16.7 C
İstanbul
Pazar, Nisan 5, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 162

2017’nin önemli oyuncusu Türkiye

Geçmiş yakın yılların, bütün acı ve ağır süreçlerinin içinde kendini bulan 2016; ne yazık ki tehlikeli ve trajik mirasını 2017 yılına devretmiş bulunuyor.21. yüzyılın ilk seneleri insanoğlu için belki bazı teknik kolaylıklar ve sağlık gibi alanlarda ilerlemeler sağlamışsa bile beraberinde derin anlaşmazlıkları, çatışmaları, savaşları, işgalleri dolayısıyla açlık, göç ve sığınmaları getirdiği biliniyor.

Buna bir de “terör” belasını eklersek gezegenimizin haline bakmak gerçekten de trajik oluyor. Sözde “Arap Baharı”nın proje babaları ne demişti, ne oldu ve neler oluyor. Friedman’ın “korkunç hayali” ve Brzezinski’nin “Büyük Satranç Tahtası” safsatası aslında tarihin seyrini bozmaya devam ediyor.*** Pentagon’un stratejilerini belirleyen Stratfor’un kurucusu ve “Gölge CIA” lakaplı George Friedman Büyük Orta Doğu Projesi’nin tartışıldığı yıllarda yani 2009’larda, Türkiye’ye yol haritası olarak İslam ülkelerinin liderliğini çiziyordu.

Öte yandan, bütün Orta Doğu’nun ister istemez GOP projenin etkisine girmiş olması dikkatlerden kaçmıyor.
Üstelik projenin yeni boyutları da gün geçtikçe kendini gösteriyor. Proje, temelini Brzezinski’nin tezinden alıyor.
Görüşleri, Amerikan yönetimlerini o kadar etkilemiştir ki sadece Bakü-Tiflis Ceyhan Boru Hattı ve enerji kaynaklarının yerinde kontrolü gerektiği iddiaları dahi, takip edilip sırasıyla uygulanıyor.

Brzezinski’nin “Büyük Satranç Tahtası” adlı eseri Fransa, Almanya, Rusya, Çin ve Hindistan’ı büyük ve etkin “Jeostratejik oyunu”, Ukrayna, Azerbaycan, Güney Kore, Türkiye ve İran’ı “Jeopolitik mihver” olarak tanımlıyor.Türkiye ve İran aynı zamanda sınırlı çapta “Jeostratejik oyuncu” olarak niteleniyor.

“Büyük Satranç Tahtası”nda Türkiye için düşünülen rolü, bugünlerde yeniden hatırlatmak öne çıkıyor.
Nereden bakılırsa bakılsın, Türkiye’ye “Büyük Satranç Tahtaları”nın oyuncuları arasında yer açılmış sanılıyor. Ne var ki, hiçbir şekilde “piyon” olmamak icap ediyor. ABD’nin radikal güçleri yeni başkanı ve yönetimi ile denetleme hamlesi, Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.***Dünyayı sarsan bunca gelişme, olay ve sorun içinde “nükleer güç” en önemli ve en endişe verici yeri alıyor.

Üstelik nükleer güç; insanlık emrinde çalıştırılacağına, silah ve “tehdit” unsuru olarak yerini almaya devam ediyor.

Nükleer silaha sahip olma, bir ülkeye rakiplerine karşı ciddi bir caydırıcılık ve üstünlük sağlıyor.2. Dünya Savaşı’ndan bu yana bir daha nükleer silah kullanılmadı ise de tahrip etkisinden dolayı caydırıcı unsur olma önemini taşıyor.

Şöyle bir göz atıldığında, nükleer haritanın “dehşet” verecek boyutlar taşıdığı görülüyor. İsrail’in çok sayıda nükleer silaha ve etkili nükleer güce sahip olduğu hesap ediliyor. Rusya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde zaten nükleer silahların varlığı tartışılmıyor. Çin’in de böyle bir güce “süper” seviyede sahip olduğu zihinlerden çıkmıyor. Hindistan’ın nükleer kapasitesi gittikçe artıyor. Tabii ki, Pakistan, nükleer haritada yerini alıyor.

Nükleer güce sahip olmak, nükleer silahları elinde bulundurmak, diğer ülkeler üzerinde ciddi diplomatik baskı da oluşturuyor. Nükleer güç bugün kullanmaktan öte caydırıcılık için elde ediliyor. Gerçekten de; Pakistan Hindistan’dan, Hindistan Çin’den, Çin hem Hindistan hem Rusya ve hem de ABD’den korkuyor. Diğer taraftan İsrail, İran’dan İran, İsrail ve ABD’den de çekiniyor. Ancak, Türkiye’nin büyük bir boşluk içinde olduğu, üstelik hem İsrail, hem de İran’ın nükleer tehdidi altında bulunduğu gerçeği önümüze çıkıyor. Bu tehdidin alanı, Körfez ülkeleri başta olmak üzere Sünni Arap ülkelerini de kapsıyor.2017, kim bilir belki de; “nükleer gücün” yeniden bir tehdit unsuru haline getirilmesi projelerinin ortaya atılmasının yılı olmaya namzet görülüyor. Bu arada, Türkiye’nin de ister Orta Doğu, ister nükleer güç projelerinin ağırlaşan tehdidi altında olduğunun bilinci içinde yeni bir yıla giriyor.

Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar

Ülkemizin üzerinde kapkara bulutlar dolaşıyor. Bu kara bulutlar nano teknolojileri veya doğal olaylardan kaynaklanmıyor. Bu çirkin tablo ülkemizi ve İslam coğrafyasını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen ABD ve Avrupa ülkelerinin taşeron terör örgütlerini kullanması sonucu oluşuyor.

Bu kara bulutların altında ise güzel yurdumuzda yaşayan bireylerin bazılarının, bu hain plan sahipleri ile beraber hareket etmesi bulutların etkisini daha da artırdığı gözlemleniyor.

Siyasi olarak karşı olduğu hükümeti itibarsızlaştırmaya çalışan dış güçler ile el ele verecek kadar fütursuz insanların olması vicdanlarımızı yaralıyor.

Tek vücut olan Türk Milleti doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle teröre karşı prim vermez iken, küçük bir kısım ise huzurumuza dinamit koymaya çalışan haçlı zihniyetiyle kol kola girmek için sevdalı görünüyor.

Terör örgütlerinin ekmeğine bal sürmek için fırsat kollayan bir kısım medya sağ bekte beklerken, üniversitelerde genç çocuklar para karşılığı sosyal medyada algı operasyonu figüranı olmaya zorlanıyorlar.

Yapılan dizilerle düzene karşı duruşun onurlu olduğu algısı yaratılırken, sosyal medya da iktidara yapılan saldırılar genç neslin zihnine çağdaşlık senfonisi olarak işlenmeye çalışılıyor.

İdeolojilerin bir kenara bırakılıp, vatan millet sevdası üzerine birlik olma vaktinin çoktan geldiği ise görmezden geliniyor.

Karşı taraf olana da, taraf tutmayana da ‘tu kaka’ muamelesi yapılması ise ortamı germeyi başarıyor.

Olaylara sağduyulu ve objektif yaklaşmayı başaranlar ise olan bitenlerin ‘Türk Milleti’nin şahlanış vaktinin’ durdurulması operasyonu olduğunun farkına vararak, Bizans Oyunları’na gelinmemesi görüşünü savunuyorlar.

Geçmişte ideolojik olarak bir kalıbım vardı. Hatta bu kalıbın dışına çıkmayı bir ihanet sayar, sanatını çok sevmeme rağmen gizli gizli de olsa Ahmet Kaya’yı dinleyemezdim. Bugün ise bu kalıbın içerisinden çıkarak her türlü müziği canı gönülden açık açığa dinleyebiliyorum. Ben zincirleri kırmış bir birey olarak üniversiteli kardeşlerimle her görüşmemede her toplantıda kendilerine zincir vurmamaları gerektiğini ve ideolojileri olsa da bu ideolojileri nedeniyle dostluklarını sınırlamamaları gerektiğini her zaman söylüyorum.

Tam başarılı olduğumu söyleyemem. Lakin birkaç tane kardeşime; dostlukların siyasetten, ideolojiden, kurallardan ve kalıplardan üstün olduğunu benimsetebilmem benim için büyük bir onur olmuştur.

Tam anlamıyla başarılı olamamamın nedenine gelince; üniversitelerde örgütler, ABD hayranı hocalar, siyasi gruplar ve yabancı istihbarat ajanlarının öğrenci kardeşlerimin akıllarını bulandırmasıdır.

Öğrenciye değer veren öğretim görevlileri azda olsa gençleri okula ısındırırken, eğitim gören gençleri aşağılayan hocalar da okula karşı duruş sergileyen bir gençlik kitlesi oluşturmaktadır.

Biz gençlerimize değer verirsek, dağdaki terörist bir tehlike değildir, Sınırlarımızda gezen hain DAEŞ ise hiç tehlike değildir. Misakı milli sınırlarımızda içimize sızmış hain FETÖ’de tehlike değildir.

Biz gençlerimize değer vermezsek o zaman bu üçlü taşeron örgütler ve patronları ülkem için coğrafyamız için tehlike olur.

Unutmayın Yeni Türkiye’yi gençler yönetecek….

 

 

 

Sınırı olmayan savaşlar

İki kutuplu sistemden tek kutuplu sisteme geçiş sonrası yaşanan süreç, bugün çok kutuplu bir dünya sistemine doğru evrilme ihtimali taşımaktadır. Bu çok kutuplu gerçekliğe geçiş, uluslararası sistemin pek çok boyutunu değiştirme ihtimalini de bünyesinde taşımaktadır.

Bu ihtimal mevcut sistemi elinde tutan Batı İttifakını rahatsız etmekte ve yeni kurulacak sistemin de kendi çıkarları doğrultusunda oluşmasının mücadelesini vermektedir. Yaşadığımız sürecin nedeni budur.

Yeni dönemde iddia sahibi olmak isteyen güçlerin biribiri karşısında askeri seçenekleri (ekonomik bağları ve özellikle nükleer dengeler nedeni ile) raflardan inmemiş görünmektedir. Şu an için bu savaş bu mücadele, finansal ve silahlı manipülasyon ve terörizm şeklinde yürütülmektedir.

Şu anki durum, Çehov’un ‘’Duvardaki Tüfek’’ aforizmasına benzer şeklinde her an ateş almaya hazır durumda bekletilmesine benzetilmektedir. Bugün adı konulmamış bu küresel savaş, daha önce muhabereye açık olmayan alanlarda ve kuralsız yapılıyor. Bu duruma Rusya Genel Kurmay Başkanı Valery Gerasimov 2014 yılında yazdığı bir makalede ‘’LİNEER OLMAYAN SAVAŞ’’ demiştir. Bu tüm Dünyanın Çin’in sınırsız savaş tezi olan‘’ karanlık savaşlar ‘’ dönemine girdiğini göstermektedir.

Lineer olmayan savaş, savaş ile barış arasında net ayrımın olmayışı, savaşların çoğu zaman düzenli ordular ve askeri olmayan araçlarla yapılması demektir. Bu lineer olmayan savaşta, ekonomi, silah, uluslararası terörizm, terörizm üzerinden vekâlet savaşları ve enformasyon gibi her tür enstrüman savaş aracı olarak kullanılabilir.
Savaşın hamleleri değişken olacaktır. Zamanla ekonomik ve enerji yapıları, iletişim araçları ve noktaları, teknolojik alt yapılar, güç dağılım merkezleri ve hatta sivil altyapı unsurları yeni dönem savaşın (hiçbir doktrini ve kuralı olmayan Lineer olmayan Hibrit savaşının) alanları olacaktır.

Hedef ise, rakibin etkin direniş gösterecek tüm alanlarını etkisizleştirmek Ve bu şekilde Rakibin, mücadele ve savaş esnasındaki ekonomik ve siyasi maliyetini arttırmaktır. Yani bu savaş tarzında (Lineer olmayan Hibrit Savaşında) muharebe alanı oldukça karmaşık olacaktır. ‘’Karanlık Savaşlar’’ döneminde savaş, kendisine atfedilemeyecek bildiğimiz savaş tanımlarından farklı farklı yüzleri ile karşımıza çıkacaktır.
Stratejik çıkarların, modern kapitalizmin dikte ettiği ekonomik çıkar gereklerinden üstün geldiği yeni bir döneme girmiş bulunmaktayız.

İşte bu yeni dönemde statükoya meydan okuyanların, stratejik çıkarlarını savunma sürecinde karşılaşacağı en büyük problemlerinden biri de Batı-ABD ittifakının ekonomik tepkileridir.

Bu yeni dönemde statükoya meydan okuyanlar, jeopolitik çıkarlarını büyük oranda Batı-ABD ittifakının dikte ettiği ve yönettiği, manipüle ettiği bir küresel mali sistem içerisinde nasıl koruyacaklarını düşünmek zorundadırlar.
Çünkü Küresel Mali Sistem, merkez bankaları, uluslar arası finansal kurumlar, global şirketler vs ile Kuzey Atlantik merkezli finansal merkezlerden yönetilmektedir.

Batı ittifakının çıkarları ile örtüşmeyen her tür adım ya da oluşumun, bu merkezler tarafından yapılacak küresel finansal misilleme ve tehditlerle zarar göreceği yadsınamaz bir gerçekliktir.

Bu savaşta, Hükümet devirmeden kullanılabilir kukla vekil ülkeler, kendisine direnme eğilimi gösteren devletler içindeki kullanışlı unsurlar, paramiliter güçler, milisler, kendisini rekabet halindeki karşı güçlere ihale eden terörist gruplar kullanılacak, güç savaşına girenler zaman zaman birbirilerine açık/gizli operasyonlar yapacaktır.
Bu yeni dönem savaş tarzında teknoloji, hiç olmadığı kadar önemli olacaktır. Bu yeni tür savaş, eski ve yeninin birlikte kullanıldığı bir savaş olacaktır. Geleneksel savaşın unsurları, manevraları, en ilkel terörist eylemler; dünyanın en modern ve en son teknolojisi ile birlikte kullanılacaktır.

Bu yeni ‘karanlık savaşlar, Lineer olmayan Hibrit savaşları’ döneminde yapılması gereken şey ise, siyaseti, toplumu ve ekonomiyi bu yeni savaş dönemi standartlarına adapte etmeyi amaçlayan planları geliştirmektir.

Reis filmi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatını konu alan yönetmenliğini Hüdaverdi Yavuz’un üstlendiği “Reis” adlı filmin fragmanı yayınlandı.

Emniyet’te ‘Kayıkçı Kavgası’ mı?

2016 yılı son yazımda 2017 dair ümit ve beklentilerimi dile getirip muhteşem bir 2017 yılını Allah’dan niyaz etmiştim ki; daha 2017 ‘nin ilk saatlerinde meşum Reina saldırısı ile içimiz buruldu, yüreğimiz yandı.

Ben hala aynı iyi dilek ve duygularla geleceğe umutla bakıyorum. Çünkü karanlığın en yoğun olduğu an, aydınlığa en yakın zamandır. Ancak gözden kaçırmamamız gereken bir konuya; Devlet yapımızdaki ve özellikle Emniyet teşkilatımızdaki istihbarat açıklarına ve kayıkçı kavgasına değinmeden edemeyeceğim.

Kamu Bürokrasisi  kritik dönemeçte…

Bürokratik Oligarşi devam mı edecek? Yoksa “milli ve yerli” Kamusal yapılanma mı oluşacak?

FETÖ’nün “Paralel Devlet Yapılanması” tamamen temizlenecek mi?

“Kripto FETÖ Bürokrasisi” gizliden gizliye sinsiliklerine devam mı edecek?

Bürokrasiden tasfiye edilmeye başlanan FETÖ’nün yerine farklı boyut ve niteliklerde “Yeni Paralel Yapılanmalar” mı gelecek?

Devlet yapımızda yasa koyucu ve hükümetler çok önemli kararlar alsa da; Cumhurbaşkanı’nın “Bürokratik Oligarşi” diye tanımladığı kamu görevlilerinin uygulamaya dair  ciddi bariyer ve engellemeler koyduğu hepimizin malumudur.

Hemen hepimizin şikayeti vardır; “bugün git, yarın gel veya hemen bitebilecek bir işlem o masadan diğerine, bu görevliden öbürüne gider gelir”, günlerce sonuç çıkmaz.

İstihdamı artıracak ve ekonomiye katkı sağlayacak Yatırımcılar canından bezdirilir. Yatırımcının önüne sürülen iş ve işlemlerle ortaya çıkan “Kırtasiyecilik” yatırımdan vazgeçme noktasına getirir.

Sıradan vatandaşlar herhangi bir işlemi için Kamu kurumuna çekinerek gider. Aymazlık, umursuzluk, rehavet, yavaşlık ve işi yokuşa sürmek hepimizin algılarına yer etmiş bir “kamusal gelenek” haline gelmiştir.

Bu tarz pratikler en alttan en üste Kamu Bürokrasinin hepimize bir şekilde dokunan boyutudur.

Bu kısma fazla girmeyip günümüz için asıl önem arz eden bir sorunsala değinmek istiyorum.

Ülkemiz çok ciddi sorunlarla mücadele ediyor. Güvenlik ve Terör en büyük meselemiz olarak hepimizin canını yakıyor.

FETÖ denilen “habis ur” 40 yıldır nakış gibi işleyerek Emniyet, TSK, Yargı gibi Güvenlik ve adaletle birincil ilintili kurumlarımızı işgal etmiş, nerdeyse tamamen ele geçirmiş haldeydi.

17-25 Aralık “Yargısal Darbe Girişimi” sonrası  Devletimiz temizlik harekatına başladı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın iteklemesi ve maalesef sadece onun kişisel gayretiyle bir süre ciddi boyutla devam etti. Fakat bir noktadan sonra malum “Bürokratik Oligarşi” yine devreye girerek, bu mücadeleyi savsatmaya ve nisyana (unutmaya) sevketti. Bu durum ölümcül bir hata ve adeta ihanet idi.

Bu yüzden 15 Temmuz ihanet gecesi yaşanmak zorunda kalındı.

17-25 Aralık sonrası başlayan ve sonra rehavete bırakılan mücadele 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası yeniden başlatıldı. Ciddi açığa almalar, ihraçlar, gözaltılar ve tutuklamalar oldu. Gelinen noktada mahkemelerde muhakemelerle süreç devam ediyor.

Ama ne yazık ki; aynı rehavet, aynı aymazlık, umursuzluk ve unutmaya mahkumiyetin yine baş gösterdiğini görmek çok ciddi kaygı veriyor.

En temel sorun; 40 yıldır sabırla ve şeytanca devletin kılcallarına kadar sinmiş FETÖ gibi belanın ve ihanet şebekesinin bertaraf edilmesinin dört ayda veya dört yılda yapılamayacağı gerçeğinin göz ardı edilmesidir.

Bu konuda karar ve yetki merciinde olan “büyük kafaları” gaflet içinde görüyorum. İşte benim ıstırabım ve yegane kaygım budur.

Gövdenin içinde sinsice büyüyen bu illete karşı mücadele etmeyi bilmiyor oluşumuz en büyük sorumuzdur.

Aslında mücadele henüz başlıyor, daha çok ama çok başındayız.

Hal böyleyken; aysbergin görünen yüzündeki ihraçları, göz altıları, tutuklamaları dikkate alarak işin bittiğini düşünmek; gafletin, aptallığın ve tehlikenin farkında olmama basiretsizliğinin ta kendisidir.

İkinci en temel soruna gelince;

Polis teşkilatı 15 Temmuzda olumlu bir sınav verdi. Darbe girişiminin bastırılmasında payı çok büyüktür. Cansiperane mücadele eden kahraman polislerimize minnettarız.

Daha sonra yapılan değişiklikle İçişleri Bakanlığına Süleyman Soylu’nun gelmesiyle ciddi anlamda olumlu atamalar yapılarak; devletine, milletine sadık kişiler görev aldı. Soylu’nun mücadeleci ve cesur eylem ve söylemleriyle, hem emniyet, hem millet yeni bir canlanışa kavuştu.

Teşkilatta son yapılan atamalarla görev alan ve göreve devamı uygun görülen vatanperver ve mücadeleci kadroları görmezden gelmek haksızlık olur. Bu kişileri eleştirimin dışında tuttuğumu, bilakis takdir ettiğimi söylemeyi de bir borç bilirim.

Ama yine de Emniyet Bürokrasisinde FETÖ’den boşalan yerlerin ikamesine dair kaygı verici gruplaşma ve klikleşmeleri gözden kaçırmamalıyız.

Gördüğüm tablo pek iç açıcı değildir. FETÖ mücadelesinin motoru konumunda olan bu teşkilatta tehlikenin farkındalığı gözden kaçırılıyor ve boşalan yerlerin doldurulması konusunda maalesef “kayıkçı kavgası” yapıldığını görüyorum.

Boşalan yerlere “senin adamın mı gelsin, benimki mi… Filan tarikattan birileri mi gelsin yoksa falan cemaatten mi… Yoksa filancanın devresi mi hakim olsun, veya falancanın yakınları mı”.

FETÖ gibi bir musibet yaşamışız, “beşeri tapınmacı, putperest, muti güruhun kamikazeleri” üzerimizden tank olup geçmiş, devletimizin varlığına kastedilmiş, emniyetin her biriminin bilfiil, adeta işgal edildiği bir süreci yaşamışız.

Ama heyhatttt…

Bakıyorum her şey unutulmuş ve sanki bu bela ve musibetler hiç yaşanmamış gibi, güvenliğin en önemli kurumunda “köşe kapma” mücadelesi başlamış.

Yahu bombalar patlıyor, canlar gidiyor, her gün yeni bir terör saldırısı yaşıyoruz.

“Gün, safların sıklaştırılması günüdür” demek yerine; atalet batağında, tembellik döşeğinde, koltuk derdine düşülerek çok acı ve acınası bir garabet yaşanıyor.

Maalesef Uhud Savaşında ganimet derdine düşmüş okçuları görür gibiyim.

Emniyet teşkilatının bir an evvel, hem de hemen, elan, şimdi silkinmesi ve toparlanarak tehlikenin farkına varması şarttır. Hemen şimdi, ciddi bir revizyonla, yeni baştan, silkelenmek ve  özelliği sadece “milli ve yerli” olan personelleri aktif görevlendirmelere getirmek elzemdir.

Devletten başka otorite tanımayan, vatandan başka melali olmayan, hiç kimsenin adamı, sadece devletin ve milletin adamı denecek cesur, çalışkan, ehliyet ve liyakat sahiplerinin inisiyatif noktalarına getirilmesi gereklidir.

Yoksa Emniyet gibi kurumda yaşanan “yorgan kavgası” hepimize “yorgan gitti, kavga bitti” babında, kavga edilecek bir “güven ortamı” bile bırakmayacaktır.

FETÖ tehlikesini göz ardı eden her kim ise; ihanetle eşdeğer noktaya gelir. Herkes bu ciddiyetin farkına varmalıdır.

Kim ki; gaflet, dalalet içinde olur,  kişisel istikbal ve emellerini öncelerse emin olunsun ki; bu ihanettir, hıyanettir.

Herkes aklını başına alsın, bu millet aptal değildir.

Ya görevinizi adam gibi, milli ve vatanperver düşünceyle yapın veya bırakın o koltukları hamiyeti, fedakarlığı ve cesareti yüksek olanlar gelsin.

Uhud Savaşı…

Peygamber Efendimiz  mücâhidlerin konumunu, Uhud Dağını arkasına alacak şekilde belirlemişti. Bu strateji, Uhud dağının mücâhidlere arkadan gelecek bir saldırıda siper olması demekti.

Uhud Dağı’nın eteklerine gelince, düşmanın gelip dağın ön tarafına doğru konuşlandıklarını gören, Efendimiz de en uygun bir şekilde askerlerini yerleştirmiş, stratejik bir konumu olan Ayneyn (Okçular Tepesi) geçidine ise Abdullah b. Cübeyr komutasında elli okçu görevlendirmiş ve onlara şöyle talimat vermişti: “Ne şart ve durum olursa olsun asla burayı terk etmeyeceksiniz. Bizlerin cesetlerinin yaban kuşları (akbabalar) tarafından parçalandığını görseniz bile yerinizi bırakmayacaksınız.”

Bir müddet sonra savaş başlamış ve işin bidayetinde Müslümanlar, Mekke ordusunu darmadağın etmişlerdi. Mekkeliler neleri varsa hepsini o meydana bırakıp kaçmaya başlamış, Müslümanlar da onların arkasından geriye bıraktıkları ganimetleri toplama işine girişmişlerdi.

İşte tam o esnada, Ayneyn tepesinden (Okçular Tepesi) okçulardan bazıları: “Bu iş tamam, savaş bizim lehimize bitti!” diyerek, Hz. Peygamber’in talimatını unutarak meydana inip, ganimet toplamaya karar vermişlerdi. Abdullah b. Cübeyr, hemen bu askerleri uyarmış ama sözünü dinletememişti. Orada bulunan elli okçudan, kırk tanesi tepeden aşağıya inmiş, ganimetleri toplamaya başlamışlardı.

O ana kadar, tepeyi gözleyen ve orası korunduğu müddetçe İslam ordusuna arkadan saldırılamayacağını bilen Mekkelilerin süvari birliğinin komutanları Halid b. Velid ve İkrime b. Ebî Cehil, Dırâr b. Hattab   tepeye doğru hücuma geçiyor, geriye kalan on okçu şehit ediliyor ve Müslümanlar arkadan kuşatılıyordu. Beklenmeyen bu saldırı üzerine Müslümanlar derin bir sarsıntı geçiriyor, o anlarda kaçmaya başlayan Mekkeliler toparlanıyor, onlar da geri dönerek saldırıya geçiyor, böylelikle İslam askerleri iki ateş arasında kalarak ciddi sıkıntılar çekiyorlardı.

Netice de içlerinde Hz. Hamza, Hz. Mus’ab, Abdullah b. Cahş, Sa’d b. Rebî ve nice Sahâbe büyüklerinden yetmiş kişi şehit oluyor, başta Efendimiz olmak üzere yaralanmayan kalmıyordu. Böylelikle Uhud Savaşı, okçuların yerlerini terk etmeleri sonucunda ağır bir bedel ödenerek nihayete eriyordu.

Kıssadan hepimize hisse…

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili okurlarım.

2017’yi düşünüyorum, gözlerim kapalı..

Yok nerde öylesi bir 2017 der gibisiniz. Yeni yıldan ümitsiz olabilirsiniz ve bu umutsuzlukta haklı sebepleriniz olabilir, ama ben yine de düşünmek, düşlemek ve sizlerle paylaşmak istiyorum…

2017’yi düşünüyorum:

Ülkemizin daha huzurlu, daha müreffet, insanlarımızın birbirine daha hoşgörülü ve saygılı olduğu bir 2017 düşünüyorum.

Terör olaylarının azaldığı, şehitlerimizin olmadığı, ülke çocuklarının terörize edilmediği, bir yeni yıl düşlüyorum.

Maden işletmecilerinin daha sorumlu olduğu, vicdanların öne çıktığı, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda hasassiyetlerin arttığı yeni bir yıl.

Siyasi partilerimiz ve liderlerimizin “ülkesel” baktığı, milli meselelerde kişisel istikbalden ziyade vatanın istikbalini önceledikleri bir yıl düşünüyorum. Partilerin “kayıkçı kavgası”ndan uzak, asgari müşterekleri oluşmuş şekilde; AK Parti, MHP ve CHP’nin uzlaşma görüşmeleri yaptıkları bir yıl hayal ediyorum.

Meclis’imizin ahenkle çalıştığı, kavga-dövüş görüntülerinin olmadığı, dahilde ihtilaf olsa da harice karşı birlik-beraberlik sergilendiği bir parlamento istiyorum.

Anayasa oylamasının meclisten geçtiği ve Referanduma giderek hayırlı bir sonuç alındığı, Yeni Cumhurbaşkanlı sisteminin ülkemize yeni bir dinamizm ve ivme  kazandırdığı bir Türkiye düşünüyorum.

Öyle bir 2017 düşünüyorum ki:

Suriye iç savaşının bittiği, ateşkesin sağlandığı Türkiye-Rusya-İran arasında bölgesel birliğin akli diplomasiyle perçinlendiği bir sürecin yaşandığını,

Mültecilerin yeniden ülkelerine gidip, kendi topraklarında yaşamak için adımların atıldığı,

ABD’de Trump dönemini, Obama döneminden kalan sıkıntıların giderilmeye başlandığını, Ortadoğu Coğrafyası’nda huzursuzlukların, çatışmaların azaldığı,

Türkiye’nin kararlı mücadelesiyle PKK terör örgütünün belinin kırıldığı, eylem yapamaz hale geldiği, Doğu ve Güneydoğu illerimizde huzur ve refahın ilerlediği,

PYD/YPG’nin etkisiz hale getirilerek, ülkemiz için tehlike olmaktan çıktığı, Güney sınırlarımızın güvene alındığı,

DAEŞ örgütünün İslamı suiistimal edemediği, İslam ile terörün yanyana anılmadığı, Terörün dininin olmadığının bütün dünyaca anlaşılıp kabul edildiği,

Petrol ve Doğalgaz hırsıyla bölge insanlarının sömürülmediği, herkesin kendi kaynaklarını kendilerinin kullanmaya başlandığı bir dönemi,

Afrika’da aç insanın kalmadığı,nerede bir açlık varsa tüm dünyanın birleşip oradaki insanlara yardım seferberliğine başladığı,

Mazlumların, mağdurların, ezilenlerin haklarını koruyan daha güçlü bir Türkiye algısının tüm dünyaya yayıldığı bir 2017 düşünüyorum.

* * *

Avrupa’nın sinsi emellerine ulaşamadığı, terörle vekalet savaşları yapamadığı, ülkemizle “kedi fare oyunu” oynanmayacağının anlaşıldığı,

AB’nin perişan hallerini, bize ayar verirken kendi dertlerine düştüğü, Avrupa Birliği’nin bir öneminin kalmadığı ve ülkemizin yükselen yıldız olduğu,

Terör ve teröristlere Avrupa ülkelerinde bile gerekli bedellerin ödetildiği ve bize karşı koz olarak kullanılmadığı,

FETÖ elebaşının ülkemize teslim edilerek, ihanetinin bedelinin ödetildiği bir 2017 düşünüyorum.

ABD ve AB’nin ekonomik tetikçilerle, gelişmekte olan ülkelere ve dolayısıyla da ülkemize ekonomik unsurların silah gibi kullanılamadığı,

ABD’nin Obama döneminden kalan “Terör sevici” tavrının sona erdiği, ülkemizle reelpolitik çerçevesinde uzlaşarak bölgesel düzenin tesis edildiği,

Ülkemizin bölgede olmazsa olmaz olduğunun, dost düşmanca anlaşılıp kabul edilerek, dengelerin insani refleksle oluşturulduğu,

Trump ABD’sinin daha doğru ve gerçekçi politikalarla dünya sistematiğine yeni bir projeksiyon gerçekleştirdiği bir 2017 hayal ediyorum.

Anayasa Referandumu sonrası ‘bürokratik oligarşi’nin azaldığı, gerilediği ve etkisizleştiği, gelişime mani teşkil edemediği,

Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanların yeni bir güç ve ivmeyle çalışmaları başlattığı, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durağanlığın aşılmaya başlandığı,

İmalat sanayi’ne dair adımların atıldığı, cari açığın azaldığı ve mukayeseli üstünlük şeklinde ekonomik tercih ve hamlelerin oluşturulduğu,

İthalatı azaltacak, ihracaatı artıracak atılımların yapılmaya başlandığı,

Kişi başına milli gelirin arttığı, gelir dağılımı adaletsiziğinin azaldığı, refah düzeyimizin daha ileriye gittiği yeni bir yıl düşlüyorum.

TSK’nin 15 Temmuz’a rağmen daha da güçlendiği, millileştiği, dosta güven düşmana korku salacak izzet ve azamete doğru ilerlediği,

Emniyet teşkilatımızın içindeki FETÖ pisliklerinden arındırıldığı, sadece Devletin polisi olan personellere kavuştuğu, iç güvenliğimizin  tesisi konusunda  huzur verdiği,

Polis Akademisinin “milli ve yerli” algıyla, son yıllarda olduğu gibi pırıl pırıl polisler yetiştirmeye devam ettiği,

Jandarmamızın kırda, dağda, bayırda güvenliğimizin teminatı olduğu bir 2017 düşlüyorum.

Eğitim kalitemizin arttığı, karmaşanın sonlandığı, aklı, beyni şuuru açık ve milli bireylerin yetişerek, dünyayla rekabet edebilecek milli eğitim süreçlerinin başladığı,

Özel eğitim kurumlarının yeniden ayağa kalkarak FETÖ etkisini sildiği,

Üniversitelerimizin eksiklerini izale ederek yeni bir aşk ve şevkle eğitimi sürdürdüğü bir yıl hayal ediyorum.

Aydın ve elit geçinen içimizdeki şuursuzların millileşmeye başladığı, başkasının menfaatinden ziyade kendi ülkesini düşündükleri, bilgileri ve birikimlerini yabancıların emrine verecek satılmışlıklardan uzak duracakları,

İçerde fikir farklılıkları olsa da, harice karşı birlik ve beraberlikle hareket edildiği,

Siyasi tercihler ne olursa olsun, aslolanın vatan, devlet, millet ve beka olduğunun bilincine varıldığı,

İş dünyamızın kendini toparladığı, Gerçek Vatan şirketlerinin tüm eksiklerini giderdiği,bankaların ve fetö baskısının üzerlerinden silindiği vede geleceğe dair yeni atılımlara başladığı,

İç dinamiklerin yeniden olumlu bir havaya girerek borsanın rekor üstüne rekor kırdığı, dövizin tepe taklak olup TL’nin ciddi değer kazandığı,

Yabancı yatırımcıların Türkiye gerçeğini iyi algılayıp,yatırım için sıraya girdiği,

Sanatta, sporda ciddi başarılara imza atılarak,ülkemiz adının her alanda başarılarla anıldığı,

Nüfus ve isim gücü ile yapılan tüm yolsuzlukların son bulup,bu tür insaların cezalandırılarak topluma güvenin tam verildiği, tüm ihalele ve işlerin hak edene,işininin ehline verildiği algısının toplumda kabul gördüğü,

Kısaca mutlu, umutlu, kardeşce ve barış içinde bir dünya ve Türkiye denilince herkesin saygı duyup şapka çıkardığı bir 2017 istiyorum…

Biliyorum yazımı okuyan bir çoğunuzun yüzünde bir gülümseme belirdi, bir çoğunuz hayal, bir kısmınız neden olmasın dediniz. Son üç yıldır sürekli sıkıntılardan fetö, pkk, daeş vs terörist örgütlerden başka bir şey yazamadım sizlere zira ülkemin ve dünyanın gerçekleri bunlardı.

Ben 2017 yılında sizlere hep güzel yazılar yazmayı dünya ve ülkem adına muhteşem gelişmeleri sizlerle paylaşmayı istiyor, bunu yüce Rabbim’den diliyor bu duygularla yeni senenin tüm insanlığa, islam alemine, ülkeme güzellikler, barış, bereket, sağlık getirmesini diliyorum…

Yeni senede yeni Bir Portre yazılarında buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili okurlarım…

Türkiye’de enerji ve yenilenebilir kaynaklar

Türkiye’de Enerji ve Yenilenebilir Kaynaklar  

Türkiye geçtiğimiz on yılda dünya üzerinde en hızlı büyüyen enerji piyasalarından biri haline gelmiştir. Enerji dağıtımının özel sektöre devredilmesi ve enerji üretiminin özelleştirilmesinin önümüzdeki beş yıl içerisinde tamamlanmasıyla planlanan bu dönemde başarılı bir şekilde uygulanmasıyla özelleştirme programı, ülkenin enerji sektörünün büyümesine olanak sağlamıştır.

Ekonomik büyümeye paralel olarak artan kişi başına düşen milli gelir ve yüksek şehirleşme hızı, Türkiye’deki enerji talebinin başlıca etmenlerini oluşturmakta olup bu talebin 2023 yılına kadar da yılda yaklaşık olarak %6 oranında artacağı öngörülmektedir. Özel sektör aracılığıyla yapılacak yeni yatırımlarla birlikte, Türkiye’nin artan talebini karşılayabilmek amacıyla hâlihazırda kurulu bulunan 74 GW’lık elektrik kapasitesinin 2023 yılına kadar 120 GW’a ulaştırılması hedeflenmektedir. Türkiye, tüketicilere sürdürülebilir ve güvenilir enerji sağlama çalışmaları kapsamında, enerji üretim tesisinin türüne ve kapasitesine bağlı olarak yatırımcılara tarife garantisi, alım garantisi, bağlantı öncelikleri, lisans muafiyeti gibi cazip teşvikler sunmaktadır.

Türkiye, geniş bir yerel piyasaya sahip olmanın yanı sıra jeopolitik konumu dolayısıyla Asya ve Avrupa arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Mevcut ve planlanan petrol/gaz boru hatları, kritik Türk boğazları ve ülkede yeni bulunan umut verici hidrokarbon rezervleri, Türkiye’nin enerji fiyatları üzerindeki kontrolünün artmasını sağladığı gibi enerji köprüsü rolünü de güçlendirmektedir.

Türkiye’de, su, rüzgâr, güneş, jeotermal ve diğer enerji türleri gibi birçok yenilenebilir enerji türüne yönelik çalışmalara daha fazla önem verilmeye başlanmıştır. Türk hükümeti, ülkenin hâlihazırda bulunan enerji gücündeki yenilenebilir kaynak payını 2023 yılı itibarıyla %30 gibi yüksek bir seviyeye çıkarmayı amaçlamıştır. Aynı zamanda bireysel ve kurumsal alanlarda enerji tasarrufuna yönelik yasalar çıkararak ve enerji verimliliği yatırımlarına teşvikler sunmak suretiyle enerji verimliliği kavramını hayata geçirmektedir.

Türkiye’nin enerji stratejisi yenilenebilir enerji kaynakları üzerine yoğunlaşmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları kadar atık işleme ve sera gazlarının azaltılması gibi alanlardaki çalışmalarda bu alanda elektrik üretimi için kullanılan seçenekler arasında yerini almıştır. Yenilenebilir kaynaklara başvurularak çevrenin korunmasına katkı sağlanarak aynı zamanda karbon salınımlarının azaltılması, üretim/aktarım verimliliğinin artırılması ve atık yönetimi teknolojilerinin kullanımının teşvik edilmesi de dâhil olmak üzere yürürlükte olan ve yürürlüğe girmesi beklenen birtakım önlem ve düzenlemeler mevcuttur. Bütün bu etkenler Türkiye’nin enerji sektörü üzerinde dünya genelinde yatırımcıların ilgisini çekmeye başlamasına sebep olmuştur.

2023 yılında Türkiye’nin enerji talebini karşılamak için gerekli toplam yatırım miktarı 110 milyar dolar seviyelerine çıkarılacağı beklenmektedir.

INVEST IN TURKEY/TÜRKİYE’DE ENERJİ

Atom bombası yapımı ve kullanan ülkeler

Atom gücünü kendi bünyelerinde barındırmak isteyen ülkelerin tahmini olarak 100 milyer dolar civarında bir bütçe ayırmaları gerekmektedir.

İlk etapta bir tesis kurmak gerekli olup, ikinci etapta ise plütonyumu ayırma işlemi gerçekleştirilmelidir.

Zenginleştirme tesisi inşa etmek isteyen ülke santral için gerekli olan U235 çalışmasını burada yapmaktadır. Dünya üzerinde 6 ülkede bu tesis bulunmaktadır. Bu ülkeler ABD, Rusya, Fransa, İngiltere, Hindistan, Pakistan ve Çin’dir.

U238 içinde bulunan U235 sadece nükleer santral için kullanılmaktadır.

U235 zenginleştirme oranını elde eden ülkeler Atom Bombası (Uranyum bombası) yapabilmektedir.

Plütonyumu ayırma işlemi de atom bombası için en önemli çalışmadır. Bu çalışma ciddi araştırma ve teknolojik imkanlar gerektirir.

İlk atom bombası ikinci dünya savaşında Japonya’nın direncini kırmak için kullanılmıştır. Hiroşima’da 6 Ağustos 1945 tarihinde kullanılan bomba Uranyum bombasıdır. Japonya’ya ikinci bomba Nagasaki şehrine 9 Ağustos 1945’te atılmıştır. Bu bomba Plütonyom bombasıdır. 250.000 kişi ölmüştür.

TÜRKİYE’DE ENERJİ

Türkiye’nin ilk yüzer terminali Aliağa’da hizmete başladı

Türkiye’nin ilk yüzer LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) depolama ve yeniden gazlaştırma terminali (FSRU) ve Egegaz’ın LNG terminali ilave kapasite yatırımları, Aliağa ilçesinde Etki Liman İşletmelerine ait yüzer terminal iskele sahasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen törenle hizmete girdi

Törende konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye’nin ilk yüzer LNG depolama ve yeniden gazlaştırma tesisinin (FSRU) 6 ay gibi kısa bir sürede devreye alındığını belirterek, “Bu kez BOTAŞ’ın günlük 20 milyon metreküp kapasiteye sahip ikinci yüzer LNG projesi için düğmeye bastık. Yeni yatırımlarla sisteme verilebilen LNG kapasitesi günlük 107 milyon metreküpe çıkacak.” dedi.

Bakan Albayrak, Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende yaptığı konuşmada, yatırımlarda emeği geçen kamu ve özel sektör yetkililerine teşekkür etti.

Bakan Albayrak, söz konusu tesisin 6 ay gibi kısa bir sürede devreye alındığını ve Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik bir yatırım olduğunu söyledi.

Türkiye’nin enerji alanında yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını değerlendirmenin yanı sıra kazan-kazan ilkesine dayalı ve hem bölge hem de küresel barışa katkı sağlayacak projelere destek verdiğine dikkati çeken Albayrak, şöyle devam etti:

“TANAP bunun yansıması. Türk Akımı projesi 3 kriterimizi de net bir şekilde karşılıyor. Türk Akımı ve TANAP’a nasıl bakıyorsak, Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasına da aynı şekilde bakıyoruz. Ayrıca, milli para ile ticaret yapmak için düğmeye bastık. Sayın Başbakanımız ile son Rusya ziyaretinde bunun ilk adımı olarak gaz ticaretine de milli paraya geçiş için mutabık kaldık. Sayın Cumhurbaşkanım, kararlı duruş birilerini rahatsız etse de sizin liderliğinizde hedeflere kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.”

– Pik talep için kritik bir kaynak

Albayrak, Türkiye’nin gaz arz güvenliğinde dünyada yükselen teknoloji olan sıvılaştırılmış doğalgaz alanındaki gelişmelere duyarsız kalmadığını ve bunun meyvesi olarak -163 derecede soğutulan gazın güvenilir yollardan sisteme girişini sağlayan ilk FSRU projesini ülkeye kazandırdıklarını anlattı.

Söz konusu tesisin, artan gaz talebi için önemli kaynak ve özellikle pik tüketimde sistem basınç profilinin korunması ve güvenliğinin sağlanması noktasında kritik bir yatırım olduğunu aktaran Albayrak, denizden kolayca ulaşılabilen bir bölgede bu yatırımı yaparak, sisteme ilave arz esnekliğini de kazandırdıklarını vurguladı.

Bakan Albayrak, bu proje sayesinde LNG’de artan rekabetten faydalanarak enerji maliyetlerinin de düşmesini sağladıklarını dile getirdi.

Tesisin toplamda, 85 milyon metreküp depolama ve günde azami 20 milyon metreküp sisteme gaz basma kapasitesi olduğu bilgisini paylaşan Albayrak, santralin yıllık 2,5 milyar metreküp kapasiteyle herhangi bir kesintiye karşı güvenlik sağladığının da altını çizdi.

Albayrak, Türkiye’nin bu şekilde yeni yatırımlara devam edeceğine işaret ederek, “Bununla yetinmiyoruz. Buna ilaveten, bu kez BOTAŞ’ın günlük 20 milyon metreküp kapasiteye sahip ikinci yüzer LNG projesi için düğmeye bastık. Yeni yatırımlarla sisteme verilebilen LNG kapasitesi günlük 107 milyon metreküpe çıkacak. Bu, iki yıllık yatırımın ardından (LNG kapasitesinde) 3 katından fazlası bir artış anlamına geliyor. Sadece 2016’da attığımız adımlarla LNG kapasitesini yüzde 90’lık bir artışla 34 milyon metreküpten 64 milyon metreküpe yükselttik.” diye konuştu.

– “Her yere doğalgaz gidecek”

Doğalgaz dağıtımında da şu an 78 kente ulaşıldığını söyleyen Albayrak, “2017’de Şırnak ile 2018’de Artvin ve Hakkari’nin de doğalgaza kavuşmasıyla gazın ulaşmadığı il kalmayacak.” dedi.

Albayrak, elektrik politikalarının da enerji stratejisinin ana kolunu oluşturduğunu ve son 14 yılda elektrikte kamu-özel iş birliğinde 75 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirildiğini kaydetti.

Gelecek 10 yılda elektrikteki kurulu gücün de 50 bin megavat daha artması gerektiğini vurgulayan Albayrak, şunları söyledi:

“2017 de inşallah daha büyük hedeflerle daha büyük yatırımları hayata geçireceğimiz yıl olacak. 15 milyar ton seviyesindeki yerli kömürümüzle önemli bir termik santrali potansiyelimiz var. 2017 ve devamında yerli kömüre dayalı enerji santrali yatırımlarımızı hızlandıracağız. Elektrik üretiminde kömürün payını 12,8’den 16’ya çıkardık. Yenilenebilirde ise yerli üretimi hedef alan bir politikayla güneş ve rüzgarda yerli üretim ve Ar-Ge için bir strateji belirledik. Yeni ve büyük Türkiye idealiyle millete hizmet yolunda yılmadan çalışmaya devam edeceğiz.”

Törene, Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Mustafa Yılmaz ile Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Başkanı Nail Olpak’ın yanı sıra İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, şirket yetkilileri ve enerji sektörü temsilcileri katıldı.

– 50 bin konutun ihtiyacını karşılayabilecek

Kolin Grubu’nun kurduğu, Kalyon Grubu’nun da eylül ayında yüzde 50 ortak olduğu Etki Liman İşletmeleri Doğalgaz İthalat ve Ticaret AŞ tarafından 6 ayda devreye alınan GDF Suez Neptune yüzer LNG depolama ve yeniden gazlaştırma tesisi (FSRU), Türkiye’nin ilk yüzer tesisi olma özelliğini taşıyor.

Toplamda 238 metre uzunluğu, 44 metre genişliği ve 26 metre yüksekliğiyle 145 bin metreküp LNG kapasitesine sahip tesis, 85 milyon metreküp doğalgazı depolayabiliyor. Bu tesisle, ulusal şebeke sistemine günlük 20 milyon metreküp doğalgaz verilebilecek ve 50 bin konutun doğalgaz ihtiyacı karşılanabilecek.

Ayrıca, EgeGaz LNG Terminali’nden de sisteme verilebilen günlük doğalgaz miktarı ilave yatırımlarla 16 milyon metreküpten 25 milyon metreküpe çıkarıldı. Böylece, bu iki yatırımla şebeke sistemine verilebilen günlük doğalgaz miktarı 28 milyon metreküp daha arttı.

Bu arada, GDF Suez Neptune’ün kaptan köşküne, kurdele kesiminden önce canlı yayınla bağlanıldı. Bu sırada kaptan, yarın gün içinde tam kapasite gaz gönderimi yapmayı öngördükleri bilgisini verdi.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Büyükelçi Karlov’a yapılan saldırıyı nefretle kınıyoruz

TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un, düzenlenen bir suikast sonucunda öldürülmesi nedeniyle taziye mesajı yayımladı.

TBMM Başkanı Kahraman, mesajında, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin iyileştirilip, ilerletilmesinde büyük katkısı olan Karlov’un, kimliği belli bir saldırgan tarafından gerçekleştirilen suikast sonucunda öldürülmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Karanlık güç odakları tarafından gerçekleştirildiğini düşündüğü saldırıdan, iki ülke ilişkilerinin zarar görmemesini temenni eden Kahraman, mesajında şunları kaydetti:

“Güvenlik güçlerimizin yapacakları çalışmalar sonucunda, saldırının bütün boyutlarıyla aydınlatılacağına inanıyorum. Daha önce meydana gelen benzeri olaylar gibi bu saldırının da ülkelerimiz arasındaki ilişkileri sabote etmeyi hedeflediğini düşünüyorum. Halklarımızın barış, güven ve huzur içinde yaşamaları için bu tür sabotaj girişimlerini karşılıklı işbirliği ile boşa çıkartacağımızdan şüphe etmiyorum. Devletimiz, Rusya Federasyonu ile karşılıklı iyiniyet ve sağduyu ekseninde yürütülen ilişkilerin, karanlık odaklarca sabote edilmesine izin vermeyecektir. Bu konuda gerekli her türlü hassasiyet gösterilecektir. Bu vesile ile Büyükelçi Karlov’a yapılan saldırıyı nefretle kınıyor, ailesine ve tüm Rus halkına başsağlığı diliyorum.”

TBMM / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Bu tasarılar bürokrasiyi ortadan kaldıracak

Serbest bölgelerin mevcut işleyiş problemlerinin bertaraf edilmesi, ülkemizin lojistik potansiyeline katkı sağlayacak biçimde serbest bölgelerde verilebilecek lojistik ve benzeri hizmet sunumunun kolaylaştırılması, ülke ekonomisinin ihtiyaçları ve cari açığın azaltılması bakımından önem arz eden uluslararası yatırımları çekmede serbest bölgelerin bir politika aracı haline getirilmesi amaçlarıyla hazırlanan tasarı ile; – Serbest bölge kuruluş ve faaliyetleri esnasında ortaya çıkan kamulaştırma ihtiyaçlarının karşılanmasında, acele kamulaştırma usulünün kullanılabilmesi; kamulaştırma bedelinin ve buna ilişkin masrafların işletici şirketlerce karşılanabilmesi, çevresel etki değerlendirmesi sürecinin, bölgelerin kuruluş amaçlarına uygun bir işleyiş kazandırılarak hızlandırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. – Serbest bölgelerin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun uygulamasına yönelik olarak fiziki bir yer biçiminde tanımlanması, serbest bölgelerin yatırım teşvik kararlarından mükerrerliğe yol açmadan yararlanabilmesinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. – Özel hesap ücretlerinin, bölge faaliyetlerinin yönlendirilmesinde ve kontrolünde bir politika aracı olarak kullanılmasının sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. – Bölgelerde yürütülen faaliyetlerin bir parçası olarak ortaya çıkan atık ve hurdaların uzaklaştırılmasına yönelik ihtiyaçlar, bakım-onarım ihtiyaçları ile bölgenin niteliğine göre ortaya çıkması muhtemel özellikli durumlarda, usul ve esasların basitleştirilmesine yönelik hükümlere yer verilmiştir. – Serbest bölgelerde işletme sözleşmelerinde süre uzatımı ve işletici şirketin yeniden belirlenmesine ilişkin usul ve esaslara yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. – Bakanlar Kurulu kararıyla Ekonomi Bakanlığınca yurtdışında serbest bölge, dış ticaret merkezi, özel bölge ve lojistik merkez kurulmasının usul ve esasları belirlenmiş, ayrıca buralara yapılacak Türk yatırımlarına yönelik Devlet yardımı verilebilmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır. – Bölgelerde faaliyette bulunan işletmelerin, %85 ihracat şartıyla yararlandığı personele ödenen ücretlere yönelik gelir vergisi istisnasına yönelik olarak Bakanlar Kurulunun, %50’ye kadar indirmeye ilişkin genel nitelikteki mevcut yetkisinin, stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlar özelinde bölge, sektör, faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırabilmesine ve kademelendirebilmesine yönelik hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca, hizmetin tamamı yurtdışına verilmek, hizmete konu malın Türkiye’ye geri gelmemesi şartlarıyla, lojistik ve benzeri hizmetlere gelir veya kurumlar vergisinden istisnası sağlanmasına yönelik düzenleme yapılmıştır. – Sınır bölgelerinde geçici serbest bölge uygulaması yapılarak kaçakçılığın önlenmesi, bu amaçla ülkemizin komşu ülkelere kara sınırının bulunduğu alanlarda yeri, zamanı ve süresi Bakanlar Kurulunca belirlenmek üzere geçici serbest bölgeler kurulmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. – Serbest bölgelerin yatırım yeri niteliğinin kuvvetlendirilmesi amacıyla, arazisi özel mülkiyette bulunan serbest bölgelerde, serbest bölge işletici ve kullanıcılarına yönelik emlak vergisi uygulamalarının diğer planlı yatırım alanları ile eşit hale getirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. – Ülke içinden serbest bölgeye yapılan veya serbest bölgeden ülke içine yapılan taşımacılık işlerinin katma değer vergisinden kısmi olarak istisna tutulmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda Tasarının serbest bölgelere yönelik düzenlemeleri ile, serbest bölgelerin ülke ekonomisine daha entegre bir politika aracı haline gelerek ekonomiye katkısının ve katılımlarının artacağı öngörülmektedir. ‒ 6 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda yapılan değişikliklerle TİM ile İhracatçı Birliklerinin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu oldukları hususu tanımlar maddesine ilave edilmiş ve mülga Dış Ticaret Müsteşarlığına ve mülga Gümrük Müsteşarlığına yapılan atıflar mevzuata uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. Tasarı ile ayrıca; – 21/A maddesi ile Birlik ve TİM organlarının üyeleri ile personelinin, görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketleri ile bu kuruluşların paralarıyla para hükmündeki evrak, senet ve sair varlıkları ile muhasebe ve muamelata ilişkin her çeşit defter ve evrak ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılmalarına ilişkin bir hükmün ilave edilmesi; 21/B maddesi ile de seçimle işbaşına gelen Birlik ve TİM organlarının hangi durumlarda görevlerine son verileceği ve faaliyetten men edilebilecekleri hususları düzenlenerek bu konularda gerekli hukuki güvencenin sağlanmasına, – Birlik Genel Kurulunun görevlerine; üyelerin 5910 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki Birliğe olan aidat borçları ve tahsili imkânsızlaşan/tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla olduğu alacakların takibinden vazgeçme/ölen, ticareti terk eden ve Birliğe olan aidat borçlarını, yangın, sel, deprem ve benzeri tabiî afetler gibi, iradesi dışında meydana gelen mücbir sebeplerden dolayı ödeme güçlüğü içinde olan üyelerin aidat borçlarının ve gecikme zamlarının affı ve/veya yeniden yapılandırılmaları karara bağlama ve gerekli gördüğünde bu yetkisini yönetim kuruluna devretme hususlarının ilave edilmesine, – Sektör kurullarının oluşumunda ilave temsilcilerin belirlenmesinde aranan performans kriterinin yönetmelikle belirlenmesi hususu ile iştigal alanında birden fazla sektör bulunan birliklerin, en çok ihracat yaptıkları iki sektörün sektör kurulunda temsil edilmesine, ayrıca, sektörler konseyi seçimi neticesinde, aynı genel sekreterliğin hizmet verdiği birliklerin hiçbirinin sektörler konseyinde temsilcisinin yer almadığı hallerde, bu birliklerin koordinatör başkanının, genel sekreterlik tek birliğe hizmet veriyorsa yönetim kurulu başkanının, sektörler konseyinin doğal üyesi sayılmasına, – Bölgesel bazda hizmet veren Birliklerin personel giderlerinin, gider kalemleri arasında önemli bir payı olması nedeni ile yapılan yeni düzenleme ile bu giderlerin gelirlerine oranı azami yüzde elli düzeyine çıkarılmasına, ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/85 ve K.: 2012/109 sayılı Kararı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçı Birliklerinin, 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile tüzel kişilikleri oluşturulmuş, kendi üyeleri arasından yargı gözetiminde yapılacak seçimle organları belirlenen, Anayasanın 135 inci maddesinde öngörülen özellikleri taşıyan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla, TİM ile İhracatçı Birlikleri organlarının, görevleriyle ilgili hususlarda genel kurullarına karşı sorumlu olmaları ve Anayasanın 135 inci maddesinde düzenlenen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının hukuki statüleri, mevcut Kanun kapsamında TİM ve Birliklerin birçok iş ve işlemde Ekonomi Bakanlığından izin/onay alınması hususu ile bağdaşmadığından, 5910 sayılı Kanunda gerekli değişiklikler yapılarak, Kanunun, TİM ile İhracatçı Birliklerinin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olma statülerine uygun hale getirilmesi öngörülmüştür. Ekonomi Bakanlığının yurtdışı teşkilatına verilen görevlerin daha verimli ve etkin bir şekilde yerine getirilmesinin sağlanması amacıyla 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmaktadır. 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, ihracata yönelik Devlet yardımları kapsamında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan verilen krediler ile destek ödemelerinden, yapılan fazla ve/veya yersiz ödemelerin destekten yararlanan kişilerden 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır. ‒ 7 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) MADDE GEREKÇELERİ MADDE 1- 3218 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile, serbest bölge ilan edilen yerlerde yapılacak kamulaştırmalarda Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesinde yer alan acele kamulaştırma usulünün kullanılabilmesi açık olarak düzenlenmiş; kamulaştırma bedeli ve bu esnada ortaya çıkan masrafların, serbest bölgeyi kurup işletmeye talip işletici şirketlerce karşılanmasına imkân sağlanabilmesi ve bu kapsamda kamu mâliyesine yük getirilmemesi amaçlanmaktadır. 3218 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen ibare ile, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlar ile buralarda bulunan bina ve tesislerden, kiralanma yoluyla yararlanılabilmesine yönelik mevcut uygulama Kanuna derç edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına tahsisli arazi ve binalar için Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığının görüşünün alınması hususu öngörülmüştür. Ayrıca arazisi özel mülkiyete ait serbest bölgelerde mülk sahibi olan ancak kullanıcı niteliği bulunmayanların aidat ve diğer hizmet karşılıkları bakımından yükümlülüklerinin belirlenmesi amacıyla düzenleme yapılmıştır. 3218 sayılı Kanunun 5 inci maddesine eklenen fıkra ile, serbest bölgelerin çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) mevzuatı kapsamında yürütülen yer tetkiki kararlarından muaf tutulması, ÇED sürecinin yatırım projesi çerçevesinde yürütülmesi ve yatırımcıların ÇED mevzuatı kapsamındaki iş ve işlemlerinin, ÇED raporunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunulmasını müteakip üç ay içinde tamamlanabilmesinin sağlanması ve böylece yatırımcılar açısından yatırım planlamalarının öngörülebilirliğinin arttırılması amaçlanmaktadır. MADDE 2- 3218 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile, Katma Değer Vergisi Kanunundaki fiziki serbest bölge tanımı ile Serbest Bölgeler Kanunundaki tanımın uyumlaştırılması amaçlanmıştır. Kanunun 6 ncı maddesinin mevcut dördüncü fıkrasında yapılacak değişiklik, serbest bölgelere yönelik teşvik uygulamaları sisteminden kaynaklanan sorunların mükerrerliğe yol açmadan çözümlenmesi maksadıyla maddeye eklenmiştir. 3218 sayılı Kanuna 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanunla eklenen geçici 3 üncü maddenin birinci fıkrasıyla, serbest bölgelerdeki vergi destekleri 2008 yılı itibarıyla sonlandırılmış, 12/11/2008 tarihli ve 5810 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile serbest bölgelerde, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren vergilendirme döneminin sonuna kadar, yalnızca imalatçıların gelir ve kurumlar vergisi istisnası ile %85 ihracat şartıyla stopaj istisnasından yararlanmaları düzenlenmiştir. Buna göre 3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer verilen teşviklerden yalnızca imalatçı firmalar yararlanmakta ve 3218 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin son fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca da bölge firmaları ve işletici şirketler diğer mevzuatla sağlanan vergi teşviklerinden yararlandırılamamaktadır. 3218 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin son fıkrasında yapılan değişiklik, bu sorunların aşılması, bölge yatırımcılarının ülke içi ile eşit desteklerden yararlanmalarının sağlanmasına yöneliktir. Düzenleme ile, geçici 3 üncü maddede yer alan teşviklerden yararlanan kullanıcılar ile diğer kullanıcılar ayrılmakta; serbest bölge teşviklerinden yararlanan kullanıcıların Bakanlar Kurulunca belirlenen vergi dışı teşviklerden yararlandırılması biçimindeki mevcut düzenlemeye devam edilmesi düzenlenmekte, serbest bölge teşviklerinden yararlanmayan kullanıcılar ile işletici şirketlerin, 3218 sayılı Kanun kapsamında yararlanılmayan vergi ve vergi dışı teşviklerden yararlanmaları sağlanmaktadır. Bu kapsamda, serbest bölge yatırımcılarına düzenlenecek yatırım teşvik belgeleri, 3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinde sayılan faaliyetler itibarıyla belirtilen teşvik unsurlarını ve serbest bölgelerin doğası gereği sağlanan teşvik unsurlarını kapsamayacak biçimde düzenlenecektir. ‒ 8 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) MADDE 3- 3218 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen cümle ile, bölge içi satışlarda özel hesap ücreti tahsilatı esaslarının netleştirilmesi amaçlanmıştır. Aynı maddeye eklenen fıkra ile, özel hesap ücretlerinin, bölge faaliyetlerinin yönlendirilmesi ve kontrolünde bir politika aracı olarak kullanılmalarını sağlamak üzere; stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırım olarak belirlenen yatırımlara yönelik olarak özel hesap ücreti oranlarının bölge, sektör, faaliyet alanı veya yatırım türü itibarıyla Bakanlar Kurulu kararı ile indirilebilmesini, ülke içi rekabeti bozucu nitelik arz eden faaliyetler itibarıyla özel hesap ücreti oranlarının Bakanlar Kurulu kararı ile kanuni seviyesine kadar arttırabilmesini sağlayacak düzenlemelere yer verilmiştir. MADDE 4- 3218 sayılı Kanunun 8 inci maddesine eklenen fıkra ile, fıkrada belirtilen özellikli durumlarda, Ekonomi Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığının müştereken özel uygulama yapabilmesi, bu sayede bürokrasinin azaltılması ve bölgelerin Kanunda belirtilen amaçlarına daha iyi hizmet edebilecekleri bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir. MADDE 5- Madde ile, serbest bölge işletici ve Bölge Kurucu ve İşleticisi (B.K.İ.) sözleşmelerinin süre uzatımlarının usul ve esasa bağlanmasının yanı sıra yeni bir işletici şirket belirlenmesinde Ekonomi Bakanlığı tarafından, özelleştirme uygulamaları paralelinde işlem yapılabilmesine yönelik yetki düzenlemelerine yer verilmiştir. MADDE 6- Madde ile ülkemizin ekonomik ve ticari menfaatlerine uygun olması şartıyla, Bakanlar Kurulu kararıyla yurtdışında serbest bölge, dış ticaret merkezi, özel bölge ve lojistik merkezi kurulması ve söz konusu bölgelerin işletilmesi amacıyla Bakanlar Kurulunca bir şirketin görevlendirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca yurtdışında kurulacak bölgelere Türkiye’de yerleşik şirketler tarafından yapılacak yatırımlara yönelik Devlet yardımlarının belirlenmesi hususunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesine ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. MADDE 7- Geçici 3 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklikle, hizmet ihracatının geliştirilmesi amacıyla bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme ve depolama hizmetlerine gelir veya kurumlar vergisi istisnası sağlanması amaçlanmıştır. Bu hizmetler, fiziki olarak Türkiye’de verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurtdışında yerleşik olması ve Türkiye’ye dönüşlerinin olmaması şartları aranacaktır. Söz konusu istisna, bir işletmenin bu yöndeki faaliyetlerinin bütünüyle yurtdışına yönelik olması halinde yararlanılabilecek bir kazanç istisnası olduğundan, bu faaliyet kapsamında ruhsat alacak firmaların yalnızca yurtdışına yönelik olarak çalışması gerekmektedir. Geçici 3 üncü maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklik ile, Bakanlar Kurulunun serbest bölgelerde yürütülen tüm imalatçı ihracatçıları kapsayacak biçimde kullanabildiği %85 oranını %50’ye indirme yetkisini; stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırım olarak belirlenen yatırımların özendirilmesi ile sınırlı olarak bölge, sektör veya faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırması ve kademelendirerek kullanabilmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Böylece, serbest bölgelerdeki gelir vergisi istisnasına yönelik teşvik uygulamasının, mevcut düzenlemenin parametreleri bozulmadan, ülke ekonomisinin ihtiyaçları ve ekonomi politikalarına hizmet edebilecek bir esnekliğe kavuşturulması amaçlanmıştır. MADDE 8- Madde ile, sınır bölgelerinde geçici serbest bölge uygulaması yapılarak kaçakçılığın önlenmesi, bu amaçla ülkemizin komşu ülkelere kara sınırının bulunduğu alanlarda yeri, zamanı ve süresi Bakanlar Kurulunca belirlenmek üzere geçici serbest bölgeler kurulmasına yönelik düzenleme yapılmıştır. ‒ 9 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) MADDE 9- 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ve buna ilişkin mevzuat çerçevesinde düzenleme yapma yetkisi Ekonomi Bakanlığına verilmiştir. Düzenleme ile, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile mülga olan Dış Ticaret Müsteşarlığına yapılan atıflar yeni mevzuata uygun hale getirilmiştir. MADDE 10- Madde ile, kamu mâliyesine yük getiren mevcut uygulamanın sonlandırılması amaçlanmıştır. MADDE 11- Arazisi Hâzineye ait serbest bölgelerde özel mülkiyet söz konusu olmaması ve serbest bölgeler mevzuatı kapsamında bir kullanım söz konusu olduğundan emlak vergisi tahsilatı yapılmasına yer bulunmamaktadır. Madde ile, arazisi özel mülkiyete konu serbest bölgelerde, bölgelerin yatırım yeri niteliğinin kuvvetlendirilmesi amacıyla, serbest bölge işletici ve kullanıcılarına yönelik emlak vergisi uygulamalarının diğer planlı yatırım alanları ile eşit hale getirilmesi amaçlanmıştır. MADDE 12- Halihazırda, serbest bölgeden yurtdışına veya yurtdışından serbest bölgeye yapılan taşıma işleri 3065 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi gereğince katma değer vergisinden istisna olup, ülke içinden serbest bölgeye yapılan veya serbest bölgeden ülke içine yapılan taşımacılık hizmetleri söz konusu istisna kapsamına girmemektedir. Bu çerçevede, ülkemizden serbest bölgelere yapılan veya serbest bölgeden yurtiçine yapılan yük taşıma işlerinin katma değer vergisinden kısmi olarak istisna tutulmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu çerçevede, ihracata yönelik taşıma işlerinde katma değer vergisi istisnasına sahip olan yurtiçindeki ihracatçılara göre dezavantajlı durumda bulunan serbest bölge kullanıcılarının dezavantajının azaltılması hedeflenmektedir. MADDE 13- Madde ile, Türkiye İhracatçılar Meclisi ile ihracatçı birliklerinin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olma statüleri ve 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile uyumun sağlanması amaçlanmıştır. MADDE 14- Madde ile, birlik genel kurulunun görevlerine üyelerin 5910 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önceki birliğe olan aidat borçları ve tahsili imkânsızlaşan/tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla olduğu alacakların takibinden vazgeçme/ölen, ticareti terk eden ve birliğe olan aidat borçlarını, yangın, sel, deprem ve benzeri tabiî afetler gibi, iradesi dışında meydana gelen mücbir sebeplerden dolayı ödeme güçlüğü içinde olan üyelerin aidat borçlarının ve gecikme zamlarının affı ve/veya yeniden yapılandırılmaları karara bağlama ve gerekli gördüğünde bu yetkisini yönetim kuruluna devretme hususları ilave edilmiştir. Genel kurulun görevleri arasında denetim kurulunun ibrasına karar verilmesi eklenmiştir. MADDE 15- 5910 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile sektör kurullarının oluşumunda ilave temsilcilerin belirlenmesinde aranan performans kriterinin yönetmelikle belirlenmesi hususu ile görev alanında birden fazla sektör bulunan birliklerin, en çok ihracat yaptıkları iki sektörün sektör kurulunda temsil edilmesine imkân sağlanmıştır. MADDE 16- 5910 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile sektörler konseyi seçimi neticesinde, aynı genel sekreterliğin hizmet verdiği birliklerin hiçbirinin sektörler konseyinde temsilcisinin yer almadığı hallerde, bu birliklerin koordinatör başkanının, genel sekreterlik tek birliğe hizmet veriyorsa yönetim kurulu başkanının, sektörler konseyinin doğal üyesi sayılması amaçlanmıştır. MADDE 17- Madde ile Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Birlik Genel Kurullarının görevleri arasına denetim kurullarının ibrasına ilişkin hüküm eklenmiştir. MADDE 18- 5910 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile bölgesel bazda hizmet veren Birliklerin personel giderlerinin, gelirlerinin yüzde ellisini geçmemesi amaçlanmıştır. ‒ 10 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) MADDE 19- 5910 sayılı Kanuna eklenen 21/A maddesi ile Birlik ve TİM organlarının üyeleri ile personelinin, görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketleri ile bu kuruluşların paralarıyla para hükmündeki evrak, senet ve sair varlıkları ile muhasebe ve muamelata ilişkin her çeşit defter ve evrak ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılmaları; 21/B maddesi ile de seçimle işbaşına gelen Birlik ve TİM organlarının hangi durumlarda görevlerine son verileceği ve faaliyetten men edilebilecekleri hususları düzenlenerek bu konularda gerekli hukuki güvencenin sağlanması amaçlanmıştır. MADDE 20- Madde ile 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyle mülga olan Dış Ticaret Müsteşarlığına ve mülga Gümrük Müsteşarlığına yapılan atıflar yeni mevzuata uygun hale getirilmektedir. MADDE 21- Yurtdışı teşkilatına sürekli görevle atanabilmek için bu atamanın yapıldığı tarihte merkez teşkilatı birimlerinde fiilen en az üç yıldan beri görev yapmış olma şartının bulunması nedeniyle personelin etkin bir şekilde değerlendirilebilmesini engellemektedir. Ayrıca, hali hazırda yurtdışı sürekli göreve atanmaya ehil bir kısım personelin aylıksız izin kullanmak suretiyle bu süreleri kesmeleri ve yurtdışı atamadan muaf tutulmaları da söz konusu olabilmektedir. Ancak, yurtdışı teşkilatında da görev yapmak üzere Ekonomi Bakanlığına Dış Ticaret Uzman Yardımcısı olarak alınan personelin bu görevden kendi inisiyatiflerini kullanarak muaf tutulmaları yurtdışı teşkilatı kadrolarına yapılacak atamalarda güçlüklere yol açmaktadır. Bu nedenle merkez teşkilatında fiilen üç yıl görev yapma şartının kaldırılmıştır. Öte yandan, Ekonomi Bakanlığının yurtdışı teşkilatına atanan bir personelin görev yaptığı ülkede zaman içerisinde edindiği tecrübe etrafında oluşan bilgi ve beceriden en yüksek verimi alabilmeyi teminen, görev süresinin göstermiş olduğu performansa göre belirlenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. MADDE 22- 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, ihracata yönelik Devlet yardımları kapsamında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan verilen krediler ile destek ödemelerinden, yapılan fazla ve/veya yersiz ödemelerin destekten yararlanan kişilerden 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. MADDE 23- Yürürlük maddesidir. MADDE 24- Yürütme maddesidir. ‒ 11 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, 5/12/2016 Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Esas No: 1/666 Karar No: 9 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulunca 22/04/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan “Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”, TBMM İçtüzüğünün 77’nci maddesi uyarınca sonuçlandırılamadan Yasama Döneminin sona ermesi nedeniyle hükümsüz sayılmıştır. Bakanlar Kurulunca aynı madde uyarınca 23/02/2016 tarihinde yenilenmesi uygun görülen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca 01/03/2016 tarihinde tali komisyon olarak Adalet Komisyonu, Çevre Komisyonu ve Plan ve Bütçe Komisyonuna, esas komisyon olarak da Komisyonumuza havale edilen 1/666 esas numaralı “Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”, Komisyonumuzun 23/11/2016 ve 24/11/2016 tarihlerinde yaptığı 11’inci ve 12’nci Birleşimlerinde; Ekonomi Bakanı Sayın Nihat ZEYBEKÇİ ile Ekonomi Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, TOBB, TİM, TÜSİAD, YASED, TTGV temsilcilerinin katılımlarıyla incelenip görüşülmüştür. Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde, Tasarının serbest bölgelerin mevcut işleyiş problemlerinin bertaraf edilmesi, ülkemizin lojistik potansiyeline katkı sağlayacak biçimde serbest bölgelerde verilebilecek lojistik ve benzeri hizmet sunumunun kolaylaştırılması, ülke ekonomisinin ihtiyaçları ve cari açığın azaltılması bakımından önem arz eden uluslararası yatırımları çekmede serbest bölgelerin bir politika aracı haline getirilmesi amaçları doğrultusunda hazırlandığı görülmektedir. 1/666 esas numaralı Kanun Tasarısı ile; Ø Serbest bölge kuruluş ve faaliyetleri esnasında ortaya çıkan kamulaştırma ihtiyaçlarının karşılanmasında, acele kamulaştırma usulünün kullanılabilmesi, kamulaştırma bedelinin ve buna ilişkin masrafların işletici şirketlerce karşılanabilmesi, çevresel etki değerlendirmesi sürecinin serbest bölgelerin kuruluş amaçlarına uygun bir işleyiş kazandırılarak hızlandırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmaktadır. Ø Serbest bölgelerin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun uygulamasına yönelik olarak fiziki bir yer biçiminde tanımlanması, serbest bölgelerin yatırım teşvik kararlarından mükerrerliğe yol açmadan yararlanabilmesi sağlanmaktadır. Ø Özel hesap ücretlerinin, bölge faaliyetlerinin yönlendirilmesinde ve kontrolünde bir politika aracı olarak kullanılması öngörülmektedir. Ø Bölgelerde yürütülen faaliyetlerin bir parçası olarak ortaya çıkan atık ve hurdaların uzaklaş- tırılmasına yönelik ihtiyaçlar, bakım-onarım ihtiyaçları ile bölgenin niteliğine göre ortaya çıkması muhtemel özellikli durumlarda, usul ve esasların basitleştirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmektedir. ‒ 12 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) Ø Serbest bölgelerde işletme sözleşmelerinde süre uzatımı ve işletici şirketin yeniden belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmektedir. Ø Yurt dışında serbest bölge, dış ticaret merkezi, özel bölge ve lojistik merkez kurulmasının usul ve esasların belirlenmesi, ayrıca bu bölge ve merkezlere yapılacak Türk yatırımlarına yönelik devlet yardımı verilebilmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Ø Bölgelerde faaliyette bulunan işletmelerin, %85 ihracat şartıyla yararlandığı personele ödenen ücretlere ilişkin gelir vergisi istisnasına yönelik olarak Bakanlar Kurulunun, %50’ye kadar indirmeye ilişkin genel nitelikteki mevcut yetkisinin, stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlar özelinde bölge, sektör, faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırabilmesine ve kademelendirebilmesine yönelik hükümlere yer verilmekte ve ayrıca, hizmetin tamamı yurtdışına verilmek ve hizmete konu malın Türkiye’ye geri gelmemesi şartlarıyla, lojistik ve benzeri hizmetlere gelir veya kurumlar vergisinden istisna sağlanmaktadır. Ø Sınır bölgelerinde geçici serbest bölge uygulaması yapılarak kaçakçılığın önlenmesi, bu amaçla ülkemizin komşu ülkelere kara sınırının bulunduğu alanlarda yeri, zamanı ve süresi Bakanlar Kurulunca belirlenmek üzere geçici serbest bölgeler kurulabilmesi öngörülmektedir. Ø Serbest bölgelerin yatırım yeri niteliğinin kuvvetlendirilmesi amacıyla, arazisi özel mülkiyette bulunan serbest bölgelerde, serbest bölge işletici ve kullanıcılarına yönelik emlak vergisi uygulamalarının diğer planlı yatırım alanları ile eşit hale getirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmaktadır. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, serbest bölgelerin ülke ekonomisinde daha entegre bir politika aracı haline gelerek ekonomiye katkısının artacağı öngörülmektedir. Ayrıca, 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda bazı değişiklikler yapılmaktadır. Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde; Komisyon Başkanı Sayın Ziya ALTUNYALDIZ tarafından; Ø Bugün ülkemizde bulunan 18 Serbest Bölgede yüzde 25’i yabancı, yüzde 75’i yerli firmalardan oluşan yaklaşık 2.100 firmanın faaliyet gösterdiği, yıllık 20 milyar dolardan fazla ticaret hacmi olan bu bölgelerde 65 bin kişinin istihdam edildiği, Ø Serbest bölgelerin serbest ticarete sağladıkları destek hizmetleri, yeni teknolojileri uygulama kapasiteleri ve istihdam imkânlarıyla, gerek küresel ölçekte gerek ülkemizde önemli kalkınma ve dış ticaret politikası araçları arasında olduğu, Ø Ülkemizde ilk örneklerini 1980’li yıllarda gördüğümüz serbest bölgelerin ekonominin liberalizasyon sürecinde önemli fonksiyonlar üstlendiği, Ø İhracatın artırılması, üretimin teşvik edilmesi, yabancı yatırımcının ülkemize çekilmesi, knowhow transferi, teknoloji girişinin hızlandırılması anlamında serbest bölgelerin öneminin oldukça büyük olduğu, bu kapsamda serbest bölgede faaliyet gösteren imalatçılara ve firmalara gelir ve kurumlar vergisi istisnası, gelir vergisi stopajı desteği, damga vergisi, resim ve harç istisnası ile gümrük ve katma değer vergisi istisnasının tanındığı, Ø Serbest bölgelerde başvuru ve faaliyet süresince her türlü bürokrasinin en aza indirilmiş olması ve bu bölgelerin özel sektör şirketlerince dinamik bir şekilde işletilmesinin de ticaret kolaylığı sağlayan bir başka unsur olduğu, ifade edilmiştir. ‒ 13 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) Hükümet tarafından yapılan açıklamalarda; Ø 1980 yılında 24 Ocak kararlarıyla uygulanmaya başlanan ekonomide dışa açılma, liberalleşme, uluslararası sermaye yatırımları için teşvik edici politikalar doğrultusunda daha güvenli ve istikrarlı iş ortamının tesisinin, daha az bürokrasinin hedeflendiği bir anlayışla serbest bölgelerin kurulduğu, Ø Gelişimi içinde Avrupa Birliği sürecinin de etkisiyle serbest bölgelerin biraz ihmal edildiği, Dünya’da ise serbest bölgeler uygulamalarının çok çeşitli boyutlar kazandığı, Ø Tasarı ile serbest bölge işleyiş sorunlarının giderilmesinin, serbest bölgelerin yatırım yeri olma statüsünün kuvvetlendirilmesinin, stratejik, öncelikli veya büyük ölçekli yatırımların serbest bölgelere çekilebilmesinin, serbest bölgelerin ülkemizin lojistik potansiyeline katkısının artırılmasının hedeflendiği, Ø 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununda değişiklikler yapılarak serbest bölge ilan edilen yerlerde yapılacak kamulaştırmalarda acele kamulaştırma usulünün kullanılabilmesi, kamulaştırma bedeli ve bu esnada ortaya çıkan masrafların serbest bölgeyi kurup işletmeye talip olan işletici şirket tarafından karşılanması, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda yer alan bina ve tesislerden kiralama yoluyla yararlanılabilmesine yönelik mevcut uygulamanın kanuna eklenmesi, serbest bölge teşviklerinden yararlanmayan kullanıcılar ile işletici şirketin 3218 sayılı Kanun kapsamında yararlanılmayan vergi ve vergi dışı teşviklerden yararlanmalarının sağlanması, bölge içi satışlarda özel hesap ücreti tahsilatı esaslarının netleştirilmesi, bölge içi özel hesap ücreti oranlarının stratejik büyük ölçekli veya öncelikli yatırım olarak belirlenen yatırımlarda bölge sektör faaliyet alanı veya yatırım türü itibarıyla farklılaştırılabilmesine yönelik Bakanlar Kuruluna yetki tanınması gibi önemli düzenlemelerin öngörüldüğü, Ø Ayrıca, mevcut işleticilerde sözleşme süresinin uzatılması ve yeni işletici belirlenmesi konularında usul ve esasların belirlenmesi, yurt dışında serbest bölgeler kurulabilmesine imkân sağlanması ve buralarda yatırım yapacak Türk şirketlerine verilecek devlet yardımlarının belirlenmesinde Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi, lojistik ve benzeri hizmetlere Gelir ve Kurumlar Vergisi istisnası sağlanması, Bakanlar Kurulunun serbest bölgelerde tüm imalatçıların stopaj istisnası için sağlaması gereken yüzde 85 ihracat şartının yüzde 50’ye kadar indirme yetkisini stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlarda bölge sektör ve faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırabilmesi ve kademelendirerek kullanabilmesine yönelik düzenlemeler yapıldığı, ifade edilmiştir. Komisyon üyeleri tarafından; Ø Son dönemde Hükümetler tarafından gerekli ilgi ve önemin verilmemesi nedeniyle serbest bölgelerin ihracat ve yatırımlara beklenen katkıyı sağlayamadığı, serbest bölgelerde ticaret hacminin son 5 yıldır artış göstermediği, 2011 yılında 22,6 milyar dolarlık ticaret hacminin 2015 yılı sonunda 20,2 milyar dolara gerilediği, Ø Serbest bölge ticaret hacminin yalnızca yüzde 35’inin serbest bölgelerden yurtdışına yapılan ticaretten oluştuğu. Ø Serbest bölge, özel bölge, dış ticaret merkezi ve lojistik merkezlerinin kurulacağı ülkelerin seçiminde detaylı incelemelerin yapılması ve objektif kararların alınmasının önem taşıdığı, bu bölgelerin Türkiye’de yerleşik bir şirket tarafından kurulmasında da ihracat rakamları gibi objektif kriterler üzerinden yapılacak değerlendirme ile tarafsızlığın sağlanmasının mümkün olabileceği, ‒ 14 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) Ø TİM’e ilişkin idare hukuku, kamu yönetimi örgütlenme modeli ve ticaret hukuku mevzuatımız bakımından kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarında rastlanmayan bir modelin getirilmeye çalışıldığı, ihracatçılar bakımından bir çift başlılığa yol açılacağı, ihracat yapan sanayici veya tacirin zaten illerinde Ticaret ve Sanayi Odalarına kayıtlı, aidatı ödeyen ve TOBB bünyesinde faaliyet gösteren gerçek ya da tüzel kişiler olduğu, Ø TİM statüsünün değiştirilmesi ve kuruluş kanununda değişiklik öngören düzenlemelerin tasarıdan çıkartılması gerektiği, ifade edilmiştir. Komisyon Başkanı Sayın ALTUNYALDIZ tarafından, markalaşma konusunun Türkiye’nin üretim potansiyelinin kalıcı olması ve ülke stratejisi bakımından son derece önemli olduğu, TURQUALITY Markalaşma Programının Türkiye’de özgün bir program olarak, dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar on yılı aşkın süredir istikrarlı bir şekilde, bir kamu programı olarak uygulandığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve devamında Ekonomi Bakanlığının bu alanda önemli başarılara imza attığı belirtilmiştir. Ayrıca, Sayın ALTUNYALDIZ ülkemizde politika önceliği olarak markalaşma alanında yapılan çalışmalar hakkında Ekonomi Bakanlığından Komisyonun bilgilendirilmesini talep etmiş ve bu çalışmanın yapılması hususu benimsenmiştir. Tasarının tümü üzerinde yapılan görüşmelerin tamamlanmasını müteakip maddeleri üzerinde görüşmelere geçilmesi kabul edilmiştir. Tasarı aşağıdaki şekilde kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 1’inci madde; TSK’ya ait arazilerde Milli Savunma Bakanlığından görüş alınması halinde Genelkurmay Başkanlığı’nın ayrıca görüşüne ihtiyaç duyulmaması nedeniyle değişiklik yapılması ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan mevzuat düzenlemeleri kapsamında çevresel etki değerlendirme süreçlerinin etkinliği ve sürati arttırılarak e-ÇED uygulamasına geçildiğinden, güncelliğini yitiren ÇED sürecinin üç ay içinde tamamlanmasına yönelik hükmün metinden çıkarılması ve metnin redaksiyona tabi tutulması suretiyle kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 2’nci maddesi, kazançları gelir veya kurumlar vergisinden istisna tutulan kullanıcıların yanı sıra serbest bölge işleticilerinin de Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılmasını temin edecek şekilde değiştirilmesi suretiyle kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 3’üncü maddesi, değiştirilmek suretiyle kabul edilmiştir. Değişiklik gerekçesi Tasarının TBMM’ye sunulmasından sonra yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 80’inci maddesinde yer alan destekleme kapsamının serbest bölgeler için uygulama imkânının sağlanmasıdır. Bu kapsamda Bakanlar Kurulu kararı ile kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedefler doğrultusunda ülkemizin mevcut veya gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlarını karşılama, arz güvenliğini sağlama, dışa bağımlılığını azaltma, teknolojik dönüşümü sağlama, yenilikçi, Ar-Ge yoğun ve katma değeri yüksek olma niteliklerine ayrı ayrı ya da birlikte sahip olan proje bazında yatırımların Ekonomi Bakanlığı tarafından desteklenmesine karar verilebileceği hükmüne uygun olarak söz konusu değişiklik yapılmıştır. Ø Çerçeve 4’üncü maddesi, aynen kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 5’inci maddesi, 3218 sayılı Kanuna eklenen 12/A maddesinin ikinci fıkrasının daha az detay içerecek biçimde değiştirilmesi ve yetkilendirmeye ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının istihsalinin gecikmesi gibi durumlarda, serbest bölgelerdeki iş ve işlemlerin devamlılığı açısından, geçici süre ‒ 15 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) ile işletici belirleme yetkisinin düzenlenmesi ve 3218 sayılı Kanunun 12’nci maddesi ile yakın ve doğrudan bir ilişkisi olmaması nedeniyle kanun yapım tekniği doğrultusunda 3218 sayılı Kanunun ek 1’inci maddesi olarak düzenlenmesi suretiyle kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 6 ve 7’nci maddeleri, aynen kabul edilmiştir. Bununla birlikte, çerçeve 6’ncı madde ile 3218 sayılı Kanuna eklenen ek 1’inci madde, çerçeve 5’inci maddede yapılan değişiklik doğrultusunda ek 2’nci madde olarak redaksiyona tabi tutulmuştur. Ø Çerçeve 8’inci maddesi, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu çerçevesinde Bakanlar Kurulu Kararı ile serbest bölge kurulması ve kapatılması mümkün olduğundan, geçici serbest bölge ihdasına yönelik ilave bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması nedeniyle metinden çıkarılmıştır. Ø Çerçeve 9 ve 10’uncu maddeleri, çerçeve 8 ve 9’uncu maddeleri olarak aynen kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 11’inci maddesi, 16/11/2016 tarihli ve 6761 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4’üncü maddesi ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 15’inci maddesine ilişkin düzenleme kanunlaştığından ilgili kısmın metinden çıkarılması suretiyle 10’uncu madde olarak kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 12’nci maddesi, 16/11/2016 tarihli ve 6761 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5’inci maddesi ile kanunlaştığından metinden çıkarılmıştır. Ø Çerçeve 13, 14, 15, 16, 17’nci maddeleri, mevcut uygulamanın devamı amaçlandığından metinden çıkarılmıştır. Ø İhracatçı birlikleri nezdinde ayrı ayrı tanıtım grupları oluşturulması yerine, tanıtım faaliyetlerinin etkin ve güçlü bir şekilde yapılabilmesi, Türk malı ve Türkiye imajının güçlendirilmesi amacıyla, tanıtım faaliyetlerinin yeknesak şekilde gerçekleştirilmesini teminen TİM nezdinde Türkiye Tanıtım Grubunun oluşturulması, gelirlerinin belirlenmesi ve anılan Grubun oluşumu, görev ve faaliyetleri ile çalışma usul ve esaslarının ise yönetmelikle belirlenmesi amacıyla yeni bir madde Tasarı metnine çerçeve 11’inci madde olarak eklenmiş ve müteakip maddeler teselsül ettirilmiştir. Ø Çerçeve 18, 19 ve 20’nci maddeleri, mevcut uygulamanın devamı amaçlandığından metinden çıkarılmıştır. Ø Türkiye Tanıtım Grubunun oluşturulmasına ilişkin geçiş düzenlemesinin yapılması amacıyla yeni bir madde Tasarı metnine çerçeve 12’nci madde olarak eklenmiş ve müteakip maddeler teselsül ettirilmiştir. Ø Çerçeve 21’inci maddesi, yurt dışı sürekli göreve atanabilmeye yönelik süre şartlarının tamamen kaldırılmasına yönelik düzenlemelerin doğuracağı sakıncalar gözetilerek, merkez teşkilatında zorunlu hizmet süresi ve yurt dışı sürekli görev süresinin Bakanlık ihtiyaçları ve mevcut personelin yurt dışı sürekli görevlerde daha etkin kullanılması amacına uygun olarak değiştirilmesi suretiyle 13’üncü madde olarak kabul edilmiştir. Ø Çerçeve 22’nci maddesi, mevcut uygulamanın devamı amaçlandığından metinden çıkarılmıştır. Ø Yürürlük ve yürütmeye ilişkin 23 ve 24’üncü maddeleri, 14 ve 15’inci maddeler olarak aynen kabul edilmiştir. Tasarının maddeleri üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasını müteakip Tasarının tümü oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Ayrıca, metnin tamamı kanun dili ve tekniği bakımından gözden geçirilmiş, madde numaraları çıkarılan ve eklenen maddeler doğrultusunda teselsül ettirilmiştir. ‒ 16 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) İçtüzük’ün 45’inci maddesi uyarınca Tasarının Genel Kuruldaki görüşmelerinde Komisyonun temsil edilmesi amacıyla Denizli Milletvekili Şahin TİN, İstanbul Milletvekili Hasan SERT ve Mersin Milletvekili Hacı ÖZKAN özel sözcüler olarak seçilmiştir. Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METİN (Hükümetin Teklif Ettiği Metin)

SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş, ikinci fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkraya aşağıdaki cümleler ile maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Bakanlar Kurulu bu arazi ve tesislerin acele kamulaştırılmasını kararlaştırabilir. Ayrıca, arazi ve tesislerin kamulaştırılmasında; kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderlerin, kamulaştırma talebinde bulunan işletici tarafından karşılanması Bakanlar Kurulunca kararlaştırılabilir.” “Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile bunlar üzerinde bulunan bina ve tesisler kiralanabilir veya aynı süre ile kullanma izni verilebilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına tahsis edilen arazi ve binalar için Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığının ayrı ayrı görüşü alınır. Arazisi özel mülkiyete ait serbest bölgelerde kullanıcı niteliğini haiz olmayan mülk sahipleri, aidat ve benzeri bölge katılım bedelleri bakımından kullanıcılarla aynı mali yükümlülüklere tabidir.” “Serbest bölge ilan edilmiş olan yerlerde yatırım yapacak yerli veya yabancı gerçek veya tüzel kişiler, 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmekle mükelleftir. Ancak bu faaliyetler yer tetkiki kararından muaftır. Serbest bölgelerde Çevresel Etki Değerlendirmesine ilişkin mevzuat kapsamında yürütülecek inceleme ve değerlendirmeler ile nihai karar verme ve düzeltme süreci, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunulmasından itibaren en geç üç ay içinde tamamlanır.” Berat Albyrak bu tasarıya destek veriyor.

SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş, ikinci fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve aynı fıkraya aşağıdaki cümleler eklenmiştir. “Bakanlar Kurulu bu arazi ve tesislerin acele kamulaştırılmasını kararlaştırabilir. Arazi ve tesislerin kamulaştırılmasında kamulaştırma bedelleri ile kamulaştırma işlemlerinin gerektirdiği diğer giderlerin, kamulaştırma talebinde bulunan işletici tarafından karşılanması Bakanlar Kurulunca kararlaştırılabilir.” “Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile bunlar üzerinde bulunan bina ve tesisler kiralanabilir veya aynı süre ile kullanma izni verilebilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına tahsis edilen arazi ve binalar için Milli Savunma Bakanlığının görüşü alınır. Arazisi özel mülkiyete ait serbest bölgelerde kullanıcı niteliğini haiz olmayan mülk sahipleri, aidat ve benzeri bölge katılım bedelleri bakımından kullanıcılarla aynı mali yükümlülüklere tabidir.” ‒ 35 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) MADDE 2- 3218 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına “Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber;” ibaresinden sonra gelmek üzere “yer ve sınırları Bakanlar Kurulunca belirlenmiş,” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Bu Kanun kapsamında kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulan kullanıcılar, yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabilir. Bu Kanun kapsamında kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulmayan kullanıcılar ile işleticiler, yatırım ve işletme safhalarında bu Kanun kapsamında yararlanılmayan vergi ve vergi dışı teşviklerden ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yararlandırılır.” MADDE 3- 3218 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle ve aynı maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Ücrete tabi olarak yurtdışından getirilen mallar ile imalatçı kullanıcılar tarafından üretilen malların, bölge içinde satılması ve sonrasında Türkiye’ye çıkarılması hallerinde birinci fıkranın (b) bendi hükmü uyarınca ücret alınır. Bakanlar Kurulu stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlara yönelik olarak bu maddede yer alan oranları bölge, sektör, faaliyet alanı veya yatırım türü itibarıyla sıfıra kadar indirmeye, farklılaştırmaya veya kanuni seviyesine kadar arttırmaya yetkilidir.” MADDE 4- 3218 sayılı Kanunun 8 inci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut ikinci fıkrasında yer alan “Yeni Türk Lirasını” ibaresi “Türk Lirasını” şeklinde değiştirilmiştir. “Serbest bölgelerde faaliyette bulunan işletmelerde yatırım amaçlı olarak kullanılan MADDE 2- 3218 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına “Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber;” ibaresinden sonra gelmek üzere “yer ve sınırları Bakanlar Kurulunca belirlenmiş,” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Bu Kanun kapsamında kazançları gelir veya kurumlar vergisinden istisna tutulan kullanıcılar ve işleticiler, yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılır. Bu Kanun kapsamında kazançları gelir veya kurumlar vergisinden istisna tutulmayan kullanıcılar ile işleticiler, yatırım ve işletme safhalarında bu Kanun kapsamında yararlanılmayan vergi ve vergi dışı teşviklerden ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yararlandırılır.” MADDE 3- 3218 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle ve aynı maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Ücrete tabi olarak yurtdışından getirilen mallar ile imalatçı kullanıcılar tarafından üretilen malların, bölge içinde satılması ve sonrasında Türkiye’ye çıkarılması hallerinde birinci fıkranın (b) bendi hükmü uyarınca ücret alınır.” “Bakanlar Kurulu stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlar ile konusu, sektörü ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar verilen yatırımlara yönelik olarak bu maddede yer alan oranları bölge, sektör, faaliyet alanı veya yatırım türü itibarıyla sıfıra kadar indirmeye, farklılaştırmaya veya kanuni seviyesine kadar arttırmaya yetkilidir.” MADDE 4- 3218 sayılı Kanunun 8 inci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut ikinci fıkrasında yer alan “Yeni Türk Lirasını” ibaresi “Türk Lirasını” şeklinde değiştirilmiştir. “Serbest bölgelerde faaliyette bulunan işletmelerde yatırım amaçlı olarak kullanılan ‒ 36 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) makine ve ekipmanın bakım onarım ihtiyaçlarının Türkiye’nin diğer yerlerinde karşılanması, bölge faaliyetleri sonucu ortaya çıkan atık ve hurdaların Türkiye’ye çıkarılması, Türkiye’nin diğer yerlerinde yapılacak film çekim faaliyetlerinde kullanılacak araç-gereç ve ekipmanın bölgeden geçici çıkışı ve benzeri özellik arz eden durumlarda vergi mükellefiyetine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, iş ve işlemlerin basitleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Ekonomi Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca müştereken belirlenir.” MADDE 5- 3218 sayılı Kanuna 12 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 12/A maddesi eklenmiştir. “İşletme sözleşmelerinin yenilenmesi, değiştirilmesi ve süre uzatımı: MADDE 12/A- İşletme sözleşmesinin sona ermesinden önce, işletici tarafından işletme sözleşmesinde belirtilen taahhütlerin yerine getirilmiş olması ve Ekonomi Bakanlığının geleceğe yönelik yatırım taleplerinin kabul edilmesi halinde; 7 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki gelirlerin arttırılması veya Ekonomi Bakanlığının mali yükümlülüklerinin azaltılması bakımından mevcut sözleşmelerdeki hükümler yeniden düzenlenmek suretiyle, sözleşme süresi Ekonomi Bakanlığınca belirlenen süreler itibarıyla uzatılabilir. Birinci fıkrada yer alan şartların sağlanamaması nedeniyle işletme sözleşmesi sona erecek serbest bölgelerde, işletme izninin kırkdokuz yılı geçmemek üzere yeniden verilmesine ilişkin iş ve işlemler aşağıdaki esaslara göre yürütülür: a) Arazisi Hâzineye ait serbest bölgelerde; Ekonomi Bakanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda düzenlenen esaslar çerçevesinde iş ve işlemler yürütülür. Bu usule göre belirlenecek kamu kurum veya kuruluşları ile yerli veya yabancı gerçek veya tüzel kişilere, Ekonomi Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile işletme izni verilir. makine ve ekipmanın bakım onarım ihtiyaçlarının Türkiye’nin diğer yerlerinde karşılanması, bölge faaliyetleri sonucu ortaya çıkan atık ve hurdaların Türkiye’ye çıkarılması, Türkiye’nin diğer yerlerinde yapılacak film çekim faaliyetlerinde kullanılacak araç-gereç ve ekipmanın bölgeden geçici çıkışı ve benzeri özellik arz eden durumlarda vergi mükellefiyetine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, iş ve işlemlerin basitleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Ekonomi Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca müştereken belirlenir.” MADDE 5- 3218 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “İşletme sözleşmelerinin yenilenmesi, değiştirilmesi ve süre uzatımı: EK MADDE 1- İşletme sözleşmesinin sona ermesinden önce, işletici tarafından işletme sözleşmesinde belirtilen taahhütlerin yerine getirilmiş olması ve Ekonomi Bakanlığının geleceğe yönelik yatırım taleplerinin kabul edilmesi halinde; 7 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki gelirlerin arttırılması veya Ekonomi Bakanlığının mali yükümlülüklerinin azaltılması bakımından mevcut sözleşmelerdeki hükümler yeniden düzenlenmek suretiyle, sözleşme süresi Ekonomi Bakanlığınca belirlenen süreler itibarıyla uzatılabilir. Birinci fıkrada yer alan şartların sağlanamaması veya sair nedenlerle işletme sözleşmesi sona erecek serbest bölgelerde, işletme izninin 49 yılı geçmemek üzere yeniden verilmesine ilişkin iş ve işlemlerde Ekonomi Bakanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda düzenlenen usul ve esaslar kıyas yoluyla uygulanır. Bu usule göre belirlenecek kamu kurum veya kuruluşları ile yerli veya yabancı gerçek veya tüzel kişilere, Ekonomi Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile işletme izni verilebilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. ‒ 37 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) b) Serbest bölge içinde işletme sözleşmesi sona eren işleticinin mülkiyetinde arazi, bina veya tesis bulunması halinde; Ekonomi Bakanlığınca işletme sözleşmesi sona eren işleticinin mülkiyetindeki arazi, bina ve tesislerin satışı ile yeni işleticinin belirlenmesine yönelik olarak 4046 sayılı Kanunda düzenlenen esaslar çerçevesinde iş ve işlemler yürütülür. Bu usule göre belirlenecek kamu kurum veya kuruluşları ile yerli veya yabancı gerçek veya tüzel kişilere, Ekonomi Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile işletme izni verilir. İşletme sözleşmesi sona eren işleticinin mülkiyetindeki arazi, bina ve tesislerin satış bedeli, işletme izninin verilmesini müteakip bir ay içinde işletme sözleşmesi sona eren işleticiye ödenir.” MADDE 6- 3218 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Yurtdışında bölgeler kurulması: EK MADDE 1- 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesinde yer alan serbest bölgeler, özel bölgeler, dış ticaret merkezleri ve lojistik merkezlerin yurtdışında kurulacağı ülkeleri belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu bölgelerin, Türkiye’de yerleşik bir şirket eliyle kurulmasına ve işletilmesine Bakanlar Kurulunca izin verilir. Birinci fıkrada belirtilen bölgelerin kurulmasına, işletilmesine ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yurtdışında kurulan bölgelere Türkiye’de yerleşik şirketlerce yapılacak yatırımlara yönelik devlet yardımlarını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” MADDE 7- 3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin ilk cümlesine “elde ettikleri kazançları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test İkinci fıkra kapsamında yürütülen çalışmalar tamamlanıncaya kadar geçecek sürede iş ve işlemler Bakanlık tarafından yürütülür.” MADDE 6- 3218 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Yurtdışında bölgeler kurulması: EK MADDE 2- 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesinde yer alan serbest bölgeler, özel bölgeler, dış ticaret merkezleri ve lojistik merkezlerin yurtdışında kurulacağı ülkeleri belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu bölgelerin, Türkiye’de yerleşik bir şirket eliyle kurulmasına ve işletilmesine Bakanlar Kurulunca izin verilir. Birinci fıkrada belirtilen bölgelerin kurulmasına, işletilmesine ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yurtdışında kurulan bölgelere Türkiye’de yerleşik şirketlerce yapılacak yatırımlara yönelik devlet yardımlarını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” MADDE 7- 3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin ilk cümlesine “elde ettikleri kazançları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test ‒ 38 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları” ibaresi ve (b) bendine ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bakanlar Kurulu bu yetkiyi, stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlara yönelik olarak, bölge, sektör ya da faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırarak veya kademelendirerek kullanabilir.” MADDE 8- 3218 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “Geçici serbest bölgelerin kurulması: GEÇİCİ MADDE 7- Yeri, zamanı ve süresi Bakanlar Kurulu kararı ile tayin edilmek üzere, sınır bölgelerinde geçici serbest bölgeler kurulabilir. Kurulan geçici serbest bölgelerde hangi kişilerin ve hangi malların serbest dolaşıma tabi tutulacağı Bakanlar Kurulu kararı ile tespit edilir.” MADDE 9- 3218 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Dış Ticaret Müsteşarlığından” ibaresi “Ekonomi Bakanlığından”, 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Dış Ticaret Müsteşarlığı” ibaresi “Ekonomi Bakanlığı” ve aynı maddenin son fıkrası ile geçici 5 inci maddesinde yer alan “Dış Ticaret Müsteşarlığınca” ibaresi “Ekonomi Bakanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 10- 3218 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 11- 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine “Organize sanayi bölgeleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, serbest bölgeler” ibaresi eklenmiş ve 15 inci etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurtdışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları” ibaresi ve (b) bendine ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bakanlar Kurulu bu yetkiyi, stratejik, büyük ölçekli veya öncelikli yatırımlara yönelik olarak, bölge, sektör ya da faaliyet alanı itibarıyla farklılaştırarak veya kademelendirerek kullanabilir.” MADDE 8- 3218 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Dış Ticaret Müsteşarlığından” ibaresi “Ekonomi Bakanlığından”, 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Dış Ticaret Müsteşarlığı” ibaresi “Ekonomi Bakanlığı” ve aynı maddenin son fıkrası ile geçici 5 inci maddesinde yer alan “Dış Ticaret Müsteşarlığınca” ibaresi “Ekonomi Bakanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 9- 3218 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 10- 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin (f) fıkrasına “Organize sanayi bölgeleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, serbest bölgeler” ibaresi eklenmiştir. ‒ 39 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “(Sanayici lehine tapudaki tescilin yapılacağı tarihe kadar)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile Bakanlar Kurulunca serbest bölge ilan edilen arazi (Kullanıcı lehine tapuda tescilin yapılacağı tarihe kadar)” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 12- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (ı) bendine “verilen hizmetler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan yük taşıma işleri” ibaresi eklenmiştir. MADDE 13- 18/6/2009 tarihli ve 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bakanlık: Ekonomi Bakanlığını, b) Birlik: İhracatçıları örgütlendirmek suretiyle ihracatı artırmak ve dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesini sağlamak üzere, özel bütçeye sahip ve tüzel kişiliği haiz olarak kurulan kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan ihracatçı birliğini, c) TİM: Birliklerin koordinasyonunu sağlamak, ihracatçıların sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalarda bulunmak, dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesine yardımcı olacak çalışmalar yapmak ve ihracatçıları en üst düzeyde temsil etmek üzere, ihracatçı birliklerinin üst kuruluşu olan, özel bütçeye sahip ve tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisini, ifade eder.” MADDE 14- 5910 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkraya (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiş ve mevcut (f) bendi (g) bendi olarak teselsül ettirilmiştir. ‒ 40 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) “d) Yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibrasına karar vermek.” “f) Üyelerin 3/7/2009 tarihinden önce Birliğe olan aidat borçları ile tahsili imkânsızlaşan veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla olduğu alacakların takibinden vazgeçme veya ölen, ticareti terk eden ve Birliğe olan aidat borçlarını, yangın, sel, deprem ve benzeri tabiî afetler gibi, iradesi dışında meydana gelen mücbir sebeplerden dolayı ödeme güçlüğü içinde olan üyelerin aidat borçlarının ve gecikme zamlarının affı ve/veya yeniden yapılandırılmalarını karara bağlamak ve gerekli gördüğünde bu yetkisini yönetim kuruluna devretmek.” MADDE 15- 5910 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 9- (1) Sektörel politikaların belirlenmesi ve geliştirilmesi, ihracat, üretim, ambalaj ve kalite standartlarının uluslararası normlara göre tespiti ile birlikler arasında uyum ve koordinasyonun sağlanması amacıyla çalışmalar yapmak üzere, aynı sektördeki birlik yönetim kurullarınca yönetmelikle belirlenen ihracat performans kriterlerine göre kendi üyeleri arasından belirlenen temsilcilerden ilgili sektör kurulu oluşur. (2) İştigal alanında birden fazla sektör bulunan birlikler, en çok ihracat yaptıkları iki sektörün sektör kurulunda temsil edilir. Sektör kurulu, ilk toplantısında kendi üyeleri arasından başkanı ve aynı birlik yönetim kurulundan olmamak kaydıyla iki başkan yardımcısını seçer. Ancak tek birlik bulunan sektörlerde birlik yönetim kurulu aynı zamanda sektör kuruludur.” MADDE 16- 5910 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Seçim neticesinde, aynı genel sekreterliğin hizmet verdiği birliklerin hiçbirinin sektörler konseyinde temsilcisinin yer almadığı hallerde, bu birliklerin koordinatör başkanı, genel sekreterlik tek birliğe hizmet veriyorsa yönetim kurulu başkanı, sektörler konseyinin doğal üyesi sayılır.” ‒ 41 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) MADDE 17- 5910 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ç) Yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibrasına karar vermek.” MADDE 18- 5910 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Ancak, bölgesel bazda hizmet veren birlikler için bu oran yüzde elli olarak uygulanır.” MADDE 19- 5910 sayılı Kanunun 21 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 21/A ve 21/B maddeleri eklenmiştir. “Cezai takibat MADDE 21/A- (1) Birlik ve TİM organlarının üyeleri ile personeli, görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden, bu kuruluşların paralarıyla para hükmündeki evrak, senet ve sair varlıkları ile muhasebe ve muamelata ilişkin her çeşit defter ve evrak ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılırlar. Organların görevlerine son verilmesi ve faaliyetten men edilmesi MADDE 21/B- (1) Kuruluş amaçları veya bu Kanunda belirtilen asli görevlerini Bakanlığın MADDE 11- 18/6/2009 tarihli ve 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve maddenin beşinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiştir. “İhracatın geliştirilmesi ve Türk malı algısının dünya pazarlarında güçlendirilmesini teminen TİM nezdinde oluşturulan Türkiye Tanıtım Grubunun gelirleri, ihracat işlemleri üzerinden FOB bedelin onbinde üçüne kadar Bakanlıkça belirlenen oranda kesilen katkı paylarından oluşur. Türkiye Tanıtım Grubunun oluşumu, görev ve faaliyetleri ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.” ‒ 42 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) yazılı uyarısına rağmen yerine getirmeyen birlik veya TİM organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçtirilmesine, Bakanlığın veya bunların bulundukları ildeki Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince karar verilir. Yargılama, basit yargılama usulüne göre yapılır ve en geç iki ay içerisinde sonuçlandırılır. (2) Görevlerine son verilen organların yerine, bu Kanundaki usul ve esaslara göre, en geç iki ay içerisinde yenileri seçilir. Yeni seçilenler, eskilerin görev süresini tamamlar. (3) Bu organların, görevlerine son verilmesine neden olan ve mahkeme kararında belirtilen tasarrufları hükümsüzdür. (4) Yeni organ seçimleri yapılıncaya kadar rutin iş ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, Birlikler için TİM’in görüşü ve Bakanlık onayıyla, TİM için Bakanlıkça belirlenir. (5) Millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde, gecikmede sakınca varsa, birliklerde vali, TİM’de Bakanlar Kurulu, organların faaliyetten geçici olarak men edilmesine karar verebilir ve bu durum Bakanlığa bildirilir. Faaliyetten men kararı, yirmidört saat içerisinde yetkili hâkimin onayına sunulur; hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar. Aksi takdirde, bu karar kendiliğinden ortadan kalkar. (6) Faaliyetten men kararı, organın görevlerine son verilmesi isteminin nihai olarak karara bağlanmasına kadar geçerlidir. (7) Bu maddede belirtilen veya kanunlarda öngörülen haller dışında, Birlik veya TİM organlarının görevlerine son verilemez, bu organlarda yer alanlar görevden alınamaz.” MADDE 20- 5910 sayılı Kanunun; a) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, Müsteşarlığın uygun görüşü ve Bakanlık onayı” ibaresi “ve Bakanlık onayı”, üçüncü fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinde yer alan “Müsteşarlık” ibareleri “Bakanlık”, ‒ 43 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) b) 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Gümrük Müsteşarlığı’nın” ibaresi “Gümrük ve Ticaret Bakanlığının” ve “Müsteşarlık” ibaresi “Bakanlık”, c) 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Müsteşarlığın” ibaresi “Bakanlığın” ve üçüncü fıkrasının (c) bendinde yer alan “Müsteşarlıkla” ibaresi “Bakanlıkla”, ç) 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (b), (ç) ve (ğ) bentlerinde yer alan “Müsteşarlığa” ibareleri “Bakanlığa” ve (d), (e), (g), (h) ve (ı) bentlerinde yer alan “Müsteşarlık” ibareleri “Bakanlık”, d) 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer alan “Müsteşarlık” ibareleri “Bakanlık”, e) 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Müsteşarlığın” ibaresi “Bakanlığın”, f) 18 inci maddesini ikinci fıkrasında yer alan “Müsteşarlığın” ibaresi “Bakanlığın” ve üçüncü fıkrasında yer alan “Müsteşarlık” ibaresi “Bakanlık”, g) 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Müsteşarlığa” ibaresi “Bakanlığa” ve “Müsteşarlık” ibaresi “Bakanlık”, ğ) 22 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Müsteşarlığın” ibaresi “Bakanlığın”, h) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Müsteşarlığın” ibaresi “Bakanlığın” ve dördüncü fıkrasında yer alan “Müsteşarlık” ibaresi “Bakanlık”, şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 12- 5910 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte İhracatçı Birlikleri nezdinde faaliyet göstermekte olan tanıtım gruplarının tasfiyesi ile gelirleri ve diğer hak ve kıymetlerinin Türkiye Tanıtım Grubuna devrine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.” ‒ 44 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) MADDE 21- 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 25 inci maddesinin beşinci ve dokuzuncu fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 22- 637 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan bu şekilde yapılan destek ödemelerine ilişkin olarak Türkiye İhracatçılar Meclisi, İhracatçı Birlikleri, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı ile Bakanlıkça görevlendirilen ilgili diğer kurum ve kuruluşlar Bakanlığa karşı malî açıdan sorumludur. Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan ihracata yönelik Devlet destekleri kapsamında verilen krediler ile yapılan fazla veya yersiz ödemeler amme alacağı sayılır ve Türkiye İhracatçılar Meclisi, İhracatçı Birlikleri, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı ile Bakanlıkça görevlendirilen ilgili diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir.” cümleleri “Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan ihracata yönelik Devlet destekleri kapsamında verilen MADDE 13- 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 25 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dokuzuncu fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve onuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(5) Yurtdışı teşkilatına sürekli görevle atanabilmek için bu atamanın yapıldığı tarihte merkez teşkilatı birimlerinde fiilen en az üç yıl görev yapmış olmak zorunludur. Hizmetin gerektirdiği hallerde, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür ve ek gösterge itibarıyla Genel Müdüre eşdeğer unvanlar için bu süre şartı aranmaz.” “Bakan, bu süreleri yarısına kadar uzatmaya yetkilidir.” “(10) Yurtdışında temsil, hizmet ya da görev gereklerini yerine getirmediği değerlendirilen veya dış görev için belirlenen performans ölçütlerini karşılayamayan veya haklarında ceza kovuşturması başlatılan memurlar, sekizinci fıkra uyarınca oluşturulan komisyonun teklifi üzerine Bakan onayı ile merkeze daimi görevle çağrılabilir. Bunlarla ilgili kararname Başbakanlığa gönderilir.” ‒ 45 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (S. Sayısı: 443) (Hükümetin Teklif Ettiği Metin) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) krediler ile yapılan fazla veya yersiz ödemelerin ödeme tarihinden itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oran ve usule göre hesaplanacak faiz ile birlikte bir ay içerisinde ödenmesi, destekten yararlanan kişiye Bakanlıkça yapılacak tebligatla istenir. Bu süre içerisinde ödenmeyen alacaklar, destekten yararlanan kişinin bağlı olduğu vergi dairesine Bakanlıkça yapılacak bildirim üzerine, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir.” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 23- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 24- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. MADDE 14- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 15- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

TBMM / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Enerji yatırımlarının geleceği

0

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), AB Bilgi Merkezi ve Dicle Üniversitesi işbirliğinde “AB-Türkiye Güneş Enerjisi Konferansı” düzenlendi.

Konferansın açılış oturumuna, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tahsin Kılıçoğlu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr.Hasan Maral, Ticaret Borsası (DTB) Başkan Vekili Şeyhmus Ayhan, DÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah Toprak, DTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Metin Aslan, Mesut Altın, yönetim kurulu üyeleri, akademisyenler, kamu kurum temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

Enerji yatırımlarında geleceğe yönelik öngörüler

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), AB Bilgi Merkezi ve Dicle Üniversitesi işbirliğinde “AB-Türkiye Güneş Enerjisi Konferansı” düzenlendi.

Konferansın açılış oturumuna, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tahsin Kılıçoğlu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr.Hasan Maral, Ticaret Borsası (DTB) Başkan Vekili Şeyhmus Ayhan, DÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah Toprak, DTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Metin Aslan, Mesut Altın, yönetim kurulu üyeleri, akademisyenler, kamu kurum temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdullah Toprak, petrol ve doğalgaz gibi kaynakların yok denecek kadar az olduğu ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarının özellikle güneş enerjisinin büyük önem arz ettiğini söyleyerek, bu kaynaktan daha fazla nasıl yararlanabileceğimiz konusunda araştırmalar yapılması gerektiğini vurguladı.

DTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sayar ise dünya nüfusunun hızla arttığını, buna karşılık gıda ve enerji kaynaklarının sınırlı olduğunu hatırlatarak, önümüzdeki yıllarda bu iki konunun bizlere sorun yaratabileceğini, dolayısıyla sınırlı enerji kaynaklarına sahip Türkiye gibi ülkelerin mevcudu en iyi kullanmak ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak zorunda olduğunu belirtti.

Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül konferansın ev sahibi olarak gerçekleştirdiği konuşmasına, konferansın akademisyenler ve konunun uzmanlarınca yapılan kapsamlı tespit ve önerilerin bilim camiası ve kamuoyu ile paylaşma ortamı oluşturduğunu söyleyerek başladı. Ülkemiz ve dünya genelinde büyük enerji sorunlarının olduğunu, hâli hazırda kullanılan konvansiyonel enerji kaynaklarının hızla azaldığını ve bu enerji türünün çevreye de ciddi zarar verdiğini belirten Gül, güneş enerjisinin diğer türlere göre avantajlarını sıralayarak, bunun bol, tükenmeyen ve en temiz enerji kaynağı olduğunu belirtti ve özellikle ülkemiz örneğindeki gibi petrol ve doğal gaz konusunda dışa bağımlı ülkeler için güneş enerjisinin yaygın bir şekilde kullanımının büyük önem arz ettiğini ifade etti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yıllık 3000 saat civarındaki güneşlenme süresiyle bu kaynağın kullanımı için oldukça uygun bir yer olduğu bilgisini veren Rektör, Üniversite olarak, çalışmalarında şehir ve insan yaşamını ilgilendiren, insan sağlığı, doğal çevrenin korunması, enerjinin rasyonel kullanımı gibi kavramları referans aldıklarını, amaçlarının toplumsal gelişme ve çağdaş yaşamın gerektirdiği yeterli enerji tüketim değerlerini ve temiz bir ortamda yaşam kalitesini artırmak için çalışmak olduğunu vurguladı. Dicle Üniversitesi, enerjinin verimli kullanımı, çevrenin korunması bilincinin geliştirilmesi, bilginin paylaşılması ve enerjinin sağlıklı üretiminin önemine inanmakta ve bu doğrultuda çalışmalarını sürdürmektedir diyen Prof. Dr. Gül, konferansın hazırlanmasında emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür ederek, 21. yüzyılda önemi artan güneş enerjisi konusunun kapsamlı olarak ele alınacağı, teorik bilgilerle birlikte uygulamadaki avantaj ve dezavantajların da tartışılacağı konferansın hayırlı olması dilekleriyle sözlerini tamamladı.

“Enerji Politikalarında ve Yatırımlarında Geleceğe Yönelik Öngörüler” adlı bildirisinin sunumun yapan İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin, dünyada toplam elektrik üretiminin %65’ini kömür ve doğalgaz kaynaklı üretimin oluşturduğunu söyledi. Yenilenebilir enerjinin uygulamada iki temel problemi bulunduğunu bunlardan ilkinin kaynak bazında yaşanan süreksizlik, ikincisinin ise teknolojik anlamda karşımıza çıkan düşük verimlilik olduğunu belirten Şahin, özetle süreksizlik ve düşük verim teknolojileri bir anlamda yenilenebilir enerjilerin birlikte kullanımını zorunlu hale getirmektedir dedi.

Makine Mühendisi Murat Kaplaner, “Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Potansiyeli, Yatırımları ve İlgili Mevzuat” adlı bildirisinde Türkiye’nin, OECD ülkeleri içerisinde geçtiğimiz 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği, dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den sonra en fazla talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomi olduğunu belirterek önümüzdeki yıllarda kaçınılmaz biçimde kullanmak durumunda kalacağımız yenilenebilir kaynaklar konusundaki yatırım mevzuatı konusunda bilgiler verdi.

Konferans çeşitli üniversitelerden gelen ve yenilenebilir enerji konusunda uzman akademisyenlerin sunumlarıyla tamamlandı.

DİCLE ÜNİVERSİTESİ / TÜRKİYE’DE ENERJİ

15 temmuz şehitleri şiirleşti

0

İlkokul öğrencisi Sadık Emin Akbulut, ‘darbeye hayır’ deyip meydanlara çıkmakla kalmadı, 15 Temmuz şehitleri için bir şiir yazdı. Minik Sadık’ın yazdığı gözleri yaşartan şiiri dinleyenleri duygusal bir ortama sokuyor.
Şiir kitabı yazdığını da söyleyen Sadık Emin Akbulut, şehitlerin şehadedinin kendisini çok duygulandırdığını ve meydanlara çıkmanın yeterli gelmediğini düşündüğü için şiirler kaleme aldığını söyledi.

Bakan Albayrak bilimsel gelişimin önemini vurguladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nda (YÖK), enerji ve maden alanındaki eğitim, araştırma ve akademik çalışmalar üzerine düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, akademik camiayla buluşmanın kendisi için güzel bir beyin cimnastiği olacağını ifade etti.

Bakan Albayrak, Türkiye’nin son 10 yılda enerji ithalatına yıllık ortalama 40 milyar dolar ayrıldığını ve maden ithalatının bu miktarın içinde olmadığını aktardı.

Türkiye’de Ar-Ge, bilimsel gelişim ve katma değerli ürünlerin oluşturulması için akademik camiaya iş düştüğünü dile getiren Albayrak, şöyle devam etti:

“Türkiye eğitim alanında büyük bir dönüşüm gerçekleştiriyor. Bütçe sıralamasında eğitim ilk sıraya geldi. Türkiye’nin ihtiyacı olan insan kaynağı ciddi oranda arttı, 15 Temmuz’da zirveye çıkıp 80 milyonun gündemine gelen bir ulusun bağımsızlık mücadelesi içinde olduğu o gün ihanet şebekesiyle yüzleştiği bir gün oldu. FETÖ’nün Türkiye’de her alanda açtığı yaranın en çok hissedildiği, hissedileceği alanlardan birinin akademik camia olduğuna eminim. Son 15 yılda sahip olduğumuz insan kaynağımızı nasıl bir ihanet şebekesine çevirdiklerini görmüş olmaktan hareketle, inşallah bu kaybı telafi etme şansını yakalarız. İş gücümüz, yetişmiş insan kaynağımız var. Bu boşluğu kapatırız ama zaman kaybı oldu. Türkiye olarak bizim çok daha fazla çalışmamız gerekiyor. Bu noktada Türkiye’nin son 14 yılda ortaya koyduğu performansın ötesinde bir performansla gelecek 10 yılı bir millet ve toplum olarak… Sadece bir kesim açısından değil, 15 Temmuz ortaya koydu ki millet olma şuurunu yakaladığımız o günden hareketle artık herhangi bir taassubun içine girmeden sadece bu milletin bir bireyi olarak hangi alanda ilmimizse ilmimiz, yeteneğimizse yeteneğimiz ne varsa bu ülke için kullanmamız gerektiğini bir kez daha hatırladık.”

“İş birliği için elimden geleni yapacağım”

Albayrak, Türkiye’nin bulunduğu bölgenin dünyadaki petrol ve gaz rezervlerinin yüzde 60’ını barındırdığını, şu anda çok kritik krizlerin döndüğü ve haritaların yeniden şekillenme arifesinde olduğu bir süreçten geçildiğini anlattı.

Türkiye olarak enerji ve yerel kaynaklar başta olmak üzere eskisinden çok daha farklı ve milli bir maden kaynakları stratejisi yürütmek zorunda olduklarını aktaran Albayrak, “Bu çerçevede yapılabilecek çok fazla kamu-özel-akademi iş birliğine ihtiyaç var. Dünyadaki en iyi örneklerle birlikte kamu-özel-akademi iş birliğiyle ilgili benzer modelleri hızlı bir şekilde hayata geçirecek adımları atmamız lazım. Tüm akademik camiaya sesleniyorum. Her türlü iş birliğini artırmak için elimden geldiğince uğraşacağım. Bürokraside tıkandığınız yerlerde kapı kapı, telefon telefon bürokrasi yürüteceğimi taahhüt ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, Türkiye’nin madencilikte çok bakir bir noktada olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Yer altı zenginliklerimizin henüz yüzde 30’unu keşfetme noktasındayız. Bunun için bir seferberlik başlattık ciddi bir şekilde… 2023 hedefleri doğrultusunda önemli adımlar attık. Ulusal Madenlerde Rezerv ve Kaynak Raporlama Sistemi (UMREK) için bir adım attık. İnsan kaynağı noktasında küresel rekabet edebilecek yetişkinlik için iş birliğine ihtiyacımız var. Bu iş birliğini sağlama noktasında yetkin ve yeterli insan kaynağını yetiştirmek için önemli bir sürece doğru ilerliyoruz. Yerli ve yenilenebilir kaynakların değerlendirilmesi noktasında, artık vagon değil lokomotif olma stratejisinin bir parçası olarak, ‘Gelin Ar-Ge’yi, teknolojiyi burada kurun, üretin’ dedik. Gelişmiş teknolojileri hem iç hem bölgesel pazar için üretilmek için düğmeye bastık. Bununla ilgili yetişmiş insan kaynağı için de her türlü iş birliğine destek veriyoruz. Milyonlarca gencimiz var. Nükleer alanındaki süreç de yoğunlukla gidiyor, ama sadece Hacettepe Üniversitesinde bununla ilgili bir bölüm var. Bence yeterli değil. 2030’a kadar olan süreçte üç nükleer santral için yoğun bir insan kaynağı ihtiyacı var. Bu alanda da lokalizasyon hedefliyorsak, bunu dolduracak insan kaynağı için de gerekli süreci bugün başlatmamız lazım.”

“Bürokrasiye takılmayın”

Albayrak, kurumlar ve üniversiteler arasındaki iş birliğini geliştirmek için yeni modeller ortaya konulabileceğini, bununla ilgili çıkabilecek bürokratik engellere de takılınmaması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Ankara bürokrasisine takılmadan kalıcı çözümlerle neticeye bakarak hızla hareket etmemiz lazım. Ekonomi doğuya doğru kayıyor. Gelecek 10 yılda ekosistemin nasıl şekilleneceği çok önemli. Ben burada rektörlerimizden işletme, uluslararası ilişkiler gibi bölümlerde enerji diplomasisi alanında dersler konulmasını talep ve rica ediyorum. Bölgesel ve küresel anlamda bu alanda da rekabet edecek yetişmiş insan gücümüzün olması için bu derslerin çok faydalı olacağını düşünüyorum. Akıllı insan aklını kullanır, daha akıllı insan herkesin aklını kullanır. Güçlendirdiğimiz vizyonumuzu başkalarının aklıyla daha da geliştirebileceğimize inanıyorum.”

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

TGTV Başkanı Av. Hamza Akbulut terörü lanetledi

İstanbul’da gerçekleşen hain terör saldırısı sonrasında açıklamalarda bulunan TGTV Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Av. Hamza Akbulut, halkımıza ve polisimize karşı yapılan terör saldırısını lanetlediklerini belirtti.

Terör karşısında sarsılmayacaklarını söylen Hamza Akbulut, “Beşiktaş’ta bir spor müsabakası sonrasında çevik kuvvet birliği hedef alınarak polisimize ve halkımıza karşı yapılan terör saldırısını lanetliyoruz. Bu hain saldırı sonrasında şehit olmuş polislerimize ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Bu acılı günde, başta şehit veren ailelerimiz olmak üzere, milletimize başsağlığı diliyoruz. İnsanlık düşmanı terör örgütlerini ve onlara hamilik yapanları şiddetle telin ediyoruz. Şehitlerimiz, tam bağımsız bir ülke olmamız için canlarını ortaya koymuşlardır. Ruhları şad olsun” dedi.

Başkan Akbulut sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bu saldırı da bundan önceki saldırılarda olduğu gibi Türkiye’nin bağımsızlığına ve istikrarına yapılmıştır. Bölgemizi karış karış işgal eden istilacı güçler, ülkemizi de kendilerine bağlı bir şehir devleti haline getirmek için terör örgütlerini taşeron olarak kullanmaktadırlar. Küresel güçlerin modern silahlarla donatıp, her türlü taktik ve lojistik destek sağladığı terör örgütleri ile karşı karşıyayız. Bu saldırılar karşısında, 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi birlik, beraberlik ve tam bağımsızlık inancımızla dimdik duracağız. Bu toprakları milletimize vatan yapan inanç ve mücadele ruhumuz terör karşında asla sarsılmayacaktır.

Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı olarak, terörün birlik ve beraberliğimizi bozamayacağına ve istikbal yürüyüşümüzün devam edeceğine inancımız tamdır. Terör eylemleri karşısında, milletimizi, birlik ve beraberliğimizi muhafaza edip, yekvücut olmaya davet ediyoruz. İstismara yol açabilecek söz ve eylemler konusunda herkesin duyarlı olması gerektiğini hatırlatıyoruz”

TGTV / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Şehitlerimize son görevimizi yerine getirdik

Beşiktaş’ta gerçekleşen terör saldırısında şehit olan Emniyet Amiri Kadir Yıldırım’ın cenaze namazı Kadıköy Fikirtepe İhsaniye Camisi’nde, polis memuru Haşim Ustanın cenaze namazı da Fatih Camii’nde kılınırken, her iki şehidimiz Edirnekapı Polis Şehitliğinde defn edildi.

“Şehit Emniyet Amiri Kadir Yıldırım’ın oğlu ve kızı duygulandırdı”

Beşiktaş’ta gerçekleşen terör saldırısında şehit olan Emniyet Amiri Kadir Yıldırım Kadıköy Fikirtepe İhsaniye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Polis Şehitliğinde defn edildi.

Şehit Yıldırım’ın Fikirtepe’de bulunan baba evine şehidin cenazesi geldiğinde vatandaşlar dev Türk bayrağı açarak, şehitler ölmez sloganları attılar.

Şehit Kadir Yıldırım’ın annesi Perihan Yıldırım, babası Mustafa Yıldırım, eşi Gülümser Yıldırım ve çocukları Buğra ve Dilara Yıldırım’ın üzüntülerine binlerce vatandaş ortak oldu.

Şehit Yıldırım’ın cenazesi, defnedilmek üzere Edirnekapı Şehitliği’ne geldiğinde binlerce vatandaş şehit ailesine moral vermek üzere toplandı.

Minik Dilara’nın babasının mezarına konulan toprağı sevdiği gözlemlendi. Görülen manzara karşısında vatandaşlar gözyaşlarını tutamadı.

“Şehit Haşim Usta’nın kızı babasından ayrılamadı”

Beşiktaş’taki hain terör saldırısında şehit düşen polis memuru Haşim Usta da Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından defn edildi.

İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran’ın kıldırdığı cenaze namazına katılım yoğun oldu. Devletin zirvesinin de katıldığı cenaze törenine polis arkadaşlarının üzüntüleri gözlerinden okunuyordu.

Kılınan cenaze namazının ardından şehit Haşim Usta Edirnekapı Şehitliği’nde vatan toprağına defn edildi.