Bizi takip edin

KÖŞE YAZARLARI

Akıllı şehir yolculuğu 17

Kayseri

‘Kayseri Akıllı Şehircilik Çalıştayı’nı kamu yönetimi, akademisyenler, özel sektör ve şehir paydaşlarının katkı ve katılımlarıyla düzenleyen Kayseri Büyükşehir Belediyesi;

Belediyenin akıllı şehircilikle alakalı projelerinin yer aldığı web sitesi smartcitykayseri ile bu şehre gönül vermiş, yenilikçi, üretken ve hizmet odaklı bütün şehir paydaşlarının fikirlerini özgürce sunmasına ve de bu fikir veya projelerini hem Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile hem de diğer şehir paydaşlarıyla paylaşmasına imkân sağlayarak Akıllı Şehir yapılanmasında çalışmalar yapanlara/yapmak isteyenlere öncü ve akılcı çözümlerle dijital yol haritalarını nasıl çizeceklerini göstermektedir.

“Dijital Belediyecilik ve Akıllı Şehircilik Kapsamında Yapılan Çalışmalar”ına bir göz atarak yolculuğumuza devam edelim:

Kayseri Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki 13 ilçe belediyesi ve Erciyes Turizm Merkezi’ne 1 adet olmak üzere 14 adet izleme merkezi yapılacaktır. Kayseri Büyükşehir Belediyesi bilgi merkezine anlık olarak aktarılarak hava kalite analizi için gereken bütün değerler elde edilecektir. Hava kalitesi seviyesini 7 gün 24 saat esasına dayalı olarak ölçmek ve bu ölçümleri web sayfasından canlı olarak yayınlanacaktır. Bu istasyonlar sayesinde yapılacak olan gerçek verilere dayalı analizler Kayserinin kentsel dönüşüm gibi şehir ve sanayi planlamasına katkıda bulunacaktır.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi günümüz teknolojisini verimli şekilde kullanarak Kayseri halkına en iyi hizmeti sunmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda her geçen gün yeni projelere imza atan Kayseri Büyükşehir Belediyesi “Akıllı Otopark” projesi pilot çalışmalarına başlamıştır.

Akıllı Otopark uygulaması kapsamında vatandaşlar bulundukları noktaya en yakın otoparkları tespit ederek, navigasyon uygulamasıyla otoparka rahatça ulaşabilecek.

Ayrıca otoparkların kapasite ve doluluk oranları da uygulama sayesinde rahatça öğrenilecektir. Otoparkların tamamında merkeze bağlanarak güvenli ve kesintisiz iletişim sağlanacak. Bu sayede kent merkezinde hizmet veren otoparklar daha kullanışlı hale gelecektir.

Otoparkların kaliteli, verimli çevreci, pratik bir şekilde kullanımı için akıllı sistemler ile zamandan, yakıttan kazanç sağlayarak karbon salınımını düşürmeyi hedefleyerek ülke ekonomisine katkı sağlayan akıllı park yönetim sistemi uygulaması için kurulan pilot otopark alanında testleri yapılmıştır. Pilot otopark alanında yapılan testlerde sensörlerin sorunsuz çalıştığı, olumsuz hava şartlarından etkilenmediği ve otoparkın doluluk boşluk bilgisini doğru şekilde gönderdiği tespit edilmiştir.

Kayserinin aydınlatmasında enerji etkinliğini, sürdürülebilirliği ve işlem maliyetini düşürmek öncelik olarak belirlenmiş, şehrin canlılığını ve verimliliğini geliştirmeye odaklanılarak bu doğrultuda aydınlatma planı geliştirilmiş. Şehrin birçok yerinde akıllı aydınlatma pilot uygulamaları başlamış, armatürlerin tamamı led ampul yapılır ve tam akıllı aydınlatma sistemine geçilirse yaklaşık

% 50’lere yakın bir tasarruf sağlanmış olacaktır… Sadece enerji sarfiyatındaki tasarrufla kalınmayacak, karbondioksit salınımı da azaltılmış olacaktır.

Şehrin farklı noktalarında hareket eden yolcu otobüslerinin üzerine yerleştirilen hava kalitesi sensörleri sayesinde şehrin hava kalite haritası çıkarılacak. Bu sayede kısa sürede şehrin farklı noktalarının farklı zamanlarda hava kalitesinin ölçümü sağlanacak. Bu proje ile hem ekonomik hem zaman hem de sağlık açısından büyük kazanımlar elde edilecektir. Altyapı çalışmasına başlanan QR Ödeme Sistemi, ödemelerin dijitalleştiği günümüzde kolay, hızlı, pratik ve temassız ödeme sağlamak amacı ile yapılacaktır. Bu proje ile şehir paydaşları, kart taşımadan cep telefonu ile her yerde karekodu okutarak kolayca temassız ödeme yapabilecekler. Böylelikle Belediye ve İştirakleri, masrafsız, taşınabilir, her noktada çalışabilir bütünleşik bir ödeme altyapısı sahibi olacaktır. Örneğin müşteriler Belediye iştiraki restoranlarda hem sabit baskı karekodu hem de kasada adisyon üzerine basılmış karekodları cep telefonları ile okutarak ödemelerini yapabilecekler.

Belediyenin daha efektif yönetilebilmesi için yeni nesil teknolojiler kullanılarak kullanıcı dostu ara yüze sahip Yönetim Bilgi Sistemi kurum içerisinde kullanılmaya başlamıştır.

Yönetim Bilgi Sistemi ile kurum içerisinde e-imza kullanılmaya başlanarak, elektronik imza ile herhangi bir şekilde insanların bilgisayar üzerinde yaptığı işlemlerde evrakın çıktısının alınması ve üzerine ıslak imza atılarak daha sonra da ilgili birime götürülmesi gibi zaman kaybı ortadan kaldırılmıştır. Kağıt kullanımı azaltıldığı için çevreye katkı ve e-imza ile kurum içerinde hız, zaman ve güvenli bir ortam ve bu kapsamda Yönetim Bilgi Sistemi ile geriye yönelik evraklara çok kolay bir şekilde ulaşılması ve diğer kurumlar ile entegre çalışarak işlerin daha doğru, kolay ve hızlı ilerlemesi sağlamıştır

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

KÖŞE YAZARLARI

Türk Milleti ‘Hayallerdeki değil hakikatteki Çin’i bilmeyi hak ediyor

Oldum olası Çin Komünist Partisi (ÇKP)’nin Çin’in nüfusuna dair açıklamalarına şüphe ile yaklaşmışımdır. Hele Doğu Türkistan özelinde ÇKP’nin servis ettiği sayıların ise tamamen gerçekleri çarpıtmak üzere kurgulandığına inanmışımdır ki bu husustaki birçok veri bizleri haklı çıkarmaktadır.

Tabi konu Çin olunca ve dahi 2020 yılı Aralık ayı başında Çin Halk Cumhuriyeti’nin son nüfus sayımının tamamlandığı ve Ocak 2021’de sayıların açıklanacağı kamuoyu ile paylaşılınca, bizler de merak edip, bu sefer nasıl bir algı oluşturacaklar diye beklemeye başladık.

Lakin nüfus verilerinin açıklanacağını ilan ettikleri Ocak 2021’den bu yana 5 ay geçmesine rağmen hala ortada açıklanamayan sayıları görünce bu işte de bir bit yeniği olduğunu düşünmeden edemiyor insan.

Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Çin’in 7. Genel nüfus sayımı 2020 yılı Aralık ayında bitmiş, Ocak 2021’de açıklanacağı duyurulmuştu. Lakin açıklamanın önce Nisan ayına akabinde de Mayıs ayına sarkıtıldığı ifade edilmişse de Mayıs ayının neredeyse 10’u olmasına rağmen bir türlü nüfus verileri dünya kamuoyu ile paylaşılmayınca bizler de konu ile alakalı kanaatlerimizi siz değerli dostlarla paylaşmak istedik.

Nüfus sayım sonuçlarının 6 aydır açıklanamamasının hikmetini tabi ki ilgilenenler kadar ben de merak edip “acaba neden?” sorusunu kendi kendime sordum. Çin gibi her zaman her türlü veriyi toplayıp kaydeden bir devlet, nüfus sayımının sonuçlarını neden bir türlü açıklamıyor veya açıklayamıyor?

ÇKP yönetiminden rahatsız olanların basına sızdırdığı haberlere göre 1949’dan günümüze Çin’de ilk defa nüfus azalmaya gidiyor. Nüfusa dair benim en son okuduğum sayı 1.426 milyar idi. Burada nüfus sayımının neden hala açıklanamadığı sorusu kadar “ÇKP neden en kalabalık ülke sıfatını kaybetmek istemiyor? sorusu akla da gelmekte.

Yazımızın girişinde de ifade ettiğimiz üzere konu ÇKP yönetimi olunca insanın aklına ister istemez her türlü entrika ve sinsi planlara hazırlıklı olunması gelmiyor değil. Soruları çoğaltmak tabi ki mümkün.

Mesela;

Çin, dünyanın en kalabalık ülkesi olma sıfatını Hindistan’a neden kaptırmak istemiyor? Acaba bu yüzden mi Hindistan’da Çin virüsü bu denli bir patlak verdi?

1949 sonrası ciddi olarak ilk defa nüfusun azaldığını açıklamaktan korkunun sebebi Çin virüsünün neden olduğu ölümlerin artık açıklanamayacak boyutta fazla olmasından mı? Yoksa bu veriler açıklandığında dünya kamuoyunun sorularına makul ve mantıklı cevaplar bulabilmek adına, mahir oldukları düzenbazlığı örtbas etmek için zaman mı kazanılıyor?

Çin virüsü dünyanın anasını ağlatırken Çin konserler düzeliyordu, Çin Seddi’nde onbinlerce insan turistik gezilere katılıyordu” ama milyonlarca insanın akıbeti ne oldu kabilinden sorulacak sorulara acaba hazırlık mı yapılıyor?

Dedik ya konu ÇKP yönetimi olunca insanın aklına her türlü soru ister istemez geliyor.

ÇKP’nin Devlet istatistik Genel Müdürü basın sözcüsü Liu Aihua’nın açıklamasına göre bu sefer isteseler de artış olan bir nüfus paylaşımı yapamayacaklarmış, dahası hiç kimsenin tahmin bile edemediği çok düşük veriler bulunmakta. Muhtemelen gecikmenin sebebi çuvala sığmayan mızrağı çuvala sokma çabası olsa gerek ki Çin halkının genel yorumu da bu yöndeymiş. Çin’de herkes Xi Jin-ping’in açıklanmasına kilitlenmiş durumda.

1,3 milyar dese bir dert, demese başka bir dert. Çin’deki, her ne kadar vazgeçilmiş olsa da uzun yıllar uygulanan “tek çocuk politikası” ve bu durumun bir sonucu olarak yaşlı nüfusun giderek artması dolayısıyla 2020 yılı nüfus sayımına dair artış göstermesi ise ayrı bir polemik konusu olacak gibi. ÇKP’nin son resmi açıklamasında nüfus artışı devam etmektedir denilse de anlaşılan bu pilav daha çok su çekeceğe benziyor.

Burada akla; “nasılsa herhangi bir kontrol yok, aynı zamanda Çin’de zaten her şey ÇKP’nin kontrolünde, neden afaki bir sayı açıklamıyorlar?” soru da gelebilir.

Öyle de olsa yarın birileri “bu sayıları bir ispatlayın bakalım” derse ne olacak? Minareyi çalan ÇKP tabi ki bunun kılıfını da ayarlamak adına ince eleyip sık dokuyacak. Yalanların örtbas edilmesi için sahte belgelerin hazırlanması zaman alıyor demek. Muhtemelen öyle bir sayı açıklanacak ki, ÇKP bu konuda gelebilecek bütün eleştirileri de ortadan kaldırmak adına hazırlıklarını yapmakla meşgul. Mayıs ayının ortalarına gelmemize rağmen açıklanamayan sayılar başka nasıl izah edilebilinir ki?

Dış ülkelerde yaşayan Çinlilerin düşüncesine göre büyük ihtimalle Çin nüfusunda dikkat çeken düşüş olsa da cüzi bir düşüş gösterebilirler veya ayısı stabil bırakabilirler. Çok büyük bir artış gösterilemeyeceği ise hemen herkesin ortak kanaati. Gerçek sayının açıklanma ihtimali ise çok ama çok zayıf. Hakikat ise açıklanacak verilerin hiçbirinin doğru bir referans vermeyeceği yönünde. Bilindiği üzere ÇKP yönetimi 2. veya 3. çocuk yapmayı serbest bıraktı. Burada akla bir başka sorun daha gelmekte. O da; son ekonomik hamleler ile Çin’in metropol şehirlerinde sosyal hayat standartlarının düzeldiği bölgeler oluştu. Fakirken bile doğurgan olan bu millet refah seviyesinde artış olurken doğumların düşmesini ne ile açıklayacak?

“Hayalinizdeki Çin” resim yarışması mı? Yazmaya bile değmeyecek, üç kuruşluk şahsi menfaat için nesillerini heba edenlerin yapabileceği bir basitlik, tez zamanda bu hatadan dönülmesi ise elzemdir.

Okumaya Devam Et

KÖŞE YAZARLARI

Akıllı şehir yolculuğu 21: Tepebaşı

Tepebaşı Belediyesi 2001 yılında Dünya Sağlık Örgütüne üye oluyor. Bu özellik onu Ülkemizde bu konudaki öncü belediyelerden biri haline getiriyor. 2005 yılına gelindiğinde ise Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğinin Kurucu Üyeleri arasında yer alıyor. 2011 yılında Belediye hizmet binasının enerji tasarrufu için bir çalışma başlatılıyor ve Bursa-Eskişehir-Bilecik Kalkınma Ajansından (BEBKA) alınan hibe ile Düşük Karbon Ayak İzi Projesi kapsamında Belediye Hizmet Binasının çatısına Güneş Panelleri yerleştiriliyor. 500 bin TL’ye yakın destek alan proje ile Tepebaşı Belediyesi Hizmet Binası, enerjisinin % 20’lik bölümünü güneş enerjisinden sağlayarak Eskişehir’in ilk enerji etkin kamu binası özelliğini taşıyor.

Bu çalışma belediyeyi bambaşka bir yolculuğa doğru ilerletiyor. Karbon salınımı ve Enerji konuları dünya örnekleri incelendiğinde Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı kavramıyla tanıştırıyor.

2012 yılında bu yöndeki çalışmalarına başlayan belediye Başkanlar Sözleşmesi (Covenant of Mayors) adıyla bilinen Enerji Eylem Planını imzalıyor ve bu lig’teki yerini alıyor.

“Başkanlar Sözleşmesi, yerel ve bölgesel yönetimlerin, gönüllü olarak yenilenebilir enerji kullanımı ve etkin enerji tüketiminin artırılmasını desteklemeleri amacıyla, 2008 yılından bu yana, Avrupada yürütülen önemli bir eylem. Bununla söz konusu yönetimlerin taahhütleriyle, Avrupa Birliği’nde 2020 yılına kadar Co2 emisyonunun yüzde 20 azaltılması hedefleniyor.”

Her sözleşme, antlaşma başka bir kapıyı aralıyor. 2012 yılında ise LivingLabs adıyla bilinen Avrupa Yaşayan Laboratuvarları Ağı’nın ilk Türk üyesi olan Belediye olarak yerini alıyor.

“Tepebaşı “Future Living” Lab’ın (TFLL) amacı düşük gelirli topluluklarda ve zihinsel ve fiziksel hastalıklarla yaşayan özürlü gruplarda sosyo-ekonomik kalkınmada BİT’i teşvik eden veya etkinleştiren yenilikçi teknolojileri analiz etmek ve doğrulamaktır.”

Bu yıllarda şehir içinde yapmış olduğu Enerji Verimliliği ile ilgili Türkiye’de ilk ve örnek olan çalışmalarıyla da ses getiren belediye 2014 yılında Kalkınma Ajansından kazandığı hibe ile; Tarımda Güneş Enerjili Sulama (TARGES) Projesini hayata geçiriyor.

Enerji de yapılan bu çalışmalar belediye ekiplerini sürekli dünyadaki gelişmeleri yakından incelemeye teşvik etmiş ve sürekli yeni kavramlar hayatlara girmiştir.

Belediye Hizmet binasının dönüşümünde kendini geliştiren ekipler bu kez daha proje aşamasındayken tamamen akıllı bir bina için çalışmalara başlıyorlar. Çevre dostu ve enerji etkinliği alanında öncü bir bina Su Sporları Merkezi inşaa ediliyor.

Tepebaşı Belediyesi Mustafa Kemal Atatürk Spor Kompleksi’nde yer alan Su Sporları Merkezi yeşil bina özelliğine sahip bir tesis ve çevre dostu ve enerji tasarrufu alanında yeşil bina uygulamalarına uluslararası alanda verilen LEED sertifikasını Türkiye’de Altın Puan değerlendirmesi ile alan İLK KAMU BİNASI olma özelliği taşımakta.

Enerji ayağında asıl hedef mevcut binaların ekolojik duyarlılıkla iyileştirilmesiyle, sürdürülebilir çevre anlayışı için enerji verimli hale getirilmesidir. Alt kırılımlar ise bina kabuklarının değiştirilmesi, pencere ve doğrama sistemlerinin yenilenmesi, çevreci iklimlendirme sistemlerinin projelendirilmesi, güneş panellerinin kurulması, bina ve çevre aydınlatmalarının akıllı hale getirilmesidir.

Bina kabuğunda ve doğrama sistemlerinde yapılan yenilemelerle ısıtma faturasının %70 azalması öngörülmektedir. Proje uygulama alanı olan Aşağı Söğütönü’nde kurulacak 150 kW’lık güneş panelleriyle Yaşam Köyünün %70’lik elektrik ihtiyacının karşılanması hedeflenmektedir.

Aynı zamanda doğalgaz yenilenebilir enerji kaynağı olmadığı için kullanılması planlanan alternatif ısı kaynaklarıyla karbon emisyon salınımında da %63’lük iyileştirme sağlanacaktır. Bahsedilen tüm iyileştirmeler başarıyla uygulandığında ise %53’lük enerji tasarrufuna gidilmesi planlanmaktadır

SONUÇ

Yüzünü güneşe dönen projelerle “insan”lara dokunan şehir Tepebaşı Belediyesi bireye saygılı, yaşam kalitesi yüksek, yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde sürdürülebilir örnek ve önder bir yerleşim olma vizyonu ve hizmet üreten ve alanların ihtiyaçlarını ayrım gözetmeksizin karşılayarak, sosyal ve kültürel belediyecilik anlayışıyla, kalite ve çevreye duyarlı, çağdaş, şeffaf, sağlıklı ve sürdürülebilir bir kentsel yaşam olanağı sunmak misyonu ile yola çıktığı Akıllı Şehir yolculuğunda çağdaş, sağlıklı, estetik kentsel alanlar oluşturarak, sosyal ve kültürel belediyecilik adına sürdürülebilir projeler üreterek, kent ile kırsal arasında bir denge kurarak, doğayı korurken ekonomik ve sosyal alanlarda karşılıklı bağları güçlendiren, çevreye duyarlı stratejik amaçlar geliştiren vatandaş ve kalite odaklı çalışmalarıyla, kaynaklarını etkin kullanarak ve yeni kaynaklar yaratarak Enerji, Ulaşım, Bilgi ve İletişim Teknolojileri alanlarında yaptığı proje çalışmaları ve bu projelerle birlikte geliştirdiği “insan” odaklı akıllı şehir yapılanması ile gelecek nesillere örnek bir belediye.

Okumaya Devam Et

KÖŞE YAZARLARI

Yapılanlar kadar yapılmayanlardan da sorumluyuz

Elimizde 72 Milyon Euro bütçe olup,yapılmayan bir takım afet hazırlıkları hakkında hem kamuyu hemde vatandaşlarımızı bilgilendirmek isterim…

Biz bilindiği üzere birinci derecede deprem riski taşıyan kırılgan bir afet ülkesiyiz. Aynı zamanda iklim değişikliği sebepli kuraklık riski taşıyan da bir ülkeyiz. Bu manada ciddi depremler yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz. Yıllar öncesinden kuraklık başladı, 10 yıl öncesinden Marmara Bölgesi kadar bir alan ekilemez hale gelip yeraltı suları dahil göller, dereler ve barajlar kurumaya başladı.

Nitekim önümüzde yaşanılacak büyük depremlerden tutun da ani yağışlardan kaynaklı seller ve su baskınları,kuraklık kaynaklı gıda kıtlıkları,toprak kaymalarından kaynaklı heyelanlar, oluşan fırtına ve hortumlardan kaynaklı can ve mal kayıpları, ayrıca yine çıkan iklimsel orman yangınlarından kaynaklı doğacak tüm zararlar birer afet statüsü taşımaktadır. Sonuçta meydana gelecek bu olumsuz durumlar için can ve mal kayıplarını en aza indirecek tedbirler almak hem genel hemde yerel yönetimler için son derece önemlidir. Burada genel yönetim konumunda bulunan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise bütçesinin tamamını atık su kanalları ile arıtma tesisleri,geri dönüşüm ile bertaraf etme,park ve bahçe düzenlemeleri ile kentsel dönüşüm gibi daha alt yapı ve yüzeysel projelere yönelik kullanmaktadır. Dolayısıyla top döner dolaşır yine yerel yönetimlere gelir. İşte burada yönetimlerin kendi bütçeleri yetmese dahi, geri ödemesiz dış finans kaynakları mutlaka vardır. Tüm il ve ilçe belediyeleri ile valilikler ve kaymakamlıklar buradaki bütçelerden başvuru yaparak faydalanabilirler.

Afet risklerini minimuma indirme veya riskleri ortadan kaldırmaya yönelik projeler küçük bir otel projesinden çok daha basittir aslında. Örneğin gittiğim her şehirde gördüğüm yüksek toprak zeminlere inşa edilen siteler ile çok katlı binalar hem deprem riski hemde toprak kayması riski taşır fakat yarısından çoğunda istinat duvarları bulunmaz. 1999 depreminde başta Gölcük olmak üzere sahil şeridindeki binaların denizin içine kayarak girmesi, Avcılar’daki binaların domino etkisiyle birbirlerinin üzerine kayarak devrilmesi, Erzincan, Van ve Afyon’da metrelerce yüksek araziden ana yola çıkıp araçları altına alan binalar bizim yönetimlerimizin bu konudaki bilinçsizliğinden kaynaklıdır. Çünkü fay hattı bölgesinde olmalarına rağmen zemini sabit tutmaya yönelik herhangi bir tedbir çalışmasında bulunmamışlardır. Nitekim buralara imar izni verenler de bir o kadar suçludur.

Yine Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün belirlediği orman yangını, sel ve kuraklık haritalarına göre dere ve baraj bölgelerine kapaklı tahliye kanalları açtırmak, onlarca ülkede kullanılan tuzlu suyu tatlı suya dönüştüren filternox tarzı arıtma sistemleri ile tarım arazilerinin su ihtiyaçlarını akarsu veya yeraltı sularına gerek duymadan karşılamak, orman yangınlarına erken müdahale amaçlı ısı ve dumana karşı duyarlı sensörlerin itfaiye ve orman müdürlüğü merkezli sistemlerini kurmak, tam donanımlı havadan söndürme araçlarının alımlarını yapmak gibi faaliyetler de yine risk azaltıcı projeler arasındadır.

Meyve sebze üretimine yönelik en çok basit sera uygulaması Antalya’da bulunur. Fakat ülkemizin en çok fırtına ve hortum meydana gelen şehri de yine burasıdır. Nitekim gıda üretimini korumak amaçlı çelik konstrüksiyon ve bariyer sistemlerine geçilmemesi de yine bir afet riskidir. Her yıl düzenli yaşanır lakin akıllanmayız!

Şimdi konunun özetine gelirsek; unutmayın ki insanlar sadece yaptıklarından değil yapmadıklarından da sorumludurlar. Aynı kaide tüm şehirlerdeki yönetimler için de geçerlidir !.

Bugün Tokyo’da kullanılan on binlerce insanın hayatını kurtaracak öneme sahip deprem erken uyarı alt yapı sistemlerinin İstanbul için kuruluş maliyeti sadece 7 milyon lira. Kastamonu’daki selleri ortadan kaldıracak desarj hatlarının kurulması 3 milyon lira, Manavgat, Marmaris ve Bodrum’daki orman yangınlarını daha oluşmadan müdahale etmemizi sağlayan sensör sistemlerinin toplam maliyeti 4 milyon lira tutmuyor. Yani paramız yok bile deseniz burada hazırda bekleyen 72 Milyon Euro’luk bütçe var. Yarın yaşanılacak bir felakette neden yapmadığınızı sorsak eminim ki her zaman ki gibi yine ‘’bilmiyorduk’’ diyeceksiniz. Peki kullanabileceğiniz böyle bir paranın var olduğunu siz bilmeyeceksiniz de yanan köylerde tarhana kurutan teyzeler mi bilecek? Hayvanları yanan çobanlar mı bilecek?…

Şu insanlar böyle dosyalardan haberdar olmadıklarından dolayı hiçbir şey bilmiyorlar, bilmediklerinden dolayı da size maddi manevi tazminat davası açmıyorlar. Çünkü imkanınız olduğu halde risk tedbirlerini almamak görevi kötüye kullanmaktır. İnsanların başına doğal felaketlerden kaynaklı can ve mal kayıpları meydana geldiğinde, yakınları ve mal sahipleri çözümü olduğu halde yapılmayan tedbirlerin hesabını sorabilirler,tazminat davası açabilirler. Mahkemede bütçemiz yok dediğinizde de bu dosyayı hakimin önüne koyuverirler,savunmanız orada biter !…

Unutmayın yaptıklarınızdan değil, asıl yapmadıklarınızdan sorumlusunuzdur!..

Okumaya Devam Et