14.6 C
İstanbul
Cuma, Nisan 3, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 164

Türkiye’de enerji

Dünya, sebepsiz iç savaşlar, gerekli olmayan bölgesel çatışmalar ve güç gösterileri ile boğuşurken, enerji gücünü tekelleştirmeye çalışan ülkeler aldıkları kararlarla insanlığın geleceğini kendi menfaatleri çerçevesinde şekillendirmeye devam ediyorlar.

Yaşananları iyi analiz ettiğimizde ekonomik ve siyasi karmaşaların sebebinin altında hep aynı aktörleri ve maşalarını görüyoruz. Ezber bozan anlaşmaların yapıldığına ise bugünlerde sıkça şahit oluyoruz.
Özellikle ABD’nin Ortadoğu politikasının altında kendi kendine yetmekten öte giderek enerjiyi kontrol etme isteği yatmaktadır.

Ortadoğu’da enerji oyuncularının değişmesine de ABD’nin son yıllardaki enerji politikaları sebebiyet vermiştir.
Enerjinin stratejik olarak öneminin farkında olarak güzel yurdumuzda bu sektörün başına teknik ve ekonomik olarak donanımlı olan Berat Albayrak’ın getirilmesinin ne kadar isabetli bir karar olduğunu hepimiz bugünlerde görüyoruz.
Enerji Bakanlığının gösterdiği başarılı çalışmaların bazı çevreleri çok rahatsız ettiği de gözlemleniyor.

Sürdürülebilir kalkınmayı amaçlayan ülkelerin enerji politikalarını çok başarılı bir şekilde yürütmesi olmazsa olmazlardandır. Ekonomik olarak Türkiye’nin gelişmesi için en çok gerekli olan yerli enerjinin çeşitleri ile rezerv, üretim ve tüketim durumlarını çok iyi değerlendirmeliyiz.

GEÇMİŞ YILLARDA TÜRKİYE’DE UZUN DÖNEMLİ ENERJİ POLİTİKASI OLMAMASINDAN TÜRKİYE DÜŞMANLARI MEMNUNDU
Türkiye’de enerji konusu ve politikaları geçmiş zamanlar baz alınarak incelendiğinde, genelde enerjinin tüketimi birincil olarak gündeme gelmekteydi. Ülkemizde uzun dönemli ve kararlı enerji politikalarının uygulamaya konmaması için bizlerin gelişmesini istemeyenler değişik uygulamaları devreye sokuyorlardı.

İktidardaki hükümetlere bağlı olarak değişen enerji politikaları, dünyadaki gelişmeleri ve uzun dönemli politikaları gözeten, ülkenin enerji koşullarını göz önüne alan, ülkemizdeki teknolojik araştırma ve gelişmeleri destekleyen politikalar olmaktan çok uzaktı.

ENERJİ KAYNAKLARIMIZI TÜKETİME SUNMA GİRİŞİMİMİZ ENERJİYİ ADALETSİZLİK KULLANAN ÜLKELERİ RAHATSIZ ETMİŞTİR
Enerji Bakanlığı ülkemizdeki yerli enerji kaynaklarının aranmasını ve tüketime sunulmasını amaçlamış, enerji kaynağı ve kaynak ülke çeşitlemesi özelliğini gözetmiş, dışa bağımlılığının zararlarını ülke içi önlemlerle ve stratejilerle en aza indirgemiştir.

Teknolojik araştırma ve geliştirme çalışmalarını teşvik eden özelliklere sahip bir politikayı benimsememiz ülkemiz üzerinde tezgahlanan çirkin oyunların nedenidir.

Enerji ve Tabi Kaynakları Bakanı Berat Albayrak öncülüğünde gelecekteki enerji arz güvenliğinin sağlanması çalışmaları ve artan elektrik gereksiniminin karşılanması amacıyla tüm yerli enerji kaynaklarının potansiyellerinin doğru olarak belirlenmesini ülkemiz ve bölge ülkeleri adına çok önemli bir girişim olarak görmekteyim.

Mevcut hidroelektrik ve kömür potansiyelleri öncelikli olarak değerlendirilmesi, Yerli enerji kaynaklarının aranması ve üretiminin arttırılması çalışmaları, Enerji sahalarının ve santrallerinin yaşları ve teknik/ekonomik ömürleri dikkate alınarak, iyileştirme ve modernizasyonu için gerekli kısa/orta vadeli planlamalar yapılması, Elektrik üretiminde, yerli kaynak kullanımının teşvik edilmesi, Doğalgaz ithalatında kaynak ülke çeşitlendirilmesine gidilmesi ile tek ülkeye olan bağımlılık olabildiğince azaltılmaya çalışılması, Jeotermal ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla yararlanılması ve teşvik edilmesi, Enerji kaynağı çeşitliliği ve teknolojinin kazanılması açısından nükleer santrallerin kurulması projeleri, Elektrik iletim ve dağıtım hatlarında iyileştirmeler yapılması ile izlenebilirlik çalışmaları gerçekleştirilerek elektrikteki çok yüksek kayıp-kaçak oranının azaltılmaya gidilmesini enerji bakanlığının ülkemizin geleceği için uygulamaya koyduğu başarılı projeler olarak sıralayabiliriz.

Enerji sektöründe katma değeri arttıracak olan yerli üretim ve teknolojilerin teşvik edilmesinin uygulamaya konulan projelerin başarıya ulaşmasına vesile olduğunu da yakın tarihimizde görebileceğiz.

Rabbim enerjimizi daim eylesin ve bizleri başkalarının enerjilerine muhtaç etmesin.

TÜRKİYE’DE ENERJİ / FERHAT YILDIRIM

Kaliteli enerji sağlamaya devam edeceğiz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Meram ile Sakarya EDAŞ Çağrı Merkezleri açılış töreninde yaptığı konuşmasında, elektrik dağıtımında açılacak 9 çağrı merkezinden dördüncüsünün hizmete alınmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kasım ayı bitmeden 9 çağrı merkezinin açılışının tamamlanacağını ve böylece Bakanlık bünyesindeki hedeflerinden küçük ama önemli bir adımı daha tamamlamış olacaklarını anlatan Albayrak, Türkiye’nin büyümesini devam ettirmek ve tüketici memnuniyeti noktasında çıtayı yukarı taşımak zorunda olduğunu söyledi.

Albayrak, AK Parti iktidarının çıtayı her zaman yukarı taşıdığına işaret ederek, “Yeni bir dönemdeyiz ve bu süreci daha yukarı taşımak için büyük bir yük yüklendiğimizin farkındayız. Bu çerçevede millet odaklı hizmet siyasetine devam edeceğiz. Konya ve Türkiye için önemli bir açıklamayı Karapınar’da yaparak kritik bir adımın başlangıcına şahit olduk. Türkiye, büyümek zorunda. Bu çerçevede biz enerjinin her alanında çok önemli adımlar atıyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde, bu yıl sonu itibarıyla özellikle doğalgaz alanında önemli yatırımlarla birlikte Türkiye’nin çok büyük projeleri hayata geçireceği bir döneme şahitlik edeceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin bölgesinde üreten ve tüketen iki pazarın ortasında ve çok büyük bir rol oynadığını anımsatan Albayrak, Türkiye’nin enerji sektöründe eksiklerinin farkında olan bir iktidar olarak yakın dönemde teknik konularda çalışmak üzere yaklaşık 5 bin kişilik yeni bir istihdam kapasitesinin sağlanacağını söyledi.

Albayrak, bu anlamda yapılacak yatırımları takip edeceklerine işaret ederek, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki 5 yıllık planda göreceğiz ki, sektördeki eksiklerin birçoğunu çözmüş olacağız. 2011-2016 döneminde 8,8 milyar liralık bir yatırımdan bahsediyoruz, 2016-2020 döneminde bu yatırım bütçesini 18 milyar liraya çıkardık. Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) ana omurga sisteminde yaklaşık bir o kadar yatırımı da biz yapacağız. Kesintisiz ve kaliteli enerjiyi sağlamaya devam edeceğiz. Türkiye’nin her sektörde mükemmellik kalite ödülü standartlarını kurumsallaşma adına sağlaması için de bir önem ifade ediyor. Kamusuyla özeliyle bir Türkiye markasını yukarı taşımak zorundayız, marka ne kadar değerlenirse tüm Türkiye o kadar değerlenir.”

“Hepimiz 14 Temmuz’dan farklıyız”

Türkiye’nin zor dönemlerden geçtiğini ve geçmeye de devam ettiğini aktaran Albayrak, son 5 yılda yaşanılan zor süreçlerden daha güçlenerek çıkıldığını dile getirdi.

“15 Temmuz bu manada çok önemli bir tarih olarak şimdiden hepimizin, dünyanın hafızalarına kazındı. 79 milyon olarak 14 Temmuz’daki insanlar değiliz” diyen Albayrak, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin içinde bulunduğu tüm sıkıntıların, oyunların çok net farkında olarak bugün dünden çok daha fazla çalışmak zorundayız. Sorumluluk sahibi olan her bir birey olarak hepimizin üzerinde çok büyük bir yükümlülük. Önümüzdeki dönemin Türkiye’nin birliği ve beraberliği noktasında hayırlı gelişmelere gebe olduğuna inanıyorum. Terör örgütleriyle, ekonomik krizlerle ve dünyanın ve bölgenin istikrarını bozmaya yönelik tüm tuzakları bozmaya yönelik mücadele ederek, 79 milyon yek vücut olarak devam edeceğiz. AK Parti olarak çok büyük hizmetler verdik ama daha yolun başındayız. Türkiye bölgesi için ifade ettiği anlamın farkına yeni yeni varıyor. Bu coğrafya için Türkiye’nin ne ifade ettiğini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Bugün bölgemizde yaşananlar bizlere çok büyük mesajlar veriyor. Bu bilinçten hareketle eskisinden çok daha fazla çalışarak Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesine taşıyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.”

“Türkiye enerjide önemli aktör”

TBMM Sanayi Ticaret Enerji ve Bilim Teknoloji Komisyon Başkanı Ziya Altunyaldız da geçen hafta düzenlenen Dünya Enerji Kongresi’nde yapılan anlaşmalarla Türkiye’nin enerji alanında çok önemli bir aktör olduğunu söyledi.

Küresel gündemde ve Türkiye’nin de yer aldığı bölgede en önemli gündemin enerji olduğunu dile getiren Altunyaldız, “Türkiye son 13 yılda ortalama yüzde 5 büyüdü. Türkiye OECD ülkeleri arasında Çin’den sonra dünyanın en fazla enerji talebi olan ülkesi galine geldi. Bu noktada Türkiye sürdürülebilir enerji, enerji güvenliği gibi konulardaki çalışmaları hızlandırdı. Son yıllarda yaptığı anlaşmalarla Türkiye, enerji güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra ülkenin enerji merkezi ve ticaret merkezi olduğunu da açık bir şekilde ortaya koydu.” ifadelerini kullandı.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Güneş enerji santrallerinde ilklere imza atıyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Karapınar Güneş Enerjisi Santrali (GES) Projesine ilişkin yaptığı basın toplantısında detayları paylaştı.

Toplantıya gelmeden önce Karapınar’ın doğal güzelliklerini helikopterle gezerek gördüklerini belirten Bakan Albayrak, ilçede enerji güvenliğine katkı sunacak yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması açısından çok önemli bir projeye başlanacağını dile getirdi.

Albayrak, Türkiye’nin enerji çeşitliliğini artırmak için çeşitli alanlarda projeleri ve çalışmaları hayata geçirmeye başlandığını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Karapınar noktasında 2010’da başlayan bu süreci, bu yıl hayata geçirmek için çok önemli yasal düzenleme ve yatırımcının talebi olabilecek yönetmeliklerle tamamlandık. Karapınar, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) içerisinde çok önemli bir bölge. Bugün Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte aralıkta ihalemizi yapacağız. Bin megavatlık kapasiteyle dünyadaki fotovoltaik noktasında en büyük güneş tarla alanlarından biri olan Karapınar YEKA’mızı anons ediyoruz. Türkiye iktidarımız döneminde birçok ilklere imza attı. Bu da ilklerden biri.”

“Türkiye’yi büyütmeye devam etme” felsefesinden hareketle güneş enerjisinde de dünyadaki en büyük bin megavatlık tek sahadaki alan için ihaleyle bölgede çok önemli bir yatırımın gerçekleştirileceğini anlatan Albayrak, şöyle devam etti:

“Karapınar’daki sahip olduğumuz bu altyapıyı hayata geçirmek için bin megavat güneş santrali kurulması sadece Türkiye’nin enerji ihtiyacını kapsamayacak. Yaklaşık 2 bin hektarlık bir alanda gerçekleşecek bu yatırım, bugünkü değer itibarıyla 1 milyar doların üzerinde, fabrika ayağını da düşününce en az 300 milyon dolar daha eklenecek. Burada üretilecek elektrik 1,7 milyar kilovatsaat olacak ve 600 binden fazla evin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek bir yatırımdan söz ediyoruz. Bu ihaleyi, şartı gereği elektrik alım noktasında fiyat eksiltme usulüyle açık eksiltme usulünde en uygun fiyatı verecek firma alacak. Bu ihale, sadece fiyatın düşmesi yenilenebilir enerji maliyetlerinin düşmesiyle değil, aynı zamanda fabrika, yerli üretim ve teknolojinin de yerelleşmesi için Türkiye’de bir ilk olacak. Türkiye’nin gelişen ekonomisinin gelişen teknolojilerin bölgede önemli bir merkez olmasından bahsediyoruz.”

Albayrak, ihaleyi kazanan firmanın asgari yılda 500 megavat üretim kapasitesine sahip bir fabrika kurmak zorunda olduğunu ve kurulacak fabrikanın sadece buradaki bin megavatlık tarlayı değil, takip eden süreçte diğer bölgelerden gelecek talepleri karşılama noktasında da ihracat yapabileceğini anlattı.

Söz konusu yatırımda yerli teknoloji ve yerli Ar-Ge ile yerli mühendis istihdam şartının da konulduğunu belirten Albayrak, yerli mühendis şartının yüzde 80 olduğunu ve ekipman üretiminin ise sadece montajdan ibaret olmadığını söyledi.

Güneş modülünü meydana getirmek için gerekli tüm süreçlerin Türkiye’de gerçekleştirileceğini aktaran Albayrak, “Üretim açısından bakıldığında, Türkiye’de bu teknolojiye dayalı yerli üretimin önünü açacak bir şart ortaya koyuyoruz. 15 yıllık alım garanti süresi boyunca, üretim sürenin içinde olacağı ve yatırımcının ne kadar erken üretime geçerse o kadar alım garantisi alacağı için hızlı üretime teşvik verilecek. Bu şekilde, 2019 yılını bulmadan 2018 sonlarına doğru yerli üretime geçecek bir süreçten bahsediyoruz. İlk partide asgari yüzde 65, ikincide ise yüzde 75 yerli üretim şartı öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Albayrak, fabrika kurulumunda 700, işletmesinde 350 ve Ar-Ge’de de 100 mühendis olmak üzere, en az bin teknik kişiye istihdam sağlanacağı bilgisini de paylaştı.

Karapınar yatırımıyla rekabet ortamının oluşmasının yanı sıra enerji maliyetlerinin de aşağı çekileceğini vurgulayan Albayrak, “İnşallah yıl sonunda göreceğiz ki bu maliyetler düşmüş olacak, bu maliyetler elektrik fiyatlarının da düşmesi ve daha rekabetçi fiyatlar demek. Katma değerli teknolojilerin her geçen gün artması ile sadece Türkiye’deki iç piyasa talebi özelinde değil, bölgedeki özellikle güneş enerjisi talebi çerçevesinde de bu stratejinin etkisi hissedilecek. Bu çerçevede, diğer pazarlara da enerji ve güneş paneli ihraç eden cari açığını düşüren bir ülkeye döneceğiz inşallah.” değerlendirmesinde bulundu.

Albayrak, söz konusu güneş projesine Amerika’dan Çin’e kadar farklı coğrafyalardan yatırımcı ilgisi olduğunu ve yabancı-yerli ortaklığı gibi opsiyonların da değerlendirildiğini aktardı.

Yenilenebilir enerjinin sadece güneşten ibaret olmadığını vurgulayan Albayrak, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnşallah bu ihalenin bir benzerini 2017’nin ilk çeyreğinde rüzgar alanında da yapacağız. Yerli kaynak özelinde kömürde de çevrecilik ve yerli teknolojiler ve kaynaklardan faydalanmak zorundayız. Türkiye enerji konusunda fakir bir ülke, bu gerçekliğe rağmen yatırımlarını ve büyümesini devam ettiriyor. Bunun için daha fazla yerli ve yenilenebilir kaynaklar çerçevesinde devam edeceğiz. Yerli rüzgarla alakalı çalışma devam ediyor, yatırımını tam olarak biz yapmadığımız enerjiyi en uygun fiyattan alacağımız bir çerçevede en kısa sürede ve çevreci bir model. Rüzgar güneşten biraz farklı, özellikle yenilenebilir teknolojilerdeki dalgalı üretim portföyü yatırım yapılacak bölgedeki baz yüke, altyapıya veya o bölgedeki arz-talep dengesine dayalı. Rüzgarda enerji ve iletim hattı ihtiyacına bağlı birçok kriter var. Dolayısıyla bu çerçevede rüzgardaki genel çatı üretim sahaları ve bölgeyi az çok netleştirdik, birden fazla alan söz konusu olabilir. Teknik detaylar yıl sonuna kadar netleşir. Rüzgarda önümüzdeki yılın başına yatırımcının ilgi duyabileceği yerleri alternatif şekilde sunarak yatırımcının daha cazip gördüğü, bizim de ihtiyaç açısından öncelikli gördüğümüz alanlar seçilecek. Kazan-kazan esasına dayalı, yine yatırımcı dostu olacak. Kamu, yatırımcı ve vatandaşın da kazanacağı süreçte en uygun maliyet çerçevesinde hayata geçirmek için çalışıyoruz.”

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Mezhepler savaşına karşı özel ‘C’ planı devreye girecek

Bölgede mezhepler savaşı çıkarmak isteyenler Türkiye’nin Musul konusunda aktörler arasında olmasından rahatsız oluyorlar. DAEŞ’i güçlendiren ve imaj sahibi olmasına neden olanlar bugün verdikleri yerde tüm şöhretlerini geri almak için seferber oldular. Tabi bunun planın bir parçası olduğunu Türkiye olarak çok iyi biliyoruz.

ARKALARINA BAKMADAN KAÇAN PARALI ASKERLER KAHRAMAN GİBİ GÖSTERİLİYOR

Musul, Şiilerden oluşan 40.000 kişilik vatan sevgisi için değil, para için asker olanlardan oluşan orduya teslim edilmişti. DAEŞ, kente girmeden Amerika’nın verdiği ağır silahları hatta elbiselerini bile bırakıp, arkalarına bakmadan kaçan bu paralı askerler bugün kahraman şeklinde dünya kamuoyuna lanse edilmeye çalışılıyor.

Kanlı örgüt burada kendini göstermiş. Şehri tek bir silah bile ateşlemeden teslim almıştı. Bölgede Musul’u ele geçirmesiyle güçlü bir örgüt konumuna oturmuş ve güçlü imajı ile kendisine taraftar bulmaya başlamıştı.

MUSUL KONUSUNDA IRAK HÜKÜMETİ SUÇLUDUR

Bir zafiyet sonucu kenti ele geçiren örgütün güçlenmesine neden olan Irak hükümeti olduğu için dolayısıyla birinci derecede suçlu olanda kendisidir.

Irak’ın 3. Büyük kenti olan Musul’da bir buçuk milyon kişinin kaderini teröristlerin insafına bırakan hükümet bugün Türkiye’ye karşı sen kenarda dur diyerek maksadını aşmaktadır.

Arap, Sünni, Şii, Kürt, Türk, Yezidi, Süryani gibi farklı renkleri ile bir mozaiği andıran kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış Musul, tek Irak’ı değil, bölgenin geleceğini ilgilendirmektedir.

Bu nedenle Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan tek ülke olan Türkiye’nin Musul’da yaşananları görmezden gelmesini kimse bekleyemez. Hatta ve hatta bunu teklif bile Etmeleri hadlerini aşmaktır.

MUSUL İÇİN GARANTÖR ÜLKE TÜRKİYE’DİR

Sebebine gelince; Türkiye eğer isterse, Musul’daki haklarını gündeme getirerek, bu şehri kontrol altına alabilir. Zira 1926 Ankara Antlaşması bu hakkı veriyor.

Bugün yaşanan kaos ortamı, Türkiye’nin Kerkük ve Musul’a girebilmesi için uluslararası hukukta hakkı olması mezhep savaşı çıkarmak isteyenleri telaşlandırıyor.

DAEŞ SONRASI MUSUL’U YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ

Musul DAEŞ’ten alındığı zaman ne olacağını yakından takip eden Türkiye, ayrıca bir takım sözler ile üst düzeyde anlaşmalar yapılsa da PKK militanlarının operasyon sonrası örgütten boşalan yerlere yerleşme ihtimallerini de değerlendiriyor.

Kandil militanlarına ABD’den kesin söz aldığı şeklinde beyanatlarda bulunduğu da biliniyor. 500 ABD’li üst düzey askerin operasyona danışmanlık verdiğine göre burada gerçekleşen tüm hataların Amerika’nın hatası olarak kabul edilmesi de gerekiyor.

Bugün gerçekleşen başarılı operasyonların yerine zorlu bir mücadelenin geçeceği de yapılan planlar arasında yer alıyor. 1 ay ile 3 ay gibi bir süre devam eden operasyonlarda ve sonrasında her türlü kaos planlarına hazırlıklı olmak için devletimiz çok titiz çalışıyor.

Tüm ihtimallere karşı değişik planlarımız hazır. Bölgeye zarar verecek tüm planlara karşı olduğumuzu açıkça belirtiyoruz. Büyük devlet olan ABD artık yaptırım konusunda eskisi gibi güçlü değildir. Bölgede tek aktör zamanı çoktan geçmiştir.

Garantör ülke olmamız nedeniyle C planımızı uygulamaya koymak için sınırımıza yığınak yapmaya devam ediyoruz.

 

Dünya petrol kongresi’ne ev sahipliği yapacağız

Dünya Petrol Kongrelerinde sektörel gelişmeleri birinci ağızdan takip edebilmek; sektörel çerçevede, arama, üretim, geliştirme, taşımacılık, rafinaj, pazarlama, fiyatlandırma, çevre, sosyal sorumluluk, sürdürülebilirlik, insan kaynakları, gençlerin sektöre kazandırılması, jeopolitika, eğitim ve benzeri konuları ele alabilmek amaçlanmaktadır.

Dünya Petrol Konseyi Türk Milli Komitesi tarafından yürütülen kongreye Türkiye ilk kez ev sahipliği yapacaktır. 22. Dünya Petrol Kongresi 9-13 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecektir.

Türkiye’de Enerji’de bulunan organizasyonun detaylarına http://www.22wpc.com internet adresinden ulaşabilirsiniz.

TCCB / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Tüketiciyi mağdur edene hoşgörü göstermeyiz

Türkiye’de Enerji Ekibine özel açıklamalarda bulunan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Müşteriyi mutlu edenin yanında olacaklarını kaliteli hizmet vermeyerek müşterilerini üzenleri ise EPDK olarak üzeceklerini söyledi.

Kaliteli hizmet vermek için ciddi yatırım yapan firmaların heyecanlarına her zaman ortak olduklarını söyleyen Mustafa Yılmaz, “Müşterilerine iyi hizmet vermek için çalışan çabalayan tüketiciyi koruyan elektrik dağıtım şirketlerinin umut verdiğini belirtmek isterim. Yöneticileri ve çalışanları ile bu firmaları her zaman takdir etmekteyiz. Ayrıca teknolojiyi en güzel şekilde kullanmak adına Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile ortak projeler geliştiriyoruz. Akıllı şebekelerin oluşumunu sağlayarak tüketiciye en yüksek teknoloji ile hizmet vermek adına çalışmalarımız devam etmektedir. Bu tür çalışmalara sağladığı katkı bakımından başta sayın Enerji Bakanımız Albayrak’a teşekkür ediyorum” diyerek konuştu.

ESAS PATRON TÜKETİCİDİR

Serbest piyasaya geçişle birlikte esas patronun tüketici olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Yatırımların gerçeklemesinde ki esas aktör tüketicidir. Bu nedenle köklü medeniyetimizden bugünlere aktarıldığı gibi tüketiciler velinimettir ve böyle görülmelidir. Bu şekilde hareket eden vatandaşın derdine derman olan ve tüketici memnuniyetini esas alan şirketlerin EPDK tarafından yapılan düzenlemeler gereği ödüllendirilecektir. Bunun aksine hareket eden firmalar ise vatandaşı mutlu etmedikleri için cezalandırılacaktır” dedi.

TÜRKİYE ENERJİ İLE MAZLUMLARIN UMUDU OLMUŞTUR

Cerablus’a enerji götüren, mazlumların umudu olan Türkiye’nin hiçbir ferdinin enerji sorununa kayıtsız kalınmasının mümkün olmadığının altını çizen Yılmaz, “Dağıtım şirketlerinin üstüne düşen görevi yapacağına inanıyoruz. Şirketlerin çalışmalarında başarı olup olmadıklarını öğrenmek için EPDK olarak 2017 yılının başında Türkiye çapında müşteri memnuniyeti anketleri gerçekleştireceğiz” diyerek önemli açıklamalarda bulundu.

TÜRKİYE’DE ENERJİ

Yamula Barajı’nda temizlik harekatı gerçekleştirildi

Kayseri’nin denizi olarak adlandırılan Yamula Barajı havzasında, geçtiğimiz günlerde, Radisson Blu Hotel Kayseri ekibi tarafından çöp ve atık toplama etkinliği düzenlendi.

Radisson Blu Hotel Kayseri Genel Müdürü Fercan Başkan ve ekibi, ilin önemli su havzalarından birisi olan Yamula Barajı çevresindeki, doğal su kaynaklarında tehlike yaratabilecek çöplerin ve atık maddelerin toplanmasını sağladı. Toplanan onlarca torba çöp, en yakın yerleşim yerindeki uygun çöp konteynerlarına taşındı ve burada ayrımı yapılarak cinsine göre uygun konteynere atıldı.

Baraj gölünde, yelkenli, kürek, yüzme, kano, off-shore yarışları düzenleniyor

Turizme, spora ve kentin sosyal yaşamına önemli katkı sağlayan Yamula Baraj gölünde, her yıl, yelkenli, kürek, yüzme, kano, off-shore yarışları düzenleniyor. Bölgede, bisiklet ve trekking gibi doğa sporları yapılıyor. Kentin ekonomisine büyük katkı sağlayan barajda, elektrik üretimi, tarımsal sulama ve balıkçılık faaliyetleri gerçekleşiyor.

Barajın değeri 500 milyon Doların üzerinde

Sahip olduğu 3,5 milyar metreküplük su kapasitesiyle Kayseri’nin denizi ifadesini alan Yamula Barajı, Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılmıştır ve bugünkü değeri 500 milyon Doların üzerindedir. 100 megavat kurulu gücü bulunan hidroelektrik santraliyle baraj, yılda 423 milyon kilovatsaat elektrik enerjisi üretmektedir.

RADİSSONBLUE / TÜRKİYE’DE ENERJİ

 

 

Enerji depolama maliyetleri büyük oranda düşecek

Dünya Enerji Konseyi tarafından hazırlanan “E-Depolama Maliyetten Değere Değişim” başlıklı raporda günümüzde yapım aşamasında olan birçok yeni teknolojinin gelecek ‘15 yıl içinde enerji depolama maliyetlerini yüzde 70 kadar düşüreceği’ belirtildi. Raporu değerlendiren Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Murat Mercan, “Yeni teknolojilerle yenilenebilir enerjiyi depolamak mümkün olacak” diye konuştu.

Dünya Enerji Konseyi tarafından hazırlanan “E-Depolama – Maliyetten Değere Değişim” başlıklı rapora göre, enerji depolama maliyetleri gelecek 15 yıl içinde düşecek. Enerji depolama konusunda dünyanın önde gelen 23 sanayi uzmanı ve akademisyen tarafından hazırlanan raporda, henüz üzerinde çalışmaların devam ettiği yeni teknolojilerin 15 yıl sonra kullanılabilir hale gelmesiyle enerji depolama maliyetlerinin yüzde 70 kadar düşeceği belirtildi.

Konsey tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan raporda, yenilenebilir enerjinin önündeki en ciddi sorunlardan biri olan “depolama”nın gelecek yıllarda sorun olmaktan çıkabileceği vurgulandı.

Raporda, yeni teknolojilerin fiyatları aşağı çekmesinden dolayı, güneş enerjisinin daha rekabetçi olacağı, rüzgâr türbinlerinde kullanılan ve üretilen enerjiyi artıran kompozit / bileşik materyaller alanındaki teknik gelişmeler sayesinde rüzgâr enerjisi depolamanın mümkün olacağı öngörülüyor. Geliştirilecek enerji depolama sistemleri sayesinde yeni enerji santrallerinin kurulmasına gerek kalmayacağı belirtilen raporda bir önemli tespit daha yer alıyor; gelecekte petrole olan ihtiyaç azalabilir.

E-Depolama – Maliyetten Değere Değişim raporunu değerlendiren Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Murat Mercan, gelecek yıllarda yenilenebilir enerjinin depolanmasıyla enerji güvenliği konusunda önemli adımlar atılabileceğini dile getirdi. Mercan, Türkiye’de son dönemde sıkça gündeme gelen enerji depolama sorununun yeni teknolojilerle çözülebileceğini belirtti. Mercan, İstanbul’da düzenlenen Dünya Enerji Kongre’sinde katılımcıların enerji depolama ve enerjide yeni teknoloji konusunu gündeme getirdiğine dikkat çekti.

Raporda, enerji depolama konusunda sadece depolama maliyetinin düşünülmesinin yanlış yargılara neden olacağı belirtildi. Güneş ve rüzgâr enerjisi uygulamalarına odaklanılan raporda, sadece enerji depolama yatırım maliyetini dikkate alan bakış açısının -enerji depolamasının değer sistemini göz ardı etmesi nedeniyle- olduğundan daha pahalı bir sistem algısı oluşturduğu savunuldu. Dünya Enerji Konseyi’nin raporunda, enerji depolamanın gerçek değerinin hem maliyeti hem de sağlayacağı kazançlar dikkate alınarak anlaşılabileceğinin altı çiziliyor.

Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Christoph Frei, enerji depolamasının, değeri halen azımsanan ama enerji bağlantıları için kritik bir katalizör olduğuna dikkat çekti. Frei ayrıca, enerji depolama maliyetlerinin düştüğünü ve enerji depolama işlemlerinin daha geniş bir kullanıma sunulması, hatta hane halkı ile e-hareketlilik kullanımına sunulmasıyla maliyetlerin daha da düşeceğini belirtti. Frei, “Enerji depolama, yeni iş modelleri fırsatları doğuracak ve bu konuda yatırımcılara heyecan verici yeni olanaklar sunacak” dedi.

Raporda ayrıca, enerji depolamanın potansiyelini ortaya çıkaracak doğru politikaların oluşturulması, enerji depolamanın gerçek maliyetinin ve değer faydalarının belirlenmesi için kanun koyuculara tavsiyelerde bulunuluyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:

– Maliyetlerin ötesine geçilmesi; her zaman en ucuz olan en iyi olan değildir.

– Enerji depolama maliyetini bütünsel vaka çalışmaları ile analiz edin; genelleyici maliyet değerlendirmeleri yeterli değildir.

– Esnek pazarların gelişimi için işletmeciler ve düzenleyiciler ile çalışın – esnekliğin tam değeri çoğu kez teslim edilemez ve paraya çevrilemez.

– Enerji depolama teknolojilerinin daha ticari şeklide mevzilenmesinin kolaylaştırılması için destekleyici politikalar ve kolaylaştırıcı bir yönetmelik çerçevesi oluşturun.

– Enerji şebeke genişlemesi ve artırımı için enerji depolamayı anahtar bileşen olarak kabul edin.

Türkiye’de Enerji’de bahis edilen raporu okumak için; https://www.worldenergy.org/publications/2016/e-storage-shifting-fromcost-to-value-2016/ adresini ziyaret ediniz.

WEC / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Türkiye ve KKTC arasında enerji’de kapsamlı işbirliği

23. Dünya Enerji Kongresi kapsamında bir araya gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, ve KKTC Enerji ve Ekonomi Bakanı Sunat Atun, KKTC’ye deniz altından kabloyla elektrik temin edilmesini öngören anlaşmayı imzaladı.

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında imzalanan elektrik anlaşmasının, sadece Kıbrıs özelinde değil, bölgesel açıdan da önemli adımlara sebebiyet verecek bir gelişme olduğunu söyleyen Bakan Albayrak kongre süresince yoğun bir görüşme trafiğini yürüttüklerini ve bu görüşmeler sonrasında anlaşmaların imzalandığını dile getirdi ve, “Türkiye ve KKTC arasındaki bu anlaşma sadece KKTC’nin değil, bölgesel açıdan da önemli adımlara sebebiyet verecektir.” dedi.

KKTC Enerji ve Ekonomi Bakanı Sunat Atun da dünya çapındaki büyük organizasyondaki başarılarından dolayı Türkiye’yi tebrik etti.

Türkiye’nin dünyanın ve bölgenin en güçlü ülkelerinden biri haline geldiğini ifade eden Atun, şöyle konuştu:
“Türkiye, enerjide stratejik bir noktayı oluşturuyor. Dünkü Türk Akımı projesi bu anlamda en büyük küresel açılımlardan birisi olarak kabul edilebilir. KKTC ile Türkiye daha önce 2011’de enerji alanında Türkiye Petrolleri’nin kara ve denizlerde arama yapması için işbirliği anlaşması yapmıştı. Bugün daha büyük bir anlaşmayı yapar noktaya geldik. Yanıbaşımızdaki bir enerji sistemine enterkonnekte olarak özellikle Ortadoğu bölgesinde enerjinin daha da önem kazandığı, daha büyük kazanımlar getirdiği bir noktada anavatanımız vasıtasıyla küresel denklem içinde yer almamız açısından tarihi bir fırsat olarak görüyorum.”

Atun, Türkiye ile gerçekleştirilen su projesinin de hayata geçtiğini anımsatarak, 50 yıllık perspektifle hazırlanan bu anlaşmanın sadece Türkiye-KKTC arasında değil, çok daha büyük bir potansiyeli de içerdiğini anlattı.
Bu anlaşma ile Ortadoğu coğrafyasının güney bölgelerine de elektrik enerjisinin naklinin mümkün olabileceğini aktaran Atun, şunları kaydetti:
“İnşallah başka bir ‘Türk Akımı’ projesi de hem suyun hem elektriğin hem de gazın KKTC üzerinden başka noktalara sevk edilmesini sağlar. Güney Kıbrıs’a ‘gelsinler buyursunlar bir ortak iletim merkezi tesis edelim, Türkiye ile enterkonnekte olalım ve bu enerjiyi onlarla paylaşalım’ çağrısında bulunmuştum, bu çağrımı yineliyorum. Görüyoruz ki her geçen gün onlar için ortada duran muhtemel çözümler değer kaybediyor, Türkiye’den boru hattıyla Doğu Akdeniz gazının bağlanması en uygun olanıdır. Gaz buradan bağlanır ve bu da başka bir Türk Akımı’nı şekillendirebilir. Bu barış projesine de yol açabilir, kalıcı bir çözüm olabilir.”

Edinilen bilgiye göre, Türkiye ile KKTC arasındaki anlaşma, elektrikte altyapının yenilenmesi, elektrik arz güvenliğinin oluşturulması, enterkonnekte sisteminin kurulması, yenilenebilir enerji alanında ortak çalışma yapılması, elektrik alanındaki mevzuatların karşılıklı uyumlulaştırılması ile petrol ve doğalgaz kaynaklarının keşfedilmesi ve gerekli altyapıların tesis edilmesi için ortak projelerin üretilmesi maddelerini kapsıyor.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Ne Emniyet, ne Askeriye… Hazırlık ‘Mali Darbe’

Son günlerde en çok konuşulan konu; “İkinci darbe” hazırlığı… İhanet şebekesi Terör Örgütü FETÖ bu defa neye ve nasıl teşebbüs edecek?

Acaba ikinci darbe girişimi Emniyetin içindeki gizli FETÖ’cülerden mi yoksa TSK’daki Kripto’lardan mı gelecek…?Konuyla ilgili hemen herkesin, hatta tüm ülkenin konuştuğu bu ve benzeri senaryoları hepimiz duyuyoruz. Bu noktada ben dikkatleri Maliye, Ekonomi ve Hukuk zemininde ele alıp, asıl tehlikeye dikkat çekmek istiyorum.

Yanılmayalım, aldanmayalım. FETÖ’nün algı operatörlerinin yankesici misali“cambaza bak cambaza” tarzından yanıltıcı tavrına sakın ha sakın kanmayıp uyanık olalım. Çünkü; Üst Aklın FETÖ üzerinden yapmayı düşündüğü ve isteyeceği yeni rota ekonomik parametreler ve kamu maliyesi’dir ve darbe girişimi de olursa buradan olacaktır.

Türk ekonomisi istikrarlı diyen Moody’s’in bir hafta sonra  düşen notu, IMF’in büyüme rakamlarını aşağı çekmesi, uluslararası finans çevrelerinin ülkemizin yatırım için eski cazibesini kaybettiğine dair değerlendirmeleri bu muhtemel saldırının dış parametreleridir.

İçerde ise; CHP’nin ekonomiye dair negatif ve provakatif söylemleri, FETÖ’nün algı operasyonlarının enstrümanları olan  basın yayın kuruluşları ve ona çanak tutan kripto elemanların Türkiye düşmanı değerlendirme kuruluşlarının dilini benimsemeleri,  vatan melali olmayan “Anti Erdoğanist”lerin kamu maliyesine dair art niyetli söylem ve eylemleri“Yeni Nesil Terör Örgütü” FETÖ’nün muhtemel darbe girişimi yönünün işaretleridir.

Yargı, Emniyet ve TSK’da 17-25 Aralık sonrası süreçte başlayan temizlik, 15 Temmuz sonrası epeyce mesafe aldı. Son yapılan operasyonlarla bu kurumların darbe pratiği kısa vadede dağıtıldı. Bu bağlamda artık bu müesseseler menşeli bir darbe beklemek kanımca biraz safdillik olup, FETÖ’nün şeytani algısını idrak edememek olur.

Ama şunu asla unutmamak lazım ki; 15 Temmuz darbe girişiminin yapamadığı tahribat, toplumsal kaos ve karışıklığı ekonomideki bozulma sonuç verebilir. Ekonomik noktada ortaya çıkacak kaygı, endişe ve kötüye gidiş algısı her şeyi alt üst edebilir.

Maliye bürokrasisinde henüz bir FETÖ temizlik ve tasfiyesi yapılmamıştır. Ülkemizin kamu-Özel tüm sektörleri üzerinde teftiş ve denetleme yetkisine sahip bu bakanlıktaki FETÖ’cülerin halen varlığını sürdürmesi işaret ettiğimiz“mali darbe” için işaret fişeğidir.

Maliye’de 15 Temmuz sonrası kısa bir açığa alma ve ihraç haricinde yapılan hiçbir şey yoktur. Maliye bürokrasisinin  temel dinamiği ve etkin personel transferinin kaynağı olan Vergi Denetleme Başkanlığı bünyesindeki müfettişlerin yarısı FETÖ’nün müntesibi, ekonomik tetikçisi ve mali askerleridir. Bu kurumda hala gereken temizlik, gözaltı ve muhakeme yapılmamış; hatta 15 Temmuz’un kuyruk acısıyla kinlenmiş haldeki risk temerküzü artan bir hal almıştır.

VDK’da yapılmadığı gibi bu bakanlığın diğer birimlerinde; Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, Gelir İdaresi Başkanlığı, MASAK, DMO, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Muhasebat, Özelleştirme İdaresi, Hazine avukatları, İllerde Vergi Dairesi Başkanlıkları ve Defterdarlıklar bünyesinde yönetici veya çalışan konumundaki FETÖ’cüler hala çalışmaya devam etmektedirler. FETÖ’cü unsurların devam eden bu varlığı, kamu maliyesi ve ekonomik istikrar için bugünlerde ve yakın gelecekte  en büyük tehlikeyi oluşturmaktadır.

Bu nedenle de, en kahpe, kalleş ve hain saldırının bu kulvardan gelmesi muhtemeldir. Maliye ve Ekonomi alanında önlem alınması ve bir “Mali Darbe”olasılığını ortadan kaldırılması muacceliyet arz etmektedir.

Bu bağlamda yapılması gerekenlere gelince;

Maliye bakanlığı, ilgili kurumları ve ilintili bakanlıklarda ivedilikle çalışmalar yapılması gereklidir.

Maliye Bakanının bütçe açığına dair yaptığı bizce hata olan açıklaması, muhalif ve art niyetlilerin ekonomik istikrarı bozmaya dair çalışmalarına maalesef koz vermiştir. Bu ve benzeri açıklamalarla zaten istim üstünde  ilerleyen ekonomiye halel getirilmemesi için üst düzey ekonomi yöneticilerinin oto-disiplin tavrıyla hareket etmeleri şarttır.

Maliye Bakanlığında FETÖ temizliğinin acilen hızlandırılması ve  muhtemel“Mali Darbe” tehlike riskinin  ortadan kaldırması gerekmektedir. Buradan hareketle; başta Maliye bakanlığı üst düzey bürokratları dahil; bu bakanlıktaki teftiş ve teftiş kökenli tüm bürokratlar elden ve gözden geçirilmeli, Terör örgütü üyeleri ve tetikçileri hızla ihraç edilerek mahkemelere çıkartılmalıdır.

Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın iyi niyetine ve çalışkanlığına rağmen bakanlık bünyesinden gelen ve bakanlık bürokrasisiyle geçmişe dayalı köken aidiyetinin  bulunması bu mücadelenin hızlandırılması, yapılması ve sürdürülmesi konusunda en büyük sıkıntısıdır. Ama bundan sonra bu tür geçmişe dayalı meslek taassubu refleksini bir kenara atarak, cansiperane  hareketle, yeni bir gayret ve azimle, yeni bir mücadeleye gireceğine inanıyorum. Maliye bürokrasi kökenli olmasının dezavantaj olgusunu  avantaja dönüştürüp; yıllardan beri tanıdığı alt kadrolarını temizleme konusunda önümüzdeki günlerde ciddi adımlarını göreceğimizi düşünüyorum. Bu sayede FETÖ’nün “mali darbe” hazırlıklarının akim kalmasına çok önemli katkı sağlayacağına inanıyorum.

2016 sonlarında finansal piyasalar ve firmalar “denetim kıskacına”alınmamalıdır. Hele de; FETÖ’den arındırılmamış bir Maliye Teftiş elemanlarıyla yapılacak rutin denetimler bile piyasaların karışmasına, tedirginliğe ve “Mali Darbe” sürecinin başlamasına sebebiyet verebilir.

Maliye mevzuatınca süregelen periyodik denetimlerin bile bu seneye mahsus olmak üzere ertelenmesi ve bu yıla dair denetsel verilerin ertesi yılda incelenip değerlendirilmesi yerinde bir karar olacaktır.

Bankalar acilen uyarılmalı ve ikaz edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bir süre önce yaptığı uyarılara rağmen  yanlış hatta art niyetli iş ve işlemlerine devam etmektedirler. Geçtiğimiz kritik süreçte devlete yardım etmek yerine; kredilerin geri çağrılması, yeni krediler konusunda isteksiz ve olumsuz davranmaları yukarıda işaret ettiğimiz “Mali Darbe”ye çanak tutar şekildedir. Bu yüzden devletin denetim yetkisi çerçevesinde ilgili birimlerden müfettişler görevlendirilerek bankaların dikkatinin çekilmesi, aksi takdirde kanuni yetkiler ve mer’i mevzuat muvacehesinde, kapatma da dahil, en ağır cezaların uygulanacağını hatırlatması mutlak gerekliliktir.

Vakit geçirilmeden devletin piyasaya para sürmesi gerekmektedir. Böylelikle, ortaya çıkacak likidite rahatlığı ekonomi psikolojisine katkı sağlayacak olup; bu konuda gerekeni yapmayan kurum, firma ve bankalara uyarı ve tokat niteliğinde olacak, sektörlerin manipülatif “mali kaygı ve panik tuzağı”na  düşmesini engelleyecektir. Bu bağlamda peyderpey ve sonuçları gözlenerek 40-50 milyar dolar civarı bir miktarın piyasaya  sürülmesi, durgunluğun önlenmesi, finansal istikrar endişesinin giderilmesi ve para piyasalarının rahatlaması açısından çok önemli ve acilen gerekli bir ekonomik enstrümandır.

FETÖ ile mücadele ve bakanlıkların rutin iş ve işlemlerinin hızlı, sağlıklı ve güçlü şekilde yürütüldüğünün takibi amacıyla rutin bürokratik kademeler haricinde, cumhurbaşkanlığının uhdesinde bir nevi “duble-check” niteliğinde takip ve kontrol sistematiğinin kurulması yerinde olacaktır. Her bakanlık ve kurumda doğru, isabetli ve “milli şuuru” önceleyen bürokratik değişikliklerle bu uygulamanın başlatılması yönetsel pratiği ve zindeliği sağlayacaktır. Bu sayede, hiç kimse rehavete, suistimale ve herhangi bir odağın ağına düşmeyecek; herkes yaptığı kötülük ve ihanetin yanına kar kalmayacağını bilecek, ona göre işini sürdürecek, yetkisini kullanacaktır.

Uluslararası hukuk ve Finans çevrelerinde mali ve hukuki diplomasi atağı başlatılmalıdır. FETÖ’cülerin dezenformasyon ve manipülasyonuna fırsat vermeyecek şekilde Türk ekonomisini yabancılara, finansal kuruluşlara ve yatırımcılara en doğru şekilde anlatmak gereklidir.

Ekonomimizin sarsıntılardan etkilenmeyecek güçte olduğunu, ülkemizin halen yatırım yapılabilirliğini hızlı ve yoğun şekilde anlatmamız gerekmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ülke için çıktığı seferberlik yolunda, Devletimizin bütün birimleri onunla aynı şevk ve ruhla hareket etmek zorundadır. AK Parti’nin tüm oyları Recep Tayyip Erdoğan oyudur. Bu nedenle FETÖ ile mücadelede tüm devlet birimleri de Sayın Cumhurbaşkanımız ayarında bu mücadelenin içinde olmak zorundadır. Bunu göremediğimiz ve gerekli tehlikeyi görmekte gaflete ve rehavete düşen herkesi uyarmakta bizim görevimizdir. Amacım kimseyi kötülemek yada küçük düşürmek değil ancak daha öncede yaptığım gibi geç olmadan uyarmaktır.

Bir sonraki Bir Portrede buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili okurlarım.

Türk akımı doğalgaz hattı anlaşmasında imzalar atıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23. Dünya Enerji Kongresi için İstanbul’da bulunan Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Mabeyn Köşkünde bir araya geldi. Görüşme sonrası Rusya doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan ‘Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’ için hükûmetler arası anlaşma imzalandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Federasyonu Başkanı Putin, gerçekleştirdikleri heyetler arası ve baş başa görüşmelerin ardından ortak bir basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.

Açıklama öncesinde Rusya doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan ‘Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’ için hükümetler arası anlaşma imzalandı. Anlaşmanın imzaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile Rusya Federasyonu Enerji Bakanı Aleksandr Novak tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Federasyonu Başkanı Putin’in huzurunda atıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantıda yaptığı açıklamada, bugün açılış oturumu gerçekleştirilen 23. Dünya Enerji Kongresinin 2 gün daha süreceğini, bakanlar ve uzmanlar arasında yapılacak olan görüşmelerle kongrenin çok daha farklı bir zenginliğe kavuşacağını belirtti.

Kongrenin açılış oturumunda Rusya Federasyonu Başkanı Putin ile birlikte olduklarını, sonrasında ikili görüşmelerini gerçekleştirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilgili bakanların ve uzmanların görüşmeleri devam ettireceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde iki ülke arasında enerji ile ilgili münasebetleri ilgilendiren konuların, ekonomik ve ticari ilişkilerin, savunma, turizm ve kültürel alana ilişkin konuların yer aldığını açıkladı.

putin-2

“TÜRKİYE-RUSYA ARASINDAKİ NORMALLEŞME SÜRECİ HIZLA DEVAM EDİYOR”      

“Türkiye-Rusya arasındaki ilişkiler noktasında bugün gerçekten Sayın Başkanla dolu dolu bir gün geçirdiklerini” ve görüşmelerde imzalanan Türk Akımı projesinin imzaya hazır hale getirildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Türkiye-Rusya arasındaki normalleşme sürecinin hızla devam edeceğine olan inancım tamdır. Tabii birçok alanda, savunma sanayiyle ilgili olsun, siyasi alanda olsun, ekonomik, ticari, turizm, kültür, bütün bu alanları kapsayan bu ilişkilerimizi bundan sonraki süreçte çok daha farklı bir şekilde geliştireceğiz. Üst Düzey İstişare Konsey Toplantımızla ilgili olarak dışişleri bakanlarımıza talimatlarımızı verdik, yıl sonu veya önümüzdeki yılbaşı itibarıyla bu toplantımızı da gerçekleştireceğiz. Bu arada Karma Ekonomik Komisyon Toplantısının da aciliyet kesp ettiğini ifadeyle burada da ilgili bakanlarımız bu çalışmayı gerçekleştirecekler. Ülkemizde yapılacak olan bu toplantı da önem arz ediyor.”

cb1

SURİYE’DEKİ GELİŞMELER VE FIRAT KALKANI

Görüşmelerinde yer alan hassas bir konunun da bölgedeki mevcut gelişmeler olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye konusunu etraflıca ele almak imkanımız oldu. Fırat Kalkanı Operasyonunu kendileriyle görüştük ve bu konuda ne gibi iş birliği yapabiliriz, bunların değerlendirmesini yaptık. Özellikle Halep’teki gelişmelerde insani yardım konusunda ne gibi bir strateji uygulayalım ki oradaki insanlar bir an önce barışa, huzura kavuşsunlar? Bu konuda karşılıklı olarak görevlendirmelerimizi yaptık. Dışişleri bakanlarımız, genelkurmay başkanlarımız ve millî istihbarat teşkilatı müsteşarlarımızın da katılacakları toplantılarla bir araya gelip bu konudaki çalışmayla bir noktaya varılacaktır” açıklamalarında bulundu.

Türk Akımı konusunu da aralarında değerlendirdiklerini dile getiren ve proje ile ilgili olarak sürecin hızlandırılması konusunda atılan imzalara işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabi bir diğer yine çok önemli husus, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali. Akkuyu Nükleer Enerji Santraliyle ilgili olarak da yine burada bundan sonraki sürecin hızla devamında mutabakatımız net. Zaman kaybının önümüzdeki süreçte telafi edileceği inancındayım” diye konuştu.

putin4

RUSYA LİDERİ PUTİN: “TÜRKİYE’DEN İHRAÇ EDİLEN VE KISITLAMA OLAN BAZI KALEMLERİN TEKRAR RUSYA’YA İTHALATI AÇILDI”

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin de yaptıkları görüşmeler kapsamında iki ülke için son derece güncel olan çok sayıda konu üzerinde görüş alışverişinde bulunduklarını aktardı.

İkili ilişkilerin tam olarak normalleşme sürecini tamamlaması için ilave çaba gösterecekleri konusunda daha önce mutabık kaldıklarını hatırlatan Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin, Rusya hükûmetinin bir karar alarak, Türkiye’den ihraç edilen ve kısıtlama olan bazı kalemleri tekrar Rusya’ya ithalatını açtıklarını açıkladı. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin, “Bu karşılıklı yarara dayalı bir karar sonuçta. Çünkü Rusya’daki tarım sektörü bu tür tarım ürünleri üretmiyor. Türkiye’den bu kalemleri Rusya’ya ithal edildikten sonra bizdeki fiyatlar düşecektir. Türk ortaklar için de yine Rusya piyasasının açılışı anlamına gelmektedir. Özellikle şuna dikkatinizi çekmek isterim ki; bahsettiğim kalemlerin 2015 yılındaki Türkiye’den ihracatın hacmi 500 milyon dolar civarındaydı. Dolayısıyla önemli karar alındı” diye ekledi.

İki ülke arasındaki ilişkilerin tam olarak normalleşmesi sürecini, önümüzdeki günlerde Karma Ekonomik Komisyonunun takip edeceğini ve Rusya’nın bu konuya ilgi duyduğunu kaydeden Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin,   açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Özellikle enerji alanındaki iş birliğimizi ele aldık. Bu noktada Akkuyu Nükleer Güç Santrali olan büyük projedeki çalışmalara devam edilmesinden bahsediyoruz. Şuna dikkatinizi çekmek isterim: Bu Türkiye açısından sadece yeni nükleer güç santrali ya da ilk nükleer güç santrali anlamına gelmiyor, aynı zamanda Türkiye’de yeni sanayi branşı da ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, bu proje personel yetiştirme ve teknoloji devrini de kapsıyor. Rusya’da hâlihazırda 200’ü aşkın genç Türk öğrenci ve önümüzdeki günlerde, dönemlerde nükleer güç uzmanı olacak gençler ilgili kurumlarda eğitim görmektedir.”

“Türkiye Cumhurbaşkanının Türkiye’nin bir enerji habı haline getirilmesi planlarını yerine getirmek üzere bu adımlarla ilerliyoruz” diyen Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin, görüşmede uzay çalışmaları alanında iş birliğinin geliştirilmesi konularının da ele alındığını bildirdi.

cb5

RUSYA LİDERİ PUTİN: “RUSYA VE TÜRKİYE OLARAK, SURİYE’DE AKAN KANIN DURDURULMASINDAN YANAYIZ”

Türkiye’nin her iki ülkede karşılıklı olarak kültür ve turizm yıllarının yapılması yönündeki teklifi desteklediklerini ve ilgili bakanlıklar nezdinde gerekli çalışmaları yapacaklarını söyleyen Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin, görüşmede ele aldıkları Suriye konusu ile ilgili olarak şunları aktardı: “Biz hem Rusya, hem Türkiye olarak Suriye’de akan kanın durdurulması en hızlı bir şekilde bunun gerçekleşmesinden yanayız. Biz de Rusya olarak Suriye’deki siyasi çözümün en hızlı bir şekilde hayata geçmesini istiyoruz. Düşünüyoruz ki Suriye’deki barışı isteyen herkes bunu desteklemeli. Halep’e insani yardımların götürülmesi için her türlü çaba göstereceğimiz noktasında görüşümüz aynıdır. Sadece tek konu var, bu insani yardımın ulaştırılmasının güvenliğinin sağlanmasıdır.”

Halep’e insani yardımın ulaştırılması için ana yüzergezer olan Kastillo Yolundan Suriye ordularının ve muhalif gruplarının uzaklaştırılması konusunda ABD’ye önerilerinin olduğunu ve bu öneri ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi verdiğini aktaran Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin, “İnsani konvoylara ateş açılmasın diye ve bir tür provokasyon ortaya çıkmasın diye böyle bir önerimiz oldu Amerikan tarafına. Ama Amerikan tarafı fiilen bunu yapmak istemiyor ya da yapamıyor ya da yapmak istemiyor. Ve ümit ediyorum ki Cumartesi günü İsviçre’de yapılan görüşmelerin en önemli konularından biri bahsettiğim konu olacaktır. Halep’te akan kanın durdurulması için Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi Sayın Mistura’nın önerdiği bu bölgeden silahı bırakmak istemeyen grupları oradan uzaklaştırılması teklifini Sayın Erdoğan’la birlikte buna çaba göstereceğiz ve bunda mutabık kalmıştık” şeklinde konuştu.

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin, savunma sanayi alanındaki iş birliğinin sürdürülmesine hazır olduklarını ve bu alandaki iş birliğinin somut ve önemli projelerle dolu olmasını ümit ettiklerini kaydetti.

TCCB / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Venezuela Devlet Başkanı Maduro Mabeyn Köşkü’nde

İstanbul’da düzenlenen 23. Dünya Enerji Kongresi’ne katılmak üzere Türkiye’ye gelen Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından samimi bir şekilde kabul edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nicolas Maduro Moros ile Mabeyn Köşkünde çalışma kahvaltısında bir araya geldi.

Mabeyn Köşkü’ndeki basına kapalı çalışma kahvaltısı, yaklaşık 1,5 saat sürdü.

Mabeyn Köşkü’nde gerçekleşen Kahvaltının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Petrol ve Madencilik Bakanı Eulogio Del Pino arasında tamamlayıcı işbirliği anlaşması imzalandı.

TCCB / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Enerji savaş için değil, dünya barışı için kullanılmalıdır

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, İstanbul’da düzenlenen 23. Dünya Enerji Kongresi kapsamında İstanbul Kongre Merkezinde zirvenin açılış konuşma yaptı.

Albayrak Şemdinli’den şehit haberlerinin geldiği bir günde yapmak zorunda kaldığı açılış konuşmasına “Barış için enerji”, “Barış için paylaşım” sloganları ile başladı.

Bakan Albayrak, “Teröristin iyisi ve kötüsü olamaz. “Benim teröristim, senin teröristin” gibi bir anlayışın olmadığı gerçeğinden hareketle tüm dünyadaki dost ülkelere teröre karşı ortak bir duruş sergilenmesi gerektiğinin nasıl bir ihtiyaç olduğunu söylemek istiyorum. Ben dünyaya samimiyet çağrısında bulunmak istiyorum. Terör her geçen gün dünyayı, bölgemizi yakmaya devam ediyor. Her zamankinden daha fazla samimiyet gösterilmesi gerekiyor” diyerek şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diledi.

Dünya için coğrafi bakımdan Türkiye’nin çok önemli bir konumda olduğunu belirterek konuşmasına devam eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, enerji için savaşların olması yerine insanların huzur içerisinde yaşamlarını sürdürebileceği bir ortamın tahsis edilmesinin gerekli olduğunu söyledi.

Bakan Albayrak, “Dört devlet başkanı, 250’den fazla bakan ve üst düzey katılımcıyla gerçekleşecek Dünya Enerji Kongresi’ni başlatmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 82 ülkeden 265 konuşmacının katılımcılarla buluşmasının sağlanacağı zirvemiz dört gün sürecek. Enerji sektörünün önemli isimleri bir araya gelerek enerjinin geleceği planlanacak” dedi.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ

Avrupa Türkiye Lideri Erdoğan’a teşekkür borçludur

Dünyanın ünlü şirketlerinden olan Galeria-Kaufhof’u başarılı yönetimiyle zirveye taşıyan Lovro Mandac, Dünya Enerji Zirvesi açılış töreninde Türkiye’de enerji ekibine özel açıklamalarda bulundu.

Türkiye’yi çok sevdiğini belirten Mandac, Mülteciler konusunda tüm Avrupa’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etmesinin gerekli olduğunu belirtti.

Media Markt, Saturn, Horten, Galeria Kaufhof, Kaufhalle, Multistore, Vobis, Gemini, Völkner, Reno, Mac Fash, Oppermann, Hawesko, HIT-Holland, Jacques’ Wein-Depot gibi birçok dev kuruluşları bünyesinde bulunduran Galeria-Kaufhof ve Metro Cash & Carry grubunu uzun yıllar başarılı bir şekilde yöneten Lovro Mandac, Türk işadamlarının tekstil konusunda Almanya’da daha etkin olmalarının gerekli olduğunu söyledi.

METRO CASH & CARRY OLARAK TÜRKİYE’DE YATIRIMLARIMIZ VARDIR
Şirketleri olan Metro Cash & Carry ile Türkiye’ye ciddi yatırım yaptıklarını belirten Lovro Mandac, “Biz Türkiye’ye yatırım yapmakla da yetinmeyerek, Alman ve Türkiye Ticaret Odaları işbirliğiyle işadamlarımızı ticari bağlantılar kurmaları için ülkenize çok sık olarak getirdik. Bu ikili görüşmeler ile birçok ticari birliktelikler gerçekleşmiştir. İleride daha büyük yatırımların olacağını da ümit ediyoruz. Türkiye tekstil konusunda ülkemizde ciddi yatırım yapmasını istiyoruz. Çünkü tekstilci işadamlarınız bu konuda çok başarılı bir seviyedeler” diyerek karşılıklı ticaretin daha gelişmesi gerektiğini vurguladı.

TÜRK DOSTUYUM, TÜRKİYE’Yİ SEVİYORUM VE İSTANBUL’A HAYRANIM

Mandac, “1978 yılında ilk defa Türkiye’ye gelmiştim. O zaman buralar bambaşka idi. Uzun yıllar geçmesine rağmen hala o ilk günkü heyecanı İstanbul’a her gelişimde hissediyorum. Türk dostuyum ve Türkiye’yi çok seviyorum. Dünde böyleydi, bugünde böyle yarında böyle olacak. Uluslararası olarak Dünya’da saygın yeri olan Türkiye’de verilen eğitimin kalitesini de çok önemsiyorum. Gençler özellikle üniversitelerde çok güzel eğitim alıyorlar. Almanya ve Türkiye arasında gerçekleşen öğrenci değişim programlarını artırarak ilişkilerimizi eskiden olduğu gibi en güzel seviyeye çıkarmak zorundayız” dedi.

MÜLTECİLER KONUSUNDA TÜM AVRUPANIN SAYIN ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR ETMESİ LAZIM

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile şahsen tanışmayı çok istediğini belirten Lovro Mandac, “ümit ediyorum ki! bir gün sayın başkanınızla tanışmak onuruna erişeceğim. Kendisi gerçek anlamda ülkesini çok iyi yönetiyor. Ekonomiyi de çok güzel idare ederek, ülkesini hızlı bir şekilde geliştiriyor. Ayrıca özel olarak hepimizin tüm Avrupa’nın Sayın Erdoğan’a teşekkür etmesi gereklidir. Suriyeli mültecileri fedakarlık yaparak kabul etti. Çok büyük bir yük taşıyor” dedi.

TERÖR KONUSUNDA YAŞANANLARA ÜZÜLÜYORUZ
Birinci Dünya savaşından bu yana Türkiye ile dostluğumuz en üst seviyede devam etmektedir diyerek konuşan Mandac, “Biz dost ülkemize ve vatandaşlarına her zaman pozitif olarak bakmaktayız. Terör konusunda yaşanan olaylara üzülüyoruz. Etnik kimliği ne olursa olsun Türk kimliğiyle ülkemize gelen herkesi Türk görüyoruz. Lakin Almanya’da Türk dediğimiz dostlarımız birbirleriyle karşı karşıya geldikleri zaman üzülüyoruz. Almanya’da turist olarak ülkenize gelen vatandaşlarımız sizlerden çok memnun dönüyorlar. Ve tekrar gitmek istediklerini de belirtiyorlar. Bizde ülkemizde Türk kardeşlerimize aynı şekilde misafirperver olmak adına çaba harcıyoruz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

TÜRK B2ÜROKRAT CENGİZ AYGÜN İLE ALMAN YÖNETİCİ LOVRO MANDAC DOSTLUĞU ÖRNEK OLMALI
‘Daha önceden de bahis ettiğim gibi gerçek anlamda Türk dostuyum ve çok güzel Türk dostlarımda var’ diyerek konuşan Mandac, “Bürokrat dostum olan Cengiz Aygün’ü eminim tanıyorsunuzdur. Kendisi ile birlikte ülkelerimiz adına güzel bir gelecek için sık sık görüşüyoruz. Ülkelerimizi birlikte nasıl daha ileriye götürebiliriz in hesaplarını yapıyoruz. Bizim arkadaşlığımız örnek olursa ülkelerimizi dostluklarla birleştirebiliriz. Biz birer örneğiz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

FETÖ TERÖRİSTİ BİZİM ORALARDA MEŞHUR DEĞİL
Son yaşanan kanlı terör olaylarına neden olan FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in ülkelerinde tanınan bir kişi olmadığının altını çizen Mandac, “Biz fetullah denen kişiyi tanımazdık. Bu olaylar ardından medya vasıtasıyla adını duyduk. Demokrasiye karşı çalışan bir adam olarak biliniyor. Türkiye demokrasi ülkesidir. Demokrasi ile cumhurbaşkanı seçilmiştir. Terörist FETÖ hiçbir zaman halkın yanında olmamıştır. Türkiye’nin bağımsız parlamentosu var ve insanlar hür yaşıyor. Terörü abartmaya gerek yok. Halk teröre değil demokrasiye güveniyor” dedi.

TÜRKİYEDE ENERJİ ÖZEL HABER

Berat Albayrak, “Dünya için bu fırsatı değerlendirmeliyiz”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, 23. Dünya Enerji Kongresi’nde yaptığı konuşmada; “Türkiye, Batı ile Doğu’yu buluşturarak doğal kaynakların sorunsuz bir şekilde bölge coğrafyasına ulaşmasında önemli bir rol oynuyor. Türkiye olarak tüm politikalarımızda küresel barış ve istikrar sağlanması yatmaktadır.” dedi.

Bölgesel istikrar ve barışı öncelemeyen hiçbir insiyatifin kalıcı ve sürdürülebilir olacağına inanmadıklarını vurgulayan Albayrak, “Bu kaynakların güvenli bir şekilde taşınması da büyük önem arz ediyor. Enerji alanında da politikalarımız oluştururken enerjiyi yapıcı bir enstrüman olarak kullanmayı amaçlıyoruz. Uluslararası projelerin bölgesel huzur çıtasını yükseltmek için bir fırsat olacağına inanıyoruz.” diye konuştu.

Albayrak, bütün paydaşların ortak çıkarlarının gözetildiği bir ekosistem üzerinde kazan-kazan modelini uygulayarak çalıştıklarını belirterek, “Türkiye ulusal menfaatleri çerçevesinde bu kazan- kazan prensibine dayanan bölgesel arz güvenliğine katkı sağlayacak ve huzuru önceleyen her projenin müttefiki olacak. Türkiye, bu kriterlerdeki her projenin hayata geçmesi için sorumluluk almaktan geri durmayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Albayrak, enerjiyi bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ve Türkiye’nin büyümesini de bu istikamette sürdürmeye devam edeceğini ve tüm bölgeye hizmet edeceğini aktardı. Bu konuda hiçbir şüpheleri olmadığının altını çizen Berat Albayrak, “Bölgesel enerji projeleri uzun yıllardır kangren haline gelen bölgesel itilafların ve terörist faaliyetlerin önlenmesinde ortak aklı harekete geçirerek refahın sağlanmasında önemli bir işlev görecektir; yeter ki kaynakların daha adil dağılımı, huzurun inşası için ve barış için paylaşalım.” dedi.

Dünya Enerji Konseyi Eşbaşkanı Younghoon David Kim de amaçlarının yepyeni enerji ufuklarını kucaklamak olduğunu aktardı. Yaklaşık 100 ülkenin üyeleri olduğunu ve 3 binden fazla örgütle enerji sektörünü kapsadıklarını anlatan Kim, “Amacımız sürdürülebilir ve ucuz maliyetli bir enerji sistemini herkesin emrine amade kılmak için çalışmaktayız. Enerji sektörü büyük bir dönüşümden geçiyor, önümüzdeki 10 yıllarda müthiş enerji dönüşümü büyük bir değişiklik yaratacaktır. Hükümetler, sanayi sektörü ve toplumun bütünü bu giderek karmaşıklaşan zorluklarla karşı karşıya kalacaklardır. Bugün yeni sanayi devrimini konuşuyoruz, biz vizyonumuzu bu yolda geliştireceğiz. Buradaki mesajlar da yol gösterici olacaktır. Hep birlikte bu yeni enerji dünyasını kucaklayalım.” değerlendirmesinde bulundu.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYEDE ENERJİ

Yatırımlara hız kesmeden devam etmeliyiz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Mustafa Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen, Enerjisa’ya ait Toroslar ve Başkent Elektrik Dağıtım AŞ Çağrı Merkezi’nin açılışında konuştu.

Türkiye’nin yatırımlarına hiçbir şekilde durmadan devam etmek zorunda olduğuna dikkati çeken Albayrak, bu çerçevede bakanlık olarak 10 aydır, AK Parti iktidarının 14 yılda koyduğu sektörü büyütme ve iyileştirme yönündeki hedefleri daha iyi bir noktaya taşımak için önemli projeleri hayata geçirmeye başladıklarını anlattı.
Albayrak, enerjideki büyümenin ekonomik büyümeyle paralel gittiğini ve Türkiye’nin yüzde 4,5’lik büyümeyle enerjide Çin’den sonra en çok büyüyen ülke olduğunu hatırlattı.

Sektördeki anlayışın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde oluşan bir ekol olarak halkın sorunlarına çözüm oluşturma stratejisiyle planlandığını aktaran Albayrak, “Halkımızdan da özellikle elektrik altyapısı noktasında sıkıntıların çözülmesine yönelik yoğun bir talep var. Mayısta Trabzon’da Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği’nin (ELDER) yıllık toplantısında 21 dağıtım bölgemizin temsilcileriyle paylaşımlarda bulunduk, bu konuyla ilgili net bir fotoğraf çektik.” diye konuştu.

Albayrak, açılan çağrı merkezlerinin insanların sıkıntılarını çözmek için telefonda dakikalarca beklememelerini sağlamak açısından önemli bir adım olduğunu ve bu çağrı merkezlerinde kısa vadede 7 bin civarında kişinin istihdam edileceğini ifade etti. Dolaylı olarak da 25-30 bin kişilik bir “iş-aş döngüsü” olacağını belirtenAlbayrak, yıl sonuna kadar 9 çağrı merkezinin daha açılacağını söyledi.

Albayrak, Türkiye’nin elektrikteki kurulu gücünün de her geçen gün büyüdüğünü ve şu anda 79 bin megavat seviyesine ulaştığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Her sene yüzde 4-5 büyüyerek önümüzdeki 10 yılda 50 bin megavat yatırım ihtiyacının oluşacağı bir sürece doğru gidiyoruz. Yerli kömür ve güneş enerjisinde bu yıl sonuna kadar iki ihaleyi gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki 5 yılda bu yatırımların hayata geçirilmesiyle ilgili planlamaları ve takvimleri ortaya koyduk. Sadece talimat vermekle olmuyor. Biz sadece talimat vermekle kalmayıp bunların hayata geçmesiyle ilgili süreçleri de takip edeceğiz. Bugün, dünden daha fazla mesai yapmaya başladı enerji bürokrasisindeki arkadaşlarım. Sektör özelleşti, biz devlet olarak yokuz diyemeyiz. Biz düzenleyici ve takip edici rolümüzü, özel sektörün önünü açarak doğal olmayan sıkıntıların çözüme kavuşmasını sağlamak için sürdüreceğiz.”

Enerji sektöründe kurumsallaşmanın çok önemli olduğuna işaret eden Albayrak, Enerjisa’nın bu anlamda sektördeki diğer şirketlere rol model teşkil ettiğini söyledi.

Albayrak, şirketlerin Avrupa mükemmelliyet ödülüne aday olması gerektiğini belirterek, “Adana’nın bu ödülü alması önemli. Bu 4-5 yıllık takvim süreci içinde Enerjisa’ya böyle de bir görev düşüyor. Amaç kurumsal marka değerinin en üst noktaya taşınması. Vatandaşın memnun olduğu, şirketin varlık değerinin arttığı ve çalışanların da maddi olarak faydalandığı bir resim hepimizi memnun eder. Siyasetçiler olarak çözüm üretmek için varız, bu çerçeve büyük bir fırsat ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

“İthalat faturası 30-60 milyar dolar arasında değişiyor”
Albayrak, enerji sektöründe önemli gelişmelerin yaşandığını ve yaşanmaya devam edeceğini, enerji üretiminde yatırımların yapılacağını anlattı.

Enerji ihtiyacını karşılama noktasında yerli ve yenilenebilir kaynaklara daha fazla odaklanılacağını vurgulayan Albayrak, Türkiye’nin enerji ithalat faturasının petrol fiyatlarıyla paralel bir şekilde 30-60 milyar dolar arasında değiştiğini kaydetti.

Albayrak, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasının hem üretim ve ham madde maliyetlerinin düşmesi hem de sanayicinin daha rekabetçi bir ortama kavuşması açısından çok önemli olduğunu aktardı.

Bu yıl itibarıyla yerli kömür ve yenilenebilir enerjiden güneşte ihalelerin yapılacağını ve ihalelere önemli düzeyde talep olduğunu belirten Albayrak, Ankara’nın Çayırhan bölgesinde, kentin elektrik ihtiyacının üçte birinden fazlasını karşılayacak, milyar doların üzerinde bir kömür yatırımı olacağını ifade etti.

Albayrak, yatırımcının önünü açma noktasında önemli bir ihale altyapısı hazırladıklarını ve son noktada tüketiciye daha uygun maliyetli enerjinin ve iyi hizmetin götürüleceğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Güneşte ilk ihaleyi yıl sonunda öyle bir stratejiyle yapacağız ki bu yatırımı ithalata ve istihdam noktasında dışarıya bağlı bir sistemde yapamayız. Bugün itibarıyla ortaya konulan stratejik yatırım planlaması içinde çok önemli bir şart koyduk. Bu, yerli üretim ve yerli Ar-Ge şartı. Bu konuda oranlarıyla çok önemli bir yerlilik kriterini de getireceğimiz bu ihaleyle güneş için ilk aşamadan son aşamaya kadar hepsinin Türkiye’de üretileceği bir model olacak. Ar-Ge de olması lazım. Yetişkin iş gücü çerçevesinde bölge coğrafyasında en kaliteli nüfusa sahip ülkeyiz, bu iş gücünü ekonomimize kazandırmak için dikkat edeceğiz.”

“Algı operasyonlarına geçit yok”
Albayrak, 15 Temmuz sonrasında Türkiye’nin birlik ve beraberliğini bozmaya çalışan algı operasyonlarına 79 milyondan hiç kimsenin geçit vermeyeceğini ve bu çerçevede çok önemli bir döneme girildiğini vurguladı.
Türkiye’nin tarihi günlerden geçtiğini ve halkın yaklaşık 3-4 yıldır ülke üzerinde oynanan oyunların farkında olduğunu anlatanAlbayrak, şunları kaydetti:
“Kim taş üstüne taş koyup, kim millete hizmetkar olup çalışıyorsa birileri bir merkez tarafından karalama yönünde bir operasyona tabi tutuluyor. Bunun halk nezdinde bir hükmü kalmadı, sıfır. Ne idiği belirsiz, ipi tasması kimin elinde olduğu belli olmayan kişiler, kurumlar üzerinden gelen yıpratma kampanyalarına gülüp geçeceğiz. Daha demokratik daha büyük bir noktaya gelmek için gayret ve çaba sarf edeceğiz. AK Parti bu niyetle kuruldu, bu şekilde hizmet etmeye devam ediyor, destek de her geçen gün büyüyor. Oturduğunuz koltuk size vebal, sıkıntı ve sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Tüm Türkiye olarak bu oynanan operasyonlara birlik ve bekayı bozmaya yönelik tüm fitnelere karşı resmi çok net okuyup, kimin nasıl pozisyon aldığını görmemiz gereken bir süreçle karşı karşıyayız. Sadece AK Partiye oy verenlere değil, 79 milyona karşı sorumluyuz.”
“Hizmetten memnun musunuz?”

Bakan Albayrak konuşmasının ardından, 10 dakika önce başlayan bölgesel elektrik kesintisi gerekçesiyle çağrı merkezini arayan ve annesinin de rahatsız olduğunu belirten Reyhan Öztoprak isimli vatandaşın çağrısını yanıtladı.
Albayrak, konuya en kısa sürede müdahale edileceğini söylediği Öztoprak’a Enerjisa’nın hizmetlerinden memnun olup olmadığını sordu.

Öztoprak’ın, memnun olduğunu belirtmesi üzerine Albayrak, vatandaşın memnuniyeti için ülkenin dört bir yanındaki firmaların çok daha yoğun çalışacağını belirterek, “Vatandaş olarak sizlerin takdirini almak çok önemli. İnşallah en kısa sürede arkadaşlar sorununuza müdahale edecekler. İlgilenmezlerse, ben telefonunuzu aldım. Bakanlıktan bana ulaşabilirsiniz.” dedi.

Açılışı gerçekleştirilen çağrı merkezi, mayıs ayında Trabzon’da ELDER’in sektör toplantısında başlayan müşteri memnuniyeti odaklı yeni dönemde açılan ikinci çağrı merkezi olma özelliğini taşıyor.

300 kişinin istihdam edileceği çağrı merkezinde, çağrı cevaplama oranının yüzde 95’e çıkarılması ve müşteri temsilcisine bağlanma süresinin 45 saniyenin altına düşürülmesi hedefleniyor.

Merkezde, ayrıca Enerjisa’nın elektrik dağıtım hizmeti verdiği 14 ildeki 20 milyon müşterinin sorunlarına cevap verilecek. Şirketin diğer çağrı merkezi ise Rize’de açılacak.

Elektrik dağıtım sektöründe müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesinin artırılmasının amaçlandığı çağrı merkezleri toplamda 9 ilde açılacak. Denizli ve Adana’daki çağrı merkezlerini takiben, Tekirdağ, Kars, Rize, Trabzon, Konya, Şanlıurfa ve Adıyaman’da da çağrı merkezleri açılacak ve açılışlar kasım ayının ortasına kadar devam edecek.

ENERJİ BAKANLIĞI / TÜRKİYEDE ENERJİ

Türkiye’nin enerji kaynağı kaya gazı umut veriyor

Dünya Enerji Konseyi ve Accenture Strategy tarafından hazırlanan ‘Kaya Gazı Global Bir Fenomen’ başlıklı raporda geleceğin enerjisinin “kaya gazı (shale gas)” olacağı belirtildi.

Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Christoph Frei’ye göre kaya gazı dünya enerji pazarının gelişimini belirleyen bir faktör olmaya devam edecek. Rapora göre, Türkiye’nin kaya gazı potansiyeli “umut verici”.

Kaya gazı dünya piyasalarındaki yükselişini sürdürürken, çeşitli pazarların dengesini ve fiyatları alt üst etmeye devam ediyor. Enerji dünyasının gözlerini üzerine çevirdiği kaya gazı (shale gas) özellikle ABD’nin enerji tüketiminde önemli bir paya sahip. Bugünlerde tüm dünyanın cevabını aradığı bir soru gündemde: “Geleceğin enerjisi kaya gazı mı?” Dünya Enerji Konseyi ve proje ortağı Accenture Strategy kaya gazının dünya enerji sektörünü nasıl etkilediği ve gelecekte üstleneceği rolü anlatan bir raporla sorunun yanıtı açıklığa kavuşturuyor. ‘Kaya Gazı, Global Bir Fenomen’ başlıklı araştırma, kaya gazı üretiminin farklı ülkelerdeki ilerleme hızına odaklanıyor.

Araştırmaya göre fiyatların istikrarsızlığına rağmen, büyüme boyutu ve hızı, sadece ABD’yi değil, kaya gazı üretiminde ABD’ye yakın bir potansiyele sahip olan Çin, Arjantin ve Cezayir gibi pazarları da etkiliyor. Çalışma ayrıca, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Polonya ve Türkiye’de de kaya gazı potansiyelinin umut vadettiğine işaret ediyor.

KAYA GAZI DOĞAL KAYNAKLAR PAZARINI DEĞİŞTİRİYOR
Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Christoph Frei, kaya gazının doğal kaynaklar pazarı dinamiklerinde on yıllarca sürecek değişime neden olacağını vurguluyor. Dünyada hızla yayılan kaya gazının tüketiciler için ulaşılabilir fiyatlarda olduğunu söyleyen Frei, kaynakların güvenliği konusundaki endişelerin de azaldığına dikkat çekiyor. Frei sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdiye dek ABD kaya gaza pazarının şaşırtıcı direnci, kaya gazında bir patlama yaşanmasına sebep oldu. Her ne kadar başka ülkeler ABD’nin benzersiz özelliklerine sahip olmasalar da, onlar da LNG üretimini ve ihracatını öğrenecek; bu da enerji pazarının küresel dinamiklerini değiştirecek.”

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Murat Mercan ise, Türkiye’nin henüz kaya gazı potansiyelini araştıracak teknik donanıma sahip olmadığını ancak bu konuda çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çekti. Mercan, yapılacak araştırmalar sonrasında ortaya konulacak kaya gazı potansiyelinin Türkiye’nin enerji güvenliğinde ciddi bir rol üstlenebileceğini vurguladı.

KAYA GAZI DÜNYA ENERJİ PAZARININ BELİRLEYİCİSİ OLACAK
‘Kaya Gazı, Global Bir Fenomen’ araştırması üç küresel trende işaret ediyor: Buna göre, hali hazırdaki fiyat istikrarsızlığı nedeniyle sermayedarlar, ABD’deki gibi derin sondajlardan ziyade, daha esnek ve kısa vadeli yatırımlara yöneliyor. İkinci eğilim ise kaya gazı operatörlerinin luslararası büyümesini gösteriyor. Dünyanın dört bir yanındaki operatörler küresel fırsatların farkına vararak, Çin, Avustralya ve Arjantin gibi pazarlara yöneliyorlar ki bunun etkisi 2020 yılına gelmeden kendini hissettirecek. Son eğilim ise birbirine bağlı pazarlarını durumunu ortaya koyuyor. Kimi ülkelerdeki arz fazlası, fiyatların normalleşmesine ve Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın üç bölgesel merkezini kapsayan pazarı daha küresel ve şeffaf hale getiren yapısal dönüşümlere yol açtı. Düşen petrol fiyatları ve Asya’nın azalan talebi, 2016’da Japon LNG’si ile İngiltere pazarları arasındaki fiyat marjının azalmasına neden oldu. Buna ek olarak, gelişen yerel kaynaklar nedeniyle, ABD’deki fiyatlar da düşük seviyelerde seyretti. ‘Kaya gazı, küresel bir fenomen’ araştırmasında, kaya gazının tüm global potansiyelinden yararlanabilmek için, pazardaki belirsizlikleri giderecek belirli adımların kararlılıkla atılması gerektiğinin de altı çiziliyor:

Endüstri: Portföy dağılımı, risk yönetimi ve verimliliğe daha fazla odaklanılmalı; projeler için yeni ve yenilikçi yatırım ortağı arayışı sürmeli.

Kanun Koyucular: Likit bir marketi, kaynakların güvenliği için rekabeti ve fiyat değişikliği bildirimini teşvik eden politikalar izlenmeli.

Tüketiciler: Endüstride, ulaşım ve kimya sektöründe kullanılan enerji kaynaklarının kaya gazı ile çeşitlenmesinin hem ekonomik hem çevresel faydaları değerlendirilmeli. Kaynakların korunması için yenilikçi yatırım ortaklıklarına gidilmeli.

Çalışma bununla birlikte, sosyal ve çevresel kaygıları gidermenin ulusal petrol şirketlerinin görevi olduğuna, böylece onların da büyüme fırsatlarından daha fazla yararlanabileceklerine işaret ediyor. Frei bu konuda şunları söyledi: “Kaya gazının hızlı yükselişi, küresel ticaret akışını gözle görülür biçimde etkiledi. Fiyat ve güvenlik kaygıları, Kuzey Amerika dışında da kaya gazı kaynakları arayışına yöneltti. Kaya gazı, dünya enerji pazarının gelişimini belirleyen bir faktör olmayı sürdürecek. Özellikle de ABD ve Avustralya’daki büyüme, 2020-2025 yılları
arasında, gelişmekte olan kaya gazı üreticileri olarak Arjantin, Çin ve Suudi Arabistan ile arztalep dengesini etkileyecek.”

Raporu hazırlayan, Accenture Strategy Enerji Endüstri Grubu Genel Müdürü Melissa Stark ise şöyle konuştu: “Rapor, ABD kaya gazının sorunsuz bir alternatif oluşuna odaklanıyor. ABD’nin LNG ihracatı, benzerlerinden çok farklı, çünkü pazarın talebine bağlı olarak çok çabuk kullanıma sunulabiliyor. LNG kaynakları, küresel pazarda köklü bir değişimi ve ticari inovasyonu tetikliyor.” Kaya gazının ne kadar hızla yayıldığını görmek için, ABD’ye bakmak
yeterli: ABD’nin gaz kaynaklarının yüzde 49’unu kaya gazı oluştururken, 2019’da LNG kaynakları küresel kapasitenin beşte birine tekabül edeceği ve ABD’nin üçüncü büyük LNG ihracatçısı konumuna yükseleceği öngörülüyor.

Raporun tamamını görmek için: https://www.worldenergy.org/publications/2016/

WORLDENERGY / TÜRKİYEDE ENERJİ

Rekabet Kurulu TP Petrol’ün özelleştirilmesine izin verdi

Rekabet Kurumu TP Petrol Dağıtım A.Ş.’nin özelleştirilmesine izin verdiğini açıkladı.

2007 yılından bu yana faaliyette bulunan TP Petrol Dağıtım A.Ş’nin 400 bayisi bulunurken, sektörde önemli bir yeri bulunmaktadır.

T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, TP Petrol Dağıtım A.Ş’nin özelleştirilmesi için yatırımcılara ihale ilanı ile davette bulunmuş.

İhale ilanı şu şekilde yatırımcılara ilan edilmişti. Gerçekleşen ihaleyi Zülfikar Holding kazanmıştı.

İŞTE İHALE DETAYLARI:

T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca (İdare), 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde TP Petrol Dağıtım A.Ş.deki %100 oranındaki hisse, blok satış yöntemi ile özelleştirilecektir.

1-  İhale, kapalı zarf içerisinde teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle pazarlık usulü ile gerçekleştirilecektir. İhale Komisyonu (Komisyon)’nca gerekli görüldüğü takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile açık artırma suretiyle sonuçlandırılabilir.

2-  İhaleye yalnızca tüzel kişiler ile ortak girişim grupları katılabilir. İhaleye katılabilmek için Gizlilik Taahhütnamesi imzalanması, Şirket hakkında hazırlanan Tanıtım Dokümanı ile İhale Şartnamesi’nin alınması zorunludur. Ortak girişim grubu üyelerinden birinin Tanıtım Dokümanı ve İhale Şartnamesi alması yeterli olup, ortak girişim grubunun her bir üyesinin ayrı bir Gizlilik Taahhütnamesi imzalaması gerekmektedir.

3-  İhale konusu Şirket hakkında hazırlanan Tanıtım Dokümanı ve İhale Şartnamesi, İdarenin aşağıdaki adresinden alınabilecek Gizlilik Taahhütnamesi’nin, tüzel kişi veya ortak girişim grubunun üyelerini temsil ve ilzama yetkili kişi/kişiler tarafından imzalanarak Tanıtım Dokümanı ve İhale Şartnamesi bedelini T.Vakıflar Bankası T.A.O Merkez Şubesi nezdindeki TR220001500158007287550667 nolu Özelleştirme Fonu Vadesiz TL Hesabına yatırıldığına dair üstünde “TP PETROL DAĞITIM A.Ş. için Tanıtım Dokümanı ve İhale Şartnamesi Bedeli” ifadesini içeren ve tüzel kişinin veya ortak girişim grubunun veya üyelerinden birinin isminin de açıkça belirtildiği dekont ibraz edilerek, İdarenin aşağıdaki adresinden “Alındı Belgesi” karşılığında temin edilebilecektir. Yatırılan bedel hiçbir surette iade edilmeyecektir.

4-  Katılımcıların ihaleye katılabilmek için istenen belgeler ile tekliflerinin, İhale Şartnamesi’nde belirtilen hususlar dikkate alınarak hazırlanıp, en geç 30/09/2016 günü saat 17:00’a kadar üzerinde “TP PETROL  DAĞITIM A.Ş. İHALESİNE İLİŞKİN TEKLİF – GİZLİ-” ibaresi bulunan kapalı bir zarf içerisinde İdarenin aşağıdaki adresine elden teslim edilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen Son Teklif Verme Tarihi-Saatinden sonra İdareye verilecek başvuru ve teklifler değerlendirmeye alınmayacaktır.

5-  İhale, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na tâbi olmayıp, İdare, ihaleyi yapıp yapmamakta, dilediğine yapmakta ve teklif verme süresini belirli bir tarihe kadar veya bilahare belirlenecek tarihe kadar uzatmakta serbesttir. Hisselerin yurtdışında yerleşik taraflara satışı yürürlükteki yabancı sermaye mevzuatına, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’na ve ilgili diğer mevzuata tâbidir.

6-  İhaleye ilişkin diğer hususlar Şirkete ait İhale Şartnamesi’nde yer almaktadır.

T.C. BAŞBAKANLIK ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ziya Gökalp Caddesi No: 80 Kurtuluş 06600 ANKARA

Tel : 90 312 585 82 70 Fax : 90 312 585 83 54

www.oib.gov.tr

ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI / TÜRKİYE’DE ENERJİ