Reklam
Reklam
Türkiye'de Enerji | Enerji sektörü bizden sorulur

Afganistan Fay Hattında Enerji Birikiyor!

Dr. Hakan Arıdemir

Afganistan’ı, Türk Dünyası ile Hindistan’ı birbirine bağlayan, 19. yüzyıldan beri önce İngiltere sonrasında SSCB ve 2001’den bugüne de ABD olmak üzere dönemin büyük güçlerinin rekabetine sahne olmuş bir satranç karesi olarak tanımlayabiliriz. Afganistan, Çar Büyük Petro’nun “Dünya kralı İstanbul’da oturur ve Hindistan yolunu kontrol eder” şeklinde ortaya koyduğu, Rusların “sıcak denizlere inme” idealinin en önemli noktalarından biridir. Bu açıdan bakıldığında Çar Petro’nun sözü Türkiye ve Afganistan’ın jeopolitik kaderlerinde bir benzerlik olduğunu da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla birinde meydana gelen herhangi bir değişim diğerini doğrudan etkileyecektir.

Doğu Türkistan’la İran arasında geçiş sağlayan, Hindistan’ı kuzeyden çevreleyen Afganistan, Çin’in 21. yüzyılda var olma ve yayılma stratejisi, ‘Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nin batıya açılan kapısını oluşturmaktadır.

21. Yüzyılda bölgede sahnelenen jeopolitik satrançta, ABD’nin Afganistan’dan çekiliyorum hamlesi meşhur jeopolitik yasayı bir kez daha tekrar ettirmiştir, “jeopolitik, boşluk kaldırmaz!” Bu ilke gereği bugün başta Çin olmak üzere pek çok ülke bölgede hamle yapmaktadır.

Şu an sahnede Taliban vardır ve Taliban devlet olmaya, Afganistan’ı yeniden teşkilatlandırmaya çalışmaktadır. Taliban bunu gerçekleştirirken sadece daha önce de denenmiş fakat başarısız olmuş “din kardeşliği” söylemi üzerinden yürümemektedir. Bugün din kardeşliği söylemi ile harmanlanmış bir Peştun milli kimliği üzerinden birliktelik sağlanmaya çalışılmaktadır. Peştun milliyetçiliği ülkede başta Özbek, Hazara, Türkmen olmak üzere pek çok Türk soylu topluluğu rahatsız edecektir. Bu durum da ülkede yakın zamanda Suriye’de tecrübe ettiğimiz vekalet savaşlarının bir benzeri için ortam oluşturabilir.

Suriye Devlet Başkanı Esad 2011 yılında, “rejime yönelik bir müdahalenin ‘yeni Afganistan’lar yaratacağı” uyarısında bulunmuş, “Suriye Afganistanlaşıyor” demişti, bugün ise “Afganistan Suriyeleşmektedir”.

Afganistan bütün bölgenin merkezindeki bir fay hattı olarak görünmektedir ve görünen o ki Taliban bu zeminle oynamaktadır. Bu jeopolitik bir depreme yol açabilir. Bölgede başka bir Suriye veya onlarca Suriye oluşabilir.

Türkiye açısından bakıldığında; Türkiye ile Afganistan arasındaki ilişkiler her iki ülke tarihi açısından önem taşıyan bir zaman diliminde kurulmuştur.

Afganistan, 1920 yılında Ankara’da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükümetini tanıyan ilk ülkedir. Türkiye, ilk müttefiklik anlaşmasını Afganistan’la imzalamıştır. Türkiye Afganistan’ın bağımsızlığını tanıyan SSCB’den sonra ikinci ülkedir.

Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği’nin Kurulu olduğu arazi, dönemin Afgan Kralı Emanullah Han tarafından Atatürk’e armağan edilmiştir.  45.065 m2 genişliğinde bir alana kurulu olan Büyükelçilik Kabil’de açılan ilk diplomatik misyon sıfatını taşımaktadır.  Afganistan Başkanlık Sarayına bir sokak mesafede olan elçilik konumu itibariyle stratejiktir.  Büyükelçiliğin tapusu Türkiye Cumhuriyeti adına 25 Kasım 1945’te düzenlenmiştir.

Bu zeminden bakıldığında ilişkilerin derinliği Türkiye’nin Afganistan meselesine kayıtsız kalamayacağını göstermektedir. Bugün için Türk askerinin geri çekilmesi gündemdedir. Buna rağmen Türkiye diplomasisiyle, ekonomisiyle, kültürel ilişkileriyle Afganistan’da olmaya devam edecektir. Çünkü Türkiye, Afganistan’daki herhangi bir sorunun doğrudan bütün bölgeyi etkileyeceğini, eğer bir bölünme ve parçalanma süreci başlarsa başta Türkiye olmak üzere bütün Türk Dünyası’nın bundan etkileneceğini bilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ