Bizi takip edin

GENEL

Metaverse Pazarının 5-10 Yıl İçinde 8 Trilyon Dolara Ulaşması Bekleniyor

Metaverse evrenine dair keşfetme arzusu ve teknolojide geride kalma korkusu, sektöre dair pazarı ve yatırımları büyütüyor. Facebook’un adını Meta’ya çevirmesi ve sanal arsa satışlarında yaşanan talep patlaması ile çok hızlı giriş yaptığımız metaverse pazarının5-10 yıl içerisinde küresel ekonomiye 8 trilyon dolar kazandıracağı öngörülüyor.  Bugünün ve geleceğin teknolojisi ‘Metaverse, kaçırılmaması gereken bir yatırım fırsatı mı, riskler, olası kazanımlar nelerdir?’ gibi cevaplanması gereken sorular, Denge Değerleme’nin konunun uzmanlarının katılımıyla Digital Network Alkaş platformu üzerinden online olarak düzenlediği Gelecek Mars’ta Değil Metaverse’te mi’ webinarında cevaplandı.

“Meta-evren”in kısaltması olan metaverse, gerçek ve sanal dünyanın bir bilim kurgu vizyonunda birleştiği, insanların farklı cihazlar arasında hareket etmesine ve dijital bir ortamda iletişim kurmasına olanak sağlayan alternatif gerçeklik olarak hayatımıza çok hızlı bir giriş yaptı. Öyle ki; metaverse evrenine olan ilginin artış hızına bakarak 2022’nin kelimesinin metaverse olabileceğini ön görmek çok da zor değil.  İnsanlık bir yandan aya yolculuk ile başlayan uzay serüveninde turizm amaçlı seyahatler ve başka galaksileri keşfetme arzusu ile maceracı ruhunu beslerken, bir yandan bulunduğu ortamdan hiç ayrılmadan yeni keşiflere yelken açmasını sağlayan metaverse evreninde yolunu bulmaya çalışıyor. Sanal arsaların yüksek bedellerle alınıp satılması ile bir anda daha büyük kitlelerin dikkatini çeken bugünün ve geleceğin teknolojisi ‘Metaverse, kaçırılmaması gereken bir yatırım fırsatı mı, riskler, olası kazanımlar nelerdir?’ gibi cevaplanması gereken pek çok soru var.

Yaklaşık 20 yıldır gayrimenkul sektöründe değerleme hizmeti sunan Denge Değerleme, bu sorulara cevap bulmak ve her gün gelişen, değişen ve evrilen, metaverse evrenini birlikte keşfetmek adına konunun uzmanları ile ‘Gelecek Mars’ta Değil Metaverse’te mi’ webinarı düzenledi. Digital Network Alkaş platformu üzerinden online olarak gerçekleşen etkinliğin moderatörlüğünü deneyimli Ekonomi TV Programcısı Hande Berktan üstlenirken, UiPath, Avrupa Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, Türkiye’nin ilk Metaverse Ajansı STANDBY ME Ajans Başkanı Can Yurdakul, Ödüllü Yazar, Podcaster Konuşmacı ve Girişimci Bora Özkent ve Denge Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Baki Budakoğlu konuşmacı olarak yer aldı.

Moderatör Hande Berktan, insanlığın ilerlemesini sağlayan merak ve keşfetme arzusunun son meyvesi metaverse evrenini daha kolay keşfetmek; dahası onu daha iyi anlamak için yapay zekanın geldiği noktanın incelenmesi gerektiğini gündeme getirerek, ‘Metaverse, yapay zekanın bugünü ve yarınını’ UiPath, Avrupa Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen’e sordu.

“Yapay zeka o kadar çabuk ve hızlı hayatımıza girdi ki; buna neredeyse engel olamıyoruz”

İnsanoğlunun son yıllarda farkında olmadan özellikle sosyal medya üzerinden yapay zekayı oldukça fazla kullandığına dikkat çeken UiPath, Avrupa Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, özellikle gelecek 20 yıl içinde bu sürecin daha da kendini hissettireceğini belirtti. 2021 yılında yapay zekanın dünya pazarına 3 trilyon dolarlık bir katkı yaptığını ve bu rakamın 2030 yılında 15.7 trilyona ulaşacağını söyledi. Yeğen; “Yapay zeka o kadar çabuk ve hızlı hayatımıza girdi ki; buna neredeyse engel olamıyoruz. Robotlar artık, servis hizmeti veriyor, otomobiller yapıyor, hatta insanın yapamadığı yumurtanın sarısını beyazından dahi ayırabiliyor. Buna yapay zeka da eklenince, adeta günümüzde robotlar beynimiz gibi oldu. Borsada bizim adımıza alım satım yapıyorlar. Bu da özellikle bireysel alım gücünün belirlenmesinde çok etken bir rol üstlenmiş durumda. Özellikle yapay zeka ile tüketime, alışverişe doğru itiliyoruz. Geldiğimiz noktada yapay zekayı dışlayamayız ya da reddedemeyiz. Yapılması gereken hayatımızı kolaylaştıracak yönlerine evriltmeyi öğrenmekten geçiyor. Çünkü hayatımızı kolaylaştıran bir unsur. İnsanların vakitlerini çalan, bilgisayar başında zaman harcamasına neden olan pek çok işi artık yapay zeka ile çözer olduk. Bizim yerimize sunum yapan, rapor hazırlayan hatta verdiğiniz üç kelime ile makale yazan yapay zeka uygulamaları var” dedi.

İleride fiziki olarak araba ya da ev değil bunların NFT’sini alacağız

Yapay zeka ile metaverse ilişkisinin daha emekleme aşamasında olduğunu ama yine de metaverse kavramının özellikle insanoğlunun hayal gücü ile giderek geliştiğini de belirten Tansu Yeğen, çocukların bilgisayar oyunları sayesinde bu yeni metaverse evrenine hızlı bir giriş yaptıklarını da dikkat çekti. Yeğen sözlerini şöyle sürdürdü: “Farkında olmadan da olsa bu dünyaya giriş yaptık, ben 5-10 yıl içerisinde 8 trilyon dolarlık bir metaverse pazarının bizi beklediğini düşünüyorum. Çok önemli bir araştırma şirketinin verilerine göre geçen yıl dijital ürünler özelinde 54 milyar dolarlık bir harcama yapılmış. Fiziksel emlağın yerine artık NFT üzerinden emlak alımlarının olacağını ve emlak sektörünün de bu durumdan ciddi anlamda etkileneceğini öngörüyorum. İleride fiziki olarak araba ya da ev değil bunların NFT’sini alacağız.” Webinarın bir diğer konuşmacısı olan Ödüllü Yazar, Podcaster Konuşmacı ve Girişimci Bora Özkentise, Z ve Y kuşaklarının metaverse evreninde halihazırda oyunlarla yer aldığını, metaverse’in son dönemde büyük ilgi çekmesinde teknoloji ile arsa alınabilir fikrinin etken olduğuna vurgu yaptı. Özkent konuşmasında şunları söyledi; “Öteden beri oyun evreni hep vardı. Facebook bu sürece dahil olunca çok heyecan yarattı. Çünkü parasal bir güç de ortaya koymuş oldu. Bu da diğer oyuncuları peşinden sürükledi ve bir anda metaverse kavramı hızlı bir ivme yakaladı. Özellikle internette ara yüzlerin kolaylaşması ve devrim niteliğindeki dokunabilirlik ve gözlüklerin çıkmasıyla normal bir hayattan farksızlaşan bir hayata merhaba demiş oldu insanlar. Yani durumun üç boyuta taşınması insanların daha kolay anlamasına, yaşamasına, deneyimlemesine olanak sağladı. Ben yakın bir gelecekte Metaverse’in internetin kendisine dönüşeceğine inanıyorum. Çünkü bu evrende para kazabiliyor olmak, hayal gücünü zorlamak, üç boyutlu deneyimi yaşamak insanlara heyecan veriyor.

Temel ihtiyaçların gerçek dünyadan sağlandığı, ama sosyal, kültürel ve diğer tüm ihtiyaçların sanal dünyadan karşılanmaya başladığı ‘metaverse’ün hızlı yükselişinde insanların giderek zorlaşan gerçek hayat yüzünden bu yeni geleceği ve gerçekliği kucaklamak için oldukça istekli oluşlarının etkisinin büyük olduğunu belirten webinar moderatörü Hande Berktan, yeni düzende emlak sektörünün nasıl etkileneceğini, Metaverse’de arsa alım satımlarının nasıl olacağını, olası riskleri Denge Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Baki Budakoğlu’na sordu.

“Metaverse’te satın alınan arsa değil, arsanın NFT’si”

Öncelikle bu platform üzerinden bir düzeltme yapmak gerekir, alınan arsa değil arsanın NFT’si. İnsanlar sonuçta fiziki bir arsa almıyor” diyen Denge Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Baki Budakoğlu; “Ama yine de bu tür yatırımlar yaparken  fiziki olarak baktığımız değerler iyi incelenmeli. Burada en önemli konu güvenilirlik ve bilişim altyapısının net olması. Popüler bir yaklaşımla, ünlülerin oturduğu yerlere yakın evler ya da önemli caddeler veya önemli markaların olduğu yerlere yakın lokasyonlar gibi seçenekler üzerinden insanlar kararlar veriyorlar. Ancak bu durumun metaverse kavramındaki emlak alımlarında tam olarak bir karşılığı yok.  İnsanlar hızlı bir reaksiyonla, önemli AVM’lerdeki dükkanları aldılar ama, burada dikkat edilmesi gereken şey nasıl yönetildiği, nasıl işlediği ve nasıl güvenilir olduğu. Maalesef şu an için bunun bir anayasası, kuralı yok, yakın bir zamanda şekillenecektir, ancak dikkat edilmesi gereken popüler yerler değil onların nasıl işlediği, yönetildiği” şeklinde konuştu.

Metaverse’de arsa alımında dikkate alınması gereken parametreler hakkında da webinar dinleyicilerini uyaran Baki Budakoğlu, unutulmaması gereken konuları şu sözlerle sıraladı; “Öncelikle bu dünyada yaşadığımızı, yaşayacağımızı unutmamamız gerekiyor. Metaverse geleceğinde yatırım yaparken ihtiyaç ve beklentiler doğru belirlenmeli. Çünkü bir yerde yatırımdan bahsediyoruz, bunlar boşa gitmemeli. Arsa beklentileri, yatırım beklentileri şu an için çok oturmuş değil. Nihayetinde bizler orada avatar dediğimiz benliklerimizle temsil edileceğiz. Onlar, beslenmeyecek, üşümeyecek, barınma için özellikli bir alanlara ihtiyaç duymayacak. O nedenle gerçek hayattaki beklenti ve isteklerle metaverse alanındaki isteklerin doğru analiz edilmesinde yarar var. Şu an satılan arsalarda gündeme getirildiği için çok popüler ve çekici hale geldi.  Bu tür yatırımlar büyük şirketler, markalar için bir sıkıntı olmayabilir ama daha küçük yatırımcılar için ciddi kayıplara neden olabilir. Bu yüzden insanların metaverse evreninde yapacakları satın almaları bilinçli yapmaları gerekir.

“Metaverse, kendi değerini yaratmak isteyenler için önemli bir fırsat”

Metaverse kavramının şirketler için yeni bir alternatif mecra olduğuna dikkat çeken ve kendi değerlerini yaratma adına önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğine vurgu yapan Türkiye’nin ilk Metaverse Ajansı STANDBY ME Ajans BaşkanıCan Yurdakul, konuşmasında kendi sektörlerinde Metaverse pazarının 420 milyar dolar değerinde olduğunu ve birkaç yıl içinde bu rakamın iki üç katına rahatlıkla çıkabileceğini söyledi. Firma olarak markalara ‘bu evrende nasıl değerler yaratabiliriz?’ noktasında çalışmalar yaptıklarını belirten Can Yurdakul, buradaki ana kriterlerini ‘sıcaklık haritası’ olarak tabir ettikleri uygulama ile yönettiklerini belirtti.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENEL

Tüpraş, Türkiye’nin İlk Sürdürülebilir Havacılık Yakıtını Üretecek

Sürdürülebilir havacılık yakıtı üretmeye hazırlanan Tüpraş, UOP Ecofining™ teknolojisinin kullanımı için dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Honeywell ile lisans anlaşması imzalayarak biyoyakıt üretimi için düğmeye bastı. Tüpraş, kurulması planlanan UOP Ecofining tesisinde, atık hammaddeyi sürdürülebilir havacılık yakıtına (SAF), yenilenebilir dizele ve diğer ürünlere dönüştürecek.

Türkiye enerji sektörünün geleceğinde de liderliği amaçlayan ve bu doğrultuda geçen yıl “Stratejik Dönüşüm Planını” ve “2050 karbon nötr olma hedefini” açıklayan Tüpraş, bu yoldaki yatırımlarına tüm hızıyla devam ediyor.

Tüpraş, Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında gelecekteki dört iş odağından biri olan “biyoyakıtlar” alanına yönelik olarak, İzmir rafinerisinde atık bitkisel ve hayvansal yağlardan biyoyakıt üretmek için harekete geçti. Sürdürülebilirlik vizyonunu, havacılık sektöründeki çevreci yakıt üretimiyle üst seviyelere taşımaya devam eden Tüpraş, atık ham maddelerden biyoyakıt üretebilen Honeywell UOP Ecofining prosesi ile yüksek verimlilik sağlayan bir çözümü hayata geçirecek.

Kurulması planlanan Ecofining tesisi sayesinde; Tüpraş, günde yaklaşık 8 bin 300 varil atık ham maddeyi sürdürülebilir havacılık yakıtına (SAF), yenilenebilir dizele ve diğer ürünlere dönüştürmeyi planlıyor.

“Türkiye’nin en büyük SAF tedarikçisi olmayı planlıyoruz”

Tüpraş’ın 2050 itibarıyla karbon nötr olma hedefleri paralelinde biyoyakıt üretiminin sürdürülebilir geleceğe büyük fayda sağlayacağını belirten Tüpraş Teknik İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serdar Kemaloğlu, “Plan kapsamında, yatırımlarımızın büyük bir kısmını Sürdürülebilir Havacılık Yakıtları, yeşil hidrojen ve sıfır karbonlu elektrik gibi yeni enerji kaynaklarına ayıracağız. Hava taşımacılığında biyoyakıtların sektörün karbonsuzlaşmasında önemli rolü olmasını bekliyoruz. Yatırımlarımızla 2030 yılında 400 bin ton biyoyakıt ham maddesi işlemeyi öngörüyor, 2035 sonrası dönemde ise Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı üretim kapasitemizi 3 katına çıkararak bu alanda da Türkiye’nin en büyük tedarikçisi olmayı planlıyoruz. Bu hedefimize ulaşma yolunda da atık bitkisel ve hayvansal hammaddelerden Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı üretmek için Honeywell UOP’nin yüksek verimle, katma değerli yenilenebilir ürünler üretilmesine imkân sağlayan Ecofining teknolojisini seçtik” diye konuştu.

“Biyoyakıt üretimi rafinaj sektörü için karbon ayak izini azaltmada önemli rol oynayacak”

Honeywell Türkiye, İsrail ve Orta Asya Başkanı Uygar Doyuran ise, projenin Türkiye’de ilk olması bakımından önemli olduğuna dikkat çekerek şu açıklamayı paylaştı: “Atık ham maddelerden elde edilen biyoyakıtlar, rafinaj sektörü için karbon ayak izini azaltmada ve mevzuata uyum sağlamada önemli rol oynayacak. Petrol bazlı dizel ve jet yakıtları ile büyük ölçüde benzer özelliklere sahip yenilenebilir yakıtlar, motorda değişiklikler yapılmasına gerek olmadan ikame yakıt olarak belirli oranlarda mevcut sistemlerde kullanılabiliyor. Honeywell olarak öncüsü olduğumuz bu teknolojiyi ülkemizde ilk defa Tüpraş ile birlikte uygulayacağımız için büyük gurur duyuyoruz.

Okumaya Devam Et

GENEL

EPDK, Siber Saldırıları Cyberwise ile Test Etti

EPDK’nın bu yıl ilk kez Ankara’da kendi yerleşkesinde gerçekleştirdiği Ex4S: Enerji Sektöründe Siber Savunma Simülasyonu’22 etkinliğinin teknik yürütücüsü Cyberwise oldu.

Bu etkinlikte Cyberwise’ın teknik yürütücülüğünü gerçekleştirdiği simülasyonlar, enerji tesislerine yönelik siber saldırı senaryolarını deneyimleme ve bunlarla baş etme metotlarını öğrenme fırsatı sundu. Etkinlik ile ayrıca enerji altyapılarında siber dayanıklılığın artırılması, siber olaylara karşı teknik ve yönetsel yetkinliklerin geliştirilmesi, bireysel ve kurumsal farkındalık oluşturulması ve kuruluşlar arası paylaşım kültürünün oluşturulması da amaçlandı. Etkinliğe elektrik üretim, elektrik iletim, elektrik dağıtım, rafineriler, doğalgaz iletim ve dağıtım gibi tüm kritik enerji altyapılarında faaliyet gösteren şirketler ve kamu kurumları yoğun ilgi gösterdi.

Türkiye’de ilk defa düzenlenen kritik enerji altyapıları ve endüstriyel kontrol sistemleri odaklı simülasyona, EPDK regülasyonlarına tabi olan kuruluşlardan 238 uzman ve yönetici katılırken iki gün süren etkinlik boyunca toplamda 350 davetli ağırlandı. Endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği hakkında önemli bilgiler ve ipuçları verilen bir konferansla başlayan etkinlikte, olası siber saldırıların senaryolaştırıldığı savunma ve saldırı yeteneklerini test eden çeşitli simülasyonlar gerçekleştirildi.

Etkinlikte farklı şirketlerden katılımcıların oluşturduğu karma ekipler, Cyberwise’ın teknik yürütücülüğünü yaptığı simülasyonlarla olası siber saldırılara karşı takım halinde ya da bireysel olarak nasıl savunma gerçekleştireceklerini ve bir saldırganın nasıl davranacağını deneyimleme şansı elde ettiler. Öğrenme deneyimini artırmak için etkinlik öncesinde belirlenen ekipler, Cyberwise uzmanlarınca bilgilendirildiler ve simülasyonu deneme fırsatı buldular. Böylece hedeflenen bilgi ve deneyim aktarımı ile tecrübe edinimi etkinlik öncesinden başlayarak, yoğun bir şekilde gerçekleştirilmiş oldu.

Kritik altyapı sistemlerini barındıran enerji sektöründe olası bir siber felaket sonrasında çevre felaketleri, enerji kesintileri, finansal kayıplar hatta ulusal güvenliğin tehlikeye girmesi gibi hayati sorunların ortaya çıkması söz konusu. Bu nedenle bu sistemlerin siber güvenliğinin kusursuza yakın olması zorunludur. Pek çok kurumun siber güvenlik ihtiyaçlarını her aşamada karşılayabilen bir güvenlik şirketi olarak bu etkinliğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Ülke, kurum ve şirketler olarak siber saldırılara hazırlıklı olmanın en etkin yolu hazırlıkları test etmektir. Bu etkinlik, bu prensibin ilk ve en önemli kilometre taşı oldu” diyen Cyberwise Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Aret Kıllıoğlu şunları ekledi: “EPDK’nın tecrübe ve uzmanlığımıza güvenerek bu özel etkinliğin yürütülmesinde bizi tercih etmesi gurur verici. Etkinliğe, enerji sektörünün elektrik üretim, dağıtım, iletim, rafineriler, doğalgaz iletim ve dağıtım gibi tüm paydaşları yoğun ilgi gösterdi. Ex4S’22 etkinliği için hazırladığımız oyunlaştırılmış simülasyon platformu üzerinden katılımcılar farklı senaryolarda siber saldırılarla baş edebilme yeteneklerini geliştirme fırsatı elde ettiler.

Cyberwise olarak enerji sektörünün tüm güvenlik ihtiyaçlarını göz önüne alarak, yaşanmış saldırı senaryolarına yakın bir deneyim sunan, farklı senaryolarda hem savunma hem de saldırı odaklı farklı simülasyonlar oluşturduklarını söyleyen Cyberwise Endüstriyel Siber Güvenlik Danışmanı ve ICSFusion Ürün Yöneticisi Can Demirel şöyle konuştu: “Simülasyonlar özellikle mevcut savunma yeteneklerinin değerlendirilmesi ve olası saldırılar karşısında hazırlıklı olunması için oldukça önemli. Siber güvenliğin sadece güvenlik uzmanlarının sorumluluğunda olmadığını, tüm çalışanları ilgilendirdiğini de yaşanan saldırılardan görebiliyoruz. EPDK’nın etkinliği kapsamında hazırladığımız oyunlaştırılmış platform, Türkiye’de hatta birçok özellik bakımından dünyada da ilkleri barındırıyor. Etkinlik kapsamında, sektörler arası bilgi ve tecrübe aktarımını sağlamak ve farklı bakış açılarını da ortaya koyabilmek adına farklı şirketlerde ve pozisyonlarda çalışan kişilerden oluşan karma ekiplerin bir araya gelmesiyle ya da bireysel olarak deneyimlenen simülasyon çalışmaları hazırladık. Böylece hem şirketler olası saldırılara ne kadar hazır olduklarını gördüler, hem de çalışanlar yeteneklerini test ederken, yeni bilgiler öğrenme ve deneyimleme fırsatı kazandılar.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Ytong Çatı Paneli Güneş Enerji Santrallerini Yangından Koruyor

Yapı malzemesi sektörünün yenilikçi kuruluşu Türk Ytong’un ürettiği yanmaz Ytong Çatı Paneli, sanayi tesislerinde yaygınlaşan çatı tipi güneş enerjisi santralleri için çok yönlü koruma ve avantajlar sağlıyor.

Ytong Çatı Paneli, bina içinden gelebilecek yangına karşı güneş panellerini korurken kurulum ve montaj için sağlam bir zemin oluşturuyor.

Enerji maliyetlerindeki artışlar ve Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat uygulamasının da gündeme gelmesiyle birlikte karbon ayak izini azaltmak isteyen sanayiciler, fabrikaların çatılarına Güneş Enerjisi Santralleri (GES) kuruyor. Fabrika çatılarında yaygınlaşan GES uygulamalarının ortaya çıkardığı ihtiyaçlar, yeni yapısal standartları da beraberinde getirdi. Ytong Çatı Paneli hem yangın güvenliği hem de yük taşıma kapasitesiyle fabrikaların çatılarındaki bu önemli ihtiyaca cevap veriyor.

Fabrika yapılarında yeni inşaat kriterlerine ihtiyaç var

Türk Ytong Genel Müdür Yardımcısı Tolga Öztoprak, sanayi tesislerindeki GES başvurularının 10 kat arttığını, çatı tipi GES yatırımlarının geri dönüşünün 8-10 yıldan 3-4 yıla kadar düşmesinin ardından Türk sanayicisinin bu süreci hızlandırdığını söyledi. Bu yükselen trendin fabrika yapılarında yeni kriterleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Öztoprak “Fotovoltaik (PV) panellerin çatıya monte edilmesinde ağırlık ve rüzgar yüklerine dayanım problemleriyle karşılaşıldığını görmekteyiz. 1 MW’lık GES fabrika çatısına fazladan 120 ton yük uyguluyor, bu yük mevcut çatının taşıyıcı elemanlarına etki ediyor. Bunun yanında çatının maruz kaldığı mevsimsel etkilerde var. Güneş enerjisi panelleri çatı üzerinde kar toplanmasına veya ilave rüzgar yüküne neden olabildiği için yapı tasarımında belirlenmiş hesap yüklerinin üzerinde bir etki yaratabiliyor. Yeni fabrika inşaatlarında tüm bunların dikkate alınması gerekiyor” dedi.

Öztoprak şöyle devam etti: “Ürettiğimiz Ytong Çatı Panelitüm bu ihtiyaçlara cevap verebilen, bu tip yapılarda sağlam ve stabil çatılar oluşturulmasına olanak sağlayan bir çözüm. Taşıyıcılık, uzun ömür, yangın emniyeti, ses yalıtımı ve yüksek ısı yalıtımını bir arada sunan çatı panellerimizi şantiyeye kullanıma hazır biçimde teslim ediyoruz. Uygulamadan hemen sonra üzerinde gezilebilen, sağlam ve düz bir çatı yüzeyi elde ediliyor. Çatı üzerine yapılacak imalatlar ve ilerleyen zamanda GES bakımları gibi çatıya müdahaleler açısından önemli bir kolaylık sağlıyor. Ytong ile yapılan bir çatı, yapı ömrü boyunca taşıyıcılığını, ısı yalıtım özelliğini, yangın direncini kaybetmiyor.

Farklı çatı tip ve eğimine uygun çözümler

GES kurulumuna dikkat çeken Tolga Öztoprak “Fotovoltaik panellerin çatıya montajında detay sorunlarıyla karşılaşıldığına tanık oluyoruz. Bazı çatı sistemlerinde bağlantıların çatı konstrüksiyonuna yapılması gerekiyor ve bunun için çatı kaplamasında delikler açılıyor. PV panel taşıyıcı aksamının doğrudan çatı kaplamasına monte edilmesi gibi uygulamalar da söz konusu. Bu tarz imalatlar, su yalıtımı ve sızdırma gibi sorunların yanında, kar ve rüzgar yüküne karşı risk oluşturması ile çatının yapısal bütünlüğünü de tehdit ediyor. Ytong Çatı Paneli üzerine yapılacak uygulamalarda böyle bir sorun söz konusu değil. PV paneller doğrudan Ytong Çatı Panelinin üzerine monte ediliyor. Üstelik istenen eğimde ve formda çatı tasarımlarını hayata geçirmek de mümkün” dedi.

Okumaya Devam Et