9.6 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 137

Genç iş dünyasının gözü sanal para birimlerinde

0

Genç Yönetici ve İş Adamları Derneği’nin (GYİAD) üyelerinin katılımıyla gerçekleştirdiği 2018 Yılı Beklentileri Araştırması’na göre, yeni yılın en büyük fırsatlarını sanal para birimleri ve dijital dönüşüm barındırıyor. Genç iş dünyası, ülke bağımsız yatırım için kripto paraların büyük bir fırsat olduğu düşüncesinde. Araştırmaya göre, 2018 yılsonu dolar kuru beklentisi 4,3 TL, Euro kuru beklentisi 5,2 TL olarak şekillenirken, yeni yatırımlar ve istihdamı artırmaya yönelik çalışmalar da yolda. Her üç GYİAD üyesinden ikisi 2018’de seçim olmayacağı düşüncesinde.

Genç Yönetici ve İş Adamları Derneği (GYİAD), üyelerinin 2018 yılına yönelik beklenti ve tahminlerinin değerlendirildiği araştırmasının sonuçlarını açıkladı. GYİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleşen çalışmaya göre, yeni yılda en büyük fırsatları dijital dönüşüm ve sanal para birimleri getirecek. Çalışmaya katılanların yüzde 50’sinden fazlası, kripto paralarla ülke bağımsız yatırım yapabilmeyi 2018’in en büyük fırsatı olarak görürken, yüzde 20’lik bir kesim de dijital dönüşümle birlikte yaşanan değişimi yakalamanın yeni fırsat kapıları açacağı görüşünde birleşiyor.

Dövizde beklenti yukarı yönlü

Genç iş insanlarının 2018 yılsonu dolar kuru beklentisi 4,3 TL, Euro kuru beklentisi 5,2 TL olarak şekillenirken, enflasyona ilişkin görüşler farklılık gösteriyor. Yeni yılda enflasyonun artacağını düşünenlerin oranı yüzde 53 iken, azalacağı yönünde görüş belirtenlerin oranı yüzde 20. Katılımcıların yüzde 70’i “Faiz oranlarında nasıl bir gelişme bekliyorsunuz?” sorusuna ‘Artacak’ yanıtını verirken, düşüş bekleyenlerin oranı yüzde 10.

Yatırımlar ve istihdam sürecek

GYİAD üyeleri, 2018 yılında yeni yatırım ve istihdam çerçevesinde olumlu görüş belirtiyor. Buna göre, yeni yılda yeni yatırım planladığını belirtenlerin oranı yüzde 60 seviyesinde bulunurken, istihdam artışına gideceğini belirtenlerin oranı yüzde 57’ye ulaşıyor. Her üç üyeden ikisi 2018 yılı içinde seçim beklemediğini ifade ederken, en önemli iki risk kaynağı ekonomi ve dış politik ilişkiler olarak sıralanıyor.

“Büyüme morali iyi kullanılmalı”

GYİAD Başkanı Yiğit Savcı, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, büyümede çift hanelere ulaşmanın verdiği moralin önümüzdeki dönemde iyi kullanılmasının gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi:

“İş dünyası ülkemize olan inancını koruyarak büyümenin hızlanmasına büyük katkı sağladı ancak daha yapılacak çok iş olduğuna inanıyoruz. İki haneli büyümenin rehavetine kapılmadan, işlerimize dört elle sarılmalı, inovasyona ve ARGE’ye daha çok önem ve ağırlık vermeli, katma değeri daha yüksek ürünlere geçişi hızlandırmalıyız. Bu esnada da işgücümüzü sürekli eğitmemiz, dijitalleşme sürecinin dışında kalmadan ihracatta daha çok ülkeye ve müşteriye ulaşmayı hedeflememiz gerekiyor. Böylece işlerimizde daha sağlıklı bir altyapı kurarak ve rekabet gücümüzü artırarak hızlı ekonomik büyümeyi de kalıcı ve sağlıklı hale getirmiş oluruz.”

2018 yılı için en büyük fırsat nedir?

Sanal para birimleri 52,8
Dijital dönüşüm 19,7
İnovasyon 12,2
Teşvikler 9,6
Diğer 5,7

2018 yılında yeni yatırım yapacak mısınız?

Evet %60
Hayır %40

2018 yılında şirketinizde istihdam artışı planlıyor musunuz?

Evet %56,7
Hayır %43,3

Dövizde yılsonu beklentiniz nedir?

Dolar 4,3 TL
Euro 5,2 TL

2018 yılında enflasyon nasıl bir seyir izleyecek?

Artacak %53,3
Aynı kalacak %26,7
Azalacak %20

2018 yılında faizlerde nasıl bir değişiklik bekliyorsunuz?

Artacak 70
Aynı kalacak 20
Azalacak 10

Faselis/Türkiye’de Enerji

 

Ağaoğlu 2018’de 1 milyar liralık yenilenebilir enerji yatırımı yapacak

Ağaoğlu, 2018’de 1 milyar liralık yenilenebilir enerji yatırımı yapacak

Ağaoğlu, 735 milyon lira yatırım bedeli olan Balıkesir RES için ilk imzayı attı. 2020 yılına kadar yaklaşık 5 milyar liralık yatırım tamamlanmış olacak

Ağaoğlu Enerji Grubu, 125 MW Kurulu güce ve 735 milyon liralık yatırım değerine sahip Balıkesir RES projesinin rüzgâr türbinleri için Alman Nordex Energy GmbH ile sözleşme imzaladı. 2018 yılında yenilenebilir enerji yatırımlarının büyüklüğü toplam 1 milyar lira olacak.

Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu “Türkiye ekonomide durgunluk psikolojisine yenilmemeli. İş adamı günlük kararlarla değil, ülkesinin geleceğine güvendiğini gösteren yatırımlarla hareket etmelidir. Geçen yıl 700 milyon liralık enerji yatırımını tamamlamıştık bu yıl ki hedefimiz 1 milyar liranın üzerinde.”

Ağaoğlu Enerji Grubu Başkanı Hakkı Ağaoğlu “2020’ye kadar Konya Sertavul’da 450 MW kapasiteli tek sahada Türkiye’nin en büyük RES projesi olan şu anda lisanslama aşamasında bulunan projemizde Ağaoğlu Enerji Grubu 1.000 MW kapasiteli kurulu güce ulaşacak ve yenilenebilir enerji alanında yaklaşık 5 milyar liralık yatırımı gerçekleştirmiş olacağız.”

Ağaoğlu Enerji Grubu yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarına devam ediyor. Grup, geçen yıl Alman Nordex’ten 68,4 MW kapasiteli 19 rüzgâr türbini siparişi vermişti. 2016 yılının Aralık ayında 330 milyon liralık yatırıma imza atan Ağaoğlu Enerji 2016 yılını toplam 700 milyon liralık enerji yatırımıyla kapatmıştı. Bursa ve Yalova’daki 2 RES projesi tamamlanarak işletmeye açıldı. Bu iki projeden 160 bin hanenin elektrik ihtiyacı karşılanıyor.

Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu; “Her zaman söylüyorum Türkiye ekonomide durgunluk psikolojisine yenilmemeli. İş adamı günlük kararlarla değil, ülkesinin geleceğine güvendiğini gösteren yatırımlarla hareket etmelidir. Geçen yıl 700 milyon liralık enerji yatırımını tamamlamıştık bu yıl ki hedefimiz 1 milyar liranın üzerinde. 2017’de 400 milyon liralık yatırım değerine sahip Bursa ve Yalova’daki 2 RES projemizi tamamlayarak işletmeye açtık. Toplam 68.4 MW Kurulu güce sahip bu iki RES 160 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılıyor”.

Enerjide yerli üretime gereken önemi göstermeliyiz

Ali Ağaoğlu sözlerine şöyle devam etti; 2017 Ekim ayı itibari ile Türkiye’nin cari açığının 42 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve en büyük payın enerji girdisine ait olduğunu biliyoruz. Yenilenebilir Enerji alanındaki her yatırım cari dengeye olumlu etki yapacaktır. Ayrıca rüzgâr türbinlerinin kule kanat ve jeneratörleri yerli imal edilmesi de ülke ekonomisine katkıdır.

2017’de hedef 1 milyar liralık yenilenebilir enerji yatırımı

Ağaoğlu Enerji Grubu Başkanı Hakkı Ağaoğlu; “Geçtiğimiz yıl Nordex Energy GmbH ile imzaladığımız sözleşme ile Bursa ve Yalova RES projeleri için 330 milyon liralık yatırıma imza atmıştık. Bu yatırımla birlikte geçen yıl toplam 700 milyon liralık enerji yatırımı gerçekleştirmiştik. 68,4 MW Kurulu güce sahip Bursa ve Yalova RES projelerini işletmeye aldık. Bu iki RES projesinden 160 bin hanenin elektrik ihtiyacı karşılanıyor” dedi.

2020’ye kadar yaklaşık 5 milyar liralık yatırım tamamlanmış olacak

Ağaoğlu Enerji Grubu Başkanı Hakkı Ağaoğlu sözlerine şöyle devam etti; “ 2020’ye kadar Konya Sertavul’da 450 MW kapasiteli tek sahada Türkiye’nin en büyük RES projesi olan şu anda lisanslama aşamasında bulunan projemizde Ağaoğlu Enerji Grubu 1.000 MW kapasiteli kurulu güce ulaşacak. Bununla birlikte yenilenebilir enerji alanında yaklaşık 5 milyar liralık yatırımı gerçekleştirmiş olacağız.

2018’in ikinci yarısında 39 MW Kurulu güce sahip. Kartal RES projesi de işletmeye alınacak. Bugünkü rakamlarla 230 milyon liralık bir yatırım değeri oluşacak. Böylece 2018 yılında toplam enerji yatırımımız yaklaşık 1 milyar lirayı bulacak.

Toplantıda konuşan Nordex Energy GmbH Türkiye Satış Müdürü Habib Babacan;

“Yenilenebilir enerji alanında önemli gruplardan biri olan Ağaoğlu’nun bize karşı olan güveni ve teveccühlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Yatırımlarımız uzun vadede devam edecek” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

2017 Büyüme Oranı, 2018 Ticaretini Tetikleyecektir

Yıldırım Grup Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Yıldırım, 2017 yılı inşaat sektörü değerlendirmesinde bulundu. Yıldırım, 2017 ekonomik büyüme oranının, 2018 yılı ticaretini olumlu yönde etkileyeceğinin altını çizdi.

‘’2018 ‘e kadar KDV bizden’’

“Küresel ve ülkesel gelişmelerin etkilerini yaşadığımız durağan bir yıl geçirdik.” Açıklamasında bulunan Yıldırırım şunları söyledi: “Bu durağanlık her sektörü olduğu gibi inşaat sektörüne de yansıdı. Türkiye inşaat sektörü temsilcileri olabildiğince bu durumu fiyatlarına yansıtmamaya çalıştı. Yaptığımız kampanyalarla biz de bu durumu desteklemeye çalıştık. Türkiye ekonomisine destek sağlamak amacıyla kampanya çalışmalarına hız verdik. Ofis, dükkân, mağaza, ticari mallar artı KDV ile fiyatlandırıldığından, müşteri bir de ekstra KDV ödemek zorunda kalıyor. Bizim amacımız, sene sonuna geldiğimiz bu dönemde çoğu şirketin ihtiyacı olan bu tür yapılarda vatandaşımızın cebinden çıkacak olan parayı azaltmak. Yüzde 18 KDV kısmını şirket bünyemizden karşılayarak başlattığımız kampanyayı yatırımcılarımıza sunarak karar verme sürecini hızlandırmış oluyoruz. Sektörümüzdeki canlanmayı desteklemek, satışların devamlılığını sağlamak, ticari alan alışverişini hızlandırmak ve ülkemize katma değer üretebilmek için böyle bir noktada taşın altına elimiz koymaya çalıştık.”

“Alım- satım oranları artacaktır”

Alım- satım oranlarının büyüme oranları ile paralel olarak ilerlediğini kaydeden Zafer Yıldırım “Söz konusu büyüme oranları, konut ve ofis satışlarını da etkileyecektir. Ekonomimizde yaşanan büyüme ile paralel olarak inşaat sektörü de bu büyümeden nasibini alacaktır. 2018 yılının hem büyüme hem de satış anlamında olumlu geçeceğini ve inşaat sektöründe güzel gelişmelerin yaşanacağını düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türk İşadamları Heyeti Kuveyt’e çıkarma yaptı

0

Key2Kuwaıt’in organize ettiği Kuveyt iş seyahatine katılan Türk İşadamları Heyeti Kuveyt Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Genel Müsteşarı Sheikh Nemer Alfahad Almalek ALSABAH ile buluştular.

Özel davetlilerin kabul edildiği divan’da gerçekleşen toplantıya Türk heyetini temsilen Yalvaç Gruba bağlı Yalvaç Enerji Temsilcisi Oktay Korkmaz, Ofton İnşaat İş Geliştirme Koordinatörü Serkan Kızılyar ile Key2Kuwaıt Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Şengül katıldılar.

Kuveyt Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Genel Müsteşarı Sheikh Nemer Alfahad Almalek ALSABAH Türk İş adamları ile beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki ülkenin birbirine derin bağlarla bağlı olmasının ticaretteki birlikteliğe de olumlu yansıdığını söyledi.

2018 yılı içerisinde gerçekleşecek projelerin konuşulduğu toplantıda konuşan Key2Kuwaıt Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Şengül, “Değerli bakanımız ve Emirimiz ile değerli yöneticilerin Türk işadamlarına verdiği büyük değerin farkındayız. BU gerçekten bizim için çok önemli. Bugün işadamlarımızla önemli misafirlerin ağırlandığı divanda Kuveytli yöneticilerle buluştuk. Bizde kendilerini ülkemize geldikleri zaman aynı şekilde özenle karşılıyoruz. Umarım 2018 yılında yapılacak önemli projeler her iki ülkeye hayırlar getirir” şeklinde konuştu.

KEY2KUWAİT / TÜRKİYE’DE ENERJİ

 

 

 

 

696 Sayılı KHK ve Savunma Sanayinde yenilikler..

Bilişim, yazılım ve savunma sanayi ürünleri konusunda yerli ve milli beyinler oldukça üretken bir hale geldi.

Askeri teknoloji ve savunma sanayi konusunda, bugüne kadar, sürekli  ithalatçı ülke olduk.

Yerli üretime dair adımlar bir şekilde engellendi.

Savunma Sanayi kurumlarımızda mühendislerimiz faili meçhul şekilde şehit edildi.

Her şeyi göze alarak üretkenlik gösterenler ise bastırıldı, sesi kısıldı veya bilinçli/bilinçsiz görmezden gelindi.

Art niyetli ve dış kaynaklı lobicilik engellemeleri haricinde, sürekli kurumsal bürokratik manilerle karşılaşıldı.

Özellikle son zamanlarda karşılaştığımız “örtülü ambargolar” sonrası, “yerli ve milli” savunma sanayinin önemi iyice öne çıktı.

Erdoğan, bu konuyu sürekli gündemde tutarak “yerli savunma sanayinin” gelişiminin vazgeçilmezliğine vurgu yaptı.

Erdoğan’ın bu yaklaşımından cesaret bulan “yerli yaratıcı beyinler” ithal savunma ürünlerine ikame nitelikli, oldukça ciddi Ar-Ge çalışmaları yaparak, somut üretim noktasına gelindi.

Fakat ne hikmetse, hala bu yerli ve milli kişi ve kurumlar istenilen zemine kavuşamadı/kavuşamıyor.

Atılan her adım, savunma sanayine hakim  ve maalesef  hala var olan bir kısım “engelleyici bürokrasiyi” aşamıyor.

Biliyor ve görüyordum ki, Erdoğan bütün bunların farkında idi ve sonunda; “artık vaktidir”diyerek duruma el koydu.

696 Sayılı KHK ile bu konuda sürpriz adımlar atıldı.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı.

Aselsan, Roketsan, Havelsan başta olmak üzere savunma sanayinde başat pek çok kuruluşa sahip, Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’nın  Mütevelli Heyeti Başkanlığı da Cumhurbaşkanlığı’na tevdi edildi.

Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi (ASFAT AŞ) kuruldu. Böylece, Askeri tersane ve fabrikalar verimlilik, kalite ve üretkenliğin artırılması amaçlı tek çatı altında toplandı.

Peki bütün bunların anlamı nedir.?

Türk savunma Sanayi yeni bir evreye girdi.

Artık savunma sanayi konularında pratiklik, yerli ve millilik, kalite ve verimlilik esas olacak.

Bu konularda yapacak bir şeyi olan, tasarım ve proje sahibi ithal ikame edici ürün sahipleri, devletin bu kurumlarıyla işbirliğine girme konusunda engellerden ve lobisel manilerden daha az etkilenecektir.

Proje ve tasarımı olan vatan evlatları, çalışmalarını realize etmek için, “illa Cumhurbaşkanı’na ulaşmalıyım, yoksa tasarım ve projelerim heba olur gider” demeyecektir.

Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla bile olsa, başlayan kimi projeler maalesef ki, sonuca ulaştırılmadı. Artık böylesi iş ve işlemler unutulmaya terkedilerek gözardı edilemeyecek ve ithal ikameci, “yerli-milli” yaklaşım hakim kılınacaktır.

Eminim ve inanıyorum ki; Külliye bünyesinde bu hiyerarşinin hızlı ve sonuç odaklı çalışabilmesi için, yeni bir yapılanmaya gidilecek ve Cumhurbaşkanlığı’na bağlanan bu kurum ve kuruluşlarımız yeni bir hız ve heyecanla aktive olacaklardır.

Bağlı fabrika, kurum ve kuruluşlar yeni bir zihniyet ve ciddiyetle işlerine sarılacak, “yerli ve milli” olana karşı, artık kem gözle bakılmayacaktır.

Artık, kimse ümitsiz olmayacak; yerli proje ve çalışmaların takipçisi bizzat Cumhurbaşkanı’mızın kendisi olacaktır.

Atılan adım, geç kalınmış bile olsa, oldukça isabetli ve olması gereken vetiredir.

Ve inanıyorum ki; yeni sistemde, suistimale yer verilmeyecek, sen- ben kavgalarına  son verilecek, kişisel ego ve benlikle hareketler minimize olacak, “beka”mızın en önemli umdesi olan savunma sanayimiz daha  güçlenecek, millileşecek ve üretkenleşecektir.

Taşeron yasasıyla daimi kadroya geçen çalışanlarımıza hayırlı olsun diyorum.

Taşeron uhdesinde çalışan ve sürekli işini kaybetme korkusu yaşayan vatandaşlarımız için atılan bu isabetli adımdan dolayı karar alıcıları kutluyorum.

TPDK ve Şeker Kurumuna dair yeni sürecin işlevselliği artıracağına ve kamu yönetiminde, bir ara moda haline gelen “bağımsız üst kurul” fantezisinin sona ererek,  gerçekliğe dönülmesine katkı sunacağından dolayı memnuniyetimi dile getirmek istiyorum.

Bankacılık sektörünün kendi içinde bağımsızlığının gün be gün arttığı günümüzde, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Vakıfbank hissedarlığından  alınarak, hisselerin Hazine’ye devri  günümüz koşullarının bir gereğidir.

Bu bağlamda; yeni sürecin Vakıfbank açısından başarı getireceğine inanıyorum.

17-25 Aralık sonrası FETÖ ile mücadelede ciddi fedakarlıklarda bulunuldu.

Resmi veya değil, bu konuda çaba gösteren, taşın altına elini sokan, kişiselliğini riske atan öyle çok vatanperverler oldu ki…

Hele de; 15 Temmuz gecesi ve sonrası tüm tehdit ve aba altından sopa göstermelere rağmen; “ille de vatan, ille de vatan” diyerek, kişisel istikbalini ve hayati tehlikeleri görmeksizin, cansiperane mücadele edildi.

Bu fedakar ve yurtseverlerin, yaptığı iş ve işlemlerden dolayı, Kamu Otoritesince bir şekilde, art niyetli ve sinsi planlara karşı korumaya alınması gerekirdi.

696 sayılı KHK ile, bu konuya da parmak basılması ve kamusal güvencenin sağlanmış olması isabetli bir adım oldu.

Bu yapılanla; özellikle, bu süreçte mücadelede  yer alanların; asker, polis, sivil veya sivil kamu görevlisi, “Muğlalı Paşa Sendromu” yaşamalarının önüne geçilmesi sağlandı.

Bu maddenin yer, zaman, kişi, olay vb. gibi çerçevesinin net bir şekilde mutlak anlamda belirlenmesi şarttır. Aksi taktirde kaos ve kargaşaya sebebiyet vermek isteyenlerin kullanabileceği bir enstrumana dönebilir.

Bu bağlamda yetkililerin KHK’nın bu maddesine dair uygulama yönetmeliklerini sarih şekilde ortaya koyarak muğlak ve müphem nokta bırakmayacaklarına inanıyorum.

Yoksa bu madde çok su götürebilir. Bu uyarıyı yapmayıda çok önemli buluyorum..

Bütçe sona erdi.

Ocak ayıyla birlikte ciddi kamusal değişiklikler gelecektir.

696 sayılı KHK ile Savunma sanayi Kurumlarıyla başlayan süreç, sanıyorum ki; Kabine, Külliye kadroları ve bürokratik değişikliklerle devam edecektir.

Ve bu süreç çok hızlı görülecektir.

Hızla yapılmalıdır ki; 2018 yılı icraat yılı olabilsin.

Hızla yapılmalı ki; akıllı, cesur, devlete sadakati esas alan ehliyet ve liyakat sahipleri göreve gelerek, taşın altına ellerini değil, gövdelerini soksun.

Çünkü artık vakit kaybına tahammül kalmamıştır.
Çünkü; ülkemiz, coğrafyamız ve dünya konjonktürü, cesaret ve akıl sahiplerinin göreve gelmesini iktiza etmektedir.
Çünkü ateş çemberindeyiz.
Çünkü müttefikler hasımlaşmış,
Komşular yangın yerine dönmüş,
Çünkü dost yüzlü yalancılar kapımıza dayanmış,
Kurt gövdenin içine girmiş,
Millet, can damarını koparan, kanını emen en büyük hasmını dost zanneder olmuş,
Kısaca; At izi it izine karışmış.
Çünkü ve ne yazık ki; “beka” sorunuyla karşı karşıyayız.
Kenetlenmeliyiz. Bir ve beraber olmalıyız.
Dahili ihtilafları bir kenara koyup harice karşı tek yumruk mücadeleye hazır olmalıyız.
Çünkü; “Anadolu son kale”dir.
Gidecek bir yerimiz yoktur.
Ya olacağız, ya öleceğiz

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili okurlarım…

Enerji piyasasında spot fiyatları düşmeye devam ediyor

Enexion Haftalık Enerji Piyasa Raporu verilerine göre spot piyasa fiyat ortalaması bir önceki haftaya göre %2,3 oranında düşüş göstererek 18 Aralık haftasında 155,3 TL/MWh olarak gerçekleşti.

Enerji piyasasında gün öncesi spot piyasada fiyatlar 18 Aralık haftasını da düşüşle kapattı. Bir önceki hafta 158,9 TL/MWh olarak gerçekleşen spot piyasa fiyat ortalamasının %2,3 oranında düşüş göstererek 155,3 TL/MWh olarak gerçekleşti.

Haftalık enerji piyasa raporunda açıklamalar yapan Enexion Enerji Danışmanlık Türkiye Genel Müdürü ve Enerji Uzmanı Ceren Özdal, aralık ayında fiyatların düşük gelmesinin en önemli nedeninin beklenenden yüksek gelen yenilenebilir enerji üretimi olduğunu, rüzgar üretiminin kasım ayına göre neredeyse %100 yükselerek fiyatların düşük kalmasındaki en büyük etken olduğunu vurguladı. Özdal, geçtiğimiz hafta toplam üretim içinde yenilenebilir kaynakların payının %33, doğalgazın payının %32, kömürün payının ise %34 oranında yer tuttuğunu açıkladı.

Tezgahüstü piyasalar ile ilgili de açıklamalar yapan Özdal, “Geçtiğimiz hafta Ocak ayı baz yükü 196 TL/MWh, Şubat ayı baz yükü 189 TL/MWh, Mart ayı baz yükü 173 TL/MWh seviyelerinden işlem gördü. Böylece 2018 birinci çeyrek fiyatı 186 TL/MWh olarak gerçekleşti. Aralık ayı bazyükü 194 TL/MWh seviyelerinden kapanmıştı. Aralık ayı spot ortalaması ise ayın son haftasına girerken ile beklenenin %20 aşağısında 156 TL/MWh seviyelerinde” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Petrol piyasalarında elektrikli araç korkusu

0

KPMG’nin petrol ve gaz piyasaları analizine göre, bu ay dünyada yükselen elektrikli araç trendi gündemde öne çıktı. Analize göre petrol piyasaları elektrikli araçların giderek artan popülaritesi karşısında endişeli. Analizi yorumlayan KPMG Türkiye Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, “OPEC üyeleri ve onlara destek veren OPEC dışı ülkeler, küresel arz fazlasını gidermek amacıyla getirilen üretim kısıntılarını 2018 yılının sonuna kadar uzatma kararı alsa da elektrikli araçların yol açacağı fırtına şimdiden sektörü endişelendiriyor” dedi.

KPMG’nin petrol ve gaz analizine göre, OPEC üyesi ülkeler ile onlara destek veren OPEC dışı ülkelerin üretim kısıntılarını 2018 yılının sonuna kadar uzatma kararı gönüllere su serpmedi. Üretim kısıntısına yönelik anlaşmasının uzatılmasının piyasaya etkilerini yorumlayan KPMG Türkiye Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, “Bu anlaşma petrol piyasalarının bir yıl daha rahat edeceği anlamına geliyor. Ancak elektrikli araçların popülaritesi giderek artıyor. Bu nedenle uzun vadeli talebe yönelik belirsizlikler, petrol üreticisi firmaların yatırım kararlarını zorlaştırıyor, sektör genelinde endişe yaratıyor.” dedi.

Kusursuz fırtına korkusu

“Bu durum petrol piyasalarının, önümüzdeki 10 yıl içinde bir kusursuz fırtına yaşama ihtimalini güçlendiriyor” diyen Bilirgen, şöyle devam etti:

Elektrikli araç teknolojisinde yaşanan gelişmeler ve yatırım haberleri fosil yakıt üretim yatırımlarının yavaşlamasına yol açıyor. Örneğin Tesla elektrikli kamyonunu tanıttı.Elektrikli araçlarla yük taşımacılığının da yapılabileceği vizyonu somutlaştı. Diğer tarafta ise bu gelişmeler fon yatırımcıları tarafından yakından takip ediliyor. Örneğin Norveç Ulusal Varlık Fonu fosil yakıtları portföyünden çıkarma sinyali verdi. Norveç gibi bazı ülkeler, fosil yakıt kullanan araçların satışını tamamen sona erdirme planlarını şimdiden yaptı. Bunlara karşılık OPEC ülkelerinin elinden gelen ise üretimde kısıntıya giderek fiyat istikrarını sağlamak ve arz fazlasını engellemek. Hatta bu defa alınan karara, daha önce muaf tutulan OPEC üyeleri Nijerya ve Libya da dâhil edildi. Kısa vadede kısıntının devam etmesi olumlu karşılansa da bu, söz konusu hedeflerde gerçek bir fikir birliğinin ya da sürekli uyumun sağlanacağı anlamına gelmiyor.”

Stoklar 5 yıllık ortalamalar seviyesinde

OPEC’in arz talep tahminlerine de değinen Bilirgen “Arz ve talep OPEC’in tahminine ve hedeflerine göre ilerlediği takdirde, ticari ham petrol stoklarının düşüşü devam ederek 2018’in üçüncü çeyreği sona ermeden 5 yıllık ortalama seviyesine gerileyecek. Başta Rusya olmak üzere diğer önemli oyucular ise temkinli davranıyor. Öte yandan Suudi Arabistan’ın politikası, Veliaht Muhammad bin Salman’ın iktidarını sağlamlaştırmaya dönük kısa vadeli hedeflere yoğunlaştı. Bu durum muhtemelen kesintileri 2018’de kaldırmama ısrarının süreceği anlamına geliyor” diye konuştu.

Kaya petrolü dengeleri bozabilir

Bilirgen, 2018’in ilk çeyreğiyle ilgili şu perspektifi çizdi:

“ABD kaya petrolünde üretimi artırarak rekabeti daha da hızlandırma niyetinde. Petrol fiyatlarında artışla birlikte ABD’li üreticiler de üretimlerini artırıyor. Bu gelişme karşısında OPEC üyelerinin verebileceği tepki, kısıntı kararlarını kademeli olarak geri almaya başlamak ya da üretim hedeflerini daha sık gözden geçirmeyi içeren bir stratejiyi hayata geçirmek olabilir. Böylece stok tehdidi ortadan kalktıktan sonra pazar payını aşamalı olarak geri alma politikası izleyebilirler. Ancak Suudi Arabistan’ın üretim kısıntısının 2018 yılı sonuna kadar devamında ısrarcı olması ve hiçbir tarafın anlaşmayı 2018’in ilk çeyreğinin sonunda aniden kesmeyi istememesi nedeniyle, anlaşmayı aynı üretim hedefleriyle 2018 sonuna kadar uzatma kararı alındı.

2018’de hileye başvuranlar olabilir

Bununla beraber pazar paylarını geri almak isteyen anlaşma katılımcıları 2018’de muhtemelen daha fazla hile yapmaya başlayacak, fiyat artışlarını sınırlandıracak ve yılın ikinci yarısında Suudi Arabistan’ı üretim hedeflerini gerçekleştirme yolunda daha yalnız bırakacak.

Analist tahminleri: petrol

2017 2018 2019 2020
Minimum 51,5 50,0 55,0 55,0
Ortalama 53,0 56,1 58,4 62,4
Medyan 53,1 55,2 58,9 63,3
Maksimum 54,4 65,0 63,0 70,0
2017 2018 2019 2020
Ekim Ortalaması 52,9 54,8 58,4 63,3
Kasım Ortalaması 53,0 56,1 58,4 62,4
Ekim Medyanı 53,2 55,0 58,9 63,3
Kasım Medyanı 53,1 55,2 58,9 63,3

Analist tahminleri: gaz

2017 2018 2019 2020
Minimum 2,9 2,9 2,9 3,1
Ortalama 3,0 3,1 3,2 3,2
Medyan 3,0 3,0 3,2 3,1
Maksimum 3,2 3,8 3,5 3,5
2017 2018 2019 2020
Ekim Ortalaması 3,1 3,1 3,2 3,2
Kasım Ortalaması 3,0 3,1 3,2 3,2
Ekim Medyanı 3,0 3,0 3,2 3,1
Kasım Medyanı 3,0 3,0 3,2 3,2

Not: Brent & Henry Hub kuruluşundan alınan yukarıdaki tahminler/analist tahminleri, üçüncü taraf kaynaklara ve bilgilere dayanmaktadır. Bunlar KPMG’nin kendi görüşlerini yansıtmamaktadır.

KPMG Hakkında

Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan ve sektöründeki en büyük dört uluslararası şirketten biri olan KPMG, geçmişi 1867 yılına dayanan, üye firmalar ağı sistemiyle 154 ülkede, 200 bine yakın çalışanıyla finansal hizmetler, tüketici ürünleri ve endüstriyel sektörlerden, gıda, perakende, enerji, telekomünikasyon, kimya gibi pek çok sektöre danışmanlık hizmeti veriyor. KPMG Türkiye ise İstanbul merkez ofisinin yanı sıra Ankara ve İzmir ofisleriyle, 1982 yılından beri 1.200’den fazla çalışanıyla her sektörden 4.000’in üzerinde firmaya sektörler özelinde hizmet verirken, rekabette ihtiyaç duydukları endüstriyel trendler hakkında değer yaratan çözümler sunuyor. Detaylı bilgi için www.kpmg.com.tr adresine başvurabilirsiniz.

Elektrik tasarrufu eğitimi seferberliği

Okul öncesi miniklere enerji tasarrufu bilincini aşılamak üzere okullarda eğitimler vermeye başlayan, elektrik enerjisi piyasasının güçlü oyuncularından KOLEN; proje kapsamında son olarak, İTÜ Geliştirme Vakfı Anaokulu, Ankara Gürçağ Koleji ve Afyon TED Koleji öğrencileri ile beraberdi. KOLEN Genel Müdürü Kaya  ” Enerji tasarrufu eğitimini kendimize misyon edindik. Eğitim kurumlarımızın çok değerli yöneticilerine sesleniyorum. Biz hazırız. Çağırın gelelim. Enerji tasarrufunu çocuklarımıza birlikte anlatalım’’ dedi.

KOLEN’in okul öncesi miniklere enerji tasarrufunu, verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini anlatmak ve bu bilinci çok erken yaşlarda oturtmak amacıyla başlattığı proje tüm Türkiye’ye yayılarak büyüyor.

Elektrik enerji sektöründe, yenilikçi bakış açısı, abone memnuniyetine verdiği önem, içinde bulunduğu çevre ve topluma duyarlı yaklaşımı ile öne çıkan ve okul öncesi çocuklara “Enerji Tasarrufu” eğitimleri vermeye başlayan KOLEN; konuyu misyon edindiklerini, talep eden her bir okula yetişmeye çalışacaklarını söylüyor. Bilinçlenmenin çok genç yaşlarda başlaması kişiyi o konuda çok daha hassas, çok daha duyarlı hale getiriyor. KOLEN yönetimi; ‘’iş bu sebeple enerji tasarrufunu anlatmaya okul öncesinden başladık’’ diyor.

EĞİTİMLER TÜRKİYE’YE YAYILIYOR

İstanbul, Ankara ve Afyon’da bölge yöneticileri Tuğba Karaca, Fatma Niğdelioğlu ve Mine Gül Yılmaz tarafından gerçekleştirilen sunum ve eğitimlerde minik öğrencilerin katılımları, anlatılanlara ilgileri son derece yoğundu. Eğimin her aşamasına bizzat iştirak ettiler, katıldılar, fikirlerini dile getirdiler. Herhangi bir konuda farkındalığın, bilincin oluşması için yapılacaklara erken yaşlardan başlamanın ne kadar doğru olduğu da bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Afyon TED Koleji Genel Müdürü Hayrettin Balıkçı, bu sorumlu davranışı ve gayretlerinden dolayı KOLEN’e teşekkürlerini belirtti. Gürçağ Koleji Müdürü Selma Erturan projeden dolayı memnuniyetlerini dile getirerek, özellikle okul öncesi yaş grubuna yönelik bu yaklaşımın geleceğe dair umutlarını artırdığını arttırdığını söyledi ve KOLEN’e teşekkür etti. Ayrıca okul öncesi ile ilk ve ortaokullarda çevre bilinci, çevre yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma eğitimi veren bir uygulama olan Eko-okullar programı kapsamında olan İTÜ Özel Doktor Sedat Üründül Anaokulu Eko okul öğrenci komitesi minik enerji dedektifleri Tuğba Karaca ve KOLEN’e teşekkür sertifikalarını sundular.

‘’ÇAĞIRIN GELELİM’’

KOLEN Genel Müdürü Kaya Uğur Karayurt: ‘’İçinde bulunduğumuz zaman dilimi ve sonrasında artık gelişmişlik enerjinin etkin kullanımı ile ilgilidir. Malum öncesinde yüksek tüketim ya da tüketimdeki artış ekonominin büyüdüğüne, gelişmişlik düzeyinin yüksekliğine işaretti. Şimdi yalnız başına gerçekten anlamsız. Verimli olmak zorundayız, daha az tüketimle, daha çok üretmek zorundayız. Yine unutmamalıyız ki bunun pratiğe dökülmesi, hayata geçirme için bu anlayışın topluma hakim olmasıyla ilgilidir. Toplumsal pratik ise kültür, eğitim ve zamanla oluşur. Başlanacağı yer ise alabildiğine erken yaşlardır. Bu yüzden erken bir yaştan okul öncesinden başladık. Gerisi eğitim kurumlarımızın çok değerli yöneticilerine kaldı. Onlara sesleniyorum. Biz hazırız. Çağırın gelelim. Bildiklerimizi küçük hanımlarla, beylerle paylaşalım. Bize 0555 056 56 56 nolu WhatsApp numarasına mesaj, [email protected] adresine mail göndererek veya 444 9 556 nolu telefonu arayarak taleplerini iletebilirler.’’

Faselis/Türkiye’de Enerji

Hollanda’dan Şekerbank’a 192 milyon TL kaynak

0

Şekerbank geride bıraktığımız hafta, biri iç diğeri dış piyasalarda olmak üzere iki başarılı tahvil ihracına imza attı.

Şekerbank, Hollanda Kalkınma Bankası’ndan (FMO) 3 yıl vadeli, 50 milyon USD muadili 192 milyon TL kaynak sağladı. Dünyanın ve Türkiye’nin ilk KOBİ kredileri teminatlı menkul kıymet ihraç programı(VTMK) kapsamında edinilen kaynak, Şekerbank’ın yaygın şube ağı sayesinde kırsal bölgelerdeki 4000 çiftçi ve KOBİ’ye ulaştırılacak.

Diğer taraftan, 18-21 Aralık tarihleri arasında 10 yıl vadeli, değişken faizli sermaye benzeri tahvil ihracına çıkan Şekerbank, planlanan arzın yüzde 20 üzerinde gelen taleple

300 milyon TL tutarında ihraç gerçekleştirdi.

Bugüne kadar birçok uluslararası nitelikli kurumsal yatırımcının iştirak ettiği Varlık Teminatlı Menkul Kıymet (VTMK) ihraç işlemini 2011 yılında başlatan Şekerbank, program kapsamında 50 milyon USD karşılığı 192 milyon TL’lik yeni kaynak sağladı. VTMK programının on ikinci ihracını Hollanda Yatırım Bankası (FMO) ile gerçekleştiren Şekerbank, elde ettiği kaynağı esnaf, işletme, KOBİ ve çiftçilerin desteklenmesi için kullanacak. Söz konusu yatırım ile Şekerbank’ın tarım ve KOBİ bankacılığında 64 yıldır sürdürdüğü sorumlu bankacılık geleneğine güvenini teyit eden Hollanda Kalkınma Bankası, daha önce Şekerbank’ın enerji verimliliği çalışmalarına destek olmak için de aynı programa iştirak etmişti.

Şekerbank ayrıca 18-21 Aralık tarihleri arasında, iç piyasada kurumsal ve bireysel nitelikli yatırımcılara yönelik olarak sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi. Bankanın 5 yıl sonunda geri ödeme opsiyonlu 10 yıl vadeli ve değişken faizli sermaye benzeri tahvil ihracı, planlanan arzın yüzde 20 üzerinde gelen taleple 300 milyon TL olarak gerçekleşti.

Servet Taze: “Hollanda Kalkınma Bankası, ülkemizin üretim potansiyeline yatırım yaptı.”

Küresel piyasalarda belirsizliğin hakim olduğu bir dönemde Şekerbank’ın edindiği kaynağın Türkiye’nin taşıdığı üretim potansiyeline ve geleceğine olan güvenin göstergesi niteliği taşıdığının altını çizen Şekerbank Genel Müdürü Servet Taze, Bankanın stratejisini bu üretim potansiyelini harekete geçirmek ve üretim odaklı büyümeyi desteklemek üzere kurduklarını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Şekerbank’ın 64 yıldır benimsediği sorumlu bankacılık geleneği ve yerel bankacılıktaki gücü uluslararası finans kuruluşları tarafından takdirle karşılanıyor. Stratejimizin kendine has yapısı, yurt dışı kreditörlerle ilişkilerimizde belirleyici oluyor ve odaklandığımız alanlarda daha uygun maliyetli ve uzun vadeli kaynağı müşterilerimize ulaştırmamızı sağlıyor. Bankamıza sağlanan bilançomuzdaki toplam yurtdışı fonlamanın yüzde 62’si esnaf ve KOBİ’lerin desteklenmesi, enerji verimliliği yatırımlarının finansmanı kapsamında edinilmiştir.”

Taze: “Edindiğimiz kaynağı 4000 esnaf, çiftçi ve KOBİ’ye ulaştıracağız.”

Hollanda Kalkınma Bankası tarafından yapılan açıklamada Şekerbank’ın sürdürülebilir kalkınmanın finansmanındaki öncü rolüne vurgu yapıldığını belirten Taze, “Hollanda Kalkınma Bankası’ndan temin ettiğimiz 192 milyon TL kaynağı yine sürdürülebilir kalkınmanın finansmanı kapsamında 4000 civarında esnaf, işletme, KOBİ ve çiftçi müşterimize ulaştırarak finansmana erişimi yaygınlaştıracağız.” dedi.

Taze: “Yüksek talep, Türk Lirası’na ve 64 yıllık marka değerine güvenin teyididir.”

Şekerbank’ın 18-21 Aralık tarihleri arasında değişken faizli ve 10 yıl vadeli sermaye benzeri tahvil ihracının planlanan arz tutarının yüzde 20 üzerinde gelen taleple 300 milyon TL olarak gerçekleşmesine ilişkin de konuşan Taze, “Yıl sonu bilançolarının kapatılmak üzere olunduğu ve küresel piyasalardaki belirsizlik nedeniyle kısa vadeli yatırım araçlarının tercih edildiği bir dönemde, Şekerbank’ın 10 yıl vadeli TL tahvil ihracına gelen talep, hem bireysel nitelikli hem de kurumsal yatırımcılar açısından Türk Lirası’nın geleceğine duyulan güvenin çok önemli bir göstergesidir. Ayrıca bu başarı, 64 yıldır tabana yaygın tasarrufun değişmeyen adresi olan Şekerbank’ın marka değerine olan güvenin de çok güzel bir yansımasıdır.” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

VEDAŞ’ın kayıp kaçağı bitiren projesi Ar-Ge ödülü kazandı

0

Türkerler Holding şirketlerinden Van Gölü Elektrik Dağıtım A.Ş. (VEDAŞ), elektrikte kayıp-kaçağı bitiren projesi ile “Ar-Ge Başarı Ödülü” kazandı. VEDAŞ Genel Koordinatörü Osman Akyol,VEDAŞ olarak Türkiye’nin kronikleşen bir sorununa çözüm üretmenin heyecanını yaşıyoruz. Bu başarının takdir edilmesi bizi son derece mutlu etti” dedi.

“3. Enerjide Ar-Ge Çalıştayı”, Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) koordinatörlüğünde ELDER ve Gazbir tarafından Ankara’da düzenlendi. Bilkent Otel’de düzenlenen çalıştay, üniversiteleri, teknokentleri ve Ar-Ge şirketlerini, elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketleriyle buluşturdu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez ve EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz’ın katıldığı organizasyonda 1. Ar-Ge Başarı Ödülleri sahiplerini buldu. Türkerler Holding şirketlerinden VEDAŞ, “Elektrik Dağıtım Şebekesinde Kayıp ve Kaçak Elektrik için Önleyici Çalışmalar” projesiyle ödül kazandı. Ödülü, VEDAŞ adına VEDAŞ Genel Koordinatörü Osman Akyol, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez’in elinden aldı.

VEDAŞ Genel Koordinatörü Osman Akyol,VEDAŞ olarak enerji sektöründe öncü projeler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek şunları söyledi: “Van Gölü Elektrik Dağıtım A.Ş. (VEDAŞ) uygulamaya koyduğu projesiyle sektörün en kritik sorunlarından birine çözüm getirdi. Katkıları ve desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Kazım Türker ve çalışmalarımızın her aşamasında hep en yakınımızda olan Enerji Grup Başkanımız Sayın Kaan Türker başta olmak üzere, bu projede emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu ödülün alınmasında emeği geçen; tüm birimlerimizde görev yapan en alt kademeden en üst kademeye kadar tam bir ekip olma azim ve kararlılığıyla çalışan tüm çalışanlarımızı kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum.”

Kayıp kaçak oranı yüzde 65’ten 15’e indi

VEDAŞ’a ödül kazandıran projeyle, yüzde 65 kayıp-kaçak yaşanan Van’ın Gevaş İlçesi’nde toplam 7 bin 665 abonenin sayaçları uzaktan açma kesme ve okumaya elverişli PLC sayaçlarla değiştirildi. Proje kapsamında abone sayaçları bağlantı direkleri üzerine monte edilerek müşterinin sayaca müdahale, sayaç öncesinde harici hat çekme gibi kaçak kullanım yöntemlerinin önüne geçildi. Kayıp-kaçağı önlemek amacıyla geliştirilen sistem, aboneye giden elektrik miktarını otomatik olarak kayıt altına alan bir sayaç vasıtasıyla merkeze iletiliyor ve buna göre ay sonunda abonenin gerçek tüketimi belirleniyor. Gevaş’ta başlanan pilot uygulamayla kayıp-kaçak oranı projenin uygulandığı Gevaş ilçesinde yüzde 15’lere düştü.

Faselis/Türkiye’de Enerji

HES Kablo YYS belgesini aldı

0

Bir yılı aşkın bir süredir altyapı çalışmalarını yürüten Hes Kablo, Kayseri’deki “Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifika” sını alan ilk firma oldu.

Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS) sayesinde mevzuatların gerekliliklerini yerine getiren şirketlerin ithalat ve ihracat konularında gümrükleme işlemlerinin en kısa sürede tamamlanmasına imkan vermekle birlikte firmaya imaj ve prestij de sağlamaktadır.

Hes Kablo yurtdışı satın alma müdürü Erkan Şahin, YYS belgesini Orta Anadolu Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Musa Ünal’dan teslim aldı.

Faselis/Türkiye’ Enerji

CK Boğaziçi Elektrik enerjisi ile her alanda ‘güven’ veriyor

CK Boğaziçi Elektrik, tüketicilerine sunduğu sigorta paketi hediyelerine yenilerini ekledi. 31 Aralık 2017’ye kadar aylık elektrik faturası 82 TL ve üzeri, 1 Ocak 2018’den sonra ise aylık elektrik faturası 68 TL ve üzerinde olan serbest tüketicilere, ‘Enerjimle Ev Aletlerim Güvende’, ‘Enerjimle Kazalarda Güvendeyim’ sigorta paketleri hediye ediliyor. Sigortanın yanı sıra elektrik faturalarında belirli oranlarda indirim de söz konusu.

Tüketicilerin ihtiyaçlarına göre yeni çözümler üreten Türkiye’nin en büyük perakende elektrik şirketi CK Boğaziçi Elektrik, serbest tüketicilere sunduğu sigorta desteğinin kapsamını genişletti. CK Boğaziçi Elektrik’in serbest tüketicilere yönelik düzenlediği ‘Enerjimle Evim Güvende’, ‘Enerjimle İşyerim Güvende’ kampanyalarına ‘Enerjimle Kazalarda Güvendeyim’ ve ‘Enerjimle Ev Aletlerim Güvende’ sigorta paketleri de eklendi. CK Boğaziçi Elektrik’in Güneş Sigorta ile yaptığı işbirliği sonucunda 2017 için aylık elektrik faturası 82 TL ve üzeri, 2018 için ise 68 TL ve üzerinde olan aboneler; iki yıllık serbest tüketici sözleşmesine imza atmaları halinde söz konusu kampanyalardan birinden yararlanabiliyor.

YILLIK TÜKETİMİ 10 000 KWH ÜZERİNDE OLANLARA İNDİRİM DE VAR

CK Boğaziçi Elektrik, ‘Enerjimle Kazalarda Güvendeyim’ paketiyle serbest elektrik tüketicilerine veya sevdiklerine yıllık 5 veya 10 bin TL limitlerle Güneş Sigorta ferdi kaza sigortası sunuyor. Tüm mesken ve ticarethane abonelerinin faydalanabildiği kampanyada son 12 aylık elektrik tüketimi 10 bin kWh’ın yani yaklaşık 350 TL aylık faturanın üzerinde olan tüketiciler 24 ay süre ile yüzde 2 indirim de kazanıyor.

CK Boğaziçi Elektrik’in Güneş Sigorta işbirliğiyle sunduğu diğer sigorta hizmeti ‘Enerjimle Ev Aletlerim Güvende’ paketinde ise yıllık 3 bin TL’ye varan limitlerle ev aletleri sigortası yine ücretsiz olarak veriliyor. Serbest tüketici niteliğine sahip olan tüm mesken abonelerini kapsayan kampanyada bir önceki yıla ait tüketimi 10 bin kWh ve üzeri olanlar aktif enerji bedeli üzerinden indirim fırsatı yakalıyor. Her iki kampanyadan da yararlanabilmek için 444 6 255 Çağrı Merkezini aramak ya da en yakın CK Müşteri Hizmet Merkezi veya CK Müşteri İşlem Merkezine başvuruda bulunmak yeterli oluyor.

HAYATLARININ HER ANINDA YANINDAYIZ

Lider şirket olma misyonu ile tüketicilere özel projeler hazırladıklarını dile getiren CK Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Halit Bakal, “Sigorta sektörünün önde gelen şirketlerinden olan Güneş Sigorta ile yaptığımız işbirliği çerçevesinde önce abonelerimizin ev ve işyerlerine ücretsiz sigorta paketi sunduk. Ardından ikinci bir adımı daha atarak dileyen abonemize ferdi kaza sigortası, dileyene ise ev aletleri sigortası paketi hediye ediyoruz. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da müşterilerimizin hayatlarının her anında yanında olmaya devam edeceğiz” diyerek bundan sonraki dönemde de tüketicilere farklı kampanyalarla yeni fırsatlar sunacaklarının altını çizdi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Negatif algılara rağmen 2017’de çift haneli büyüdü

0

Üretim kapasitesi ile dünyada altıncı, Avrupa’da ise ikinci sırada yer alan Türkiye plastik sektörü büyüme ivmesini devam ettirdi. 2017 yılında yüzde 10 büyüyen sektörün yılı 37,1 milyar dolarlık üretim ve 4,3 milyar doların üzerinde ihracatla kapatması bekleniyor. Plastik sektörünün 2018 yılında yüzde 5 büyüme potansiyeli olduğunu belirten PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, başta Irak ve Suriye olmak üzere ihraç pazarlarındaki sorunlar, jeopolitik gelişmeler ve finansal piyasalardaki olası dalgalanmaların ise büyümeyi olumsuz etkileyebilecek başlıca risk unsurları olduğunu açıkladı.

Türkiye ekonomisindeki yerini giderek güçlendiren plastik sektörü; üretim, ihracat ve büyüme performansı ile dünya liginde liderliğe emin adımlarla ilerliyor. Sektörün üretiminin 2017 yılı sonunda miktarda yüzde 10,2’lik artışla 9,7 milyon tona, değerde ise yüzde 9,8 artışla 37,1 milyar dolara yükseleceği tahmin ediliyor. Aynı zamanda yurtiçi tüketimin 8,7 milyon tona ve direk mamul ihracatının da 4,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Plastik sektörü 2018 yılında ise yüzde 5 büyüme hedefliyor.

“Negatif algı kampanyalarına rağmen plastik sektörü büyümeye devam ediyor”

2017 yılını tüm sorunlara ve plastiklere karşı yürütülen negatif algı kampanyalarına rağmen büyümeye ile kapatacaklarını ifade eden PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Türkiye plastik mamul üretiminde dünya altıncısı ve Avrupa ikincisi konumunda yer alıyor. Plastikler tüm dünyada cam, metal, kauçuk, ağaç, inorganik maddeler gibi malzemelerin yerine alternatif olarak veya bu malzemelerle birlikte kullanılan geleceğin vazgeçilmez malzemesidir. Plastikler gelişen teknolojiye paralel olarak her gün tıptan eczacılığa, kozmetikten ilaç sanayine, inşaattan tekstile, sportif eşyalardan otomotive kadar çok sayıda sanayi kolunda yeni uygulamalara imkân sağlıyor. Daha ekonomik ve kolay uygulanabilir olması nedeniyle de alternatif malzemelere göre tüketimi hızla artıyor. Her ne kadar plastik poşetler, damacanalar, pet şişeler gibi ürünlerimize karşı negatif algı kampanyaları yürütülse de plastik sektörü büyümeye devam ediyor. Bugün yüzde 10 gibi Türkiye ekonomisinin üzerinde büyüme başarısı göstermiş olan sektörümüzü karalamaya çalışmak yerine desteklemek ve başarısıyla övünmek gerektiğine inanıyoruz” dedi.

İhracatta yaratılan katma değer açısından dünya ortalamasının gerisinde kaldıklarını oysa plastik sektörünün potansiyelinin çok daha yüksek olduğuna da vurgu yapan Yavuz Eroğlu, “Özellikle 2023 yılında en az 17 milyar dolar ihracat hedefleyen plastik sektörünün bu düzeyde bir ihracatı gerçekleştirmesi için büyümesine paralel olarak artan sorunlarının çözümüne yönelik adımlar atılması ve kilogram başına 3 doların altına inmiş birim ihraç fiyatlarını gelişmiş ülkeler ortalamasına çıkaracak tedbirler alınması gerekiyor” diye konuştu.

Dünya ve Türkiye ekonomisinde bazı olumlu gelişmeler görülmesine rağmen 2018 yılında da risk unsurlarının devam edeceğini söyleyen Eroğlu, “Başta Irak ve Suriye olmak üzere ihraç pazarlarındaki sorunlar, jeopolitik gelişmeler ve finansal piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalar başlıca risk unsurları olmayı sürdürüyor. Belirsizliğin genelde riskten kaçışa ve temkinli bir kaynak kullanımına yol açacağı tahmin ediliyor. Türkiye, Orta Vadeli Program’da daha yüksek üretim ve daha düşük enflasyon hedeflenmişse de 2017 yılında olduğu gibi 2018’de de kırılganlık riski taşıyan ekonomilerin başında gelmektedir. Yüksek cari açık, enflasyonun düşürülememesi ve artan finansman ihtiyacı, Türkiye ekonomisinin 2018 yılında da karşılaşacağı başlıca riskler arasında görülmektedir” dedi.

Hükümet tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’da hedeflenen yüzde 5’lik ekonomik büyümenin gerçekleşmesi halinde 2018 yılında plastik sektöründe de en az yüzde 5’lik büyüme beklediklerini belirten PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “2018 yılında plastik üretimimizin miktarda 10 milyon tona, değerde 39 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Ekonomiye en az 15 milyar dolarlık katma değer sağlayabileceğiz. Sektörümüzün 2018’de mamul ve hammadde olarak direkt ihracatının ise en az 5,6 milyar dolara ulaşacağını, dolaylı ve dolaysız ihracat toplamının 16 milyar doları geçeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

2018’de küresel ticaret büyüyecek!

0

Dünyanın lider alacak sigortası şirketi Euler Hermes’in “Ticaret Oyunları: Boyun Eğmez, Eğilmez, Kırılmaz” başlıklı yeni küresel ticaret raporunu açıkladı. Allianz Makroekonomik Araştırmalar Küresel Başkanı ve Euler Hermes Grup Baş Ekonomisti Ludovic Subran’ın kaleme aldığı raporda dünyanın yeni ticaret düzeni Pontus Kralı Mitridat’tan HBO’nun fantasik dizisi Game of Thrones’a (Taht Oyunları) kadar tarihsel betimlemeler ve popüler benzetmelerle aktarılıyor. Euler Hermes’in hazırladığı küresel ticaret raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Rapora göre, küresel ticaret hacminin bu yılı yüzde 4,3 büyüme ile kapatması bekleniyor. Küresel ticaret hacminin 2018 yılında ise yüzde 3,9 artacağı tahmin edilen raporda, Türkiye ithalatının ise küresel ortalamanın altında seyretmesi bekleniyor. Bununla birlikte raporda, global ticaret hacminde 2014-2016 döneminde yaşanan 3 trilyon dolara yakın daralmanın 2017’deki büyümenin de etkisiyle önümüzdeki yıl telafi edileceği öngörülüyor.

Küresel ticaret hacminde yaşanması beklenen büyümede ABD, Euro Bölgesi ve gelişmekte olan Asya ülkelerinden gelecek güçlü talebin etkili olacağı belirtilen rapora göre, ihracat kanadında da Avrupa ve gelişmekte olan Asya ülkeleri ticaretin ivme kazanmasından en çok faydalanacak taraflar olacak.

Korumacı önlemler büyümeyi yavaşlatıyor

Küresel mal ve hizmet ticaretinin büyüme hızının kriz öncesi dönemlerin ancak yarısı kadar olacağı vurgulanan raporda, bunun en büyük nedeni olarak korumacı önlemlerin artması gösteriliyor. Büyüme hızının kriz öncesi dönemin altında kalacak olmasının bir diğer nedeni olarak para politikalarındaki normalleşmenin sınır ötesi ticaretin finansmanının maliyetlerini artıracak olmasının belirtildiği raporda, bir diğer gerekçe olarak ise Körfez Arap Ülkeleri, Kore Yarımadası ve diğer yerlerde yükselen jeopolitik tansiyon gösteriliyor.

Çin, Euro Bölgesi ve Japonya ivme kazandıracak!

Öte yandan önümüzdeki dönemde küresel ticareti canlandıracak üç itici güç bulunuyor. Bunların ilki bilançolardaki nakit pozisyonlar. Daha güçlü kurumsal bilançolar ve rekor seviyesindeki 7 trilyon dolarlık nakit desteğiyle yatırım akımlarının 2018 yılında yüzde 3 büyümesi bekleniyor. İkinci itici güç ise akıllı sanayi politikaları. Bunlar arasında Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” girişimi gibi büyük altyapı projeleri de var. Diğer bir örnek Japonya’nın altyapı ve enerji reformlarına yaptığı yatırımlar. Ayrıca, bölgesel serbest ticaret anlaşmaları ölü küresel anlaşmalar arasındaki boşlukları dolduruyor. Asya’da “Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık” ve Kanada ile AB arasındaki “Kapsamlı Ekonomik ve Ticari Anlaşma” bu yaklaşıma iki örnek.

Hizmetler ve dijitalleşmenin ticarette yeni bir altın çağın perdelerini aralayabileceği ifade edilen raporda, gelişmekte olan pazarların ise daha çok hizmet sektörüne odaklandığı belirtiliyor. Rapora göre, daha güvenli ve güçlü tedarik zincirleri için artan yenilikçi çözümler de küresel ticaret hacminin artışında etkili olacak.

Faselis/Türkiye’de Enerji

İpragaz’da 3. dönem: ‘Büyüme dönemi’

0

İpragaz’da Eyüp Aratay dönemi başladı. İpragaz’ın yeni CEO’su Eyüp Aratay, 56 yıllık enerji devinde ‘Kuruluş’ ve ‘Dönüşüm’ dönemlerinin ardından 3’üncü dönemin başladığını açıkladı. ‘Büyüme Dönemi’ne girdiklerini belirten Eyüp Aratay, İpragaz’ın tüpgaz, otomotiv yakıtları ve dökme gaz olmak üzere 3 segmentte büyümeyi hedeflediğini belirtti.

Birçok markayı bünyesinde barındıran İpragaz’ın 3. döneminde anahtar rol üstlenecek 3 mottosu şöyle açıklandı; ‘Daha Yüksek’ – (Hedefler), ‘Daha Güçlü’ – (İnsan Kaynağı) ve ‘Daha Hızlı’ – (Teknoloji).

İpragaz’ın 56 yıllık tarihindeki üçüncü üst yöneticisi olan Eyüp Aratay, Türkiye enerji sektörünün köklü markasının yeni dönemini, yeni yapısını ve yeni hedeflerini anlattı. İpragaz CEO’luğu görevini 30 Eylül’de aldıktan sonra, Türkiye genelinde bizzat düzenlediği toplantı ve ziyaretlerle 1.000’e yakın personel ve bayiye yeni dönemi yüz yüze anlatan Eyüp Aratay, adeta tüm Türkiye’yi kat etmiş oldu. İpragaz CEO’su Eyüp Aratay, 21 Aralık Perşembe günü gerçekleştirilen ilk basın toplantısında ise enerji editörleri ile buluştu.

56’ncı yılda 3’ncü lider

İpragaz’ın, gerçekleştirdiği ‘ilk’ler ve ‘en’lerin yanı sıra özgün birçok özelliği ile Türkiye’nin istisnai ve örnek bir kuruluşu olduğuna dikkat çeken Eyüp Aratay, “Bunlardan biri de hiç şüphesiz, 1961 yılından bu günlere kendisini taşıyan istikrardır. İpragaz her alanda istikrarlı olduğu gibi üst yönetimde de benzeri görülmemiş bir kararlılık göstermektedir. Ben İpragaz’ın 56’ncı yılında bu görevi üstlenen 3’üncü üst yöneticiyim. İpragaz, 1961 – 2000 yılları arasındaki Yücel Kurttepeli döneminde ‘Kuruluş Dönemi’ni, 2000 – 2017 yılları arasında Selim Şiper ile de ‘Dönüşüm Dönemi’ni tamamladı. Şimdi ise 3’üncü döneme ve yeni bir döneme girdik; ‘Büyüme Dönemi’. İpragaz bu dönem ‘Birlikten büyüyen güç’ olacak” dedi.

‘Daha Yüksek’

İpragaz’ın 3. döneminde 3 ana mottosunu da ‘Daha Yüksek’, ’Daha Güçlü’ ve ‘Daha Hızlı’ olarak açıklayan Eyüp Aratay, “Büyüme dönemimizde ‘Daha Yüksek’, yeni ve güçlü hedeflerimizi, geleceğimiz seviyeyi belirtiyor. Biz bu yeni dönemimizde yıllık planlamalarımızın yanı sıra 5 yerine 3’er yıllık planlamalarla ilerleyeceğiz. Gelecek planlarımızda, satış hacmi ile birlikte, karlılıkta da büyümeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

‘Daha Güçlü’

“3. Dönem hedeflerimize, ‘birlikten büyüyen güç’ olarak, çalışanlarımızla, bayilerimizle beraber ulaşacağız” sözleri ile ‘Daha Güçlü’ mottosuna açıklık getiren Eyüp Aratay, “İpragaz, 1.383 çalışanı ve bayileri ile sağladığı 16.000 kişilik dolaylı istihdamla birlikte köklü ve büyük bir aile. Kıdem ortalamamız 8 yıl gibi uzun bir süre. Hali hazırda kıdemde 30 yılı aşan arkadaşlarımız var. Ben de 23 yıllık İpragazlıyım. Bayilerimiz de çok farklı değil. Oldukça uzun ve güçlü işbirliklerimiz bulunuyor.Özetlersek köklü bir bilgi birikimi, tecrübe, önemli bir kıdem ve üst düzey eğitim ile alanlarında ‘uzman’ insan kaynaklarına sahibiz. Kurulduğumuz ilk günden bu yana bayilerimizle güçlü ve sürekli bir birlikteliğimiz mevcut. İşte bizi önümüzdeki dönemde büyütecek olan, yeni başarılara taşıyacak olan en güçlü unsur insanlarımız olacak” dedi.

‘Daha Hızlı’

Günümüzde ‘Daha Hızlı’ olabilmenin temel şartının teknoloji olduğunu vurgulayan İpragaz CEO’su Eyüp Aratay, “İpragaz olarak, her zaman öncülük ettiğimiz teknoloji alanında da yine bir ilke imza atıyoruz. Teknoloji altyapısını, dijital dönüşüm ve CRM stratejilerine paralel olarak yeniliyoruz. Bu doğrultuda İpragaz’ın teknoloji altyapısı; Türkiye’de ilk ve tek, Avrupa’da ise ilk 4-5 şirketten biri olarak SAP HANA’ya dönüşüyor. Artık sonuçlanma aşamasına yaklaştığımız bu dönüşüm ile birlikte, geleceğin teknolojik altyapısını bugünden kullanmaya başlayacağız. Bu dönüşüm ile birlikte veri işleme hızımız, depolama kapasitemiz ciddi oranda artacak. Sistemin hem kabiliyeti, hem de marka, ürün, coğrafi kullanım kapsamı artacak ve gelecekteki yeniliklere açık olacak. Böylece, şirketin tüm birimleri, pazardaki fırsatlara, müşteri beklentilerine ve potansiyel büyüme alanlarına daha hızlı reaksiyon verebilecek. Değişen ve dönüşen İpragaz, sürdürülebilir bir büyüme için hızın öneminin bilinciyle; daha hızlı düşünecek ve daha hızlı harekete geçecek” açıklamasında bulundu.

GO 5’nci yılında, 5 Yıldız ile EFQM – Hizmette Mükemmellik Sertifikası aldı

İpragaz’ın LPG pazarında 4 markası ve yaklaşık 2.600 bayisi ile bulunduğu tüplü segmentte %30 pazar payına sahip olduğunu belirten Eyüp Aratay, “Dökme gaz tarafında hem LPG hem de LNG tarafında başarılı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Otogaz’da da 1.050 bayimiz ve %7 pazar payımız ile Türkiye’nin en önemli networklerinden biri olmaya devam ediyoruz. Akaryakıt sektörüne ise 2013 yılında, küresel standartlarda yarattığımız GO markamız ile girdik. Türkiye’ye yayılmış 124 adet Yeni Nesil Yakıt İstasyonumuz var. Ve evet sektörde çok genciz. Ancak buna karşın toplam 110 markanın yer aldığı Türkiye akaryakıt pazarında her geçen gün büyüyor ve gelişmeye devam ediyoruz. GO, Yeni Nesil Yakıt İstasyonlarında sunduğu hizmet ile henüz 5’inci Yılına girerken EFQM Mükemmellikte Yetkinlik Tanıma Programı değerlendirmesinde Hizmette Mükemmellik 5 Yıldız Sertifikası ile ödüllendirildi” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Dr. Fatih Birol, Financial Times tarafından “Yılın Enerji İnsanı” seçildi

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol, Financial Times tarafından “Yılın Enerji İnsanı” seçildi

Financial Times, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Onursal Başkanı Fatih Birol’u, “Yılın Enerji İnsanı” seçti.

İngiliz gazetesi Financial Times 18.12.2017 tarihli “Yılın Enerji İnsanı: Fatih Birol, IEA” başlıklı yazısında Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı olan Dr. Fatih Birol’u “Yılın Enerji İnsanı” seçerek şu ifadeleri kullandı: “Son 10 yılda IEA’nın veriler ve fikirler konusunda vazgeçilmez bir kaynak haline gelmesindeki başlıca rolü eski başekonomist ve şimdiki başkanı Dr. Fatih Birol oynadı. Dr. Birol IEA’nın kuruluş hedefini gözardı etmeden enerji güvenliği tanımını bugünün gerçekleri olan iklim değişikliği, şehirlerde hava kalitesi ve enerjiye erişim gibi konuları kapsayacak şekilde genişletti.” Dr. Birol’un dünyayı analizler ve günlük sıcak siyasi tartışmalardan uzak yorumlar ışığında açıklama dengesini çok iyi kurduğunu belirtti. Bu unvan 2017 yılında Fransa Dışişleri Başkanı Laurent Fabius ve 2016 yılında Suudi Arabistan Petrol ve Mineral Kaynaklar Bakanı Ali Al-Naimi’ye verilmiştir.

Uluslararası Enerji Ajansı & World Energy Outlook (WEO)

Uluslararası Enerji Ajansı, merkezi Paris’te bulunan, enerji dünyasının en önde gelen hükümetlerarası kuruluşudur. IEA’da 300’e yakın enerji uzmanı çalışmaktadır. IEA’nın en önemli yayınlarından bir tanesi olan World Energy Outlook, dünyada en fazla satan enerji kitabı ve dünya siyaset ve iş dünyası liderlerinin başucu kitabıdır.

Dr. Fatih Birol hakkında

Dr. Fatih Birol, 1995 yılında IEA’ya katılmadan önce altı yıl süreyle Viyana’da Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) bünyesinde görev yapmıştır.

Dr. Fatih Birol, enerji dünyasına yaptığı katkılardan ötürü kariyeri boyunca pek çok ödül almıştır. 2009 yılında, Forbes dergisi tarafından “Dünya Enerjisini Yöneten / Yönlendiren En Önemli 7 kişiden birisi” olarak gösterilmiştir.

Dr. Birol 2014 yılında Japon İmparatoru’ndan Yükselen Güneş Nişanı, 2013 yılında Irak Hükümeti Devlet Onur Ödülü, İsveç Kralı’ndan Devlet Kuzey Yıldızı Nişanı ve 2012 yılında İtalyan Hükümeti’nden en üst düzey Liyakat Nişanı almıştır. 2009 yılında, Hollanda ve Polonya Hükümetlerinin verdiği ödüllerin yanı sıra, Almanya Federal Liyakat Nişanı ile ödüllendirilmiştir. Dr. Birol ayrıca 2007 yılında Avusturya Altın Onur Madalyası’na ve 2006 yılında Fransa tarafından Chevalier dans l‘ ordre des Palmes Academiques Nişanı’na layık görülmüştür. Bu ödüllerden önce 2005 yılında Türkiye Cumhuriyeti, 2004 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve 2002 yılında da Rusya Bilimler Akademisi’nden ödüller almıştır.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Havada giden elektrikli otomobil hayata geçirilecek

Nişantaşı Üniversitesi; Nagasaki University ve Nagasaki Institute of Applied Science ile elektrikle çalışan, yerde ve havada giden otomobil projesi geliştirmek amacıyla iyi niyet anlaşması imzaladı; Tajima Motor Corporation ve Isahaya Electronics Corporation firmaları ile görüşmeler başladı. Proje doğrultusunda, havada ve yerde giden, pilot olmadan uçabilen, elektrikle çalışan araçların 2020 yılında hizmete girmesi hedefleniyor.

Nişantaşı Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi öncülüğünde geliştirilen ve SORA Project adı verilen teknoloji ilki proje, Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Nişantaşı Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhami Çolak ve Nagasaki University öğretim görevlisi Prof. Dr. Fujio Kurokowa liderliğinde yürütülüyor.

Proje kapsamında tamamen çevre dostu teknolojilerle donatılmış, yüksek verimliliğe sahip, enerji tüketimi düşük, yüksek menzilli yeni nesil elektrik motorlarına sahip hem karada hem de havada gidebilen araçlar geliştirilecek. Ulaşım, arama kurtarma, ambulans gibi çeşitli görevlerde kullanılacak araçların insansız olarak, verilen adreslere gidebilmesi de hedefleniyor.

Türk ve Japon akademisyenler tarafından geliştirilecek olan projenin patent başvurularının önümüzdeki günlerde Silikon Vadisi’nde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Araçların önce 1 kişilik, sonra 2 kişilik olmak üzere farklı prototipleri hazırlanacak.

Bir inovasyon projesi olarak, üniversitelerin bilimsel katma değeri ile gerçekleşmesi planlanan projenin başlangıç aşaması için yaklaşık 5 Milyon (USD) tutarında ön yatırım yapılacak. Projenin ilerleyen aşamalarında ise Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi dışında Ar-Ge, Sivil Havacılık ve Teknoloji alanında çalışmalar yapan kamu kurumları ve özel kurumların da projede yer almaları bekleniyor.

Yenilikçilik, araştırmacılık ve eğitimi entegre edebilmek amacıyla Nişantaşı Üniversitesi olarak sürekli çalıştıklarını belirten Nişantaşı Üniversitesi Kurucusu Levent Uysal; “Nişantaşı Üniversitesi’nin kuruluş amaçları arasında öğrencilerimizi geleceğe ve geleceğin teknolojilerine hazırlamak, her türlü alanda ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil edecek, dünyaya değer katacak insanlar yetiştirmek yer alıyor. İşte bu amaç doğrultusunda geleceğin mesleklerine, yeni teknolojilere yatırım yapıyor, dünyada ilklere imza atmak için çalışıyoruz. Nişantaşı Üniversitesi Neotech Kampüs’ün ilk projesi olarak SORA Projesi ile dünyada kullanılmamış bir teknolojiyi ülkemize getiriyoruz. Amacımız Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmak. Türkiye için çalışıyoruz. Bu proje yalnızca bir başlangıç, Nişantaşı Üniversitesi olarak durmak bilmeyen bir gelişimin parçasıyız” ifadesinde bulundu.

Türkiye ile Japonya arasında eğitim işbirliği

Proje kapsamında ayrıca öğrenci ve öğretim üyelerinin de dahil olacağı değişim programı anlaşmaları, staj programları ve mükemmeliyet merkezi anlaşmaları gibi çalışmalar yer alıyor.

İngilizce “Super Object for Road and Aero movement” kelimelerinin baş harflerinden ortaya çıkan “SORA” aynı zamanda Japonca gökyüzü anlamına geliyor.

faselis/Türkiye’de Enerji

Bitcoin’de düzenleme yetkisi SPK ve Maliye’de

0

Dünyada şu anda dolaşımda olan 16.67 milyon Bitcoin’in piyasa değeri 317,73 milyar doları aşıyor. Ülkeler, ekonomik sistemlerine giren Bitcoin’in vergilendirilmesini tartışıyor. Birçok ülke Bitcoin’e vergi uygulamasında farklı yöntemler tercih ediyor. KPMG Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Abdulkadir Kahraman, Türkiye’de son dönemde sıkça gündeme gelen Bitcoin’in vergilendirilmesini değerlendirdi. Kahraman, “SPK’nın Bitcoin’i ‘diğer sermaye araçları’ kapsamına alması en doğru yaklaşım görünüyor” dedi.

Geçen bir ayda yüzde 157 oranında değer kazanan Bitcoin’e Türkiye’de artan ilgi, kamu kurum ve kuruluşlarını harekete geçirdi. Türkiye’deki yaklaşık 50 bin Bitcoin yatırımcısının gözü kulağı devletin yapacağı ‘Bitcoin tanımı’nda. Maliye Bakanlığı-Merkez Bankası-SPK üçgenindeki müzakerelerden çıkacak ‘Bitcoin’ tanımı, dijital çağın parasının Türkiye’de nasıl vergilendirileceğini de belirleyecek. Kanunu ve mevzuatı değerlendiren KPMG Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Abdulkadir Kahraman, dünyadaki uygulamaları anlattı. Kahraman, Türkiye’de SPK’nın bu tanımı yapmaya yetkili olduğunu söyledi.

“Neredeyse ‘dolarizasyon’ tanımının yerini ‘bitcoinizaszyon’a bırakacağı bir süreç yaşıyoruz” diyen Kahraman, Bitcoin arzının 21 milyon Bitcoin ile sınırlı olduğunu tedavüldeki 16,67 milyon Bitcoin’in piyasa değerinin ise 317,73 milyar doları aştığını kaydetti. Kahraman Türkiye’de henüz yeni olan Bitcoin işlemleriyle ilgili uygulamalarda Avrupa ve ABD’nin hayli yol aldığını belirterek, dünyadaki mevcut tabloyu şöyle özetledi:

Ülke

Doğrudan vergileme yaklaşımı

ABD

ABD Vergi İdaresi (IRS) tarafından yayımlanan “Sanal Para Rehberi” (IRS Virtual Currency Guidance, Notice 2014 – 21) ile yapılan açıklamalara göre, bitcoin gibi sanal paralar varlık / mal olarak kabul edilmekte. Diğer bir deyişle, Bitcoin ABD’de vergileme açısından varlık veya mal olarak değerlendiriyor.

Bitcoin satış veya değişiminden kaynaklanan kazanç veya zararın niteliği, sanal para biriminin mükellefin elinde sermaye varlığı olup olmadığına bağlı. Bir mükellef genellikle “varlık” olarak kabul edilen Bitcoin alım satımından “gelir” sağlar veya “zarar” edebilir. Hisse senedi, tahvil ve diğer yatırım amaçlı gayrimenkuller sermaye varlıklarına örnek teşkil eder.

İşverenlerin Bitcoin ile çalıştırdıkları işçilere veya hizmet aldıkları serbest meslek erbabına yaptıkları ödemeler bu kişilerin geliri sayılır.

Avrupa Birliği

Avrupa Adalet Divanı Kararına göre (ECJ Public Release No 128/15, 22.11.2015 ), Bitcoin işlemleri para, banknot ve madeni paralara ilişkin işlemlerle ilgili hüküm kapsamında KDV’den muaf.
Bitcoin alım-satımı KDV’den muaf olsa da Bitcoin işlemlerinden elde edilen kazanç, “sermaye değer kazancı veya gelir vergisi” gibi diğer vergilere tabi olabilir ve vergileme AB ülkesine göre değişir.
Bu karara göre Bitcoin” gelir vergileri açısından varlık, dolaylı vergiler açısından ise para sayılıyor.
Almanya

Bitcoin özel para olarak nitelendiriliyor ancak 1 yıldan az süre içinde elden çıkarma sonucu elde edilen kazançlar vergiye tabi tutuluyor. 800 Euro’yu aşmayan veya 1 yıldan fazla elde tutulan Bitcoin satışından elde edilen değer artış kazancı vergiden istisna.
İngiltere

İngiltere’de Bitcoin döviz olarak değerlendiriliyor. Döviz kazanç ve zararlarının tabi olduğu kurallar, Bitcoin işlemleri için de geçerli. İngiltere Gelir ve Gümrük İdaresi (HMRC), Bitcoin işlemleri ile ilgili vergi uygulamalarında net olmayan bilgiler sunuyor. (Revenue and Customs Brief 9/2014: Bitcoin and other cryptocurrencies). İdare, Bitcoin ile ilgili her bir olayın “kendi kişisel gerçekleri ve koşullarına göre değerlendirileceğini” açıklıyor. Doğru vergi uygulaması için ilgili mevzuat ve içtihatların uygulanacağı ifade edilmiş.
Danimarka

Sanal para alım – satımları ve sanal para satışlarından elde edilen kazançlar vergiden istisna.
Japonya

Bitcoin satışı, 1 Temmuz 2017 tarihinden itibaren tüketim vergisinden muaf.
Sanal para emtia olarak kabul ediliyor. Sanal para birimleri, “ödemeleri yaparken kullanılabilen ve dijital olarak aktarılabilen” varlık benzeri değerler olarak tanımlanıyor. Bu nedenle, Bitcoin ticaretinden elde edilen kazançlar işletme kazancına dahil. Buna göre gelir ve sermaye kazançları vergisi amaçlarıyla işleme tabi tutuluyor.
Avustralya

Avustralya Vergi İdaresi’ne göre Bitcoin ‘para veya yabancı para / döviz’ değil, değer artış kazancı elde edilebilecek bir varlık.
Diğer taraftan, kişisel Bitcoin işlemleri iki koşul altında vergilendirmeden muaf: 1) Bitcoin kişisel kullanım amaçlı mal ve hizmet ödeme aracı olarak kullanılmışsa ve 2) İşlemin değeri 10 bin Avustralya Doları’ndan düşükse.
Kanada

Kanada Gelir İdaresi (CRA) 2013 tarihli açıklaması ile Bitcoin gibi kripto para birimlerinin Kanada yasalarına göre altın, gümüş ya da doğalgaz gibi emtia olduğunu beyan etti. Buna göre, Bitcoin ya ticari kazanç ya da bir değer artış kazancı (zarar halinde de bu yaklaşım geçerli) olarak vergilendiriliyor.

Türkiye’de durum ne?

Abdulkadir Kahraman, Türkiye’deki durumu ise şöyle değerlendirdi:

“Konu ‘kurumlar vergisi’ olunca değerlendirme kolay. Çünkü kurumların elde ettikleri her tür kazanç kurumlar vergisine tabi. Para olarak kabul edilse bile. Bitcoin kazancını elde eden ‘gerçek kişi’ olduğunda sorun karmaşık hale geliyor. Çünkü Gelir Vergisi Kanunumuz gelir unsurlarını tek tek saymış. Buuna göre yedi gelir unsuru veya türü var. Vergileme için gelirin bunlardan birinin kapsamında olması şart. Diğer taraftan gerçek kişiler açısından GVK’na göre bir ödeme aracı olan paranın (ister yerli ister yabancı olsun) değer artışları vergiye tabi değil.

Şimdi karar verilmesi gereken Bitcoin gelirlerinden önce Gelir Vergisi Kanunu’nda elde edilen kazancın niteliği.”

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, Merkez Bankası ve SPK’nın konuyu değerlendirdiğini vurgulayan Kahraman, Bitcoin’in ‘menkul kıymet’, ‘emtia’ veya ‘para’ olarak tanımlanması alternatifleri üzerinde durulduğunu belirtti. Kahraman’ın bu üç tanımla ilgili yorumları şöyle:

SPK mevzuatına göre

“Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3’üncü maddesine göre ‘para, çek, poliçe ve bono’, menkul kıymet tanımı kapsamında değil. Aynı maddedeki ‘sermaye piyasası araçları’ tanımı ise ‘menkul kıymetler ve türev araçlar ile yatırım sözleşmeleri dâhil olmak üzere kurulca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer sermaye piyasası araçlarını’ ifade ediyor. SPK’nın Bitcoin’i ‘kurulca bu kapsamda olduğu belirlenen diğer sermaye piyasası araçları’ yetkisine dayanarak kapsama alma yetkisi var.

Kambiyo mevzuatına göre

1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu’na ile ilgili 32 sayılı kararın 2’nci maddesine göre ‘banknot şeklindeki bütün yabancı ülkeler paraları’ efektif, ‘efektif dahil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her tür hesap, belge ve vasıtalar’ ise döviz (kambiyo) olarak tanımlanmıştır.

Aynı maddede ‘sermaye ve para piyasalarında işlem gören her türlü Türk ve yabancı menkul kıymetleri’ ‘menkul kıymet’; ‘her tür ve şekilde altın, gümüş, platin ve paladyum’, ‘kıymetli maden’, ‘kıymetli madenler veya kıymetli taşlardan yapılmış ya da bunları içeren eşyalar’ ise ‘kıymetli eşya’ olarak tanımlanmış. Bitcoin bir ülkeye ait olmadığı için döviz veya efektif tanımına uymuyor.

Vergi mevzuatına göre

Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde gayrimenkul sermaye iradı tanımlanıyor. Ancak bu madde kapsamındaki tanımlar dijital çağın mal, hak ve hizmetlerini kavramaktan uzak.

Yine de bu maddenin 5’inci bendindeki ‘…sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar…’ tanımının Bitcoin için kullanılması hakkında net bir şey söylemek zor. Fakat Bitcoin işleyişine bakıldığında gizli bir formül olduğu aşikar. Formül veya kriptolar ancak Bitcoin arayanlarca çözüldüğünde Bitcoin arzı artıyor. Bu durumda Bitcoin alım – satımı kazançları Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80’inci maddesinin 5’inci bendi kapsamında değer artışı kazancı olarak gelir vergisi kapsamına girecektir.”

Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan diğer bir düzenleme ise geçici 67’nci maddedeki “diğer sermaye piyasası araçları” ibaresi. “Diğer sermaye piyasası araçlarının” elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler stopaj suretiyle de olsa gelir vergisine tabi.

SPK tanımlarsa vergilenir

Kahraman, “Sonuç olarak Bitcoin alım satımından elde edilen kazancın vergilendirilmesi ‘diğer sermaye piyasası aracı’ veya ‘gayri maddi hak olması’ ile mümkün olacak. SPK yetkisinin kullanıp Bitcoin için ‘diğer sermaye piyasası aracı’ adlandırmasını yaparsa elde edilen kazançlar GKV geçici 67’nci maddesi kapsamında değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede SPK’nın Bitcoin’i ‘diğer sermaye piyasası araçları’ kapsamında alması en doğru yaklaşım görünüyor.

Bu yapılabilirse geçici 67’nci maddedeki “diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan gelirler”, stopaj yapılmak suretiyle de olsa verginin konusuna giriyor. Kanaatim SPK’nın bu yetkisi var ve gerek Bitcoin için yatırılan paraların ödeme aracı olmaktan çıkması gerekse diğer ülke vergi uygulamaları bunu destekliyor. Diğer taraftan Bitcoin alım – satımının süreklilik arz etmesi elde edilen kazancı ticari kazanç niteliğinde olacaktır. Bu değerlendirmeler sonrasında Bitcoin emtia olarak kabul edilirse söz konusu işlemler KDV’ne tabi olacaktır. Ancak Avrupa Adalet Divanı kararına ve AB KDV Direktifi’ne göre bu işlemlerin KDV’den muaf olduğunu göz önünde bulundurmakta fayda var” diye konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji