7.6 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 145

Enerji fiyatlarında zam yok ama kriz var

Ekim ayında EPDK’nın enerji alım fiyatlarında yapması beklenen zam gelmeyince OSB’lere elektrik sağlayan tedarikçi firmalar zarar ettikleri gerekçesiyle sözleşme iptallerine başladı. OSB’ler ise üretime ara vermemek için yüksek tarifeyle elektrik alımı yapıyor. Enexion Enerji Danışmanlık Genel Müdürü Ceren Özdal, liberalleşen enerji piyasalarında sabit fiyatlı sözleşme devrinin de kalkacağını vurguladı

Enerji alım fiyatlarına Ekim ayında yapılması beklenen zam yapılmadı ve yıl başına kadar da yapılmayacağı açıklandı. Elektrik alımı için özel sektörle sabit fiyat üzerinden yıllık anlaşma yapan başta organize sanayi bölgeleri (OSB) olmak üzere büyük sanayi firmaları da bu durumdan olumsuz etkilendi.

Zam yapılmadı ama sanayici yine mutsuz
Hükümetin Ekim ayında elektrik fiyatlarına zam yapması öngörülürken, zammın gelmemesine sevinemeyen bazı sanayiciler olduğuna dikkat çeken Enexion Enerji Danışmanlık Genel Müdürü Ceren Özdal, “Özellikle OSB’ler gibi sabit ve indirimli fiyattan alım yapan sanayicilerin sözleşmeleri iptal edildi”dedi. Güncel durumda birçok sanayicinin güvenli gördükleri ulusal tarifeye döndüklerini belirten Özdal, özel sektördeki tedarikçilerin şu anda ulusal tarifeden daha uygun fiyat veremediğini ifade etti.

Tedarikçiler konsolide olacak
Enerji piyasalarının liberalleşmesiyle birlikte artık sabit fiyatın sürdürülebilir olmadığını ve hem tüketiciyi hem de tedarikçiyi mağdur durumda bıraktığını bildiren Özdal, yakın zamanda sabit fiyattan uzun dönemli alım döneminin sona ereceğini vurguladı. Özdal, enerji piyasalarında yaşanan bu dönüşümün tedarikçi tarafını da etkileyerek orta ve uzun vadede enerji tedariği sağlayan firmaların konsolide olacağına ve piyasada büyük oyuncuların kalacağına dikkat çekti.

Risk yönetimi çok önemli
Ceren Özdal, elektrik piyasasında da şu anda çok sayıda oyuncunun bulunduğunu belirterek öngörülmesi zor etmenler, yıl içerisinde arz fazlalığına ve dolayısıyla düşük fiyatlara; bazı dönemlerde ise arz sıkıntısına ve yüksek fiyatlara yol açabiliyor dedi. Yatırımların miktarı, yakıt fiyatları ve mevsimsellik gibi etmenlere bağlı olarak elektrik fiyatlarının tahmin edilenden daha farklı oluşabildiğini açıklayan Özdal, hem tedarikçilerin hem de sanayicilerin risklerini iyi yönetmelerinin kritik olduğunu bildirdi. Özdal, “Elektrik piyasalarında, özellikle piyasada faaliyet gösteren katılımcıların riskten korunmak ve yatırımlarını daha güvenli bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla türev ürünlere duyduğu ihtiyaç artacak” diye konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Amerika, Irak’ın ‘resmen’ üçe bölüneceğini itiraf ediyor

Peşmergebaşının Kuzey Irak’ta bütün ihtarlara hatta tehditlere rağmen gerçekleştirdiği hukuk dışı “referandum”un gerçek tahribatı başlamamış bulunuyor.Üstelik; İsrail’in açık seçik, ABD’nin de örtülü desteğine rağmen Irak’ın Kuzey’inde hiçbir zaman; güven, barış ve refahın sağlanamayacağı da biliniyor.

Her ne kadar, ABD’nin desteklediği PYD’nin Irak’ın Kuzey’ini “istila” etme planları yavaş yavaş kozmik kasalardan yeniden çıkarılırken yani Türkiye’ye büyük bir tehdit hatta düşman yaratılmaya çalışılırken, bölgede asıl sorunların başında, “Kerkük petrolü” olduğu zihinleri kurcalıyor.Acı da olsa gerçekler ne yazık ki, önümüze çıkıyor.

Aslında Irak’ın kuzeyinde, öteden beri, tarihi trajedi yaşanıyor. Soydaşlarımızın toprakları, evleri, dükkânları, otomobilleri bir bir ellerinden alınıyor. Hiçbir Türkmen yüksek derecede bir memurluğa yahut güvenlik elemanlığına kabul edilmiyor.

Üstelik Irak, hatta İran, Suriye ve ne acıdır ki Türkiye’den getirilen Peşmergeler Kerkük ve civarına yerleştirilerek, bölgenin nüfus yapısı bozuluyordu. Başta ABD olmak üzere, İngiltere ve İsrail tarafından desteklenen ve bu üç devletten “askerî” dahil olmak üzere, “maddî” yardım alan Peşmerge yönetiminin, gün geçtikçe Türkmen kardeşlerimize hayatı daha da zehir edeceği anlaşılıyor.

Zaten Amerikalılar bile Barzani’nin “Kürt devleti” sevdası yüzünden Irak’ın “resmen” üçe bölüneceğini artık itiraf ediyor. Bu arada, Suriye’de çıkarılan isyanların da temelinde, komşu ülke topraklarından sonu sahile ulaşan bir parçanın alınmasını sağlayarak, Peşmergeleri denize ulaştırmak olduğunun yattığı iddia ediliyor.Ne var ki, Barzani’nin hayalindeki “Kürt devleti”nin kuruluşunun ise, bölgede hele Türkiye tarafından hiç de kabul edilemeyeceği uyarıları yapılıyor.

Her şeyden önce, Kerkük’ün ve Türkmenlerin geleceğini sadece horyatlarda bırakmayarak acil ve hayati önlemler alınması gerekiyor. Artık, Türkmenlerin can güvenliği her şeyin ötesinde geliyor.Eğer, Türkiye’nin “cesur” bir yaklaşımı olmazsa, daha çok Telaferler yaşamak kaçınılmaz bir durum gösteriyor. Resmi rakamlar Kerkük’ün dünya petrol rezervinin yüzde 7,5’ine sahip olduğunu onaylıyor.ABD işgalinden sonra, Irak’ta ölenlerin sayısının 1 milyondan fazla ve 4 milyon Iraklının ise yerinden yurdundan olduğu biliniyor.

Kerkük’te şimdiye kadar yaşanan dram ve soydaşlarımızın karşı karşıya kaldıkları imha operasyonu, her şeyi açık açık anlatıyor.Şimdi ise Peşmergebaşının hukuksuz referandumuyla, soydaşlarımızın daha da cenderede sıkışacağı belli oluyor. Oysa, artık Türkiye’nin özellikle Kerkük’e müdahale hakkı doğal olarak doğuyor. Temel atılıyor1958, Irak’ta Abdülkerim Kasım tarafından gerçekleştirilen kanlı askeri darbe, Kral ve Nuri Sait gibi şahsiyetleri ortadan kaldırırken dünyada eşine az rastlanan bir Kerkük soykırımı tarihe geçiyor.

Molla Mustafa Barzani’nin silahlarla donatıp hazırladığı Türk düşmanlığının, Türk kanının döküldüğü ‘ŞUM’, 14 Temmuz’da yapılıyor. Türkiye yine bihaber, dünya yine suskun kalıyor.1990, Saddam Kuveyt’i işgal ediyor.Ve olanlar, ondan sonra biri birini izliyor. BOP’un Irak’ın işgali ile fiili uygulamasına geçiliyor.

1. Körfez Savaşı’nda, yapay olarak göç yaratılıyor. Yapay Irak muhalefeti destekleniyor. Kürtlere yarayan şekilde silahlandırılıyor, arkasından güvenli bölge, İncirlik’ten kalkan uçaklarla korunuyor. ABD’nin sevk ve idaresinde Çekiç Güç kuvvetleri ve ABD’nin Wilson prensiplerinde istediği, Sevr’de senatosundan geçirilen Kürdistan’ın temelleri atılmış oluyor.

25 Nisan 1995 tarihinde diğer siyasi kuruluşların da tek çatı altında hizmet etmeleri amacı ile merkezi Erbil’de ITC.  Irak Türkmen Cephesi) kuruluyor.10 Nisan’da, Kerkük de Kürtler tarafından işgal ediliyordu.

Kürtler, Kerkük’ün bütün resmi dairelerine el koyup, tapu, nüfus dairelerini yakıp yağmalıyordu.Yerel yönetim seçimlerinde de Kürtler çoğunluk sağlarken, Türkmenler azınlıkta kalıyor.

Ne hazindir ki; Türkiye, Türk varlığını ticaret zihniyetine bağlıyor.Ancak, sıra Kerkük petrolünün yağmalanmasında görünüyor. Ne de olsa denize ulaşacak stratejik mevki kazanmak artık ABD ve İsrail için en büyük hedef…Kaynak: Sıra Kerkük petrolünün yağmalanmasında mı?

Savaşa yatırım yapanlara karşı durun

Rusya sessiz sedasız etrafımızda müttefiki olan ne kadar ülke var ise hepsini gizliden gizliye silahlandırıyor. Suriye’yi silahlarla donatan Rusya şimdi de Sırbistan’ı hediye savaş uçağı ve tanklara boğdu.

Törenle teslim edilen ağır savaş uçaklarına ek olarak tanklar ve zırhlı araçlarda Sırbistan ordusuna hibe ediliyor.

Dünya ülkelerinin barışa değil, savaşa yatırım yapıyor olması gerçekten acı bir durum olarak hafızalarımıza kazınıyor.

Küreselleşmeye karşı Küreyelleşme duruyor

Kültürel etkileşim günümüzün en etkin araçlarındandır. Bu etkileşim ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada da teknolojik gelişmelerle sürekli yenilenmektedir.

Küreselleşmeyi küreyelleşme dizginlerken, genelleşmeyi de yerelleşme takip etmektedir.

Küresel güçlerin tek tipleştirme projelerine karşı kültürel değerlerimize sahip çıkmamızın gerekli olduğunu unutmamak gereklidir.

Bizler medya profesyonelleri olarak milli ve manevi değerlerimizi düşünerek aydınlık geleceğimiz için çalışmak durumundayız.

İçerik temeldir, gerçekliktir, detaydır yani her şeydir.

Mesela, insanlar yabancı dizi ve filmleri izleyerek, diğer insanların kültürlerini öğrenebiliyorlar.

Bu sebeple; “Diriliş, medyanın yeniden dirilişidir”

 

 

 

‘En iyi müslüman ölü müslümandır‘‘ tehdidi

Avrupa’da Müslümanlara yapılan çirkinlikler, camilere ve okullara gerçekleştirilen ırkçı saldırılara her geçen gün yenileri ekleniyor.

Endişe verici boyutlara oluşan bu saldırılara ise Avrupa basını kulaklarını tıkıyor. Tamam Avrupa basınını anladık, onlar her olaya kendi pencerelerinden bakarlar. Peki Müslüman geçinen basın neden bu hadsizlikleri görmezden geliyor.

Almanya Dresden’daki cami derneğine gönderilen mektupta yazan ‘‘En iyi müslüman ölü müslümandır‘‘ mesajını görmezden gelen İslam ile taçlanmış medyamız geçtiğimiz günlerde İsveç’te Müslümanlara ait anaokuluna yapılan saldırıyı da görmezden gelme erdemsizliğini göstermiştir.

Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmam diyenlerin salyangoz satın alma moduna girmesi şaşırtıyor.

 

Sınırları aşan yayıncılık

Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği ve CEO Event tarafından düzenlenen, T.C. Ekonomi Bakanlığı, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Tanıtım Fonu desteğiyle ulusal yayıncılık sektörünü uluslararası alana taşıyan Uluslararası İstanbul Film ve Televizyon Forum ve Fuarı’nda dünyadan ve Türkiye’den önemli isimler ile buluşma imkanı yakaladık.

Uluslararası yayıncılık sektörü ile Türkiye’nin katma değeri yüksek medya gücü arasında köprü görevi görerek, iş birliği ve iletişim kanallarını geliştirmeyi hedefleyen IFTV bir buluşma noktası olmayı başarmıştır.

TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’in Forum’da yaptığı “Sınırları aşan yayıncılık” konulu sunumu bizlere yayıncılığın sınırlarının olmadığını bir kez daha hissettirmiştir.

19.yüzyılda okyanus altına döşenen kabloların sınırları aşarak, dünyanın yapısını elde ettiği güçle nasıl etkilediğini hepimiz biliyoruz.

İbrahim Eren’de ülkemizin sesi’nin 1900’lerde kurulan Türkiye’nin Sesi radyosu ile 30’dan fazla ülkeye nasıl ulaştığını anlattı.

Türkiye’nin sesi radyosunun yayınlarının özellikle Afrika‘da, Güneydoğu Asya’da halen dinlenmesi sağlıklı iletişim için önemlidir. TRT olarak 30’dan fazla ülkeye, 30’u aşkın dilde yayın yapıyor olmamız ise bir gururdur.

Fakat günümüzde sınırları aşan yayıncılığın kitlelere ulaşma şekillerinde değişiklikler olmuştur. İnternet ve sosyal medyanın insan hayatına girmesi tüm dengeleri değiştirmiştir. Siyasi meselelerde de sosyal ağlarda yapılan paylaşımların etkisi çok büyük olmaktadır.

Yazımı sosyal medyanın etkileri hakkında açıklamalarda bulunan İbrahim Eren’in sözleriyle tamamlamak istiyorum.

“Arap Baharı zamanında Arap ülkelerinde şehir meydanlarında toplanma sosyal medyada oldu. Bizde de Gezi olaylarında bir araya gelme, toplanma, yine sosyal medya üzerinden örgütlendi. Sosyal medya, ulusal bir olgu olmakla birlikte, sizin ülkenizdeki yayıncılığa çok fazla müdahale edebiliyor. İçeriklerde de anlatım bütünlüğüne doğru dünyada bir gidişat var. Mesela bugün Diriliş’in fazla sayıda ülkede izleyicisi var. Diriliş’i izleyenlerin hepsi Müslüman toplumlar da değil. Diriliş’i Güney Amerika‘da da izliyorlar, Kore‘de Japonya‘da da izliyorlar. Orta Doğu ana pazar ama dünyanın birçok yerinde izliyorlar. Uluslararası iletişimin artmasıyla son 20 yılda insan olarak birbirine benzeme özelliklerimiz de arttı. Ulusal kültürler her ne kadar kendini korusa da firmalar, hem küresel hem yerel içerikler üretmeye başladılar. Uluslararası markalar da böyle.”

BP, Türkiye’nin enerji görünümünü değerlendirdi

BP’nin destek sponsoru olduğu 8. Türkiye Enerji Zirvesi, 10-11 Ekim tarihlerinde sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Türkiye Enerji Zirvesi’nde 23 ayrı oturum düzenlendi. BP Türkiye Dış İlişkiler ve İletişim Direktörü Hakan Türker’in konuşmacı olduğu oturumlarda enerji piyasaları tüm yönleriyle masaya yatırılarak, Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması ve doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasının önemine dikkat çekildi.

Türkiye enerji piyasasının en geniş katılımlı buluşmalarından biri olan Türkiye Enerji Zirvesi’nin sekizincisi bu yıl 10 -11 Ekim 2017 tarihleri arasında BP’nin destek sponsorluğunda Antalya Regnum Carya Golf & Spa Resort Otel’de düzenlendi. Sektörü bir araya getiren ve enerjiye dair konuların tartışıldığı 23 panelin düzenlendiği Türkiye Enerji Zirvesi’nde BP Türkiye Dış İlişkiler ve İletişim Direktörü Hakan Türker, “Petrolde Yeni Normal: Düşük Fiyatlar, Jeopolitik Belirsizlikler ve Elektrikli Araçlar” başlıklı konuşmasında global enerji görünümüne dikkat çekti. Türker, sektörün bugün karşılaştığı en büyük sorununun bir yandan dünyanın hızla artan enerji ihtiyacını karşılarken bir yandan da karbon salımını azaltmak olduğunu belirtti. Bu çerçevede Türkiye’nin enerji görünümünü değerlendiren Türker, Türkiye’de de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması ve doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasının önemine dikkat çekti.

Türkiye enerji sektörünün güncel ve önemli konularının ele alındığı zirvede firmalar tarafından sürdürülen sosyal sorumluluk çalışmaları da ödüllendirildi. BP Türkiye, yol güvenliği konusunda gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk çalışmaları nedeniyle “Altın Varil” ödülüne layık görüldü.

Türkiye Enerji Zirvesi’ne BP Türkiye’den Akaryakıt Ülke Müdürü Martin Thomsen, BP Akaryakıt Türkiye Bayi Satış Müdürü Erol Varlık, BP Türkiye İletişim Müdürü Eda Gökay, BP Akaryakıt Türkiye Yatırım Müdürü Yiğit Meral katıldı. BP Zirve’de bir de stand açtı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) destekleriyle yapılan ve enerji sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren Türkiye Enerji Zirvesi’ne kamu ve özel sektörden en üst düzey isimler katıldı. Yerli ve uluslararası enerji şirketlerinin yöneticilerinin yanı sıra, sektörün sivil toplum kuruluşları da gerek konuşmacı gerekse delege bazında Zirve’de temsil edildi.

8. Türkiye Enerji Zirvesi kapsamında, alanında uzman kişilerin konuşmacı olarak katıldığı toplam 23 oturum düzenlendi. Oturumlarda enerji piyasaları tüm yönleriyle masaya yatırıldı ve yol haritası belirlendi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Antalya, çimento sektörüne ev sahipliği yaptı

Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan çimento sektörünün Türkiye ve dünyadaki önemli temsilcileri Antalya’da bir araya geldi.

Gerek yurt içi gerekse yurt dışında benzeri alanlarda çalışan diğer kuruluşlarla ilişki kurarak ilgili alanlarda ortak çalışmalar yapan Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) tarafından 1987 yılından bu yana iki yılda bir düzenlenen ve çimento teknolojisindeki son gelişmelerin paylaşıldığı TÇMB Uluslararası Teknik Seminer ve Sergisi’nin bu yıl 14.’sü yoğun bir katılımla Antalya’da gerçekleştirildi.

Alternatif Yakıt ve Hammadde Kullanımı, Enerji Optimizasyonu, Yenilenebilir Enerji Kullanımı konularının ele alındığı seminerde Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı M.Şefik Tüzün, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği CEO’su İsmail Bulut, Rusya İnşaatçılar Birliği Çimento Komitesi Başkanı Dr. Eduard Bolshakov, Hint Çimento ve Yapı Malzemeleri Ulusal Konseyi Eş Direktörü Dr. Breja, İtalya Çimento Üreticileri Birliği CEO’su Giuseppe Schiltzer açılış konuşmalarını gerçekleştirdi.

Bu Yılki Büyüme Hedefi Yüzde 5

100 yılı aşkın süredir Türkiye’de kalkınma ve büyümenin baş aktörlerinden olan Türk Çimento sektörünün bugün, üretimde Avrupa 1’incisi, dünyada ise en önemli 4. Üreticisi haline geldiğini belirten TÇMB Yönetim Kurulu Başkanı Tüzün: “Ülkemizin ilk sanayi dalı ve önemli lokomotif güçlerinden birisi olan çimento sektörünün her zaman mevcut en iyi teknoloji ve uygulamaları kullanma istekliliği, çevreye ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluklarımızı ön planda tutan vizyonu, sürdürülebilir bir üretim ve büyüme yolundaki kararlılığı ve proaktif yaklaşımı sektörümüzü bugün geldiği noktaya taşımıştır. Türk Çimento sektörü, 54’ü entegre, 18’i öğütme ve paketleme tesisi olmak üzere toplam 72 çimento üretim tesisi ile faaliyet göstermekte ve yaklaşık 18 bin kişiye doğrudan istihdam sağlamaktadır. 2017 yılının 7 aylık verilerine baktığımızda sektör büyümesinin %2’ler seviyesine geldiğini ve yılsonu büyümesinin ülke büyümesine paralel olarak % 4-5 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz” dedi.

Tüzün: “Fabrikalarımız, teşvik almadan 400.000 hanenin günlük elektrik tüketimine karşılık gelecek elektriği çimento tesislerindeki WHR ( Atık Isıdan Elektrik Üretimi) teknolojisiyle üretiyor.”

Çimento sektörünün çevre konusunda izlediği proaktif yaklaşım ile, tüm çevre izinlerini tamamlamış bir sektör olduğunu belirten Tüzün; “Ürün kalitesi, çevre ve iş güvenliği konularında Avrupa standartları doğrultusunda çalışarak, çevre güvenliğini öncelik olarak gören bir otokontrol sistemine sahip olan sektörümüz, sürdürülebilir büyümenin yaygınlaştırmasında öncü rolünü devam ettirmektedir. Enerji kaynaklarının etkili kullanılması konusunda üstlenmiş olduğumuz misyonla en yeni teknolojileri kullanarak yenilenebilir enerji kullanımını artırmaktayız. Bugün Fabrikalarımız, teşvik almadan 400.000 hanenin günlük elektrik tüketimine karşılık gelecek elektriği çimento tesislerindeki WHR ( Atık Isıdan Elektrik Üretimi) teknolojisiyle üretiyor” dedi.

Rusya, Hindistan ve İtalya Çimento Sektörü Temsilcileri: “ Dünyanın en önemli seminerinde bulunmaktan gurur duyuyoruz”

Rusya ve Türkiye’nin ticari konuda ana partner olduklarını belirten Rusya İnşaatçılar Birliği Çimento Komitesi Başkanı Dr. Eduard Bolshakov, Rusya’da 100’e yakın Türk şirketinin faaliyet gösterdiğine dikkat çekerek ilişkilerin güçlenerek devam etmesi gerektiğini dile getirdi.

Hindistan ve Türkiye ekonomisinin neredeyse aynı oranda büyüme gösterdiğini belirten Hint Çimento ve Yapı Malzemeleri Ulusal Konseyi Eş Direktörü Dr. Breja çimento sektöründe de aynı paralellikte büyüme yaşadıklarını, tesislerinde 125 milyon ton yıllık üretim gerçekleştirebildiklerini söyledi.

Avrupa’da yaşanan büyük ekonomik krizin etkilerini ülke olarak yaşamaya devam ettiklerini belirten İtalya Çimento Üreticileri Birliği CEO’su Giuseppe Schiltzer ise bu durumun İtalya’daki alt yapı yatırımlarına da olumsuz etkisi olduğunu belirtti.

13 Ekim günü sona erecek olan 14. TÇMB Teknik Seminer ve Sergisinde toplam 21 sunum gerçekleştirilecek.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Güneş Enerjisinde Gelecek Çatı Pazarında

Türkiye’nin enerji çözümleri markası Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Türkiye’nin çatı pazarında önemli bir potansiyeli olduğunu ve çalışmalarını bu yönde sürdüreceklerini belirtiyor. Özer ayrıca güneş enerjisi alanındaki bilgi birikimleri ile Ortadoğu ve Afrika pazarında (MEA) etkili rol üstleneceklerini müjdeliyor.

2017 yılında Güneş Enerjisi Alanında Türkiye’nin en büyük yatırım kredisi anlaşmasını imzalayarak, 8 farklı güneş santrali projesini başlatan Tunçmatik’in yeni hedefinde çatı pazarı var. Ortadoğu ve Afrika pazarı (MEA) ile başlatılan görüşmelerin kısa zamanda neticeleneceğini belirten Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, henüz keşfedilmemiş bir pazarda yol almanın getirdiği fırsatların yanı sıra zorlukları da bulunduğunu sözlerine ekliyor. Özer “Türkiye’de güneş enerjisi alanında çalışmaya başladığımızda üretim, proje tasarımı ve uygulama kısmında destek alabileceğimiz, bu alanda uzmanlaşmış yerel firmalar yoktu. Lisanssız projeler Türkiye’ye önemli bir katkı sağladı, pazar oluşturarak sektörü geliştirdi. Diğer yandan üretim kısmında da milli bir değer oluştu. Santral inşasında kullanılan kablolar, beton direkler, çelik konstrüksiyonlar trafolar artık ithal edilmiyor. Bu sayede daha ekonomik olarak üretilen paneller ile güneş santralleri daha uygun maliyetlere kurulabiliyor. Dolayısıyla son 4 yılda Türkiye’de çok ciddi know-how oluştu. Artık bu bilgi, birikim ve tecrübe dünya piyasasına kayacak. Bizim de çalışmalarımızı Ortadoğu ve Afrika bölgesi başta olmak üzere güneş enerjisine önem verenı ülke ve bölgelerde kurulacak projelere yönlendirdiğimizi söyleyebilirim” dedi.

Türkiye, güneş verimliliği konusunda Avrupa’da ikinci önemli ülke
Türkiye, güneş verimliliği konusunda Avrupa’da İspanya’dan sonra en büyük ikinci potansiyelle ikinci sırada yer alıyor. Güneş enerjisini en aktif kullanan Avrupa ülkesi Almanya’nın en verimli güneş enerjisi elde ettiği bölge, Türkiye’nin verimi en düşük Doğu Karadeniz bölgesinden bile daha düşük seviyede bulunuyor. Özer, mevcut potansiyel ile Türkiye’nin 2023 hedefi doğrultusunda, şu anda yüzde 1’in altında olan güneş enerjisinden elektrik üretim payını yüzde 4 seviyesine çıkarılabileceğini belirtiyor.

Diğer yandan, çatı pazarının Türkiye için de önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Özer, bakir olan bu pazarda rol almak üzere planlama yaptıklarını aktardı. Türkiye’deki binaların çatılarının boş olduğunu söyleyen Mehmet Özer, “Türkiye’de çatı pazarı büyümeye çok elverişli, bu alanda büyük potansiyel var. Güneş enerjisi alanındaki deneyimimizi çatı pazarına da taşıyacağız ve bu alanda franchising modeli ile büyüyeceğiz” dedi.

2050 Yılında Binalar Kendi Enerjisini Üretecek

Global pazarın güncel hedefi ise, henüz depolanma imkanı bulunmayan güneş enerjisinden üretilen elektriğin depolanabilmesi. Özer, dünyanın önde gelen firmalarının, güneş enerjisinden üretilen elektriğin depolanması üzerine çalıştığını, Avrupa Birliği’nin ise, depolanabilir yenilenebilir enerjiye yönelik önemli destekler verdiğini belirtiyor. Özer “Yapılan çalışmalar, 2050 yılına kadar, güneş enerjisi üzerine aktif olarak çalışan ülkelerde, binaların kendi elektriklerini kendilerinin üreteceklerini ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu konuda önemli araştırmalar yapılıyor. Dünyanın hızla depolamalı güneş enerjisine AR-GE yatırımı yaptığı bugünlerde biz de AR-GE’mizi bu alanda çalışmaya yönlendirmiş durumdayız.” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Makina sektöründe öğretmenler eğitilecek

Tezmaksan Makine ve Millî Eğitim Bakanlığı Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü işbirliğine gitti. Bu kapsamda Tezmaksan Akademi’de eğitim alan öğrencilerin sertifikaları artık Millî Eğitim Bakanlığı onaylı olacak. Öte yandan bugüne kadar yüzlerce öğrencinin eğitim aldığı Akademi’de şimdi de öğretmenlere eğitim başlıyor.

Tezmaksan Makina’nın 2015 yılında takım tezgahları sektöründeki nitelikli eleman sorununu çözmek adına hayata geçirdiği Tezmaksan Akademi, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından örnek proje olarak gösterildi. Yapılan işbirliği ile Akademi’den eğitim alan öğrencilere verilecek olan sertifikalar, MEB onaylı olacak. Böylece Akademi’den eğitim alan öğrencilerin, MEB onaylı sertifikaları ile iş bulmaları çok daha kolay olacak. Ayrıca bugüne kadar birçok öğrencinin eğitim aldığı Akademi’de yeni bir aşamaya daha geçiliyor. 72 meslek okuluna öğrencilerine eğitim verecek olan Tezmaksan Akademi’de artık öğretmenler de eğitilecek. İlk eğitim programı ise 13-17 Kasım tarihleri arasında Tezmaksan Genel Müdürlüğü’nde yapılacak.

8 BİN ÖĞRENCİYE SEMİNER VERİLDİ
Tezmaksan’ın kar amacı gütmeden gerçekleştirdiği proje kapsamında bugüne kadar yüzlerce öğrenci eğitim aldı. 2015 yılından bu yana faaliyet gösteren Tezmaksan Akademi, 24 farklı ilden 800 öğrenciye kendi meslekleri ile ilgili eğitim verdi. Akademi kapsamında mesleği sevdirmek ve farkındalık yaratmak amaçlı düzenlenen “Torna ile Şekillenen Hayatlar Semineri” ile 27 farklı ilde 8 bin üzerinde öğrenciye seminer verildi.

Tezmaksan Akademi ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında protokol imzalandı. Düzenlenen imza törenine, Millî Eğitim Bakanlığı Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri GÜLAY, Sosyal Ortaklar ve Projeler Daire Başkanı Şennur ÇETİN ve Tezmaksan Makina Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Hakan AYDOĞDU katıldı.

BİZLER TEMEL ATTIK, SİZLER İNŞA EDECEKSİNİZ
Tezmaksan Akademi Başkanı Hakan Aydoğdu, düzenlenen organizasyonda yaptığı konuşma ile, Türkiye’nin nitelikli eleman sıkıntısına dikkat çekti. Aydoğdu “Ülkemizi gelişmiş ülkelerle kıyasladığımız zaman en büyük problemlerimizin eğitim eksikliği ve nitelikli ara eleman sıkıntısından kaynaklandığını görüyoruz. İnsanı, tüm canlılardan ayıran salt içgüdüleriyle değil; kendisini doğada ‘hâkim’ kılan üst benliğiyle yaşaması ve aldığı eğitimle yaşamını şekillendirmesidir. TEZMAKSAN Makine, yılların verdiği tecrübe ile takım tezgâhları sektöründe engin bilgi birikimine ve kültüre sahip oldu. Bu bilgi birikimi ve kültürün yeni bireylere aktarılması da eğitim sayesinde olacaktır. Biz temeli attık, bu temelin üzerine gelişmiş Türkiye sanayisini inşa edecek olan sizlersiniz. TEZMAKSAN Akademi’den edindiklerinizle hem makinaları daha verimli kullanıp katma değer sağlayacak hem de yeni fikirlerle sektörümüzün ve ülkemizin gelişimine destek olacaksınız” diye konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Yüksek faturadan kurtulmanın kestirme yolu

Enerji sektöründe bir ilke daha imza atan Kolen Enerji faturaniyolla.com isimli mobil servisi elektrik tüketicilerinin hizmetine sundu. Cep telefonundan elektrik faturasının fotoğrafını faturaniyolla.com adlı mobil servise gönderen aboneler, kendileri açısından avantaj olabilecek her detayı öğrenme şansına sahip oluyorlar.

Elektrik enerjisi pazarının serbestleşmeye başlaması ile birlikte tüketicinin faydasına ve memnuniyetine dair gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Her ne kadar indirim oranları 2017’de beklendiği gibi gitmese de serbest tüketiciler elektriği her halükarda tedarik şirketlerinden, devletin açıkladığı tarifelerden daha ucuza aldılar, almaya da devam ediyorlar. Rekabet ortamı alınan hizmetin kalitesini de yükselttiği için tüketiciler aldıkları hizmetten de eski yıllara nispeten daha memnunlar. Neticede rekabet; şirketleri indirimli faturanın yanı sıra tüketicinin hayatını kolaylaştırmak için başka ne tür hizmetler verebilecekleri noktasında zorluyor. En basit örneğiyle bir dönem elektrik faturamızı ödemek için kuyruk beklerken bugün enerji şirketlerinin neredeyse bütün bankalarla anlaşmaları var. Telefon, internet, mobil cihazlar marifetiyle fatura ödeme gibi farklı kolaylıklar sunuyorlar.

Müşterilerine her zaman en iyi hizmeti verme konusunda çabalarını sürdüren KOLEN, hayata geçirdiği faturaniyolla.com adlı mobil hizmetiyle sektörde yepyeni bir adıma imza attı. “Yüksek Faturadan kurtulmanın kestirme yolu” sloganıyla hizmete başlayan servis, elektrik kullanıcılarının yüksek faturalardan kurtulabilmesinin önünü açmayı hedefliyor.

Daha ziyade mobil dünyayı kullanmayı hedefleyen www.faturaniyolla.com adlı servisin, kullanım kolaylığından dolayı çok tercih edilen bir mecra haline gelmesi bekleniyor. Servis şu an yalnızca başvuru alıyor. Akıllı cep telefonları, üzerinden kolaylıkla işlem yapabildiğiniz servisi kullanmak için telefonunuza herhangi bir uygulama (aplikasyon) falan indirmenize gerek yok. Elektrik faturanız yüksek geliyorsa, bundan rahatsızsanız, telefonunuzla direk www.faturaniyolla.com adresine gittiğinizde işlem yapabiliyorsunuz.

Servis, sektörde “ilk”leri abonelerine yaşatma iddiasında olan şirketlerden KOLEN tarafından hizmete sunuldu. KOLEN Genel Müdürü Kaya Uğur Karayurt; “Daha önce WhatsApp’tan Elektrik”, “Ön Ödemeli Elektrik” gibi hizmetleri sektörde ilk defa hayata geçirirken, ‘Sektörde abonelerimize sadece fiyat avantajı değil, ilkleri, farklı katma değerli servisleri yaşatma, sektörün en iyi bilinen markası olma sevdasındayız’ demiştik. Bu sevdamız devam ediyor. Zorlu geçen 2017 yılı bizi hedeflerimizden koparmadı. Milletimize, devletimize, ülkemize inanıyoruz.” dedi.

Servisin “Yüksek faturadan kurtulmanın kestirme yolu” sloganıyla yola çıktığını belirten Kolen Genel Müdürü Kaya Uğur Karayurt,Faturaniyolla.com sadece indirim talep etmek için kullanılan bir uygulama değil. Sloganından da anlaşılacağı üzere “Yüksek faturadan kurtulmanın kestirme yolu” yüksek faturadan kurtulmak için sanki mobil danışmanlık alıyorsunuz. Faturanızdaki endüktif, kapasitif yani reaktif enerjiden kaynaklı, ödememeniz gereken bedelleri ödeyip, ödemediğinizi, hangi tüketici (abone) grubunda, hangi tarifede, hangi tarife sınıfında olduğunuzu yada tüketim profilinize göre hangisinde olmanın sizin için daha avantajlı olacağını danışabileceğiniz bir hizmet. Birim fiyatınız, indirim oranınız, vize tarihi, güç bedeli, güç aşımı olup olmadığı ve benzer birçok konuyu danışabilirsiniz. Bir anlamda cebinizdeki ücretsiz enerji danışmanınız dersek yanılmış olmayız” diye konuştu.

Elektrik aboneleri faturaniyolla.com adlı hizmete akıllı cep telefonları, bilgisayar, tablet ve dizüstü bilgisayarlarından girip faturalarındaki mevcut indirim bilgilerini öğrenme şansına sahip olabiliyorlar.

Kolen Hakkında:

KOLEN, Koloğlu Holding yatırımı enerji şirketi. Holding’in Esgaz, İzmirgaz, Naturgaz, Etki Liman A.Ş., Boğaziçi Elektrik, Çamlıbel Elektrik, Akdeniz Elektrik, Akköy A.Ş. Hidrogen A.Ş. Kuzey Enerji A.Ş. gibi son derece önemli enerji yatırımları bulunmakta. Enerji sektörüne yatırımlarını sürdürmekte olan grubun Gümüşhane’de yıllık 1.232.000.000 kWh üretim kapasiteli Akkoy-1 ve Akköy-2 santralleri, yine aynı bölgede yıllık 834.000.000 kWh kapasiteli Doğankent, Kürtün, Torul santralleri, Antalya’da yıllık 98.000.000 kWh üretim kapasiteli Yalnızardıç santral yatırımları, yine grup şirketi Hidrogen’in 255 MW’lık iki üniteden oluşan 510 MW’lık santral yatırımı bulunmaktadır.

2014, 2015, 2016 yıllarında her yıl yıllık yüzde yüzün üzerinde bir büyüme hacmi yakalayan KOLEN 2017 yılını da yine yüzde yüzün üzerinde bir büyüme ile kapatmayı planlamaktadır.

 

 

Türkiye’den Azerbaycan’a güçlü iş birliği

Bu sene 100. yaşını kutlayacağı 2018 yılında elektrik anahtar ve priz sektöründe global pazar lideri olmayı hedefleyen Panasonic, bu hedefine ulaşmak için gerçekleştirdiği aksiyonlarına her geçen gün bir yenisini ekliyor. Türkiye’de son yıllarda gerçekleşen en büyük yatırımlardan birisine imza atarak VİKO markasını bünyesine katan ve Panasonic Eco Solutions Elektrik Sanayi ve Tic. AŞ unvanıyla faaliyet göstermeye başlayan kuruluş, Türkiye ve bölge ülkelerine de büyük önem veriyor. Kuruluş, son olarak Azerbaycan’da Santral Elektrik iş birliği ile önemli bir organizasyona imza attı.

Elektrik anahtarı ve priz sektöründe global pazar liderliğini hedefleyen Panasonic, bu vizyonuna ulaşmak için en güçlü adımlardan birini VİKO’ya yaptığı yatırımla birlikte attı.  Türkiye’de Panasonic Eco Solutions Elektrik Sanayi ve Ticaret AŞ unvanıyla faaliyet göstermeye başlayan kuruluş, AMEA Bölgesine dair gelecek hedefleri kapsamında başta Azerbaycan olmak birçok ülkedeki varlığını giderek güçlendiriyor. Asya, Afrika, Orta Doğu ve Avrupa’da 70’ten fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek ürünlerini dünyanın dört bir yanındaki müşterileri ile buluşturan Panasonic Eco Solutions Türkiye, kendi sektöründe Azerbaycan liderliğini hedefliyor.

“Daha büyük başarılar inşa edeceğimize olan inancımız tam…”

Panasonic Eco Solutions Türkiye, Azerbaycan’a verdiği önemin bir yansıması olarak ülke distribütörü Santral Elektrik iş birliğinde geçtiğimiz günlerde önemli bir organizasyona imza attı. Bakü’deki JW Marriott Absheron Otel’inde gerçekleşen programa, Santral Elektrik CEO’su Fərid Farhadzade, Panasonic Eco Solutions Türkiye Genel Müdürü Nusret Kayhan Apaydın, AMEA Bölgesi Satış Müdürü Oğuzhan Seferoğlu, Kurumsal İletişim Yöneticisi İlker Çelik’in yanı sıra yaklaşık 120 konuk katılım gösterdi. Programın açılış konuşmasını yapan Santral Elektrik CEO’su Fərid FarhadzadePanasonic ve Santral Elektrik iş birliğini çok önemsediklerini ve birlikteliğin pazardaki başarılarını her geçen gün artıracağına inandıklarına vurgu yaptığı konuşmasında tüm katılımcılara teşekkür etti. Daha sonra söz olan Panasonic Eco Solutions Türkiye Genel Müdürü Nusret Kayhan Apaydın ise “Azerbaycanlı müşterilerimizle, buluşmaktan ötürü çok mutluyuz. Tıpkı geçmişte olduğu gibi önümüzdeki süreçte de siz değerli Azerbaycanlı müşterilerimizle birlikteliğimizi üstelik çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacağımıza ve Santral Elektrik iş birliğinde Azerbaycan’da çok daha büyük başarılar inşa edeceğimize olan inancımız tamdır. Bir Azeri atasözü der ki ‘Birlik nerededir, dirlik oradadır.’ Biz de Santral Elektrik ve sizlerle birlik olacağız, çok daha başarılı bir geleceğe doğru birlikte yürüyeceğiz” şeklinde konuştu.

Apaydın’ın ardından sahne alan AMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Müdürü Oğuzhan Seferoğlu ise şirket tanıtım sunumu eşliğinde mevcut ürün gamı hakkındaki bilgileri katılımcılarla paylaştı. Programın son bölümünde sunulan yemekte sahne alan Azeri sanatçının söylediği şarkılar konuklara eğlence dolu dakikalar yaşattı.

PANASONİC / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Sinpaş GYO VE Sinpaş Yapı birleşme kararı aldı

Sinpaş Grubu kurulduğu 1974 yılından bugüne, 43 yıldır konut sektöründeki liderliğini sürdürmektedir. Türkiye’de nitelikli, markalı konutun lider markası her geçen yıl konut alıcısının güvenini de kazanarak büyümeye devam ediyor.

Sinpaş Grubunun gayrimenkul alanındaki yatırımları İstanbul’la sınırlı kalmayarak Ankara, Bursa, Denizli, Gaziantep, Marmaris, Frankfurt (Almanya) ve Riyad’a kadar (Suudi Arabistan) uzanmıştır. 2007’de kurularak Borsa İstanbul’da halka arz edilen Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. hisseleri hâlâ borsada işlem görmektedir. Sinpaş Yapı ise, o tarihten bugüne portföyündeki gayrimenkul hisseleri ve Sinpaş GYO’nun ilgi alanına girmeyen alanlarda gayrimenkul geliştirerek büyümüştür.

Grup içinde Sinpaş markalı iki şirket; iki ayrı organizasyon şeması, iki ayrı marka stratejisi, iki ayrı genel gider yükü, ikiye ayrılmış yatırım bütçesi gibi verimlilik adına sorgulanabilecek unsurlar taşıyordu. Gelişen, değişen dünyada daha az genel giderle daha verimli reklam, pazarlama ve satış ortamının sağlanması için Sinpaş markalı iki şirket, daha büyük bir öz kaynakla borsada yer almayı hedefleyerek güçlerini birleştirme kararı almıştır.

Sinpaş Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Çelik, yaptığı açıklamada “Grubumuzun Sinpaş markalı iki şirketi olan Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile Sinpaş Yapı Endüstrisi A.Ş.’nin Sinpaş GYO bünyesinde birleştirilmesine, birleşme için SPK’ya başvurulmasına karar verilmiştir. Bu kararımızın ardından borsada hisselerimize yatırım yapan ortaklarımızın kârlı çıkmasını da hedefliyoruz. Bu birleşmenin sektörümüze, hissedarlarımıza, ülkemize hayırlı olmasını dilerim” dedi.

Gayrimenkul sektörünün gelişmesine ve prestij kazanmasına katkı sağlayan öncü firmalardan biri olmaktan gurur duyan Sinpaş, yeni yapılanmasıyla Türkiye’ye değer katacak projeler üretmeye devam edecektir.

SİNPAŞ BASIN / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Proje ile GAP Bölgesi’nde ilklere imza atıldı

GAP Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımının ve Enerji Verimliliğinin Arttırılması Projesi, Association of Energy Engineers (Enerji Mühendisleri Derneği) tarafından Atlanta’da düzenlenen 40. Dünya Enerji Mühendisliği Kongresi’nde, “Ortadoğu Bölgesi’nde Yılın Enerji Projesi” ödülünü aldı.

Konu hakkında konuşan GAP İdaresi Başkanı Sadrettin Karahocagil şunları söyledi: ”Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği sektörlerinin bölgemizde gelişmesini sağlamak amacıyla yürüttüğümüz projemizin enerji yönetimi konusunda dünyanın saygın kurumlarının birisinden ödül almasından ve uluslararası alanda takdir görmesinden dolayı mutluluk duyuyoruz. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanındaki çalışmalarımız, konunun iklim değişikliği, çevrenin korunması, endüstriyel kaynak verimliliği ve kentleşme boyutları da dâhil olacak biçimde, önümüzdeki dönemde de devam edecektir.”

GAP Bölgesi’nde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanımının ve Enerji Verimliliğinin Arttırılması Projesi GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (GAP BKİ) tarafından, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliği içinde yürütüldü.

Proje ile GAP Bölgesi’nde ilklere imza atıldı
Proje ile yenilenebilir enerji kaynaklarının hem bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda elektrik ve ısı üretimindeki kullanımının yaygınlaştırılması, hem enerji verimliliğinin iyileştirilmesine yönelik faaliyet ve eylemlerin gerçekleştirilmesi, hem de bölge için öngörülen sürdürülebilir büyüme yaklaşımının desteklenmesi hedeflendi.

Proje kapsamında bölgesel ölçekte ilk yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği eylem planı hazırlandı. Sanayide enerji verimliliğinin iyileştirilmesine yönelik bölgedeki kalkınma ajansları ile ortak mali destek programı oluşturuldu. Böylece, bölgedeki sanayi işletmelerinde enerji verimliliği konusunda farkındalığın artırılması, bölgede üretim yapan sanayi işletmelerinde enerji verimliliğine yönelik tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması sağlandı. GAP Bölgesi için bir ilk olan Enerji Verimliliği Danışmanlık Kuluçka Merkezi kuruldu. Merkez, sanayide ve binalarda enerji verimliliğinin artırılması için enerji denetimlerinin yapılmasında ve danışmanlık hizmetlerinin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor. Alman Pasif Ev Enstitüsü’nün EnerPHit kriterine göre tasarlanan ve tadilatı yapılan GAP Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Kuluçka Merkezi binası, Türkiye’de tadilat görmüş bina kategorisinde EnerPHit sertifikasına sahip ilk ve tek enerji etkin bina olma özelliği taşıyor.

Ayrıca bölgenin enerji denkleminde çok önemli bir yer tutan sulama pompalarının sahadaki çalışma koşul ve karakteristiklerinin ortaya çıkarılması için sulama pompalarında enerji verimliliği ölçüm ve analizi yapıldı. Buna ek olarak güneş enerjili sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması için pilot uygulamalar gerçekleştirildi.

Tarımsal atıklardan katı yakıt elde edilmesi amacıyla Bitkisel Pelet Üretim ve Pazarlama Kooperatifi kuruldu ve kooperatife üretimi destekleyecek teknik ekipman alındı. Günde 25 ton, yılda 5.000 ton bitkisel pelet üretim kapasitesi bulunan tesis, hem kooperatif yapısı hem de bitkisel atıkların değerlendirilmesi itibarı ile GAP Bölgesi’nde ilk olma özelliği taşıyor.

Projenin uluslararası ağ geliştirme stratejisi kapsamında, 2016 yılında Association of Energy Engineers’in Türkiye temsilciliği kurulmuştu. Harran Üniversitesi GAP Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Merkezi (GAP-YENEV), Enerji Mühendisleri Derneği’nin (Association of Energy Engineers-AEE) Türkiye temsilciliği görevini yürütüyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Almanlar Türk partner arıyor

Türk ekonomisindeki büyüme Almanların iştahını kabartıyor. Türk firmalarının Almanya’da yatırım yapmasını isteyen Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern eyaleti Türkiye’de yatırımcı avına çıktı.

Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern eyaletinden bir heyet İstanbul ve İzmir’de Türk iş dünyasına yatırım olanaklarını anlatmaya hazırlanıyor. 10 Ekim 2017 tarihinde İstanbul’da Türk işadamları ile bir araya gelecek olan heyet, 11 Ekim 2017 tarihinde Ege İhracatçı Birlikleri’nde Ege iş dünyası temsilcilerine Mecklenburg-Vorpommern eyaletinin yatırım fırsatlarını anlatacak.

Mecklenburg – Vorpommern Eyaleti’ nin Ekonomi, Çalışma ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Dr. Stefan Rudolph’un sunum yapacağı toplantıda ‘Türkiye ve Mecklenburg – Vorpommern Eyaleti arasındaki ticari ilişkiler’ ve ‘Birinci elden başarı hikayeleri’ konulu sunumlar da gerçekleştirilecek.

Mecklenburg – Vorpommern Eyaleti Avrupa’nın kalbinde

Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti’nin Avrupa’nın kalbinde merkezi bir konuma sahip olduğu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, MecklenburgVorpommern Eyaleti’nin Doğu Avrupa ve Batı Avrupa ile İskandinavya arasında köprüler oluşturduğunu, Mecklenburg-Vorpommern’in son 20 yılda, çeşitli sektör yatırımcıları için cazip bir konum haline geldiğini kaydetti.

Türkiye ile Almanya arasında ticaretin gelişmesi için her fırsatı değerlendirdiklerini dillendiren Ünlütürk, geçtiğimiz Mayıs ayında Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde, “Türk-Alman Ekonomi Günü”nü Ege İhracatçı Birlikleri’nde başarılı bir şekilde organize ettiklerini hatırlattı.

 

Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti’nin modern altyapısı, uygun ticari ve endüstriyel alanları, Baltık Deniz’ine doğrudan erişim, ideal otoyolları, demiryolu, deniz ve hava bağlantıları sayesinde ekonomik olarak Avrupa’nın en gelişmekte olan bölgesine dönüştüğü bilgisini paylaşan Ünlütürk, “Birinci sınıf altyapı, eğitim ve araştırma tesisleri, lojistik ağlar açıkça görülüyor. Mecklenburg-Vorpommern bu nedenle tüm yatırımcılar için ideal koşullar sunuyor. Türkiye’nin ve Ege Bölgesi’nin en büyük dış ticaret partneri olan Almanya’da yatırım yapmayı düşünen sanayici ve işadamlarımızın toplantıya katılımları yeni işbirliği fırsatlarını doğuracaktır. Yeni başarı hikâyeleri yazmak isteyen işadamlarımız 11 Ekim’de bu toplantıda olmalı. Türkiye ile Almanya arasında tarihe dayanan güçlü bağlar var bu bağlar karşılıklı ticaretimizi arttıracak enerjiyi bize veriyor” diye konuştu.

Ege İhracatçı Birlikleri’ndeki toplantıya katılacak olan işadamları Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern eyaleti ve mevcut yatırım ve teşvik imkanları hakkında daha fazla bilgi edinebilecekleri gibi, toplantı sonrasında heyetteki isimlerle bire bir görüşme fırsatını da elde edecek. Toplantıya Almanya İzmir Başkonsolosu Rainer Lassig’de katılacak ve açılış konuşmasını yapacak.

Türkiye’nin ihracatında Almanya zirvede

Türkiye 2016 yılında, Almanya’ya 14 milyar dolar ihracat yapmışken, 2017 yılının 9 aylık döneminde Almanya’ya gerçekleştirdiğimiz ihracat; 2016 yılının 9 aylık dönemine göre yüzde 7’lik artışla 10 milyar 100 milyon dolardan, 10 milyar 817 milyon dolara çıktı.

Otomotiv ve Yan Sanayi Sektörü; 3 milyar 237 milyon dolarlık ihracatla Almanya’ya ihracatta lider sektör olurken, Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektörü 2 milyar 400 milyon dolarlık ihracatla ikinci sektör oldu. Bu sektörleri, 1 milyar 3 milyon dolarlık ihracatla Demir-Çelik Sektörü, 807 milyon dolar ile Elektrik-Elektronik Sektörü ve 641 milyon dolar ile Kimya Sektörü izledi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Perakende Türkiye’de Dönüşürken Büyüyor

PageGroup uzmanları, mercek altına aldığı perakende sektöründe, Türkiye’nin beş yıllık gelir performansı gelişimi ve tüketim harcamalarıyla Avrupa’nın en iyi 10’u arasında yer alacağını öngörüyor. Şirketin Perakende Bölümü Yöneticisi Ezgi Güneser, sahada yaptıkları çalışma ve araştırmalara dayanarak; “Nüfus artışı, kentleşme ve artan hane halkı harcamaları, ülkede satın almayı güçlendirdi. Yerli perakende sektöründe, yıllık %9’luk ortalama bir büyüme oranı bekleniyor. Avrupa genelinde ise perakende tüketimi durağan seyrini devam ettirdiğini söyleyebiliriz. Geçtiğimiz yıl Avrupa, siyasi ve toplumsal karışıklıktan, dünyayı şok eden insani bir krize kadar birçok zorlukla karşı karşıya kalmasına rağmen ekonomisi ve tüketimi fırtınanın üstesinden gelebilecek kadar esnek olduğunu da unutmamak gerekir. “ diyor.

Perakende sektörünün Türkiye’deki geleceği internet ortamında parlıyor.

Sektörde kabuk değişiminin 2020 yılı ve sonrasında hızlanacağına dikkat çeken PageGroup uzmanları, internet ortamındaki ticaretin tüketici alışkanlıklarını etkilediğini vurguluyor. Farklı kanallardan gelen sektörel analizler yakın gelecekte ülkemizdeki tüketicilerin erişimde, sanal ya da gerçek ayırımı yapmaksızın, ürünleri tek bir marka olarak algılamaya eğilimli olacağını gösteriyor. Bu nedenle perakendecilerin, dijital platformlar aracılığıyla tüketicilerle bire bir ilişki kurma çabasını arttırması bekleniyor.

Türkiye’nin çevrim dışı-çevrim içi perakende stratejisinde en çok göze çarpan noktaları ise Ezgi Güneser şöyle özetliyor;

Yatırımlarda öncelikler değişiyor

Perakende sektöründe dağıtım ve lojistik profesyonelleri, kategori ve ürün yöneticilerinin geniş çapta işe alımıyla, dijital ticaret (çevrim içi) platformlarına yatırımlar arttı. Türkiye’de çevrim içi perakende kazançlarının yükselmesiyle birlikte, tüketimi arttırmayı amaçlayan çevrim içi strateji eğilimleri de güçlendi.

Kişisellik alışverişi tetikliyor

Kişiselleştirilmiş perakende stratejileri, yerli pazarda gelişmiş CRM (müşteri ilişkileri yönetimi) ve SMS (kısa mesaj) eğilimleriyle destekleniyor. Markalarla oluşturulan kişisel ilişki hissiyle tüketicilerin her zaman her yerde satın alma talepleri tetikleniyor.

Büyük verinin gücü

Büyük verilerin derinlemesine analizi ve güçlü müşteri ilişkileri, yeni müşteri kazanımlarına ve sadakatin artmasına imkan sağlıyor. Farklı markalar için müşteri davranışlarını derleyen, özelleştirilmiş kampanyalar hazırlayan ve müşteri davranışları hakkında bilgi sağlayan uygulamalar satışları yükseltiyor. Yeni sistemler sayesinde kararsız çevrim içi müşteriler takip edilerek, ya fiziksel olarak mağazalara yönlendiriliyor ya da kaçırılmış fırsat gibi sunulan ürünlerle SMS kampanyalarına dahil ediliyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

En çevre dostu ambalaj malzemesi cam

Avrupa’nın ve dünyanın beşinci büyük cam ambalaj üreticisi Şişecam Cam Ambalaj’ın üye olduğu Avrupa Cam Ambalaj Üreticileri Federasyonu’nu (FEVE) tarafından yayınlanan yeni sektör verilerine göre Avrupa’da cam ambalaj üretimi 2016 yılında tonaj olarak yüzde 2,9, adet bazında ise yüzde 2,1 oranında büyüme kaydetti. FEVE’nin araştırmasına göre bu büyümenin en önemli etkeni Avrupa’da cam ambalaja artarak devam eden talep.
FEVE’nin araştırması, Avrupa Birliği ülkeleri ve uluslararası yeme-içme pazarı için Avrupa’da üretilen cam ambalajın 2016 yılında, toplam hacimde 20,9 milyon tona ya da başka bir deyişle 75,9 milyar adede yükseldiğini gösteriyor.
Cam, 2016 yılında, bir yandan içecek pazarının önde gelen ambalajlama malzemesi olmayı sürdürürken diğer yandan da gıda, su ve süt ürünleri sektöründeki payını giderek artırdı. 2016 verilerine göre her iki Avrupalı tüketiciden biri üç yıl öncesine göre daha çok cam ambalaj kullanıyor. Avrupalıların %75’i ise camı en çevre dostu ambalaj olarak görüyor.
FEVE Başkanı Johan Gorter, araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, sektör olarak cama olan bu yüksek talebi, kullanıcıların cam endüstrisine ve cam ambalaja olan güveninin bir işareti olarak gördüklerini söyledi. Gorter, 2012 yılından bu yana, sektörün tonaj olarak yüzde 5,8, adet olarak ise yüzde 6,1 oranında artış kaydettiğini belirtti. Tüketicilerin, satın aldıkları ürünü sağlıklı koruma özelliği ve sürdürülebilir, çevreci yapısı nedeniyle cama yöneldiğine dikkat çeken Gorter, “Sektör olarak camı tüketicilere daha iyi anlatabilmek ve tercihlerini bu çevreci ambalaja yönlendirebilmek bizim en temel görevlerimiz arasında yer alıyor” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

IFC’den Tüpraş’a kredi

İstanbul, 4 Ekim 2017 – Dünya Bankası Grubu kuruluşu IFC (Uluslararası Finans Kurumu), Türkiye’nin rafineri şirketi ve en büyük sanayi kuruluşu Tüpraş’a yaklaşık 100 milyon dolar tutarında kredi sağladı. IFC kredisi ile yeni yatırımlar gerçekleştirecek olan Tüpraş, üretim süreçlerinde ve enerji tüketiminde verimliliğini artırırken ayrıca araştırmaya ve çevre yatırımlarına öncelik verecek.

IFC kredisi ile Tüpraş, İzmir, İzmit ve Kırıkkale Rafinerilerine ham petrol kullanımını optimize etme ve sülfür emisyonlarını azaltma amacıyla kükürt azaltma üniteleri ilave edecek. Ayrıca İzmir Rafinerisinde bulunan sürekli kataliz rejenerasyonlu platformer ünitesi şarj işleme kapasitesi arttırılacak, böylelikle katma değeri daha yüksek ürünler üretilerek Tüpraş’ın rekabet gücünün yükselmesi sağlanacak.

Tüpraş CFO’su Doğan Korkmaz, Tüpraş’ın müşterilerine sürdürülebilir çözümler sunmak için sürekli olarak mevcut en iyi teknolojilere yatırım yapmakta olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “İlave kükürt azaltma ünitesi kapasitesi sayesinde Tüpraş, 2020 yılında devreye girecek düşük kükürtlü yakıt düzenlemeleri öncesinde, denizcilik sektörünün düşük kükürtlü yakıt ihtiyacını karşılamaya hazır hale gelecek. Bu kapsamda IFC’nin sağlamış olduğu uzun vadeli kredi ile doğan ortaklık Tüpraş’ın daha da yüksek çevresel standartlara ulaşmasını sağlayacaktır.”

Türkiye’de geçen 20 yılda rafineri ürünleri için talep yaklaşık yılda 2.5% oranında büyüme gösterdi. IFC kredisi, Tüpraş’ın ve dolayısı ile Türkiye’nin kaynak verimli ve yüksek katma değerli yerel üretim kapasitesini artırmasına destek olacak.
IFC Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Sanayi, Tarım ve Hizmetler Yatırımları Direktörü Carsten Müller yaptıkları yatırım ile ilgili şunları söyledi: “Tüpraş gibi sanayi devlerinin sürdürülebilir uygulamalara ve kaynak verimliliği projelerine yatırım yapması diğer kuruluşlara da örnek olması açısından son derece önemli. Bu finansman Tüpraş’ın hali hazırda uyguladığı büyük modernizasyon projesine ve ArGe yatırımlarına katkı sağlayarak yüksek çevre standartlarında daha fazla katma değerli ürünler üretmesine ve rekabetçi gücünü artırmasına vesile olacaktır.”

IFC tüm dünyada faaliyet gösterdiği ülkelerde sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı desteklemek için erişilebilir, güvenilir ve sürdürülebilir enerjiye yatırım yapmaktadır. Daha temiz enerji üretimi yapmak için çalışan şirketleri desteklemenin yanı sıra, IFC yılda yaklaşık yüzde 20 artan ve toplamı yaklaşık 1 milyar doları bulan yatırım miktarı ile dünyanın en büyük yenilenebilir enerji yatırımcısı konumundadır.

IFC Türkiye’de 50 yılı aşkın bir süredir özel sektörü desteklemektedir. Türkiye IFC’nin tüm dünyada en çok faaliyet gösterdiği ikinci ülke konumundadır. IFC, Dünya Bankası Grubu Ortaklık stratejisi çerçevesinde 2012-2017 mali yılları arasında Türkiye’de 5 milyar dolar yatırım yaparak özel sektörü kalkındırmıştır.

Faselis/Türkiye’de Enerji