9.5 C
İstanbul
Cuma, Nisan 10, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 134

Kazım Türker, İstihdam Seferberliği Ödülü’nü Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla başlatılan istihdam seferberliğinde, 2017 yılında toplam 11 bin 241 yeni istihdam yaratan Türkerler Holding İstihdam Özel Ödülü ile ödüllendirildi. Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, ödülünü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı.

Yarım asra yakın köklü geçmişiyle, Türkiye ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olan Türkerler Holding, 2017 yılında en fazla yeni istihdam yaratan grup oldu. Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla başlatılan istihdam seferberliğinde 11 bin 241 yeni istihdam yaratan Türkerler Holding, Ankara Sanayi Odası 54. Yıl Ödül Töreni’nde “İstihdam Özel Ödülü” ile onurlandırıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Millet Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende 54 başarılı firmaya ihracat, kurumlar-gelir vergisi, AR-GE merkezi- patent, yaratılan katma değer ve istihdam özel ödülü olmak üzere 5 kategoride ödüller verildi.

Özel İstihdam Ödülü’ne layık görülen Türkerler Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı. Kazım Türker, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla başlatılan istihdam seferberliğine, liderlik etmekten ve bu ödüle lâyık görülmekten büyük onur duyuyorum” dedi.

Türkiye’nin refahı ve kalkınması için 50 yıldır çaba gösterdiklerini ve bugüne kadar üzerlerine düşen ne görev varsa büyük bir şevkle yaptıklarını vurgulayan Türker, “Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine, tereddüt etmeden derhal harekete geçtik. O gün bu seferberliğe öncülük etmeye söz verdik. Ortaklarımızın da sermeye payları oranında katkısıyla sözümüzü harfiyen yerine getirdik. 2017 yılında tam 11 bin 241 yeni istihdam yarattık. Bugün Türkiye’nin kalkınması, milletimizin refahı için katkı sağlamanın gururunu yaşıyoruz” diye konuştu.

“2018’de 11 bin 855 yeni istihdam daha yaratacağız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, törende yaptığı konuşmada verdiği “İş dünyamızla birlikte geçtiğimiz yıl mevcut çalışanların üzerine artı 1 olarak başlattığımız istihdam seferberliğini önümüzdeki yıl mevcut çalışanların üzerine artı 2 olarak sürdürme kararı aldık. İnşallah işsizliği ülkemizin gündeminden tamamen çıkartana kadar durmayacak, bu çalışmaları devam ettireceğiz” mesajını aldıklarını kaydeden Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker şöyle konuştu:

“Geçtiğimiz yıl verdiğimiz sözü yerine getirdik. Şimdi bir söz daha vermek istiyorum. 2018 yılında da bayrağı en önde taşımaya devam edeceğiz. 11 bin 855 yeni istihdam daha sağlayacağız. Türkiye’nin bugün her zamankinden daha hızlı koşmaya, daha fazla üretmeye ihtiyacı var. Son 14 yılda 3 kat büyüyen Türkiye ekonomisinin istikrarlı bir şekilde devamı için; Türkiye ekonomisinin, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesi için; Türkerler Holding olarak üzerimize düşen sorumlulukları hiç tereddüt etmeden yüklenmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim.”

Türkerler, 2 yılda 23 bin 96 yeni istihdam sağlayacak

Türkerler Holding, grup şirketleri 2017 yılı içerisinde ağırlıklı olarak sağlık yatırımları için personel istihdam etti. Ankara, İzmir ve Kocaeli’de PPP modeliyle yapılan şehir hastaneleri projeleri için toplam 7 bin 639 yeni personel alındı. Grup içinde ikinci sırayı, 2 bin 961 yeni istihdamla inşaat sektörü aldı. Enerji projeleri için 361, VEDAŞ ve VEPSAŞ’ta görevlendirilmek üzere 280 yeni personel alındı.

Türkerler Holding istihdam atağına 2018’de de devam edecek. Grup yeni yılda 11 bin 855 yeni istihdam sağlamayı hedefliyor. 2018’de ilk sırayı 7 bin 639 kişiyle yine sağlık yatırımları alacak. İkinci sırada 1225 yeni personelle YEKA ihalesi kapsamında başlayacak rüzgâr enerjisi projesi var. İnşaat projeleri için 775, diğer enerji projeleri için 550, VEDAŞ ve VEPSAŞ için toplam 50 kişi istihdam edilmesi planlanıyor.

2019 ve 2020 yıllarında hizmete girecek Ankara Etlik, İzmir ve Kocaeli şehir hastaneleriyle birlikte, ilave olarak yaklaşık 13 bin personel daha istihdam edilecek. Bunun yanında rüzgâr enerjisi YEKA ihalesi kapsamında 2018’de istihdam edilecek 1225 personele ek olarak ilerleyen yıllarda sayı 3 bin 500’e çıkacak.

TÜRKERLER HOLDİNG

2017 YENİ İSTİHDAM 2018 İSTİHDAM ÖNGÖRÜSÜ
ENERJİ 361 550
YEKA 1.225
İNŞAAT 2961 775
SAĞLIK YATIRIMLARI 7639 9.255
VEDAŞ VEPSAŞ 280 50
TOPLAM 11241 11855

 

Faselis/Türkiye’de Enerji

‘Kayı bayrağını birçok ülkede dalgalandırıyoruz’

Coşkun Yılmaz tarafından 1991 yılında kurulan Kayı Holding, dünyanın en büyük demir çelik şirketleri arasında yer alan ArcelorMittal’ın Kazakistan’daki fabrikasındaki gaz ayrıştırma ünitesinin inşaatını Alman Linde Gas ile birlikte üstlendi. Projenin 2019 yılında bitirilmesi planlanıyor.

Birçok sektörde hayata geçirdiği projelerle fark yaratan Kayı Holding, yurt dışındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekliyor. Kayı Holding çatısı altında faaliyet gösteren, konut ve alışveriş kompleksleri, ofis binaları, oteller, endüstriyel binalar başta olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında birçok projeyi sürdüren Kayı İnşaat, dünyanın önde gelen demir çelik şirketleri arasında yer alan ArcelorMittal’ın Kazakistan’daki fabrikasındaki gaz ayrıştırma ünitesinin inşaatını üstlendi. Almanya merkezli Linde Gas şirketi ile yapılan işbirliği sonucunda Kazakistan’ın Temirtau şehrinde bulunan demir çelik üretim tesisinde başlayan inşaatın, 2019 yılında tamamlanması hedefleniyor.

‘Kayı bayrağını birçok ülkede dalgalandırıyoruz’

Kayı kalitesini coğrafya gözetmeksizin her ülkeye götürmeye devam ettiklerini ifade eden Kayı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Yılmaz, “Holdingimiz içinde önemli bir faaliyet alanı bulunan Kayı İnşaat’ın projeleri sayesinde Kayı bayrağını birçok ülkede dalgalandırıyoruz. Önceki senelerde tamamladığımız projelerle başarımızı kanıtladığımız Kazakistan pazarına tekrar girmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kayı İnşaat olarak Almanya merkezli Linde Gas ile işbirliği yaparak dünyanın en büyük demir çelik şirketleri arasında yer alan ArcelorMittal’ın Termirtau şehrindeki fabrikasındaki ikinci gaz ayrıştırma ünitesinin inşaatı için çalışmalara başladık. Önümüzdeki sene bitirmeyi planladığımız proje ile Kayı kalitesini bir kere daha gösterme fırsatı bulacağız,” dedi.

Şirketin hedefleri doğrultusunda Kazakistan pazarında tekrar faaliyet göstermeye başladıklarını belirten Kayı Holding CEO’su Alpaslan Korkmaz ise Kayı İnşaat’ın dünya standartlarındaki projeleri sayesinde dünyanın önde gelen şirketleriyle işbirlikleri yapmaya devam edeceğini söyledi.

Kayı İnşaat Hakkında

1991 yılında kurulan ve dünyanın en büyük 250 müteahhitlik firması arasında yer alan Kayı İnşaat, endüstriyel inşaatlar, resmi idari binalar, otel ve ofis binaları, rezidans ve konut kompleksleri, alışveriş ve eğlence merkezleri, eğitim kuruluşları, hidroelektrik enerji santralleri, biyo-kütle enerji santralleri, doğalgaz dağıtım hatları, petrol ve gaz, sağlık kampüsleri ve sosyal kurumlar alanlarında projeler hayata geçiriyor.

Kayı Holding Hakkında:

Coşkun Yılmaz tarafından 1991 yılında kurulan Kayı Holding, 6 bin çalışanıyla 3 kıtada, 30 ülkede müteahhitlik, enerji, gayrimenkul geliştirme, yatırım ve sağlık sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Genç ve dinamik kadrosuyla dünya standartlarında hizmet sunma misyonuyla bütün sektörlerde kaliteyi ve müşteri memnuniyetini en yüksek seviyeye çıkaran Kayı Holding, güvenilir ve değer yaratan bir marka olma vizyonunu benimsemiştir. Sosyal sorumluluk bilincini tüm iş süreçlerinde uygulayan Kayı Holding, tüm hizmetlerini verimli ve yaratıcı bir şekilde uygulamaya geçirmek, yönetmek ve teslim etmek için yenilikçi çözümler geliştirmektedir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

İzmir Körfezi Geçiş Otobanı Tartışmaları Büyüyor

İzmir Körfezi Geçiş Otobanı ile ilgili tartışmalar büyüyor. Doğa Derneği, EGEÇEP, TMMOB ve 85 kişi İzmir Körfezi’ne yapılması planlanan otoban bağlantılı köprü projesine dava açarak çevresel etki değerlendirme raporu “olumlu” kararının iptalini istemişti. Kamu kuruluşları, akademisyenler ve sivil toplum uzmanlarının 35 yıldır izlediği Gediz Deltası’nda geçtiğimiz sene yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatmış, Doğa Derneği deltada üreyen flamingoların önemli bir kısmının köprü yapılması planlanan bölgede beslendiğini ve alanın UNESCO Dünya Doğa Mirası kriterlerinin tamamını sağladığını ortaya koymuştu.

Geçtiğimiz gün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Körfez Geçiş Otobanı ile ilgili yaptığı açıklamada: “Bilim insanları 2030 öngörüsünde körfez geçişini fizibilite bakımından uygun bulmuyorsa biz onu birilerinin gönlü olsun diye ulaşım master planına koyamayız. Bilim derse ki koy, koyar ve savunuruz. Ama bilim koyma derse, biz orada aklı ve bilimi savunuruz.” ifadelerini kullandı.

Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Koordinatörü Dicle Tuba Kılıç şunları söyledi: “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun körfez otobanının bilimsel esaslara göre ele alınmasına dair açıklaması son derece önemli ve doğru. Körfez otobanı gibi mega projelerin muhakkak bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi ve karara bağlanması gerekir. Zira İzmir Ulaşım Master Planı’nda otoban projesine yer verilmemesi, bize projeye bilimsel olarak gerek olmadığını anlatmaktadır. Gediz Deltası, 158 yıldır bilimsel olarak araştırılıyor ve 1998 yılından bu yana Ramsar Sözleşmesi kapsamında Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan statüsüne sahip. Aynı zamanda doğal sit alanı olarak korunan İzmir’in Gediz Deltası, UNESCO’nun eşsiz doğal güzelliklere ve estetik öneme sahip olmak; önemli fizyografik özellikler göstermek; kara, tatlı su, kıyı ve deniz ekosistemleri ile canlı topluluklarının gelişiminde önem taşımak ve son olarak tehlike altındaki türleri içeren yaşam alanlarına sahip olmak konulu dört UNESCO kriterini ayrı ayrı sağlıyor. Akademisyenler tarafından bu konuda hazırlanan en güncel rapor, deltanın her bir kriteri hangi gerekçelerle sağladığını tek tek ortaya koyuyor.” dedi.

Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: “Akademisyenlerin hazırladığı güncel rapor, deltayı UNESCO’nun belirlediği kriterlere göre değerlendiriyor ve Gediz Deltası’nın Dünya Doğa Mirası unvanını fazlasıyla hak ettiğini ortaya koyuyor. 1979 yılında Grand Canyon, 2000 yılında Amazon Yağmur Ormanları ve geçtiğimiz yıllarda daha birçok doğal alan bulundukları ülkelerde UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edildi. Bu nedenle dünyaca bilinirlikleri arttı. İzmir’in Gediz Deltası ise hak ettiği bu unvanı almak şöyle dursun İzmir Körfez Otobanı gibi yıkım projeleri ile karşı karşıya geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlardan talebimiz Gediz Deltası’nın ivedi olarak UNESCO listesine alınması ve Körfez Geçiş Otobanı Projesi’nin iptal edilmesi. Gediz Deltası, İzmir’in ve Türkiye’nin değerini tüm dünya ölçeğinde anlatan eşsiz bir doğa mirası. Böylesine değerli bir doğal alan, hiçbir zarar gelmeden yaşatılmalı, İzmir halkına, Türkiye’ye ve gelecek nesillere UNESCO Dünya Doğa Mirası olarak taşınmalı.” dedi.

Gediz Deltası, İzmir gibi nüfusu dört milyonu aşan bir metropolün içinde yer alan yeryüzünün tek sulak alanı ve UNESCO’nun dört Dünya Doğa Mirası kriterinin tümünü sağlıyor. Delta, aynı zamanda dünya ölçeğinde bir Önemli Doğa Alanı ve Önemli Kuş Alanı; nesli küresel ölçekte tehlike altında olan tepeli pelikan, Akdeniz foku ve Carettacaretta deniz kaplumbağasının birlikte yaşadığı tek alan, flamingoların dünya nüfusunun yüzde onu da bu alanda yaşıyor. Delta tüm Ege Denizi’ndeki en önemli balık yavrulama ve beslenme alanlarından biri ve Türkiye’deki tuz üretiminin yaklaşık üçte biri burada gerçekleşmekte. İzmir’in Gediz Deltası, ulusal ve uluslararası yasalarla korunmasına karşın Körfez Geçiş Otobanı Projesi nedeniyle yeryüzünün en çok tehlike altındaki 422 kuş alanı arasında yer alıyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Petkim’den 500 milyon dolarlık tahvil ihracı

SOCAR Türkiye’nin iştiraki Petkim, 500 milyon dolarlık tahvil ihracı gerçekleştiriyor. Tahvillerin İrlanda Borsası’nda işlem görmesi planlanıyor. Petkim Genel Müdürü Anar Mammadov, talebin, ihraç tutarının üç kat üzerine çıktığını söyledi

SOCAR Türkiye’nin iştiraki olan, Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya tesisi Petkim, 26 Ocak 2018’de 500 milyon dolarlık tahvil ihracı gerçekleştiriyor. İrlanda Borsası’nda işlem görmesi planlanan tahviller ile ilgili olarak talep toplama işlemleri tamamlandı. Kupon oranı faizi sabit yıllık yüzde 5,875; satış fiyatı nominal değerin yüzde 99,467’si olarak belirlenen ihraçta, faiz ödemeleri 26 Temmuz 2018 tarihinden itibaren 6 ayda bir, ilgili yılın 26 Temmuz ve 26 Ocak tarihlerinde yapılacak.

STAR RAFİNERİ ORTAKLIĞINDA KULLANILACAK

İhraçla ilgili açıklama yapan Petkim Genel Müdürü Anar Mammadov, ihraç tutarının üç katı talep aldıklarını söyledi. Bunun Petkim’e ve Türkiye’ye olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını çizen Mammadov, “Petkim’in kârlılığı son yıllarda rekor üstüne rekor kırarken, Türkiye ekonomisi de istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Tahvil ihracımızın bu kadar başarılı olmasında bu iki etkenin büyük rol oynadığını düşünüyorum” diye konuştu. Tahvil ihracından elde edilecek gelirle şirketin yakın zamanda açıkladığı STAR Rafineri ortaklılığını finanse edeceklerini anımsatan Mammadov, sözlerini şöyle sürdürdü: “STAR Rafineri hem Türkiye için hem de bizim hammadde güvenliğimizin sağlanması açısından çok stratejik bir tesis. Ortaklığımız uzun vadeli olacak. Yıl içinde devreye alınacak rafineri, hammadde ihtiyacımızın tamamını karşılayarak rekabette bize çok önemli bir güç kazandıracak. Bu nedenle bu yatırımı çok önemsiyoruz.”

Tahvil ihracı için Goldman Sachs International, J.P. Morgan Securities Plc, Citigroup Global Markets Limited, Societe Generale ve VTB Capital Plc. yetkilendirildi. 500 milyon dolarlık ihracın vadesi 26 Ocak 2023 olarak belirlendi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

MEVZU ÜLKEMİZSE, BİZ HER TÜRLÜ FEDAKARLIĞA HAZIRIZ

Zeytin Dalı Harekatı

İTO Başkanı Öztürk Oran:

– “Türk iş alemi olarak devletimizin aldığı bu kararın sonuna kadar arkasındayız. Kahraman ordumuza güveniyoruz.”

– “Türkiye’nin güvenliği söz konusu olduğunda, ekonomik sonuçların ne olacağı önemini kaybeder. Mevzu ülkemizse, biz her türlü fedakarlığa hazırız.”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Öztürk Oran, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’deki terör örgütü PYD/PKK’ya yönelik düzenlenen operasyon için, “Türk iş alemi olarak devletimizin aldığı bu kararın sonuna kadar arkasındayız. Kahraman ordumuza güveniyoruz” dedi.

“Zeytin Dalı Harekatı”nın hedefinin Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak ve oradaki mazlum halka barış getirmek olduğunu belirten Oran, şunları söyledi:

“Türkiye güneyinde bir terör koridoruna izin vermeyeceğini günlerden beri söylüyordu. Nitekim Türk Silahlı Kuvvetlerimiz operasyona başladı. Türkiye uluslararası kurallardan doğan hakkını kullanmıştır.

Bizler Türk iş alemi olarak devletimizin aldığı bu kararın sonuna kadar arkasındayız. Türkiye’nin güvenliği söz konusu olduğunda, ekonomik sonuçların ne olacağı önemini kaybeder. Mevzu ülkemizse biz her türlü fedakarlığa hazırız. Biz daha çok çalışır, daha çok üretiriz.

Ordumuzun başarılı olacağına yürekten inanıyoruz. Türk insanının huzur ve güvenliği için yapılan bu operasyonların, terörün kökü kazınana kadar devam edeceğinden en ufak şüphemiz yoktur.”

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türk firmalar Expo Turkey by Qatar’da büyük ilgi gördü

Türkiye ve Katar şirketlerinin yükselen ticaret platformu Expo Turkey by Qatar, ikinci yılında 100 milyon dolarlık ihracat anlaşması ve 150 milyon TL’lik gayrimenkul satışıyla yatırımcıların gözdesi oldu. Katar’ın başkenti Doha’da ikinci kez kapılarını açan ve yoğun ilgi gören fuara Türkiye’den 112 firma katılırken 3 bin 600 ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi.

Bölgenin en büyük ticari buluşma noktası olan Expo Turkey By Qatar’da Türk şirketlerine 5 milyar dolarlık yatırım fırsatı sunulurken başta gayrimenkul sektörü olmak üzere bilişim, gıda ve yapı malzemesi dahil 7 ana sektörde ihracata yönelik önemli adımlar atıldı. Üç gün süren fuar 8 bin ziyaretçiyi ağırlayarak rekor katılımcı sayısına ulaştı.

Bu yıl Katar’ın en büyük fuar merkezi Doha Exhibition and Convention Center’da 17-19 Ocak 2018 tarihlerinde düzenlenen Expo Turkey By Qatar iş fuarına Türk şirketleri yoğun katılım gösterdi. Bölgenin yükselen iki ülkesi Türkiye ile Katar’ın dev şirketlerini buluşturan 2. Expo Turkey by Qatar iş fuarı 100 milyon dolarlık ihracat anlaşmasına sahne olurken, başta gayrimenkul sektörü olmak üzere 150 milyon TL değerindeki sıcak satış ve yeni anlaşmalarla yatırımcıların ilgi odağı oldu. Bilişim, gıda ve yapı malzemesi sektörlerinde de hedeflenen ihracat rakamlarına ulaşıldı.

MÜSİAD’ın ana partnerliğinde gerçekleştirilen fuarın açılışı Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı H.E. Sheikh Ahmed Bin Jassim Al Thani, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan tarafından gerçekleştirildi. Türk firmalarının adeta çıkarma yaptığı Expo Turkey By Qatar’a Emlak Konut, Tekfen, Artaş İnşaat, Teknik Yapı, Sinpaş, Türksat, Katmerciler, Çilek Mobilya ve Çaykur gibi sektörlerinin öncüsü şirketlerle birlikte yaklaşık 112 Türk firması katılırken fuarın süresince yaklaşık 4 bin ikili iş görüşmesi yapıldı.

Son yıllarda atılan ortak ticari ve ekonomik adımlarla pek çok farklı sektörde yeni ticaret köprüleri kurulurken Katarlı yatırımcıların yoğun ilgisi Türk şirketlerinin yüzünü güldürdü. Türkiye ile Katar arasındaki yaklaşık 1.3 milyarlık ticaret hacminin önümüzdeki dönemde 5 milyar doları bulması beklenirken 2022 Dünya Kupası öncesi Katar’daki altyapı, taahhüt iş fırsatları özellikle Türk inşaat şirketlerinin iştahını kabarttı.

Fuar kapsamında T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından Proje Bazlı Yatırım Teşvik Sistemi tanıtım toplantısı gerçekleştirilirken T.C. Doha Büyükelçisi Fikret Özer tüm standlarını gezerek firmalara katılımcı sertifikası verdi. Katar İşadamları Derneği Başkanı Faisal Bin Kasım Al Thani fuarı gezerek görüşmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad Al Thani’nin fotoğraflırının yer aldığı imza panosu ise katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü.

Katar Türk şirketleri için yeni bir cazibe merkezi

Expo Turkey By Qatar’ın organizatörlüğünü üstlenen Medyacity Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kurt özellikle bu yılki fuarda büyük bir ivme yakalandığını belirterek, “Son dönemdeki gelişmeler ışığında Türkiye ve Katar arasındaki diplomatik ve ticari ilişkilerin en üst seviyede ilerlediğini görmek bizi her yıl daha iyisini yapmaya motive ediyor. Fuarımızın ikinci yılında hemen hemen her sektörde muazzam bir iş birliği, yeni yatırım anlaşmaları ve en önemlisi sıcak satışlar gerçekleşti. Expo Turkey By Qatar ile ülkemize büyük bir katma değer sunmanın verdiği mutluluk ve heyecanı bir arada yaşadık. Bu yıl 3 gün süren ve 8 bin sektör profesyoneli tarafından ziyaret edilen fuarımız boyunca 100 milyon dolarlık ihracat hacmi oluşturduk. İhracatta yakalanan bu başarının yanı sıra 150 milyon TL’lik gayrimenkul satışıyla da fuarımız oldukça başarılı geçti. En önemli hususlardan biri de Türk şirketleri için yeni bir cazibe merkezi haline gelen Katar’da ülkemize yönelik büyük fırsatlar sunuluyor. Son dönemde Katarlı yatırımcıların Türkiye’de yatırım miktarı 20 milyar doları bulmuş durumda. İktisadi ve ticari arenada iki ülke yönetimlerinin birbirine sunduğu teşvik ve destekleri düşündüğümüzde yakın zamanda yaklaşık 5 milyar doları bulacak bir iş hacmiyle Katar, Türk şirketleri için vazgeçilmez bir ticaret kapısı olma özelliği taşıyor. 2. Expo Turkey By Qatar’da ortaya çıkan umut verici tablonun önümüzdeki yılın da Türk şirketlerinin Katarla olan ticaret hacmi açısından çok verimli geçeceğinin bir habercisi olarak görüyoruz” dedi.

Türkiye ve Katar arasındaki stratejik ortaklığa önemli katkı sağlayan 2. Expo Turkey by Qatar bu yıl MÜSİAD’ın ana partnerliğinde Türk Hava Yolları, Tekfen İnşaat, Turkuvaz Medya, TRT World, Emlaktasondakika.com ve Wishne’nin destekleriyle gerçekleşti.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Türk Akım terminali inşaatına başlandı

TürkAkım Doğalgaz Boru Hattı – Deniz Bölümü Projesi kapsamında Doğalgaz Alım Terminali inşaatına başlandığı projeyi yürüten South Stream Transport BV şirketi tarafından bugün duyuruldu. Türkiye’de projenin kara bölümü inşaatının başlamasıyla birlikte proje, Rusya kara bölümü, Türkiye kara bölümü ve Karadeniz deniz bölümü kesimlerinde aynı anda üç inşaat alanında sürdürülüyor.

Hazırlık çalışmaları devam ediyor

Doğalgaz Alım Terminali inşaatına yönelik hazırlık çalışmaları bir süreden beri devam ediyor. 2015’ten bu yana tesisin yapımı için en iyi konumun belirlenmesine yönelik olarak sürdürülen etütlerin sonuçlarına Eylül 2017’de Türk makamlarınca onaylanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu kapsamında yer verildi. Söz konusu alanın inşaata hazırlanması için gerekli izinler de tamamlandı.

Doğalgaz Alım Terminali yapımına ilişkin sözleşme, Eylül 2017’de Petrofac ile imzalandı. İnşaat için hazırlıklarını sürdüren Petrofac, Türkiye’nin önde gelen inşaat şirketlerinden Tekfen ile ana alt yüklenici sözleşmesi imzaladı.

Çalışmalar, Doğalgaz Alım Terminali’nin yer alacağı Türkiye’nin Trakya bölgesinde, Kıyıköy yakınlarındaki alanın hazırlanmasını kapsıyor. TürkAkım Projesi’ni yürütmekte olan South Stream Transport B.V. şirketi, Türk mevzuatı uyarınca, orman izinlerini aldı. Yeniden ağaçlandırma bedelleri dâhil olmak üzere Orman Müdürlüğü ile gerekli prosedürler tamamlandı.

Yeniden ağaçlandırma bedellerinin yanı sıra, South Stream Transport, Orman Müdürlüğü ile eşgüdümlü şekilde yeni ağaçların dikilmesi yönündeki taahhüdünü de duyurdu. Yeniden dikilecek ağaçların türü, sayısı ve yerinin belirlenmesi için bağımsız kuruluşlarla kapsamlı bir değerlendirme yapılacak.

Rusya ve Karadeniz’deki İnşaat Çalışmaları

Karadeniz’in Rusya tarafında, Anapa yakınlarında yer alacak kara tesislerinin inşaatında ise son aşamaya gelindi. Bu tesisin inşaatının 2018 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor.

Allseas şirketine ait dünyanın en büyük inşaat gemisi olan Pioneering Spirit, Karadeniz tabanına döşenmekte olan iki boru hattının yapımı için çalışmalarına devam ediyor. İlk hat hâlihazırda Türkiye kara çıkışına kadar döşeniyor.

Projeye İlişkin Ön Bilgi

TürkAkım Doğalgaz Boru Hattı-Deniz Bölümü Projesi, her biri 81 santimetre çapında ve yıllık 15,75 milyar metre küp kapasiteye sahip, Karadeniz üzerinden 930 km boyunca uzanan iki paralel doğalgaz boru hattından oluşacak. TürkAkım, 2.200 metreyi bulan derinlikteki sularda döşenecek olan bu büyüklükteki ilk boru hattı olacak. Boru hatlarından biri, Türkiye piyasasının ihtiyacını karşılarken, diğeri Türkiye-Avrupa sınırına uzanarak güney ve güneydoğu Avrupa’ya Rus doğalgazının güvenilir şekilde tedarikini sağlayacak. TürkAkım yoluyla ilk doğalgaz akışının, programa uygun olarak 2019 sonuna kadar başlaması bekleniyor. TürkAkım Boru Hattı-Deniz Bölümü Projesi, Gazprom’un %100 iştiraki olan South Stream Transport B.V. tarafından inşa ediliyor.

2018 yılı hedefleri

  • 17 Ocak: Kıyıköy, Türkiye’deki Doğalgaz Alım Terminalinin kara kesimi inşaatına başlandı.

2017 yılı başarıları

  • 7 Mayıs: Allseas şirketine ait Audacia gemisi tarafından Karadeniz’in sığ sularında boru hattı döşeme çalışmalarına başlandı.
  • 31 Mayıs: Allseas şirketine ait dünyanın en büyük inşaat gemisi olan Pioneering Spirit, İstanbul Boğazı’ndan geçerek Karadeniz’e girdi.
  • 23 Haziran: Pioneering Spirit Karadeniz’in derin su kesimlerinde boru hattı döşeme çalışmalarına başladı
  • 5 Eylül: Türkiye’deki Doğalgaz Alım Terminali inşaatı için Petrofac şirketiyle sözleşme imzalandı.
  • 29 Eylül: TürkAkım’ın deniz kesimine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu, Türk Hükümeti tarafından onaylandı.
  • 4 Kasım: TürkAkım Boru Hattı, Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesine girdi. Her iki hattın Rusya Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki yapımı tamamlandı.

Emin Kahveci – StratejiCo. / TURKİYE’DE ENERJİ

Türk firmalar Expo Turkey By Qatar’da büyük ilgi gördü

Türkiye ve Katar şirketlerinin yükselen ticaret platformu Expo Turkey by Qatar, ikinci yılında 100 milyon dolarlık ihracat anlaşması ve 150 milyon TL’lik gayrimenkul satışıyla yatırımcıların gözdesi oldu. Katar’ın başkenti Doha’da ikinci kez kapılarını açan ve yoğun ilgi gören fuara Türkiye’den 112 firma katılırken 3 bin 600 ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi.

Bölgenin en büyük ticari buluşma noktası olan Expo Turkey By Qatar’da Türk şirketlerine 5 milyar dolarlık yatırım fırsatı sunulurken başta gayrimenkul sektörü olmak üzere bilişim, gıda ve yapı malzemesi dahil 7 ana sektörde ihracata yönelik önemli adımlar atıldı. Üç gün süren fuar 8 bin ziyaretçiyi ağırlayarak rekor katılımcı sayısına ulaştı.

Bu yıl Katar’ın en büyük fuar merkezi Doha Exhibition and Convention Center’da 17-19 Ocak 2018 tarihlerinde düzenlenen Expo Turkey By Qatar iş fuarına Türk şirketleri yoğun katılım gösterdi. Bölgenin yükselen iki ülkesi Türkiye ile Katar’ın dev şirketlerini buluşturan 2. Expo Turkey by Qatar iş fuarı 100 milyon dolarlık ihracat anlaşmasına sahne olurken, başta gayrimenkul sektörü olmak üzere 150 milyon TL değerindeki sıcak satış ve yeni anlaşmalarla yatırımcıların ilgi odağı oldu. Bilişim, gıda ve yapı malzemesi sektörlerinde de hedeflenen ihracat rakamlarına ulaşıldı.

MÜSİAD’ın ana partnerliğinde gerçekleştirilen fuarın açılışı Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı H.E. Sheikh Ahmed Bin Jassim Al Thani, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan tarafından gerçekleştirildi. Türk firmalarının adeta çıkarma yaptığı Expo Turkey By Qatar’a Emlak Konut, Tekfen, Artaş İnşaat, Teknik Yapı, Sinpaş, Türksat, Katmerciler, Çilek Mobilya ve Çaykur gibi sektörlerinin öncüsü şirketlerle birlikte yaklaşık 112 Türk firması katılırken fuarın süresince yaklaşık 4 bin ikili iş görüşmesi yapıldı.

Son yıllarda atılan ortak ticari ve ekonomik adımlarla pek çok farklı sektörde yeni ticaret köprüleri kurulurken Katarlı yatırımcıların yoğun ilgisi Türk şirketlerinin yüzünü güldürdü. Türkiye ile Katar arasındaki yaklaşık 1.3 milyarlık ticaret hacminin önümüzdeki dönemde 5 milyar doları bulması beklenirken 2022 Dünya Kupası öncesi Katar’daki altyapı, taahhüt iş fırsatları özellikle Türk inşaat şirketlerinin iştahını kabarttı.

Fuar kapsamında T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından Proje Bazlı Yatırım Teşvik Sistemi tanıtım toplantısı gerçekleştirilirken T.C. Doha Büyükelçisi Fikret Özer tüm standlarını gezerek firmalara katılımcı sertifikası verdi. Katar İşadamları Derneği Başkanı Faisal Bin Kasım Al Thani fuarı gezerek görüşmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad Al Thani’nin fotoğraflarının yer aldığı imza panosu ise katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü.

Katar Türk şirketleri için yeni bir cazibe merkezi

Expo Turkey By Qatar’ın organizatörlüğünü üstlenen Medyacity Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kurt özellikle bu yılki fuarda büyük bir ivme yakalandığını belirterek, “Son dönemdeki gelişmeler ışığında Türkiye ve Katar arasındaki diplomatik ve ticari ilişkilerin en üst seviyede ilerlediğini görmek bizi her yıl daha iyisini yapmaya motive ediyor. Fuarımızın ikinci yılında hemen hemen her sektörde muazzam bir iş birliği, yeni yatırım anlaşmaları ve en önemlisi sıcak satışlar gerçekleşti. Expo Turkey By Qatar ile ülkemize büyük bir katma değer sunmanın verdiği mutluluk ve heyecanı bir arada yaşadık. Bu yıl 3 gün süren ve 8 bin sektör profesyoneli tarafından ziyaret edilen fuarımız boyunca 100 milyon dolarlık ihracat hacmi oluşturduk. İhracatta yakalanan bu başarının yanı sıra 150 milyon TL’lik gayrimenkul satışıyla da fuarımız oldukça başarılı geçti. En önemli hususlardan biri de Türk şirketleri için yeni bir cazibe merkezi haline gelen Katar’da ülkemize yönelik büyük fırsatlar sunuluyor. Son dönemde Katarlı yatırımcıların Türkiye’de yatırım miktarı 20 milyar doları bulmuş durumda. İktisadi ve ticari arenada iki ülke yönetimlerinin birbirine sunduğu teşvik ve destekleri düşündüğümüzde yakın zamanda yaklaşık 5 milyar doları bulacak bir iş hacmiyle Katar, Türk şirketleri için vazgeçilmez bir ticaret kapısı olma özelliği taşıyor. 2. Expo Turkey By Qatar’da ortaya çıkan umut verici tablonun önümüzdeki yılın da Türk şirketlerinin Katarla olan ticaret hacmi açısından çok verimli geçeceğinin bir habercisi olarak görüyoruz” dedi.

Türkiye ve Katar arasındaki stratejik ortaklığa önemli katkı sağlayan 2. Expo Turkey by Qatar bu yıl MÜSİAD’ın ana partnerliğinde Türk Hava Yolları, Tekfen İnşaat, Turkuvaz Medya, TRT World, Emlaktasondakika.com ve Wishne’nin destekleriyle gerçekleşti.

U’PR / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Milletin geleceği için ‘Milli İttifak’ formülü

Türkiye’nin ve milletin kaderine yön verecek olan 2019 yılında gerçekleştirilecek seçimlerin yaklaşmasıyla partiler çalışmalarına hız verdi. Milli ittifak olarak bilinen MHP ve AK Parti birlikteliğinin seçimlerde resmiyet kazanmasına ise kesin gözüyle bakılıyor.

MHP lideri Bahçeli’nin gündeme getirdiği ‘Millet ittifakı’na AK Parti ve MHP yönetiminin yanı sıra seçmenlerin de sıcak baktığı gözlemleniyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “14 ay sonra Mart 2019 yerel seçimleri var ve ardından Kasım 2019 seçimleri olacak. Bu önemli seçimler için hep birlikte çalışarak Türkiye olacağız” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Biz Türkiye’nin menfaatlerinin ön planda olduğu projelerde oluruz. Yerel seçimlerde olsun, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olsun kazananın Türkiye olacağının farkındayız” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan, “2019 seçimleri büyük bir fırsattır. Ülkeye olan borcumuzu ödemek için hiç durmadan seçimlere çalışıyoruz” dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, “7 Ağustos’ta başlayan MHP ve AK Parti ittifakı inşallah önümüzdeki günlerde de aynı şekilde devam edecektir. Bu ittifak koltuk ittifakı değildir. Bu ittifak 15 Temmuz’da Türk milletinin gösterdiği kahramanlığın, ittifakının sonucudur” dedi.

“Önümüzdeki seçimler Türkiye ve milletimiz için çok önemlidir”

2019 Mart yerel seçimlerinin Türkiye ve millet için çok önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Türkiye’nin ve milletin kaderine yön verecek seçimler olduğu için bir olarak, diri olarak, kardeş olarak hep birlikte Türkiye olacağız. Önümüzde 14 ay gibi bir zaman var. İlk olarak Mart 2019 seçimleri var ve ardından cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleşecek. Türkiye için çok çalışacağız. Ak Parti kurulduğundan bu yana azmimizi hiç kaybetmedik ve kazanan Türkiye oldu” diyerek durmadan ülke için çalışmanın öneminin ve gerekliliğinin altını çizdi.

“Milletin ve devletin faydasına olan çalışma haritamız hazırdır”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “2019 yerel seçimleri ile milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde daha etkin ve verimli çalışma yapabilmesi adına düğmeye bastık. Ülkenin kaderini değiştirecek seçimlerde nasıl hareket edeceğiz bellidir. Biz Türkiye’nin menfaatlerinin ön planda olduğu projelerde oluruz. CHP, HDP ve İYİ Parti olarak birlikte hukuki olarak her türlü ittifak kurabilirler. Ama önemli olan ‘C’ ittifakıdır ve bu cumhur ittifakıdır. Milletin olmadığı devletin faydasına olmayan hiçbir ittifakta olmamız düşünülemez” diyerek hem yerel hem genel seçimlerde kazananın Türkiye olacağından emin olduğunu söyledi.

“Birileri Türkiye’nin büyümesinden ve güçlenmesinden rahatsız oluyor” 

2019 seçimlerinin büyük bir fırsat olduğunu dile getiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Harun Karacan, “Ülkeye borcumuzu ödeme zamanı geldi. Bunu kendimiz için değil geleceğimiz, çocuklarımız, torunlarımız için yapmamız gerekiyor. 2019, tarihinin en önemli seçimlerinden birisidir. Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini tüm dünya istemiyor. Türkiye’yi bir şekilde hep terbiye etmeye çalışıyorlar. Ama bunda başarı olamadılar ve olamayacaklardır. Bu ülkenin geleceği için elimizden gelen her şeyi yaparak, samimiyetimizden ve dürüstlüğümüzden asla taviz vermemeliyiz” diyerek seçimlerin ardından Türkiye’nin büyümesine hızla devam edeceğini belirtti.

“Milli ittifak ile Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olanların oyunları bozulmuştur”

İki siyasi partinin ülkenin bekası için kurdukları mili ittifakın Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olanların oyunlarını bozduğunu söyleyen AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, “Bu partiler MHP ve AK Partidir. MHP Genel Başkanı bir şey söylüyor, Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız benzer şeyler söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız bir şeyler söylüyor, MHP Genel Başkanı o konuyu destekliyor. Bu ittifak 18 Temmuz’da, 7 Ağustos’ta başlayan bu ittifak inşallah önümüzdeki günlerde de aynı şekilde devam edecektir. Bu ittifak koltuk ittifakı değil, seçim ittifakı değil, belediye meclisinde kim olacak, baraj şu mu olsun, kaç milletvekili olsun değil. Bu ittifak 15 Temmuz’da Türk milletinin gösterdiği kahramanlığın, ittifakının sonucudur. 3 Kasım 2019’da yapılacak seçim 15 Temmuz’daki kahramanlık destanının tescillenmesi ve taçlanması seçimidir. 31 Mart yerel seçimler 3 Kasım 2019’da yapılacak olan seçimlerin referansı olacaktır. Bu seçim farklı bir seçim. Bu seçimler Türk milletinin bekası, orta doğunun selameti için önemli bir seçimdir” dedi.

 

 

 

Mülteciler için TÜBİTAK ve Türk Telekom ile el ele verdi

Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye’de yaşayan 3,5 milyonun üzerinde Suriyeli mülteci için daha iyi yaşam koşulları oluşturmak amacıyla TÜBİTAK ve Türk Telekom ile birlikte “Mülteciler için Veri” Yarışmasının bilimsel ve akademik liderliğini yapıyor. Yarışma ile araştırma gruplarına veri sağlayarak mültecilerin güvenlik, eğitim, sağlık, işsizlik ve sosyal entegrasyon alanlarında yaşadıkları sorunların daha iyi anlaşılması ve bu alanlardaki sorunlara çözüm getirecek uygulamalar geliştirilmesi hedefleniyor. Yarışmada seçilecek fikirlerin sahibi araştırmacılara bir yıl boyunca bir milyon müşteriden elde edilen ve anonim hale getirilmiş büyük veri setine erişim sağlanacak.

Boğaziçi Üniversitesi, mültecilerin sorunlarının daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve emniyet, sağlık, eğitim, işsizlik ve entegrasyon alanlarındaki sorunlara çözüm geliştirecek yeni fikirleri uygulamaya geçirmek amacıyla Türk Telekom ve TÜBİTAK ile birlikte “Mülteciler için Veri” yarışmasını düzenliyor. Bilimsel komite başkanlığını Boğaziçi Üniversitesi’nin gerçekleştireceği projede, mülteciler için faydalı olabileceğine karar verilen fikirlerin sahibi araştırmacılara bir yıl boyunca bir milyon müşteriden toplanan ve hiçbir kişisel bilgi bulunmayacak şekilde anonim hale getirilmiş bir veri setine erişim imkânı sağlanacak.

Araştırma ekiplerine toplam 50 bin TL ödül

Mültecilerin yaşadığı sorunların çözümlerini kolaylaştıracak teknik ve algoritmik gelişmelerin sağlanmasına, yeni uygulama, hizmet ve çözümleri teşvik edip destekleyerek Türkiye ve diğer ülkelerdeki mültecilerin refahına katkıda bulunması hedeflenen yarışma kapsamında, bilim insanları Türk Telekom’un paylaştığı veriyi kullanarak güvenlik, eğitim, sağlık, işsizlik ve sosyal entegrasyon olmak üzere 5 temel alanda mültecilere fayda sağlayabilecek projeler kurgulayacak. Boğaziçi Üniversitesi’nin koordinasyonunda gerçekleşen yarışma sonunda güvenlik, sağlık, eğitim, işsizlik ve sosyal entegrasyon kategorilerinin her birinin birincisine 10 biner lira olmak üzere toplam 50 bin TL ödül verilecek.

Dr. Albert Ali Salah: ‘Bu yarışmayla mültecilerin sorunlarına somut çözüm uygulamaları geliştirebileceğiz’

“Mülteciler için Veri” projesi kapsamındaki Büyük Veri Yarışması Bilimsel Komitesi’nin başında yer alan Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Albert Ali Salah: “Türkiye milyonlarca mülteciye kucak açtı. Kimse bunun kolay bir iş olacağını düşünmüyordu. Bilgi teknolojilerini etkin kullanarak sorunları hafifletmeye çalışmak konusunda sektörümüze çok iş düşüyor. Bu da ancak büyük veri ile mümkün olabilir. Özellikle Türkiye’deki araştırma gruplarından büyük katılım beklediğimiz yarışmanın, veri analizi çalışan gruplarla sosyal konuları çalışan gruplar arasında güzel iş birlikleri başlatma potansiyeli de var. Yarışma için kurulan bilimsel komite bu konudaki en üst düzey kişilerden oluşuyor. Bunu sağlayan faktörlerden biri Boğaziçi Üniversitesi’nin uluslararası tanınırlığı ve güvenilirliği oldu. Bugüne kadar dünyanın farklı bölgelerinde yapılan bu tip yarışmalar çok büyük sorunlara çeşitli çözümler geliştirdi. Biz de Mülteciler için Veri yarışmasıyla ülkemizdeki mültecilerin yaşadığı sorunlara somut çözüm uygulamaları geliştirebileceğiz’’ diye konuştu.

Mülteciler arasında bilgisayar programlayabilen, analiz ve görselleştirme yapabilen ve bu veri üzerinde proje geliştirmek isteyenler olduğuna da dikkat çeken Salah, üniversitede mültecilere yönelik eğitim çalıştayları düzenleyerek bu süreci hızlandırmak istediklerini söyledi.

Süreç nasıl işliyor?

Yarışmaya başvurular http://d4r.turktelekom.com.tr/ adresinden kısa bir proje fikri ile yapılacak. Yarışmaya katılım, veri gizliliğini ve mahremiyeti korumak amacıyla mutlak bir anlaşmaya tâbi olacak. Katılımcılar, çalışmalarının tam mülkiyetine ve telif haklarına sahip, ticari kullanım yasak olacak. MIT Media Lab’dan Suriyeli Profesör Iyad Rahwan başkanlığındaki proje değerlendirme komitesi, proje fikirlerini inceleyerek mülteciler için faydalı olabileceğine karar verdikleri fikirlerin sahibi araştırmacılarla bir yıl boyunca bir milyon müşteriden toplanan ve hiçbir kişisel bilgi bulunmayacak şekilde anonim hale getirilmiş bir veri setine erişim imkânı sağlayacak. Projeler tamamlandığında araştırmacılar analiz sonuçlarını içeren raporlarını değerlendirme komitesine sunacaklar. Komite tarafından her kategori için belirlenecek birinciler 10 bin TL ödül kazanacak. Değerlendirme sonrasında Boğaziçi Üniversitesi ve TÜBİTAK tarafından hazırlanacak proje raporları kamuoyuna açıklanacak. Proje bulguları teknik bir raporla ilgili bakanlıklar ve STK’larla da paylaşılacak.

Projeye MIT’den de destek veriliyor

Türkiye’de Suriyeli mültecilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesine yönelik bilimsel çözüm yolları geliştirmek için bugüne dek tasarlanmış en kapsamlı projelerden biri olarak dikkat çeken D4R: Mülteciler için Veri projesi, bir süre önce MIT MISTI (MIT Science and Technology Initiatives) Çekirdek Fonu tarafından destek programına alınmıştı. MIT MISTI, Türkiye’nin araştırma altyapısına katkı sağlamak ve yeni projelerin oluşmasında öncü olmak amacıyla Boğaziçi Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında ortak araştırma projeleri yapılması hedefiyle 2016 yılında oluşturulmuştu. Boğaziçi Üniversitesi ile imzalanan iş birliğiyle Türkiye’den ilk kez bir üniversite MISTI programına dahil edilmiş olmuştu. Türk Telekom, TÜBİTAK ve Boğaziçi Üniversitesi’nin ortakları arasında yer aldığı; ulusal ve uluslararası kurumlar ile üç buçuk milyon mültecinin sorunlarına çözüm geliştirmek için düzenlenecek Büyük Veri Yarışması’nı da içeren proje kapsamında, Türkiye’deki Suriyeli mültecilere daha iyi yaşam koşulları sunulması için çözümler üretilmesi amaçlanıyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

‘Çılgın proje’ fiyatları uçuracak

‘Çılgın proje’ olarak bilinen Kanal İstanbul projesinin güzergâhı kesinleşti. Küçükçekmece Gölü-Sazlıdere Barajı-Terkos Gölü’nün doğusunu takip eden güzergâhta inşa çalışmaları başlayacak. Projenin başlangıcı için bakanlık onayı bekleniyor. Güzergâh belli olduktan sonra herkes emlak fiyatlarındaki artışın ne olacağını merak etti.

Fiyatlar bir yılda yüzde 30 artacak

Küçükçekmece, Başakşehir, Arnavutköy, Esenyurt ve Avcılar ilçelerindeki satılık arazi fiyatlarında bir yıl içinde yüzde 30 civarında artış bekleniyor. Merkezi bölgelere uzaklıkları nedeniyle bugüne kadar istenen primi yapamayan projeler de Kanal İstanbul projesi ile değer kazanacak.

Hürriyet Emlak Genel Müdürü Hakan Çelik, konuyla ilgili “Kanal İstanbul projesinin güzergâhtaki ilçelerde özellikle arazi fiyatlarına etki edeceğini, bu etkinin emlak yatırımcısına bir yıl içinde yüzde 30 fiyat artışı ile geri döneceğini düşünüyoruz. Tabii projenin büyük çember de etkisini de göz önünde bulundurmakta fayda var. Yaşanacak emlak hareketliliği ile birlikte imar çalışmalarının ardından çok sayıda yeni konut inşa edilecek” dedi.

‘Kanal İstanbul manzaralı ev’

Emlak ofisleri, Kanal İstanbul’un güzergâhı belli olur olmaz ‘Kanal İstanbul manzaralı ev’, ‘Kanal İstanbul manzaralı arsa’ gibi başlıkları olan ilanlar yayınlamaya başladı. Hakan Çelik, imarı olmayan arazilerin satın alınmaması gerektiğini ve fiyat artışına aldanmamak gerektiğinin altını çizdi: “Kanal İstanbul civarındaki arazilerin de evlerin de daha şimdiden fiyat anlamında tavan yaptığı doğru. Sadece Hürriyet Emlak üzerinde bile ‘Kanal İstanbul’ başlıklı yüzlerce yeni ilan yer alıyor. Ancak yeni emlak projelerinin kısa vadede değil, uzun vadede gerçek değerini kazanacağını ve alım gücünün uzun yıllar sonra yükseleceğini düşünüyoruz.”

İlçelere göre satılık konut fiyatları

Hürriyet Emlak Aralık 2017 Emlak Endeksi verilerine göre; Küçükçekmece’de satılık konut metrekare ortalama fiyatları 3 bin 759 TL, Başakşehir’de 3 bin 455 TL, Arnavutköy’de 2 bin 316 TL, Esenyurt’ta bin 864 TL, Avcılar’da ise 2 bin 563 TL oldu.

Güzergâha yakın ilçelerde satılık konut m2 fiyatları

Aralık 2017 Ort. m2 Fiyat
1. Küçükçekmece 3.759 TL
2. Başakşehir 3.455 TL
3. Arnavutköy 2.316 TL
4. Esenyurt 1.864 TL
5. Avcılar 2.563 TL

Hürriyet Emlak hakkında:

Hürriyet Emlak, emlak sektörünü tek bir çatı altında buluşturmayı hedefleyen, yüksek kalitede hizmet veren, güncel ve detaylı ilanları ile emlak sektörünün nabzını tutan bir platformdur. 2006 yılında kurularak profesyonel ekibi ile çalışmalarına başlayan hurriyetemlak.com web sitesi üzerinde 1 milyona yakın ilan yer almaktadır. Hürriyet Emlak, kurulduğu yıldan bu yana, bireysel kullanıcılara ve kurumsal iş ortaklarına yüksek kalitede hizmet vererek emin adımlarla ilerlemektedir. Emlak ofislerinin, bireysel üyelerin ve kullanıcıların hayatını kolaylaştıracak birçok ürünü “Türkiye’de ilk” olarak hizmete sunan Hürriyet Emlak, kullanıcıların aradıkları gayrimenkulü sadece bulmayı değil, o gayrimenkulü edinmeye giden yolculuğu kolaylaştırmaktadır.

Faselis/Gazete Fısıltı

Türkiye KKTC’nin can simididir

Kıbrıs, Sicilya ve Sardunya adalarından sonra Akdeniz’deki en geniş kara parçası olma özelliğine sahiptir. Diğer iki adanın aksine Kıbrıs tek ve bütün bir ada değildir. Bu küçük ada yaklaşık yarım yüzyıldır bir sorunun merkezi olmuş durumdadır.

İngiltere, KKTC ve GKRY olmak üzere 3 farklı ülkenin bayrağını barındıran Kıbrıs adası dünyanın tek bölünmüş başkentine sahiptir. Bu ada yıllar boyunca stratejik konumu nedeni ile çözülmeyen bir sorunun baş kahramanı olmuştur. Kıbrıs adasının kaderi Akdeniz gibi coğrafi konumu kritik bir bölgenin en merkezinde olması ile değişmiştir.

Avrupa ile Ortadoğu arasında bir köprü kuran Akdeniz, Ortadoğu’ya hakim olmak isteyen güçlerin merkez noktası olmuştur. Ada jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle Doğu Akdeniz’den geçen ticari ve askeri deniz trafiğini ve en önemlisi Anadolu ve Ortadoğu’da yürütülecek stratejik hareketleri kontrol altına almak için çok önemli bir bölgedir. Bu özelliği sebebiyle tarih boyunca, dönemin küresel gücü olmak isteyen devletler, önce Kıbrıs’ı işgal etmişlerdir.

Bilinen tarihi geçmişinden itibaren Mikenler, Mısırlılar, Hititler, Akalar, Dorlar, Fenikeliler, Asurlular, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Cenevizliler, Venedikliler, Osmanlılar ve İngilizler adada hakimiyet kurmuşlardır. Bu noktada yüzyıllardır Kıbrıs’ı elinde tutan gücün ticaret koridoru ve Ortadoğu’yla Afrika’ya kolay ulaşma gücünü elinde tutan güç olduğu görülmüştür.

19. yy’ın sonunda Osmanlı Devleti’nin adayı İngiltere’nin denetimine bırakmış, 20. yy’ın başlarında Birinci Dünya Savaşı’nda Almanların yanında yer almış ve savaşın kaybedilmesiyle İngiltere bu toprakları ilhak etmiş, ilhak edilen ada Lozan Antlaşması ile birlikte İngiltere toprağı haline gelmiştir. Kıbrıs, 1960 yılına kadar İngiltere sömürgesi olmuş ancak adada yaşanan gelişmeler İngiltere’nin bölgeden çekilmesine neden olmuştur.

Bu çekilme sonucunda 1960 yılında adada Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. 1960 Antlaşmasıyla Kıbrıs iki toplumlu olarak hukuksal bir statüye kavuşmuş ve Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğüyle güvence altına alınmıştır. Ancak tüm bunlara rağmen barış uzun sürmemiş 1963 yılında başlayan olaylar adada tekrar karışıklıklara neden olmuştur.

Rum ve Yunanlıların Türk toplumuna yönelik sistemli saldırılarının devam etmesi 1974 yılında garantör ülke olarak Türkiye’nin adaya müdahale etmesini gerektirmiştir. Müdahale sonrasında adanın üçte biri kontrol altına alınmış ve Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuştur. Böylece tek bir devlet olarak devam eden Kıbrıs Cumhuriyeti iki devlet halini almış, Türk tarafı Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rum tarafı ise Kıbrıs Cumhuriyeti olarak devam etmiştir. KKTC Sovyetlerin dağılmasından sonra kurulan Türk Cumhuriyetleri ile birlikte düşünüldüğünde Türkiye Cumhuriyeti’nden sonra kurulan en yaşlı ikinci Türk Devletidir.

Bugün için KKTC’de yaşanan siyasi gelişmelere bakıldığında 1983 yılından bu yana KKTC’de toplam 10 genel seçim gerçekleştirilmiştir. Bu seçimler sonucunda KKTC’nin sorunlarına çözüm arayan hükümetler kurulmuştur. Bu seçimlerden sonuncusu 7 Ocak 2018 erken genel seçimleridir. Seçimin ardından KKTC’de hiçbir siyasi parti tek başına iktidar vizesi alamamıştır.

Batı basınında sağ seçmenin galibiyeti olarak yorumlanan seçimlere katılım yüzde 60 seviyesinde kalmıştır. Seçim sonucunda ortaya çıkan tabloya göre koalisyon kurulacaktır. Mevcut şartlar altında bir koalisyon kurulamazsa 2018 yaz döneminde bir seçim daha yapılabileceği yönünde yorumlar vardır. Bütün yaşanan süreçler sonucunda Kıbrıs Türk’ü yorgun, bıkkın ve umutsuzdur. Yılların ihmal edilmişliği, hizmette yaşanan sorunlar, altyapının yetersizliği halkı siyasetten soğutmuştur.

Seçime katılım oranından belli olan bu bıkkınlık Kıbrıs halkının bir kesiminde “Rumlarla birleşelim de ne olursa olsun” tavrına dönüşürken, bir kesimi de “Türkiye’nin 82. vilayeti olalım, buraya bir vali atansın, hiç değilse hizmet gelir” fikrine yönelmiştir. Kıbrıslılar, kendilerini ambargolardan, ekonomik sorunlardan kurtaracak her türlü çözüme hazırdırlar. Bu çözümü Türkiye üretmek zorundadır. Türkiye bu süreçte ekonomisiyle siyasetiyle devlet kurumları ve özel sektör şirketleriyle finans ve reel sektörüyle yani pek çok yönüyle aktif rol oynamak zorundadır. Türkiye bu süreci kontrol edebilecek kurumlara sahiptir.

DOÇ. DR. HAKAN ARIDEMİR

Yapılarda ekonomik değil ekolojik çözümler gerekli

Işıklar Yapı Ürünleri, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) ve Yapı Uygulama ve Araştırma Merkezi (YUAM) iş birliğiyle düzenlenen “Yapılarda Güvenlik ve Konfor Duvarla Başlar” etkinliğinde konuşan akademisyenler yapılarda uygulanan yamaları değerlendirdi. Isı, ses ve yangın yalıtımlarının binaların yapım aşamasında uygulanması gerektiğini, sonradan yapılan yamaların istenilen düzeyde etkili olamayacağını vurguladılar.

Etkinlikte konuşan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sema Ergönül, yapılarda sürdürülebilirliği işaret ederek, mantolama denilen yalıtım çalışmalarına değindi. Bu yalıtım çalışmalarının binanın yapım aşamasındaki kadar sağlıklı ve kaliteli olamayacağını ifade eden Ergönül, ekonomik olan çözümlerin ne yazık ki ekolojik olmadığını belirtti.

Yapıların doğru yapı malzemeleriyle inşa edildiğinde daha sağlıklı ve uzun ömürlü olacağını söyleyen Ergönül, bir yapının ilk yatırım maliyetinin değil, toplam yaşam döngüsü maliyetinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. “Yapının işletme, bakım-onarım ve elden çıkarma maliyetleri göz önünde bulundurulmalıdır.” uyarısında bulundu.

Dış Cephe Yangına Karşı Zırh Olmalı!

Etkinliğin diğer bir konuşmacısı olan Yapı Uygulama ve Araştırma Merkezi (YUAM) Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Özgünler de yapılardaki yangın yalıtımına değindi. Yangının en hızlı olarak binanın dış cephesinden diğer katlara ve yapılara sıçradığını belirten Özgünler, cephede kullanılan malzemenin kesinlikle yanmaz olması gerektiğini vurguladı.

Geçmiş yıllarda bu tür olaylarda bir yangının bir mahalleyi yok edebildiğini hatırlatan Özgünler, günümüzde kullanılan A sınıfı yapı malzemelerinin bu tip yangınları engelleyebildiğini söyledi.

İnşaat sektörünün Türkiye’de hızla büyüdüğünü belirten Özgünler, yeterli denetimin yapılmaması, yönetmeliklere sadık kalınmaması durumlarında yapıların yaşam ömürlerinin az olacağının altını çizdi. Ses, ısı ve yangın yalıtımlarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Faselis/Türkiye’de Enerji

2017 yılında en çok dizel otomobiller tercih edildi

sahibinden.com, 2017 yılı sahibindex “Vasıta” verilerini açıkladı. 1 Ocak 2017 – 31 Aralık 2017 tarihlerini kapsayan verilere göre vasıtalar içerisinde yüzde 72 ile en çok otomobil ilanlarına bakıldı. Otomobilleri sırasıyla Arazi, SUV & Pick-up, Minivan & Panelvan, Ticari Araçlar takip etti.

İncelenen dönemde otomobilde en çok ilan verilen fiyat aralığı 20.000 – 40.000 TL olurken, en çok ilan verilen kilometre ise 50.000 – 100.000 km olarak belirlendi. Verilere göre, en çok beyaz renkli, manuel vitesli, 2012 model, yakıt tipi dizel olan sedan kasa otomobiller tercih edildi.

2017 yılında sahibindex Vasıta ilanları en çok cep telefonundan incelenirken, ilanlara ortalama bakılma süresi 12,5 dakika oldu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Almanya 2020’de enerji politikasını değiştiriyor

Işıklar Yapı Ürünleri, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Yapı Uygulama ve Araştırma Merkezi (YUAM) ortaklığıyla düzenlenen “Yapılarda Güvenlik ve Konfor Duvarla Başlar” etkinliği için İstanbul’a gelen Almanya Tuğlacılar Derneği Başkanı Dr. Dieter Figge, Almanya’nın 2020 yılı itibariyle enerji kullanımında değişikliğe gitmeye hazırlandığını açıkladı. Almanya’da gaz ve petrol ile ısınma devrinin iki yıl içinde sonlanacağını belirten Figge, dolayısıyla binalarda kullanılan yapı malzemelerinin daha büyük önem taşımaya başladığını ifade etti.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte 300’e yakın mimar, mühendis ve profesyonele hitap eden Almanya Tuğlacılar Derneği Başkanı Dr. Dieter Figge, küresel ısınma karşısında yapıların değişim göstermek zorunda olduğunu belirtti.

Almanya’nın iki yıl içinde petrol ve gaz ile çalışan ısınma ürünlerini kullanmayı bırakacağını açıklayan Figge, bu yüzden başta tuğla olmak üzere ısıyı içeride tutan yapı malzemelerinin çok daha fazla kullanılmaya başlayacağını söyledi.

Türkiye ekonomisinde enerji harcamalarının fazla yer tutması nedeniyle ısı yalıtımına daha fazla önem verilmesi gerektiğinin altını çizen Figge, buna rağmen yeni binalardaki tuğla kullanım oranlarının yetersiz olmasına anlam veremediğini belirtti.

Almanya, Belçika ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde tuğla kullanım oranlarının yüzde 45-48 aralığında olduğunu söyleyen Figge, “Açıkçası, inşaatın fazla olduğu Türkiye’de oranların daha yüksek olmasını bekliyordum. Çünkü tuğlanın anavatanı burasıdır, Mezopotamya’dır.” dedi.

Yeni Yapılar Birer Kimyasal Kutuya Dönüşüyor!

Konuşmasında tuğlanın anne kucağı kadar sıcak ve samimi olduğunu söyleyen Figge, “Tuğla aynı zamanda içindeki kil nedeniyle neredeyse yenilebilecek kadar doğaldır. Ancak yapı üreticileri içinde petrol, plastik türevleri olan malzemeleri daha fazla tercih ediyorlar. Ortaya çıkan yapılar yani evlerimiz, ofislerimiz doğallıktan uzak, kimyasal kutulara dönüşüyor” uyarısında bulundu.

Ülke Ekonomisi için Tuğla Teşvik Edilmeli!

Yüksek yapılarda basınç gücü nedeniyle betonun tercih edildiğine değinen Figge, 10 kata kadar olan yapılarda tuğla kullanımının teşvik edilmesinin ülkelerin ekonomilerine olumlu yönde yansıyacağını işaret etti.

Tuğlanın geleneksel değil modern bir yapı malzemesi olduğunu da belirten Dr. Figge, Türkiye’nin sahip olduğu toprak kalitesine vurgu yaparak, “Türkler geçmişten gelen el sanatı becerileriyle tuğlayı oldukça başarılı yorumluyor.” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

​Zorlu Holding’ten çocuklara özel yaratıcı yazarlık eğitimi

Zorlu Holding, çocukların hayal gücünü harekete geçirmek ve yeteneklerini ortaya çıkarmak amacıyla başlattığı “Bir Hayal Bir Oyun” yarışmasında dereceye giren çocuklar için yaratıcı yazarlık eğitimi düzenliyor.

Tüm faaliyetlerinde toplum için ortak bir değer yaratma düşüncesi ile hareket eden Zorlu Holding, geleceğin teminatı olan çocuklar ve gençleri farklı platformlar aracılığıyla desteklemeyi sürdürüyor. Bu anlayış doğrultusunda çocukların hayal gücünü harekete geçirmek ve yeteneklerini ortaya çıkarmak amacıyla Zorlu Holding tarafından başlatılan “Bir Hayal Bir Oyun” yarışmasında dereceye giren çocuklar Zorlu Holding’in düzenlediği “Yaratıcı Yazarlık Eğitimi”nde bir araya geliyor.

Çocuk edebiyatının önde gelen isimleri Süleyman Bulut ve Renan Özdemir tarafından verilecek eğitimlerde, yazmanın temel bilgileri, yazmayı besleyen unsurlar ve yaratıcı yaklaşımlar işlenecek.

Çocuklar bu eğitimle hikâye yazma yeteneklerini geliştirecek

27-28 Ocak tarihlerinde 2 gün boyunca sürecek “Yaratıcı Yazarlık Eğitimi”nde çocukların yaratıcı yazarlık ve hikâye yazımı konusunda temel becerileri kazanmaları hedefleniyor. Çocuklar düzenlenecek bu eğitim ile bir hikâyenin unsurları, karakterlerin yaratılması, olay örgüsünün yapılandırılması ve yaratıcı yaklaşımlar ile metinlerini yazmayı öğrenecekler.

Çocuk edebiyatının önde gelen isimleri Süleyman Bulut ve Renan Özdemir tarafından verilecek eğitimlerde, yazmanın temel bilgileri, yazmayı besleyen unsurlar ve yaratıcı yaklaşımlar işlenecek.

Eğitimlerin ilk gününde Süleyman Bulut, Türkçeyi doğru kullanmak, imla kuralları, öyküde olay nedir, olay örgüsü nasıl yapılır, karakterler nasıl yaratılır konularında bilgilerini çocuklarla paylaşacak. Eğitimlerin ikinci gününde ise Renan Özdemir eşliğinde, okuma, gözlem ve belleğin yazmadaki önemi ile daha akıcı yazma konusunda ipuçları verilecek.

Türkiye’de bir ilk: Çocukların hayalleri tiyatro sahnesinde

“Bir Hayal Bir Oyun” projesi ile Türkiye’de ilk kez bir çocuğun kaleme aldığı hikâye, tiyatro oyununa dönüştürülüyor. Projeye üçüncü veya dördüncü sınıfta okuyan öğrenciler kendi hayal güçleriyle yazdıkları hikâyelerle katılıyor. Alanında uzman jüri üyeleri tarafından yapılan değerlendirme ile seçilen eser, tiyatro yazarları tarafından senaryolaştırılarak bir tiyatro oyununa dönüştürülüyor. Hikâyenin yazarı olan çocuk, hikâyenin oyunlaştırılma sürecine de dâhil olarak, hayallerinin bir tiyatro oyununa dönüşmesini deneyimliyor. Oyunu üniversite öğrencileri sahneye koyarken aynı zamanda oyunun kostüm ve dekor tasarımlarını da gerçekleştiriyorlar.

Dereceye giren ilk 10 eser için bir öykü kitabı hazırlanıyor

“Bir Hayal Bir Oyun” yarışmasında dereceye giren ilk 3 esere verilen para ödülünün yanı sıra jüri değerlendirmesi sırasında ilk 10’da yer alan hikâyenin sahipleri “Yaratıcı Yazarlık Eğitimi”ne katılma hakkı elde ediyor. Hikâye yazarlığını sevdirerek çocukları sanata yönlendirmek ve yeteneklerini görmelerini sağlamanın hedeflendiği eğitimler sonrasında çocuklara katılım sertifikaları veriliyor. İlk 10 hikâye bir kitapta toplanarak, Dünya Tiyatro Günü’nde izleyicilere armağan ediliyor

Bu yılın birincisi ‘Hayal Çalan Cadı’ Dünya Tiyatro Günü’nde sahnelenecek

Bu yıl düzenlenen Bir Hayal Bir Oyun Yarışması’nda birinci olan Hayal Çalan Cadı adlı eser, tiyatro oyununa dönüştürülerek Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi ve Mimar Sinan Üniversitesi öğrencilerinden oluşan amatör bir tiyatro ekibi tarafından Dünya Tiyatro Günü’nde Zorlu PSM’de sahnelenecek.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Arakanlıların geri dönüş çilesi

Dünyanın şu biçare inanılmaz durumuna bakarken, insanoğlunun kendinden “utanması” hatta “nefret” etmesi gerekiyor. Gezegenimiz; uzun yıllardan beri başına bela olan, savaşlardan, kanlı mezhep çatışmalarından, açlıktan ölmelerden ve tabii afetlerden kendini bir türlü koruyamazken hortlayan “Haçlı tehdidi” yeniden kargaşalara, korkulara, sefaletlere neden oluyor.
Gerçekten de, özellikle neredeyse “İslam Atlası”nın bütünü üzerinde, bir Haçlı kıskacı ve tahribatı kendini gösteriyor. Bu insanlık katliamına karşı “köklü” ve ciddi önlemler alınmazken, aksine İslam aleminde, fitne-fesat, kışkırtma, baskı ve korku birbirini kovalıyor.

Ne yazık ki; bu dehşet kuşağında Müslümanlara karşı girişilen eylemlerin karşısında başta Papa olmak üzere papazlar ve özellikle gayrimüslim devlet adamları hem susuyor hem de zaman zaman faciaları destekliyorlar.Katolik dünyasının dini lideri Papa Francesco’nun Myanmar’a ziyaretinde, bu ülkede zulme uğrayan “Arakanlı Müslümanlar” için kullanılan “Rohingyalar” terimini ağzına almazken, etnik temizlik boyutuna varan saldırılara dahi, ancak bu suskunluk üzerine doğan tepkilerden korkarak sadece değinmesi buna örnek olarak gösteriliyor.

Neredeyse, bütün Hristiyan alemi Arakanlı Müslümanları “Bangladeşli yasa dışı göçmenler” olarak görüyor. Birleşmiş Milletler Sözcüsü Joel Millman, 25 Ağustos’tan bu yana Myanmar’daki şiddet olaylarından kaçarak Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanların sayısının 421 bine yükseldiğini belirtiyor.

BM sözcüsü Millman, yüksek sıcaklıklar ve muson yağmurları altında Cox’s Bazar kenti civarındaki kamplara yeni ulaşan Myanmarlı sığınmacıların yetersiz beslenme ve yorgunluk nedeniyle hastalandıklarını söylüyor. BM Genel Sekreteri Guterres, Myanmar hükümetine çağrı yaparak, “Arakanlıların geri dönüşüne izin verin” ifadelerini kullanıyor. Arakan eyaletindeki şiddet olaylarından kaçarak Cox’s Bazar’a sığınan Arakanlı Müslümanların sayısının bugün itibarıyla 421 bine ulaştığını belirten Millman, bunların 171 bin 800’üne henüz hiçbir sağlık hizmeti verilemediğini bildiriyor.
Öte yandan, başta ABD Başkanı Trump olmak üzere hiç bir Hristiyan liderin, bu insanlık dramına karşı bir söz dahi söylememeleri, Haçlı zihniyetinin tezahüründen başka, neyi sergiliyor. Aslında, ABD’nin yıllardan beri yürürlüğe soktuğu, önce adına “Yeşil Kuşak” adı verilen sonra Büyük Orta Doğu Projesi’ne dönüştürülen dehşet planı, Afganistan, Libya, Irak, şimdi de Suriye’de hükmünü icra etmiş sırada Yemen, Lübnan hatta Filistin bulunuyor. Yani, ABD ve diğer Hristiyan ülkelerin düşünde daima, petrolün ve suyun eksik olmadığı Müslüman devletler yatıyor.

Tabii ki, Müslüman ülkelerin kayıpları hem can hem mal bakımından büyük oluyor. Sadece dünyadaki Müslümanların yüzde 35’i mülteci veya sığınmacı olarak hayatta kalabilmenin mücadelesini veriyor. Nitekim, Uluslararası Hukukçular Birliği’nin (UHUB) düzenlediği ‘’Sığınmacılara Yardım Konusunda Devletlerin ve Uluslararası Teşkilatların Sorumlulukları-İslam Dünyasının Kanayan Bölgelerinde Son Durum’’ konulu konferans Kayseri’de yapıldı. Birlik Genel Sekreteri Necati Ceylan, “Müslümanların yüzde 35’i mülteci ya da sığınmacı konumunda” diyor ve şunları ekliyor:”Günümüzde de uygar olduklarını belirten Batılı ülkeler, kendi koydukları kanunları ihlal edip, insanlığı sömürmektedir. Müslümanların yüzde 35’i mülteci ya da sığınmacı konumunda. Dikkat edilirse, kurmuş oldukları Birleşmiş Milletler (BM) ve insan hakları örgütleri, ABD’nin ve Batı’nın Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ne yaptıklarını sormamakta, özellikle İslam coğrafyasında emperyalist güçlerin sömürüsünü, kan akıtmasını seyretmektedir’’…Nereden bakılırsa bakılsın, Orta Doğu’da oluşturulan Haçlı zihniyetinin daha çok zarar vermemesi için, öncelikle Müslüman aleminin anlaşması icap ediyor.

 

Büyük ‘TOÇEV’ ailesi

Yıl 1993, arkadaşım Betül Özakyol ve Ebru Uygun ile sohbet ediyoruz. Görüşmenin ana gündem maddesi maddi imkansızlık yüzünden okuyamayan çocuklar ile alakalı bir projeyi uygulamaya koymak.

Ebru Uygun yurt dışında okurken bir vakıfta gönüllü olarak çalışıyor ve bu modelin ülkemizde uygulanmasıyla çok sayıda çocuğun eğitim görmesinin sağlanacağını aktarıyor.

Bu proje için ilk adımı atan arkadaşlarımı alkışlıyor ve gereken ne ise yapmak için ekibe dahil oluyorum.
Sık sık yaptığımız toplantılarda beyin fırtınası yaptık, elele vererek başladığımız anlamlı yolculukta verdiğimiz mücadele hepimiz için büyük anlam taşıyordu.

Bu hareketin ismi 90’lı yıllarda Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) olarak belirlenmişti. Tüvana isminin seçilmesinin nedeni de güçlü, diri ve canlı olmasıydı.

O zamanlar Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığım aile şirketimiz Şen Tekstilde giyim alanında faaliyet gösterdiğimizden dolayı tekstil komisyonunun çalışmalarını ben üstlenmiştim.

Betül Özakyol, Ferhat Yıldırım, Ümit Şengezer, Betül Mermertaş ile beraber Merter, Laleli, Osmanbey, Sultanhamam’ı sokak sokak dolaşarak, dost, hısım-akraba ve arkadaşlarımızdan aldığımız desteklerle kolileri giyim malzemeleri ile dolduruyor ihtiyaç sahibi çocuklarımıza ulaştırıyorduk.

Bu güzel amaca hizmet etmek o kadar bizi sevindiriyordu ki! Elimizden gelenin daha fazlasını yapmak için canla başla çalışmaya devam ediyorduk.

Zaman çok hızlı akıyor, emeklerimiz meyvelerini vermeye başlıyordu. İnsanlar bize ulaşıyor, bizde bizimle birlikte hayır yarışına katkı yapmaya çalışan dostlarımıza ulaşmaya çalışıyorduk.

Acemi bir ruhla fakat gönülle yapılan çalışmalarımız ile bizimle beraber olan dostlarımız ile oluşturduğumuz organizasyonun bir zincir halkasına dönüşmesi bizlere büyük bir gurur yaşatmıştı.

90’lı yıllarda başladığımız bu güzel hareket birinci yılına geldiğinde seneyi devriyemizi bir özel kutlama yaparak dostlarımızla tescillemeye karar verdik.

Akatlar Gösteri Merkezinde sanatçı dostlarımızın sahneye çıkmak için birbiri ile yarıştığı kutlamamızda salona sığmadık, tabiri caizse taştık, kaynaştık, hatta ayakta destek için bir olduk.

O yıllarda HBB TV’de çalışan dostum Ferhat Yıldırım medya’dan dostlarını davet etmiş, programımıza televizyon, gazete ve dergi temsilcileri büyük ilgi göstermişti.

Bağışçılarımız o güzel günde biz TOÇEV ile her zaman birlikteyiz mesajı verircesine salonda tek yürek olmuşlardı. Böylelikle ülkemizde çocuklarımızla beraber ilk sosyal toplum projemizi milyonlara anlatmayı başarmıştık.

Günler haftaları, haftalar ayları, aylar ise yılları takip etti, Ebru Uygun’un ateşlediği kıvılcımı alevlendirmek için 5-10 arkadaşla verdiğimiz destek bugün 24. yılında 5.000.000’u aşan çocuğumuzun okumasına vesile olan bir dev vakıf olarak karşımızda dimdik duruyor.

TOÇEV’in bir parçası olmaktan gururluyum ve bugün ise derneğin kendi binasının açılışında olmaktan da büyük bir onur duyuyorum.

Başta Betül Özakyol ile Ebru Uygun’a ve tüm TOÇEV dostlarına teşekkür ederim.

Nice 24 yıllara el ele gönül gönüle…

TOÇEV biz kocaman bir aileyiz…