10.2 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 133

Maden ihracatı ocak ayında yüzde 19.36 artarak 391,5 milyon dolar oldu

Maden sektöründeki ihracat artışını değerlendiren İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Aydın Dinçer “2018 hedefimiz 6 milyar dolar. Madenleri işletmek icin gerekli izinlerin alınma süreçlerini hızlandırabilirsek ekonomimizin ana damarlarından biri olan sektörümüz, daha da gelişerek cari açığa pozitif katkısını artırarak sürdürecektir” dedi.

2018 yılının ilk ayında maden ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,36 artarak,391,5 milyon dolar (391.531.952 dolar) olarak gerçekleşti. Ocak ayında doğaltaşta değerde yüzde 17,38 miktar bazında ise yüzde 24,79 artış kaydedildi. Diğer madencilik ürünlerinde ise artış oranı değerde yüzde 20,63 olarak gerçekleşti.

Ocak ayı ihracatında pek çok yeni ülke pazarı yer alırken, geçen sene düşük miktarlardaihracat gerçekleşen,Burkina Faso, Cibuti, Moldavya, Somali, Kırgızistan, Kongo, Tacikistan, Dominik Cumhuriyeti, Mozambik, Gine, Honduras, Hong Kong, Arjantin, Lübnan, Ukrayna, Slovenya, Zambiya, Peru, Macaristan, Bahreyn, Yeniz Zelanda, İrlanda, Karadağ,Maldiv Adaları, Özbekistan, Angola, Malta, Sudan, Bosna-Hersek ve Afganistan’a olan ihracatta çok yüksek oranlarda artış gerçekleşti.

2017’nin ocak ayında maden ihracı olmayanSvaziland, Grenada, Senegal, Benin,Bolivya, Trinidad ve Tobago, Filipinler, StKitts ve Nevis, Uganda, Kamerun, Aruba, Dominika, Togo, Trakya Serbest Bölgesi, Papua Yeni Gine, Ruanda, Gambiya veGuyana’yabu yılın aynı döneminde ihracat gerçekleşti.

En çok maden ihracatı yapılan ilk 20 ülke içinde yer alan Hollanda, Almanya,İspanya, Avusturya, Hindistan ve Suudi Arabistan’la ihracatta geçen yılın aynı dönemine göre düşme yaşanırken, Belçika, Avustralya, Güney Kore Cumhuriyeti, Kanada, İsveç, İngiltere’ye maden ihracatı arttı.Ayrıca, Portekiz, Singapur, Nijerya ve Meksika,Ocak ayında Türkiye’nin pazar payının çok ciddi olarak artırdığı ülkeler arasında yer aldı.

Doğaltaş ihracatı ise ocakta yüzde 17.38 artışla 150.996.958 dolar olarak gerçekleşti. En yüksek doğaltaş ihracatının ihracatın gerçekleştiği ilk 10 Pazarise Çin, ABD, Hindistan, İsrail, Suudi Arabistan, Irak, Fransa, Ürdün ve Suriye oldu.

Hedef ülkeler

İstanbul Maden İhracatçıları Başkanı Aydın Dinçer, yeni Pazarlar konusunda çalıştıklarını aktardı. Ocak ayı rakamlarının da yeni pazarlarda gelişme olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Dinçer İMİB’te hem yeni pazarlar oluşturmak hem de pazar payını artırmak üzere üyelere pazarların durumuna ilişkin detaylı bir bilgi gönderdiklerini belirtti. Çalışma sonucunda dünyada işlenmiş mermer ve traverten ithalatı yapan, ancak Türkiye’nin yüksek oranlarda ihracat yapamadığı ve/veya rakiplerimiz olan İtalya, İspanya ve Çin’den daha az ihracat yaptığı, dünya ithalatından yüksek oranda pay alan ülkeler hedef olarak belirlendi. Bu çalışma sonucunda hedef olarak belirlenen ilk 10 ülke Hindistan, Güney Kore Cumhuriyeti, Kanada, Katar, Meksika, Lübnan, Hong Kong, Rusya, Singapur ve Malezya oldu.

2018 yılı çok önemli

Yıla iyi bir başlangıç yaptıklarını belirten ve 2017 yılında maden ve doğal taş ihracatının yüzde 24 artışla 4.69 milyar dolar olduğunu ve bu büyüme oranıyla 2023 hedeflerine hızla yaklaştıklarını hatırlatan Dinçer, “Maden ihracatı için 15 milyar dolar olarak hedeflenen 2023 yılı hedeflerine ulaşabilmek için bu büyüme oranlarını korumalıyız. 2018 yılı hedefimiz 6 milyar dolar. Madenleri işletmek icin gerekli izinlerin alınmasüreçlerini hızlandırabilirsek ekonomimizin ana damarlarından biri olan sektörümüz daha da gelişerek cari açığa pozitif katkısını artırarak sürdürecektir” dedi.

Maden sektörünün, Türkiye ekonomisine katkısının diğer sektörlere hammadde sağladığı için çok daha büyük boyutlu olduğunun altını çizen Dinçer, “Sektörümüz ithal malzeme kullanılmadan yerli kaynakların kullanılmasıyla ve ekonomiye 40 milyar dolara yakın katkı sağlamasıyla ekonomi için vazgeçilmez bir değerdedir. Büyüme oranlarını koruyabilmemiz için maden izinlerinin hızlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Pozitif ayrımcılık istiyoruz

2018 yılında maden ve doğal taş sektörünün yüzde 20 büyümeyle 6 milyar dolarlık ihracat hedeflediğini ifade eden Dinçer şöyle devam etti:

“Biz madenlerde üretimi artırmak zorundayız. Üretim artışı, ihracatı olumlu yönde etkileyecek ve aynı zamanda Türkiye’de kullanılan bu hammaddelerin ithalatının da önüne geçilmiş olacak. Dolayısıyla cari açığa da olumlu katkıda bulunarak iki katı değer sağlamış olacağız. Biz tüm bu nedenlerle özellikle işletme izinlerinin hızlandırılması konusunda madenlere yönelik bir pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duyuyoruz.”

Maden sektörünün tüm diğer sektörlere hammadde üretmesi dolayısıyla 40 milyar dolara yakın bir değer oluşumuna katkıda bulunduğunu belirten Dinçer “Maden sektörü seramikten çimentoya, inşaat demirinden ilaca kadar pek çok mamule hammadde sağlıyor. Maden bakımından zengin olduğumuz halde bakır ve kömür ithal etmek zorunda kalabiliyoruz. Biz madenlerde üretimi artırmak zorundayız. Üretim artışı, ihracatı olumlu yönde etkileyecek ve aynı zamanda Türkiye’de kullanılan bu hammaddelerin ithalatının da önüne geçilmiş olacak. Dolayısıyla cari açığa da olumlu katkıda bulunarak iki katı değer sağlamış olacağız. Biz tüm bu nedenlerle özellikle işletme izinlerinin hızlandırılması konusunda madenlere yönelik bir pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duyuyoruz” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Nükleer Santrallerde Risk Yönetimi İçin Tahribatsız Muayene Şart

Uzmanlar, güvenliğin ve riskin en üst düzeyde yönetilmesi gereken nükleer santral projelerinde kaynak teknolojisi ve tahribatsız muayene uygulamalarının hem inşaat hem de işletme sürecinde son derece kritik olduğuna dikkat çekti

Kaynak teknolojisi ve tahribatsız muayene uygulamalarının nükleer santrallerdeki kritik önemi, 6-7 Mart 2018’de düzenlenecek 5. Uluslarararası Nükleer Santraller Zirvesi ve Fuarı’nda tartışılacak. Nükleer santral projelerinin yaklaşık 500 bin farklı parçadan oluştuğunu söyleyen ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Kaynak Teknolojisi ve Tahribatsız Muayene Merkezi Müdürü Prof. Dr. C. Hakan Gür, kaynaklı birleştirme işlemlerinin uluslararası standartlara uygun olarak yapılmamasının çok ciddi sorunlar doğurabileceğini vurguladı.

Nükleer enerji santrallerinin inşaası, işletilmesi, bakımı ve onarımı sırasında kaynak teknolojisinin ve tahribatsız muayenenin en önemli unsurlar arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Gür, üst düzeyde riskler nedeniyle bu uygulamaların standardlarla belirlenen çok sıkı düzenlemelere tabi olduğunu ifade etti.

Tahribatsız muayene yöntemleri erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir

Prof. Dr. Gür, nükleer enerji santrallerinin kritik parçalarının hem imalat sırasında hem de kullanım sırasında hasar görmeden, güvenli ve eksiksiz bir şekilde incelenmesi için tahribatsız muayene yöntemlerine ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Gür: “Tahribatsız muayene yöntemleri, tıp uygulamaları ile benzerlik göstermektedir. Ultrason veya röntgen gibi görüntüleme yöntemleriyle insan vücudundaki sorunların teşhis edilmesine benzer şekilde imalat sırasında ürünlerde ve konstrüksiyonlarda oluşan gözle görülemeyen hatalar endüstriyel tahribatsız muayene teknikleri ile tespit edilmektedir” diye konuştu.

Tahribatsız muayene sayesinde mevcut ekipmanın hasar durumunu değerlendirmenin, hasar mekanizmalarını izlemenin ve kalan ömrünü tayin edebilmenin mümkün olduğunu açıklayan Prof. Dr. Gür, tahribatsız muayene yöntemlerinin nükleer santrallerde erken uyarı sistemi olarak kullanılabileceğini ve böylece muhtemel risklerin en aza indirilebileceğini belirtti.

Nükleer Santraller Zirvesi’nde tartışılacak

Prof.Dr. Gür, 5. Uluslarararası Nükleer Santraller Zirvesi ve Fuarı’nda “Nükleer Güç Santrallerindeki Ekipman Üretimi ve Boru Hatları için Nitelik, Uygunluk Değerlendirmesi ve Entegrasyon Yönetimi” konulu panelde bu konunun, Rusya’dan da gelecek yabancı uzmanlar ile ayrıntılı olarak ele alınacağını söyledi.

Pullman İstanbul Convention Center’da 6-7 Mart 2018’de gerçekleşecek 5. Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi ve Fuarı hakkında detaylı bilgi almak için www.nuclearpowerplantssummit.com internet adresi ziyaret edilebilir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Çimento sektörü yüzde 13,80 zamda anlaştı

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS) ile muhatap işçi sendikası Türkiye Çimse-İş Sendikası arasında 2018 ve 2019 yıllarında geçerli olacak yeni dönem grup toplu iş sözleşmesi imzalandı. Sendikalar, 32 kuruluşa bağlı 63 tesiste çalışan 7 binin üzerinde işçi adına yüzde 13,80 oranında zam için el sıkıştı.

Türk çimento sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yüzde 98’inin üye olduğu Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS) ile Türkiye Çimse-İş Sendikası arasında imzalanan yeni dönem toplu iş sözleşmesiyle, işçi ücretlerine ilk yıl yüzde 13,80, ikinci yıl TÜFE oranında zam yapılmasında anlaşmaya varıldı. Sosyal yardım paketi kapsamında ise ilk yıl yüzde 19 artışla aylık 350 TL, ikinci yıl yüzde 14 artışla aylık 400 TL sosyal yardım ödenmesinde anlaşıldı.

Çalışma barışının korunmasını amaçlayan sektör, toplu iş sözleşmesini iki aydan kısa sürede imzaladı

Çimento sektörünün uzun yıllardır greve gitmeyerek, çalışma barışının korunması ve sosyal diyaloğun geliştirilmesi noktasında tüm sektörlere örnek teşkil ettiğini vurgulayan ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Ünal, iki aydan kısa süren toplu iş sözleşmesi süreciyle ilgili olarak şöyle konuştu:

“2018 ve 2019 yıllarında geçerli olacak grup toplu iş sözleşmesi sürecini, karşılıklı uzlaşma temelinde yürüterek, oldukça kısa bir sürede tamamladık. 11 Aralık 2017’de başlayan müzakerelerimiz, toplamda dört görüşmenin ardından, 31 Ocak 2018’de sonlandı. Böylelikle, üye fabrikalarımızı kapsayan yeni dönem grup toplu iş sözleşmesini, yasal süre içinde anlaşma sağlayarak imzalamış olduk. Çalışma barışını güçlendirerek masa başında anlaşmaya varan Türk çimento sektörü olarak, yıllardır sürdürdüğümüz uzlaşmacı geleneğimizin devam etmesini temenni ediyorum.”

Faselis/Türkiye’de Enerji

“İhracatta rekorlar yılına çift haneli artışla başladık”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Ocak ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,3 artarak 12 milyar 198 milyon dolara yükseldi. Böylece 2018 Ocak ayı, ihracat tarihindeki en iyi 3. Ocak ayı oldu. TİM Başkanı Büyükekşi, “12 aylık ihracatımız 158 milyar doları aştı. 1-2 ay içerisinde 160 milyar dolar barajını da aşacağız, yıl sonunda 170 milyar doların üzerine çıkacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde ‘İhracat Bilgi Platformu’ adında bir sistem geliştirdiklerini kaydeden Büyükekşi, “Tek bir tıkla, ürünlerimizi hangi ülkelere hangi koşullarda ihraç edebileceğimizi göreceğiz. Hangi ülkelerin hangi ürünlerde ithalat potansiyeli var, hangi pazarlar bizim için daha uygun, pazardaki firmalara nasıl ulaşabilirim, gümrük vergileri ve lojistik maliyetleri nelerdir, hükümetimiz bu konuda nasıl destekler veriyor gibi birçok soruya yanıt veren bir sistem” dedi.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Afrin’deki operasyonun başarı ile sürdüğünü ifade ederek, “Kahraman ordumuzun ihtiyaç duyduğu dövizi ülkemize kazandırmak, biz ihracatçıların boynunun borcu. Zeytin Dalı operasyonuna verebileceğimiz en iyi destek, ihracatta yeni rekorlar. İhracatçılarımızın ülkemize kazandıracağı fazladan her 1 dolar, terörizme karşı verilen mücadelede adeta bir kurşun kadar etkili olacaktır” diye konuştu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Ocak ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,3 artarak 12 milyar 198 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece 2018 Ocak ayı, ihracat tarihindeki en yüksek 3. Ocak ayı oldu. Son 12 aylık ihracat da yüzde 10,1 artarak 158 milyar 4 milyon dolara ulaşırken, miktar bazında ihracat ise Ocak’ta yüzde 9,8 yükselişle 9,7 milyon tona çıktı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Ocak ayı ihracat rakamlarını 1 Şubat’ta düzenlenen toplantıda açıkladı. Toyota’nın Sakarya Fabrikası’nda gerçekleştirilen toplantıya, Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut Kösemusul, Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu, TİM Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Burhanoğlu ve Toyota Genel Müdürü Hiroshi Kato da katıldı. Toplantıda konuşan TİM Başkanı Büyükekşi, “12 aylık ihracatımız 158 milyar doları aştı. 1-2 ay içerisinde 160 milyar dolar barajını da aşacağız, yıl sonunda 170 milyar doların üzerine çıkacağız” dedi.

Parite ihracatı pozitif etkiledi
Büyükekşi, “Böylelikle 2018 Ocak ayı, ihracat tarihimizdeki en iyi 3. Ocak ayı oldu. Söz verdiğimiz gibi İhracatta Rekorlar Yılına çift haneli artışla başladık. Son 12 aylık ihracatımız da bir önceki yıla göre yüzde 10,1 artarak 158 milyar dolar olarak gerçekleşti” şeklinde konuştu.
Parite değişimlerinin ihracata etkisini değerlendiren Büyükekşi, “Ocak ayında parite etkisi pozitif yönlü olarak 842 milyon dolar oldu. Bunda özellikle Euro Dolar paritesinin geçen seneye göre daha yüksek olması etkili. Yıl genelinde paritenin 1,20 seviyelerinde olmasını bekliyoruz” dedi.

Otomotiv sektörü yine zirvede
Sektörel bazda Ocak ayında en fazla ihracatı, 2,27 milyar dolarla otomotiv gerçekleştirdi. Bu sektörün ihracatı ocak ayında bir önceki yıla göre yüzde 10,8 arttı Otomotivi 1,43 milyar dolarla Hazırgiyim ve Konfeksiyon, ve 1,35 milyar dolarla Kimyevi Maddeler sektörleri takip etti. Ocak ayında en fazla ihracat artışı yaşayan sektörler ise yüzde 153 artış ile Zeytin ve Zeytinyağı, yüzde 42,3 artışla ile Deri ve Deri Mamulleri, yüzde 32 artışla ile Makine ve Aksamları oldu. Bu dönemde genele baktığımızda ise tarım ihracatı yüzde 14,9, sanayi ürünleri ihracatı yüzde 16,5 ve madencilik ürünleri ihracatı da yüze 19,4 arttı.

Almanya’ya ihracat yüzde 18,3 arttı
İhracat pazarlarına bakıldığında Ocak ayında 161 ülke ve bölgeye ihracat yükseldi. En fazla ihracat yapılan ilk 5 ülkeden; Almanya’ya ihracat yüzde 18,3; İngiltere’ye yüzde 11,4; İtalya’ya yüzde 17; ABD’ye yüzde 20,4; İspanya’ya yüzde 30,9 arttı. En fazla ihracat yapılan 20 ülke arasında ise en yüksek artış ise 79,9 ile Yunanistan’da yakalandık. Ülke grubu bazında ihracat ise Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre; AB’ye ihracat yüzde 22,6 artış gösterdi. Böylelikle, Ocak ayında AB’nin ihracattaki payı 52,6 olarak gerçekleşti. Bunun yanında, Ocak ayında, Afrika’ya ihracatımız yüzde 8, Bağımsız Devletler Topluluğu’na yüzde 23,8, Kuzey Amerika’ya ise yüzde 26,5 arttı. İllerin ihracat performansına bakıldığında ise Ocak ayında 60 ilin ihracatı artarken, 20 ilin ihracatı geriledi. En fazla ihracat yapan ilk 5 ilin ihracatı şu şekilde oldu: İstanbul 5,1 milyar dolar, Bursa 1,1 milyar dolar, Kocaeli 981 milyon dolar, İzmir 794 milyon dolar ve Ankara 525 milyon dolar. İlk 10’da en yüksek ihracat artışını ise yüzde 53,2 ile Manisa gerçekleştirdi.

Kazanılan 1 dolar ihracat, 1 kurşun kadar etkili
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Afrin’de terörü bertaraf edip barışa yol açmak için başlayan “Zeytin Dalı” operasyonunun başarı ile sürdüğünü söyledi. Büyükekşi, “Biliyoruz ki bu mücadelede sürdürülebilir başarı, ardındaki güçlü ekonomi ile mümkün. TİM olarak, 70 bin ihracatçımızla, ekonomiye güç katıyor, Hazinemize döviz kazandırıyoruz. Kahraman ordumuzun ihtiyaç duyduğu dövizi ülkemize kazandırmak, biz ihracatçıların boynunun borcu. Zeytin Dalı operasyonuna verebileceğimiz en iyi destek, ihracatta yeni rekorlar. İhracatçılarımızın ülkemize kazandıracağı fazladan her 1 dolar, terörizme karşı verilen mücadelede adeta bir kurşun kadar etkili olacaktır” diye konuştu.

İhracat Bilgi Platformu kuruluyor
3,1 milyon kişiye istihdam sağlayan 70 bin ihracatçının temsilcisi TİM olarak, ihracatı ivmeli bir performansla artırma gayreti içerisinde olduklarını aktaran TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, ülkenin ticaret elçileri olarak, Türkiye için üretmeye, alın teri dökmeye devam ettiklerini kaydetti. Büyükekşi, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu amaçla, TİM olarak, Cumhurbaşkanlığımız himayelerinde ‘İhracat Bilgi Platformu’ adında bir sistem geliştiriyoruz. Bu, Türkiye’nin dış ticaretine ilişkin tüm veri ve bilgilerin yer aldığı bir sistem. Tek bir tıkla, ürünlerimizi hangi ülkelere hangi koşullarda ihraç edebileceğimizi göreceğiz. Hangi ülkelerin hangi ürünlerde ithalat potansiyeli var, hangi pazarlar bizim için daha uygun, pazardaki firmalara nasıl ulaşabilirim, gümrük vergileri ve lojistik maliyetleri nelerdir, hükümetimiz bu konuda nasıl destekler veriyor gibi birçok soruya yanıt veren bir sistem. Hem; halihazırda ihracat yapan firmaların ihracatını geliştirecek, ihracata başlamak isteyen firmalarımız hedef pazarlara yöneltecek, hem de ihracatla uğraşmak isteyen girişimcilerimize ürün ve pazar önerileri getirecek.”

İhracat daha üst seviyeye taşınacak
Dış ticaret için mihenk taşı niteliğinde olan bir platformdan söz ettiklerini vurgulayan Büyükekşi, yakın zamanda bu platformun lansmanını gerçekleştireceklerini dile getirdi. TİM Başkanı Büyükekşi, “Böylelikle, ihracatımızı daha üst seviyelere taşıyacağız. Bizler hiçbir zaman, Ar-Ge, inovasyon, tasarım, marka ve girişimciliği gündemimizden eksik etmeyeceğiz. Başarının bu 5 parametrede gizli olduğunu çok iyi biliyoruz. İhracat Bilgi Platformumuz, bu alanlarda bizlere destek olacak” diye konuştu.

Melek ve girişim sermayelerinde birinci lige çıktık
Son verilere göre 2017 yılında 162 girişimin melek ve girişim sermayelerinden 103 milyon dolar yatırım aldığına dikkat çeken Büyükekşi, “100 milyonun üstü birinci lig oluyor. Biz de ilk defa bu lige çıktık. Bunun yanında, özel sermaye yatırımlarıyla beraber girişimcilerimize yapılan toplam yatırımlar 177 milyon doları geçti. Böylece 2017 yılı bu anlamda tüm zamanların en çok yatırım yapılan dönemi oldu” değerlendirmesi yaptı.

2018’de atılımı, rekorla taçlandıracağız
Dünya Ticaret Örgütü’nün geçtiğimiz günlerde 11 aylık verileri açıkladığını hatırlatan Büyükekşi, buna göre küresel ticaretin yüzde 10 artışla 16,2 trilyon dolara çıktığını bildirdi. Çin’in ihracatını yüzde 6,4, Almanya’nın yüzde 7,5, ABD’nin yüzde 6,4 oranında artırdığını vurgulayan Büyükekşi, “Biz de Türkiye olarak, ‘Atılım Yılı’ ilan ettiğimiz 2017’de yüzde 10,2 artışla küresel rakamların üstünde performans sergiledik. İnşallah 2018’de bu atılımı, rekorla taçlandıracağız. Destekleriyle her zaman yanımızda olan hükümetimiz ve güçlü Türkiye markamızla bunu başaracağımıza eminiz” dedi.

Sakarya’nın ivmesine Toyota’nın katkısı büyük
Marmara bölgesinin önemli illerinin başında gelen Sakarya’nın son derece stratejik bir konumda olduğunu da dile getiren Büyükekşi, şehrin adeta, kavşak noktada yer aldığını belirtti. Sakarya’nın endüstriyel altyapısı oldukça kuvvetli olduğuna ve ihracat rekortmeni şirketlere ev sahipliği yaptığına işaret eden Büyükekşi, ‘2016 Yılı İlk 1000 İhracatçı Firma Araştırması’nda 7 Sakarya firmasının bulunduğunu aktardı. Büyükekşi, “2017 yılında ilimiz, ihracatını 2 kattan fazla artırdı. Yaptığı 5,2 milyar dolar ihracat ile en fazla ihracat yapan 7. ilimiz oldu. İlimizin ihracatının yüzde 93’ü otomotiv sektörü tarafından yapılıyor. Biliyoruz ki Sakarya’nın diğer sektörlerde de yüksek potansiyeli var” dedi.

Sakarya’nın güçlü Türkiye davasında 2023’ün öncü şehirleri arasında yerini alacağına dikkat çeken Büyükekşi, şehrin ivmeli ihracat performansında Toyota’nın büyük paya sahip olduğunu dile getirdi. Toyota’nın 5 binden fazla personeliyle 100’e yakın ülkeye otomotiv ihracatı gerçekleştirildiğini kaydeden Büyükekşi, “Bugün burada, kendimizi bir ihracat kalesinde gibi hissediyoruz. Toyota 2016’da en çok ihracat yapan firmalar listesinde 7. sırada bulunuyor. 2017’de ulaştığı 4,4 milyar dolar ihracat ile 2016 yılındaki ihracatını tam 2,5 katına çıkardı. Mayıs ayında açıklayacağımız ‘2017 İlk 1000 İhracatçı’ araştırmasında Toyota’yı çok daha üst sıralarda göreceğiz. Hatta araştırma sonuçları açıklandığında, ihracatını en çok artıran firma olma şansı son derece yüksek” şeklinde konuştu.

6.5 milyar dolarlık ticaret fazlası veriyoruz

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu ise sektörün 2017 yılını yüzde 20 artışla 28.5 milyar dolar ihracatla kapattığını söyledi. 2008 yılındaki 24.7 milyar dolarlık ihracatın ancak 2017 yılında geçilebildiğini hatırlatan Sabuncu, “Otomotiv sektörü 12 yıldır ihracat şampiyonu. Geçen yıl 28.5 milyar dolarlık ihracatla en yüksek rakama ulaştık. Bu yılki hedefimiz 29 milyar dolar” dedi

Geçen yıl üretilen araçların yüzde 77’sinin AB’ye ihraç edildiğini. ürün bazında en fazla ihracatın ise yüzde 41.5 ile otomobilin olduğunu vurgulayan Sabuncu, “İthal edilen araç ve yedek parçalar dahil edildiğinde otomotiv sektörü 6.5 milyar dolarlık ticaret fazlası veriyor” şeklinde konuştu.

Totoya Genel Müdürü Hiroshi Kato da bugüne kadar Sakarya’ya 1.8 milyar Euro yatırım yaptıklarını ve 5 binden fazla kişiye istihdam sağladıklarını ifade etti. Kato, “280 bin adet kapasite ile Sakarya tesisimiz Avrupa’nın en yüksek kapasitesine sahip Toyota fabrikası. Ürettiğimiz araçlar 100’den fazla ülkeye gidiyor” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Blok ihracattan vazgeçme lüksümüz yok

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Aydın Dinçer, sektörün üretim artışı yapabilmesi için işletme izinlerinin hız kazanması gerektiğini kaydetti. 2023’te 15 milyar dolarlık maden ihracatı rakamına ulaşmak için 2018’in kritik bir yıl olduğuna değinen Dinçer “Biz madenlerde üretimi artırmak zorundayız. Üretim artışı, ihracatı olumlu yönde etkileyecek ve aynı zamanda Türkiye’de kullanılan bu hammaddelerin ithalatının da önüne geçilmiş olacak. Dolayısıyla cari açığa da olumlu katkıda bulunarak iki katı değer sağlamış olacağız. Biz tüm bu nedenlerle özellikle işletme izinlerinin hızlandırılması konusunda madenlere yönelik bir pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duyuyoruz” dedi

4.7 milyar dolar ihracat yaptık

2017 yılının maden ve doğal taş sektörü açısından başarılı bir yıl olduğuna değinen Aydın Dinçer, bu yılı yüzde 23.79 artış sağlayarak 4.7 milyar dolar ihracatla kapattıklarını söyledi. Doğal taş ihracatının ise, toplam maden ihracatının yarısını (2,04 milyar dolar) oluşturduğunu belirten Dinçer, bir önceki yıla göre doğal taş ihracat artışının yüzde 13.43 oranında kaldığını ifade etti.

Üretimi artırmak zorundayız

Maden sektörünün, tüm diğer sektörlere hammadde üretmesi dolayısıyla 40 milyar dolara yakın bir değer oluşumuna katkıda bulunduğunu belirten Dinçer “Maden sektörü seramikten çimentoya, inşaat demirinden ilaca kadar pek çok mamule hammadde sağlıyor. Maden bakımından zengin olduğumuz halde bakır ve kömür ithal etmek zorunda kalabiliyoruz. Biz madenlerde üretimi artırmak zorundayız. Üretim artışı, ihracatı olumlu yönde etkileyecek ve aynı zamanda Türkiye’de kullanılan bu hammaddelerin ithalatının da önüne geçilmiş olacak. Dolayısıyla cari açığa da olumlu katkıda bulunarak iki katı değer sağlamış olacağız. Biz tüm bu nedenlerle özellikle işletme izinlerinin hızlandırılması konusunda madenlere yönelik bir pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duyuyoruz” dedi.

Dinçer, “Hükümetin Milli Enerji Milli Maden politikası çerçevesinde madenler stratejik öneme sahiptir, bu madenleri yeryüzüne çıkarmak zorundayız. Bu önşart ve kabulle; mümkün olduğu kadar çevreci, mümkün olduğu kadar iş güvenliğine uyumlu vaziyette bu işlemleri yapmak zorundayız” diye konuştu.

2018 bizim için kritik

Maden ve doğaltaş sektörünün yakaladığı ihracat artışı ivmesini korumasının 2023 hedefleri açısından stratejik bir değeri olduğuna dikkat çeken Dinçer şu bilgileri verdi:

“Türkiye’nin 500 milyar dolar ihracat hedefi koyduğu 2023 yılında maden sektörü için belirlenen 15 milyar dolarlık rakama ulaşabilmemiz için 2018 yılını kritik bir yıl olarak görüyoruz. Eğer biz 2018 yılında bu sene yakaladığımız yüzde 23.79’luk artış gibi, her yıl için yüzde 20 ile 25 arasında bir artış sağlayabilirsek o zaman biz 2023 hedeflerimize ulaşabiliriz. Çünkü her yıl yüzde 20-25 arası bir artış sağlanabilir, bu makul bir rakamdır.Ancak, biz 2018 yılını kaçırırsak 2019-2020 yıllarında yüzde 40-45 oranında artış sağlamak zorunda kalırız ki 2023’te 15 milyar doları yakalayabilelim. Bu da mümkün olmaz. Dolayısıyla maden sektöründe işletme izinlerinin artık daha fazla gecikmeye mahal vermeden sağlanıyor olması lazım ki üretimi artırmamız ve ona bağlı olarak ihracatı artırmamız mümkün olabilsin.”

Konuyla ilgi olarak kamu nezdinde pek çok girişimde bulunduklarını ve görüşmelere devam ettiklerini belirten Dinçer şöyle devam etti: “Orman Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü gibi izin aldığımız kurumlarla görüştüğümüzde dosyaların kendilerindeki süreçlerinin tamamlandığını belirtiyorlar. Maden izinlerindeki gecikme Başbakanlık Genelgesi dolayısıyla orman, hazine arazisi vb. tüm arazilerin kullanımına ilişkin son onayın Başbakanlık tarafından veriliyor olmasından kaynaklanıyor. Başbakanlık’ta maden işletme izinlerinin yanı sıraon binlerce dosya yer alıyor. Fakat madenlerin ekonomiye verdiği destek, ihracata katkısı ve hammadde ithalatını azaltan özel bir sektör olarak pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duyduğunu düşünüyoruz. Enerji Bakanlığı müsteşarımızla, bakanımızın stratejik iletişim danışmanıylada görüştük ve izinler konusunda nasıl bir yol izlememiz gerektiğini sorduk. Şimdi bu konu gündemde ve belki madencilikle ilgili ekspres bir uygulama yapılabilir. Hatta yeni bir Koordinasyon Kurulu kuruldu. Bu kurulda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yer alıyor. Bizim önerimiz Başbakanlık temsilcisinin de bu kurulda yer alması oldu. Umuyoruz ki önerimiz karşılık bulur.”

Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan 11. Kalkınma Planı için süren çalışmalara da Madencilik Komisyonu aracılığıyla katıldığını dile getiren Dinçer, maden işletme izinlerinin tek merkezden verilmesi önerisinde bulunduğunu söyledi. Aydın Dinçer,önerisinin detaylarını şöyle açıkladı: “Madenler stratejik ürünlerdir; yerini değiştiremezsiniz, kaydıramazsınız, yatırımı başka yere yapamazsınız. Madenin olduğu yerde bizim izinlerimizi tek noktadan alalım önerisinde bulundum. 8-10 kuruluştan izinler almak zorundayız ve büyük ihalelerle alınmış ruhsatlara rağmen işletip işletemeyeceğiniz meçhul kalıyor. Yaptığınız yatırıma rağmen Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ve başka pek çok kuruluştan pek çok izin almak için uzun süreler beklemek durumunda kalıyoruz. Kalkınma Planında bu önerimizin yer almasını umut ediyoruz.”

Turkish Stones

İMİB Başkanı Dinçer, doğaltaş özelinde ise gündemlerindeki en önemli konunun Turkish Stones markasını dünyada tanıtmak olduğunu kaydetti. Dünyada son kullanıcınınTurkish Stones’u tanımasının sektörü düşük fiyat sıkıntısından da kurtaracağına inandığını belirten Dinçer, yüksek nitelikli, çok beğenilen taşlaraözeltanıtımlar yapılabileceğini de sözlerine ekledi.

Blok mermer ihracatında Çin’in yüzde 54, Hindistan’ın yüzde 29’luk ithalatının Türkiye’den karşıladığını belirten Aydın Dinçer “İtalya, Hindistan’ın blok mermer ihracatının yüzde 49’unu karşılıyor. Biz hem yeni pazarlar oluşturmak, hem bulunduğumuz pazarlarda payımızı artırmak istiyoruz. Üyelerimize pazarların durumuna ilişkin detaylı bir bilgi göndererek, hangi pazarlara yoğunlaşabilecekleri konusunda yol gösterici oluyoruz. Göreve gelir gelmez Maden şubemizi bu konuda harekete geçirdik ve ülke pazarlarını çalışmaya başladık. 2016 verilerine göre pazarların incelenmesi tamamlandı. Bunu tüm üyelerimize gönderdik. 2017’nin çalışmasını da başlattık, onu da hızlıca tamamlayıp paylaşacağız” dedi.

Sürmekte olan URGE projelerine de değinen Aydın Dinçer, sürmekte olan altı URGE projesi olduğunu söyledi. URGE projelerinin artık sadece milli katılımlı fuarlarda stant açmakla sınırlı olarak ele alınmadığını belirten Dinçer, yönetim kurulundan bağımsız olarak URGE ekiplerinin, iki kere üst üste toplantıya gelmeyen firmaları eleyerek verimli ve sonuç odaklı bir çalışma izlemeye karar verdiğini ifade etti.

Blok ihracattan vazgeçme lüksümüz yok

Blok ve işlenmiş ürün ihracatı olarak ikiye ayrılan doğal taş pazarında her iki kategorinin de vazgeçilmez olduğunun altını çizen Dinçer “Doğal taşın 2 milyar dolarlık ihracatının yarısı blok mermer ihracatıdır. Sadece işlenmiş ürün ihracatı yapalım bakış açısı ilk etapta doğru gibi gözükebilir ancak, detaylı incelediğimizde biz bu pazarlara blok ürün satmazsak İtalya, İran, Pakistan, Hindistan gibi rakip ülkelerimiz Çin’e blok satış yapmaya başlayacak ve Çinli müteahhitler aracılığıyla dünya çapında aldıkları projelerde bizim rakiplerimiz olan ülkelerin doğal taşlarını kullanacaklardır. Sadece işlenmiş ürün satalım diyebilecek bir lüksümüz yok. Ama işlenmiş ürünün de önünü açmak için yeni tasarımlar inovasyonlar gerçekleştirmek için çaba sarf etmek zorundayız” diye konuştu.

Bilim Kurulu kuruyoruz

Aydın Dinçer’in verdiği bilgilere göre; Türkiye’de ilk defa İMİB tarafından bir ihracatçı birliğinde Bilim Kurulu oluşturuluyor. Özellikle çevreci madencilik için bilimsel rapor hazırlamak üzere farklı disiplinler ve farklı disiplinlerden uzmanların yer alacağı Bilim Kurulu, kamu ve kamuoyuna madenciliğin, çevreci madencilik olarak da yapılabileceğini, iş güvenliğine hassasiyet göstermenin mümkün olduğunu bilimsel olarak anlatacak. Öte yandan maden hukukunun önde gelen uzmanlarından Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu’na hukuk danışmanlığı için teklif götüren İMİB, olumlu yanıt aldı. Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu’nun danışmanlığı ile İMİB, tüm madenci örgütlerinin istek ve önerilerini, hukuk ve mevzuatı daha iyi bilerek ve ayrı ayrı değil uzmanlık içeren ortak bir görüş halinde kamu ile paylaşmayı amaçlıyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Avrupa’nın Üçüncü Büyük Üreticisiyiz

Türkiye’nin önde gelen sanayi gruplarından Kibar Holding bünyesinde faaliyet gösteren yassı alüminyum sektörünün lider kuruluşu Assan Alüminyum, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Chicago şehrinde gerçekleşen dünyanın en önemli ısıtma, soğutma ve havalandırma organizasyonlarından biri olan AHR Expo 2018’de yerini aldı. Şirketin Kuzey Amerika’daki gelişim stratejisi kapsamında önemli adımlar atıldı.

Isıtma, soğutma ve havalandırma sektörünün 86 yıldır buluşma noktası olan AHR Expo bu yıl 22-24 Ocak tarihleri arasında Chicago’daki McMormick Palace’da gerçekleşti. AHR Expo 2018 bu yıl 2 binden fazla katılımcıya ev sahipliği yaptı. Fuarı ABD’nin tüm eyaletlerinden 165 ülkeden 65 binin üzerinde sektör katılımcısı ziyaret etti

Amerika Ofisi Kuruluyor

AHR Expo 2018 Fuarı’nın Assan Alüminyum’un global hedeflerindeki önemine vurgu yapan Assan Alüminyum Genel Müdürü Göksal Güngör, sektördeki önemli oyuncuların katıldığı fuarla ilgili düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: “Amerika ofisimizin kurulmasıyla beraber AHR Expo Fuarı’na katılımımızın, Kuzey Amerika faaliyetlerimizin gelişimi için önemli bir adım olacağı kanaatindeyim. Global kültüre sahip bir şirket olma vizyonumuzun yansıması olarak; Kuzey Amerika pazarına hizmet verecek Chicago ofisimizin varlığı ile önemli gelişmeler sağlamayı hedefliyoruz. Bugün Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda gibi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri başta olmak üzere dört kıtada 70’ten fazla ülkeye ihracatımız var. Hizmet verdiğimiz ambalaj, dayanıklı tüketim, otomotiv, inşaat, gibi sektörlerin hepsinin farklı alanlarına yönelik önemli pazar paylarına sahip olduğumuz ürünlerimiz bulunuyor. Özellikle finstok uygulamalarına yönelik alüminyum folyo ürünlerinde Avrupa’nın önde gelen üreticileri arasında yer alıyoruz. Ayrıca çeşitli ülkelerdeki lojistik tesislerimiz ile de müşterilerimize özel tedarik zinciri çözümleri sunuyoruz. Satışlarının yaklaşık yüzde 75’ini ihraç eden firmamız, her yıl birçok müşterisi tarafından yılın tedarikçisi unvanına layık görülüyor. Bizi bu noktaya taşıyan esnek ve müşteri odaklı çalışma anlayışımızdır. Güvenilirlik, esneklik ve yenilikçilik Assan Alüminyum’un temel değerleridir. Daha kaliteli ve daha verimli çıktılar elde etmek amacıyla sürekli iyileştirme çalışmalarını sürdürüyoruz.”

Avrupa’nın Üçüncü Büyük Üreticisiyiz

Şirketin geçen yılki performansı hakkında da bilgiler veren Göksal Güngör sözlerini şöyle devam ettirdi: “İstanbul Tuzla ve Kocaeli Dilovası tesislerimizdeki yıllık 300 bin tona ulaşan kurulu kapasitemizle, Türkiye’nin yassı alüminyum sektörünün lider kuruluşuyuz. Ayrıca 100 bin tona ulaşacak olan mevcut alüminyum folyo üretim kapasitemizle de Avrupa’nın üçüncü büyük üreticisi konumunda olacağız. Her geçen yıl verimliliğimizi ve kapasite kullanımımızı artırıyoruz. 2017 senesi içinde döküm ve folyo üretim kapasitelerimizi artırmaya yönelik önemli yatırımlara imza attık. Yatırımların ilk aşaması kapsamında Dilovası’nda iki yeni döküm hattımızı ve folyo haddemizi devreye aldık. 2017 yılını Assan Alüminyum olarak yurt içinde yüzde 8 büyüme ve 265.500 tonluk sevkiyat rakamıyla hedeflerimize uygun olarak başarılı bir şekilde kapattık. Bu sene ise hedefimizi yine önemli bir artışla 281.000 ton olarak belirledik” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

MESS’in teklifiyle uzlaşma sağlandı

Türkiye ekonomisinin yaklaşık üçte birini temsil eden metal sektöründe dört ayı aşkın süredir devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmeleri 24 saat içinde uzlaşıyla sonuçlandı. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) yeni teklifi üzerine üç işçi sendikasıyla da imzalar atıldı. Çalışma barışı korunarak sürecin uzlaşmayla tamamlanmasıyla kazanan Türkiye oldu. 130 bin çalışanı kapsayan sözleşme, çalışan refahını artıracak önemli düzenlemeler içeriyor. Sosyal yardımlara yüzde 23 artış getirildi. Çalışanlara tamamlayıcı sağlık sigortası yapılması konusunda da anlaşıldı. İki yıl yürürlükte olacak sözleşmede kıdeme dayalı ücret zammı da uygulandı.

Türkiye ekonomisinin can damarı olan metal sektöründeki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde, Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş sendikalarıyla bir gün içinde peşi sıra yapılan müzakerelerle uzlaşmaya varıldı. Ekim ayından bu yana devam eden görüşmelerde işverenleri temsil eden Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) metal sanayii ücret yapısında köklü iyileştirme getiren teklifi sonrasında sözleşmeler imzalandı. Grup Toplu İş Sözleşmesi, yaklaşık 130 bin çalışanı, aileleriyle birlikte hesaplandığında 600 bine yakın kişiyi ilgilendiriyor. MESS’in uzlaşma getiren teklifiyle çalışanların gelir düzeyinde piyasadaki diğer ücret zamlarına kıyasla daha yüksek oranda artış sağlandı. Konuyla ilgili bir açıklama yapan MESS Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, “Çalışma barışının korunması, üretimde sürekliliğin sağlanması ve çalışanların refahında yüksek oranda artış elde edilmesi için gereken adımları attık. Metal sanayiinde ücret düzenini yeniden tanımlayan teklifimiz, görüşmelerin uzlaşmayla sonuçlanmasını sağladı” diye konuştu.

Yeni sözleşmenin bileşenleri

MESS ile üç işçi sendikası arasında imzalanan sözleşme, iki yıl boyunca geçerli olacak. Çalışanların ücreti üç temel bileşene göre değiştiriliyor. Ücret zammı kıdeme göre düzenlenirken kıdemin dışında bütün çalışanların saat ücretine 1,60 lira seyyanen zam yapıldı. Ücretlere sözleşme süresince her 6 aylık dönemde TÜFE oranında zam yapılacak.

Sosyal yardımlar yüzde 23 arttı

MESS üyesi işyerlerinde çalışanlar yılda dört maaş ikramiye alıyor. İkramiye dışında bayram, yakacak, yıllık izin yardımları veriliyor ve eğitim, evlilik, yemek, ulaşım gibi sosyal yardımlar kalemi altında çalışanlar destekleniyor. İmzalanan sözleşmeyle; sosyal yardımlara birinci yıl için yüzde 23 oranında artış getirildi.

Ayrıca yeni dönem toplu iş sözleşmesine göre çalışanlara tamamlayıcı sağlık sigortası yapılacak.

Önen: İş barışını sürekli kılalım

İşçi sendikalarıyla grup toplu iş sözleşmesinin imzalanmasını değerlendiren MESS Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, “Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan metal sektöründe toplu iş sözleşmesinin çalışma barışı korunarak imzalanması, ülkemize ve işimize bağlılığımızın göstergesidir. Hem ülkemizin içinden geçtiği zorlu süreç hem de küresel rekabet koşulları nedeniyle iş barışının sürekli kılınmasına, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesine, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Bu nedenle “İşte Barış, Dünyayla Yarış” sözünü hep aklımızda tutmalıyız” dedi. MESS’in teklifiyle metal sanayiinde ücret düzeni yeniden tanımlanırken işletmelerde üretimin devamlılığının sağlandığını vurgulayan Önen, “Böylelikle geleceğe yönelik sürdürülebilir gelir artışının kapısı açıldı. Kazanan Türkiye oldu. Yeni dönem sözleşmemiz tüm metal sanayiine hayırlı olsun” diye konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enerji kaynaklarının öneminin farkındayız

Mektebim’in bu yıl dördüncüsünü düzenlediği Alternatif Enerji Kaynakları Forumu, 9 Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Sarı ve Yrd. Doç Dr. Petek Sındırgı’nın katılımıyla İzmir Çiğli kampüsünde gerçekleşti.

Türkiye’nin ve dünyanın en temel sorunlarından biri olan enerji konusunda ihtiyaçların nasıl giderileceği? Alternatif enerji kaynaklarının neler olduğu? Temasıyla düzenlenen Alternatif Enerji Kaynakları Forumuna öğrencilerin ilgisi büyüktü. Enerji konusunda dışa bağlılığının azalması, çevreye ve doğal kaynaklara zarar vermeden sürdürülebilirliğinin artırılması için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimin konuşulduğu Forumumda, alternatif enerji kaynaklarının ne olduğu? Bu kaynakların nasıl oluştuğu? Ve doğaya katkıları hakkında bilgiler verildi. Ayrıca, enerji üretimi ve kullanımının iklim üzerine etkisi konusunda da değinen konuşmacılar, gelecekte bizleri nelerin beklediği konusunda görüşlerini aktardılar.

Enerjinin yaşamımızda çok önemli bir yeri olduğunu vurgulayan ve alternatif enerji kaynakları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Coşkun Sarı,  “Enerji türleri yenilenebilir ve yenilenemez enerji kaynakları olarak ikiye ayrılıyor. Doğal kaynakların tükenmemesi, enerjinin sürdürülebilir olması için yenilenebilir enerji kaynakları çok önemli. Yenilenebilir enerji kaynakları doğadaki karbon salınımını azaltarak iklimlerin ve doğanın zarara uğramamasını sağlıyor. Doğal kaynakların tükenmemesi, doğal dengenin bozulmaması enerjinin sürdürülebilir olmasıyla birebir bağlantılı ve bu konuda ülkeler dışa bağımlı olmamak için de alternatif enerji kaynaklarına yöneliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının dünyada giderek yaygınlaşmasının en temel sebeplerinden biri de gelişen teknolojiyle birlikte maliyetinin giderek azalmasıdır. Alternatif enerji kaynaklarında en çok kullanan güneş enerjisidir. Güneş enerjisi kullanımı giderek yaygınlaşan bir enerji türüdür. Güneş panelleri sayesinde birçok kuruluş elektrik elde etmektedir. Bir diğer kaynak olan rüzgâr enerjisi de giderek yaygınlaşan enerji türlerinden biridir. Gelişen teknolojiyle birlikte türbin yapımlarının maliyeti de düştüğünden,  Türkiye’de de kullanılmaktadır. Jeotermal enerji dünyada M.Ö. 1500 yıllarından beri kullanılmaktadır. Isıtma, soğutma, elektrik üretimi, mineral üretimi gibi amaçları vardır. Hidroelektrik enerji, suyun akış gücü kullanılarak oluşturduğu için dünyaya herhangi bir zararı yoktur. Dünyada en çok kullanılan yenilenebilir enerji kaynağıdır. Bunun yanı sıra yatırım maliyetinin yüksek olması, kurulum sürelerinin uzun olması ve sel tehlikesi oluşturması gibi dezavantajları da bulunmaktadır. Dalga/gelgit enerjisi en az kullanılan yenilenebilir enerji kaynağıdır. Golf Streon ve Labrador akıntıları da bu konuda kullanılmaktadır. Tükenmeyen bir enerji kaynağı olmasının yanı sıra her dalga boyu için ayrı sistem gerektiğinden kullanımı çok yaygın değildir. Biyokütle enerjisi, her türlü organik atık, yosun, bitki ve alglerden elde edilir.  Her yerde kullanılması ve depolanabilir olmasının yanı sıra verimi düşük bir enerji türüdür. Ayrıca zararlı genler açığa çıkarması en önemli dezavantajlarından biridir. Hidrojen enerjisi de uzak mesafelere taşınabilmesinin yanında fosilden daha az verimli bir enerji türüdür. Çevreye de herhangi bir zararı yoktur” dedi.

Jeotermal enerjinin öneminden bahseden Yrd. Doç. Dr. Petek Sındırgı, “Jeotermal sistemlerini oluşturan parametreler, ısı kaynağı, ısıyı taşıyan akışkan, rezervuar zan ve örtü kayadır.  Jeotermal enerji, ısıtma ve soğutma, kurutma, mineralli su, kültür balıkçılığı alanlarında kullanılmaktadır. Sıcaklığa bağlı olarak kullanım alanları değişen Jeotermal enerjide jeotermal sahaları, Kütahya, Balıkesir, Manisa Kula, İzmir, Afyon, Ankara ve Diyarbakır gibi 225 noktada bulunmaktadır” dedi.

Enerji tasarrufunda doğru bilinen yanlışlar

Elektrik tedarik şirketleri karşılaştırma internet sitesi EnCazip, her bütçeye uygun tedbir ve tasarruf önlemlerine yönelik hazırladığı araştırmada, tüketicilerin kolayca uygulayabileceği tasarruf yöntemlerini, enerji tasarrufunda doğru bilinen yanlışlar ile birlikte açıkladı.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada tasarruf önerilerini dile getiren EnCazip yetkilileri, “Enerji verimliliğinin faydaları hakkında tüketicileri bilinçlendirmek çok önemli. Doğru bilinen yanlışlarda geliştirilecek farkındalık ve günlük kullanımlarda yapılacak ufak değişiklikler tüketicilerin faturalarına olumlu yansıyacak. Daha geniş bir çerçevede ülkemizin enerji ithalatını düşürmeye önemli katkı sağlayacak.” şeklinde konuştu.

EnCazip tarafından bir araya getirilen tasarruf bilgileri evlerde daha dikkatli bir kullanım üzerine odaklanıyor. Küçük değişikliklerle kazanılabilecek alışkanlıkların, bilinçli tüketim ile sağlayacağı enerji tasarrufuna dikkat çeken verilerde; bireysel tasarrufun yanı sıra Türkiye’nin dış ticaret açığının önemli bir bölümünü oluşturan enerji ithalatının azaltılmasına da katkıda bulunabileceği ifade ediliyor.

Elektrik faturalarında tasarruf sağlayacak doğru bilinen 5 yanlış:

YANLIŞ: Kaloriferlerinizi gün boyunca düşük derecede çalıştırmak, sadece evde olduğunuz zaman kapatıp açmaktan daha az enerji harcar.

DOĞRU: Kaloriferlerinizi düşük sıcaklıkta çalıştırsanız dahi, kişinin evde olduğu zamanlarda kullandığından daha masraflı olur. Evinizin sıcak olmasını istiyorsanız, eve girmeden önce kombinizi çalışacak şekilde ayarlayın.

YANLIŞ: Kaloriferleri açmak yerine elektrikli ısıtıcıları kullanmak daha az enerji harcar.

DOĞRU: Elektrikli ısıtıcılar en pahallı ısınma yöntemlerinden biridir. Elektrikli ısıtıcıları kullanmak yerine doğal gaz ile çalışan merkezi ısıtma sisteminizi devreye alıp yalnızca bulunduğunuz odadaki kalorifer peteklerini çalışır duruma getirmeniz halinde çok daha ucuza ısınırsınız.

YANLIŞ: Çamaşır ve bulaşık makinelerini gece çalıştırmak daha ucuzdur.

DOĞRU: Eğer akıllı sayacınız yoksa ya da olmasına rağmen üç zamanlı elektrik tarifelerini kullanmıyorsanız, elektrikli ev aletlerinin kullanımını geç saatlerinde yapmanızın elektrik faturalarınıza hiçbir yansıması olmayacaktır. Ancak elektrik tedarikçiniz ile görüşüp üç zamanlı tarifeleri kullanmaya başladıktan sonra enerji tüketiminizi gece yaparak, öğlen saatlerine göre yaklaşık yüzde 40’lık bir tasarruf elde edersiniz.

YANLIŞ: Odaların kapılarını açık bırakarak salondaki ısının odalara yayılmasını sağlayıp tasarruf etmek.

DOĞRU: Kaloriferler ve paneller ısının yayılması ile ortamı ısıtır. Sıcak hava yükselirken daha ağır olan soğuk hava aşağı iner. Aşağıdaki soğuk hava paneller tarafından ısıtılır ve tekrar yukarı çıkar. Böylece bir sirkülasyon elde edilir ve ortam ısıtılır. Ancak odaların kapılarının açık olması durumunda sirkülasyonun gerçekleşeceği ortam büyür, normal koşullardaki bir panelin gücünden daha büyük olacak alan ısınmaz.

YANLIŞ: Elektrik tedarikçisi değiştirmek daha karışıktır, elektrik enerjisi kesintiye uğrayabilir ve sonuçları daha pahallıya mal olabilir.

DOĞRU: Aylık 70 TL ve üzerinde elektrik faturası ödeyen herkes numara taşır gibi elektrik tedarikçisini değiştirebilir. Tedarikçi değiştirmek ek maliyet, uyarlama ya da başka bir iş gerektirmeyen bir uygulamadır. Değişim ile ilgili tüm işlemler otomatik olarak sistem üzerinden gerçekleşir ve tedarikçi değiştirirken elektrik enerjiniz asla kesintiye uğramaz.

 

Faselis/Gazete Fısıltı

Kayı Holding Kamu Özel Ortaklığı Projelerindeki Birikimini ve Uzmanlığını Yurt Dışına Taşıyor

Coşkun Yılmaz tarafından 1991 yılında kurulan ve birçok sektörde hayata geçirdiği projelerle fark yaratan Kayı Holding, Kamu Özel Ortaklığı (PPP) alanındaki uzmanlığını yurt dışına taşımaya devam ediyor. İtalyan Dış Ticaret ve Tanıtım Ajansı (ITA) tarafından İtalya’nın Bologna şehrinde düzenlenen konferansa katılan Kayı Holding, Türkiye’deki tecrübelerini ve birikimini katılımcılarla paylaştı.

Faaliyet gösterdiği taahhüt, enerji, gayrimenkul geliştirme, yatırım ve sağlık sektörlerinde hayata geçirdiği birçok projeyle örnek olan Kayı Holding, Kamu Özel Ortaklığı (PPP) alanındaki tecrübesini ve uzmanlığını iş ortaklarına aktarmaya devam ediyor. Bu kapsamda İtalyan Dış Ticaret ve Tanıtım Ajansı (ITA) tarafından İtalya’nın Bologna şehrinde düzenlenen konferansa katılan Kayı Holding CEO’su Alpaslan Korkmaz, şirketin bu alanda yaptığı yatırımları ve izlediği stratejileri katılımcılarla paylaştı.

Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Murat Salim Esenli ve Sağlık Bakanlığı bürokratlarının yanı sıra DEİK Türkiye-İtalya İş Konseyi Başkanı Burak Vardan ve özel sektör temsilcilerinin katıldığı konferansta, sağlık alanında Kamu Özel Ortaklığı projelerinin detayları konuşuldu.

“İki ülke arasındaki olası işbirliklerini konuştuk”

Kayı Holding’in Kamu Özel Ortaklığı alanındaki projelerine devam ettiğini hatırlatan Kayı Holding CEO’su Alpaslan Korkmaz, “Kayı Holding olarak sağlık alanında dünya çapında en büyük müteahhit, yatırımcı ve servis sağlayıcı firmalardan biri olmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Kamu Özel Ortaklığı projelerine büyük önem veriyoruz. Altyapı yatırımları ya da kamu hizmetlerinde finansman, yatırımların gerçekleştirilmesi, tesislerin yenilenmesi, işletilmesi veya korunması amacıyla kamu ile özel sektör arasında oluşturulan bu finansman modeli, her iki taraf için de önemli avantajlar sağlıyor. Biz de iş ortaklarımıza bu alandaki tecrübelerimizi ve bilgi birikimimizi her fırsatta aktarmak istiyoruz. Bologna’da düzenlenen bu konferansta hem Türkiye’deki projeleri hem de önümüzdeki dönem hayata geçebilecek olası işbirliklerini konuştuk,” dedi.

Gaziantep’e en büyük sağlık kampüslerinden biri inşa ediliyor

Kayı Holding’in ilk Kamu Özel Ortaklığı projesi Gaziantep Entegre Sağlık Kampüsü olacak. Türkiye’nin en büyük sağlık kampüslerinden biri olacak Gaziantep Entegre Sağlık Kampüsü’nün tasarım, inşaat ve finansmanını gerçekleştiren Kayı Holding, kampüsün işletmesinden 25 yıl boyunca sorumlu olacak. Tesisin 2020 yılında hizmete açılması planlanıyor. Proje kapsamında Kayı Holding’in ortakları arasında İtalyan Salini Impregilo ve Güney Koreli Samsung C&T firmaları bulunuyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enerjisa halka açılıyor

Elektrik dağıtım ve perakendeciliğinde Türkiye’nin lider şirketi Enerjisa Enerji A.Ş.’nin hisseleri halka arz edilecek. Ak Yatırım’ın liderliğinde Enerjisa’nın halka arzında talep toplama tarihleri 1-2 Şubat 2018, fiyat aralığı ise 6,25 – 7,50 TL olarak belirlendi.

E.ON ile Sabancı Holding’in eşit oranda hissesine sahip olduğu Türkiye’nin lider enerji şirketlerinden Enerjisa Enerji, halka arz ediliyor. Halka arz kapsamında Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş ve E.ON, ortak satış yolu ile Enerjisa’nın yüzde 18 oranında hissesini halka açacak. Ek satış olması durumunda ise bu oran yüzde 20 olacak. Ak Yatırım’ın konsorsiyum lideri olacağı halka arzda 22 aracı kurum yer alacak. Halka arzda talep toplama tarihleri ise 1-2 Şubat 2018 olarak belirlendi.

Enerjisa Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Göçmen, Enerjisa Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Keith Plowman, Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler ve Ak Yatırım Genel Müdürü Mert Erdoğmuş’un katılımı ile gerçekleştirilen halka arz bilgilendirme toplantısı Sabancı Center’da düzenlendi.

Sabancı’nın en büyük halka arzı

Enerjisa Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Göçmen, Sabancı’nın en büyük halka arzını gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşadıklarını belirtti. Halka arzı değerlendiren Göçmen, “Biz yeni neslin Sabancı’sı olarak ülkemize ve piyasalara güveniyoruz, çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Yabancı ortağımız E.ON ile sektörümüze güveniyor, Enerjisa’nın da geleceğine inanıyoruz” dedi.

“Sabancı Holding olarak farklı sektörlerde gerçekleştirdiğimiz başarılı halka arzlara bir yenisini daha ekliyoruz. Enerjisa ile Sabancı Holding’in en büyük halka arzını yapmanın gururunu yaşıyoruz. Sektöründe her zaman lider olan, en cesur ve öncü adımları hayata geçiren Enerjisa’nın, bu halka arz ile gerçek değerinin ortaya çıktığına inanıyoruz” diyen Göçmen şöyle konuştu: “Enerjisa bir Türkiye hikâyesidir. Enerjisa 1980’lerde başlayan, 2000’lerde ivmelenen özelleşme ve serbestleşme süreçlerinde kritik öneme sahip olan enerji piyasalarına tanıklık eden bir şirkettir. Enerjisa’nın halka arzı ise Türkiye’ye, enerji sektörüne güçlü bakışımızın hikâyesidir.”

Göçmen, “Türkiye genç nüfus yapısı, yüksek kentleşme dinamizmi ve elektrifikasyona bağlı olarak elektrik sektöründe yüksek potansiyele sahip. Bu anlamda enerji sektörü potansiyeli olan ve yatırımları çekmesi gereken bir sektördür” dedi.

Enerjisa’nın da bu büyümeyi en güçlü şekilde sağlayacak lider şirket olduğunu belirten Göçmen, Enerjisa halka arzının dağıtım alanındaki ilk halka arz olduğunu ifade etti. Göçmen, “ETKB’nin oluşturduğu milli ve yerli enerji politikasına, EPDK ile güçlü bir regülasyon sisteminin kurulmasını sektörün sürdürülebilirliği ve güvenilirliği için çok değerli buluyoruz” dedi.

Türkiye’ye ve Enerjisa’ya inanıyoruz

Enerjisa Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Keith Plowman, Enerjisa’nın halka arzını Türkiye’deki elektrik sektörünün daha geniş finansal kaynaklara erişimi adına atılan sağlam ve önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Sabancı ile ortaklıklarının beşinci yılında olduklarını hatırlatan Plowman, E.ON olarak Türkiye’ye ve elektrik sektörü potansiyeline inandıklarını söyledi. Enerjisa’daki ortaklığımızı ana iş alanımızın bir parçası olarak görüyoruz diyen Plowman sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye büyüyen ekonomisi, artan elektrik talebi, hızlı kentleşme, genç dinamik nüfusu ile çok büyük bir potansiyele sahip. Elektrik sektöründeki yüksek büyüme potansiyeli yatırımcılara önemli fırsatlar sunuyor. Endüstride son yıllarda yaşanan zorluklara rağmen kamu ve düzenleyici kurumların başarılı ve uyum içinde çalışmaları sektörün sağlıklı büyümesi için sağlam bir temel oluşturuluyor. Bu da memnuniyet vericidir. Bu destekleyici ve verimli yapının daha da gelişmesine yardımcı olmak için uzmanlığımızı ve Avrupa piyasalarından çıkardığımız dersleri paylaşma konusunda sorumluluk almaya hazırız” dedi.

Yatırımlarımız ve kaliteli hizmet anlayışımızla sektöre öncülük ediyoruz

“Tüm gücümüzle Türkiye’ye daha iyi bir enerji geleceği yaratmak için çalışıyoruz” diyen Enerjisa CEO’su Kıvanç Zaimler ise bunu gerçekleştirirken 20 milyon müşterisine en iyi hizmeti ulaştırma hedefiyle hareket ettiklerini söyledi. Enerjisa olarak yatırımlara aralıksız devam ettiklerini kaydeden Zaimler, “Enerjisa için önemli olduğu kadar enerji piyasalarının kurumsal gelişimi ve finansal sürdürülebilirliği için de çok önemli bir adım olduğuna inanıyoruz. Sektörümüze yönelik şeffaflık ve güven unsurunun daha da artacağına inanıyoruz. Hisselerimizin önemli bir bölümü yabancı kurumsal yatırımcıya satılacak. Böylelikle sermaye piyasamızın daha da derinleşmesine katkı sağlamış olacağız. Yabancı yatırımcının sektöre kazandırılmasına vesile olacağız. Biz ülkemize ve sektörümüze değer yaratmak için çalışıyoruz. Dünya standartlarında hizmet anlayışıyla hareket ediyor, yeni ürün ve hizmetler sunuyoruz. Her sene şebeke iyileştirme ve altyapı çalışmalarımıza 1,5 milyar TL yatırım yapıyoruz. Çünkü insanımız en iyisini hak ediyor. İşimizin odağına insanı koyuyor, yatırımlarımızı da anlamlandıran en önemli şeyin insan olduğuna inanıyoruz” dedi.

Türkiye’de her dört kişiden birinin elektriği Enerjisa’dan

Başkent, Ayedaş ve Toroslar bölgelerinde toplam 14 ilde 20 milyondan fazla kullanıcıya elektrik dağıtım hizmeti verdiklerine dikkat çeken Zaimler, “Şöyle ki; Türkiye’de her dört kişiden biri elektriğini Enerjisa’dan alıyor. elektrik dağıtım sektöründe yüzde 26, perakende satış ise yüzde 22 pazar payı ve 9 milyon müşteri sayımızla sektörümüzün lideri ve en büyük oyuncusuyuz. 10 bin çalışanımızla temel amacımız; ortaklarımıza, müşterilerimize, çalışanlarımıza, tedarikçilerimize ve topluma değer yaratmaktır ve hizmet verdiğimiz müşterilerimizin hayatlarına enerji sağlıyoruz” diye konuştu.

Zaimler, şunları söyledi: “Enerji hayatımızın her anında: Üreten ülkemiz, büyüyen sektör için hiç bitmeyen bir enerji lazım. Biz Enerjisa olarak bitmeyen enerjiyiz. Çünkü arkamızda büyük bir güç var. Biz tüm enerjimizle dün olduğu gibi bugün de yarın da daha iyisi için çalışacağız. Sektörümüzü ileri taşımaya, Türkiye’nin enerjisi olmaya devam edeceğiz.”

6,25 – 7,50 fiyat aralığında talep toplanacak

Enerjisa halka arzına liderlik eden Ak Yatırım Genel Müdürü Mert Erdoğmuş da bu kadar büyük bir halka arza konsorsiyum liderliği yaptıkları için gururlu olduklarını belirtti. Erdoğmuş şunları söyledi: “Halka arz için kurulan konsorsiyum, Ak Yatırım liderliğinde toplam 23 kurumdan oluşuyor. Bu yılın en büyük ve dikkat çekici halka arzlarından Enerjisa halka arzında yurt dışı kurumsal yatırımcı tahsisatı yüzde 85, yurt içi kurumsal yatırımcı tahsisatı yüzde 10 ve yurt içi bireysel yatırımcı tahsisatı ise yüzde 5 olarak belirlendi. Faaliyet gösterdiği iş kolundaki yoğun yatırım ihtiyacı nedeniyle Enerjisa’da önemli bir büyüme potansiyeline dayanan bir iş modeli var. İyi kurgulanmış bu iş modeli ve sınıfının en iyisi kurumsal yönetim uygulamaları, şirketin yatırımcılar nezdindeki cazibesini de artırıyor. Enerjisa bu piyasa değeri ile son yılların halka arz edilen en büyük elektrik şirketi olacak ve halka arzı, tamamı ortak satışı yöntemiyle E.ON ve Sabancı Holding’in eşit oranda hissesini satmasıyla gerçekleşecek. Fiyat aralığı 6,25-7,50 TL olarak belirlenen Enerjisa’nın talep toplama tarihi 1-2 Şubat tarihinde gerçekleşecek ve şirketin piyasa değeri 7,4 milyar TL ile 8,85 milyar TL aralığında oluşacak. Halka arz edilecek toplam hisse oranı yüzde 18 olup, yüksek talep gelmesi halinde ise halka arz boyutunun yüzde 1+1’i kadar ek satış yapılarak halka arz oranı yüzde 20’ye yükseltilebilecek” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Millenicom ve EWE Enerji’den Aile Bütçesine Destek Kampanyası

EWE Turkey Holding şirketlerinden Millenicom ve EWE Enerji güçlerini birleştiriyor ve ortak düzenledikleri bir kampanyayla aile bütçesine destek oluyor. Kampanya kapsamında EWE Enerji’den elektrik hizmeti almaya başlayanlar, Millenicom’un AKN’siz, kotasız ‘Gerçek’ internet hizmetinden ilk 2 ay bedava sonrasında ise sadece 61,90 TL’ye yararlanabiliyor.

Müşteri memnuniyeti ve deneyimini her zaman odak noktasına alan EWE Turkey Holding şirketlerinden Millenicom ve EWE Enerji güçlerini birleştirerek, elektrik ve internet hizmetini çok uygun bir fiyatla bir arada sundukları bir kampanyaya imza atıyor.Kampanya kapsamında EWE Enerji’den elektrik hizmeti alanlar, Millenicom’un ‘Gerçek Limitsiz’ internet paketinden ilk 2 ay bedava sonrasında ise sadece 61,90 TL’ye faydalanabiliyor.

İnternette Avantajlı Kampanya!

Alternatif Telekom’un öncü şirketlerinden Millenicom’un AKN’siz, kotasız Gerçek Limitsiz internet paketi ile kullanıcılar ay içerisinde herhangi bir yavaşlama yaşamadan ve ek ücret ödemeden, sınırsızca internet hizmetinden yararlanabiliyor. Kampanya dahilinde elektrik ve internet faturalarını iki ayrı fatura olarak görebilecek olan kullanıcılar, dilerlerse sabit telefon hizmetinden de yararlanabilecek.İnternette uygun fiyat avantajıyla aile bütçesine önemli bir katkı sağlayan kampanya ile kullanıcılar Millenicom’un ücretsiz evde kurulum hizmetinin yanı sıra ücretsiz aktivasyon avantajından da faydalanma imkanına kavuşuyor.

Kampanyaya Millenicom bayilerinden başvurulabiliyor. İnternet hizmeti ile ilgili detaylara www.milleni.com.tr adresinden, elektrik hizmeti ile ilgili detaylara ise www. eweenerji.com.tr adresinden ulaşılabiliyor.

EWE Turkey Holding Hakkında:

Almanya’nın en büyük enerji şirketlerinden biri olan EWE AG, 2007 yılında girdiği Türkiye pazarındaki faaliyetlerini yüzde 100 iştiraki olduğu EWE Turkey Holding çatısı altında sürdürmektedir. EWE Turkey Holding, Türkiye’nin üçüncü büyük doğal gaz dağıtım şirketi Bursagaz’ın ve Kayseri’deki bölgesel doğal gaz dağıtım şirketi Kayserigaz’ın çoğunluk hissedarıdır.

EWE, Türkiye’de özel doğal gaz toptan satış şirketleri arasında lider konumunda olan EWE Enerji ile birlikte ülke genelinde serbest tüketicilere doğal gaz ve elektrik tedariği hizmetleri sunmaktadır. EWE Turkey Holding’in diğer bir iştiraki olan ve 2012 yılında faaliyetlerine başlayan Enervis ise; enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarında ölçüm, etüt, danışmanlık, proje, uygulama ve eğitim hizmetleri konularında faaliyet göstermektedir. EWE Turkey Holding, 2016 yılı başında bireysel ve kurumsal müşterilerine internet, telefon ve bulut hizmeti sunarak 120.000 abonesine hizmet veren Millenicom’u satın alarak telekomünikasyon pazarında da faaliyet göstermeye başlamıştır.

Millenicom Türkiye Hakkında

Millenicom Türkiye, kurulduğu 2004 yılından bu yana hem bireysel hem kurumsal müşterilerine tek elden bütünleşik telekom ve iletişim hizmetleri sunmaktadır. Bireysel kullanıcılara ADSL, sabit telefon ve hem Türk Telekom hem Superonline altyapılarını kullanabilen Türkiye’nin en geniş fiber ağıyla hizmet verirken, kurumsal kullanıcılara da sabit telefon, internet ve iş kalitesini yükselten, uygun fiyat seçenekli, hayat kolaylaştırıcı Bulut çözümler ile ulaşmaktadır. Teknoloji temelli ürünleri müşteri odaklı hizmetlere dönüştüren Millenicom Türkiye, en iyi müşteri deneyimi sunma hedefiyle kaliteli, dinamik ve hızlı hizmet vererek, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerine anında cevap vermektedir.

2016 yılı başında hisseleri EWE Turkey Holding tarafından %100 satın alınan Millenicom Türkiye; EWE AG’nin enerji ve telekomünikasyon alanındaki zengin uluslararası deneyimini Türkiye’deki yerel uzmanlığıyla birleştirerek; müşteri memnuniyetini daima ön planda tutan faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir.

EWE Enerji Hakkında:

EWE Enerji, EWE Holding’in yüzde yüz iştiraki olarak, 2009 yılından bu yana doğalgaz toptan satış, 2012’den beri ise elektrik satış alanında hizmet vermektedir. Yurt çapındaki endüstriyel müşterilere, serbest tüketicilere ve dağıtım şirketlerine, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle esnek satış çözümleri sunan EWE Enerji, 2 milyar metreküpü aşan ticaret hacmiyle Türkiye’nin en büyük özel toptan doğalgaz satış portföyüne sahiptir. EWE Enerji, elektrik alanında da Almanya’dan aktardığı bilgi ve deneyimiyle müşterilerine fiyat rekabetinin ötesinde katma değerli hizmetler sunmaktadır. Bu kapsamda, elektrik satışının yanı sıra dönüşüm projelerinde müşterilerine danışmanlık desteği veren EWE Enerji; özellikle İstanbul, Bursa ve Kayseri bölgelerindeki müşteri sayısıyla güçlü bir oyuncudur. Birçok sektörel değerlendirme listesinde ticaret hacmi ve cirosu bakımından üst sıralarda kendine yer bulan EWE Enerji büyüme ve yeni iş alanları geliştirme hedefleri doğrultusunda Bilgi Teknoloji yatırımlarını sürdürmektedir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

İngiliz yapılarını Türk mermeri süsleyecek

Türkiye’nin ihracatta katma değerli ihraç ürünleri içinde ilk sıralarda yer alan, 2017 yılında Türkiye’ye 2 milyar 48 milyon dolar döviz kazandıran Türk Doğaltaş Sektörü, 2023 yılı için belirlediği 7 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak için Londra’ya çıkarma yaptı.

Egeli doğaltaş ihracatçıları Zaha Hadid, Stanton Williams, Squire&Partnerk, Simpson Haugh, Allford Hall Monaghan Morris, Wilkinson Evre, Adjaye Associates gibi İngiltere’nin ünlü mimarlık ofislerini ziyaret etti, 50’den fazla ünlü İngiliz mimarla bir araya geldi.

Katma değerli ürün ihracatını arttırmak için Ege Maden İhracatçıları Birliği tarafından Ekonomi Bakanlığı desteği ile başlatılan “İşlenmiş Doğaltaş Sektöründe Tasarım Odaklı İhracatın Geliştirilmesi” adlı URGE projesi kapsamında Doğaltaş ihracatçıları İngiltere pazarındaki konumlarını güçlendirmek için iş ve inceleme gezisi düzenledi.

“İşlenmiş Doğaltaş Sektöründe Tasarım Odaklı İhracatın Geliştirilmesi” isimli URGE Projesi’ne 25 üyelerinin katıldığı bilgisini veren Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, 23-27 Ocak 2018 tarihleri arasında “İşlenmiş Doğaltaş Sektöründe Tasarım Odaklı İhracatın Geliştirilmesi” projesine katılan 10 firma ile düzenlenen İngiltere Programı ile Ege Bölgesi’ndeki doğaltaş ihracatçıları ile İngiliz mimarların bir araya geldiğini kaydetti.

İnşaat projelerinde malzeme seçiminin mimarlar tarafından yapıldığına işaret eden Kaya, “Türk doğaltaşlarını tanıtmak, mimari projelerde bu taşların nasıl kullanılabileceği hakkında görüşmek, mimari projeler hakkında bilgi alıp bu projelerde işbirliği fırsatlarını değerlendirmek için etkinliğe katılan firmalarımız tarafından yapılan görüşmeler çok verimli geçti. Gezi kapsamında dünya çapında tanınmış mimarlık ofislerini ziyaret ettiler. İngiltere sadece kendi coğrafyasında değil dünyanın her tarafında etkin bir ülke. İngiliz mimarlarda dünyanın her tarafında projelere imza atıyorlar. O nedenle bu temasları İngiltere ile sınırlı düşünmemek gerekir. İngiliz mimarlarla Türk doğaltaş ihracatçıları ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi. Önümüzdeki süreçte İngiliz mimarların İngiltere ve dünyanın değişik noktalarında yürütecekleri projeleri Türk doğaltaşları süsleyecek” şeklinde konuştu.

Hedef, Doğaltaş ihracatında işlenmiş ürün payını arttırmak

Türkiye’nin 2017 yılında 2 milyar 48 milyon dolarlık doğaltaş ihracatı olduğu bilgisini veren EMİB Başkanı Mevlüt Kaya amaçlarının “İşlenmiş Doğaltaş Sektöründe Tasarım Odaklı İhracatın Geliştirilmesi” projesiyle işlenmiş ürün ihracatını arttırmak olduğunu, projelere işlenmiş ürün ihraç etmek istediklerini sözlerine ekledi.

İngiltere İş Gezisine 10 firma katıldı

Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin “İşlenmiş Doğaltaş Sektöründe Tasarım Odaklı İhracatın Geliştirilmesi” projesine Ege Maden İhracatçıları Birliği üyesi 10 firma temsilcisi katılırken heyet Türkiye’nin İngiltere Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç, Ticaret Başmüşaviri M.Süleyman Beşli ve Ticaret Müşaviri S.Aytuğ Göksu ile de bir araya geldi. İngiltere pazarı hakkında değerlendirme yapma fırsatı buldu.

Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin “İşlenmiş Doğaltaş Sektöründe Tasarım Odaklı İhracatın Geliştirilmesi” projesi kapsamında düzenlediği Londra ziyareti kapsamında 24 Ocak 2018 akşamı mimarlık ofislerinin temsilcilerinin davet edildiği bir panel ve ikili görüşmeler de gerçekleştirildi.

Faselis/Gazete Fısıltı

2018’in İlk Çeyreğinden Sonra Ekonomimiz Daha Büyüyecek

TÜİK tarafından açıklanan konut satış rakamlarına dair açıklamalarda bulunan Yıldırım Grup Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Yıldırım “Piyasalarda genel anlamda bir durgunluk söz konusu. Kasım satışlarında da bu durumu gözlemliyoruz. İnsanların bu durağan piyasadaki hareketleri ne yazık ki ölçülebilir hareketler değil” dedi.

Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %7,5 oranında azalarak 122 bin 732 oldu. Konut satışlarında, İstanbul 19 bin 939 konut satışı ve %16,2 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u, 14 bin 200 konut satışı ve %11,6 pay ile Ankara izledi. Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı da bir önceki yılın aynı ayına göre %6,5 azalarak 59 bin 354 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk satışın payı %48,4 oldu. İlk satışlarda İstanbul 9 bin 166 konut satışı ve %15,4 ile en yüksek paya sahip olurken, İstanbul’u 6 bin 863 konut satışı ile Ankara izledi. Kasım ayı grafiğini değerlendiren Zafer Yıldırım “Kasım ayında verilere göre bizim satışlarımız daha iyi geçti. Aralık ayını da bu şekilde tamamladık. 2018’ in ilk çeyreğinden sonra ekonomimizin ve sektörümüzün daha hızlı büyüyeceğini düşünüyoruz. Ankara, memur ve bürokratlarımızın fazla olmasından dolayı normal şartlarda Ankara satış grafiği bellidir. Rakamlarda bize bunun karşılığını veriyor aslında. Bizim burada düşünmemiz gereken bundan sonraki yapılarda ihtiyacımız olan nedir? Çünkü konutta da bir şeyler sunmalısınız ki tercih edilebilmelisiniz. Bundan dolayı bizim şirket olarak bunda bir tedirginliğimiz yok. Yıldırım Kule’de nasıl farklılık oluşturduysak aynı farklılığı sürdüreceğiz.”

“Elimizdeki fırsatları değerlendirmeliyiz”

“Piyasanın genelinde bir durağanlık söz konusu” açıklamasında bulunan Zafer Yıldırım sözlerine şunları ekledi: “Bu durağanlık ay bazında çok ölçülmese de biz kendi içimizde ve daha önce yapmış olduğumuz karşılaştırmalarımızda da bunu netlikle görebiliyoruz. İnsanların bu durağan piyasadaki hareketleri ne yazık ki ölçülebilir hareketler değil. Eskiden Nisan, Mayıs, Eylül, Ekim ayları bizim için sezondu ve insanlar bu aylarda konut alımlarına yönelirlerdi. Bunu verilerden söylüyorduk. Şimdi bu veriler şaşmaya başladı. Bu da insanların hareketlerinin ay olarak ölçülmesini zorlaştırıyor. Bence Kasım’daki düşüş başka şeylere yorumlanmamalı. 2018’den umutluyum. Önemli olan buradaki piyasaların her bir kaleminin iyiye doğru hareket ettiğini görmemiz. Biz Avrupa’da olmayan genç bir nüfusa sahibiz. Bunun etkileri tabi ki de inşaat ve gayrimenkul sektörünü etkiliyor ve devamında çok sektörü de etkiliyor. Biz bunun faydalarından daha fazla yararlanmalı ve her zaman iyimser olup elimizdeki fırsatların kıymetini bilmeliyiz’’.

“Beytepe’de huzuru kucaklayacaksınız”

7000 m2’lik peyzaj alanıyla dikkatleri üzerine çeken Beyterrace Konutları, sunmuş olduğu sosyal donatı alanlarıyla da fark yaratıyor. Sosyal donatı alanları içerisinde; çocuk oyun alanı, yürüyüş alanları, voleybol sahası, basketbol sahası, tenis kortu, fitness salonu bulunuyor. 7/24 güvenlik ve kapalı otopark detayları ile bütünlüğü tamamlayan Beyterrace, Başkentlilere kalite, güven ve doğa ile huzur içinde yaşama imkânı sunuyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Yerli otoya öğrenciler de dokunacak

Meslek lisesi öğrencileri ‘yerli otomobil’in de parçalarını üretecek CNC tezgahlarını tasarlayacak. TİAD’ın başlattığı ‘MAKTEK 1. Altın Pergel CNC Takım Tezgahları Tasarım Yarışması’ ile meslek lisesi öğrencileri Türkiye’nin yeni CNC tezgahlarını tasarlayacak. 22 Ocak’ta başvuruların alınmaya başlandığı yarışmanın sonuçları MAKTEK Avrasya 2018 Fuarı’da açıklanacak.

Türkiye’nin yerli otomobili konusunda çalışmalar tüm hızıyla devam ederken, projede alt yapının nasıl olacağı hala merak konusu olarak bir tarafta duruyor. 2020 yılında ticari satışlarına başlanılması beklenen yerli otomobilde kullanılan tüm ürünlerin ‘yüzde yüz yerli’ olmasına büyük önem veriliyor. Bu kapsamda yerli otomobilin parçalarını üretecek olan takım tezgahlarının da Türkiye’de üretilmesi büyük önem arz ediyor. Takım Tezgahları Sanayici ve İşadamları Derneği (TİAD) ve Tezmaksan Eğitim Üssü Derneği’nin ortak çalışması olarak düzenlenen “MAKTEK 1. Altın Pergel Ulusal CNC Takım Tezgahı Tasarım Yarışması” Türkiye’deki nitelikli eleman sorununa çözüm üretmek, imalattaki yerli katkı payını arttırmak ve yerli otomobile destek vermek amacıyla düzenleniyor. Bu kapsamda meslek lisesi öğrencileri, üretimin olmazsa olmazı olan takım tezgahını tasarlayacak.

BAŞVURULAR ALINMAYA BAŞLANDI

Yarışmaya katılan öğrenciler yarışma kapsamında ekonomik CNC kontrollü 2 eksen torna tezgahı tasarlayacak. Türkiye’deki meslek liselerinde yer alan 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerine açık olan yarışma için başvurular alınmaya başlandı. Değerlendirilecek projeler, okulların sunumu ile TÜYAP Fuar Merkezinde komite tarafından değerlendirmeye alınacak. Yapılacak ön elemeden sonra 10 okul finale kalacak. Finale kalan 10 okuldan 3 ekip dereceye girecek. Sonuçlar ise MAKTEK Avrasya 2018 Fuarı’nın açılış töreninde açıklanarak ödülleri verilecek. Dereceye giren ekipler para ödülü ile burs imkanına sahip olacak.

BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’NDEN YÜZDE 100 BURS

Dereceye giren ekipler para ödülü ve burs imkanına sahip olacak. Birinci ekip RENISHAW özel ödülü 20 Bin TL, ikinci ekip TİAD özel ödülü 15 Bin TL ve üçüncü ekip Tezmaksan Akademi özel ödülü olan 10 Bin TL’ye sahip olacak.

Yarışmanın sponsorlarından Bahçeşehir Üniversitesi ilk 3’e kalan okullar içerisinden seçilecek 1 öğrenciye 4 sene boyunca yüzde 100 burslu okuma imkanı sağlayacak.

Ön elemeyi geçen ve yarışmaya hak kazanan 10 okula ise LENOVO marka 10 adet work station bilgisayar hediye edilecek.

Ayrıca Altınpergel yarışmasına katılan her takıma SOLIDWORKS Mekanik ve Elektrik tasarım, Analiz, Teknik iletişim ve Görselleştirme yazılımları olan SOLIDWORK CAD, Electrical, Simulation, Plastics, MBD, Composer ve Visualize ürünlerini sağlayacaktır. Öte yandan İstanbul, Ankara, İzmir, Konya, Bursa haricindeki illerde bulunan takımlara YENASOFT tarafından mentörlük desteği verilecek.

ÖĞRENCİLERE BÜYÜK YETENEK KATACAK

TİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aydoğdu “‘MAKTEK 1. Altın Pergel CNC Takım Tezgahları Tasarım Yarışması’ sektörümüzün gelişiminde önemli bir rol oynayacak. Üretim ve sanayinin anahtarı olan CNC tezgahlarının öğrencilerimiz tarafından tasarlanmış olması ülkemize çok ciddi bir katma değer kazandıracak. Öğrencilerimiz bu yarışma esnasında ekip ruhu ile çalışma özelliğini kazanacaklar. Tasarım kabiliyetleri daha da yükselecek. Mesleklerine olan istekleri artacak. Bu nedenle bunu yalnızca; sonucunda ödül olan bir yarışma olarak görmemek lazım. Ayrıca Türkiye’nin gündeminde olan yerli üretim ve yerli otomobil konusuna da bu yarışma destek olacak. Bu yarışma ile eğitim tezgahı tasarlayacak olan öğrencilerimiz, ileride makina sektöründe kullanılacak tezgahları tasarlayacaklar. Yerli otomobilin parçaları bu tezgahlarda yapılacak.” diye konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

11 sektöre 25 milyar dolar yatıracaklar

Hong Kong, Avusturya, Rusya, Ukrayna, Romanya, İtalya, Lüksemburg ve İngiltere’de 780 milyon Euro’luk ortak yatırımı bulunan İma Group, 2023’e kadar Türkiye’de yenilenebilir enerji, savunma, inşaat, kaya gazı, doğalgaz, demir – çelik, makine sanayii, otomotiv, ekolojik ilaç, kimya ve sağlık sektörlerine toplam 25 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor.

16 Aralık’ta “Her iyi fikir yatırıma değer” sloganı ile Türkiye yolculuğuna başlayan İma Group, ayrıca yatırım desteğine ihtiyaç duyan, vizyon sahibi girişimcilere de sektör ayrımı yapmadan finansal destek sağlayacak.

İma Group Yönetim Kurulu Başkanı Derya Bağcı, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

UZUN VADELİ FONLAR

“Genç ve dinamik nüfusu aktif sermayesi ve geniş yatırım yelpazesi ile yenilikçi, karlı ve fark yaratan projelere imkan sağlayan Türkiye, grubumuz için ortaklık yapabileceğimiz uzun vadeli projeler açısından çok elverişli bir ülkedir.

Fakat, Türkiye’de geleneksel finansman kurumları olan bankaların kredi faiz oranlarının yüksek olması, bu yüksek maliyetlerle kısa vadeli fonları kullanarak uzun vadeli yatırımları finanse etmesi son derece güç ve imkansız bir durum yaratmaktadır.

Gerekli sermaye desteği olmadığında çoğu fikir beklenen başarıyı elde edememektedir. Bu nedenle SPK’dan kuruluş onayı beklenen Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığımız, yeni fikirlere sahip büyüme potansiyeli olan girişimcilere finansman ve gerekli donanımı sağlamak amacı taşımaktadır.

Hedefimiz, umut vaat eden projelerin gerçekleşmesini sağlamak ve yaptığımız işlere kendi değerimizi katabilmektir.

Yakın gelecekte, Ortadoğu ve yakın Asya ülkelerinde de faaliyet gösterme hedefiyle, Türkiye’deki heyecan verici yolculuğumuza başlamış bulunmaktayız.”

ULUSLARARASI YATIRIMLAR

Çatısı altında; İma Group Yapı ve Proje Yatırımları A.Ş., İma Group Medikal Enerji İnşaat Turizm Ticaret Ltd. Şti., SPK’ya müracatı yapılan ve onayı beklenen İma Group Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. bulunan İma Group Trade Investment Finance Holding’in uluslararası yatırım planları ise şöyle:

SAVUNMA SANAYİNE 500 MİLYON DOLAR

Hollanda’da haberleşme, bilgi teknolojileri ile savunma sanayii konusunda her yıl yaklaşık 500 milyon dolar yatırım ortaklığı,

İTALYA VE ABD’DE GÜNEŞ’E YATIRIM

Güneş enerjisi konusunda öncelikle İtalya ve ABD olmak üzere çeşitli ülkelerde her yıl 500 milyon dolarlık güneş santrali ortaklığı,

RUSYA VE ABD’DE DOĞALGAZ YATIRIMI

Öncelikle Rusya ve Amerika’da doğal gaz üretim ve dağıtımında bulunan firmalarla yaklaşık 500 milyon dolarlık ortaklık yapılması,

KAYA GAZINA 500 MİLYON DOLAR

Önümüzdeki yıllarda ciddi potansiyel beklenilen kaya gazı üretimi konusunda ABD’de 500 milyon dolarlık yatırım ortaklığı,

LONDRA VE HONG KONG YATIRIMLARI

Londra ve Hong Kong’da, finansal alanlarda çalışan yatırım ve proje bankası, hisse senedi piyasaları ve çeşitli fonlarda her yıl 1 milyar dolarlık yatırım yapılması planlanlanıyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

“NEOS”a TESİD Yenilikçilik Yaratıcılık Ödülleri’nde “Yenilikçiliğin Ticarileştirilmesi” ödülü

Netaş’ın akıllı enerji yönetim sistemi “NEOS”a TESİD Yenilikçilik Yaratıcılık Ödülleri’nde “Yenilikçiliğin Ticarileştirilmesi” ödülü verildi

Netaş’ın akıllı şehir çözümleri kapsamında piyasaya sunduğu NEOS Akıllı Enerji Yönetim Sistemi şemsiyesi altındaki NEOS Otomatik Sayaç Okuma ve Enerji İzleme Sistemi, Türk Elektronik Sanayicileri Derneği’nin (TESİD) 16. Yenilikçilik Yaratıcılık Ödülleri’nde ‘Büyük Firma’ dalında “Yenilikçiliğin Ticarileştirilmesi” ödülüne layık bulundu.

Her tür sayaç verisinin uzaktan otomatik olarak okunması ve yönetilmesi için geliştirilmiş bulut tabanlı enerji yönetim sistemi olan NEOS Otomatik Sayaç Okuma ve Enerji İzleme Sistemi’ne getirdiği yenilikçi çözümlerden dolayı verilen ödülü Netaş adına Enerji Sektörü ArGe Projeleri Kıdemli Yöneticisi Sait Şener aldı.

Netaş Enerji Sektörü ArGe Projeleri Kıdemli Yöneticisi Sait Şener ödüle ilişkin yaptığı açıklamada, “Akıllı şehir çözümleri kapsamında geliştirdiğimiz NEOS Otomatik Sayaç Okuma ve Enerji İzleme Sistemi ile farklı firmaların değişik marka ve modeldeki sayaçlarının uzaktan, geliştirilebilir, ölçeklenebilir, modüler, esnek, güvenilir, maliyet etkin, yüksek erişilebilirliğe sahip ve aynı zamanda farklı akıllı şebekelere uyarlanabilen bulut tabanlı bir enerji yönetimi sistemi üzerinden okunmasını sağlıyoruz. Şimdiden geleceğimizi şekillendiren IoT [nesnelerin interneti], bulut bilişim ve Büyük Veri gibi yeni nesil teknolojileri, verimliliği artırarak katma değer sağlayacak şekilde operatörlerin hizmetine sunuyoruz.

ArGe departmanımızın geliştirdiği, hali hazırda beş ilde kullanılmakta olan ve kaynakların kullanımında etkinliği artıran sonuçlara imza atan ürünümüzün Türk Elektronik Sanayicileri Derneği tarafından da takdir edilmesinden dolayı çok mutluyuz,” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Sektör 2018’de verimliliğe odaklanacak

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF), gıda sektörünün uluslararası buluşma merkezi haline gelen ANFAŞ Food Product’a 300’e yakın üyesi ile katıldı. Bu yıl 17-20 Ocak tarihleri arasında kapılarını 25’inci kez aralayan organizasyona Avrupa Türk Perakendeciler Birliği ile katılan TPF, 2 gün boyunca ANFAŞ ev sahipliğinde yeni işbirlikleri için sektör profesyonelleri ile bir araya geldi. TPF’nin 2018 yılı yol haritası belirlendiği organizasyonda Başkan Mustafa Altunbilek; “Bu yıl sektörümüzde verimlilik ön planda olacak. Pazardaki aşırı rekabet, sektörde pastayı küçültmekle kalmadı; karlılığı düşürdü. Sektör zor bir sürece doğru sürüklendi. Yerel zincirler olarak 2017’yi yüzde 12 büyüme ile kapattık. 2018 yılı hedefimiz yüzde 15 büyümek” dedi.

Perakende sektörünün önemli ve büyük çatı örgütü konumunda olan TPF, bu yıl 25’inci kez kapılarını aralayan ANFAŞ Uluslararası Food Product’a çıkarma yaptı. Perakende sektörünün büyümesi ve gelişmesi için çalışmalarını sürdüren TPF, Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa Türk Perakendeciler Birliği’nden toplam 300’e yakın üyesi ile organizasyona katıldı.

Sektörün en kapsamlı gıda ve içecek fuarı olmasının yanı sıra ülkeler arasındaki ticaret hacmini de güçlendirmeyi hedefleyen ANFAŞ Uluslararası Food Product’ta TPF üyeleri, düzenlenen fuar turu kapsamında Başkan Mustafa Altunbilek önderliğinde katılımcı firmalarla görüşmeler gerçekleştirdi. Turun ardından ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı ile bir araya gelen TPF heyeti, fuarın dördüncü gününde perakende sektörünü değerlendirerek, 2018’in yol haritasını üye kampında belirendi.

“GÜN BİRLİK VE BERABERLİK GÜNÜ”

FoodProduct’ta TPF heyetinin yoğun bir ilgi ile karşılandığını, verimli görüşmelerin gerçekleştirildiğini, organizasyonu düzenleyen ANFAŞ Fuarcılık Yönetim Kurulu başka olmak üzere fuar organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür eden TPF Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek; “Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden geniş bir katılımcı heyeti ile organizasyonu takip ettik. Fuarların sektörümüze katkıları göz ardı edilemez. Hepimizin ortak noktası müşteri memnuniyeti. Tüm tarafların hedeflerine ulaşabilmesi, sürdürülebilir büyüme elde edebilmesi için iş birliklerini artırmalı, var olan ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz. ANFAŞ önderliğinde organize edilen organizasyonda tüm katılımcı markaların yanındayız. Biz bir zincirin halkaları gibiyiz. Gün birlik ve beraberlik günü. TPF olarak 2019 yılında da 30’uncu FoodProduct’a katılacağız” dedi.

“ZOR BİR YILI GERİDE BIRAKTIK”

Organizasyonla eş zamanlı olarak düzenlenen TPF üye kampında toplam market grupları içerisinde istihdam payını yüzde 40’a, satış payını yüzde 35,3’e, toplam gıdadaki satış payını ise yüzde 9,8’e çıkaran TPF üyeleri, zorlu geçen 2017 yılını değerlendirerek, sektör sorunlarını masaya yatırıp; 2018 yılı hedefleri belirlendi. Üye kampının açılış konuşmasında son 2 yıldır gıda perakendesinin önemli bir sınav verdiğini belirten Mustafa Altunbilek şöyle konuştu; “2017, sektörümüz açısından birçok gündemin tartışıldığı, rekabetin daha da zorlaştığı bir yıl olarak hafızalarda yer edindi. Jeopolitik olarak yaşanan gelişmeler sektörümüzü etkiledi. Plastik poşet kullanımı, hal yasası, perakende yasası ve son olarak da ucuz et en çok konuştuğumuz, tartıştığımız gündem maddeleri oldu. En son yaşadığımız et konusunda satışlarımızın önemli ölçüde etkilenmesi bir yana, 3 bin 500 satış noktası bulunan federasyonumuzun üvey evlat konumuna düşmesi hepimizi üzdü. Yıl geneline baktığımızda ise sektörde yaşanan aşırı rekabet karlılıkları düşürdü, sektörü zor bir sürece doğru sürükledi. Marketçilik zor günler yaşıyor. Evet rekabet tüm sektörler için güzeldir. Ancak bizim sektörümüzde yaşanan, perakende yasasında var olan bazı eksik ayaklar nedeni ile işletme sahiplerini epey zorlamaya başladı. Hacmin küçülmesi, marketlerin küçülmesine, market birleşmelerine ya da işletme sahibinin sektörden çekilmesine neden oluyor. 2018’de bu alanda hükümetimizin önemli adımlar atmasını beklemekteyiz.”

“2018 HEDEFİMİZ YÜZDE 15 BÜYÜME”

Yerel zincirlerin ulusal ve indirim marketleri karşısında yaşanan rekabete rağmen büyük fotoğrafa odaklanarak, tüketici ve iş ortakları çıkarlarını gözeten yaklaşımı ile büyümesini sürdürdüğünü kaydeden Altunbilek; “Biz yan yana market açarak ya da ‘nerede o eski günler?’ demek yerine çalışmaya, Türkiye’de değer yaratmaya odaklandık. Zor bir yıl olmasına rağmen 30 milyar TL’yi aşkın ciroya ulaştık. Toplam market grupları içerisinde istihdam payımız yüzde 40’a, satış payımız yüzde 35,3’e, toplam gıdadaki yerellerin satış payı ise yüzde 9,8’e ulaştı. 2018’de de tüm çalışanlarımızın aynı seviyede hizmet verebilmeleri, güçlü donanıma sahip olabilmeleri için tabiri yerindeyse Türkiye’yi karış karış dolaşacağız. Yeni teknolojilere yatırım yapacağız. Üyelerimize, çalışanlarımıza, üreticimize, tedarikçimize, iş ortaklarımıza, marketlerimizden alışveriş yapan müşterilerimize değer yaratmak için çalışacağız. 2018 yılı hedeflerimiz ciroda yüzde 15 büyümek” dedi.

“SAYISAL BÜYÜMEYE ODAKLANMAYIN”

Üye kampında değişen tüketici davranışları ve alışveriş trendleri konusuna da değinen Mustafa Altunbilek; “Ekonomik gelişmeler, yaşanan dönüşüm, e-ticaret sektörünün güçlenmesi karşısında yeni adımlar atmalıyız. Uzun vadede karlılıkların korunması zor. Rekabet bugünden daha da zorlaşacak. Atacağımız adımlarda sayısal büyümeye değil, verimliliğe, iyi hizmete ve yenilenmeye odaklanacağız. Sahip olabildiğimiz, ölçebildiğimiz, matematiğini yapabildiğimiz, karlılığını görebildiğimiz mağazalar bizim. Bu yıl marketlerinde verimliliğe odaklananlar, karını yönetebilecek” açıklamasını yaptı.Yerel zincirlerin büyük buluşmasında Communication Partner Kurucu Ortağı Ufuk Çarşıbaşı ise katılımcılarla değişen tüketici trendleri, perakende iletişiminde yerellik algısını paylaştı.

Faselis/Türkiye’de Enerji