7.6 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 143

İslamın 4. kutsal şehri Kairouan ve Medina

TUNIS, TUNISIA – in Sidi Bou Said, Tunisia

Tunus’a geldiğimiz gün bizi karşılayan yerli rehberimizin Türkler ile tarih boyunca ne kadar zor zamanlarda omuz omuza olduğumuzu duyarak başladık seyahatimize… Paris’in ünlü Şanzelize Caddesi’ni andıran Tunus’un Habib Burgiba Bulvarında başladığınız modern gezinin ardından eski kent olan ‘Medina’ya vardığınızda gördüğünüz tarihi dokuya hayran kalıyorsunuz. Burada önemli cami ve medreseler bulunmaktadır.

Gezimizin son günlerinde Türkleri çok seven altın kalpli Tunuslu dostumun ısrarla Bab Bhar’da kahve içmeliyiz davetine icabet ettiğimde buranın bizim surlarımızın kapıları gibi bir kapı olduğunu gördük. Ayrıca burası tarih kokan Medina gezisinin de anahtarı oluyor ziyaretçiler için… Ülkede Müslüman olmayanların da girebildiği tek camii Zeytuniye camisini görmenizi tavsiye ederim. Hicrî 125 yılında inşa edilen Zeytuniye Camii İslam dünyasının ilk beş camii arasında arasındadır. İbn-i Rüşt’ün hocası İbn-i Mezir, İbn-i Usfur, Kadı İbn-i Abdüsselam, İbn-i Harun, İbn-i Haldun dönemin güçlü alimleri Zeytuniye’de yetişmiş.

Kitapçılar Çarşısı ve Dar Ben Abdallah Müzesi de sık ziyaret edilen tarihi mekanlar arasında yer alıyor. Mekke, Medine ve Kudüs’ten sonra dördüncü kutsal şehrimiz Kairouan’da gezerken tarihi içinizde hissedeceğinizden emin olabilirsiniz.

Dünyaca ünlü, büyüleyici bir müze Bardo’da burada bulunuyor. Kasbah Camii ve Hamouda Pasha Camii ile Paleo Hıristiyan Müzesi, Deniz Bilimleri Müzesi ve Kartaca Müzesi de görülmesi değer tarihi yerlerdir.

Türk gibi düşünüp, Türkçe konuşan, bizden başka birileri var

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile yaptığımız röportajın ardından, Tunus’ta ve Afrika coğrafyasında yaptığı başarılı çalışmalardan dolayı yerli halk tarafından sevilen Türkiye’nin Tunus Büyükelçisi Ömer Faruk Doğan’a özel hizmet alanında verilen plaketimizi takdim ettik. Gezimiz boyunca bizi şaşırtan birçok olumlu olay ile karşı karşıya kaldık. Lakin bir olay varki o kelimelerle anlatılamaz. Lakin dilimin döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

Bölge ülke temsilcilerinin, Tunus üst düzey bakanların, Akademisyenlerin ve protokol üyelerinin yoğun olarak katılım gösterdiği Türkiye Cumhuriyeti’nin resepsiyonundayız. Bir taraftan Döner kesilirken, diğer yandan baklavamız, kebaplarımız, meyvelerimiz ve sarmalarımız davetlilerin ilgisi ve beğenisi nedeniyle lezzet şölenine dönüşüyor.

Herkes yemek ziyafetindeyken, bir köşede ummalı bir çalışma var. Folklor kıyafetleri içerisinde kızlar hazırlık yapıyorlar. Büyükelçilik temsilcilerimize Türkiye’den ekipte getirmemizde çok uygun olmuş dediğimde; hayır onlar Tunuslu ve Tunus Üniversitesi öğrencileri diyorlar. Yanlarına gittiğimizde hoşgeldiniz diyerek bizi bir hanımefendi karşılıyor. ‘Türk müsünüz?’ dediğimde; ‘hayır’ cevabı alıyorum. Aldığım kusursuz Türkçe telaffuzu nedeniyle, ‘beni kandırıyorsunuz, şaka herhalde’ söylemime; ‘hayır gerçekten mi? Öyle düşünüyorsunuz’ denildiğinde ise ben şaşkın, şaşırmış ve darmadağınık bir vaziyet alıyorum. Tunus Üniversitesi’nde Türk Dili Grubu kurulmuş ve hepsi Tunuslulardan oluşuyormuş. Hepsi Türkçe konuştu bizimle hatta bizim ülkemizde Türkçe’yi katledenlerden daha güzel konuşuyorlar. Genetiklerimizin de aynı olduğunu bu diyalog ile anlamış oldum. Ayrıca bu grup üyeleri resepsiyonda çok güzel Türk Sanat Müziği eserleri söyleyerek bizleri bir kez daha şaşırttılar. Ve bu insanların büyük bölümü hiç Türkiye’yi görmemiş. Burada bizi tanıyan, bizi seven, bizim için çırpınan bir topluluk var.

Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminde Tunus’a geldiğinde bu genetik benzerliği görüyor. 2013 yılı başında bir kültür anlaşması imzalanıyor. Bu kültür anlaşmasında karşılıklı kültür merkezleri kurulması öngörülüyor. Ve o dönemde yapılan anlaşma ile Tunus’ta 12 tane seçilen okulda seçmeli Türkçe dersi ekleniyor. Bugün Manag Üniversitesinde “Biz seçmeli Türkçe dersi almak istiyoruz” diyen öğrenci sayısı dilekçe ile 1000’i geçmiş. 1000’in üzerinde öğrenci Türkçe dersi istiyor.

İnternetten kendi kendine Türkçe öğrenen insanlar ile karşılaştığını söyleyen Türkiye’nin Tunus Büyükelçisi Ömer Faruk Doğan, “Türkçe konuşanlarla ilk karşılaştığımda “Kaç senedir Türkiye’de yaşıyorsunuz?” diyerek soru sorduğumda; “Ben Türkiye’yi hiç görmedim” cevabı verdiklerinde çok şaşırmıştım. Böyle bir manzara ile sevgi ve sempatiyle karşı karşıyayız. Ve Türkiye bu sıcaklığı, hevesi arzuyu henüz iş birliğine kendi açılım anlayışına dönüştürememiştir. Burada özel sektöre ve özellikle de siz medya ya çok büyük iş düşüyor. Medyanın görevi Tunus’un tanıtımı, Tunus halkının Türkiye’de nasıl bir halk olduğunu, Türkiye de ne hissettiğini Türkiye’ye anlatmak dikkat çekmektir” dedi. Ayrıca Büyükelçi Doğan, Cumhuriyet Bayramı törenine sponsor olmamızdan dolayı Gün Medya Grubuna müteşekkir olduğunu söyledi.

Bir diğer ülkemiz TUNUS

Arap baharı fitilinin ateşlenmesi olarak kabul edilen bir üniversite mezunu seyyar satıcının kendini yakması olayının yani ‘Yasemin Devrimi’nin cereyan ettiği Tunus’u ziyaret ettik. Yasemin Devrimi, Tunus’un geneline yayılmış, halk ayaklanmış ve işsizlik, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, usulsüzlükler ve kötü yaşam koşulları protesto edilmişti.

SÖZ DİNLEMEYEN LİDERLER YA DARBE İLE YADA SUİKAST İLE GİDİYOR

Esasında Arap yarımadası ve Afrika’yı sömüren küresel oyuncular halkın huzurlu yaşamaması, sadece sömürü düzenine uymalarını sağlamak için oyunlar sergilemelerinin buralarda kötü yaşam koşullarının inşa edilmesine neden olduğunu hepimiz biliyoruz.

Siyasi aktörler sömürü düzeninin kurucuları olan başta İngiltere ve Fransa’nın kuklası olmak zorunda yoksa söz dinlemeyen liderlerin darbeye ya da suikaste kurban gidiyorlar.

1958 yılına kadar Afrika ülkelerini sömüren Fransa, bağımsız olduktan sonra da sömürmeye devam etmiş. Koloni vergisi adı altında Afrika ülkelerinden büyük miktarlarda para alan Fransa 14 eski sömürge devletinden her yıl 500 milyar dolar alıyor.

Benin, Burkina Faso, Gine, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal, Togo, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo, Ekvator Ginesi ve Gabon sömürge olmaktan resmi olarak kurtulan ülkeler arasında olsa da hala Fransa’ya vergi ödeyen ülkeler arasında yer alıyor.

AFRİKA’YA BAKINCA ELMAS, ARAP YARIMADASINA BAKINCA PETROL GÖREN ZİHNİYET

Tunus ise Fransa için tüm ülkelerden daha önemli bir yere sahip. Sebebine gelince; Tunus Afrika’ya açılan kapıdır. Afrika’ya bakınca elmas gören, Arap yarımadasına bakınca da petrolden başka bir şey görmeyen zihniyetin kavalyesi olan Fransa buralara hakim olarak ABD ve İngilizlerin projelerine katkı sağlamaktadır.

Küresel güçlerin sahnelediği projeleri uygulamalarında ise karşılarında Türkiye’yi ciddi bir tehdit görmektedir. Çünkü; biz onların aksine o diyarlara baktığımızda ne petrol, nede elmas görüyoruz, biz oralara bakarken, geçmişte beraber yaşadığımız kardeşlik duygularımızı, birbirimize ettiğimiz yardımları ve hoşgörüleri zihnimizde canlandırmaktayız.

KEMAL ATATÜRK VE TAYYİP ERDOĞAN İSMİni TELAFUZ EDERKEN HEYECANLANIYORLAR

Bize olan hoş sedalarını Tunus ziyaretimde görüştüğüm tüm halkın gözlerinden okurken, sözlerinden de anladım. Bir bakkaldan içeri girdiğinizde, giyiminizden, bakışınızdan ve verdiğiniz selamdan sizin Türk olduğunuzu anladıklarında size yaklaşımları daha samimi ve içten oluyor. Recep Tayyip Erdoğan ve Atatürk’ün ismini telaffuz ederken, heyecanları insanı şaşırtıyor.

MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAKTaN ÇEKİNMİYORLAR

% 98’i Müslüman olan ülkede en rahat yaşamı % 1’i Yahudi, % 1’i de Hıristiyan olanların yaşaması gerçekten bizleri derinden yaraladı. Tunusluların devlet dairelerinin önünde 1-2 polis, katar ve Türk büyükelçiliklerinin güvenliği için 2’şer polis görevlendirilirken, şehrin en merkezi konumunda bulunan Fransız büyükelçiliğinin ağır zırhlı araçlar, bir bölük asker ile tel örgülerle çevrilerek korunması da yaptıkları zulüm ve ayrımcılıkların korkuya yansıma hali olarak hafızamıza kazınmıştır.

FETÖ yargılamasında yeni süreç

Yargıtay 16. Dairesi, ‘Sempati yeterli değil’ diyerek; Burdur Ağır Ceza mahkemesince verilen ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nce onanan kararı bozdu ve sanığın tahliyesine karar verdi.

Bu yazımda bu konuya dair düşünce ve tespitlerimi paylaşmak istiyorum.

17-25 Aralık’tan başlamak üzere ve özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası yazılarımı takip edenler bilirler.

FETÖ gibi ihanet şebekesine karşı mücadeleden ve müteyakız olmaktan yana tavrım hep net idi.

Birileri beni ifrata düşmekle suçlamaya bile vardılar.

Ama ben hep uyanık olmaktan, rehavetten uzak durmaktan bahsettim, yazdım, dillendirdim.

Bu mücadele süreçlerinde FETÖ örgütünün hep karar süreçlerinde yer alanları, manipülatörleri, milletin dini masumiyetini sömürenleri, ihanet piramidinin tepe kısmında yer alanları ve elebaşılarını muhakeme, muaheze ve mahkumiyetten yana olduğumu dile getirdim.

Özellikle 15 Temmuz sonrası yine aynı katı, sert ve tavizsiz mücadelenin gereğine parmak bastım.

Ama “at izinin it izine karışması”na, suçlu-suçsuz ayırt etmeksizin cezalandırmacılığa ve toptancılığa karşı olduğumu söyledim ve söylemeye de devam ediyorum.

Aksi takdirde millet-devlet ilişkisinde ciddi kırılmaların ve duygusal kopuşların olabileceğine sürekli vurgu yaptım.

Çünkü FETÖ denen bu ihanet şebekesi devletin kılcallarına, milletin her kesimine, ülkenin en ücrasına kadar sirayet etmiş bir virüs gibidir.

Tepedeki ihanet şebekesi sinsi yüzlerini “din” ile maskeleyerek münafıkane yol ve yöntemlerle, “dini imaj” ve söylemlerle, cilalanmış sinsilikle kendilerini sunumladılar.

Anadolu insanı kendi dindar olmasa bile, dini hassasiyeti olan polise, askere, yargıca, kısaca kamu görevlisine ve farklı rollerde bulunan her bireye özel bir hassasiyet ve özen gösterir.

Bu alçak güruh, sinsi Haşhaşin ve Münafıklar halkın bu hassasiyetini tepe tepe sömürdüler.

Çünkü bunlar bilişim, iletişim ve algı operasyonları konusunda çok mahirler.

Çünkü bunlar inanca dair manipülasyon ve sömürü konusunda çok yetenekliler.

Çünkü bunlar şeytani bir zekayla, sinsi iki yüzlülükle, şeytana bile külahını ters giydirecek riyakarlıkla milletin yüzyıllardan beri süregelen maneviyatını kullanmakta çok maharetliler.

Bunlar saymakla bitmeyecek kadar hile, desise, sinsilik ve alçaklıkla mücehhez yaratıklar…

Bu noktadan hareketle FETÖ derken burada çerçeveleme ve bir kategorizasyon mutlaka gereklidir.

Açığa alma, ihraç, gözaltı, tutuklama ve mahkumiyet kararlarında “iyi niyet ve sinsilik” kriterini gözden kaçırmamak gereği artık elzem bir hal almıştır.

Bu örgütle ilintili, irtibatlı, iltisaklı parametresini oluştururken bu ayrımın yapılması milletin selameti, halkın huzuru ve aramıza nifak ve fitne girmemesi için gözden kaçırılmaması gereken bir gerçektir.

En önemli olgulardan birisi de;

17-25 Aralık sonrası ve özellikle 15 Temmuz’un akabinde emniyet, askeriye ve yargı içinde olan ve kalan kripto diye anlatılan kesim manipülasyonlara devam etti.

Özellikle 15 Temmuz sonrası süreçte bu mücadelenin bilinçli olarak “ortalama vatandaş” düzeyine indirilmesine, sadece dini saikle bunlara muhabbet besleyenlere, çocuklarını sırf daha başarılı diye okul ve dershanelerine gönderenlere, kurban bağış yardımı yapanlara vb gibi “masum maneviyatla” bunlara sempati duyanlara yönelttiler.

Hal böyle olunca; mücadele sulandırılacak, suçlu-suçsuz karışacak, “onu bile mi aldılar içeriye, filancayı da mı ihraç ettiler, falancanın bunlarla hiç alakası yoktu neden onu da ihraç ettiler” vb. gibi şaşkınlık içeren “sapla samanın karıştığı” bir noktaya getirmeyi hedeflediler.

Bununla ulusal ve uluslararası arenada bu mücadelenin kişiselleştiğini, siyasallaştığını, hukuksuzluğunu iddia etmeyi amaçladılar.

Milletin vicdanında acıtmalar, akıllarda soru işaretleri, kamuoyunda tereddütler hasıl ederek asıl suçluları, kahpeleri, hainleri, münafıkları, katilleri setretmek istediler.

Bunda bir ölçüde başarılı da oldular.

Ama geldiğimiz noktada ilk cümlede bahsettiğim mahkeme kararı bir boyutla bu oyuna çomak sokmak oldu.

Karar; yukarıda bahsettiğim oyunun bozulması, maşeri vicdanın onarılması, adalet duygusunun tesisi, hukuka inancın pekişmesi ve böylesi tarihi davada suçlu-suçsuz ayırımı, suç-ceza oransallığı ve toptancılık yapılmaması anlamında çok önemlidir.

Karar; eğer bir dışsal parmak olmaksızın alınmışsa –ki öyle alındığını düşünüyorum– bundan sonraki süreçte, FETÖ yargılamaları özelinde,  devlet-millet kopuşunun durdurulması ve mağduriyetlerin engellenmesi anlamında çok önemlidir.

Karar; hakkaniyetin tesisi, mağdur olanların ümidi, mazlum olanların hukuku açısından değerlidir.

Karar; provokatör ve manipülatörlere fırsat verilmemesi, alan daraltılması ve gri-puslu havanın dağılması bağlamında bir başlangıç olabilir.

Karar; salt dini hassasiyetle, manevi hissiyatla aldanarak mağduriyet içinde olanlar için devletin adalet ve eşitliğine ümidin yeniden yeşermesidir.

Karar; bomba atanla, finansal deste….

Yazının devamını okumak için tıklayın.

Mevlüt ve Aşure geleneği Türkiye’ye, Tunus’tan intikal etmiş

Bizim sahip olduğumuz geleneklerin belirli bir bölümü Tunus’tan gelmiş.

Nereden geldiği bilinmeyen “Mevlüt Geleneği” Tunus’ta peygamber efendimizin doğum günü vesilesiyle kutlanan bir bayram.

110 yıl önce Türkiye’ye de Tunus’tan intikal etmiş. Arıca “Aşure Geleneği”de bize Tunus’tan alınarak günümüze kadar yaşatılmış.

Biz bunları henüz tespit edebilmiş değiliz. O nedenle ortak kültür değerlerimizi ortaya çıkaracak projeler geliştirmeliyiz.

SCADA sistemi Boston’da tanıttı

Dünyanın önde gelen otomasyon firmalarından ICONISC’in ev sahipliğinde Amerika’nın Boston şehrinde düzenlenen ve uluslararası güncel SCADA projelerinin sunulduğu Connected Intelligence 17’de Aksa Doğalgaz’ın SCADA sistemi ve işletme yaklaşımları anlatıldı.

“Make the Invisible Visible” (Görünmeyeni Görünür Kılın) temasıyla 30 Ekim – 3 Kasım 2017 tarihleri arasında Amerika’nın Boston şehrinde düzenlenen Connected Intelligence 17’de Aksa Doğalgaz Otomasyon Şefi Orçun Evren Taş ve Otomasyon Uzmanı Mertcan Duruca tarafından “Insightful Data Intelegence with AnalytiX-BI and KPIWorX” (AnalytiX-BI ve KPIWorX ile Akıllı Veri Yönetimi) konulu sunumlar gerçekleştirildi. Kongrenin iki gününde, toplam üç saat süren oturumlarda; SCADA (Uzaktan Kontrol ve Gözleme Sistemi) yazılımıyla dijital dönüşüm yolculuğuna başlayan Aksa Doğalgaz’ın bu otomasyon sistemiyle 3D destekli çizim yapısı, IoT desteği, veri analizi, gelişmiş rapor yapısı, verilerin kolay görüntülendiği trend desteği ve birçok geliştirilebilir ek modüller sayesinde sahip olduğu zengin altyapı tanıtıldı.

Türkiye Doğal Gaz Dağıtım Ağının %25’i Aksa Doğalgaz’ın SCADA’sı ile Yönetilecek

Aksa Doğalgaz Otomasyon Şefi Orçun Evren Taş konuyla ilgili “Aksa Doğalgaz olarak, gerçekleştirdiğimiz dijital dönüşümle, elde edilen verinin gerçek kullanıcıları tarafından istenilen şekilde kullanılmasını hedefliyoruz. Yapılan çalışmada, günümüzün gereksinimleri olarak öne çıkan mobilite ve kişiselleştirmenin otomasyon sistemlerinde nasıl karşılık bulacağı sorusuna cevap arıyoruz. Kurulan sistemde oluşturulan veri havuzu üzerine geliştirilen kullanıcı dostu ara yüzlerle konfigüre edilebilir ekranlar oluşturduk; ayrıca tüm sistemin mobil cihazların tamamında aktif kullanımını hedefledik” ifadelerini kullandı.

Orçun Evren Taş ayrıca “Türkiye’deki toplam 363 şehir giriş istasyonunun 87’sini işleten Aksa Doğalgaz, bu büyüklüğüyle, sahibi olduğu Türkiye doğal gaz şebekesinin yüzde 25’ini günümüz teknolojisini en iyi şekilde kullanan Sevkiyat Kontrol Merkezi ile yönetiyor. Aksa Doğalgaz olarak, SCADA sistemini gelişen teknoloji imkanlarını da kullanacak şekilde sürekli olarak revize edeceğiz” şeklinde konuştu.

Faselis/Gazete Fısıltı

Aksa Enerji’nin Madagaskar Santrali’ni Cumhurbaşkanı Açtı

Türkiye’nin halka açık en büyük serbest elektrik üreticisi Aksa Enerji, Eylül ayında ticari faaliyetine başlayan Madagaskar Enerji Santrali’nin resmi açılışını gerçekleştirdi.

Madagaskar Cumhurbaşkanı Hery Rajaonarimampianina’nın da katıldığı açılış töreninde konuşan Aksa Enerji Enerji Grup Başkanı, CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Uygun, Madagaskar’daki ilk ve tek doğrudan Türk yatırımı olan 66 MW gücündeki santralin inşaatını 7 ay gibi kısa bir sürede Madagaskarlıların hizmetine sundukları için gurur duyduklarını belirtirken, bunun daha köklü uzun vadeli bir iş birlikteliğinin ilk ürünü olduğunu, yeni yatırımlarla bu iş birlikteliğinin daha ilerilere taşınacağına olan inancını Sn. Başkan’a aktarmıştır.

Türkiye’nin halka açık en büyük serbest elektrik üreticisi Aksa Enerji, Madagaskar’ın başkenti Antananarivo’da 7 Kasım’da gerçekleştirilen açılış törenine Madagaskar Cumhurbaşkanı Sn. Hery RAJAONARIMAMPIANINA, Başbakanı Sn. Olivier Mahafaly Solonandrasana ve Enerji Bakanı Sn. Lantoniaina Rasoloelison olmak üzere birçok bakan ve hükümet yetkilisi de katıldı. Toplamda 66 MW kurulu güce sahip olan santralin açılış töreninde, Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın Ocak ayında Madagaskar’a yaptığı ziyareti ve açıklamalarını hatırlatan Aksa Enerji Grup Başkanı, CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Uygun, ülkedeki tek Türk yatırımcı olarak Madagaskarlıların enerji ihtiyaçlarına çözüm sundukları için gurur duyduklarını söyledi.

“Enerjinin olmadığı yerde medeniyetten söz edilemez”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Enerjinin olmadığı yerde medeni olmaktan söz edilemez.” diyerek Türk yatırımcıları özellikle Madagaskar’a davet ettiğini söyleyen Aksa Enerji Grup Başkanı, CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Uygun, açılış konuşmasında şunları söyledi;

“İlk fazını Eylül ayında tamamladığımız Santralimizi 7 ay gibi kısa bir sürede hizmete açtığımız için mutluluk duyuyoruz. Bu santral yılda üreteceği 500 milyon KWh elektrikle Madagaskar’ın yaklaşık yüzde 34’ünün elektrik ihtiyacına cevap verecek. Santralin inşasında yerli işgücüne büyük önem verdik. İstihdamın yanı sıra kurduğumuz ekipler Aksa Enerji’nin uzman teknik personelinin yanında kendini geliştirdi. Bu nedenle Şirketimizin asıl gayesi olarak, kesintisiz ve güvenilir enerji arzının yanı sıra Antananarivo halkının günlük yaşam kalitesine katkıda bulunduğumuz için gurur duyuyoruz. Umarız, Aksa Enerji olarak attığımız bu adım takip edilir ve diğer Türk şirketleri için de öncü bir yatırım olur.”

Madagaskar’ın yüzde 34’ünün enerji ihtiyacı karşılanacak
Aksa Enerji’nin Madagaskar’daki HFO Santrali, Türk özel sektörünün Madagaskar’daki ilk enerji yatırımı olarak ön plana çıkıyor. 7 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak Eylül ayında üretime geçen santral, 66 MW’lik kapasiteye sahip. Madagaskar’ın yüzde 34’ünün enerji ihtiyacını karşılaması beklenen santral, başkent Antananarivo’nun da en büyük santrallerinden biri.

Aksa Enerji Afrika’da Gücünü Artırıyor
Afrika yatırımlarının ilk adımını Gana Cumhuriyeti’nde atan Aksa Enerji, Madagaskar ve Mali’deki santrallerinin de devreye girmesiyle Afrika’daki kurulu gücünü artırdı. Şirketin Gana Santrali 280 MW kurulu güçle, Mali Santrali tam kapasite olarak 40 MW güçle ve son olarak Madagaskar Santrali de 66 MW kurulu güçle ticari faaliyetine başladı. Böylece şirketin Afrika’daki toplam kurulu gücü 386 MW’a çıktı.

Aksa Enerji, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki santralleriyle de rüzgâr, doğal gaz, hidroelektrik, fuel-oil ve linyitten oluşan enerji üretim santralleriyle 2.000 MW’ın üzerinde kurulu güce sahip.

Aksa Enerji Üretim A.Ş. Hakkında
1997 yılında bir Kazancı Holding iştiraki olarak kurulan Aksa Enerji, Türkiye’nin halka açık en büyük serbest enerji üreticisidir. Globalleşmeyi hedef edinen Aksa Enerji, yerel bir enerji şirketinden KKTC ve Afrika kıtasındaki santralleriyle global bir enerji şirketine dönüşmektedir.
Projelendirmeden satın alma, inşaat ve montaja kadar tüm santral kurulum işlemlerini yetkin teknik ekipleriyle kendi bünyesinde gerçekleştiren Aksa Enerji, doğal gaz, linyit, hidroelektrik, rüzgâr ve akaryakıt kaynaklarından enerji üretmekte ve santrallerinin işletme ve bakımlarını kendi bünyesinde gerçekleştirmektedir. Bu konudaki know-how’ını acil enerji ihtiyacı içindeki ülkelerde santral kurulumlarıyla yurt dışına taşıyan Aksa Enerji, ülkelerin enerji ihtiyaçlarına uzun süreli garantili satış anlaşmalarıyla hızlı çözümler sunmaktadır.
K.K.T.C’den sonra yurt dışında büyümeyi hedef edinen Aksa Enerji, globalleşme yolundaki ilk adımını 2015 yılında atmıştır. Verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımını yurt dışına taşımak için harekete geçen Aksa Enerji’nin ilk hedefi Afrika olmuş, bu kıtada Gana, Madagaskar ve Mali santralleri ile Afrika’daki varlığını pekiştirmiştir. Aksa Enerji, K.K.T.C, Gana, Madagaskar ve Mali cumhuriyetleri ile yaptığı garantili enerji satışı ve santral kurulumu anlaşmalarının yanı sıra, yurt dışındaki diğer yeni yatırım fırsatlarını da değerlendirmektedir.
2010 yılında Aksa Enerji’nin %21,4 oranında hissesi, AKSEN koduyla Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlamıştır. Aksa Enerji’nin hisseleri, BIST 100 ve Sürdürülebilirlik endekslerinde işlem görmektedir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

MÜSİAD Romanya’ya “Üstün İşbirliği ve Girişimci Dış Kaynak Kullanımı” Ödülü

Özel Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Ulusal Konseyi (CNIPMMR) ve İş, Ticaret ve Girişimcilik Bakanlığı işbirliği ile JW Marriott Bucharest Grand Hotel de, “Romanya’da Özel Şirketlerin Ulusal Başarıları” 25. Yılı organizasyonu düzenlendi. Törende MÜSİAD Romanya, “Üstün İşbirliği ve Girişimci Dış Kaynak Kullanımı” ödülüne layık görüldü. Ödülü MÜSİAD Romanya Şube Başkanı Cem Aksoy aldı.

Her yıl Romanya’da iş ortamını bir araya getiren bu organizasyona; CNIPMMR Başkanı Florin JIANU, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi S. Hans KLEMM, Halkın Danışma ve Sosyal Diyalog Bakanı Gabriel PETREA, Avrupa Fonları Bakanı Marius NICA, Ticaret, İşletme ve Girişimcilik Bakanlığı Devlet Sekreteri Paula Pîrvănescu, TEODOROVICI Senatörü Eugen-Orlando, Romanya Belediyeler Birliği Başkanı Robert NEGO, NICOLESCU CNIPMMR Onursal Başkanı Dr. Ovidiu, FNGCIMM Genel Müdürü Alexandru PETRESCU, Virgil POPESCU’nun yanı sıra 400’den fazla kişi katıldı.

150 şirket arasından ilk üç sıraya girenlere ödülün verildiği törendeki kategoriler ulusal ve ülke sıralamaları başlığı altında belirlendi. Ulusal kategorileri; mikro, küçük, orta ve büyük çaplı faaliyetler oluştururken; ülke sıralamaları kategorisinde ise, – NACE (mikro, küçük, orta ve büyük işletmeler) ve İş ödülleri ve özel ödüller yer aldı.

Ödüllendirme; genel performans, verimlilik, ciro ve brüt kâra göre 10 milyar Lei (İki Milyon İki Yüz Bin Euro) ciro, 1 milyar Lei (İki Yüz Yirmi Bin Euro) kar ve 34.000 üzerinde çalışan temel gösterge kriterlerine göre yapıldı. “Romanya’da Özel Şirketlerin Ulusal Başarıları” organizasyonunda MÜSİAD Romanya Üstün İşbirliği ve Girişimci Dış Kaynak Kullanımı ödülüne layık görüldü. MÜSİAD Romanya adına bu ödülü Şube Başkanı Cem AKSOY aldı.

Organizasyonun açılış konuşmasını gerçekleştiren CNIPMMR Başkanı Florin Jianu şöyle konuştu: Bu organizasyon ve üyeleri, CNIPMMR’ın Romanya’daki işveren örgütleri arasında en güçlü olduğunu kanıtladı. Bugün CNIPMMR kuruluşunun 25 yılını kutluyoruz. Romanya’nın önümüzdeki yıl iş ortamını desteklemeye devam edeceğiz ve CNIPMMR’ın yeni organizasyonlar düzenleyeceğiz” dedi.

Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı İbrahim Uyar, Türkiye ticari ilişkilerinde Romanya’nın önemine değinerek “Ülkemizle Romanya arasında kökleri tarihe dayanan güçlü siyasi, ekonomik, kültürel ve insani bağlar bulunuyor. Türkiye ile Romanya arasındaki ilişkiler üst düzeyde var olan yakın diyalog ve dostluk ilişkileri çerçevesinde sürdürüyor. Bu diyaloğun bu gibi organizasyonlarla güçlendirilmesi önemli” şeklinde konuştu.

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ise aldığı ödülden dolayı Romanya Başkanı Cem Aksoy ve MÜSİAD Romanya üyelerini tebrik etti.

Faselis/Türkiye’de Enerji

‘Ilımlı İslâm’ İslâm ülkelerinin arasını açıyor

Bir gazeteci olarak; ilk gördüğüm ve mesleğimi icra ettiğim yabancı ülke olması, dikkatlerimi daima Suudi Arabistan’ın üzerine çekiyor.

Üstelik gerek Hac farizasına katılmak gerek, siyasi ve sosyal gelişmeleri takip etmek için en az 50 defa bu ülkeyi ziyaret ettiğim biliniyor. Bu arada, “Kutsal Vaha Suudi Arabistan” adlı ilk kitabımdan el’an alıntılar yapılıyor.

Gerçekten de, 1979’da yayınlanan kitapta Suudi Arabistan, mümkün olduğu kadar objektif anlatılıyor.

Denilebilir ki, bu nedenlerle Suudi Arabistan’a karşı “sempati” daima gündemden düşmüyor. Ancak, son zamanlarda özellikle geçen hafta, Suudi Arabistan’ın “Ilımlı İslam”a dönme açılımı dünyayı sarmalıyor. Oysa, bildiğiniz kadarıyla, kutsal dinimizde dereceler sıralanmıyor. Yani İslam’ın “radikal”, “orta”, “hafif” diye bir ayrım yapmak veya kategoriler yaratmak, doğrudan doğruya dinimizde çeşitli etkiler ve dolayısıyla “olumsuz” süreçler oluşturuyor.

Nitekim, bir zamanlar “Müslüman Kardeşler” de “Ilımlı İslam” parolasıyla, İslam ülkeleri arasında anlaşmazlıkların çıkmasına neden olmuştu. “İhvan il Müslimin” hareketinin belki de, en büyük muhalifinin Suudi Arabistan olduğu hafızalardan silinmiyor. Ne var ki, İslam dininde herhangi bir “reform” hiçbir zaman bahis konusu yapılmıyor. Veliaht Prens’in sözü Kamu Yatırım Fonu’nun 24 Ekim günü Riyad’da düzenlediği ve 60 kadar ülkeden 2 bin 500 kişinin katıldığı Gelecek Yatırımlar Girişimi toplantısında Suudi Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, ülkesini “Ilımlı İslam”a döndürme sözü veriyordu. Prens, 1979’a kadar geriye gidiyor ve o tarihten bugüne otuz senedir
Suudi ülkesinin “anormal” durumda olduğunu belirtiyor. Özellikle 11 Ekim saldırısından sonra, ABD’nin “Radikal İslam”dan yavaş yavaş “Ilımlı İslam”a geçiş projesinden belki de en çok Suudi Arabistan’ın etkilendiği öne sürülüyor. Bunu da en çok Suudi Arabistan biliyor. Olsa olsa tüm açılımlar, ekonomik gelişim hedefleyen bir süper projeden başka bir şey görünmüyor.

Söz ekonomik gelişimi hedefleyen ve daha çok halkın ilgisini çekecek bir projeden açılmışken, Suudi Arabistan’ın neredeyse “Yeni Arap Baharı” gerçekten de “1001 Gece Masalları”nı anımsatacak boyutlar taşıyor. Aslında, Suudi Arabistan’ın yeni çıkışı, Büyük Orta Doğu Projesi’nin sanki bir kolu gibi yorumlanabiliyor.

Büyük projenin odağındaki 32 yaşındaki Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın açıkladığına göre; 500 milyar dolarlık NEOM projesi, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ü kapsarken ve 26 bin 500 kilometrekarelik bir alanda yeni bir ekonomik proje oluşturuyor.

Hazırlanan videoda kadın ve erkeklerin birlikte çalıştığı ofisler, dronlar, robotlar, fütüristik yaşam alanları dikkatlerden kaçmıyor. Yabancı yatırımcı ve inovatif girişimcileri bölgeye çekmeyi amaçlayan NEOM’un kendine özgü yasaları olması hedefleniyor. Hafta içi Riyad’da düzenlenen uluslararası yatırımcıların katıldığı konferansta konuşan Prens Muhammed, “Burası konvansiyonel insanlar ya da konvansiyonel şirketler için değil. Burası dünyanın hayal kuranları için bir yer olacak” diyor.

Süper girişim, Suudi Arabistan’ın petrol sonrası dönemi için hazırlanan ‘Vizyon 2030’ projelerinden biri aslında. Hali hazırda, Suudilerin çoğunluğu kamu sektöründe istihdam ediliyor. En büyük gelirin petrol olduğu ülkede, kamu harcamalarının neredeyse yarısı maaş ödemelerine gidiyor. Petrol sonrası korkusu Suudi Arabistan özel sektörü canlandırmaya çalışırken devlet memuru sayısını 2030 itibariyle yüzde 20 azaltmayı hedefliyor.

Kızgın olduğu kadar, cömert olan bir çölde dizayn edilmek istenen süper proje, bir zamanlar vahayı andıran şehirlerden oluşan Suudi Arabistan’a ne getirir ne götürür şimdilik bilinmiyor. Bilinen şudur ki; Suudi Arabistan petrol sonrası korkusundan, bir mutluluk için ufkunu genişletiyor. Unutulmamalıdır ki, bir “kum okyanusu”nda huzurun sağlanmasına yıllar gerekiyor. Yoksa süper bir stratejinin “Ilımlı İslam”la hiç ilgisi bulunmuyor.

Anlaşılan Suudi Arabistan, rejimini radikalden ılımlıya döndürmek çabasını güdüyor.

Harvardlı profesörler İstanbul’daki girişimcilerle buluşuyor

Girişimlerin dünya çapında büyümesi için yatırım yapan ve doğru bilgi ile buluşması için gereken platformu oluşturan ScaleX, 20 Kasım’da İstanbul’da gerçekleşecek ScaleX Days 2017 kapsamında dünyaca ünlü Harvard Profesörleri Ranjay Gulati ve Ramon Casadesus-Masanell’i Türkiye’deki girişimcilerle buluşturuyor.

Geçtiğimiz yıl gerçekleşen ScaleX Days’in ilkinde harika dönüşler aldıklarını ifade eden ScaleX Kurucusu Dilek Dayınlarlı, “Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da teknoloji girişimlerinin küreselleşmesi ve inovasyonu hakkında özel deneyimlerin ve bilgilerin paylaşılacağı etkinliğe ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Girişimler için hızla büyürken ihtiyaç duyulan organizasyon yapısının kurulmasını masaya yatıracağız. Kurumlar içinse hızla büyüyen teknoloji şirketleri ile nasıl ilişkiler kurulması gerektiği ve girişimci mantığını anlamalarının yolunu açacağız” dedi.

Sadece yatırım yaptığı şirketlere değil, Türkiye’den dünyaya açılmak ve doğru sermaye yatırımı ile büyümek isteyen girişimcileri, tecrübeli girişim sermayeleri, dünyaca ünlü profesörler ve başarılı girişimcilerle buluşturma misyonuyla yola çıkan ScaleX Days, bu yıl şirketlerde liderlik, strateji ve organizasyonel sorunlar uzmanı Profesör Ranjay Gulati (Bio) ve oyun teorisi ve strateji ile rekabetçi iş modelleri gibi konularda yüksek lisans dersleri veren Profesör Ramon Casadesus-Masanell’i (Bio) konuk ediyor.

20 Kasım’da Kolektif House Levent’te
Dünyanın en önemli CEO’ları ve girişimcilerine özel dersler veren her iki profesör de küresel iş modelleri, dünyaya açılmak için doğru konumun seçilmesi, kaynak toplama ve büyüme gibi konu başlıklarında bilgiler aktaracak.

20 Kasım Pazar günü Kolektif House Levent’te gerçekleşecek tüm gün sürecek etkinliğe kayıt yaptırmak isteyen girişimlerin başvurularını gerçekleştirmeleri ve onay sürecini tamamlamaları gerekiyor. Sınırlı sayıda katılımcının kabul edileceği ScaleX Days hakkında daha fazla bilgi almak ve başvuruda bulunmak için https://www.scalexventures.com/events adresini kullanabilirsiniz.

Faselis/Türkiye’de Enerji

INGAS, doğalgazın geleceğine köprü kurdu

İGDAŞ’ın düzenlediği Uluslararası Doğalgaz Kongre ve Fuarı (INGAS), 2-3 Kasım tarihlerinde, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Açılışını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Berat Albayrak’ın yaptığı INGAS’a, 20’nin üzerinde ülkeden 5 bin sektör temsilcisi katıldı. ‘Doğalgazın geleceğine köprü’ ana temasıyla gerçekleştirilen kongrede; 2 günde, 9 oturumda, yerli ve yabancı toplam 50 uzman görüşlerini paylaştı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir iştiraki olan İGDAŞ, INGAS’ı yedinci kez düzenledi. Doğalgaz dağıtım sektörünün en saygın organizasyonlarından biri olarak kabul edilen INGAS’ın ana teması ‘doğalgazın geleceğine köprü’ydü. Doğalgazın geleceğinin konuşulduğu kongrenin açılışını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Berat Albayrak yaptı. Açılış töreninde, Bakan Albayrak’ın yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, İGDAŞ Genel Müdürü Mehmet Çevik ve GAZBİR Başkanı Yaşar Arslan da vardı. INGAS’ın ikinci günü ise, Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu (EPDK ) Başkanı Mustafa Yılmaz ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez’in açılış konuşmalarıyla başladı.
Avrupa’nın enerji arz güvenliği Türkiye’den başlar
Konuşmasında, Türkiye’nin hem Doğu Akdeniz’de yaptığı sismik araştırmalar hem de depolama alanında attığı adımlara değinen Bakan Albayrak, “Bazı bölge ülkelerinin izlediği gerginlik politikalarına rağmen biz, aklıselimin hâkim olduğu bir enerji diplomasisi ile Doğu Akdeniz gazının ticarileşmesi için her türlü iş birliğine açık olduğumuzu belirttik. Diğer yandan, 2019-2020’de tamamlanması planlanan TürkAkım projesi de tarafların anlaşması durumunda Avrupa’nın doğalgaz arz güvenliğine katkıda bulunacak. Geliştirdiğimiz bu projeler, enerji uzmanlarının dile getirdiği ‘Avrupa’nın enerji arz güvenliği Türkiye’den başlar’ tezini doğrulamaktadır. Türkiye, bölgenin enerjide anahtar ülkesi. Türkiye, önemli bir bölgesel aktör ve güvenilir ortak” dedi.
İGDAŞ, sektöründe ilklerin adresi
Kongrede İGDAŞ’ın çalışmalarıyla, İstanbul’un sorunlarının çözümünde önemli bir görev üstlendiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, “İGDAŞ, doğalgaz konusunda her zaman liderdi, öncüydü. Sektöründe ilklerin adresi oldu. Düzenlemiş olduğu kongre ve fuarla da, Türkiye’de yeni adımları atan kuruluş olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
INGAS 2017’nin ikinci günü yaptığı konuşmasında kendisinin de eski bir İGDAŞ çalışanı olduğunu belirten Fatih Dönmez, “İstanbul bugün İGDAŞ ile nefes alıyor. Doğalgazdan önce, İstanbul’da hava kirliliği tehlikeli seviyelere ulaşmıştı. Gazeteler maske hediye ediyordu, insanlara ‘maske takmadan sokağa çıkmayın’ diyorlardı. İGDAŞ olmasaydı şu anda gökyüzünü sadece martılar ya da pilotlar görebilecekti” diye konuştu.
INGAS, enerjide merkez ülke hedefimize hizmet ediyor
EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ise doğalgazın geleceğine köprü temasıyla INGAS’ın, Türkiye’nin enerjide ticaret merkezi olma hedefine hizmet ettiğini belirterek, “EPDK da bunu hedefliyor. Bunun için şeffaf yapımızı güçlendirmemiz gerektiğini biliyoruz. Sadece 6 ilde kullanılan doğalgazı ülkemizin her yanında kullanılabilir hale getirdik” diye konuştu.
Dünya doğalgaz sektörünün öncü kuruluşları arasında yer alan Uluslararası Gaz Birliği’nin (IGU) İcra Direktörü Menelaos Ydreos da INGAS 2017’deydi. Yaptığı konuşmada 14 Kasım’da Londra’da yayınlanacak olan World Energy Outlook’u (WEO) okuma fırsatı bulduğunu ifade eden Ydreos, burada doğalgazın çevresel avantajının vurgulanacağını belirtti. Ydreos ayrıca metan salınımıyla ilgili dünyanın en büyük doğalgaz şirketlerinin ciddi anlamda çalıştığını sözlerine ekledi.
INGAS’ta amaç hâsıl oldu
Kapanış konuşmasında INGAS 2017 ile Türkiye’nin ‘enerjide merkez ülke’ stratejisine hizmet edebilmeyi hedeflediklerini belirten İGDAŞ Genel Müdürü Mehmet Çevik, “Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanımız Dr. Berat Albayrak’ın açılış töreninde ‘INGAS’ın, ülkemizin doğalgazdaki stratejik pozisyonunu güçlendireceğine yürekten inandığını’ ifade etmesi bizim için çok değerli. Ne mutlu bizlere, demek ki amacımız hâsıl oldu” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Otonom araçlarla “sıfır kaza ve emisyon” rüyası gerçek olacak

Dünya otomotivinin uzmanları, OİB, OSD, OTEP, TAYSAD ortaklığı ve Amerikan Otomotiv Mühendisleri Derneği (SAE) iş birliği ile düzenlenen Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı-IAEC’17 için İstanbul’da buluştu.

General Motors’un Elektrik ve Kontrol Sistemleri Araştırma Laboratuvarı Direktörü Dr. Cem Saraydar “Dünya otomotiv sektöründe sıfır kaza, trafik ve emisyon için güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Bu bir rüya ancak gerçek olabilir. Bunun için bağlantılı, otonom, elektrik ve paylaşım unsurları öne çıkıyor” dedi.

Strategy& Ortağı ve otomotiv stratejisti Jörg Krings: “Değişen dünya otomotiv pazarında Türkiye’nin dijital servisler, teknoloji, yazılım, paylaşım gibi konularda fırsatları olabilir.”

Multiphysics Energy Solutions (MES) Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Pekşen: “Almanya 2050 yılına kadar ulaşımda yüzde 40 enerji tasarrufu sağlamayı hedefliyor. Sadece hidrojen yakıt teknolojilerine ayrılan rakam 161 milyon Euro. Ülke genelinde 2023 yılına kadar 400 adet hidrojen yakıt doldurma ünitesi kurulacak.”

Dünya otomotiv sanayine yön veren uzmanlar, bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı (IAEC’17) için İstanbul’da buluştu. Türkiye ihracatının 11 yıldır lideri konumunda olan otomotiv sanayinde mühendislik faaliyetlerinin ve üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen IAEC’17’de, otonom ve elektrikli araçlardan akıllı şehirlere kadar pek çok konu panel ve konuşmalarla ele alındı.
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) desteği, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Teknoloji Platformu (OTEP), Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) ortaklığı ve Amerikan Otomotiv Mühendisleri Derneği (SAE International) iş birliği ile gerçekleştirilen ve yerli-yabancı çok sayıda sektör temsilcisini buluşturan IAEC’17’nin Başkanı Prof. Dr. Mustafa İlhan Gökler, “Türk otomotiv sektöründe daha da yetkin mühendisler yetiştirmek için yol gösterici olmayı hedefliyoruz. IAEC, gelecek yıl da 1-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek” dedi.

Sıfır kaza ve emisyon için dört unsur gerekli
İki gün boyunca Gelecekte Hareketlilik temasının işlendiği konferansta, tüm dünyada güvenlik, çevre, maliyet gibi konularda çözüm olarak öne çıkan ve 2050 yılında 7 trilyon dolarlık bir ekonomi yaratması beklenen otonom araçlar konusu büyük ilgi gördü. Konferans için ABD’den gelen dünyanın en büyük otomotiv şirketlerinden General Motors’un Elektrik ve Kontrol Sistemleri Araştırma Laboratuvarı Direktörü Dr. Cem Saraydar, otonom araçlara ilişkin yaptığı konuşmada “Dünya otomotiv sektöründe sıfır kaza, sıfır trafik ve sıfır emisyon için güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Bu büyük bir rüya ancak gerçek olabilir. Bu rüyanın dört ana unsuru olarak; bağlantılı, otonom, elektrik ve paylaşım özellikleri öne çıkıyor” diye konuştu.
Dr. Cem Saraydar, gelecekte çok sayıda araçta kullanılacak özelliklere ilişkin şu bilgileri verdi: “Dünya genelinde çevreye duyarlı ve verimli araçlara talep çok artmış durumda. Bu da sektörde değişimi beraberinde getiriyor. Sıfır kaza, emisyon ve trafik için en önemli unsurlardan olan otonom araçların algılaması konusunda çok önemli teknolojiler geliştiriliyor. Otonom araçlarda başı yazılım çekiyor. Sensörlerden radar ve kameralara kadar çok sayıda teknoloji taşıtlara entegre ediliyor.”
Northeastern Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde Doç. Dr. Taşkın Padır da konuşmasında sektörün insan-otonom araç etkileşimi üzerinde çalıştığına değinerek “Örneğin otonom aracınız gitmesi gereken rota yerine birden başka bir yöne doğru gitmeye başladı. Sürücü olarak neden böyle olduğunu bilmek isteriz, öyle değil mi? Yani otonom araçlar, sürücü ile iletişim kurabilecek mi? Bu tip konular da sektörün gündem maddeleri arasında” dedi.

Almanya beş yılda 400 hidrojen yakıt doldurma istasyonu kuracak
Gelecekte Elektrikli Araçlar panelinde konuşan FEV Elektronik ve Elektrifikasyon Başkan Yardımcısı Dr. Thomas Hülshorst, “Geri dönüşüm amacıyla elektrikli araçların bataryalarını sabit kullanım için birleştirmeye çalışıyoruz. Konu şu an araştırma aşamasında. Aynı şekilde bataryanın ağırlığı nasıl düşer? Yeni nesil batarya hücreleri ile bu mümkün. Amacımız yüksek verimlilik ve düşük gürültülü bir tasarım. Tüm şirketler entegre konsepte odaklanıyor” diye konuştu. Multiphysics Energy Solutions (MES) Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Pekşen de Almanya’nın yeni teknolojiler konusundaki hedeflerine yer verdi. Pekşen şunları söyledi: “Almanya için yeni yakıt teknolojilerine yönelik araştırmalar büyük önem taşıyor. Temel hedef; 2050 yılına kadar ulaşımda yüzde 40 enerji tasarrufu yakalamak. Sadece hidrojen yakıt teknolojilerine ayrılan rakam 161 milyon Euro. Ülke genelinde 2023 yılına kadar 400 adet hidrojen yakıt doldurma ünitesi hedefleniyor.”

Türkiye için dijital servisler ve yazılımda fırsat var
Strategy& Ortağı ve otomotiv stratejisti olan Jörg Krings de Gelecekte Hareketlilik konulu konuşmasında şunları söyledi: “Otomotivde konvansiyonel teknolojiler ‘hareketlilik’ felsefesi ile beraber yerini uçan araçlara bırakacak. Tüm endüstri bu gelişmeleri göz önünde bulundurmalı. Tam otonom araçlar 2028’den itibaren daha yaygın olacak. Yine ABD, AB ve Çin’de 2025 yılında 450 milyon aracın hepsinin birbiri ile bağlantılı olması bekleniyor. Otonomun da içinde olduğu dört ana unsur sayesinde endüstri artık daha çevreci, verimli ve hesaplı hale gelecek. Yakıt teknolojileri konusunda ise 2030 yılına geldiğimizde satılan yeni araçlar ağırlıklı elektrikli ve hibrit olacak. Türkiye’nin değişen ekosistemde dijital servisler, teknoloji, yazılım, paylaşım gibi konularda pazar fırsatları olabilir.”

Araç sahibi olmak yerine paylaşım önemli
SAE Avrupa Operasyonları Direktörü Murat Doğru ise otomotiv sektöründe dönüşümü ele alan konuşmasında “Her yıl trafik kazalarında dünyada 1,3 milyon kişi hayatını kaybediyor. Bu nedenle geleceğin araçlarında güvenlik daha fazla olacak. Araçlar artık birbiriyle konuşuyor. Hız ve diğer bilgiler diğer araçlara aktarılıyor, güvenlik sağlanıyor. Diğer yandan ayrıca araç sahibi olmak yerine paylaşım daha önemli hale geldi” diye konuştu.
Ertrac Başkanı Dr. Stephan Neugebauer de Gelecekte Taşımacılık başlıklı konuşmasında “Taşımacılıkta karbon salınımı oranının 2050 yılına kadar yüzde 60 azaltılması hedefleniyor. İçten yanmalı motorlar hep olacak ama en çok hangi yakıt olacak, gaz, hidrojen? Şehir içinde elektrik, şehir dışında verimli, çevreye dost içten yanmalı motorlar olabilir. Yine hibrit de çok yaygın olacak. Güç aktarma konusunda genel trend bu yönde. Bu duruma bir de dijitalleşme ekleyin. Dijitalleşme, otonom sürüşten daha fazlası olacak. Sensör, altyapı, GSM operatörleri, yazılımlar, veri hizmetleri olacak. Tüm bu başlıkları Türk iş ortaklarımızla devam ettirmeyi isteriz” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Zorlu Enerji, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde ikinci kez gönüllü olarak yer aldı

Enerjide sürdürülebilir bir gelecek için akıllı enerji teknolojilerine odaklanan Zorlu Enerji, Borsa İstanbul’un Kasım 2017-Ekim 2018 dönemi için açıkladığı Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alan sayılı şirketten biri oldu. Zorlu Enerji Grubu Başkanı Sinan Ak, Zorlu Enerji’nin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Sürdürülebilirlik Endeksi’nde gönüllü olarak yer almasının, sürdürülebilirlik odaklı iş modellerinin bir yansıması olduğunu söyledi.

Yerli ve yenilenebilir enerji alanında Türkiye’nin öncü şirketlerinden Zorlu Enerji, Borsa İstanbul’un Kasım 2017-Ekim 2018 dönemi için açıkladığı Sürdürülebilirlik Endeksi’nde gönüllü olarak yer alan sayılı şirketten biri oldu.

Geçen yıldan itibaren BIST 100 şirketlerinden gönüllü olanları da kapsayacak şekilde genişletilen BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde bu yıl ikinci kez gönüllü olarak yer alan Zorlu Enerji, Kasım 2017 tarihinden itibaren bu endeksteki 44 şirketten biri olarak yer alacak.
2014 yılından bu yana belirlenen BIST Sürdürülebilirlik Endeksi; şirketlerin, doğal kaynakların tükenmesi, küresel ısınma, sağlık, güvenlik, istihdam gibi konulara nasıl yaklaştıkları ve yaklaşımlarını kurumsal yönetim politika ve uygulamalarına hangi düzeyde yansıttıklarını değerlendiriyor.

Zorlu Enerji Grubu Başkanı Sinan Ak: “Türkiye’deki santrallerimizin yüzde 76’sı yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanıyor”
Enerjide sürdürülebilir bir gelecek için akıllı enerji teknolojilerine odaklandıklarını dile getiren Zorlu Enerji Grubu Başkanı Sinan Ak, “Sürdürülebilir enerjiyi, sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir unsuru olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda, sürdürülebilirliğe toplum için ekonomik, sosyal ve çevresel değer yaratma vizyonuyla yaklaşıyoruz. Sürdürülebilirlik, iş modelimizin merkezinde yer alıyor ve Sürdürülebilirlik Kurulumuz tarafından bütünsel ve kapsayıcı bir bakış açısıyla yönetiliyor. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Sürdürülebilirlik Endeksi’nde gönüllü olarak yer almamız; sürdürülebilirliği merkeze alan iş modelimizi ve bu konuda ortaya koyduğumuz vizyonu açık bir şekilde yansıtıyor” dedi.

Türkiye’deki santrallerinin yüzde 76’sının yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayandığını ifade eden Sinan Ak; “Türkiye’de hem yaptığımız işler, hem de hayata geçirdiğimiz projelerle, sürdürülebilirlik konusunda enerji sektöründe birçok ilke imza attık. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporunu yayınlayan ve karbon ayak izini hesaplayan ilk enerji şirketi olarak, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde ikinci kez gönüllü yer almaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek için akıllı enerji teknolojilerine odaklanmayı ve hem enerji alanında hem de farklı sektörlerdeki şirketlere örnek olacak sürdürülebilir işleri ve projeleri hayata geçirmeyi sürdüreceğiz” diyerek sürdürülebilirliğin toplumsal olarak odaklanılması gereken, hayati bir konu olduğunun altını çizdi.

Bilgi İçin: Medyaevi İletişim / Sevgi Demirkale / [email protected] / 0212 351 91 81

Zorlu Enerji Grubu Hakkında
Zorlu Enerji Grubu, elektrik üretimi, dağıtımı ve ticareti, doğal gaz ticareti ve dağıtımı, güneş panelleri ticareti, enerji santrallerinin projelendirilmesi, uzun süreli işletilmesi, servis bakımının gerçekleştirilmesi gibi geniş yelpazede katma değeri yüksek hizmetler sunmaktadır. 6 doğal gaz, 7 hidroelektrik, 4 jeotermal ve 4 rüzgâr santralinden oluşan üretim portföyüyle Türkiye’de toplam 744 MW, Pakistan ve İsrail’deki yatırımlarıyla birlikte ise toplamda 1091 MW’lık kurulu güce sahiptir. Yurt içinde ve yurt dışında güneş enerjisinden elektrik üretmek, solar fotovoltaik (PV) panelleri kiralamak, satmak, satın almak, ihraç etmek, bunları çatılara yerleştirmek ve buna ilişkin her türlü kurulum hizmeti ve danışmanlık hizmeti vermek üzere Mart 2016’da Zorlu Solar Enerji Tedarik ve Ticaret Anonim Şirketi’ni (Zorlu Solar) kurmuştur. Zorlu Solar, güneş enerjisi alanında yeni nesil teknolojiler geliştiren First Solar’ın Doğu Avrupa, Avrasya ve Doğu Akdeniz bölgelerinin dahil olduğu 26 ülkede distribütörlüğünü yapmaktadır. Zorlu Enerji Grubu, GAZDAŞ şirketiyle Trakya ve Gaziantep bölgelerinin doğal gaz dağıtım hizmetini üstlenirken, Zorlu Elektrik şirketiyle de serbest tüketici kapsamındaki kişi ve kurumlara doğrudan elektrik ticareti faaliyetlerini, alternatif fiyatlandırma seçenekleri ve altyapı, mevzuat ve uygulamadaki tecrübesiyle sunmaktadır.

Faselis/Türkiye’de Enerji

‘GÖKYÜZÜNÜ İGDAŞ SAYESİNDE GÖREBİLİYORUZ’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, INGAS 2017’nin ikinci gününde yaptığı konuşmada “İGDAŞ olmasaydı şu anda gökyüzünü sadece martılar ya da pilotlar görebilecekti” dedi.

7. Uluslararası Doğalgaz Kongre ve Fuarı’nın (INGAS 2017) ikinci gününde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, kendisinin de eski bir İGDAŞ çalışanı olduğunu belirterek, “O dönemde gazeteler maske hediye ediyordu, insanlara ‘maske takmadan sokağa çıkmayın’ diyorlardı. İGDAŞ olmasaydı şu anda gökyüzünü sadece martılar ya da pilotlar görebilecekti” diye konuştu.

“BU KIŞ SIKINTI YAŞAMAYACAĞIZ”
İGDAŞ’ın dev organizasyonu INGAS 2017, ikinci gününde de önemli konuşmacılara ev sahipliği yaptı. Etkinlikte konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, Türkiye’nin sisteme verilebilen doğalgaz kapasitesinin giderek arttığını ifade ederek, “Geçmişte kış aylarında yaşadığımız sıkıntılı dönemleri bu kıştan itibaren yaşamamış olacağız. Yaptığımız altyapı yatırımları bizlere esneklik kazandıracak, bu da kaliteli, ekonomik, sürdürülebilir bir gaz arzı sağlayacaktır. En önemlisi seçim şansı tanıyacaktır. Tedarikçiler ve tüketiciler de böylece ciddi bir esnekliğe kavuşmuş olacak. Artık doğalgazda da satıcıların belirleyeceği bir piyasa yapısından alıcıların belirleyeceği bir pazara doğru ilerliyoruz” dedi.

“SAĞLIKLI NEFES ALAMIYORSANIZ ÜRETEMEZSİNİZ”
INGAS 2017’nin konukları arasında yer alan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ise INGAS 2017’nin doğalgazın geleceğine köprü temasıyla, Türkiye’nin enerjide ticaret merkezi olma hedefine hizmet ettiğini belirterek, “EPDK olarak bizler de bunu hedefliyoruz. Bunun için şeffaf yapımızı güçlendirmemiz gerektiğini biliyoruz. Sadece 6 ilde kullanılan doğalgazı ülkemizin her yanında kullanılabilir hale getirdik. Doğalgaz olmayınca nefes alma kalitemiz düşüyor. Sağlıklı bir nefes alamıyorsanız, ne çalışabilirsiniz ne uyuyabilirsiniz ne de üretebilirsiniz, bunun bilinciyle gece gündüz çalışarak problemlerin minimize edilmesini sağladık” diye konuştu.

“WEO’DA DOĞALGAZ VURGUSU YAPILACAK”
Dünya doğalgaz sektörünün öncü kuruluşları arasında yer alan Uluslararası Gaz Birliği’nin (IGU) İcra Direktörü Menelaos Ydreos da INGAS 2017’de konuşan isimler arasında yerini aldı. Yaptığı konuşmada 14 Kasım’da Londra’da yayınlanacak olan World Energy Outlook’u (WEO) okuma fırsatı bulduğunu ifade eden Ydreos, burada doğalgazın çevresel avantajının vurgulanacağını belirtti. Ydreos ayrıca metan salınımıyla ilgili dünyanın en büyük doğalgaz şirketlerinin ciddi anlamda çalıştığını sözlerine ekledi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Vaillant yüksek nitelikli ürünleriyle dikkat çekti

Vaillant ; Makina Mühendisleri Odası’nın Mersin’de düzenlediği “Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu ve Sergisi”nde, güneş enerjisi sistemlerini sektör temsilcilerine tanıttı.

Isıtma-soğutma ve havalandırma sektörünün öncü kuruluşu Vaillant; “Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu ve Sergisi”nde güneş enerjisi ve iklimlendirme sistemlerini tanıttı. Bu sene 7’ncisi düzenlenen etkinlikte Vaillant’ın güneş enerjisi sistemleri, otomasyon cihazları, ısı pompaları ve hibrit sistemler, etkinliğe katılan mimar-mühendis ve akademik çevreler tarafından ilgiyle izlendi.

Güneş enerjisiyle ilgili farkındalık yaratmak, bilginin yaygınlaştırılması ve yoğunlaştırılması, teknolojik yeniliklerin ve uygulamaların Türkiye’ye kazandırılması için düzenlenen etkinlikte, güneş enerjisi ülke ekonomisi yönünden de incelendi ve alternatif enerjiler içindeki yeri belirlendi.

Etkinlikte ayrıca güneş enerjisi destekli soğutma ve iklimlendirme sistemleri, güneş enerjisinin depolanması, güneş enerjisi sistemlerinde verimlilik, enerji-ekserji analizleri, güneş enerjisi sistemlerinde otomasyon konuları ele alındı. Ülke ekonomisinde güneş enerjisinin alternatif enerjiler içinde yerinin belirlenmesi, güneş enerjisi ve çevre konularında sektörde hayata geçirilen uygulamalar değerlendirildi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

“DOĞALGAZDAKİ STRATEJİK POZİSYONUMUZ GÜÇLENECEK”

INGAS 2017’de konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Bu kongrede alınan kararlar ülkemizin doğalgaz alanındaki stratejik pozisyonunu daha da güçlendirecek” dedi.

7. Uluslararası Doğalgaz Kongre ve Fuarı’nın açılış konuşmasını yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “INGAS 2017 hakikaten sektör noktasında şahsım adına ve bakanlığımız adına çok önemli bir program olarak anlam ifade ediyor. Birçok sektör temsilcisini bir araya getiren bu kongrede alınan kararların ülkemizin doğalgaz alanındaki stratejik pozisyonunu daha da güçlendireceğine yürekten inanıyorum” dedi.

“DOĞALGAZ DAHA DA UCUZLAYACAK”
Bakan Albayrak sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık, satıcılardan ziyade alıcıların piyasayı domine ettiği bir yöne doğru gidiyoruz ve Türkiye, bu piyasada daha aktif oluyor. Gaz inşallah daha da ucuzlayacak, şehirlerde hane halkı da sanayi de daha ucuz gaz kullanacak. Depolama alanında da tarihi büyük adımlar atıyoruz. Kasım veya aralık ayı gibi ikinci yüzer LNG santralini devreye alıyoruz. Tuz Gölü’nün ikinci fazı 2019’da bitiyor. 2021-22’de yıllık 10 milyar metreküpün üzerinde depolamayla Türkiye enerjide başka bir yere gidiyor.”

“DOĞALGAZ DENİNCE AKLA İGDAŞ GELİR”
Açılışta konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Türkiye’de doğalgaz denilince ilk akla gelen İGDAŞ’tır. İstanbul’un havasının temizlenmesi ve şehirde daha konforlu bir yaşamın tesis edilmesi için büyük katkılar sağladı. İGDAŞ, hayata geçirdiği projelerle Türkiye’de ilkleri yapan, düzenlemiş olduğu kongreyle ve fuarla hep ilk adımları atan bir kuruluş olmaya devam edecek. Kongremizin İstanbul’umuza, ülkemize ve dünyaya hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

“ENERJİDE MERKEZ ÜLKE STRATEJİSİNE SAHİP ÇIKALIM”
İGDAŞ Genel Müdürü Mehmet Çevik ise enerjide merkez ülke stratejisine vurgu yaparak, “Bu stratejiye sektördeki her kurum ve kuruluşun sahip çıkması, imkanları ve gücü çerçevesinde uygun hareket etmesi gerektiğine inanıyorum. Biz İGDAŞ olarak bu anlayışla çalışıyoruz. Bu çalışmalarımız sadece INGAS ile sınırlı değil. İGDAŞ olarak Balkanlarda, Kafkaslarda ve Orta Doğu’da doğalgaz dağıtımına geçmeyi planlayan mevcut altyapı yatırımını genişletme sürecinde olan büyük kentlere danışmanlık hizmeti sunuyoruz” dedi.

“3 DERECELİK DÜŞÜŞLE YÜZDE 20 TASARRUF”
GAZBİR Başkanı Yaşar Arslan, “Türkiye’nin 30 yıllık doğalgaz geçmişinde İGDAŞ’ın bir okul olarak ülkemize büyük katkıları var. Sadece 6 ilde doğalgaz kullanılırken son 15 yılda 75 il doğalgaza kavuştu. Ülke olarak büyük bir hamle yaptık” dedi. Arslan ayrıca doğalgaz kullanımında tasarruf için 3 derecelik düşüşle yüzde 20’lik enerji tasarrufu sağlanabileceğini de sözlerine ekledi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

İhracatta tüm zamanların ekim ayı rekoru kırıldı

Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) İhracat Zirvesi açılış töreninde Başbakan Binali Yıldırım ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile birlikte açıkladığı verilere göre, ekim ayı ihracatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,6 artışla 13 milyar 528 milyon dolar oldu. Son bir yıllık ihracat da yüzde 10,7 artışla 154 milyar 227 milyon dolara ulaştı.
Başbakan Binali Yıldırım, “Bu rakam tüm zamanların en yüksek ekim ayı ihracatı, artış oranı ise son 10 yılın en yüksek ekim ayı artış oranı. TİM verilerine göre ekim ayı ile birlikte son 12 aydır aralıksız artış açıklıyoruz” dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci: “İhracatta bu yılki yeni OVP tahmini olan 156,5 milyar doları, ihracatçılarımızda bu aşk olduğu müddetçe aralık ayında yerle bir ederiz.”
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi: “Son bir yılda ihracat destekleri üç katına çıktı. Biz de asıl teşekkürümüzü OVP’deki ihracat hedefini aşarak edeceğiz. Hedeflere ulaşma kapsamında Hükümetimizden Gümrük Birliği, KDV, mesleki eğitim gibi 10 önemli konudaki sorunlara çözüm bekliyoruz.”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre ekim ayında ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15,6 artışla 13 milyar 528 milyon dolar oldu. Bu yılın ilk on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artışla 128 milyar 659 milyon dolar olan ihracat, son 12 aylık dönemde de bir önceki yıla göre yüzde 10,7 artışla 154 milyar 227 milyon dolara ulaştı. Türkiye’nin miktar bazında ihracatı da ekim ayında yüzde 14,1 artarak 10,1 milyon ton olurken, ilk 10 ayda yüzde 11,9 artış gösterdi.

İhracat rakamları TİM’in bu yıl ikincisini düzenlediği İhracat Haftası’nın açılışında Başbakan Binali Yıldırım tarafından açıklandı. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen İhracat Haftasına Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile çok sayıda ihracatçı da katıldı.

Başbakan Binali Yıldırım, açılış konuşmasında “İhracat ekim ayında yüzde 15,6 oranında artarak 13,5 milyar dolara ulaştı. Bu rakam tüm zamanların en yüksek ekim ayı ihracatı. Bu oran ise son 10 yılın en yüksek ekim ayı artış oranı. TİM verilerine göre ekim ayı ile birlikte son 12 aydır aralıksız artış açıklıyoruz. Bu yılın ilk 10 ayında ihracatımız yüzde 11 artarak 128,7 milyar dolara ulaştı. Son 12 aylık ihracatımız da yüzde 10,7 artarak 154,2 milyar dolar oldu” dedi.

Konuşmasında “Türkiye’nin 2023 yılında her bakımdan dünyadaki büyüklükten aldığı pay en az yüzde 2 olmalı” diyerek hedef koyan Başbakan Yıldırım, üç saatlik uçuşla 56 ülkeye ulaşılan Türkiye’nin dünyanın merkezinde olduğunu ve potansiyelinin çok yüksek olduğunu söyledi. Ekonominin Rabiası”nı “yatırım, istihdam, üretim ve ihracat” olarak açıklayan Başbakan, şunları söyledi: “Türkiye’de yatırım ortamı mevcuttur. Dünyada olmadığı kadar çok dinamik gencimiz de var. Üretim maliyetlerini düşürmek için de destekler verdik, vermeye devam edeceğiz.

İhracatçıların TİM’i de var. Bakanı, Başbakanı ve Cumhurbaşkanı da var. Gelecek 10 yılda en büyük gücümüz; ihracat ve yatırımda kaydettiğimiz gelişme olacak. Türkiye, 860 milyar dolara ulaşan milli geliri ile dünyanın 17. büyük ekonomisi. Üç yılda hedef Türkiye’yi üst gelir grubuna sokmaktır. İhracatçılarımız milli gelirimizi 13 bin dolar seviyesine getirmek için çalışmalara başlamalıdır. Dünyada bayrağımızı dalgalandıran siz emektar, vefakar ihracatçılarımıza teşekkür ediyorum.”

“İhracat teşviklerine OVP’yi aşarak teşekkür edeceğiz”
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi de açılış konuşmasında Başbakan’ın pazar çeşitliliğine önem verilmesi talimatı doğrultusunda bu yıl 40 ülkeye ticaret heyeti gezisi düzenlediklerini, 10 ülkeden alım heyeti organizasyonu gerçekleştirdiklerini, 10 Afrika ve 8 Asya ülkesine gittiklerini ve İhracat Haftası etkinliği kapsamında da 66 ülkeden 700’e yakın yabancı misafir ağırladıklarını kaydetti. Son bir yılda ihracat desteklerinin üç katına çıktığını, ihracatçıya yeşil pasaporttan Eximbank finansman kredilerine kadar çok sayıda desteğe kavuştuklarını belirten Büyükekşi, “Biz de asıl teşekkürümüzü OVP’deki ihracat hedefini aşarak edeceğiz. Dünya ticaretindeki payımızı artırarak vereceğiz” dedi. TİM Başkanı Büyükekşi, hedeflere ulaşma kapsamında ihracatçıların çözüm beklediği sorunları Başbakan Yıldırım’a 10 madde halinde arz ederek şunları söyledi:

İhracatçının çözüm beklediği 10 talep
1-Gümrüklerdeki mesai saatleri dışında yaptıkları işlemler için ödenen ek bedelin kaldırılması,
2-İhracatçıya ilave finansman yükü getiren KDV’ye yönelik reformun hayata geçirilmesi,
3-Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi,
4-İhracatın yarısını, yabancı yatırımların yüzde 70’ini temsil eden AB ile ilişkilerin güçlendirilmesi ve yeni fasılların açılması,
5-Büyüme modelinin inovasyon temelinde yeniden tasarlanması,
6-Ar-Ge ve inovasyonun 7’den 70’e bir hayat tarzına dönüştürülmesi için Hükümetin özel sektörü daha fazla desteklemesi,
7-İhracatçıların karşılaştığı sorunların başında gelen kur riski için çalışmaların hızlandırılması,
8-Çalışmaları devam eden Esnek Çalışma Sistemi ve Kıdem Tazminatı ile ilgili düzenlemelerin hayata geçmesi,
9-Dış ticaretle uğraşan firmaların mevzuatta yeri olmamasına rağmen ödediği ve toplamda 700 milyon TL’ye ulaşarak ek maliyet oluşturan ordino parası sorununun çözülmesi,
10-Mesleki eğitim ile kalifiye personel yetiştirilmesine özel önem verilmesi.

2023’te 100 bin ihracatçı hedefi
Konuşmasında Başbakanın eylül ayında ihracatçıların sayısını 100 binlere çıkarmak gerektiği çağrısını da hatırlatan Büyükekşi, “Sanayicilerimiz Başbakanımızın sesini duydu. Sadece bir ayda ailemize 2 bin ihracatçı daha eklendi. 2023’te ihracatçı sayımızı 70 bine çıkaracağız demiştik. Zaten şu an 67 bini aştık. Bu hedefimizi tam 100 bine revize ediyoruz. Ve zirveye ulaşacağız diyoruz” dedi. Büyükekşi, “Lojistik firmalarımıza Avrupa’da bazı ülkeler haksız vergi ve kotalar uyguluyorlardı. Ancak Ekonomi Bakanlığı kordinasyonunda, UND ile birlikte haklı bir savaş verdik. Ve ilk ayağını Macaristan’da kazandık. Bu karar bizlere aynı sıkıntıyı yaşatan diğer Avrupa ülkelerine de örnek olur” dedi.

“Ali topu tut” yerine üretim mesajları öğretilmeli
Türkiye’nin 2023 hedeflerinin 500 milyar dolar ihracat, dünya ticaretinden yüzde 1,5 pay almak ve 1milyar doların üzerinde ihracat yapan il sayısını 27’ye yükseltmek olduğunu hatırlatan Büyükekşi, ülkenin gelişmesi ve ilerlemesi için en büyük atılımı eğitimde gerçekleştirmek ve üretimin önemi konusunda toplumda farkındalık yaratmak gerektiğine de dikkat çekti. Büyükekşi, “Ülkelerin öğrencilere ilkokulda okumaya öğretirken gösterdiği fişlere baktığımızda ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Japonya’da çocuklar “Yaşamak için üreteceksin” cümlesi ile okumaya başlarken, Almanya’da “Üretim ve yaşam disiplinle başlar” ile okumayı öğretiyorlar. Türkiye’de biz ne öğretiyoruz? “Ali topu tut!” Artık, biz de öğrencilerimize okula başladıklarında üretime yönelik cümleler öğretmeliyiz” dedi.

İhracatın verilen desteklerle atağa geçtiğini, geçen yıl OVP açıklandığında 153,3 milyar dolarlık hedef konulduğunu, bu rakama 10 ayda bir hayli yaklaştıklarını belirten Büyükekşi, “Daha 2 ayımız var. Yeni OVP tahmini olan 156,5 milyar doları da hep birlikte aşacağız. Ayrıca, ihracatımız dünya ortalamasının 5 puan üzerinde artıyor” dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de “İhracatta bu yıl için yeni OVP tahmini olan 156,5 milyar doları, ihracatçılarımızda bu aşk olduğu müddetçe aralık ayında yerle bir ederiz. İhracat konusunda verilen desteklerden fuarlara kadar pek çok alanda bürokratik işlemleri sadeleştirdik. Eximbank’ta da bugüne dek görülmeyen destekleri veriyoruz. Hatta dünyanın stabilizasyon konusunda tereddütlerin olduğu bir dönemde bunları yapmaya cesaret ettik. İhracatımızın yüzde 26’sını finanse eden Eximbank, 2018 yılında ihracatı yüzde 30’a yaklaşan rakamlarda finanse etmeyi sürdürecek. 2018 yılında Güney Kore’yi de geçerek dünyada 1 numara olacak. Çok yakında yer küreyi sarsacak üretim ordusu geliyor” dedi.

İhracatın lider sektörü otomotivde artış yüzde 19,1 oldu
Verilere göre ekim ayında en fazla ihracatı 2 milyar 632 milyon dolarla yine otomotiv yaparken, sektörün ihracatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,1 arttı. Ekim ayı ihracatında otomotivi 1 milyar 538 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon ve 1 milyar 467 milyon dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti.
Ekim ayında en fazla ihracat artışı yaşayan sektörler; ihracatını yüzde 47 artıran Zeytin ve Zeytinyağı, yüzde 36,4 artıran Çelik ile yüzde 28,1 artıran Süs Bitkileri sektörleri oldu. Genel kategorilerde ise tarım ihracatı yüzde 7,9 Sanayi ürünleri ihracatı yüzde 17,2 ve Madencilik ürünleri ihracatı da yüzde 15,2 arttı.

Almanya, İngiltere ve ABD ilk üçte
İhracat pazarları bazında ekim ayında 163 ülke ve bölgeye ihracat arttı. En fazla ihracat yapılan ilk üç ülkeden Almanya’ya yüzde 11,9, İngiltere’ye yüzde 12,7, ABD’ye yüzde 31 artış kaydedildi. ABD’ye ihracat artışında otomotiv ve kimyevi maddeler ihracatındaki artışlar etkili oldu. Ekim’de en fazla ihracat yapılan ilk 20 ülke arasında en yüksek artış ise yüzde 62 ile yine Rusya’ya oldu.

AB’ye ihracat yüzde 17,6 arttı
Ülke grubu bazında bakıldığında ekim ayı ihracatı AB’ye yüzde 17,6 artarken, AB’nin ihracattaki payı da yüzde 50,6 oldu. AB’den sonra en çok ihracat gerçekleştirilen Orta Doğu pazarına ihracat ise yüzde 2,6 arttı.

Ekim ayında 57 il ihracatını artırdı
Ekimde iller bazındaki performansta toplam 57 il ihracatını artırırken, 23 ilin ihracatı ise geriledi. En fazla ihracat yapan ilk beş ilin ihracatları şu şekilde gerçekleşti: İstanbul 5,7 milyar dolar, Bursa 1,3 milyar dolar, Kocaeli 1,2 milyar dolar, İzmir 783 milyon dolar ve Ankara 610 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. En fazla ihracat yapan ilk 10 il arasında en yüksek ihracat artışını yüzde 62 ile yine Sakarya gerçekleştirdi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Akdeniz doğal gazı için önemli anlaşma

İsrail’de özel sektörde faaliyet gösteren az sayıdaki enerji şirketinden biri olan Zorlu Enerji’nin ortağı olduğu Dorad, Ashdod ve Ramat Negev enerji şirketleri Akdeniz’deki Karish ve Tanin sahaları için “Gaz Alım Satım” anlaşmasına imza attı.

Zorlu Enerji Grubu’nun İsrail elektrik ihtiyacının yüzde 7’sini karşılayan Dorad, Ashdod ve Ramat Negev doğal gaz santrali için, Energean tarafından İsrail offshore bölgesinde geliştirilmekte olan Karish ve Tanin rezervuarlarındaki doğal gazı tedarik etmek üzere “Gaz Alım Satım” anlaşması imzalandı. Energean Israel şirketi ile imzalanan anlaşmaya göre en az 14 yıllık süre boyunca İsrail’in en büyük enerji santrali olan Dorad, Karish ve Tanin rezervuarlarından 6.75 milyar metreküpe kadar, Ramat Negev ve Ashdod santralleri ise aynı süre boyunca toplam 2.65 milyar metreküpe yakın doğal gaz satın alacak. Energean’ın geçtiğimiz yıl satın aldığı, İsrail’in deniz sahası içinde yer alan Karish ve Tanin rezervuarlarından doğal gaz üretimi 2020’de başlayacak.

İsrail’in enerji ihtiyacının yüzde 7’sini 25 yıl boyunca karşılayacak
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Zorlu Enerji Grubu Başkanı Sinan Ak, “Ortaklarımızla hayata geçirdiğimiz toplam 1.031 MW kurulu güçte üç doğal gaz santrali, İsrail’in enerji ihtiyacının yüzde 7’sini 25 yıl boyunca karşılayacak. Bu yatırımlarımızın, bölge için büyük önem arz eden Akdeniz doğal gazının geliştirilmesi yolunda önemli bir anlaşmaya imza atmış olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Dorad, Ashdod ve Ramat Negev doğal gaz santrallerimizin Energean Israel ile imzaladığı ‘Gaz Alım Satım Anlaşması’ Akdeniz’de keşfedilen en önemli sahalardan olan Karish ve Tanin rezervuarlarının sektöre kazandırılması anlamında ilk adımlardan biri” dedi.

Zorlu Enerji Grubu, İsrail’in özel sektör yatırımlarıyla kurulan en büyük santral olan ve Mayıs 2014’te devreye alınan 840 MW kurulu güçteki Dorad Doğal Gaz Santrali’nin yüzde 25, Ashdod ve Ramat Negev santrallerinin ise yüzde 42,15 oranında ortağı konumunda.

Faselis/Türkiye’de Enerji