8.7 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 124

Tüketim fazlası elektrik gaza dönüşecek

KPMG, dünyada enerji sektöründen 200’den fazla üst yöneticiyle görüşerek ‘Yenilenebilir Enerji İşlemleri Araştırması’yaptı. Sonuçları yorumlayan KPMG Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, “Gelecekte enerji sektörünün merkezinde yapay zekayla çalışan akıllı şebekeler olacak. Akıllı şebekeler, arz ve talebi yönetirken en kritik nokta tüketim fazlası enerjinin depolanması olacak. Elektriği gaza çeviren teknolojiler gündemde” dedi

KPMG’nin ‘Yenilenebilir Enerji İşlemleri Araştırması’, dünya çapında yenilenebilir enerji sektöründeki gelişmeleri ve trendleri inceledi. Araştırmaya göre yenilenebilir enerji alanında birleşme ve satın almalar artacak. Bu sayede rüzgar, güneş ve hidroelektrik alanlarında yeni yatırımlar yapılacak. Yatırımların kaderini enerji depolama çözümleri belirleyecek.

KPMG Türkiye Enerji Sektör Lideri Ümit Bilirgen, yenilenebilir enerjinin sürdürülebilirliği için akü depolama teknolojilerinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Bilirgen, “Büyük akü sistemleri, üretilen fazla enerjinin depolanmasına ve tutarsız ya da değişken kaynaklardan sürdürülebilir enerji arzı yaratılmasına imkan tanıyor. Halihazırda verimli ve etkin elektrik depolama sistemlerinin sayıca yetersiz olması, talebin düştüğü veya şebekeye aşırı yükün bindiği dönemlerde rüzgar türbinlerinin durdurulması anlamına geliyor. Ancak yeni nesil batarya teknolojileri, bu santrallerin konvansiyonel enerji santralleri gibi davranabilmelerine imkan tanıyacak. Bu nedenle; 2018 sonrasında yeni bir yatırım alanı olarak öne çıkan akü depolama teknolojileri, bu santrallerin geleceğinde kilit rol oynuyor. Katılımcı yöneticilerin yüzde 98’i yenilenebilir kaynaklara yatırım yaparken dikkate alacakları unsurlar arasında akü depolamanın önemli, yüzde 57’si ise çok önemli olduğunu düşünüyor” şeklinde konuştu.

‘Power-to-gas’ tekniği

Bilirgen şöyle devam etti; “Akü depolama gibi hidrojen teknolojisi de normalde israf edilecek elektriğin büyük kısmının ‘power-to-gas’ (elektriği gaza dönüştürme) teknolojisiyle kullanılabilmesine imkan tanıyor. Bu teknolojinin temelinde, su moleküllerinin elektrik kullanılarak hidrojen ve oksijene ayrıştırıldığı elektroliz işlemi yatıyor. Elektriğin hidrojene (veya ek bir adımla metana) dönüştürülmesi, ortaya çıkan gazın doğal gaz veya diğer fosil yakıtlara alternatif olarak kullanılabilmesine imkan tanıyor. Hidrojenin, son derece yüksek bir enerji yoğunluğuna sahip, yakıldığında CO2 salmayan ve elektriğin aksine süresiz depolanabilen bir gaz olduğunu da akılda tutmak gerek. Araştırmaya katılan enerji uzmanlarının yaklaşık dörtte üçü (yüzde 74) hidrojenin, yenilenebilir enerjinin gelişiminde önemli bir kolaylaştırıcı unsur olacağını düşünüyor.”

Akıllı şebekeler arz ve talebi yönetecek

Bilirgen, KPMG araştırmasında ortaya çıkan diğer sonuçları ise şöyle aktardı:

“Araştırmaya katılanların yenilenebilir enerji pazarını etkileyeceğine inandığı bir başka teknoloji alanı ise arz ve talebi koordine etmek için gerçek zamanlı dijital iletişim kullanan akıllı şebekeler. Merkezi enerji santrallerinden merkezi olmayan enerji üretimine geçiş yaptığımız bu dönemde mevcut şebekeler, enerji arz hacmiyle baş etmekte zorlanacak. Orta ve düşük gerilimli yenilenebilir enerji kaynaklarını mevcut enerji şebekesine entegre etmeye çalışmak ise bu zorluğu ve karmaşıklığı daha da artıracak. Bu noktada akıllı şebekeler, tutarlı ve güvenli bir arz sağlayarak enerji sağlayıcıların hem performanslarını artırabilmelerine ve faaliyetlerini izleyebilmelerine hem de varlıklarından en iyi şekilde faydalanarak elektrik şirketleri ile yatırımcılardan daha fazla yatırım çekmelerine imkan tanıyacak.”

Çimento sektöründe üretim artıyor

2018 yılı Ocak-Nisan döneminde çimento üretimi, geçen yıla göre yüzde 12,86 oranında arttı. Aynı dönemdeki üretimin yüzde 9,3’ü ihraç edildi.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) tarafından sektörün ilk 4 aylık verileri açıklandı.

Türkiye ekonomisinin lokomotifi çimento sektörünün Ocak-Nisan verilerine göre; iç satışlarda yüzde 15,42 artış yaşanırken; bölgesel bazda yapılan satışlarda en büyük artış Doğu Anadolu bölgesinde görüldü.

Geçen yıl yaşanan zorlu kış şartlarından sonra bu yılın ilk aylarında beklenmedik şekilde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üstünde seyretmesiyle, üretim ve satışlarda çok yüksek artışlar yaşandığını belirten Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, bu artış oranlarının Mart ve Nisan aylarında aylık bazda normale döndüğünü ifade etti. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir; “TÜİK verilerine göre, 2018 yılı Ocak-Nisan döneminde, ihracatımızı (çimento+klinker) en çok artırdığımız ülke Haiti olurken; bu ülkeyi A.B.D ve Gana izliyor. Yalnızca Nisan ayı verilerilerine bakıldığında da en çok çimento ihracatı A.B.D’ye yapılmıştır” dedi.

Jeotermal enerjide devrim: Hedef sıfır emisyon

Türkiye’nin yerli ve yenilebilir enerji alanındaki öncü şirketlerinden Zorlu Enerji, Avrupa Birliği tarafından Horizon 2020 Programı kapsamında yürütülen GECO (Geothermal Gas Emmisson Control – Jeotermal Gaz Emisyonlarının Kontrolü) Projesi’nin ortakları arasında yer aldı.

Türkiye’den sadece Zorlu Enerji ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin yer aldığı ve Fransa, İngiltere, İtalya, İzlanda, Almanya gibi ülkelerden toplam 18 kurum tarafından yürütülecek proje, jeotermal sahalarda sürdürülebilirliğin sağlanması için karbondioksitin ve benzeri gazların bertaraf edilerek emisyonların sıfıra indirilmesi alanında uluslararası saha uygulamalarının yapılması, bilgi birikimi ve tecrübe aktarımı sağlanmasını amaçlıyor.

Sadece yaptığı yatırımlarla değil sahip olduğu bilgi birikimini uluslararası işbirliklerine dayalı projelere de taşıyarak ülkemizin enerjide dışarıya açılan kapısı olmaya devam eden Zorlu Enerji, doğal mineral kaynakların sürdürülebilir yönetimini hedefleyen GECO projesine ortak oldu. Zorlu Enerji, GECO projesine jeotermal alanında sahip olduğu deneyim ve AR-GE kaynaklarıyla katkıda bulunacak.

Avrupa Birliği’nin en büyük Araştırma ve İnovasyon programı olan, daha sürdürülebilir bir dünya için büyük keşiflerin, yaratıcı fikirlerin ve buluşların laboratuardan dünya pazarlarına taşınmasına destek olmak amacıyla kurulan ve bu doğrultuda 7 yıllık süre içinde 80 milyar Euro fonlama olanağına sahip olan Horizon 2020 programı, Zorlu Enerji’ye bu alandaki başarılı çalışmaları göz önünde bulundurarak GECO projesine katılımı için hibe desteği sağlayacak.

GECO projesinde Fransa, İngiltere, İtalya, İzlanda, Almanya gibi ülkelerden çeşitli kurum ve kuruluşlar yer alıyor. Proje, Horizon 2020 programının içerdiği “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretim Maliyetlerinin Düşürülmesi” üst başlığı kapsamında “Jeotermal Kaynaklı Karbondioksit (CO₂) Emisyonlarının Azaltılması”na yönelik ülkeler arası saha uygulamalarının yapılması, yeni ekipman ve teknolojilerin test edilmesi, bilgi birikimi ve tecrübe aktarımı sağlanmasını hedefliyor.

“Jeotermal enerjide sıfır emisyon hedefiyle çalışıyoruz”

Konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getiren Zorlu Enerji Yatırımlar, İşletme ve Bakımdan Sorumlu Genel Müdürü Ali Kındap, bu hibe desteğini jeotermal sektöründe sahip oldukları tecrübe ve yaptıkları Ar-Ge yatırımları sayesinde almaya hak kazandıklarına inandığını söyledi. Zorlu Enerji’nin jeotermal alanında öncü konumuyla sürdürülebilir üretim için çalıştığını dile getiren Kındap; “Uluslararası ölçekte, içerisinde Avrupa’nın farklı ülkelerinden, alanında uzman şirketlerin ve saygın kurumların yer aldığı GECO Projesi’nin bir parçası olduğumuz için gurur duyuyoruz. Türkiye’de Zorlu Enerji’nin Kızıldere sahasındaki jeotermal santralleri ve İtalya, İzlanda ve Almanya’daki diğer santrallerde hep birlikte çalışacağız.

Gerçekleştireceğimiz Ar-Ge çalışmaları sonunda mevcut koşullarda işletmekte olduğumuz ve kuracağımız santrallerimizde, sahalarımızda yeraltından gelen ısıyı kullanıp karbondioksit dahil tüm atıkları reenjekte ederek (yer altına geri gönderim) sıfır atıkla enerji üreteceğiz. Elde edeceğimiz sonuçları rapor haline getirip dünyanın farklı ülkelerindeki diğer jeotermal santral işletmecileri ile paylaşarak bu konuda dünya çapında bir katkı sağlamak istiyoruz. Karbondioksit ve benzeri gazların emisyonlarının azaltılması, jeotermal akışkandan daha yüksek verimle faydalanılması ve kaynağın sürdürülebilirliğinin korunmasına önemli katkılar sağlayacağına inandığımız bu projeye, tüm bilgi birikimi ve tecrübemizi aktarmaya hazırız. Zorlu Enerji olarak hem yaptığımız yatırımlarla hem de sahip olduğumuz bilgi birikimi ve tecrübemizle Türkiye’yi enerjinin birçok alanında olduğu gibi jeotermal alanda da başarıyla temsil ediyor olmaktan dolayı gurur duyuyoruz.”

Türkiye’den uluslararası arenada tek şirket Zorlu Enerji

20 Ağustos 2018 tarihinde imzalanması planlanan “Hibe Sözleşmesi” ile başlayacak proje kapsamında toplamda yaklaşık 15 milyon Euro’luk bir hibe desteği alınacak ve jeotermal enerjide sürdürülebilir üretim alanında Ar-Ge çalışmaları için kullanılacak. Toplam proje bütçesinin büyük bir kısmı Avrupa Toplulukları Komisyonu tarafından finanse edilecek GECO Projesi’nde; enerji sektörünün önde gelen şirketlerinin yanı sıra Türkiye’ den ODTÜ’ nün de dahil olduğu üniversite ve araştırma enstitülerinden oluşan 18 kurum ve kuruluş birlikte çalışıyor.

Haziran ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler Mısır ve ABD oldu

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre; Haziran ayında kimya ihracatı 2017 yılı Haziran ayına göre yüzde 12,34 artarak, 1 milyar 424 milyon dolar ile en çok ihracat yapan ikinci sektör oldu. Haziran ayında en çok ihracat gerçekleştirilen ülkeler sıralamasında Mısır, 99 milyon 95 bin dolar, ABD 92 milyon 712 bin dolar, Almanya 77 milyon 655 bin dolarlık kimya ihracat rakamıyla ilk üçte yer aldı.

Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren üçüncü sektörü konumundaki kimya sanayi ihracatı Haziran ayında otomotivden sonra ikinci sıraya yerleşti. Kimya ihracatında Haziran ayında ilk üçte yer alan Mısır, ABD ve Almanya ön plana çıkarken, sektörün Haziran ayı ihracatı 1 milyar 424 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Haziran ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler Mısır ve ABD oldu

Mısır, Haziran ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu. Mısır’a yapılan kimya ihracatı 2017 yılının Haziran ayında 70 milyon 259 bin dolar iken; 2018 Haziran ayında yüzde 41,04 artışla 99 milyon 95 bin dolar olarak gerçekleşti. Çoğu sektörün Haziran’da kayıp yaşadığı ABD’ye kimya ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,81 artarak 92 milyon 712 bin dolar olarak gerçekleşti. Sektörün ihracatında ABD’dan sonra ilk onda yer alan diğer ülkeler ise; Almanya, Yunanistan, Irak, İtalya, İngiltere, Çin, Romanya ve Hindistan oldu.

Kimya alt sektörlerinde en çok “plastikler ve mamulleri” ihracatı gerçekleştirildi

Alt sektörlerde plastik ve mamulleri ihracatı kimya ihracatının itici gücü olmaya devam ediyor. Haziran ayında en fazla ihracatı gerçekleştirilen plastikler ve mamulleri 484 milyon 96 bin 238 dolarlık ihracatla birinci sırada yer aldı. İkinci sırada 256 milyon 248 bin 844 dolarlık ihracatla mineral yakıtlar, yağlar ve ürünleri yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 160 milyon 389 bin 118 dolarla üçüncü sırada yer aldı. Anorganik kimyasalları takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise; “kauçuk, kauçuk eşya, ‘eczacılık ürünleri’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘uçucu yağlar, kozmetikler’, ‘sabun ve yıkama müstahzarları’, ‘organik kimyasallar’ ve ‘muhtelif kimyasal maddeler’ oldu.

Sektörün altı aylık ihracat performansına bakıldığında ise Ocak – Haziran döneminde 2017 yılı aynı dönemine göre ihracatın yüzde 6,38 artışla, 8 milyar 431 milyon dolara ulaştığı görüldü. Bu dönemde en çok ihracat yapılan ülkeler; Almanya, ABD, Mısır, İspanya, Irak, İtalya, İngiltere, Hollanda, Yunanistan ve İran olarak sıralandı.

Kimya sektörünün Haziran ayı performansını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Türkiye’nin en önemli sektörlerinden Kimya sanayi ihracatımız artmaya devam ediyor. Kimya sektörü ihracatımız 2018 yılı Haziran ayında, 2017 yılı Haziran ayına göre yüzde 12,34 artarak, 1 milyar 424 milyon dolar olarak gerçekleşerek Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektörü konumuna ulaştı. Bu dikkat çekici gelişmeye ABD, Çin ve Hindistan’a yaptığımız ihracattaki artışın etkili olduğunu görüyoruz. Çoğu sektörün Haziran’da kayıp yaşadığı ABD’ye kimya ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,81 artarak Mısır’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Haziran ayında en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeleri sıralamak gerekirse, Mısır,ABD, Almanya, Yunanistan, Irak, İtalya, İngiltere, Çin, Romanya ve Hindistan olduğunu görüyoruz. Burada dikkat çeken bir diğer etken de Yunanistan’a sektör ihracatımızın neredeyse iki katına yakın olmasıdır. Bu ay bizi ikincilik konumuna ulaştıran tüm kimya ihracatçılarımızı tebrik ediyor ve başarılarının artarak devam etmesini diliyorum. Yenilikçi projelerimizle ihracatçı firmalarımıza destek olmaya devam ederek, birlikte kimya sektörümüzü daha ileriye taşıyacağız” dedi.

2018 yılı Haziran ayı kimya sektörü ihracatı

2017 -2018
HAZİRAN 2017 HAZİRAN 2018 %FARK
ÜRÜN GRUBU DEĞER ($) DEĞER ($) DEĞER
PLASTİKLER VE MAMÜLLERİ 446.005.895 484.096.238 8,54
MİNERAL YAKITLAR,MİNERAL YAĞLAR VE ÜRÜNLER 250.951.986 256.248.844 2,11
ANORGANİK KİMYASALLAR 86.493.507 160.389.118 85,43
KAUÇUK,KAUÇUK EŞYA 104.069.094 107.074.659 2,89
ECZACILIK ÜRÜNLERİ 77.257.408 85.382.126 10,52
BOYA,VERNİK,MÜREKKEP VE MÜSTAHZARLARI 57.618.845 63.264.908 9,80
UÇUCU YAĞLAR,KOZMETİKLER 63.976.359 63.170.841 -1,26
SABUN VE YIKAMA MÜSTAHZARLARI 61.600.223 62.085.570 0,79
ORGANİK KİMYASALLAR 50.793.404 57.831.758 13,86
MUHTELİF KİMYASAL MADDELER 44.197.895 46.752.617 5,78
GÜBRELER 7.825.615 21.892.546 179,75
YAPIŞTIRICILAR, TUTKALLAR, ENZİMLER 15.512.305 14.710.857 -5,17
FOTOĞRAFÇILIK VE SİNEMACILIKTA KULLANILAN ÜRÜNLER 1.122.091 1.146.031 2,13
BARUT,PATLAYICI MADDELER VE TÜREVLERİ 966.148 795.303 -17,68
GLİSERİN,BİTKİSEL MAMÜLLER,DEGRA,YAĞLI MADDELER 7.339 44.349 504,31
İŞLENMİŞ AMYANT VE KARIŞIMLARI,MAMÜLLERİ 25.603 13.611 -46,84
TOPLAM 1.268.423.717 1.424.899.378 %12,34

2018 yılı Haziran ayı en fazla kimya ihracatı yapılan ülkeler

S. NO Ülke HAZİRAN 2017 DEĞER ($) HAZİRAN 2018 DEĞER ($) DEĞİŞİM DEĞER (%)
1 MISIR 70.259.100,12 99.095.682,54 % 41,04
2 ABD 70.875.126,10 92.712.093,26 % 30,81
3 ALMANYA 67.011.840,07 77.655.576,54 % 15,88
4 YUNANİSTAN 31.141.852,73 65.804.659,85 % 111,31
5 IRAK 63.244.395,58 59.122.904,46 % – 6,52
6 İTALYA 52.175.727,55 49.726.577,85 % – 4,69
7 İNGİLTERE 36.401.677,20 49.122.894,79 % 34,95
8 ÇİN HALK CUMHURİYETİ 15.094.152,89 42.962.052,25 % 184,63
9 ROMANYA 42.183.400,56 40.925.996,25 % – 2,98
10 HİNDİSTAN 8.195.714,73 40.116.728,65 % 389,48

2018 aylık bazda kimya ihracatı

AY 2017 DEĞER ($) 2018DEĞER ($) FARK (%)
Ocak 1.233.334.806,57 1.353.177.280,24 % 9,72
Şubat 1.347.778.115,32 1.267.294.194,32 % -5,97
Mart 1.529.755.306,88 1.566.822.140,35 % 2,42
Nisan 1.220.717.755,64 1.352.601.019,97 % 10,80
Mayıs 1.326.204.738,14 1.466.751.130,42 % 10,60
Haziran 1.268.423.717,12 1.424.899.377,55 % 12,34

www.ikmib.org.tr

UEDAŞ’TAN “YENİLENEBİLİR ENERJİ” MESAJI

Sosyal sorumluluk alanında farkındalık çalışmalarıyla öne çıkan Türkiye’nin önde gelen elektrik dağıtım şirketleri arasında sayılan UEDAŞ, yenilenebilir enerji konusuna dikkat çekmek için Bursa’da trafolarda “Yenilenebilir Enerji ile Geleceğe” mesajını verdi.

Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da 3 milyonu aşkın aboneye kesintisiz ve kaliteli hizmet sunmak için çalışmalarını sürdüren Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. (UEDAŞ) toplumun bilinçlenmesi için de çeşitli sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyor. Hizmet bölgesinde sürdürdüğü “Trafolar Konuşuyor” Projesi ile toplumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen UEDAŞ, bu kapsamda yeni bir çalışmaya daha imza attı.

Toplumu ilgilendiren çeşitli konularda duyarlılık oluşturmak için başlatılan proje kapsamında son olarak yenilebilir enerji konusu ele alındı. Pilot bölge olarak belirlenen Bursa’da yer alan bir trafo binasına “Yenilenebilir Enerji ile Geleceğe” mesajı verilen projesi kapsamında, alternatif enerji kaynaklarının yaygınlaşmasını ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesini amaçlanıyor. UEDAŞ, ayrıca çocuklara bilinçli enerji kullanımı ile ilgili yıl boyunca eğitim ve seminerler veriyor.

TRAFOLAR SOSYAL MESAJ VERİYOR

2017 yılının sonlarında başlanan “Trafolar Konuşuyor” projesi ile UEDAŞ, atıl konumda olan trafoları sosyal sorumluluğa açarak toplumun bilinçlenmesini hedefliyor. Böylelikle trafolardaki olumsuz yazıların ve tekdüzeliğin önüne geçilirken aynı zamanda sosyal mesajlar verilmesi sağlanıyor. Proje kapsamında, “Engel Sen Olma”, “Emniyet Kemeri Hayata Bağlar”, “Kadına şiddete, dur de” bilgilendirme yazıları trafolara grafiti sanatı ile yazıldı. Ayrıca sağlıklı yaşam ve bağımlılık konularını içeren uyarı ve bilinçlendirme yazıları da trafolara grafiti sanatçıları tarafından işlendi.

Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da belirlenen 30 trafoda boyama çalışmaları devam eden projenin çeşitli kurumlarla da işbirliği yapılarak ulusal çapta yaygınlaştırılması planlanıyor.

UEDAŞ HAKKINDA

Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova illerinde 35.501 km² alanda 3.1 milyon müşteriye hizmet veren Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. (UEDAŞ), 4 il, 55 ilçe, 2221 mahalle ve 636 köy sorumluluk sahasında 2177 personelle 7/24 hizmet veriyor. Kurulduğu yıldan bu yana kurumsal sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmeye özen gösteren firma gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk ve sponsorluk projeleri ile çevre, eğitim, kültür ve sanat, spor konularına da destek oluyor. 2010 Eylül’ünde özelleşen şirket Limak Holding bünyesinde bulunuyor.

‘Yüksek Gerilim Dalı’nda “Enerjinin Yıldızları” geliyor

Cengiz ve Kolin Şirketler Grubu bünyesinde elektrik dağıtım alanında hizmet veren Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ), sektörde ihtiyaç duyulan kaliteli ve yetişmiş insan kaynağına ulaşma hedefiyle “Enerjinin Yıldızları” projesine start verdi. Endüstri 4.0 ile birlikte Enerji 4.0’ın konuşulduğu bir dönemde Enerjinin Yıldızları projesinin önemli bir adımı olarak ‘Elektrik Elektronik Teknolojisi Alanı Yüksek Gerilim Sistemleri’ dalında ihtiyaç duyulan insan kaynağına ulaşmak amacıyla 27 Haziran Çarşamba günü Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile BEDAŞ, AEDAŞ ve ÇEDAŞ, Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü’ne imza atıldı. Yüksek gerilim alanında sektörde duyulan nitelikli personel açığını kapatmayı hedefleyen mesleki eğitim iş birliği protokolünün imza töreninde Millî Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay, AEDAŞ adına Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Hatice Atik, BEDAŞ Genel Müdürü Murat Yiğit ve ÇEDAŞ Genel Müdürü Ahmet Sait Akboğa da hazır bulundu.

ÜÇ MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİNE YÜKSEK GERİLİM LABORATUVARI

Proje kapsamında İstanbul’un Avrupa Yakası, Antalya ve Sivas’ta üç mesleki ve teknik Anadolu lisesi seçilerek Yüksek Gerilim Laboratuvarı kurulması planlanıyor. Bu amaçla İstanbul Bayrampaşa’da İnönü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Antalya’da Kepez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Sivas’ta ise Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi; pilot okul olarak seçildi. Bu okullarda 10’uncu sınıf öğrencileri, bir sonraki eğitim döneminde Yüksek Gerilim Dalı’nı seçebilecek. Böylece yaklaşık 100-120 kadar öğrencinin laboratuvarda eğitim almasına imkân sağlanacak.

ÖĞRENCİLERE ÜÇ ŞİRKETTE STAJ İMKÂNI VE BURS

Yüksek Gerilim Dalı’nda öğrenim gören öğrenciler; AEDAŞ, BEDAŞ ve ÇEDAŞ’ta staj yapma imkanına da sahip olacak. Proje kapsamında en başarılı ve ihtiyaç sahibi, en az 30 öğrenciye 1 yıl boyunca aylık 500 TL burs verilerek eğitimlerine destek olunacak. Ayrıca söz konusu öğrencilere, burs aldıkları süre kadar da istihdam garantisi sunulacak. Eğitim süresince üç dağıtım şirketinin yöneticileri, kuruma özel derslerde bilgi birikimi ve deneyimlerini öğrencilere aktaracak ve mentorluk yapacak. Yöneticiler, mentorluk yapmadan önce özel bir eğitimden geçecek. Yine Yüksek Gerilim Dalı alanında okullarda eğitim veren öğretmenlere de uygulamalı olarak özel eğitim verilecek.

TERCİH EDİLMEYEN YÜKSEK GERİLİM DALI, AB STANDARTLARINA KAVUŞUYOR

Malzeme fiyatlarının yüksek olması ve sektörden yeterli destek alamadığı için meslek liselerinin elektrik bölümünde tercih edilmeyen Yüksek Gerilim Dalı da bu proje sayesinde yeniden eğitim sistemine kazandırılmış olacak. Avrupa Birliği ülkelerindeki standartlarda kurulacak laboratuvarlarla Yüksek Gerilim Dalı’nı tercih eden öğrencilere, elektriğin üretilmesinden iletim ve dağıtımına kadar tüm kademeleri uygulamalı olarak öğretilecek. Söz konusu proje, sektörün yetişmiş eleman ihtiyacına çözüm üretirken mezun olan öğrenciler de çok tehlikeli meslekler sınıfında yer alan bu alanda uygulamalı iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldıkları için tercih edilerek sektöre ilk adımlarını güvenle atacaklar.

Limak Enerji’den, “Sizinle Aydınlanıyoruz” projesi

Limak Enerji, hizmet verdiği bölgede memnuniyeti en üst düzeye çıkarmak amacıyla müşteri deneyimini ölçümleyerek, geliştirme çalışmalarına başladı. Limak Enerji Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, müşteri işlem merkezlerinden işlem yapan müşterilere SMS yoluyla anket uygulayacaklarını belirterek, “Müşterilerimizin deneyim paylaşımlarıyla ilgili geri bildirimlerini alıyoruz. Bu proje ile 15 günde yaklaşık 90 bin müşterinin deneyimi ölçümlendi. Yapılan anketten elde edilen ilk sonuçlara göre memnuniyet oranı yüzde 88 olarak belirlendi” diye konuştu.

Limak Enerji’nin hizmet verdiği bölgede çeşitli nedenlerle öneri-şikayet bildiren ve yüzde 12 gibi bir oranı temsil eden müşteri profili için, düzeltici ve önleyici planlar hazırlandığını belirten Aytac, projenin amacına uygun olarak elde edilen geri bildirimler sayesinde yüzde 100 müşteri memnuniyeti hedeflediklerini kaydetti.

MÜŞTERİ GERİ BİLDİRİMLERİ ÇOK DEĞERLİ

Müşteri memnuniyetini etkileyen faktörlerin etki ve performansını ölçümlemek için bağımsız araştırma kuruluşları ile çalıştıklarını da belirten Aytac, “Müşteri memnuniyet seviyesini en üst düzeye taşımak için planlarımızı ve süreçlerimizi bu doğrultuda tasarlıyoruz. Kalite ve yönetim yaklaşımları doğrultusunda kurumsal mükemmellik anlayışıyla benimsediğimiz EFQM Mükemmellik Modeli ile de sürekli iyileşme çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Limak Enerji Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, projeye ilişkin şunları söyledi:

“Müşterilerimizin bizimle temas ettiği fiziki mekan, elektronik ortam, işlem süreleri ve iletişim gibi tüm süreçler memnuniyeti açısından önem arz ediyor. Abonelik işlemleri, tahsilat, kampanyalar, güvence bedelleri, online işlemler, mobil uygulama, müşteri işlem merkezleri gibi tüm konularda müşteri geri bildirimlerini titizlikle inceliyoruz. Müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için müşteri deneyimi çalışmasını SMS üzerinden hayata geçirdik. “Sizinle Aydınlanıyoruz” müşteri deneyimi çalışmasıyla yenilikçi bir uygulamaya imza atmış olduk”.

LİMAK ENERJİ HAKKINDA

“Hayatı Aydınlatıyoruz” sloganıyla yola çıkan Limak Enerji; Limak Holding kuruluşudur. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) ilgili mevzuatları çerçevesinde 28.09.2012 tarihinde kurulmuştur. Görevli elektrik tedarik lisansına sahiptir. Aynı zamanda son kaynak tedarikçisidir. Kalite Yönetim Sistemleri ve benimsediği EFQM modeli ile müşterilerine rahat, konforlu ve hızlı hizmet anlayışıyla yatırımlarını sürdürmektedir.

Genel Müdürlük, Bursa, Balıkesir, Yalova ve Çanakkale’de 9 Bölge Müdürlüğü, 100’ü aşkın Müşteri İşlem Merkezi(MİM) ile abonelik, tahsilat, indirimli elektrik satışı, avantajlı tarifelerden yararlanma gibi birçok hizmet gerçekleştirilmektedir. EPDK tarafından belirlenen, yıllık elektrik tüketimi 2000 kWh (Elektrik faturası aylık 77 TL ve üzeri) olan serbest tüketicilere indirimli elektrik satışını gerçekleştirmektedir. Serbest tüketiciler için kampanyalar düzenleyerek, avantajlı tarifelerle elektrik satışını tüm Türkiye’de gerçekleştirmektedir.

Enerjisa’ya İngiltere’den ‘En İyi Müşteri Hizmetleri’ Ödülü

Enerjisa Dağıtım Şirketleri, Best Business Awards’ta “En İyi Müşteri Hizmetleri” kategorisinde birinciliğe layık görüldü.

Türkiye’nin lider enerji şirketi Enerjisa, birçok üst düzey şirketin değerlendirildiği İngiltere’nin en önemli organizasyonlarından biri olan Best Business Awards’ta ödül kazandı. Birçok firmanın CEO veya üst düzey yöneticilerinin ödül jürisinde yer aldığı Best Business Awards’ta 22 kategoride ödüller sahiplerini buldu. Enerjisa, ‘En İyi Müşteri Hizmetleri Ödülü’nü kazanarak, müşteri hizmetleri alanındaki başarısını uluslararası alanda da tescillemiş oldu.

İnsan odaklı çalışma anlayışını sürdürüyoruz

Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Murat Pınar, çok kanallı bir yapıyla müşterilere dokunmaya, her alanda hizmet ve çözüm üretmeye büyük bir önem verdiklerini belirtti. Enerjisa Dağıtım Şirketlerinin müşteri odaklı çalışma anlayışına vurgu yapan Pınar, “AYEDAŞ, Başkent ve Toroslar dağıtım bölgelerimizdeki 20 milyon nüfusa en iyi hizmeti vermek için müşterilerimize dokunduğumuz kanalları çeşitlendirmenin yanı sıra mevcut olanlarda da hizmet kalitemizi sürekli artırmayı hedefliyoruz. 800 çağrı merkezi çalışanımızın hizmet verdiği çağrı merkezlerimizde 20 saniyenin altında bağlanma hızıyla müşterilerimizi dinliyoruz. Dijitalizasyonu tüm süreçlerimizde kullanıyor, entegre kanal yönetimi yapıyoruz. Çağrı merkezimizden, sosyal medya veya mobil uygulamamızdan gelen talepleri tek bir çatı altında mükemmellik hedefi ile yönetiyoruz.Uluslararası standartlarda iş dünyasının temsilcilerinin juride bulunduğu bu değerli ödülü almak bizler için gurur verici ve ne kadar doğru bir yolda olduğumuzun en önemli göstergesi” dedi.

Enerjisa Dağıtım Şirketlerinin sunduğu hizmetler arasında; AYEDAŞ, Başkent ve Toroslar olmak üzere 3 bölgede 20 milyon nüfusa elektrik kesintilerini bildirmek için kısa mesaj göndermenin yanı sıra elektrik kesintisi, sokak aydınlatma talebi gibi pek çok işlemi yapabilecekleri sektöründe ilk olan mobil uygulama da bulunuyor. Bunları gerçekleştirirken elektrik enerjisi sektöründe, abonelikten müşteriliğe uzanan bir farkındalık oluşturmayı amaçlayan Enerjisa, yarattığı dijital çözümlerle müşterilerin hayatlarını kolaylaştırıyor. Sosyal medya destek hesapları ile de müşterilerine dokunan Enerjisa Dağıtım Şirketleri, twitter üzerinden müşteri başvurularını alarak hızla çözüme ulaştırmak için gerekli aksiyonları alıyor.

NISSAN’a, Mükemmellik Ödülü’nü kazandı

Elektrikli araçlarda yaptığı öncü çalışmalarla birçok ödül kazanan Japon otomotiv devi NISSAN geliştirdiği yenilikçi enerji çözümleriyle, Financial Times ve Dünya Bankası Grubu üyesi International Finance Corporation tarafından ödüllendirildi.

Elektrikli araç teknolojileri ve enerji hizmetleri sistemlerinin geliştirilmesine yönelik öncü ve yenilikçi çalışmalarıyla dikkat çeken Japon otomotiv devi NISSAN, elektrikli aracın ürettiği enerjiyi şebekeye aktarma imkanı tanıyan Vehicle-to-Grid ve elektrikli araçlardan çıkan bataryaları yeniden kullanarak oluşturduğu enerji depolama sistemleriyle İklim Çözümlerinde Mükemmellik Ödülü’nü kazandı.

Dünyanın önde gelen finans haberi kuruluşlarından biri Financial Times ve Dünya Bankası Grubu üyesi International Finance Corporation tarafından verilen FT/IFC Transformational Business Awards, küresel kalkınma sorunlarını çözme konusunda çığır açan, ticari açıdan uygulanabilir çözümlere odaklanıyor.

NISSAN’ın ödül almasını sağlayan teknolojilerden Vehicle-to-Grid sistemi elektrikli otomobillerde üretilen fazla enerji ile elektrik şebekesini besleme imkânı sağlıyor. Bu teknoloji, şebekeyi daha istikrarlı ve sürdürülebilir hale getirirken, aynı zamanda tüketicilerin enerji kaynaklarını yönetmelerine yardımcı da oluyor.

NISSAN’ın elektrikli araçlar ve enerji hizmetleri teknolojileri geliştirme çalışmaları, markanın otomobillerin sürüş ve enerji tüketiminin dönüşüm süreci ile topluma entegrasyonu konusundaki vizyonu olan NISSAN Intelligent Mobility’nin bir parçasını oluşturuyor. Öte yandan NISSAN LEAF ve e-NV200 modellerinden çıkan bataryalar enerji depolama sistemlerinde yeniden kullanılabiliyor. Bataryalar evlerde ve diğer binalarda değerlendirilmek üzere enerji depolama ünitelerine dönüştürülüyor.

Geçtiğimiz günlerde “Sürdürülebilirlik 2022” planıyla çevresel, sosyal ve yönetimsel faaliyetlerini güçlendirmek için yeni bir strateji açıklayan NISSAN; yakın geçmişte de güneş panelleri, batarya depolama ve ev enerjisi yönetim sistemlerini kapsayan Nissan Energy Solar teknolojisini tanıtmıştı.

Afrika Enerji Forumu’nda Aksa Jeneratör Rüzgarı

Küresel çapta ilk 5 firma arasında yer alan Türkiye’nin global markası Aksa Jeneratör, 20.’si düzenlenen Afrika Enerji Forumu’nda yerini aldı

Bugün 3 kıtadaki üretimiyle 160 ülkeye ihracat gerçekleştiren Aksa Jeneratör, son 20 yılda Afrika kıtasında enerji alanında atılan adımların gündeme alındığı Afrika Enerji Forumu’ nda yerini aldı. Üretiminin yüzde 50’den fazlasını ihraç ederek Asya, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Amerika’daki 14 ofisiyle faaliyet gösteren Aksa, destek verdiği fuarlar ve forumlarla Afrika kıtasında da bayrağını dalgalandırıyor.

Doğu Afrika’nın ada ülkesi Mauritus’da 19-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen forumda Afrika’da enerji, altyapı ve sanayi alanında yatırım yapan iş dünyası ve hükümet temsilcileri ile bir araya geldi. Foruma konuşmacı olarak katılan Aksa Yurtdışı Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Doğan Sarıgül; Türkiye ve Afrika coğrafyası arasında tarihsel yakınlık, artan ticaret hacmi ve potansiyel fırsatlar ile ilgili panelistlere bilgi verdi.

“Afrika’daki ticari hacmimiz artacak”

Etkinlikle ilgili konuşan Aksa Jeneratör Ceo’su Alper Peker dünyanın parlayan yıldızı Afrika kıtasında 2000’li yıllardan günümüze kadar sektörde artış gösteren ticari hacmiyle hizmet vermekten ve karşılığında gördükleri yakınlıktan mutlu olduklarını dile getirdi. Peker; “Afrika kıtası bizim için büyük önem taşıyor. Özellikle 2010 yılında kabul edilen ‘Afrika Strateji Belgesi’ nin hayata geçmesiyle yapılan ticaret 15 yılda 4 katına çıktı ve 2017 yılının sonunda 20,6 milyar dolara yükselerek Türk şirketlerin Afrika’daki varlığı artmaya başladı. Afrika’daki ticari hacmimiz gün geçtikçe artacak” dedi. Alper Peker, Aksa Jeneratör olarak Afrika’nın enerji sektöründe daha uzun yıllar yer almak istediklerini de sözlerine ekledi.

AKSA Jeneratör Hakkında

1968 yılında Ali Metin Kazancı’nın kurduğu elektrikli motor fabrikasıyla üretim yolculuğuna başlayan AKSA, 1984 yılında ilk jeneratörünü üretti ve kısa zamanda elektrik enerjisi temini için makine ve donanım üretimi konusunda uzmanlaşarak, dünyadaki sayılı jeneratör üreticilerinden biri oldu. 1994 yılında Aksa topluluğunun Kazancı Holding adı altında birleşmesi ve yeni organizasyonu ile Aksa Jeneratör bugünkü yapısına ulaştı. Uzun yıllardır Türkiye jeneratör pazarının lideri olan Aksa, 3 kıtada üretim ile 160 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Üretiminin yüzde 50’den fazlasını ihraç eden Aksa Jeneratör; İstanbul dışında Çin’de ve Amerika’da bulunan üretim tesisleriyle, Asya, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Amerika’da bulunan 14 ofisi ile küresel sektörde ilk 5 firma arasındadır. Doğal gazlı jeneratörlerin dünyadaki ilk üreticilerinden biri olan Aksa Jeneratör senkron jeneratör projelerinde tartışmasız üstünlüğünü korurken, Ar-Ge yatırımları ile daha düşük yakıt sarfiyatlı, daha düşük ses seviyeli ve çevre dostu jeneratörler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Geleceğimiz İçin Güneş Enerjisi

Yenilenebilir enerji sektörünün lider şirketlerinden Solimpeks, 21 Haziran Dünya Güneş Günü nedeniyle güneşin hayatımızdaki yerine ve güneş enerjisinin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’nin güneş enerjisinde büyük bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Solimpeks Türkiye Genel Müdürü Gazi Çelebi, “Türkiye’nin ve dünyamızın geleceği için yenilenebilir enerjiye dolayısıyla güneşe yatırım yapmalıyız” diyor.

Yaşamın kaynağı güneş, aynı zamanda benzersiz bir enerji kaynağı… Hem sürdürülebilir hem de verimli olan bu enerji kaynağının ülkemizin ve dünyamızın geleceği için mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Solar termal alanında Türkiye’nin en büyük üreticisi olan Solimpeks, 21 Haziran Dünya Güneş Günü vesilesiyle güneş enerjisinin önemine dikkat çekiyor.

Her geçen gün çoğalan dünya nüfusu dolayısıyla enerji ihtiyacının da giderek arttığını belirten Solimpeks Türkiye Genel Müdürü Gazi Çelebi, şunları söylüyor: “2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyar, enerji ihtiyacının ise 28 milyar kWh olacağı öngörülüyor. Bu rakamlar aslında gelecekte enerjinin ne kadar kıymetli olacağının da bir göstergesi niteliğini taşıyor. Şu anda kullandığımız fosil yakıtlar gibi enerji kaynakları giderek tükenirken elimizdeki en önemli enerji kaynağı güneşi henüz yeterince değerlendirmiyoruz. Özellikle ülkemiz güneş enerjisi açısından büyük bir potansiyele sahip, ortalama 200 gün güneşli geçiyor ve her bölgede güneşten enerji üretmek mümkün. Güneş enerjisinin öneminin farkına varırsak enerjide dışa bağımlılığında önüne geçebiliriz.”

Güneş enerjisi sistemleriyle bir evin enerji ihtiyacının karşılanabileceğinin altını çizen Çelebi, “100 metrekare büyüklüğündeki izolasyonu yapılmış bir ev yılda toplam 14 bin kWh enerjiye ihtiyaç duyar. Bu enerjinin 10.500 kWh/yıl kısmı ısıtma-soğutma, 1.680 kWh/yıl kısmı sıcak su, 1.800 kWh/yıl kısmı ise aydınlatma ve elektrikli ev aletlerinde tüketilir. Bu açıdan bakıldığında ortalama saatlik 5 kWh’lik bir güneş enerjisi elektrik üretim sistemiyle bu bir yıllık enerji ihtiyacının tamamı karşılanabiliyor. Bu da yılda yaklaşık 7 bin TL tasarruf anlamını taşıyor. Hatta ihtiyaç fazlasını devlete satarak gelir elde etmek de mümkün oluyor” diyor.

“Geleceğe Yön Verecek Büyük Adımlar Atılmalı”

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Ankara, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ı ziyaret etti. MÜSİAD Ankara Başkanı ve DEİK Türkiye-Endonezya İş Konseyi Başkanı İlhan Erdal ve MÜSİAD Ankara Yönetim Kurulu üyeleri tarafından gerçekleştirilen ziyarette; bilişim, yazılım, sanayi ve yüksek teknolojili ürün gibi önemli konularda istişarelerde bulunuldu.

Uluslararası planda stratejik ve yüksek katma değerli ürünlerin yurt içinde üretilmesi konusunda TÜBİTAK’ın ve Hükümetin yaptıkları çalışmalar ile verdikleri desteklerden ve teşviklerden dolayı büyük memnuniyet duyduklarını belirten Başkan İlhan Erdal, “Yurt dışından ithal edilen ürünlerin Türkiye’de üretilmesi, yapay zeka ve savunma sanayi alanında TÜBİTAK’ın ülke geleceğine yön vermek adına yaptıkları çalışmalar oldukça önemli. İş dünyası olarak bu çalışmalardan büyük memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin gelişmesinin bilim, sanayi ve teknolojiden geçtiği bu dönemde her zaman TÜBİTAK ile iş birliği içerisinde olacağımızı vurgulamak isterim. İhracata dayalı üretim bazlı ekonomi modeli için AR-GE, inovasyon ve üniversite-sanayi işbirliği konusundaki çalışmalar sürdürülebilir kılınmalıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ülkemizin 5 bölgesinde mega endüstri bölgeleri kurulması projesi, ülkemizin üretim kapasitesine ve ekonomisine ciddi katma değer oluşturacaktır. 2023 hedeflerimiz için geleceğe yön verecek büyük adımlar atılmalı” ifadelerini kullandı.

TÜBİTAK’ın Geleceğe Yönelik Projeleri Masaya Yatırıldı

Bilişim, yazılım ve yüksek teknoloji konusunda TÜBİTAK’ın geleceğe yönelik projeleri hakkında bilgiler veren TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal “Ekonomiye katma değer sağlayacak bilgi, teknoloji ve ürün geliştirme potansiyeli bulunan, ülkemiz girişim sermayesi ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan, Tech-InvesTR TÜBİTAK yeni 1514 Girişim Sermayesi Destekleme Programı’nın imza törenini geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik. Programın gerçekleşme sürecindeki farklılık, yukarıdan aşağı tasarlanmış bir program olmaması. Bu süreçle ilgili paydaşların tümünün görüşlerinin alındığı bir program” dedi. 5G Yeni Nesil Haberleşme Teknolojileri projeleri hakkında da bilgi veren Mandal “5G yeni nesil haberleşme teknolojileri geliştirecek 17 şirket, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı üzerinden desteklenecek.5G yeni nesil haberleşme teknolojileri için 10 üniversite, 17 firma, 3 operatör, 6 teknoloji geliştirme bölgesi, 1 OSB ve 1 düzenleyici kuruluş birlikte çalışacak. Ülkemizin inovasyon ve teknolojide yakaladığı yükselişi devam ettirmek ve teknoloji açığımızı kapatmak için çalışmalarımıza devam etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Ziyaret, MÜSİAD Ankara Başkanı ve DEİK Türkiye-Endonezya İş Konseyi Başkanı İlhan Erdal tarafından TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’a Osmanlı’dan gelen veresiye defterini satın alma yoluyla ihtiyaç sahibi kimselerin borçlarını kapatma geleneği olan zimem defteri takdimi ile son buldu.

Hainlere karşı dik duracağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:

Cumhur İttifakı bizzat cumhurun ta kendisidir, Cumhuriyet’in kader çizgisidir. Zalimlere karşı ittifak diyoruz. Teröristlere karşı ittifak diyoruz. Hainlere karşı ittifak diyoruz. Küresel saldırı ve komplolara karşı ittifakla hareket ediyoruz. Kim ki, Cumhur İttifakı’nı dinamitlemeye kalkışırsa, kim ki Cumhur İttifakı’na vade biçip çürütmeye çalışırsa, biliniz ki, Türkiye’nin mahvına hizmet eden saat ayarlı alçaktır. Cumhur İttifakı, millidir, yerlidir, cesurdur, dik duruşludur, sabırdır, akıldır, sorumluluktur. Bu kavramlara yabancılık çekenler ne ittifakı ne de cumhuru bilirler. Türkiye’nin prangalarını sökecek kuvvet, engelleri birer birer yıkacak kudret cumhurun müttefiklik anlayışıdır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:

6-7 Ekim’de Diyarbakır’da 53 tane Kürt kardeşimin öldürülmesinin talimatını veren birisini Edirne’de gidiyor cezaevinde ziyaret ediyor. Kim bu? İnce İnce. 24 Haziran’da bunlara Osmanlı tokadı gerekmez mi?” “İnce İnce ne diyor. Bizim İsmail Metin Temel Paşa’ya, geldiğim gün apoletlerini sökeceğim diyor. Önce haddini bil. Apoletleri sen mi taktın sen sökeceksin. Bu apoletleri millet taktı. Bu ülke bir hukuk devletidir.

25 Haziran sabahı Türkiye’de güven ve istikrar daha da güçlenecektir

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, 25 Haziran sabahı Türkiye’de güven ve istikrarın daha da güçleneceğini belirterek, “Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi ile Türkiye uluslararası arenada daha güçlü mücadele etme imkanını bu listelerle sağlayacaktır. 25 Haziran sabahı Türkiye’de güven ve istikrar daha da güçlenecektir. 24 Haziran yepyeni bir sistemle güçlü Türkiye’nin dünyaya ilanı olacaktır” dedi.

Bütün dertleri esasında Türkiye’nin hızını kesmektir

Başbakan Yardımcısı ve Hükumet Sözcüsü Bekir Bozdağ,“Millet oyunu gördü, oyuncuyu da gördü. Millet kuklayı da gördü, kuklacıları da gördü. Onlara fırsat ve izin vermeyecektir. Allah’ın izniyle 24 Haziran yeni bir gün olacağı gibi yeni bir dönemin de başlangıcı olacaktır” dedi.

24 Haziran seçimleriyle ilgili herkeste bir telaşın olduğunu aktaran Bozdağ, “Türkiye’nin içindeki adaylarda değil Türkiye üzerine hesap yapan çevrelerin hepsinde bir telaş var. Bütün dert 24 Haziran’da Cumhurbaşkanımızın kazanmasını engellemek bütün dert Cumhurbaşkanımızın kazanmasını engelleyemezsek parlamentoda hiç olmazsa onun elini ayağını bağlayacak çoğunluğu elde etmek. Böylece onu Beştepe’de hareketsiz bırakmak hesabı üzerine kuruluyor. Ve bütün dert esasında Türkiye’ye kaybettirmektir. Çünkü Cumhurbaşkanına karşı uluslararası çevrelerde ve onların uzantılarında yer alan duygunun altında yatan şey Türkiye güçlü yürüyor, Türkiye’nin yürüyüşünü durduramazsak biz Türkiye’yi bir daha kontrol edemeyiz. Türkiye’yi durdurmanın yolu Recep Tayyip Erdoğan’ı durdurmaktır. Türkiye’yi kaybettirmenin yolu Recep Tayyip Erdoğan’a kaybettirmektir. Eğer Recep Tayyip Erdoğan’ı durduramazsak Recep Tayyip Erdoğan’a kaybettirmezsek Türkiye’yi durduramayız. Türkiye’ye kaybettiremeyiz diyorlar. Ben buradan bir kez daha söylüyorum Türkiye’ye kaybettiremeyeceksiniz, Türkiye’yi durduramayacaksınız” şeklinde konuştu.

Türkiye 1 dakika bile vakit kaybetmeyecek

Gazetemize açıklamalarda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş 24 Haziran seçim sonuçları ile ilgili bir risk görmediklerini söyledi. Muhalefetin “yaptırmayacağız” kampanyasını eleştiren Kurtulmuş, “Erdoğan düşmanlığından Türkiye’ye hayır gelmez” dedi. Türkiye’nin dünyada süper lige çıkmak için çabaladığını vurgulayan Kurtulmuş, “Play off oynuyoruz, şampiyon olup süper lige çıkmak istiyoruz” dedi.

Kurtulmuş, “24 Haziran akşamı inşallah milletimiz Recep Tayyip Erdoğan’ı hükümetinin başı olarak seçtiği anda seçimler netleştikten sonra hükümetini ilan edecek. Türkiye 1 dakika bile vakit kaybetmeyecek” şeklinde konuştu.

OGUN GAZETESİ

Anketler Cumhur İttifakı dedi

Anketler, zaferin adı; “Cumhur İttifakı ve Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyor.

Ogün Gazetesi, Gün Araştırma Şirketi’ne cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleriyle alakalı tarafsız bir anket yaptırdı.

24 Haziran 2018’de gerçekleştirilecek seçimler için yaptırılan araştırma ile seçmenin nabzı tutuldu.

Mayıs-Haziran aylarında 50 ilde 7 bin 500 kişi ile gerçekleştirilen anketler sonucunda Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda seçileceği ortaya çıktı.

Ak Parti, MHP ve BBP’nin yer aldığı cumhur ittifakının oyu %51.5 oranında iken, CHP, Saadet Parti, İYİ Parti ve DP’nin bulunduğu millet ittifakının oyu ise %37.7 oldu. HDP ise yapılan araştırmada %9.4 civarında oy aldı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,5 oy oranı ile ilk turda galibiyeti yakalayacak gözükürken, Muharrem İnce yüzde 23,9, Meral Akşener yüzde 12,9, Selahattin Demirtaş yüzde 9,1, Temel Karamollaoğlu yüzde 1,3, Doğu Perinçek yüzde 0.3 oranında destek gördü.

Yapılan araştırmada, cumhurbşkanlığı seçiminde sonucun ikinci tura kalmaması için katılımcıların % 10,3’ünün tercihlerini yeniden gözden geçirmeyi düşündükleri belirlendi.

Gerçekleşen anketlerde cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalmayacağı görülürken, düşük ihtimalde olsa ikinci tura kalması durumunda, Recep Tayyip Erdoğan’ın rakibinin Muharrem İnce olacak.

Erdoğan ve İnce’nin ikinci tura kalması durumunda Recep Tayyip Erdoğan yüzde 54,6, Muharrem İnce ise yüzde 45,4 oy alacak.

Naylon poşetler

Ben naylonu sevmem. Gördükçe sinirlerim. Bilirim her çöpe giden bir beyaz naylon torba onu denizanası sanıp yutan bir yunus balığının veya bir Caretta-Caretta’nın sonu olabilir. Naylon bulunduğu ortamın şeklini alır, her kalıba uyar, yani kaypaktır, eğilir, bükülür, yamulur. Sonra seçim yapmaz, don da olur, mandal da. Hani tıpta protez ve kalp kapakçıkları gibi kalıcı ve yararlı kullanılışına bir sözüm yok ama unutmayın standart bir naylon poşet beş yüz ile bin yıl çözülmeden doğada kalıyor.

Petrol ürünü olan polietilen poşetlerin kullanım alanı çok geniş. Alışveriş merkezlerinden bakkala, kasaptan, manava, giyim mağazasından ayakkabıcıya kadar bunlar veriliyor. Dünyada yılda 500 milyar naylon poşet üretiliyor ve her bir dakikada bir milyon poşet çöpe atılıyor.  Deniz dibi artık naylon leğene dönüşmüş. Tarlalar uçuşan naylonlarla  dolu. Göl ve nehirlerin atık sistemini bozuyorlar.  Yolculuk yaparken artık bir ağaç altında mola vermeye korkuyorum. Buralar da PVC ile örtülmüş. Dünyada plastik torba kullanım miktarı bir trilyona kadar çıkabiliyor. Bu torbaların geri dönüşüm oranı çok düşük. Oysaki bez torba kullanmakla haftada altı plastik torbayı doğaya bırakmamış oluyoruz.

Ruanda, Fas, Makedonya, Tanzanya, Botswana,  Tayvan, Kenya, İtalya,  Güney Afrika, Hindistan gibi ülkelerle San Fransisco ve Paris gibi kentlerde bu naylonların kullanılması yasalarla sınırlandırıldı. İrlanda ise her naylon poşetten 20 cent vergi alıyor. Çin sadece torbaları paralı  yaparak her yıl 37 milyon varil petrol tasarruf ediyor. Türkiye ise tam bir naylon cenneti oldu. Ama halen naylon tüketimini sınırlayacak yasal bir süreç bir türlü başlatılmadı. Türkiye’de dört kişilik bir aile bir yılda 1460 poşet tüketiyor.

Ayrıca poşetlerin aflatoksin içerdiğini söyleyen uzmanlar, bu maddelerin gıdalarla teması halinde, yiyeceklere kansere yol açan, cıva, kurşun, kadmiyum gibi zararlı maddelerin geçtiğini belirtiyorlar. Ayrıca plastik maddelerin içerdiği bileşenler de kanserojendir.

Bir yabancı, Türkiye’yi seven bir hanım, adı Cherly,  soyadı Tanrıverdi. Bakın bir PVC cenneti olan Türkiye için bazı ciddi önerileri var. Bütün Dünya dergisinde yayınlanan makalesinden bazı eklemelerle alıntılar yapıyorum.

Ağaçların dallarında sallanıyorlar, nehirleri kirletiyorlar, çitlerde asılı kalıyorlar, kanalizasyonları tıkıyorlar, hayvanların boğazlarına tıkayarak boğularak ölümlerine neden oluyorlar. Polietilen poşetlerin üretimi yaklaşık 35 yıl önce moda olmaya başladığından bu yana dünyada hemen her ülkede kullanılıyorlar. Sebze ve meyveden, kıyafet ve kitaplara değin her şeyi taşımaya elverişliler. Yoğurt ve maalesef canlı akvaryum balığı bile poşette satın alıyoruz. Bazen çanta gibi kullanıyor, evde çıkan çöplerimizi onlara koyuyoruz. Naylon poşeti birkaç dakikalığına kullanıyor olsak da, bu  poşet doğada tümüyle yok olana değin aradan en az  bin yıl geçmesi gerekiyor. Eve kadar giderken simiti bir poşette taşımak, o poşetin doğayı 3005 yılına dek kirleteceği anlamına geliyor. Naylon poşetler ayrıca yavaşça bozulmaya başladığında çevreye zararlı kimyasallar yayılıyor ve besin zincirimizi zaman içinde kirletiyor. Çevreyi düşüncesizce naylon poşetlerle kirlettiğimizde, hayvanların yaşamlarını da korkunç zararlar vermiş oluyoruz. Antartika’dan Kuzey Denizi’ne Trinidad’dan Fiji’ye değin hemen hemen her deniz kuşunun midesinde plastik atık bulunuyor. Deniz hayvanları denize atılan poşetleri deniz anası veya başka bir yiyecek sanıp yiyorlar bu da onların sindirim sistemlerinin bozulmasına yol açarak sonuçta  ölümlerine neden oluyor. Kimi balinaların midelerinde yapılan otopsiler polietilen poşetlerle dolu olduğunu gösteriyor. Dünya Doğa Vakfı’na göre naylon poşetlerden dolayı her yıl 100 binin üzerinde balina, fok, su kaplumbağası ve kuş ölüyor. Karada ise inekler, keçiler, sincaplar ve öteki hayvanlar yem ararken genellikle plastik parçalar yiyorlar. Hatta içine girip bir daha çıkamıyorlar. Çin’de ise caddelerde uçuşan naylon poşetlere “beyaz kirlilik” adı verilmiş. Bangladeş ülkenin üçte ikisini sular altında bırakan 1988, 1998 ve daha sonraki yıllardaki sellerinin nedenin naylon poşetler olduğuna inanıyor. Çünkü sellerle sürüklenen poşetler kanalizasyon sistemini tümüyle tıkamıştı. Bangladeş daha  sonra başkent Dakka’da polietilen kullanımını yasakladı ve  geleneksel jütten yapılan poşetlerin yeniden yaygınlaşması için çaba gösterdi. Artık plastik kullananlar tüm dünyada kirlettikleri için  daha fazla vergi ödüyorlar. İrlanda da böyle bir vergi uygulaması başladıktan sonra plastik  tüketimi  % 95 oranında düştü. İsviçre, Avusturya ve Almanya’da müşteriler mağazalara kendi poşetlerini götürüyorlar ya da yeni poşet satın alıyorlar. Tayvan’da okullarda, orduda, süpermarketlerde ve mağazalarda ücretsiz, tek kullanımlık naylon poşet dağıtımı yasaklandı. Hong Kong’da “lütfen naylon poşete hayır !” sloganıyla büyük bir kampanya başlatıldı. Yeni Zelanda’da önde gelen perakende mağazaları yeniden kullanılabilir poşetleri satıyorlar. Hindistan’da kutsal inekler öldüğünden naylon torbalara savaş açıldı. Türkiye’de sadece Metro Zinciri naylon poşetleri ücretli satıyor.  Eğer her birimiz her ay yalnızca bir naylon poşet daha az kullansak bile her yıl milyonlarca poşet üretimini önlemiş oluruz.

Naylon poşetler ayrıca  enerji düşmanı, bir naylon poşet üretmek için gerekli olan enerji ile bir arabayı 115 metre boyunca ilerletmek için gerekli enerji aynı. Doğada yıllar sonra bozulmaya başladıkları zaman kimyasallar suya ve toprağa karışıyor. Hatta deniz ekosistemine bile çok zarar veriyor. Denize atılan poşetler deniz canlıları tarafından besin zannedilerek yenildiğinde, sonuç bir felaket oluyor. Uzmanlar ölen  balinaların, kuşların midelerinde poşetlere rastlıyor. Ayrıca şeffaf oldukları için tıpkı sera gibi ısıyı emerek orman yangınlarına neden oluyor. Temas ettikleri gıdaların vitaminlerini yok ediyorlar.

Okyanus seferi yapan gemiler bir yılda toplam 3 milyon 632 bin kilogram plastik atığı denize döküyor. ABD kıyı şeridindeki tüm atıkların % 10’unu plastik poşetler oluşturuyor.

Nasıl olsa naylon, cam ve kağıttan 2-3 defa daha ucuz. Torbayı kullan fırlat ve at !  Gerçi PVC  atıklar da  toplanmaya başlandı. Hacimce fazla, ağırlığı ise az ama toplayıcıları bunları  satılabiliyor. Eğer çöpe karışmadan yani kirlenmeden geri dönüşüm tesislerine  ulaşırsa elyaf maddesi olarak kullanılıyor. Ama en iyisi ve en doğrusu  az ve bilinçli  tüketmek !

Çerkeslerin 154 yıllık dramı

Şu üzerinde yaşadığımız dünyanın, ne acıları, ne faciaları yıllar içinde nasıl yuttuğunu daha doğrusu bu tür olayların, nasıl hatırlanmadığına şaşmamak hatta ürkmemek elden gelmiyor.

Ne kanlı olaylar, ne badireler, ne soykırımlar artık sadece tarihin sayfaları arasına gün geçtikçe daha da sıkışıyor.

Bu dramların başında, Çerkeslerin 154 sene önce karşılaştıkları faciaları göstermek gerekiyor.

Oysa, sözüm ona hür dünya Çerkeslerin başına gelenleri çoktan unutmuş ve sadece yıldan yıla yapılan hatırlatmalarla acılar dile getirilebiliyor.

Kadim dostumuz, Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Nusret Baş 154 sene önceki trajik gelişmeleri ve gerçekleri dile getirirken, bize de bu satırları karalamamız düşüyor.

Tarihte en büyük zulme ve haksızlığa uğrayan halklardan biri de Kuzey Kafkasyalıların olduğu kabulleniliyor.

***

Rusya’nın işgal girişimlerine karşı devletsiz ve ordusuz olarak, hiçbir dünya devletinin desteğini de yanlarına almadan 285 yıl direnildiği de biliniyor.

1859-1879 yılları arasında 2 milyon Çerkes ana yurtlarından sürülmüş; bunlardan ancak 1,5 milyonu hayatta kalıyor.

1 milyonu Anadolu’ya, kalanları da Balkanlar, Suriye, Irak, Ürdün ve Kıbrıs’a yerleştiriliyor.

Bu sürgün sonucu, günümüzde, Rusya sınırları dışında, 6 milyonu Türkiye’de olmak üzere 7 milyon civarında Adige, Abaza ve Kuzey Kafkasya’nın diğer halklarından insan, dünyanın 40 ülkesine dağılmış vaziyette yaşıyor.

Kafkas halklarının hepsinin kendi dillerinde özgün adı ve kimlikleri ile tanınıyor.

Ancak diasporadakilere diğer toplumlar tarafından genel olarak Çerkes ismi verilmiş ve alt kimlikleri fazla bilinmiyor.

Bugün ana vatanı dışında yaşayan ve Çerkes olarak isimlendirilen topluluğun içinde Adige, Abaza, Osetin vd.. Kafkas dil gruplarından insanlar yaşıyor.

İzmir’in İşgali ile başlayan gayrinizami savaşta Çerkeslerin en ön cepheleri tuttuğu unutulmuyor.

***

Anadolu’ya doğru ilerleyen Yunan ordusunu durdurmak amacıyla Ege Bölgesinde kurulan Kuvva-i Milliye’yi Çerkes General Aşir Atlı ve Pşav Ethem yönlendirdiler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı, Çerkeslerin sosyal ve siyasal yaşamına keskin bir gerileme getiriyor.

1951 yılında İstanbul’da Cumhuriyet döneminin ilk Çerkes sivil toplum kuruluşu açılıyor.

Sonra da büyük vilayetlerde başka STK’lar oluşuyor.

Sovyetler Birliği’nin perestroika politikası, diasporadakilere ata yurtlarıyla ilişki kurma fırsatı veriyor.

Bu süreçte, Çerkesler de kimliklerine daha çok ilgi duymaya başlıyor.

Abhaz-Gürcü savaşı ve Rus-Çeçen savaşı bu ilgiyi doruğa çıkartıyor.

Savaş hem Türkiye’de, Kuzey Kafkasya toplumları arasındaki etkileşimi; hem de Suriye, Ürdün, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri’nde kurumlara üye olanların sayısını ve kendi aralarındaki irtibatları artırıyor.

***

Çerkeslerin, bugün Türkiye genelinde 160 kadar sivil toplum kuruluşu  devletten de destek talebinde bulunuyor.

Türkiye’deki mütevazı gelişmelere ve  örtülü siyasi desteğe rağmen, ne yazık ki, dünya kamuoyu Çerkes dramına gereken ilgiyi bir türlü gösteremiyor.

Tabii ki, bunda en büyük etkenlerin başında Rusya’nın bitmez tükenmez baskısı ve hararetli bölgede gelişen olayların vahameti geliyor.

Aynı zamanda çok önemli bir göz hekimi olan, Çerkes Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Nusret Baş’ın ısrarla dediği gibi, bütün dünyanın artık Çerkes dramına yakından yaklaşmasının üzerinden bir asır daha geçmemesi bir insanlık vecibesi olarak ortada duruyor.

Havalimanı mı, şantiye mi, uçak mı, yolcu otobüsü mü!

Yurt içi ve Yurt dışına gerçekleştirdiğim seyahatlerimde Türk Hava Yollarını tercih ederim. Tercih nedenimde milli havayolumuz olmasıdır. Lakin son seyahatlerimde yaşadıklarım inanılır gibi değil.

Bilet alırken acil çıkış olarak koltuk seçiminizi yapıyorsunuz. Uçağa bindiğinizde sizin başka koltukta oturacağınız söyleniyor. Hay aksi böyle bir durum nasıl olur elimde biletim var diyorsunuz ama nafile.

Olay bununla da sınırlı kalmıyor, 45 dakika uçakta bekliyorsunuz. Rötarın sebebi de söylenmiyor.

1 saate yakın zaman uçakta bekliyorsunuz, sıcaklık buz gibi bir vaziyette, 4 kez uyarmanıza rağmen ısıyı ayarlamıyorlar. Bir vatandaşın söylediği söz durumumuzu anlatır vaziyetteydi. “THY uçakta kese ikramına da başlasın artık, bu ne ya!!!”

Şikayetlerin artması üzerine başhostes gelerek, kabin sıcaklığını pilotların ayarladığını söyledi.

Bu arada yeni uygulamaya konulan pilotların ayar verdiği sıcaklık nedeniyle beraber seyahat ettiğimiz arkadaşlarla hasta olduğumuzu da belirtmek isterim.

Çay ile ısınmaya çalıştık ama nafile.

Battaniye verdiler ama hala soğuktu. Tepki sesleri artınca ikinciyi vermeyi teklif ettiler.

HAVALİMANINDA HİLTİLİ CALIŞMA, THY VE TAV ORTAK REZALETİ

Bir önceki uçuş için Atatürk Havalimanına gittiğimde yaşadığım enteresan olayı da sizlere aktarmak istiyorum.

Ankara’ya gitmek için AtatürkHavalimanına geldim.

Sabah 9.00 uçağı 111 nolu çıkış kapısındayız. Havalimanımı, şantiye mi, uçak mı, yolcu otobüsümü belli değil.

Kulaklarında büyük korumalıklar olan bir grup isçi geldi,iş güvenliği tedbiri kulaklarını kapattılar ve bacak boyunda bir hilti ile çıkış kapısının tam yanını kırmaya başladılar. Yaklaşıkuçağın kalkmasına 30 dakika var ve 200 kişi yerinden zıpladı. Bir hanımefendi olaya müdahil olarak, tepki verdi. Çalışma durdu pesinden spor giyimli uzun boylu bir beyefendi geldi, bayanla konuştu, telefon açtı bir yerlere ve devam arkadaşlar diye emir verdi. Bende bunun üzerine telefonumun kamerasını açıp, şef olduğunu söyleyen beyefendiye sordum. İki yüz kişiyi rahatsız edecek bu emri kimden aldınız şeklindeki soruma cevap vermedi ve şahsımı çekim yapmamam konusunda uyardı. Hemen polis çağırdı. Bende yolculara rahatsız olup, olmadıklarını sorduğumda hepsi ayağa kalkarak duydukları rahatsızlığı dile getirdiler.

Görevli polis beni izinsiz çekim yapmakla suçlayarak, gözaltına almakla tehdit etti.

Havalimanı müdürü geldiğinde yaşananları kendisine ilettim. Havalimanında bu tarz bir olayla karşı karşıya kalmamalıydık. Bu olayda esas beni şaşırtan söz ise çalışmanın emrini içişleri bakanının bizzat kendisinin verdiğinin söylenmesiydi. Sayın bakanımızı arayıp hemen soracağımı söylediğimde ise ifadelerini hemen değiştirdiler.

Kısacası TAV gibi bir şirkete bu yakışmadı ayrıca ayıplarını örtmek için polisimizi de bu olaya karıştırmak hiç yakışmadı.

Umarım siz değerli okurlarımıza bir mesaj verebilmişizdir.

Donald Trump ve ülkücü şehidimiz Davut Turan

Birileri makara kukara yapmak adına bazen eline sazı alıyor çalmaya başlıyor. Sazdan çıkan seslerdeki çirkinlikleri görenler ise sazın telini sazı çalanın boynuna dolamayı arzuluyor. İnternet’te dolaşan bir ifadeden oldukça rahatsız oldum.

İŞTE O SÖZ;

“Donald Trump aslında Türk’tür. Gerçek adı Davut Turan’dır” Donald Trump’ın soyunu, sopunu bilmem ama Davut Turan’ın kim olduğunu ve soyunu çok iyi bilirim. Davut Turan Samsun Eğitim Enstitüsünde okurken, milliyetçi olduğu için şehit edilmiştir. Soyu soyumdur. Davut abimiz İstanbul’daki evimize geldiğini ve bizde hoş seda bırakan tebessümleri ise hala hafızamdadır. Ülkücü şehidimiz Davut Turan 28 Haziran 1978 yılında Samsun’da şehit edilmiştir. Allah gani gani rahmet eylesin.

Önümüzdeki günlerde akrabam olan Davut Turan ağabeyimizi ve adına babam tarafından yazılmış ağıdı konu olarak ele alacağım.