Ana SayfaDOĞALGAZTürkiye'de Enerji Politikası

Türkiye’de Enerji Politikası

Ülkemiz, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içerisinde geçtiğimiz 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke durumuna gelmiştir. Aynı şekilde Ülkemiz, dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den sonra en fazla talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomi olmuştur. Yapılan projeksiyonlar bu eğilimin orta ve uzun vadede de devam edeceğini göstermektedir.

Hızla artan enerji talebi neticesinde Türkiye’nin, başta petrol ve doğal gaz olmak üzere, enerji ithalatına bağımlılığı artmaktadır. Ülkemizin halihazırda toplam enerji talebinin yaklaşık %27’si yerli kaynaklardan karşılanırken, kalan bölümü çeşitlilik arz eden ithal kaynaklardan karşılanmaktadır.

Ülkemiz, çok boyutlu enerji stratejisi çerçevesinde,

  • kaynak ülke ve güzergâh çeşitliliğine gidilmesini,

  • enerji karışımında yenilenebilir enerjinin payını arttırırken, nükleer enerjiden de yararlanılmaya başlanılmasını,

  • enerji verimliliğinin arttırılmasına yönelik çalışmalarda bulunulmasını ve

  • Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunulmasını

amaçlamaktadır.

2014 yılında yaklaşık 125 milyon ton petrol eşdeğerini (milyon tep) geçen yıllık enerji talebimizin, yapılan projeksiyonlara göre 2023 yılında 210 milyon tep’e ulaşması beklenmektedir. Halihazırda, birincil enerji talebimizin %35’i doğal gaz, %28,5’i kömür, %27’si petrol, %7’si hidro ve %2,5’i diğer yenilenebilir kaynaklardan karşılanmaktadır.

Ülkemizin elektrik talebi de hızla artmakta olup, 2014 yılında 256 TWh olarak gerçekleşmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yapılan projeksiyonlara göre, 2023 yılında elektrik enerjisi talebimizin 414 TWh’a yükseleceği öngörülmektedir.


Kaynak: EPDK

Ülkemizin elektrik enerjisi üretiminde en önemli kaynak doğal gazdır. 2014 yılında doğal gaz yakıtlı santrallerin payı %47,9 olarak gerçekleşmiştir. Hidrolik, taş kömürü-linyit ve ithal kömür santralleri ise sırasıyla %16,1, %16 ve %13,9 paya sahiptirler.


Kaynak: EPDK

2014 yılı sonu itibarı ile Türkiye’nin elektrik enerjisi kapasitesi 70.000 MW’a yaklaşmıştır. Bu kurulu gücün %34’ünü (23.650 MW) hidrolik (barajlı ve akarsu) kaynağa dayalı üretim tesisleri, %5’ini (3.630 MW) rüzgâr enerjisine dayalı üretim tesisleri, % 0,5’ini (404 MW) jeotermal enerjiye dayalı üretim tesisleri, %0,4’ünü (288 MW) biyokütle enerjisine ve atık ısıya dayalı üretim tesisleri oluşturmaktadır.


Kaynak: EPDK

Ülkemiz doğal gaz tüketiminin yaklaşık %99’unu ithal etmektedir. Son 10 yıl içerisinde, dünyada doğal gaz talebinin Çin’den sonra en fazla arttığı ikinci ülke konumunda bulunan ülkemizin 2014 yılında ithal ettiği 49 milyar metreküp’lük doğal gazın yaklaşık %55’i Rusya’dan, %18,2’si İran’dan, %12’si Azerbaycan’dan, %8’i Cezayir’den ve %2,8’i Nijerya’dan temin edilmiştir.


Kaynak: EPDK

Ülkemiz, 2014 yılında ham petrol tüketiminin yaklaşık %88’ini ithal etmiştir. Ülkemizce 2014 yılında yaklaşık 17,5 milyon ton petrol ithal edilmiş olup, sözkonusu ithalatımız ağırlıklı olarak Irak (%31), İran (%30), S. Arabistan (%12), Nijerya (%10) ve Kazakistan’dan (%9) yapılmıştır.


Kaynak: EPDK

Ulusal Enerji Bileşiminin Zenginleştirilmesi

Türkiye, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yerel kaynakların kullanımının azami seviyeye yükseltilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinden yola çıkarak, ulusal enerji bileşiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yükseltme ve enerji sepetine nükleer enerjiyi de ekleme yolunda çalışmalarını sürdürmektedir.

Yenilenebilir Enerji

Yenilenebilir enerji bakımından önemli bir potansiyele sahip olan ülkemiz, jeotermal potansiyeli ile dünyada 7. sırada yer almaktadır. Sözkonusu enerji kaynağının yanısıra, hidroelektrik kaynakların, ayrıca rüzgâr ve güneş enerjisinin geliştirilmesine de öncelik verilmektedir. Bu çerçevede, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından 2014 yılı Aralık ayında yayımlanan “Türkiye Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı”na göre, 2023 itibariyle hidroelektrik kurulu güç kapasitesinin 34.000 MW’a, rüzgar enerjisi kurulu kapasitesinin 20.000 MW’a; güneş enerjisi kapasitesinin 3.000 MW’a, jeotermal enerji kapasitesinin ise 600 MW’a çıkarılarak toplam elektrik üretiminin %30’unun yenilenebilir enerjiden karşılanması hedeflenmektedir.

Öte yandan Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesine verdiği önemin bir ifadesi olarak, 26 Ocak 2009 tarihinde Bonn’da düzenlenen konferans sonunda imzalanan anlaşmayla, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) kurucu üyeleri arasında yer almıştır.

Nükleer Enerji

Ülkemizde, artan enerji talebinin karşılanması, enerjide dışa bağımlılığın azaltılabilmesi ve çevresel, olumlu etkileri sebebiyle enerji üretiminde nükleer enerjiden de yararlanılması kararı alınmıştır. Bu çerçevede, biri Mersin / Akkuyu’da diğeri Sinop’ta inşa edilecek iki nükleer santral ile 2023 yılı itibariyle, elektrik üretiminin yaklaşık %10’unun nükleer enerjiden karşılanması hedeflenmektedir.

Akkuyu ve Sinop NGS, 3 + (artı) nesil nükleer santraller olup, en ileri güvenlik sistemlerine sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. Sahip oldukları tüm güvenlik önlemleri Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı standartlarına uygundur.

Günümüzdeki son teknoloji 3. nesil reaktörler, ilk nesil reaktörlere göre 600 kat daha güvenlikli olarak tasarlanmıştır. (Çernobil ve Fukuşima 2. nesil santrallerdi.)

TÜRKİYE’NİN ENERJİ TİCARET MERKEZİ (HUB) OLMA VİZYONU

Türkiye, ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin dörtte üçüne sahip bölge ülkeleriyle, Avrupa’daki tüketici pazarları arasında jeo-stratejik bir konuma sahiptir. Bu ayrıcalıklı doğal köprü konumu, Türkiye’ye enerji güvenliği bağlamında fırsatlar sağlarken sorumluluklar da yüklemekte olup, ülkemiz bu konumunu pekiştirmek için girişimlerde bulunmaktadır.

Bu bağlamda Türkiye, bölgesel enerji stratejisini geliştirirken, gerek Doğu-Batı, gerek Kuzey-Güney Enerji Koridorları üzerindeki konumumuzun güçlendirilmesi ve ülkemizin bir enerji merkezine dönüştürülmesi hedefini göz önünde bulundurmaktadır.

Doğu-Batı ekseninde ülkemiz üzerinden geçmesi ve Hazar havzasının yanısıra Ortadoğu doğal gaz kaynaklarını Avrupa’ya sevk etmesi öngörülen boru hatları ise Güney Gaz Koridoru (GGK) kapsamında değerlendirilmektedir. Güney Kafkasya Doğal Gaz Boru Hattı (SCP), Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğal Gaz Boru Hattı, Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonnektörü (ITG) hâlihazırda faaliyete geçirilmiş olan, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) projeleri ise faaliyete geçmesi planlanan Güney Gaz Koridoru boru hatlarıdır.

Öte yandan, Ceyhan Limanı’nın ülkemizin jeostratejik konumundan istifadeyle, petrol ihracatı ve ticaretinde bir merkeze dönüştürülmesi planlanmaktadır. Halihazırda, günlük 1 milyon varil’den fazla ham petrolün dünya pazarlarına ulaştırıldığı Ceyhan Limanı’na, petrol rafinerisi, LNG terminali ve petrokimya tesisi eklenmesiyle, bölgenin önemli bir enerji merkezi olması hedeflenmektedir.

Öte yandan, ülkemizin enerjide ticaret üssü olarak bölgesel bir aktör haline gelmesi amacıyla petrol ve doğal gazın fiyatlanacağı bir enerji borsası kurma girişimleri devam etmektedir.

Bu kapsamda, Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) 21 Mart 2015 tarihinde kurulmuş olup, ilk olarak elektrik alım satımının yapılacağı EPİAŞ’ta, önümüzdeki dönemlerde doğal gaz, petrol ve türevlerin de işlem görmesi hedeflenmektedir.

Enerji borsasının yanısıra, ülkemizin doğal gaz depolama kapasitesinin de artırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.

 

PETROL VE DOĞAL GAZ BORU HATLARI / PROJELERİ

A. PETROL BORU HATLARI

i. Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı (Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı)

Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı 27 Ağustos 1973 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Cumhuriyeti Hükümetleri arasında imzalanan Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması çerçevesinde Irak’ın Kerkük ve diğer üretim sahalarında üretilen ham petrolün Ceyhan (Yumurtalık) Deniz Terminaline ulaştırılması amacıyla inşa edilmiştir.

986 km uzunluğundaki ilk hat 1976 yılında işletmeye alınmış ve ilk tanker yüklemesi 25 Mayıs 1977 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Birinci boru hattına paralel olan ve inşaat çalışmaları 1985 yılında başlayan ikinci boru hattı 1987 yılında tamamlanmıştır. Bu ilave boru hattı ile birlikte yıllık taşıma kapasitesi 70,9 milyon tona yükseltilmiştir.

19 Eylül 2010 tarihinde ülkemiz ile Irak arasında Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı’nın süresi dolan anlaşmalarının ve ilgili protokollerinin yenilenmesine ve 15 yıl boyunca uzatılmasına yönelik Değişiklik Anlaşması imzalanmıştır.

ii. Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC)

Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC) ile başta Azeri petrolü olmak üzere, Hazar Bölgesi’nde üretilecek petrolün emniyetli, ekonomik ve çevresel açıdan uygun bir boru hattı sistemi aracılığıyla Gürcistan üzerinden Ceyhan’a taşınması ve buradan da tankerlerle dünya pazarlarına ulaştırılması amaçlanmıştır.

Boru hattı, 1.076 km’si Türkiye kesimi olmak üzere toplam 1.769 km uzunluğundadır. Bakü ve Tiflis üzerinden Ceyhan Terminaline ulaşan boru hattının kapasitesi yıllık 50 milyon tondur.

BTC’den Ceyhan’a 28 Mayıs 2006 tarihinde sevk edilen ilk petrol, Ceyhan Limanı’nda tankerlere 4 Haziran 2006 tarihinde yüklenmiştir. BTC’nin resmi açılış töreni 13 Temmuz 2006 tarihinde Ceyhan’da gerçekleştirilmiştir.

BTC Ham Petrol Boru Hattı ile Hazar’ın Azerbaycan sektöründe bulunan Azeri-Çırak-Güneşli (AÇG) sahalarından elde edilen Azeri petrol başta olmak üzere, Türkmen ve Kazak petrolleri Ceyhan’a taşınmakta ve buradan da tankerlerle dünya pazarlarına ulaştırılmaktadır.

11 Ağustos 2014 tarihinde, hattan geçen “2 milyar”ıncı varil uluslararası pazarlara ihraç edilmek üzere Ceyhan Limanı’ndan tankerlere yüklenmiştir. BTC’nin devreye alındığı tarihten 2015 yılı Ekim ayına kadar, hattan toplam 2,3 milyar varil petrol taşınmıştır. 2015 yılının ilk üç çeyreğinde BTC’den günlük ortalama 730.000 varil ham petrol Ceyhan’a ulaşmıştır.

B. DOĞAL GAZ BORU HATLARI VE PROJELERİ

a. MEVCUT BORU HATLARI

i. Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE)

Bakü–Tiflis–Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’nde bulunan Şah Deniz sahasından üretilen gazı Türkiye’ye taşıyan, 690 km uzunluğundaki bir boru hattıdır.

Şah Deniz sahasından gaz teminine ilişkin yapılan müzakereler sonucunda 12 Mart 2001 tarihinde, yıllık 6,6 milyar metreküp (bcm) Azerbaycan doğal gazının Türkiye’ye sevkine ilişkin Türkiye ile Azerbaycan arasında bir Hükümetlerarası Anlaşma ve BOTAŞ ile Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR arasında Doğal Gaz Alım-Satım anlaşması imzalanmıştır.

Boru hattı, 2005-2007 yılları arasında inşa edilmiş olup, 2007 yılının Temmuz ayının ortasından beri faaliyettedir. BTE Doğal Gaz Boru Hattının Azerbaycan ve Gürcistan kısımları, kontrat miktarından (kontrat miktarı 6,6 bcm) daha geniş bir kapasitede tasarlanarak, hattan ileride Türkiye üzerinden Avrupa’ya gaz satımı öngörülmüştür. Öte yandan, BTE’den elde edilen gazın bir bölümü 18 Kasım 2007 tarihinde işlerlik kazanan Türkiye-Yunanistan doğal gaz boru hattı vasıtasıyla Yunanistan’a iletilmeye başlanmıştır.

ii. Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonektörü (ITG)

Avrupa Birliği INOGATE (Interstate Oil and Gas Transport to Europe) Programı kapsamında geliştirilen Güney Avrupa Doğal Gaz Ringi’nin (kısa adıyla Güney Gaz Koridoru) ilk aşaması olarak Türkiye ve Yunanistan doğal gaz şebekelerinin enterkoneksiyonunu içeren Türkiye Cumhuriyeti’nden Yunanistan Cumhuriyeti’ne doğal gaz sevkine ilişkin Hükümetlerarası Anlaşma 23 Şubat 2003 tarihinde imzalanmıştır. 2005 yılında temeli atılan ve 18 Kasım 2007 tarihinde açılışı yapılan Türkiye-Yunanistan Enterkonektörü aracılığıyla, Azeri gazı ilk kez alternatif bir güzergâh üzerinden Avrupa’ya ihraç edilmiştir.

209 km’lik bölümü Türkiye sınırlarından geçen hattın toplam uzunluğu yaklaşık 300 km’dir. Hattan, 2008 yılından bu yana Yunanistan’a Azerbaycan Şah Deniz Faz 1 kapsamında aldığımız doğal gazın bir bölümü ihraç edilmektedir.

iii. Batı Hattı (Rusya – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı)

Türkiye Cumhuriyeti ve Eski Sovyetler Birliği hükümetleri arasında doğal gaz sevkiyatı konusunda Hükümetlerarası Anlaşma 18 Eylül 1984 tarihinde imzalanmıştır. Rusya’dan sonra Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’dan geçerek ülkemize Bulgaristan sınırında Malkoçlar’dan giren, Hamitabat, Ambarlı, İstanbul, İzmit, Bursa, Eskişehir güzergâhını takip ederek Ankara’ya ulaşan hat 845 km uzunluğundadır.

1987 yılından itibaren, tedricen artan miktarlarda doğal gaz alımına başlanmış olup, 1993 yılında maksimum miktar olan yıllık 6 bcm’e ulaşılmıştır. Sonradan yapılan geliştirmeler ile hattın kapasitesi 14 bcm/yıl’a yükseltilmiştir.

iv. Mavi Akım Boru Hattı

Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında bugüne kadar gerçekleştirilen enerji alanındaki en büyük proje olan Mavi Akım projesinin temeli, 15 Aralık 1997 tarihinde imzalanan Rus Doğal Gazının Karadeniz Altından Türkiye Cumhuriyeti’ne Sevkiyatına İlişkin Hükümetlerarası Anlaşması ile atılmıştır. Aynı tarihte BOTAŞ ile Gazexport şirketleri arasında, yılda 16 bcm doğal gaz alımına yönelik 25 yıl süreli “Doğal Gaz Alım Satım Anlaşması” imzalanmıştır.

Mavi Akım’dan doğal gaz alımı 2003 Şubat ayında başlamış, 17 Kasım 2005 tarihinde resmi açılış töreni yapılmıştır.

Toplam 1.213 kilometre uzunluğundaki Mavi Akım boru hattının 396 kilometresi, Karadeniz’in altından geçmekte, RF’den ülkemize doğrudan gaz sevkiyatına imkân sağlamaktadır. Yıllık 16 bcm kapasiteli Mavi Akım paralel iki boru hattından müteşekkildir.

v. İran – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı

8 Ağustos 1996 tarihinde İran ile Türkiye arasında Tahran’da Doğal Gaz Alım-Satım Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre; doğal gaz alımı 3 bcm/yıl ile başlayıp, yıllar itibarıyla artarak 10 bcm/yıl’a ulaşacaktır. Yaklaşık 1.490 km uzunluğundaki Doğu Anadolu Doğal Gaz Ana İletim Hattı, Doğubayazıt’tan başlayıp, Erzurum, Sivas ve Kayseri üzerinden Ankara’ya uzanmakta, bir diğer kol da Kayseri, Konya üzerinden Seydişehir’e ulaşmaktadır.

İran Bazargan’daki Ölçüm İstasyonu’nun tamamlanmasıyla 10 Aralık 2001 tarihinde İran’dan gaz alımı başlamıştır. Sözkonusu boru hattından 2014 yılı sonu itibariyle 8,9 bcm İran gazı ithal edilmiştir.

b. DOĞAL GAZ BORU HATTI PROJELERİ

i. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi

Ülkemiz Hazar havzasının yanısıra Ortadoğu doğal gaz kaynaklarını alternatif güzergahlardan Avrupa’ya sevketmesi öngörülen Güney Gaz Koridoru kapsamındaki boru hatlarıyla, önce kendi, ardından Avrupa’nın enerji arz güvenliğine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

Güney Gaz Koridoru’nun belkemiğini teşkil eden Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesiyle, başta Azeri doğal gazı olmak üzere Hazar gazı ilk kez alternatif bir güzergah üzerinden ve büyük miktarlarda Batı pazarlarına taşınmış olacaktır. TANAP Temel Atma Töreni 17 Mart 2015’te gerçekleştirilmiştir.

TANAP Projesi çerçevesinde gazın 2018 yılında Türkiye’ye, 2020 yılında da Avrupa’ya ulaşması beklenmektedir. TANAP’ın ilk aşamada Şah Deniz (ŞD) Faz II kapsamında üretilecek yıllık 16 bcm doğal gaz ile işlerlik kazanması, gazın 6 bcm’lik bölümünün Türkiye iç pazarına satışı, 10 bcm’lik bölümünün ise Avrupa piyasalarına ihracı öngörülmektedir. 2020’de yıllık 16 bcm olacak kapasitenin, 2023’te 23 bcm, 2026’da ise 31 bcm seviyesine kadar ulaşması hedeflenmektedir.

TANAP Projesi, Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) liderliğindeki bir konsorsiyum tarafından gerçekleştirilmektedir. TANAP projesinde SOCAR %58, BOTAŞ %30, BP %12’lik paya sahiptir.

Boru hattına yönlendirilebilecek ilave kaynaklar üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir.

Öte yandan, 30 Mayıs 2014 günü İstanbul’da Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde gerçekleştirilen törende imzalanan anlaşmalar neticesinde Türkiye Petrolleri’nin (TP) dünyanın en büyük doğal gaz sahalarından birisi olan Şah Deniz Sahasındaki payı %9’dan %19’a çıkarılmıştır. Şahdeniz sahasının hâlihazırdaki hissedarları ve payları şu şekildedir: BP (İngiltere) %28,8, TP %19, SOCAR (Azerbaycan) %16,7, Petronas (Malezya) %15,5 Lukoil (RF) %10 ve NICO (İran) %10.

ii. Türkiye – Bulgaristan Enterkonektörü (ITB)

Bulgaristan’ın tek doğal gaz tedarikçisi Bulgargaz, Şahdeniz Konsorsiyumu ile 2013 Eylül ayında gaz alımına yönelik 25 yıllık sözleşme imzalamıştır. Anlaşmaya göre, yıllık 1 bcm’lik alımın 2019 yılından itibaren gerçekleşmesi öngörülmektedir. 2014 Mart ayında Türkiye–Bulgaristan Enterkonektörü (ITB) ilişkin bir Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. ITB ön fizibilite raporunun hazırlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.

AB Komisyonu tarafından 29 Ekim 2014 tarihinde yayımlanan açıklamada, AB üyesi ülkeler tarafından “Connecting Europe Facility (CEF)” fonu kapsamında desteklenen projeler arasında Türkiye-Bulgaristan Doğal Gaz Enterkonektörü (ITB) projesinin de yer aldığı duyurulmuştur.

TÜRK BOĞAZLARI’NDAN PETROL GEÇİŞİ

Dünyada günlük petrol tüketiminin yaklaşık % 3’ünün Türk Boğazları yoluyla taşınması nedeniyle enerji güvenliği açısından, Türk Boğazlarının ayrı bir önemi vardır. İstanbul Boğazı’ndan geçen petrol ve petrol ürünlerinin miktarı 1996 yılında 60 milyon ton olurken, 2008 yılında olağanüstü bir artışla 150 milyon tonu aşmıştır. 2014 yılında ise Boğazlarımızdan günlük yaklaşık 125 milyon ton petrol geçmiştir.

Yoğun tanker trafiği ve aynı zamanda Türk Boğazları’nın fiziksel oluşum özellikleri dikkate alındığında, tehlikeli yük taşıyan bir tankerin neden olacağı deniz kazası kaçınılmaz görünmektedir. Sözkonusu bir kaza, insani ve çevresel tehlikelere ek olarak, petrolün dünya pazarlarına akışında kesintiye neden olacaktır. Çözüm, Boğazları by-pass edecek alternatif petrol ihraç seçeneklerinde yatmaktadır.


1994 yılında İstanbul Boğazı’nda meydana gelen ve Dünya Denizcilik Tarihinin en büyük kazalarından olan M/T Nassia ve M/V Ship Broker kazası

Türkiye-AB Enerji İlişkileri

Enerji, Türkiye-AB ilişkilerinin en önemli konularından birini oluşturmaktadır. Ülkemiz, bölgesel enerji işbirliğine verilen önemin bir göstergesi olarak, 2006 yılında Enerji Topluluğu’na gözlemci olarak katılmıştır. (Enerji Topluluğu/Energy Community, 2005 yılında AB üyesi ülkeler ile, AB üyesi olmayan Güney Doğu Avrupa ve diğer komşu ülkeleri arasında, rekabeti teşvik eden entegre bir enerji pazarı kurulmasını amaçlayan uluslararası bir örgüttür.)

Ülkemizin AB katılım müzakereleri kapsamında, “Enerji Faslı”nın tarama süreci 2007 yılında tamamlanmıştır. AB Komisyonuyla enerji alanındaki ilişkilerin Pozitif Gündem kapsamında ele alınması kararlaştırılmıştır. Bu çerçevede, AB Komisyonu yetkilileri ile ülkemizden ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri 2013 ve 2014 yılında “elektrik”, “doğal gaz” ve “nükleer” başlıkları altında biraraya gelerek öncelikli olarak doğal gaz, elektrik, nükleer enerji ve yenilenebilir enerji gündem başlıkları kapsamında ilişkileri ele almışlardır.

Öte yandan, ülkemiz ile AB arasında Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu tesis edilmiş olup, ilk toplantı, dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız ve AB Komisyonu Enerji Birliğinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Maroş Şefçoviç eş başkanlığında 16 Mart 2015 tarihinde (TANAP temel atma töreni öncesinde) Ankara’da düzenlenmiştir.

TEİAŞ ile ENTSO-E arasında imzalanan Uzun Dönemli Anlaşma

Ülkemizce gerekli çalışmalar ve testler tamamlanarak, Avrupa Elektrik İletim Sistem İşletmecileri Ağıyla (European Network of Transmission System Operators for Electricity, ENTSO-E) senkron deneme işletmesi 18 Eylül 2010 tarihinde başlatılmış olup, ülkemiz elektrik pazarının AB elektrik pazarıyla fiziksel entegrasyonunun sağlanması amacıyla Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü ile ENTSO-E ilgili kurullarının Türkiye elektrik sisteminin Avrupa Kıtası elektrik sistemine kalıcı olarak bağlantısı hususunda 15 Nisan 2015 tarihinde Brüksel’de “Uzun Dönemli Anlaşma” imzalanmıştır. Böylece ülkemiz elektrik sistemi ve elektrik piyasası ile Avrupa iç elektrik piyasası arasındaki entegrasyon ileri bir aşamaya taşınmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img

BUNLARI DA OKUYUN