7.6 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 140

44 yıl önce öldürülen Raif Karadağ’ı unutmadık!!

Devletimiz tarafından ‘milli görev’ ile petrol ve Musul konusunu araştırmak için Musul’a gönderilen Raif Karadağ 5 yıl yaptığı gözlem ve incelemeler ardından 11 Aralık 1973 tarihinde ülkemize dönüyor.

Belgeleri cumhurbaşkanına sunacağı gün otel odasında ölü bulunması petrol ile alakalı bizim oyun dışına bırakıldığımızı ispatlamıyor mu? Karadağ, ölümünden bir gün önce yakınlarına, “Burada ne Irak kalacak ne de başka ülke. Hepsini tarihten silecekler” demiş.

İyi derecede Osmanlıca-İngilizce bilgisi ile Türk ve İngiliz arşivlerinde Türkiye lehine bulduğu belgelerin ardından Diyarbakır-Musul hattında ‘Petrol araştırmaları’ yapmış. Amerikan ve İngiliz şirketlerinin açtığı kuyularda ve Sultan Abdülhamit’in hazırlattığı raporları inceledikten sonra ‘Türkiye’nin kendisine 100 yıl yetecek petrolü olduğunu’ raporlayan Karadağ, 50 yıl önce adeta bugünün de resmini çekmiş: “Bu petrolü bize vermezler. Bölgede ne Irak kalacak ne de başka bir ülke.”

Şüpheli ölümüne ve ailesinin de talep etmesine rağmen Karadağ’ın cenazesi otopsi yapılmadan aceleyle defin ediliyor.

Raif Karadağ, Ankara Anlaşmasının birinci maddesinde atıf yapılan ‘Brüksel Sınır Çizgisi’ anlaşmasını incelediğinde, BM’nin oybirliği ile aldığı karara göre, 1932’den itibaren Kerkük’ün kuzeyine kadar olan bölgenin Türkiye’ye verilmesini gündeme getirmiş.

 

Bizler ‘vatan için’ yaşarız, onlar ise ‘petrol için’ öldürür

Irak’ın ABD işgaline uğramasının üzerinden tam 14 yıl geçti. 21 Mart 2003 gecesi, ABD savaş uçakları ve füzelerinin Bağdat’ı bomba yağmuruna tutmasını canlı canlı televizyon kanallarından izlemiştik. Bizimle aynı anda dünya vatandaşları da saldırı gecesini saniye saniye takip ederek, ABD’nin zalimlikte sınır tanımadığını hafızalarına kazımıştı. İşgal şöyle oldu, böyle oldu diyerek detaylara girmeyeceğim. Neden ve niçin boyutu ile olaya bakmakta fayda olacağı kanaatindeyim.

ABD’nin eski Savunma Bakanı Chuck Hagel’in Irak’ın işgali için söyledikleri nedenleri ile kaosu tek cümle ile açıklar niteliktedir.

Hagel, “Biz petrolü önemsiyoruz ve onun için savaşıyoruz. Irak’ta da önemli bir nedenden dolayı bulunuyoruz…” diyerek kendi ülkesinin kalesine işgal anında 90’dan gol atmıştı. Şu an bu yazıyı okurken, evde olabilirsiniz, sokakta, bir kafe’de, işyerinde veya aracınızda olabilirsiniz. Nerede olursanız olun, sessizce etrafınıza bakın. Bakış açınızda gördüğünüz herşey ama herşey hammadde ile yapılmıştır. Hammadde olmasaydı, şu an görüş açınızda bulunan hiçbir şeyi göremeyecektiniz. Harpler, işgaller ve kaos planları hammadde kaynaklarının bulunduğu coğrafyada cereyan etmektedir.

Daha kuvvetli, daha güçlü ve her imkanı kendi tasarruflarında değerlendirmek isteyen güçler kimi zaman birbirleriyle çatışmış, kimi zamanda başkalarını başka birileri ile savaştırarak denge kurmaya çalışmışlardır.

Bu mücadelelerin ve kanlı hesaplaşmaların nedeni ise petrole sahip olma isteği olmuştur. Petrol devlerinin Osmanlı’yı nasıl yıkıma götürdüğünü sorgulamıyoruz. Burada esasında Osmanlı oyun dışı bırakılmamıştır. Oyun dışına Türkler alınmış ve kardeşin kardeşe düşman olacağı tohumlar cumhuriyetin her karış toprağına itina ile ekilmiştir.

Neden ve niçinleri öğrenmeyi bırakın, aklından geçiren bir nesilin bile yetişmemesi için ellerinden gelen yapılmıştır.

Masonlar ve Sabetayistler bu amaç ile ülkemizde ekilen nifak tohumların yeşermesine kadar ince ince topraklarımızı sulamışlardır.

Yıl 2017 hala tarihimizi bilmiyoruz. Tarihimizin yanlış öğretildiğini biliyoruz, fakat gerçek tarihimizi araştırmıyoruz.  “Türkler olarak dünyanın dört bir yanını biz yönetiyorduk, biz büyük imparatorluktuk, dedelerimiz evrene adalet dağıtırdı” diyerek boş boş konuşarak boş vakitlerimizi dolduruyoruz.

Sevgili okurlarımız enerjiniz daim, boş vakitlerinizin de dolu dolu olmasını dilerim.

 

Maden ihracatı 4 milyar 300 milyon dolara ulaştı

Geçen hafta, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın katılımıyla Antalya’da gerçekleştirilen ‘Madencilik Çalıştayı’nın çok verimli geçtiğini söyleyen İMİB Başkanı Aydın Dinçer, çalıştayla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Sektörün tüm paydaşları bir aradaydı. İhracatı artırıcı tedbirler üzerinde duruldu. 2023 hedefi olan 15 milyar dolar rakamına ulaşabilmenin stratejileri gözden geçirildi. Katma değeri yüksek ürün ihraç etmenin şart olduğu hususunda mutabık kalındı. Hepsinden önemlisi de Bakan Albayrak’ın sektör hakkındaki olumlu düşünceleriydi. Sektöre vereceği destek sözleriyle moralimizi yükseltip motivasyonumuzu artırdı. Hedefe odaklanmamızı sağladı.”
Maden ihracatı hızla artıyor
Sektörün Ocak-Kasım 2017 döneminde yaklaşık 4 milyar 300 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğine dikkat çeken Dinçer, “Yılsonu hedefini yakalamaya az kaldı” diyerek; sözlerine şöyle devam etti:
“Hayatın her alanında, bazen farkında olmasak bile kullandığımız her şeyin bir maden ürününden yapıldığını biliyoruz. Bu bilgi ışığında kamuoyunda farkındalık oluşturacak çalışmalara hız verdik. Kamuoyu desteğini de alarak başta doğal taş olmak üzere tüm maden ürünlerinin ihracatını artıracağız. ‘Yükte ağır pahada hafif’, diye tanımlanan doğal taşı ‘yükte hafif pahada ağır’ hale getirinceye kadar Ar-Ge yatırımlarını sürdürecek, inovatif düşünceyi asla terk etmeyeceğiz.”
Madencilik emek yoğun bir sektör
“Türkiye’de madencilik ağırlıklı olarak emek yoğun yöntemlerle yapılıyor” diyen Dinçer, her sene 4 Aralık’ta kutlanan Dünya Madenciler Günü’nün önemi nedeniyle iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında da açıklamada bulundu:
“İşçi sağlığı ve iş güvenliği, çevre duyarlılığı sektörün hassasiyet gösterdiği hususlardır. Özellikle üretimde gelişmiş teknolojik yöntemler kullanmaya başladıkça, bu, hem madencilerin çalışma koşullarını iyileştirici etki ediyor, hem de katma değerli ürün üretmenin önünü açıyor. Hedeflere ulaşmak için katma değeri yüksek üretime ağırlık vermeye devam ediyoruz.”
İhracatta en büyük katkı doğal taştan
İMİB Başkanı Aydın Dinçer; maden ihracı ile ilgili şu bilgileri de verdi:
“Bu yılın Ocak-Kasım döneminde doğal taş ihracatı 1 milyar 900 milyon dolara ulaştı. Ardından 1 milyar 200 milyon dolar ile metalik cevherler geliyor. Endüstriyel minerallerin ihracat rakamı ise 806 milyon dolar oldu. Aynı dönemde maden ihracatı yapılan ilk 5 ülke sıralamasında ilk sırayı 1 milyar 500 milyon dolar ile Çin aldı. Çin’i, 398 milyon dolar ile ABD, 209 milyon dolar ile Belçika, 157 milyon dolar ile İtalya ve 140 milyon dolar ile İspanya takip etti.”

Faselis/Türkiye’de Enerji

Kolen enerji̇den tüketi̇ci̇ye elektri̇kte 24 saat tasarruf modeli̇

Abonelerine sadece elektrik tedarik eden değil, onlara aynı zamanda çözüm ortaklığı sunan bir şirket olarak sektörde fark yarattıklarını vurgulayan KOLEN Elektrik Genel Müdürü Kaya Uğur Karayurt, “24 Zamanlı” ödeme modeliyle Türkiye’de bir ilke daha imza attıklarını söyledi: ”Yepyeni bir kullanım ve ücretlendirme modeli geliştirdik. Sektörde malum olduğu üzere üç zamanlı kullanım ve ücretlendirme de mevcuttu. Saatlik okuma yapılabilen abonelerde biz biraz daha öteye götürüp, yepyeni bir model sunuyor, “24 Zamanlı” kullanım ve ücretlendirmeyi teklif ediyoruz. Biz bu uygulama ile günü farklı zamanlara bölerek farklı fiyatlandırma sunuyoruz. Bu modelle abonelerimiz sadece verimliliğe odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda elektriği de daha avantajlı, daha iyi fiyatlarla kullanmış oluyor. “
Elektrik piyasasının serbestleşmeye başlamasıyla birlikte hızlı hareket ederek gerçekleştirdiği teknolojik atılımlarla sektöre ilkleri kazandıran KOLEN Elektrik, abonelerine sunduğu çözüm ortaklığıyla da sektörün bir adım önünden ilerliyor. Bu kapsamda “Her Aboneye Bir Danışman”, “WhatsApp’tan Elektrik”, “Ön Ödemeli Elektrik”, “www.faturaniyolla.com”gibi hizmetleri sektöre kazandıran şirket, yine sektörde bir ilk olarak “24 Zamanlı”uygulamayı da abonelerine sunmaya hazırlanıyor. Şirketin yeni hedefleri ve sektörün en yeni uygulaması olan “24 Zamanlı”nın detaylarının aktarıldığı basın toplantısında konuşan KOLEN Elektrik Genel Müdürü Kaya Uğur Karayurt, sektöre ilişkin değerlendirmede bulunarak basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Teknolojik açılım dönemi başlattı
Konuşmasında KOLEN Elektrik’in sadece yedi yıl önce kurulmasına rağmen hızlı bir büyüme performansı sergileyen bir şirket olarak, sektördeki öncü misyonuyla emin adımlarla ilerlediğini vurgulayan Karayurt, özellikle elektrik piyasasının serbestleşmeye başlamasıyla birlikte en hızlı hareket ederek teknolojik açılım dönemi başlatan şirket olarak ön plana çıktıklarını kaydetti.
Abonelerinin çözüm ortağı
“Her Aboneye Bir Danışman”, “Whatsapp’tan elektrik”, “Ön Ödemeli Elektrik”, “www.faturaniyolla.com” gibi uygulamalar aracılığıyla tüketicilerin taleplerini en iyi şekilde karşıladıklarını belirten Karayurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’ye kazandırdığımız bu ilkler aracılığıyla abonelerimiz, günün 24 saati istedikleri an kendilerinin hizmetlerine sunduğumuz danışmanlarına Whatsapp üzerinden ulaşabiliyor. Cep telefonundan elektrik faturasının fotoğrafını faturaniyolla.com adlı mobil servise gönderen aboneler, kendileri açısından avantaj olabilecek her detayı öğrenme şansına sahip olabiliyor. Onlara sunduğumuz cazip paketlerden haberdar olabiliyor.”

“24 Zamanlı” uygulama ile yüksek faturanın önüne geçecek
Yeni piyasaya sunmaya hazırlandıkları “24 Zamanlı” uygulamasıyla da elektrikte tüketicici tasarrufu açısından Türkiye’de bir ilke imza attıklarını vurgulayan Karayurt, uygulama hakkında şu bilgileri paylaştı:
“Tüketici tarafında enerjiyi dengeli tüketmek kritik mesele. İşte bu sebeple yeni bir kullanım ve ücretlendirme modeli geliştirdik. Sektörde malum olduğu üzere üç zamanlı kullanım ve ücretlendirme de mevcuttu. Saatlik okuma yapılabilen abonelerde biz biraz daha öteye götürüp, yepyeni bir model sunuyor, “24 Zamanlı” kullanım ve ücretlendirmeyi teklif ediyoruz. Elektrikte tüketiminiz gün içerisinde saat saat değişiyor, her saat farklı tüketim yapılıyor. Biz bu uygulama ile günü farklı zamanlara bölerek farklı fiyatlandırma sunuyoruz. Bu modelle abonelerimiz sadece verimliliğe odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda elektriği de daha avantajlı, daha iyi fiyatlarla kullanmış oluyor. Elektrik enerji ihtiyacı olan, teklif talep eden tüm tüketiciler şu andan itibaren bize ulaşıp, teklifimizin detaylarını öğrenebilirler.”
Değişime KOLEN yönetimi
Serbest tüketici uygulamasıyla sektörde tüketici taleplerinin hızla değiştiğine ve bu değişime ayak uyduramayan şirketlerin yok olacağı bir dönemin içerisinde olduklarına işaret eden Karayurt, “Biz bu değişimi kendi bünyemizde en iyi şekilde yönetiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz teknolojik açılımlar, şirketimizin büyüme performansına ciddi bir katma değer sağlıyor. 2014 yılından bu yana sergilediğimiz yüzlük bir büyüme performansı bunun çok açık bir göstergesini oluşturuyor. Manisa’da, yerli kömür kaynaklı, 255 mw’lik iki üniteden toplamda 510 mw kurulu güce sahip 1.1 milyar dolarlık yatırım bedeline sahip olan termik santralimiz 2018 ilk yarısında devreye girecek.1.5 milyar dolarlık yatırımla yapımı süren Çayırhan Termik Santrali ise tamamlandığında 800 mw güçle hizmet verecek” diye belirtti.

‘Enerjimi Koruyorum’ Projesi Enerjisa’ya Yeni Bir Ödül Getirdi

Türkiye enerji sektörünün öncü şirketi Enerjisa, enerji verimliliği alanında yürüttüğü sosyal sorumluluk projesi ‘Enerjimi Koruyorum’ ile toplumda farkındalık yaratırken, alanındaki önemli ödülleri de toplamaya devam ediyor.

Enerjisa’nın yedi yıldır aralıksız sürdürdüğü ‘Enerjimi Koruyorum’ projesi, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği’nin düzenlediği Sürdürülebilir Kalkınma Akademi Ödülleri’nde bu yıl ‘Sorumlu Tüketim ve Üretim’ kategorisi ödülünün sahibi oldu. ‘Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ teması altında 9. Kez düzenlenen Kurumsal Sosyal Sorumluluk Pazaryeri etkinliği, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği ve Cenevre merkezli Sürdürülebilir Kalkınma Akademisi iş birliğinde gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKH) ile paralel dallarda gerçekleştirilen Sürdürülebilir Kalkınma Akademi Ödülleri ülkemizde ilk defa düzenlendi.

250 binden fazla çocuğa eğlenceli enerji tasarrufu eğitimi

Enerjisa’nın çocuklarda enerji verimliliği konusunda farkındalık oluşturarak bilinçlendirmeyi amaçladığı ‘Enerjimi Koruyorum’ projesi Enerjisa’nın AYEDAŞ, Başkent ve Toroslar elektrik dağıtım bölgelerinde, 14 ilde gerçekleştiriliyor. Alışkanlıkların, çevre ve tasarruf konusunda farkındalığın oluşmaya başladığı 7-10 yaş aralığındaki çocuklara düzenlenen enerji verimliliği eğitimleri onların dikkatini çekebilecek, ilgi çekici ve eğlenceli içeriklerle hazırlanıyor. Aynı zamanda, Enerjisa’nın gönüllü çalışanlarından oluşan “Enerjik Gönüller” tarafından gerçekleştirilen eğitimler ile sosyal sorumluluk bilinci kurum içi kültürde de destekleniyor. Bugüne kadar 14 ilde, 550 okulda, 330 gönüllü çalışanı ile 250 binden fazla öğrenciyle buluşulan projede eğitimlere ek olarak, çocukların öğrendikleri bilgileri pekiştirebilecekleri “Bremen Mızıkacıları” isimli bir tiyatro oyunu da sergileniyor. Bu yıl 80 eğitmen ile 2000’den fazla öğrenciye ulaşarak projeyi ödülle taçlandıran Enerjisa, gelecek eğitim-öğretim yılında Enerjimi Koruyorum projesini sürdürmeye devam edecek.

Projeye Avrupa’dan da ödül…

‘Enerjimi Koruyorum’ projesi ile geçen yıl Stevie Ödülleri’nde ‘Avrupa Yılın Sosyal Sorumluluk Programı’ kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü’ne layık görüldüklerini belirten Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Murat Pınar “İnsan için çalışıp yatırımlarımıza devam ederken, geleceğe katkı sağlayacağına inandığımız sosyal sorumluluk projelerine önem veriyoruz. Bu yüzden Türkiye’de en önemli konulardan biri olan enerji verimliliği hakkında kamuoyunda ve özellikle ilkokul öğrencilerinde bilinçlendirme çalışmalarımıza ağırlık verdik. Birleşmiş Milletlerin, uluslararası standartlarda değerlendirdiği 17 Sürdürülebilir kalkınma hedefinden “Sorumlu Tüketim ve Üretim” kategorisinde ödül almak bizler için çok gurur verici. Aldığımız bu değerli ödül de doğru yolda olduğumuzu gösterdiği gibi, önümüzdeki dönemde de çalışmalarımızı yaygınlaştırmaya devam edeceğiz” dedi.

Daha fazla öğrenciye ulaşmak için dijital kanallar da kullanılıyor

Projeye ülke genelinde daha fazla öğrenciye ulaşmak için dijital kanalların kullanımını da entegre edildi. Proje web sitesi üzerinden (www.enerjimikoruyorum.org ) ve “Enerjimi Koruyorum” Mobil uygulaması ile çocuklar enerji verimliliği oyununu oynayabiliyor, dünyanın enerji kaynaklarıyla ilgili bilgi ediniyor ve oyunlar yardımıyla keyifli bir şekilde kısıtlı kaynakları nasıl koruyabileceklerini öğreniyorlar.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türkiye Seracılıkta Rekabet Gücünü, Jeotermal ve Güneş Enerjisi İle Arttıracak

Antalya’da 29 Kasım – 02 Aralık tarihleri arasında ‘Tarım ve Teknolojinin Global Buluşması’ ana temasıyla düzenlenen Growtech Eurasia 17.Uluslararası Sera, Tarım Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarı’nda, sektör temsilcileri “Tarım Teknolojilerinin Bugünü ve Geleceği”ni tartıştı. Panelde konuşan Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği (SERA-BİR) Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Yanmaz, modern seracılığın gelişmesi için jeotermal ve güneş enerjisinin etkin kullanılmasının Türkiye’nin rekabet gücünü arttıracağını söyledi.

Growtech Eurasia Tarım Sohbetleri çerçevesinde Tarım Editörü İrfan Donat’ın moderatörlüğünde Anfaş Salonu’nda gerçekleşen panelde, Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği (SERA-BİR) Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Yanmaz, Doktar Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanzer Bilgen, Sera Konstrüksiyon, Donanım ve Ekipman Üreticileri ve İhracatçıları Derneği (SERKONDER) Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Bülent Aytekin ile Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Topakçı konuşmacı olarak yer aldı.

“Modern seracılığın gelişmesi için jeotermal ve güneş enerjisi etkin kullanılmalı”
Panelde konuşan Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği (SERA-BİR) Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Yanmaz, Türkiye’nin en büyük avantajlarından birinin tarımsal gelişim potansiyeli olduğunu söyledi. İsrail, Hollanda, Almanya gibi büyük sanayi ülkelerinin tarıma halen büyük teknolojik yatırım yapmakta olduğunu ifade eden Yanmaz, “Büyük firmalarımızın seracılığa yönlenmesiyle birlikte seracılığın teknolojiyle buluşarak, tarladakinden daha sağlıklı ve verimli ürünler ortaya koyduğu görülüyor. Teknolojik seralarda üretimin her aşaması otomasyon ile yönetildiğinden yüksek kalite açısından belli standartların gerçekleştirilebilmesi mümkün oluyor” dedi.

“Seracılıktaki gelişimlerin esas belirleyici unsurlarından birinin Türkiye’deki jeotermal kaynaklar olduğunu” belirten SERA-BİR Başkanı Müslüm Yanmaz, Türkiye’nin bir jeotermal cenneti olduğunu belirterek, jeotermal kullanımının yaygınlaştırılmasıyla birlikte enerji maliyetlerinde önemli tasarruf elde edilebileceğini söyledi. “Mevcut ortamda Türkiye, sera büyüklüğü bakımından Avrupa’da 2. sırada yer alırken, ihracat bakımından en son sırada ve en düşük fiyatla ürün satan ülke konumunda” diyen Yanmaz, “Bunun ana nedeni de profesyonel tarım ve profesyonel seracılık yapılmaması. Öncelikle seralarımızı profesyonel hale getirmemiz gerekiyor. Jeotermali ve güneşi etkin kullanmalıyız. Devletin yatırımcıların önünü açması gerekiyor. Özellikle kırsalda yaşayan kadınlarımızın üretici konumuna gelmesi gerekiyor. Bu da modern seracılıkla mümkün. Modern seracılığa baktığımızda, kadın istihdamına dönük bir uygulama, ihracat sağlayan bir kalem, tarımda teknolojinin uygulanabildiği bir alan, birim alandan en yüksek verim elde edilebiliyor ve kaliteyi artırıyor. Tüm bunları da göz önünde bulundurarak modern seracılığın önünün açılması gerekiyor” dedi.

“Rekabet için organize sera bölgeleri şart!”
Türkiye’de seracılık hakkında bilgi veren Sera Konstrüksiyon, Donanım ve Ekipman Üreticileri ve İhracatçıları Derneği (SERKONDER) Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Bülent Aytekin, yatırımların önündeki engeller nedeniyle rekabet gücünün azaldığını vurgulayarak organize sera alanlarının geliştirilmesiyle birlikte rekabette tekrar güç kazanılabileceğini belirtti. Growtech Eurasia Tarım Sohbetleri panelinde konuşmacı olarak yer alan Aytekin, “Türkiye’de 650 bin dönüm örtü altı yetiştiriciliği mevcut. Ancak bunun 12-13 bin dönümü profesyonel seralardan oluşuyor. Türkiye’de jeotermal, güneş ve kömür kaynakları yeterince kullanılamıyor. Rekabet ettiğimiz Türki Cumhuriyetler, Ortadoğu ve Rusya Federasyonu gibi ülkelerde ise doğal kaynak kullanımı çok yüksek ve maliyeti çok düşük. Dolayısıyla rekabet gücümüz zayıflıyor. Gün geçtikçe kan kaybediyoruz. Rekabet ettiğimiz ülkeler bizden daha fazla profesyonel seraya sahip olmaya başladılar. Ülkemizde uygun bölgelerde, alternatif enerjilerin kullanılabildiği alanlarda profesyonel seracılığın geliştirilmesi ve organize sera bölgelerinin oluşturulması gerekiyor” dedi.

“Tarımın geleceği akıllı tarım teknolojilerinde”
Akıllı tarım teknolojileri konusunda bilgi veren Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Topakçı, tarım ve teknoloji buluşmasının önemine değinerek, seracılığın bu buluşmada büyük rol oynadığını vurguladı. Topakçı, “Dünya nüfusunun artışıyla birlikte yiyecek gereksinimi de artıyor. Yeni tarım alanları açamadığımızdan mevcut alanların etkin biçimde kullanılması zorunlu. Akıllı tarım teknolojileri bu kapsamda mevcut alanların verimli kullanılmasını sağlıyor. Akıllı tarım teknolojileri; bilgisayar, elektronik ve kontrol teknolojilerinin çevrenin korunması için uygulanmasıdır. Yenilikçi bir teknoloji. Sürdürülebilir tarım kapsamında değerlendirdiğimizde önceliğimiz çevre kirliliğinin azaltılması, barınma ihtiyacı ve doğal kaynakların etkin kullanımıdır. Akıllı tarımın ilk uygulamalarını özellikle seralarda görebiliyoruz. Hayvancılık işletmelerinde de süt sağma, yemleme robotlarıyla bu uygulamaları görebiliyoruz. Geleneksel tarım uygulamalarında toprak analizi gerçekleştirirken, arazinin çeşitli noktalarından toprak örneği alarak tümünü karıştırıp bu karışımın analizini gerçekleştiriyoruz. Bunu yaparken tüm arazi homojenmiş gibi yanlış bir yaklaşım söz konusu. Akıllı tarım teknolojilerinde ise arazinin noktasal analizleri yapılarak haritalandırılmakta ve bu değişkenlere bağlı uygulamalar yapılabilmektedir. Bu da ilaçlama, gübreleme anlamında da önemli tasarruflar sağlamaktadır” dedi.

“Tarladaki bitkinin gelişimi uydu görüntüleri ile uzaydan takip ediliyor”
Tarım teknolojileri alanında hizmet veren Doktar’ın Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanzer Bilgen de panelde gerçekleştirdiği konuşmasında, veri analizinin önemine değindi ve Doktar’ın geliştirdiği teknolojik çözümler hakkında bilgi verdi. Bilgen, “Doktar olarak tarım ve teknolojiyi birleştirerek işin matematiğine bakıyoruz. Elde ettiğimiz veriyi işleyerek üreticilerimizin hizmetine sunuyoruz. Hava, toprak ve bitkinin takibinin yapılmasını sağlıyoruz. Öne çıkan üç teknolojimiz mevcut. Bitkinin gelişimini takip etmek için uydu görüntülerini kullanıyoruz. Birçok uydudan gelen veriyi işleyerek zaman serisi içerisinde bitkinin gelişimini ve sağlığını izleyebiliyoruz. Ayrıca meteoroloji istasyonlarımız mevcut. Cep telefonunuza gönderilen mesajlarla anlık takip yapabilmeniz mümkün olabiliyor. Üçüncü teknolojimiz ise toprağı analiz etmeye yarayan özel bir cihaz. Petrol endüstrisinde kullanılan bu cihaz, ışın yöntemiyle toprağın analizini 2 dakika içerisinde ve standart olarak yapabiliyor. Cihazdan cihaza değişiklik gösteren bir analiz ortaya koymuyor. Analizlerde insan hatasının da önüne geçilmiş oluyor” dedi.

Çin’den ABD’ye, İsveç’ten Kamerun’a Dünya Ülkeleri Growtech Antalya Tarım Fuarı’na Akın Etti…
Bu yıl 17’ncisi düzenlenen Growtech Eurasia Uluslararası Sera, Tarım Ekipmanları ve Teknoloji Fuarı, 29 Kasım-02 Aralık tarihleri arasında ’da Antalya Expo Center’da 50 bin m2 alanda ABD, Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarından 30 ülkeden 800 firma katılımı ile yapıldı. Çin’den ABD’ye, İsveç’ten Kamerun’a, Mısır’dan Rusya’ya, İtalya’dan İsrail’e kadar birbirlerinden binlerce kilometre uzaklıktaki tarım sektörü temsilcileri, 4 gün süre ile Antalya’da Growtech Eurasia çatısı altında buluştu. Fuar, T.C. Ekonomi Bakanlığının koordinasyonu ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin organizasyonu ile Alım Heyeti Programı’na evsahipliği yaptı. Program kapsamında Azerbaycan, Çek Cumhuriyeti, Gürcistan, Hırvatistan, Kazakistan, Kosova, Sudan, Tacikistan, Ürdün gibi ülkelerden 27 firma heyeti, Growtech Eurasia’da katılımcılarımızla fuar alanında birebir görüşmeler yaptı. GROWTECH ATSO Tarımsal İnovasyon Ödülleri, 30 Kasım 2017’de Growtech Eurasia’da Anfaş Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi. Ödül kazanan proje ve ürünler fuar alanında ATSO standında sergilendi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

2018 Türkiye için Maden Çağı Olacak

Hükümetin, 2018 yılı itibariyle yerli kömür üretimi ve santral yapımına yönelik özel bir teşvik paketi hazırlığında olduğunu açıklaması, gözleri kömür ve madencilik sektörüne çevirdi. Türkiye’nin yaklaşık 35 – 40 milyon tonluk kömür ithalatını azaltmaya yönelik bu yaklaşım, sektörde yeni yatırım ve işbirliklerinin kapısını araladı.

Yılda 700 bin ton kömür hacmi ile Türkiye’nin önde gelen markalarından biri olan Muzaffer Polat Group, Amasya Suluova ve Balıkesir Kepsut’taki madenlerinde yılda 200 ila 250 bin ton arası yerli kömür çıkarıyor. Amasya’da 250.000 ton/yıl tüvenan kömür üretim kapasiteli kömür ocağı işletmesini faaliyete geçiren M. Polat Group, ayrıca Burdur Merkez’de maden sahalarına sahip. Grubun halen bu sahalarda kömür arama sondajı ve Ar – Ge çalışmaları devam ediyor. Amasya Suluova için 150 bin ton/yıl, Balıkesir Kepsut için de 150 bin ton/yıl kömür üretimi yapılıyor.
Türkiye’nin 2018 yılında beklenenin üzerinde bir büyüme göstereceğine inandığını dile getiren M. Polat Group Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Polat, “Hem sektöre hem de grubumun çalışmalarına bakar isek 2018 yılının önemli gelişmeleri beraberinde getireceğini söyleyebiliriz. Özellikle hükümetimizin attığı adımlarla sektörümüz önemli bir ivme yakalayacak. Son bir yılda 1.4 milyar ton yeni kömür rezervi keşfedildi. Yani ülkemizdeki potansiyel rezerv her geçen gün artıyor. Şu anda Türkiye’de yaklaşık 350 milyar dolarlık bir değer olduğu öngörülüyor. Bu değerden faydalanmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Grup olarak Ar- Ge çalışmalarına büyük önem verdiklerinin altını çizen Muzaffer Polat, “Türkiye’nin en kaliteli kömürlerinin olduğu Soma ve Kınık Bölgesinde yoğunlaşarak lisanslar edindik. Lisansların toplamı 2 bin hektar oldu. Bu bölgelerde yoğun Ar – Ge çalışmasına başladık. Fiba Grubu’nun iştiraki Fina Enerji Holding ortaklığıyla yürüttüğümüz bir projemiz mevcut. Altı milyon ton/yıl kömür üretimi ve 2*350 Megavat termik santral kurulumu hedefiyle çalışmalarımıza üç yıl önce başladık. Projemizi iki ayağa ayırıyoruz. Bu ayaklardan biri olan maden grubunda yatırımımız çok hızlı ilerliyor. 2018’in altıncı ayında üretime geçmeyi hedefliyoruz. Yılda 5 milyon ton kömür üretmeyi planlıyoruz. Diğer yandan ise enerji tarafında bütün izin ve lisanslarımız hazır. Bu bölümde de 2019 sonu gibi üretime geçmeyi arzu ediyoruz” dedi.

“Farklı sektör yatırımlarımız olacak”
Muzaffer Polat Group’un Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda farklı yatırımlara da yöneldiğini ve 2018 yılında yeni projelerini duyuracaklarını anlatan Muzaffer Polat, “Şirketimiz iştigal konusu gereği odak noktamız kömür. Ancak enerji, gıda ve turizm gibi yeni sektörlere de atılım yaptık. Türkiye için bir ilk olacak farklı ürün ve konseptlerle 2018 yılında piyasada olacağız” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

TGTV, ABD merkezli yargı operasyonunu kınadı

Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Hamza Avukat Hamza Akbulut ABD’de süren dava ile ilgili olarak yaptığı açıklamaya; Ülkemize ve istikrarımıza saldırı var diyerek başladı.

Akbulut, ABD’de açılan davanın uluslararası bir dava olmadığını belirterek, bu dava ile Türkiye’nin egemenlik haklarına darbe vurulduğunu söyledi.

Akbulut, “ABD’de açılan bir dava ile ülkemize kumpas kurulmaktadır. Türkiye, ABD çıkarlarını korumadığı için suçlanmaktadır. Bu dava ne bir terör davasıdır ne de BM kararları ihlal edildiği için açılan bir davadır. Bu dava ABD’nin Türkiye’nin egemenlik haklarına müdahalesidir” dedi.

Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal etmediğini söyleyen Akbulut, “Bu dava uluslararası bir dava değildir. Türkiye uluslararası hukuku ve BM kararlarını ihlal etmemiştir. Türkiye, komşusu İran ile tıpkı, Almanya ve Fransa’nın yaptığı gibi ticaret yapmıştır. Ülkemizin, enerji başta olmak üzere ihtiyacı olan mal ve hizmetleri, uluslararası hukuk çerçevesinde satın almasını suç sayanların niyetleri de dostlukları da samimi değildir” diyerek konuştu.

Birilerinin siyasi kriz istediğini belirterek, “Türkiye’nin bağımsızlığına ve milletimizin refahına kastedenler bu davanın arkasına gizlenmişlerdir. ABD’deki dava Türkiye’deki seçmen yönelimlerini etkilemek için kurgulanmıştır. Siyasi kriz çıkartılarak, ülkemizin istikrarı, birlik ve beraberliği bozulmak istenmektedir” şeklinde konuştu.

FETÖ’nün bu mahkemenin delil toplayıcısı konumunda olduğunu söyleyen Akbulut sözlerine şu şekilde devam etti;

“ABD’de ki dava üzerinden algı operasyonu yapılarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve yöneticileri suçlu gösterilmek istenmektedir. Türkiye’de 17/25 Aralık yargı darbesi ile amacına ulaşamayanlar, ABD yargısı eliyle ülkemize ve istikrarımıza saldırmaktadırlar.

Deliller(!) FETÖ’den

ABD’de kurulan mahkemenin delilleri paralel devlet yapılanması FETÖ tarafından sağlanmıştır. 15 Temmuz hain darbe girişiminin elebaşları bu davaya destek vermektedirler.

Gaye Adalet Arayışı Değil

Kurulan mahkeme bir adalet arayışı değil, uluslararası çıkar arayışıdır. Türkiye’de, bu davadan siyasi netice elde etmeye çalışanlar hüsrana uğrayacaklar, geçmişte olduğu gibi yine emellerine ulaşamayacaklar.

Suudi Arabistan ve Mısır da yapılanlar ne ise, bu dava ile de ayni sonuç alınmak istenmektedir. Milletimiz oyunun farkındadır.

Ülkemizin bu zorlu mücadelesinde, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı olarak, üyelerimizle birlikte, hükümetimizin, devletimizin ve cumhurbaşkanımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz”

Elektrikli Otobüsler Yola Çıktı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Toroslar EDAŞ iş birliğiyle 2016 yılında hayata geçirilen ‘Akıllı Şehir’ örnek uygulamalarında yeni bir adım atıldı. Proje kapsamında Temsa tarafından sağlanan MD9 ElectriCITYmodel elektrikli otobüsler, Türkiye’nin ilk akıllı parkı Masal Parkı’nda seferlerine başladı.

Toroslar EDAŞ, Gaziantep’te 2016 yılında başlattığı ‘Akıllı Şehir’ örnek uygulama çalışmalarına devam ediyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı ile koordineli olarak yürütülen ve ‘Akıllı Şehir’ uygulamaları arasında öncü niteliği taşıyan ‘KRİTA’ (Akıllı Şehirlerde Kritik Altyapıların Yönetimi Projesi) projesinde, güneş enerjisinin sürekli takibine dayalı yapısıyla güneşten elektrik üreten akıllı çiçek sistemlerinin ardından elektrikli otobüsler de Gaziantepliler ile buluştu.

Sessiz ve çevreci otobüsler

Proje kapsamında hızlı şarj altyapısının tamamlanmasıyla Temsa tarafından temin edilen MD9 ElectriCITYmodel elektrikli otobüsler Gaziantep Masal Parkı’nda hizmete başladı. Otobüsün güzergâhı Otogar-Çarşı olarak belirlendi. Elektrikli otobüs ile birlikte Gaziulaş Otobüs İşletme Garajına şarz istasyonu kurulmuştur. Sefere çıkan MD9 ElectriCITY otobüsün araç tam doluluğunu sağlanması ile günlük 472 yolcu taşıması planlanırken; tamamen yerli teknolojilerle üretilen otobüs aynı hatta çalışan bir dizel araç ile karşılaştırıldığı zaman akaryakıt kullanımında ortalama km başına 0.26 litrelik tasarruf edilecektir. Egzoz gazından kaynaklanan hava kirliliğini ortadan kaldıran otobüslerle karbon salımının önüne geçilecektir. Elektrikli otobüsler, günde 240 kilometre yol alabiliyor ve elektrik dışında hiçbir enerji kaynağı kullanmamaktadır. Proje tamamlandığında Türkiye’nin ilk akıllı park uygulamasının gerçekleşmesi planlanmaktadır.

KRİTA PROJESİ HAKKINDA

Masal Park Genelinde Uygulanacak Projenin 6 odak noktası bulunuyor.

Akıllı aydınlatma: Proje bölgesinde tesis edilecek akıllı aydınlatma sistemi ile birlikte kamusal aydınlatmada enerji verimliliğine yönelik çalışmalar yürütülecek, park alanında halka açık 4G internet hizmeti sağlanacaktır.

Elektrikli ulaşım: Elektrikli toplu ulaşım çözümlerini destekleyen hızlı şarj altyapısı kurularak şehirlerimizde temiz ulaşım sistemlerinin tanıtılması ve test edilmesi sağlanacaktır.

Altyapı çözümleri: Proje bölgesindeki elektrik tedariki kalitesinin artırılması ve şebekenin modernize edilmesi amacıyla çalışmalar yürütülecek, ‘Enerji Depolama’ ünitesi ile şebeke yapısı güçlendirilecektir.

Yenilenebilir çözümler: Park alanında kurulacak güneş takip mekanizmasına sahip ‘Smartflower’ ürünleriyle kentsel alanda yenilenebilir enerji üretimi yapan yüksek verimliliğe sahip sistemler kurulacaktır.

Belediyecilik çözümleri: Kentsel alanlarda Belediye ve altyapı işletmecilerinin faaliyetlerinin koordinasyonunu amaçlayan yazılım platformu geliştirilecektir.

Nesnelerin interneti: Geliştirilen yazılım platformu, proje bölgesinde kurulan sistemlerin anlık olarak izlenebileceği, sistemlerin entegre yönetimini sağlayacaktır.

Faselis/Türkiye’de Enerji

AKSA Jeneratör Akıllı Binalar İçin Kesintisiz Enerji Şart Diyor

Türkiye’nin en çok tercih edilen jeneratör markası olan AKSA Jeneratör, 23-26 Kasım’da Ankara’da gerçekleşen A-TECH 2017’ye katıldı.

Kaliteli, güvenilir ürün ve hizmetleri, inovatif çözümleriyle ön plana çıkan AKSA Jeneratör, 23-26 Kasım tarihleri arasında Congresium Ankara’da düzenlenen Akıllı Bina Teknolojileri ve Elektrik Sistemleri Fuarı A-TECH 2017’ye katıldı. Akıllı bina teknolojileri ve elektrik sektöründeki üretici, dağıtıcı ve kullanıcılarını bir araya getiren fuarda, elektrik teknolojilerinden akıllı bina teknolojilerine, aydınlatmadan kesintisiz güç kaynaklarına geniş bir yelpazede teknolojik yenilikler tanıtıldı.

Yeni pazarlara açılmak için önemli bir fırsat
Fuara ilişkin konuşan AKSA Jeneratör Yurtiçi Satış Müdürü Emrah Tatarka, “Türkiye’de kentsel dönüşümler ve hızla artan nüfusla birlikte, akıllı bina teknolojileri ve elektrik sektöründe de önemli gelişmeler yaşanıyor. Günümüzde sayıları giderek artan akıllı binalar için kesintisiz enerji olmazsa olmazlardan biri. Hayatın kesintisiz akması için çalışan bir marka olarak geliştirdiğimiz ürün ve hizmetleri ATECH 2017 Fuarı’nda sektör profesyonelleriyle buluşturduk. Gördüğümüz ilgiden çok memnunuz. Farklı sektörlerde ve pazarlarda müşterilerimizle başka fuarlarda da buluşmaya devam edeceğiz” dedi.

AKSA Jeneratör Hakkında:
1968 yılında Ali Metin Kazancı’nın kurduğu elektrikli motor fabrikasıyla üretim yolculuğuna başlayan AKSA, 1984 yılında ilk jeneratörünü üretti ve kısa zamanda elektrik enerjisi temini için makine ve donanım üretimi konusunda uzmanlaşarak, dünyadaki sayılı jeneratör üreticilerinden biri oldu. 1994 yılında Aksa topluluğunun Kazancı Holding adı altında birleşmesi ve yeni organizasyonu ile Aksa Jeneratör bugünkü yapısına ulaştı. Uzun yıllardır Türkiye jeneratör pazarının lideri olan Aksa, 3 kıtada üretim ile 160 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Üretiminin %50’den fazlasını ihraç eden Aksa Jeneratör; İstanbul dışında Çin’de ve Amerika’da bulunan üretim tesisleriyle, Asya, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Amerika’da bulunan 14 ofisi ile küresel sektörde ilk 5 firma arasındadır. Doğal gazlı jeneratörlerin dünyadaki ilk üreticilerinden biri olan Aksa Jeneratör senkron jeneratör projelerinde tartışmasız üstünlüğünü korurken, Ar-Ge yatırımları ile daha düşük yakıt sarfiyatlı, daha düşük ses seviyeli ve çevre dostu jeneratörler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Küresel bir oyun oynanıyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayıp, Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan davanın iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermesinin ve geri dönüşü olmayacak bir süreci başlatmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyleyen Abdurrahman Kaan: “Ülkemizin kendi coğrafyasında zorlu bir süreçten geçtiği ve milletçe birlik beraberlikten uzaklaşmamamız gereken bir dönemde, söz konusu davanın tamamen siyasi olduğunu ve ülkemizin hedef tahtasına konduğunu sorumluluk sahibi siyasilerin ve tüm memleket sevdalılarının görmesini bekliyoruz. Bu davayı, arka planını, asıl yapılmak isteneni görmeyerek siyasi kaygılar ve kısır analizlerle değerlendirmek her şeyden önce ülkemize zarar verecektir. Bu yargı hamlesinin ve muhalefet üzerinden ilerleyen Türkiye’deki yansımalarının, küresel senaryonun bir parçası olduğu gerçeğini tüm kamuoyu görmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Tozu yok eden formül bulundu

Kimya sektöründe yenilikçi üretim anlayışıyla 22 yıldır yüzde yüz yerli sermaye ile faaliyet gösteren GREEN Chemicals A.Ş., AR-GE çalışmaları ile kendi geliştirdiği maden endüstrisi ürünü olan MINE-Treat® markasıyla Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek madenlerde tozsuz çalışmanın formülünü buldu.

Madencilik alanında üretimde kaliteyi üst seviyeye çıkarmak için tasarlanan yeni ürünle birlikte; altın ve gümüş madenleri başta olmak üzere, kömür madenlerinde de sıkça kullanılmaya başlanan MINE-Treat® sayesinde, maden işletmeleri yollarında, stok alanlarında ve proseslerde oluşan toz bastırılıp kontrol altına alınıyor.

Farklı Meyvelerin Yağlarından, Temiz ve Güvenli Madenlere

GREEN Chemicals Toz Kontrol Programı, yollarda oluşan tozu bastırma ve kontrol altına alma amacıyla, çevreye duyarlı yüzey aktif maddelerin ve aynı zamanda içeriğinde farklı meyvelerin yağlarından oluşan mineraller de bulunan MINE-Treat® sayesinde insan sağlığı ve çevre güvenliğini de korumuş oluyor. Konuyla ilgili bilgiler veren GREEN Chemicals Genel Müdür Yardımcısı Cengiz AY; geliştirdikleri bu ürün sayesinde tozun oluşturabileceği, insan sağlığına ve çevreye zararlı durumların önüne geçerek, yakıt, enerji ve su tasarrufu imkânı sağladıklarını belirtti. Cengiz AY ayrıca; altın ve gümüş üretimi yapanlar başta olmak üzere tüm madenlerde üretim süreçlerinin sorunsuz ve daha verimli çalışmasına yardımcı olduklarını söyledi. Yüksek performanslı kimyasal teknoloji içeren MINE-Treat® ve yan maddelerinin özel formüle edilmiş, flotasyon kimyasalları, vizkozite ayarlayıcılar, yüksek performanslı kireç önleyici antiscalantlar ve dispersantlar gibi ürünlerden oluştuğunu da sözlerine ekledi.

Madenciliğin Gelişimi İçin Çevre Dostu Kimyasal

MINE-Treat® paleti, GREEN Chemicals’ın enerji optimizasyonu ve sürdürülebilir performans için madencilik sektörüne sunduğu, çevre dostu, çıkarılan maden üzerinde ince bir koruma tabakası oluşturan ve biyolojik olarak parçalanabilen bir teknolojidir. Madenciliğin gelişimi için büyük öneme sahip ürünün avantajları arasında; sulama araçları sayılarında azalma, kullanılan su miktarı ve bakım maliyetlerinde azalma, cevher kayıplarını önleme gibi özellikleri göze çarpıyor. Geliştirilen ürünün maden endüstrisinde tercih edilme sebeplerinin başında ise; düşük maliyetli olması, yakıt ve enerji tasarrufu sağlaması ile maden içi yolların güvenli hale gelmesi ile kazalarda azalmayı sağlaması geliyor.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Petrol Ofisi müşterilerine e-POwer ayrıcalığı sunuyor

Petrol Ofisi, elektrikli otomobiller için geliştirdiği şarj ünitelerinden oluşan e-POwer’lar ile geleceğin altyapısını bugünden hazırlıyor. Petrol Ofisi, özel ve özgün olarak geliştirdiği şarj üniteleri olan e-POwer’ları, en çok ihtiyaç duyulan noktalarda şehirlerarası karayollarındaki istasyonlarında açıyor. e-POwer’lar, Petrol Ofisi istasyonlarında ayrı bir kanopi altında hizmet veriyorlar.

Petrol Ofisi’nin 76 yıldır her koşulda görevini en ideal şekilde yerine getirdiğine dikkat çeken Selim Şiper, “Biz aslında her zaman olduğu gibi her koşulda geleceği destekliyoruz. e-POwer ile bir yandan sektörümüzü ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlıyoruz, diğer yandan müşterilerimize, misafirlerimize sunduğumuz hizmetlerde referans çizgisini en üst seviyeye çıkarıyoruz” dedi.

Türkiye akaryakıt ve madeni yağ sektörünün 76 yıllık lider markası Petrol Ofisi, yenilikleri ile geleceği desteklemeye, öncülükleriyle sektörün hizmet standartlarını geliştirmeye devam ediyor. Petrol Ofisi’nin müşteri ve misafirlerine sunduğu hizmetlerde mükemmeliyetçi yaklaşımla hayata geçirdiği son yenilik ise; e-POwer oldu. Bu kapsamda hizmet verecek e-POwer’lardan ilki, Gebze’de açıldı. Osmangazi Köprüsü girişinde yer alan Oksijen 03 Dinlenme Tesisleri’ndeki Petrol Ofisi istasyonunda gerçekleştirilen açılış törenine, Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper’in yanı sıra Petrol Ofisi yönetimi de katıldı.

Petrol Ofisi’ne özel ve özgün bir marka olarak yaratıldı, Türkiye’de üretildi

Petrol Ofisi, yarattığı e-POwer markası ile elektrikli otomobil kullanıcılarının en büyük problemi olan şarj sorununu ayrıcalıklı bir şekilde gideriyor ve adeta menzillerini uzatarak, şehirlerarası ulaşımda kullanılmalarına olanak sağlıyor. Petrol Ofisi, alışılageldiği gibi hazır şarj ünitelerini istasyonlarına koymak yerine, özel ve özgün bir sistem geliştirdi. Bu alanın uzman kuruluşlarından Voltrun’dan sadece sistem ile ilgili danışmanlık alan Petrol Ofisi, e-POwer’ı tasarımından, yapısına kadar tamamen özel, özgün bir marka olarak yarattı ve tamamen Türkiye’de üretti.

e-POwer: Özel kanopileri altında, özerk servis noktaları

Petrol Ofisi, müşteri odaklı yeni yaklaşımı çerçevesinde hizmet kalitesi ve çeşitliliğini en üst seviyeye çıkararak; istasyonlarında müşterilerinin, misafirlerinin tüm gereksinimlerini en ideal şekilde karşılamayı hedefliyor. Petrol Ofisi’nin, yeni ve güçlü bu yaklaşımı ile hayata geçirdiği yeniliklerden biri olan e-POwer, sayıları nispeten az da olsa elektrikli ve hibrit araç kullanıcılarına Petrol Ofisi çatısı altında hizmet sunmayı hedefliyor. e-POwer’lar, Petrol Ofisi istasyonlarında ancak, özel ve özgün kanopileri altında özerk servis noktaları olarak hizmet verecekler.

e-POwer’lar elektrikli araçları şehir dışına çıkartacak, adeta özgür kılacak

Elektrikli otomobillerin günümüzdeki en büyük sorunlarından biri de hiç şüphesiz, menzillerinin kısıtlı olması. Menzillerindeki kısıtlılık, şarj sorunu ile birleşince de doğal olarak elektrikli araçların şehirlerarası ulaşımda kullanılması mümkün olmuyordu. Bu önemli soruna çözüm getiren Petrol Ofisi, bu araçların yoğun kullanımı öngörülen karayollarında belirli aralıklarla e-POwer’ları devreye sokarak bu önemli engeli ortadan kaldırmayı hedefliyor. Böylece e-POwer’lar, adeta şehir içlerinde sıkışıp kalmış elektrikli araçları, şehirlerarası yollara çıkabilmesine olanak tanıyarak, bir anlamda onları özgürleştiriyor.

Petrol Ofisi’nin yeni dönemde müşteriye odaklanacak

Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper, Petrol Ofisi’nin, yeni dönemde odağına aldığı müşterilerine; en iyi, en zengin hizmeti sunmayı, her türlü gereksinimlerini en ideal ve en kaliteli şekilde karşılamayı hedeflediklerini belirtti. “Bu hizmet yaklaşımımızı, bayilerimizle birlikte, mükemmeliyetçilik titizliğinde ve bütüncül bir dürüstlükle sunacağız” açıklamasında bulunan Selim Şiper şunları söyledi: “Petrol Ofisi’nin 76 yıllık tarihine bakıldığında, aslında her koşulda beklenenin fazlasıyla verildiği, sorumlulukların harfiyen yerine getirildiği güçlü ve istikrarlı bir geçmiş görülür. Biz de bu yeni dönemde, bir yandan müşterilerimize en iyi, en ideal, en kapsamlı hizmeti sunarken, diğer yandan da bu kalıtsal sorumluluk anlayışımızla, öncülük yapmaya, geleceğe değer katmaya devam edeceğiz. İşte e-POwer, her iki alandaki bu yaklaşımlarımızla tam da örtüşen bir katkı sağlıyor. Bir yandan Petrol Ofisi çatısı altında verilen hizmet çeşitliliğini ve kalitesini eksiksiz kılarken, diğer yandan da elektrikli araçları bir anlamda özgürleştirerek, bu alandaki gelişmelerin önündeki bir engeli kaldırıyor, sürece katkı sağlıyor. Petrol Ofisi’nin e-POwer ile birlikte geleceğe yönelik yaratmaya çalıştığı bu değer, üretilmesi planlanan milli otomobilimizin elektrikli olması nedeni ile daha özel ve daha değerli bir anlam taşıyor.”

Türkiye’de bu alanda kendi markasını yaratan ilk şirket

Alanında lider bir marka olarak teknolojiyi ve gelişmeleri yakından takip etmenin Petrol Ofisi’nin sorumlulukları arasında olduğunu belirten Selim Şiper, “Sadece takip etmek değil, teknolojiye ve gelişmelere katkıda bulunmayı, yenilikler getirmeyi de bir lider olarak görev ve sorumluluğumuz altında görüyoruz. Bu nedenle, Türkiye’nin bu işe kendi markasını yaratarak giren ilk akaryakıt şirketi olmamız da önemli” şeklinde konuştu.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Madencilik sektörü 2023 hedeflerine odaklandı

Türkiye’ye yıllık 4.5 milyar dolar döviz kazandıran, 2023 yılı için 15 milyar dolar ihracat hedefi belirleyen Madencilik Sektörü, “Hayatımız Maden” temasıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın katılımıyla Antalya’da düzenlediği “Madencilik Çalıştayı”nda Kamunun madencilik sektörüne bakışındaki olumlu değişim nedeniyle 2023 hedefleri için ekstra enerji depolayarak ayrıldı.

Madencilik Sektörünün tüm taraflarının katılımıyla düzenlenen “Madencilik Çalıştayı” sektörün uzun bir aranın ardından aynı ortamda toplanmasına da aracılık etti.

“Madencilik Çalıştayı”nın kazanımlarından bir diğeri ise; Madencilik Sektörü uzun bir aranın ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bakan düzeyinde sorunlarını görüşme fırsatı yakalaması oldu.

Madencilik Çalıştayı’nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Madencilik Sektörüne, Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedeflerine ulaşmak için katma değerli ürün ihracatını gerçekleştirebileceği bir ekosistemi hayata geçirdikleri mesajını verirken, “Hammadde olarak ihraç edip işlenmiş ürün olarak ithal ediyoruz bu sona erecek.Madencilik sektöründe madene katma değer sağlayan fabrikalar kurulmasını zorunlu kılan bir sistemi hayata geçireceğiz. ARGE ve Teknolojik bir modeli hayata geçiriyoruz. Madencilikte maden hammadde olarak 1 katma değer üretiyorsa, nihai ürün 8 birim değer üretiyor. Madenine göre 30-40 katına çıkan bir ekosistem var. Madencilik sektörümüzdeihracat yapan çok firmamız var. Katma değerli ürün üretimi için teknolojiyi burada geliştirip, fabrikaları burada kurun. Kurumsallaşma ve profesyonelleşmeye yatırım yapın, ARGE ve Teknolojik yatırımlar için uluslararası işbirliklerine hazır olun” diye çağrıda bulundu.

Maden Güvenlik Kurumu hayata geçti

Maden Güvenlik Kurumu’nu hayata geçirdiklerini de ifade eden Albayrak, madencilere; “İşçi sağlığı ve iş güvenliği, çevre duyarlılığı kırmızı noktalarımız. 2017 yılında şu ana kadar 5 bin 480 firmada denetimlerde bulunduk. Yılsonuna kadar 6 bin maden işletmesini en az bir kez denetlemiş olacağız. 2018 yılında 7 bin firmayı denetlemeyi hedefliyoruz. Madenler risk gruplarına göre 3 gruba ayrıldı, her maden işletmesi yılda en az 1 kez denetlenecek. Yüksek risk barındıran madenler ise bir yılda en az 4 kez denetimden geçecek. Hazırlanın, toparlanın, habersiz denetimler olacak” uyarısında bulundu.

Madencilik Çalıştayı düzenleyen STK Başkanları “Madencilik Çalıştayı”nı yorumladı

EMİB Başkanı Kaya; “Madencilik sektöründe bayram coşkusu yaşanıyor”

“Hayatımız Maden” temalı Madencilik Çalıştayını, Madencilik Sektörünün bayramı olarak nitelendiren Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda Madencilik Sektöründeki tüm Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileriyle gerçekleştirdiği “Madencilik Sektör Toplantısı”nda açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikasının Madencilik Sektörümüzün tüm taraflarınca benimsendiğini, “Milli Enerji” ve “Maden Politikası”nın hayata geçmesi için sektör temsilcileri olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın neferi olarak çalışmaya hazır olduklarını Madencilik Çalıştayı ile ortaya koyduklarını dile getirdi.

Milli Madencilik Politikasının 3 saç ayağının Enerji ve Hammadde Arz Güvenliği, Yerlileşme Maden faaliyetlerini yaparken hem yerli makine ve ekipmanı kullanmak ve Öngörülebilir piyasalar olduğuna dikkati çeken Kaya, “Madencilik Sektörü İstanbul Maden İhracatçıları Birliğimiz ve Altın Madencileri Derneğimizin katılımıyla 10 STK Türkiye’nin Milli Enerji ve Maden Politikasının başarısı için çalışacağız. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Berat Albayrak’ın sektör için ortaya koyduğu vizyon da, sektöre ekstra enerji verdi. Sektör olarak hem birlik olduk, hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde öz evlat muamelesi gördük. Madencilik sektörü olarak tabir yerindeyse bir çalıştayla iki kuş vurmuş olduk. Sektör olarak 2023 hedeflerine ulaşmak için yeraltı zenginliklerimizi ekonomiye kazandırmaya, katma değerli üretime yoğunlaşacağız” diye konuştu.

İMİB Başkanı Dinçer; “Telefonumuzda, yediğimiz ekmekte bile maden var”

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB)’nin 5 Kasım’da yapılan Genel Kurul Toplantısı sonrasında İMİB Başkanlığı’na seçilen veMadencilik sektöründe birlik ortamının tekrar tesis edilmesinde büyük katkıları olan İMİB Başkanı Aydın Dinçer, “Hayatımız Maden” adını verdikleri çalıştayın verimli geçmesinden son derece mutlu olduğunu dile getirdi.

“Hayatımız Maden” temasının altını çizen İMİB Başkanı Dinçer, “Gündelik hayatımızda her dakika kullandığımız telefonumuzda, televizyonumuzda, diş macununda hatta yediğimiz ekmekte bile maden var. Bu hususların vurgulanmış olması farkındalık sağladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar,Ekonomi ve Orman ve Su İşleri bakanlıklarımızın üst düzey bürokratlarının katıldığı bu çalıştayda Madencilik Sektörüne yön verecek çözümler üretilmeye çalışıldı. Değerli bürokratlarımız tarafından her bir sorunun takipçisi olacaklarının sözlerini aldık. Maden sektörünün geniş katılımlı ve verimli geçirmiş olduğu bu çalıştay gibi, yararlı çalışmaların sektörümüzü temsil eden tüm kurumların birlikte düzenleyeceği daha nice toplantılar yapılmasını dilerim” dedi.

TÜMMER Başkanı Türk, “Madencilik Sektörünün önünün açılmaya başladığı net olarak gördük”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın Temmuz ayında İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlediği “Milli Enerji ve Madencilik Politikası” isimli toplantıda, Maden sektörünün düştüğü boşluktan kurtulacağına dair işaretler verdiğini hatırlatan Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği (TÜMMER) Başkanı Raif Türk, aynı yıl içinde düzenlenen “Madencilik Çalıştayı” ile Madencilik Sektörüne gösterilen ilginin arttığının ortaya konulduğunubundan da mutlu olduklarını belirtti.

Madencilik sektörünün çalıştaya gösterdiği yoğun ilgiyi, sektörün sorunlarına acil çözüm beklediğine yormak gerektiğinin altını çizen Türk, şöyle devam etti: “Bakanımız Sayın Berat Albayrak’ınçalıştayın açılışını yapması ve verdiği mesajlar madenciliğin önünün açılmakta olduğunu net bir şekilde göstermiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın en üst düzeyde tam kadroyla katılması Bakanlığımızın soruna eğilmekte gösterdiği çabayı kanıtlamaktadır. Bu tutum, her türlü takdirin üstündedir. Ekonomi Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın üst düzeyde katılmaları da sektör açısından çok önemli. Bu gelişmeyi Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın tutumunda bir yumuşama işareti olarak yorumlamak istiyoruz. Madencinin yolunun her zaman açık olmasını diler, Çalıştaya emeği geçenlere de teşekkür ederim.”

TMD Başkanı Sökmen; “Çalıştay amacına ulaştı”

Türkiye Madencilik Sektörünün büyük bölümünün katılımı ve katkılarıyla toplanan “Hayatımız Maden Çalıştayı”nın amacına ulaştığını ifade eden Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Atılgan Sökmen, şöyle devam etti; “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Berat Albayrak’ın ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün, Ekonomi Bakanlığı’nın ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı üst düzey yöneticilerinin katılımları sektörümüzün ve “Madencilik Çalıştayı”nın kamuoyundaki bilinirliğine önemli katkı sağlamıştır. Sorunlarımıza gösterilen samimi ilgi bizleri memnun etmiştir. Türkiye Madenciler Derneği adına kendilerine şükranlarımızı sunuyorum.”

AYSO Başkanı Şahin: “Sektör Piyasa Araştırması için de bir araya gelmeli”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın, Madencilik Çalıştayına katılımının ve verdiği mesajların sektöre moral olduğunu dile getiren Aydın Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yunus Şahin, söz konusu çalıştayın sektörün bundan sonra benzer çalıştay ve buluşmalarına öncülük edeceğine olan inancını dillendirdi. Şahin, “Sektörün Piyasa Araştırma için biraraya gelip çözüm üretmesi de önem arzetmektedir. Özellikle sürdürülebilir kamu algısını doğru yönlendirmek adına bir oluşum elzem olmaktadır” diyerek görüşlerini noktaladı.

Koruç; “Madencilik Çalıştayı bizim için milat”

AGREGA Üreticileri Birliği Başkanı Şevket Koruç, Madencilik Çalıştayını madencilik sektörünün tüm bileşenlerinin birlik içerisinde olduğunu göstermesi açısından ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve ilgili bakanlıkların üst düzey bürokratlarının katılımı bakımından milat niteliğinde gördüklerini kaydetti.

EBMAD Başkanı Ürün; “Çalıştay kangren olmuş sorunların çözümü için umut oldu”

Madencilik sektöründeki tüm sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla düzenlenen Madencilik Çalıştayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM)’nün madencilik sektörüne bakış açısının olumlu anlamda değiştiğine şahit olduklarını ve bundan mutlu olduklarını dile getiren Ege Bölgesi Madenciler Derneği Başkanı Hakan Ürün, Madencilik sektörünün kangrene dönüşen sorunlarının çözümü konusunda umut doğduğunu, Çalıştay sonucunda Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile yaşanan sorunların çözümüne yoğunlaşma ihtiyacının ortaya çıktığının altını çizdi.

Tülek; “Enerji Bakanı Madencilik Sektörünü onurlandırdı”

“Hayatımız Maden” temasıyla düzenlenen Madencilik Çalıştayı’nı madencilik sektörü açısından milat olarak nitelendiren Çanakkale Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Naci Tülek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın bizzat katılarak Madencilik Sektörünü onurlandırdığını ve önümüzdeki süreç için umutlandırdığını dillendirdi. Tülek, “Katılan bütün Bürokratlarımız ve camiamızdaki arkadaşlara çok teşekkürler. Çalıştayımızın Ülkemize ve Sektörümüze hayırlar getirmesini diliyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

İmaş makine sektörünün öncüsü oldu

Üretiminin yüzde 90’ını ihraç eden İmaş Makine, AR-GE merkezi için yaptığı başvurunun Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından sektörünün ilk AR-GE merkezine imza attı.

İttifak Holding’in iştiraki olan İmaş Makine, son yıllardaki AR-GE çalışmaları kapsamında 21 adet tasarım ve patent alma başarısı gösterirken bu alandaki çalışmalarına hız vererek sektördeki gücünü artırmak amacıyla AR-GE merkezi kurdu. Böylece İmaş Makine, faaliyet gösterdiği makine teçhizat sektöründe AR-GE merkezine sahip ilk şirket oldu.

Genel merkezi ve üretim tesisleri Konya’da olan İmaş Makine, bu hamlesiyle Konya’nın da 6’ncı AR-GE merkezine imza atmış oldu. Değirmen tesisleri ve değirmen makineleri, metal kesiminde kullanılan şeritli testere tezgâhları, çelik konstrüksiyon yem tesisleri ve yem makineleri gibi makine teçhizat sektöründe üretim yapan İmaş Makine, bu sektörde araştırma ve geliştirme, ürün tasarım, ürün geliştirme, diagram tasarım, sistem tasarım, yazılım ve otomasyon gibi faaliyetlerde bulunuyor.

Üretiminin yüzde 90’ını 90’a yakın ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen İmaş Makine Genel Müdürü Mustafa Özdemir, ülkemize ve insanımıza kazandırmanın ancak katma değerli ürün ya da hizmetlerle olacağına, bunun da ancak inovasyon ile mümkün olabileceğine inandıklarını ve bu kapsamda da AR-GE çalışmalarına son yıllarda ağırlık verdiklerini söyledi.

Özdemir, “Şirketimiz, Turkishtime Dergisi tarafından açıklanan ‘En Çok Ar-Ge Harcaması Yapan Şirketler Araştırması’nda 250 dev şirket arasında gösterildi. Genel sıralamada 173. olurken, Konya’dan listeye giren tek şirket olmayı başardık. AR-GE yatırımlarımıza hız vermiş durumdayız ve bu yılın sonunda Ar-Ge harcamalarımızın yaklaşık 1,5 milyon TL seviyesinde gerçekleşmesini hedefliyoruz. Yaptığımız bu yatırımlar ürün kalitemizi geliştirmemizde kısa sürede çok etkili oldu. Üretim maliyetlerimizi aşağıya çekerken enerji verimliliği daha yüksek ürünler geliştirebildik ve bu da ihracatımıza olumlu yansıdı. Şu an AR-GE bölümümüzde 21 kişilik deneyimli bir ekiple çalışıyoruz. Hayata geçirdiğimiz AR-GE merkezimiz sektörümüzün bu alandaki ilk merkezi olma niteliğini taşıyor. Bu merkezimiz ile birlikte yeniliğe odaklanmış, nitelikli istihdamı gelişmiş, katma değeri yüksek ürünler üretirken, verimliliği ve rekabet gücü yüksek bir ekonomik ortamın oluşturulmasına da katkı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

İmaş, ana faaliyet alanları perakende, gıda, inşaat, makine, tarım-hayvancılıktan oluşan ve hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören İttifak Holding bünyesinde 1989 yılında kurulmuştur. İmaş Makine; Milleral markasıyla değirmen makineleri ve anahtar teslim değirmen sistemleri, Viteral markasıyla yem makineleri ve anahtar teslim yem tesisleri kurmaktadır. Şirket, Cuteral markasıyla birçok modelde testere tezgâhları üretirken, Steral markasıyla da çelik konstrüksiyon üretimi gerçekleştirmekte ve ağırlıklı olarak endüstriyel yapılar inşa etmektedir. 90’a yakın ülkede faaliyet gösteren İmaş, üretiminin de yaklaşık %90’ını ihraç etmektedir.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Petrol Ofisi’nden e-POwer ayrıcalığı

Petrol Ofisi, elektrikli otomobiller için geliştirdiği şarj ünitelerinden oluşan e-POwer’lar ile geleceğin altyapısını bugünden hazırlıyor. Petrol Ofisi, özel ve özgün olarak geliştirdiği şarj üniteleri olan e-POwer’ları, en çok ihtiyaç duyulan noktalarda şehirlerarası karayollarındaki istasyonlarında açıyor. e-POwer’lar, Petrol Ofisi istasyonlarında ayrı bir kanopi altında hizmet veriyorlar.

 

Petrol Ofisi’nin 76 yıldır her koşulda görevini en ideal şekilde yerine getirdiğine dikkat çeken Selim Şiper, “Biz aslında her zaman olduğu gibi her koşulda geleceği destekliyoruz. e-POwer ile bir yandan sektörümüzü ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlıyoruz, diğer yandan müşterilerimize, misafirlerimize sunduğumuz hizmetlerde referans çizgisini en üst seviyeye çıkarıyoruz” dedi.

 

Türkiye akaryakıt ve madeni yağ sektörünün 76 yıllık lider markası Petrol Ofisi, yenilikleri ile geleceği desteklemeye, öncülükleriyle sektörün hizmet standartlarını geliştirmeye devam ediyor. Petrol Ofisi’nin müşteri ve misafirlerine sunduğu hizmetlerde mükemmeliyetçi yaklaşımla hayata geçirdiği son yenilik ise; e-POwer oldu. Bu kapsamda hizmet verecek e-POwer’lardan ilki, Gebze’de açıldı. Osmangazi Köprüsü girişinde yer alan Oksijen 03 Dinlenme Tesisleri’ndeki Petrol Ofisi istasyonunda gerçekleştirilen açılış törenine, Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper’in yanı sıra Petrol Ofisi yönetimi de katıldı.

 

Petrol Ofisi’ne özel ve özgün bir marka olarak yaratıldı, Türkiye’de üretildi

Petrol Ofisi, yarattığı e-POwer markası ile elektrikli otomobil kullanıcılarının en büyük problemi olan şarj sorununu ayrıcalıklı bir şekilde gideriyor ve adeta menzillerini uzatarak, şehirlerarası ulaşımda kullanılmalarına olanak sağlıyor. Petrol Ofisi, alışılageldiği gibi hazır şarj ünitelerini istasyonlarına koymak yerine, özel ve özgün bir sistem geliştirdi. Bu alanın uzman kuruluşlarından Voltrun’dan sadece sistem ile ilgili danışmanlık alan Petrol Ofisi, e-POwer’ı tasarımından, yapısına kadar tamamen özel, özgün bir marka olarak yarattı ve tamamen Türkiye’de üretti.

 

e-POwer: Özel kanopileri altında, özerk servis noktaları

Petrol Ofisi, müşteri odaklı yeni yaklaşımı çerçevesinde hizmet kalitesi ve çeşitliliğini en üst seviyeye çıkararak; istasyonlarında müşterilerinin, misafirlerinin tüm gereksinimlerini en ideal şekilde karşılamayı hedefliyor. Petrol Ofisi’nin, yeni ve güçlü bu yaklaşımı ile hayata geçirdiği yeniliklerden biri olan e-POwer, sayıları nispeten az da olsa elektrikli ve hibrit araç kullanıcılarına Petrol Ofisi çatısı altında hizmet sunmayı hedefliyor. e-POwer’lar, Petrol Ofisi istasyonlarında ancak, özel ve özgün kanopileri altında özerk servis noktaları olarak hizmet verecekler.

 

e-POwer’lar elektrikli araçları şehir dışına çıkartacak, adeta özgür kılacak

Elektrikli otomobillerin günümüzdeki en büyük sorunlarından biri de hiç şüphesiz, menzillerinin kısıtlı olması. Menzillerindeki kısıtlılık, şarj sorunu ile birleşince de doğal olarak elektrikli araçların şehirlerarası ulaşımda kullanılması mümkün olmuyordu. Bu önemli soruna çözüm getiren Petrol Ofisi, bu araçların yoğun kullanımı öngörülen karayollarında belirli aralıklarla e-POwer’ları devreye sokarak bu önemli engeli ortadan kaldırmayı hedefliyor. Böylece e-POwer’lar, adeta şehir içlerinde sıkışıp kalmış elektrikli araçları, şehirlerarası yollara çıkabilmesine olanak tanıyarak, bir anlamda onları özgürleştiriyor.

 

Petrol Ofisi’nin yeni dönemde müşteriye odaklanacak

Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper, Petrol Ofisi’nin, yeni dönemde odağına aldığı müşterilerine; en iyi, en zengin hizmeti sunmayı, her türlü gereksinimlerini en ideal ve en kaliteli şekilde karşılamayı hedeflediklerini belirtti. “Bu hizmet yaklaşımımızı, bayilerimizle birlikte, mükemmeliyetçilik titizliğinde ve bütüncül bir dürüstlükle sunacağız” açıklamasında bulunan Selim Şiper şunları söyledi: “Petrol Ofisi’nin 76 yıllık tarihine bakıldığında, aslında her koşulda beklenenin fazlasıyla verildiği, sorumlulukların harfiyen yerine getirildiği güçlü ve istikrarlı bir geçmiş görülür. Biz de bu yeni dönemde, bir yandan müşterilerimize en iyi, en ideal, en kapsamlı hizmeti sunarken, diğer yandan da bu kalıtsal sorumluluk anlayışımızla, öncülük yapmaya, geleceğe değer katmaya devam edeceğiz. İşte e-POwer, her iki alandaki bu yaklaşımlarımızla tam da örtüşen bir katkı sağlıyor. Bir yandan Petrol Ofisi çatısı altında verilen hizmet çeşitliliğini ve kalitesini eksiksiz kılarken, diğer yandan da elektrikli araçları bir anlamda özgürleştirerek, bu alandaki gelişmelerin önündeki bir engeli kaldırıyor, sürece katkı sağlıyor. Petrol Ofisi’nin e-POwer ile birlikte geleceğe yönelik yaratmaya çalıştığı bu değer, üretilmesi planlanan milli otomobilimizin elektrikli olması nedeni ile daha özel ve daha değerli bir anlam taşıyor.”

 

Türkiye’de bu alanda kendi markasını yaratan ilk şirket

Alanında lider bir marka olarak teknolojiyi ve gelişmeleri yakından takip etmenin Petrol Ofisi’nin sorumlulukları arasında olduğunu belirten Selim Şiper, “Sadece takip etmek değil, teknolojiye ve gelişmelere katkıda bulunmayı, yenilikler getirmeyi de bir lider olarak görev ve sorumluluğumuz altında görüyoruz. Bu nedenle, Türkiye’nin bu işe kendi markasını yaratarak giren ilk akaryakıt şirketi olmamız da önemli” şeklinde konuştu.

Çin vize başvurusunda parmak izi dönemi

Yeni başlayan uygulamaya göre Çin vize başvurusu ile ilgili yeni bir döneme giriliyor. Vize başvuruları için artık online randevu ve parmak izi talep ediliyor.

Çin vizesi başvurusunda bulunmak isteyen kişiler, artık online randevu alarak vize başvurusu yapabiliyor. Başvuruda bulunan kişilerin gerekli belgelerini tamamladıktan sonra randevu günü ve saatinde başvuru merkezinde hazır bulunması gerekiyor.

Parmak izi süresi 5 yıl

Online randevu alımı başvuran kişiler tarafından yapılabileceği gibi, konsolosluk yetkili vize acentası tarafından da alınabiliyor. Parmak izi uygulamasında başvuru esnasında kişiden sadece ilk başvuruda parmak izi alınıyor. Takip eden 5 yıl içerisindeki başvurularda parmak izi verilmesine ve başvuruda bizzat bulunmasına gerek kalmıyor.

Daha güvenli bir seyahat için parmak izi ve randevu uygulaması 

Parmak izi ve randevu uygulamasının her iki ülke açısından daha güvenli bir seyahat için yararlı olacağını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu’nun Yetkili vize acentası olan Ligarba Turizm Genel Müdürü İrfan KARSLI, iş adamlarının seyahatlerini son ana bırakmaları, vize başvurusu ve uçak bileti alımlarında kendilerine sıkıntı yarattığının altını çizdi. Ayrıca yeni uygulamadan sonra vize başvurularında erken davranmalarının kendileri açısından daha faydalı olacağını belirtti.

Ticari Çin vizelerinin, alınma tarihini takip eden üç ay içerisinde kullanabildiğini ekleyen KARSLI, vize başvurularını seyahatlerine çok yakın zamanda yapmamaları konusunda tavsiyelerde bulundu. 2018 Yılının Çin’de Türkiye Turizm yılı olduğunu da sözlerine ekleyen KARSLI, “İki ülke arasında kurulan kültür, turizm ve ticaret köprüsü her geçen gün daha da gelişiyor. Bir Kuşak Bir Yol projesinin hayata geçmesi ile de zirveye çıkacaktır” dedi.

Çin’e seyahat etmeyi planlayanların dikkatine

Çin’e Türkiye’den yapılan vize başvurularının büyük kısmı ticari vizeler oluşturuyor. Turistik grup vizeleri, çalışma vizeleri ve öğrenci vizeleri ise ticari vizeleri takip ediyor. Bir diğer vize türü olan turistik bireysel vize ise 2016 yılı başı itibari ile artık verilmiyor.

Vize başvurularının büyük çoğunluğunu teşkil eden ticari vize işlemleri son 10 yıl içerisinde başvuru uygulamalarında büyük değişiklikler gösteriyor. Başvuran kişinin pasaport, fotoğraf ve şirket belgeleri yeterli iken, daha sonra Çin’den davet eden firmadan davet mektubu kopyası, sonrasında ıslak imzalı aslı, en son dönemde ise barkodlu resmi davet mektubu talep ediliyor. İş adamları resmi barkodlu davet mektubunun temin etmenin zor olduğunu ve Çin Hükümeti’nden resmi davet mektubu konusunda kolaylık beklediklerini belirtiyorlar.

Çin vize başvuru uygulamasındaki yeni düzenlemeler özellikle yakın zamanda Çin Halk Cumhuriyetine seyahat etmeyi planlayanların dikkatine sunuluyor. Çin vizesi ile ilgili tüm güncel bilgilere Ligarba Turizm web sitesi www.ligarbatravel.com ’dan ulaşılabiliyor.

Ligarba Turizm Hakkında

Ligarba Turizm Seyahat Acentası; 1994 yılında İstanbul Harbiye’de A grubu seyahat acentasıdır. Ligarba Turizm 2011 yılında IATA ( Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği)’ne üye olmuştur. Dünyanın her ülkesine otel rezervasyonları ve vize işlemleri gibi pek çok alanda hizmet vermektedir.

Ligarba Turizm, 15 yılı aşkın Çin pazar tecrübesi olan ve Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından Çin Vizesi Yetkili Acentası olarak atanan tecrübeli bir acentadır.

FASELİS / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Kolen’in okul öncesi enerji tasarrufu Eğitimleri devam ediyor

Enerji sektörünün önde gelen şirketlerinden KOLEN’in okul öncesi çocuklarımıza enerji tasarrufu bilincini aşılamak amacıyla başlattığı proje İstanbul’dan sonra Eskişehir’de idi. Eskişehir Bölge Sorumlusu Fatma Niğdelioğlu, Genç Ufuk Eğitim Kurumları Koleji’nde okul öncesi çocuklarımıza enerjiyi etkin kullanmak ve tasarruf için neler yapılabileceğini anlattı.

Elektrik enerji sektöründe, yenilikçi bakış açısı ve abone memnuniyetine verdiği önem ile öne çıkan ve okul öncesi çocuklara “Enerji Tasarrufu” eğitimleri vermeye başlayan KOLEN; İstanbul’dan sonra Eskişehir’de idi.
Bilinçlenmenin çok genç yaşlarda başlaması kişiyi o konuda çok daha hassas, çok daha duyarlı hale getiriyor. KOLEN yönetimi; ‘’iş bu sebeple enerji tasarrufunu anlatmaya okul öncesinden başladık’’ diyor.

KOLEN Eskişehir Bölge Sorumlusu Fatma Niğdelioğlu; Genç Ufuk Koleji toplantı salonunda okul öncesi çocuklara nasıl enerji tasarruf edebileceklerini eğlenceli çizgi film ve animasyon destekli sunumuyla anlattı. Öğrencilerin eğitime ilgisi ve katılımı son derece yüksekti. Parmaklar kaldırdılar, enerji tasarrufuna ilişkin sorular sordular, kendilerine sorulan sorulara cevap vermek için yarıştılar.

Projeyi izlemek üzere Eskişehir’de bulunan KOLEN Genel Müdürü Kaya Uğur Karayurt; Mustafa Kemal Atatürk’ün “Küçük Hanımlar Küçük Beyler, sizler, hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız.” sözünü hatırlatarak, ‘’başarılı bir gelecek için bizim bu küçük hanım ve beyleri en iyi şekilde yetiştirmemiz lazım. Bu yetiştirilme sürecinde ise en önem vermemiz gereken konulardan biri enerji. Enerjisiz bir yaşam olamayacağına göre, fosil kaynaklar da gün gelip tükenebileceğine göre, ilk olarak onları dikkatli tüketecek, verimli kullanacağız. İkincisi yenilenebilir yeni kaynaklara yöneleceğiz. Tüm bunları ise küçük hanımlara, küçük beylere anlatacağız’’ dedi.

Karayurt ‘’Daha önce de söylemiştim. Enerji tasarrufu ve verimlilik konusunda öğrencilerine sunum yapılmasını arzu eden eğitim kurumları hiç çekinmeden bizimle 0555 056 56 56 nolu WhatsApp numarasına mesaj, [email protected] adresine mail göndererek veya 444 9 556 nolu telefonu arayarak temasa geçebilirler. En kısa sürede döneriz. Bir enerji şirketi olarak sorumluluğumuzun farkındayız.” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji