8.7 C
İstanbul
Çarşamba, Nisan 8, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 149

Siparişlerdeki hız kaybı sanayi endeksini etkiledi

Ağustos ayı SAMEKS verileri İstanbul’da açıklandı. SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 2,6 puan azalarak 56,7 değerine geriledi. Endekste gözlenen bu düşüşte sanayi endeksinin 3,8 puan azalarak 59,8 puana gerilemesi etkili olurken, hizmet endeksi de 3,0 puanlık azalışla 55,4 puana geriledi. Böylece SAMEKS, 56,7 puanlık değeriyle Ağustos ayında ekonomik aktivitedeki canlılığın sürdüğünü gösterdi. MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, SAMEKS’in önümüzdeki dönemde olumlu görünümünü sürdüreceğini ve Türkiye ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde de pozitif büyümeye devam edeceğinin öngörülebildiğini ifade etti.

2017 yılı Ağustos ayında mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 2,6 puan azalarak 56,7 değerine geriledi. Endekste gözlenen bu düşüşte sanayi endeksinin 3,8 puan azalarak 59,8 puana gerilemesi etkili olurken, hizmet endeksi de 3,0 puanlık azalışla 55,4 puana geriledi. Böylece SAMEKS, 56,7 puanlık değeriyle Ağustos ayında ekonomik aktivitedeki canlılığın sürdüğünü gösterdi.

Kaan: “Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde pozitif büyüyecek”

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Temmuz ayında tarihi zirvesini görerek yılın üçüncü çeyreğine yönelik büyüme rakamları için oldukça olumlu bir sinyal veren SAMEKS Bileşik Endeksi’nin; 56,7 puana gerilemiş olmasına karşın, pozitif görünümünü Ağustos 2017 döneminde de sürdürdüğünü belirtti ve “Endeksin önceki aya göre 2,6 puan azalmasında, Temmuz ayında gözlenen yüksek oranlı artışın sebep olduğu baz etkisi dikkat çekiyor.

Hem hizmet hem de sanayi sektörüne ilişkin girdi alımlarının 50 referans değerinin çok üzerinde seyretmesi, reel sektörün Türkiye ekonomisine olan güveninin devam edeceğine ve endeksteki pozitif görünümün önümüzdeki dönemde de süreceğine işaret ediyor. Nitekim Türkiye ekonomisine ilişkin açıklanan son makroekonomik veriler de ekonomideki olumlu görünümün sürdüğünü gösteriyor.

İşsizlik oranının üst üste 4. ayında da gerileyerek %10,2 seviyesine düşmesi, sanayi üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre %3,4 oranında artması ve tüketici fiyatlarındaki yıllık artışın %9,79 ile yeniden tek hanelere gerilemesi; Türkiye ekonomisine ilişkin temel göstergelerin olumlu seyrettiğine işaret etti. Bu gelişmeler ışığında, SAMEKS’in önümüzdeki dönemde de olumlu görünümünü sürdüreceğini ve Türkiye ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde de pozitif büyümeye devam edeceğini öngörebiliriz” şeklinde konuştu.

Siparişlerdeki hız kaybı Sanayi Endeksini etkiledi

SAMEKS Hizmet Endeksi; 2017 yılı Ağustos ayında, bir önceki aya göre 3,0 puan azalarak 55,4 değerine gerilemiştir. İş Hacmi (4,9 puan), Satın Alım (2,1 puan), ve İstihdam (1,5 puan) alt endekslerinde gerçekleşen azalışlar, hizmet sektöründe gözlenen hız kaybının en önemli belirleyicileri olmuştur.

Hizmet Endeksinde olumlu görünüm sürüyor

SAMEKS Hizmet Endeksi; 2017 yılı Ağustos ayında, bir önceki aya göre 3,0 puan azalarak 55,4 değerine geriledi. Endeks, Ağustos ayında 55,4 puana gerilemiş olmasına karşın, 50 referans değeri üzerindeki seyrini sürdürerek sektöre yönelik olumlu görünümün devam ettiğine işaret etti.

TÜRKİYE EKONOMİSİ

Yılın ilk çeyreğinde %5 oranında büyüyerek 2017 yılına oldukça iyi bir giriş yapan Türkiye ekonomisinde, oldukça olumlu bir şekilde geride kalan ikinci çeyreğin ardından, Ağustos ayı içerisinde açıklanan makroekonomik veriler de pozitif büyüme sürecinin sürdüğünü gösteriyor.

İhracat arttı, ithalat ve dış ticaret açığı azaldı

İhracat 2017 yılı Haziran ayında, 2016 yılının aynı ayına göre %2,3 artarak 13,2 milyar dolar, ithalat %1,5 azalarak 19,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece Haziran ayında dış ticaret açığı %9,1 azalarak 6,0 milyar dolara geriledi.

Cari açık beklenilenin altında

2017 yılı Haziran ayında cari açık, beklentilerin bir miktar altında gerçekleşmiş ve 3,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Sanayi üretimi yıllık artış beklentilerine uygun görünüm arz ediyor

Büyümenin öncü göstergelerinden sanayi üretimi, Haziran ayında, aylık bazda artış beklentilerine rağmen %0,4 oranında gerilerken, yıllık bazda gerçekleşen %3,4’lük artış beklentilere uygun bir görünüm arz etti.

İşsizlik rakamları azaldı

Nisan, Mayıs ve Haziran dönemlerinin ortalaması alınarak hesaplanan Mayıs 2017 dönemi işsizlik rakamları, geçtiğimiz aya göre 0,3 puan azaldı, önceki yılın aynı ayına göre ise 0,8 puan arttı ve arındırılmamış veriye göre %10,2 seviyesinde gerçekleşti. Böylece Ocak ayında %13,0’e kadar yükselen işsizlik oranı, Şubat 2017 döneminden itibaren üst üste dördüncü ayında da geriledi.

Yıllık enflasyonda düşüş eğilimi sürdü

2017 yılı Temmuz ayına ilişkin tüketici fiyatları, aylık bazda beklentilere yakın bir görünüm arz ederek 0,15 puan arttı. Yıllık bazdaki fiyat artışı ise piyasa beklentilerinin gerisinde kalarak %9,79 seviyesinde gerçekleşti. Böylece yıllık enflasyonda Mayıs ayında başlayan, Haziran ayında devam eden düşüş eğilimi Temmuz ayında da sürdü.

DÜNYA EKONOMİSİ

2017 yılı Ağustos ayında küresel ekonominin gündemi; ABD’de son açıklanan makroekonomik verilerin olumlu seyri, Avro Bölgesi’ndeki toparlanma sürecinin güçlenmesi ve üretim kesintisi kararıyla toparlama sürecine giren petrol fiyatlarındaki son gelişmeler olarak özetleniyor.

ABD ekonomisinde imalat sanayi PMI endeksi Temmuz ayında 53,3 puanla ekonominin yılın üçüncü çeyreğinde olumlu seyrini koruduğuna işaret ederken, tarım dışı istihdam artışının beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşmesi ve işsizlik oranının %4,3 ile beklentilere paralel gerçekleşmesi, işgücü piyasasının tam istihdama yaklaştığını gösteriyor. Bu gelişmelere karşın, üretici fiyatlarında gözlenen %0,1 oranındaki gerileme ve tüketici fiyatlarında gerçekleşen %0,1 oranındaki düşük artış; bu dönemde ABD ekonomisine ilişkin olumsuz işaretler olarak sıralandı.

Avro Bölgesinde ise Ağustos ayında açıklanan veriler ekonomik toparlanmanın hızlandığına yönelik güçlü sinyaller verdi. Temmuz ayına ilişkin tüketici fiyat enflasyonu beklentilere uygun şekilde yıllık bazda %1,3 artarken, Haziran ayına dair işsizlik oranı %9,1 ile 2009’dan beri en düşük seviyesinde gerçekleşerek iş gücü piyasasına dair oldukça olumlu bir görünüm sundu.

OPEC ve OPEC dışı petrol üreticisi ülke temsilcilerinin Ağustos ayı başında yaptığı toplantıda alınan kararların etkisiyle, Brent türü ham petrolün varil fiyatı 52 doların üzerine çıkarak Mayıs 2017 döneminden beri en yüksek seviyesini gördü. OPEC ve OPEC dışı üreticilerin, üretim kesintisi taahhütlerinin uygulanmasına yönelik kararlı tavırlarının sürmesiyle; petrol fiyatlarının önümüzdeki dönemde de kademeli bir şekilde artışa devam etmesi bekleniyor.

MÜSİAD / TÜRKİYE’DE ENERJİ

İşyerinizin güvenliği profesyonel ellerde

İş hayatının hızlı akışı içerisinde, bir de iş yerinin güvenliği için vakit ve enerji harcamak istemeyenler, Pronet’in sunduğu elektronik güvenlik sistemlerinden yardım alabilir. Hırsızlıktan yangın ve gaz kaçaklarına, su baskınından acil sağlık ve panik hallerine kadar, bir iş yerinde meydana gelebilecek tüm güvenlik risklerine karşı Pronet tam koruma sağlıyor. Pronet Akıllı Ailesi ile ise, iş yeri sahipleri orada olmasalar bile, ofis, dükkan, büro veya muayenehanelerinde neler olup bittiğinden telefonlarına gelen anlık bildirimlerle haberdar olabiliyor.

İş hayatı her geçen gün biraz daha hız kazanıyor, iş insanları en çok zamansızlıktan şikayet ediyor. İşinizi büyütmek, geliştirmek için çalışırken, güvenlikle ilgili konulara ekstra zaman harcamak istemiyorsanız, nitelikli bir sistem kurarak işyerinizin güvenliğini profesyonel ellere bırakabilirsiniz. Türkiye’nin lider güvenlik şirketi Pronet, restoran ve kafelerden ajans ve ofislere, eczaneden kuyumcuya, mağazadan muayenehaneye, her tarzdan sektörde faaliyet gösteren işyeri sahiplerine bu anlamda destek oluyor.

Pronet’in 5 korumalı Güvenlik Hizmeti, kapı ve pencerelerdeki hareket sensörleriyle işyerinize izinsiz girişleri kontrol altında tutuyor, hırsızlığa karşı koruma sağlıyor. Ancak sadece bununla yetinmiyor. Sistem, duman, ısı, gaz ve nem detektörleriyle yangın, su baskını ve gaz kaçağı gibi tehlikelere karşı da iş yerinizi koruyor. Bunu yanı sıra, mesai saatlerinde yaşanabilecek acil sağlık ve panik hallerinde de, olaya en hızlı şekilde müdahale edilmesini sağlıyor.

Sinyale 10 saniye içinde geri dönüyor, zararı önlüyor

7/24 çalışan Pronet Alarm Haber Alma Merkezi, işyerinizden bir sinyal iletildiğinde, sizi dünya ortalaması olan 60 saniyenin çok üzerinde bir hızda, ortalama 10 saniye içinde arıyor. Ardından emniyet veya itfaiye gibi kurumlara haber vererek, olaya en hızlı şekilde müdahale edilmesini sağlıyor ve vakanın takibini yapıyor. Böylece olası zararların önlenmesini mümkün kılıyor.

Dünyanın öbür ucunda da olsanız, iş yerinizin kontrolü sizde

Türkiye’nin ilk akıllı güvenlik sistemi Pronet Plus ise dünyanın öbür ucunda olsanız bile, cep telefonunuza gelen anlık bildirimlerle iş yerinizde ne olup bittiğini takip edebilmenizi, alarm sistemlerinizi uzaktan kurup kapatabilmenizi sağlıyor. İş yerinizi çalışanlarınıza emanet ediyorsanız, dükkanınızın ya da ofisinizin tam saatinde açılıp kapandığından emin olabiliyor, iş yerine ilk kim geldi, en son kim çıktı, seyahatte bile olsanız, cebinizden takip edebiliyorsunuz. Sistemi avukatlar ve doktorlar da aynı şekilde büroları ve muayenehaneleri için kullanıyor.

Özel alanlar ve kasalar güvende

Pronet Plus işyerindeki özel mekanlar için de tam koruma sağlıyor. Eğer biri girmemesi gereken bir yere girmeye çalışırsa, o bölge için özel olarak uyarlanmış sistem sayesinde, akıllı telefonuna gelen anlık bildirimlerle işletme sahibinin bu durumdan anında haberi oluyor. Hatta bu sistem kasa kapılarına bile uygulanabiliyor. Akıllı Video sayesinde, odanın veya kasanın kapısını kimin açtığı anlık görüntülü bildirim ile kullanıcıya iletiliyor.

Akıllı Zil, Akıllı Kilit, Akıllı Priz gibi diğer çözümlerle de işyerinizde güvenlik önlemlerini en iyi hale getirebilir, ofiste kimse yokken uzaktan ısı ayarı yapılabilmesini sağlayan Akıllı Termostat ile enerji tasarrufu yapabilirsiniz.

Pronet hakkında:

1995 yılında kurulan Pronet, bugün yaklaşık 200 bin aktif güvenlik sistemi kullanıcısı ve 5000’i aşan özel güvenlik projesiyle sektörünün lider şirketidir. Sunduğu güvenlik çözümleriyle kişi, kurum, kuruluş, öz varlık ve bilginin korunmasını sağlayan Pronet, ev ve işyeri güvenliğinin yanı sıra bankalar, alışveriş merkezleri, havaalanları, perakende mağaza zincirlerinin de aralarında bulunduğu birçok büyük kuruma yönelik hizmet ve çözümler üretiyor. Hizmetlerini hırsızlığa karşı önleyici ve caydırıcı tedbirlerle sınırlı tutmayan Pronet, abonelerine ‘5 Korumalı Güvenlik Hizmeti’ ile hırsızlık, yangın, gaz kaçağı, su baskını gibi olayların yanı sıra acil sağlık ve panik durumlarına da müdahale edebiliyor. İnsana ve teknolojiye sürekli yatırım yapan Pronet, bunun bir sonucu olarak alarm sonrası aboneyi ortalama 10 saniyelik arama hızıyla dünya standartlarının üstünde bir hizmet veriyor. 2015’te Türkiye’de En İyi Müşteri Deneyimi Ödülü’nü kazanan Pronet, 2016’da da çağrı merkezi sektörünün dünya çapındaki en prestijli etkinliklerinden 11. Contact Center World Awards’ta, “En İyi Müşteri Deneyimi” kategorisinde önce EMEA Bölgesi (Avrupa, Ortadoğu ve Afrika) ve sonra dünya birincisi oldu. Pronet ayrıca, dünyanın en saygın iş ödülleri organizasyonlarından Stevie Awards 2016’da 4 altın, 3 bronz ödül kazanarak önemli bir başarıya daha imza attı.

www.pronet.com.tr

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Dünya’nın en ucuz inşaat çeliği Türkiye’de üretiliyor

Türk çelik sektörü, inşaat çeliğindeki fiyat tartışmalarına son noktayı koydu. Çelik İhracatçıları Birliği, ülkelerin Ağustos 2017 satış fiyatlarını baz alarak yaptığı araştırma ile inşaat çeliğinin dünyada en düşük fiyatla Türkiye’de satıldığını gözler önüne serdi. İnşaat çeliği fiyatının en yüksek olduğu ülke ton başına 1050 dolar ile Brezilya olurken, Brezilya’yı, Arjantin, ABD ve Çin takip ediyor. Türkiye ise ton başına 555 dolar ile son sırada yer alıyor.

Çelik sektörü, inşaat sektörü temsilcilerinin inşaat çeliği fiyatlarının dünya piyasalarına göre Türkiye’de daha yüksek oranda artış gösterdiği yönündeki haksız söylemleri üzerine harekete geçti. Tüm dünya ülkelerinin Ağustos 2017 dönemine ait inşaat çeliği fiyatlarını gözler önüne seren bir araştırma yaptı. Araştırmaya göre Türkiye’nin iç piyasasındaki inşaat çeliği fiyatı ton başına 555 dolar ile bugün dünya piyasalarında ucuz olarak bilinen Çin ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)’nun yanı sıra tablo dışında kalan diğer ülkelerin iç piyasa fiyatlarının altında kaldı. İnşaat çeliği fiyatı en yüksek ülke ise ton başına 1050 dolar ile Brezilya oldu. Brezilya’yı 840 dolar ile Arjantin, 606 dolar ile ABD ve 595 dolar ile Çin takip etti.

İnşaat çeliği fiyatlarının Türkiye’de fahiş fiyatlarla satıldığını belirten bazı müteahhitlerin bu iddiaları mesnetsiz bir şekilde ortaya attıklarını söyleyen Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, “İnşaat çeliğinin iç piyasa fiyatlarını tüm söylemlerimizde açıkladık ancak haksız iddialara devam edildiğini gördük. Sektör olarak Ağustos 2017 dönemine ait dünya ülkelerindeki inşaat çeliği fiyatlarını araştırdık ve ülkemizle karşılaştırdık. 2017 yılı Ağustos ayı itibariyle küresel inşaat çeliği fiyatları incelendiğinde, inşaat çeliği ihracatı yapan ve/veya iç piyasasında önemli miktarlarda tüketimi olan ülkeler arasında ton başına 555 dolar ile en düşük iç piyasa fiyatlarının Türkiye fiyatları olduğu görülmektedir. Türkiye, önemli inşaat çeliği oyuncuları olan Çin, Rusya, İtalya ve Ukrayna gibi ülkelere göre daha uygun iç piyasa fiyatlarına sahiptir. İç piyasa fiyatları baz alındığında ülkemizin inşaat çeliği kullanıcılarının, en düşük maliyetle kaliteli ürün temin ettikleri açıktır. ABD’nin ton başına 606 dolarlık teorik fiyatlarının, gerçek fiyat bazına dönüştürülmesi halinde ton başına 650 dolara yaklaşacağı belirtiliyor. Hâl böyle iken bazı müteahhit kuruluşlarının Türkiye’deki fiyatlardan mesnetsiz bir şekilde şikayet etmelerinin mantığı anlaşılamıyor” dedi.

Türk çelik sektörünün 150’den fazla ülkeye inşaat çeliği göndererek tüm dünyada adından ve kalitesinden söz ettirdiğini vurgulayan ÇİB Başkanı Ekinci açıklamalarına şu sözlerle son verdi: “Suni gündem oluşturarak neye dayandığı belli olmayan bir takım söylemlere imza atan müteahhitler, en ucuz inşaat çeliğini Türk çelik üreticilerden temin ettiklerini yine en iyi kendileri biliyor. Son zamanlarda konut piyasasında yaşanan durgunluğu nasıl giderebileceklerini düşünen ve yüzde 40’lara dayanan kar oranlarından feragat etmemek için oldukça çaba gösteren müteahhitler şimdi de paydos resti çekerek kamuoyunun ilgisini çekmeye çalışmaktalar. Çelik fiyatları dünya piyasalarındaki arz/talep dengesinin yanı sıra, girdi maliyetlerinin seyrine ve döviz kurlarına göre oluşuyor. Çelik üretiminde kullanılan hurda, elektrot, refrakter ve ferro alyaj gibi hammadde ve girdilere gelen zamlar sebebiyle inşaat çeliği fiyatları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmıştır. İnşaat çeliği fiyatlarımız dünya çelik fiyatlarından bağımsız değerlendirilemez. Ancak hammaddede ve girdilerde yaşanan artışlar bile halen en ucuz inşaat çeliğinin ülkemizde satıldığı gerçeğini değiştiremez. Çelik üretiminde kullanılan hammadde ve girdilerde dışa bağımlı olmamıza rağmen sektörümüzün uzun yıllara dayanan tecrübesi, birikimi ve verimli çalışma kültürüne sahip olması neticesinde iç piyasasına en uygun fiyatlı inşaat çeliğini temin etmektedir.”

İLAYDA İLETİŞİM / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Kavurmanın sağlığınızı bozmasına izin vermeyin

“Kurban Bayramı olur da kahvaltıda kavurma yenmez mi?”, “Misafirlikte ikram edilen tatlıyı geri çevirmek ayıp olur, yemek lazım”, “mangalda yağlı et lezzetli olur” diyorsanız bir kez daha düşünmenizde fayda var. Zira bayram da olsa, her canınızın çektiğini ‘nasılsa bayram’ deyip üstüne üstlük ölçüye dikkat etmeden tüketmeniz reflü ve hazımsızlıktan yüksek tansiyona, diyabetten kalp-damar hastalıklarına ve kilo alımına dek bir çok şikayete yol açabilir. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı, “Et, yağlarından ayrıştırılmış olsa bile etin yaklaşık yüzde 20’si yağdan oluşmakta ve bu da fazla et tüketen sağlıklı kişilerde bile sorunlara davetiye çıkarmaktadır. Üstelik eti sadece tüketirken değil pişirirken de çok dikkatli olmak gerekir. Şerbetli tatlılardan kaçınmalı, mangal yapanlar da eti zehire dönüştürmemek için pişirme kurallarına mutlaka uymalı” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı, Kurban Bayramı’nda en sık yapılan 7 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Mangalda kurallara uymamak

Kurban Bayramı’nda etin bir kısmını mangal yapmak üzere ayıracaksanız, mutlaka yağlarından arındırın, yağsız eti tercih edin. Aksi halde yağın ateşe damlaması ve sonrasında buharlaşarak ete ulaşması kanserojen bileşenlerin oluşum riskini artırıyor. Ayrıca etin mangal ateşine 15 cm’den daha yakın mesafede olması ve uzun süre mangalda kalması da kanserojen madde oluşumuna davetiye çıkarıyor. Mangal keyfinizin sağlığınıza zarar vermemesi için kurallara özen göstermenizde fayda var.

Eti pişirirken ayrıca yağ eklemek

Bayramda tükettiğimiz et miktarı kadar eti pişirme yöntemimiz de çok önemli. Et zaten doğasında yağ barındıran bir gıda. Etin yağlı kısımları yüksek miktarda doymuş yağ ve kolesterol içerdiğinden sağlıklı kişilerde bile kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor. Her ne kadar yağlarından ayrıştırılmış olsa bile etin yaklaşık yüzde 20’si yağdan oluştuğundan, pişirirken bir de ayrıca yağ eklemek kan yağlarının yükselmesine neden olabiliyor. Bu nedenle eti pişirirken kızartma yöntemini kullanmak yerine haşlama-ızgara gibi yağ eklemeyeceğiniz yöntemleri tercih etmenizde fayda var.

Yetersiz sebze meyve tüketmek

Yapılan çalışmalar; et ağırlıklı ve posadan fakir beslenmenin kolon kanseri riskini artırdığını ortaya koyuyor. Bayramda et tüketimi arttığı için sebze meyve tüketimi azalabiliyor. Bu nedenle bayramda etleri sebze ile pişirmeye, etin yanında taze yeşilliklerden oluşan bol salata tüketmeye dikkat edin. Ayrıca sebzeler ete göre daha posalı ve tok tutucu özelliğe sahip olduğundan, bol sebze tüketerek doygunluğu sebzelerden sağlayabilir, et tüketimini bu şekilde azaltabilirsiniz.

Sakatat tüketmek

Kurban Bayramı’nda et tüketimi yaygın olduğu kadar, hayvanın baş-boyun-dil-ciğer-böbrek gibi kısımlarının da tüketimi söz konusu oluyor. ‘Sakatat’ diye adlandırılan bu kısımlar yüksek oranda doymuş yağ ve kolesterol içerebildiğinden, kalp-damar hastalığı olan kişilerin hayvanın bu kısımlarını tüketmemesi gerekiyor. Ayrıca sağlıklı insanların da sıklıkla sakatat tüketmesi benzer hastalılara davetiye çıkarabileceğinden temkinli olmakta fayda var.

Tatlıya karşı koymamak

Tatlı söz konusu olduğunda pek çok kişi ‘nasılsa bayram’ diyerek diyeti rafa kaldırıyor, ikramları geri çevirmiyor. Oysa özellikle de baklava başta olmak üzere şerbetli ve hamurlu tatlılarda ölçüyü kaçırmak sağlığa zararlı olduğu kadar, fazla kilo olarak da karşınıza çıkabilir. Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlaç, meyveli muhallebi gibi sütlü tatlıları tercih edebilir, misafirleriniz için hazırlayabilirsiniz.

Kahvaltıda kavurma yemek

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı “Bayram sabahı yeni kesilmiş kurban etinin kahvaltıda kavurma olarak tüketilmesi sakıncalı. Hem etin sertliğinden dolayı sindirimi zor olacağından reflü ve hazımsızlık gibi mide ve bağırsak şikayetlerine yol açabilir hem de yüksek tansiyon ve kalp sorunlarına neden olabilir. Kurban etini buzdolabında en az 24 saat beklettikten sonra tüketmek gerekir” diyor.

Çay ve kahve tüketimine dikkat

Bayram ziyaretlerinde çay ve kahve tüketimine de dikkat! Zira masum gibi görünen, sohbetlere eşlik eden bu lezzetli içeceklerde aşırıya kaçılması, yüksek miktarda kafein alımı nedeniyle uykusuzluktan çarpıntıya birçok soruna neden olabilirken, yemeğin hemen ardından tüketilmesi de demir eksikliğine yol açıyor. İdeali günde toplam 4-5 fincan çay ve kahvenin üzerine çıkmamak.

ACIBADEM HASTANESİ BASIN / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Dr. İbrahim Altan Kızılay’a genel müdürü atandı

Dr. Mehmet Güllüoğlu’nun AFAD Başkanlığına atanmasının ardından boşalan Kızılay Genel Müdürlüğü’ne, Kızılay Yönetim Kurulu tarafından Dr. İbrahim Altan getirildi. Gönüllü olarak başladığı insani yardım çalışmalarında çeşitli kademelerde yöneticilik yapan Dr. İbrahim Altan, aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı İnsani İşler Birimi Türkiye temsilciliği yanında Kızılay Genel Başkan danışmanlığı görevini üstlendi.

29 Ağustos 2017 tarihinde İstanbul’da toplanan Kızılay Yönetim Kurulu, Dr. Mehmet Güllüoğlu’nun AFAD Başkanlığı’na atanmasının ardından boşalan Kızılay Genel Müdürlüğü için son kararını verdi. Kızılay Yönetim Kurulu, Kızılay Genel Müdürlüğü’ne Genel Başkan danışmanı Dr. İbrahim Altan’ı getirdi.

1964 Beykoz/İstanbul doğumlu olan İbrahim Altan, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “İslâm Tarihinde Sicilya Adası’nın Yeri” adlı tez konusu ile Yüksek Lisansı’nı, “XII. Yüzyılda Kuzey Afrika İtalya Ticari İlişkileri” adlı Doktora tezini tamamladı. Dr. İbrahim Altan, 1993- 2004 yılları arasında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde İslam Tarihi asistanı olarak çalıştı.

Dr. İbrahim Altan, alanı ile ilgili olarak Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nde maddeler yazdı, bilimsel dergi ve gazetelerde yayınlar yaptı. Doktora çalışması için bir yıl kadar İtalya’da kaldı, alanı ile ilgili olarak Roma, Perugia ve Sicilya’da araştırmalar yaptı.

1999 depremiyle birlikte insani yardım örgütlerinde gönüllü olarak çalışmaya başlayan Dr. İbrahim Altan, hem Adapazarı hem de Düzce deprem bölgelerinde koordinasyon görevi yaptı. Yuvacık- İzmit, Serdivan- Adapazarı, Düzce ve Kaynaşlı’da prefabrik konutların kurulmasını koordine etti.

Nisan 2000 ile Nisan 2013 yılları arasında Deniz Feneri Derneği Yönetim Kurulu’nda Genel Sekreterlik görevini üstlendi. Derneğin ISO 9001 kalite belgesi almasında ve Birleşmiş Milletler Sosyal Konsey üyeliğine kabul edilmesinde etkin rol oynadı. 1999’dan sonra ülkemizde meydana gelen tüm doğal afetlerde fiilen çalışan Dr. İbrahim Altan Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı Danışma Kurulu üyeliği, Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü Sosyal Riski Azaltma Projesi Yürütme Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

26 Aralık 2004’te yaşanan Açe depremi başta olmak üzere 2005 yılından itibaren Pakistan, Nijer, Filistin, Somali, Yemen, Suriye, İran, Arakan, Etiyopya, Lübnan, Makedonya, Bosna, Bulgaristan vd ülkelerde yaşanan bütün afetlerde ve insani krizlerde operasyonlar yönetti.

2013 yılı Şubat ayından itibaren ise İslam İşbirliği Teşkilatı İnsani İşler Birimi Türkiye temsilcisi olarak görev yapmaya başladı.
Evli ve dört çocuk babasıdır.

KIZILAY BASIN BÜROSU / TÜRKİYE’DE ENERJİ

4.0 yolculuğunda akıllı fabrikalar dönemi

Mitsubishi Electric Avrupa Fabrika Otomasyonu EMEA Başkanı Hartmut Pütz, endüstride yaşanan dijital dönüşüme dikkat çekti. Tüketicilerin kişiselleştirilmiş ürünlere, standart ürünlere benzer fiyat aralıklarıyla ulaşma isteklerinin üretimde esneklik ihtiyacını artırdığını belirten Pütz, bu noktada devreye akıllı fabrikaların girdiğini söyledi. Sanayi 4.0 ve akıllı fabrikaların temelini oluşturan Nesnelerin İnterneti (IoT) ile bağlantı sağlanan cihaz sayısının önümüzdeki birkaç yıl içerisinde katlanarak artacağının öngörüldüğünü ifade eden Pütz, Mitsubishi Electric’in işletmelerin dijital dönüşümü için sunduğu ödüllü e-F@ctory konsepti hakkında da bilgi verdi.

Üretim süreçlerinde hızlı bir değişime neden olan Sanayi 4.0, tamamen dijitalleştirilmiş üretime geçişi beraberinde getiriyor. Son kullanıcıların, artık daha fazla ürün çeşidine ve kişiselleştirilmiş ürünlere, standart ürünlere benzer fiyat aralıklarıyla ulaşmak istediklerini vurgulayan Mitsubishi Electric Avrupa Fabrika Otomasyonu EMEA Başkanı Hartmut Pütz, değişen taleplerin üretim süreçlerinin gelişimini büyük oranda etkilediğini belirtti.

Online alışverişin yaygınlaşmasının da üretimde esneklik ihtiyacını artırdığına dikkat çeken Hartmut Pütz, sözlerine şöyle devam etti; “Örneğin, bir online alışveriş sitesinde uygulanan indirim, üretim hattındaki makine ya da robotların çalışma modelinin değiştirilmesine neden olabiliyor. Tedarikçiler, tüketici taleplerini karşılayabilmek adına tedarik zincirinin tamamında yer alan üreticilerin, üretim hatlarında en üst düzeyde esneklik göstermesini şart koşuyorlar. Dolayısıyla üreticilerin çok hızlı aksiyon alarak herhangi bir ürün için üretim sayısını süreç devam ederken değiştirebilmeleri kritik önem taşıyor. Bu noktada, devreye akıllı fabrika konsepti giriyor. Biz de Mitsubishi Electric olarak, işletmelerin dijital dönüşümü ve akıllı fabrikaların geliştirilmesine ilişkin faaliyetlerimizin tamamını e-F@ctory konseptimiz altında topluyoruz.”

Mitsubishi Electric’in bu konsept çerçevesinde, dünya genelinde işbirliği içerisindeki şirketlerden oluşan aktif bir ağ olan e-F@ctory Alliance’ı tasarladığını belirten Pütz, “Sistem entegrasyonu uzmanlarını, yazılım sağlayıcıları ve endüstriyel parça üreticilerini aynı çatı altında bir araya getiren bu ağ sayesinde şirketler, esnek ve optimum çözümler sunabilmek için işbirliği yapıyor.” dedi.

Minimum operasyon maliyeti, maksimum üretim performansı

Sanayi 4.0’ın gereksinimlerine etkin çözümler sunulması için e-Factory Alliance bünyesinde yapılan çalışmaların en önemlilerinden birinin Almanya’nın Bielefeld kentinde faaliyet gösteren Mitsubishi HiTec Paper Europe GmbH şirketinde gerçekleştirildiğini bildiren Pütz, şu açıklamalarda bulundu; “Söz konusu şirkette, FAG Schaeffler işbirliği ile geliştirilen Akıllı Durum İzleme çözümünün uygulanması sayesinde kestirimci bakım konusunda daha bütüncül bir yaklaşım geliştirildi. Bu çözüm, üretimde kullanılan makineler ve yardımcı parçalardan alınan parametrelerin tamamının izlenmesini mümkün kılıyor. Bu veriler daha sonra, her bir makinenin parçalarının ve genel olarak tesisin durumunun analiz edilmesi için kullanılıyor. Sistemden elde edilen bilgiler arasında bakım tavsiyeleri de yer alıyor. Bu sayede, plansız duruş süreleri ve sonrasında meydana gelecek zararlar konusundaki riskler kayda değer ölçüde azaltılıyor. Genel anlamda, kestirimci bakım faaliyetlerinde önemli ölçüde iyileşme sağlanırken, toplam operasyon maliyetleri azaltılıyor ve maksimum üretim performansı elde ediliyor.”

e-F@ctory konseptine ödül

Mitsubishi Electric’in e-F@ctory konseptinin, öncü kuruluşlar tarafından takdirle karşılandığını ifade eden Pütz, “Dijital fabrika konseptimiz e-F@ctory, Frost&Sullivan’ın “Fabrika Otomasyonunda Endüstriyel Nesnelerin İnterneti” kategorisinde “En İyi Uygulama” ödülüne ve Tayvan hükümeti tarafından verilen “Stratejik Işık Kaynağı Ortakları” ödülüne layık görüldü” diye konuştu.

IoT ile bağlantı sağlanan cihaz sayısı katlanarak artacak

Nesnelerin İnterneti’nin (IoT) Sanayi 4.0’ın ve akıllı fabrikaların temelini oluşturduğunu söyleyen Pütz, IoT ile bağlantı sağlanan cihaz sayısının önümüzdeki birkaç yıl içerisinde katlanarak artacağının öngörüldüğünü ifade etti. “Bu tahmin bağlantı düzeyi geliştirilmiş bir fabrikada oluşturulan ve işlenen veri miktarıyla birleştirildiğinde, şirketlerin IT altyapısının neden değişmesi gerektiğini anlamak son derece kolay” diyen Pütz, bu noktada, bulut tabanlı veri depolama ve işleme hizmetlerinin önem kazandığının altını çizdi.

Veriler, insanlar, prosesler ve sistemleri entegre eden teknoloji

İşletmelerin artık yalnızca büyük miktarda verileri depolamak için değil, aynı zamanda analitik görevleri yerine getirmek için de bulut hizmetlerinden yararlandığını anlatan Pütz, şöyle konuştu; “Verilerin işlenmesi, trend bilgilerinin elde edilmesi ve kullanıcılara kişiye özel gösterge tablolarının sunulması anlamına geliyor. Elde edilen veriler, genel tesis performansını ve varlık yönetimini geliştirmek için kullanılabiliyor.”

Mitsubishi Electric’in bu iki tamamlayıcı IoT yaklaşımının her ikisini de destekleyen çözümler geliştirdiğini bildiren Pütz, “Şirketimiz farklı bulut hizmetlerine basit ve güvenli erişim imkanı sunuyor. Çok sayıda bilginin oluşturulmasını sağlayan uzaktan erişim cihazları sayesinde elde edilen veriler, işletmeler bünyesinde dijital sinir sistemi oluşturulması açısından kilit önemde olan standart açık protokollerle birbirine bağlanıyor. Ağ bağlantısı sağlanan dijital veriler daha sonra iki yönlü sistemlerle birleştirilerek daha iyi kararlar alınması için verilerin, insanların, proseslerin ve sistemlerin entegre edilmesi amacıyla kullanılıyor” diye konuştu.

Intel’e milyonlarca dolar tasarruf sağlayan proje

Nesnelerin İnterneti kapsamında, Intel ile birlikte bir proje gerçekleştirdiklerini anlatanPütz, Intel’in verileri toplamak ve büyük veri analitiği sunucusuna güvenli bir şekilde eklemek için Mitsubishi Electric tarafından geliştirilen bir IoT sistemini kullandığını ifade etti. Pütz, bu pilot çalışma sayesinde Intel’in her yıl milyonlarca dolar tasarruf sağlamayı hedeflediğini sözlerine ekledi.

Mitsubishi Electric Corporation Hakkında

Mitsubishi Electric Corporation, güvenilir ve yüksek kaliteli ürünler üretmekte 95 yılı aşkın tecrübeye sahip ve bilgi işlem ve iletişim sistemleri, uzay geliştirme ve uydu iletişimleri, tüketici elektroniği cihazları, sanayi teknolojileri, enerji, nakliye ve inşaat makinelerinde kullanılan elektrikli ve elektronik donanımların üretimi, pazarlaması ve satışında dünyadaki ileri gelen markalardan biri olarak kabul ediliyor. Mitsubishi Electric, kurumsal ilkesi “Changes for the Better” (Daha İyisi İçin Değişim) ve çevre ilkesi “Eco Changes” (Eko Değişim) doğrultusunda küresel ve önde gelen çevre dostu bir şirket olmayı ve toplumu teknolojileriyle zenginleştirmeyi hedefliyor. Şirket 31 Mart 2017’de sona eren mali yılda 4,238.6 milyar Yen (37.8 milyar USD*) konsolide grup satışı elde etti. Ayrıntılı bilgi için; www.MitsubishiElectric.com

* Tokyo Döviz Borsası’nın 31 Mart 2017’de ilan ettiği 1 USD = 112 yen kambiyo kurundan hesaplanmıştır.

Mitsubishi Electric’in Türkiye’deki Faaliyetleri Hakkında

Mitsubishi Electric’in Türkiye’deki ana faaliyet alanları; klima sistemleri, fabrika otomasyon sistemleri, ileri robot teknolojileri, CNC mekatronik sistemler, asansör ve yürüyen merdiven sitemleri ile görsel veri sistemlerinin satış ve satış sonrası hizmetlerinden oluşuyor. Bu faaliyetlerinin yanı sıra uydular, güç kaynakları ve ulaştırma bağlantılı altyapı işlerine de destek veriyor. Türkiye’nin ve komşu ülkelerin iletişim ve yayıncılık altyapısına katkıda bulunan Türksat 4A ve 4B uydularının üreticisi olan Mitsubishi Electric, uyduların yanı sıra Marmaray projesinde kullanılan otomasyon teknolojisi ile de dikkat çekiyor. Nisan 2016’da Türkiye’de ev tipi klima geliştirme ve üretim şirketi kuran Mitsubishi Electric, Ocak 2018’de Manisa fabrikasında üretim yapmaya hazırlanıyor. Ayrıntılı bilgi için; tr.mitsubishielectric.com

Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Hakkında

Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri; otomotiv, gıda, paketleme, metal ve PVC işleme makineleri gibi çeşitli alanlarda Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarına hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik konusunda katma değer sağlıyor. “Sanayi 4.0” olarak da adlandırılan yeni endüstri evresine e-F@ctory, yani dijital fabrika konseptiyle yanıt veriyorAyrıntılı bilgi için; tr3a.mitsubishielectric.com

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Düşük ısıda yenilebilir enerji ürettiler

Boğaziçi Üniversitesi’nin Kilyos’da bulunan Sarıtepe Kampüsü’nde yer alan Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nda (BURET) düşük sıcaklıklardaki ısı kaynaklarını kullanan Organik Rankine Çevrimi teknolojisi ile düşük maliyetli enerji üretimini gerçekleştirdi. Güneş, jeotermal, atık ısı gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ile güç üreten ısıl çevirim teknolojisi hem otomotiv hem de enerji sektörünün organik rankine çevriminin sanayide kullanılması için uygulamaya yönelik araştırmalar ve tasarruflu enerji için çok önemli bir proje olacak.

Boğaziçi Üniversitesi sürdürülebilir ve yeşil kampüs olma yolundaki vizyonu ve uygulamalarıyla Kilyos’ta bulunan Sarıtepe Kampüsü’nü bir araştırma merkezine dönüştüren Boğaziçi Üniversitesi’nin Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nda (BURET) enerji teknolojileri üzerine öncü araştırmalar yürütülüyor.

Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Günay Anlaş, ve Kilyos Sarıtepe Kampüsü Koordinatörü Doç. Dr. Hasan Bedir, BURET’de süren “Güneş, jeotermal, atık ısı gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak güç üreten ısıl çevirim teknolojileri’’ Projesi’ni tamamladı. Çalışma çerçevesinde, teknolojisi sanayi işbirliği ile, düşük sıcaklıklardaki ısı kaynaklarının kullanıldığı Organik Rankine Çevrimi enerji teknolojileri geliştirildi.

Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Günay Anlaş, Boğaziçi Üniversitesi Kilyos Sarıtepe Kampüsü’nün Yeşil Kampüs olarak tasarlandığını ve burada yenilenebilir enerji teknolojileri alanında araştırma ve uygulamalar geliştirildiğini belirtti. Boğaziçi Üniversitesi Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Araştırma Grubu bünyesinde 2015 yılında hayata geçirilen Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Araştırma Laboratuvarı’nda Makine Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği’nden bir proje ekibinin çalışmalar yürüttüğünü aktaran Anlaş ve Bedir şu bilgileri verdiler:BURE T Laboratuvarı güneş, jeotermal, atık ısı gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını güce dönüştüren teknolojileri araştırmak amacıyla kuruldu. Bu enerji kaynaklarının nasıl ve ne yönde kullanılacağı konusunda endüstriye hizmet eden araştırmalar yapmak hedefiyle yola çıkıldı.

BURET Laboratuvarı’nda Anlaş ve Bedir yürütücülüğünde İSTKA destekli ‘’Güneş, jeotermal, atık ısı gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak güç üreten ısıl çevirim teknolojileri’’ projesi tamamlandı. Bu doğrultuda, düşük sıcaklıklardaki ısı kaynaklarını kullanabilen Organik Rankine Çevrimi teknolojisi üzerine çalışmalar yapılıyor. Su ve yüksek basınçlı buhar yerine, organik akışkan kullanıldığı için Organik Rankine Çevrimi olarak adlandırılan bu sistemde sudan daha düşük sıcaklıkta kaynayan, organik akışkanlar kullanılıyor. Elektrik üretimi için geleneksel olarak çok düşük kabul edilen ısı kaynaklarının başında jeotermal kaynaklar, atık ısı ve güneş geliyor.

Avustralya’daki Queensland Üniversitesi, ABD’de ise Arizona State ve Washing Universitesi (St. Louis) ile yenilenebilir enerjiler kapsamında akademik işbirliği içinde olan Boğaziçi Üniversitesi Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Araştırma Grubu, hali hazırda Türkiye’de hem otomotiv hem de enerji sektörünün organik rankine çevriminin sanayide kullanılması için uygulamaya yönelik araştırmalar gerçekleştiriyor. Avrupa’da bir benzerine nadir rastlanabilecek laboratuvar ortamında üretilen veri sanayi ile paylaşılıyor. Laboratuvarda Organik Rankine Çevrimi’nin yanı sıra Rüzgâr Tüneli, Genleştirici Test Sistemi ve Yoğunlaştırıcı Güneş Sistemi gibi ekipmanlarla çalışmalar yürütülüyor.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Çöp gazı santraline güç verecek

İstanbul, TÜRKİYE28 Ağustos 2017—GE (General Electric), ülkedeki en büyük çöp gazı üreticisi ITC-Ka Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sahip olduğu üç yeni çöp gazı tesisine Jenbacher* biyogaz motor teknolojisini ve Predix’in güç verdiği myPlant* Varlık Performans Yönetimi (APM) çözümünü sağlayacağını duyurdu.

ITC Genel Müdürü Erdoğan Göğen, “Çöp gazı tesislerimizdeki organik sebze, meyve ve bahçe atıkları, Antalya, Eskişehir ve Alanya’daki evsel atıkların %50’den fazlasını oluşturuyor. Üç tesis toplamda civar konutlardan yıllık 1.387.000 ton şehirsel atık işleyecek. GE’nin kendini kanıtlamış, yüksek verimli, düşük emisyonlu Jenbacher biyogaz motorları, karbondioksit salınımlarını azaltmamıza imkan tanırken, organik atığın ısıya ve elektriğe dönüştürülmesinde sıfır atık hedefimize ulaşmamızı sağlayacak” dedi ve ekledi, “Ankara’daki Mamak Entegre Katı Atık Yönetimi tesisinin serasında da benzer olarak domates ve çilek yetiştirilmesi için ısıdan yararlanılıyor. Böylece Ankara sakinleri, Mamak atık gömme tesisinin dezavantajlarından etkilenmek yerine, yeni bir sebze ve meyve tedarikçisi kazanmış oldu.

Bu yeni üç çöp gazı tesisi, organik atıkları yenilenebilir enerjiye ve ısı üretebilen biyogaza dönüştürecek. Üretilen biyogaz, Eskişehir’de dört, Antalya’da dokuz ve Alanya’da üç tane Ecomagination sertifikalı GE Jenbacher J420 biyogaz motoruna enerji verecek. Ortak Azot Oksit limitinin maksimum %50’sini üretmek üzere yapılandırılmış olan bu motorlar, ülke şebekesine 22 MW elektrik sağlayacak. Bu da üç şehirde yaklaşık 30 bin konuta yetecek kadar elektrik üretileceği anlamına geliyor.

GE, Jenbacher biyogaz motorlarına ek olarak gaz motorları için motor çalışma süresini ve verimliliğini artıran ve yaşam döngüsü maliyetlerini azaltan myPlant Varlık Performans Yönetimi (APM) dijital çözümünü de sunacak. GE’nin bu çözümü, ITC’nin jeneratör setlerine uzaktan erişimini, optimize edebilmesini ve sorunları gidermesini sağlarken, güvenilirliği ve performansı etkileyen olayları önlemek için öngörülebilir analizleri kullanmasına da imkan tanıyacak. Parçalara yönelik uzun süreli servis hizmeti de projenin kapsamında (59.999 çalışma saatine kadar) yer alıyor. GE’nin uzun vadeli iş ortağı Topkapı Endüstri de kurulum hizmetleri sunacak.

GE’nin Yerinde Enerji Üretim iş kolu Servis Genel Müdürü Margherita Adragna konuyla ilgili şöyle konuştu: “Türkiye’nin enerji kullanımının 2030’a kadar %4,5 hızla büyümesi bekleniyor. Bu nedenle yakıt maliyetlerini düşürmenin yolu yüksek verimlilikten geçiyor. Enerji üretim kapasitesi; katı biyokütle, jeotermal, biyogaz ve sanayi atıkları kullanımıyla 200 MW’ın altındayken, ülkenin büyük yenilenebilir kaynak potansiyelinden yararlanmak çok önemli.[1] Jenbacher biyogaz motor teknolojimiz, ITC’nin uygun maliyetli ve çevre dostu bir çözüm yoluyla müşterilerinin artan ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olacak. ITC, sorunları oluşmadan tespit eden öngörülebilir analizlerin kullanıldığı Jenbacher gaz motorlarına yönelik myPlant Varlık Performans Yönetimi çözümünün Türkiye’deki bu ilk uygulaması sayesinde, duruş sürelerini azaltıp varlık ömrünü uzatırken, bakım maliyetleriyle operasyon riskini dengeleyebilecek.

GE’nin Avusturya’da Jenbach’daki Distributed Power tesisinde üretilecek ekipmanın, 2017’nin ikinci yarısında hizmete girmesi bekleniyor.

ITC’nin Entegre Katı Atık Yönetim Sistemleri Hakkında

ITC’nin entegre katı atık yönetimi sistemleri, ITC Invest Trading & Consulting AG’nin uygulamaya koyduğu geri dönüşüm, bertaraf ve ıslah yöntemlerini temel alan yenilikçi teknolojiler sunmaktadır. Sistem; vahşi depolama sahalarının rehabilitasyonu, düzenli depolama alanlarının projelendirilmesi ve işletilmesi, biyometanizasyon, gazlaştırma-yakma ile enerji üretimi, atıktan türetilmiş yakıt üretimi, ambalaj ve hafriyat atıklarının geri kazanımı, tehlikeli ve tıbbi atıkların bertaraf edilmesi gibi süreçlere odaklanan bir dizi faaliyetlerden oluşmaktadır. Uygulamaların amacı, gömülecek atık miktarını en aza indirerek atık sahalarının ömrünü uzatmak; nihai hedef ise atık gömme sahasına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaktır. Bu doğrultuda, şirketin AR-GE çalışmaları sayesinde yenilikçi teknolojiler geliştirilmiş ve atık yönetimine yepyeni bir perspektif kazandırılmıştır.

GE Yerinde Enerji Üretim Grubu Hakkında

GE Yerinde Enerji Üretim (GE Distributed Power), kullanım yerinde ya da yakınında, enerji üretimine ve gaz sıkıştırmaya odaklı motorların, enerji ekipmanlarının ve servisinin lider tedarikçilerinden biridir. GE Yerinde Enerji Üretim; küresel olarak birçok endüstri için 100 kW ila 10 MW enerji üreten; verimli, yakıt konusunda esnek, endüstriyel gaz motorlarından oluşan geniş bir portföy sunuyor. Dünyanın herhangi bir yerinde ve herhangi bir zamanda, ticari hedeflerinize ve başarı ölçütlerinize ulaşmanızı sağlamak amacıyla dünya çapında 35 bin gaz motoru için yaşam döngüsü desteği de sunuyoruz. 150’yi aşkın ülkedeki servis sağlayıcılarımızdan aldığımız destekle, GE’nin küresel servis ağı, servis ihtiyaçlarınızın yerel olarak hızla giderilmesi için çalışıyor. GE Yerinde Enerji Üretim’in merkezi Jenbach, Avusturya’dır.

GE Enerji Hakkında

GE Enerji, enerjinin üretiminden tüketimine kadar enerjinin tüm değer zincirinde teknoloji, çözüm ve servis hizmetleri sunan bir dünya lideridir. Dünyanın ilk dijital endüstriyel şirketi olarak tüm kaynak ve ölçeğimizi birleştirerek elektrik endüstrisini dönüştürüyoruz. 150’den fazla ülkede faaliyet gösteren müşterilerimizle birlikte şehirlerin aydınlatılması, ekonomilerin geliştirilmesi ve dünyanın birbirine bağlanması için dünyanın üçte birinden fazlasına güç veriyoruz. Daha fazla bilgi için www.gepower.com web adresini ziyaret edebilir, @GE_Power Twitter adresinden ve LinkedIn’den takip edebilirsiniz.

GE Hakkında

GE, dünyanın dijital endüstriyel şirketi olarak; birbiriyle bağlı, iletişim kurabilen ve öngörülebilir yazılımlara sahip makine ve çözümleri ile endüstriyi dönüştürüyor. GE’deki her iş kolu aynı teknolojiye, pazara, yapıya ve bilgiye erişim sağlayan GE Store ile küresel olarak bilgi alışverişi gerçekleştiriyor. Her icadımız, bulunduğumuz endüstrilerdeki inovasyon ve uygulamaları daha ileri taşıyor. Çalışanlarımız, hizmetlerimiz, teknolojimiz ve ölçeğimiz ile endüstrinin dilini konuşuyor ve müşterilerimiz için daha iyi sonuçlar üretiyoruz. www.ge.com

GE Türkiye / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Akıllı enerji sistemleri enerjinin maliyetini düşürür

Düşük karbonlu bir geleceğin enerji verimliliğine ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bağlı olduğu günümüz dünyası artık akıllı enerji teknolojisini ve akıllı enerji sistemlerini gerekli kılıyor. Ama sadece akıllı bir şebekeye değil birleşik, esnek ve geleceğin akıllı enerji sistemlerine ihtiyaç duyuyoruz.

Yarının dünyasında daha az kaynak ile daha fazlasını yapmaya olanak sağlayan teknolojiler geliştiren Danfoss, yenilenebilir enerji kaynağını entegre etmek için akıllı enerji teknolojisine odaklanıyor. Danfoss, bölgesel enerji sisteminin esnekliğini, yenilenebilir enerji entegrasyonu için mutlak çözüm olarak görüyor ve bu konuda yapılacak iş birliğinin önemine inanıyor.

Düşük karbonlu bir gelecekte akıllı enerji sistemleri neden gereklidir?

Akıllı enerji sistemleri, biokütle ve diğer öngörülebilir düşük karbonlu çözümlerden elde edilen baz yük ile rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerjilerin istikrarsız tedarikini dengeler. Akıllı enerji sistemleri hem büyük hem de küçük sağlayıcılardan gelen tüm enerji kaynaklarını kullanır ve böylece ek enerji üretme ihtiyacını azaltır. Aynı zamanda akıllı enerji sistemleri, daha az kapasite ve yatırım ihtiyacına bağlı olarak maliyeti baştan düşürür, daha az enerji tüketimi ve atık oluşmasını sağlar.

Akıllı Enerji Sistemleri, yenilenebilir enerjinin maliyetini düşürür

Düşük karbonlu geleceğe giden yol, yalnızca ne kadar rüzgâr veya güneş enerjisi üretebileceğimizle değil, ne kadar rüzgâr veya güneş enerjisi kullanabileceğimizle ilgilidir. Dolayısıyla mümkün olduğunca çok yenilenebilir enerji kaynağını entegre etmek için akıllı enerji sistemleri ve teknolojisine ihtiyaç duyuyoruz.

Bu nedenle, merkezi enerji gibi ısı depolamasına izin veren ve binaları depolama kapasitesi olarak entegre eden enerji sistemleri kilit öneme sahip. Danfoss’un da genel merkezinin de olduğu Danimarka’da elektrik üretiminde rüzgâr enerjisinin oranı, bugün yüzde 40’tan yüksek olup üretim genellikle Danimarka’nın elektrik tüketiminin yüzde 100’ünün üzerindedir.[1]

Yenilenebilir enerji oranı yüksek olduğunda, enerji sisteminin esnek olması çok önemlidir, aksi takdirde daha fazla yenilenebilir enerji eklemenin önemi azalacak ve çözüm muhtemelen etkisini yitirecek. Bu durumda “bölgesel enerji”, gereken esnekliği sağlayabilir.

Giderek artan oranlarda yenilenebilir enerji entegrasyonu sağlamanın en akıllıca yöntemlerinden biri, merkezi enerjiye bağlı ısı depolamadır. Isı depolama, sıcak veya soğuk suyun muhafaza edildiği büyük bir termos sürahi görevi görür, bu da büyük ölçekte enerjinin birkaç gün makul maliyetle depolanmasının tek yoludur. Isı depolama, elektrik depolamaya göre 100 kat daha ucuzdur. BM Stratego projesi kapsamında sağlanan verilere göre, ısı depolamanın maliyeti 0,5 ila 3 Euro/kwh, elektrik depolamanın maliyeti ise 170 Euro/kwh’dir.

“Esneklik Sağlayıcı” işlevi gören binalar

Bugün ABD ve Avrupa’da süpermarketler ve soğuk hava depolarına yönelik iş modeli talep yaratıyor. Kısaca süpermarketler ve soğuk hava depoları, devasa akü işlevi görür. Rüzgâr estiğinde ve elektrik ucuzken, soğutma artar ve rüzgârın daha az olduğu zamanlarda tampon görevi görür. Dolayısıyla süpermarketleri talebi karşılamaya hazır, akıllı ve verimli binalara iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Süpermarketlerdeki soğutma “aküsü”, rüzgâr ve güneş enerjisi üretimini daha etkili hale getirir ve işletmeler elektrik tasarruf yapar. Şebeke işletmecileri ve enerji üreticileri açısından yararları ise pik yükün ve enerji depolamasının azalması ile ek esnekliktir.

Örneğin Almanya’da elektriğin yüzde 2 ila 3’ü sadece süpermarketler tarafından kullanılmaktadır. Bu da, akıllı sistemlerin enerji talebi ile arzını dengelemeyi, elektrik şebekesi ve ısı şebekesi için esneklik sağlamayı, daha sonra ısıtma ve soğutma amaçlı kullanmak üzere enerji tasarrufu yapmayı mümkün kıldığı anlamına geliyor. Sonuç olarak, bir bölgesel enerji sisteminin esnekliği, yenilenebilir enerji entegrasyonu için mutlak çözümdür. [2]

Akıllı enerji sistemine su ve atık su arıtımı eklenmesi ise ek faydalar sağar. Günümüzde su ve atık su arıtımı, başta vatandaşlara temiz su sağlamakta ve bunun sonucunda suyun temizlenmesinde kullanılan enerjiden dolayı, neredeyse tüm şehirlere önemli bir maliyet oluşturmaktadır. Ancak Danimarka’nın ikinci büyük kenti Aarhus’ta kamu hizmetleri suyun verimliliğini kökten değiştirdi. Aarhus’ta atık su tesisi, %190 enerji, başka bir deyişle, tesise gereken enerjiden %90 daha fazlasını üretiyor. Bu, kamu hizmetlerinin hem elektrik şebekesine hem de yerel bölgesel ısıtma şebekesine bağlanması, böylece artan ısı ve elektriği satabilmesiyle elverişli ve mümkün olmuştur. Bu sayede akıllı bağlantılı enerji sistemi, suyun maliyetini azaltır ve karbon salınımından tasarruf sağlar.

Elektriği, ısıtmayı ve soğutmayı, talep ve arzı birleştirerek sistem piklerini öngörmek ve dengelemek amacıyla büyük veriden yararlanmak ve tüketicileri üreten tüketici haline getirmek, verimliliği çarpıcı biçimde artıracak. Bunun için daha önce görülmemiş bir boyutta iş birliğine ihtiyaç duyulacak. Bütün bu teknolojiler hali hazırda mevcut ancak genellikle silo tarzında kullanılmaktadır. Bu konuda iş birliğinin getirdiği muazzam sinerji, geleceğin akıllı enerji sistemin ortaya çıkaracak.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Cezayir ihracatında belirsizlik hakim

Cezayir’in resmi bir açıklama yapılmamasına karşın 24 ürün kaleminde bankacılık kanalıyla ithalatı durdurması ile ortaya çıkan kriz sürüyor. İKMİB, yaşanan sorunları dinlemek ve gelişmeler hakkında bilgilendirmek üzere Cezayir’e ihracat yapan firmalarla bir araya geldi. Cezayir’in uluslararası anlaşmalara aykırı olarak aldığı bu kararın kabul edilemez olduğunu vurgulayan İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, gıdadan plastiğe mobilyadan halıya kadar birçok sektörde bu ülkeye yapılan ihracatın durma noktasında olduğunu belirtti. Belirsizliğin sürdüğüne dikkat çekilen toplantıda karar alınmadan önce ülkeye sevkiyatı yapılan ürünlerin gümrük ve limanlarda bekletilmesinden dolayı firmaların zarar gördüğü, bir an evvel çözüm sağlanması gerektiği vurgulandı.

Cezayir geçtiğimiz günlerde ani bir kararla 24 ürün kaleminde ithalatı durdurmuştu. Resmi bir açıklama olmamasına karşın bu ürünlerin ithalatının bankacılık kanalıyla yapılamayacağı bildirilmişti. Hammadde ve yarı mamuller hariç bitmiş ürünlerin ithalatının önünü kesmeye yönelik uygulama Türkiye’ye özel olmamakla birlikte en büyük zararı görecek ülkelerin başında geliyor. Karar kapsamındaki sanayi ve gıda ürünlerinde 2016 yılında Cezayir’e yaptığımız ihracat 231,7 milyon dolar olurken plastik mamüller 92,7 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. Yılın ilk yarısında da Cezayir’e gerçekleşen 128,5 milyon dolar seviyesindeki ihracatta 57,4 milyon dolarla birincilik plastik ürünlere ait. Plastik ürünleri mobilya ve halı izliyor.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, Cezayir tarafından resmi bir açıklama yapılmadan bankacılık kanalıyla 24 ürün kaleminin ithalatının yasaklanması sonrası belirsizliğin devam ettiğini belirterek, “İhracatçılarımızın işi kolay değil. Dünya genelinde korumacı politikalar artıyor. Cezayir’in son olarak aldığı ithalatı durdurma kararını da bu açıdan değerlendirmek gerek. Resmi olarak bir bildirim yapılmamasına rağmen “bankacılık kanalıyla bu ürünlerde ithalat yapamazsınız” deniliyor. Tarife dışı engel olarak gördüğümüz bu tutum Dünya Ticaret Örgütü kurallarına ve Cezayir’in imza attığı uluslararası anlaşmalara da aykırıdır. Neden bu kararın alındığını analiz ederken büyük oranda petrol ve doğalgaza dayalı Cezayir ekonomisinin petrol fiyatlarındaki gerilemeden olumsuz etkilendiği gerçeğini de göz ardı etmemek lazım. Türkiye ve Cezayir arasındaki ticaret hacmine baktığımızda 2014 yılından itibaren dengenin Cezayir aleyhine işlediğini görüyoruz. Kaldı ki ihracatımız 2014 ile kıyaslandığında neredeyse yarı yarıya azalmış. İthalatın durdurulması Türkiye’ye özel değil ancak en büyük zararı görecek ülkelerin başında geldiğimiz de ortada. Temennimiz bir an önce bu uygulamadan geri dönülmesi ancak şu an tam bir belirsizlik yaşanıyor. Önümüzdeki günlerde ne olacağına dair resmi bir açıklama yapılmış değil. Cezayir’e ihracat yapan firmalarımızı bilgilendirmek amacıyla bir araya geldiğimiz toplantıda yaşanan sorunları yakından dinleme ve krizi aşmak için olası çözüm yollarını değerlendirmek adına verimli görüşmeler yaptık. Belirsizliğin sürmesi nedeniyle haklı olarak firmalarımız risk almak istemiyor. Ayrıca bazı firmalarımız önceden herhangi bir açıklama yapılmadığı için karar öncesi ülkeye sevkiyatını yaptıkları malların gümrükte ya da limanda beklemesinden dolayı zarar gördüklerini bildirdiler” diye konuştu.

Cezayirli ithalatçıların da tepki gösterdiği 24 ürüne yönelik ithalat yasağının çözüme kavuşturulması için çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Murat Akyüz, “Ekonomi Bakanımıza yaşanan sıkıntıyı aktardık. Cezayir Ticaret Ataşemiz ile gelişmeler hakkında bilgi almak amacıyla sürekli görüşme halindeyiz. Firmalarımızın zarar görmemesi için bizlerden gelecek bilgileri takip etmelerinde büyük yarar var. Son olarak Cezayir Ticaret Bakanlığı’nın Bankalar Birliği’ne ithalatçı iznine tabii ürünlerle ilgili olarak karardan önce siparişi verilen ancak bekleyen ürünlerin ödemesinin yapılması konusunda bilgi verildiği haberini aldık. Konuyu yakından takip etmeyi sürdürüyoruz, önümüzdeki günlerde yeni gelişmeler ortaya çıkabilir” dedi.

CEZAYİR’İN İTHALATINI DURDURDUĞU ÜRÜNLER LİSTESİ

Endüstriyel Ürünler:

  • 1.Plastik son ürünler
  • 2.Su tesisatı
  • 3.Elektrik trafoları
  • 4.Mermer
  • 5.Granit
  • 6.Kırmızı renkli ürünler (tuğlalar ve fayanslar)
  • 7.Halılar
  • 8.Mobilyalar ve Aydınlatmalar

Gıda Ürünleri:

  • 1.Çorba, haşlama için hazır ürün ya da bulyon
  • 2.Hazır soslar (mayonez, ketçap ve harissa vb. diğer soslar).
  • 3.Hazır hardal
  • 4.Ekmek
  • 5.Pizza
  • 6.Makarnalar
  • 7.Kabuklu ve kabuksuz kuru meyveler, yer fıstıkları
  • 8.Meyve suları
  • 9.Karışık meyve suları
  • 10.Su, mineral ve maden suyu dahil
  • 11.Tatlılar
  • 12.Reçeller ve marmelatlar
  • 13.Dolgusuz tablet çikolata
  • 14.Tatlandırıcı içeren kızarmış ekmek, waffle ve gofretler
  • 15.Çikolata ve kakao içeren diğer hazır gıda ürünleri
  • Konserveler

BU ÜRÜN GRUPLARINDA CEZAYİR’E İHRACATIMIZ

ÜRÜN 2016 ($)
OCAK – ARALIK
2017 ($)
OCAK – HAZİRAN
Plastik mamuller 92.706.495 57.393.400
Mobilyalar ve aydınlatmalar 56.430.908 31.182.916
Halılar 26.994.617 17.830.092
Elektrik transformatörleri (Trafo) 20.356.836 2.375.303
Dolgusuz tablet çikolata; Çikolata ve kakao içeren diğer hazır gıda ürünleri 12.675.420 5.398.679
Tatlılar 9.908.543 5.147.784
Kabuklu ve kabuksuz kuru meyveler, yer fıstıkları; 5.926.371 5.817.688
Tatlandırıcı içeren kızarmış ekmek, waffle ve gofretler 3.293.914 1.568.179
Su tesisatı 1.246.648 743.266
Reçeller ve marmelatlar 1.134.074 471.461
Su, mineral ve maden suyu dahil; 329.368 213.803
Meyve suları; Karışık meyve suları 162.592 47.978
Mermer 161.403 138.841
Çorba, haşlama için hazır ürün ya da bulyon; 141.524 16.875
Pizza (Diğer ekmekçilik mamulleri) 105.766 32.984
Makarna 101.731 24.206
Hazır soslar (mayonez, ketçap ve harissa vb. gibi diğer soslar) 72.812 101.450
KAYNAK: TÜİK

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Ar-ge ve inovasyona yön verenler zirvede buluşuyor

Türkiye’nin yerli yeniliğini temsil eden 2. MMG AR-GE İNOVASYON ZİRVESİ VE SERGİSİ, 6-7 Eylül 2017 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde yapılacak.

Türkiye’nin daha hızlı büyüme için ihtiyacı olan Ar-Ge ve inovasyonun tüm yönleriyle ele alınarak yerli ve milli projelerin konuşulacağı ve sergileneceği 2. MMG AR-GE İNOVASYON ZİRVESİ ve SERGİSİ’nde Türkiye’nin gelecek vizyonunu güçlendirecek panellerde önemli konular, konunun yetkilileri ve sektörün önemli isimleri birlikte masaya yatıracak. KOBİ’lerin dönüşümünden milli gelirimizi dünyadaki ilk on ülkenin seviyesine getirecek yerli yenilik vizyonuna, Türkiye’nin 2023 vizyonundaki atılımlardan dünyaya öncülük eden yerli ve milli teknolojilere kadar önemli konular konuşularak, çözüm yolları üzerinde durulacak.

2. MMG Ar-Ge İnovasyon Zirvesi ve Sergisi’nin açılışına Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın katılarak konuşma yapacaklar. Açılış konuşmalarının ardından, katılımcılarla birlikte sergi alanı ziyaret edilerek milli ve yerli projelerini dolaşacaklar.

Açılışın ardından Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof.Dr. Davut Kavranoğlu “Bilgi Ekonomisine Geçiş” ile ilgili bir konuşma yapacak. Milli ve yerli Bayraktar İHA’yı tasarlayan ve üretimini yaparak önemli başarılar kazanılmasını sağlayan Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktarise, “Milli Teknoloji Hamlesi”ni anlatacak. Zirvenin ilk günü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün “İklim Değişikliği Ve Yeşil Teknolojiler” başlığıyla yapacağı önemli bir konuşma ile tamamlanacak.

İkinci günün açılışında, Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof .Dr. Durmuş Günay, “Teknoloji Ve Yenileşme Felsefesi” üzerine ilham veren bir konuşma yapacak.

TÜRKİYE’NİN GELECEK VİZYONUNUN ANLATILDIĞI PANELLER

Zirvenin ilk günü yapılacak ilk panel “Savunma, Uzay ve Havacılık Alanında Milli Projeler” başlığı altında Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Dr. Celal Sami Tüfekçioturum başkanlığında düzenlenecek. MKEK Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Taşkın, KALE Grubu Başkan Yardımcısı ve Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, ASELSAN Savunma Sistem Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kaval ve FNSS Pazarlama ve Programlar Direktörü Aybars Küçük panele katılarak milli projeleri konuşacaklar.

Türkiye’nin “Yerli Ve Milli Ulaşım Teknolojileri” hakkında bilgiler paylaşılacak panelin oturum başkanlığını İBB Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı yapacak. Panele TCDD Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İsa Apaydın, Sanayi Genel Müdürü Prof.Dr. İbrahim Kılıçarslan, ALTINAY Grup Teknoloji Başkanı Dr. Can Bayar ve Derindere Motorlu Araçlar Yönetim Kurulu Başkanı Önder Yol katılacak.

İkinci günün ilk paneli Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Fatih Hasdemir’in oturum başkanlığında yapılacak “Yerel Kalkınma: Teknoparklar Ve Sanayi Kümelenmeleri” paneline Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdede, MÜSİAD Başkan Yardımcısı Mehmet Akif Özyurt, Marmara Teknokent A.Ş. Genel Müdürü Dr. Orhan Çömlekkatılacak.

Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu ve yatırımların artmaya başladığı “Enerjinin Depolanması Ve Yeni Nesil Batarya Teknolojileri” paneli ise Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şen’in oturum başkanlığında Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Dr. Oğuz Can, GE İnovasyon Lideri Ussal Şahbaz, GER Partners Strateji ve Araştırma Direktörü Emin Emrah Danış’ın katılımıyla yapılacak.

Milli yerli projeler için hayati önemi olan “AR-GE ve İnovasyonun Finansmanı” paneli ise, Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yılmaz Tuna’nın oturum başkanlığında TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Yard.Doç.Dr. M. Şahin Gök, Mynet Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli, FIT Solutions Genel Müdürü Koray Bahar, AlbarakaTürk Genel Müdür Yardımcısı Temel Hazıroğlu katılımıyla gerçekleşecek.

Endüstri 4.0’a geçişte çok önemli olan “5G Teknolojilerinin Getirdiği Yerlilik ve Yenilik Fırsatları” paneli alanın en yetkilisi Bilgi Teknolojileri Kurulu Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan’ın oturum başkanlığında yapılacak. TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Prof.Dr. Hacı Ali Mantar, ULAK Haberleşme A.Ş.Genel Müdürü Dr. Metin Balcı, Ardıç Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Kahveci, Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin, NETAŞ İş Geliştirme Direktörü Mesut Şen katılarak bu önemli konu masaya yatırılacak.

HAVACILIKTA YERLİLEŞTİRME VE YENİLİĞİN ÖNDERLERİ KATILACAK

Yerlileştirme projesine başlayarak dünyada ses getiren Turkish Technic Genel Müdür Danışmanı Halil Tokel’in oturum başkanlığı “Sivil Havacılıkta Başarılı Yerlileştirme Ve Yenilik Hikayeleri: Turkish Technic Yerlileşme Ve Yenilik Modeli” 2. MMG Ar-Ge İnovasyon Zirvesi ve Sergisi’nin son paneli olacak. Yerli yeniliğe öncülük eden şirketlerin temsilcileri TCI Genel Müdürü Çetin Tuğtağ, Kadife Teks’ten Mahir Torsun, Sesa Deri’den Sefa Savranoglu, THY Teknik’ten Sedat Karakaş, Medel Elektronik’ten Niyazi Sarımaden, CES Kompozit’ten Selçuk Şentürk’ün katılacak.

Mimar Mühendisler Grubu Başkanı Osman Balta’nın kapanış konuşmasıyla 2. MMG Ar-Ge İnovasyon Zirvesi ve Sergisi tamamlanmış olacak.

2. MMG AR-GE İNOVASYON ZİRVESİ ve SERGİSİ hakkında

İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde yapılacak 2. MMG AR-GE İNOVASYON ZİRVESİ ve SERGİSİ, 6-7 Eylül 2017 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenleniyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı himayelerinde; Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK, DEİK ve TOKİ’nin katkılarıyla yapılan 2. MMG AR-GE İNOVASYON ZİRVESİ ve SERGİSİ’nin ana sponsorları Turkish Technic, TCDD, TOKİ ve Emlak Konut; Altın sponsorları ise İsbak, İstanbul Ticareet Odası, Turkcell, STM, Aselsan, İlbank; Gümüş sponsorları İstanbul Enerji, Ziraat Katılım, Tüpraş, Europower Enerji ve Albaraka Türk; bronz sponsorları ise Elder, TEI, TÜMOSAN, Uyumsoft, Bursa Büyükşehir Belediyesi, TEMSAN, Havelsan, Altınay, İTÜ Arı Teknokent, 3S Kale Holding, EPİAŞ, Kale Aero, Siemens, Maryacht, Gazbir-Gazmer.

2. MMG AR-GE İNOVASYON ZİRVESİ’nde alanlarında yetkili ve yetkin isimleri yerli yenilik için Ar-Ge ve inovasyonu konuşacak. 2. MMG AR-GE İNOVASYON SERGİSİ’nde ise, Türkiye’nin yerli yeniliklerini temsil eden milli ve yerli ürünler, projeler sergilenecek. Katılım için, etkinliğin resmi sitesi ArGeZirvesi.com sitesinden ücretsiz kayıt yaptırılabilir.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Ege Bölgesi dış ticaret hacminde rekora koşuyor

Türkiye’de ihracatın başladığı yer olan Ege Bölgesi 2017 yılının Ocak – Haziran döneminde 7 milyar 699 milyon dolarlık ithalata karşılık, 8 milyar 509 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Bölgesi’nin ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 111’e ulaştı.

2017 yılının ilk yarısında, Türkiye’nin ihracatı 71 milyar 583 milyon dolar, ithalatı ise 99 milyar 658 milyon dolar oldu. Türkiye’nin ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 71.8 olarak kayıtlara geçti. Ege Bölgesi, Türkiye ortalamasından 30 puan daha iyi bir performans sergiledi.

Türkiye’de ihracatta ikinci sırada yer alan Ege Bölgesi’nin 2017 yılının ilk yarısındaki ihracatı gümrük müdürlüklerinin kayıtlarına göre ise; 10 milyar 467 milyon dolar oldu. Gümrük müdürlükleri kayıtlarına göre Ege Bölgesi’nin ithalatı 10 milyar 449 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Bölgesi’nin dış ticaret hacmi ise; 20 milyar 916 milyon dolara ulaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerinden yapılan derlemeye göre Ege Bölgesi illeri; İzmir, Manisa, Denizli, Aydın, Balıkesir, Afyon, Muğla, Kütahya ve Uşak 2017 yılının Ocak – Haziran döneminde 8 milyar 509 milyon dolar ihracata imza atarken, İzmir dışındaki 8 ilin ihracatı, ithalatını geçti.

İzmir’in dış ticaret hacmi 9 milyar doları geçti

İzmir, 2017 yılının Ocak – Haziran döneminde 4 milyar 332 milyon dolar ihracat ile Ege Bölgesi illeri arasında ilk sırada yer aldı. İzmir’in ithalatı ise 4 milyar 706 milyon dolar oldu. İzmir’in dış ticaret hacmi 9 milyar 39 milyon dolara ulaşırken, İzmir’in ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 92 olarak gerçekleşti.

İzmir’i 1 milyar 721 milyon dolarlık ihracatla Manisa izledi. Manisa’nın ithalatı ise 1 milyar 434 milyon dolar, dış ticaret hacmi ise; 3 milyar 155 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Manisa’nın ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 120 oldu.

Denizli’nin ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 145

Bornoz ve havlu üretiminin başkenti Denizli, 2017 yılının Ocak – Haziran döneminde 892 milyon dolarlık ithalata karşılık, 1 milyar 291 milyon dolarlık ihracat yaptı. Denizli’nin ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 145 olarak kayıtlara geçti.

Rekor Aydın’ın oldu ithalatının üç katı ihracat yaptı

Aydın, 116 milyon dolarlık ithalata karşılık 324 milyon dolar ihracat yaparken, ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 279’a ulaştı ve Ege Bölgesi’nde ihracatının ithalatı karşılama oranında en yüksek orana ulaştı.

Balıkesir, 246 milyon dolar ihracat yaparken, ithalatı 165 milyon dolarda kaldı. Balıkesir her 100 dolarlık ithalata karşılık 149 dolar ihracata imza attı.

Su ürünleri ihracatının merkezi konumundaki Muğla 2017 yılının ilk yarısında 214 milyon dolarlık ihracat rakamını hanesine yazdırırken, ithalatta ise 105 milyon doları gördü. Muğla’nın ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 204 oldu.

Türkiye’nin en önemli mermer ve yumurta ihracat merkezlerinden Afyon 2017 yılının Ocak – Haziran döneminde 68 milyon dolarlık ithalat yaparken, ihracatı 155 milyon dolara ulaştı. Afyon’un ihracatının ithalatı karşılama oranı yüzde 227 seyisinde gerçekleşti.

Uşak 122 milyon dolar ihracata karşılık 117 milyon dolar ithalat yaparken, Kütahya 101 milyon dolar ihracata karşılık 92 milyon dolar ithalat gerçekleştirdi.

Aliağa Gümrük Müdürlüğü’nden 4 milyar 779 milyon dolar ihracat oldu

Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü bünyesindeki gümrük müdürlüklerinin 2017 yılının ilk yarısında kayda aldığı ihracat rakamları irdelendiğinde, Aliağa Gümrük Müdürlüğü 4 milyar 779 milyon dolarlık tutarla ilk sırada yer aldı. İzmir Gümrük Müdürlüğü 4 milyar 116 milyon dolarlık ihracat kaydıysa ikinci sıranın sahibi oldu. İki gümrük müdürlüğü Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü’nün kayda aldığı ihracatın yüzde 85’inin işlemlerine imza attı. İthalatta da; Aliağa Gümrük Müdürlüğü 4 milyar 572 milyon dolar ile birinci, İzmir Gümrük Müdürlüğü 4 milyar 214 milyon dolar ile ikinci oldu.

01 OCAK – 30 HAZİRAN 2017 EGE BÖLGESİ İLLER BAZINDA İHRACAT VE İTHALAT RAKAMLARI

İHRACAT (USD) İTHALAT (USD) KARŞILAMA ORANI (%)
Afyonkarahisar 155 446 000 68 473 000 227
Aydın 324 511 000 116 185 000 279
Balıkesir 246 180 000 165 056 000 149
Denizli 1 291 515 000 892 827 000 145
İzmir 4 332 617 000 4 706 659 000 92
Kütahya 101 772 000 92 888 000 110
Manisa 1 721 084 000 1 434 434 000 120
Muğla 214 040 000 105 630 000 204
Uşak 122 510 000 117 191 000 104
TOPLAM 8 509 674 000 7 699 342 000 111

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

FETÖ, ABD’deki okullardan 730 milyon dolar topluyor

Turkish Heritage Organization (THO) Başkanı Ali Çınar, ABD’de bulunan FETÖ’ye ait sözleşmeli (charter) okulların örgütün finansmanında önemli bir araç olduğunu söyledi. Bu okullar nedeniyle örgütün ülke genelinde ‘yoksul çocukları eğiten yardımsever bir hareket’ olarak tanındığını belirten Çınar, ABD vatandaşlarından toplanan vergilerin bir kısmının, okullar aracılığı ile eğitim dışı amaçlar için kullanıldığını ifade etti.

Turkish Heritage Organization (THO) Başkanı Ali Çınar, FETÖ’nün ABD’deki sözleşmeli (charter) okulları aracılığı ile ülkede kendisine nasıl sempatizan topladığına dikkat çekti. Ülke genelinde ‘Gülen Hareketi’ olarak tanınan FETÖ’yü birçok ABD’linin yardımsever bir oluşum olarak gördüğünü belirten Çınar, şunları söyledi:

“Ne yazık ki Amerikalıların birçoğunun algısı, FETÖ’nün charter okulları ile yoksul çocukların eğitimini sağladığı yönünde. Bu algının oluşmasında örgütün ülkede kesintisiz yürüttüğü halkla ilişkiler faaliyetlerinin büyük bir rolü var. Örgüt, dinler arası diyalog gibi söylemler kullanarak siyasetle iç içe geçmiş bir hareket olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyor. Görüldüğü gibi başarılı da oluyor” dedi.

Halen 50 eyaletin 26’sında FETÖ okulu bulunduğunu söyleyen Ali Çınar, “Özellikle gelir ve eğitim seviyesinin düşük olduğu eyaletleri tercih ediyorlar. Bu sayede ‘yoksul çocukların eğitimi için çalışan iyiliksever insanlar’ olarak tanınmayı da başarıyorlar. Yerel yönetimlere olan yakınlıklarını ve iyi ilişkilerini de halkla ilişkiler malzemesi olarak kullanıyorlar. Burada ilginç olan, vergi ödeyen ABD vatandaşlarının farkında bile olmadan bu okulları finanse ediyor olmaları. FETÖ, bazı hileli yöntemlerden yararlanarak ve yolsuzluk yaparak, okullara ayrılan bütçeleri eğitim dışı amaçlarla kullanıyor. Yani ABD’lilerden alınan vergilerle örgütü finanse etmiş oluyor. Bu şekilde, yılda toplanan yaklaşık 730 milyon doların yüzde 20’sinin örgüte aktarıldığı iddia ediliyor. Bazı ABD’liler, bu paranın hain darbe girişiminin finansmanı için kullanıldığı düşüncesinde” diye konuştu.

Türkiye lehine gelişmeler de oluyor

Öte yandan, ABD’de Türkiye lehine gelişmelerin de yaşandığını ifade eden Ali Çınar, “Bu anlamda, kongrenin Türk Dostluk Grubu üyelerinden Alex Mooney’in Türkiye ve ABD arasında ikili serbest ticaret anlaşması gerçekleştirilmesini öngören bir tasarı sunmasını çok değerli buluyoruz” dedi. ABD’nin bölgesel serbest ticaret anlaşmalarını askıya alması ve kaldırması söz konusu olunca, Trump yönetiminin bazı ülkelerle ikili özel anlaşmalar yapmaya yönelik niyetini ortaya koyduğunu hatırlatan Çınar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun en son örneğini İngiltere ile başlatılan girişimlerde görmüştük. Zaten Türkiye’nin AB-ABD Serbest Ticaret Anlaşması’na (Trans Pacific Partnership – TTIP) girmeme durumu vardı. Söz konusu ikili anlaşma, Türkiye’nin ABD ile olan mevcut 19 milyar dolarlık ticaret hacmini artıracağı gibi, ikili yatırımların da yolunu açarken girişimcilerin de daha cesur adımlar atmalarını sağlayacaktır.”

Turkish Heritage Organization hakkında:

Merkezi Washington DC’de bulunan Turkish Heritage Organization (THO), tamamen bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. 2015 yılında kurulan THO, Türk – Amerikan ilişkilerini kapsamlı bir diyalog çerçevesinde, başta Washington olmak üzere Amerikan kamuoyunun gündemine taşımayı hedeflemektedir. Güvenlik, enerji, eğitim, ekonomi, insani yardım ve teknoloji gibi ABD-Türkiye ilişkilerinde büyük öneme sahip altı konu başlığında düzenlediği etkinlikler, yaptığı araştırmalar ve yayınlar ile önemli bir platform oluşturmaktadır. Danışma Kurulu’nun yetkin ve dünyaca tanınmış akademisyenlerden oluştuğu THO, tüm faaliyetlerini açık iletişimin esas alındığı bir çerçevede yürütmeye özen göstermektedir. Böylece Türkiye hakkında doğru bilgi ve içerik üretilirken, çıkarılan kasıtlı veya yanlış bilgiler de temizlenmekte, ABD kamuoyu ve medyasındaki dezenformasyonun önüne geçilmektedir.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Aytemiz Alanyaspor’a destek vermeye devam edecek

Akaryakıt sektörünün en hızlı büyüyen markası Aytemiz, geçtiğimiz sezon Süper Lig’in en yeni temsilcilerinden biri olan Alanyaspor’a verdiği isim sponsorluğu desteğine, 2017-2018 İlhan Cavcav Sezonu’nda da devam ediyor. İkinci yılına giren iş birliği kapsamında, Süper Lig temsilcisi sezon sonuna kadar tüm mecralarda ‘Aytemiz Alanyaspor’ ismini kullanacak.

Türkiye’nin en hızlı büyüyen akaryakıt markası Aytemiz, Spor Toto Süper Lig’in yeni ve iddialı takımlarından olan Alanyaspor için geçtiğimiz futbol sezonunda başlattığı isim sponsorluğu desteğine bu yıl da devam etme kararı aldı. PTT 1. Lig 2015-2016 sezonunu şampiyonlukla tamamlayarak, Süper Toto Süper Lig’e çıkmayı başaran Alanyaspor, 2016-2017 Turgay Şeren Sezonu’nda gösterdiği başarılı performansın ardından bu yıl da Aytemiz’in desteğini alıyor. İmzalanan iş birliği ile takımın adı 2017-2018 İlhan Cavcav Sezonu boyunca da ‘Aytemiz Alanyaspor’ olarak anılacak.

Aytemiz Hakkında:

2017 itibariyle 500’ü aşan istasyon sayısına ulaşan Aytemiz, yurt çapında akaryakıt dağıtımı ve bayilik oluşturma faaliyetlerini gittikçe artan bir büyüme ivmesiyle sürdürmektedir.

Bugün itibari ile Türkiye’nin tüm bölgelerinde 10 ikmal noktası ve 220.000 metreküp depolama kapasitesi ile önemli bir altyapıya sahip olan Aytemiz, yaptığı operasyonel iyileştirmelerle hizmet standardını her geçen gün yukarıya taşıyarak sürekli müşteri memnuniyeti ilkesiyle tüketicilere hizmet vermeye devam etmektedir.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Vaillant Türkiye, Zonguldak Kömürspor’a sponsor oldu

Bir yıl süreli sponsorluk anlaşması, Vaillant Zonguldak Yetkili Satıcısı Karaelmas Isı Mühendislik’te imzalandı. Sözleşme gereği verilecek 80 kombine kart, geçtiğimiz ay Vaillant Kombi alan müşterilere dağıtılacak.

Vaillant Türkiye, 2. ligde mücadele eden Zonguldak Kömürspor’la bir yıl süreli sponsorluk anlaşması imzaladı. Vaillant Zonguldak Yetkili Satıcısı Karaelmas Isı Mühendislik’te düzenlenen imza törenine; Vaillant İstanbul Avrupa ve Asya Bölge Satış Müdürü Umut Konak, Zonguldak Kömürspor Başkanı Süleyman Caner, Akmercan Batıkar Bölge Müdürü Bekir Selçuk ile Vaillant Karaelmas Isı Mühendislik’in sahibi Müjdat Akça katıldı.

Vaillant İstanbul Avrupa ve Asya Bölge Satış Müdürü Umut Konak, törende yaptığı konuşmada; “Vaillant ailesi olarak, Zonguldak Kömürspor’a verdiğimiz destekten mutluluk duyuyoruz..Desteğimizi her geçen yıl artırmayı hedefliyoruz” dedi.

Zonguldak Kömürspor Başkanı Süleyman Caner ise Vaillant Türkiye’nin verdiği destekten büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, Vaillant ailesine teşekkür etti.

Müşteri memnuniyeti odaklı çalışmalarıyla öne çıkan Vaillant Türkiye, sponsorluğu süresince verilecek 80 adet sezonluk kombine kartın tamamını tüketicilerine hediye edecek. Kombine kartlar, geçtiğimiz ay içerisinde Zonguldak’ta Vaillant Kombi alan müşteriler aranarak, talep edenlere gönderilecek.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Çelik sektörü güçlerini birleştirdi

Çelik sektörünü temsil eden STK ve üretici firmalar Çelik Federasyonu çatısı altında bir araya geldi. Türkiye ekonomisi açısından kilit öneme sahip olan sektörün gelişimine katkı sağlamak ve işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulan Federasyon, çelik sektörünün ulusal ve uluslararası alandaki temsilcisi oldu.

Merkezi İstanbul olan Çelik Federasyonu (ÇELFED); çelik sektörünün ilgili tüm sektörler ile birlikte ilerlemesine ve kalkınmasına katkıda bulunmayı, küresel rekabet gücünü artırmayı ve sektörel bütünleşmeyi sağlamayı hedefliyor. Çelik Federasyonu’nun kurucu üyeleri; Bağlantı Elemanları Sanayici ve İş Adamları Derneği, Çelik Boru İmalatçıları Derneği, Çelik Dış Ticaret Derneği, Türk Yapısal Çelik Derneği ile Yassı Çelik İthalat, İhracat ve Sanayicileri Derneği olarak sıralandı.

ÇELFED temel olarak; üye derneklerin ve kişilerin demokratik, sosyal, kültürel ve mesleki haklarını koruyacak ve geliştirecek çalışmalarda bulunacak. Sektör firmalarına yönelik bilgilendirmeler yapılması, eğitim çalışmaları yürütülmesi, sektörde yaşanan sorunlara çözümler üretilmesi ve ilgili kurumlarla paylaşılması gibi konularda faaliyet gösterecek. Türkiye’de sektörün çatı kuruluşu olacak olan Çelik Federasyonu, uluslararası alanda da çelik sanayiini temsil edecek. Sektörü tanıtmak ve küresel rekabet gücüne katkı sağlamak için sektörel uluslararası kuruluşlarla işbirliği halinde çalışmalar yapacak. Sektörün gelişimine katkı sağlayacak ulusal ve uluslararası fuar ve etkinlikleri de organize edecek.

Çelik Federasyonu (ÇELFED) Başkanı Namık Ekinci, çelik sektöründeki dernekleri ve üretici firmaları bir araya getiren Çelik Federasyonu’nun kuruluşu ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Türkiye ekonomisi ve ihracatına önemli katkılar yapan çelik sektörümüzü temsil eden STK’lar ve üretici firmalarımız güçlerini birleştirmeye karar vermişlerdir. Sektörümüzün bugünü ve geleceği açısından hayati önem taşıyan sorunların çözümü, sektörel yol haritaları ile stratejilerinin belirlenmesi bakımından Ortak Akıl geliştirilmesine duyulan ihtiyaç uzun zamandır gündemimizde yer alıyordu. Bu çalışmaların meyvelerini vermesi ve Çelik Federasyonu’nun kurulmasından dolayı mutluyuz. Çelik Federasyonu, sektörü tek bir çatı altında toplayarak çelik sektörümüzün ulusal ve uluslararası alanda temsilcisi olmuştur. Sektördeki STK’lar ve üretici firmaların Federasyon çatısı altında bir araya gelmeleri ortak rekabeti de sağlayacaktır. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı pazarlarda rekabet gücümüzü artıracak işbirliklerinin geliştirilmesine büyük katkılar yapacağına inanıyoruz. Çelik sektörü ve ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyoruz.”

ÇELİK FEDERASYONU KURUCU ÜYE DERNEKLERİ

1) Bağlantı Elemanları Sanayici ve İş Adamları Derneği (BESİAD) (İstanbul)

2) Çelik Boru İmalatçıları Derneği (ÇEBİD) (İstanbul)

3) Çelik Dış Ticaret Derneği (ÇDTD) (İstanbul)

4) Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) (İstanbul)

5) Yassı Çelik İthalat, İhracat ve Sanayicileri Derneği (YİSAD) (İstanbul)

ÇELİK FEDERASYONU YÖNETİM KURULU

  • Namık Kemal EKİNCİ – ÇDTD
  • Ahmet Kamil ERCİYAS – ÇEBİD
  • Yener GÜREŞ – TUCSA
  • Mustafa Necati TECDELİOĞLU – BESİAD
  • Hasan Tuncay SERGEN – YİSAD

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Feyyaz Berker Robert Kolej’de düzenlenen törenle uğurlandı

Tekfen Holding kurucu ortaklarından, TÜSİAD’ın Kurucu Başkanı Feyyaz Berker için Mütevelli Heyeti Üyesi olduğu Robert Kolej’de anma töreni düzenlendi. İş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleşen tören aile adına Berker’in torunu Tekfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Uzan’ın açılış konuşmasıyla başlarken; Tekfen’i temsilen Tekfen Grup Şirketler Başkanı Osman Birgili ile Tekfen Holding eski CEO’su Erhan Öner, Robert Kolej’in temislen mezunlarından Halis Komili, TÜSİAD adına Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası ve Berker’in önemli destekleri olduğu Boğaziçi Üniversitesi ile Hisar Okulları’nı temsilen, Hisar Eğitim Vakfı Başkanı Feyyaz Yüzatlı, Hisar Okulları Müdürü David Cardenas ve Hisar Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Emre Gönensay gibi isimler de duayen iş insanı Feyyaz Berker ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Sinan Uzan açılış konuşmasında, “Feyyaz Berker, dedem hiçbir zaman tekrarlanmayacak, benzeri bulunmayacak dolu dolu güzel bir hayat yaşadı. İyi bir eğitim ve Atatürk idealleriyle nelerin başarılabileceğinin benim için en güzel ve nadir örneklerinden biridir kendisi. Bu hayat yolcuğunda Robert Kolej’in yeri çok önemliydi. Dolayısıyla onu burada anmak ben ve ailem için çok özel. Bundan sonra bizi burada buluşturan dedemin, Feyyaz Berker’in ışığını ve alevini yansıtmak bizim görevimizdir.” şeklinde konuştu.

Tekfen Grup Şirketler Başkanı Osman Birgili ise, hayatta kendisine örnek aldığı çok önemli bir büyüğünü kaybetmenin üzüntüsü içinde olduğunu belirterek “Feyyaz Berker, Tekfen’e ruhunu ve değerlerini kazandıran üç ana kaynaktan biriydi. Etrafına bolluk ve bereket katmaya odaklanmış kişiliği, her daim insanın içini ısıtan güler yüzü, gençliğe ve sonraki nesillere olan maddi ve manevi adanmışlığı, bizlere armağan ettiği Atatürk fotoğrafları ve en önemlisi Tekfen’e bıraktığı değerlerle bizlere pozitif enerjisini yansıtmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

TÜSİAD Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Kaleağası ise “TÜSİAD’ın kurucu başkanı Feyyaz bey ile 1995’te TÜSİAD’da görev almaya başladığım sürecin en başından beri yakın ilişkilerde bulundum. Beni sık sık arar Avrupa Birliği ile ilgili gelişmeleri sorardı. Zaman zaman bürosunda ziyaret ettiğimde yeni bulduğu anıları, belgeleri paylaşırdı. Atatürk’ün okuduğu kitapların üzerine kendi el yazısı ile aldığı notlarla ilgili gözlemleri bana anlatırken heyecanı unutamıyorum. Nitekim daha sonra da rahmetli Talat Halman’a hazırlattığı bir Atatürk kitabını Avrupa’da dağıtmış ve konuyu baştan sona takip etmiştik.” dedi.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Çinli dev SUMEC güneş paneli üretimine başladı

Smart Energy’nin, Türkiye ve Avrupa’nın en büyüğü olarak kurduğu güneş paneli fabrikası üretime geçerken, stratejik ortak SUMEC de yeni yatırım planlarını açıkladı. İlk üretim gününde Gebze’deki fabrikayı ziyaret eden ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Davut Kavranoğlu ile görüşen SUMEC yöneticileri, Türkiye’de büyüme kararı aldı. Çinli yöneticiler, Smart Energy ile birlikte güneş panelinin ardından güneş hücresi üretimini gündeme aldıklarını da açıkladı.

Yenilenebilir enerji sektörünün önde gelen şirketlerinden Smart Energy, stratejik ortağı SUMEC ile beraber, Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Tembelova’daki fabrikasında yerli güneş paneli üretimine başladı. Yıllık üretim kapasitesi 1.2 GWp olacak şekilde planlanan fabrika, Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve ABD’ye ihracat yapmak üzere faaliyete geçti.

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük panel üreticisi ünvanına sahip olacak fabrika, ilk üretim gününde önemli konuklara ve önemli kararlara ev sahipliği yaptı. Dünyanın en büyük 500 şirketinden biri olan SUMEC’in en üst düzey yöneticilerinin yanı sıra SINOSURE yöneticisi Difan Wang da Türkiye’ye gelerek ilk üretim gününde Smart Energy’nin yanında yer aldı. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Davut Kavranoğlu da, 19 Ağustos, Cumartesi günü fabrikayı ziyaret ederek Çinli yöneticiler ile bir araya geldi. Kavranoğlu, devletin yerli ve yeşil enerjiye verdiği desteği vurguladı.

Bu ziyaret sırasında Türkiye’ye ilişkin yatırım planlarını da açıklayan SUMEC CEO’su Jibo Cai, Çin’in iki bin yıl boyunca iki kıtayı birbirine bağlayan Doğu ile Batı arasında medeniyet köprüsü olan ‘İpek Yolu’nu yeniden canlandırmak istediğine dikkat çekerek, “Yeni İpek Yolu projesinde Türkiye’yi en büyük ortağımız olarak görüyoruz” dedi. Jibo Cai, Smart Energy ile birlikte Gebze’de hayata geçirdikleri güneş paneli fabrikasının bu açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı.

BU İLK ADIM, HEDEFTE HÜCRE ÜRETİMİ VAR

SUMEC iştiraklerinden Phono Solar’ın CEO’su RongKun Li de, bu fabrikada üretilen güneş panellerinin bir alıcısının da Avrupa ülkeleri olacağına dikkat çekerek, “Türkiye bizim için Avrupa’ya açılan bir kapı” dedi. Yenilenebilir enerjinin Türkiye’de gelişimine katkıda bulunacak bu fabrikanın ihracat konusunda da önemli bir rolü olacağına dikkat çeken RongKun Li, sözlerine şöyle devam etti: “Smart Energy ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu yatırımın devamı gelecek. Bu fabrikayı yatırımlarımızın ilk adımı olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde ikinci, üçüncü hatta dördüncü fabrikayı da açmak istiyoruz. Amacımız güneş enerjisi alanında önemli çalışmalara imza atmak. Smart Energy ile ilk etapta 400 MW’lık hattı devreye alıyoruz. Ancak hedefimiz kısa sürede üretim kapasitesini 1.200 MW’a çıkarmak. Attığımız bu ilk adımın devamı gelecek; en büyük hedefimiz güneş hücrelerini Türkiye’de üretmek.”

İLK YERLİ GÜNEŞ PANELLERİ

Smart Energy Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ ise, Gebze’de 23 bin 500 metrekarelik alanda üretime geçen Smart Solar fabrikası ile ilk yerli üretim panel konusunda önemli bir iş birliğine imza attıklarını belirterek, “Güneş enerjisi alanında Smart Energy ve SUMEC gibi deneyimli iki şirketin güçlerini birleştirmiş olması, sadece bizlere değil ülkemize de katmadeğer yaratacak bir işbirliği” dedi.

Gebze’deki üretim tesislerinde daha başlangıçtan itibaren tüm dünyada kabul görmüş kalite standartlarında PERC, bifacial, çift-cam gibi yeni nesil modüller, yeni jenerasyon çift yönlü güneş panellerinin üretimini yapacaklarını belirten Demirdağ, şu bilgileri verdi: “Bu durum bize ihracatta da büyük avantajlar sağlayacak. İlk üretim panellerimizin alıcıları Türkiye’den, ancak hedefimiz ilk yılın sonunda Avrupa’ya hatta ABD’ye ihracat yapmak. Gebze’de ürettiğimiz panelleri dünyanın birçok ülkesine satarak, ülkemize yeni bir ihracat kapısı açmış olacağız. Phono Solar markasının üretim haklarını devraldık ve Avrupa’ya yönelik tüm satışlarını buradan yapacağız. Bu yatırım stratejik ortaklarımıza hem lojistik hem de maliyet açısından büyük bir avantaj sağlarken, ülkemiz açısından da önemli bir katma değer yaratacak. Hedeflediğimiz kapasite artırımı için gerekli izin ve yatırım teşvik belgemizi aldık. Fabrikamızı kurarken tüm yatırımlarımızı geleceği düşünerek yaptık. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hem kendi güneş enerjisi santrallerimizi (GES) kurarak hem de bu alana girmek isteyen yatırımcılara hizmet vererek yenilebilir enerji sektörünün Türkiye’de gelişimi için çalışmaya devam edeceğiz. Bunlardan biri de hücre üretimi olacak.”

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ