7.6 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 146

İGDAŞ projelerine Amerika’dan 12 ödül

Dünyanın en prestijli iş ödüllerinden biri olarak gösterilen Stevie Awards 2017’de İGDAŞ’a 12 ödül birden verildi. New York’ta gerçekleştirilen törende İGDAŞ aldığı ödüllerle Türkiye’ye büyük bir gurur yaşattı.

60 farklı ülkeden 4 bini aşkın sayıda başvuru alan dünyanın en saygın iş ödüllerinden Stevie Awards’a İGDAŞ damga vurdu. Bu yıl 14’üncü kez gerçekleştirilen ödül töreni için iki farklı proje ile 12 dalda finalist olma başarısı gösteren İGDAŞ, İstanbul’a 2 altın, 1 gümüş ve 9 bronz olmak üzere 12 ödülle döndü.

SEKTÖRE YÖN VEREN ÖDÜLLERİN SAHİBİ OLDU
Ödüle layık görülen İGDAŞ Akademi Projesi ile Yılın Özgün Tasarımlı Eğitim Platformu ve Yılın En İyi Eğitim Yönetimi Çözümleri kategorilerinde altın, İş Gücü Geliştirme ve Eğitim kategorisinde bronz, Teknik Eğitim Programı, Farklı Eğitim Programları, Yılın Endüstriyel/Teknik Özgün Eğitim Platformu kategorilerinde bronz olmak üzere toplam 6 ödül kazandı. İGDAŞ (3Y) Yalın Yönetim Yolu Eğitim Programı ise Liderlik Gelişim Programları, Yönetici Gelişim Programları, Mesleki Gelişim Eğitim Programları, Yetenek Gelişimi Eğitim Programı, İş Gücü Geliştirme ve Eğitim Programları, Farklı Eğitim Programları kategorilerinde altı bronz ödül almaya hak kazandı.

“İGDAŞ’TA İNSANA YATIRIM BİR GELENEKTİR”
Törende İGDAŞ’ı Genel Müdür Mehmet Çevik, Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Kızak, Özel Kalem Müdürü Sinan Keleş ve Dış İlişkiler ve Eğitim Müdürü Murat Şeralioğlu temsil etti. Ödülü İGDAŞ adına bizzat alan Genel Müdür Çevik, “Kurum olarak ödüller almaya alışığız ancak uluslararası arenada en prestijli ödül olarak anılan Stevie ödülüne birçok kategoride layık görülmek bizi hem mutlu etti hem de gururlandırdı. Odağına müşterilerini ve çalışanlarını alan insan odaklı bir şirket olarak, yaptığımız yatırımların böyle değerlendirildiğini görmek güzel bir duygu. İGDAŞ’ta insana yatırım bir gelenektir. Bu projelere özverili çalışmaları ile hayat veren ekibime de teşekkür ediyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir kuruluşu olarak burada ülkemizi ve İstanbul’umuzu temsil ettik. Artık çıtayı daha da yükselterek yepyeni projelerle çalışmalarımızı sürdürme hedefindeyiz. Ayrıca İGDAŞ sektörün bir okulu olarak 2-3 Kasım’da 20’den fazla ülkeyi İstanbul’da ağırlayacak. INGAS 2017’de dünyanın en önemli enerji kaynaklarından doğal gazın geleceği konuşulacak” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Doğalgaza alternatif: Güneş enerjisiyle uyumlu kombi

Türkiye’nin ısı teknolojilerindeki yerli üreticisi DAXOM’un güneş enerjisiyle uyumlu çalışan elektrikli Naviels model kombileri, doğalgaz bulunmayan yerlerdeki binaların ısınma ve sıcak su ihtiyacını, petrol türevi yakıtlardan çok daha ucuza, kömür ve odun kullanımına göre ise daha güvenli ve temiz koşullarda karşılıyor. Kalorifer tesisatı içindeki suyun, elektrik enerjisi ile ısıtılması prensibiyle çalışan Daxom marka kombiler, 30 metrekareden 600 metrekareye kadar büyüklükteki mekanları ısıtabilecek kapasiteye sahip bulunuyor. Tam modülasyonlu özelliği sayesinde istenilen oda sıcaklığına göre tükettiği enerji miktarını ayarlayabilen ürün, dokunmatik ekranıyla, kullanıcılara büyük kolaylık sağlıyor. Daxom Naviels elektrikli kombiler, günlük 3, haftalık 21 farklı sıcaklık değerinde programlanabiliyor. Tek fazlı ve üç fazlı modelleri bulunan 70*40*23 cm ölçülerindeki ürün, Türkiye genelindeki 350’ye yakın noktada ve www.daxom.com.tr adresinde satışa sunuluyor.

Havaların soğumasıyla birlikte ısınma çözümlerine yönelik alternatifler de gündeme gelmeye başladı. Üretimini İstanbul’daki tesislerinde gerçekleştiren DAXOM, doğalgaz bulunmayan yerler için geliştirdiği Naviels model elektrikli kombisi ile bireysel ve ticari konutlara yerden veya radyatör ısıtma seçeneği sunarken, sıcak su ihtiyacını da uygun maliyetlerle karşılıyor.

Dilediğiniz saat diliminde, dilediğiniz sıcaklığı ayarlayın!

DAXOM Naviels elektrikli kombi üzerinde bulunan dokunmatik ekran, kullanıcılarına gün içinde farklı zamanlarda farklı sıcaklık değerlerini programlayabilme avantajı sunuyor. İstediğiniz zaman, istediğiniz sıcaklığı ayarlamanıza imkan veren bu program, ısınma konforunun yanı sıra aynı zamanda önemli ölçüde enerji tasarrufu da sağlıyor. Güneş enerjisiyle de uyumlu çalışan ürün; ikili donma koruma, aşırı ısınma, akış kontrol, susuz çalışma ve ikili aşırı basınç emniyet sistemleri ile donatılmış bulunuyor.

Türkiye’de üretilen ve ülke geneline yayılan geniş servis ağına sahip bulunan Daxom marka elektrikli kombiler, 5 yıla uzanan garanti süreleriyle satışa sunuluyor. ürünler hakkında detaylı bilgi için www.daxcom.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

 

Teknik Özellikler

Elektrik Bağlantısı                                      Volt                              220                                380

Su debi aralığı ΔT 25C                               l/dak.                           5,8                                 13,8

Kullanma Suyu Min.Su Basıncı              bar                                0,3

Kullanma Suyu Max.Su Basıncı             bar                                10

BAĞLANTILAR

Kullanma Soğuk Su Bağlantısı              inç                                 1/2”

Kullanma Sıcak Su Bağlantısı              inç                                   1/2”

Kalorifer Gidiş Bağlantısı                     inç                                   3/4”

Kalorifer Dönüş Bağlantısı                  inç                                   3/4”

Kapsite Aralığı                                       kW                                   10                                     24

DAXOM Hakkında:

2004 yılından bu yana DAXOM ticari markası ile ısı cihazları sektöründe faaliyet gösteren firma başlangıçta, yurt dışından ithal ettiği ürünleri Türkiye pazarına sunarken, şu anda İstanbul Ümraniye’deki yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik kapalı alanda yılda ortalama 17-18 bin adet yoğuşmalı duvar tipi kazan, elektrikli kombi, hermetik şofben, yoğuşmalı şofben ve elektrikli şofben üretimi gerçekleştiriyor. Ülke geneline yayılan 50’ye yakın toptancı bayinin yanı sıra yaklaşık 350 satış noktası ve yaygın servis ağı ile hizmet veren Daxom, bireysel kullanım dışında yüksek kapasiteli yoğuşmalı şofbenleri ile de toplu konut, otel, hastane, yurt gibi yerlerin de ısıtma ve sıcak su ihtiyaçlarına kurumsal çözümler sunuyor.

Mass İletişim / TÜRKİYE’DE ENERJİ

EPDK heyeti STAR Rafineri’yi ziyaret etti

Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) Bölgesi’nin en büyük petrol operasyonlarından olan STAR Rafineri’yi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, EPDK kurul üyeleri ve bürokratları ziyaret etti. Heyet, SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov ve STAR Rafineri Genel Müdürü Mesut İlter ev sahipliğinde saha ziyaretinde de bulundu

SOCAR Türkiye’nin en büyük projelerinden biri olan ve İzmir’in Aliağa ilçesinde 6 milyar dolarlık yatırımla inşa edilen STAR Rafineri’yi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, EPDK kurul üyeleri ve bürokratları ziyaret etti. SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov’un SOCAR’ın Türkiye’deki projelerini anlattığı toplantıda, STAR Rafineri Genel Müdürü Mesut İlter de yüzde 95’i tamamlanan rafineri hakkında bilgi verdi.

STAR Rafineri Genel Müdürü Mesut İlter, inşaatı bu yılın sonunda tamamlanacak rafineride, 14 ülkeden 3 bini mühendis olmak üzere 19.500 kişinin çalıştığını belirterek, inşaatın tamamlanmasının ardından, 2018 yılının üçüncü çeyreğine kadar mekanik testlerin devam edeceğini belirtti. İlter, “Türkiye’nin en büyük yerlileşme projelerinden biri olan STAR Rafineri’nin faaliyete geçmesinin ardından petrol ürünleri ithalatında her yıl 1.5 milyar dolar civarında tasarruf sağlanacak. STAR Rafineri, aynı zamanda dünyanın en çevreci, en verimli ve en ileri teknolojisine sahip rafinerilerinden biri olma özelliğini taşıyacak” dedi. STAR Rafineri’nin Türkiye’de, özel sektörün tek noktaya yaptığı en büyük yatırım olduğuna dikkat çeken İlter, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin ilk Stratejik Yatırım Teşvik Belgesi’ne sahip projesi olan STAR Rafineri, yıllık 10 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip. 1.6 milyon metreküplük depolama kapasitesi bulunan STAR Rafineri’de, yıllık 1.6 milyon tonluk nafta üretiminin yanı sıra 5 milyon ton düşük kükürtlü motorin, 1.6 milyon tonluk jet yakıtı, 300 bin ton LPG, 1 milyon ton petrokimya hammaddesi üretilecek.”

Başkan Mustafa Yılmaz önderliğinde bilgilendirme toplantısına katılan EPDK heyeti, daha sonra 2018’in üçüncü çeyreğinde faaliyete geçecek olan STAR Rafineri sahasını ziyaret etti.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Tarifeni seç, elektrikte indirime geç!

AKSA Elektrik, tarifeleriyle serbest elektrik tüketicilerinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Sürekli AKSA, Zamsız AKSA, Merhaba AKSA, Esnek AKSA gibi özel tarifeleriyle dikkat çeken AKSA Elektrik, tüketicilere elektrikte indirim ve avantajlarla dolu bir dünyanın kapılarını açıyor.

AKSA Elektrik’in tarifeler dünyası tüketicilerine farklı seçenekler sunmaya devam ediyor. AKSA Elektriğin Sürekli AKSA, Zamsız AKSA, Esnek AKSA ve Merhaba AKSA Serbest Tüketici Tarifeleri, sabit fiyat garantisinden indirime kadar pek çok avantaj sunuyor.

AKSA Elektrik Tarifeler Dünyası tüketiciler için avantajlar sunuyor

Sürekli AKSA tarifesi, aylık elektrik fatura bedeli 82 TL ve üzerinde olan tüm serbest tüketicilere avantajlı tarifeyi sürekli olarak indirimli sunuyor. Sürekli AKSA 12 tarifesi ise 1 yıl boyunca faturadaki aktif enerji birim fiyatı üzerinden değişmeyen oranda indirim sağlıyor. AKSA 24 tarifesi de aynı avantajı tam 2 yıl boyunca sunuyor.

Zamsız AKSA tarifesiyle serbest tüketiciler, elektriği zamsız olarak almaya devam ediyor. Faturadaki aktif enerji birim fiyatı da 1 yıl boyunca sabitleniyor. Elektriğe zam gelse bile aktif enerji birim fiyatı 1 boyunca değişmeden sabit kalıyor.

Merhaba AKSA tarifesiyle 18 aylık sözleşme yapan serbest tüketiciler ilk ay elektrik faturasını ödemiyor.

Esnek AKSA tarifesi ise aylık elektrik fatura bedeli 82 TL ve üzerinde olan tüm serbest tüketicilerin, AKSA’nın avantajlı tarifesinden süre taahhüdü vermeden hizmet almasına olanak sağlıyor.

Tüketim ayrımı gözetmeksizin tüm abone gruplarını avantajlı fırsatlarından yararlandıran AKSA Elektrik’e başvurular, 444 4 610 numaralı çağrı merkezinden, web sayfasından, 0533 155 2572 numaralı Whatsapp hattından ve Türkiye genelindeki AKSA Satış ve Müşteri Hizmet Noktaları üzerinden yapılabiliyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

TürkAkım boru hattına çevre onayı verildi

TürkAkım Boru Hattı deniz kesimine ilişkin ÇED raporu Türk makamlarınca onaylandı

Amsterdam, 3 Ekim 2017

Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi Deniz Bölümüne ait Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) nihai raporuna ilişkin olumlu kararını yayımladı.

http://www.csb.gov.tr/gm/ced/index.php?Sayfa=duyurudetay&Id=335814

ÇED süreci

Nihai ÇED raporunun hazırlanmasında kapsamlı bir istişare süreci yürütüldü. 21 Haziran tarihinde ÇED taslak raporunun yayımlanmasının ardından, Türk makamları tarafından konuyla ilgili yirmi üç kurum ve kuruluştan oluşan İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) kurulmuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, taslak ÇED raporuna ilişkin soru ve yorumları almak üzere 4 Temmuz tarihinde İDK üyelerinin katılımıyla bir toplantı düzenledi. İDK üyelerinin taslak rapora ilişkin görüşlerini yazılı olarak sunmasının ardından rapor gelen yorumlar doğrultusunda gözden geçirildi. İDK üyelerinin tamamı ÇED raporu konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına olumlu görüş vermiş bulunuyor. Onaylanan ÇED raporuna şu adresten ulaşılabiliyor:

http://eced.csb.gov.tr/ced/jsp/ek1/9200

Raporda, TürkAkım projesinin açık deniz kesiminin olası çevresel ve toplumsal etkilerine ilişkin bilgilerin yanı sıra, olası olumsuz etkilerin giderilmesi ve olumlu etkilerin güçlendirilmesine yönelik önerilere yer veriliyor.

ÇED raporu hazırlanırken, proje faaliyetlerinin olası çevresel ve toplumsal etkilerini belirlemek, değerlendirmek ve belgelemek üzere çeşitli saha çalışmaları gerçekleştirildi. Değerlendirmeler kapsamında, kamu kurumları, bölge sakinlerinin temsilcileri ve balıkçılık örgütleri gibi çeşitli paydaşların görüşlerine başvuruldu.

ÇED raporu, TürkAkım proje sahibi olan South Stream Transport B.V. adına ELC Group Inc. tarafından hazırlanıp sunuldu.

 

Turkish government approves EIA for TurkStream Offshore Section

Amsterdam, 3 October 2017

The Turkish Ministry of Environment and Urbanization announced the final approval of the Environmental Impact Assessment (EIA) for the offshore section of the TurkStream Offshore Gas Pipeline.

http://www.csb.gov.tr/gm/ced/index.php?Sayfa=duyurudetay&Id=335814

The EIA process

A thorough consultation process resulted in the final EIA. After publishing the draft EIA on 21 June, the Turkish government established a Review and Evaluation Commission (REC), consisting of 23 relevant institutions and authorities. On 4 July, the Ministry of Environment and Urbanization organized a meeting with the REC members in order to ask questions and provide feedback on the draft EIA. Subsequently, the REC members submitted their opinions on the draft EIA in writing. The EIA has been amended in line with these opinions. All REC members have now provided a positive opinion on the EIA to the Turkish Ministry of Environment and Urbanization. The approved EIA is available online.

http://eced.csb.gov.tr/ced/jsp/ek1/9200

The EIA consists of information on the potential environmental and social impacts of the offshore section of the TurkStream project. It also includes recommendations for the mitigation of the potential adverse impacts and enhancement of the beneficial ones.

In preparation of the EIA, field surveys were conducted to identify, assess and document potential environmental and social impacts of project activities. As part of the assessment, various Turkish stakeholders, including government experts, local community representatives and fishing groups, were consulted.

The EIA was prepared and submitted by ELC Group Inc. on behalf of South Stream Transport B.V., the project owner of the offshore section of the TurkStream Project.

StratejiCo Basın / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Kimya ihracatında zirve ABD’nin

Kimya sektörü ihracatta yakaladığı yükseliş ivmesini Eylül ayında da sürdürdü. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre; Eylül ayında kimya ihracatı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 16,77 artarak 1 milyar 283 milyon dolara ulaştı. Sektörün dokuz aylık dönemdeki ihracatı ise yüzde 15,34 artış ile 11 milyar 886 milyon dolara yükseldi. Eylül ayında en çok ihracat gerçekleştirilen ülkeler sıralamasında zirveye ABD oturdu.

Kimya sanayi yılın başından bu yana ihracatta yakaladığı yükselişi Eylül ayında da devam ettirdi. Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren üçüncü sektörü konumundaki kimyanın Eylül ayındaki ihracatı geride bıraktığımız yılın aynı ayına göre yüzde 16,77 artışla 1 milyar 283 milyon dolara ulaştı.

İhracatta zirve ABD’nin…

Sektörün en önemli hedef pazarlarından ABD, Eylül ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu. İhracatta mesafe tanımayan kimya sanayicileri geçtiğimiz ay ABD’ye yüzde 196 artışla 91 milyon 846 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sektörün ihracatında ABD’den sonra ilk 10’da yer alan diğer ülkeler ise; Almanya, Mısır, Irak, İspanya, Çin, İtalya, Bulgaristan, Romanya ve İran oldu.

Anorganik kimyasallar ihracatındaki yükseliş trendi sürüyor

Alt sektörler kimya ihracatının itici gücü olmaya devam ediyor. Plastikler ve mamülleri yüzde 10,56 artış ve 416 milyon 821 bin dolarlık ihracatla alt sektörler bazında ilk sırada yer alırken mineral yakıtlar, yağlar ve ürünleri yüzde 32,14 yükseliş ve 251 milyon 206 bin dolarlık ihracatla ikinci sırada yer aldı. Anorganik kimyasallar Eylül ayında da sektörün ihracatından aldığı payı artırmayı sürdürdü ve üçüncülüğünü korudu. Anorganik kimyasal ihracatı yüzde 57,63 artış ile 127 milyon 762 bin dolara ulaştı.

Sektörün dokuz aylık ihracat performansına bakıldığında ise Ocak – Eylül döneminde kimya sanayi ihracatının yüzde 15,34 artışla 11 milyar 886 milyon dolara ulaştığı görüldü. Bu dönemde en çok ihracat yapılan ülkeler; Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Irak, ABD, Mısır, İtalya, İran, İspanya, Yunanistan ve İngiltere olarak sıralandı.

Kimya sektörünün Eylül ayı performansını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz şunları söyledi: “Eylül ayı ihracat rakamlarımız ve bölge dağılımları hedef pazar stratejilerimizin doğruluğunu kanıtlar nitelikte. Sene başından beri vurguladığımız gibi komşu ülkelerde yaşanan ihracat kayıplarını farklı bölgelerle dengelememiz gerekiyor. Geçtiğimiz ay ABD, kimya ihracatının zirvesinde yer aldı. Almanya, İspanya, İtalya, Bulgaristan ve Romanya gibi AB ülkeleri ise ilk onda sıralandı. Kimya sanayinin ihracatında ABD ve AB ülkeleri önemli bir konumda bulunuyor. Özellikle yüksek katma değerli ürünlere olan talepleri bu ülkeleri daha da kritik bir noktaya taşıyor. ABD’ye ihracattaki yükselişte bu ülkeye yönelik ürün ve markalaşma stratejileri kadar yoğun bir çalışma dönemi sonunda hayata geçirdiğimiz Türk Ticaret Merkezlerinin olumlu katkısı olduğu şüphesiz. Firmalarımıza özellikle ABD gibi uzak ülke pazarlarına açılmada önemli destekler sunuyoruz. Dünya genelinde Ticaret Merkezlerimizin sayısı arttıkça ihracatımıza da olumlu yönde yansıyacaktır. Ayrıca Başbakanımızın açıkladığı 100 bin ihracatçı hedefine ulaşmak için ihracat yapmayan firmalarımızı da teşvik etmeye çalışıyoruz. Bu gayretlerimizin önümüzdeki aylarda ihracat artışlarına destek olacağı inancındayız.”

Faselis/Türkiye’de Enerji

Kojenerasyon ile enerji maliyetlerinde yüzde 40 avantaj

Sanayi firmaları yükselen enerji maliyetlerine çözümü kojenerasyonda buldu. Enerjinin tüketildiği yerde üretilmesini sağlayan kojenerasyon yatırımları arz güvenliği sağlıyor ve enerji maliyetlerini yüzde 40 oranında azaltıyor

Enerji maliyetleri üretimin olmazsa olmazı olduğu için sanayi firmaları, kaçınamadıkları bu kalemi minimize edecek çözümler arıyor. Sanayicinin imdadına yetişen kojenerasyon projeleri, üretim tesislerinin içinde enerjiyi sürekli sağlayacak şekilde dizayn ediliyor. Kojenerasyon sistemleri sayesinde iletim ve dağıtım hatlarında oluşan kayıplar ortadan kalkarken firmalar yüzde 40’a varan oranda daha ucuz enerji sağlıyor.

Projelerin analizinde doğru projeksiyonlar önemli
Kojenerasyon projelerinde doğalgazın yakılarak elektriğe çevrildiğini bildiren Enexion Enerji Danışmanlık Genel Müdürü ve Enerji Uzmanı Ceren Özdal, bu yanma sonucu ortaya çıkan ısının da tesis içindeki proseslerde kullanılması halinde avantajın yükseldiğini açıkladı. Kojenerasyonun özellikle ısı tüketimi yoğun üretim tesislerine önerildiğini belirten Özdal, firmaların gerçekten fayda elde edip edemeyeceğinin analizi için enerji profillerinin doğru bir şekilde çıkarılması ve geleceğe yönelik enerji fiyatlarının iyi analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Kojenerasyon projelerinin büyük ölçekli projeler olduğunu bu nedenle projeksiyonların ehil ellerde yapılması gerektiğinin altını çizen Özdal, doğru projeksiyonlarla firmaların kaç yılda yatırımını geri döndürebildiğinin güvenli ve tarafsız olarak hesaplanabildiğini söyledi.

Enerjide arz güvenliği
Kojenerasyon projeleri sayesinde üretim tesislerinde verimliliğin arttığını vurgulayan Özdal, şebekeden etkilenmeden kesintisiz ve kaliteli elektrik arzı sağlandığını da bildirdi. Enerjide arz güvenliğinin de kojenerasyon projeleri sayesinde en üst seviyeye taşındığını açıklayan Özdal, karbon ayak izinin de düşürülerek daha çevreci üretimin mümkün olduğunu bildirdi.

Nasıl avantaj sağlıyor
Kojenerasyon ile kendi elektriğini kendi üreten firmaların Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) birim maliyeti ile hat kullanım ve şebeke maliyetlerini ödemediklerini belirten Özdal, tek maliyet kaleminin doğalgaz tedariği olduğunu açıkladı.

Tek risk: Doğru doğalgaz tedarikçisini bulabilmek
Enexion olarak, firmaların kojenerasyona gerçekten ihtiyaçlarının olup olmadığını analiz edebildiklerini belirten Ceren Özdal, firmalara kaç yılda yatırımı geri döndürebileceklerine dair de doğru bir projeksiyon sağlayabildiklerini bildirdi.Piyasanın liberalleşmeye devam etmesi durumunda kojenerasyondaki tek riskin doğru doğalgaz tedarikçisini bulmak olacağınıifade eden Özdal, Enexion enerji uzmanları sayesinde doğalgaz sağlayan tedarikçiler arasından en az riskli olanlarla firmaları buluşturarak riskleri minimize ettiklerini vurguladı.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Rumeli Topraklarına Yatırım Yapmalıyız!

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, İstanbul Yeşilköy’de Rumeli Yönetici ve İş Adamları Derneği (RUYİAD) tarafından düzenlenen yemekli toplantıda konuştu. Rumeli topraklarında yaşamını sürdüren insanlarımıza borcumuz olduğunu belirterek, bu bölgelere yatırım yapılmasının önemine değindi. Hazırlanan yeni bir yasa tasarısıyla birlikte, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu bölgelerde hayır işi yapabilmesinin de önünün açılacağını açıkladı.

Bosna’daki işsizlik oranının yüzde 40’lara çıktığını belirten Çavuşoğlu, Bulgaristan’da neredeyse genç nüfus kalmadığını, Batı Trakya’daki gençlerin de çalışmak için Batı Avrupa’ya gittiğini söyledi.

Son yıllarda Türkiye’nin bölgedeki ülkeler ile ticari iş birlikteliklerinin arttığını ancak daha daüst düzeye çıkması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, “RUYİAD’a ve bize düşen bölgeye yönelik yatırımları artırmaktır.” vurgusu yaptı.

Çavuşoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Tarihimizi, hatıralarımızı, geçmişimizi orada kalan insanlarımıza emanet ettik. Onlara borçluyuz, sahip çıkmalıyız, bunu yapmak zorundayız.”

RUYİAD Başkanı Cavit Ganiç de bölgede yatırım yapmak isteyen tüm iş insanlarına hem fikir hem de projelendirme desteklerinde bulunabileceklerini vurgularken, bu adımların Balkan ülkeleriyle olan iş birlikteliklerini arttırabileceğini söyledi.

Tarihi ve Kültürel Eserler Yeniden Ayağa Kalkıyor!

Türkiye’nin Rumeli topraklarına önemli destekleri olduğuna değinen Çavuşoğlu, yıkılmaya yüz tutmuş, kendi haline bırakılmış onlarca tarihi ve kültürel eserin yeniden ayağa kaldırıldığını, ihya edildiğini ifade etti.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Ticarette Malezya baharı çiçek açıyor

Avrupa Birliği ile gerileyen ticaret, komşu ülkelerdeki siyasal ve ekonomik istikrarsızlık Türk ekonomisinde endişeye sebep oluyor. Ancak tüm karamsar havaya rağmen içimizi ısıtan haberler de gelmeye devam ediyor.
Gelişmekte olan ülkeler arasından doğal zenginlikleri ve teknoloji odaklı üretim teknikleri ile güçlü bir ekonomiye sahip olan Malezya ile Türkiye arasındaki ticaret iki yılda iki katına çıkarak 3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Türkiye ile Malezya arasındaki toplam ticaret hacmi 2017 yılının Ocak ve Temmuz dönemlerinde geçen yıla göre yüzde 64 artarak 1.62 milyar dolara yükseldi.
Malezya Ticaret Ajansı tarafından düzenlenen ikili görüşmelerde bulunmak üzere Türkiye’ye gelen Malezya Uluslararası Sanayi ve Ticaret Bakanı Dato Sri Mustapa Mohamed, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 2020 yılında 5 milyar dolar seviyesine çıkaracaklarını ifade etti.

Ticaret Daha da Gelişecek
2015 yılında iki ülke arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması sonucu Malezya’dan Türkiye’ye yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi oluşturduklarını ifade eden Sanayi ve Ticaret Bakanı Dato Sri Mustapa Mohamed, “İki ülke arasındaki potansiyel sektörlerdeki işbirliğini artırmak istiyoruz. Türkiye Malezya’nın en büyük 24’ncü ticaret ortağı. Eğitim, turizm, sağlık, gıda, enerji ve savunma sanayi konuları başta olmak üzere daha bir çok alanda işbirliğini geliştirmeyi düşünüyoruz” dedi.

Malezyalı İşadamları Yatırım Arıyor
Malezyalı şirketlerin 2016 yılında Türkiye’ye 2. 63 milyar dolar yatırım yaptıklarını aktaran Bakan Dato Sri Mustapa Mohamed, Malezya’nın Türkiye ile ticaret yapan ülkeler sıralamasında 41’nci sıradan 31’nci sıraya yükseldiğini ifade etti. Türkiye’yi önemli bir partner olarak gördüklerini ifade eden Malezyalı Bakan, “İşadamlarımız yurtdışında yatırım arıyor. Türkiye’de gelişmekte olan pazarlara yakınlığı dolayısıyla bizim için öncelikli pazarlardan biri. Türkiye’de çok üst düzey şirketlerle görüştük ve karşılıklı işbirliği geliştirmek istiyoruz” diye konuştu.

Bakan Dato Sri Mustapa Mohamed şöyle devam etti:
“Serbest ticaret anlaşması ile iki ülke arasında ticareti yapılan ürünlerin yüzde 70’inde vergiler kaldırıldı. Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen Malezyalı şirketlere, Türkiye’nin jeopolitik konumundan bahsediyoruz. Avrupa ve Ortadoğu’ya bu kadar kolay açılabilecek bir kapı yoktur. Bunun somut örneği olarak da 3 milyar dolara yakın bir ticaret hacmi ortaya koyduk.”

Her Alanda Tam İşbirliği
Malezyalı Bakan Mohamed, 2016 yılında Malezya’dan Türkiye’ye 49 bin 255 turist geldiğini ve iki ülke arasında çok büyük bir turizm potansiyeli olduğunu ifade etti. Malezya Uluslararası Sanayi ve Ticaret Bakanı Dato Sri Mustapa Mohamed, Türkiye ile Malezya arasında eğitim alanında işbirliği için de iyi niyet protokolü imzalandığını belirterek, “Bu protokol ile iki ülke arasında akademisyen, öğretim üyesi, araştırmacı, uzman ve öğrenci değişimi daha rahat bir şekilde yürütülecek. Bilgi ve eğitim içeriğinin iki ülke arasındaki değişimini sağlayacak bu protokolün önemli artılarından biri de burs olanaklarının artırılmasıdır. Şu anda 276 Malezyalı öğrenci Türkiye’de eğitim görüyor ve 71 öğrenci burs imkanından faydalanıyor” diye konuştu.

Malezya’nın Türkiye’ye sattığı en önemli ürün:
1. Palmiye Yağı ve palmiye tabanlı ürünler 510 milyon dolar
2. Metal Üretimler 360 milyon dolar
3. Tekstil, kıyafet ve ayakkabı 235 milyon dolar
4. Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler 199 milyon dolar
5. Elektrik – Elektronik Ürünler 131 milyon dolar

 

Malezya’nın Türkiye’den aldığı 5 önemli ürün:
1. Tekstil, kıyafet ve ayakkabı, 37 milyon dolar
2. Makina ve teçhizatları 31 milyon dolar
3. Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler, 30 milyon dolar
4. Petrol ürünleri 27 milyon dolar
5. Meyve ve diğer tarım ürünleri 26 milyon dolar

Malezya’da Yatırım Yapan En Büyük Türk Firmaları:
Evyap
Novaplast
Tepe Kimya

Türkiye’de Yatırım Yapan En Büyük Malezya Firmaları:
Khazanah
Malaysia Airports Holdings Berhad (MAHB)
Tenaga Nasional Berhad (TNB)

 

Faseis/Türkiye’de Enerji

Danıştay’ın yaz saati kararı uygulanmalı

Yaz saatinin kalıcı hale getirilmesine toplumun her kesiminden tepkiler gelmeye devam ediyor. İhracatının yüzde 89’unu Avrupa ülkelerine yapan Egeli hazırgiyim ihracatçıları yaz saati uygulamasının kalıcı hale gelmesine tepki gösterdi.

Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu’nun yaz saatini kalıcı hale getiren Bakanlar Kurulu karanının yürütmesini durdurmasının ardından tartışma yeniden alevlendi.

Yaz saatinin kalıcı hale getirilmesiyle birlikte Türkiye ile İngiltere arasında 3 saatlik,Almanya, İspanya, Fransa gibi ülkelerle 2 saatlik fark oluştuğuna işaret eden Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Kızılgüneşler, “Çalışma saatlerimiz arasındaki uyumsuzluk makası iyice açılıyor, öğleden önceki mesaiyi tamamen kaybediyoruz.Ancak saat 14.00’den sonra iş görüşmelerine geçebiliyoruz. Çalışanların sabah karanlığında işe gelmek durumunda kaldıkları için yaşanan motivasyon kaybı da verimliliği olumsuz etkiliyor” diye konuştu.

Danıştay’ın kararı her kesim için bir fırsat

Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu’nun yaz saatini kalıcı hale getiren Bakanlar Kurulu karanının yürütmesini durdurmasının bu konuda eski uygulamaya dönüş için bir fırsat olduğunu ifade eden Kızılgüneşler şöyle devam etti: “Hükümet, aldığı kararın arkasında durmak ve geri adım attı izlenimi vermek istemeyebilir. Bu kararı alanlar açısından empati yaptığınızda haklılık payları da olabilir. Ancak, toplumun büyük kesiminin bu uygulamadan memnun olmadığı ortada. Bu şartlarda Danıştay’ın aldığı karar hem hükümeti, hem de bu uygulamadan mutsuz olan kitleleri rahatlatacak bir karar. Hükümeti yanlıştan dönmek için bu fırsatı değerlendirmeye davet ediyoruz.”

Yaz saati uygulamasının kalıcı hale gelmesine başından beri karşı çıktıklarını hatırlatan EHKİB Başkanı Kızılgüneşler, “Hazır giyim sektörünün yıllık 17 milyar dolarlık ihracatının yüzde 72-73’ü, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin yıllık 1 milyar 224 milyon dolarlık ihracatının yüzde 89’u Avrupa’ya yapılıyor. Türkiye’yi Euro bölgesinden uzaklaştıracak her türlü adımın ticaretimize olumsuz yansıdığını deneyimlerimizle biliyoruz” dedi.

Kalıcı yaz saati uygulaması ile 540 milyon TL, bir başka değişle 150 milyon dolarlık enerji tasarrufundan söz edildiğine vurgu yapan Kızılgüneşler, “Bu konuda Elektrik Mühendisleri Odası (EMO)’nın, kalıcı yaz saatine geçilmesi nedeniyle elektrik tüketiminin azalmadığı, aksine geçen senenin aynı dönemine göre 2015 ve 2016 yılları Kasım ayları kıyaslandığında yüzde 6.53 oranında artış olduğuna ilişkin bir raporu var. Biz hem maddi hem de psikolojik olarak kaybettiklerimizin daha fazla olduğunu düşünüyoruz.AB ile saat farkımız yeniden açılmaz ise biz bu rakamın daha fazlasını ihracat ile ülkemize kazandırabiliriz” diyerek sözlerine son verdi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Elektrikli otomobiller için “start-up” niteliğinde güç aktarma sistemi

Diğer elektrikli güç aktarma sistemlerine göre daha verimli ve düşük maliyetli. Hepsi bir arada ilkesi otomobil üreticilerinin geliştirme süresini hızlandırıyor. Bosch yönetim kurulu üyesi Dr. Rolf Bulander: “Ekonomik açıdan bakarsak, e-aks büyük bir devrim niteliğinde olabilir.” dedi.

Güçlü bir bataryanın elektrikli otomobillerin menzilini arttıracağı artık bilinen bir gerçek. Ancak, yeni bir güç aktarma sisteminin buna benzer bir etkisi olabilir mi? Söz konusu olan Bosch’un elektrikli aks sistemi ya da e-aksı ise, yanıt kesinlikle evet olur. Bunun bu kadar özel olmasının nedeni Bosch’un üç güç aktarma parçasını bir ünitede bir araya getirmesinden kaynaklanıyor. Bu inovasyonda elektrikli motor, güç elektronikleri ve şanzıman aracın aksını yöneten tek bir kutu içerisinde entegre ediliyor. Böylece, güç aktarma sistemi yalnızca çok daha verimli olmakla kalmayıp aynı zamanda daha düşük maliyetli de olabiliyor. Bosch Grubu yönetim kurulu üyesi ve Mobilite Çözümleri sektörü başkanı Dr. Rolf Bulander şu açıklamada bulundu: “Bosch, bu e-aks ile güç aktarma sistemine hepsi bir arada ilkesini uyguluyor.” İşte tam da bu nedenden dolayı yeni güç aktarma sistemi Bosch için muazzam düzeyde potansiyel bir iş fırsatı sunuyor. Parçalar çok esnek olduğundan e-aks, hibrit ve elektrikli otomobiller, kompakt araçlar, SUV’lar ve hatta hafif ticari araçlardan oluşan çok geniş bir pazarda kullanılabiliyor.

Geliştirme sürelerini de hızlandıran bir güç aktarma sistemi
Yeni elektrikli güç aktarma sistemi şirketin 2020 yılında elektromobilite alanında global pazar lideri olma hedefinde kilit bir rol oynuyor. Dünya genelindeki yollarda şimdiden Bosch parçaları ile donatılmış olan yaklaşık 500.000 elektrikli ve hibrit araç var. Dolayısıyla Bosch, elektrikli motor, aks sistemleri ve güç elektronikleri üretiminde uzun yıllara dayanan bir deneyime sahip. Bu süreçte edindiği uzmanlık şimdi yeni geliştirilen elektrikli aks ile olumlu sonuçlar veriyor. Tek başına bu parça ile Bosch milyarlara ulaşacak bir satış gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bulander şunları kaydetti: “E-aks, elektrikli otomobiller – ve ayrıca köklü OEM’ler için – ‘start-up’ niteliğinde olan bir güç aktarma sistemi. Bu, onların değerli zamanlarından tasarruf etmelerini ve elektrikli araçlarını oldukça kısa bir sürede pazara sunmalarını sağlıyor.” Bosch güç aktarma sistemini her bir otomobil üreticisinin ihtiyacına göre düzenlerken müşteriler yeni parçaların geliştirilmesi gibi zaman alan işlemler yapmak zorunda kalmıyor. Elektrikli aks numuneleri müşteriler tarafından test edildi. Toplu üretime 2019’da başlanması planlanıyor. Bosch bu parça için şimdiden esnek ve global olarak uygulanabilir bir üretim konseptine sahip. Söz konusu konsept her bir müşterinin kendi üretim operasyonlarına hızlı bir şekilde entegre edebileceği kişiye özel bir çözüm almasını sağlıyor.

6.000 Newton metrel torka ve 300 kilovat güce kadar esnek çözüm
Elektromobilite başkan yardımcısı Dr. Mathias Pilin, “E-aksı farklı kılan, son derece esnek olması; bu da sistemin birçok araç türüne uyarlanabildiği anlamına geliyor. “Tonlarca spesifikasyon yerine birkaç parametre Bosch’un e-aksını özelleştirmesi için yeterli oluyor.” şeklinde açıklama yaptı. Müşterilerin yapması gereken tek şey, ihtiyaç duydukları performans, tork ve montaj alanını belirtmek; Bosch da daha sonra güç aktarma sisteminin kalan bölümünü bu parametrelere uyacak şekilde optimize ediyor. Bu şekilde, eksiksiz ve isteğe göre uyarlanmış bir güç aktarma sistemi otomobil üreticisinin montaj hattına doğrudan gönderilebiliyor. İşte bu özellikten dolayı, Bosch’un elektrikli aksı güç aktarma sistemi mühendisliği için bir sonraki mantıklı adımı oluşturuyor.

Güç aktarma sistemi, 50 ila 300 kilovat arasında bir güç sunabiliyor ve dolayısıyla SUV gibi büyük araçlara tamamen elektrikle güç verebiliyor. Araç aksındaki tork 1.000 ila 6.000 Newton metre arasında değişebiliyor. Sistem hibrit ve elektrikli araçlara monte edildiğinde, ön aks ve arka akstan tahrik mümkün oluyor. 150 kilovat güç sunan bir elektrikli aksın ağırlığı yaklaşık 90 kilogram ve dolayısıyla bu ağırlık şimdiye kadar kullanılan bireysel parçaların tamamından daha az. Rakip ürünlere kıyasla Bosch’un elektrikli aksının ayırt edici özelliği, yüksek düzeyde sürekli performansla kombineli olarak özellikle üst düzeyde performans sağlıyor olması. Diğer bir deyişle, elektrikli güç aktarma sistemi daha iyi hızlanabiliyor ve daha uzun bir süre boyunca yüksek hızını koruyabiliyor. Bunu başarabilmek için Bosch yalnızca sistemin tamamını yeniden tasarlamakla kalmadı, aynı zamanda motor ve güç elektroniği parçalarını da iyileştirdi.

Soru-cevap – Bosch’un elektrikli aksı hakkında ek bilgiler

Elektrikli aksı daha önceki elektrikli güç aktarma sistemlerine göre daha verimli kılan nedir?
Son derece verimli olan bireysel parçalar genel verimliliğin yüksek bir düzeyde olmasının temelini oluşturuyor. Bu açıdan, Bosch pazarda yıllara dayanan bir deneyim avantajına sahip. Ayrıca, verimlilik kayıpları da yüksek voltajlı kablolar, prizler ve soğutma üniteleri gibi ara yüzler ve parçalar azaltılarak minimum düzeye indirildi. Bosch’un güçlü yönleri arasında sistem oluşturmak üzere bireysel parçaları kombine etme, sistemdeki etkileşimleri kullanma ve bu şekilde genel anlamda optimum düzeye ulaşma kapasitesi yer alıyor. E-aks söz konusu olduğunda, bu, yalnızca verimlilikle değil aynı zamanda akustik ve elektromanyetik uyumluluk gibi özelliklerle de bağlantılı oluyor.

E-aks ne zaman piyasaya sunulacak?
Bosch elektrikli aks sistemleri 2012 yılından beri piyasada mevcuttu (örn. Peugeot 3008 ve Fiat 500e’de), ancak güç elektroniği bunlarla tam olarak entegre değildi. Bosch yeni nesil elektrikli aksı geliştirme aşamasında ve dünya genelindeki otomobil üreticileriyle temas halinde. Daha net bilgi vermek gerekirse, elektrikli aksın numuneleri kullanıma hazır ve halihazırda test ediliyor. En geç 2019’da üretime başlanması planlanıyor.

E-aks hangi araçlarda kullanılabilir?
Bosch’un elektrikli aksı birçok araç türüne uyarlanabilecek şekilde tasarlandı. Hibrit ve elektrikli araçlarda ön ya da arka akstan tahrik özelliği mümkün olabiliyor. Bu özellik, toplam 7,5 metrik tona kadar olan araçlar ve dolayısıyla hafif ticari ve binek araçları için de geçerli.

E-aks neden bugüne kadar elektrikli otomobillerde kullanılan güç aktarma sistemlerinden daha az pahalı?
E-aks, güç elektroniği, elektrikli motor ve şanzımanı tek bir parçada birleştirdiğinden daha az parçaya ihtiyaç var. Örneğin, elektrikli güç aktarma sistemi, parçaları birbirine bağlayan kalın ve pahalı bakır kablolar olmadan çalışıyor. Ayrıca, soğutma sistemi basitleştirilebiliyor ve döner parçalar için rulmana gerek kalmıyor. Bu özellik güç aktarma sisteminin maliyetini azaltırken verimliliğini arttırıyor. Şanzımanı motora yakınlaştırmak değerli montaj alanından tasarruf sağlıyor ve bu da otomotiv sektöründe her zaman önemli bir faktör olarak görülüyor.

Bosch elektromobilite ile ne kadar yakından ilgileniyor?
Dünya genelindeki yollarda Bosch parçalarıyla donatılmış olan şimdiden 500.000’den fazla elektrikli ve hibrit otomobil var. Elektromobilitede çığır açmaya yönelik çabalarıyla, şirket yıllık 400 milyon Euro’luk yatırım yaptı ve elektromobiliteyle bağlantılı olarak uluslararası otomobil üreticilerinden şimdiden 30’u aşkın sipariş aldı.

Faselis/Gazete Fısıltı

Türkiye’nin ilk hibrit jeneratörü Teksan’a Enerji Verimliliği Ödülü getirdi

Enerji sektörünün yenilikçi markası Teksan, Türkiye’nin ilk hibrit jeneratörü ile ‘İSO Enerji Verimliliği Ödülleri’nde Büyük Ölçekli İşletme – “Enerji Verimli Ürün” kategorisinde ikincilik ödülünün sahibi oldu. Düzenlenen törende Teksan Jeneratör’ün ödülünü Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Ata, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın elinden aldı.

Türkiye’nin Ar-Ge devleri arasında yer alan Teksan Jeneratör, son yıllarda sürdürülebilir bir gelecek için enerji verimliliği sağlayan teknolojilere yaptığı yatırımlara öne çıkıyor. Sektöre kazandırdığı ilklerle farklılaşan marka, TÜBİTAK işbirliği ile geliştirdiği Türkiye’nin ilk hibrit jeneratörü ile İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen “Enerji Verimliliği Ödülleri”nde Büyük Ölçekli İşletme – “Enerji Verimli Ürün” kategorisinde ikincilik ödülünü kazandı. Enerji verimliliğinde önemli bir çözüm olan hibrit teknolojisi ile kazanılan ödülü Teksan Jeneratör Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Ata, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın elinden aldı.

Teksan Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Ata, ödül sevincini hibrit ve yeni çevreci teknolojiler üzerine çalışmalar yürüten Teksan Ar-Ge Merkezi çalışanları ile paylaştı. Rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına entegre olarak çalışan hibrit jeneratör yakıttan yüzde 65 tasarruf sağlarken karbon salınımını da yüzde 80 azaltıyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

İSO Enerji Verimliliği Ödülleri sahiplerini buldu

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Berat Albayrak’ın katılımıyla düzenlediği Enerji Verimliliği Ödülleri’nde büyük işletmeler kategorisinde birinciliğe Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret layık görülürken, ikinci Tofaş Türk Otomobil Fabrikası, üçüncü İstaç İstanbul Çevre Yönetimi Sanayi ve Ticaret de oldu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Berat Albayrak: “Attığımız her adımda üreticiyi ve sanayiciyi düşünüyoruz. Sanayicilerin küresel rekabette elini güçlendirecek düşük maliyetli ve gece-gündüz kesintisiz elde edeceği enerjiyi temin edeceğiz. 2018 yılında Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı açıklayacağız.”

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan: “Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği ile ihalelerdeki yerli üretim şartı, sanayimize ve istihdama katkı yapacak. Enerjide makine ve ekipmanların ülkemizde üretilmesi, yani bir enerji endüstrisi oluşturulmasında ise eksiğimiz var.”

Türkiye’nin en eski ve en büyük sanayi odası olan İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO), enerjiyi verimli kullanarak sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan firmaları teşvik amacıyla düzenlediği “Enerji Verimliliği Ödülleri” sahiplerini buldu. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Berat Albayrak’ın katılımlarıyla gerçekleşen ve sanayi dünyasından pek çok ismin de yer aldığı törende, büyük ölçekli işletmeler kategorisinde birinciliğe “Kurumsal Enerji Hareketiyle Sıfır Kayıp Yolculuğu” projesiyle Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. layık görüldü. Besler Gıda ve Kimya’nın birinci olduğu proje ile enerjide toplam tasarruf oranı yüzde 10,66 olurken, yıllık kazanç 2.300.000 TL ve yıllık karbon azalımı miktarı ise 5.317 ton/yıl olarak gerçekleşti.
Törende ikinciliği “Güneş Enerjisinin Üretim Proseslerinde Doğrudan Kullanımı-SolarDRY” projesi ile Tofaş Türk Otomobil Fabrikası, üçüncülüğü LNG ile Çalışan Sistemin LFG Çöp Gazı Yakıt Beslemeli Kazan Sistemine Çevrimi” projesiyle İstaç İstanbul Çevre Yönetimi Sanayi ve Ticaret aldı. Törende beş kategoride toplam 13 firmaya ödül dağıtıldı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Berat Albayrak, ödül töreninde yaptığı konuşmada enerji verimliliği konusunda yüksek çaba ve bilincin Bakanlık olarak kendilerini memnun ettiğini belirterek yapılan çalışmalardan ötürü İSO’ya ve İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’a teşekkür etti.
Türkiye’nin enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olmadığını ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması konusunda sanayicilere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Albayrak, “Biz de attığımız her adımda üreticiyi ve sanayiciyi düşünüyoruz. Sanayicilerin küresel rekabette elini güçlendirecek düşük maliyetli ve gece-gündüz kesintisiz elde edeceği enerjiyi temin edeceğiz. İstihdam, yerli üretim, lokalizasyon ve yerli ve milli kaynakların kullanımı konularını aynı pakette ele alıyoruz” dedi.

Doğalgazda kesintiler bitecek
Türkiye ekonomisini sırtlayan İstanbul’da, İSO’nun da sanayicileri temsil eden büyük bir oda olduğunun altını çizen Albayrak “Sorunlara hızlı reaksiyon göstermek adına doğrudan iletişim kanallarının açılması gerekiyor. Sadece sanayi tesislerinin yoğun olduğu yerler değil, OSB harici bölgelerin de ihtiyaçları doğrultusunda uygun maliyetli ve kesintisiz doğal gaz için çalışmalara devam ediyoruz. Doğal gaz konusunda kesintileri bitirecek adımlar atıyoruz. Geçen ekim ayındaki yüzde 10 indirimle AB ülkeleri arasında haneye en ucuz doğal gaz temin eden birinci ülke, sanayide ise ikinci ülke olduk. 2016 yılı sonunda ise Türkiye, AB ülkeleri arasında sanayiye en uygun maliyetli elektrik veren dördüncü ülke oldu. Hedefimiz ise birincilik. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı da hazırlıyoruz. 2018 başında bu eylem planını anons edeceğiz. 2018 yılını verimlilik yılı ilan ettik. Bu konuda çalışma yapan herkesin destekçisi olacağız.”

Bahçıvan: “Yerli üretim sanayiye ve istihdama katkı yapacak”
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da İSO olarak yerli kaynakların kullanımının artırılması konusunda büyük çaba içerisinde olduklarını dile getirdi. Bahçıvan, şunları söyledi:
“Nükleer enerji konusunda Ekonomi Bakanlığımızın desteğiyle Ur-Ge projesi başlattık. Bu projeyle nükleer enerji alanında üretim ve ihracat yapacak duruma gelmeleri için 23 sanayicimize destek oluyoruz. Benzer bir Ur-Ge projesini rüzgar enerjisi alanında yapmak istiyoruz. Firmalarımızın taleplerini topladığımız şu günlerde görüyoruz ki yoğun bir ilgi var. Bu konuya ilgi olmasının önemli nedenlerinden biri de Hükümetimizin enerji alanındaki yeni uygulaması olan kısaca YEKA dediğimiz Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği’dir. İşin bizi heyecanlandıran kısmı ise 1.000’er megawattlık bu ihalelerdeki yerli üretim şartıdır. Sonraki zamanlarda daha da artmak üzere, güneşte yüzde 60, rüzgarda yüzde 65 olan yerlilik oranı ve yüzde 80 yerli mühendis çalıştırma şartının bulunduğu ihalelerin sanayimize ve istihdama katkı yapacağı aşikardır.”
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak en önemli konulardan birinin Milli Enerji ve Maden Politikasının temel eksenleri arasındaki Yerlileştirme olduğunu da vurgulayan Bahçıvan “Bu bağlamda, enerjiye yönelik makine ve ekipmanların ülkemizde üretilmesi, yani bir enerji endüstrisi oluşturulması konusunda eksiğimiz var. Özellikle elektrik santrallerinde kullanılan türbin ve jeneratör gibi mekanik ve elektrik aksamlarının ülkemizde üretimi ya yoktur ya da çok sınırlı” dedi.
İSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Çevre ve Enerji Kurulları Başkanı Nurhan Kaya da “İstanbul Kalkınma Ajansı desteği ile 2014 yılında hayata geçirdiğimiz İstanbul Enerji Verimliliği Merkezi Projemiz ile Yıldız Teknik Üniversitesinde gelişmiş teknik bir laboratuvar kurduk, sanayi tesislerimizde etütler gerçekleştirdik ve eğitimlerimiz ile sanayicilerimizi bilgilendirdik. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın yürütmekte olduğu ‘Enerji Verimliliği Danışmanlık Hizmetleri’ projesi kapsamında üye KOBİ’lere ücretsiz etüt yapılmasına destek olduk. İSO olarak 1995 yılından bu yana verdiğimiz çevre ödüllerimizin 15.sini “Enerji Verimliliği Ödülleri” olarak veriyoruz” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Bakan Elvan: Beton yol kullanım önerisine açığız

İnşaat sektörünün en önemli oyuncularından oluşan Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu (YÜF) tarafından düzenlenen, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın onur konuşmacısı olarak katıldığı yemekte sektöre dair önemli açıklamalar yapıldı. Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlayan beton yolların da gündeme getirildiği toplantıda Bakan Elvan : “ Ekonomik, uzun ömürlü ve milli alt yapı yatırımlarını tercih ederiz. Bu yüzden beton yol kullanımı önerisine açığız” mesajını verdi.

Sürdürülebilir büyümesi ile Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan inşaat sektörünün bütününü oluşturan temsilcilerin bir araya gelmesiyle kurulan Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu (YÜF) tarafından düzenlenen yemekte gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın onur konuşmacısı olarak katıldığı yemekte poroz beton, beton yollar ve bariyerler, konutta kaliteli beton kullanımı, belediye çöplerinin sektörde atık yakıt olarak kullanımı, yapı malzemeleri üretiminin sürdürülebilir ekonomik katkısı gündem maddelerini oluşturdu.

Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan : “ Yapı Ürünleri Üreticileri 6 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştirerek ekonomimizin mimarı olmuştur”

Sektör temsilcileriyle bir araya gelen Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, yapı malzemeleri sektörü, ülke için oluşturduğu istihdam ve katma değere ek olarak, önemli bir ihracat potansiyeline de sahip olduğuna dikkat çekerek : “ Özellikle çimento ihracatında önemli bir konumda olan ülkemiz, uluslararası piyasalarda konumunu güçlendirerek yapı malzemesi ihracatını çok daha ileri seviyelere çıkarmayı hedeflemektedir. Yapı malzemeleri sektöründe büyük ölçüde yerli hammadde kullanılmaktadır. Net ihracat fazlası veren
sektör, ülkemize döviz girdisi sağlamaktadır. Özellikle çimento, hazır beton, kireç sektörlerinde 2010-2016 yılları arasında toplam olarak 6 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştirilmiştir. Buna karşın aynı dönemde bu malzemeler bazında ithalat toplamı 170 milyon dolar dolaylarındadır. Bu ciddi bir başarıdır” dedi.

Beton Yol Kullanım Önerisine Açığız
Yıllık üretim hacmiyle Türkiye Avrupa’daki beton üretiminin lideri konumunda yer alıyor. Ayrıca ülkemiz, Dünya genelinde ise Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra en çok beton üreten üçüncü ülke konumda bulunuyor. Konuyla ilgili YÜF yönetiminden bilgi alan Bakan Elvan, gerekli ülkenin milli değerlerine sahip çıkarak, beton yol kullanım öneri tekliflerine açık olduklarının da altını çizdi.

YÜF Yönetim Kurulu Başkanı Şefik Tüzün ‘’ Ülke Ekonomisine 9.6 Milyar Ciro 92 Bin Kişiye İstihdam Sağlıyoruz.’’
Sektör değerlendirmesi hakkında bir sunum yapan Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu (YÜF) Yönetim Kurulu Başkanı M. Şefik Tüzün, TÜİK tarafından son açıklanan verilere göre, 2017 yılının ilk 8 ayında Türkiye’de satılan konut sayısı %7,7 oranında artış ile 890 bine yükseldiğine dikkat çekti. Buna paralel olarak yapı ürünleri üreticileri sektörünün de 2016 yılında 9,6 milyar dolarlık ciroya ulaştığını 2017 yılı hedefinin ise 10 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Sel Felaketleri Poroz Beton Kullanımıyla En Aza İndirilebilir
Türkiye’nin milli değerlerine sahip çıkma misyonuyla hareket ettiklerini söyleyen Tüzün: ‘Uzun yıllar poroz beton kullanımını gündeme taşıyoruz. Son yıllarda özellikle İstanbul gibi metropollerde yaşanan sel felaketleri poroz beton kullanımını tekrar gündeme getirdi. Çünkü özellikle alt yapı sorunu ve yollarda kullanılan malzemelerin su geçirmez oluşu felaketin boyutunu artırmıştır. Yollarda ve geniş yüzey alanı bulunan parklarda, otoparklarda poroz beton kullanımının yaygınlaşmasıyla bu tarz olumsuzlukların yaşanmasının önüne geçilebilecektir. Poroz beton uygulamaları geçirimsiz klasik kaplama yüzeylerinin aksine yağmur suyunun kaplama yüzeyinden geçişine izin vererek suyu kirletmeden yeraltı suyuna ulaştırmaktadır” dedi.

Beton Yol Kullanımıyla 1,3 Milyar Dolardan Fazla Tasarruf Sağlanabilir
Sunumunda Türkiye’nin 2016 yılı sonunda cari açığının 32,6 milyar dolar olarak açıklandığına değinen Tüzün, bu tablonun içinde, petrol ürünleri ithalatı hatırı sayılır bir yer tuttuğunun altını çizdi. Türkiye’de her yıl 25 milyon ton petrol ithal edildiğini ve ithalata bağımlılık oranının yüzde 98 seviyesinde seyrettiğine de dikkat çeken Tüzün, :“Beton yol ve beton bariyer teknolojilerinden yeterince faydalanılması halinde ülke ekonomisine özellikle hammaddenin yerli sermayeden karşılanabilmesi adına önemli avantajlar sağlayacak, uzun ömürlü olması nedeniyle siz uygulayıcılara ciddi zaman kazandıracak ve en önemlisi ülkemizde etkin kullanımı halinde her 3 yılda bir Avrasya tüneli projesi kadar tasarruf sağlayarak cari açığın azalmasına neden olacaktır. Bu nedenle beton yolların alternatif bir seçenek olarak kullanılması gündemimizde yer almalı. Ayrıca trafikte güvenliği arttırmak için beton bariyer kullanımının önemi acı gerçeklerle karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde son 10 yılda 6 milyon trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazalarda toplam 47 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Toplam kazaların % 20’si tek taraflı araçların yolu terk etmesinden kaynaklanmıştır. Standartlara uygun kaliteli beton bariyer kullanımı ise bu kazalarda önleyici bir etkiye sahiptir’’dedi.

Çöpten Enerji Üretimiyle Çevreye Katkı
Türkiye’de 28 milyon ton belediye katı atık oluştuğuna dikkat çeken Tüzün, çöpün enerjiye dönüştürülmesiyle sektöre 7 milyon ton ek yakıt üretimi sağlanmasının mümkün olduğunu söyledi. Bu sayede çevreci bir politikayla hareket ederek çöp sahalarının kapladığı alanın azaltılabileceğine vurgu yapan Tüzün: “Çöpün enerjiye dönüştürülüp sektörümüzde kullanılmasıyla; 3 milyon tona yakın kömür veya benzeri katı yakıtın ithalatında tasarruf, fosil yakıtlardan kaynaklanacak yıllık 1,7 milyon ton CO2 tasarrufu ve fosil yakıtlardan kaynaklanacak CO2 emisyonlarının % 7 oranında azaltımı mümkün. Düzenli depolamada oluşacak Metan gazının önlenmesiyle de hava kirliliğinin önüne geçilir. Bir diğer konumuz ise sektörümüzün ulaştığı kurulu kapasite ile atık ısıdan elde edilen enerjinin ülkemizde günlük yaklaşık 400 bin hanenin elektriğini karşılar seviyede olması. Devreye alınan yatırımlarla şuan için kapasitenin yarısına ulaşılmıştır’’ dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

MÜSİAD ve KOSGEB Sanayi Devrimi için İşbirliğinde

MÜSİAD Genel Merkez’de gerçekleşen “KOSGEB’den 1 Milyon Liralık Destek” programında; KOSGEB İkitelli Müdürü Özay Cebeci, KOSGEB Başkan Müşaviri Nedim Kara, KOBİ Uzmanı Fatih Öztürk ve MÜSİAD Proje, Yatırım ve Destekler Kurulu Başkanı Yunus Aksu birer sunum gerçekleştirdi. Cebeci, üretim ve ihracatta teknoloji seviyesi yüksek, katma değerli ürünlerin ve KOBİ’lerin payının artırılması amacıyla hazırlanan KOBİ Gelişim Destek Programının (KOBİGEL) tanıtımını yaptı.

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren MÜSİAD Yönetim Kurulu ve KOBİ ve İş Geliştirme Komisyon Başkanı Hikmet Köse, KOSGEB’in iyi niyetle samimi bir şekilde ve sanayicinin yanında durmaya çalışan bir kuruluş olduğunu belirterek, “KOSGEB piyasadan aldığı geri dönüşüm destekle çok iyi bir noktaya geldi. KOBIGEL çok yeni ve önemli bir proje, KOSGEB’e bu fırsatları sunduğu için teşekkür ediyorum” dedi.

MÜSİAD Proje, Yatırım ve Destekler Kurulu Başkanı Yunus Aksu ise, KOSGEB-MÜSİAD işbirliğinin çok eskiye dayandığını ifade ederek, “KOSGEB çok yoğun çalıştığımız bir kurumumuz. Özellikle 2002’den sonra ciddi bir performans gösterdi. Biz de bu destekleri üyelerimizle buluşturmak ve bu desteklerden faydalanmalarını sağlamak amacıyla kurulumuzu kurmuştuk. Her zaman işbirliğine hazırız” dedi.

KOSGEB İkitelli Müdürü Özay Cebeci projeyle ilgili yaptığı sunumda, KOBİGEL’in amacının KOBİ’lerin rekabet güçlerinin ve sağladıkları katma değerin yükseltilmesi olduğunu belirtti. Cebeci, imalat sektörünün KOBİ’lerine verilecek desteğin üst limitleri 300 bin lira geri ödemesiz, 700 bin lira geri ödemeli olmak üzere toplam 1 milyon lira olduğunu söyledi ve “Üst limitler aşılmamak kaydıyla, uygun bulunan gider kalemleri ve tutarlarının KDV hariç kısmı üzerinden yüzde 60 oranında destek verilecek.

“%30 nakit avans fırsatı sunuyoruz”
Ülkemizin sürdürülebilir büyümesi için imalat sanayi sektörünü güçlendirmek ve rekabet gücünü artırmak gerekiyor, KOBİGEL, ‘Üretim ve İhracatta Teknoloji Seviyesi Yüksek, Katma Değerli Ürünlerin Payının Arttırılması’ temasıyla yola çıkan imalat sektörü KOBİ’lerine yönelik bir proje çağrısı. 4. Sanayi Devrimi’ne hazırlık: üretimde ‘nesnelerin interneti’ uygulamaları, orta yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracattaki ağırlığının artırılması, katma değeri yüksek üretim yapısına geçiş, ihracat kapasitesinin artırılması ve yeni pazarlara açılım, mikro ölçekli işletmelerde tasarım, mühendislik imkân ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve ölçek büyütme, bilişim teknolojisi altyapısının güçlendirilmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve yeşil üretime geçiş başlığı altında sunulan projeler kabul edilecek. Önemli bir nokta ise, diğer projelerimizden farklı olarak teminat mektubu karşılığında %30 nakit avans fırsatı sunuyoruz” şeklinde konuştu.

Destek süresinin en az 6 ay ve en fazla 12 ay olan projeye başvurular, 11 Eylül-20 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türkiye, yabancı çalışanlara en iyi deneyimi sunan ilk 10 ülke arasında

HSBC Grubu’nun 159 ülkeden 27 binin üzerinde yabancı çalışanın görüşünü alarak gerçekleştirdiği ‘Expat Explorer’ anketi, ülkelerin sunduğu olanakları finansal getiri, deneyim ve aile yaşamı bakımından inceliyor. Bu yıl 10.’su gerçekleştirilen anket, yabancı çalışanlara ilişkin dünyanın en büyük çaplı ve uzun soluklu araştırması olma özelliği taşıyor.

Anketin sonuçlarına göre deneyim kategorisinde Türkiye; yaşam tarzı, kültürü, insanlarla iletişimin kolaylığı, konaklama ve sağlık hizmeti gibi konularda yabancı çalışanlara dünya genelinde en iyi deneyimi sunan ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Yeni Zelanda, İspanya ve Portekiz’in sırasıyla en iyi deneyimi sunan ilk üç ülke olarak yer aldığı ankette Türkiye, geçtiğimiz yıla oranla 10 basamak yükselerek Kanada’nın ardından 8. sırada yer alıyor.

Expat Explorer 2017 Anketi Yabancı çalışanlara en iyi deneyimi sunan ülkeler
1. Yeni Zelanda
2. İspanya
3. Portekiz
4. Singapur
5. Avustralya
6. Norveç
7. Kanada
8. Türkiye
9. Fransa
10. Avusturya

Yabancı çalışanların gözdesi yine Singapur
Anketin sonuçlarına göre Singapur, yabancı çalışanlara sağladığı finansal getiri, deneyim ve aile yaşamı bakımından geçtiğimiz iki yılın ardından bu yıl da birinci sırada yer aldı. Singapur’daki yabancı çalışanların %83’ü ülkenin politik istikrarı ve %73’ise yerel ekonomisi ile ilgili güven duyduklarını belirtiyor. Bu ülkedeki yabancı çalışanların %64’ü ise yaşam kalitesinin memleketlerine göre daha yüksek olduğunu ve Singapur’da yaşamanın aileleri için iyi bir tecrübe olduğunu ifade ediyor.
Bununla birlikte Singapur’daki yabancı çalışanların üçte ikisi (%65) Singapur’a taşındıktan sonra daha fazla net gelir sahibi olduğunu dile getiriyor. Anket sonuçları Singapur’daki yabancı çalışanların yıllık kazançlarının ülkeye taşınmalarının ardından %42 artış gösterdiğini ortaya koyarken, ülkedeki yabancı bir çalışanın yıllık ortama geliri 118 bin dolar seviyesinde.
Yabancı çalışanların %82’si Singapur’da kendi memleketlerine göre daha güvende hissettiklerini belirtirken, %72’si eğitim kalitesinin ve çocuklarının sağlık ve refahının daha yüksek olduğunu belirtiyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

GE, Türkiye’nin en büyük generatör transformatörünü Gebze’de üretiyor

0

GE, Gebze’deki Güç Transformatörleri fabrikasında GEK TERNA Group üyesi olan TERNA S.A. için Türkiye’nin en büyük generatör transformatörünü üretecek. 820 MVA’lık Generatör Step-Up transformatörü, aynı zamanda Yunanistan’da kullanılacak olan en büyük generatör step-up transformatörü olma özelliğini de taşıyor. 2018 yılında tamamlanarak Yunanistan’a teslim edilmesi planlanan transformatör, Batı Makedonya Bölgesindeki Komanos madeninin bulunduğu Ptolemais santralinde kullanılacak.

Transformatör, 660 MW yeni bir toz linyit yakıtlı termik santralin (Ptolemais Ünite V) bir parçası olarak dizayn edilecek ve üretilecek. Yüklenici olarak projeyi gerçekleştirecek olan TERNA S.A., Ptolemais Ünite V’in tüm mühendislik, satın alma, taşıma, ve montaj işlerini yürüterek 660 MW toz linyit yakıtlı termik santralinin buhar ünitesini işletmeye alacak ve bölgesel ısıtma için 140 MWth’lık termik enerji kapasitesi sunacak. Ptolemais Santralinin ekolojik ayak izinin kayda değer ölçüde iyileşmesine imkan tanıyacak projenin ayrıca daha düşük maliyette elektrik üretimi sağlayarak Yunanistan’ın enerji alt yapısını, şebeke güvenilirliğini ve arz güvenliğini de artırması bekleniyor.

820 MVA 400 kV’luk generatör step up transformatörü minimum boyut ve maliyetler göz önünde bulundurulduğunda, teknik olarak mümkün olan en yüksek verimi sağlayan ürün olma özelliği taşımakta. Transformatör, düşük kayıpları ve yüksek verimi sayesinde elektrik üretimi için daha az yakıt kullanılmasını sağlayarak, elektrik maliyetlerini rekabet edilebilir seviyelere çekecek ve emisyonları Yunanistan ve Avrupa Birliği standartlarına uygun şekilde kayda değer ölçüde düşürerek çevreye önemli katkı sağlayacak.

GE’nin Gebze’deki fabrikası yaklaşık 70 kişilik AR-GE ekibiyle ağır sanayide kullanılan özel transformatör ve reaktör üretiminde yetkinlik merkezi. GE Güç Transformatörleri Ürün Grubu Genel Müdürü Hakan Karadoğan konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Bir yıl gibi bir sürede transformatörü tamamlayarak Yunanistan’a ihraç edip Ptolemais Santrali’ne kurmayı planlıyoruz. Bu üretim, yüksek kalite standartları, modern üretim teknikleri ve kapsamlı test laboratuarları ile Gebze fabrikasının sadece Türkiye’de değil, dünyada da tercih edildiğini kanıtlıyor” dedi.

1966 yılından beri Gebze’de üretimini sürdüren GE Güç Transformatörleri fabrikası bugün 40.000 MVA üretim kapasitesiyle dünyanın en modern yüksek gerilim transformatör fabrikalarından biridir. 90 m2’lik alanda yaklaşık 1.000 çalışanıyla hizmet veren fabrika üretiminin yüzde 85’ini ihraç ediyor. GE Güç Transformatörleri fabrikası, Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği’nin (TET) düzenlediği 2016 İhracat Başarı Ödülleri (TET) töreninde “Elektrik İletim ve Dağıtım Ekipmanları” katagorisinde bu yıl da birincilik alarak ihracat şampiyonu ünvanını korudu.

Fabrika’da geçtiğimiz yıl dünyadaki en iyi uygulamalardan biri olacak akıllı fabrikaya dönüşüm süreci başladı. Akıllı fabrikada optimum üretim sağlamak için tasarım, üretim, tedarik ve servis ağları birbirine bağlanacak.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türkiye’de sanayi yatırımlarını artırmalıyız!

Ülke ekonomilerinde beklenen büyüme ve sanayileşmenin artışı, önümüzdeki yıllarda takım tezgahları sektörü için büyük fırsatlar yaratıyor. Takım Tezgahları Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TİAD) yönetim kurulu üyelerininde arasında yer aldığı Avrupa Takım Tezgahları ve Aksesuarları Ticari Birliği’nin (CELIMO), EMO Hannover 2017 Fuarı sırasında düzenlediği uluslararası toplantısı birçok ülkeden gelen sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Toplantıda takım tezgahları sektörünün geleceği ve hedefleri konuşuldu.

HEDEF PAZARLAR BÜYÜYOR
CELIMO üyesi ülkelerinin hedef pazarları arasında yer alan Hindistan, ABD ve Japonya ülkelerinin sektör temsilcisi olan Hindistan Takım Tezgahları Üreticileri Derneği (IMTMA), Amerikan Üretim Teknolojileri Derneği (AMT), Japon Takım Tezgahları Distribütörleri Derneği (JMTDA) yetkilileri ülkelerindeki güncel durum hakkında bilgiler verdi. Avrupa ülkelerinde 2015 yılından bu yana üretim ve ticaret hacminin sürekli olarak artış göstermesi ve işsizlik oranlarında yaşanan yüzde 4’lük düşüş sektör açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.

SİPARİŞLERDE YÜZDE 40 ARTIŞ
Toplantıda; Hindistan’ın üretime verdiği önem ile 2025 yılına kadar GSMH’deki üretim payının yüzde 25’e çıkarmayı planlandığı konuşuldu. Global çapta da takım tezgahları sektöründe alınan siparişlerde geçen seneye göre Ocak-Ağustos döneminde yüzde 40’lık bir artış yaşandığı belirtildi. Hindistan’ın özellikle demir yolu, savunma ve otomotiv sektörlerinde gerçekleştirilen yabancı sermaye ile ortak yatırımlar sayesinde büyük atılım yaptığı ve otomotiv endüstrisinde 2026 yılına kadar dünyada üçüncü sıraya yükselmeyi hedeflediği konuları üzerinde duruldu.

DÜNYA TRENDİ YAKALANMALI
Toplantıda verilen bir bilgide, Amerika’nın aldığı takım tezgahı siparişlerinde 2017 yıl sonunda yüzde 12,5, 2018 sonunda ise yüzde 4,5 artış beklendiği belirtildi. Japonya’da ise büyük firmalar başta olmak üzere otomotiv sektöründe fabrika ve ekipman yatırımının hızla artmaya devam ettiği masaya yatırıldı. Toplantının ardından TİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aydoğdu, tüm dünyada sanayi alanında büyüme ve yatırımın hızlı bir artış trendinde olduğunun, fakat Türkiye’de bu trendin yakalanamadığını belirtti. Sürekli bir büyüme için sanayi ile büyümenin önemli olduğunun altını çizdi.

Faselis/Türkiye’de Enerji