1.2 C
İstanbul
Pazartesi, Ocak 12, 2026

2025 Yılında Dünyada ve Türkiye’de Öne Çıkan Enerji Politik Olaylar

Must read

Prof. Dr. A. Beril Tuğrul

Giriş

Bir yılı daha geride bırakırken, birçok önemli gelişmeyi de yaşamış bulunuyoruz. Bu bağlamda 2025 yılının birçok yönden olduğu gibi enerji politik olarak da hayli yoğun geçtiği söylenebilir. Gerçekte, dünyada sıcak ve/veya soğuk çatışmalı olaylar ele alınıp incelendiğinde, bunların pek çoğunun arka planının enerji politik gerekçelere dayandığı kolaylıkla görülebilmektedir. Söz konusu yaşanan bu olaylar hem dünya ve hem de ülkemiz için siyasi, ekonomik ve toplumsal yansımalarıyla önem taşımışlardır. Burada 2025 yılı için, enerji politik bağlamda dünya genel değerlendirmesi yapılırken bir önceki yıldan devrederek süregelmiş olaylar kronolojik bağlamda ele alarak incelenmeye çalışılacaktır.

Dünyada Önemli Enerji Politik Olaylar

Dünyadaki olaylara bakıldığında birçok olayın daha önceki yıllarda da olduğu üzere Türkiye’nin çevre coğrafyasında yaşandığı, dolayısı ile Türkiye’yi yakından ilgilendirdiği görülmektedir. Burada şunu da belirtmek gerekir ki, Türkiye etrafındaki olaylar tüm dünyayı da yakından ilgilendirmiş ve genel olarak dünya sistemini de önemli ölçüde etkilemiştir.

Ukrayna’da Şubat 2022’de başlayıp 2025 yılında üçüncü yılını bitirip dördüncü yılını sürdüren Ukrayna-Rusya savaşı; cephede yıpratma stratejilerinin sürdüğü, ancak diplomasi masasında barış arayışlarının hızlanır gibi olduğu bir dönem olarak göze çarpmıştır. Ancak, ne var ki Savaşın ana eksenini oluşturan enerji politik konularda fazla ilerleme sağlanamadığından çözüme ulaşmak da mümkün olamamıştır. Bilindiği üzere, savaş öncesinde enerji-politik açıdan önemli bir enerji geçiş ülkesi olan Ukrayna’nın bu özelliğini giderek yitirmesi söz konusu olmuştur. Özellikle Avrupa ülkeleriyle Rusya arasında (savaş öncesi yapılan ve) Ocak 2025’te biten enerji anlaşmaları nedeniyle savaşta yeni bir safhaya geçilmiş olmaktadır. Durumdan pek de tedirgin olamayan bazı önemli aktörler savaşın bitmesini ister görünürken aslında savaşın devamını enerji politik açıdan kendileri açısından uygun görmüşlerdir.

Bu bağlamda, örneğin ABD’nin Avrupa’ya LNG satışları artmış, petrol satışları bölgedeki durumdan eskisi kadar etkilenmez görünmüştür. Her ne kadar Avrupa için enerji tedarik zincirleri riskli görünse de enerji tedarik rotalarında yeni alternatifler gündeme taşınır olmuştur. Bir başka deyişle enerji arz güvenliği, AB’nin en kritik gündemlerinden biri olmuştur. Türkiye açısından ise Avrupa için alternatif enerji koridoru olarak ülkemizin daha çok öne çıkmasını sağlanmıştır denebilir.

Öte yandan, Ukrayna-Rusya Savaşı sırasında, 2025 yılında tarafların daha çok enerji tesislerini hedef aldığı da görülmüştür. Bu durum (enerji tesisleri her ülke için yadsınamaz önemde olduğundan) savaşın daha da çetinleştiği bağlamında yorumlanabilir. Saldırılara rağmen Ukrayna enerji sistemi, adaptasyon ve enerji temininin çeşitlendirilmesi sayesinde yine de ayakta kalmayı başarabilmiştir. Ancak, 2025 yılının ilerleyen süreçlerinde   ülkede sık sık elektrik kesintilerinin yaşanması ve azalan üretim kapasitesi nedeniyle ülkede giderek artan enerji sorunları yaşanır olmuştur. Ayrıca, enerji altyapısına yönelik saldırıların sadece Ukrayna’yı değil, aynı zamanda Avrupa’yı da baskı altına almak için kullanıldığı izlenimi edinilmiştir.

2025 yılına, bir önceki yıldan devreden bir önemli mesele olan Gazze olayları, tüm vahametiyle devam etmiş bulunmaktadır. Enerji politik açıdan bakıldığında; İsrail’in Gazze ve Lübnan Münhasır Ekonomik Bölgeleri (MEB) bağlamında sahiplenmek istediği deniz altı hidrokarbon zenginlikleriyle ilişkilendirildiğinde (kendileri açısından) Filistinlilerin bölgeden uzaklaştırılması gerekiyor olmaktadır. Böylesi bir amaç ise savaşın çetinleşmesini ve çatışmaların sertleşmesi durumunu ortaya çıkarmıştır. Geçtiğimiz yıl içinde her ne kadar müteaddit defalar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu bağlamında toplantılar yapılmış olsa da sonuç almak pek de mümkün olamamıştır. En ciddi toplantı, Ekim 2025 başında Mısır’da yapılan Zirve olup 35 ülkenin katıldığı ve Türkiye, ABD, Mısır ve Katar Devlet Başkanlarının imza koyduğu anlaşma olmuştur. Bununla tam anlamıyla ateşkes sağlanamamış olmakla beraber olayların hızı nispeten düşmüştür denebilir.

2025 sonunda ise İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında enerji politik ağırlıklı bir anlaşma imzalanmıştır. Bu bağlamda 2026 yılı için bir işbirliği planı oluşturmaya çalıştıkları gözlemlenmiştir. Böylelikle Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarının GKRY-Yunanistan üzerinden Avrupa’ya enerji aktarımı planları yapılarak bu planların askeri işbirliğiyle korunması hedeflenmeye çalışılmaktadır. Ancak, Türkiye Libya arasında 2019 yılında imzalanarak belirlenen ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da onaylanan anlaşma varken 2025 yılı sonunda imzalanan söz konusu işbirliği anlaşmasının hayata geçirilmesinin pek de kolay olmayabileceği söylenebilir.

Öte yandan ABD’nin yeni Başkanı’nın Ocak 2025’te göreve resmen başladıktan hemen sonra Amerika kıtasındaki ülkeler ile ilgili söylemleri dikkat çekmiştir. Bu ülkeler arasında Kanada, Grönland, Panama, Venezuela, Kolombiya, Küba ve Meksika yer almaktadır. Bu bağlamda söz konusu bu ülkeler üzerinde (bazı farklılıklarla olsa da) hak iddia eden tehditkâr ifadeler kullanıldığı görülmüştür. Bir başka deyişle öne çıkarılan hususlar değişikmiş gibi görünse de hepsinin arka planında enerji politik gerekçelerin yer aldığı anlaşılmaktadır.

Şöyle ki; Kanada ve Grönland için Arktik bölgede canlanacağı düşünülen enerji rotaları öne çıkarken, Panama için Panama Kanalından LNG geçişi, Venezuela ve Meksika’ya ilişkin olarak ise devasa petrol ve doğal gaz rezervlerine ulaşım öne çıkıyor olmaktadır. Ayrıca (Panama hariç) tüm adı geçen ülkelerin enerji sistemleri için bilgi çağında katmerlenerek önem kazanan maden yatakları olduğu da gözlemlenmektedir.

Önceleri sadece bir söylem gibi algılanan bu ifadelerin 2026’nın ilk günleriyle birlikte (dünyanın ülke olarak en büyük petrol rezervine sahip olan) Venezuela Devlet Başkanı’nın konutundan (narkotik bağlantısıyla gerekçelendirilerek) alınıp ABD’ye götürülmesi ve yargılanma eylemine geçilmesi, söylenenlerin gerçeklikle olan ilgisini yadsınamaz şekilde ortaya koymuş bulunmaktadır.

Bunlardan ayrı olarak ABD tarafından İran için de yine müdahale olasılığını içeren tehditkâr ifadeler kullanılmıştır. Bilindiği üzere İran da dünyada en büyük petrol rezervlerine sahip ülkeler arasında yer almaktadır.

2025 yılı boyunca dünyanın farklı bölgelerinde (Hindistan-Pakistan, Somali, Sudan, Yemen vb. enerji rotaları üzerinde bulunan ve/veya enerji kaynakları bağlamında önemli olan ülkelerde) çatışmalı olaylar yaşanmış bulunmaktadır. Fazla olarak yine enerji politik arka planı olan birçok olay da Kızıldeniz ülkeleri ve Afrika ülkelerinde yaşanmıştır.

Türkiye’de Yaşanan Enerji Politik Gelişmeler

Türkiye için 2025 yılı, enerji politik açıdan genel olarak gelişmelerin yaşandığı bir yıl olmuştur denebilir. Enerji tedariki açısından yerli kaynakların kullanımında artış olması da olumlu bir gelişme olarak nitelenmektedir.

Petrol üretimi Gabar-Şırnak bölgesinde giderek artmış ve günlük 80 bin varilin üzerine çıkılabilmiştir. Bir başka deyişle sadece Gabar Bölgesi Türkiye’nin petrol tüketiminin % 8’ini karşılar hale gelmiş bulunmaktadır. Ülkemizin toplam petrol üretimi ise günlük ortalama 132 bin varile yükselmiştir. 25 Nisan 2025 tarihi itibariyle yerli petrol üretimi günlük 135 bin varili aşarak rekor seviye olarak kayıtlara geçmiştir. Böylelikle, Türkiye’nin toplam petrol üretimi kümülatif olarak 48 milyon varil mertebesine ulaşmış olmaktadır.

Ülkede yeni petrol arama çalışmaları da devam etmiştir. Van ve Diyarbakır’da yeni sondaj kuyuları açılarak üretim kapasitesi artırılmıştır. Bu bağlamda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), 2025 yılında eklenen rezerv miktarının 40 Milyon varilin üzerine çıkmış olduğunu duyurmuştur.

Üretim açısından bu durum, Türkiye için bir dönüm noktası olarak nitelenmektedir. Özellikle Diyarbakır, Gabar ve Batman’da keşfedilen rezervler ayrı bir önem taşımaktadır. Türkiye-Suriye sınırında (Türkiye tarafında) 153 yeni petrol arama kuyusu için planlama da yapılmıştır. Ayrıca, yerli ve milli iki yeni sondaj kulesi “Seyit Onbaşı” ve “Naim Süleymanoğlu” Şırnak’taki sahalarda sondaja başlamış bulunmaktadırlar.

Türkiye, yurt dışında da petrol arama ve çıkarma faaliyetlerine devam etmiştir. Bu bağlamda, Irak’ta petrol üretimi yapılmış ve arama çalışmaları sürdürülmüştür. Somali’de Oruç Reis gemisi ile derin deniz sismik faaliyetleri gerçekleştirilmiş alınan olumlu sonuçlarla sondaja geçme aşamasına gelinmiştir. Libya’da da petrol ve doğalgaz arama çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca, TPAO, Pakistan’da petrol, doğalgaz ve maden alanında çalışmalar yapmak üzere beş saha için anlaşma imzalamıştır. Bu bağlamda Türkiye Petrolleri 2025 yılında, yurt dışında günlük 35 bin varil petrol üretimi gerçekleştirmiştir.

Bir diğer önemli gelişme de, Türkiye’nin en eski petrol boru hattı olan Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı ile ilgili olarak 2025 yılı içinde (Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’ndan) petrol akışının (Irak ve Kuzey Irak bölgesi ile var olan sorunların çözülmesiyle) yeniden başlaması olmuştur.

Doğal gazda, Türkiye Münhasır Ekonomik Bölgesinde yer alan Sakarya Gaz Sahası’nda günlük üretim 9,5 Milyon m3’e çıkarılabilmiştir. Bu bağlamda 4 Milyondan fazla haneye yerli doğal gaz sağlanabilmiştir.  Üretim miktarı ise 2025 yılında kümülatif olarak 3,2 milyar m³ seviyesine ulaşmış bulunmaktadır.

Yine 2025 yılında Karadeniz Sakarya Gaz Sahası içinde Göktepe-3 isimli kuyuda 75 milyar m³ yeni doğal gaz keşfi yapılmıştır. Sakarya Bölgesinde bugüne kadar keşfedilen rezerv miktarı böylelikle 785 Milyar m3’e çıkmış olmaktadır (Şekil1). Türkiye, bu bölgede kullanılmak üzere ilk yüzer doğal gaz üretim platformunu da almış bulunmaktadır.  “Osman Gazi” adı verilen yüzer doğal gaz üretim platformu Karadeniz’e ulaşmıştır. Burada şunu da belirtmek yerinde olacaktır ki; Karadeniz Sakarya Gaz Sahasında gelinen aşama ile proje için ilk faz tamamlanmış olmaktadır

Türkiye, 2025’in ikinci yarısında enerji filosuna 7. Nesil 2 yeni derin deniz sondaj gemisini dahil etmiştir. “Yıldırım” ve Çağrı Bey” adı verilen yeni derin deniz sondaj gemileri 12.000 m azami sondaj derinliğine sahip olup 1.250 ton sondaj yükü taşıma özelliklerine sahiptirler. Böylece, Türkiye dünyanın en büyük 4. derin deniz sondaj filosuna sahip ülke konumuna gelmiş olmaktadır (Şekil 1).

Şekil 1 Türkiye’de 2025 Yılında Gelişme Yaşanan Bazı Enerji Projeleri

Öte yandan, doğal gaz konusu ile ilgili olarak Türkmenistan ile anlaşmalar yapılmış ve ilk kez boru hatlarına verilen Türkmen doğal gazıyla Türkiye’nin sınır komşusu olmayan bir ülkeden doğal gaz tedariki sağlanmıştır.

2025 yılında yeni doğal gaz boru hatlarının hayata geçirilmesi de mümkün olabilmiştir. Bunlardan biri Iğdır-Nahçıvan Doğal Gaz Boru Hattı’dır. Bu hat sayesinde Azerbaycan’a bağlı olan bir bölge olan Nahçıvan’ın, ilk kez Azerbaycan’ın kendi doğal gazı ile gereksinimini karşılayabilir hale gelmesi sağlanmıştır. Bir başka önemli bağlantı Suriye’nin enerji ihtiyacının karşılanması için Kilis’ten Halep’e çekilen doğal gaz boru hattıdır. Bu hat ile Hazar bölgesi doğal gazı Orta Doğuya bağlanmış olmaktadır.

Bir diğer önemli bağlantı da Kazakistan petrolünün Hazar Denizi ile Bakü’ye taşınması sonrasında Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı üzerinden akıtılması olmuştur. İlgili anlaşmanın hayata geçirilmesiyle Orta Asya petrolü Doğu Akdeniz’e taşınmış olmaktadır.

Ayrıca Türkiye, ABD başta olmak üzere farklı ülkelerle LNG tedarik anlaşmaları imzalamıştır. Bu bağlamda BOTAŞ, ENI ve SEFE enerji şirketleri ile uzun dönemli yapılan LNG tedarik anlaşmaları sayılabilir.

Türkiye’nin ilk nükleer güç santralında 2025 yılında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Tesiste üretilecek elektrik enerjisini Türkiye’nin iletim sistemine aktaracak gaz yalıtımlı şalt tesisi ekipmanlarına elektrik verme aşaması tamamlanmıştır.  Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) 1’inci güç ünitesinin devreye alınma çalışmaları devam etmiş ve tüm sistemlerin kapsamlı kontrol ve test süreçleri gerçekleştirilmiştir. Sahada dört güç ünitesine ilişkin farklı aşamalarda çalışmalar eş zamanlı olarak süregitmiştir.

Türkiye’nin Sinop ve Trakya’daki yeni santral projeleri için Çin, Rusya, Güney Kore ve Kanada ile yatırımcı görüşmeleri yapılmıştır. Bu projelerde yüksek yerlilik oranı ve teknoloji transferi öncelikli hedefler olarak öne çıkarılmıştır.

2025 yılında Türkiye ile ABD  arasında nükleer enerji alanındaki ortaklığı derinleştirecek “Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı” da imzalanmıştır.  Eylül 2025’te varılan bu anlaşma ile iki ülkenin nükleer enerji alanında teknoloji transferi, ortak projeler ve enerji güvenliği konularında iş birliği amaçlanmaktadır.

Ayrıca, Türkiye, küçük modüler reaktör (SMR) teknolojisini geliştirmek ve yerli üretim kapasitesi oluşturmak için 2025 yılı içinde önemli adımlar da atılmış bulunmaktadır. Bu bağlamda ülkenin ilgili kurumlarının işbirliğinde prototip ve Ar-Ge çalışmaları yürütülmesi hedeflenmektedir.

Öte yandan Türkiye’de, yılın ikinci yarısında enerji vizyonuna genişletecek ve ticari esnekliği güçlendirecek işbirliklerine yönelik gelişmeler yaşanmıştır. Bu kapsamda Umman, Libya, Pakistan, ABD, Gambiya, Gabon, Kuveyt ve Pakistan gibi ülkelerle enerji alanında ortaklık anlaşmaları imzalanmıştır. Ayrıca Türkiye, Pakistan’ın 3 deniz, 2 kara sahasında petrol ve doğal gaz aramak üzere planlamaları da yapmış bulunmaktadır.

Türkiye’de yenilenebilir enerjinin payı 2025 yılında yükselmeye devam etmiş ve yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içindeki payı %61 mertebesine kadar yükselmiştir. 2025 yılında Türkiye’de hidrolik enerji, yenilenebilir enerji portföyünde en önemli rolü üstlenmeye devam etmiş bulunmaktadır. 2025 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla Türkiye’nin hidrolik enerji kurulu gücünün 32.284 MW’a ulaşmış olduğu da belirtilmiştir.

Yine yenilenebilir enerji içinde yer alan rüzgâr enerjisi konusunda da ilerlemeler gerçekleşmiştir. Bu bağlamda, 2025 yılında 500 MW mertebesinde rüzgâr enerjisi kurulu gücünün, sisteme dahil edilmiş olduğu ifade edilmektedir. Böylelikle, Türkiye’nin rüzgâr enerjisi kurulu gücü 13 bin MW’a ulaşmış olduğu görülmektedir.

Bu dönemde yatırım tutarının yaklaşık 4 Milyar USD mertebesinde olduğu ifade edilmiştir. Toplam kurulu güç olarak 3.800 MW güneş ve rüzgâr enerjisine dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) GES ve RES-2025 yarışmaları da yapılmıştır. Türkiye’de 2025 yılında güneş enerjisi kurulu gücünde 27 bin MW’a yaklaşmış olup Kasım 2025 itibariyle kurulu güç içindeki payı %20 mertebesine çıkmıştır.

Jeotermal enerji konusunda 2025’te gelişmeler devam etmiş ve 67 MW kurulu güçte jeotermal enerji santralı devreye alınmıştır. Böylelikle, Türkiye’nin jeotermal enerji kurulu gücü toplamda 1758 MW’a ulaşmıştır. Enerji üretiminin yanısıra jeotermal seracılık, konut ısıtması, termal turizm, kurutma tesisleri, balıkçılık ve madencilik alanlarında jeotermal enerji kullanımı yıl içinde de devam etmiştir.

Sonuç

Yukarıda belirtilenler ışığında dünyada 2025 yılına bakıldığında; birçok siyasi ve toplumsal olayın arka planının enerji politik olduğu kendini göstermektedir. Bu bağlamda Türkiye’yi de bir şekilde etkileyen söz konusu bu olayların meydana geldiği bölgelerin birçoğunun Türkiye çevresinde yer alması da ülkemiz için önemli olmuştur.

Türkiye içinde yaşanan enerji konusundaki gelişmeler, ülkenin artan enerji ihtiyacı ile bağdaştırılabilir. Ayrıca 2025 yılı, Türkiye için enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir yıl olmuştur denebilir. Zira hem petrol hem de doğal gazda yerli üretim artışı sağlanırken, yeni teknolojiler ve yatırımlara verilen önem gelecekteki enerji arz güvenliği açısından önemli bir adım olarak nitelenebilmektedir.

2025 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla Türkiye’deki elektrik üretim santrali sayısı 38.896’a ulaşmış bulunmaktadır. Bu santrallerin 771 adedi hidroelektrik, 393 adedi rüzgâr, 351 adedi doğal gaz 69 adedi kömür, 68 adedi jeotermal, 36.830 adedi güneş, 414 adedi ise diğer kaynaklı santraller olduğu belirtilmektedir. 

Öz olarak ifade edilmek istenirse 2025 yılında; dünya ve Türkiye için enerji politikaları ve enerji ekonomisi, tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemiz için de başat nitelik taşımış olup enerji konularının 2025 yılı boyunca gündemdeki önemini ve yerini tüm cesametiyle korumuş olduğu gözlenmiştir.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -spot_img

Latest article