8.4 C
İstanbul
Cuma, Nisan 10, 2026
Ana Sayfa Blog Sayfa 131

İnşaat malzemesi sanayisinde son 5 yılın en yüksek üretim artışı gerçekleşti

Türkiye İMSAD, yapı sektörü ve ekonomi çevreleri tarafından dikkatle izlenen aylık sektör raporunu açıkladı. ‘Türkiye İMSAD Şubat 2018 Sektör Raporu’nda; inşaat malzemesi sanayisinin, 2017 yılında üretimini yüzde 6,4 artırdığı vurgulandı. Ayrıca 2017’nin, son 5 yılın en yüksek üretim artışının gerçekleştiği yıl olduğuna dikkat çekildi. 2017 yılı ihracatının ise yüzde 8,0 artarak 16,38 milyar dolar olarak gerçekleştiği; bu yükselişle, inşaat malzemeleri sanayisinin gerçekleştirdiği yıllık ihracatın, 3 yılın ardından yeniden artış gösterdiği belirtildi.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD)’nin, sektörün çatı kuruluşu olarak hazırladığı ‘Şubat 2018 Sektör Raporu’nda; inşaat malzemesi sanayisinin 2016 yılında 15,16 milyar dolar olan yıllık ihracatının, 2017’de yüzde 8 artarak 16,38 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkat çekildi. 2017 yılında yaşanan üretim artışında, yurtiçinde inşaat sektöründe hızlanan büyümenin ve yurtdışında iyileşmeye başlayan pazarların etkili olduğu ifade edildi. Ayrıca 3 yılın ardından yeniden artış gösteren ihracatın, yıl genelinde yükseliş eğiliminde olduğu ve özellikle ihracat pazarlarındaki toparlanmadan destek bulduğu belirtildi. Raporda, şu tespitler yer aldı:

26 alt sektörden 22’sinde üretim arttı
2017 yılında inşaat malzemeleri alt sektörlerindeki sanayi üretiminde artış eğilimi ağırlık kazandı. 26 alt sektörden 22’sinde üretim geçen yıla göre artarken, sadece 4 alt sektördeki üretimin geçen yıla göre gerilediği görüldü. İnşaat malzemeleri sanayisinde ağırlıklı yeri olan sektörlerden 12’sinde yıllık üretim artışı çift haneli rakamlarla gerçekleşti. Merkezi ısıtma radyatörleri, kilit ve menteşeler, soğutma ve ısıtma donanımları, metalden kapı ve pencere, inşaat amaçlı beton ürünleri, düz cam, musluk vana ve valfler, seramik sıhhi ürünler ile çimento ve kabloların üretiminde yüzde 10’un üzerinde büyüme yaşandı. Yıl genelinde mermerler, seramik karolar, inşaat demirleri ile metal yapı parçaları üretimlerinde ise daha sınırlı büyüme görüldü. Geçen yıla göre üretimi gerileyen sektörler ise fırınlanmış kilden karolar, duvar kağıdı, boru profiller ile bina doğramacılığı ve marangozluk ürünleri oldu.

Alınan yapı ruhsatları 2017’de yüzde 31,8 arttı

2017 yılında alınan toplam yapı ruhsatları metrekare bazında yüzde 31,8 artarak 270,7 milyon metrekare oldu. Böylece 2017, son 3 yılda en yüksek yapı ruhsatı alınan yıl oldu. 1 Ekim 2017’de yürürlüğe giren yeni imar düzenlemelerinin sınırlayıcı etkilerinden kaçınmak için alınan konut yapı ruhsatları büyümede etkili oldu. Alınan konut yapı ruhsatları yüzde 35,1 artarak 213,5 milyon metrekareye ulaştı. Konut dışı binalar için alınan yapı ruhsatları da 3 yıl sonra 2017 yılında arttı ve metrekare bazında yüzde 20,7 yükselerek 57,2 milyon metrekare olarak gerçekleşti. Alınan yapı ruhsatlarının büyüklüğü inşaat sektörü ve inşaat malzemeleri sanayisi için ümit vermekle birlikte, bu ruhsatların bir bölümünün hayata geçemeyebileceği de değerlendirildi.

Alınan yapı izinleri 2017’de 161,1 milyon metrekareye yükseldi

2017 yılında alınan yapı izinleri, kullanıma sunulan fiili arzı göstermesi açısından sektörde önemli bir veri olarak kabul ediliyor. 2017 yılında alınan toplam yapı izinleri yüzde 6,6 artarak 161,1 milyon metrekareye yükseldi. Konut tarafında yapı izinleri yüzde 9,4 genişledi ve 125,7 milyon metrekare olarak gerçekleşti. Konut dışı binalarda ise alınan yapı izinleri veya kullanıma sunulan arz yüzde 2,2 gerileyerek 35,4 milyon metrekareye indi. Konut tarafında arzda artış sürerken, konut dışı ticari binalarda 2017 yılında henüz büyümenin başlayamadığı görüldü.

Teşvikler konut üretimini hızlandırdı

2016 ve 2017 yıllarında konut satışlarına getirilen teşviklerin konut üretimini hızlandırdığı görüldü. Ancak konut satışlarına yönelik teşvikler sona erdi ve bu nedenle konut satışları normal seviyesinde devam etti. Bu süreçte alınan yüksek konut yapı ruhsatları ve konut yapı izinleri dikkate alındığında 2018’in, konut üreticileri için yine zor geçecek bir yıl olabileceği ifade edildi.

Konut satışları 2018’e artışla başladı
Konut satışları 2018 yılına artış ile başladı. Konut satışları, Ocak ayında geçen yılın Ocak ayına göre yüzde 1,7 artarak 97 bin 019 oldu. 2017 yılı Eylül ayında yaklaşık bir yıl süren teşviklerin kaldırılmasının ardından 2017 Ekim-Kasım-Aralık aylarında satışlar 2016 yılının aynı aylarının altında gerçekleşmişti. Konut satışlarındaki bu gerilemenin yeni yılda da sürme olasılığı bulunmakla birlikte 2018 yılı Ocak ayında satışlarda yaşanan artış ümit verici oldu.

Konut kredisi faiz oranlarında artış
Konut kredisi faiz oranları 2017 yılının ikinci yarısından itibaren artmaya başladı. 2017 yılı Haziran ayında yüzde 0,98 olan ayılık ortalama konut kredisi faiz oranları Eylül ayında yüzde 1,07’ye, Aralık ayı sonunda ise yüzde 1,13’e yükseldi. Konut kredisi faiz oranlarındaki artışın 2018 yılında da devam ettiği görüldü. Faiz oranları Şubat ayında yüzde 1,16’ya çıktı. Raporda, bankaların mevcut kaynak maliyetleri ve yüksek enflasyon nedeniyle konut kredisi faizlerinin yüksek kalmaya devam edeceğine değinildi.

Kamu yatırımlarındaki küçülme inşaat işlerini etkileyecek

Kamu yatırım harcamaları ve yürüttüğü mega projeler son yıllarda inşaat sektöründe sürükleyici oldu. 2017 yılında ekonomideki durgunluğu aşmak üzere kamu yatırımları arttırıldı ve 116,2 milyar TL olarak gerçekleşti. 2018 yılında ise bütçe kısıtları nedeniyle kamu yatırım harcamaları 88,1 milyar TL olarak planlandı. 2018 yılında kamu yatırımlarının inşaat sektörüne olumlu katkısı azalıyor.

İklim Değişikliği Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor

İklim değişikliği sadece tarımsal üretimi tehdit etmekle kalmıyor, gıda güvenliği açısından da büyük riskler içeriyor.

20. Yüzyılın ortalarından bu yana yaşamımızın bir parçası haline gelen küresel iklim değişikliği, sürdürülebilir tarım uygulamaları üzerindeki etkisiyle gıda güvencesi açısından bir tehdit olarak algılanırken, gıda güvenliği açısından da yeni tehlikeleri gündemimize taşıyor.

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, uzmanların iklim değişikliğinin gıda güvenliğine etkilerini “bakteriler, virüsler ve protozoalar”, “zoonozlar ve diğer hayvan hastalıkları”, “toksinojenik küfler ve mikotoksinler”, “zararlı alg üremesi ve balıkçılık ürünleri güvenliği”, “zararlı aktivitelerinin artması”, “gıda zincirinde çevresel bulaşanlar ve kimyasal kalıntılar”, “acil durum halleri” olmak üzere 7 ana başlıkta incelediklerini belirterek, bugünden önlem alınmazsa 21. yüzyılın ikinci yarısında gıda güvenliği açısından ciddi sıkıntıların yaşanacağına dikkat çekti.

Samim Saner, iklim değişikliğinin denizlerde ve karada tüm canlıların yaşam koşullarını yeniden yapılandırdığına dikkat çekerek, basit bir anlatımla bunun deniz ürünlerinde, bitkisel ve hayvansal ürünlerde çevresel bulaşanlar riskini, önlemlerini yeniden değerlendirip düzenleme ihtiyacını doğurduğunu vurguladı. İklim değişikliğinin gıda güvenliğine etkilerinin 3-4 Mayıs 2018 tarihinde İstanbul Grand Cevahir Hotel Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek 6. Gıda Güvenliği Kongresinde de uzmanları ile ayrıntılı biçimde ele alınacağını belirten Saner, Kongre’nin 4 Mayıs 2018 tarihinde saat 14.00’de gerçekleştirilecek özel oturumunda Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’dan Mary Kenny’nin “İklim Değişikliği ve Gıda Güvenliği Üzerine Etkileri”, İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu’nun “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Tarımda Sürdürülebilirlik” konularında bilimsel ve geniş içerikli birer sunum yapacaklarını, National Geographic Dergisi’nin yıllar boyunca çevre konusundaki şef editörlüğünü yapmış olan Dennis Dimick’in ise “İnsan çağı: Antroposen ikilemle yüzleşmek” başlığıyla unutamayacağımız bir görsel sunumla oturumu zenginleştireceğini söyledi.

Ülkemizde ve bölgemizde ana teması sadece gıda güvenliği olan tek kongre olma özelliği taşıyan ve katılımcıların http://www.gidaguvenligikongresi.org linkinden kayıtlarını gerçekleştirebildikleri 6. Gıda Güvenliği Kongresi, sektör, kamu kurumları, üniversiteler, meslek kuruluşları, uluslararası uzmanlar ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek gıda güvenliği konusunda bilgilerin paylaşıldığı, yeni sentezlere ulaşıldığı ve bu birikimin pratiğe aktarılabildiği en güvenilir platform olma misyonunu da taşıyor.

6. Gıda Güvenliği Kongresi Kongre Takvimi:

Erken Kayıt Son Tarihi: 30 Mart 2018

Bildiri Özeti Son Gönderim Tarihi: 01 Mart 2018

Kongre Tarihi: 03-04 Mayıs 2018

İhracat yine çift haneli arttı

Şanlı ordumuz Afrin’de destanlar yazarken, ihracatçılarımız da ihracat rakamları ile ülkemize moral vermeye devam ediyor. TİM verilerine göre Şubat ayı ihracatı yüzde 14,8 artarak 12 milyar 889 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2018 Şubat ayı, ihracat tarihindeki en iyi şubat ayı oldu. Böylece 2016 Kasım ayında bu yana, yani tam 16 aydır ihracattaki artış devam etti.TİM Başkanı Büyükekşi, “Artık ihracatımız artacak mı artmayacak mı diye değil, artış tek haneli mi çift haneli mi olacak diye düşünüyoruz. Şubat ayıyla birlikte çift haneli artışa adeta alıştık. Değer bazında ihracat da yüzde 14,8 arttı. Yani aynı malı, daha yüksek fiyattan ihraç ettik” dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Şubat ayı ihracat rakamlarını ilişkin açıklamayı Senegal’den gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Afrika heyetinde olduklarını belirten TİM Başkanı “Salı günü Cumhurbaşkanımız ile birlikte çıktığımız Afrika ziyaretimizde Cezayir ve Moritanya’da çok başarılı temaslarda bulunduk. Dün akşam Senegal’e geçtik. İhracat rakamlarımızı bu ay Afrika’dan açıklıyoruz. 15 yıl önce Cumhurbaşkanımızın başlattığı Afrika açılımımız, son hızıyla devam ediyor. İnşallah bu ülkelerle hem siyasi hem de ticari anlamda yeni ortaklıklara imza atacağız” dedi.

12 aylık ihracat 160 milyar dolara dayandı
TİM verilerine göre, Şubat ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,8 artarak 12 milyar 889 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece 2018 Şubat ayı, TİM verilerine göre ihracat tarihindeki en iyi Şubat ayı oldu. 2018’in ilk 2 ayında ihracat yüzde 12,8 artışla 25 milyar 346 milyon dolar olurken, son 12 aylık ihracat da yüzde 11,1 artarak 159 milyar 27 milyon dolara ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracat rakamları ile ilgili yaptığı değerlendirmede “Şanlı ordumuz Afrin’de destanlar yazarken, ihracatçılarımız da ihracat rakamları ile ülkemize moral vermeye devam ediyor. 2016 Kasım ayında bu yana, yani tam 16 aydır ihracatımızda artış açıklıyoruz. Son 10 yıldır böyle uzun süreli bir artış temposunu sadece 2011-2012 yıllarında yakalamıştık. İnşallah yılsonuna kadar artışlara devam ederek, son 10 yılın en uzun soluklu artış trendini yakalamış olacağız“ dedi.

İhracatın başarılı seyrine değinen TİM Başkanı “Ocak ayında Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekci ile birlikte Ankara’da gerçekleştirdiğimiz toplantıda, bu yılı İhracatta Rekorlar Yılı ilan etmiştik. OVP’deki 169 milyar doları aşacağımızı, 170 milyar doların üzerine çıkacağımızı belirtmiştik. İlk 2 aylık veriler, hedeflerimize sapmadan ilerlediğimizi ortaya koyuyor. Kalan aylarda da bu başarının artarak devam etmesini bekliyoruz” dedi.

Artışlar çift haneli

Ocak ayında ihracatın yüzde 10,7 artışla 12,5 milyar dolar olduğunu hatırlatan Büyükekşi, “Şubat ayında da yüzde 14,8’lik bir artış yakaladık. Artık ihracatımız artacak mı artmayacak mı diye değil, artış tek haneli mi çift haneli mi olacak diye düşünüyoruz. Şubat ayıyla birlikte çift haneli artışa adeta alıştık” dedi.

İhracatın yüzde 22’si otomotivden geldi

Sektörel bazda Şubat ayında en fazla ihracatı, 2,8 milyar dolarla otomotiv sektörü gerçekleştirdi. Bu sektörün ihracatı Şubat ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25,7 arttı. Otomotiv sektörünün rekorlara devam ettiğini kaydeden Büyükekşi “Sektörümüz Şubat ayında ihracatımızın yüzde 22’sini tek başına sırtladı” dedi.

Otomotivi 1,4 milyar dolarla hazırgiyim ve konfeksiyon, ve 1,3 milyar dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti. Şubat ayında en fazla ihracat artışı yaşayan sektörler ise yüzde 101 artış ile zeytin ve zeytinyağı, yüzde 71,8 artışla süs bitkileri ve mamulleri, yüzde 47,4 artışla tütün oldu. Bu dönemde genele baktığımızda ise tarım ihracatı yüzde 10,6, sanayi ürünleri ihracatı yüzde 15,8 ve madencilik ürünleri ihracatı da yüze 8,1 arttı.

Almanya birinciliğini korudu, AB’nin payı yüzde 53 oldu

İhracat pazarlarına bakıldığında Şubat ayında 159 ülke ve bölgeye ihracat yükseldi. En fazla ihracat yapılan ilk 5 ülkeden; Almanya’ya ihracat yüzde 21,7; İtalya’ya yüzde 27,7; İngiltere’ye yüzde 20,4; ABD’ye yüzde 4; Fransa’ya yüzde 19,1 arttı. En fazla ihracat yapılan 20 ülke arasında ise en yüksek artış ise 70,5 ile Belçika’da yakalandı.

Ülke grubu bazında ihracat ise şöyle şekillendi: Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre; AB’ye ihracat yüzde 24,6 artış gösterdi. Böylelikle, Şubat ayında AB’nin ihracattaki payı yüzde 53 olarak gerçekleşti. Bunun yanında, Şubat ayında, Afrika’ya ihracatımız yüzde 16,7, Bağımsız Devletler Topluluğu’na yüzde 20,6, Kuzey Amerika’ya ise yüzde 3,5 arttı. Serbest Bölgelere ihracatta ise yüzde 24,3 artış yaşandı.

Aynı malı daha yüksek fiyata ihraç ettik

Şubat ayında ihracatın miktar bazında yüzde 1,5 yükselişle 9,5 milyon tona çıktığına değinen Büyükekşi, “Değer bazında ihracat yüzde 14,8 arttı. Yani aynı malı, daha yüksek fiyattan ihraç ettik. Bu da ihracatımızın birim fiyatına olumlu yansıyacak son derece önemli bir gelişme. Her platformda dile getirdiğimiz, sayısız etkinlikle oluşturmaya çalıştığımız Ar-Ge, İnovasyon, Tasarım ve Markalaşma bilinci, ihracatımıza yansımaya devam ediyor” dedi.

İstanbul yine zirvede, Ankara’dan sürpriz atak

İllerin ihracat performansına bakıldığında ise Şubat ayında 60 ilin ihracatı artarken, 20 ilin ihracatı geriledi. En fazla ihracat yapan ilk 5 ilin ihracatı şu şekilde oldu: İstanbul 5,3 milyar dolar, Bursa 1,3 milyar dolar, Kocaeli 1,2 milyar dolar, İzmir 817 milyon dolar ve Ankara 598 milyon dolar. İlk 10’da en yüksek ihracat artışını ise yüzde 25,3 ile Ankara gerçekleştirdi.

2018’de atılımı, rekorla taçlandıracağız

Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) geçtiğimiz günlerde 12 aylık verileri açıkladığını hatırlatan Büyükekşi, buna göre DTÖ’nün aylık verilerini takip ettiği 70 ülkenin toplam ticaretinin 2017’de yüzde 10 artışla 16,3 trilyon dolara çıktığını bildirdi. Çin’in ihracatını yüzde 8,2, Almanya’nın yüzde 8,6, ABD’nin yüzde 6,6 oranında artırdığını vurgulayan Büyükekşi, “Biz de Türkiye olarak, ‘Atılım Yılı’ ilan ettiğimiz 2017’de yüzde 10,2 artışla küresel rakamların üstünde bir performans sergiledik. Büyümede rekorlar kırdık, istihdamda önemli artışlar yakaladık. Bu başarılı gidişatı 2018’de de devam ettireceğiz. Hükümetimizin bizlere verdiği desteklerden aldığımız güçle, dünyanın her köşesinde bayrağımızı gururla dalgalandırıyoruz” dedi.

‘İlk 1.000 İhracatçı’ araştırması başladı

2017 yılı ‘İlk 1.000 İhracatçı’ araştırması için çalışmalara başladıklarını da kaydeden Büyükekşi, “Çalışmamız Şubat ayında başladı, sonuçları Mayıs ayında açıklayacağız. Firmalarımız da ödüllerini Haziran ayındaki genel kurulumuzda alacaklar. Bu yıl İlk 1.000 İhracatçı listemizdeki firmalarımızda il bazında oldukça yüksek bir çeşitlilik olduğunu görüyoruz. Listede tam 49 ilimizden firmalar yer alıyor; Mardin’den, Şırnak’tan, Çankırı’dan, Anadolu’nun pek çok ilinden ihracatçılarımız İlk 1.000 İhracatçı arasında kendilerine yer buldu. İhracatın tüm Türkiye’ye yayılıyor olduğunu görmek bizim için oldukça sevindirici” dedi.

Yakıt karışımları çeşitlenmeye devam ederken enerji talebi artıyor

0

BP’nin Enerji Görünümü raporunun 2018 baskısı 20 Şubat tarihinde yayınlandı. Rapor, küresel enerji dönüşümünü 2040’a kadar biçimlendiren güçleri ve bu dönüşüm kapsamındaki belirsizlikleri ele alıyor. Enerji dönüşümünün hızının belirsiz olması nedeniyle yeni Görünüm raporu bir dizi senaryoyu dikkate alıyor. Raporda, küresel çaptaki doğal gaz talebinin büyük artış gösterdiğine ve kömürü geride bırakarak dünyanın ikinci en büyük enerji kaynağı olacağına dikkat çekilirken, petrol ve doğal gazın dünya enerjisinin yarısından fazlasını oluşturmasının beklendiği açıklandı. 2030’lu yılların başında Hindistan’ın Çin’i geride bırakarak, dünyanın en hızlı büyüyen enerji pazarı olmasının beklendiği raporda gerçekleşmesi muhtemel senaryolar ise şu şekilde belirtildi:

Devlet politikalarının, teknolojilerin ve toplumsal tercihlerin yakın geçmişe benzer bir şekilde ve hızda gelişeceğini varsayan “Gelişen Dönüşüm” senaryosu, aşağıdaki durumların gerçekleşebileceğine dikkat çekiyor;

§Gelişmekte olan ekonomilerdeki hızlı büyüme, küresel enerji talebinde üçte bir oranında artışa neden olmaktadır.

§Küresel enerji karışımı, 2040 yılına kadar dünyada şimdiye kadar görülen en fazla çeşitliliği barındırmakta olup petrol, gaz, kömür ve fosil olmayan yakıtların her biri buna yaklaşık dörtte bir oranında katkıda bulunmaktadır.

§Yenilenebilir enerji kaynakları en hızlı büyüyen yakıt kaynağıdır ve beş kat artarak birincil enerjinin yaklaşık %14’ünü sağlamaktadır.

§Petrol talebi, ileriki yıllarda dengelenmeden önce Görünüm raporu döneminin büyük bölümünde artmaktadır.

§Doğal gaz talebi kuvvetli bir şekilde artış göstermekte ve kömürü geride bırakarak ikinci en büyük enerji kaynağı olmaktadır.

§Petrol ve gaz birlikte dünya enerjisinin yarısından fazlasını oluşturmaktadır.

§Küresel kömür tüketimi yatay seyir izlemekte ve Çin’in kömür tüketiminin büyük ihtimalle yükseliş sonrası durağan bir noktaya geldiği görülmektedir.

§Elektrikli araçların adedi, araç parkının yaklaşık %15’ine kadar artış göstermekte ancak çok daha yüksek kullanım yoğunlukları nedeniyle bu adet, binek araçların kilometresinin %30’una tekabül etmektedir.

§Karbon emisyonları artmaya devam etmekte, bu da geçmişe oranla farklı olarak kapsamlı bir eylem planı ihtiyacına işaret etmektedir.

BP CEO’su Bob Dudley “BP Enerji Görünümü 2018” raporu ile ilgili olarak, “BP’nin stratejisi, enerji endüstrisindeki önemli değişikliklere karşı esnek ve uyarlanabilir olmalıdır. Bu rapor, değişikliklerin olası etkilerini değerlendirmekte ve uzun vadeli planlarımız için bilgi sahibi olmamıza yardımcı olacak. Bu değişimlerin bizi nereye götüreceğini tahmin edemiyoruz ancak bu bilgiyi geleceğin enerji ihtiyaçlarını karşılama konusundaki rolümüze uyum sağlamak ve bu rolü yerine getirmeye hazırlanmak için kullanabiliriz” dedi.

BP Baş Ekonomisti Spencer Dale ise, “Farklı enerji kaynakları arasında, yüksek seviyede enerji arzı ve sürekli enerji verimliliği iyileştirmeleri ile artan rekabet görüyoruz. Dünya, daha az ile daha çok şey yapmayı öğrendiğinden, enerji talebi, şimdiye kadar gördüğümüz en çeşitli yakıt karışımlarıyla karşılanacak. 2040 yılına kadar petrol, gaz, kömür ve fosil olmayan yakıtların her biri dünya enerjisinin yaklaşık dörtte birini karşılıyor. Enerji talebindeki artışın %40’ından fazlası yenilenebilir enerji ile karşılanıyor” diye konuştu.

Rapordaki analizlerin önemli bir kısmı “Gelişen Dönüşüm” senaryosuna dayandırılırken, senaryo ve rapordaki diğer hususlar, farklı kararların ve varsayımların olası sonuçlarını inceliyor. Rapor, birkaç senaryoyu dikkate almakta ve enerji dönüşümünü yakıtlar, sektörler ve bölgeler olarak üç farklı bakış açısıyla inceliyor.

Yakıt analizi

Petrol talebi, ileriki yıllarda dengelenmesine rağmen, raporun büyük bölümünde artıyor. Tüm talep artışı, gelişmekte olan ekonomilerden geliyor. Arzdaki büyüme, ABD’deki petrol sıkışıklığı ve Orta Doğu üreticilerinin pazar payı büyütme stratejisini benimsemesi nedeniyle OPEC’in 2020’lerin sonlarından itibaren bunu üstlenmesi ile sürüyor. Taşımacılık sektörü, küresel petrol talebine hakim olmaya devam ediyor ve toplam büyümenin yarısından fazlasını oluşturuyor. Raporun sonuna doğru dengelenen, taşımacılıktan gelen enerji talebindeki büyümenin büyük kısmı karayolu dışı (çoğunlukla hava, deniz ve demiryolu) taşımacılıktan ve kamyonlardan gelirken otomobillerden ve motosikletlerden küçük artış elde ediliyor. 2030’dan sonra ise petrol talebindeki büyümenin ana kaynağı, özellikle petrokimyasallar için ham madde olarak yanma ile ilgili olmayan kullanımlardan kaynaklanıyor.

Doğal gaz, hızla büyüyen gelişmekte olan ekonomilerdeki artan sanayileşme ve güç talebi düzeyleri, kömürden gaza geçişin devam etmesi, Kuzey Amerika ve Orta Doğu’daki düşük maliyetli arzların artışı ile desteklenen bu dönemde güçlü şekilde büyüyor. 2040’a gelindiğinde ABD, küresel gaz üretiminin neredeyse dörtte birini karşılayacağı ve küresel LNG (Sıvı Doğal Gaz) arzı iki kattan fazla gerçekleşeceği öngörülüyor. 2020’lerin başında LNG kapasitelerinin, bölgeler arası boru hattı sevkiyatlarını aşmasıyla, LNG arzlarındaki süregelen büyüme, gazın dünyadaki mevcudiyetini büyük ölçüde artıracak.

Kömürtüketimi, Görünüm raporu döneminde dengeli seyretmekte olup Çin ve OECD’deki düşüşler, Hindistan ve diğer gelişmekte olan Asya ekonomilerindeki talep artışıyla telafi ediliyor. Çin’in 2040 yılına kadar kömür için en büyük pazar olup, küresel kömür talebinin %40’ını oluşturması bekleniyor.

Yenilenebilir enerji %400’ün üzerinde büyüyor ve küresel enerji üretimindeki artışın %50’sinden fazlasını oluşturuyor. Bu güçlü büyüme, rüzgâr ve güneş enerjisinin artan rekabet gücü sayesinde sağlanıyor. Sübvansiyonlar, yenilenebilir enerjinin giderek diğer yakıtlara karşı rekabet edebileceği 2020’lerin ortalarında kademeli olarak ortadan kalkıyor. Çin, büyümenin en büyük kaynağı olup OECD ülkelerinin tamamından daha fazla yenilenebilir enerji sağlarken, Hindistan da 2030’a kadar büyümenin en büyük ikinci kaynağı oluyor.

Sektör analizi

Birincil enerji talebindeki artışın yaklaşık %70’ini elektrik oluşturuyor. Yenilenebilir enerjinin kullanım oranının, hızlı bir şekilde artması ve bugün %7 olan bu oranın 2040’a kadar dörtte bire ulaşmasıyla, güç üretiminde kullanılan yakıtların karışımı bariz bir şekilde dönüşüme uğruyacak. Buna rağmen kömürün, 2040 yılına kadar güç üretiminde en büyük enerji kaynağı olmayı sürdürmesi bekleniyor. Toplam taşımacılık talebi iki katına çıkmasına rağmen taşımacılık enerji talebi yalnızca %25 oranında artıyor ki, bu da araç verimliliğindeki artışları yansıtıyor. Alternatif yakıtların (özellikle doğal gaz ve elektrik) penetrasyonunun artışına rağmen, taşımacılık sektöründe petrolün egemenliği devam etmesi bekleniyor. (2040 yılında yaklaşık %85).

Bu yılın Görünüm raporu, taşımacılık sektöründe elektriğin penetrasyonunu hem elektrikli araç sayısını (EV’ler) hem de her bir aracın ne kadar yoğun kullanıldığını göz önüne alarak ölçüyor.

Gelişen Dönüşüm senaryosunda, küresel otomobil parkındaki EV’lerin payı 2040 yılına kadar yaklaşık %15’e ulaşacak ki bu da neredeyse 2 milyarlık bir otomobil parkında 300 milyondan fazla otomobil demek. Bununla birlikte, elektrikli otomobillerin kullanım yoğunluğu da hesaba katıldığında, elektrikle çalışan binek otomobillerin kilometre payı yüzde 30’un üzerinde. Görünüm raporu, paylaşılan mobiliteli tam otonom araçların etkileşiminin, elektrikli otomobillerin kullanım yoğunluğunu nasıl büyük ölçüde artırabileceğini gösteriyor.

2040’a kadar olan dönemde önemli bir belirsizlik de elektrikli otomobil satışlarının artış hızı olacak. Görünüm raporu, bu belirsizliğin önemini ölçmek için 2040 yılından itibaren içten yanmalı motorlu (ICE) otomobil satışlarında dünya çapında bir yasak olduğunu varsaydığı bir senaryoyu dikkate alıyor. Bu senaryo, Gelişen Dönüşüm senaryosuna göre sıvı yakıt talebini günde yaklaşık 10 milyon varil azaltıyor ancak yine de 2040 yılında ‘ICE yasağı’ senaryosundaki petrol talebi seviyesi 2016’dan daha yüksek oluyor.

Dale elektrikli otomobillerle ilgili olarak da şunları söyledi: “Elektrikli otomobillerdeki hızlı bir büyümenin – hatta çok hızlı bir büyümenin petrol talebinin çökmesine neden olacağı fikri temel rakamlarla desteklenmiyor” diyor ve şöyle devam ediyor: “Bir ICE yasağını ve çok yüksek verimlilik standartlarını gördüğümüz senaryoda bile, petrol talebi 2040 yılında bugünkü seviyeden daha yüksek.”

Yakıtların yanma ile ilgili olan ve olmayan kullanımlarını içeren endüstriyel enerji talebi, enerji tüketimindeki artışın yaklaşık yarısını oluşturuyor.

Çin’in büyük ölçüde daha az enerji tüketen bir hizmete ve tüketici yönelimli sektörlere geçişine bağlı olarak elde edilen verimlilik artışı, endüstriyel enerji talebinde daha yavaş büyümeye neden oluyor (yanma ile ilgili olmayan sektör hariç). Çin’in yavaşlayan büyümesinin bir kısmının Hindistan ve Afrika da dâhil olmak üzere düşük gelirli ekonomilere kayma ihtimali yüksek görülüyor.

Özellikle petrokimyasallar için ham madde olmak üzere yakıtların yanma ile ilgili olmayan kullanımı, petrol ve gaza olan toplam talebin en hızlı artan kaynağı. Bazı ürünlerin, özellikle de tek kullanımlık plastiklerin ve ambalajların kullanımı üzerindeki artan çevresel baskıların büyümeyi geçmişteki eğilimlere göre oldukça belirgin biçimde olumsuz etkilemesine rağmen, yakıtların yanma ile ilgili olmayan kullanımı, diğer endüstriyel kullanımların neredeyse iki katı oranında artıyor. Petrol, yanma ile ilgili olmayan enerji kullanımındaki büyümenin neredeyse üçte ikisini oluşturuyor ve geri kalanını da büyük ölçüde doğal gaz sağlıyor.

Bölgesel analiz

Enerji tüketimindeki tüm büyüme, hızla gelişmekte olan Çin ve Hindistan gibi ekonomilerde, 2040 yılına kadar küresel enerji talebindeki büyümenin yarısını oluşturuyor. Bu dönemde Çin’in enerji artışı, daha sürdürülebilir bir ekonomik büyüme modeline geçtikçe yavaşlıyor. Hindistan’ın talep büyümesindeki yavaşlama daha az belirgin ve 2030’lu yılların başında dünyanın en hızlı büyüyen enerji pazarı olarak, Çin’i geçeceği öngörülüyor. Görünüm raporunun ileri safhalarında Afrika, 2035’ten 2040’a kadar küresel talebin artmasına Çin’den daha fazla katkıda bulunarak enerji talebini artırmada giderek daha önemli bir rol oynayacak.

Karbon emisyonları

Görünüm raporunun Gelişen Dönüşüm senaryosunda, karbon emisyonları 2040 yılına kadar %10 artıyor. Bu, son 25 yılda görülen oranlardan çok daha düşük olmakla birlikte, Paris İklim Anlaşması taahhütlerini gerçekleştirmek için gerekli olduğu düşünülen keskin düşüşten daha yüksek.

Bu nedenle, Görünüm raporu, 2040 yılına kadar karbon emisyonlarının neredeyse %50 oranında azaltıldığı Uluslararası Enerji Ajansı’nın ‘Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu’nda olduğu gibi karbon emisyonlarında benzer keskin düşüşü içeren bir “Daha Hızlı Dönüşüm” senaryosunu da inceliyor. Bu senaryoda, Gelişen Dönüşüm senaryosuna oranla emisyonların ilave azaltılmasının büyük bir kısmı, 2040 yılına kadar neredeyse tamamen karbon salımı üretmeyen hale dönüşecek enerji sektöründen kaynaklanıyor.

Dudley açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: “Geçmişten çok daha kararlı bir biçimde ayrılmaya ihtiyacımız var. BP’de karbon fiyatlandırmasının önemli bir unsur olması gerektiğine inanmayı sürdürüyoruz çünkü bu, tüketicilerin daha verimli enerji kullanmasından üreticilerin daha az karbonlu enerji biçimleri üretmesine kadar herkesi rol almaya özendiriyor.”

Ogilvy/Türkiye’de Enerji

AYEDAŞ son iki ayda bakım, onarım ve yatırım çalışmalarını sürdürdü

AYEDAŞ, İstanbul Anadolu Yakası’nda kesintisiz ve sürdürülebilir elektrik hizmeti kapsamında Aralık ve Ocak aylarında da bakım, onarım çalışmaları ile yatırımlarına devam etti.

AYEDAŞ, elektrik dağıtımı hizmeti sağladığı İstanbul Anadolu Yakası’nda sürdürülebilir ve kesintisiz enerji sağlanabilmesi amacıyla, bakım, yenileme ve yatırım çalışmalarını sürdürüyor. Daha aydınlık bir kent için Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye ve Üsküdar’da Aralık ayında 14148 aydınlatma armatürünün bakımını gerçekleştiren AYEDAŞ ekipleri, yine adı geçen ilçelerde 209 kilometrelik hattın bakımını yaptı. Kentte 108 elektrik panosu ve 27 trafo merkezini elden geçirdi. Ayrıca 177 dağıtım merkezinin de bakımı gerçekleştirildi.

AYEDAŞ, son iki ayda yeni yatırımlara da hız verdi. İstanbul Anadolu Yakası’na 23,7 kilometrelik yeni kablo döşeyen AYEDAŞ ekipleri, 34,7 kilometrelik kabloyu da yer altına aldı. Kentte, 1438 yeni aydınlatma armatürünün montajı ve 7 kilometrelik deniz kablosu tesisi yapımı tamamlandı.

AYEDAŞ’ın İstanbul Anadolu Yakası’ndaki bakım ve yatırım çalışmaları devam edecek.

Effect/Türkiye’de Enerji

Limak’tan Mozambik’e en büyük Türk yatırımı!

Türkiye’nin en önemli altyapı yatırım şirketlerinden Limak, çimento sektöründeki yatırımlarına devam ediyor. Limak tarafından, Mozambik’in başkenti Maputo’da inşa edilen Limak Mozambik Öğütme ve Paketleme Fabrikası’nın resmi açılışı gerçekleştirildi. Toplam 50 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen fabrika, bugüne kadar bir Türk şirketi tarafından Mozambik’e yapılan en büyük yatırım olma özelliğine sahip. Yılda 700 bin ton üretim kapasitesine sahip fabrikadan Afrika’nın diğer ülkelerine de ihracat gerçekleştirilecek.

Limak Holding Afrika kıtasındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekledi… Geçtiğimiz aylarda Senegal’in 10 yıldır hayalini kurduğu Blaise Diagne Uluslararası Havalimanı’nın inşaatını Summa ile birlikte tamamlayarak hizmete açan Limak Holding, 30 milyona yakın nüfusu ve coğrafi konumuyla, Doğu Afrika’nın en önemli giriş kapısı olarak nitelendirilen Mozambik’teki çimento yatırımını da tamamladı. Ülkenin başkenti ve liman şehirlerinden Maputo’da bulunan Limak Mozambik Öğütme ve Paketleme Fabrikası’nın açılışı Mozambik Devlet Başkanı Filipe Nyussi, Türkiye Cumhuriyeti Maputo Büyükelçisi Zeynep Kızıltan, Limak Çimento CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Gültekin Aksüyek ve Limak Holding İcra Kurulu Üyesi Ahmet Özdemir’in yanı sıra ülkenin siyaset ve iş dünyasından çok sayıda ismin katılımıyla gerçekleştirildi.

Yıllık kapasite 700 bin ton

Maputo’ya yaklaşık 20 kilometre mesafede yer alan ve yaklaşık 80 bin metrekarelik arazi üzerine inşa edilen fabrikada yılda 700 bin ton çimento üretimi gerçekleştirilecek. Öğütme ve paketleme sistemlerinin bulunduğu fabrikada üretilen çimentonun bir bölümü Mozambik iç pazarı için kullanılacak. Fabrikadan ayrıca Afrika kıtasındaki diğer ülkelere de ihracat gerçekleştirilecek.

Yatırımlarımız devam edecek

Projenin açılış töreninde konuşan Limak Çimento CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Gültekin Aksüyek, fabrikanın Limak Çimento Grubu’nun öz kaynaklarıyla finanse edilen 50 milyon dolarlık yatırımla hayata geçtiğini vurgularken, “Bu fabrika; Mozambik’teki en büyük Türk yatırımı olduğu gibi, Mozambik’in de son dönemlerdeki en büyük yatırımlarından biridir. Şüphesiz bu yatırım, Türkiye ve Mozambik ülkeleri arasında hedeflenen iş hacminin büyümesinde lokomotif etkisi yaratarak önemli bir rol alacaktır. Bizim Mozambik’in geleceğine olan güvenimiz tamdır. Limak Grubu, Mozambik’teki yatırımlarına yeni bir entegre çimento fabrikası, muhtelif altyapı, turizm ve enerji yatırımlarıyla hız kesmeden devam etmeyi hedeflemektedir” dedi.

Mozambik’in büyümesine katkıda bulunacağız

Limak Grubu’nun, 65 binden fazla çalışanıyla inşaat, çimento, enerji üretimi-dağıtımı, liman işletmeciliği, turizm, gıda gibi birçok sektörde dünyanın pek çok ülkesinde faaliyet gösterdiğini belirten Aksüyek sözlerini şöyle noktaladı: “ENR Dünyanın En Büyük Müteahhitleri Listesi’nde 85. sıradaki inşaat grubumuz, 16 milyon ton çimento üretim kapasitesine sahip çimento grubumuz, 3.500 MW elektrik üretim kapasiteli enerji grubumuz ve 6.000’den fazla yatak kapasitesine sahip turizm grubumuz ile Mozambik’in yakın gelecekte yakalayacağını düşündüğümüz büyüme trendine katkıda bulunmak Limak Grubu olarak en büyük gayemiz.”

İnşaatı 16 ayda tamamlandı

-Tüm proses hattının kapalı galeri olduğu fabrika, inşa edilen kapalı hammadde stok holleri, proseste kullanılan 10 adet torbalı filtre ve beton yollarıyla Dünya Bankası standartlarında inşa edildi.

-Fabrikanın tamamına yakın bölümünde Türkiye’den ithal edilen ekipmanlar kullanılırken; inşaatı da Türk mühendisler ve yerel işçiler tarafından gerçekleştirildi.

-Limak Çimento Grubu tarafından 16 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan fabrika, yüzde 96’sı Mozambikli olmak üzere toplam 140 kişiye istihdam sağlayacak.

Fabrikanın dörtte biri yeşil alan

-Mozambik’teki en çevreci yatırımlar arasında gösterilen fabrikada, 80 bin metrekarelik sahanın yaklaşık dörtte biri yeşil alan olarak ayrıldı.

-Fabrika arazisinde oluşturulan yaklaşık 20 bin dönümlük yeşil alanda 700’den fazla ağaç çeşidi ve 4 binden fazla bitki çeşidi bulunuyor.

-Limanlar bölgesine yakın stratejik lokasyonu ile Mozambik ile Türkiye arasında dış ticaret hacmine önemli katkılar sağlayacak fabrikada kurulan tam donanımlı
Ar-Ge laboratuvarı da bölgenin inşaat endüstrisinin gelişimine liderlik edecek.

Limak/Türkiye’de Enerji

Spot piyasada elektrik fiyatları %6.8 arttı

Enexion Haftalık Enerji Piyasa Raporu verilerine göre spot piyasa fiyat ortalaması, %6.8 oranında bir artış göstererek 181.3 TL/MWh olarak gerçekleşti.

Türkiye 26.02.2018 tarihli gerçekleşmiş üretim verileri ve gerçekleşmiş piyasa fiyatlarına göre bir önceki hafta 169.8 TL/MWh olarak gerçekleşen spot piyasa fiyat ortalaması, %6.8 oranında bir artış göstererek 181.3 TL/MWh seviyelerinde işlem gördü.

Mart ayı baz yükü 170.0 TL/MWh, Nisan ayı baz yükü 176.5 TL/MWh, Mayıs ayı baz yükü 175.3 TL/MWh ise seviyelerinden işlem gördü. 2018 ikinci çeyrek 175.6 TL/MWh’te seyretti.

Geçtiğimiz hafta toplam üretim içinde yenilenebilir kaynakların payı %23.2, doğalgazın payı %36.1, kömürün payı ise %40.4 oranında yer tuttu.

Enexion Haftalık Enerji Piyasa Raporu’na açıklama yapan Enexion Enerji Danışmanlık Türkiye Genel Müdürü ve Enerji Uzmanı Ceren Özdal, küresel enerji sektörü için bilgi ve destek sağlayan analiz şirketi McKinsey Energy Insights’ın uzun vadeli küresel enerji talebi üzerine hazırladığı “Global Energy Perspective 2018” (Global Enerji Perspektifi) raporu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özdal, “Rapor, özellikle son zamanlarda sıkça dile getirdiğimiz elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili önemli değişimlere dikkat çekiyor. Kömürden elektrik üretiminin 2030’dan sonra giderek azalacağını öngörüyoruz. 2050 yılına kadar küresel enerji üretimindeki büyümenin neredeyse tamamının yenilenebilir enerjiden sağlanması bekleniyor” dedi.

Salt İletisim/Türkiye’de Enerji

Türkiye’nin Mühendis Kızları İstanbul’da bir araya geldiler

Limak Vakfı, Aile ve Sosyal Politikaları Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile birlikte yürütülen Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’nde yer alan bursiyerler üçüncü kez İstanbul’da bir araya geldi. Türkiye’nin farklı illerindeki 30 devlet üniversitelerinde mühendislik eğitimi alan 106 öğrenci ve mentorlarının katıldığı etkinlikte konuşan Limak Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, bu proje aracılığıyla yarının lider, sorumlu ve duyarlı mühendis kadınlarını yetiştirmeyi hedeflediklerini belirtirken, “Bu yıl projemizde Suriye’den göç etmek zorunda kalıp, ülkemizde mühendislik eğitimi alan 2 öğrencimiz de yer alıyor. Bunun sayısı önümüzdeki yıllarda artacak; çünkü projemiz ülkemizdeki Suriyeli öğrencilerin, Türk toplumu ile bütünleşmesine yardımcı olmayı ve eğitimlerine devam edebilmeleri noktasında farkındalık yaratmayı da amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Limak Şirketler Grubu’nun Türkiye’de kadın mühendis sayısını artırmak, kadınların iş hayatında daha etkin olması ve karar verici mekanizmalarda yer almasını sağlamak amacıyla 3 yıl önce başlattığı Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) Projesi büyümeye devam ediyor. Proje kapsamında Türkiye’nin farklı illerindeki 30 devlet üniversitelerinde belli alanlarda mühendislik eğitimi alan 106 öğrenci ile deneyimli kadın mühendislerden oluşan mentorlar hafta sonu İstanbul’da üçüncü kez bir araya geldi. 2 gün boyunca devam eden buluşmanın ilk günü Limak Holding ofisinde ikinci günü ise Limak Eurasia Luxury Otel’de gerçekleşti.

MERT FIRAT TMK ÜYELERİNE HİTAP ETTİ

Üçüncü kez İstanbul’da bir araya gelen bursiyerler, toplantıda birbirleriyle tanıştılar ve proje kapsamında yerine getirmekle yükümlü oldukları sosyal sorumluluk faaliyetlerini anlatıp, projeye dahil olma hikayelerini ve hayallerini paylaştılar. Sektörün önemli isimlerinin yer aldığı buluşma kapsamında; Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir’in yanı sıra UNDP Türkiye Sürdürülebilir Kapsayıcı Büyüme Portföyü Yöneticisi Pelin Rodoplu, UNDP Türkiye İyi Niyet Elçisi ve oyuncu Mert Fırat, StartersHub Yönetim Kurulu Başkanı ve MV Holding CEO’su Ebru Dorman, sosyal girişimci Hakan Elbir ile gazeteci yazarlar Şebnem Burcuoğlu ve Elif Ergu ilham verici sunum ve motivasyon artırıcı sohbetleriyle üniversite öğrencilerine tecrübelerini aktardı. Program kapsamında, müzik, komedi ve teknolojiyi bir araya getiren dünyaca ünlü performans
grubu Blue Man Group’un Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ndeki şovunu da izleme fırsatı yakalayan öğrenciler, Pazar günü İstanbul’un tarihi mekanları ile Rahmi Koç Müzesi’ni de ziyaret ettiler.

40 BİN LİSE ÖĞRENCİSİNE ULAŞACAK

Üçüncü yılına giren TMK projesinin emin adımlarla ülkemizde bir marka olma yolunda ilerlediğini ifade eden Limak Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, “Limak Vakfı olarak sadece üniversite eğitiminde değil; Türkiye’nin Mühendis Kızları projesinin bir diğer programı ile lise, Vakfımızın “Evin Küçük Mühendisleri” Projesi ile de ilköğretim düzeyinde, ülkemizde bu alanı sahipleniyor ve liderlik ediyoruz. Bizler ‘sitem’ etmek yerine, STEM alanına, cinsiyet eşitliği perspektifinden olumlu katkıda bulunmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.Projenin üniversite ayağında, bu yıl 30 farklı üniversiteden 100 öğrencinin üzerine çıktıklarını dile getiren Ebru Özdemir şöyle devam etti: “Mentor havuzumuzda 145 gönüllü mentorumuz bulunuyor. Lise ayağında 10 ilde 50 okulda gerçekleştireceğimiz Eğiticilerin Eğitimi programı ve uygulamalar ile, 40 bin öğrenciye ulaşmayı hedefliyoruz. Ayrıca, Evin Küçük Mühendisleri Projemiz ile bugüne kadar 1.000’e yakın küçük mühendis adayına ulaştık.”

SURİYELİ İKİ ÖĞRENCİ DE PROGRAMDA

Projeye dahil olan öğrencilerin, toplumsal fayda yaratmalarını ve toplumsal sorunlara çözüm üretmelerini amaçladıklarını belirten Ebru Özdemir, “Bu yıl projemizde Suriye’den göç etmek zorunda kalıp, ülkemizde mühendislik eğitimi alan 2 öğrencimiz de yer alıyor. Bunun sayısı önümüzdeki yıllarda artacak; çünkü projemiz, ülkemizde olan Suriyeli öğrencilerin, Türk toplumu ile bütünleşmesine yardımcı olmayı ve eğitimlerine devam edebilmeleri noktasında farkındalık yaratmayı da amaçlıyor. Bu proje aracılığıyla yarının lider, sorumlu ve duyarlı mühendis kadınlarını yetiştirmeyi hedefliyoruz. Ve bunu sadece Türkiye’de değil, Limak Topluluğu olarak iş yaptığımız diğer ülkelerde de yapmayı istiyoruz. Bu çerçevede geçtiğimiz yıl başlayan ve birkaç hafta sonra ilk mezunlarını verecek olan Kuveyt’in Mühendis Kızları ile, 3 yıldır başarılı bir şekilde her yıl daha da geliştirerek uyguladığımız projemizi, yurtdışına da ‘ihraç’ etmiş olduk” dedi.

BİLGİ ZOR ZAMANDA AYAKTA TUTAR

Düzenlenen etkinlikte öğrencilere seslenen UNDP Türkiye Sürdürülebilir Kapsayıcı Büyüme Portföyü Yöneticisi Pelin Rodoplu ise, TMK projesi ile hem toplumsal cinsiyet eşitliği hem de sürdürülebilir büyümeye katkı veriyor olmaktan mutluluk duyduklarını ifade ederken şöyle devam etti: “Bu projeyle sizlerin hayatlarına dokunurken bir yandan da ulusal ölçekte sizlerin de çalışacağı sektörlerde eşitlikçi bir çalışma ortamı hazırlıyoruz. Sizler birçok yönden hayata hazırlanırken, mesleki açıdan kendinizi yetiştirmenin yanı sıra bu programda da sizden

beklendiği gibi yaşamınız boyunca toplumsal sorumluluğu hayatınızın bir parçası olarak
tutmanızı öneririz.Öğrenmeyi ve sürekli paylaşmayı temel ilkeniz haline getirin. Unutmayın bilgi paylaştıkca artar ve bilgi zor zamanlarda ayakta tutar.”

Limak/Türkiye’de Enerji

Kazakistan Yatırım Olanakları Masaya Yatırıldı​​​

MÜSİAD Ankara’nın ev sahipliğinde, Kazakistan Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekulı ve Kazakh Invest Başkanı Saparbek Tuyakbayev’in katılımıyla “Kazakistan Yatırım Olanakları Toplantısı” gerçekleştirildi. MÜSİAD Ankara üyelerinin de yer aldığı toplantıda iki ülke arasındaki yatırım fırsatları değerlendirildi.

ATO VIP Salonu’nda gerçekleştirilen toplantı kapsamında, Türkiye-Kazakistan işbirliği ve ticareti konuşuldu. Açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Ankara Başkanı İlhan Erdal, MÜSİAD’ın 11 bini aşkın üyesi ile Türkiye’de ve yurt dışında birçok başarılı firmayı bünyesinde barındırdığını belirterek, “500 milyar dolar olan 2023 hedefimize ulaşmak için ihracat büyük önem taşıyor. Tüketime dayalı bir ülkenin büyümesi beklenemez. Bu kapsamda iki ülkenin ticari ilişkilerini olumlu etkileyecek yatırımlara bakılması gerekiyor. Önemli olan bürokratik engellerin ortadan kaldırılması ve hızla ilerlenmesi. Ankara’da kurulacak bir birim desteği ile iletişimi sağlayacak kişiler bulunmalı ve düzenli diyalog konusu hızlıca yürütülebilmeli. Kazakistan’da yatırım yapmak isteyenlerin pazar araştırması yaparak oralara gitmeleri de büyük önem taşıyor. Büyük hedeflerle ilerleyen Türkiye’nin daha fazla dışa açılması gerekiyor. Dolayısıyla aynı hedeflere yürüyen bu iki ülke için karşılıklı olarak ticari dostlukların daha ileriye taşınmasını önemsiyoruz. İki ülke arasında daha dinamik ve süreklilik gösteren ilişkileri tesis etmeliyiz. Geçen hafta gerçekleştirdiğimiz Endonezya ve Malezya ziyaretinde bu pazarlara Çin’in hâkim olduğunu gördük. Bu durum üzerinde düşünülmelidir” açıklamasında bulundu.

“Türkiye, Rusya ve Çin’den Sonra En Fazla Yabancı Hisseli Şirkete Sahip Ülke”

Kazakistan ile Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla hızlı bir şekilde başladığını vurgulayan Başkan Erdal, “30 milyon dolar ile başlayan ticaret hacmi günümüzde 3,5 milyar dolara kadar yükselmiştir. İlk etapta 5 milyar dolar ve daha sonra 10 milyar dolar hedefine doğru da emin adımlarla ilerlenmektedir. Sadece ihracat ve ithalat ile sınırlı kalmayan ticari ilişkilerimizin en büyük göstergelerinden biri de Kazakistan İstatistik Ajansı’nın yabancı sermaye şirket sayılarını yayınlaması ile ortaya çıkmıştır. Türkiye, Rusya ve Çin’den sonra Kazakistan’da en fazla yabancı hisseli şirkete sahip olan üçüncü ülke konumundadır” dedi.

Türkiye’yi Kendi Vatanımız Gibi Görüyoruz”

Kazakistan Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekulı ise Kazakistan’da yatırım yapılacak alanlar üzerinde durarak, 2017 yılında yapılan yatırımların yüzde 50’sinin sanayileşme üzerine olduğunu ifade etti. Büyükelçi Saparbekulı, Türkiye’yi kendi vatanları gibi gördüklerini anlatarak şunları söyledi: “Siyasi ve ekonomik iş birliğini en üst seviyelere taşımak istiyoruz. Kazakistan ihracatını arttırmak ve yatırımcı çekmek çok önem verdiğimiz konular. Bugün Kazakistan’da 1800’e yakın büyük Türk işletme bulunuyor. Bu işletmeler dışında küçük yatırımcılarımız da bulunmakta.”

“Et İhracatı Büyük Önem Taşıyor”

Kazakistan’da son 10 yılda yatırım konusunda çok büyük adımlar atıldığını anlatan Kazakh Invest Başkanı Saparbek Tuyakbayev “10 sene önceki Kazakistan ile şu anki Kazakistan arasında çok büyük farklar var. Önceden bizim ülkemizden Çin pazarına ulaşmak çok zordu. Şu an bu durum değişti. Yeni İpek Yolu ile yatırımlar arttı. Çin ve Avrupa ticareti önceden deniz yolu ile yapılıyordu. Artık ticaret, demir yollarına kaydı. Bu sayede de ulaşım 15 güne kadar düştü. Son üç senede Kazakistan ticaretine baktığımızda ise oranların 3-5 kat arttığını görüyoruz. Çin ile bu anlamda ticari ilişkilerimiz de arttı. Çin’in 40 milyon dolarlık et ihracatının sadece 1 milyonluk kısmını karşılayabiliyoruz. Bu oranı Kazakistan’da arttırmak çok önemli” diye konuştu.

Kazakistan, maden işletmesi noktasında Türk yatırımcılar için büyük Pazar

Gıda ve tarım yatırımları dışında yapılacak olan maden işlemelerinin de büyük önem taşıdığını aktaran Kazakh Invest Başkanı Saparbek Tuyakbayev “Petrol ve doğalgaz kimyası hammaddelerini de üretmeye başladık. Bu anlamda da ciddi yol kat edilebilir. Metal, çelik, alüminyum, bakır çok seyrek bulunan madenler ve Kazakistan’ın bu anlamda çok büyük bir potansiyeli bulunuyor. Bunların işlenmesi noktasında Türk yatırımcılar hızla yol alabilecektir. Çin ile 30 milyar dolarlık yatırım anlaşması yaptık. Bu noktada da ciddi olan Türk iş adamları ile ortaklık istiyoruz.” dedi.

MAG Medya/Türkiye’de Enerji

Ekonomi Bakanlığı Egeli İhracatçılar ile Buluştu

Ekonomi Bakanlığı, ihracatta rekorlar yılı olarak belirlediği 2018 yılı için ortaya koyduğu 169 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için ihracatçı firmaları fabrikalarında ziyaret ederek sağladığı destekleri anlattı.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan yazılı açıklamaya göre; 23-24 Şubat 2018 tarihlerinde Manisa, Aydın, Afyon, Uşak ve Kütahya illerinde 100 ihracatçı firmayı ziyaret eden Ekonomi Bakanlığı heyetleri, firma ziyaretlerinin ardından eş zamanlı toplantılar ile ihracatçı iş adamları ve firma temsilcileri ile bir araya geldi.

Türkiye’nin 2023 yılında dünya dış ticaretinden yüzde 1,5 pay almasını hedefleyen Ekonomi Bakanlığı, Manisa iş dünyası temsilcileri ile Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen bilgilendirme ve istişare toplantısında bir araya geldi.Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Bülent Koşmaz Hizmet Binası Toplantı Salonu’nda gerçekleşen toplantıya Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Erbil, Manisa TSO Yönetim Kurulu Muhasip Üyesi Mehmet Yılmaz, Manisa TSO Yönetim Kurulu Üyesi Banu Tatlıcıoğlu Sevimli ve firma temsilcileri katıldı.

Manisa iş dünyası temsilcilerinin büyük bir ilgi gösterdiği toplantıda,Ekonomi Bakanı Baş Danışmanı 23,24 ve 25.Dönem Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel, Ekonomi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kadir Bal, İhracat Genel Müdürü Özgür Volkan Ağar Genel Müdür Yardımcısı Murat Alıcı ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Kılıçkaya ve firmaların taleplerini ve sorunlarını dinledi.

Manisa’da iki gün boyunca 100 firmayı ziyaret ettiklerini belirten Ekonomi Bakanı Baş Danışmanı 23,24 ve 25. Dönem Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel, neden böyle bir çalışma yaptıklarıyla ilgili firma temsilcilerine bilgi verdi.Yüksel, bugüne kadar bin 600 işletmeyi bizzat ziyaret ettiklerini kaydederek, bu ziyaretlerin Mayıs ayı başına kadar devam edeceğini vurguladı. Yüksel, böylece 81 ili tamamlamış olacaklarını ifade etti. Bu ziyaretlerde hedeflenen konunun Ekonomi Bakanlığı bürokratlarının, sanayideki işletmeleri ziyaret etmek ve sahada birebir görüşmek olduğunu söyleyen Yüksel,özellikle ihracata yönelik çalışan firmaların dertlerini, sorunlarını yerinde dinlemek olduğunu belirtti. Yüksel, “Bu ziyaretlerde en büyük amacımız, en büyük hedefimiz sorunları tespit etmek, talepleri almak, yaşanan sıkıntılar varsa bunları öğrenmektir. Bu konuda sahadan ciddi öneriler aldık. Sahada yaşanan ciddi problemlerle ilgili bilgi sahibi olduk. Bu anlamda birde önemli olan sahada yaşanan bilgi kirliliği varsa onları da ortadan kaldırmaya vesile oldu. Değerli Bakanımız Nihat Zeybekci’ye de teşekkür ediyorum ” diye konuştu.

Eş zamanlı toplantılarını Manisa’nın yanı sıra Afyon ve Aydın’da da gerçekleştiren Ekonomi Bakanlığı,iki ilde de ihracatçı firmaları ziyaret etti ve ardından firma temsilcileri ile toplantıda buluştu. Aydın’da gerçekleştirilen toplantıya Ekonomi Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürü Arzu Yılmaz başkanlık etti. Heyette İhracat Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Alper Eriten, Dış Ticaret Uzmanları Deniz Arazi, Oğuzhan Yüksel, Samed Temel, Muhammed Fatih Çetinkaya ve Dış Ticaret Uzman Yardımcısı Aysun Giray yer aldı.

Afyon’da gerçekleştirilen toplantıya katılan heyette ise; Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürü Ahmet Erkan Çetinkayış, AB Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Kısa, Dış Ticaret Uzmanları Gökhan Adanalı, Volkan Türkmen, Mustafa Göktuğ Bayrı, Gökhan Üsküdar ve Dış Ticaret Uzman Yardımcısı Merve Balta yer aldı. Aydın ve Afyon’da ihracatçı firmaların büyük ilgisiyle takip edilen toplantılarda tüm sorular uzmanlar tarafından yanıtlandı ve firma temsilcilerine sorunlarının çözümlerine ve isteklerine yönelik gerekli bilgilendirmeler sağlandı.

Ekonomi Bakanlığı tarafından verilen desteklerin firmalarımıza doğrudan anlatılması ve firmalarımızın ihracat, ithalat, yurtiçi/yurtdışı yatırım, serbest bölge ve ürün güvenliği denetimi konularında karşılaştıkları sorunlara çözüm önerileri getirmeyi amaçlayan söz konusu il ziyaretleri, Mayıs ayının ilk yarısına kadar diğer bölgelerimizdeki illere yönelik olarak Ekonomi Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmeye devam edilecek.

EİB/Türkiye’de Enerji

Spot piyasada elektrik fiyatları %3,9 düştü

Enexion Haftalık Enerji Piyasa Raporu verilerine göre spot piyasa fiyat ortalaması, %3.9 oranında düşüş göstererek 169.8 TL/MWh olarak gerçekleşti.

Türkiye 19.02.2018 tarihli gerçekleşmiş üretim verileri ve gerçekleşmiş piyasa fiyatlarına göre bir önceki hafta 176.7 TL/MWh olarak gerçekleşen spot piyasa fiyat ortalaması, %3.9 oranında bir düşüş göstererek 169.8 TL/MWh olarak gerçekleşti.

Mart ayı baz yükü 169.5 TL/MWh, Nisan ayı baz yükü 173.5 TL/MWh, Mayıs ayı baz yükü 173.3 TL/MWh seviyelerinden işlem görürken 2018 ikinci çeyrek 171.8 TL/MWh’ten işlem gördü. Geçtiğimiz hafta toplam üretim içinde yenilenebilir kaynakların payı %26.5, doğalgazın payı %33.3, kömürün payı ise %39.8 oranında yer tuttu.

Enexion Enerji Danışmanlık Türkiye Genel Müdürü ve Enerji Uzmanı Ceren Özdal, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’nun yakın zamanda binaların çatı ve cephelerine yerleştirilen 10 kVA altı güneş panellerinden, binanın uygun olması halinde rüzgar türbininden elektrik üretimi yapmak isteyen abonelerin dağıtım şirketlerine başvuruda bulunmaları ile ilgili düzenlemeyi değerlendirdi. Özdal, “Yapılan son düzenleme ile Meclis’e sunulan kurulu gücü 10 kVA altı bu tesislere vergi muafiyeti Plan ve Bütçe komisyonu tarafından onaylandı. Bu düzenleme, yenilenebilir kaynaklara dayalı projelerin, enerji sektöründe ithalat faturasının kademeli olarak düşürülmesi noktasında oldukça önemli” dedi.

2017’de Enerjisa Enerji’nin baz alınan net karı yüzde 30’dan fazla arttı

Elektrik dağıtım ve perakende satışında Türkiye’nin lider şirketi Enerjisa Enerji, 2017 yılında baz alınan net kârının yüzde 30’dan fazla arttığını açıkladı. Şirket, hisse başına 0,30 TL temettü dağıtmayı planlıyor. Borçluluk oranındaki düşüş trendi devam ederken, orta dönem hedefleri de teyit edildi.

Elektrik dağıtım ve perakende satışında Türkiye’nin lider enerji şirketi Enerjisa Enerji, 2017 yılını güçlü büyüme ile kapattı. 2017 yılsonu finansal sonuçlarını açıklayan Enerjisa Enerji, 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 36 artışla 12.3 milyon TL hasılat elde etti. Enerjisa Enerji’nin, 2017 yılındaki faaliyet geliri bir önceki yıla kıyasla yüzde 32 artışla 2 milyar 565 milyon liraya ulaşırken, baz alınan net kar yüzde 38 artışla 522 milyon TL oldu.

“Karın yüzde 68’i temettü olarak dağıtılacak”

2017 yılsonu finansal sonuçlarını değerlendiren Enerjisa Enerji CEO’su Kıvanç Zaimler, 2017 yılını planladıkları gibi kârlı ve güçlü bir büyüme ile kapattıklarını söyledi. Başkent, Ayedaş ve Toroslar bölgelerinde toplam 14 ilde 20 milyondan fazla nüfusa elektrik dağıtım hizmeti verdiklerini hatırlatan Zaimler, “Sektörün lideri olarak yönetim kadromuz ve yaklaşık 10 bin çalışanımızla 2017 yılında müşteri odaklı yaklaşımımız, inovatif proje ve çözümlerimizin bir sonucu olarak, gerek büyüme gerekse kârlılık anlamında başarılı bir yılı geride bıraktık” dedi.

Halka arz sürecinde belirttikleri gibi güçlü temettü sağlayan bir şirket olacaklarının altını çizen Zaimler, “2017 yılında baz alınan net karın 522 milyon lira olduğunu ve Genel Kurulda kârın yüzde 68’inin temettü olarak ödenmesinin önerileceğini ekledi. Böylelikle hissedarlara hisse başına 0,30 TL temettü dağıtılmış olacak.” diye konuştu.

2017’de 1.6 milyar TL yatırım

Geçen yıl elektrik altyapısı, saha operasyonları ve yeni inovatif projeler için 1.6 milyar TL yatırım gerçekleştirdiklerini ve düzenlenmiş varlık tabanını 5.3 milyar TL’ye yükselttiklerini belirten Zaimler, “Enerjisa Enerji olarak tüm gücümüzle Türkiye’ye daha iyi bir enerji geleceği yaratmak için çalışıyoruz. Bunu yaparken de kesintisiz ve sürdürülebilir enerji hedefiyle hareket ediyoruz. Dün olduğu gibi gelecekte de daha iyisini gerçekleştirmek için tüm iş kollarında doğru yatırımları, verimli ve dinamik operasyonları, yenilikçi uygulamaları ve kurumsal yönetim anlayışıyla tüm paydaşlarımıza Türkiye’nin enerjisi olarak değer yaratmaya devam edeceğiz” dedi.

Enerjisa CFO’su Sascha Bibert, tüm bu kayda değer yatırımlara rağmen, 2016 yılının sonunda 3,4x olan borçluluk oranının 2017 yılının sonunda 2.9x’a gerilediğini (Net borç/Faaliyet geliri) belirtti. Bibert, “2017 yılındaki performansımız bize orta vadeli büyüme hedeflerimizde faaliyet gelirinde yüzde 20 (2016-2020, YBBO), baz alınan net karda ise çok daha yüksek olan hedefimize ulaşmak için cesaret verdi. 2017 yılı için kar payı dağıtımı önerimiz, kar dağıtım politikamız olan yüzde 60-70 seviyelerinin üst bandında kalarak, hissedarlarımızın 2017 yılının başarısına da ortak olmalarını sağlayacaktır” dedi.

Effect/Türkiye’de Enerji

İhracatçı firmalara inovasyon karnenizi alın çağrısı

0

Türkiye’nin ilk inovasyon geliştirme programı olan ve şirketlerin inovasyon yetkinliklerini yarıştırdıkları İnovaLİG 2018 başvuruları başladı. İnovaLİG’i Türkiye İhracatçılar Meclisi 2014 yılından bu yana 5. kez düzenliyor. İnovaLİG 2018’e katılmak isteyen firmaların 10 Mart 2018 tarihine kadar www.inovalig.com adresinden ücretsiz olarak kayıt yaptırabiliyor.

İnovaLİG’e 2014 yılında 460 firma katılmışken, diğer yıllarda sürekli artarak; 2017 yılında 971 firmaya ulaştı. 2018 yılında başvuruların bin firmayı aşması bekleniyor. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Egeli ihracatçı firmaları İnovaLİG 2018’e katılmaya ve inovasyon yetkinliklerini arttırmaya davet etti.

Hedef inovatif ürünlerle dünya ihracatından yüzde 1.5 pay almak

Türkiye’nin 2023 yılında dünya dış ticaretinden yüzde 1.5 pay alma hedefi olduğunu hatırlatan Ünlütürk, “İhracatta hedeflerimize ulaşmamız için katma değerli ürün ihracatını arttırmamız gerekiyor. Bugün ortalama ihraç fiyatımızın kilogram değeri 1.5 dolar seviyesinde. Hedefimiz 3 dolar. Katma değerli ürün ihracatını arttırmak için inovasyon, Ar-Ge ve tasarıma yoğunlaşmamız gerekiyor” dedi.

2017 yılında Ege Bölgesi’nden 100 firmanın İnovaLİG’e katıldığını bilgisini paylaşan Ünlütürk, “ Yarı finale kalan 27 firma arasında ise; İzmir, Manisa ve Denizli’den 2’şer firma olmak üzere Ege Bölgesi’nden 6 firma kaldı. 3 firmamız İnovaLİG’ten ödülle döndü. Ege Bölgesi bu sayıları arttırabilecek güce sahip. Potansiyelimizi ortaya çıkaralım” diye çağrıda bulundu.

İnovaLİG’e 2017 yılında İzmir’den 62 firma katılırken, Denizli’den 20 firma, Manisa’dan 8 firma yer aldı. Afyon 6 firma ile temsil edilirken, katılan firmaların 2 tanesi Kütahya, 1 tanesi Aydın ve 1 tanesi Uşak firmasıydı.

2017 yılında Ege Bölgesi’nden İnovaLİG’te ödül alan ve yarı finale kalan firmalar şöyle olmuştu; İnovasyon Döngüsü kategorisinde Sun Tekstil San. ve Tic. A.Ş. ikinci olurken, İnovasyon Kaynakları alanında Maxion Jantaş Jant Sanayi ve Ticaret A.Ş. üçüncülüğü kazanmıştı. İnovasyon sonuçları alanında Evteks Tekstil Konfeksiyon Turızm Yatırım San. ve Tic. Ltd.Şti. Kobi Özel Ödülü’nün sahibi olurken, Vestel Beyaz Eşya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi İnovasyon Stratejisi alanında, Volkan İtfaiye ve Nayka Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. İnovasyon Sonuçları kategorisinde yarı finalist olmuştu.

Değerlendirmeyi tamamlayan her firmaya 100 sayfalık kıyas analizi raporu

İnovaLİG’e başvuran ve değerlendirme formunu dolduran her firmaya ücretsiz olarak 100 sayfalık bir inovasyon raporu sunuluyor. Bu rapor, firmaların kendi yetkinliklerinin, yerel ve uluslararası pazarlardaki benzerleri ile karşılaştırıldığı bir rapor niteliğinde oluyor.

İnovaLİG ile firmalar hem inovasyon yetkinliklerini ölçmekte hem de inovasyon kültürlerini interaktif bir platformda geliştirme fırsatı yakalıyor. İnovasyon değerlendirmesini tamamlayan her firmaya, kapsamlı inovasyon değerlendirme ve kıyas analizi raporu ücretsiz olarak sunulurken, Türkiye İhracatçılar Meclisi, İnovaLİG sayesinde firmaların orta ve uzun vadeli hedeflerine odaklanmasına ve yıllar içerisinde inovasyon gelişimlerini takip edebilmelerine imkan sağlıyor.

EİB/Türkiye’de Enerji

Ar-ge’nin ticarileşmesi için en önemli adım atılıyor

Hayatımızın her aşamasında yer alan Ar-Ge çalışmaları doğrudan insan yaşamını etkiliyor. Dünya ülkeleri de Ar-Ge konusunda birbirleriyle büyük bir yarış içinde ilerliyor. Ar-Ge harcamaları konusunda en büyük atılımı Çin gösterirken, Türkiye Ar-Ge çalışmalarını, Çin’den sonra en hızlı arttıran ülke oldu. Bu kapsamda, Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) tarafından organize edilen MMG AR-GE & İnovasyon Zirvesi ve Sergisi, Türkiye’de yapılan Ar-Ge çalışmalarının ticarileşmesi noktasındaki sıkıntıları ortadan kaldırmak ve sanayide dönüşümü gerçekleştirmek amacıyla Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden teknopark, Ar-Ge merkezleri ve üniversite projelerini tek bir çatı altında bir araya getiriyor. MMG 2. AR-GE & İnovasyon Zirvesi ve Sergisi, inovatif projeleri yatırıma dönüştürme imkânlarıyla geçen sene 1624 iş görüşmesine aracılık etti. Zirve, 10.000 ziyaretçi ağırlayarak 73 iş anlaşmasına imza atılmasını sağladı.

Ülkeler artık geleceklerini Ar-Ge yatırımları, teknolojik yenilikler ve sanayide dönüşümler üzerine kurarken ülkemizde de Ar-Ge ve inovasyona verilen önem her geçen gün artıyor. 8 şube 14 temsilciliği ve 4 binin üzerinde üyesi olan MMG, Türkiye’deki çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

“14 OTURUM, 60 KONUŞMACI”

Türkiye’nin yerli yeniliğini temsil eden MMG 3. AR-GE & İnovasyon Zirvesi ve Sergisi 17-18 Ekim tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Zirvede iki gün boyunca, 14 oturumda 60 konuşmacı yer alacak. İnovasyonun en önemli sorunu olan ticarileşememe, sanayideki dönüşüm, Ar-Ge tabanlı yerel kalkınmanın önündeki engellerin giderilmesi konusunda önemli adımlar atılacak. Zirvede Ar-Ge yatırımlarından, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda , geliştirilen yerli ve milli teknolojiler yanında önemli konular konuşulacak, çözüm yolları üzerinde durulacak. MMG 3. AR-GE & İnovasyon Zirvesi ve Sergisi’nde sağlıktan uzay araştırmalarına, savunma sanayinden enerjiye, iletişimden çevre konularına kadar buluşlar ve icatlar sergilenecek. Geçen yıl, 10 bin kişinin ziyaret ettiği zirvede bu yıl hedeflenen rakamın 12.500 olması bekleniyor.

Nis PR/Türkiye’de Enerji

Ekonomi Bakanlığı’ndan Ege çıkarması

0

Ekonomi Bakanlığı, ihracatta rekorlar yılı olarak belirlediği 2018 yılı için ortaya koyduğu 169 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için ihracatçı firmaları fabrikalarında ziyaret ederek sağladığı destekleri anlatıyor.

Ekonomi Bakanlığı 23-24 Şubat 2018 tarihlerinde Manisa, Aydın, Afyon, Uşak ve Kütahya illerinde 100 ihracatçı firmayı ziyaret edecek.

Ege İhracatçı Birlikleri’nin yapılan yazılı açıklamaya göre; Ekonomi Bakanlığı, ihracatçıların sorunlarını ilk ağızdan dinleyip çözüm için formüller geliştirecek, ihracat hedeflerinin tutturulması için yol gösterici olacak ve yol haritası çıkaracak.

Ekonomi Bakanlığı heyetleri, 2017 yılında ise; 41 il ve 7 ilçede yerleşik 1.506 firmayı ziyaret etmişti.

Heyetlere Genel Müdürler Başkanlık edecek

Ekonomi Bakanlığı’nın Manisa, Aydın, Afyon, Uşak ve Kütahya’yı kapsayan temaslarına Ekonomi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kadir BAL başkanlık yapacak. 60 kişiden oluşan heyete 23, 24 ve 25’inci Dönem Denizli Milletvekili, Bakan Danışmanı Mehmet Yüksel iştirak edecek.

İhracat Genel Müdürü Volkan Ağar, İthalat Genel Müdürü Ahmet Erkan Çetinkayış, Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürü Zafer Soylu ve Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürü Arzu Yılmaz başkanlıklarındaki 10 farklı çalışma grubu tarafından her bir ilde eş zamanlı olarak icra edilecek ziyaretler kapsamında Manisa’da 30 firma ziyaret edilirken, Aydın, Afyon ve Uşak’ta 20’şer firma, Kütahya’da ise; 10 firma ziyaret edilecek.

Söz konusu 100 firmanın ziyaretinde, her bir çalışma grubunda yer alan İhracat Genel Müdürlüğü; İthalat Genel Müdürlüğü; Anlaşmalar Genel Müdürlüğü; Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye (TUYS) Genel Müdürlüğü; Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler (SBYYH) Genel Müdürlüğü, Ürün Güvenliği ve Denetimi (ÜGD) Genel Müdürlüğü ve Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme (EAD) Genel Müdürlüğü temsilcileri, Ekonomi Bakanlığı tarafından verilen destek ve hizmetler hakkında firma temsilcilerine bilgi verecekler.

Dâhilde İşleme Rejimi, ihracata yönelik devlet destekleri ve uygulamaları; ithalatta uygulanan ticaret politikası savunma araçları, ilave gümrük vergileri ile telafi edici vergi uygulamaları; son dönemde imzalanan ya da müzakereleri devam eden mal ve hizmet ticaretine yönelik ikili/çok taraflı ticaret anlaşmaları; firmaların bulunduğu iller bazında “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” kapsamında uygulanan destekler; serbest bölgeler, yurt dışı müteahhitlik ve müşavirlik faaliyetleri, çeşitli hizmet sektörlerine yönelik uygulamalar; Ekonomi Bakanlığınca yürütülen ürün güvenliği uygulamaları ile genel olarak ürün belgelendirmeleri, teknik engeller ve bazı tarım ürünleri ihracatında ticari kalite denetimleri; Türkiye ve Dünya ekonomisi ve dış ticareti ile ilgili gelişmeler hakkında ziyaret edilen firmaların temsilcilerine bilgi verilecek.

Her ilde 2 gün boyunca gerçekleştirilecek firma ziyaretlerinin yanı sıra, 24 Şubat 2018 tarihinde Manisa, Aydın, Afyon, Uşak ve Kütahya illerinde firmaların temsilcilerinin katılımı ile Ekonomi Bakanlığı destek ve faaliyetlerine ilişkin bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirilecek.

Firmalarımıza, Ekonomi Bakanlığı tarafından verilen desteklerin doğrudan anlatılması ve firmalarımızın ihracat, ithalat, yurtiçi/yurtdışı yatırım, serbest bölge ve ürün güvenliği denetimi konularında karşılaştıkları sorunlara çözüm önerileri getirmeyi amaçlayan söz konusu il ziyaretleri, Mayıs ayının ilk yarısına kadar diğer bölgelerimizdeki illere yönelik olarak Ekonomi Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmeye devam edilecek.

5 ilin ihracatının ithalatını karşılama oranı yüzde 136 oldu

Ekonomi Bakanlığı’nın iki günlük program dahilinde ziyaret edeceği Manisa, Aydın, Afyon, Uşak ve Kütahya 2017 yılında 5 milyar 391 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu illerin ithalatı ise 3 milyar 961 milyon dolar oldu. Ekonomi Bakanlığı’nın ziyaret edeceği 5 Ege ili 1 milyar 430 milyon dolar dış ticaret fazlası verirken, ihracatlarının ithalatı karşılama oranı yüzde 136 olarak kayıtlara geçti.

Manisa, Aydın, Afyon, Uşak ve Kütahya arasında; Manisa, 4 milyar 1 milyon dolarlık ihracat rakamıyla en fazla ihracat yapan il olurken, Aydın 580 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Afyon 313 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırırken, Uşak 248 milyon dolar ve Kütahya 247 milyon dolar ihracata imza attı.

EİB/Türkiye’de Enerji

Dünya Çelik İhracatının Kaderi Trump’ın Elinde

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları çerçevesinde ihracat yapan Türkiye gibi ülkelerin ürünlerinin pazarına girmesini haksız yere engellemek ve kendi sanayisini de cam fanus içinde korumak isteyen ABD, yüksek vergilerle çelik ithalatının önünü kesmeyi hedefliyor. Türk çelik sektörü, bu amaçla yeniden gündeme getirilen ve şu an ABD Başkanı Trump’ın masasında bekleyen Section 232 yasasından çıkacak sonuca kilitlenmiş durumda. ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross, geçtiğimiz günlerde Başkan Trump’a üç farklı seçenek sunduklarını açıkladı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu 12 ülkeden yapılan çelik ithalatına en az yüzde 53 vergi getirilmesi de bu üç seçenekten bir tanesi. Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, “Bu durumun gerçekleşmesi Türkiye’nin ABD’ye en büyük ihracat ürünü olan çeliği durma noktasına getirir” dedi. Başkan Trump’ın 11 Nisan’a kadar açıklayacağı kararı, Türk çelik sektörü ilgi ile bekliyor.

ABD çelik ithalatına ek vergi getirmek için düğmeye bastı. ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross “Section 232” konusunda Başkan Trump’a verilen raporun detaylarını paylaştı. Türkiye’nin de aralarında olduğu 12 ülkeye en az yüzde 53 vergi uygulanmasını öneren tasarı hayata geçerse Türk çelik ihracatına ağır bir darbe vuracak. Türk çelik sektörü nihai kararı verecek olan Trump’ın 11 Nisan’a kadar konu ile ilgili yapacağı açıklamayı beklerken Çelik İhracatçıları Başkanı Namık Ekinci, en az yüzde 53 verginin zaten düşmekte olan ABD’ye çelik ihracatının tamamen durması anlamına geldiğini söyledi ve ekledi: “Bu karar dünya ekonomisini de olumsuzluğa sürükler”.

ABD’nin Ulusal Güvenlik kapsamında bir ticaret anlaşması dâhilinde 1962 yılında kanunlaştırdığı Section 232, Donald Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte yeniden gündeme gelmişti. Çelik ithalatına ek vergi getirilmesini öneren yasa ile ilgili çalışmalar geçtiğimiz yıl Nisan ayında başlamıştı. Section 232 kapsamında Trump’a sunulan raporda ise üç farklı seçenek bulunuyor. İlki, tüm ülkelerden çelik ithalatına en az yüzde 24’lük ek vergi getirilmesi. İkinci alternatif aralarında Türkiye’nin de olduğu Brezilya, Çin, Kosta Rika, Mısır, Hindistan, Malezya, G. Kore, Rusya, G. Afrika, Tayland ve Vietnam’dan oluşan 12 ülkeye en az yüzde 53 vergi, geriye kalan ülkelere ise 2017 ihracatları kadar kota uygulanması. Üçüncü ve son seçenek ise tüm ülkelere 2017 ihracatlarının yüzde 63’u oranında kota getirilmesini teklif ediyor.

ABD Türkiye’nin çelik ihracatında önemli bir yer tutuyor ancak son yıllarda haksız yere açılan anti-damping davaları sektöre kan kaybettiriyor. ABD’ye yapılan ihracat hızla düşerken Section 232 ihracata vurulan son darbe olabilir. Geride bıraktığımız yıl 2016 yılına göre Türkiye’nin ABD’ye çelik ihracatı miktarda yüzde 22,5 kadar düşerek 1,83 milyon ton, değerde ise 1,12 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2018 Ocak ayında ise geçen yılın aynı ayına kıyasla ABD’ye çelik ihracatında 83,6’lık sert bir düşüş yaşandı ve ihracat 42 bin tona kadar geriledi. Dünyanın en büyük çelik ithalatçısı olan ABD’nin yerli çelik sanayini korumak için ithalata duvar örmesi dünya ticaretindeki dengeleri de sarsacak gibi görünüyor. Bu süreçte AB, Çin ve Japonya gibi ülkeler olası önlem kararının ticaret savaşlarını tetikleyeceğini öne sürerek gerekirse misilleme adımları atacaklarını belirtiyorlar. Türk çelik sektörü ise ABD’nin haksız olarak nitelendirdikleri böyle bir karar almayacağı yönündeki inancını korumakla birlikte, kararın Türkiye aleyhine sonuçlanması durumunda gerekli misillemenin Türk siyasi otoriteleri aracılığıyla yapılmasını bekliyor.

Namık Ekinci: “Başkan Trump Section 232’yi onaylarsa sadece bize değil kendi sanayisine de kötülük yapmış olur. Suni olarak sanayisine sağlayacağı kâr transferi, orta vadede ABD ekonomisine de zarar verir”

Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) öncü kurucularından olan ABD’nin çelik ithalatını haksız yere engellemeye çalışmasının kabul edilemez olduğunu belirten Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, “Türk çelik sektörü olarak dampingli ve devlet teşvikli ürünlerin satışına kesinlikle karşıyız. Ayrıca devletten hiçbir şekilde teşvik almıyoruz ve almak da istemeyiz. Bizler kendi öz sermayemizle ürünler üretiyor ve yatırımlarımız ile büyüyoruz. Bu kararın yürürlüğe girmesini çeliği hammadde olarak kullanan ABD’li sanayiciler ve inşaat sektörü de istemiyor. Dünya yönetiminde önemli etkisi olan ABD’nin adil davranması gerekirken, ekonomik gücünü kendi lehine ancak vatandaşlarının aleyhine kullanıyor. Halkını zorlama adına da olsa adeta diğer ülkeleri yıpratma sevdası içinde. Bu gibi hareketler sadece çelik sanayinin değil dünya ekonomisinin de çıkmaza sürüklenmesine sebep olur. Bu hareket bir nevi ABD halkından ve kamusundan, verimsiz çalışan ABD çelik sanayisine kâr transferini artırmaktadır. ABD’nin kendi sanayisine yetecek ve hatta ihracatını yapacak kadar hammaddesi var ve ayrıca enerjiyi de oldukça ucuza kullanıyor. Buna rağmen düzgün çalışan, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları çerçevesinde ihracat yapan bizim gibi ülkeleri bertaraf etme istekleri dünya ticaretine de büyük darbe vuracaktır. Umuyorum ki bu konu hak ve hukuk dâhilinde sonuçlanacak ve bu haksızlığın önüne geçilecektir. İnancımız bu yönde” diye konuştu.

İlyada/Türkiye’de Enerji

Zorlu Enerji’ye kira sertifikası ihracıyla Bonds&Loans Ödülü

Zorlu Enerji 3 Ekim 2017 gerçekleştirdiği kira sertifikasıyla sektöründe bir ilke daha imza atarak Bonds&Loands Ödülü aldı. 200 Milyon TL tutarında gerçekleştirilen ve hali hazırda Türkiye’de reel sektörün gerçekleştirdiği en büyük kira sertifikası ihracı olan bu işlem, enerji sektöründe ilk kez Zorlu Enerji tarafından kullanıldı. Zorlu Enerji, sektöründe bir ilk olarak reel sektörün gerçekleştirdiği en yüksek meblağlı kira sertifikası ihracını gerçekleştirdiği için ödüle layık görüldü. Törende Zorlu Enerji adına ödülü Zorlu Enerji Mali İşler Direktörü Elif Yener aldı.

Türkiye’nin en saygın finansal kurumlarını bir araya getiren Bonds&Loands Ödülü, farklı alanlarda en başarılı finansal işlemlerini değerlendirmeye alıyor. 2013 yılından bu yana düzenlenen etkinlikte başta bankalar ve finansal kurumlar olmak üzere farklı organizasyonlar gerçekleştirdikleri finansal işlemler ve gösterdikleri performanslara göre ödüllendiriliyor.

Medya Evi/Türkiye’de Enerji

Enerji sektöründe siber güvenlik sistemleri ihtiyacı karşılamıyor

EY’nin Küresel Bilgi Güvenliği 2017-18 Araştırması sonuçlarına göre; enerji dağıtım sektörü firmalarının tamamı siber güvenlik sistemlerinin şirket ihtiyacını karşılamadığını belirtiyor. Katılımcıların %85’i ise şirketlerinde düzenli olarak kriz senaryolarını test eden ve olası bir siber güvenlik ihlaline karşı etkin kriz yönetimi sağlayacak bir program olmadığını ifade ediyor

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY, bu yıl 20.’sini gerçekleştirdiği Küresel Bilgi Güvenliği 2017-18 Araştırması’nın (Global Information Security Survey – GISS) enerji dağıtım sektörüne ilişkin sonuçlarını açıkladı. Dünya genelinden yaklaşık bin 200 büyük ölçekli şirket yöneticisinin anket yoluyla katılımı ile hazırlanan araştırma, farklı sektörlerden şirketlerin günümüzün dijital ekosisteminde siber güvenlik tehdit ve saldırılarına karşı yaptıkları hazırlık ve yatırımlar ile ilgili çarpıcı bulgular ortaya koyuyor.

Araştırma sonuçlarına göre; enerji dağıtım sektörü firmalarının tamamı (%100) siber güvenlik sistemlerinin şirket ihtiyaçlarını karşılamadığını ifade ediyor. Bununla birlikte enerji dağıtım sektörü şirketlerinin %58’i dijital ekosistemin takip edilmesi veya izlenmesi konusunda güçlük yaşanacağını öngörüyor. Araştırmada, dijital ekosistemin takip edilmesi konusunda güçlük çekileceği beklentisinin tüm sektörler genelinde %36 ile enerji sektöründen oldukça düşük olduğuna dikkate çekiliyor.

Dijital dönüşüm enerjide risk yönetimini güçleştiriyor

Teknolojik ilerlemelerin etkisiyle radikal bir dönüşüm sürecinde olan enerji dağıtım sektörü şirketleri için içerisinde faaliyet gösterdikleri dijital ortamın haritasını çıkarmak gittikçe zorlaşıyor. Araştırmada; enerji değer zincirinin daha da çok parçalı bir yapıya sahip olması ile birlikte mikro şebekeler ve dağıtılmış enerji kaynaklarındaki yükselişin enerji dağıtım sektöründe risklerin anlaşılması ve yönetimini güçleştirdiği vurgulanıyor. Artan güvenlik tehditlerine rağmen, katılımcıların %85’i şirketlerinde düzenli olarak kriz senaryolarını test eden ve olası bir siber güvenlik ihlalinin ardından etkin kriz yönetimi sağlayacak bir program olmadığını ifade ediyor.

“Siber güvenlik, şirket stratejinin ayrılmaz bir parçası olmalı”

“Dijital ekosistemin genişlemesi, enerji dağıtım sektörü firmalarını daha yoğun ve karmaşık, daha da önemlisi kritik öneme sahip fonksiyonları aksatabilecek siber saldırılarla karşılaşma riski taşıyor” diyen EY Türkiye Enerji Sektörü Lideri Erkan Baykuş konu ile ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Enerji dağıtım sektörü şirketleri her ne kadar siber güvenlik konusunda geçtiğimiz yıllarda kaydedilen ilerleme ile birlikte tehditler konusunda daha güvende hissetseler de araştırma sonuçları daha gelişmiş ve hedefli saldırılarla baş etmede yetersiz olduklarına işaret ediyor. Siber tehditlere karşı dirençli bir yapı oluşturulmasında şirketlerin öncelikle kurum genelinde benimsenen kapsamlı bir risk yönetimi stratejisine sahip olmaları gerekiyor. Siber güvenlik yönetim stratejisinde, karmaşıklaşan tehditler karşısında çok katmanlı bir yaklaşım ile hareket edilmesi ve başarısı kanıtlanmış öncü uygulamaların kullanılması önem taşıyor. Diğer taraftan şirketlerde güvenlikten sorumlu yetkililerin endişe duydukları konuları üst düzey yönetime taşıma kabiliyetlerinde eksiklik olduğunu gözlemliyoruz. Bu da risklerin azaltılmasını sağlayacak yatırımların yapılması önünde engel teşkil ediyor. Dolayısıyla siber güvenlik konusunun genel şirket stratejinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmasına ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.”

Enerji dağıtım sektörü şirketlerinin %23’ünün güvenlik operasyon merkezi bulunmuyor

Araştırma sonuçlarına göre; enerji dağıtım sektörü şirketlerinin yalnızca %6’sı (2017’de %19) mevcut stratejilerinin bilgi güvenliği üzerindeki etkilerini tam anlamıyla gözden geçirdiklerini ve risk yönetim modellerinin siber tehditleri ve kırılganlıkları kapsadığı ve takip ettiğini ifade ediyor. Bununla birlikte katılımcıların yaklaşık dörtte biri (%23) halen bir güvenlik operasyon merkezlerinin olmadığını belirtiyor.

Bütçe kısıtları siber saldırılardan korunma önünde engel teşkil ediyor

Araştırmaya katılan enerji dağıtım sektörü şirketlerinin %44’ü, bütçe sınırlamalarını siber saldırılara karşı korunmada ciddi bir engel olarak görüyor. Katılımcıların yaklaşık üçte biri (%29) yönetimin arzu ettiği risk toleransı seviyesine ulaşılabilmesi için bütçede %25’ten yüksek bir artış gerçekleşmesi gerektiğini söylerken, yalnızca %9’u gelecek 12 aylık dönemde böyle bir artış gerçekleşmesini bekliyor.

Mese/Türkiye’de Enerji