10.2 C
İstanbul
Perşembe, Nisan 9, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 138

Tesla: Bir dâhinin başarı hikâyesi

Geleceğe yaptığı yatırımlarla adından oldukça söz ettiren Elon Musk’ın yoktan var ettiği elektrikli araç şirketi Tesla’nın inişli çıkışlı hikayesi RedBull.com’a konu oldu. Batmaktan, yapılan anlaşmalarla kurtulan şirketin genç yatırımcılar için heyecan ve ibret dolu hikâyesi, https://www.redbull.com/tr-tr adresinde yer alıyor.

Tüm yatırımcıların gıpta ederek baktığı Elon Musk, Paypal şirketinden kazandığı paraları SpaceX ve Tesla’ya yatırarak belki de dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Kimsenin almak istemeyeceği bir riski alarak kendi ihtimaline oynayan Musk bugün her iki başarılı şirketiyle teknolojiye ve geleceğe yön veriyor.

Tesla Motors şirketini sıfır noktasından sahiplenen Elon Musk, bugün başarıları ve yeni kazançlarıyla anılıyor. Bu noktaya gelinceye dek yaşadıkları, aldığı riskler ve batmaktan kaç defa kurtulduğuysa gündemimizde değil. Tesla’nın bol virajlı, yatırımcıların yüreğini ağzına getirecek yeniden varoluş hikâyesi, https://www.redbull.com/tr-tr adresinden okunabilir.

Kendini fabrikaya atan girişimci

Sahibi olduğu PayPal’dan 180 milyon gelir elde eden Elon Musk, girişimcilik kariyerine uzmanlık alanı olan yazılımdan devam etmedi. İlk olarak 2002’de SpaceX’i 2004 yılında ise Tesla Motors’u kurdu. Tesla Motors, 6,3 milyon dolar sermaye ile hayata geçmişti ve ilk üretimlerini Menlo Park, California’da bir zamanlar Chevrolet bayisi olan garajda gerçekleştiriyordu. Dışarıdan üretilen parçalar burada bir araya getiriliyordu ancak seri üretim için büyük bir fabrika gerekliydi. Musk’ın o günlerde gözüne takılan Nummi tesisi, 1 milyar dolar değerindeydi.

Adım adım planlanan başarı

Tesla projesi ilk yıllarını zor da olsa başarıyla tamamladı. 2008’de ilk Roadster modeli sunuldu ve 2010 sonuna kadar 1.300 otomobil satıldı. Tesla, Model S tasarımıyla ABD Hükümeti’nin teknoloji şirketlerine sunduğu fondan yararlanma fırsatı yakaladı. Tesla’nın ilk adımlarını bu kadar başarılı kılan, yol haritasının çok iyi belirlenmiş olmasıydı. Musk, ilk olarak yüksek kalite ve performansa sahip spor model bir elektrikli otomobil üretilebileceğini gösterecekti. Ardından, BMW ve Mercedes gibi devlere rakip olabilecek bir sedan üretilecekti. Son olarak, fiyat avantajı sağlamak için seri üretime geçilecekti. En son basamak, en zorlu adımı temsil ediyordu.

Risk almak başarmanın yarısıdır

Tesla kendisini var eden, yaratıcı fikirler üreten güçlü bir ekibe sahip olmasaydı adı daha bilinmeden sönüp gidebilirdi. Şirketin ilk aracı Roadster’ın 2007 yılında 109 bin dolardan satışa sunulması beklenirken, üretimden önce hazırlanan bir maliyet raporu aracın 140 bin dolardan daha pahalıya mal olacağını ortaya çıkardı. Roadster bir tane bile satılmadan borca girilmesine neden olacaktı. Elon Musk kendi yaptığı hesaplamalarda aracın maliyetini 65 bin dolar hesaplamıştı. İngiltere’de aracın karoserini üreten firmayı ziyarete gittiğindeyse karoseri üretmek için ihtiyaç duyulan malzemelerin bulunmadığını fark etti. Satılması bir yana Roadster’ın üretilmesi bile mümkün değildi. Tesla’nın kaybettiği sermaye 100 milyon dolara yaklaşınca Elon Musk duruma el koydu. Dönemin CEO’su Martin Eberhard’ın havlu atmasıyla elektronik üreticisi Flextronics’in eski patronu Michael Marks geçici CEO olarak göreve başladı. Durumun vahametini fark eden Marks, Roadster’ın üretimini durdurarak yaşanacak kayıpların önüne geçmeye çalıştı. Yenilgiyi kabul etmeyen Musk, 2007 yılının sonunda şirkete 20 milyon dolar daha yatırdı. Bu yatırım, Roadster sorununu çözmeye odaklanmış mühendisler için bir motivasyon kaynağı oldu. Aracın enerji sorununu çözmek içinmühendisler bataryalar boyunca dolaşan yeni bir sıvı soğutma sistemi tasarladı ve bu sistem nem, duman veya sıvı sızıntısı halinde bataryaları mili-saniyeler içerisinde devre dışı bırakacak bir devreyle desteklendi. Roadster, 200 kilovat gücündeki (288 beygir) motoruyla 0’dan 100 kilometre hıza dört saniyenin altında ulaşıyordu.

‘Her gün cam yemek gibiydi’

Tesla mühendisleri Roadster üretim maliyetini 95 bin dolara indirmişti ancak 92 bin dolar olarak belirlenen ön satış fiyatlarına ulaşmak bir yana araçtan kar etmek mümkün görünmüyordu. 2008 sonuna gelindiğinde firmanın kasasında yalnızca 500 bin dolar kalmıştı. Tesla gibi fena tökezleyen SpaceX, Elon Musk’ın kişisel servetini bitirmek üzereydi. O sırada 37 yaşındaki girişimcinin hesaplarında son 20 milyon doları kalmıştı. Kalan parası ile hala milyoner olarak yaşayabilirdi ancak Elon Musk, tekrar risk almayı tercih etti. Kendisi gibi girişimci olan küçük kardeşi Kimbal’den destek alan Musk, arkadaşlarından da topladığı paralarla 40 milyon dolarlık bir ‘kurtarma paketi’ oluşturdu. Hayallerini kurtarmak için çabaladığıo günleri Elon Musk, “Her gün cam yemek ve ölüm uçurumuna bakmak gibiydi” sözleriyle anlatıyor.

Meksika’dan Smart kaçırmak

Ocak 2009’a gelindiğinde Elon Musk kendi yarattığı şansın yardımıyla Tesla’yı kurtarmayı başardı. 2008 yılında Alman firması Daimler Benz’e batarya satışı yapmak isteyen Elon Musk, firma yöneticilerini ikna etmek için Daimler üretimi bir Smart aracını mühendislerin çabasıyla 5 haftada elektrikliye çevirdi. Tesla’nın Kaliforniya’daki üretim tesislerini ziyarete gelen Daimler teknoloji şefi Herbert Kohler’e gösterilen elektrikli Smart, Tesla’nın 2009 yılında Daimler’den bin adet batarya siparişi almasını sağladı. Satıştan 40 milyon dolar gelir elde eden şirketin ayrıca yüzde 10 hissesi Daimler tarafından 50 milyon dolara satın alındı.

Uzakdoğu’dan dokunan el

Daimler ile anlaşma yapılmasının ardından Roadster satışına başlayan Tesla, sırtını doğrultmaya başlamıştı. Planını uygulamaya koyan Musk, bir Sedan tasarımı aşamasına geçti ve Tesla araçlarına göz alıcı görüntüsünü kazandıran Franz von Holzhausen, Mazda’dan firmaya transfer edildi. Holzhausen, Musk’ın istediği 7 kişilik aile arabasını Model S ismiyle tasarladı. Aracın üretimi için finansman arayan Musk önce Goldman Sachs’a başvurdu. O sırada patlak veren mortgage krizi nedeniyle istediği finansmana ulaşamayan Musk önce ABD Hükümeti’nin 475 milyon dolarlık kredisini kabul etti. Daha sonra da gözünü diktiği Nummi tesislerinin sahibi Japon Toyota firmasının başkanı Akio Toyoda’yı kahvaltıya davet etti. Roadster ile ufak bir geziye çıkan Toyoda, daha sonra Musk ile kısa bir süre vakit geçirdi. Toplantıdan dört hafta sonra Toyoda, Tesla’ya 50 milyon dolarlık yatırım yapacağını açıkladı. Toyoda ayrıca Model S’in üretilmesi için milyar dolarlık yatırım yapacaklarını ve Nummi tesisi içinde 42 milyon dolarlık teklifi kabul ettiklerini belirtti. Bir ekonomi muhabiri neden Tesla’ya bu denli büyük bir ‘iyilik’ yapıldığını sorunca, Toyoda’nın cevabı, “Musk-chan… Onu seviyorum!” oldu.

Hayaller gerçek oldu

Daimler ve Toyota ile yapılan anlaşmaların ardından Tesla’nın işleri tamamen rayına oturmuştu. Firma Ekim 2011’de Model S betayı tanıttı. 3,000 ön sipariş alan otomobil tek şarjla 500 kilometre gidebiliyordu. Şubat 2012’de, Tesla Model X satışa sunuldu. Otomobilin ön siparişlerinden elde edilen gelir 40 milyon dolardı. Aracın tanıtımının ardından TeslaMotors.com trafiği %2800 arttı.

Tesla’nın engel tanımayan büyümesi Nevada’daki dev batarya tesisi Gigafactory ile daha da sağlam temellere oturdu. Otomobillere yarı-otonom sürüş özelliği kazandıran Autopilot teknolojisi de yazılım alanında seviye atlanmasını sağladı. 2016’da Model 3’ü sunan Tesla, kısa süre önce Tesla Roadster’ın yeni versiyonu ve ilk yarı-otonom tırı Tesla Semi’yi tanıttı.

Adını Şubat 2017’de ‘Tesla’ olarak kısaltan firma, otomobilden kalan vakitte yatırımını en uzman olduğu alana, bataryalara yapıyor. Güney Avustralya’da kısa süre önce tamamlanan 129 Megavat kapasiteli Tesla Powerpacks santrali, dünyanın sahip olduğu en büyük batarya özelliğini taşıyor. Tesla elektrikli araçları herkesin erişebileceği fiyatlara indirgeyebilirse, bir gün Tesla’nızı yine Tesla Powerwall bataryası ile aydınlanan evinizde şarj etme şansınız olabilir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Kış Aylarında Enerji Tüketiminde Yüzde 70 Tasarruf Mümkün

Türkiye’nin en hızlı büyüyen veri merkezi Radore, free cooling teknolojisiyle kış aylarında

yüzde 70’e varan enerji tasarrufu sağlıyor

Radore Veri Merkezi, kış aylarında enerji tasarrufu sağlayarak hem maliyet avantajı hem de çevreye katkı sağlıyor. Radore’de, veri merkezinin iklimlendirmesinde suyun soğutulması için dış ortamdaki düşük hava sıcaklığından faydalanan çevre dostu iklimlendirme metodu ‘free cooling’ teknolojisi kullanılıyor. Bu yöntemle özellikle kış aylarında enerji tüketiminde yüzde 70 oranında tasarruf sağlanıyor.

Radore Veri Merkezi’ndeki sıcak hava koridorlarına hapsedilen 30-35°C‘lik hava, hassas klima üniteleriyle emiliyor ve soğutuculardan (chiller) gelen soğuk su ile 16-23° dereceye kadar soğutuluyor. Soğutulan hava doğrudan sunucuların soğuk hava girişlerine yönlendiriliyor. Bu işlem, kış aylarında dış ortamda bulunan soğutucu ünitelerinin kompresörlerini kullanmadan doğal soğuk hava ile gerçekleştiriliyor.

Daha çevreci olabilmek için her fırsatı değerlendirdiklerini belirten Radore Veri Merkezi Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kubilay Akyol, “Daha çevreci bir dijital endüstri için veri merkezlerine önemli bir iş düşüyor. Yapılan araştırmalara göre, yalnızca ABD’deki veri merkezleri tüm ülkenin elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 4’ünden sorumlu. Bir veri merkezinin en önemli maliyetlerinin başında gelen enerji kullanımının azaltılması ise çevreye doğrudan katkı sağlıyor” dedi.

2018 PUE hedefi 1,35

Veri merkezine giren toplam gücün BT ekipmanları tarafından tüketilen güce oranını belirten PUE değerinin düşük olması, bir veri merkezinin ne kadar verimli çalıştığını gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki veri merkezlerinin ortalama PUE değeri 1,85 olarak belirlenirken, Radore’nin şu anda yıllık PUE oranı ortalaması ise 1,43. Radore’nin 2018 yılı için hedefi ise bu değeri 1,35’e düşürmek. Ayrıca 2018 döneminde altyapı tarafında da Chiller borularında ısı yalıtımını amaçlayan yeni bir projeyi hayata geçirmesi planlanıyor.

Kullanılan enerji tasarruflu teknolojiler sayesinde Radore’nin yıllık PUE oranı sektör ortalamalarının altında gerçekleşiyor. Yüksek karbondioksit salınımının önüne geçerek çevreye katkıda bulunuyor. Ayrıca bu enerji verimliliği sayesinde sunucu kiralama, barındırma maliyetleri düşüyor, böylece doğrudan avantajlı fiyatlara dönüşüyor.

Faselis/Türkiye”de Enerji

Shell’in Küresel Madeni Yağ pazarındaki liderliği devam ediyor

0

Shell Madeni Yağlar, 11 yıldır küresel madeni yağ tedarikçileri arasındaki liderliğini sürdürüyor. Kline & Company’nin “Küresel Madeni Yağlar Endüstrisi 2016 Pazar Analizi ve Değerlendirmesi” raporuna göre, yüzde 11’lik pazar payı ile Shell Madeni Yağlar, 2016’da da küresel madeni yağlar sektöründe liderliğini sürdürdü.

Uluslararası danışmanlık ve araştırma şirketi Kline & Company’nin her yıl gerçekleştirdiği küresel madeni yağlar pazar araştırmasına göre Shell, 2016 yılında 4400 kiloton madeni yağ satışı gerçekleştirerek dünyanın “1 numaralı Madeni Yağ Tedarikçisi” oldu. 2016 yılında 5 milyar litreye tekabül eden bu satışların yüzdesel dağılımı tüketim, otomotiv, endüstri ve ticari otomotiv sektörlerinde eşit şekilde gerçekleşti.

Shell küresel madeni yağlar pazardaki başarısı hakkında değerlendirmede bulunan Shell Global Ticaretten Sorumlu Başkan Yardımcısı Huibert Vigeveno şunları söyledi: “Shell Madeni Yağları olarak faaliyet gösterdiğimiz birçok sektörde güçlü bir büyüme kaydediyoruz. Madeni yağ satışında liderliğimizi devam ettirmek amacıyla, dünya standartlarındaki tedarik zincirimizi geliştirerek marka, ürün ve hizmet portföyümüze ciddi yatırımlar yapıyoruz. Pazarın dinamiklerine uyum sağlamak ve önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için de yeni iş birlikleri oluşturmaya, müşteri odaklı çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Araştırma ve teknolojik çalışmalarımızla yenilik yapmaya odaklanıyoruz. Madeni yağ pazarındaki liderliğimiz Shell olarak doğru yolda ilerlediğimize işaret etmekle beraber birçok sektördeki çeşitli müşterilere üstün çözümler sağlayan 9000 çalışanımızın başarısının da bir göstergesidir.”

Küresel pazarda üst üste 11 yıldır pazar lideri olmanın gurunu yaşadıklarını belirten Shell & Turcas Madeni Yağlar Genel Müdürü Seyfettin Uzunçakmak,“Müşteri odaklı yaklaşımımız, teknoloji liderliğimiz, marka yatırımlarımız ve güçlü ekibimiz başarımızın temel dayanağını teşkil ediyor. Müşteri beklentilerinin ötesine geçmeyi hedefleyen hizmet anlayışımızı, en son teknolojiyle geliştirdiğimiz ürünlerimizle destekliyoruz.

Biz de bu doğrultuda müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yüksek performanslı, inovatif ürünler geliştirmeye odaklanıyoruz. 2014’te tanıtımını yaptığımız patentli PurePlus Teknolojisi ile dünyada ilk defa doğalgazdan motor yağı ürettik. “Pureplus Teknolojisi” ile ürettiğimiz binek araçlara yönelik Shell Helix motor yağları, kullanıcılara yüksek performans ve koruma sağlamaya yardımcı olmaktadır. Inovasyon gücümüz sayesinde pazar liderliğimizi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sürdürüyoruz. Hedefimiz, müşterilerimize yüksek performans alacakları ürünler sunarak liderliğimizi önümüzdeki yıllarda da devam ettirmektir ” dedi.

Kline & Company raporunda Shell Madeni yağlarının 16 ayrı Pazar arasında Malezya, Birleşik Krallık ve ABD’de lider, Arjantin, Kanada, Çin, DACH (Almanya, Avusturya ve İsviçre), Endonezya, Filipinler, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve Tayland piyasasında da ilk üçte yer aldığı dikkat çekildi.

Otomotiv ve sanayi sektörlerinin başını çektiği yağ talebini karşılamak amacıyla yüz milyonlarca dolar yatırım yapan Shell, 40 motor yağı harmanlama, 5 baz yağı ve 10 gres yağı tesisi ile küresel piyasanın ihtiyaçlarını karşılıyor. Asya pazarındaki talebe de cevap verebilmek amacıyla Shell, Singapur’un Tuas şehrinde yeni bir Motor Yağı Harmanlama Tesisi (LOBP) ve Gres Yağı Üretim Tesisi (GMP) kuruyor. LOBP ve GMP tesislerini entegre edecek olan bu stratejik yatırım, bölgede artması beklenen talebi karşılamak için gereken kapasite artışını sağlayacaktır.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Çimento talebi yönünü yukarı çevirdi

0

Dünya Çimento Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emir Adıgüzel, dünya çimento talebinin, 2017 yılındaki yüzde 1’lik artışın ardından 2018 yılında da yüzde 1,5 artmasının beklendiğini söyledi.

Adıgüzel’e göre, büyümenin büyük bir kısmı, büyüme oranının yüzde 3’ü de geçmesi beklenilen gelişmiş ülkelerden gelecek ve bu pozitif trend, önümüzdeki 5 ila 7 yıl boyunca devam edecek.

Dünya Çimento Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emir Adıgüzel, Avrupa ve Amerika’daki gelişmiş pazarlarda yaşanan iyileşme nedeniyle global çimento talebinin pozitif bir ivmeye kavuştuğunu belirterek, “2009’dan beri özellikle gelişmiş ülkelerde çimento pazarında büyük bir talep düşüşü gözlemleniyordu. Ancak 2017’de bu trend ciddi bir değişime uğradı. Hacimler hem gelişmiş hem de yükselen pazarlarda, finansal krizden beri ilk kez artış gösteriyor” dedi. Adıgüzel, gelişmiş ülkelerdeki artan talep nedeniyle global çimento tüketiminin 2017 yılındaki yüzde 1’lik artışının ardından 2018 yılında yüzde 1,5 artış göstermesinin beklendiğini kaydetti. Dünyanın en büyük çimento pazarı olan ve şu an bir normalleşme sürecinden geçen Çin ayrı tutulduğunda bu artışın yüzde 3,3’lere kadar çıkması bekleniyor.

Adıgüzel’e göre, büyümenin büyük bir kısmı, büyüme oranının yüzde 3’ü de geçmesi beklenilen gelişmiş ülkelerden gelecek. Bu pozitif trendin önümüzdeki 5 ila 7 yıl boyunca devam edeceği öngörülüyor.

ABD büyümede lokomotif olacak

Dünya Çimento Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emir Adıgüzel’e göre, uzun yıllar süren tasarruf döneminden sonra başlayan yeni projeler, altyapıya yapılan harcamadaki artışın temel sebebini oluşturuyor. ABD’nin, 2017’de yüzde 2, 2018’de ise yüzde 6 artışla büyümenin öncülerinden biri olması bekleniyor. Adıgüzel’e göre, ABD Başkanı Donald Trump, altyapı çalışmaları hakkında planladıklarının yüzde 10’unu hayata geçirirse ABD’de çok büyük bir çimento talebi doğacak.

Diğer yandan Fransız çimento pazarında yüzde 4, Alman pazarında ise yüzde 5 oranında artış beklenirken, geçtiğimiz dönemlerde büyük bir gerileme gösteren İspanya’da yüzde 10, İtalya’da ise yüzde 1 artış yaşanacağı tahmin ediliyor. Dünya çimento pazarında gözlemlenecek sıçramaya karşın, Suudi Arabistan, Rusya gibi pazarlar zorlanmaya devam edecek. Aşırı çimento üretimini kesmeye çalışan ve konut üretiminde frene basan Çin ise bu yıl olduğu gibi 2018’de de sabit kalacak.

Türk çimento üreticileri dünya arenasında

Dünya Çimento Birliği Genel Kurulu ve WCA Dünya Çimento Konferansı, 11-12 Aralık tarihlerinde dünyanın dört bir tarafından gelen 100’den fazla delegenin katılımıyla Londra’da gerçekleştirildi. Dünya Çimento Birliği’nin ilk Genel Kurulunda, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği, OYAK Çimento Grubu, Medcem Çimento, Nuh Çimento gibi sektörün önde gelen kurum ve kuruluşları en üst düzeyde Türkiye’yi temsil etti. Dünya Çimento Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emir Adıgüzel, Türkiye çimento sektöründen gelen ilgi ve katılım nedeniyle çok memnun olduklarını belirtirken, “Küresel çimento sektöründe önemli bir yere sahip olan Türkiye çimento üreticilerinin, çimento endüstrisini dünya çapında tanıtmak ve endüstrideki en iyi uygulamaları paylaşmak için verdikleri destek büyük önem taşıyor” dedi. Genel kurulda yapılan seçimle OYAK Çimento Grubu Başkanı Suat Çalbıyık birliğin ilk yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldı.

Dünya Çimento Birliği, 30’u aşkın ülkeyi kapsayan üye ağı ve temsil ettiği yaklaşık 800 milyon tonluk çimento üretim kapasitesiyle dünyanın en büyük uluslararası çimento birliği konumunda bulunuyor.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enerjide Ar-Ge Başarıları Ödüllendirildi

EPDK koordinatörlüğünde, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) ve Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Derneği (GAZBİR) iş birliğiyle bu yıl 3.’sü düzenlenen ‘Enerjide Ar-Ge Çalıştayı’, 19 Aralık Salı günü Ankara’da gerçekleştirildi. Üniversite ve teknokentleri, elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketleriyle buluşturan etkinlikte bu sene bir ilk olarak Ar-Ge Başarı Ödülleri de sahiplerini buldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) koordinatörlüğü ile Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen ve Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Derneği (GAZBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan’ın ev sahipliğinde düzenlenen “3. Enerjide Ar-Ge Çalıştayı”nda elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketlerinin yeni piyasadaki rolü ve Ar-Ge öncelikleri masaya yatırıldı. Sektörden yaklaşık 400 profesyonel ve akademisyenin gün boyunca paneller ve ikili görüşmelerde bir araya geldiği çalıştayda, enerji sektöründe Ar-Ge faaliyetleri üzerine bilgi paylaşımında bulunuldu.

Bu yıl ilk kez verilen Ar-Ge Başarı Ödülleri’nin de sahiplerini bulduğu etkinliğin açılış konuşmalarını T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen ve GAZBİR Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan yaptı.

T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez: “Milli Enerji ve Maden Stratejimiz kapsamında yerlilikte Ar-Ge’ye özel bir önem veriyoruz”

T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez açılış konuşmasında şunları söyledi: “Milli enerji ve maden stratejimizde, YEKA ihale modelindeki en önemli parça yerlilik. Ve bu yerliliğe eklenen yerli Ar-Ge projeleri. Ar-Ge ülkemizde son yıllarda devletimiz teşvikiyle eskiye nazaran oldukça ileri bir seviyeye geldi. 2000’li yıllarda hatta öncesinde Ar-Ge’ye harcanan para toplam Gayri Safi Yurtiçi Hasılamızın 10 bin de 4’ü idi. Uzun yıllar hiç olmazsa %1’e ulaşalım dendi ve geçtiğimiz yıl %’1’e yaklaştık. Ama sektör olarak %1’e yaklaşmak için daha çok çalışmamız gerekiyor. Her ne kadar elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketlerimizin Ar-Ge’ye ayıracakları bütçe, işletme giderleri bütçesinin %1’i kadar demiş olsak da bu alanlar dünyaya bakıldığında toplam GSYİH’ye kıyasla yapılıyor.” Ar-Ge konusunda üniversiteler ile iş birliğinin önemine değinen Dönmez sözlerine şöyle devam etti: “Üniversitelerde Ar-Ge’de en çok odaklanılan konunun güneş ve rüzgar olduğuna şahit olduk. Bu kaynakların ardından verimlilik alanında da birçok üniversitenin çalıştığını, daha sonra pil ve elektrikli araçlar ile ilgili konulara önem verildiğini gözlemledik. Bizim yaptığımız ankette 244 milyon TL’lik bir harcama incelenmiş durumda. Üniversiteler özelinde tam olarak ayrıştırılamasa da en çok harcama 80 milyon TL üzerinde bir Ar-Ge harcaması ile güneşte yapılmış. Rüzgarda 40 milyon TL civarında Ar-Ge yapılmış. Pil teknolojilerinde de (elektrikli araçları da dahil ederek), 30 milyon TL civarında bir harcama gözüküyor.”

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz çalıştayda yaptığı konuşmasında şöyle konuştu: “Türkiye büyüdükçe doğalgaz ve elektrik kullanımı da doğru orantılı olarak artıyor. Ülkemizin gelişmesi ile birlikte elektrik ve doğalgaz şebekesinin daha iyi bir seviyeye ulaşması -yani büyürken gelişmesi, gelişirken de etkin bir sisteme dönüşmesini- sağlayabileceğimize inanıyorum. Elektrik ve doğalgaz dağıtım sistemimizin altyapısının uluslararası kalite standartları düzeyine ulaştırılması, yerlilik oranının artırılması, kayıpların ve maliyetlerinin düşürülmesi gibi hedefler doğrultusunda Kurum olarak elektrik ve doğalgaz iletim ve dağıtım şirketlerine Ar-Ge bütçeleri tahsis ettik. 2014 yılından itibaren Ar-Ge başvurularından Kurumumuz Ar-Ge Komisyonu tarafından kabul edilen ve tamamlanan projelere bakıldığında bu hedefler doğrultusunda çok yol aldığımızı söyleyebilirim. Kurum olarak bugüne kadar elektrik ve doğal gaz dağıtım şirketlerinin sunduğu 369 projeden 137’sini kabul ettik ve 32 tanesi sonuçlandı. Kurumumuzca 2014 yılından bugüne kadar kabul edilen tüm projelerin yaklaşık maliyeti 111 milyon liraya ulaştı.”

ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen: “Elektrik dağıtım sektörü olarak müşterilerimizin sürdürülebilir memnuniyetinden emin olmak adına teknolojinin sunduğu imkanlardan en üst düzeyde faydalanmak için Ar-Ge’ye büyük önem veriyoruz. İçinde bulunduğumuz tarife dönemi için teknoloji yatırımlarına ayırdığımız 20 Milyar TL’lik yatırımın 203 Milyon TL’sini Ar-Ge’ye yatırımları oluşturuyor.”

ELDER olarak Ufuk 2020 kapsamında Avrupa Birliği’nden hibe almaya hak kazanmış olan iki proje yürüttüklerini belirten Çeçen, “Bu yıl sonunda tamamlanacak olan Smarter EMC2 projesi ile mevcut elektrik şebekesine yenilenebilir enerji kaynaklarını teknolojiyi kullanarak entegre ederken, 2019’da tamamlanacak olan PeakApp projesi ile tüketicilerin mobil uygulama üzerinden elektrik tüketimlerini takip etmelerine imkan vererek enerji tasarrufuna teşvik etmiş olacağız. Peakapp ile kullanıcılarımız telefonlarından elektrik tüketim değerlerini görüp diğer tüketiciler ile kıyaslayabilirken tasarruf fırsatlarını da görebilecekler. Diğer taraftan anlık kişiselleştirilmiş enerji verimliliği püf noktaları ve teklifler yollayan uygulama tasarrufu oyunu ile kullanıcılara eğlenerek öğrenme imkânı sunulacak. ELDER olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sektörümüzde hizmet kalitesini ve müşteri memnuniyetini artırma yönünde şirketlerimiz arasında sinerji sağlamaya; toplumumuza, ülkemize sunduğumuz toplumsal, milli ve ekonomik faydayı artırmaya devam edeceğiz” dedi.

GAZBİR Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Arslan çalıştayın açılış konuşmasında doğal gaz dağıtım sektöründeki yatırımlara ve Ar- Ge çalışmalarına değindi. Arslan yatırımlarla ilgili olarak şunları söyledi: “Doğal gaz dağıtım sektörünün bugüne kadarki toplam yatırımı yaklaşık 27 milyar TL olarak gerçekleşti. 2017-2021 yılları arasındaki 5 yıllık sürede yaklaşık olarak 6 milyar TL tutarında yatırım gerçekleştireceğiz. Sektörümüzün şebeke uzunluğu olarak her yıl yaklaşık yüzde 8 oranında bir büyüme oranı var. Bu yatırımlar sayesinde 222 yeni ilçemiz doğal gaza kavuşmuş olacak. Doğal gaz abone sayımız 2017 yılı sonu itibariyle 13,2 milyona ulaştı. Dağıtım şebekeleri 55 milyon vatandaşımıza ulaştı. 45 milyon vatandaşımız doğal gaz konforundan faydalanıyor.” Arslan konuşmasına şöyle devam etti: “2014 yılından bugüne elektrik ve doğal gaz dağıtım şirketlerinden EPDK’ya 369 AR-GE projesi sunulmuş ve bu projelerin 137 tanesi kabul edilmiştir. Bu projelerin 19’u doğal gaz dağıtım şirketleri tarafından hazırlanmış olup 118 tanesi elektrik dağıtım şirketlerince hazırlanmıştır. Son üç yılda elektrik ve doğal gaz sektöründe hizmet kalitesinin arttırılıp teknolojilerin geliştirilmesi için yürütülen AR-Ge projelerinin bütçeleri 111,3 milyon lirayı buldu. Doğal gaz sektörü içerisinde kabul gören projeler için ayrılan bütçe 8 milyon 590 bin TL civarındadır. Doğal gaz dağıtım sektöründe faaliyet yapan 72 doğal gaz dağıtım şirketimiz bulunuyor. Sektör olarak yıllık yaklaşık 2018 yılı için 12 milyon TL tutarında bir Ar-Ge bütçemiz var, inovasyon yatırımlarının Ar-Ge bütçeleri içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor.

Arslan sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizin 2023 yılına kadar birincil enerji tüketiminin yüzde 15 oranında düşürülmesi hedefi bulunuyor. Proje kapsamında yaklaşık 3700 MW kurulu güç karşılığı tasarruf sağlanması ve mevcut binaların rehabilitasyonu amaçlanıyor. Bu tasarrufun ekonomik değeri yaklaşık olarak 4 milyar ABD Dolar. 2017 yılı itibariyle ülkemizde 9,1 milyon bina bulunmaktadır. Bunların % 87’si konut nitelikli binalardır. Mesken sayısı ise 22 milyonun üzerindedir. Proje kapsamında 5,6 milyon mesken için yalıtım uygulaması yapılabileceği tespit edilmiştir. Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü ile ortak yürütülecek çalışma ile düşük faizli kredi imkanı sağlanarak dağıtım şirketleri üzerinden binalara yalıtım imkanı sağlanması ve 2018-2023 yılları arasında her yıl 1,7 milyon hanede uygulama yapılması planlanıyor. Yalıtım uygulaması sonucu 2018-2023 yılları arasında 3,7 milyar metreküp doğal gaz tasarrufu sağlanabilecek.”

Elektrik ve Doğalgaz Dağıtım Sektörlerinin En Başarılı Ar-Ge Projeleri Ödüllendirildi

Çalıştay kapsamında bu yıl bir ilk de gerçekleşti. Elektrik ve doğalgaz dağıtım sektörlerindeki Ar-Ge projeleri EPDK tarafından değerlendirilerek ödüllendirildi. Şebeke İşletim Kategorisi’nde; elektrik dağıtım sektöründen Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş., doğalgaz dağıtım sektöründen ise Kayserigaz ödüle layık görüldü. Teknik ve Teknik Olmayan Kayıpların Azaltılması ve İş Süreçleri Kategorisi’nde; elektrik dağıtım sektöründen Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş., Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş., Aras Elektrik Dağıtım A.Ş. ile Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. ödül aldı. İletişim Teknolojisi Kategorisi’nde Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş., İzleme ve Kontrol Kategorisi’nde ise Enerya Doğalgaz Dağıtım Şirketleri ödülün sahibi oldu.

Konuşma ve ödül töreninin ardından yapılan çalıştayda elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketleri, sektördeki diğer oyuncuların geliştirdikleri Ar-Ge projeleri hakkında bilgi sahibi olurken, çalıştay kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmelerde Ar-Ge alanında potansiyel üniversite – sanayi işbirliği fırsatları değerlendirildi. Çalıştayın son oturumunda ise günümüzün en kritik konularından olan Siber Güvenlik ile ilgili alanında uzman profesyonellerce yapılan sunumlarla sektör genelindeki farkındalık arttırıldı.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enexion, enerji sektöründeki son gelişmeleri değerlendirdi

Enexion Enerji Danışmanlık Türkiye Genel Müdürü ve Enerji Uzmanı Ceren Özdal, EPDK’nın tarifeyi arttıracağını açıklamasının ardından son olarak da BOTAŞ’ın gaz fiyatlarına zam yapması ve santrallere doğalgaz satışına kısıtlama getirmesi ile beraber enerjide fiyat artışlarının devam edeceğini belirtti.

Enerji fiyatlarının artmasına neden olan birçok gelişmenin yaşandığı 2017 yılını geride bırakmaya hazırlanırken dördüncü çeyrekte EPDK’nın tarifeyi arttıracağını açıklaması ve son olarak da BOTAŞ’ın gaz fiyatlarına zam yaparak santrallere doğalgaz satış kısıtlaması getirmesi, önümüzdeki sene enerjide fiyat artışlarının devam edeceğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.

BOTAŞ, ELEKTRİK ÜRETİCİLERİNİN DOĞAL GAZ İHTİYACINI KARŞILAMADA YENİ DÜZENLEMEYE GİTTİ

BOTAŞ, 1 Aralık 2017 tarihi itibariyle doğalgaza yüzde 8,4 zam yaparak fiyatların 704,15 TL/m3 ‘den 763,62 TL/m3’e yükseleceğini duyurdu. Bunun yanında, düşük doğalgaz fiyatları nedeniyle ellerindeki doğalgazı satamayan özel sektör ithalatçılarının zararlarını azaltmak amacıyla 2018 yılında elektrik üreticilerinin doğalgaz ihtiyacının yüzde 50‘sini karşılayacağını açıkladı. Elektriğini doğalgazdan üreten santrallerin kalan yüzde 50’lik ihtiyaçlarını kademeli olarak artan fiyatlardan karşılayabileceklerini belirtti. Fiyatların yüzde 50 – 70 arası gaz ihtiyacı için yüzde 20, yüzde 70 üstü için ise yüzde 25 zamlı olması bekleniyor. Santrallerin, tedariklerini özel sektör ithalatçılarından da yapabileceklerini duyuran BOTAŞ’ın yeni düzenlemesi ile üreticiler iki farklı çözüme yöneldi: Toplam maliyet hedeflerini korumak amacıyla kapasitelerini düşürmek veya kapasitelerini doldurmak için doğalgaz tedarikini önceki dönemlere göre daha yüksek fiyatlardan yapmak.

Doğalgaz santrallerinin toplam üretimdeki payının 2017 yılı içinde %38 olması nedeniyle enerji fiyatlarındaki artış devam ediyor. Açıklamanın yapılması itibariyle tezgahüstü piyasalarda, 2018 yılı enerji fiyatı, yüzde 2,2 yükselerek 182,5 TL/MWh olarak gerçekleşti.

YERLİ KÖMÜR ELEKTRİĞİNE ALIM GARANTİSİ 2024’E UZATILDI

2017 yılı ocak ayında yerli kömürden elektrik üretiminin teşviki için başlatılan satın alma garantisi 2024 yılına kadar uzatıldı. Alım garantisi ile beraber yerli kömürden elektrik üreten santrallere 185 TL/MWh’lik destek uygulanarak üretimleri TETAŞ tarafından satın alınıyordu. Yapılan son açıklamaya göre alım garanti süresinin uzatılmasının yanı sıra, alım fiyatı da artarak 201,35 TL/MWh’a yükseldi. Santrallere uygulanacak bu fiyatlar ise üç ayda bir enflasyon oranında arttırılacak. Ayrıca, yeni gelen düzenleme, yerli kömürü ithal kömür ile karıştırarak elektrik üreten santrallerin de bu uygulamadan yaralanabilmesine imkan sağlıyor.

“2018’DE ENERJİ FİYATLARININ ARTMASI VE SEKTÖRÜN LİBERALLEŞMESİ BEKLENİYOR”

Yaşanan bu gelişmeleri değerlendiren Enexion Enerji Danışmanlık Türkiye Genel Müdürü ve Enerji Uzmanı Ceren Özdal, enerji piyasasında uzun süre sanayiciye destek sağlayan kamu kurumları piyasadaki tavan fiyatları kısmen de olsa gevşeterek veya kaldırarak serbest piyasanın oluşmasını sağladığını söyledi. Özdal; Balkan ülkelerine ve yakın komşulara bakıldığında 2018 yılı enerji fiyatlarının 200-220 TL/MWh civarında olduğunu, orta uzun vadede aksi yönde çok büyük bir gelişme yaşanmazsa Türkiye’nin de bu fiyatlara yaklaşacağını öngörmenin hayalci bir yaklaşım olmadığını vurguladı. Ceren Özdal, gelişmelerin beraber değerlendirildiğinde enerji sektöründe hızlı liberalleşme adımlarının görüldüğünü ve aynı zamanda fiyatların da artacağını öngördüklerini sözlerine ekledi.

Enexion Hakkında

Enexion, Türkiye’yi toplam enerji maliyet yönetimi kavramıyla tanıştıran Almanya merkezli lider bir enerji danışmanlık firmasıdır. Enexion’un Türkiye dışında Almanya, İsviçre ve Hindistan’da ofisleri bulunuyor. Çin’den ABD’ye kadar dünyanın birçok ülkesinde projeler yürüten Enexion, Türkiye’deki faaliyetlerine 2014 yılında başladı. Enexion Türkiye, şirketlerin enerji maliyetlerini sürdürülebilir yöntemlerle azaltırken kârlarını sürdürülebilir bir şekilde artırmalarını sağlıyor. Enexion’un sunduğu hizmetler arasında; toplam maliyet ve risk yönetimi, enerji danışmanlığı, tedarik süreç yönetimi, toptan piyasalardan optimum fiyatla enerji tedarik edilmesi yer alıyor. 2016 yılsonu itibariyle Enexion’un yönettiği toplam enerji portföyü 1 milyar doların üzerindedir.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Teknoloji Transferi Yapmak Yerine Teknolojiyi Üretmek Gayretindeyiz

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Enerji Sektör Kurulu tarafından, MÜSİAD Adana Şubesi ev sahipliğinde Sheraton Adana Hotel’de “2023’e Doğru Enerji Marketinde Yerli Üretim Payı” ana konulu Türkiye İstişare Toplantısı düzenlendi.

15-16 Aralık 2017 tarihlerinde düzenlenen programa; MÜSİAD Genel Başkan Vekili Mahmut Asmalı, MÜSİAD Adana Şube Başkanı Burhan Kavak, MÜSİAD Sektör Kurulu Başkanı Bayram Şenocak, MÜSİAD Enerji Sektör Kurulu Başkanı Dr. İzzet Alagöz, Türkiye Elektrik İletim AŞ.(TEİAŞ) Genel Müdürü Abdullah Atalay, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Altaca Enerji AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Alper Önoğlu, CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, ATB Meclis Başkanı Sebahattin Yumuşak, ADASO Meclis Başkanı İsrafil Uçurum, Hacı Sabancı OSB Başkanı Bekir Sütçü ve MUSİAD Şube Temsilcileri ile sektörün önde gelen temsilcileri katıldı.

Gündemimizde Enerji Depolanması Var

Zirvenin açılışında konuşan MÜSİAD Enerji Sektör Kurulu Başkanı Dr. İzzet Alagöz, MÜSİAD’ın enerji alanında olup bitenleri izlemeyi değil, tam merkezinde olmayı tercih ettiğini söyledi. Enerjiyle ilgili komisyonun en etkin çalışan birimlerden biri olduğuna vurgu yapan Dr. Alagöz, “Biz elektrik depolanması ile ilgili teknoloji üzerinde araştırma-geliştirme çalışmalarımızın son aşamasına geldik. 2018’in başlarında bunu kamuoyuyla paylaşacağız. Bu alanda dünyada 8 şirket çalışıyor. Biz bu alanda teknoloji transferi yapmak yerine teknolojiyi üretmek gayretindeyiz. Bunun ilk adımlarını attık, çok yakında ticari çıkışımızla da kamuoyuyla verilerimizi paylaşacağız” dedi.

3 Yıllık Doğalgaz İthalatı 4 Nükleer Santraliyle Eşdeğer

Toplantıda söz alan MÜSİAD Genel Başkanvekili Mahmut Asmalı, Türkiye’nin 2023 yılı için birçok alanda büyük hedefler koyduğunu belirtti. Asmalı, “Hedeflerin büyük olduğu alanlardan biri de enerji sektörüdür. Son yıllarda yapılan güçlü yatırımlarla özellikle nükleer ve yenilenebilir enerji alanında Türkiye ciddi bir atılım yapmaya hazırlanıyor. 2023 yılına kadar Mersin Akkuyu ve Sinop’ta olmak üzere iki nükleer santralin işletmeye alınmış olması ve 3’üncüsünün de inşaatına başlanması planlanıyor. Çok çarpıcı bir veriyi de sizinle paylaşmak istiyorum: 3 yılda gerçekleştirdiğimiz doğalgaz ithalatına ödenen parayla 4 tane nükleer santral kurabiliyoruz. Dolayısıyla bizim artık paramızı da enerjimizi de doğru kullanmamız gerekiyor. Artan nüfusla ve gelişen sanayiyle doğru orantılı olarak enerji tüketimi de artış gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Faselis/Türkiye’de Enerji

‘Güneş enerjisi ile cari açığı yük olmaktan çıkaralım’

GES yatırımlarının yanı sıra bu yıl yerli panel üretimine başlayan Smart Energy Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji konusundaki şansını kullanması gerektiğini vurguladı. Çalışan her güneş santralinin, 80 ile 100 bin dolar civarında kaynağın yurtdışına gitmesini engellediğine dikkat çeken Demirdağ, “Cari açığı, bu sayede gelecek nesillerin sırtına yük olmaktan çıkarabiliriz” dedi.

Yeni bir yıla girerken Türkiye’nin gündeminde daha çok yer alması gereken konulardan birinin güneş enerjisi olduğuna dikkat çeken Smart Energy Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, Türkiye’nin gelecek nesiller için yerli ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapmasının şart olduğunu vurguladı. Smart Energy’nin Avrupa’da edindiği tecrübeyi Türkiye’de yatırıma dönüştürdüğünü anlatan Demirdağ, “Çalışmalarımızı yaparken gördük ki, Türkiye sahip olduğu güneş, su ve rüzgar potansiyeli ile yeşil enerji açısından çok şanslı bir ülke” şeklinde konuştu.

PAHALI BİR ALTERNATİF OLMAKTAN ÇIKTI

Halil Demirdağ, yenilenebilir enerji kaynaklarının bir bütün olarak değer teşkil ettiğini, güneş, su ve rüzgar gibi kaynakların birbirini tamamlayıcı rol üstlendiğini dile getirirken, sözlerine şöyle devam etti: “Hepsini üst üste koyduğumuzda aslında bu kaynaklar kendi içinde doğal bir denge oluşturuyor. Ülkemiz bu açıdan çok şanslı. Bugün tüm dünyada yenilenebilir kaynaklar giderek daha rekabetçi bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yeşil enerji artık pahalı bir alternatif değil. Kendi petrolünü, kendi doğalgazını kendi çıkaran Suudi Arabistan gibi ülkeler bile elektriklerini artık güneş enerjisinden elde etme yoluna gidiyor. Bir taraftan yenilenebilir enerji teknolojisini üreten makineler gelişiyor ve ucuzluyor, diğer taraftan o makinelerin ürettiği teknolojiler daha verimli hale geliyor. Eskiden 1.000MW’lık bir güneş paneli hücre fabrikası kurmak için milyar dolarlardan bahsedilirken, günümüzde bunun onda biri kadar yatırımlarla söz konusu üretim düzeyine ulaşılabiliyor. Güneş, zamanla hücre üretimiyle, wafer üretimiyle, ingot üretimiyle, neredeyse tamamen Türkiye’de üretilebilen bir enerji kaynağı haline gelebilecek. Böylece biz de hiç kimseye bağımlı olmadan kendi elektriğimizi üretip o elektrikle şarj edeceğimiz arabalarla, hatta belki drone’larla bir yerlere gidebilen nesiller için altyapı hazırlamış olacağız. Kaynaklarımızı en etkin şekilde kullanarak bu şansımızı değerlendirmeliyiz.”

HER BİR SANTRALLE 100 BİN DOLAR CEPTE KALIYOR

“Enerjiyi yerin altında değil, yerin üstünde aramalıyız” diyen Demirdağ, 1MW’lık bir yatırımla neredeyse 2 milyon KW/saat elektrik üretebildiğinin altını çizerek, “Çalışan her güneş santrali, şu anda dünya emtia fiyatlarıyla yaklaşık 80 ile 100 bin dolar civarında bir kaynağın yurtdışına gitmesini engelliyor. Türkiye’mizin en büyük sıkıntısı olan cari açığı, bu sayede gelecek nesillerin sırtına yük olmaktan çıkarabiliriz” şeklinde konuştu.

Şu andaki verilere göre Türkiye’nin toplam dünya güneş enerjisi içindeki payının yaklaşık yüzde 1 civarında olduğunu belirten Demirdağ, “Dünyada yılda 300.000 MW’a giden bir kurulum varken, Türkiye’de bu rakam 1.700 MW’ı geçti. Ancak biz bunu geç kalmışlık olarak değil, daha fazla pay almanın tam zamanı olarak değerlendiriyoruz. Hem maliyetler düşüyor hem de girişimcilerimiz hızlı bir şekilde adapte oluyor. Gelecek 20 yılda dünyada yaklaşık 5 trilyon dolar civarında büyüklüğe ulaşacak güneş enerjisi sektöründe çok daha büyük bir pay alabileceğimizi görüyoruz. Yeşil enerjinin müteahhitliğinde de öncü olabiliriz. Geç başlamış olabiliriz ama çok hızlı ilerliyoruz. Bu alanda dünyadaki söz sahibi, üretici konumunda ve bunun kurulumunu, yatırımını yapan bir ülke olacağımızı ümit ediyorum.”

AVRUPA’NIN EN BÜYÜK PANEL ÜRETİCİSİ OLACAK

Smart Energy’nin 2009 yılından bu yana Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan’da güneş enerji santralleri (GES) kurduktan sonra Türkiye’de yatırımlara başladığını belirten Demirdağ, şu bilgileri verdi: “Halen Kayseri, Karaman, Aksaray, Niğde, Urfa, Antalya gibi birçok yatırımımız ya devrede ya da yakın zamanda devreye alınmak için kurulum aşamasında. Smart Energy olarak, 2017 yılı itibari ile güneş enerjisi yatırımlarımız yurtiçi ve yurtdışında toplam 100 milyon doları geçmiş durumda. GES yatırımlarımıza devam ederken, bu yıl Ağustos ayında Gebze’de 23 bin 500 metrekarelik alanda yer alan fabrikamızda yerli güneş paneli üretimine başladık. Bu yatırımı yaparken çok önemli bir iş birliğine de imza attık; dünyanın en büyük 500 firmasından biri olan Çin merkezli SINOMACH’ın enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketi SUMEC’i stratejik ortak olarak ülkemize getirmeyi başardık. Phono Solar markası ile bu alanda söz sahibi olan böyle bir dev kuruluş ile güçlerimizi birleştirdik. Fabrikamızın ilk etapta 400 MWp’lik kısmını devreye aldık. Çok yakın gelecekte de 1.200MWp’lik tam kapasite ile üretime geçeceğiz. Bu da Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük panel üreticisi olacağımız anlamına geliyor. Hedefimiz, ‘Türk Malı’ güneş panellerini dünyaya ihraç etmek. Attığımız bu ilk adımın devamı gelecek. Güneş hücrelerini de Türkiye’de üretmeyi hedefliyoruz. Yatırımcı olarak bundan sonra da GES kurulumlarımız ile yeşil enerjiden elektrik üretimi yaparken, panel tarafında da hücreden aşağı inerek wafer ve ingot üretimine gidip, dikey entegrasyonunu tamamlamış bir firma olmayı hedefliyoruz.”

Smart Energy’in güneş enerjisi sektöründe yerini almak isteyen yatırımcılara da hizmet verdiğini hatırlatan Demirdağ, “Bugüne kadar 300’ün üzerinde GES projesinde çalıştık. Güneş enerjisi alanında teknik ekspertiz mühendislik hizmetlerine, satın almadan inşaata, işletme ve bakım hizmetlerinden finansman ihtiyacına kadar yatırımcılara destek veriyoruz. Bundan sonra da bu alana girmek isteyen yatırımcılara hizmet vermeye devam edeceğiz, tecrübemizi onlarla paylaşarak sektörün gelişimine katkıda bulunacağız. Çünkü biz yenilenebilir enerjiye yatırım yapmayı karlı olduğu kadar ciddi bir sosyal sorumluluk görevi olarak da görüyoruz. İş dünyası olarak bizlerin, meselenin sosyal ve milli yönüne ağırlık vermemiz gerekiyor. Gelecek nesillere bağımsız enerji sistemleri bırakarak ülkemize çok ciddi bir fayda sağlayabiliriz. Oğlumun 20 sene sonra arabasını kendi kaynaklarımızla üretilen elektrikle kullanabildiğini, hiç kimseye bağlı olmadan, cari açık derdi olmadan, temiz bir enerji ile yaşadığını hayal ediyorum ve bu da beni çok mutlu ediyor” diye konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

14. REW İstanbul, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın desteği ile düzenlenecek

Avrasya’nın lider çevre teknolojileri fuarı Uluslararası REW İstanbul, 15-17 Şubat 2018 tarihlerinde T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın desteği ile düzenleniyor. “Katı Atık, Atık Su, Atık Gaz ve Yeşil Enerji” başlıkları altında en yeni ürün, teknoloji, makine, malzeme ve ekipmanlara ev sahipliği yapan fuar süresince, içeriği Bakanlık tarafından belirlenen bir dizi oturum ve panel gerçekleştirilecek. İFO Fuarcılık tarafından 14.’sü organize edilen REW İstanbul, başta belediye yönetimleri olmak üzere tüm KOBİ’lerin ve her ölçekteki sanayi kuruluşlarının ihtiyaç duyduğu tüm geri dönüşüm, geri kazanım, atık yönetimi ve çevre teknolojileri çözümlerini çatısı altında sunacak.

Uluslararası Geri Dönüşüm Çevre Teknolojileri ve Atık Yönetimi Fuarı REW İstanbul, ilk kez düzenlendiği 2005 yılından beri sektöre sağladığı katma değeri, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği destekle artırarak devam ettiriyor. Son buluşmada Türkiye’nin yanı sıra BDT Ülkeleri, Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan gelen 9 bin 506 profesyoneli, Tüyap Beylikdüzü’nde ağırlayan organizasyon, geri dönüşüm, atık yönetimi ve çevre teknolojileri ile yeşil enerji alanlarında faaliyet gösteren sektör firmalarına, Şubat ayında 14. kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Çevre temizlik araçları ile araç üstü ekipmanlarından, elektronik atıkların geri kazanımına, atık sudan, ambalaj atıklarının geri dönüşümüne, başta biyoenerji olmak üzere yeşil enerji kaynaklarından atık bertaraf tesislerine kadar farklı pek çok alandaki yeniliklerin bir arada sergilendiği REW İstanbul, geleneksel konferans programıyla da sektör gündemlerini fuara taşıyor. Başta Bakanlık tarafından düzenlenecek panel ve oturumlar olmak üzere, alanında ulusal ve uluslararası alanda uzman konuşmacıların söz alacağı fuarda, yine sektörün ana gündemleri tartışılacak.

15-17 Şubat 2018 tarihlerinde T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın destekleriyle 14. kez kapılarını açacak olan Uluslararası REW İstanbul hakkında detaylı bilgi ve fuara katılım için www.rewistanbul.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Türkiye’de Enerji

Aboneliğini üzerine almayan usulsüz elektrik kullanıyor

Perakende elektrik sektörünün lider şirketi CK Boğaziçi Elektrik, aboneliğini üzerine almayan tüketicilere, “Usulsüz elektrik kullanma, bir tıkla abone ol” çağrısı yaptı. Bu sırada bir bilgilendirme kampanyası başlatan şirket, söz konusu abonelere SMS ve e-posta yolu ile önce uyarı, ardından da ihtarname göndermek üzere düğmeye bastı.

Özelleştirme sürecinin ardından bilgi güncellemeye büyük önem veren ve bu yöndeki çalışmalarına aralıksız devam eden CK Boğaziçi Elektrik, aboneliğini kendi üzerine almak isteyen tüketicilere kolaylık sağlamak, süreci hızlandırmak amacıyla www.ckbogazici.com.tr adresine yeni bir sayfa ekledi. ‘Tıkla Abone Ol’ adıyla devreye alınan sayfada abonelik işlemlerinin yanı sıra mevcut bilgilerin doğru olup olmadığı, eksik bilgilerin hangileri olduğu da sorgulanabiliyor.

ONLINE HİZMETLERİMİZİ GELİŞTİRDİK

Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde aboneliği üzerinde olmayan tüketicilerin usulsüz kullanımı ile ilgili madde bulunduğuna işaret eden CK Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Halit Bakal, “Elektrik aboneliği başkası üzerine olan kişi ya da kurumlar borçlarını ödemedikleri taktirde aboneliği üzerinde bulunan mevcut aboneler ciddi mağduriyet yaşıyor. Üstelik bu durum yasal düzenlemelere de aykırı. Usulsüz elektrik kullanımında yaklaşık 140 liraya varan para cezası, daha da önemlisi elektriğin kesilmesine kadar uzanan bir süreç mevcut. Oysa artık abonelik işlemleri çok hızlı ve kolay olarak çözülüyor. Tüketicilerimizin daha hızlı işlem yapabilmesi için son olarak internet sitemizde ‘Tıkla Abone Ol’ sayfasını devreye aldık. Yenilikçi çalışmalarla online hizmetlerimizi geliştirdik. Abonelerimizden bilgisi güncel olmayan yaklaşık % 15’ine denk gelen usulsüz kullanıcıların da aynı hizmetlerden faydalanmalarını istiyoruz” dedi.

GÜNCEL BORÇ BİLGİSİ DE SORGULANABİLİYOR

CK Boğaziçi Elektrik’in yeni uygulaması üzerinden abonelik işlemlerinin yanı sıra güncel borç, tahsilât bilgilerine ulaşmak ve hesap hareketlerini görmek de mümkün. Elektrik tüketicileri bu sistem sayesinde aboneliği üzerine alabilirken abone bilgileri eksik ya da eski olanlar da abonelik bilgilerini güncelleyebiliyor. Güncelleme ardından fatura bilgilerine ulaşma ve şirket tarafından düzenlenecek kampanya duyurularından haberdar olma imkanı da sunuluyor.

Bilgi için:

Murat Coşkunçay

MESE İletişim Danışmanlığı A.Ş.

0212 245 33 23

0532 732 28 74

[email protected]

CK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş. hakkında

CK Boğaziçi Elektrik, İstanbul’un Avrupa yakasında Türkiye genelinin yüzde 8’ine denk gelen yaklaşık 4,5 milyon aboneye ‘Görevli Tedarik Şirketi’ sıfatıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından onaylanan perakende satış tarifeleri üzerinden hizmet veriyor. Şirket ayrıca bölge sınırlaması olmaksızın serbest tüketici niteliğine sahip tüketicilerle ikili anlaşma yaparak indirimli tarife ve fayda kampanyalarıyla elektrik enerjisi satışı da yapabiliyor. Eski dönem fatura tahsilat noktalarını kurumsal dönüşümle birlikte Müşteri İşlem Merkezleri’ne (MİM) çeviren şirket, bu dönüşümün başladığı 2015 yılının Mart ayından itibaren her üç günde bir mağaza açılışına imza atıp kendi sektöründen bağımsız olarak ‘kapsama alanı en hızlı büyüyen perakende firmaları’ arasına da girdi. 250’yi aşan MİM noktası ile Türkiye’nin en yaygın enerji perakende kanalına sahip olan CK Boğaziçi Elektrik, perakende elektrik satışı ve sonrasındaki faaliyetlerinde daha kaliteli hizmet sunabilmek amacıyla devamlı çalışarak değişim ve dönüşümünü sürdürüyor. www.ckbogazici.com.tr

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enerji ithalatçısı ülkeler için en avantajlı dönem

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ev sahipliğinde Dünya Enerji Görünümü 2017 Türkiye tanıtım toplantısı yapıldı. Toplantıda, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol Dünya Enerji Görünümü 2017 Raporu’nu (World Energy Outlook 2017) paylaştı. Dr. Fatih Birol­, enerji ithalatçısı ülkeler için bu dönemin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “2000’de 5 olan ithalatçı ülke sayısı 2020’de 51 ülkeye çıkacak. Rusya ihracatını sürdürecek. ABD, Kanada ve Avustralya da yeni ihracatçı olarak pazara giriyor. Enerji ithalatçıları bu dönemi kaçırırlarsa çok büyük hata olur” dedi

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Enerji Görünümü 2017 (World Energy Outlook 2017) Raporu’nun Türkiye sunumu toplantısı 15 Aralık 2017 Cuma günü yapıldı. Raporun sunumu, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol tarafından gerçekleştirildi.

Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve Sabancı Üniversitesi IICEC Direktörü Prof. Carmine Difiglio’nun ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının açılışına, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız ve TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik de konuşmacı olarak katıldı.

IICEC Onursal Başkanı ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol­, konuşmasında, enerji ithalatçısı ülkeler için bu dönemin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “ABD, Kanada ve Avustralya da yeni ihracatçı olarak pazara giriyor. Rusya ihracatını sürdürecek. Enerji ithalatçıları için bu dönem çok avantajlı. Bu dönemi kaçırırlarsa çok büyük hata olur. 2005’te 5 olan ithalatçı ülke sayısı 2020’de 51’e çıkacak.” dedi. İklim değişikliğine de değinen Dr. Fatih Birol, bu konuda dünyanın Paris İklim Zirvesi hedeflerine ulaşmaktan çok uzak olduğunu belirtti. Yapılması gerekenleri özetleyen Dr. Fatih Birol, “Dünyadaki enerjiyi iki misli verimli kılmamız gerekiyor. Bizim için birinci yakıt enerji verimliliğidir” dedi.

Toplantının açılışında konuşan Sabancı Üniversitesi IICEC Direktörü Prof. Carmine Difiglio, IICEC olarak bu yıl Dünya Enerji Görünümü Raporu sunumuna 5’inci kez ev sahipliği yapmaktan dolayı çok mutlu olduklarını belirtti. IICEC’in düşünce, analiz ve iş dünyası dinamiklerini birleştiren bir araştırma merkezi olduğunu söyleyen Prof. Difiglio, “Araştırmalar ve devlet politikaları, sektörün sürdürülebilir aksiyonlarıyla desteklenmediği sürece kesin çıktılar üretemez. IICEC; kamu, iş dünyası ve akademi üçgeninin merkezinde olduğu için, analiz yaparak yeni araştırma yayınları ortaya çıkarıyor, enerji pazarına düzenli bilgilendirme yapıyor ve uzman ağını genişletiyor.”

Enerji arz-talep dengesini uzun vadeli ve güçlü bir şekilde oluşturmamız gerekiyor

TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, enerji yatırımlarının kalkınmanın sürdürülebilirliği için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Küresel bir problem olan iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgeler arasındayız. Ülkemiz, enerjide yaklaşık %75 oranında dışa bağımlı. Bu dışa bağımlılığı azaltmak için elimizde çok iyi bir fırsat var: Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından çok zengin bir potansiyele sahibiz. Bu potansiyelden maksimum derecede faydalanmalıyız” dedi.

Enerji arz güvenliğinin kalkınmanın önemli parametreleri arasında yer aldığını söyleyen Erol Bilecik, şöyle konuştu: “Türkiye’nin hem sosyal gelişme, hem ekonomik büyüme hedefleri bunu gerektiriyor. Enerji arz-talep dengesini uzun vadeli ve güçlü bir şekilde oluşturmamız gerekiyor. Bunun için de kesinlikle şeffaf, öngörülebilir ve daha rekabetçi bir piyasa tesis etmeliyiz. Enerji verimliliğinde hızla yol almayı da önemli bir hedef olarak görmemiz gerekiyor. Kamu ve özel sektör olarak, yenilenebilir enerji kaynaklarımızı maksimum derecede devreye sokacak bir ekosistemi kararlılıkla tesis etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu noktada, yatırımı teşvik edecek düzenleyici çerçeveyi ve uygulamayı en etkin şekilde mümkün kılacak şebeke altyapısını kritik önemde görüyoruz.”

Açılışta konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız ise “Türkiye, son yıllarda büyümenin hızıyla enerji talebini her yıl yüzde 5 artıran bir ülke. Yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye’nin avantajı olduğunu belirterek, “Özel sektörün lokomotif olduğu enerji sektöründe, üretimden dağıtıma büyüme öngörüsü var. Elektrikte liberalleşmede önemli bir aşama kaydettik. Bunu doğalgazda da yapmaya çalışıyoruz. Yenilenebilir kaynaklar olmazsa olmaz” dedi.

ABD, kaya petrolü ve kaya gazında dünya liderliğine ilerliyor

Toplantıda yaptığı sunumda özellikle ABD, Çin ve Hindistan pazarlarındaki hızlı değişime dikkat çeken IICEC Onursal Başkanı ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol­, Çin’deki değişimin bir kez daha dünya enerji piyasalarını etkileyeceğini belirterek, “Çin, nükleer enerji konusunda büyük adımlar atıyor. Maliyetleri düşürüp nükleer enerji teknolojisi ihraç eden ülke haline gelecek” dedi. ABD’de enerji sektöründe yaşananların herkesi derinden etkileyeceğini söyleyen Fatih Birol, şöyle konuştu:

“Düşen petrol fiyatlarına rağmen ABD, dünyanın en büyük kaya petrolü ve kaya gazı üreticisi olmaya devam edecek. Yeni kaynakların düşük maliyetle kullanıma açılabilmesi, ABD’nin petrol ve gaz üretimini diğer ülkelerin ulaşabildiğinden daha yüksek bir düzeye çekiyor. Doğalgazda zaten net ihracatçı olan ABD, 2020 sonu itibariyle petrolde de net ihracatçı konumuna geliyor.”

Dr. Fatih Birol, Dünya Enerji Görünümü 2017 ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

“Rapor, küresel enerji için farklı yollar tarif ediyor. Küresel enerji ihtiyacı geçmişe kıyasla daha az, ama 2040’a kadar %30 oranında artacak. Çin, artan talebi karşılamak için 2040 yılına kadar mevcut elektrik altyapısını bir ABD kadar daha genişletmek zorunda; Hindistan’ın ise bugünkü Avrupa Birliği büyüklüğünde bir elektrik şebekesi eklemesi gerekiyor. Çin ve Hindistan’ın kullandığı teknoloji, maliyetleri düşürecek. Dünyanın giderek artan enerji ihtiyacını karşılama yöntemi son 25 yıla kıyasla büyük bir değişiklik geçiriyor. İlk sırayı doğalgaz alıyor, arkasından da yenilenebilir enerjilerin yükselişi ve enerji verimliliği geliyor. Yenilenebilir kaynaklar esas talepteki artışın %40’ını karşılıyor, elektrik sektöründe yaşanan yenilenebilir enerji patlaması, kömürün altın çağının sona erdiğine işaret ediyor. Bunun çoğunluğu da inşaat halindeki santrallerden kaynaklanıyor. Hindistan’ın enerji kaynaklarında kömürün payı 2040’ta yüzde 50’nin altına inecek. Doğalgaz kullanımı ise 2040’ta %45’e ulaşırken, elektrik sektöründe kullanım alanı giderek daraldığı için büyümeye en elverişli alan sanayi olacak. Nükleer enerjide, Çin, üretimdeki artışın başında yer alıyor. 2030 itibariyle ABD’yi geride bırakarak dünyanın en büyük nükleer enerji üreticisi haline geliyor.”

Elektrik, nihai tüketimin %40’ını oluşturacak

Elektrik enerjiden daha hızlı büyüyor. Yakın gelecekte dünya elektrik talebi %60tan fazla büyüyecek. Petrol ve doğalgazdan daha fazla yatırım alacak. Elektriğin 2040’a kadar nihai tüketimin %40’ını oluşturacak, bu da petrolün son 25 yıldaki büyümesine eşit. Elektrik talebindeki artışın üçte birini, endüstriyel elektrik motoru sistemleri oluşturuyor. Alım gücündeki artış sayesinde, milyonlarca hanede elektrikli cihaz sayısı artmakta, bunların arasında “akıllı” ve bağlantılı cihazlar önemli yer tutmakta ve soğutma sistemleri yaygınlaşıyor. Elektriğe erişimin artması sayesinde dünyada her yıl 45 milyon yeni elektrik tüketicisi ortaya çıkıyor ama bu 2030 yılında evrensel erişim sağlanması hedefine ulaşmaktan yine de uzaktır.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Elektrik-Elektronik’e ait rakamlar, istihdam umutlarını kuvvetlendirdi

0

İstihdam Endeksi Kasım ayı verilerine göre yeni iş ilanı sayısındaki artış tüm hızıyla sürerken, özellikle lokomotif sektörlerde yüzde 30’un üzerinde seyreden yükseliş trendi üretimin canlandığına işaret ediyor. Üretimin yanı sıra; Otomotiv, Tekstil, Turizm, Elektrik-Elektronik ve Bilişim gibi sektörlere ait rakamlar, 2018’e girerken istihdama ilişkin umutları kuvvetlendirdi.

Türkiye’nin en büyük online istihdam platformu Kariyer.net’in istihdam piyasasının nabzını tutmak için yaklaşık dokuz yıldır aylık olarak yayınladığı İstihdam Endeksi’nin Kasım 2017 dönemine ait verileri açıklandı. İş günü ortalaması baz alınarak yapılan değerlendirmelere göre; kasım ayında 18.763 adet yeni iş ilanı yayınlandı, ilan sayısında bir önceki yılın aynı ayına oranla %34’lük artış yaşandı.

Kariyer.net Genel Müdürü Fatih Uysal: “Lokomotif sektör ve şehirlerde istihdam piyasası canlı”

Kariyer.net Genel Müdürü Fatih Uysal, İstihdam Endeksi Kasım ayı verilerini şöyle yorumladı: “İstihdam Endeksi kışa da son derece hareketli girdi. Yılın son çeyreğinin, geçen yıla göre lokomotif sektör ve şehirlerde ciddi artışla kapanacağını görüyoruz. Teknik pozisyonlarda görülen önemli orandaki artış dikkat çekerken, Üretim sektöründeki yüzde 40’lık artış üretimin canlandığının göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Geçen yılın aynı ayına oranla ilan sayısı yüzde 41 artan Bilişim sektörünün de önemini artırdığını görüyoruz. Bu alanda yer alan yazılım uzmanlığında gerçekleşen %50’lik artış oldukça dikkat çekici. Bunun yanı sıra; Turizm, Elektrik-Elektronik, Tekstil ve Otomotiv sektörleri de geçen yıla göre yüzde 30 oranında artış kaydeden sektörler arasında yer alıyor.”

Yazılım Uzmanında dikkat çeken artış

Öne çıkan pozisyonlarda sıralama Kasım ayında da değişmedi. Buna göre bir kez daha ilk sırayı Satış Temsilcisi (8.375 ilan) alırken, bu pozisyonu Mühendis (6.355 ilan) ve Muhasebe Elemanı (2.737 ilan) izledi. Teknisyen pozisyonu için 1.477 ilan, Satış Müdürü için 1.258 ilan, Tekniker için 1.043 ilan yayınlandı. Tüm pozisyonlarda geçen yıla göre genel bir artış gözlenirken bu ayın en dikkat çekici rakamı Yazılım Uzmanından geldi. Bu pozisyonda yayınlanan ilan sayısı geçen yıla göre yüzde 50 arttı. Benzer şekilde Mühendis ve Teknisyen pozisyonunda da yüzde 35’in üzerinde artış yaşandı. Bu da teknik pozisyonlardaki hareketlenmenin artarak devam ettiğini gösteriyor. İnsan Kaynakları Uzmanı ilanlarındaki yüzde 35’lik artış da istihdam piyasasındaki hareketliliğin işareti olarak yorumlanıyor.

İlanlarda başı çeken sektörler

Kasım ayının lider sektörleri arasında Tekstil 6.159 ilanla ilk sırayı alırken, bu sektörü 6.002 ilanla Üretim-Endüstriyel Ürünler, 5.320 ilanla Yapı, 4.955 ilanla Bilişim ve 4.785 ilanla Hizmet sektörleri takip etti. Kasım 2016’ya göre Üretim-Endüstriyel ürünlerde yüzde 40, Turizm sektöründe yüzde 38, Tekstilde yüzde 33, Elektrik-Elektronik sektöründe ise yüzde 32’lik artış kaydedildi.

Antalya ve İzmir’de istihdam piyasası canlı

İller bazında yapılan değerlendirmede, Kasım ayında geçen yıla göre en çok artış yakalayan şehirlerin Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli olduğu görülüyor. Antalya yüzde 42 ile geçen yıla göre en yüksek oranı yakalarken, bu veri, Turizm sektörünün 2016’ya oranla ne kadar canlandığını gösteriyor. Ankara (%36) ve İzmir de yüksek büyüme kaydeden şehirler arasında yer alıyor. Özellikle İzmir’de geçen yıla oranla yüzde 38’lik artış yaşanması, İstanbul’dan bu kente artan göçün piyasayı hareketlendirdiğine işaret ediyor.

“İşin Olsun” piyasanın nabzını tutuyor

Kariyer.net’in iş arayan mavi yaka adaylarla en doğru işi en kısa zamanda buluşturmayı hedeflediği lokasyon bazlı iş arama uygulaması ‘İşin Olsun’un verilerine göre, Kasım ayında en çok başvuru alan mavi yaka pozisyonlar; Sekreter, Garson, Temizlik Görevlisi, Şoför/Sürücü ve Vasıfsız Eleman olarak sıralandı. En çok ilan yayınlanan ilk beş mavi yaka pozisyon ise Garson, Sekreter, Temizlik Görevlisi, Satış Elemanı ve Motorlu Kurye oldu.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Enervis, Türkiye’nin Elektriğinin Yüzde 47’sini Tüketen Sanayinin Yol Haritasını Çizdi

Alman enerji şirketi EWE AG ve EWE Turkey Holding grup şirketlerinden Enervis işbirliği ile Nisan 2015’de başlayan “Türkiye’de Enerji Verimliliği – EnEffTurN (Energy Efficiency in Turkey Now)” projesi sona erdi. EWE Bursagaz Genel Müdürlük Binasında gerçekleştirilen kapanış toplantısında, projenin genel değerlendirmesinin yanı sıra işletmelerin enerji verimliliğine bakış açısı, uygulamaları ve Inovatif Enerji verimliliği çözümleri üzerine panel düzenlendi. Projeye finansman sağlayan Alman yatırım şirketi DEG ve EWE AG’den proje koordinatörlerin yanı GOSB (Gebze Organize Sanayi Bölgesi Teknik Müdür Yardımcısı Hülya Kaynak, BTSO (Bursa Ticaret ve Sanayi Odası) Enerji Konseyi Başkanı Erol Dağlıoğlu ve Bursa Enerji Verimliliği Derneği- ENVERDER Başkanı Dr. Mustafa Uysal, Bursa Makine Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Mart, Bursa Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Remzi Çınar ve projeye katılan 20 sanayi kuruluşunun üst düzey yöneticileri de toplantıda yer aldı.

Almanya’nın en büyük enerji şirketlerinden EWE AG ve EWE Turkey Holding bünyesinde hizmet veren Enervis işbirliği ile düzenlenen “Türkiye’de Enerji Verimliliği – EnEffTurN (Energy Efficiency in Turkey Now)” projesi sonlandı. Bursa’da EWE Bursagaz Genel Müdürlük Binasında gerçekleştirilen kapanış toplantısında, EnEffTurN projesinin genel değerlendirmesinin yanı sıra işletmelerin enerji verimliliğine bakış açısı, uygulamaları ve Inovatif Enerji verimliliği çözümleri üzerine de bir panel düzenlendi.

Yaklaşık 2 yıl süren projeye Bursa ve Gebze’den katılım gösteren 20 sanayi kuruluşunun yer aldığı toplantının açılış konuşmasını ise Enervis Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Heinrich Tschochohei, EWE Turkey Holding CEO’su Dr. Frank Quante, Enervis Genel Müdürü Osman Kipoğlu, Gebze Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bölge Müdür Yardımcısı Hülya Kaynak ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Enerji Konseyi Başkanı Erol Dağlıoğlu yaptı.

EnEffTurN projesiyle tespit edilen tüm proje fırsatlarıyla, 35.582 MWh enerji tasarrufu elde edilmesi bekleniyor. Bu da yaklaşık 4,5 Milyon TL yıllık enerji tasarrufu anlamına geliyor.. Bu sayede sözkonusu tesislerde bir yıl içerisinde 11.524 ton karbondioksit gazı salınımının azaltılması sağlanacak.

Türkiye’de toplam elektrik tüketiminin yüzde 47’sinin sanayi tesislerinde gerçekleştiğinin altını çizen Enervis Genel Müdürü Osman Kipoğlu;

“EnEffTurN projemiz sayesinde Türkiye’nin ne kadar ciddi bir enerji verimliliği potansiyeline sahip olduğunu gösterdiğimizi düşünüyorum. Atölyelerimize katılan sanayi kuruluşları, enerji verimliliği sayesinde ne kadar tasarruf edebileceklerini görmenin yanı sıra enerji verimliliği projelerini uygulama fırsatı da buldu. Enervis olarak, Alman EWE AG’den aldığımız bilgi birikimiyle Türkiye’de teknoloji ve güven odaklı bir iş ortağı olarak, enerji verimliliği alanında öncü rolümüzü sürdüreceğiz.” dedi.

Türkiye’nin sahip olduğu yüksek enerji verimliliği potansiyelinin değerlendirilmesi için sanayi kuruluşlarının da seferber olması gerektiğini vurgulayan EWE Turkey Holding CEO’su Dr.Frank Quante ise;

“Öncelikle Alman EWE AG’ye ve DEG’e ve Federal Almanya Çevre Bakanlığı’na destekleri için teşekkür ediyorum. EWE Turkey Holding olarak, EWE AG’nin 85 yıllık bilgi birikimi ve know-how’ı ile faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlere katkı sağlamak için çalışıyoruz. Enervis ve EWE AG’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği EnEffTurN projesinin büyük bir başarı olduğuna inanıyor, grup şirketlerimizden Enervis’e de emekleri için gönülden teşekkür ediyorum. EWE Turkey Holding olarak, hep birlikte ülkemizin enerji verimliliği potansiyelini ortaya çıkaracağımıza ve Türkiye’nin global enerji piyasalarındaki gücüne güç katacağımıza olan inancım tam.” diye konuştu.

Toplam 57 proje fırsatı tespit edildi

EnEffTurN projesinin yürütülmesinde aktif rol oynayan EWE AG ve Enervis, Nisan 2015’de başlayan projenin ilk atölyesi Almanya’nın Bremen kentinde gerçekleşirken, ikinci atölye Gebze’de ve üçüncü atölye Bursa’da gerçekleştirdi. Bursa ve Gbeze’den 20 sanayi kuruluşunun katıldığı atölyelerde toplamda 57 proje fırsatı tespit edilirken, katılımcı sanayi kuruluşlarının enerji profilleri ortaya konarak enerji verimliliği alanında know-how aktarımı yapıldı. EnEffTurN proje değerlendirmesinin ardından Doç. Dr. M. Ziya Söğüt Başkanlığında düzenlenen panelin ilk oturumunda; BOSB Proje Kordinatörü Nilay Durukan, GOSB Yönetim Merkezi Enerji Birimi’nden Teknik Uzman Emre Zengin ve Enervis Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Heinrich Tschochoei enerji verimliliğine bakış açılarını, uygulamaları ve hedeflerini aktardı.

ENVERDER Bursa Şube Başkanı Dr. Mustafa Uysal’ın başkanlığında düzenlenen panelin ikinci oturumunda ise verimli tesis kurulumunun yanı sıra Topkapı Enerji’den Emre Özdemircan inovatif enerji verimliliği çözümleri olan kojen/trijen sistemleri, Mitshubishi’den Deniz Cansu WHPP, Miura Turkey’den Murat Yurdakul Buhar Kazanı (Çoklu Kurulum), Canovate’den Ziya Tiryaki ısı pompaları ve son olarak Enervis’ten Ömer Altınok da dolaşımlı tip akışkan yataklı kazan gibi uygulamaların avantajlarına değindi.

EnnEffTurN proje kapanış toplantısı, sunumların ardından düzenlenen plaket töreni ile devam etti ve katılımcılara düzenlenen Leed platinum sertifikalı EWE Bursagaz Genel Müdürlük Binası gezisi ile son buldu.

EWE Turkey Holding Hakkında:

Almanya’nın en büyük enerji şirketlerinden biri olan EWE AG, 2007 yılında girdiği Türkiye pazarındaki faaliyetlerini yüzde 100 iştiraki olduğu EWE Turkey Holding çatısı altında sürdürmektedir. EWE Turkey Holding, Türkiye’nin üçüncü büyük doğal gaz dağıtım şirketi Bursagaz’ın ve Kayseri’deki bölgesel doğal gaz dağıtım şirketi Kayserigaz’ın çoğunluk hissedarıdır. EWE, Türkiye doğal gaz sektöründeki en büyük beş enerji ticaret şirketinden biri olan EWE Enerji ile birlikte endüstriyel müşteriler, elektrik santralleri ve yerel dağıtım şirketleri için tedarikçi olarak ülke genelinde hizmet vermektedir. EWE Turkey Holding’in diğer bir iştiraki olan ve 2012 yılında faaliyetlerine başlayan Enervis ise; enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanlarında ölçüm, etüt, danışmanlık, proje, uygulama ve eğitim hizmetleri konularında faaliyet göstermektedir. EWE Turkey Holding, 2016 yılı başında bireysel ve kurumsal müşterilerine internet, telefon ve bulut hizmeti sunarak 120.000 abonesine hizmet veren Millenicom’u satın alarak telekomünikasyon pazarında da faaliyet göstermeye başlamıştır.

Enervis Hakkında:

Enervis 85 yıllık deneyime sahip EWE AG’nin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiler alanlarındaki know-how’ı ile Türkiye’de sahip olunan sektörel bilgi birikimi, tecrübeli insan kaynağı ve gelişmiş teknolojik altyapıyı birleştirerek Türk halkı ve sanayisinin hizmetine sunmaktadır.

Sanayide ve binalarda enerji verimliliği, taahhütü, yenilenebilir enerji uygulamaları ve danışmanlığı, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemleri kurulum danışmanlığı, teknik mesleki eğitim ve sertifikalandırma, doğal gaz sayaç kalibrasyonu konularında faaliyet gösteren Enervis, 320 çalışanı ile enerji hizmetleri sektörünün öncü kuruluşları arasında yer almaktadır.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Tümsiad’tan artı 2 istihdam için tarihi çağrı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beştepe’de düzenlenen İstihdam Şurası’nda önemli açıklamalar yaptı. İstihdam Seferberliği sayesinde sadece 2017 yılında 1.5 milyon kişiye yeni istihdam sağlandığını belirten Erdoğan, ‘’ Bu bir rekordur’’ dedi. Erdoğan’ın ‘’Artı 2 İstihdam büyümeyi genişletir’’ sözlerine TÜMSİAD Başkanı Yaşar Doğan’dan da destek geldi. Güçlü bir Türkiye için güçlü ekonominin şart olduğunu söyleyen Doğan, TÜMSİAD üyelerine tarihi bir çağrı yaptı. Doğan, ‘’TÜMSİAD 12 bini aşkın üyesiyle Türkiye’nin en güçlü iş örgütlerinin başında geliyor. Ve tüm üyelerimize ‘Artı 2 istihdam sağlayın’ çağrısı yapmak bizim için bir görev olmuştur’’ dedi.

Türkiye’nin üçüncü çeyrekte 11.1 büyüme sağlaması tüm dünyada büyük yankı uyandırırken; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen İstihdam Şurası’nda iş dünyasına önemli mesajlar verdi. Daha önce başlatılan ‘istihdam Seferberliği’ sayesinde 2017 yılında 1.5 milyon yeni istihdam sağlandığını vurgulayan Erdoğan, ‘’Bizim için büyümenin en önemli göstergelerinden biri de istihdam. İstihdama katkı sağlamayan bir büyüme tabana yayılmıyor demektir. Büyüme oranımızı ikiye katladığımıza göre artı 2 istihdam sağlarsak bu büyümeyi daha da genişletecek, daha da yayacak ve bu ülkeyi kıskananları çatlatacaktır. Buradan iş adamlarımıza sesleniyorum. Var mıyız?’’ dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tarihi çağrısına ilk yanıt verenlerin başında TÜMSİAD Başkanı Yaşar Doğan geldi. Beştepe’de düzenlenen İstihdam Şurası’na da katılan Yaşar Doğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihi çağrısına gönülden destek verdiklerini söyledi. Türkiye’nin 2023 hedeflerine emin adımlarla ilerlediğinin altını çizen Doğan, ‘’Güçlü bir Türkiye için ekonomimizin temelleri sağlam olmalı. 2017 yılının üçüncü çeyreğini rekor bir büyümeyle sonuçlandırdık. Bu büyüme istihdam ile desteklenirse Türkiye’nin yolu daha da açılacaktır’’ dedi. Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Cumhurbaşkanımızın başlattığı İstihdam Seferberliği’ne TÜMSİAD olarak daha önce de büyük destek verdik. Şimdi hedef artı 2 istihdam. Bereketi ve paylaşmayı kendine düstur edinen tüm TÜMSİAD üyelerine buradan bu çağrıyı yineliyorum. Artı 2 istihdam demek, iki ailenin daha evinde ocağın tütmesi demek. Bunu binlerle çarptığımızda ortaya çıkacak tablo herkesin yüzünü güldürecektir. Bu yüzden TÜMSİAD bütün gücüyle ‘Artı 2 istihdam’ seferberliğine can-ı gönülden katılacaktır. Bundan hiç şüphem yok.’’

Faselis/Türkiye’de Enerji

“3. çeyrekte ülkemiz de inşaat sektörü de iyi büyüdü”

İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından düzenlenen 2017 yılının dördüncü ‘Gündem Buluşmaları’ bu kez farklı bir formatta gerçekleştirildi. ‘Ekonomide Ufuk Turu ve 2018 Beklentileri’ konu başlıklı toplantıda açılış konuşması gerçekleştiren Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, talep artışına karşın finansman sorunlarının en önemli engel haline geldiğini vurguladı ve “İşlerimiz şu anda iyi ama geleceğimizi açık ve net göremiyoruz. Her şeye kısa vadede bakmak mecburiyetinde kalıyoruz. Uzun vadeli bakışın ülke ekonomisine yerleşmesi gerekiyor ” dedi.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nin (Türkiye İMSAD) yılda dört kez çeyrek periyotlarda düzenlediği ‘Gündem Buluşmaları’ kapsamında planlanan 2017 yılının dördüncü toplantısı gerçekleştirildi. ‘Ekonomide Ufuk Turu ve 2018 Beklentileri’ başlıklı buluşma, 14 Aralık Perşembe günü Ortaköy’deki Feriye Lokantası’nda iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi.

Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan’ın açılış konuşmasını ve moderatörlüğünü yaptığı ‘Gündem Buluşmaları-Özel’ toplantısına panelist olarak katılan Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Vahap Munyar, Sabah Gazetesi Köşe Yazarı-Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz ve Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ ekonomi-iş dünyası ile ilgili değerlendirmelerini ve öngörülerini katılımcılarla paylaştı.

Açılış konuşmasında, inşaat sektörünün sadece ekonominin lokomotifi, istihdamın sünger sektörü değil, dış ticarette de ciddi bir iş hacmine sahip, katma değeri yüksek bir sektör olduğunu vurgulayan Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, “Büyüme oranlarına baktığımızda inşaat sektörü her zaman ülke büyümesinin üzerinde bir performans gösteriyor” dedi. 2017 yılında işlerin tekrar düzeldiğini bu açıdan sektörün yüzünün güldüğünü belirten Ferdi Erdoğan, “Büyüme rakamları oldukça umut verici. 2016 verileriyle, Türkiye’nin ihracatı 142,0 milyar dolar. 104 milyon ton mal yurtdışına taşınmış. Bu ihracatın 30 milyon tonu inşaat malzemelerine ait. Yani 3’te 1’i” diye konuştu.

Dış ticarette kalıcı stratejiler oluşturulması gerektiğini kaydeden Ferdi Erdoğan, “Türkiye markasına yatırım yaparak bunu öne çıkarmamız gerekiyor. İnşaat malzemeleri gibi katma değeri yüksek olan ürünlerin ortalama ihracat fiyatı sadece 10 sent/kg artarsa gelirimiz ihracat gelirine etkisi 3 milyar dolar artış olacaktır” şeklinde konuştu.

Finansman sıkıntısı son 3 ayda arttı

Sektördeki talep artışına karşın finansman sorunlarının faaliyetleri kısıtlayan en önemli engel haline geldiğinin altını çizen Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Yaz aylarında göreceli olarak hafifleyen finansman sorunları son üç ayda arttı. İnşaat sektöründeki finansman sorunları, tüm iş ortaklarını etkileyebileceği gibi inşaat malzemesi sanayisi için de yakından izlenmesi gereken bir risk haline geldi. Tahsilat konusu sektörümüzün en önemli sıkıntısı. Konutlar satılamıyor, müteahhitler parasını alamıyor, bu da doğal olarak malzemecileri etkiliyor. Dolayısıyla Güven Endeksi de 100 üzerinden 60’lı rakamlarda dolanıyor. Ekonomik beklenti konusunda ne yazık ki herkes kaygılı. İşlerimiz iyi ama geleceği açık ve net iyi göremiyoruz. Arada bir çelişki söz konusu. Her şeye kısa vadede bakmak mecburiyetinde kalıyoruz. Uzun vadeli bakışın ülke ekonomisine yerleşmesi gerekiyor. Tahsilat tarafındaki sıkıntının da bir an önce çözülmesi gerekiyor.”

Hakan Güldağ: “2018’de bu rakamları yakalamamız mümkün değil”

‘Ekonomide Ufuk Turu ve 2018 Beklentileri’ başlıklı oturumda, iş dünyasının performansını değerlendiren Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ, “3. çeyrekte büyümede şampiyon olduk ama unutmayalım ki geçen sene de en küçük büyümelerden birini yaşamıştık. 2018’de bu rakamları yakalamak mümkün değil” dedi. Avrupa Birliği ile ilişkileri değerlendiren Güldağ, “Özellikle Almanya ile ilişkilerimizde sıkıntılar yaşıyoruz. Türkiye’yi finanse edenler eline bir koz geçirdi. Finansman biçimini değiştirdiler. 2016’dan 2017’ye Türkiye’nin yurtdışından sağladığı kaynaklar daha istikrarlı olan krediden portföy yatırımına döndü. Bugün Türkiye’ye gelen her 100 doların yaklaşık 70 doları portföy yatırımı. Yeniden sıcak paranın oynaklık yaratan etkisiniekonomide ciddi biçimde hissediyoruz. Bu dış politikada da daha dikkatli olmamızı gerektiriyor. Bunun yanında ilişkilerin daha kötüye gitmeyeceğini düşünüyorum. Türkiye ekonomisi finansmanının yüzde 80’ini Avrupa’dan sağlıyor. Bu finansman yapısına dikkat ederek adım atmamız gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Almanya’yla ilişkiler düzelmeye devam edecektir” diye konuştu.

Vahap Munyar: “İnşaatın arkasında ciddi bir sanayi var”

İnşaatın, sanayinin önüne geçtiği eleştirilerini değerlendiren Munyar, “Paranın inşaata, betona, toprağa gömüldüğü yönünde eleştiriler var. Ama inşaatın arkasında da ciddi bir sanayi olduğunun, yani inşaat sanayicilerinin, sizlerin olduğunun iyi anlatılması gerekiyor” diye konuştu. 2018 yılında Türkiye ekonomisinin ancak yüzde 5 büyüyeceğini öngördüklerini belirten Vahap Munyar, marka olma kültürünün Türkiye’de yavaş yavaş oturmaya başladığını, marka olmak yerine marka satın almanın da ciddi bir strateji olduğunu aktardı.

Şeref Oğuz: “Büyük kırılmalarla büyük fırsatlar ortaya çıkacak”

Sabah Gazetesi Köşe Yazarı ve Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz, “2018’in zor geçeceği konuşuluyor, 2017 için de aynı şey söylenmişti, 2020 için de söylenecek.Geçmişe bakmak lazım ama geleceği de görmek lazım” dedi. Türkiye İMSAD üyelerine seslenen Oğuz şöyle devam etti: “Param olsa sizin şirketlerinize yatırırım. Barış ekonomisi yaklaşmaya başladı. Özellikle güneyimizdeki ülkeler yeniden inşa edilecek. Bu gerçekleştiği zaman büyük kırılmalarla büyük fırsatlar ortaya çıkacaktır. En büyük pastayı da sizin içinde bulunduğunuz grup alacaktır. Ben gelecek yıla bakarken büyük bir patlamanın yaşanacağı kanaatindeyim” şeklinde konuştu. Şeref Oğuz, Kudüs kriziyle ilgili iş dünyasının endişe etmesine gerek olmadığını savunarak “Kudüs olayı haftaya gündemde üçüncü sıraya düşecektir” dedi.

Faselis/Türkiye’^de Enerji

Almanlar, Türk işadamlarını yatırıma davet etti

Türk ekonomisindeki rekor büyüme, Alman eyaletlerinin radarını Türkiye’ye yönlendirmesine yol açtı. Almanya’nın en gelişmiş eyaletlerinden biri olan Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti, İzmirli iş adamlarını Almanya’da yatırıma davet etti.

Almanya’da yaşlanan nüfus nedeniyle başarılı bazı şirketlerin el değiştirme durumunda kaldığı bilgisi verilirken, “Bu şirketleri Türk işadamları satın alabilir, işlerinde teknolojik olarak hızlı gelişim gösterebilir” denildi.

Ekim ayında Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti Kalkınma Ajansı’nı ağırlayan Ege İhracatçı Birlikleri bu sefer, Almanya’nın en gelişmiş eyaletlerinden biri olan Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Kalkınma Ajansı’nı İzmir’de ağırladı.

İki ülke arasında son dönemde yaşanan siyasi krizlerin Almanya ve Türkiye arasındaki ticaretin gelişimine engel olmadığını belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, 2017 yılı içinde Almanya ile çok sayıda işbirliği projesine imza attıklarını, bu sayede Almanya’ya hem Türkiye’nin, hem de Ege Bölgesi’nin ihracat rakamlarının ciddi artış gösterdiğini kaydetti.

Ege Bölgesi ihracatında Almanya yüzde 12 pay alıyor

İzmir Hilton Oteli’nde düzenlenen toplantıda konuşan Ünlütürk, “Almanya Türkiye’nin ihracatında lider ülke. İthalatında ise; ikinci sırada. 2016 yılının Ocak – Kasım döneminde Almanya’ya 12 milyar 605 milyon dolar ihracat gerçekleştirmişken, 2017 yılının aynı döneminde ihracatını yüzde 8 arttırarak 13 milyar 585 milyon dolara çıkardı. EİB’den Almanya’ya yaptığımız ihracatımız ise 1 milyar 164 milyon dolardan, 1 milyar 241 milyon dolara yükseldi. Almanya bölge ihracatımızdan yüzde 12 pay alıyor” şeklinde konuştu.

2017 yılı içinde Teknik Tekstiller ve Endüstri 4.0 konularında Almanya’ya iki ziyaretleri olduğunu ve çok verimli geçtiğini dile getiren Ünlütürk şöyle devam etti; “Alman ithalatçıları Mayıs ayında İzmir’de ağırladık. “Türk-Alman Ekonomi Günü” düzenledik. Türk ihracatçılarımızla Alman ithalatçılarımız çok verimli iş görüşmeleri gerçekleştirdi. Almanya’da organik ve hazırgiyim sektörlerinde düzenlenen 3 fuarın Türkiye Milli Katılım Organizasyonu’nu üstlendik. İki ülke arasındaki yoğun ticari ilişkilerin önümüzdeki süreçte de devamı ve karışlıklı yatırıma dönüşmesi en büyük beklentimiz.”

Gurbetçilerimiz 66 milyar Avro’luk ekonomik güce kavuşacak potansiyele sahip

Türkiye’den Almanya’ya 1960’lı yıllarda “misafir işçi” olarak giden Türk vatandaşlarının bugün Almanya’da 3 milyonluk bir kitleye ulaştığının altını çizen EİB Koordinatör Başkanı Ünlütürk, “Almanya’daki Türk vatandaşlarımız özellikle 1980’li yıllardan itibaren girişimciliğe yönelerek kendi iş yerlerini kurmuş ve işveren konumuna geldiler. Bugünkü eğilimlerin devam etmesi halinde, Almanya’daki Türk girişimcilerinin sayısının 160.000’e ulaşacağı, Türk işletmelerinde yaklaşık 720 bin kişiye iş imkanı sağlanacağı, yatırım hacminin 15 milyar avroya ulaşacağı ve bu firmaların yıllık toplam cirolarının 66 milyar avro civarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Ancak bizler bu oranların karşılıklı olarak potansiyelin çok altında olduğu inancındayız. Bu nedenle iki ülke arasında gerçekleştirilen ticari iş birlikteliklerini güçlendirici faaliyetlerin yanı sıra bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda olduğu gibi bölgeler arası ticari ilişkilere fokuslanmanın önemli fayda sağlayacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

Ekonomik ilişkilerin devam etmesi mutluluk verici

Almanya’nın İzmir Başkonsolosu Dr. Rainer Lassing, Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi duruma rağmen, Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Kalkınma Ajansı’nın İzmir’e gelmesinden büyük mutluluk duyduğunu, iki ülke hükümetleri arasında çözülmesi gereken anlaşmazlıkların mevcut olmasına rağmen, bu durumun iki ülke arasında yerel ve bölgesel seviyedeki ekonomik ilişkilerin sürmesini etkilememesi gerektiğini, bu dönemde Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Kalkınma Ajansı’nın İzmir’e gelmesinden dolayı özellikle teşekkür ettiğini söyledi.

İzmir’in Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olduğunun altını çizen, Lassing, “İzmir, Türkiye sanayisinin yüzde 7’sini, ihracatının yüzde 6’sını üretiyor. İzmir’de 500’den fazla Alman yatırımı var. İzmir’deki yabancı yatırımların dörtte biri Alman firmalarına ait. Türk sermayeli şirketlerin Almanya’da yatırım yapma isteği artmış durumda. Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti büyük ekonomik potansiyeli ve çok gelişmiş altyapısı ile olağanüstü fırsatlar sunuyor. 18 milyon nüfusu ile Almanya’nın en kalabalık eyaleti olmakla birlikte halkı içerisinde yüksek oranda Türk ve Türk kökenli vatandaşlar bulunuyor. Türk işadamlarını Almanya’da yatırıma davet ediyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

160 milyonluk zengin bir pazarın merkezindeyiz

Türk yatırımcılara Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletinin cazip taraflarını anlatmak için 10 yıldır İstanbul’da temsilcilik olarak çalıştıklarını ifade eden Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Ekonomik Kalkınma Ajansı Türkiye Temsilcilik Müdürü Dr. Adem Akkaya, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletini “Almanya’daki Bir Numaralı Yatırım Merkeziniz” diye tanımladı.

Almanya’da 16 eyalet bulunduğunun bilgisini veren Akkaya, “16 eyaletin kalkınma ajansı var. Yatırımcı çekme anlamında rekabet halindeyiz. 10 yıldır İstanbul’da temsilciliğimiz var. Eyaletin 18 milyon var. çevremizde 160 milyon nüfus var. AB satın alma gücünün yüzde 45’ini temsil ediyor. Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti, 670 milyar Avro’luk Gayri Safi Milli Hasıla’ya sahip. Almanya’ya gelen yatırımcının yüzde 29’u buraya geliyor, gelenler ürün satmak, pazara yakın üretim yapmak istiyor. Kişi başı 38 bin 500 Avro milli geliri olan yüksek satın alma gücü olan bir eyaletiz. Makine, kimya, gıda, metal üretimi, otomotiv, cam, kauçuk, metal işleme, inşaat, elektrik-elektronik güçlü olduğumuz sektörler” dedi.

Faselis/Türkiye’de Enerji

Kaçak akıma karşı üstün ve hassas koruma

0

VİKO Kaçak Akım Koruma Röleleri; güvenilir ve sağlam yapısıyla,sistemde ve elektrikli cihazlarda oluşabilecek kaçak akım riskine karşı önemli bir koruma görevi üstleniyor.

Elektrikli cihazlardave devrede oluşabilecek kaçakakım,her zaman toprağa ulaşma eğilimindedir.Kaçak akıma doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalındığında,akım insan vücudundan geçerek ciddi bir elektrik şokuna neden olabilir.Kaçak akım,insan vücudundadoku yanıklarının yanında,kas spazmları, nefes alma zorluğu, kalp ritim bozukluğu, bilinç kaybı ve ağır yaralanma gibi hayati tehlikesi bulunan sonuçlar doğurabilir ve ölüme sebep olabilir. Yaşam alanlarında ve çalışma mekânlarında oluşacakkaçak akımlar,insan hayatını tehdit ederve yangın tehlikesi taşırlar.Sevdiklerinizin ve sizin kendi güvenliğiniz için kaçak akım rölesi kullanılması son derece önemlidir.

Kaçak akım koruma rölesinin görevi, yalıtım hatasından kaynaklanan kaçak akımı algılamak ve algılanan kaçak akımın belirli değerlerin üzerinde olması durumunda bağlı bulunduğu devreyi kesmektir. Kaçak akım röleleri devreye giren-çıkan akım eşitliği esasında çalışmaktadır. Elektrik sistemine giren ve çıkan akımın eşit olmadığı durumlarda, VİKO Kaçak Akım Rölesi, sistemdeki gerilim eşitsizliğinden mevcut kaçağı hassaslıkla algılamakta ve sorunsuz şekilde enerjiyi kesmektedir.

Neden 30mA?

İnsan vücudunun elektrik akımından zarar görme eşiği 30mA’dır. 30mA’ya kadar olan kaçak akım değerleri insan vücudu için büyük risk taşımazken, bu değer üzerindeki akımlar siz ve sevdikleriniz için tehlike oluşturmaktadır. 30mA eşik değeri olarak belirlenen ve elektrik tesisatına bağlı olması gereken kaçak akım röleleri, kaçak akımı bu değer üzerine çıkmadan algılar ve tehlikeyi engeller. Evlerde ve iş yerlerinde kaçak akım röleleri mutlaka kullanılmalı, hayati önem taşıdığı için ne olursa olsun devre dışı bırakılmamalıdır. Kaçak akım koruma rölesi, insanların elektrikle doğrudan ve dolaylı temaslarına, cihazların da yalıtım hatalarına ve yangın riskine karşı korunabilmesi için kullanılması zorunlu bir cihazdır. Kaçak akımın derecesi insan vücuduna etki etmeyecek kadar küçük olabileceği gibi çok yüksek değerlerde olup, ağır yaralanmalara ve ölümlere de yol açabilir. 30mA değerinde kaçak akım koruma rölesi; insan hayatını korumak, 300mA değerind ekaçak akım koruma rölesi; yalıtım hatalarından kaynaklanan yangın riskini önleme amacıyla tercih edilmelidir.

Kaçak akıma karşı üstün ve hassas koruma…

Güvenli tasarımı ile birlikte basit ve sağlam bir çalışma mekanizmasına sahip olan VİKO Kaçak Akım Röleleri, yenilik ile verimliliği, esneklik ile işlevselliği birleştirerek konut, ticari ve endüstriyel sektörde kullanım için tasarlanarak üretilmektedirler. VİKO Kaçak Akım Koruma Röleleri; 30mA’da Hayat (İnsan Koruma), 300mA’da da Tesisat (Yangın Koruma) koruma için çalışırlar.Kaçak akım röleleri; topraklama sistemi ve sigortalarla birlikte sistem tamamlayıcısı olarak kullanılmalıdır. VİKO Kaçak Akım Koruma Röleleri, otomatik sigortalar ile tasarımsal uyumluluğu sayesinde, iğne ve çatal tipi busbar bağlantısına uygun terminalleriyle özellikle pano uygulamalarında hızlı ve kolay montaj özellikleriyle müşterilerine çözüm sunmaktadır.

Düzenli kontrol için aylık test butonu ve IP20 sınıfı elle temasa karşı yüksek korumalı bağlantı terminalleri de VİKO Kaçak Akım Koruma Rölelerinin özellikleri arasında yer almaktadır.Teknik olarak ise 2 veya 4 kutup, 30mA ve 300mA hata akım kesme değeri, 25A – 80A arası beyan akım değerleri ve 6kA kısa devre kesme kapasitesi,VİKO Kaçak Akım Rölelerinin diğer özelliklerinden birkaçı…

Türkiye’de Enerji

Mavibayrak Enerji Tesisleri Liseli Öğrencileri Ağırladı

0

Dünyada yüzde 100 pamuk sapından enerji üreten sayılı santrallerden Mavibayrak Enerji Tesisleri liseli öğrencileri ağırladı. Söke’de ileri teknolojiyle donatılmış tesisleri gezen Hilmi Fırat Anadolu Lisesi öğrencileri hayranlıklarını gizlemedi.

Söke Hilmi Fırat Anadolu Lisesi öğrencileri, Global Yatırım Holding’in sahibi olduğu dünyanın en ileri teknolojileriyle donatılmış Mavibayrak Enerji Tesisleri’ni ziyaret etti. Okul Müdürü Erol Barut ve Kimya Öğretmeni Sevil Candal’ın eşlik ettiği 29 öğrenci, Kazan ve Türbin Binası, Kontrol Şalt Binası, Su Arıtma Tesisi, Soğutma Kulesi ve diğer yardımcı tesisleri gezerek, bilgi aldı. Tesisin İşletme ve Bakım Müdürü O. Poyraz Güler’in evsahipliğinde gerçekleştirilen gezi sırasında öğrencilere, enerji santral prosesi hakkında bilgilendirme de yapıldı. Öğrenciler ayrıca enerji santralinin çevreye etkisi, çalışma prensibi ve bu yatırımın neden Söke’de yapıldığı gibi konularda yönelttikleri soruların cevaplarını da aldı.

Söke Hilmi Fırat Anadolu Lisesi öğrencileri, tesisi ziyaret etme şansı buldukları ve sorulara çok net yanıtlar aldıkları için memnuniyetlerini dile getirdi. Bazı öğrenciler ise gelecekte meslek olarak temiz enerji ile ilgili mühendislik dallarını seçmeye karar verdiklerini dile getirdi.

Tesislerinin, ileri teknoloji ile donatılmış, alanında dünyadaki örnek tesislerden biri olduğuna dikkat çeken Mavibayrak Enerji İşletme ve Bakım Müdürü O. Poyraz Güler, “Söke’deki tesisimiz, yüzde 100 pamuk sapından enerji üreten dünyadaki sayılı tesislerden biri. 12 MW kurulu gücündeki santralimiz, hasat sonrasında tarlada kalan pamuk saplarını elektrik enerjisine dönüştürüyor. 12 MW’lık kapasite ile yılda yaklaşık 80 milyon kWs elektrik üreten santralimiz, 30 bin konutun elektrik ihtiyacını karşılıyor” şeklinde konuştu.

Faselis/Türkiye’de Enerji