EY (Ernst & Young), Türkiye’nin yeşil hidrojen potansiyeline ve karbon azaltımı hedeflerine ışık tutan kapsamlı analizini yayımladı. Türkiye Yeşil Hidrojen Analizi adlı çalışma, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) çerçevesinde yeşil dönüşüm sürecinde Türkiye’nin karşılaşacağı fırsatları, zorlukları ve sektörel etkileri ele alıyor.
Rapora göre; çimento, demir-çelik, seramik ve kimya sektörleri yeşil hidrojen kullanımında ön plana çıkıyor. Bu sektörler, Türkiye’nin karbon emisyonunu azaltma hedeflerinde stratejik rol üstleniyor. SKDM’nin 2027’de yürürlüğe girmesiyle birlikte, ihracat yapan sektörlerin karbonsuzlaşmaya yönelik adımlarını hızlandırması bekleniyor.
Analiz, Türkiye’nin yeşil hidrojen talebinin 2050 yılına kadar 6 milyon tona kadar çıkabileceğini ortaya koyuyor. 2020 yılında bu talep yaklaşık 0,8 milyon ton seviyesindeydi ve büyük oranda gri hidrojen kaynaklıydı. Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre 2030 yılına kadar 2 GW, 2053’e kadar ise 70 GW’lık elektrolizör kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Bu da yeşil hidrojen üretiminin önemli ölçüde artacağını gösteriyor.
Rapor kapsamında demir-çelik, çimento, alüminyum, cam, enerji, kimya ve gübre gibi 9 sektörde faaliyet gösteren 20 büyük firma ile birebir görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerde, yeşil hidrojen kullanımı, karbon maliyetleri, ihracat etkileri ve karbonsuzlaşma stratejileri analiz edildi.
Kimya sektörü, 2023 yılında 20,6 milyar dolarlık ihracatla en yüksek dış satış rakamına ulaşarak dikkat çekti. Demir-çelik sektörü ise 18,9 milyar dolar ile ikinci sırada yer aldı. Sektör bazlı değerlendirmelerde, çimento sektörü altyapı eksiklikleri nedeniyle dönüşüm sürecinde bazı zorluklarla karşılaşırken, seramik ve kimya sektörleri sürdürülebilirlik stratejilerine hız verdi. Özellikle seramik sektöründe enerji maliyetleri nedeniyle yeşil çözümlere yönelme eğilimi gözlemlendi. Kimya sektöründe ise yeşil yakıtlar ve biyoyakıtlar yatırım alanı olarak öne çıkıyor.
EY Parthenon Şirket Ortağı Cem Çamlı, analizle ilgili değerlendirmesinde, “SKDM uygulaması Türkiye’yi özellikle emisyon yoğun sektörlerde dönüştürücü bir sürece zorluyor. Bu dönüşüm; yalnızca çevresel değil, ekonomik rekabetçiliğin korunması açısından da kritik önemde. Yeşil hidrojen burada sürdürülebilir çözüm olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Raporda, yeşil hidrojen maliyetlerinin gelecekte kilogram başına 2 dolar seviyesine kadar düşebileceği öngörülüyor. Elektrolizör teknolojisindeki gelişmeler, üretim maliyetlerinin azalması ve regülasyon desteğiyle yeşil hidrojenin enerji sektöründe geniş çapta benimsenmesi bekleniyor. EY, Türkiye’de bu sürecin hızlanabilmesi için teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, yerli üretimin desteklenmesi ve düzenleyici çerçevenin netleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye’nin yeşil enerji yolculuğunda stratejik bir rehber niteliğindeki bu analiz, kamu ve özel sektörün birlikte hareket ederek sürdürülebilir büyümeye ulaşmasının altını çiziyor.