Bizi takip edin

GENEL

Asker görevinin başında

İstanbul’un şehir merkezinden uzak tüm konumlarında Kovid-19 salgını kapsamındaki tedbirler Jandarma Asayiş Ekiplerince de yürütülmektedir.

Jandarma Asayiş Ekipleri, İstanbul’da görev yaptıkları yaşam alanlarında Kovid-19 denetimlerine ara vermeden devam ederken vatandaşlara karşı nazik ikazlarıyla örnek oluşturuyorlar.

Gazetemiz muhabirleri Jandarma Ekiplerinin Sarıyer’de restoran, kafe gibi alanlarda gerçekleştirdiği denetimlere katıldılar.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler, Sarıyer Kilyos bölgesinde sorumluluk alanlarında bulunan umuma açık istirahat ve eğlence yerleri başta olmak üzere kafe, restoran gibi yeme içme mekânlarında denetleme gerçekleştirdi.

198 Asayiş Timi, 24 Motosikletli Asayiş Timi ve 12 Jandarma Suç Araştırma Timi olmak üzere toplam 234 Tim ve 702 personelin katıldığı denetlemelerde bu alanlarda Kovid-19 tedbirlerine uyulup uyulmadığı kontrol edildi. Ekipler, bu mekanlarda bulunan vatandaşları da bilgilendirerek maske ve sosyal mesafe kuralını bir kez daha hatırlattı.

Jandarma, devriye araçlarıyla anons yaptı.

Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte kapalı alanlarda yoğunlaşmaların artacağını dikkate alan Jandarma ekipleri, devriye müdahale araçlarından yapılan anonslarla vatandaşları uyardı. Ekipler, fiziki mesafe kuralının hayatın her alanında ve tüm mekânlarda uygulanması gerektiği ile kapalı alanlarda kalabalık bir şekilde toplanılmaması ve kapalı alanların sık sık havalandırılması konusunda hem vatandaşlara hem işletme sahiplerine uyarılarda bulundu.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca gerçekleştirilen bu tür denetimlerin aralıksız olarak sürdürüleceği öğrenildi.

İstanbul’da Jandarmanın sorumluluk bölgesi:

 Jandarmanın genel olarak görev ve sorumluluk alanı; Polis görev sahası dışı olup, bu alanlar il ve ilçe belediye hudutları haricinde kalan veya polis teşkilatı bulunmayan yerlerdir. Ancak, belediye sınırları içinde olmakla birlikte hizmet gerekleri bakımından uygun görülen yerler, Jandarmanın görev ve sorumluluk alanı olarak tespit edilebilir. Milli ekonomiye veya devletin savaş gücüne önemli ölçüde katkısı bulunan, kısmen veya tamamen yıkılmaları, hasara uğratılmaları veya geçici bir zaman için dâhi olsa çalışmadan alıkonulmaları halinde ülke güvenliği, ülke ekonomisi veya toplum hayatı bakımından olumsuz neticeler yaratacak kamuya ait bazı kritik tesislerin güvenliği Jandarma birlikleri tarafından özel koruma ve kollama tedbiri alınmak suretiyle sağlanmaktadır. Sorumluluk sahaları açısından; İstanbul yüzölçümünün % 66’sı, nüfusunun % 1,4’i emniyet ve asayiş hizmetlerinin sağlanması açısından, İstanbul İl Jandarma Komutanlığının sorumluluğunda bulunmaktadır. Ulusal ekonomiye önemli ölçüde katkısı bulunan; İstanbul Yeni Havalimanı, Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanı ile Topkapı Sarayının koruması Jandarma Birliklerince yapılmaktadır.

Jandarmanın görev tanımı:

Türkiye Cumhuriyeti Jandarması, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği görevleri yerine getiren, silahlı genel kolluk kuvvetidir. Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlıdır.

Jandarmanın sorumluluk alanlarında genel olarak görevleri şunlardır:

a) Mülki görevleri; emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak, Adli ve askeri görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla Jandarmaya verilen görevleri yapmak.

b) Adli görevleri; işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek.

c) Askeri görevleri; Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen askeri hizmetleri yerine getirmek.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENEL

İbrahim Şahintaş: “Sanayici, OSB Dışında da Güneş Tarlası Kurabilmeli”

Türkiye’de elektrik yatırımlarının yüzde 86’sının yenilenebilir kaynaklara yöneldiğine dikkati çeken TEK Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, sanayicinin OSB dışında enerji yatırım yapmasıyla maliyet yükünün hafifleyeceğini ve dışa bağımlılığın azalacağını söyledi.

Türkiye’nin elektrik üretim yatırımlarının, ‘yenilenebilir’ ağırlıklı olarak ilerlemesinin ihracatta itici güç olduğunu kaydeden TEK Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, “Son 4 yılda elektrik üretim yatırımlarının yüzde 86’sının yenilenebilir enerji odaklı gerçekleştirilmesi, sanayicilerimizin ihracat potansiyelini artıracaktır. Bu çerçevede organize sanayi bölgeleri dışında da yatırım yapılabilmesi büyük önem taşıyor” açıklamasını yaptı.

Türkiye’nin ekonomik gelişiminin ve çevre koruma stratejilerinin yenilenebilir enerji ile birebir örtüştüğünü kaydeden TEK Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, “Küresel enerji ve girdi maliyetlerindeki artış, üretimde zorlukları beraberinde getirirken yenilenebilir enerjiye ilgiyi de artırdı. Paris İklim Anlaşması’na taraf olmamız ve en önemli dış pazar Avrupa Birliği ülkelerinin şart koştuğu Avrupa Yeşil Mutabakatı, üretimde ‘karbon nötr’ hedefine bizi daha da yakınlaştırdı. Dolayısıyla sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın en önemli gerekçelerinden biri olan temiz üretim, sanayicinin ortak sorumluluğu haline geldi. Elektrikteki kurulu gücümüz bugün 100 bin megavatı aşarken, son 4 yılda yapılan yatırımların yüzde 86’sının yenilenebilir enerji içermesi, doğru yolda olduğumuzu göstermektedir” diye konuştu.

İklim değişikliği sonuçlarından asgari düzeyde etkilenmek için sanayide yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini de vurgulayan Şahintaş, “Bursa özelinde yapılacak güneş enerjisine dayalı elektrik enerjisi üretimi yatırımlarının bölgesel teşvik çerçevesinde 4. Bölge desteklerinden yararlanmasının önünün açılması, yatırımların artması adına çok önemli bir gelişme olmuştur. İthal enerjinin temelini oluşturan sanayi üretiminde, yenilenebilir kaynaklara ağırlık veren düzenlemeler, dışa bağımlılığı da azaltacaktır. Sanayi kenti Bursa’da organize sanayi bölgelerimizde yer alan firmalar, kendi enerjilerini üretebilmeleri adına bölge dışında tahsis edilecek Güneş Enerji Santrali (GES) tarlalarında enerji üretebilmeli. Üretimdeki güçlü potansiyelimizi yenilenebilir enerjiye de yansıtarak iç ve dış ticarette daha sağlıklı sonuçlar elde edebiliriz. Enerji ihracatı gerçekleştirme hedefimiz çerçevesinde, devlet destekleri ve hibelerini de kullanarak tercihten çok zorunluluk haline gelen yeşil üretimi gerçekleştirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

GENEL

Bursa Büyükşehir’in Enerjisi Doğadan

Bursa’yı geleceğe taşıyacak projeleri bir bir hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, yeşil kimliğinden uzaklaşan şehrin yeniden ‘Yeşil Bursa’ olarak anılması amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı noktasında da önemli bir mesafe kat etti. 

Küresel ısınmanın yol açtığı sonuçlar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemi giderek artan sorunlar arasında yer alırken; iklim değişiklikleri, hava, su ve toprak kirliliği gibi çevresel faktörler sadece ülkelerin değil dünyanın ortak sorunu haline geldi. İstanbul’un ardından en fazla sanayi ihracatının gerçekleştiği Bursa da sanayileşmeye paralel olarak kirlilikten nasibini alırken; Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesinde bir taraftan çevre yatırımlarına ağırlık verirken diğer taraftan enerji ihtiyacını rüzgar, su ve güneş gibi doğal kaynaklardan karşılamaya başladı.

İstasyonlar enerji deposu

Tüketimin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması hedefiyle daha önce BUSKİ’ye ait arıtma tesisleri ve su depolarının üzerine yerleştirilen güneş panelleri ile elektrik enerjisi üreten Büyükşehir Belediyesi, Güneş Enerji Santrali (GES) projelerine kent içindeki metro duraklarını da ekledi. Büyükşehir Belediyesi ve TEK Enerji işbirliğinde, 30 Bursaray istasyonunun çatısına yıllık yaklaşık 2 megavat kapasiteli santral kuruldu. 30 istasyonda kurulum tamamlanırken, Organize Sanayi ve Acemler istasyonlarında enerji üretimine başlandı. Kalan 28 istasyon ise kısa zamanda üretim için devreye alınacak. Santrallerin kurulumu, devreye alınması, UEDAŞ kabulü, 10 yıllık bakım-onarımı, sigortalanması, garantisi, sistem işletim bedeli, proje bedeli, başvuru bedelleri gibi ek masrafları yüklenici firma üstlenecek ve sistem 10 yıl sonra tamamen Burulaş’a devredilecek. Burulaş’a sözleşme gereğince, 10 sene boyunca yapılan üretimden gelir paylaşımı modeli uygulanacak. Toplam 30 istasyonda güneşten elde edilecek enerjiyle, istasyon iç ihtiyaçlarının yüzde 47’si güneş enerjisinden karşılanacak. 10 yıllık süre baz alındığında, istasyonların 45 milyon kilovatsaat olan enerji ihtiyacının 21 milyon kilovatsaati güneşten karşılanacak ve böylelikle 17 milyon TL’lik tasarruf sağlanacak.

Metro istasyonlarının yanı sıra proje çerçevesinde; Büyükşehir yeni hizmet binası çatısı ve açık otoparkı ile Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi ile Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin çatısına toplam 4.4 megavat, Muradiye Su Fabrikası’nın çatısına da 1,8 megavatlık GES yatırımı kurulacak.

Çöpten elektrik

Bursa’ya değer katacak yatırımları hizmete alırken, enerji kaynaklarının verimli kullanılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim konusunda da önemli çalışmaları hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, önemli bir mesafe kat etti. Yenikent katı atık depolama alanında 2012 faaliyete başlayan tesiste metan gazından elektrik üretimi yapılırken, saatte 9,8 megavat gücünde 47 bin konutun enerji ihtiyacına eşdeğer elektrik üretimi gerçekleştiriliyor. 2012 yılından bu yana yaklaşık 510.692.496 kilovat elektrik üretilerek, 254.322.100 metreküp gazın atmosfere karışmadan enerjiye dönüşümü sağlandı.

75 bin konutluk enerji

Son olarak yap-işlet-devret modeliyle kente Doğu Bölgesi Entegre Katı Atık Tesisini kazandıran Büyükşehir Belediyesi, bu proje ile hem elektrik enerjisi üretiyor hem de sahaya giden atık miktarını yarı yarıya düşürüyor. Tesise gelen karışık belediye atıkları ‘cinslerine göre’ mekanik ayırma tesisinde tasnif edildikten sonra, organik atıklar biyogaz tesisine alınarak metan gazından elektrik üretiliyor. Bakiye atıklar düzenli depolama alanına, kalorifik değeri olan atıklar ‘atıktan türetilmiş’ yakıt hazırlama tesisine, geri kazanımı mümkün atıklar ise lisanslı firmalara gönderiliyor. Bu işlemler sayesinde, sahaya giden atık miktarında yüzde 50’lik azalma meydana geliyor. Biyogaz tesisinde ilk tankın devreye alınmasıyla, halen saatte yaklaşık 2 megawatt enerji üretiliyor. Yılsonuna kadar enerji üretim kapasitesi yaklaşık 10 megawatt/saate ulaşacak ve düzenli depolama sahasından elde edilen deponi gazı ile birlikte 12 megawatt /saat enerji üretimi gerçekleştirilerek, yaklaşık 75 bin konutun enerji ihtiyacı karşılanmış olacak.

Atık çamuru enerjiye dönüşüyor

BUSKİ tarafından projelendirilip Doğu Atıksu Arıtma Tesisinde inşa edilen ve 2018 yılında üretime başlayan çamur yakma tesisiyle de arıtmadan çıkan çamur enerjiye dönüştürülüyor. Günlük 400 ton kapasitesiyle Türkiye’de ilk olan yakma tesisinde Büyükşehir bünyesindeki 11 ileri arıtma tesisinden gelen çamur tamamıyla yakılıyor. Tesis devreye alındığından itibaren yaklaşık olarak 500 bin ton çamur bu sayede bertaraf edilirken, önemli bir çevre sorunu da ortadan kaldırılmış oldu. Tesiste geçtiğimiz yıl 101 bin 456 ton çamurun yakılmasıyla toplam 13 milyon 680 bin kilovat saat elektrik enerjisi üretilirken, bugüne kadar üretilen toplam elektrik enerjisi ise yaklaşık 60 milyon kilovat saati buldu. Bu üretimin 9.5 milyon kilovat saatini arıtma tesislerinde kullanarak yaklaşık 5.5 milyon TL kazanç sağladıklarını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “1 evin ayda ortalama 150 kilovat saat enerji harcadığını düşündüğümüzde, bu tesiste her gün 51 bin 689 hanenin tüketimine eşdeğer elektrik enerjisi üretiyoruz. Çevreyi atalarımızın mirası değil çocuklarımızın emaneti olarak görüyor ve emanete en iyi şekilde sahip çıkmak için canla başla çalışıyoruz” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Air Liquide Türkiye yenilenen Manisa tesisini açtı

Air Liquide Türkiye, kapasitesi artırılarak ve güneş panelleri ile donatılarak tamamen yenilenen Manisa tüp dolum tesisini açtı. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin içinde yer alan ve 132 adet güneş paneli ile tamamlanan dolum  tesisi, yıl boyunca %50’nin üzerinde güneş enerjisi kullanarak, karbon ayak izininin azaltılmasını sağlayacak. Sanayi ve sağlık için gaz, teknoloji ve hizmetlerde bir dünya lideri olan Air Liquide, 75 ülkede yaklaşık 66,400 çalışanı ile 3.8 milyondan fazla müşterisine hizmet sunuyor. 

Air Liquide Türkiye, kurulan son teknoloji dolum ekipmanları sayesinde, Manisa Tesisinde %50 kapasite artışı elde ederek, azot, oksijen, argon, karbondioksit ve karışım gazlarının dolumunda, yıllık 250,000 tüp dolum kapasitesine ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte, Air Liquide Ege Bölgesi’nde, özellikle gaz altı kaynak ve gıda üretimi alanlarında daha çok firmaya hizmet verecek. 

Air Liquide, hayata geçirdiği Ankara Polatlı’daki endüstriyel gaz üretim tesisine de güneş panelleri kurarak, Air Liquide Grubu’nun karbon ayak izini azaltma yolundaki kararlılığını sergiledi.

Kocaeli Kartepe, İzmir Aliağa, Manisa, Ankara Polatlı ve Erzincan İliç’te olmak üzere, 4 üretim tesisi ve 3 tüp dolum tesisi bulunan Air Liquide, Türkiye’deki faaliyetlerine 2011 yılında başladı. 2022’de Ankara Polatlı’da bulunan üretim tesisinde 9,500 metrekare alana 1,700 MWH kapasiteli 2,500 adet güneş paneli kurularak, tesisin çevresel ayak izi azaltıldı.

Manisa Tüp Dolum Tesisi’nin açılış töreninde konuşan Souhel Bousta: “Türkiye’de uzun yıllardır yatırım yapmaya devam ediyoruz. Manisa tesisinde amacımız, uygulamalarımız ve inovasyonlarımızla endüstriyel müşterilerimize değer sunmak; böylelikle Türkiye sanayisinin rekabetçiliğine ve ülkenin yenilenebilir enerjilere geçiş sürecine katkı sağlamak.” dedi.

Air Liquide Grubu hakkında

Sanayi ve sağlık için gaz, teknoloji ve hizmetlerde bir dünya lideri olan Air Liquide, 75 ülkede yaklaşık 66,400 çalışanı ile 3.8 milyondan fazla müşteri ve sağlık müşterisine hizmet etmektedir. Oksijen, azot ve hidrojen yaşamın ve enerjinin yapı taşlarını oluşturan moleküllerdir ve Air Liquide’in 1902 yılındaki kuruluşundan beri faaliyetlerinin temelinde yer almaktadır. 

Bugün harekete geçerek, geleceği hazırlamak Air Liquide’in stratejisinin kalbinde yer almaktadır. ADVANCE 2025 stratejik programı ile, Air Liquide finansal ve finans ötesi boyutları harmanlayan bir performansı hedeflemekte; dayanıklılık ve güç odaklı iş modeli, inovasyon üretme kapasitesi ve teknoloji uzmanlığından güç alarak yeni pazarlarda konum almaktadır. Grup, özellikle hidrojene odaklanarak, iklim ve enerji dönüşümüne olumlu katkı sağlayan çözümler üretmekte ve sağlık, dijital, ileri teknolojiler gibi alanlarda çalışmalara katkı sağlamaktadır. 

Air Liquide’in geliri 2021 yılında 23 milyar avro seviyesini aşmıştır.  Air Liquide, Paris Euronext borsasına kayıtlı olup, CAC 40 ESG, EURO STOXX 50 ve FTSE4Good endekslerinde işlem görmektedir. 

Air Liquide Türkiye hakkında

Air Liquide Türkiye’deki faaliyetlerine 2011 yılında başlamıştır; otomotiv, makina endüstrisi ve gıdadan, inşaat, metalurji ve demir çeliğe kadar birçok sektöre gaz, ekipman ve hizmet sunmaktadır.  170’i aşkın çalışanı, gaz altı kaynağı için ARCALTM gazları ile gıda üreticileri için ALIGALTM gıda sınıfı gazları gibi ticari markaları ile, müşterilerine özel çözümler geliştirmektedir. Air Liquide Türkiye ayrıca, hidrojen enerjisi başta olmak üzere, yenilenebilir enerjilere geçiş sürecine fayda sağlayacak yenilikçi çözümler geliştirmeye kendini adamıştır.

Okumaya Devam Et