11.3 C
İstanbul
Çarşamba, Nisan 8, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 152

İhracat işlemleri e-imza ile hızlanacak

0

E-imza bütün sektörlerde kolaylıkla işlem yapılmasını ve tasarruf elde edilmesini sağlıyor. Hızlı işlem yapabilme kabiliyetine erişen kurumlar, ülke ekonomisine daha çok katkı sunmanın yanında maliyetten de avantaj elde ediyor. Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan “İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kapsamında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan Yapılan Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği” sayesinde ihracata destek ödemeleri başvurularında e-imza ayrıcalığından yararlanılacak.

İhracat işlemleri e-imza ile hızlanacak

Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle, ihracat yapan firmalar tarafından destek ödemesine ilişkin belgelerin elektronik ortamda e-imza uygulaması ile gönderilmesiyle orijinal evrakların başvuru yapılan kurum ve kuruluşlara ibrazına gerek kalmıyor. Firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde otomasyon sistemlerine yüklenen destek ödemesine konu belgelerin eksiksiz bir şekilde muhafaza yükümlülüğü ve denetime karşı sorumluluğu, destek başvurusunda bulunulmasından itibaren 10 yıl boyunca firma yetkililerine ait olacak.

Kırtasiye, yol ve kargo masraflarına son

Yeni uygulamayla işlemlerin daha hızlı ve kolay bir şekilde yapılacağını belirten E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, “İhracata destek ödemeleri ihracatçılar açısından büyük öneme sahip. Ye10ni yönetmelik sayesinde ihracat yapan işletmeler, kırtasiye, yol, kargo masraflarını ve bürokratik işlemlerden kaynaklanan zaman kayıplarını geride bırakıyor. Ticari işlemlerin geçerliliğini ve inkâr edilemezliğini sağlayan e-imza, ihracata destek başvuruları alanında büyük kolaylık sağlayacak.” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türkiye’nin en büyük güneş paneli fabrikası kuruluyor

Yenilenebilir enerji sektöründe Türkiye, önemli bir yatırıma kavuşuyor. Sektörün lider kuruluşlarından Smart Energy Group, stratejik ortağı Fortune 500 firmalarından biri olan SUMEC ile, Gebze’de kurduğu fabrikasında güneş paneli üretimine başlıyor. Tam kapasite çalışmaya başladığında 1.200 MWp üretim büyüklüğünde olacak olan tesis, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş paneli fabrikası olacak.

Güneydoğu Avrupa’da ve Türkiye’de kurduğu Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ile yenilenebilir enerji sektörünün lider kuruluşlarından biri olan Smart Energy Group, bu alanda önemli bir yatırımı devreye alıyor. Güneş enerji santralleri kurulumundaki tecrübesini üretime taşıyan Smart Energy Group, stratejik ortağı SUMEC ile beraber, Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Tembelova’daki fabrikasında yerli güneş paneli üretimine başlıyor. İlk etapta devreye alınacak 400 MWp’lik 4 hatta, yeni nesil modüller üretecek olan Smart Energy bu yatırımıyla, Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve ABD’ye ihracat yapmayı hedefliyor.

ÖNEMLİ BİR İHTİYACI KARŞILAYACAK
Tüm dünyada giderek artan yenilenebilir enerji yatırımlarının Türkiye için de cari açığı kapatmaktan milli gelir artışına, istihdam yaratmaktan çevresel faktörlere kadar önem taşıdığına dikkat çeken Smart Energy Group Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, Ağustos 2017 itibariyle üretime başlayacak olan fabrikanın bu konudaki ihtiyacın karşılanmasına önemli bir katkı sağlayacağını vurguladı. Smart Energy Group’un güneş enerjisi santralleri ile sektörün gelişimini desteklediğini dile getiren Demirdağ, yeni yatırımları konusunda şu bilgileri verdi: “Smart Energy Group olarak 2009 yılından bu yana mühendislik, danışmanlık, satın alma ve inşaat (EPC) firması olarak verdiğimiz hizmetlerin yanı sıra, yatırımcı olarak da güneş enerjisi sektöründe önemli bir tecrübeye sahibiz. Şimdi de üretici kimliğimiz ile güneş enerjisi sektörünün Türkiye’de hak ettiği yeri alması için çalışacağız. Türkiye’nin bu konudaki potansiyelini değerlendirmek ve güneş paneli üretimi konusundaki ihtiyacı karşılayabilmek amacıyla, GOSB’da 23 bin 500 metrekarelik alanda yer alan fabrikamızı kurduk. 1.200 MWp büyüklüğündeki fabrikamızın, ilk etapta 4 üretim hattından oluşan 400 MWp’lik kısmını devreye alıyoruz. Çok yakın gelecekte, 1.200 MWp’lik tam kapasite ile üretime geçeceğiz. Tüm yatırım planlarımızı buna göre yaptık, fabrikamızı da buna göre dizayn ettik.”

PHONO SOLAR İLE İŞ BİRLİĞİ YAPILDI
Gebze’de, Smart Solar Tech fabrikamızda üretilecek ilk yerli üretim panelleri konusunda önemli bir iş birliğine de imza attıklarını açıklayan Demirdağ, “Dünyanın önde gelen Fortune 500 firmalarından olan Sumec bünyesinde faaliyet gösteren Phono Solar markasının üretim haklarını devraldık. Phono Solar gibi bu konuda uzman ve dünya devi bir şirketi, stratejik ortak olarak Türkiye’ye gelmeye ikna ettik” diye konuştu. Demirdağ, bu iş birliği sayesinde Gebze’deki fabrikalarında tüm dünyada kabul görmüş kalite standartlarında PERC, bifacial, çift-cam gibi yeni nesil modüller üreteceklerini belirtti.

HEDEFTE AVRUPA VE ABD’YE İHRACAT VAR
Phono Solar iş birliği ile üretilen güneş panellerinin daha ilk günden uluslararası garanti ve sigorta güvencelerine sahip olduğunu kaydeden Demirdağ, “Üretim bandımızdan çıkacak ilk parti ürünlerin yurtiçinde ve yurtdışında müşterileri hazır” dedi. Üretim planlarını yurtiçi olduğu kadar yurtdışı satışlarına göre yaptıklarını dile getiren Demirdağ, “İhracat konusunda büyük hedeflerimiz var. Türkiye’de ürettiğimiz güneş panellerini Avrupa ve ABD’ye ihraç etmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

GES YATIRIMLARIMIZ SÜRECEK
Smart Energy Group’un GES konusundaki yatırımlarına da devam edeceğini belirten Demirdağ, bu konuda şunları söyledi: “Halen Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ve Türkiye’de kendi portföyümüzde GES yatırımlarımız var. Bunların bir kısmı devrede, bir kısmı ise çok yakın zamanda devreye girmek için kurulum aşamasında. Stratejik ortağımız SUMEC ile beraber Türkiye’deki toplam güneş enerji santrali portföyümüz 125 MWp’e yakın. Smart Energy olarak bir yandan anahtar teslim GES kurulum hizmetleri ile sektörün gelişimine destek olurken diğer yandan yatırımcı olarak da faaliyet gösteriyoruz. Mühendislik bilgimiz, titizliğimiz ve tecrübemiz ile yüksek verim alabilen GES’lere imza atıyoruz. Yatırımcısı olduğumuz Kayseri’deki GES’imiz geçen iki yıl sonunda toplamda 4 milyon kWh elektrik üretim değerinin üstüne çıkmayı başardı ki bu dünyanın sayılı en verimli santrallerinden biri anlamına geliyor. Yenilenebilir enerjiye yatırım yapmayı karlı olduğu kadar ciddi bir sosyal sorumluluk görevi olarak da görüyoruz. Bugüne kadar 300’ün üzerinde GES projesinde çalıştık. Güneş enerjisi alanında teknik danışmanlıktan mühendislik hizmetlerine, satın almadan inşaata, işletme ve bakım hizmetlerinden finansman ihtiyacına kadar yatırımcılara destek veriyoruz.”

Faselis/Türkiye’de Enerji

İstihdam rakamları FED’in elini güçlendirdi

0

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Tarım Dışı İstihdam beklentilerin üzerinde 209 bin artış gösterdi. (Beklenti: 180.000) İstihdam rakamlarının yanı sıra ücret artışı bir önceki aya göre yüzde 0,3 yıllık bazda ise yüzde 2,5 artış gösterdi. İşsizlik oranı ise yüzde 4,3 seviyesine geriledi. İstihdam piyasasının ABD’de net bir şekilde toparlanmaya devam ettiğini görüyoruz. Verinin ayrıntıları her anlamda oldukça güçlü. İş gücüne katılım oranında artış yaşanırken, ücretler, işsizlik oranı FED’in elini güçlendirmeye devam ediyor.

Bu bağlamda baktığımızda Eylül ayında FED’in bilanço küçültme sürecine başladığını görebiliriz. Bilançonun küçültme hızı, miktarı gibi ayrıntılarda önemli olacaktır ancak bu soruların cevabını Eylül ayından önce almak zor görünüyor. İstihdam rakamları sonrası Dolar küresel anlamda bir miktar değer kazanırken Dolar endeksi 93 seviyelerinin üzerinde tutunmaya çalışıyor. Veri beklentilerin üzerinde açıklansa da Doların hızlı bir değer kazanma ihtimali pek görünmüyor. Özellikle ABD’de siyasi risk sürecinin devam etmesi ve FED’e yönelik birçok beklentinin fiyatlanmış olması Dolara olan talebin makul seviyelerde kalmasına neden olabilir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Alman firmaları Türkiye’nin geleceğine güvenle bakıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmasının ardından yaptığı açıklamada, bakanlığa geldikleri ilk günden beri çok yoğun bir mesai ortaya koyarak bir milat olan bu ihale sürecinin bu kadar başarılı geçmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

Dünya ve Türkiye enerji piyasaları için tarihi bir milada tanıklık edildiğini ve bu süreci daha ileriye taşıyacaklarını belirten Albayrak, Türkiye’nin yerli ve milli kaynaklarını öncelikleyen bir süreci başlattıklarını ve süreci “tek tek nakış gibi işleyerek” bugüne gelindiğini anlattı.

Albayrak, nisanda açıkladığı Milli Enerji ve Maden Stratejisi kapsamında yapı taşlarından biri olan ve güneş YEKA projesiyle atılan adımın ikincisi olarak rüzgar YEKA yarışmasının gerçekleştirildiğine değinerek, şöyle konuştu: “Bugün, dünyadaki en büyük 10 rüzgar üreticisinin 8’inin katılımıyla, tamamen açık, şeffaf ve çok kıyasıya bir rekabetin olduğu bir ihale süreciyle yeni bir dönemi başlattık. Bunun en önemli adımlarından bir tanesi, düne kadar rüzgarda yerli katkı payıyla kilovatsaat başına 10,3 dolar/cent alım maliyeti, tarihi bir rekorla bugünkü ihalede kilovatsaat başına 3,48 dolar/cente düşerek, bir dünya rekoru fiyatla gerçekleşti. Ben bundan, milletim adına, ülkem adına gurur duyuyorum. Tabii ki bu, çerçevede tüm Türkiye, 80 milyon olarak gurur duyacağımız bu resimde, en büyük katkı payı, 15 yıllık iktidarı ve liderliği içerisinde, Türkiye’yi bu noktaya taşıyan Cumhurbaşkanımızındır. Tartışmasız bir şekilde ülkemiz yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen, bu kadar büyük firmaların katıldığı bu kadar büyük bir rekabet ortamında gerçekleşen ihaleyle, Türkiye, ne kadar önemli bir ülke olduğunu dünyaya bir kez daha haykıran bir netice ortaya koymuştur.”

Albayrak, “Büyük ve Güçlü Türkiye”den bahsettiklerini ve bugün ihalede ortaya çıkan neticenin Türk ekonomi ve enerji piyasalarının ne kadar güçlü ve geleceğe sağlam adımlarla yürüdüğünü ortaya koyduğunu vurguladı. Albayrak, “Kim ne derse desin, dünyada neler yaşanırsa yaşansın, ne kadar büyük problemler olursa olsun, Türkiye’nin bölgenin ve dünyanın en güvenilir, yatırım yapılabilir ülkelerinin başında geldiğini bu ihalenin neticesiyle ortaya koymaktan dolayı, ülkem adına, milletim adına, Cumhurbaşkanımız adına, tüm çalışan arkadaşlarımız adına söylüyorum büyük bir gurur duydum.” ifadesini kullandı.

Bir milyar doların üzerinde yatırım

Türkiye’nin bu ihaleyle sadece maliyetlerini düşürmediğini, bu ihalenin Türkiye’nin bir enerji üssü olma noktasında ve sadece enerji kaynakları, maliyetleri açısından değil, teknolojileri açısından da bir merkez olması noktasında çok önemli bir adım olduğuna değinen Albayrak, şu görüşlere yer verdi:

“Türkiye, tıpkı güneşte olduğu gibi bugün rüzgar ihalesinde de hakikaten çok önemli noktadır bu. Yüzde 65 yerlilikle ve 10 yıl asgari Ar-Ge yatırım şartıyla artık yaklaşık bir rüzgar türbinindeki 8 bin küsür endüstriyel parçanın kırılımları ile birlikte yüzde 65’inin Türkiye’de üretilmesiyle, tedarikçisinden yan sanayicisine ve endüstrisine kadar çok büyük bir teknoloji üretim üssü olma noktasında adım atmıştır. Türkiye için gurur verici bir gündür. Türkiye için kıvanç duyulması gereken önemli bir gündür. Bu açıdan bakıldığında bunun yanında Yaklaşık 12 şehrimizde toplam yapılacak rüzgar türbini yatırımıyla 1 milyar doların üzerinde bir yatırımı da bugünkü küresel resimde Türkiye’ye kazandırılmıştır. Bu çerçevede baktığımızda inşallah bu yatırımlar, bu adımlar, ülkemiz için Türkiye için dünya enerji piyasalarında öncülük etme noktasında çok büyük bir dönemin başlangıcı olması noktasında da bize büyük bir mutluluk ortaya koymuştur. Biliyorsunuz güneşte hedefimiz 2018 yılı bitmeden Türkiye’de ilk yerli üretim güneş panellerini devreye almaktı. Bugün neticelenen ihalemiz sonrasında, imzaları attıktan sonra en kısa süre hedefiyle birlikte, inşallah 2019 başına kadar yerli üretim rüzgar türbinlerimizi sisteme dahil edeceğiz. Türkiye’ye inşallah bu çerçevede yerli üretim rüzgar türbinlerimizi kazandıracağız.”

“Türkiye-Almanya ilişkilerine katkı sağlayacak”

Bakan Albayrak, bu yatırımın en kısa sürede devreye alınması için bakanlık olarak tüm desteği vereceklerini vurgulayarak, rüzgar YEKA projesiyle yılda yaklaşık 1,5 milyon ton karbon salınımının önleneceği bilgisini aktardı.

“Türkiye’de herşeyin en iyisini ortaya koyacağız” dediklerini hatırlatan Albayrak, şunları kaydetti:

“Bugün, ortaya çıkan sonuç, Türkiye-Almanya ilişkilerine önemli bir katkı yapacağının da göstermiştir. Bugünkü ihale, Alman teknolojisi ve yatırımı ile birlikte Siemens firmasının kazanması ile neticelendi. Bugün, ortaya çıkan sonucun Türkiye – Alman ilişkileri açısından bölgeye ve dünyaya önemli bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Özellikle dünyanın herhangi bir ülkesinde bir çok şeyler yaşanabilir, bugün öyledir yarın böyledir. Kurumlar kişiler amenna, bugün gelir yarın gider, ancak devletler ve ilişkiler uzun solukludur. Hele de yaklaşık 200 yıldır, önemli tarihsel işbirlikleri içerisinde olan Türkiye-Almanya ilişkileri açısından baktığımızda, özellikle bugün ortaya çıkan sonuç, iki ülke ilişkilerine önemli bir katkı yapacağını da göstermiştir. Türkiye’nin geleceğine güven noktasında, Alman firmalarının bu kadar cesur ve girişimci vizyoner bakış açısıyla yapacağı yatırım, Türkiye-Almanya ilişkilerine katkı sağlayacaktır. İnşallah önümüzdeki dönemde bu ve benzeri işbirlikleri ile geçmişte olduğu gibi bundan sonra da daha akılcı, rasyonel ve kazan- kazan ilişkisine dayalı, iki ülke işbirliklerinin gelişmesine daha çok katkı sağlayacak benzeri süreçleri hep birlikte yaşarız.”

“Üretilecek elektrik asgari 3 milyar kilovatsaat ama bunun da üzerine çıkılacak”

Albayrak, Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmasının ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin enerji ve maden ithalatının son 10 yıldır yıllık ortalama 55 milyar dolara ulaştığını ve bu rakamın cari açığın neredeyse bir buçuk katına denk geldiğini söyledi. Bu tabloyu, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının artırarak değiştirmeyi hedeflediklerini dile getiren Albayrak, geçen yıl elektrik üretiminin yüzde 49’unun yerli kaynaklardan elde edildiğini ve bunun tarihi bir rekor olduğunu hatırlattı.

İhalenin, Türkiye’de yerli enerjide kapasiteyi daha da yukarı çıkaracağını aktaran Albayrak, bu oranın orta ve uzun vadede yüzde 65’lere çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Albayrak, ihale sonucunda ortaya çıkan fiyatın piyasa fiyatlarının altında olduğunu vurgulayarak, söyle konuştu:

“Üretilecek elektrik asgari 3 milyar kilovatsaat ama bunun da üzerine çıkılacak. Proje kapsamında yapılacak Ar-Ge özellikle bölgede yerli istihdam açısından çok önemli çünkü Ar-Ge’deki kritik noktalardan biri yerli mühendis istihdamı, bu oran yüzde 80 olacak. Genç, eğitimli nüfusumuzun kapasitesi ve potansiyeli dünyada parmakla gösterilecek noktada. Hedefimiz, Türkiye’nin yerli kaynaklar noktasında, yerli üretim noktasında kapasitesini her geçen gün daha da artırmak. YEKA modeli ile güneş ve rüzgarda bu süreci devam ettireceğiz. Özellikle arz talep dengesinde, arzın daha düşük olduğu bölgeleri önceliklendirerek, kaynağından üretimi ve tüketimi destekleyecek şekilde hem güneş hem rüzgar hem de yerli kömürde önümüzdeki dönemde YEKA ve yerli kömür yatırımlarımız devam edecek.”

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

YEKA ihalesini Türkerler’in bulunduğu konsorsiyum kazandı

Yenilenebilir enerjide Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. Heyecanla beklenen 1 milyar dolarlık Rüzgâr Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesi gerçekleştirildi. 1.1 milyon evin elektrik ihtiyacını karşılayacak projenin ihalesini Türkerler Holding, Siemens, Kalyon konsorsiyumu kazandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda açık eksiltme yöntemiyle yapılan ihalede dünya rüzgâr enerjisi piyasasının yaklaşık yüzde 90’ını elinde bulunduran 8 dev yarıştı. Kilovatsaat başı tavan fiyatı 7 dolar/centten başlayan ihale 3,48 dolar/cent olarak sonuçlandı. Kazım Türker yaptığı ilk açıklamada bu rakama rüzgar enerjisini çok iyi bilen ekiplerimiz sayesinde düştüklerinin altını çizdi.

“Türkerler Holding olarak gururluyuz”
Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, “Türkiye’yi enerjide, çok daha güçlü, yeni bir boyuta taşıyacak projeyi hayata geçirme fırsatını kazanmanın gururunu yaşıyoruz” dedi. Kazım Türker, “Türkerler Holding olarak Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji yatırımcısı olmak istiyoruz. Bu hedefe emin adımlarla ilerliyoruz” diye konuştu.

Bu projenin birçok yönüyle Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayacağını kaydeden Türker şöyle konuştu: “Türkiye’de ilk defa yerli türbin üretimi yapacağız. Öte yandan Türkerler Holding olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı istihdam seferberliğine tüm Türkiye’de bu yıl gerçekleştireceğimiz yeni istihdamlarla öncülük etmenin gururunu yaşıyoruz. Buna ek olarak bugün sonuçlanan 1 milyar dolarlık bu ihalede Türk ekonomisine duyulan güveni de görmüş olduk. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesi olacaktır.”

Kazım Türker şöyle devam etti: “Bugün Türkiye’nin her zamankinden daha hızlı koşmaya, daha fazla üretmeye ihtiyacı olduğunun bilincindeyiz. Türkiye ekonomisindeki istikrarın devamı için bundan sonra da çok daha güçlü bir şekilde çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Bu vizyonla, faaliyetlerimizi çok daha cesur adımlarla, daha ileri seviyelere taşımaya kararlıyız.”

TÜRKERLER HOLDİNG
Türkiye’nin refahı ve kalkınması için yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren Türkerler Holding’in halen devam eden projelerinin toplam yatırım miktarı 5 milyar doları aştı. 3 yılda ulaşılması hedeflenen yatırım miktarı yaklaşık 8 milyar dolar. Türkerler Holding, gayrimenkul geliştirme, yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi, doğal gaz dağıtımı ve ticareti, elektrik dağıtımı ve ticareti, kamu özel ortaklığı sağlık entegre tesis projeleri gibi Türkiye’nin en iddialı projelerine imza attı.

1 milyar dolarlık yatırım yapılacak
Rüzgar YEKA’sı yarışmasını kazanan Türkerler, Siemens, Kalyon konsorsiyumu, 1 milyar doların üzerinde rüzgar tesisi yatırımı yapacak. Konsorsiyum 100 milyon doların üzerinde yatırım maliyeti olan bir rüzgar türbin fabrikası kuracak. Fabrikada her biri en az 2,3 megavat gücünde yerli rüzgar türbini üretilecek.

Konsorsiyum, kanat, Jeneratör tasarımı, malzeme teknolojileri ve üretim teknikleri, yazılım ve yenilikçi dişli kutusu alanlarından en az üçünde toplam 5 alanda 10 yıl boyunca Ar-Ge çalışması yapacak. Ar-Ge çalışmaları için her yıl 5 milyon dolarlık bütçe ayrılırken, yüzde 80’i yerli mühendislerden oluşan 50 teknik personel ile Ar-Ge faaliyetleri yürütülecek. Fabrikanın kurulum süresi, sözleşme imzalama tarihinden itibaren 21 ay, projenin lisans süresi 30 yıl olacak.

Projenin uygulanacağı 5 bölge şöyle;
Kayseri – Niğde
Sivas
Edirne – Kırklareli – Tekirdağ
Ankara – Çankırı – Kırıkkale
Bilecik – Kütahya – Eskişehir

İlk defa teknoloji üretimi
YEKA’larda kurulacak olan yerli rüzgar türbinlerinin üretileceği fabrika, tek vardiyada en az 150 adet/yıl veya 400 MW/yıl rüzgar türbini üretim kapasitesine sahip olacak. Yerli RES’lerin işletmeye girmesiyle birlikte her yıl asgari 3 milyar kWh elektrik enerjisi üretilecek ve yaklaşık 1.1 milyon evin yıllık elektrik ihtiyacı rüzgardan karşılanıyor olacak.

Güneşte 1000 MW ile dünyanın en büyük fotovoltaik güneş enerjisi üretim alanı projesini hayata geçiren Türkiye, rüzgarda da 1000 MW ile dünyada bu alandaki en büyük projelerden birisine imza atmış olacak. Fabrika ile RES’lerin kurulumu ve işletilmesi, AR-GE faaliyetleri dikkate alındığında, rüzgar YEKA’sı yaklaşık 3 bin 750 kişilik bir istihdam sağlayacak. Yarışmayı kazanacak firma 5 bölgeden her birinde en az 50 MW’lık bir rüzgar gücü kurmak şartı ile toplamda 1000 MW’lık bir kurulu gücü hizmete alacak.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Bakan Zeybekci: Katar’a ablukayı İzmir ile kırdık

Türkiye ile Katar arasında ticaretin arttırılması için düzenlenen toplantıda konuşan Ekonomi Bakanı Nİhat Zeybekci, 5 Haziran’da Suudi Arabistan’ın başını çektiği Arap ülkelerinin Katar’a uygulamaya koyduğu ambargoya karşı ilk önce İzmir’in harekete geçtiğini söyledi.

Bakan Zeybekci, “Hemen ertesi gün yani 6 Haziran’da İzmirli işadamlarını arayarak destek istedim. Hiç bir İzmirli ‘paramızı alabilecek miyiz’ bile demedi. Toplam 221 kargo uçağının 60’a yakının kalktığı ayrıca 1 geminin de gönderildiği ihtiyaç malzemeleri sayesinde Katar’daki ablukayı İzmir ile kırdık” dedi.

Ekonomi Bakanlığı ve Ege İhracatçı Birlikleri işbirliğinde; Katar ve Türkiye İkili İşbirliği ve Ticaret görüşmeleri kapsamında İzmir Swissotel’de düzenlenen Türkiye-Katar İkili İş Görüşmeleri Toplantısına Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı Şeyh Ahmet Bin Casım Bin Muhammed El Sani, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, Ak Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk ile Katar’dan 90, Türkiye’den ise 200’e yakın işadamı katıldı. .

Toplantının açılışında konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Katarlı Bakan ve heyeti ‘Evinize, ikinci vatanınıza hoş geldiniz’ diye karşıladı. İşbirliği toplantısını özellikle İzmir’de düzenlenmek istediklerini belirten Zeybekci, “Kasten, bilerek ve isteyerek İzmir’de sizleri biraraya getirmek istedik. Zira 5 Haziran; Katar’ın 15 Temmuz’u idi. Sivil demokrasi devrimi yapan Türkiye olarak biran bile tereddüt etmeden Katar’ın yanında olduk. Hemen ertesi gün, yani 6 Haziran’da Katar’a inen uçaklar başta olmak üzere yapılan tüm seferlerin yanı sıra Katar’a giden ilk gıda gemileri hep İzmir’den kalktı” dedi.

Katar’a 221 kargo uçağı gönderdik 60 tanesi İzmir’den kalktı

Giden ihtiyaç malzemelerine İzmir’in serin melteminin eşlik ettiğini açıklayan Bakan Zeybekci, “Katar’a ablukaya alınca içeride bir hareketlenmeyi umanlar, bu emellerine Türkiye’nin desteği sonucu ulaşamadı. Katar Ekonomi Bakanlığı bile o gün bizim bu kadar hızlı hareket edeceğimizi bilmiyordu ama biz hemen ‘Hadi’ diyerek bu işe kalkıştık. Çünkü ‘Hadi’ dendiğinde ‘Neden’ diye sorulmaz; kalkılıp gidilir. Katarlı kardeşlerimizin bize hadi dediğini duyduk ve neden diye sormadan bugüne kadar 221 kargo uçağı giti. Bunun 60’a yakını İzmir’den gitti; ayrıca bir gemi dolu gıda da yine İzmir’den gitti. İşte tüm bunlarla abluka İzmir’den kırılmış oldu” diye konuştu.
İzmir’deki tek bir işadamının bile kendisine ‘paramızı alabilecek miyiz’ diye sormadığını da aktaran Bakan Zeybekci, “5 Haziran’da İzmir’deki dostlarımı hiç bir zaman unutmayacağım. Onları arayıp ‘şunlara ihtiyaç var’ dediğimde o arkadaşlarımın bir tanesi bile ‘Gönderiyoruz ama bunun parası ödenecek mi, niye gönderiyoruz, parayı ne zaman alabiliriz’ diye bir kere bile sormadı. Bir hafta boyunca buradan mal gitti ama tek bir sonu sorulmadı. Şimdi yine aynı ticaret anlayışıyla ayı güvenle, aynı ahilikle ticaret yapmanızı istiyoruz. Ticaretin yanı sıra birlikte yatırımlar yapın. Katar’ı bir lojistik üssü olarak da kullanın ve coğrafyadaki diğer ülkelere de ticaret yapın” ifadelerini kullandı.

Katar’a karşı yapılan bu ablukanın beklenenin aksine güçlü bir Katar ortaya çıkardığını açıklayan Zeybekci, şunları söyledi: “Kardeşler arasındaki bu yanlış anlaşılmadan kaynaklı münakaşanın biteceğine inanıyoruz. Kardeşlik ikliminin olmadığı yerlerin ne hale geldiğini hep birlikte görüyoruz. Türkiye ile Katar ise birbirini tamamlayan iki ülke. Birinde olan diğerinde hiç yok. Allah bize akıl vermiş. bu coğrafya bize bir işaret veriyor, tabiat yol gösteriyor. ‘Biraraya gelin, geleceğe birlikte yürüyün’ diyor. Bütün eksiklerimizi birlikte tamamlayabiliriz. Burada üreterek hazır göndermek değil, bir kısmı burada geri kalanının diğer ülkede üretilebileceği şekilde gıda, tarım ve tüm ihtiyaçları birlikte karşılanabilir. Bizim de gelecekteki sürdürülebilir enerji ihtiyacımızı sağlayabileceğimiz kardeşimiz Katar’dır.”

Türk firmalarının hepsine kefilim

Bugün her iki ülke Bakanlarına düşen görevin tamamlandığını vurgulayan Bakan Zeybekci, “Bize düşen sizi biraraya getirmekti. Bunu biz bakanlar yapmayacağız siz işadamları yapacaksınız. Biz görevimizi tamamladık. Buraya gelen Türk firmalarının hepsine şahsi olarak kefilim ve bizi asla mahcup etmezler. Türk kardeşlerim; Katarlı işadamlarına Katarlı bakanımız kefil olduğu için ben de kefilim” dedi

Benzer bir organizasyonu Katar’da da yapmayı planladıklarını söyleyen Bakan Nihat Zeybekci, “Dünya Kupası 2022’de Katar’da yapılacak. Bu şampiyona için 220 milyar dolarlık bir altyapı ve inşaata ihtiyaç duyuluyor. Bunlar, Türk firmalar tarafından yapılabilir. Türkiye sizin eviniz, memleketiniz. Memleketinize hoş geldiniz” diye konuştu.

Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı Ahmed Bin Assım Al Thani, Türkiye halkına Katar halkının şükranlarını getirdiğini belirtti. Bakan Thani, “Şerefli tutumunuz ve bizlere verdiğiniz destekten dolayı İzmir’e ve Türkiye’ye çok teşekkür ediyorum. Kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da Katar Emirimizin selamlarını iletiyorum” dedi. Katar ekonomisinin ambargo sonrası gücünü bir kez daha gösterdiğini aktaran Bakan Al Thani şöyle konuştu: “Bir çok ülkede ekonomiler olumsuz etkilenirken bizim ekonomimiz sağlam durmakta. Katar’ın bağımsızlığı ve güçlü olması için var gücümüzle çalışmalıyız, Bize karşı yapılan ambargoyu İzmirlilerin de desteğiyle saatler içinde kırdık. Şu anda hiç bir konuda eksikliğimiz yok. Bizdeki doğal kaynaklar, doğalgaz ihracatı Katar’ın ekonomisine büyük destek vermekte. Bize karşı acımasızca yürütülen ve kanunlara karşı yapılan ablukadan Türkiye sayesinde etkilenmedik. Bugün Katar yine doğalgaz ve LNG’de dünya çapında üretimine devam etmekte. Yaşananların ardından doğalgaz ihracatımızda bir düşüş değil aksine yüzde 30’luk bir artış yaşadık. Türk ürünlerini de Katar pazarında kendini ispat etmesi sonucu tüm sektörlerde Türkiye’den malların girişinin hızlandırılması, bir çok alanda yatırımların yapılması bizler açısından son derece önemlidir. Bize karşı yapıcı tutumlarınızdan dolayı sizlere çok teşekkür ediyorum.”

İki ülkenin birbirine verdiği karşılıklı destek sayesinde ikili ilişkilerin her geçen gün daha da güçlendiğini ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Türkiye’nin 2016 yılında Katar’a 421 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan ihracatın ise 30 milyon dolar olduğunu söyledi.

Ünlütürk, 2017 Ocak – Haziran dönemi ise 73 milyon dolar olarak gerçekleşti. Katarlı şirketlerin Digitürk, A Bank ve Finansbank gibi dev şirketlerimizi satın almasının yanısıra, Türk firmalar da Katar’da önemli iş alanlarında yatırım ve ticaret yapıyor. Bugüne kadar Katar’da faaliyet gösteren Türk firmalarımız 125 projede 13.7 milyar dolarlık bir değer yaratmış durumdalar. Katar 2016 yılı verilerine göre 375 milyon dolarlık yatırımla, ülkemize en çok yatırım yapan 7. Ülke konumunda” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Katar’dan gelen 90 firma temsilcisi Türkiye’nin dört bir yanından gelen yaklaşık 200 firma temsilcisiyle yüz yüze ikili iş görüşmelerine geçti.

Faselis/Türkiye’de Enerji

​Enflasyon oranı tek haneye geriledi

Enflasyon oranı temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0,15 artış gösterdi. Yıllık bazda ise enflasyon oranı yüzde 10,90 seviyesinden yüzde 9.79’a geriledi. Enflasyon oranının gerilemesinde gıda fiyatlarında yaşanan düşüş etkili oldu. Teknik anlamda gıda fiyatlarında yer alan baz etkisi fiyatların düşmesinde etkili olmasının yanı sıra sebze ve meyve fiyatlarında yaşanan gerilemelerde etkili oldu. Manşet enflasyon gıda fiyatları kaynaklı gerilese d çekirdek enflasyon (Enerji ve Gıda fiyatları hariç) oranında bir miktar yükseliş dikkat çekiyor.

Çekirdek enflasyon için takip ettiğimiz C endeksi yıllık bazda yüzde 9,60 seviyesine yükseldi. Bu yükseliş döviz kurunun enflasyona geçiş etkisinin devam ettiğini gösteriyor. Manşet enflasyonda yaşanan gerileme önemli olsa da çekirdek enflasyon Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını (TCMB) sıkı duruşunun devam etmesine neden olabilir. Yıl içinde TCMB’nin geç likidite penceresinde ılımlı faiz indirme ihtimali hala daha var ancak bunun gerçekleşmesi için enflasyon oranında kalıcı bir düşüş olması birinci öncelik olarak karşımıza çıkabilir.

Bu bağlamda kısa vade de TCMB’nin politikasını değiştirmediğini görebiliriz. Enflasyon oranı sonrası Dolar kuru 3.5150 – 3.55 arasındaki yatay görüntüsüne devam ediyor.Öte yandan yarın açıklanacak olan tarım dışı istihdam rakamları dolar kuru üzerinde etkili olabilir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

TUGİK ihracat rakamlarını açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açılanan, 2017’nin ilk yarısının ihracat verilerine yansıyan Türk Lirası’yla yapılan ihracatta yüzde 102 oranında yaşanan artışı değerlendiren Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu Genel Başkanı Erkan Güral, konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı ve talimatıyla başlatılan dış ticarette Türk Lirası kullanımının artırılmasına yönelik girişimler neticesinde, Türkiye yılın ilk 6 ayında bu başarı grafiğini yakalamıştır. İhracat rakamlarında yaşanan büyük artış uzun bir süredir dile getirdiğimiz öngörüleri doğrular niteliktedir. Ekonomik göstergeler içinde en önemli parametre olan ihracat düzeyindeki bu büyük gelişme hiç şüphesiz ülkemizin büyüme rakamlarına da yansıyacaktır.

2017 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin Dünya genelinde en yüksek büyüme sağlamış ilk beş ülkesinden biri haline gelmesi şaşırtıcı bir sonuç olmayacaktır. Biz iş insanları bu iddiamızı realize edebilmek adına çalışmalarımızı olanca hızıyla sürdüreceğiz. Hedef Türkiyemizi 2017’de Dünyanın en çok büyüyen ekonomilerinden biri haline getirmek!”

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enerjisa’dan en uzun vadeli özel sektör tahvil ihracı

Enerjisa, Ak Yatırım’ın danışmanlığı ve aracılığı ile bir ilke daha imza atarak, Türkiye’de bugüne kadar özel sektördeki en uzun vadeli tahvil ihracını gerçekleştirdi. Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler, Ak Yatırım danışmanlığında ve yatırımcı Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) iş birliğinde gerçekleşen en uzun vadeli özel sektör tahvil ihracının enerji sektöründe kurumsallaşmanın, finansal sürdürülebilirliğin güçlenmesine ve sektörün yatırımcı için cazibesinin artırılmasına katkı sağladığını belirtti

Enerjisa Enerji A.Ş. 1 Ağustos 2017 tarihinde Türkiye Özel Sektör Tahvil Piyasasında gerçekleşen en uzun vadeli tahvil ihracını gerçekleştirdi. 5 yıl vadeli 335 milyon Türk Lirası tutarında TÜFE’ye endeksli tahvil ihracıyla yeni yatırımlar için ek finansman desteği yaratıldı. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) bu tahvile 100 milyon Türk Lirası (24 milyon Euro) yatırım yaptı.

Yatırımcılardan yoğun talep toplayan Türkiye’nin en uzun vadeli tahvil ihracına ilişkin konuşan Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler, “Türkiye’nin dinamik ve büyüyen elektrik piyasasında ilklerin ve yeniliklerin öncüsü olarak, sektörün şeffaflaşmasına ve yatırımcılar için cazibesinin artırılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda finansal piyasalardaki çalışmalarımızda da pek çok ilke imza attık. Dağıtım şirketlerimiz ile 2017 yılı Mart ayında Türkiye’deki “en büyük” reel sektör tahvil ihracını gerçekleştirmiştik, yine 2016 yılı Ağustos ayında Türkiye’deki ilk “TÜFE’ye endeksli” tahvil ihracını yaptık. Bu kez de Türkiye’deki “en uzun vadeli” özel sektör tahvil ihracını gerçekleştirdik. Ülkemiz finansal piyasalarının gelişmesine ve derinleşmesine büyük katkı sağlayan tahvil ihraçlarımıza aldığımız yoğun talepten çok memnunuz. Bu çalışmalarla yeni yatırımlar için de finansman yaratmış olduk” dedi.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Enerji Bölümü Direktörü Harry Boyd-Carpenter, “EBRD’nin Türkiye’deki hedeflerini desteklemesinden ötürü bu programa katılmaktan çok memnunuz. TÜFE endekslemesi bizim için bir ilk ve halen Türk sermaye piyasalarında nadir bulunan bir araç; gelirleri enflasyon ile yakından bağlantılı olan dağıtım şirketlerinin finansman ihtiyaçlarına özellikle uygun. Bunun gibi yenilikçi finansman mekanizmaları, Enerjisa Enerji’nin yaptığı gibi, yeni, verimli ve akıllı enerji ağlarına yatırım yapmak için gerekli sermayeyi arttırmak için gerekli. Sektördeki en güçlü ve en dinamik gruplardan Enerjisa Enerji ile yine işbirliği yapmaktan çok memnunuz” dedi.

EBRD finansmanı, yerel ve uluslararası yatırımcıları çekmek için Türk sermaye piyasalarında daha uzun vadeli ve daha fazla şeffaflık sağlamanın amaçlandığı TL Kurumsal Tahvil Programı’nın bir parçasıdır. Likiditenin artırılması ve Türkiye’nin sermaye piyasalarının genel gelişimine katkıda bulunulması, EBRD için Türkiye’de stratejik bir önceliktir.

Ak Yatırım Genel Müdürü Mert Erdoğmuş, “Ak Yatırım olarak bugüne kadar özel sektör tahvil piyasasında öncü ve sektöre değer katan birçok ilke imza attık. Türkiye’nin elektrik dağıtım ve perakende satış sektörlerinde lider konumda olan Enerjisa için, 2017 yılı Mart ayında başarıyla tamamladığımız Türkiye’deki “en büyük” reel sektör tahvil ihracı sonrasında, bu kez de Türkiye’deki “en uzun vadeli” özel sektör tahvil ihracını gerçekleştirdik. 5 yıllık vadeye sahip ve TÜFE’ye endeksli olan bu tahvil, yatırımcıların gösterdiği yoğun talep neticesinde piyasada planlanan ihraç tutarının üzerinde bir ilgi oluşturarak, 335 milyon Türk Lirası ihraç tutarına ulaştı. Türkiye’nin bugüne kadar ki en uzun vadeli özel sektör borçlanma aracına danışmanlık ve aracılık ederek sermaye piyasalarına çok önemli katkıda bulunduğumuzu düşünüyoruz. Ak Yatırım olarak özel sektör tahvil ihraçlarındaki liderliğimizi sürdürerek fark yaratmaya devam edeceğiz” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Temmuz ihracatı yüzde 31,2 artışla 11,4 milyar dolar oldu

0

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Temmuz 2017 ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31,2 artışla 11 milyar 474 milyon dolar oldu. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “TÜİK verilerine göre 2011 yılı Ağustos ayında yakaladığımız yüzde 31,9’luk artıştan sonra gelen en yüksek oran. Yani son 6 yılın en iyi, son 8 yılın en iyi 2. performansı. İhracat artış oranında çok önemli bir rekora imza atmış olduk. 15 Temmuz’dan sonra ne demiştik: ‘Çarklar dönüyor, üretim devam ediyor’. Büyük bir ülkeyiz, sağlam bir ekonomiyiz. İştahlı yatırımcılarımız, kendini adamış çalışanlarımız var” dedi.

TİM Başkanı Büyükekşi: “Almanya uzun yıllardır ihracatımızda zirveyi kimseye kaptırmıyor. Bu ay da yüzde 28,2 artışla yerini sağlamlaştırdı. Son dönemde yaşanan geçici kriz ortamının ticaretimizi etkilememiş olması bizleri mutlu etti. İki ülke birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı. Temennimiz, bu gergin ortamın bir an evvel olağan seyrine geri dönmesi.”

TİM verilerine göre temmuz ayında en fazla ihracat yapılan ilk 20 ülke arasında en yüksek artış yüzde 95,7 ile Rusya’ya kaydedilirken, tek düşüş yaşanan ülke Mısır oldu. En fazla ihracatı sırasıyla otomotiv, hazır giyim-konfeksiyon ve kimyevi maddeler sektörleri yaparken, en fazla artış kaydeden sektörler Gemi ve yat, Mücevher, Zeytin ve Zeytinyağı oldu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Temmuz 2017 ihracat rakamlarını Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla Avrupa’nın en büyük üretim komplekslerinden olan ve TİM 1000’de 6. sırada yer alan Manisa’daki Vestel City’de açıkladı.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin açıkladığı verilere göre, Türkiye’nin temmuz ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31,2 artışla 11 milyar 474 milyon dolar oldu. İlk yedi ayda ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artışla 88 milyar 926 milyon dolar olurken, son 12 aylık ihracat da bir önceki yıla göre yüzde 7,5 artışla 150 milyar 22 milyon dolar olarak gerçekleşti.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “TÜİK verilerine göre 2011 yılı Ağustos ayında yakaladığımız yüzde 31,9’luk artıştan sonra gelen en yüksek oran. Yani son 6 yılın en iyi, son 8 yılın en iyi 2. performansı” dedi. İhracatta 2010 yılının başından bu yana yüzde 30’luk artış oranının aşıldığı sadece iki ay olduğunun altını çizen Büyükekşi, “2011 Ağustos haricinde bir de 2010 Mayıs ayında yüzde 33,4’lük bir artış kaydetmiştik. İhracat artış oranında çok önemli bir rekora imza atmış olduk. 15 Temmuz’dan sonra ne demiştik: ‘Çarklar dönüyor, üretim devam ediyor’. Biz büyük bir ülkeyiz, sağlam bir ekonomiyiz. İştahlı yatırımcılarımız, kendini adamış çalışanlarımız var. TİM verilerine göre Kasım ayından bu yana, yani tam 9 aydır ihracatta artış açıklıyoruz. Atılım Yılı ilan ettiğimiz 2017’nin başından beri istikrarlı bir artış elde etmemiz bizler için büyük bir mutluluk kaynağı” diye konuştu.

Ekonomi Bakanının kaptanlığa devam etmesinden mutluyuz
Büyükekşi, geçtiğimiz haftalarda yaşanan Kabine değişikliğinde Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin ihracat gemisinin kaptanlığına devam etmesinden mutlu olduklarını da ifade ederek “Çünkü dış ticaretimizin başında ihracatçıyı yakından tanıyan bir liderin olması ihracatımızın gelişmesine büyük katkılar sağlıyor. Bunun yanında, revizyonla birlikte ekonomi yönetiminin tek elde toplanmasını, ihracatçılarımız adına olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Çünkü Hükümetimizden taleplerimize baktığımızda, ilk sırada bürokrasinin azalması geliyor” dedi.
İhracatta Atılım Yılı ilan ettikleri 2017’nin Temmuz ayında da emeklerinin karşılığını gördükleri belirten Büyükekşi, “Ülkemiz için alın teri dökmeye devam edeceğiz. TİM olarak temmuz ayında Tahran Türk Ticaret Merkezimizin açılışını Sayın Bakanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdik. İran ve Tanzanya’ya ticaret heyeti düzenledik. Tüm etkinliklerimiz ve Hükümetimizin çok değerli destekleri ile, Atılım Yılı ilan ettiğimiz 2017 yılı gücümüze güç katacak.” dedi.

Sektörel bazda otomotiv yine lider
Temmuz ayında en fazla ihracatı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41.1 artışla 2 milyar 434 milyon dolar ihracat gerçekleştiren otomotiv sektörü yaptı. Otomotivi 1 milyar 483 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon ve 1 milyar 190 milyon dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti. Temmuz ayında en fazla artış kaydeden sektörler ise ihracatını 4 katına çıkaran Gemi ve yat ile 3 katına çıkaran Mücevher ve 2 katına çıkaran Zeytin ve Zeytinyağı sektörleri oldu. Genel ihracatta, Tarım ihracatı yüzde 22, Sanayi ürünleri ihracatı yüzde 32 ve Madencilik ürünleri ihracatı da yüzde 42 arttı. Yılın ilk yedi aylık döneminde ise ihracatı sırtlayan sektör yine otomotiv oldu. Sektör, ilk yedi ayda 193 ülkeye ihracat gerçekleştirerek yeni bir rekora da imza attı.

En büyük pazar Almanya’ya ihracat yüzde 28,2 arttı
İhracat pazarları bazında, 173 ülke ve bölgeye ihracat artarken, 54 ülke ve bölgeye ise geriledi. En fazla ihracat yapılan ilk 5 ülkeden Almanya’ya ihracat yüzde 28,2; İngiltere’ye yüzde 37; İtalya’ya yüzde 27,9; Irak’a yüzde 55,7 ve ABD’ye yüzde 48,3 arttı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Almanya uzun yıllardır ihracatımızda zirveyi kimseye kaptırmıyor. Bu ay da yüzde 28,2’lik ihracat artışıyla yerini sağlamlaştırdı. Son dönemde yaşanan geçici kriz ortamının ticaretimizi etkilememiş olması bizleri mutlu etti. Sayın Bakanımızın da dediği gibi; iki ülke birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı. Temennimiz, bu gergin ortamın bir an evvel olağan seyrine geri dönmesi” dedi.
Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 20 ülke arasında en yüksek ihracat artışı ise yüzde 95,7 ile yine Rusya’ya gerçekleşti. Rusya’ya ihracat artışında, yaş meyve, deri ayakkabı ve kürkten giyim eşyası ihracatı öne çıktı. En çok ihracat yapılan ilk 20 ülke arasında ihracatın düştüğü tek ülke ise Mısır oldu. Mısır’daki temel düşüş, kimyevi maddeler sektöründen kaynaklandı.

AB’ye ihracat yüzde 29,1 arttı
Ülke grubu bazında AB’ye ihracat, temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29,1 artarken, AB’nin toplam ihracattaki payı yüzde 51,1 olarak gerçekleşti. Kuzey Amerika’ya ihracat yüzde 46,1; Ortadoğu’ya yüzde 33,9; Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine yüzde 44,1; Uzakdoğu’ya ise yüzde 25,1 arttı. İlk yedi ayda ihracat AB’ye 4,3 milyar dolar artış kaydetti.

Miktar bazında artış, değer bazındakini geçti
TİM verilerine göre temmuz ayı ihracatı miktar bazında yüzde 17,7 artarken, ilk yedi ayda yüzde 12,8 artış gösterdi. Büyükekşi, “Temmuz’da 8,4 milyon ton ağırlığında ürün ihraç ettik. Böylece bu ay, tüm temmuz ayları içerisinde, miktar bazında en fazla ihracat yapılan ay oldu.” dedi.

İstanbul’da artış yüzde 27,4 oldu, en yüksek artışı Sakarya yaptı
İller bazında ise temmuz ayında 71 şehir ihracatını artırırken, 9 ilde gerileme görüldü. En fazla ihracat yapan ilk 5 il ve artışlar şu şekilde gerçekleşti: İstanbul’un ihracatı yüzde 27,4; Bursa’nın yüzde 29,8; Kocaeli’nin yüzde 25,3; İzmir’in yüzde 25 ve Ankara’nın yüzde 31,9. En fazla ihracat yapan ilk 10 ilin tamamı ihracatını artırırken, en yüksek ihracat artışını yüzde 175 ile yine Sakarya gerçekleşti.

Manisa tarımda Türkiye’nin can damarlarından biri
Konuşmasında Manisa ilinin ve Vestel City’nin ihracatlarına da değinen Büyükekşi, şunları söyledi: “Manisa, geçen yıl 1,84 milyar dolar ile en fazla ihracat yapan 9.ilimiz. Tarım sektöründe Türkiye’nin can damarından biri olan Manisa, çekirdeksiz kuru üzüm ve kiraz ihracatında ön sıralarda yer alıyor. Vestel gibi fark yaratan firmalarımızın başarılarıyla sayesinde ise beyaz eşya ihracatında dünyanın önde gelen ülkelerinden biriyiz. Küresel ölçekte rekabetçi olan ürünlerimiz, bugün yaklaşık 200 ülkeye ihraç ediliyor. Rakamlarla ifade edecek olursak; Türkiye buzdolabı ihracatında dünyada 8., Avrupa’da 3.; çamaşır makinesi ihracatında dünyada 5., Avrupa’da 2.; bulaşık makinesi ihracatında dünyada 12.ve Avrupa’da 9. sırada yer alıyor. Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretim yapısı ile Türkiye’nin önde gelen ihracatçılarından biri olan Vestel, her zaman en fazla ihracat yapan ilk 10 firma arasında yer alıyor. Geçen sene Vestel’in ihracatının kg fiyatı 6,2 dolara ulaştı. Bu rakam, Türkiye ortalamasının neredeyse 5 katı. Bu başarının sırrı nerede gizli derseniz; Vestel, Ar-Ge, İnovasyon, Tasarım ve Markalaşma’ya Yerel Üretim gücümüzü de dahil ederek çıtayı üst seviyelere taşıyor.”

Vestel City’den 155 ülkeye ihracat yapılıyor
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu ise şunları söyledi: “Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Vestel City’nin doğması, büyümesi ve bugünlere gelmesi hep ihracatla olmuştur. 1995 yılında 150 milyon dolar olan Vestel’in ihracatı bugün 2 milyar doları aştı. Bugün Vestel City’den 155 ülkeye ihracat yaparak kendi alanımızda 19 yıldır üst üste ihracat şampiyonu oluyoruz. Vestel olarak tesislerimizi en üst düzey teknoloji ile donatmamız, bu teknolojiyle uyumlu bir şekilde çalışacak insan kaynağını yetiştirmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda Endüstri 4.0’a uyum çalışmalarımız Vestel City’de son hızla devam ediyor. Robotlarla insanların birlikte çalıştığı bu kompleks seneye Türkiye’nin Endüstri 4.0’a geçen ilk fabrikası olacak. Geçen yıl mükemmelliğimizi Avrupa’da da tescil ettirerek Endüstriyel Mükemmellik Ödülleri’nde (Industrial Excellence Award) Avrupa Şampiyonu olduk. Beş farklı sektörde faaliyet gösteren bir grup olarak biz bugün Türkiye’de en çok istihdam yaratan 3 gruptan ve en büyük 6 ihracatçıdan biriyiz. Dün olduğu gibi, bugün ve yarın da yaptığımız ihracat ile ülkemiz için katma değer yaratmaya devam edeceğiz.”

Faselis/Türkiye’de Enerji

Elektrikte rekor tüketim kısıntısız aşıldı

Türkiye’de elektrik tüketiminde arka arkaya rekorlar kırılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak rekor tüketimlere ilişkin açıklamasında 3 Temmuz Pazartesi hem günlük, hem de anlık elektrik tüketiminde rekor kırılırken enerji talebini “kısıtsız, kesintisiz karşıladık” demişti. Türkiye elektrik tüketim rekorunun 26 Temmuz’da yeniden kırıldığını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez “Bugün yeni bir rekor daha kırdık, puant yükümüz 47 bin 569 megavat olarak kısıt talimatı verilmeden gerçekleşti” diyerek açıkladı.

Aynı gün dağıtım bölgesinde yaşanan tüketim rekorunu kısıtsız gerçekleştiren Dicle Elektrik’in Yönetim Kurulu Başkanı Memet Atalay da Dicle bölgesinde iklim şartları ve tarımsal sulamadan kaynaklanan aşırı kaçak tüketimin etkisi ile arka arkaya yaşanan rekor tüketime rağmen şirketin hiçbir kısıntı yapmadığını belirtti. Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’ta elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik bölgesinde, 26 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleşen 85.962 megavatlık tüketim, şirketin özelleştirildiği 2013 yılından bu yana rekor günlük tüketim olarak kayıtlara geçti. Dicle Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Memet Atalay son yıllarda elektrik altyapısında sürdürülen planlı yatırımlar ve iyileştirmeler sayesinde, rekor tüketimin yaşandığı günlerde bir kısıntıya gerek kalmadığını ifade etti.

Dicle’de Özelleştirme Dönemi Rekoru Kırıldı

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Dicle Elektrik Dağıtım Yönetim Kurulu Başkanı Memet Atalay, “26 Temmuz günü dağıtım bölgemizde günlük bazda 85 bin 962 megavat elektrik tüketildi. Bu güç, Dicle’yi özelleştirmeden aldığımız günden bu yana gerçekleşen günlük bazda en yüksek tüketim değeri. Bu seviyelere hiçbir elektrik kısıntısına gitmeden ulaşıldı” dedi.

Özelleştirme sonrasında geçen 4 yılda Dicle Elektrik’in sorumluluk bölgesinde toplam 1 milyar 200 milyon liralık altyapı ve iyileştirme yatırımını hayata geçirdiğine vurgu yapan Atalay, bu yatırımların vatandaşların da günlük hayatta artan taleplerine olumlu bir katkı sağlayacak güce ulaştığını ifade etti. Rekor tüketimlerin elektrik sistemi ve altyapısı için önemli bir test olduğuna dikkat çeken Atalay, elektrikte kalitenin her geçen gün daha iyiye gittiğini vurguladı.

Rekor tüketime bağlı hiçbir kısıntı yaşanmazken, bölgelerinde kaçak elektrik kullanmayı alışkanlık haline getiren vatandaşlar da bulunduğunu hatırlatan Memet Atalay, bazı mahallelerde kaçak elektrik kullanımına bağlı aşırı yüklenmeler olabildiğini ve bu nedenle arızalar oluştuğuna da dikkat çekti.

Atalay yaşanan arızalarla ilgili vatandaşları daha sorumlu davranmaya davet ederek şöyle konuştu:

“Üzülerek takip ediyoruz ki, aldığımız tüm teknik ve hukuki önlemlere rağmen bazı vatandaşlarımız kaçak elektrik kullanmayı alışkanlık haline getirmiş. Kaçak elektrik kullananlar sebep oldukları zarardan kendini sorumlu görmüyor. Ancak tüm abonelerimiz şunu bilsin ki, bir yerde planlı bir kesinti duyurulmamış ise orada yaşanan kesinti elektriği kaçak kullananların yarattığı arızadır. Dicle Elektrik kanun neyi gerektiriyorsa yapmaya kararlıdır. Kaçak elektrik kullananlar, en çok kendi komşusunun, hemşerisinin, çocuklarının hakkını kullanmaktadır. Sorumlu abonelerimiz, kendi haklarını korumak ve kaçağı önlemek için her zaman şirketimize destek olmalıdır.”

Faselis/Türkiye’de Enerji

İşsizlik oranındaki olumlu görünüm sürecek

0

Temmuz ayı SAMEKS verileri İstanbul’da açıklandı. SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 3,7 puan artarak 59,2 değerine yükseldi. Endekste gözlenen bu artışta sanayi endeksinin 6,3 puan artarak 62,4 puana yükselmesi etkili olurken, hizmet endeksi de 2,7 puan artışla 58,5 puana yükseldi. Böylece SAMEKS, 59,2 puanlık değeriyle Temmuz ayında ekonomik aktivitedeki ivmelenmeye işaret etti. MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, bu aya ilişkin verilerin ‘SAMEKS’in tarihi zirvesi’ olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.

2017 yılı Temmuz ayında mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 3,7 puan artarak 59,2 değerine yükseldi. Endekste gözlenen bu artışta sanayi endeksinin 6,3 puan artarak 62,4 puana yükselmesi etkili olurken, hizmet endeksi de 2,7 puan artışla 58,5 puana yükseldi. Böylece SAMEKS, 59,2 puanlık değeriyle Temmuz ayında ekonomik aktivitedeki ivmelenmeye işaret etti.

Kaan: İşsizlik oranındaki olumlu görünüm sürecek
MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, yılın ikinci çeyreğini 55,3 puan ortalamasıyla kapatan SAMEKS Bileşik Endeksi’nin, yılın üçüncü çeyreğinin ilk dönemi olan Temmuz ayına 59,2 puanla girdiğini ve bu döneme ilişkin büyüme oranı için oldukça olumlu bir işaret verdiğini belirterek: “Bu seviye SAMEKS’in tarihi zirvesi olarak kayıtlara geçerken, endekste gerçekleşen artışta sanayi sektöründe gözlenen hızlanma belirleyici bir rol oynadı.

Hem sanayi hem de hizmet sektörüne ait İstihdam alt endeksinin 50 referans puanı üzerindeki seyrini sürdürmesi, Nisan 2017 dönemi itibariyle %10,5’e gerileyen işsizlik oranındaki olumlu görünümün önümüzdeki dönemde de süreceğine işaret etti. Temmuz ayında her iki sektörde de girdi alımlarının artması, reel sektöre yönelik olumlu görünümün devam eden aylarda da süreceğinin sinyalini verdi.

Buna karşın TCMB tarafından açıklanan verilere göre yurt içinde imalat sanayiinde kapasite kullanım oranının Temmuz ayında bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak %78,4 düzeyine inmesi, SAMEKS Sanayi Endeksi’nin Ağustos ayında bir miktar ivme kaybetse de referans puanın üzerinde seyredeceğine işaret ediyor” şeklinde konuştu.

Sanayi Endeksi 6,3 puan arttı
SAMEKS Sanayi Endeksi, 2017 yılı Temmuz ayında, bir önceki aya göre 6,3 puan artarak 62,4 seviyesine yükseldi. Bu seviye, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Sanayi Endeksi’nin tarihi zirvesi olarak kayıtlara geçti.

Hizmet Endeksinde olumlu görünüm sürüyor
SAMEKS Hizmet Endeksi; 2016 yılı Temmuz ayında, bir önceki aya göre 2,7 puan artarak 58,5 değerine yükseldi. Endeks böylece 2017 yılı Temmuz ayında 58,5 puana yükseldi ve sektöre yönelik olumlu görünümün sürdüğünü gösterdi.

TÜRKİYE EKONOMİSİ
Yılın ilk çeyreğinde %5 oranında büyüyerek 2017 yılına oldukça iyi bir giriş yapan Türkiye ekonomisinde, Temmuz ayı içerisinde açıklanan makroekonomik verilerde pozitif büyüme sürecinin sürdüğü gözlemlendi. Yılın üçüncü çeyreğinin ilk dönemi olan Temmuz ayında açıklanan makroekonomik veriler, Türkiye ekonomisine pozitif büyüme sürecinin ara vermeden sürdüğüne işaret ediyor.

İhracat ve ithalat ve dış ticaret açığı yükseldi
2017 yılı Mayıs ayında ihracat, önceki yılın aynı ayına göre %12,5 oranında artarak 13,6 milyar dolara yükselirken, ithalat da %21,7 oranında artarak 20,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece bu döneme ait dış ticaret açığı, önceki yılın aynı dönemine göre %43,3 oranında artarak 7,3 milyar dolara yükseldi.

Bu dönemde dikkat çekici noktaların başında Türk Lirası üzerinden yapılan ihracatta gözlenen artış oldu. TL üzerinden yapılan ihracat 2017 yılı Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %113 oranında artarken, TL üzerinden ithalattaki artış %24’te kaldı.

Cari açık arttı
2017 yılı Mayıs ayına ilişkin cari işlemler açığı, piyasa beklentilerini aşarak, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre %68,4 oranında artmış ve 5,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Sanayi üretimi önceki yıla göre arttı
Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi, Mayıs 2017 döneminde, bir önceki aya göre %1,5 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre %3,5 artış kaydetti.

Son 10 ayın en düşük işsizlik oranı
Mart, Nisan ve Mayıs dönemlerinin ortalaması alınarak hesaplanan Nisan 2017 dönemi işsizlik rakamları, geçtiğimiz aya göre 1,2 puan azalmış ve arındırılmamış veriye göre %10,5 seviyesinde gerçekleşti. Böylece işsizlik oranı Şubat 2017 döneminden itibaren üst üste üçüncü ayında da geriledi. %10,5’lik bu oran son 10 ayın en düşük işsizlik oranı olarak kayıtlara geçti.

Yılın ilk 4 ayında istihdamda sağlanan artış ise yaklaşık 1,5 milyon oldu. İstihdamın Nisan ayı itibariyle 28,2 milyon seviyesine yükselmesinde, Şubat ayında başlatılan İstihdam Seferberliğinin etkisi hissediliyor. Şubat ayında önceki aya göre 284 bin olarak gerçekleşen istihdam artışı devam eden aylarda daha da hızlanmış ve Mart ayında 553 bin, Nisan ayında ise 668 bin artış kaydetmeyi başardı.

Yıllık enflasyonda düşüş eğilimi sürdü
2017 yılı Haziran ayına ilişkin tüketici fiyatları, aylık bazda artış beklentisine rağmen olumlu bir görünüm arz ederek 0,27 puan azaldı. Yıllık bazdaki fiyat artışı ise piyasa beklentilerinin gerisinde %10,90 seviyesinde gerçekleşti. Böylece yıllık enflasyonda Mayıs ayında başlayan düşüş eğilimi Haziran ayında da sürdü.

DÜNYA EKONOMİSİ
2017 yılı Temmuz ayında küresel ekonominin gündemi; IMF’nin Küresel Ekonomik Görünüm raporu, ABD’de son açıklanan büyüme ve istihdam verileri, Avro Bölgesi’ndeki toparlanma süreci ve Çin ekonomisinde büyümenin hızlanması olarak özetlenebilir.

IMF, geçtiğimiz hafta yayımladığı Küresel Ekonomik Görünüm raporunda küresel ekonomi için 2017 ve 2018 yılına ilişkin büyüme tahminlerinde değişiklik yapmayarak, sırasıyla %3,5 ve %3,6’da tuttu. Raporda 2017 yılı için Avro Bölgesi’ne ilişkin büyüme tahmini %1,7’den %1,9’a, Çin ekonomisi için %6,6’dan %6,7’ye, ABD ekonomisi için %2,3’ten %2,1’e revize edildiği görüldü.

Avro Bölgesi’nde ise toparlanma sürecinin hızlanarak devam ettiği görülüyor. Bölge’de Ekonomik Güven Endeksi’nin son 10 yılın en yüksek seviyesine yükselmesinin yanı sıra Mayıs ayına ilişkin sanayi üretiminin yıllık bazda %4 seviyesinde artış kaydetmesi, toparlanmanın hızlandığına işaret ediyor. Büyümenin devam etmesine karşın enflasyonda beklenen düzeyde gelişmenin sağlanamaması ise Avrupa Merkez Bankası’nın varlık alımlarına bir müddet daha devam edeceğine işaret ediyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Güneş paneli enerjisinde rekor kırıldı

Panasonic Corporation bugün itibariyle seri üretimdeki silikon esaslı fotovoltaik modülleri için %-0.258/°C1 ile dünyanın en yüksek Pmax sıcaklık  katsayısına2 ulaştığını açıkladı.Panasonic Corporation bugün itibariyle seri üretimdeki silikon esaslı fotovoltaik modülleri için %-0.258/°C1 ile dünyanın en yüksek Pmax sıcaklık  katsayısına2 ulaştığını açıkladı.Bu zamana kadar sıcaklık katsayısı %-0.29/°C değerlerindeydi. Mevcut çalışmalar sayesinde seri üretim seviyesinde 0.032 puanlık teknik iyileştirme ile %-0.258/°C seviyesine ulaşılarak heterojunction(HIT) güneş hücrelerinin pozitif sıcaklık özelliği ortaya konulmuş oldu.

Modüller, verimliliği sıcaklık arttıkça düşen ve böylece çıkış gücünü de düşüren güneş hücrelerinden oluşur. Sıcaklık katsayısı bu düşüşün miktarını belirtir. Genel olarak bir silikon güneş hücresinin Pmax sıcaklık katsayısı %-0.50,3 seviyesindedir ve bu da modül sıcaklığı 1°C arttığında verimlilikdeki %0.50 düşüşe karşılık gelir. Örneğin yaz aylarında ulaşılması beklenen modül sıcaklığındaki (75°C) verim, 25°C ortam sıcaklığındaki verim ile karşılaştırıldığında %25 oranında azalacaktır. Panasonic’’in iyileştirilmiş Pmax sıcaklık katsayısına sahip HIT® modülleri verimlilikteki düşüşü neredeyse yarı yarıya azaltmaktadır.

HIT®’in özelliklerinden biri olan yüksek verimlilik ve sıcaklık özelliklerinin kombinasyonu genel silikon ürünler ile karşılaştırıldığında 75°C’deki dönüştürme verimliliği %464 oranında artacağından, güneş hücrelerinin verimliliğinin düştüğü bilinen yaz aylarında Panasonic modülleri güvenilir şekilde güç üretmeye devam eder. HIT®’in en önemli özelliği olan Panasonic’in eşsiz heterojunction teknolojisinin 5 daha da geliştirilmesi ile mevcut sonuçlar elde edilmiş ve bu geliştirilmiş teknoloji ürüne entegre edilmiştir.
Panasonic daha yüksek güç üretimi, verimlilik ve güvenilirlik alanlarında iyileştirmeler yapmak amacı ile teknoloji geliştirme ve kitlesel ticarileşme üzerinde çalışmaya devam edecektir.*HIT, Panasonic Group’un tescilli bir markasıdır.

Notlar:1. *Ölçülen değerlere göre bir üçüncü taraf ölçüm kurumu ile elde edilen ortalama değer (IEC 61853-1 ile uyumlu olarak)2. Panasonic’in, yoğunlaşmayan silikon fotovoltaik modülleri için 18 Mayıs 2017 tarihinde yapmış olduğu araştırmaya istinaden.3. Alıntı yapılan kaynak:  Japonya Fotovoltaik Enerji Kurumunun Gösterge Yönergelerinde (FY2017) tanımlanan “Referans değer:(1) Kristal silikon güneş hücreleri”.4. Genel silikon güneş hücreleri için %15.6 (%-0.50/°C çıkış sıcaklığı katsayısı) dönüştürme verimliliği ve HIT® için %19.6 (-0.258%/°C çıkış sıcaklığı katsayısı) dönüştürme verimliliği temel alınarak hesaplanmıştır.5. Güneş hücresi için gerekli olan, kristal silikon esaslı yüzeyin amorf bir silikon tabaka ile kaplanmasına dayalı teknoloji. Bu teknoloji, hücrelerdeki silikon esaslı yüzey alanında yaşanan birçok teknik sıkıntıyı ortadan kaldıran üstün pasifize etme özelliğine sahiptir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enerji piyasasında yeni dönem başlıyor

Enerji tedariğinde yeni dönem başlıyor. Enerji piyasalarındaki fiyat dalgalanması, tüketici ve tedarikçiyi yeni arayışlara yöneltiyor. Enexion Enerji Danışmanlık Genel Müdürü Ceren Özdal, “Büyük ölçekli sanayi şirketleri için uzun dönemli sabit fiyat artık sürdürülebilir değil” dedi

Enerji yoğun sektörlerde enerji maliyetleri, toplam maliyetin yaklaşık yüzde 50’sine ulaşabiliyor. Enerji tüketimi yüksek olan çimento, alüminyum, ambalaj gibi sektörler başta olmak üzere birçok sektör enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan olumsuz etkileniyor. Maliyetleri düşürmek için enerji tedarik sürecini ve riskleri doğru yönetebilmenin son derece kritik ve önemli olduğuna dikkat çeken Enexion Enerji Danışmanlık Genel Müdürü Ceren Özdal, bu konuda büyük ölçekli tüketicilerin ve tedarikçilerin eski tedarik yöntemlerinden uzaklaşarak tedariklerini toptana yakın piyasalara kaydırmaları gerektiğini belirtti.

Sabit fiyat sürdürülebilir değil
Dalgalı piyasa koşullarında özellikle büyük ölçekli sanayi şirketlerinin enerji tedariğinde uzun dönemli sabit fiyatın tedarikçiler açısından sürdürülmesinin zorlaştığını açıklayan Özdal, sabit fiyatın artık sürdürülebilir olmadığını ve hem tüketiciyi hem de tedarikçiyi mağdur durumda bıraktığını belirtti. Enerji piyasalarının geldiği bu koşullar nedeniyle büyük ölçekli tüketiciler için sabit fiyatın sürdürülebilir olmadığını ifade eden Özdal, tüketicilerin perakende elektrik alım sözleşmelerini toptan piyasa fiyatlarına yakın koşullarda gerçekleştirmeleri gerektiğini vurguladı.

Tüketici için rekabetçi anlaşmalar dönemi
Özdal, yüksek hacimlerde elektrik tüketen şirketlerin, piyasadan pahalı elektrik almamaları için yıllık tüketim öngörülerinin profesyonel bir şekilde yapılması ve piyasa fiyatlarını iyi takip etmesi konusunda uyardı. Şirketlerin rekabet gücünü artırmaları için enerji maliyetlerinin önemli olduğunun altını çizen Özdal, güvenilir enerji tedarikçileriyle risklerin enerji piyasası uzmanları tarafından doğru şekilde yönetildiği anlaşmalar yapılmasını tavsiye etti.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Paris Anlaşması ile fosil yakıt endüstrisini güçlendirecek

KPMG Türkiye Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, ABD Başkanı Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesinin, kömür, gaz ve petrol şirketlerine yarayacağını söyledi. Anlaşmayı imzalayan Türkiye’nin halihazırda beyan edilen karbon emisyon hacminin, küresel hacmin sadece yüzde 1’i olduğunu hatırlatan Bilirgen, hedeflerin tutturulması konusunda sorun beklemediğini kaydetti.

KPMG Türkiye Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim vaadini yerine getirip Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesinin olası sonuçlarını değerlendirdi. ABD’nin, Paris Anlaşması’nda beyan edilen karbon emisyon değerlerinin yüzde 18’ini temsil ettiğini belirten Bilirgen, dengeleri coğrafya ve nüfusun belirlediğini vurguladı. Bilirgen, “Emisyon hacminde Çin yüzde 20’yi, AB ülkeleri yüzde 12’yi, Rusya yüzde 8’i, Hindistan yüzde 4’ü, Japonya yüzde 4’ü, dünyadaki diğer ülkeler yüzde 34’ü oluşturuyor. Türkiye’nin tablodaki payı yüzde 1” dedi. Bilirgen’e göre, Amerika’nın iklim hamlesinin etkileri şöyle olacak:

-Emisyon hacmi tablosunun yüzde 18’ini temsil eden ABD’nin kararı, öncelikle anlaşmanın yürürlüğe girmesi için gereken çoğunluğun sağlanması şartına ulaşılmasında zorluklar çıkaracak.
-Amerika Paris Anlaşması’ndan ayrılarak kaya gazı ve kaya petrolü başta olmak üzere yerli kaynaklarını sınırlama olmadan kullanabilecek ve bu konuda finansal yükümlülük altına girmeyecek.
-Bu durum özellikle kömür, gaz ve petrol şirketlerinin yararına olacak. Fosil yakıtlar Amerika’da azaltılmadan kullanılmaya devam edecek ve eğer anlaşma yürürlüğe girmezse tüm dünyada da kullanım azaltılamayacak.

-Son dönemde teşviklerle desteklenen yenilenebilir enerji teknolojileri ile baş etmeye çalışan fosil yakıtlar endüstrisi, Amerika’nın anlaşmaya girmemesi ile tekrar güç kazanacak.

-Türkiye Paris Anlaşması’nı 22 Nisan 2016’da imzaladı, ancak hükümet henüz nihai onay vermedi. Bu anlaşmanın ülkeler için hukuki bağlayıcılığı bulunmuyor. Nitekim Amerikan hükümeti nihai onay vermiş olduğu halde anlaşmadan çekilebildi. Bu nedenle Türkiye için de bir bağlayıcılığı yok.

-Bu anlaşmada önceki COP (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı) toplantıları sonrası çıkarılan metinlere göre Türkiye açısından bir farklılık bulunuyor. Türkiye bir OECD ülkesi olarak gelişmiş ülke kabul edildiğinden Paris Anlaşması, Türkiye’yi gelişmekte olan ülkelere finansal destek olma görevi veriyor.

-Paris Anlaşması için sunulan Türkiye’nin 2013 yılı emisyon bilgilerine göre, 459 milyon ton CO2 eşdeğeri belirlendi. Bu emisyon rakamının yüzde 68’i -ulaşım ve ısınma dahil olmak üzere- enerji sektöründen, yüzde 16’sı endüstriyel proseslerden, yüzde 11’i tarım ve yüzde 6’sı da atıklardan kaynaklanıyor.

-Anlaşma dâhilinde beyan edilen UNFCCC INDC dokümanında Türkiye 2030 yılı için öngörülen 1.175 milyon ton CO2 eşdeğeri emisyonunu 929 milyon CO2 eşdeğerine düşürmeyi taahhüt etti.
-2013 yılı karbon emisyonunun 62.3 milyon tonu kömür ve linyit kullanımından kaynaklandı. (2013 yılında 12.500 MW kömürden elektrik üretim kapasitesi ile 57.9 milyon ton kömür kullanımı gerçekleşti)

-Enerji arz güvenliğinin sağlanması çerçevesinde yerli kaynakların kullanılması stratejisi çerçevesinde 2030 yılında elektrik üretim kurulu gücüne 2013’e kıyasla 16.500 MW kömür santrali kapasitesi eklenecek. Bu durumda 2030’da elektrik üretiminde fazladan 80 milyon ton kömür tüketimi öngörülebilir. Bu nedenle 2030’da yerli kömürün elektrik üretiminde daha fazla kullanımı yüzünden yıllık yaklaşık 82 milyon ton karbon eşdeğeri emisyon artışı olmasını bekliyoruz. Bu artışın 2030 emisyon hedefini azami 1.011 milyon ton seviyesine taşıyacağını düşünebiliriz.

-Ayıca son aylarda gerçekleştirilen ve planlanan güneş ve rüzgar YEKA ihaleleri, büyük çaplı güneş ve rüzgar santrallerinin verimli bir şekilde kurulması ve işletilmesine olanak sağlayacak. Bu da karbon emisyon hedeflerinin tutturulmasını destekleyen bir gelişme olacak.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Petrol Ofisi, madeni yağ sektöründe bir ilke imza attı

Petrol Ofisi Madeni Yağlar, Türkiye çapındaki tüm distribütörleri için Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi ile iş birliği yaptı.

Yönetici gelişim programının ilk adımını tamamlayan Petrol Ofisi Madeni Yağ distribütörleri, düzenlenen kep töreni ile katılım sertifikalarını aldı. Eğitimin devamı olan ikinci bölümün ise yılın son çeyreğinde tamamlanması hedefleniyor.

Petrol Ofisi Satış Direktörü Ulvi Kılıç, madeni yağ sektöründe distribütörlere yönelik bu denli nitelikli bir eğitimin ilk defa düzenlendiğini, iş ortaklarına sürdürülebilir katkı ve fayda sağlamayı hedeflediklerini belirtti.

Petrol Ofisi Madeni Yağlar, Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) ile iş birliği yaparak Türkiye çapındaki tüm distribütörleri için ‘Yönetici Gelişim Programı’ düzenledi. Distribütörlerin büyümelerine destek olmak ve satış yönetiminden finans yönetimine kadar birçok alanda şirketlerinin gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan eğitimlerin ilk bölümü tamamlandı. Eğitimin ilk aşamasını tamamlayan distribütörler için düzenlenen sertifika törenine Petrol Ofisi Satış Direktörü Ulvi Kılıç katıldı.

Boğaziçi Üniversitesi eğitmenleri tarafından verilen Yönetici Gelişim Programı kapsamında 21 farklı eğitim konusu bulunuyor. Eğitimler yıl içinde iki bölüme ayrılarak toplam 34 günlük programla tamamlanıyor. Eğitimin devamı olan ikinci bölümün ise yılın son çeyreğinde bitmesi hedefleniyor.

“İş ortaklarımıza sürdürülebilir katkı sağlamayı hedefliyoruz”
Petrol Ofisi Satış Direktörü Ulvi Kılıç, düzenlenen eğitimlere ilişkin olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Petrol Ofisi olarak madeni yağ alanında 7 yıldır liderliğimizi sürdürüyoruz. Lider marka olmamızın verdiği misyonla nitelikli iş gücünü artırmayı, iş ortaklarımıza sürdürülebilir katkı ve fayda sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda sektörümüzde bir ilki gerçekleştirerek, ülkemizin önemli eğitim kurumlarından Boğaziçi Üniversitesi’nin Yaşamboyu Eğitim Merkezi ile iş birliği yaptık. İş ortaklarımızın faaliyet gösterdikleri alanda kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu eğitimlerle, lider marka şemsiyesi altında yer alan her kuruluşun, kendisini geliştirip kendi alanında lider olması için onlara eğitim desteği veriyoruz.”

Kılıç ayrıca, “Gelişen teknoloji ve bu doğrultuda yenilenen ürün gamımıza ilişkin eğitimlerimiz yıllardır devam ediyor. Madeni yağ alanında faaliyet gösteren iş ortaklarımız için bu denli nitelikli bir eğitim fırsatı sektörde ilk defa yaratıldı. Sektör içerisinde daha da güçlü durabilmenin ve bir aile olabilmenin parçaları olarak gördüğümüz bu eğitimleri başlatmak bizim için önemli bir adımdı.
İş ortaklarımızın gösterdiği ilgiden çok mutluyuz, katılımlarından dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz. Petrol Ofisi Madeni Yağlar olarak bu eğitimleri önümüzdeki dönemde de devam ettireceğiz” dedi.

Eğitimlerde hem yönetimsel hem de kişisel gelişime önem veriliyor
16 günlük süreçte tamamlanan ve 24 Petrol Ofisi madeni yağ distribütörünün katıldığı eğitimin ilk bölümü kapsamında; İlişki yönetimi ve iletişim, aile şirketlerinde kurumsal yönetime geçiş, finans yönetimi ve finansal performans, insan kaynakları yönetimi, müşteri odaklı satış yönetimi, liderlik becerileri, kişisel imaj, yetenek yönetimi, iş geliştirme ve finansal risk yönetimi konuları ele alındı.

Eğitimin 18 günlük programa sahip ikinci bölümü ise; İnovasyon ve yaratıcılık, strateji uygulama, takım yönetimi, müşteri odaklı düşünme ve davranma, bütçeleme planlama ve kontrol, süreç iyileştirme, iş güvenliği, çatışma yönetimi, değişim yönetimi, performans arttırılması ve tahsilat yönetimi, iknanın 7 gücü başlıklarından oluşuyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Tüpraş’tan risklerinin yönetimine yönelik işbirliği

Dünyanın lider alacak sigortası şirketi Euler Hermes, Türkiye’nin rafinaj sektöründeki lider şirketi Tüpraş ile güçlerini birleştirdi. İşbirliği kapsamında, Tüpraş’ın 2,2 milyar TL’lik cirosu, Euler Hermes’in dünya devlerine hizmet verdiği Dünya Programı (World Agency) kapsamındaki özel koşullu poliçe ile sigortalanacak.

İmzalanan alacak sigortası vasıtası ile Tüpraş portföyündeki alacakların sigorta güvencesine alınmasının yanı sıra, iki şirketin risk yönetimini de ortak yürüteceklerini belirten Euler Hermes Türkiye Genel Müdürü Özlem Özüner: “Türkiye pazarında, ticari alacak sigortasına olan talep her gün artıyor. Türkiye’nin devleri alacak risklerinin yönetiminde bizlerle işbirliği yaparken, strateji ve ciro gelişimine daha fazla odaklanabiliyorlar. Tüpraş gibi ülke sanayisinde yarattığı katma değer ile Türkiye ekonomisinin nitelikli büyümesine katkı sağlayan bir kuruluşla işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye’de örneğine az rastlanan bu işbirliğimiz sayesinde, küresel liderliğimizin ve güçlü yerel uzmanlığımızın getirdiği faydaları sunarak Tüpraş’ın ticari alacaklarını olası risklere karşı koruyarak, işlerini daha güvenli ve istikrarlı bir şekilde büyütmelerini sağlayacağız” dedi.

Tüpraş CFO’su Doğan Korkmaz, alacak sigortasının sektörde çok önemli bir boşluğu dolduracağını belirterek,”Güçlü teminat yapımızdan ödün vermeden müşterilerimizin alımlarını destekleyecek kaynakları çeşitlendirme çabalarımızdan biri olan alacak sigortası, müşteri banka limitlerini zorlamayarak satışlarımızı garanti altına almada önemli bir enstrüman olacak, aynı zamanda karşı taraf riski değerlendirme süreçlerimize çok değerli bilgi girdisi sağlayacaktır ” dedi.

Euler Hermes; Dünya Programı kapsamında iş ortaklarına özel “butik çözümler” sunuyor. Euler Hermes tarafından 2007 yılında hayata geçirilen Dünya Programı, bünyesinde çok uluslu şirketlere yönelik, sağlıklı risk yönetimi sağlanması konularında danışmanlık hizmeti veriyor.

Tüpraş ve Euler Hermes poliçe kapsamında lider sigorta brokerlığı ve risk yönetimi şirketi Marsh Türkiye ve Ram Sigorta tarafından bir araya getirildi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Sel felaketine çözüm: Poroz beton

Dünyada 20-30 yıl kadar, Türkiye’de ise son yıllarda kullanılmaya başlanan su geçirme özelliğinden dolayı çevreci beton olarak da adlandırılan “poroz beton”, İstanbul’da yaşanan sel felaketi sonrası tekrar gündeme geldi. Birleşik Devletler Çevre Koruma Dairesi (EPA) tarafından yollarda en iyi “yağmur suyu yönetim çözümlerinden biri” olarak öne çıkan ve yerleşim yoğunluğu düşük bölgelerde uygulama yükümlülüğü getirilen poroz beton hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği TÇMB Başkanı M. Şefik Tüzün:“Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yaşanan sel felaketi hayatı felç etmiş ve maalesef maddi hasarlara yol açmıştır. Herhangi bir can kaybının yaşanmamış olması bizi mutlu etse de özellikle alt yapı sorunu ve yollarda, asfalt ve beton yüzeyli geniş alanlarda kullanılan malzemeler felaketin boyutunu artırmıştır. Yollarda ve geniş yüzey alanı bulunan parklarda, otoparklarda poroz beton kullanımının yaygınlaşmasıyla bu tarz olumsuzlukların yaşanmasının önüne geçilebilecektir. Poroz beton uygulamaları geçirimsiz klasik kaplama yüzeylerinin aksine yağmur suyunun kaplama yüzeyinden geçişine izin vererek suyu kirletmeden yeraltı suyuna ulaştırmaktadır” dedi.

Temiz su kaynaklarına olumlu etki
Poroz beton uygulamalarının kaplama yüzeyinde istenmeyen suyu uzaklaştırmasının yanı sıra, temiz su kaynağı bulmak için ayrılan bütçenin de daha etkin kullanımına katkı sağladığını belirten Tüzün:“Poroz beton kaplamaların her m2’sinden yaklaşık 200 litre suyun bir dakika içerisinde geçişine izin vererek suyu adeta içmektedir. Bu nedenle poroz betonun,geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yaşanan ve son 32 yılın en yoğun yağışı olarak kayda geçen yağışlarda bile, yağmur suyunun kaplama yüzeyinden tahliye edilmesinde etkili sonuçlar verdiği görülmüştür. Poroz betonun özel boşluklu yapısı sayesinde yağmur suyu kaplama yüzeyinden alttaki tabakalara geçerek hızlıca son varacağı adrese, yeraltı suyuna ulaşmakta ve yeraltı suyunu beslemektedir. Bu sayede pahalı ve büyük drenaj altyapısı yatırımlarına duyulan ihtiyacı da azaltmaktadır” diyerek poroz beton kaplamaların ekolojik sisteme katkısını da dile getirdi.

Ülkemizde, 2011 yılından bu yana Denizli’de 110 km poroz beton uygulaması gerçekleştirilmiş ve 2015 yılında da altyapısı tamamlanmış yollarda 70 km daha poroz beton temel uygulaması geçen ay ihale edilmiştir.

Faselis/Türkiye’de Enerji