacak.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye nükleerden vazgeçemez”

Albayrak, Akkuyu Nükleer Santraline ilişkin ise Türkiye’nin nükleer enerji piyasasında önemli bir pazar olduğunu ve yerli üretim açısından ülkenin alternatif bir oyuncu olma potansiyeliyle yeni bir sayfa açmış olduğunu söyledi.
Nükleer enerjinin Türkiye’nin 60 yıllık hayali olduğunu anımsatan Albayrak, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede, bunun uzun dönemde önemli bir yatırım olduğunu sürekli zikretti ve Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir adım olduğu düşünülerek bu stratejik yatırım adımı atıldı. Bakanlar Kurulu bununla ilgili çalışmayı önümüzdeki günlerde yapacak, resmi adımları atacaktır. Akkuyu özelindeki yüzde 49’luk payın devredilmesi konusu sözleşmede hak olan bir durum. Rosatom şirketi ve Rus tarafından bununla alakalı yerli ortaklar üzerinde görüşmeler yapıldığıyla ilgili bilgimiz var. Projenin finansal olarak daha hızlı hayata geçmesiyle ilgili adımlar çerçevesinde bakıldığında, Rus tarafının bununla ilgili görüşmeler yaptığı, önümüzdeki kısa dönemde bazı adımlar atılacağı bizim de bilgimiz dahilinde gerçekleşiyor. Bu projede yatırımcı Rusya ve yaklaşık 20 milyar dolarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Bunun teknoloji, altyapı, inşaat ve ekipmanı yaklaşık 10 yıllık hedefimiz 2023’te ilk reaktörün devreye alınmasıdır. Bununla ilgili üzerimize düşen adımları atıyoruz.”

Albayrak, Türkiye’nin bölgesinde nükleer enerjisi santrali olmayan nadir ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Nükleer enerji santrallerini yatırım açısından bakıldığında en yeni teknolojiyle yapalım diyoruz. Bir tarafımızda Bulgaristan fakat diğer tarafta Ermenistan’a baktığımızda teknolojisi ve güvenliği ciddi risk taşıyan 40 yıllık Metsamor Nükleer santralinden bahsediyoruz. Uluslararası Atom Enerji Ajansı’nın Viyana’daki toplantısında ifade ettiğim çerçevede, sadece Türkiye için değil bölge için çok büyük riskler ihtiva eden ve bununla ilgili acil kararların alınması gerektiğini ifade ettikten sonra konu tekrar gündeme geldi. Bölgenin en önemli ülkesi ve özellikle enerjiye bağımlı olan bir ülke olarak Türkiye nükleerden vazgeçemez. Nükleere de bu alternatiflerden biri olarak baktığımızda stratejik ve önemli bir sektör bununla yürüyüşümüze devam edeceğiz ve Rusya’ya önemli bir yük düşüyor.” diye konuştu.

Türkiye’de kurulması planlanan üçüncü nükleer santralle ilgili yoğun çalışmaların devam ettiğini belirten Albayrak, “Yaklaşık 18 tane kriter var, bu çerçevede biz artık son noktalara yaklaştık. Hem bölgeye hem de yatırımcıya karar verilmesiyle ilgili en geç 2017’de adımlar atacağız. Burada final hedefimizden şaşmamak için yol güzergahında yapacağımız çalışmaları başlattık, yani eş zamanalı yürüyecek çalışmaları bunlar belirlenmeden önce yaptık. Herhangi bir zaman kaybımız yok. Hızlı yapalım derken güvenlikten, teknolojiden ve kaliteden taviz vermek yok.” ifadelerini kullandı.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Çek Cumhuriyeti Türkiye’de Enerji’yi referans gösterdi

Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu resmi internet sitesi Türkiye’de enerji kaynakları ve projeler konusunda Türkiye’de Enerji Dergisi portalını kaynak gösterdi.

Çek Cumhuriyeti ile Türkiye arasında enerji konusunda koordinasyon çalışmalarını sürdüren Alena Knezova ile turkiyedeenerji.com ekibinin görüşme detaylarına yer veren Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu resmi internet sitesi yayın grubumuza teşekkür etti.

Nükleer enerji zirvesi öncesi yaptığımız görüşmede Knezova, “Çek Cumhuriyeti 35 yıllık nükleer enerjiyi kullanıyor ve üniversitede nükleer eğitimler veriyor. Türkiye’nin teknolojik işbirliğine ihtiyacı var. 1800’lerden beri sanayici olan Çek Cumhuriyeti 30 yıldır nükleer sektöründe. Ana hedef Türkiye ile ortak paylaşımla ortak üretim yapabilmek. Rusya’nın yerine Çekler alternatif olabilir. Savunma sanayisinde de ilişkilerimiz başladı. Çek Cumhuriyeti’nde 2 tane nükleer santral var. Şu an Çeklerin en büyük projesi Slovakya ‘da bulunmaktadır. Nükleer santralde bakım da önemli.30 yıldır Çek Cumhuriyeti’ndeki santral faal ve sorunsuz çalışıyor. Türkiye’de bizim bu tecrübemizden yararlanabilir. Çek Cumhuriyeti’nde gerçek ve simulasyon reaktör eğitimleri var. Türkiye’deki bir firma ile görüşmelere başlandı. Nükleer pazarda Türkiye’yi bağımlı hale getirip yedek parça bile vermeyecek firmalar var” diyerek açıklamalarda bulunmuştu.

TÜRKİYE’DE ENERJİ / ÇEK CUMHURİYETİ İSTANBUL BAŞKONSOLOSLUĞU