13.5 C
İstanbul
Çarşamba, Nisan 8, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 154

Gene Sharp’ın okurları yürüyüşünü tamamladı!!

Halkına acımasızca ateş eden ve kendi meclisini bombalayan bir örgütün mensuplarını masum göstermeye çalışanda bu kansızlar kadar suçludur.

Bu sözün sahibi benim altına imza atanlar dostum, onaylamayanlar da diğerleridir.

Olaya mizahi açıdan yaklaşarak; “Ne olmuş bir darbeci bir darbeciye gel beraber bir darbe yapalım demiş” şeklinde adalet için yürüdüğünü zannedenler ile beraber yaşıyoruz.

Hafızalarımıza kazınanlarla alay ederek, şehit annelerini görmezden gelerek, ellerine Türk bayrağı almak yerine kollarına PKKHDP’lileri alan zevatlar ile aynı havayı soluyoruz.

Ağır mı oluyor yazdıklarım.

Hiç ağır değil, çok üsluplu ve yumuşak yazma gayretindeyim.

Gençleri Gene Sharp’ın yöntemlerinin kullanılmasının ardından sokağa çatışmaya iten örgütlerin öncü kuvveti olan yürüyüşlerin ne alama geldiğinin farkındayız vesselam…

Ülkemizde yaşanan tencere ve tava eylemleri, Polise duran adam gibi eylemlerle karşı duruş, sosyal medya örgütlemeleri ve oturma eylemleri de Lidersiz, örgütsüz isyanların fikir babası Gene Sharp’ın yöntemleridir.

Örgüt amaçlarına ters düşene FETÖCÜ damgası vuruyor

Fetöcülerin kendi içlerinde yapılanları onaylamayanları FETÖCÜ diye ihbar ettiğini hepimiz biliyoruz.

Örgüt mensupları kendi amaçlarına karşı tehdit gördükleri kendileri ile hiçbir bağlantısı olmayan masum kişileri de ihbar etmekte sınır tanımıyorlar.

Örgüt bu ihbarların başarılı olup, olmamasına aldırmıyor.

Sebebine gelince çamur at izi kalsın…

Gerginim ülkemizde oynanan Bizans oyunlarının oynandığı anda sessiz sedasız futbol sahasında sağ bekte bekler gibi ne olacağını bekleyen darbe olmayınca ortaya darbe karşıtı olarak çıkanlara kızgınım.

Kırgınım darbe günü marketlere koşanlara, benzin istasyonlarında uzun kuyruk oluşturanlara, bankamatikten devletten hortumladıkları paraları çekmek için seferberlik ilan edenlere kırgınım.

Pardon ne kırgınlığı kızgın hatta kalemimi gözlerine sokacak kadar asabiyim.

Başkomutanın bir emriyle sokağa çıkan tanklara karşı duran canlarını feda edenler objektiflere poz veremezken, darbeye karşı durmadıkları halde darbe karşıtı pozlar verenlere karşıyım.

Hemşeri, akraba, eş-dost hatırına fetö’cülerin ceza almasına engel olanlara da söyleyecek kelime bulamıyorum.

SON SÖZÜM;

Herkes 15 Temmuzda nerede ise yıl dönümünde de orada olsun. Markette olan markete bankamatikte olan bankamatiğe vatan için sokakta olan sokağa…

Av ile avcı birbirine karışmasın

Bırakın 15 Temmuz sonrasını, 17-25 Aralık tarihinden ilerisini çok çok zaman öncesinde FETÖ’cülerin ne kadar ülke için tehlikeli, ne kadar zalim olduklarını söyleyen bir bürokrat dostumun yaşadıkları ile başlamak istiyorum yazıma.

Kanlı ve zalim terör örgütünün sinsi planlarını bundan 3 yıl kadar önce bana aktaran bu bürokrat dostum ekonomiyi nasıl ellerinde tuttuklarını, nasıl çirkin planları olduklarını ve küresel güçlerle nasıl bir keşmekeşin içinde bulunduklarını söyler ve hatta bunları yazılı olarak bana iletirdi.

Bir çok kez bu bilgileri devlet kurumlarına zarar vermeyecek şekilde haber yapmıştık.

Gün geldi darbe olduğunda bürokrat dostumuzun ne kadar haklı olduğunu anlamayanlarda anlamış oldu.

Bürokrat dostumuzu üst makamından bir genel müdür yardımcısı yanına çağırıyor ve sen FETÖ avcısı mısın? Ne oraya buraya yazılar gönderiyorsun diyerek kendisinin artık görev olarak bugüne kadar yöneticisi olduğu çalışanlarının altında görevlendirildiği tebliğ ediliyor.

“EVET BEN FETÖ AVCISIYIM”

Oraya buraya yazılar gönderiyorsun dediği yer sayın cumhurbaşkanımızın makamı olduğunu söyleyen bürokrat dostum, “Bana FETÖ avcısı mısın diyorlar evet sayın cumhurbaşkanımızın talimatı ile ben FETÖ avcısıyım ve sayın cumhurbaşkanımızda FETÖ avcısıdır. Şehitlerimizin akan kanlarının son damlasının hesabı sorulana kadar ava devam edeceğim” diyerek duygularını aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın konuyla yakından ilgilenmesi ismi bizde saklı bu önemli kurumumuzda av ile avcının birbirinden ayırt edileceğine vesile olacaktır.

TGTV Başkanı Hamza Akbulut: Darbenin mağduru millettir

15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümünde Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Av. Hamza Akbulut Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen basın toplantısında darbe teşebbüsünü bir kez daha kınadı.

Milletine karşı silah kullanılarak çocuk, kadın ve yaşlı demeden milleti katleden hainleri nefretle kınadıklarını belirten TGTV üyeleri adına açıklama yapan yönetim ve icra kurulu başkanı Av. Hamza Akbulut, 15 Temmuz’da gerçekleşen hainlerin girişimine karşı duran milletin yeni Türkiye’nin temellerini de attığını söyledi.

Yaptığı açıklamada 15 Temmuz gecesi yapılan, sinsi ve alçak saldırıyı bir kez daha nefretle kınadıklarını belirten Av. Hamza Akbulut, hain planların içinde yer alanların adalet karşısında en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

15 TEMMUZ BATININ İKİYÜZLÜLÜĞÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ

Darbeci hainlerin, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile esas amaçlarının ülkemizin tüm kazanımlarını ortadan kaldırmak olduğuna değinen Akbulut, “15 Temmuz batının ikiyüzlülüğünü, Türk ve Müslüman düşmanlığını bir kez daha ortaya koymuştur. Yıllardır bizlere hak-hukuk, insan hakları edebiyatı yapanlar, savundukları değerleri çiğneyerek tıpkı Mısır’da olduğu gibi; 15 Temmuz darbe girişiminde de seçilmiş hükümetin yanında olmak yerine, darbecilerin yanında yer almışlardır. Haçlı zihniyetiyle tarihi hesap peşinde olduklarını ve ülkemizin zayıflamasını, parçalanmasını istediklerini açıkça göstermişlerdir” diyerek 15 Temmuz ve sonrasında Türkiye’nin batıya bakışının da değiştiğine dikkat çekti.

DARBENİN ESAS MAĞDURU MİLLETİN KENDİSİDİR
Darbenin esas mağdurunun millet olduğunu kaydeden Akbulut, “Herkesin hukuku ve hukukun üstünlüğü ilkesi daima korunmalı bunun için gerekli tedbirler alınmalıdır. “Kontrollü darbe”, “Darbe mağdurları var”, “Basın Susturuluyor” denilerek, adalet istismar edilerek, darbeyi ve darbecileri gizlemek isteyenler ihanet içindedirler.Darbecilerle Türkiye’nin hesaplaşma mücadelesi devam etmektedir. Bu sürecin sabote edilmek istendiğinin de farkındayız” dedi.

İNANCIMIZ TERÖR ÖRGÜTLERİ VASITASIYLA SÖKÜLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR
Akbulut, “15 Temmuz gecesi milli ruhun yeniden neşet etmiştir. Üzerinde yaşadığımız toprakların İslam kültürü ile yoğrulmuştur. Yerleşik inancın terör örgütleri vasıtasıyla sökülmeye çalışılmaktadır. Bu konuda Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve üniversitelere büyük görev düşmektedir. Terör örgütleri, emperyalist güçler tarafından İslam dünyasına sinsice musallat edilmişlerdir. İslam’a karşı İslam, Müslümana karşı Müslüman projeleri ile İslam dünyası ve ülkemiz terör örgütlerinin saldırı alanı haline getirilmek istenmektedir. Din, milletimize devlet tarafından doğru öğretilmelidir. Din ve inanç istismarının önlenmesi için başta milli eğitim bakanlığımızı, diyanet işleri başkanlığımızı ve üniversitelerimizi duyarlı olmaya ve sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz” dedi.

GÜÇLÜ TÜRKİYE’DEN RAHATSIZ OLANLARI HEPİMİZ BİLİYORUZ
Türkiye’nin, bölgesinde ve dünyada güçlü bir ülke olarak yer almasından rahatsız olanların kimler olduğunun bilindiğini söyleyen Akbulut, “Ülkemiz, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile milli birlik ve beraberliğini sağlayan, istikrar içinde ekonomisini büyüten, mazlum halkların yanında yer alan, lider ülke olarak dünya barışına katkı sağlamaya devam edecektir. 15 Temmuz ile gerçekleşen milli birlik ve beraberliğimizin devletimizi daha da güçlendireceğine inancımız tamdır” diyerek ülkemizi güzel günlerin beklediğine işaret etti.

Milletimizi, birlik ve beraberliğe, tüm hain girişimlere karşı teyakkuz halinde olmaya davet eden Akbulut, 15 Temmuz Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet, yakınlarına metanet diliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye’de Enerji

Enerjisa Enerji başarıya koşuyor

Fitch; Enerjisa Enerji A.Ş.’ninin AA (tur) olan uzun vadeli kredi notunu teyit ederek görünümünü durağan olarak belirledi. Yapılan açıklamada Enerjisa’nın güçlü yapısına dikkat çekildi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Enerjisa Enerji A.Ş.’nin ulusal uzun vadeli kredi notunu AA (tur) olarak teyit etti. Görünümünü ise “durağan” olarak belirledi. Fitch tarafından yapılan açıklamada Enerjisa Enerji A.Ş.’nin olumlu piyasa reformları, öngörülebilir nakit pozisyonu, operasyonlarının büyük oranda regüle doğası ve güçlü hissedarları kredi notunun gerekçesi olarak gösterildi.

Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler, son yıllarda başarılı ve istikrarlı bir performans sergileyen Enerjisa Enerji A.Ş.’nin kredi notuna ilişkin olarak şunları söyledi: “Enerjisa olarak sektörel tecrübemizin ve güçlü finansal yapımızın, bu başarıda büyük rol oynadığını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde de sektörümüze ve paydaşlarımıza değer yaratan, sektörümüzün finansal sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Enerji için anahtar ülke Türkiye

22. Dünya Petrol Kongresi kapsamında düzenlenen Dewhurst ödül törenine katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak Türkiye’nin barışa, refaha ve arz güvenliğine katkı sağlayacak tüm projelere desteğinin süreceğini belirterek, “Bu yüzden, bu kongrede ‘Enerji için anahtar ülke Türkiye’ sloganını motto olarak belirledik.” dedi.

Burada yaptığı konuşmada Albayrak, 9 ay önce gerçekleştirilen 23. Dünya Enerji Kongresi’nden sonra tekrar İstanbul’da bir araya gelindiğini ve söz konusu kongrenin “petrol ve gaz endüstrisinin olimpiyatları” olarak nitelendirildiğini söyledi.

Bu kongrede petrol ve gaz endüstrisine ilişkin birçok konuyu ve gelecekteki imkanları konuşmak için imkan olacağını ifade eden Albayrak, “Aramızda, bu endüstride çığır açmış ve tecrübeli bir profesyonel var. Kendisinin bu endüstriye katkıları anlatmakla bitmez. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’u tebrik ediyorum. Burada 41,5 senelik bir çalışma hayatından bahsediyoruz.” diye konuştu.
Albayrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da bu kongreyi sahiplendiği için teşekkür ederek, son yıllarda petrol ve gaz endüstrisine yapılan yatırımlar azalmasına rağmen önümüzdeki yıllarda bu endüstrinin öneminin süreceğini dile getirdi.

Türkiye’nin enerji sektörüne ve yatırımlarına ilişkin önemli bilgiler veren Albayrak, enerji sektöründe hızlı bir talep büyümesi yaşandığını ve son 15 yılda elektrikteki kurulu gücün üç katına çıktığını anlattı.
Albayrak, bu dönemde ortalama yüzde 5 ekonomik büyüme kaydedildiğini ve Türkiye’nin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ülkeleri arasında lider bir ülke haline geldiğini aktardı.

Bu hızlı büyümede arz güvenliğini sağlamak ve öngörülebilir bir piyasa oluşturmak için yatırım ihtiyacının oluştuğunu vurgulayan Albayrak, şöyle devam etti:
“Türkiye özellikle petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetlerini, yatırımlarını artırma hedefindedir. Akdeniz ve Karadeniz’de petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine odaklanıyoruz. Şu anda Akdeniz’de sismik arama faaliyetleri gerçekleştirmek için yoğun çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Aynı faaliyetleri Karadeniz’de de gerçekleştirmek istiyoruz. Akdeniz ve Karadeniz’de arama faaliyetlerimize odaklandık. Sismik çalışmalarımıza odaklandık. Bunlara müteakip ileri arama ve sondaj faaliyeleri gerçekleştireceğiz. Böylece, arz güvenliğine katkıda bulunacağız.”

Tuz gölü depolama tesisinin kapasitesi artırılacak
Türkiye’nin yıllık yaklaşık 50 milyar metreküp doğalgaz tüketimi olduğunu ve 81 ildeki konutlar ile sanayideki tüketicilere gaz sağlayabildiğini anımsatan Albayrak, arz güvenliğini sağlamak adına sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) altyapısı ve yatırımlarını hayata geçirdilerini söyledi.

Türkiye’nin ilk sıvılaştırılmış yüzer LNG ünitesini hayata geçirdiğini ifade eden Albayrak, “Yakında ikinci ünitemizi de faaliyete geçireceğiz. Doğalgaz depolama kapasitemizi de arttırdık. Tabii aynı zamanda gaz depolama kapasitemiz de çok önemli. Tuz gölü depolama tesisi ile yaklaşık 3,1 milyar metreküp depolama kapasitesine ulaştık. Bunu da 2023 yılında 11 milyar metreküpe ulaştırmayı düşünüyoruz.” diye konuştu.

Albayrak, Türkiye’nin politik istikrar, iyi yönetişim, tahmin edilebilir piyasa koşulları ve öngörülebilir düzenleyici çerçeve sayesinde ulusal, bölgesel projeler için önemli boyutta özel sektör yatırımlarını harekete geçirdiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Enerji diplomasisi ile ne sadece ticari çıkarlar ne de sadece arz güvenliği yönlendirmektedir. Geçmişte algılandığı gibi çatışmaya ve fakirliğe değil, enerjinin barışı sağlayıcı ve refahı destekleyici rolünü vurgulamalıyız. Türkiye bölgesel enerji projeleri için bir oyun kurucu ve güvenilir bir ortak olarak en önemli bölgesel aktörlerden biridir. Barışa, refaha ve arz güvenliğine katkı sağladığı sürece yatırımları desteklemeye devam edeceğiz. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) bunun en önemli örneklerindendir. Türk Akımı da bu projelerden biri olarak düşünülebilir. 23. Dünya Enerji Kongresi’nde mottomuzu ‘Barış için Paylaş’ olarak belirlemiştik. Bu kongrede ‘Enerji için anahtar ülke Türkiye” sloganını motto olarak belirledik. Bu etkinliğin, bize çok kapsamlı bir öngörü sağlayacağını düşünüyorum. Bölgesel ve küresel konuları tartışma imkanı bulacağız.”

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Veri Merkezi yerli olmak zorundadır

Yerli firma Canovate Group, komple  veri merkezi  bileşenleri üreten dünyadaki 5 firmadan birisi olurken; uçtan uca fiber optik dağıtım santralleri çözümlerde ise dünyadaki 7 firmadan biridir. Veri merkezi ve fiber optikte sundukları çözümler, teknoloji ve ürün portföyle dünyada devler liginde yer aldıklarını kaydeden Canovate Group Yönetim Kurulu Başkanı Can Gür, bu iki ürün grubunda 4 kıtada 72 ülkeye ihracat yaptıklarını belirtti. 

Siber saldırı düzenlenerek, verilen hizmetler kesintiye uğruyor

Ülkemizdeki veri merkezlerinin neden yerli olması gerektiğini anlatan Canovate Group Yönetim Kurulu Başkanı Can Gür, şunları söyledi:

“Veri merkezleri çok büyük boyutlarda verinin toplanması, depolanması, işlenmesi ve dağıtılması amacıyla, bilgisayar ve ağ donanımlarının yoğun bir şekilde bir merkezde toplandığı yerlerdir. Bilgisayarların hayatımıza girdiği günden itibaren biçim değiştirerek günümüze kadar gelmiştir. Veri merkezini oluşturan temel yapılar; bilgisayar ve veri işleme sistemleri, ağ sistemleri, soğutma ve enerji sistemleri ve fiziksel kontrol ve koruma sistemleridir.

Ülkemizde veri merkezlerini oluşturan bu sistemlerin çoğu, yabancı kaynaklardan tedarik edilmektedir ve kurumlardaki personel yetersizliği gibi nedenlerden dolayı da, genelde buraların kontrolleri ve bakımları yabancı firmalar tarafından yapılmaktadır. Bu zafiyet ise, büyük bir risk meydana getirebilir. Herhangi bir bilgi sistemine saldırmak gibi ileri düzey bir saldırı geliştirmek yerine, bu sistemleri kontrol eden altyapıya basit bir siber saldırı düzenleyerek; kesintisiz güç kaynağı, enerji sistemleri veya kontrol sistemlerini durdurup, böylece bilgisayar sistemlerinin durmasına ve hizmet kesintilerine sebebiyet verilecektir” dedi.

IP-PDU’lar güvenli kontrol edilmezse, uzaktan komut alabilir

Veri merkezleri kurulurken, fiziksel ve operasyonel kontrol sistemleri güvenliğinin de göz önüne alınması gerektiğinin altını çizen Canovate Group Başkanı Can Gür, konuşmasına şöyle devam etti:

“Canovate Grup olarak tasarladığımız veri merkezleri ve ürettiğimiz veri merkezi alt unsurlarında, bu riski görerek yerli çözümlere yönelmiş bulunmaktayız. Örneğin kabinlerde elektrik girişleri, sıcaklık vs gibi alt sistemleri kontrol eden ve IP_PDU olarak adlandırılan birimler yerli olarak üretilmektedir. Çünkü IP-PDU’lar, tamamen güvenli olarak kontrol edilmezse, uzaktan bağlantı yöntemleri ile tüm sistemlerin enerjisini kesecek şekilde komut alabilirler. Yabancı menşeili ürünler, gerek yapılarını, gerekse arayüzlerini açık olarak vermedikleri için hangi noktadan ne tip mesajlar alabileceğini (snmp, smtp, http vs) bilememekteyiz. Bu risk, sadece yerli olarak üretilen IP_PDU ve kabinetler vasıtasıyla önlenebilir. Aynı şekilde, veri merkezlerinin soğutma sistemleri de, artık uzaktan kontrol edilmektedir. Bilgimiz dışındaki tüm endüstriyel kontrol sistemleri, açık arayüzlere sahip olup, fiziksel bağlantılar tanımlanmadığı için kontrol riski altındadır.  Yerli üretim ısı kontrol sistemleri de, bu zafiyeti ortadan kaldırmaktadır. Bu açıdan, bir veri merkezi kurulurken, sadece bilişim sistemlerinin güvenliği değil, aynı zamanda fiziksel ve operasyonel kontrol sistemlerinin güvenliği de göz önüne alınmalıdır. Yerli olarak üretilen ısı kontrol sistemleri, IP_PDU sistemleri, kontrol veri akışında kullanılacak veri güvenliği sistemleri (CanWall şifreleme cihazı gibi) veri merkezlerinin güvenliğini derinlemesine savunma kavramı dahilinde arttıracaktır. Gerek ilgili mevzuat kapsamında kişisel verilerin korunması, gerekse kamu hizmetleri ve özel sektördeki ticari hizmetlerin sürekliliği açısından, milli veri merkezlerinin altyapılarının yerli olarak tasarlanması önem arz etmektedir” diye konuştu.

Canovate Group / Türkiye’de Enerji

“TürkAkım” çalışmalarına hız kesmeden devam

Gazprom, TürkAkım boru hattının Anapa yakınlarındaki derin sularda inşaat çalışmalarına bugün başladı.
Boru hattı döşeme çalışmaları, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından “Pioneering Spirit” gemisini ziyareti sırasında resmen başlatıldı.

Vladimir Putin ve PAO “Gazprom” Yönetim Kurulu Başkanı Alexey Miller geminin teknolojik donanımını inceledi. Putin ve Miller kaynak işlerinin yapıldığı ve borular üzerine koruyucu kaplamaların uygulandığı üretim hattını incelediler.

PAO “Gazprom” Yönetim Kurulu Başkanı Alexey Miller şu açıklamaları yaptı: “Dünyanın en büyük inşaat gemisi olan “Pioneering Spirit” zorlu bir göreve başlıyor. Gemi, TürkAkım Doğalgaz Boru Hattı’nın derin sulardaki bölümünü inşa edecek. Bu, Rus doğalgazının Türkiye’ye ve gelecekte Güney ve Güneydoğu Avrupa’ya sevkiyatının yapılması için öngörülen güvenilir bir güzergahtır.

Doğalgaz, Türkiye açısından önem arz eden bir enerji kaynağı. Türkiye’nin elektrik enerjisinin %38’i doğalgazdan üretiliyor. 12 milyonun üzerinde hane halkı, doğalgaz kullanıyor. TürkAkım’ın inşa edilmesi, bölgenin enerji güvenliğini önemli ölçüde artıracaktır.

Güney ve Güneydoğu Avrupa için de doğalgaz azımsanmayacak bir önem ifade etmektedir. Avrupa’daki doğalgaz üretiminin düşüşü ve enerji alanında kömürün payını azaltma gerekliliği Balkan ülkelerinde doğalgaza duyulan talebin giderek daha fazla artacağını öngörmemize yol açıyor.”

TÜRKAKIM HAKKINDA BİLGİ:
“TürkAkım”, Rusya’dan başlayıp Karadeniz üzerinden doğrudan Türkiye’ye ve daha sonra Türkiye’nin sınır komşusu olduğu ülkelerin sınırına kadar ihraç edilmesi planlanan doğalgaz boru hattı projesidir.

Doğalgaz boru hattının ilk ayağı Türk piyasası için, ikinci ayağı ise Güney ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin doğalgaz temini için öngörülecektir. Her bir kolun kapasitesi yıllık olarak 15,75 milyar m3 doğalgaz teşkil etmektedir.

10 Ekim 2016 tarihinde Türkiye ve Rusya “TürkAkım” Doğalgaz Boru Hattı Projesi için hükümetler arası anlaşma imzaladı. Doğalgaz boru hattının deniz bölümün inşaatı PAO “Gazprom’un %100 iştiraki olan “South Stream Transport B.V.” şirketi tarafından gerçekleştirilmektedir.

7 Mayıs tarihinde “Audacia” gemisi Rusya kıyılarında “TürkAkım” Doğalgaz Boru Hattı inşaatına başladı.

“Allseas Group” şirketi, su altı boru hattı döşeme ve su altı yapıların inşaatı konularında dünya lideridir. Şirket, projelendirme, malzeme ve makinelerin tedarikinin organizasyonu, inşaat ve devreye alma dahil, projelerin sıfırdan gerçekleştirilmesi ile iştigal etmektedir.

“Pioneering Spirit”, derin suda petrol ve doğalgaz platformlarının döşenmesi, kurulumu ve demontajı için öngörülmüş olan, 477 m uzunluğu ve 124 m genişliği ile dünyanın en büyük inşaat gemisidir.

PAO “GAZPROM” BİLGİ DAİRESİ / TÜRKİYE’DE ENERJİ
www.gazprom.ru

Gazi Turgut Aslan’a anlamlı ziyaret

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığında darbeciler tarafından başından vurularak ağır yaralanan Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan’a tedavi gördüğü hastanede ziyarette bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabulünün ardından Bilkent’teki Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesine geçti.

Erdoğan, ilk olarak FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığında darbeciler tarafından başından vurularak ağır yaralanan Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan’ı ziyaret etti. Ziyarette Aslan’la sohbet eden Erdoğan, Aslan’ın sağlık durumuna ilişkin doktorlarından bilgi aldı.
Hastanede tedavileri süren diğer gazileri de ziyaret eden Erdoğan, çıkışta hastane önünde kendisini bekleyen vatandaşları selamladı.

Basına kapalı gerçekleşen ve yaklaşık 2,5 saat süren ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl ile diğer yetkililer eşlik etti.

ULKEAGENCİES@GMAİL.COM BÜLTEN / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) kamplarına yoğun ilgi

Geleceğimizin teminatı gençlerin eğitim hayatlarını destekleyecek, bunun yanında onların ahlaki ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak Yaz Okulu ve Doğa Kampı programları başladı.

Yaz Okulu ve Doğa Kampı programlarıyla TÜGVA İstanbul, “Bir Yaz Bin Gelecek” sloganıyla geleceğin öz güveni yüksek, yenilikçi, çalışkan, iyi ahlaklı, merhametli, başarılı ve sorumluluk sahibi gençlerini yetiştiriyor. Yaz tatilinin verimli bir şekilde değerlendirilmesini hedefleyen Yaz Okulu ve Doğa Kampı programlarına ilgi yoğunken, veliler de çocuklarının yazı, hem eğlenerek hem de öğrenmeye devam ederek geçirecek olmasından dolayı memnuniyetlerini ifade ediyorlar.

Ortaokul öğrencilerine yönelik 3-28 Temmuz tarihleri arasında sürecek Yaz Okulu Programı, İstanbul’un 39 ilçesinde bulunan 42 okulda, yaklaşık 10000 öğrencinin katılımı ile gerçekleşirken; lise öğrencilerine yönelik 3 Temmuz- 28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek Doğa Kampı Programı ise her hafta yaklaşık 1000 öğrenciyi ağırlayarak sekiz haftanın sonunda yaklaşık 8000 öğrenciyi Edirne Keşan’da misafir etmiş olacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de proje ortağı olduğu ve tamamen ücretsiz olan Yaz Okulu ve Doğa Kampı programları ile yaz tatilini verimli şekilde geçirecek öğrenciler, 578 kişiden oluşan alanlarında uzman kadro ile birlikte özenle hazırlanmış programlardan sonra hem eğlenmiş hem de kendini yönetmeyi  bilen, saygılı,  açık görüşlü, sorumluluk alan, karakteriyle, ahlakıyla ve bilgi birikimiyle, çevresine karşı farkındalık kazanan bilinçli bireyler olarak yeni eğitim ve öğretim yılına başlayacaklar.

Araştırmanın, öğrenmenin, kardeşliğin, muhabbetin, spor ve eğlencenin bir arada olduğu programlar;  çeşitli spor aktiviteleri, el sanatları, edep-adap sohbetleri, ahlak, iman, siyer, ilahi, marş, voleybol, basketbol, tenis, badminton, mini golf, masa tenisi, tırmanış, doğa ve kültürel geziler, satranç, mangala, paintball gibi etkinlikleri içerisinde barındırarak gençlere, TÜGVA İstanbul ile unutulmaz bir yaz geçirmeyi vaad ediyor.

TÜGVA BASIN / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Doğalgaz şebekemizin kapasitesini hızla artırıyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, 22. Dünya Petrol Kongresi kapsamında düzenlenen “Cumhurbaşkanlığı Seremonisi”nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin son 15 yılda enerjide devrim niteliğinde adımlar attığını belirterek, “Doğalgaz iletim şebekemizin günlük taşıma kapasitesini 190 milyon metreküpten 300 milyon metreküpe, takip eden iki yıl içinde de 400 milyon metreküpe çıkaracağız. 2023 itibarıyla 11 milyar metreküplük doğalgaz depolama kapasitesine ulaşarak bu anlamda bölgedeki en büyük kapasiteye sahip ülkelerden biri olacağız.” dedi.

Kongrenin “eşsiz güzellikleriyle ünlü şehr-i İstanbul’da” yapılmasından büyük bir kıvanç duyduğunu ifade eden Albayrak, dünyanın petrol ve doğalgaz alanındaki en önemli etkinliklerinden biri olan bu kongreye 2014’ten beri çok iyi bir şekilde hazırlandıklarını söyledi.

Albayrak, petrol ve gaz sektörünün hem ekonomik hem de politik bakımdan çok dinamik bir süreçten geçtiğini dile getirerek, konvansiyonel olmayan petrol ve gazdaki devrim, düşen fiyatlar ve beklenenden daha az yatırım yapılmasının bu süreci etkilediğini aktardı.

Bu durumun ilerleyen süreçte adımların daha temkinli atılması gerekliliğini ortaya çıkardığını vurgulayan Albayrak, dünyada bu gelişmeler olurken, Türkiye’nin de son 15 yılda enerji sektöründe devrim niteliğinde adımlar attığına dikkati çekti.

Albayrak, kişi başı elektrik talebinin OECD ülkeleri arasında en hızlı artan ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, bu talebi karşılamak için elektrikteki kurulu gücün neredeyse üç katına çıkarıldığını anımsattı.

Geçen yıl Türkiye’nin doğalgaz tüketiminin yaklaşık 50 milyar metreküp ve ham petrol ithalatının da yaklaşık 40 milyon tona ulaştığını ifade eden Albayrak, şöyle devam etti:
“Ülkemizin enerji sektörü, enerjide hızlı talep artışı ve ithalat bağımlılığıyla tanımlanıyor. Sektörü yönetebilmek için hızlı ve politik reflekslere, iyi yönetişime, öngörülebilir bir düzenleyici çerçeveye ve özel sektör yatırımlarının harekete geçirilmesi için önemli düzenlemelere ihtiyaç var. İşte bu nedenle, milli enerji ve maden politikamızı hayata geçirdik. Bu çerçevede, denizlerimizde arama ve üretim faaliyetlerimize odaklandık. Akdeniz’deki çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Karadeniz’e de bu anlamda aynı yoğunlukta eğiliyoruz. Sismik araştırmaların ardından keşif ve sondaj çalışmalarına yoğun bir mesai harcayacağız. Bu çalışmaların, Akdeniz ve Karadeniz’in potansiyelinin anlaşılması, Türkiye’nin enerji güvenliğinin güçlendirilmesi ve bölge coğrafyasına da katkı yapması açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.”

Türkiye, depolamada bölgenin en büyüklerinden olacak
Albayrak, Türkiye’de arz güvenliğini sağlamak amacıyla doğalgaz ve LNG altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli adımlar atıldığını söyledi.

Doğalgazda taşıma ve depolama kapasitesi artıracaklarını belirten Albayrak, “Doğalgaz iletim şebekemizin günlük taşıma kapasitesini 190 milyon metreküpten 300 milyon metreküpe, takip eden iki yıl içinde de 400 milyon metreküpe çıkaracağız. Yani iki katından fazla artıracağız. Tuz Gölü Doğalgaz Depolama Tesisi’nin de kapasitesinin yükseltilmesiyle 2023 yılı itibarıyla 11 milyar metreküplük doğalgaz kapasitesine ulaşarak bu anlamda bölgedeki en büyük doğalgaz depolama kapasitesine sahip ülkelerden biri olacağız.” ifadelerini kullandı.

Albayrak, Türkiye’nin Avrasya ve Ortadoğu’yu birleştiren konumuyla, üretici ve tüketici ülkeleri birbirine bağlayan bir ülke olarak stratejik bir konuma sahip olduğunu ve karşılıklı kazan-kazan ilkesine dayalı tüm projelerin doğal müttefiki olmaya devam edeceğini hatırlattı.

Öte yandan, bölgesel küresel ve huzur istikrarına katkı yapacak tüm projelere de Türkiye’nin desteğinin artacağını aktaran Albayrak, şunları kaydetti:
“Bu çerçevede mevcut projelerden, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP), Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP), Türk Akımı ve bunun yanında Doğu Akdeniz gazının da ülkemiz ve arz kaynaklarının çeşitlendirilmesi açısından çok önemli projeler olduğunu düşünüyoruz. Açıkça ifade etmek gerekir ki bölgesinde tüm jeopolitik gerilim ve zorluklara rağmen Türkiye şeffaf rekabetçi piyasa yapısı ile yenilenebilir düzenleyici çerçeveyi oluşturmayı başarmış, özel sektör yatırımlarını hayata geçirecek adımları atmıştır ve atmaya devam edecek. Siyasi istikrar ve güçlü yönetim, enerji alanındaki özel sektör yatırımlarını Türkiye’de çok ama çok hızlandırmıştır.”

Albayrak, Türkiye’nin enerjinin sorunların çözülmesinde anahtar bir rol üstlendiğini ve gerek ekonomik gerekse de enerji diplomasisi üzerinde kurduğu ilişkilerde anahtar rolünün devam edeceğini vurguladı.
“Türkiye, bu kongreyi almak için çok çalıştı”

Dünya Petrol Konseyi Başkanı Jozsef Toth da kongrenin organizasyonuna verdiği destek nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.

Toth, Dünya Petrol Konseyi’nin 1933 yılında kurulduğunu ve petrol sektörünün bütün faaliyetlerini içinde barındırdığını anlattı.

Kongrenin her üç yılda bir gerçekleştirildiğine anımsatan Toth, şunları söyledi:
“Türkiye bu kongreyi alabilmek için çok sıkı çalıştı. Çünkü biliyorsunuz kongrenin alınabilmesi için de rekabet var. Bu organizasyon aynı zamanda petrol endüstrisinin ‘Olimpiyat Oyunları’ olarak adlandırılıyor. Geçen yıl yine Türkiye’de yapılan Dünya Enerji Zirvesi’nin ardından gerçekleştirilen bu organizasyonda çok sayıda bilim adamı burada görüş ve beklentilerini paylaşacaklar, endüstrinin geleceğini tartışacaklar.”

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Güneş Enerjisi Teknolojileri Çalıştayı ve Paneli

Enerji Çalışma Grubu tarafından düzenlenen “Güneş Enerjisi Teknolojileri Çalıştayı ve Paneli” Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) 7 Temmuz 2017’de gerçekleştirildi.

Türkiye’nin enerji ihtiyacının %90’ından fazlasının dış kaynaklardan sağlandığını ifade eden Prof. Acar, Türkiye’nin günde ortalama 7.5 saat gün ışığından yararlanabilme potansiyeline sahip olduğunu ve bu potansiyeli değerlendirmek zorunda olduğunu söyledi. Prof. Acar sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Konu hakkında şimdiye kadar pek de yol aldığımız söylenemez. Yatırım maliyetlerini bir kenarda tutarsak, minimum işletme maliyetiyle ve çevre dostu bir teknolojiyle enerji ihtiyacımızı güneş enerjisi teknolojileri sayesinde karşılamamız mümkün. Bu açıdan Çalıştay’ımızın politika yapıcı ve uygulayıcılara ışık tutacak ve performansımızın artırılmasına katkı sunacaktır.” dedi.

Prof. Acar ayrıca, Çalıştay’da enerji alanından Türkiye’de lisans ve lisansüstü düzeyde ders kitabı eksikliği gündeme gelmesine karşılık, TÜBA’nın konuyla ilgili yayın desteğini sağlamaya hazır olduğu bilgisini verdi.
ODTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zeyrek “Teknolojinin yanı sıra enerji politikalarının da masaya yatırılması çok önemli.”

Güneş enerjisinin çalışmalarının ODTÜ’de 1980’li yıllara değin uzanan bir hikayesi olduğunu söyleyen Prof. Zeyrek, konunun 35 yıldır ODTÜ gündeminde yer bulduğunun altını çizdi ve “TÜBA-Enerji Çalışma Grubu’nun ilk çalışmalarından “Güneş Enerjisi Teknolojileri Çalıştayı ve Paneli”nin ODTÜ’de gerçekleştirilmesi bizim açımızdan fazlasıyla onur verici. Teknolojinin yanı sıra enerji politikalarının da masaya yatırılması çok önemli.” dedi.

ODTÜ olarak 10 yıldır GÜNAM isimli çok önemli bir merkeze sahip olduklarını dile getiren Prof. Mehmet Zeyrek, GÜNAM’ın verimlilik çağında teknolojiye fırsatlar sunduğunu vurguladı ve GÜNAM’ın sadece Ar-Ge yapmadığını, artık fotovoltaik konusunda çok önemli teknolojileri yakalamak üzere çalıştığını söyledi. ODTÜ Kıbrıs Kampusu’nde son bir buçuk yıldır fotovoltaik teknolojiyle çalışan, enerji santralinin Kampus’un %20 enerjisini karşıladığı bilgisini verdi ve Ankara’da da yapmayı planladıklarını ifade etti.

TÜBA-Enerji Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. İbrahim Dinçer “Bilim ve teknolojide gerekli katkıyı sağlamak ve ülkemizde faydalı olabilecek çözüm politikaları oluşturmak konusunda TÜBA’nın sorumluluğu çok büyük.”
Türkiye’nin en önemli problemlerinden birinin enerji olduğunun altını çizerek konuşmasına başlayan Prof. Dinçer, TÜBA-Enerji Çalışma Grubu olarak, düzenlenen çalıştaylar konusunda en önemli motivasyonlarının konu hakkında sorunlara çözüm üretmek olduğunu söyledi ve “Türkiye’nin en büyük cari açığını oluşturan kalemlerden biri enerjidir. İthalatımız 307.4 milyar dolar ve yaklaşık 70 milyar dolar enerji ve enerji kalemlerine gidiyor. Enerji bilim ve teknolojileri boyutunda da inanılmaz hızlı değişimler söz konusu; hem bilim ve teknolojide gerekli katkıyı sağlamak hem de ülkemizde faydalı olabilecek çözüm politikaları oluşturmak konusunda TÜBA’nın sorumluluğu çok büyük. Bu bağlamda Akademi, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgi platformlarını oluşturmak üzere “Güneş Enerjisi Teknolojileri Çalıştayı ve Paneli”ni düzenledi. Dolayısıyla bizler sorumluluğumuzun farkındayız. TÜBA Başkanımıza da desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Bu ve bundan sonraki çalışmalarımızın ardından ortaya çıkan sonuçlara yönelik raporlarımızı hazırlayacağız ve diğer arklı yayınlarımızla enerji politikalarına katkı sağlayacağız.” dedi.
Konuşmaların ardından Prof. Acar, gayretlerinden dolayı TÜBA-Enerji Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Raşit Turan’a plaket takdim etti.

Akademi Asli Üyesi Prof. Dr. İbrahim Dinçer’in başkanlığını yaptığı ilk oturumda; Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Dr. Hilmi Güler “Türkiye’nin Enerji Politikaları”, Yenilenebilir Enerji Genel Müdür Yardımcısı Sabahattin Öz, ODTÜ GÜNAM Müdürü Prof. Dr. Raşit Turan “Güneş Enerjisi Yatırım ve Ar-Ge Perspektifleri” ve Plurawatt Genel Müdürü Mehmet İzzet Özaydın “Türkiye PV Sanayisinin Gelişimi ve Sorunları” adlı sunumlarını gerçekleştirdiler.

“Güneş Enerjisi, Türkiye’nin Politikaları ve Stratejisi” adlı ilk panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Arif Hepbaşlı üstlendi. Panel’de GENSED Genel Sekreteri Hakan Erkan, Zorlu Solar Direktörü Evren Evcit, GÜNDER Başkanı Kutay Kaleli, ODTÜ GÜNAM Müdürü Prof. Dr. Raşit Turan, Solarturk Yönetim Kurulu Başkanı Osman Özberk ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Elektrik Piyasası Daire Başkanı Hacı Ali Ulutaş yer aldı.

Öğleden sonra gerçekleşen “PV Projeleri ve Kritik Teknolojiler” adlı ikinci oturumun başkanlığını TÜBA Asli Üyesi ve TÜBA-Enerji Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Kamil Kaygusuz yürüttü. Oturumda; TÜBA-Enerji Çalışma Grubu Üyesi ve 2015 yılı Uluslararası TÜBA Akademi Ödülü sahibi Ord. Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi “Türkiye’nin Geleceği ve Bağımsızlığı: Güneş Enerjisi”, Hanwha Q-Cell R&D Department Dr. Daniel Jw Joeng “Q-Cell Technology Perspective”, TÜBİTAK-MAM’dan Abdullah NADAR “MİLGES Pojesi ve YE-KA Süreçleri”, Prof. Dr. İbrahim Dinçer “Güneş Yakıtları”, Harran Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bülent Yeşilata “Güneş Enerjili Isıtma ve Soğutmada Yenilikçi Uygulamalar” hakkında konuştu.

“Çatı Uygulamaları, Mevzuat ve Teknik Zorluklar” adlı ikinci panelin moderatörlüğünü ise TÜBA Enerji çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Adnan Midilli yaptı. Panele; Sabahattin Öz, Başarı Enerji Genel Müdürü Ümit Nuri Şen, GÜNDER Başkan Yardımcısı Nazım Yavuz ve Prof. Dr. Bülent Yeşilata katıldı.

Devlet ve vakıf üniversitelerinden bilim insanları ile bakanlıklardan, çeşitli şirket ve derneklerden yöneticilerin yer aldığı oturum ve paneller soruların ardından, Çalıştay özeti ve değerlendirmesiyle sona erdi. Programın sonunda tüm katılımcılar için GÜNAM’a teknik gezi düzenlendi.

TÜBA BASIN BÜLTENİ / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Votorantim Cimentos’tan 140 milyon Avro’luk yatırım

Dünyanın lider çimento üreticilerinden Votorantim Cimentos’un Amerika kıtası dışındaki en büyük yatırımı Sivas’ta hayata geçti. 140 milyon Avro yatırımla açılan fabrika, aynı zamanda Sivas’a yapılan en büyük yatırım oldu. Votorantim Cimentos Global CEO’su Walter Dissinger Türkiye’nin potansiyeline ve ekonomik büyümesine güvendiklerini belirtirken; Votorantim Cimentos Türkiye CEO’su Şefik Tüzün, “Bu yatırım Türkiye’deki varlığımızı güçlendirecek” dedi. Votorantim Cimentos, 2017 yılında da Türkiye’ye 35 milyon TL yatırım yapmayı planlıyor.

Dünyanın en büyük 7. çimento üreticisi olan Brezilya merkezli Votorantim Cimentos’un Sivas’taki yeni çimento fabrikasının açılışı gerçekleşti. 140 milyon Avro tutarında yatırım yapılan ve inşaatı 2 yılda tamamlanan fabrikanın açılış törenine Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sivas Valisi Davut Gül ve Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın katıldı.

Sivas Çimento Fabrikası’nın açılışını büyük bir heyecan ve mutlulukla gerçekleştirdiklerini belirten Votorantim Cimentos Türkiye CEO’su Şefik Tüzün şunları söyledi:

“Votorantim Cimentos Türkiye’de 2012 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Ankara, Sivas, Yozgat ve Çorum’daki entegre fabrikalarımız ve Samsun, Nevşehir öğütme tesislerimiz, 16 hazır beton ve 2 agrega tesisimiz ile Türk çimento sektörünün önemli oyuncularından biri olduk. Ülkemizin gelişimine ve büyümesine duyduğumuz inançla yeni yatırım fırsatlarını hep gündemimizde tuttuk. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu tesis grubumuzun en önemli yatırımlarından biri. Bu fabrika, Votorantim Cimentos’un Amerika kıtası dışındaki en büyük yatırımı olma özelliğini taşıyor. 140 milyon Avro tutarındaki bu yatırım, aynı zamanda bugüne kadar Sivas iline yapılan en büyük sınai yatırımdır. Votorantim Cimentos olarak, Sivas’taki yeni fabrikamızın hem sektörün gelişimine katkı sağlayacağına hem de Türkiye’deki varlığımızı güçlendireceğine inancımız tam. ”

Temelleri 1938 yılında atılan Sivas Çimento Fabrikası, hem Sivas ilinde kurulan ilk fabrika hem de Cumhuriyet tarihinde devlet eliyle kurulan ilk fabrika olma özelliği taşıyor. Fabrikanın Türkiye’nin sanayileşme ve kalkınma hamlesinde bir dönüm noktasına işaret ettiğini belirten Tüzün, “Votorantim Cimentos olarak, bu değerli tesisi ülkemiz için daha fazla değer yaratan modern bir fabrikaya dönüştürmenin gururunu yaşıyoruz” dedi.

Klinker üretiminde 4 kat artışla 1,6 milyon tona ulaştı

85 yıllık bir geçmişe sahip olan Votorantim Cimentos, globalde yıllık toplam 57,5 milyon ton üretim kapasitesine sahip. Şirket Türkiye dahil toplam 14 ülkede faaliyet gösteriyor. Sivas Çimento Fabrikası’nın açılışıyla birlikte Votorantim Cimentos’un Türkiye’deki üretim kapasitesi yüzde 40 artarak 3,6 milyon tona çıktı. Sadece Sivas’taki yıllık toplam üretim kapasitesi 1,6 milyon tona ulaştı.

Votorantim Cimentos’un küresel büyüme stratejisinde Asya, Avrupa ve Afrika bölgesinin ve bu bölge içinde de Türkiye’nin ayrı bir önemi olduğunu belirten Votorantim Cimentos Global CEO’su Walter Dissinger şunları ifade etti:

“Türkiye, gerek altyapı yatırımlarındaki artış gerek inşaat sektöründeki büyüme ile ve ihracat konusunda büyük potansiyele sahip. Bunun yanında Türkiye’nin eğitimli, yetişmiş insan kaynakları da bizi Türkiye’de yatırıma yönlendiren önemli bir diğer etken. Biz de hem bu potansiyeli doğru değerlendirmek hem de Türkiye’nin büyümesinde iz bırakmak için Amerika kıtası dışındaki en büyük yatırımımızı burada hayata geçirdik. 140 milyon Avro’luk bir yatırımı bu kadar önem verdiğimiz bir bölgede hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz.”

2017’de 35 milyon TL yatırım planı

Votorantim Cimentos, bugüne kadar Sivas – Ankara Hızlı Tren Hattı, Samsun Çarşamba Havalimanı, Çorum Obruk Barajı, Kayseri Adalet Sarayı gibi Türkiye’nin farklı bölgelerindeki projelerde çimento tedarikçisi olarak yer aldı. Sivas Çimento Fabrikası’nın açılışının ardından bu projelere yenilerini ekleyeceklerini belirten Tüzün, “Bu kapsamda yeni yatırımlar yapmaya da devam edeceğiz. 2017 yılı içinde hem çevrenin korunması hem de proses iyileştirilmesi kapsamında 35 milyon TL daha yatırım yapmayı hedefliyoruz. Votorantim Cimentos olarak ülkemizin büyümesinde ve gelişmesinde hız kesmeden sürdürülebilir üretim bilinci ile sorumluluk üstlenmeye devam edeceğiz” dedi.

“Avrupa, Asya ve Afrika bölgesinde gerçekleştirdiğimiz en önemli yatırım Sivas fabrikası oldu”

Votorantim Cimentos’un Türkiye’nin istikrarına ve geleceğine inandığını belirten Votorantim Cimentos EAA Bölge CEO’su Erik Madsen ise, “Avrupa, Asya ve Afrika bölgesi, çok farklı dinamikleri içinde barındırıyor ancak ekonomik büyümedeki potansiyel göz önünde bulundurulduğunda Türkiye tüm bu ülkeler içinde özellikle öne çıkıyor. Bu nedenle son yıllarda bölgede gerçekleştirdiğimiz en önemli yatırım Sivas fabrikası oldu. Bu yatırım aynı zamanda bölgedeki büyüme planlarımızın ve kalıcılığımızın simgesi olması açısından da önem taşıyor” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Şişecam Topluluğu’ndan 120 milyon TL’lik fırın yatırımı

Şişecam Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Şişecam Cam Ambalaj’ın Mersin fabrikasında yaklaşık 120 milyon TL’lik yatırımla yenilediği üçüncü fırını faaliyete geçti. Türkiye ekonomisi ve istihdamına önemli katkı sağlayan Şişecam Topluluğu, Endüstri 4.0 stratejisine uygun yeni teknolojiyle donattığı ve 90 bin ton/yıl kapasiteli fırının devreye girmesiyle Türkiye’deki yıllık cam ambalaj üretim kapasitesini 1 milyon tonun üzerine çıkardı.

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, Türkiye için değer yaratmayı sürdürdüklerinin altını çizerek, “Topluluğumuz kuruluşundan bu yana aradan geçen 81 yılı aşkın sürede kazanımlarını yine ülkemize yatırmış ve bugün dünyada kendi alanında söz sahibi konuma gelmiştir. Son teknolojiyle yenilerek devreye aldığımız fırınla beraber ülke ekonomisine yaptığımız katkılara bir yenisini daha ekledik. Mersin’deki bu yatırımın geçen yıl rekor kıran cam ambalaj ihracatımıza da olumlu yansımasını hedefliyoruz. Topluluk olarak sürdürülebilir büyüme hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi.

05.07.2017 – Şişecam Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren ve dört ülkedeki 2,3 milyon ton/yıl üretim hacmiyle dünyanın beşinci büyük cam ambalaj üreticisi olan Şişecam Cam Ambalaj, Mersin fabrikasında son teknolojiyle yenilediği 90 bin ton/yıl kapasiteli üçüncü fırını devreye aldı. Türkiye’de Bursa, Eskişehir ve Mersin’de kurulu üç fabrikasıyla faaliyet gösteren Şişecam Cam Ambalaj’ın yaklaşık 120 milyon TL’lik yatırımla yenilediği üçüncü fırınının devreye alınmasıyla birlikte Türkiye’deki yıllık üretim kapasitesi 1 milyon tonu aştı.

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, söz konusu yatırıma ilişkin olarak yaptığı açıklamada, bugün dünyanın cam ev eşyasında üçüncü, cam ambalaj ve düzcamda beşinci büyük üreticisi olduklarına dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Ayrıca krom kimyasallarında dünya lideri olmamızın yanı sıra dünyadaki en büyük 10 soda üreticisi arasında yer alıyoruz. 13 ülkede üretim faaliyetlerini sürdüren Topluluğumuz, ulaştığı kapasite büyüklüğünü ve teknolojik gücünü yenilikçilik, yaratıcılık, uzmanlık ve yetişmiş insan gücü gibi özellikleriyle pekiştirmekte ve değişen pazar koşullarına uygun ürün ve hizmet kalitesiyle geleceğe güvenle bakmaktadır.”

“Hem ülke ekonomisine hem de üretime yaptığımız katkılara bir yenisini ekledik”

Mersin’deki cam ambalaj fabrikasının 1969 yılında kurulduğunu hatırlatan Kırman, “Topluluğumuz kuruluşundan bu yana aradan geçen 81 yılı aşkın sürede kazanımlarını yine ülkemize yatırmış ve bugün dünyada kendi alanında söz sahibi konuma gelmiştir. Devreye aldığımız son fırın yatırımımız ile yaklaşık 50 yıldır üretim faaliyetlerimizi gerçekleştirdiğimiz Mersin’de hem ülke ekonomisine hem de üretime yaptığımız katkılara bir yenisini daha eklemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Topluluk olarak sürdürülebilir büyüme hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz” diye konuştu.

Türkiye için değer yaratmayı sürdürdüklerinin altını çizen Kırman, Topluluk bünyesindeki Şişecam Cam Ambalaj’ın en yüksek kalitede üretim yapma stratejisi doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi: “Şişecam Cam Ambalaj mevcut tesislerini teknolojik gelişmelerin gereği olarak sürekli olarak yenilemektedir. Devreye aldığımız fırın ile beraber hem ülke ekonomisine yaptığımız katkıları sürdürmeye hem de Mersin fabrikamızda son teknoloji ile üretim yapmaya devam edeceğiz. Söz konusu fırını Endüstri 4.0 stratejisine uygun şekilde donattık. Şişecam Cam Ambalaj, bu fırına bağlı üç hatta kavanozdan şişeye geniş bir ürün yelpazesinde istenilen renkte üretim yapabilecek.”

Şişecam Cam Ambalaj’ın dünyanın en büyük cam ambalaj üreticileri arasında yer aldığına dikkat çeken Kırman, “Şişecam Cam Ambalaj, 2016 yılında gerçekleştirdiği 125 bin tonluk ihracatla hem sektör hem de kendi rekorunu kırdı. Mersin fabrikamız limana yakınlığı ile ihracatımızda kritik öneme sahiptir. Gerçekleştirdiğimiz bu fırın yatırımıyla bu açıdan önemi daha da artmıştır. Şişecam Cam Ambalaj, 2016 yılında elde ettiği tarihi ihracat başarısını yeni yatırımlarla önümüzdeki yıllarda da sürdürülebilir şekilde artırmayı hedefliyor” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türkiye’nin dev şirketleri listesine çimento firmaları damga vurdu

İstanbul Sanayi Odası(İSO)’nın “Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016″ araştırması sonuçları açıklandı. Türkiye ekonomisinin aynası olarak nitelendirilen listede, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği üyesi 20 çimento firması yer aldı.

Türk ekonomisi zorlu bir yılı geride bırakmış olsa da İSO 500 sonuçlarına göre, sanayi devlerinin üretimden satışları bir önceki yıla göre yüzde 8,8’lik artışla 490 milyar TL’ye, toplam faaliyet karı yüzde 18,6 artışla 52,4 milyar TL’ye ve toplam ihracatı da yüzde 3,1 artışla 55,1 milyar dolara yükseldi.

Çimento Sektörü Türk Ekonomisini Kalkındırıyor

İstanbul Sanayi Odası tarafından yayımlanan “Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu”nun 2016 yılı sıralamasında Türk Çimento sektörü önemini birkez daha ortaya koydu ve 20 çimento firması büyükler arasındaki yerini aldı.Çimento sektörünün TÇMB üyesi 20 dev ismi toplam 9.944.778.466TL’lik ciroya ulaştı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Başkanı M. Şefik Tüzün “Çimento sektörümüzün, ülke kalkınmasında temel yapı taşı olduğunu bu liste ile bir kez daha kanıtlamış olduk. Ayrıca, çimento sektörü özelinde 2017 yılının ilk 3 aylık rakamlarına göre, üretilen çimentonun yaklaşık yüzde 13,4’ü ihracata konu oldu. Yani geçen yıl ki büyümemizi iç ve dış pazarda sürdürülebilir bir şekilde devam ettiriyoruz. Türk ekonomisine vermiş olduğumuz bu destek bize gurur veriyor.” dedi.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği(TÇMB) Hakkında:

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB),1957 yılında Dernek statüsünde kurulmuş sivil toplum kuruluşudur. Türkiye’deki 51’i entegre, 15’i öğütme tesisi olmak üzere, toplam 66 kuruluşu temsil etmektedir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

TürkAkım Boru Hattı ÇED raporu yayınlandı

Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TürkAkım Doğalgaz Boru Hattının deniz kesimine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunu  yayınladı.

ÇED raporu, TürkAkım projesinin sahibi olan South Stream Transport B.V. adına ELC Group Inc. tarafından hazırlandı.

ÇED sürecine hazırlık olarak, proje etkinliklerinin olası çevresel ve toplumsal etkilerinin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve belgelenmesi için saha araştırmaları gerçekleştirildi. Yapılan değerlendirmeler kapsamında, kamudan uzmanlar, bölge halkının temsilcileri ve balıkçılık örgütleri başta olmak üzere Türkiye’den çeşitli paydaşların görüşüne başvuruldu.

Raporda TürkAkım projesinin deniz kesiminin olası çevresel ve toplumsal etkilerine dair bilgilerin yanı sıra, olası olumsuz etkilerin giderilmesine ve olumlu etkilerin güçlendirilmesine yönelik öneriler yer alıyor.

ÇED raporunun değerlendirilmesi için, Türkiye devletince ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla İnceleme Değerlendirme Komisyonu kuruldu. Komisyonun görüşlerinin alınmasının ardından South Stream Transport şirketi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına nihai raporunu sunacak.

TürkAkım Deniz Boru Hattı projesinin sahibi South Stream Transport BV tarafından konuya ilişkin olarak şu açıklama yapıldı:

ÇED sürecini, projemizin olası etkilerine ilişkin şeffaf bir istişare sürecinin yürütülebilmesi için fırsat olarak görüyoruz. ÇED raporunda, çevresel etkilerin asgariye indirilmesi için uygun ve etkili etki azaltma önlemlerine yer veriliyor. Yeniden ağaçlandırma konusu gibi alınacak bazı önlemlerin koşulları, bağımsız uzmanlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti devletiyle eşgüdüm içinde belirlenecek. Şirket olarak taahhüdümüz, TürkAkım boru hattını sektördeki iyi uluslararası uygulamalara ve Türk mevzuatına uygun şekilde geliştirilmesidir.
TÜRKAKIM AYRINTILI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ

RAPOR İÇİN TIKLAYINIZ

[email protected] / Türkiye’de Enerji

İSO Türkiye İmalat Sanayi PMI haziran ayında 54,7’ye yükseldi

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) haziran ayında 54,7’ye yükselerek Türk imalat sektörünün faaliyet koşullarındaki genel iyileşmenin Kasım 2013’ten beri gözlenen en güçlü düzeyde gerçekleştiğine işaret etti.

İstanbul Sanayi Odası İstanbul İmalat PMI da haziranda 52,2 olarak gerçekleşerek faaliyet koşullarında genel anlamda güçlü iyileşmenin devam ettiğini gösterdi.

Ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi performansında en hızlı ve güvenilir referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası Türkiye ve İstanbul İmalat Sanayi PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) anketlerinin Haziran 2017 dönemi sonuçları açıklandı.

Eşik değer olan 50,0 üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, geçen mayıs ayında 53,5 olarak ölçülen İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI haziranda 54,7’ye yükselerek Türk imalat sektörünün faaliyet koşullarındaki genel iyileşmenin Kasım 2013’ten beri gözlenen en güçlü düzeyde gerçekleştiğine işaret etti. Böylelikle manşet PMI üst üste dördüncü ay olacak şekilde uzun dönem ortalaması olan 50,7’nin üzerinde ölçüldü. PMI’daki yükseliş; yeni siparişler, üretim ve istihdamdaki daha yüksek oranlı artışlardan kaynaklandı. İmalat sektörünün faaliyet koşullarındaki genel iyileşme, yeni siparişlerde Şubat 2011’den bu yana kaydedilen en yüksek artıştan kaynaklandı. Ayrıca imalatçıların üretimi son 43 ayın, istihdamı ise son 29 ayın en güçlü düzeyinde artış kaydetti. Bu sayede firmalar, yeni alınan işlerdeki daha yüksek oranlı artışa rağmen, birikmiş işlerini azalttı. Son anket ayrıca sektördeki enflasyonist baskıların daha da hafiflediğini gösterdi.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI haziran ayı anket verileri hakkında değerlendirmede bulunan IHS Markit Kıdemli Ekonomisti Trevor Balchin, şunları söyledi: “Türk imalat sektörünün PMI yükseliş trendi, haziranda da devam ederek sektörün genel performansının son üç buçuk yılı aşkın sürede gözlenen en güçlü düzeyde gerçekleştiğini gösterdi. Özellikle dikkat çeken, yeni siparişlerde son altı yılı aşkın dönemdeki en yüksek artışın kaydedilmesiydi. Bu gelişme, üçüncü çeyrek için olumlu işaret verdi. Son açıklanan resmi sanayi üretiminde nisan ayında gerçekleşen yıllık yüzde 6,7’lik büyüme, PMI’nin son dönemdeki gücünü teyit etmiş oldu.”

İstanbul İmalat PMI haziranda 52,2 oldu

Mayıs ayında 53,3 düzeyinde kaydedilen İstanbul Sanayi Odası İstanbul İmalat PMI da haziranda 52,2 olarak gerçekleşti. Endeks, faaliyet koşullarında genel anlamda güçlü iyileşmenin devam ettiğine işaret etti. PMI, ayrıca uzun dönem ortalaması (Ocak 2006’dan beri) olan 50,5’in üzerinde ve Kasım 2014’ten beri gözlenen ikinci en yüksek düzeyinde kaydedildi. Haziran ayında beş alt endeksin dördü (girdi stokları alt endeksi dışında) manşet PMI’ye pozitif katkı sağladı. PMI’de mayısa kıyasla gerçekleşen düşüş ise yeni siparişler, üretim ve istihdamda daha düşük oranlı artışlar görülmesinden kaynaklandı. Buna rağmen, yeni siparişler, üretim ve istihdam geçmiş ortalamalara kıyasla güçlü düzeyde büyüdü ve tedarikçilerin teslimat süreleri artmaya devam etti. Yeni işler Şubat 2014’ten beri gözlenen ikinci en yüksek hızda büyüdü. Üretim, üst üste dördüncü ay olacak şekilde Haziran’da arttı. Böylelikle, son iki buçuk yılın en uzun kesintisiz yükseliş trendi gerçekleşmiş oldu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Gümrükçülerin onur konuğu şehit ailesi oldu

İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği’nin Geleneksel İftar Daveti 19 Haziran 2017 tarihinde WOW otel’de gerçekleşti.

İGMD Yönetim Kurulu ve üyelerinin katıldığı geleneksel iftar yemeğine, Gümrük Ticaret Bakanlığı yetkilileri, İş Dünyası ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.

Yapılan konuşmaların ardından plaket törenine geçildi. İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlayan aldığı plaketten ve birbirinden değerli dostlarla birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Çağlayan, “Yemeğin onur konuğu olan şehit ailelerini saygıyla anıyorum. 15 temmuzu ve kahramanlarımızı unutmayalım, unutturmayalım” şeklinde konuştu.