11.2 C
İstanbul
Cumartesi, Nisan 4, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 13

Dijital İlerleme ve İnsan Odaklı Yaklaşımlarla, ODE Yalıtım’da 40 Yıl

Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli ve büyük giriş firması ODE Yalıtım, 2025 yılında sektörde 40’ıncı yılını kutlarken, büyüme ve yenilik odaklı stratejilerle dünya çapında önemli adımlar atıyor. Şirket, 2025 ve 2026 yılları için 15 milyonluk yatırım planını açıklayarak sürdürülebilirliğe odaklanan iş modellerini güçlendiriyor. Yönetim Kurulu Üyesi Ozan Turan, ODE Yalıtım’ın lideri lider olma yolunda, yalnızca bir özgürlük şirketi değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin lideri olduğunu belirtti.

Global Pazarda Güçlenen Konum

ODE Yalıtım, sektöründeki istikrarını ve küresel marka olma hedefini, üst üste üç yıl Türkiye birincisi olarak aldığı İSİB ödülüyle pekiştiriyor. Şirket, dünya çapında 80’den fazla ihracat yaparak uluslararası arenada güçlü bir varlık gösteriyor. Ozan Turan, ODE Yalıtım’ın bu süreçteki temelini pekiştirdiğini ve küresel pazarda belirtilen bir markanın yaygınlaştığını, yaygın ihracatını pekiştirdiğini vurguluyor.

“40VD²K” Vizyonu

ODE Yalıtım, 40’ıncı yılını kutlarken genişlemeye yönelik dönüşümünü dört temel bant etrafında şekillendiriyor: 40’ıncı yıl, verimlilik, dijital dönüşüm ve kültür toplandı. Bu esnek, yapısal süreçlerini sürekli optimize ederek iş gücünü artırmayı hedefliyoruz. Teknoloji ve otomasyon ortamında yapılan yatırımlarla dijital dönüşüm sürecini hızlandırmayı planlayan ODE, gelişmiş bir şirket kültürü oluşturmayı ve çalışan bağlılığını arttırmayı amaçlıyor.

Yatırım Planları ve Hedefler

ODE Yalıtım’ın 2025 yılı için 15 milyon yatırım hedefi, sürdürülebilir büyümeyi sağlamak amacıyla Ar-Ge faaliyetlerini gerçekleştirmek, otomasyon sistemlerini geliştirmek ve gelişmiş projelere odaklanmak için kullanılacak. Turan, bu yatırımların sektördeki teknolojik gelişmelere ayak uydurarak rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini ifade ediyor.

Sürdürülebilirlik ve Enerji Verimliliği

ODE Yalıtım’ın sürdürülebilirlik odaklı stratejisi, enerji tasarrufu ve yoğunluğu iş modelinin artırıcı bir şekilde yerleştiriliyor. Türkiye’nin enerji tüketiminin önemli bir kısmı endüstriyel tesislerin oluşturulduğu ve enerji ithalatına harcanarak büyük kaynakların göz önünde bulundurulması sağlanıyor, enerji verimliliği kritik bir parlaklık haline geliyor. Turan, enerji varlığının yalnızca bir hedef değil, ülkenin geleceği için yaratılacak bir parlaklık olması kalıbın çiziyor.ODE Yalıtım, 40 yıllık geçmişiyle dağıtımını ve kaliteyi ön planda tutarak yolunu sürdürüyor. İnovatif çözümler küresel ve başarılarıyla ileriye yönelik güçlü adımlar atan şirket, sürdürülebilir bir ekosistem kurma yolunda kararlılıkla ilerliyor.

Geleceğin Endüstriyel Sanat Deneyimi Başlıyor

WIN EURASIA 2025, “Endüstride Sanat” temasına ev sahipliği yaparak, Avrasya Bölgesi’nin lider Otomasyon ve Makine Teknolojileri Fuarı olarak 28-31 Mayıs 2025 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını tekrar açtı. Bu yıl “Odağımız Otomasyon” sloganıyla endüstriyel alanda gelişmiş çözümler sunmaya devam ederek, sanatın endüstriye entegrasyonunu da güçlü bir şekilde vurgulayacak.

Fuar kapsamında, usta şair ve yazar Sunay Akın ile tasarımcı Bager Akbay, “Endüstride Sanat” konuşmalarıyla teknik ve sanatın ilham vericisinin kesiştiği noktadan noktaya dikkat çekiyor. Akın, endüstri ve sanatın nasıl birbirini beslediğini, kendine özgü üslubu ile insan hikayeleriyle zenginleştirerek aktaracak. Bager Akbay ise “Resim Yapan Robotlar” başlıklı sunumunda, sanat ve teknolojinin nasıl bir araya geldiği ve robotların sanatsal işlemlerine nasıl dahil edildiğini irdelerken, geleneksel ve teorik gidişatla bu ilerlemeyi ele alacak.

Sanatın teknolojisi ile buluştuğu önemli bir proje olan Robot Ressam, fuar boyunca yaşayacaklarıyla buluşacak. Bager Akbay’ın geliştirdiği özel robot kol, dört gün boyunca canlı olarak resim yaparak, teknoloji ile sanatsal yaratımların nasıl bütünleşebileceğini gözlerin önüne serecek.

WIN EURASIA’da sanat ve üretimin bir araya geldiği bir diğer alan ise Atölye20 Metal Heykelleri sergisi olacak. Atölye20’nin kurucuları Sevgi ve Hayri Karay’ın liderliğinde üretilen heykeller, endüstriyel malzemelerin estetik bir dile dönüştüğünü göstermekte. Arzu Ertekin Demir, Pembe Tüzüner, Nilüfer Şatana ve diğer sanatçıların eserleri, kaynak işçiliğiyle şekillendirilmiş parçalarla sergilenecek.

WIN EURASIA, “Endüstride Sanat” ilişkisi ile sanatın üretim süreciyle olan bağını güçlendirirken, endüstri profesyonellerini, sanatseverleri ve teknoloji tutkunlarını bir araya getirecek. Bu yılın olayı, onlara ilham dolu bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Estasyon, Genç Mühendislerin Geleceğini Şarj Ediyor

Bor Holding çatısı altında faaliyet gösteren elektrikli araç şarj ağı işletmecisi Estasyon, sürdürülebilir ulaşım teknolojilerine katkılarını bir adım öteye taşıyarak, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrikli Araç Takımı (ITUEV)’nin sponsorları arasına katıldı. Yerli mühendislik gücünü desteklemeye ve üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmeye odaklanan bu sponsorlukla, genç mühendislerin tasarladığı yenilikçi elektrikli araç projeleri çok daha geniş bir vizyonla ilerliyor.

İTÜEV’in 10. yılı vesilesiyle düzenlenen “10. Yıl Araç Tanıtım Etkinliği ve Tören Ödülü” organizasyonunda Estasyon Proje ve İş Geliştirme Direktörü Nuri Karadeniz ile Bor Holding Pazarlama ekibi de yer aldı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinlik, üniversite ile özel sektör arasındaki güçlü sinerjiyi ortaya koydu.

Etkinlikte, takımın bugüne kadar kat ettiği teknik başarı öyküsü katılımcılarla paylaşılırken, tamamen yerli ve özgün tasarıma sahip elektrikli araç modelleri “Full Charge” ve “Cereyan” ilk kez kamuoyuna tanıtıldı. Genç mühendisler tarafından geliştirilen bu araçlar, sadece teknik kabiliyetin değil, aynı zamanda çevreci yaklaşımın da somut bir göstergesi oldu.

Estasyon’un sponsorluk desteği, yalnızca finansal katkıdan ibaret olmayıp, aynı zamanda uygulamalı mühendislik eğitiminin sahada pekiştirilmesine ve öğrenci takımının rekabet gücünün artırılmasına da önemli katkılar sağladı. Yerli elektrikli araç teknolojisinin gelişmesinde geleceğin mühendislerine cesaret veren bu tür iş birlikleri, Türkiye’nin mobilite alanındaki atılımlarının temelini oluşturuyor.

Etkinliğin sonunda, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, Estasyon’un bu anlamlı katkısını onurlandırmak adına firma temsilcilerine teşekkür plaketi takdim etti. Rektör Mandal, konuşmasında üniversite-sanayi iş birliklerinin Türkiye’nin Ar-Ge ve teknoloji üretiminde stratejik rol oynadığını vurguladı.

Estasyon’un bu desteği, sadece bir sponsorluk olarak kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin genç mühendislerini geleceğe taşıyan bir enerji kaynağına dönüşüyor. ITUEV’in hikayesi ise, ülkenin sürdürülebilirlik vizyonunun öğrenci projeleriyle nasıl ete kemiğe büründüğünü bir kez daha gösteriyor.

Enerji Verimliliğinde Yeni Dönem Go Energy Türkiye Fuarı ile Başlıyor

Türkiye’nin sanayi başkenti Bursa, enerji sektörünün en önemli etkinliklerinden biri olan Go Energy Türkiye Fuarı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 8-10 Mayıs 2025 tarihleri arasında Bursa Fuar Merkezi‘nde gerçekleşecek fuar, enerji üretimi ve verimliliği alanlarında faaliyet gösteren firmaları, sektör profesyonellerini ve yatırımcıları bir araya getirecek.

Toplamda 8.000 metrekarelik bir alanda, iki ayrı holde gerçekleştirilecek Go Energy Türkiye Fuarı, sıfır emisyon hedefi, sürdürülebilir üretim ve yeşil enerji çözümleri ekseninde sektöre yön verecek pek çok yeniliği vitrine taşıyacak.

Etkinlikte, 60’tan fazla yerli ve yabancı firma en yeni teknolojilerini, ürünlerini ve enerji odaklı hizmetlerini sergileyecek. Özellikle sanayi kuruluşlarının kendi enerjisini üretme potansiyelini artıracak çözümler ön planda olacak.

Yaklaşık 8.000 ziyaretçinin katılım göstermesi beklenen fuarda;

  • Yatırımcılar,
  • Girişimciler,
  • Satın alma yöneticileri,
  • Mühendisler ve
  • Sanayi işletmelerinin karar vericileri
    sektördeki en güncel gelişmeleri ilk elden takip etme fırsatı bulacak. Fuar, aynı zamanda yeni iş birlikleri, teknolojik ortaklıklar ve ticari bağlantılar kurmak için de eşsiz bir platform sunacak.

Go Energy Türkiye Fuarı’nı farklı kılan unsurlardan biri de eş zamanlı olarak düzenlenecek olan konferans programı. Enerji sektörünün deneyimli isimlerinin yer alacağı oturumlarda;

  • Enerji tasarrufu sağlayan teknolojiler,
  • Yenilenebilir enerji sistemleri,
  • Başarıyla hayata geçirilmiş örnek projeler
    sektör profesyonelleriyle paylaşılacak.

Bu program, sadece teknik bilgi edinmekle kalmayıp, farklı alanlardaki uygulamaları da görme imkânı sağlayarak katılımcılar için zengin bir öğrenme alanı oluşturacak.

Neden Ziyaret Etmelisiniz?

Go Energy Türkiye Fuarı;

  • Enerji alanındaki en yeni ürünleri keşfetmek,
  • İşletmelerin ihtiyaç duyduğu teknolojilere ulaşmak,
  • Enerji maliyetlerini düşürecek çözümleri öğrenmek,
  • Karbon ayak izini azaltacak sürdürülebilir adımlar atmak
    isteyen herkes için eşsiz bir buluşma noktası olacak.

Fuarla birlikte düzenlenecek etkinliklerde uzmanlarla birebir görüşme, ağ kurma ve bilgi alışverişinde bulunma fırsatları da ziyaretçileri bekliyor.

Ücretsiz Kayıt ve Bilgilendirme

Fuarı ziyaret etmek isteyen katılımcılar, ücretsiz ziyaretçi kaydı için goenergyturkey.com adresini kullanabilirler.
Konferans programına dair tüm detaylara ise goenergyturkey.com/konferanslar üzerinden ulaşmak mümkün.

BRICS Ülkeleri Nükleer Geleceği Şekillendirmek İçin Çin’de Buluştu

Küresel enerji dönüşümünde kritik rol üstlenmesi beklenen BRICS Nükleer Platformu’nun ilk uzman paneli, Çin’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. CIENPI-2025 Fuarı kapsamında düzenlenen etkinlik, “Nükleer Enerjinin Gelişimini Etkileyen Temel Faktörler” başlığıyla, BRICS üyesi ve ortak ülkelerden üst düzey temsilcileri bir araya getirdi.

Çin, Rusya, Brezilya, Güney Afrika ve İran’ın yanı sıra ASEAN Enerji Merkezi ve Dünya Nükleer Birliği gibi uluslararası kuruluşların katılımıyla gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Beijing Review muhabiri Tao Xing üstlendi.

Panelin açılış konuşmalarını Güney Afrika’dan BRICS Nükleer Platformu Baş Koordinatörü Elsie Pule ile Brezilya Nükleer Faaliyetleri Geliştirme Derneği Başkanı Celso Cunha yaptı. Katılımcılar, nükleer enerjinin küresel kalkınmada sürdürülebilir rolü, çevresel etkiler ve sektördeki teknolojik yenilikler üzerine fikir alışverişinde bulundu.

Genç uzmanlara destek vurgusu yapan Çin SNURDC Uranyum Kaynakları Departmanı Müdür Yardımcısı Chen Xin, “Gelişmekte olan ülkelerin uzmanlarının deneyim paylaşımına ihtiyacı var. Bu panel, nükleer projelerde iş birliğini güçlendirmek için büyük bir fırsattı” dedi.

Rosatom Doğu Asya Genel Müdürü Artem Goncharuk ise, etkinliği “ortak potansiyelin teyidi” olarak değerlendirdi ve iş birliğini derinleştirecek adımların atılacağını belirtti: “Panel, BRICS arasında nükleer iş birliğinin henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş bir potansiyeli olduğunu gösterdi. Bu sadece bir başlangıç.”

Platformun bir sonraki durağı Brezilya olacak. 21 Mayıs 2025’te düzenlenecek olan Nükleer Ticaret ve Teknoloji Borsası (NT2E), küresel nükleer ağın genişlemesi için yeni fırsatlara sahne olacak.

BRICS’in nükleer alandaki bu stratejik hamlesi, enerji güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çok kutuplu dünyanın yeni enerji vizyonunu şekillendirmeye aday görünüyor.

Dijitalleşme ve Verimlilik Tesis Yönetiminin Geleceğini Belirliyor

İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, sürdürülebilirlik ve tesis yönetimi alanında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. 2. Sürdürülebilir Tesis Yönetimi Zirvesi, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selma Karatepe’nin açılış konuşmasıyla başladı. Karatepe, günümüzün en kritik meselelerinden iklim değişikliği ve doğal kaynakların tükenmesi karşısında sürdürülebilirliğin bir zorunluluk olduğunu vurguladı. “Sorumluluğumuz, sadece bugünkü durumu değil, geleceği de düşünerek hareket etmekte yatıyor” diyerek katılımcılara ilham verdi.

Ardından sahneye çıkan TESYÖN Başkanı Dr. Aylin İlgen, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını; aynı zamanda ekonomik ve sosyal boyutları olan entegre bir yaklaşım gerektiğini ifade etti. İlgen, tesis üretimi alanında yüksek lisans programı açılacağını duyurarak, gençlerin geleceğin yöneticileri olarak eğitilmesi için önemli bir adım attıklarını belirtti. “Bu program, sürdürülebilir tesis yönetimi konusundaki bilgi birikimimizi artıracak ve sektöre yeni perspektifler kazandıracak” dedi.

İş Birliği ve Teknoloji Önemli

Zirvenin devamında UTTMD Başkanı Kemal Evcioğlu, küresel değişimlerin tesis yönetimine olan etkilerine dikkat çekerek, iş birliği ve teknolojinin önemine vurgu yaptı. Tesis yönetimi alanında başarının, yalnızca bireysel çabalarla değil, kolektif bir bilinç ve iş birliği ile elde edileceğini ifade etti.

Protokol Konuşmaları ile Sürdürülebilirlik Vurgusu

Protokol konuşmaları sırasında TYTFED Başkanı Süleyman Görenekli de sürdürülebilir konfor alanlarının planlamada sağlanması gerektiğini belirtti. Görenekli, “Binaların konforlu ve verimli bir şekilde yönetilmesi, insan sağlığı ve çevre için kritik bir öneme sahiptir” diyerek tüm katılımcılara bu konudaki sorumluluklarını hatırlattı. İkinci oturumda, çevre dostu yaklaşımların önemine dair değerlendirmeler yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Yozgat ise teknolojinin insan düşüncesi üzerindeki etkileri konusunda dikkat çekici yorumlarda bulundu.

Enerji Tüketimini Azaltma Çözümleri

Enerji tüketimini azaltma yöntemleri üzerine sunum yapan PEMS Kurucu Genel Müdürü İsmail Taşkıran, sıfır atık uygulamalarının tesis yönetimindeki yerini açıkladı. “Enerji yönetimi, çevresel sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor ve bu alanda kaydedilen ilerlemeler, bize nasıl bir gelecekle karşılaşacağımızı şekillendiriyor” dedi.

İlk Oturumdan Önemli Çıktılar

Zirvenin ilk oturumunda TRKTYD Başkanı Suat Sandalcı, Kat Mülkiyeti Kanunu’na yönelik lisanslama çalışmalarının gerekliliğini ve bu konudaki gelişmeleri aktardı. TRFMA Başkanı Nazlı Uzunlar ise doğal kaynakların korunmasının önemini vurguladı. Emlak Konut Yöneticileri Kenan Apaydın ve Metin Tekin, binaların çevresel etkileri ve enerji yönetimi konularına dair detaylı sunumlar gerçekleştirdi.

Dijitalleşmenin Gücü

Dijitalleşmenin tesis yönetimindeki rolünü ele alan WISERA Teknolojisi Kurucusu Berfin Çeçen Şenol, yapay zeka destekli sistemlerin verimliliği artırmada nasıl yardımcı olduğunu örneklerle açıkladı. “Dijital teknolojiler, tesis yönetiminde daha etkin çözümler sunarak, kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor” diye belirtti.

İkinci Oturumda Sıfır Atık Uygulamaları

Zirvenin ikinci oturumunda, ÇBS’den Hülya Çakır, sıfır atık uygulamaları hakkında bilgi verirken, TAV İnşaat’tan Dr. Ahmet Çıtıpıtıoğlu dijital proje yönetimi süreçlerini anlattı. Easy Point Yönetici Ortağı Emre Cevdet Çizmecioğlu, enerji sektörünün çevresel sürdürülebilirlikteki rolüne dair sunumlar yaptı.

Geleceğin Enerji Yönetimi

Üçüncü oturumun moderatörlüğünü Gürkan Kalafat üstlenerek, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Levent Çelik operasyonel verimliliğin önemine dair görüşlerini paylaştı. Durmazlar Holding’den Ferdun Dönmez, esnek ve akıllı altyapıların gelecekteki enerji yönetimi açısından değerini ele aldı. Smart Home Türkiye Satış Direktörü Cem Genç, enerji verimliliği için otomasyon sistemlerinin artık bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Başarılar ve Gelecek Umutları

Zirvenin son oturumunda Koç Üniversitesi Hastanesi’nden Fatih Şalkam, otomasyon sistemleriyle sağlanan enerji tasarrufu projelerini katılımcılarla paylaştı. UTTMD Başkanı Kemal Evcioğlu, sürdürülebilir yönetim anlayışının gerekliliğine vurgu yaparken, TEB’den Nurcan Yemelek Ataş bankalarının enerji yönetimi uygulamaları ile elde ettiği başarıları aktardı.

Zirve Sonuçlandırıldı

Sonuç olarak, 2. Sürdürülebilir Tesis Yönetimi Zirvesi, sektörde bilgi paylaşımını güçlendirerek sürdürülebilir yönetim vizyonuna önemli katkılar sunarak başarıyla tamamlandı. Katılımcıların aldıkları notlar, edindikleri yeni bilgiler ve ortaya çıkan iş birliği ruhu, gelecekte sektörün gelişimi açısından umut verici bir tablo çizdi. Bu zirve, sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda sürdürülebilir geçiş için atılan önemli adımlardan biri olarak kaydedildi. Gelecekte de benzer etkinliklerin düzenlenmesi, sektördeki iş birliklerini pekiştirerek daha güçlü bir tesis yönetim anlayışının oluşmasına zemin hazırlayacaktır.

Elektrik Zammı Üreticiyi Vurdu, Girdilerde Rekor Artış

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı üretici ve market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişiklikleri görüntülü basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının alarm verici seviyelere ulaştığını belirterek, “Havuç üreticide 14 lirayken markette 50 liraya satıldı. Aradaki fark yüzde 256’yı aşıyor” dedi. Bayraktar’ın paylaştığı verilere göre, Nisan ayında en yüksek fiyat farkı havuçta görüldü. Havuçu yüzde 230 ile marul, yüzde 222 ile kuru soğan, yüzde 219 ile kuru fasulye ve yüzde 216 ile nohut izledi. Bu ürünlerin market fiyatları, üretici fiyatlarının 3 ila 3,6 katına ulaştı. Havuç 3,6 kat, marul 3,3 kat, kuru fasulye, nohut ve kuru soğan ise 3,2 kat fazlasına tüketiciye sunuldu.

Market fiyatlarında incelenen 39 ürünün 28’inde fiyat artışı yaşanırken, 11 üründe ise azalış kaydedildi. En fazla artış yüzde 43 ile karnabaharda görüldü. Karnabaharı havuç (%28), maydanoz (%22), limon (%20) ve marul (%17) izledi. Öte yandan markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 36 ile salatalıkta yaşandı. Salatalığı yüzde 30 ile patlıcan, yüzde 28 ile domates, yüzde 22 ile sivri biber ve yüzde 12 ile kabak takip etti. Üretici fiyatlarında ise tablo daha dramatikti. 31 ürünün sadece 8’inde fiyat artışı görülürken, 17’sinde düşüş yaşandı, 6 ürünün fiyatı ise sabit kaldı. Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 59 ile salatalıkta gözlemlendi. Patlıcan yüzde 42, kuru soğan yüzde 41,5, sivri biber yüzde 27, domates yüzde 26 ve limon yüzde 21 değer kaybetti.

Buna karşılık üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 100 ile kuru kayısıda gerçekleşti. Kuru kayısıyı yüzde 33 ile fındık, yüzde 31 ile elma ve yüzde 13 ile Antep fıstığı takip etti. Ancak bu fiyat artışları, üretici gelirine beklenen katkıyı sağlamadı. Bayraktar, yaşanan zirai don nedeniyle kayısı üreticisinin elinde sadece yüzde 10 civarında ürün kaldığını ve bu nedenle fiyat artsa da üreticinin eline geçen gelirin düşük kaldığını vurguladı. Aynı şekilde elma ağaçlarında da don nedeniyle verim düştü, kalan ürünler depolarda tükendi. Limon piyasası ise sezon sonuna yaklaşılması ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle neredeyse durma noktasına geldi. Önce ihracatın tamamen yasaklanması, ardından bu yasağın 15 Mayıs’a kadar ertelenmesi, limon üreticisini zora soktu.

Kuru soğanda ise Çukurova bölgesinde ekim alanlarının genişlemesi ve havaların soğuk geçmesi sonucu rekolte beklentisi yükseldi. Bu nedenle ilk hasatta 18-20 TL arasında satılan kuru soğan, 7-8 TL’ye kadar düştü. İç Anadolu bölgesinde ise üreticinin elinde soğan kalmadığı için sezon kapandı. Diğer yandan yaşanan don felaketi fındıkta fiyat artışına neden olurken, Antep fıstığında kuraklık etkili oldu.

Tarımsal girdi fiyatlarında da dikkat çeken değişiklikler yaşandı. Nisan ayında Mart ayına göre DAP gübresi yüzde 1,9, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,7 oranında artarken, amonyum sülfat yüzde 1,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,3, ÜRE gübresi ise yüzde 0,1 oranında geriledi. Ancak yıllık bazda tüm gübre türlerinde dikkat çekici artışlar yaşandı. ÜRE gübresi yüzde 35,7, DAP yüzde 34,3, amonyum nitrat yüzde 32,7, kompoze gübre yüzde 30,5 ve amonyum sülfat yüzde 21,6 oranında zamlandı. Yemde de benzer şekilde aylık artışlar yaşandı. Süt yemi yüzde 3,1, besi yemi yüzde 3,2 oranında arttı. Yıllık artış ise süt yeminde yüzde 25, besi yeminde yüzde 25,5 oldu. Elektrik fiyatlarında ise rekor düzeyde artış görüldü. Son bir yılda tarımda kullanılan elektrik yüzde 47,8 zamlandı ve bu kalem girdi maliyetlerinde ilk sıraya oturdu. Tarım ilacı fiyatları da yüzde 14,94 artarken, mazot fiyatı Nisan ayında aylık bazda yüzde 2,9 düşmesine rağmen yıllık bazda yüzde 10,1 arttı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, üretici ile tüketici arasındaki uçuruma dikkat çekerek, “Üretici kazanmazsa tarım sürdürülemez. Bu fiyat yapısı sürdürülebilir değil. Üreticinin emeği korunmalı, tüketici ise fahiş fiyatlara mahkûm edilmemelidir” dedi.

Seçilmiş Ürünlerde 24 Nisan 2025 Üretici, Hal, Pazar ve Market Fiyatları (TL/kg)
ÜRÜNLERFiyat (TL/kg)Fiyat Farkı (Yüzde)
ÜreticiHalPazarMarketHal/ÜreticiPazar/ÜreticiMarket/Üretici
Havuç14,0023,5037,5049,8267,86167,86255,8
Marul (adet)12,5019,9032,8341,2659,20162,67230,1
Kuru Soğan7,8015,8622,8325,14103,33192,74222,3
Kuru Fasulye33,2947,0080,00106,1941,18140,31219,0
Nohut31,5652,0075,0099,8764,77137,64216,4
Salatalık14,1019,0538,2544,2635,11171,28213,9
Maydanoz (adet)6,008,5513,5017,8242,50125,00196,9
Kuru İncir170,00 500,00500,83 194,12194,6
Kırmızı Mercimek22,9449,0060,0067,36113,60161,55193,7
Limon20,0037,7245,8357,7588,58129,17188,8
Yeşil Mercimek29,3352,0065,0083,9377,29121,62186,1
Karnabahar17,5048,0048,5049,00174,29177,14180,0
Pırasa19,1724,6040,8349,9528,35113,04160,6
B. Lahana11,1711,3028,0028,591,19150,75156,1
Patlıcan24,6030,0554,3362,3222,15120,87153,3
Kuru Üzüm110,00 250,00258,83 127,27135,3
Ispanak20,8321,0038,1746,820,8083,20124,7
Kabak25,3030,0048,6755,2318,5892,36118,3
Yeşil Soğan (Demet)223040,0047,7936,3681,82117,2
Sivri Biber46,0047,7083,3396,583,7081,16110,0
Çilek76,598,33123,33157,2428,5461,22105,5
Pirinç44,1652,0070,0088,7017,7558,51100,9
Antep Fıstığı340 670,00676,21 97,0698,9
Kuru Soğan13,3015,8622,8325,1419,2571,6889,0
Domates21,9027,9032,1739,7127,4046,8881,3
Fındık (iç)360 600,00607,18 66,6768,7
Kuru Kayısı300,00 500,00505,69 66,6768,6
Zeytinyağı203,75  336,75  65,3
Kuzu Eti529,36  866,47  63,7
Yumurta4,13 6,506,57 57,3859,1
Elma37,5038,0046,1758,871,3323,1157,0
Dana Eti448,18  701,17  56,4
Beyaz peynir   286,55   
Kaşar peyniri   370,18   
Yoğurt   62,48   
Tereyağı   425,45   
Mısırözü yağı   92,00   
Ayçiçek yağı   78,81   
Tavuk Eti   110,13   
Toz şeker   48,38   
        

Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç (Osmancık), kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır. Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır. Yumurta üretici fiyatları Başmakçı ve Kaytaş verilerinin ortalaması alınarak derlenmektedir.

Ay Sonu Market Fiyatları
MARKETMarket Fiyatı (TL/kg)Değişim (Yüzde)
ÜRÜNLER24 Mart 202524 Nisan 202529 Mart 2025/24 Nisan 2025
Karnabahar34,1949,0043,3
Havuç38,9749,8227,8
Maydanoz (adet)14,6117,8222,0
Limon48,0757,7520,1
Marul (adet)35,2241,2617,2
Patates24,7928,6415,5
Kuru Kayısı453,70505,6911,5
Pırasa45,5849,959,6
Kuru İncir460,52500,838,8
Toz şeker44,5448,388,6
Elma54,3858,878,2
Pirinç83,5788,706,1
Ayçiçek yağı75,0078,815,1
Mısırözü yağı87,5692,005,1
Zeytinyağı322,40336,754,5
Tavuk Eti105,56110,134,3
Yeşil Mercimek80,5383,934,2
Ispanak45,1346,823,7
Kuru Fasulye102,53106,193,6
Nohut96,8299,873,2
Kırmızı Mercimek65,6167,362,7
Kaşar peyniri361,93370,182,3
Fındık (iç)598,52607,181,4
Dana Eti692,12701,171,3
Kuzu Eti855,75866,471,3
Yoğurt61,9062,480,9
Tereyağı421,80425,450,9
Beyaz peynir284,52286,550,7
Kuru Üzüm260,89258,83-0,8
Kuru Soğan25,8125,14-2,6
B. Lahana29,5728,59-3,3
Antep Fıstığı731,03676,21-7,5
Yumurta (adet)7,256,57-9,4
Yeşil Soğan (Demet)53,3047,79-10,3
Kabak62,4155,23-11,5
Sivri Biber123,1196,58-21,6
Domates55,0439,71-27,9
Patlıcan89,4962,32-30,4
Salatalık68,5244,26-35,4
Ay Sonu Üretici Fiyatları
ÜRETİCİAy Sonu Üretici Fiyatı (TL/kg)Değişim (Yüzde)
ÜRÜNLER24 Mart 202524 Nisan 202524 Şubat 2025/24 Mart 2025
Kuru Kayısı150,00300,00100,0
Fındık (iç)270,00360,0033,3
Elma28,6037,5031,1
Antep Fıstığı300,00340,0013,3
Dana Eti442,74448,181,2
Kuzu Eti525,75529,360,7
Ispanak20,7120,830,6
Kuru Fasulye33,2933,290,0
Nohut31,5631,560,0
Kırmızı Mercimek22,9422,940,0
Yeşil Mercimek29,3329,330,0
Kuru Üzüm110,00110,000,0
Kuru İncir170,00170,000,0
Kuru Soğan13,3313,30-0,2
Pirinç45,0044,16-1,9
Karnabahar17,9017,50-2,2
Maydanoz (adet)6,176,00-2,7
Havuç14,5014,00-3,4
Yeşil Soğan (Demet)23,3322,00-5,7
Zeytinyağı218,75203,75-6,9
B. Lahana12,1411,17-8,0
Marul (adet)14,6712,50-14,8
Yumurta (adet)5,054,13-18,2
Kabak31,2025,30-18,9
Pırasa23,9219,17-19,9
Limon25,2520,00-20,8
Domates29,5021,90-25,8
Sivri Biber63,0046,00-27,0
Patates12,837,80-39,2
Patlıcan42,5024,60-42,1
Salatalık33,8014,10-58,3
  GİRDİ FİYATLARI Gübreler (TL/Ton)2024 Nisan2025 Mart2025 Nisan  Mart 2025-Nisan 2025 Değişim (%)  Nisan 2024- Nisan 2025 Değişim (%)
Amonyum Sülfat %21                  8.711                10.767                   10.590-1,621,6
Amonyum Nitrat %26                  9.763                12.871                   12.9570,732,7
ÜRE                14.137                19.200                   19.185-0,135,7
DAP                19.979                26.329                   26.8361,934,3
20.20.0 kompoze                13.194                17.440                   17.221-1,330,5
Mazot (TL/Litre)41,9347,5746,17-2,910,1
Yemler     
Besi yemi (TL/ton)10.22912.43512.8353,225,5
Süt yemi (TL/ton)11.19913.58013.9953,125,0
Zirai ilaçlar     
Deltametrin EC 25g/L)783900900014,94
Elektrik (krş/kwh)256,46334,48377,2112,7847,08

Baltık’tan Ege’ye: Üç Deniz Girişimi’nin Genişleyen Vizyonu

“3 Deniz Girişimi” (Three Seas Initiative –3SI), Baltık Denizi, Karadeniz ve Adriatik Denizi arasında yer alan Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Avusturya, Hırvatistan, Romanya ve Bulgaristan olmak üzere 12 AB ülkesini bir araya getirerek, resmî olarak 2016 yılında kurulmuştur. İlk zirvesi, 25-26 Ağustos 2016 tarihlerinde Hırvatistan’ın Dubrovnik şehrinde gerçekleştirilmiştir.

Girişimin temeli, ABD’li bir kuruluş olan Atlantik Konseyi’nin 2014 yılında hazırladığı “Avrupa’yı Tamamlamak” başlıklı rapordan hareketle 2015 yılında Polonya ve Hırvatistan öncülüğünde atılmıştır. İlerleyen süreçte girişimin içerisinde Polonya’nın etkinliğinden ve üstü örtülü bir liderliğinden bahsetmek mümkündür.

Tamamı AB üyesi olan bu Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri soğuk savaş döneminde “demir perde” ülkeleri olarak doğu blokunun içinde konumlanmışlardır. SSCB’nin dağılmasıyla birlikte bu ülkeler Rusya karşıtı bir pozisyon almış ve Avrupa-Atlantik yapıları ile bütünleşme yönünde bir yol izlemişlerdir. Sonuçta çeşitli farklılıkları içerse de ortak bir tarihi ve kültürel geçmişe sahip olan bu ülkeler 3 Deniz Girişimi çerçevesinde bir araya gelmiştir. Girişim, başlangıçta AB’ye rakip olarak değerlendirilse de bugün için daha çok onu tamamlama amacı taşımaktadır.

Geçtiğimiz yüzyılda Avrupa Birliği’nin oluşturduğu ortak ekonomik ve gümrük alanı, kıtanın bir bütün olarak istikrarlı bir şekilde gelişmesinin önünü açmıştır. Buna rağmen Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, ekonomik eşitsizlikleri ve eskimiş altyapıları nedeniyle Batı Avrupa ülkelerinin gerisinde kalmışlardır. AB, her ne kadar kolektif politikalar geliştirmeye çalışsa da özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren oluşan ülkeler arası eşitsizlikler bugün hala devam etmektedir. 3 Deniz Girişimi’nin temel amacı bu eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik politikalar üretmektir. Özellikle enerji, ulaşım ve dijital altyapı projeleri geliştirmek suretiyle bölgesel bir iş birliği planlanmaktadır. Bu girişim ile hukukun üstünlüğü ilkelerine saygılı, şeffaf bir yönetim, piyasa ekonomisi koşullarında ortak pazar olarak işleyen ve çevre konularına duyarlı bir alan oluşturmak amaçlanmaktadır.

3 Deniz Girişimi’nin jeopolitik önemi, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi karşısında ABD’nin Haziran 2021 tarihinde yapılan G7 Zirvesi’nde dile getirdiği Yeşil Kuşak ve Yol Projesi kapsamında ortaya çıkmaktadır. Girişim, son 50 yılda Orta ve Doğu Avrupa’da ortaya çıkan en önemli siyasi ve ekonomik politika olarak değerlendirilmektedir. Buna göre üç deniz bölgesinde güvenli, istikrarlı ve ekonomik açıdan uygun stratejik müttefiklere sahip olmak ABD’nin güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından önemlidir. Çünkü bölgede zaman içerisinde artan bir Çin etkisi söz konusudur. Çin uzun süredir Doğu Avrupa’da nüfuz kazanmak için büyük altyapı projelerini zorlamaktadır. Hatta Çin’in bu bölgeye yönelik olarak 2012 yılında geliştirdiği 16+1 Girişiminin 10 üyesi aynı zamanda 3 Deniz Girişimi’ne de üyedir. Bu açıdan bakıldığında bölgedeki projeler üzerinden jeopolitik rekabet giderek artmaktadır. Sonuç olarak 3 Deniz Girişimi, Çin’in Avrupa’daki artan etkisine karşı ABD tarafından tepkisel pratik bir “karşı çıkış” olarak değerlendirilebilir.

Güncel Gelişmeler (2023–2025)

Yunanistan’ın Katılımı:
2023 yılında Bükreş’te düzenlenen Üç Deniz Girişimi Zirvesi’nde Yunanistan, girişime tam üye olarak katılmıştır. Böylece 3SI, 12 ülkeden 13 üyeye genişlemiş ve Adriyatik, Baltık ve Karadeniz üçgenine Ege Denizi de eklenmiştir. Bu gelişme, girişimin sadece altyapısal değil, aynı zamanda jeopolitik kapsama alanını da genişletmiş, Güneydoğu Avrupa ile bağlantıları artırmıştır.

Ortak Üyelikler ve Statüler:
2023 yılında Ukrayna ve Moldova, “ortak katılımcı” (partner participant) statüsüyle girişime dahil edilmiştir. 28-29 Nisan 2025 tarihlerinde Varşova’da düzenlenen 10. Üç Deniz Girişimi Zirvesi sırasında Arnavutluk ve Karadağ da aynı statüyle katılmıştır. Bu gelişme, girişimin Batı Balkanlar üzerindeki etkisini artırmış, AB entegrasyon süreciyle paralel ilerleyen bölgesel bir sinerji yaratmıştır.

Türkiye ve İspanya’nın Stratejik Ortaklığı:
Aynı zirvede, Türkiye ve İspanya, Üç Deniz Girişimi’ne “stratejik ortak” olarak resmen katılmıştır. Türkiye, bu ortaklık çerçevesinde özellikle Karadeniz, Balkanlar ve Orta Avrupa coğrafyasında enerji ve ulaştırma koridorları açısından önemli bir rol üstlenmektedir. TANAP, Orta Koridor ve Marmaray gibi projeler, girişimin kuzey-güney bağlantılarına entegre edilerek hem ekonomik hem jeopolitik katkı sağlamaktadır.

Altyapı Projelerinde Artış:
2024 yılı itibarıyla girişim kapsamındaki öncelikli altyapı projelerinin sayısı 143’e ulaşmıştır. Bu projeler, Via Carpatia otoyolu, Baltık-Ege doğal gaz hattı, LNG terminalleri, fiber optik ağlar ve demiryolu hatları gibi stratejik bağlantıları içermektedir.

ABD ve AB’nin Desteği:
ABD, girişime olan desteğini 2023–2025 arasında artırmış; 3SI Yatırım Fonu’na doğrudan yatırım desteği sağlamıştır. Aynı şekilde Avrupa Birliği de 3SI projelerinin TEN-T (Trans-European Transport Network) ile uyumunu artırmaya başlamış ve bu yapının AB stratejik özerkliği açısından önemine dikkat çekmiştir.

Bu gelişmeler ışığında Üç Deniz Girişimi, artık sadece altyapı temelli bir bölgesel girişim değil; jeopolitik, ekonomik ve stratejik düzeyde Avrupa’nın doğusunun yeniden yapılanmasında belirleyici bir platform haline gelmiştir. Türkiye’nin de sürece dahil olması, girişimin Afro-Avrasya bağlamında daha geniş bir etkileşim alanına ulaşmasını mümkün kılmaktadır.

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Hakan Arıdemir, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir. Uluslararası Hukuk, Bölgesel Deniz Jeopolitiği Meseleleri ve Uluslararası Deniz Hukuku alanında çalışmalarını sürdürmektedir. Afro-Avrasya Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucu başkanı olan Doç. Dr. Arıdemir, ulusal ve uluslararası düzeyde birçok akademik projeye, çalıştaya ve yayın faaliyetlerine öncülük etmektedir. Türkiye’nin Afro-Avrasya vizyonu ve Türk dünyası stratejileri üzerine derinlemesine analizler üretmektedir.

Teknolojinin Kalbi Bu Kez Rio’da Attı

Dijital dönüşümün merkezinde, inovasyonun kalbinde ve girişimciliğin nabzında attığı bir şehir düşünün: Rio de Janeiro. 2025 yılında Web Summit Rio, tam da bu hayalin vücut bulduğu bir zirveye dönüştü. Katılımcı sayıları, kadın girişimci oranı, yatırımcı ilgisi ve uluslararası temsiliyetiyle yalnızca bir teknoloji etkinliği değil; aynı zamanda küresel girişimcilik haritasının yeni rotasını çizen bir buluşma noktası oldu.

Bu yılki zirvede 102 ülkeden 34.552 katılımcı yer aldı. Bunlar arasında 1.397 girişimci, 657 yatırımcı ve 846 medya temsilcisi bulunuyordu. Bu rakamlar yalnızca niceliksel bir büyümeyi değil, nitelikli bir etkileşim zemininin de oluştuğunu gösteriyor. Web Summit Rio 2025, yeni bağlantıların kurulmasına, yatırımcılarla girişimcilerin bir araya gelmesine ve teknoloji dünyasının gelecek vizyonunun şekillenmesine zemin hazırladı.

Etkinlikte en dikkat çekici verilerden biri de kadın girişimci oranındaki artış oldu. 647 kadın kuruculu girişim, toplam girişimlerin %46’sını temsil etti. Geçtiğimiz yıla kıyasla %34’lük bu artış, teknoloji ekosisteminde toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki çabaların karşılık bulmaya başladığının somut bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Zirvede sadece yeni girişimler değil, aynı zamanda yatırım dünyası da güçlü bir varlık gösterdi. ABD, Kanada, Arjantin, Meksika, Singapur ve Birleşik Krallık gibi ülkelerden gelen yatırımcılar, Brezilya’daki yerel aktörlerle birlikte toplamda 657 yatırımcı ile etkinlikte yer aldı. Bu yıl yatırımcı katılımı %32 oranında artış gösterdi. Andreeson Horowitz, Kleiner Perkins, Kaszek Ventures ve Upload Ventures gibi önemli yatırım fonları bu yıl Rio’da aktif rol oynadı.

Etkinliğin yazılım altyapısını sağlayan Web Summit’in tescilli “Summit Engine” sistemi, 105 stratejik buluşmaya ev sahipliği yaptı. Katılımcılar bu sistem aracılığıyla sektör, ilgi alanı ve hedeflerine uygun eşleşmelerle doğru kişilerle bir araya gelme imkânı buldu. Bu sistem, etkinliğin yalnızca bir konferans olmanın ötesine geçip, iş geliştirme ve ağ kurma merkezi haline gelmesini sağladı.

Web Summit Rio 2025’in açılış gecesi ise diplomatik ve ekonomik anlamda oldukça güçlü mesajlar verdi. Web Summit CEO’su Paddy Cosgrave, Brezilya Bilim, Teknoloji ve Yenilik Bakanı Luciana Santos, Rio Belediye Başkanı Eduardo Paes ve SENAC Başkanı Antonio Queiroz’un katıldığı törende, Web Summit’in Rio’daki varlığını 2030 yılına kadar uzatan yeni bir beş yıllık anlaşma duyuruldu. Bu anlaşma ile Rio de Janeiro yalnızca Latin Amerika’nın değil, dünyanın teknoloji merkezlerinden biri olma yolunda kararlılıkla ilerliyor.

27 Nisan 2025; Brezilya Bilim, Teknoloji ve Yenilik Bakanı Luciana Santos, sahnenin ortasında; soldan sağa Web Summit CEO’su ve Kurucusu Paddy Cosgrave, Rio de Janeiro Eyaleti Fecomercio Sistemi Başkanı (SENAC) Antonio Queiroz ve Rio de Janeiro Belediye Başkanı Eduardo da Costa Paes ile birlikte, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentindeki Riocentro’da düzenlenen Web Summit Rio 2025’in açılış gecesinde. Fotoğraf: Ramsey Cardy/Web Summit via Sportsfile

Etkinlik boyunca sahnede yer alan 516 konuşmacı arasında ise teknoloji dünyasının öncülerinden isimler yer aldı: Nvidia İcra Direktörü Marcio Aguiar, Open AI LATAM Başkanı Nicolas Robinson Andrade, Microsoft Brezilya Başkanı Priscyla Laham, IBM Etki Yöneticisi Justina Nixon-Saintil ve TikTok Küresel İş Çözümleri Genel Müdürü Gabriela Comazzetto gibi birçok önemli lider, dijital dönüşümün bugününü ve yarınını tartıştı.

Web Summit Rio 2025, teknoloji dünyasının yalnızca nereye evrildiğini değil, aynı zamanda nasıl daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yapı kurulabileceğini de tartışmaya açtı. Özellikle Web Summit’in topluluk ortaklıkları; marjinal grupların temsilini artıran, gençleri harekete geçiren ve eşitliği teşvik eden örnek uygulamalarla öne çıktı.

Sonuç olarak, Web Summit Rio 2025 yalnızca bir etkinlik değil; bir vizyondu. Girişimcilik ruhunun küreselleştiği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin güç kazandığı, teknoloji liderlerinin gelecek için ortak akıl geliştirdiği bir platformdu. Gelecek yılın zirvesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Ancak bugünden söyleyebiliriz: Rio artık sadece karnavalın değil, teknolojinin ve girişimciliğin de başkenti.

Kaçak elektrik Türkiye’nin enerji güvenliğini tehdit ediyor

Türkiye’nin enerji arz güvenliği, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde giderek yaygınlaşan kaçak elektrik kullanımı nedeniyle ciddi tehdit altında. Dicle Elektrik, başta Şanlıurfa ve Mardin olmak üzere hizmet bölgesinde hızla artan yasa dışı elektrik tüketiminin, hem ulusal şebekede dengesizliklere yol açtığını hem de Türkiye’nin Avrupa elektrik ağı ENTSO-E ile entegrasyonunu tehlikeye attığını açıkladı.

Şirketin Genel Müdürü Yaşar Arvas, kontrolsüz şekilde yapılan sulama faaliyetlerinin enerji tüketimini rekor seviyelere çıkardığını belirterek, “Bu usulsüzlük sürdürülemez. Bu yalnızca bir enerji krizi değil, aynı zamanda doğrudan bir beka sorunudur.” dedi.

Kuraklıkla birlikte yer altı sularına olan bağımlılık artarken, çiftçiler bilinçsiz ve kontrolsüz sulama yöntemleriyle 850 metre derinliğe kadar inerek su çekiyor. Bu rekor derinlik, güçlü motopomplar aracılığıyla yüksek miktarda enerji tüketimi anlamına geliyor.

Arvas, yılın ilk dört ayında sadece bu kuyular nedeniyle 1,5 milyar kilovatsaatlik (kWh) fazladan enerji tüketildiğini ve bu durumun sürdürülebilir tarım ve ekosistemler için büyük tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Beş İlçe Türkiye’nin Elektrik Tüketiminin %2’sini Harcıyor

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde sadece 2025’in ilk üç gününde 349 kaçak trafo tespit edildi. Bu trafolarla 72 binden fazla kişiye yetecek büyüklükte bir kayıt dışı elektrik kullanımı gerçekleştirildiği belirlendi.

Dicle Elektrik’in insansız hava araçları ve yapay zeka destekli tarama sistemleri sayesinde Şanlıurfa ve Mardin’de toplam 10 binden fazla kaçak trafo tespit edildi. Kaçak tüketimin en yoğun olduğu ilçeler ise Viranşehir, Kızıltepe, Siverek, Ceylanpınar ve Derik oldu. Bu beş ilçe, Türkiye’nin üç aylık toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %2’sini tek başına harcadı.

“Günde 86 TOGG Bedeli Milletin Cebinden Çalınıyor”

2025 yılı sonuna kadar, sadece 6 ildeki kaçak kullanımın 9,8 milyar kWh’e ulaşması bekleniyor. Güncel piyasa değerine göre bu miktarın maliyeti 45 milyar TL’yi aşarken, her gün kaçak kullanıma karşılık gelen zarar 86 adet TOGG otomobilin fiyatına denk geliyor.

Bu tablo, kaçak kullanımın ekonomik boyutunun ne denli büyük olduğunu ortaya koyuyor. Kaçak elektrik yalnızca bölgesel değil, ulusal bir ekonomik yük haline geliyor.

Ulusal Şebeke Tehlikede

Dicle Elektrik yetkilileri, kontrolsüz kaçak tüketimin Türkiye’nin Avrupa elektrik ağı olan ENTSO-E ile olan entegrasyonunu riske attığını belirtiyor. Bu durum yalnızca enerji kalitesini değil, aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa ile olan ticari ve stratejik enerji ilişkilerini de tehdit ediyor.

Yatırımlar Sonuç Verdi Ama Kaçak Şebekeler Gölge Düşürüyor

2013 yılında başlayan özelleştirme süreciyle birlikte Dicle Elektrik, altyapısını modernize etmek için bugüne dek 62 milyar TL yatırım yaptı. Bu yatırımlar sayesinde kayıp-kaçak oranı %76’dan %37’ye kadar indirildi. Kent merkezlerinde bu oran %14,5 seviyelerine kadar düştü.

Ancak tarımsal sulamada kullanılan kaçak trafolar ve illegal bağlantılar, şirketin çabalarına gölge düşürüyor. Özellikle yaz aylarında artan sulama ihtiyacıyla birlikte, bu tür usulsüz kullanımların tüm enerji planlamasını altüst ettiği ifade ediliyor.

Bilinçli Sulama, Yasal Kullanım, Ortak Sorumluluk

Genel Müdür Yaşar Arvas, çözümün yalnızca teknolojik yatırımlarda değil, aynı zamanda toplumun bilinçlendirilmesinde ve yasal kullanımın teşvik edilmesinde yattığını vurguladı. “Sürdürülebilir tarım için modern sulama yöntemlerine geçilmesi artık bir seçenek değil, zorunluluk. Aksi halde hem enerji sistemimiz çöker hem de geleceğimiz riske girer.” ifadelerini kullandı.

Enerji Devleri İstanbul’da Buluştu

Enerji sektörünün en prestijli etkinliklerinden biri olan Petroleum İstanbul, 24-26 Nisan tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Fuarın öne çıkan katılımcılarından Alpet Türkiye, etkileyici standı ve yoğun ziyaretçi ilgisiyle dikkatleri üzerine çekti. Alpet Türkiye Genel Müdürü Fidan Bayındır, etkinlik süresince sektör ve şirket vizyonuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Dünyanın dört bir yanından sektör temsilcilerini buluşturan fuar, hem ürün ve hizmet tanıtımlarına hem de önemli iş birliklerine zemin hazırladı. Alpet Türkiye, Zeren Grup Holding’in enerji sektöründeki güçlü temsilcisi olarak yer aldığı fuarda, istasyon konseptinde tasarladığı standıyla adeta gerçek bir akaryakıt istasyonu deneyimi sundu.

Fuar kapsamında gerçekleştirilen “Mobilitenin Geleceğinde Yakıt Dışı Perakende ve Hizmetler” oturumunda konuşan Alpet Satış ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Okan Ekinci, akaryakıt dışı perakendenin büyüyen rolüne ve mobilite dünyasındaki dönüşüme dair değerlendirmelerde bulundu. Oturumun moderatörlüğünü The Retail Marketeers Kurucu Ortağı Christian Warning üstlendi.

Petroleum İstanbul’un sektör için taşıdığı öneme dikkat çeken Fidan Bayındır, “Yaklaşık 30 yıldır sektörün öncü isimlerini bir araya getiren bu fuarda bulunmaktan gurur duyuyoruz. Ulusal ve uluslararası enerji şirketleri için çok değerli bir iş birliği platformu olan bu organizasyon, sektörümüzün gelişimine büyük katkı sağlıyor” dedi.

“Depolama kapasitemiz ve hizmet kalitemizle fark yaratıyoruz”

Alpet Türkiye’nin Zeren Grup çatısı altında büyük bir ivme kazandığını vurgulayan Bayındır, “Şu anda yaklaşık 250 bin tonluk bir depolama kapasitesine sahibiz. Bu büyüklük, bizi Türkiye’deki en yüksek kapasiteye sahip akaryakıt şirketlerinden biri haline getiriyor. Terminallerimiz ve depo yatırımlarımız, pazardaki etkinliğimizi artırıyor. En temel önceliğimiz ise, güvenilir ve kaliteli hizmet sunmak” diye konuştu.

“Hedefimiz: Alpet’i tartışmasız lider yapmak”

Bayındır sözlerini şöyle sürdürdü: “Güçlü ekibimiz, marka değerimiz ve yatırımlarımızla Alpet’in sürdürülebilir başarısını her geçen gün ileri taşıyoruz. ‘Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Bayilerimizle şeffaf ve güvene dayalı ilişkiler kuruyoruz. Holdingimizin sağladığı güçlü destekle, 2025 yılı boyunca Türkiye genelinde büyümemizi hız kesmeden sürdüreceğiz.”

Otomotiv Sektöründe Finansal Sıkıntılar ve Yatırım Durgunluğu Hakim

Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS), 2025 yılının ilk çeyreğine ilişkin sektörel değerlendirme anketinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yapılan ankete göre; otomotiv satış sonrası pazarı, 2025’in ilk çeyreğinde de durağan seyrini sürdürdü ve sektör temsilcileri ikinci çeyrek için de belirgin bir toparlanma beklemiyor.

İç Satışlarda Gerileme Devam Ediyor

OSS Derneği’nin gerçekleştirdiği ankete göre, 2025’in ilk çeyreğinde, 2024 yılının aynı dönemine kıyasla, yurt içi satışlarda dolar bazında ortalama yüzde 2,57 oranında düşüş yaşandı. Bu süreçte, dağıtıcı üyelerin satışları dolar bazında yüzde 2,25 oranında azalırken, üretici üyelerin satışlarındaki düşüş yüzde 3,04 seviyesine ulaştı. Sektör yetkilileri, satışlardaki bu gerilemenin sadece ekonomik değil, güven ve motivasyon açısından da ciddi sorunlar yarattığını vurguladı.

Özçete, “İç Pazar Dinamikleri Zorlanıyor”

OSS Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özçete yaptığı açıklamada; “Üretici ve dağıtıcı üyelerimizin satışlarındaki paralel düşüşler, sorunun tüm oyuncuları etkilediğini gösteriyor. Alım gücünün zayıflaması, ertelenen bakım ve onarım kararları, işletmelerin maliyet baskısı altında kalması iç pazarın dengesini olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.

İkinci Çeyrek Beklentileri de Düşük

Ankete göre, sektör temsilcileri 2025’in ikinci çeyreğinde de yurt içi satışlarda yüzde 0,59 oranında bir düşüş bekliyor. Ayrıca tahsilat süreçlerinde yaşanan sıkıntılar da derinleşiyor. 2024’ün son çeyreğinde yüzde 45,1 seviyesinde olan tahsilat başarısı, 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 40,8’e geriledi. OSS üyelerinin yüzde 41’i tahsilat sürecinin daha da kötüye gittiğini ifade etti.

Özçete, tahsilat zorluklarının yalnızca nakit akışını değil, firmaların yeni yatırım kararlarını da doğrudan etkilediğini belirterek,
“Ödenmeyen alacaklar, şirketlerin faaliyet kabiliyetini tehdit ediyor ve yatırımları geciktiriyor” dedi.

İstihdamda Görece İstikrar

Anket sonuçlarına göre, OSS üyelerinin yüzde 57,4’ü 2024 yılının son çeyreğine göre istihdam seviyelerini korudu.
Yüzde 14,7’si istihdamını artırırken, yüzde 27,9’u ise istihdamda azalma yaşadı. Üretici ve dağıtıcı firmalar arasında istihdam değişiklikleri oldukça paralel seyretti.

Maliyetlerdeki Artış Ana Problem

Sektör temsilcilerine göre, 2025’in ilk çeyreğinde karşılaşılan en büyük sorun, yüzde 79,4 oranı ile “maliyetlerdeki aşırı artış” oldu. Bunu, yüzde 64,7 ile “nakit akışı problemleri” ve yüzde 63,2 ile “iş ve ciro kaybı” izledi. Katılımcıların yüzde 44,1’i “kargo maliyetleri ve teslimat problemleri”ni, yüzde 26,5’i ise “döviz kuru dalgalanmalarını” önemli sorunlar arasında gösterdi.

Yatırım Planları Geri Planda

Anket sonuçlarına göre, önümüzdeki üç ay içinde yatırım yapmayı planlayan üye oranı yüzde 20,6’ya gerileyerek son yılların en düşük seviyesine indi. Üretici firmalarda yatırım planlayanların oranı yüzde 35,7’ye çıkarken, dağıtıcı firmalarda bu oran yüzde 10’a kadar düştü. Anket ayrıca, üyelerin sadece yüzde 26,5’inin önümüzdeki dönemde sektörün daha iyiye gideceğini düşündüğünü ortaya koydu.

Üretim Kapasitesi Korumada, İhracatta Gerileme

2025’in ilk çeyreğinde üretici üyelerin kapasite kullanım oranı yüzde 76,3 olarak gerçekleşti. Bu oran, 2024 yılı genel ortalamasında yüzde 78,15 idi. Üretimde yüzde 1,79 oranında küçük bir artış gözlenirken, ihracatta ise yüzde 2,14’lük bir daralma yaşandı. İhracat pazarlarında yaşanan zorlukların, sektörün uluslararası rekabet gücünü de etkilediği belirtildi.

Sektör Temkinli ve Beklemede

OSS Derneği’nin hazırladığı bu detaylı rapor, 2025’in ilk yarısında otomotiv satış sonrası sektöründe belirgin bir toparlanma sinyali bulunmadığını ortaya koydu. Yükselen maliyetler, tahsilat problemleri ve ekonomik belirsizlikler, sektörün büyümesini yavaşlatırken, firmalar yatırımlarını dikkatli bir şekilde planlıyor. İkinci çeyrek beklentileri de sektörün ihtiyatlı ve temkinli bir strateji izlemeye devam edeceğini gösteriyor.

Türk Firmaları Chinaplas 2025’te İlgi Odağı Oldu

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), dünyanın en büyük plastik ve kauçuk sektörleri fuarlarından biri olan Chinaplas 2025’te Türkiye’yi temsil etti. Çin’in Shenzhen kentinde bu yıl 37’ncisi düzenlenen fuarda, İKMİB info standı ile yer aldı ve Türk plastik sektörünü uluslararası arenada tanıttı.

15-18 Nisan 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen Chinaplas 2025, 4 bin 500’ün üzerinde katılımcı firma ve 280 binden fazla ziyaretçi ile sektörde büyük ilgi uyandırdı. Plastik ve kauçuk endüstrisine yönelik hammadde, makine, yarı mamul ürünler ve teknik ekipmanların sergilendiği fuar, dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini bir araya getirdi.

İKMİB, Hol 16’da kurduğu bilgi standı ile Türkiye plastik sektörünün potansiyelini ve ihracat gücünü tanıtmayı hedefledi. Ziyaretçilere sektörel bilgiler sunan İKMİB standı, özellikle Asya pazarına yönelik ihracat fırsatlarının artırılması açısından önemli bir görev üstlendi.

İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, Yönetim Kurulu Üyeleri Selçuk Gülsün ve Erkan Aydın, sektör temsilcileri Kenan Benliler, Tarık Özdemir, Süreyya Tevrüz, Volkan Yaprak ve A. Tahir Gönenç, fuar boyunca Türk firmalarının stantlarını ziyaret ederek katılımcılara destek verdiler. Fuarda ayrıca T.C. Guangzhou Başkonsolosu Kaan Başkurt ve Guangzhou Ticaret Ataşesi Dilan Can da İKMİB heyeti ile temaslarda bulundu.

İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, Chinaplas 2025 kapsamında yaptığı değerlendirmede, Çin ve Asya pazarının Türk plastik sektörü için taşıdığı önemin altını çizdi. Pelister, İKMİB olarak firmaların uluslararası pazarlarda daha görünür olmaları, yeni iş birlikleri geliştirmeleri ve sektörün yeniliklerini yakından takip edebilmeleri için çalıştıklarını belirtti.

Pelister açıklamasında, “İKMİB olarak, firmalarımızın uluslararası fuarlarda yer almasını destekliyor, bilgi standı katılımlarımızla da sektörümüzü en iyi şekilde tanıtıyoruz. Chinaplas fuarı sadece Çin değil, tüm Asya pazarı için büyük bir potansiyele sahip. Türkiye’den fuara katılan 6 firmamız bireysel olarak yer aldı ve firmalarımız önemli temaslarda bulundu. Fuarda sergilenen ürünler, özellikle çevreci teknolojiler ve ileri üretim çözümleri açısından büyük ilgi gördü. Çin ve Asya pazarında Türk plastik sektörünün bilinirliğini artırmak ve yeni iş birlikleri oluşturmak en büyük hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Chinaplas 2025, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de plastik ve kauçuk endüstrisinin yönünü belirleyen bir platform olmaya devam ediyor. Her yıl dönüşümlü olarak Şanghay ve Shenzhen’de düzenlenen fuar, bu yıl sürdürülebilirlik, biyo-bazlı malzemeler ve ileri üretim teknolojileri gibi konuların öne çıktığı bir etkinlik olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’den 6 firmanın bireysel katılım gösterdiği Chinaplas 2025’te, firmalar yenilikçi ürünlerini ve teknolojilerini sergileyerek uluslararası alıcılarla doğrudan iletişim kurma fırsatı yakaladı. Türk plastik sektörü, Chinaplas 2025 ile Asya pazarında daha güçlü bir konum elde etmeye bir adım daha yaklaştı.

Türkiye’de Boya Sektöründe Stratejik Ortaklık

Otomotiv sektörünün iki güçlü oyuncusu Bakırcı Group ve BASF Coatings, stratejik bir iş birliği ile güçlerini birleştirerek Türkiye pazarında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Bu kapsamda Bakırcı Group’un iştiraki Bakırcı Boya ve Yüzey Çözümleri A.Ş., Glasurit, Baslac ve Norbin markalarının Türkiye distribütörlüğünü üstlendi.

İş birliğinin ana hedefi, boya uygulamalarında üretici standartlarında, sürdürülebilir ve yüksek verimliliğe sahip çözümler sunmak. İki dev markanın sinerjisi sayesinde sektöre yalnızca ürün değil, teknik destek, eğitim programları, dijital çözümler ve iş geliştirme hizmetleri de entegre edilecek.

Dünya Çapındaki Kalite Türkiye’ye Taşınıyor

BASF Coatings’in sahip olduğu Glasurit, Baslac ve Norbin markaları; üstün renk teknolojileri, çevre dostu formülasyonları ve OEM standartlarındaki dayanıklılıklarıyla dünya genelinde büyük bir güven kazanmış durumda. Bu markaların Türkiye temsilciliğinin Bakırcı Group çatısı altında yürütülmesi, sektörde kalite standartlarını daha da yukarı taşıyacak.

Bakırcı Group, satış sonrası hizmetlerdeki derin tecrübesi, güçlü bayi ağı, teknoloji tabanlı müşteri deneyimi ve “Garagineering” konsepti ile BASF’nin küresel inovasyon gücünü birleştirerek, boya sektöründe değer yaratımını artırmayı hedefliyor.

Sürdürülebilir Büyümeye Katkı Sağlayacak

Bakırcı Group yetkilileri, bu anlaşmanın hem mevcut iş yapış modellerini geliştireceğini hem de sürdürülebilir büyümeye önemli bir ivme kazandıracağını vurguladı. Yapılan açıklamalarda, yeni dönemde boyanın sadece bir kaplama ürünü değil, aynı zamanda verimlilik ve katma değer sağlayan bir çözüm olarak sunulacağı belirtildi.

Türkiye Stratejik Bir Pazar

İmza töreninde konuşan BASF Coatings Orta Doğu, Türkiye ve Orta Asya Bölge Direktörü Marco Hoepker, Türkiye’nin BASF için taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Bakırcı Group ile başlattığımız bu yeni iş birliğiyle markalarımızın Türkiye’deki varlığını güçlendirecek, müşterilerimize daha kapsamlı ve güvenilir çözümler sunacağız,” dedi.

İmza Töreninden Notlar

Gerçekleştirilen imza törenine, Bakırcı Group Yönetim Kurulu Üyesi Cihat Bakırcı, CEO Mehmet Karakoç, Yönetim Kurulu Üyeleri Kuzey Karakoç, Umut Emirler ve Ömer Uyan, Kıdemli Danışman Mübin Karpuzcu ile BASF Coatings adına Bölge Direktörü Marco Hoepker, Premium Segment Satış Yöneticisi Arman Yeşilkaya ve Fiyat Performans Segmenti Satış Yöneticisi Umut Hıra katıldı.

Yunanistan’ın “Aşil Kalkanı” Projesi ve Doğu Akdeniz Güvenlik Mimarisi: Stratejik Bir Dönüşüm

Doç. Dr. Hakan Arıdemir

2025 yılının Nisan ayında Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis tarafından kamuoyuna açıklanan 2.8 milyar euroluk “Achilles Shield – Aşil Kalkanı” hava savunma programı, Atina’nın askeri doktrininde tarihsel bir dönüşümü işaret etmektedir. 2027 yılına kadar tam kapasiteyle faaliyete geçmesi planlanan bu çok katmanlı sistem, yalnızca bir savunma yatırımı değil; aynı zamanda Yunanistan’ın ulusal güvenliğini yeniden inşa etme ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik konumunu güçlendirme iradesinin sembolüdür.

Aşil Kalkanı, Homeros’un İlyada’sında geçen efsanevi kalkanın beş katmanlı yapısına atıfla adlandırılmıştır ve bu sembolizm, çağdaş Yunan savunma anlayışındaki yeni beş tehdide karşı (drone, füze, uçak, denizaltı, gemi) kapsamlı bir savunma şemsiyesi kurma hedefini yansıtmaktadır. Bu yeni konsept, sensör füzyonu, yapay zekâ destekli önleyici sistemler, gerçek zamanlı veri paylaşımı ve entegre komuta-kontrol altyapısı gibi yüksek teknolojilere dayanmaktadır.

Yunanistan, bu savunma girişimini yalnızca iç dinamiklerle değil, aynı zamanda dış ortaklıklarla da desteklemektedir. Özellikle İsrail ile geliştirilen stratejik iş birliği dikkat çekmektedir. Atina, İsrail yapımı Barak MX sistemini öncelikli tedarik adayı olarak değerlendirmekte ve bu tercihi, Avrupa veya ABD menşeli sistemlere göre daha hızlı teslimat ve teknik esneklikle gerekçelendirmektedir. Ayrıca “Helenik Kubbe” adı altında Demir Kubbe benzeri bir sistemi yerel üretimle destekleme fikri de gündemdedir.

Yunanistan’ın bu teknolojik sıçraması, 12 yıllık 25 milyar euroluk savunma modernizasyon programının bir parçası olarak tasarlanmış, dört temel eksen üzerine inşa edilmiştir: kara-hava-deniz kuvvetlerinin teçhizat modernizasyonu, operasyonel etkinliğin artırılması, dijital kabiliyetlerin geliştirilmesi ve kritik altyapıların hibrit tehditlere karşı korunması.

Bu stratejik yönelim, yalnızca savunma sanayii boyutuyla değil; enerji güvenliği, Avrupa Birliği entegrasyonu ve NATO iş birliği açısından da çok katmanlı bir dış politika inşasına hizmet etmektedir. Atina, hem PESCO hem de Almanya öncülüğündeki Sky Shield girişimlerine katılarak Avrupa savunma altyapısının merkezinde yer alma hedefini açıkça ortaya koymuştur. Aynı zamanda Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF), Great Sea Interconnector ve Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projelerle enerji diplomasisi güvenlik doktrinleriyle paralel yürütülmektedir.

Bu bağlamda Yunanistan, yalnızca Avrupa’nın değil, Hindistan gibi küresel yükselen güçlerin de stratejik enerji ve ulaşım hatlarına entegre olma çabasındadır. İsrail ile birlikte,  IMEC kapsamında Akdeniz üzerinden Avrupa’ya uzanan bir lojistik ve enerji hattının kilit durağı hâline gelmeyi hedeflemektedir. Yunanistan-İsrail-Hindistan ekseni, yalnızca ticaret değil, aynı zamanda savunma iş birlikleriyle de güçlenmekte; bu yeni koridor, Türkiye’nin dışlandığı alternatif bir eksenin inşasına işaret etmektedir.

Türkiye açısından ise bu gelişmeler, yalnızca savunma mimarisindeki bir yenilenme değil; aynı zamanda Ege ve Akdeniz’deki güç dengelerine dönük doğrudan bir meydan okuma olarak değerlendirilmektedir. “Mavi Vatan” doktrini, Türk donanmasının etkinliği, yerli hava savunma sistemleri (SİPER, Hisar) ve insansız teknolojiler (Bayraktar, Akıncı, Kızılelma) çerçevesinde Türkiye, karşı bir caydırıcılık stratejisini sürdürmektedir. Ancak Aşil Kalkanı gibi projeler, bu denklemde yeni kırılma hatları oluşturabilecek potansiyele sahiptir.

Yunanistan’ın yükselen savunma kapasitesi, Türkiye ile olan tarihsel gerilimleri yeniden alevlendirebileceği gibi, NATO’nun güneydoğu kanadındaki güvenlik mimarisini de karmaşıklaştırabilir.

Sonuç olarak Aşil Kalkanı, modern tehdit algısına verilen çağdaş bir yanıt olmanın ötesinde, bölgesel güç projeksiyonlarının yeni bir biçimini temsil etmektedir. Yunanistan bu proje ile hem ulusal egemenliğini tahkim etmekte, hem de Avrupa’nın savunma geleceğinde kalıcı bir aktör olma niyetini pekiştirmektedir. Bu dönüşüm, Türkiye dahil tüm bölge ülkeleri için yeni stratejik okumaları zorunlu kılmaktadır.

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Hakan Arıdemir, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir. Uluslararası Hukuk, Bölgesel Deniz Jeopolitiği Meseleleri ve Uluslararası Deniz Hukuku alanında çalışmalarını sürdürmektedir. Afro-Avrasya Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucu başkanı olan Doç. Dr. Arıdemir, ulusal ve uluslararası düzeyde birçok akademik projeye, çalıştaya ve yayın faaliyetlerine öncülük etmektedir. Türkiye’nin Afro-Avrasya vizyonu ve Türk dünyası stratejileri üzerine derinlemesine analizler üretmektedir.

Otokar’dan Romanya’ya Güçlü Ortaklık

Türkiye’nin öncü kara sistemleri üreticisi Otokar, Romanya’da savunma sanayii alanında tarihi bir ortaklığa imza attı. Otokar, Romanya’nın önemli savunma firmalarından Automecanica SA ile kurduğu ortak girişim sayesinde COBRA II 4×4 zırhlı araçlarının Romanya’da yerli üretimini gerçekleştirecek. Bu kapsamlı iş birliği yalnızca üretimi değil, aynı zamanda elektrik sistemleri, pazarlama, bakım ve satış sonrası hizmetleri de kapsayacak şekilde planlandı.

Otokar ve Automecanica SA, %50-%50 ortaklıkla kuracakları yeni şirket üzerinden, hem COBRA II zırhlı araçlarının üretimini gerçekleştirecek hem de Romanya’nın savunma sanayi kapasitesini ileriye taşıyacak. Bu stratejik adım, Otokar’ın Kasım 2024’te Romanya Savunma Bakanlığı ile imzaladığı 1.059 adet COBRA II zırhlı araç tedarikini içeren 4,26 milyar RON (yaklaşık 1 milyar dolar) tutarındaki dev anlaşmanın devamı niteliğinde.

Söz konusu sözleşme kapsamında ilk 278 araç Türkiye’de, geri kalanlar ise Romanya’da üretilecek. Teslimatlar 2025 yılı sonunda başlayacak ve 5 yıl içerisinde tamamlanacak. Ayrıca, entegre lojistik destek, yedek parça temini ve teknik eğitim gibi hizmetleri de içeren kapsamlı bir teslim süreci yürütülecek.

Otokar Genel Müdürü Aykut Özüner, bu adımın şirketin global pazardaki büyüme stratejisinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti. “Bugün 40’tan fazla ülkede aktif olarak görev yapan COBRA II araçlarımızın başarısını, Romanya gibi stratejik bir pazarda yerli üretimle taçlandırıyoruz. Otokar olarak sadece araç üretmiyor, aynı zamanda mühendislik bilgi birikimimizi müttefik ülkelerle paylaşıyoruz” dedi.

Otokar Askeri Araçlar Genel Müdür Yardımcısı Sedef Vehbi ise Romanya’nın artık Otokar’ın Avrupa’daki faaliyetleri için bir merkez haline geldiğini vurguladı. Vehbi, bu ortaklığın Romanya’daki yerli üretim kabiliyetinin geliştirilmesi açısından büyük bir potansiyel taşıdığını belirtti. Ayrıca, bu proje kapsamında Ar-Ge’den üretime, lojistikten satış sonrası desteğe kadar kapsamlı bir teknik ekosistem oluşturulacağını ifade etti.

Automecanica SA Yönetim Kurulu Başkanı Andrei Scobioala ise, bu ortak girişimin Romanya’da savunma sanayi altyapısının güçlenmesine büyük katkı sağlayacağını söyledi. “Otokar gibi küresel bir marka ile aynı çatı altında olmak, Romanya için büyük bir fırsat. Bu proje yalnızca üretim değil, istihdam, teknoloji transferi ve yerel kabiliyetlerin artırılması anlamına geliyor” dedi.

Otokar’ın zırhlı araç portföyünde önemli bir yere sahip olan COBRA II, farklı görev ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen modüler yapısıyla dikkat çekiyor. Yüksek manevra kabiliyeti, gelişmiş balistik koruma düzeyi ve zorlu arazi koşullarında sunduğu performansla COBRA II, şu anda dünya genelinde 13 ülkede 20’den fazla kullanıcı tarafından aktif olarak kullanılıyor.

Türkiye-Romanya savunma iş birliğini yeni bir seviyeye taşıyan bu proje, NATO’nun doğu kanadında savunma altyapısını güçlendirme hedefiyle de uyumlu olarak dikkat çekiyor. Hem ekonomik hem stratejik açıdan büyük önem taşıyan bu ortaklık, iki ülke arasında savunma alanında uzun vadeli iş birliklerinin önünü açıyor.

Sektör Buluşması Güney Afrika’da Gerçekleşti

Elektrik sektörünün köklü markası Günsan Elektrik, 40 yılı aşkın başarı yolculuğunda önemli pay sahibi olan bayilerini unutulmaz bir deneyimle ödüllendirdi. Şirket, 8-14 Nisan tarihleri arasında Güney Afrika’ya düzenlediği özel seyahat programı ile iş ortaklarını hem motive etti hem de bir araya getirdi.

1982 yılında kurulan ve bugün Türkiye’nin lider elektrik ekipmanları üreticilerinden biri olan Günsan Elektrik, başarı hikâyesinin temel taşlarından biri olan bayileriyle ilişkilerini güçlendirmek adına dikkat çekici bir organizasyona imza attı. Her yıl düzenlenen bayi etkinlikleri bu kez Güney Afrika’da gerçekleşti ve katılımcılara hem iş hem de tatil dolu bir hafta sunuldu.

Seyahat, Güney Afrika’nın en gözde iki noktasını kapsadı. İlk durak, egzotik doğası ve lüks otelleriyle ünlü Sun City oldu. Misafirler burada, mimarisi ve hizmet kalitesiyle öne çıkan Palace of the Lost City otelinde konakladı. Eşsiz doğa manzaraları eşliğinde safari turları ve kültürel gezilerle unutulmaz anlar yaşandı.

Ardından yolculuk Cape Town ile devam etti. Katılımcılar, şehir merkezinde yer alan prestijli 15 on Orange Hotel’de ağırlandı. Masa Dağı, Ümit Burnu ve tarihi Robben Adası gibi önemli noktalar ziyaret edilerek Güney Afrika’nın kültürel ve doğal güzellikleri yakından tanıtıldı.

Gezinin yalnızca bir tatil etkinliği olmasının ötesinde, karşılıklı fikir alışverişi ve stratejik iş birliği için de fırsat yaratıldı. “Söz Sizde” başlıklı interaktif workshop’ta Günsan Elektrik yöneticileri ve bayiler bir araya gelerek sektörel gelişmeleri, müşteri beklentilerini ve gelecek planlarını masaya yatırdı. Toplantı sonunda katılımcılara özel başarı plaketleri takdim edilerek teşekkür edildi.

Günsan Elektrik Satış Direktörü Ali Çetindal, organizasyonla ilgili yaptığı açıklamada, “Günsan olarak 40 yılı aşkın süredir elektrik sektöründe büyüyerek yol alıyoruz. Bu başarıda en büyük paydaşlarımızdan biri de iş ortaklarımız, yani bayilerimiz. Onların özverili çalışmaları ve bizimle kurdukları güven ilişkisi sayesinde bugünlere geldik. Bu özel seyahatle hem teşekkür etmek hem de onları daha yakından dinleyerek birlikte nasıl daha ileriye gidebiliriz, bunu konuşmak istedik. Herkese katkıları için teşekkür ediyorum.” dedi.

Günsan Elektrik, iş ortaklarına yönelik düzenlediği bu gibi etkinliklerle hem profesyonel bağları güçlendiriyor hem de bir aile atmosferi yaratmayı sürdürüyor. Güney Afrika gezisi, sadece bir ödül değil, aynı zamanda markanın bayileriyle kurduğu sürdürülebilir ilişkinin de bir sembolü oldu.

Kadınlara Afet Bilinci Aşılanıyor

Akfen Holding’in kurucusu olduğu Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı (TİKAV), yeni sosyal sorumluluk projesi “Önlem Al, Güvende Kal” ile kırsal bölgelerde yaşayan kadınlara afetlere karşı bilinç kazandırmayı hedefliyor. Proje, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin santral bölgelerinde yaşayan kadınlara yönelik olarak hayata geçiriliyor.

TİKAV, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin 18 iline yayılmış 28 farklı yerleşim noktasında toplam 25 eğitim düzenlemeyi planlıyor. Proje kapsamında kadınlara; afet öncesi alınması gereken önlemler, afet anında yapılması gerekenler ve afet sonrası toplumsal dayanışma konularında kapsamlı eğitimler veriliyor.

Kadınlara Yönelik İlk Eğitim Anamur’da Gerçekleşti

Projenin ilk durağı, Akfen Yenilenebilir Enerji’ye ait Otluca HES’in bulunduğu Mersin’in Anamur ilçesi oldu. Burada düzenlenen eğitime 60 kadın katıldı. Katılımcılar, afetlerin özellikle kadınlar üzerindeki sosyal, ekonomik ve psikolojik etkileri hakkında da bilgilendirildi. Eğitimin ardından katılımcılara sertifikaları takdim edildi.

İkinci eğitim ise Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde bulunan Demirciler RES ve Sarıtepe RES projelerinin çevresinde yaşayan kadınlarla gerçekleştirildi. Proje sayesinde kadınlar afet yönetimi konusunda bilinçlenirken, bölgesel dayanışmanın da güçlendirilmesi hedefleniyor.

Hülya Kırçuval: “Toplumun Direncini Kadınlarla Güçlendiriyoruz”

TİKAV Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Kırçuval, kırsalda yaşayan kadınların afetlere karşı güçlenmesinin, toplumsal direnci artıracağını vurguladı. Kırçuval, “Afetlere hazırlıklı olmak sadece bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur. Bu proje ile kadınların afet farkındalığını artırıyor, hem kendilerini hem de ailelerini koruma bilinci kazandırıyoruz” dedi.

Dijitalleşmenin kırsal alanlardaki kadınlara birçok alanda güç kazandırdığını belirten Kırçuval, bu proje ile bireylerin afetlere karşı bilgi ve hazırlık düzeyini yükselttiklerini ifade etti.

9 Bin Kadına Ulaşıldı, Hedef Daha Fazlası

TİKAV, 2017’den bu yana Akfen Yenilenebilir Enerji iş birliğiyle hayata geçirdiği 5 farklı sosyal sorumluluk projesiyle bugüne kadar 9 bin 300 kadına doğrudan eğitim verdi. Dolaylı olarak ulaşılan kişi sayısı ise 20 bini geçti.

Geçmiş projeler arasında “Evde Okullu Olduk”, “Önce Sağlık”, “Hijyen Sağlıktır”, “Tasarruf Evimizde Gelecek Elimizde” ve “Dijitaldeki Ayak İzimiz” gibi toplumun farklı ihtiyaçlarına dokunan eğitimler yer aldı.

TİKAV, “Önlem Al, Güvende Kal” projesiyle afetlere karşı bilinçli ve dayanıklı bir toplum için çalışmalarını 2025 yılında da kararlılıkla sürdürecek.