Bizi takip edin

DOĞALGAZ

Karadeniz – Sakarya sahasında bulunan doğalgaz rezervi

Giriş 

Karadeniz “Sakarya Sahası” Ağustos 2020’den beri ülkemiz gündeminde sıkça yerini alan bir bölge durumuna gelmiş bulunmaktadır. Bilindiği üzere, 21 Ağustos 2020 tarihinde Cumhurbaşkanı’nın yaptığı bir konuşma ile Karadeniz’de Türkiye’nin “Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB)” sınırları içinde yer alan “Sakarya Sahası”nda Tuna-1 Sondaj alanı olarak nitelenen mevkide 320 Milyar m3’lük önemli bir doğal gaz rezervinin bulunduğu açıklanmıştı. Bu açıklamayla Türk karasularındaki ilk önemli doğal gaz keşfinin anonsu yapılmıştır.

Daha sonra 17 Ekim 2020 tarihinde de yine aynı konumda (ancak daha derin bir katmanda) 85 Milyar m3’lük ek bir doğal gaz rezervi daha bulunduğu yine Cumhurbaşkanı’nı tarafından açıklanmıştır. Böylelikle 2020 yılı içinde Tuna-1 Sondaj alanından toplam 405 Milyar m3’lük bir rezerv keşfi yapılmış olmaktadır.

Son olarak ta, yine Cumhurbaşkanı tarafından 4 Haziran 2021 tarihinde Sakarya Sahası içinde, ancak bu sefer “Amasra-1” Sondaj alanında 135 m3 doğal gaz rezervi bulunduğu açıklanmış bulunmaktadır. Böylelikle, şimdiye kadar söz konusu bu sahadan 540 m3 doğal gaz keşfi yapılmış olmaktadır. Bir başka deyişle, Sakarya Sahası’ndan Türkiye’nin bugüne kadar bulunan en büyük doğal gaz rezervi bulunmuş olmaktadır. Şekil 1’de Türk MEB’i içinde bulunan “Sakarya Sahası” ve bu saha içinde doğal gaz bulunan Tuna-1 ve Amasra-1 Sondaj alanları görülmektedir.

Türkiye için birçok açıdan büyük önemi olan bu rezervin enerji-politik değerlendirmesine geçmeden önce Karadeniz hakkında bazı özellikleri hatırlatmak yerinde olacaktır. 

Karadeniz

Ülkemizin kuzeyinde yer alan Karadeniz, Asya-Avrupa arasında yer alan bir deniz olup daha çok bir iç deniz niteliği taşımaktadır denebilir.  3. Jeolojik dönem ve öncesinde var olduğu düşünülen Büyük Tetis Denizi ile ilişkilendirilmektedir. Daha yakın bir geçmişte  (yaklaşık 4.500 – 6.500 yıl önce) meydana gelmiş olan tektonik hareketler sonucunda da (Boğazlar ve Marmara denizi ile birlikte) günümüzdeki coğrafi görüntüsüne kavuştuğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda, geçirdiği jeolojik ve tektonik geçmiş nedeni ile Karadeniz, potansiyel bir hidrokarbon rezerv bölgesi olarak düşünülebilmektedir.

Yaklaşık 8.350 kilometrelik toplam kıyı şeridine sahip olan Karadeniz’in yüzölçümü 461.000 km² kadardır. Tuzluluğu binde 18 mertebesinde,  (1970-2018 yılları arası itibariyle) ortalama sıcaklığı ise 15,2o C olarak ifade edilmektedir. Doğudan batıya en geniş yeri 1.175 km, en derin noktası ise 2.210 m. kadardır.

Karadeniz, bilindiği üzere Boğazlar ve Marmara Denizi üzerinden Akdeniz’e bağlanmaktadır. Daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde ise; Cebelitarık ile Atlantik’e, Süveyş ve Kızıldeniz ile de Hint Okyanus’una, bir başka deyişle dünya açık denizleri ile bağlantısı sağlanmaktadır. Ayrıca, nehir bağlantılarıyla da; batıda Atlantik Okyanusu’na, doğuda Hazar Denizine ve Kuzeyde Arktik Denizine ulaşılması mümkün olabilmektedir.  

Karadeniz çevresinde; Türkiye ile beraber 6 ülkenin (Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’ın) kıyısı yer almaktadır. Bulgaristan ve Romanya’nın Avrupa Birliği (AB)’ne girmesiyle artık Avrupa Birliği’nin de Karadeniz’e kıyısı bulunmaktadır. Ancak, Karadeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip ülke Türkiye’dir.

Karadeniz’de Bulunan Doğalgaz Rezervlerinin Enerji-Politik Değerlendirmesi

Öncelikle şunu belirtmek yerinde olacaktır ki; Türkiye tarafından Karadeniz’de bulunan rezervler, tümüyle yerli ve milli imkânlarla belirlenmiş ve deniz yüzeyine çıkarılmıştır. Bir başka deyişle, rezerv araştırması için yapılan sismik araştırmalardan sondaj çalışmalarına, rezerv miktarının belirlenmesinden kalitesinin tayinine kadar tüm çalışmalar ülkemiz olanaklarıyla yapılmış bulunmaktadır. Böylelikle, başka ülke imkânları kullanılmadığından (şimdiye kadar) farklı ülkelere pay verme durumu da söz konusu olmamıştır. Bu husus, enerji ekonomisi açısından önemli olduğu kadar enerji politik açıdan da önem arz etmektedir.

Bulunan doğal gaz rezervlerinin 250 km2’yi aşan araştırma alanında yapılan çalışmalarla belirlendiği anlaşılmaktadır. Tuna-1 sondaj alanında 20 Ağustos’ta duyurulan ve ilk bulunan rezerve 2.117 m su derinliğinde 3.520 m son derinlikte ulaşılmıştır. Yine Tuna-1 sondaj alanında 17 Ekim 2020’de duyurulan ikinci rezervin 4.525 m kadar son derinlikte bulunduğu belirtilmiştir.  Amasra-1 sondaj alanında, bu sene bulunan rezerve ise 1.938 m su derinliğinde,  3.850 m son derinlikte ulaşılmış olduğu ifade edilmiştir. Sakarya sahasındaki Türkali mevkiinde de sondaj çalışmalarının sürdüğü ifade edilmektedir.

Türkiye’nin Karadeniz’de bulunan rezerv dışındaki, öz kaynağı olan bugüne kadar bilinen doğal gaz miktarının 16,6 Milyar m3 olduğu göz önüne alınırsa, bulunan bu rezervlerin Türkiye için önemi kendini göstermektedir.  Ayrıca, ülkemizin yıllık doğal gaz gereksiniminin yaklaşık 48-49 Milyar m3 mertebesinde olduğu düşünüldüğünde de Karadeniz rezervinin ehemmiyeti anlaşılmaktadır. Konu dışından olanlar, düz mantıkla rezerv miktarını, ülkenin toplam yıllık gereksinimine bölerek rezerv değerlendirmesi yapma yoluna gidebilmektedirler.

Oysa ülkeler için hangi enerji kaynağı olursa olsun, hiçbir zaman tek bir bölgeden kaynak temini enerji ekonomisi ve enerji politik açıdan uygun olarak nitelenmemektedir. Zira rezerv bölgesinde (deprem, arıza ve teknik sorunlar vb. gibi)  herhangi bir sorun olması halinde enerji arz güvenliği riski ortaya çıkmaktadır. Bir başka deyişle, bulunan rezervin yedeklilik kriteri bağlamında farklı rezerv bölgeleri ve/veya farklı alımlarla yedeklenmesi esas olmaktadır.

Türkiye açısından bakıldığında, Türkiye’nin çeşitli anlaşmalarla (başta Rusya, İran ve Azerbaycan olmak üzere) farklı ülkelerle yapmış olduğu doğal gaz bağlantıları bulunmaktadır. Fazla olarak,  (ABD, Cezayir, Katar ve Nijerya’dan) LNG bağlantıları bulunmaktadır. Dolayısıyla ülke gereksinimi, tümüyle bulunan bu rezervden karşılanmayacaktır.

Ayrıca, rezerv işletim sistemi genellikle Gaussian değişime uygun olarak planlanmaktadır. Bir başka deyişle ilk senelerde “az” çıkarım yapılırken nihayet yüksek kullanım seviyelerine çıkılmakta, rezervin azalmaya başlamasıyla birlikte de yine kullanımdaki katkı miktarı düşürülerek kaynak bölgesinin devrede kalma süreci uzatılmaktadır. Dolayısıyla da, rezerv azalımı başladığında diğer kaynakların arzda yer almaları uyumlu şekilde sağlanmaktadır.  Bu bağlamda, Sakarya Sahasında şimdiye kadar ulaşılan rezervlerin 25-30 yıl ülke kullanımında bulunacağı söylenebilir. 

Öte yandan bulunan rezerv miktarının önemi, genel rezerv değerlendirmesi bağlamında irdelenmek istenirse; öncelikle global ölçekte 85-850 Milyar m3 mertebesindeki rezervlerin “Dev Keşif Rezervleri” olarak nitelendiğini belirtmek gerekir. Bu bakımdan Sakarya Sahasında Tuna-1 ve Amasra-1 sondaj bölgelerinde bulunan rezervlerin bu aralıkta yer aldığı görülmektedir.

Bilinen bazı diğer ülke doğal gaz rezervleriyle kıyaslaması yapıldığında, bulunan rezervin önemi daha net anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, Doğu Akdeniz’de sıkça sözü edilen (Leviathan, Tamar, Afrodit, Zohr ve Nour)  doğal gaz rezervleri ile karşılaştırıldığında Sakarya sahasının “iyi” olarak nitelenebilecek bir doğal gaz rezerv bölgesi olduğu kendini göstermektedir (Şekil 2).

Öte yandan, sismik araştırma çalışmalarının daha geniş alanlarda yapılmasının koordine edilmekte olduğu ifade edilmektedir. Bir başka deyişle, yeni rezervlerin bulunabilmesi muhtemeldir. Nitekim Türkiye “Kanuni” adı verilen yeni bir derin deniz sondaj gemisi almış ve Karadeniz sondaj faaliyetlerinde yer almak üzere hazırlamış bulunmaktadır. Böylelikle, Karadeniz’de sondaj çalışmalarını gerçekleştiren ve doğal gazı bulan “Fatih Sondaj Gemisi” ile birlikte “Kanuni Sondaj Gemisi” beraberce enerji kaynaklarını arama faaliyetlerini sürdürebileceklerdir.

Karadeniz’de Sakarya bölgesinde bulunan doğal gaz rezervinin eder olarak (bulunan doğal gazın süreklilikle zaman içinde aynı kalitede sağlanıp sağlanamamasıyla ilgili olarak değişebilmekle beraber) yaklaşık 180 Milyar USD mertebesinde bir değere sahip olduğu ifade edilmektedir.  Bu eder, doğal gaz ihtiyacı yüksek olan Türkiye’nin bütçe cari açığında önemli bir yer tutan enerji ithalatının azaltılması bakımından önemlidir. Dolayısıyla söz konusu rezervin kullanıma girmesiyle, Türkiye’nin bütçe ödemeler dengesinin olumlu etkileneceği açıktır.

Öte yandan, Sakarya sahasında bulunan doğal gazın rutin çıkarım şartlarının sağlanması ve çıkarılan doğal gazın karaya taşınması burada üzerinde durulması gereken önemli bir hususu oluşturmaktadır. Açıklandığı üzere; bulunan doğal gazın karaya taşınması işleminin Türkiye Cumhuriyetinin 100. Kuruluş Yıldönümüne, bir başka deyişle 2023’e yetiştirilmesi hedeflenmektedir.

Verilen hedef hayli iddialı olmakla beraber gerçeklenmesi, projeye öncelik verilmesi halinde mümkün de olabilir. (Nitekim İsrail, kıyıya yaklaşık olarak benzer mesafedeki Tamar bölgesi rezervini karaya 2 senede taşıyabilmiştir. Mısır da 2,5-3 sene gibi bir sürede Akdeniz’de bulduğu doğal gazın karaya akışını sağlayabilmiştir.)

Bulunan gaz rezerv noktalarında öncelikle platform konuşlandırılması gerekmektedir. Platform inşa edilebileceği gibi satın alınabilir veya kiralanabilir de… Örneğin; bu konuda Güney Afrika ile işbirliği yapılabilir olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, boru hattı çekilmesi de önemli bir diğer hususu oluşturmaktadır. Bütün bu işlemler için yabancı ülke veya yabancı şirket desteği de alınabilir. Ancak, şimdilik böyle bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

Açık deniz rezervlerinin karaya taşınmasında akla gelen bir diğer çözüm de uygun şartların sağlanmasıyla FSRU (Floating Storage Regasification Unit) gemisi kullanılması olabilir. Fizibl bir çözüm olması tartışılır olsa da, Türkiye için başlangıçta denenebilecek bir çözüm olarak ta düşünülebilir.

Bilindiği üzere, Türkiye Güney Kore’ye bir FSRU gemisi sipariş etmişti. “Ertuğrul Gazi” adı verilen bu gemi ilgili testleri de tamamlandıktan sonra Hatay-Dörtyol’a Nisan 2021 sonu itibariyle ulaşmış bulunmaktadır.

Önemli bir aşama da; taşınan gazın uygun bir liman üzerinden dağıtıma girmesi olacaktır. Bilindiği üzere, ülke içi doğal gaz dağıtım şebekesi, Türkiye’de hayli yaygın donanımlıdır ve 81 vilayete de doğal gaz şebekesi ulaşmış bulunmaktadır. Dolayısıyla ülke içi dağıtım şebekesinde sorun olacağı beklenmemektedir. Bununla beraber ilgili liman ve uygun liman tesislerine gereksinim bulunmaktadır.

İlgili liman olarak Zonguldak’ın Filyos limanı belirlendiği anlaşılmaktadır (Şekil 1). Son olarak 4 Haziran 2021 tarihinde Filyos’ta “Doğal Gaz İşleme Tesisi”nin temeli atılmıştır (Şekil 3). Söz konusu bu tesiste, tesise ulaşan doğal gazın ayrıştırılması, filtrelenmesi, basınçlandırılması ve şebekeye verilmesi sağlanacaktır.

Burada önemli bir diğer husus ta; Türkiye’nin doğal gaza ilişkin dış bağlantı anlaşmalarının bu yıldan başlayarak önümüzdeki yıllarda sırasıyla sürelerinin doluyor olmasıdır. Dolayısıyla, anlaşmaların sürelerinin uzatılması veya yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu bağlamda söz konusu anlaşmalar konusunda, (artık alternatif bir öz kaynağın varlığı nedeniyle) Türkiye açısından daha avantajlı şartlarla ve daha ekonomik olarak sözleşmeler yapılabilmesi mümkün olabilecektir.

Sonuç

Yukarıda açıklananlar beraberce değerlendirildiğinde; Türkiye için Karadeniz’de, Sakarya sahasında bulunan doğal gaz rezervi öncelikle öz kaynak olarak, yerli ve milli imkânlarla bulunmuş olup bu kaynak  “dev doğal gaz rezervi” grubunda yer almaktadır. Burada, doğal gazın aranarak bulunması, çıkarılması, karaya taşınması ve dağıtım sistemine dâhil edilmesiyle Türkiye önemli ölçüde mühendislik deneyimi sahibi olacaktır. Böyle bir deneyim,  Türkiye’nin ileriki yıllarda farklı bölgelerde ve farklı ülke Münhasır Ekonomik Bölgeleri (MEB)’ndeki girişimleri ve uygulamaları için yadsınamayacak bir deneyim niteliğinde olacaktır. Ayrıca, konuya ilişkin önemli bir istihdam alanı açılmış olacak ve ülke kalkınmasına önemli katkı sağlanabilecektir.

Öz olarak belirtmek gerekirse; Karadeniz’de bulunan söz konusu doğal gaz rezervi gelecek vaat etmektedir. Bir başka deyişle, bulunanlara ilaveten yeni bulunabilecek kaynaklar da beklenti içinde görünmektedir. Bu durum, Türkiye’ye enerji kaynaklarına ilişkin konjüktürel inisiyatif kullanmada etkinlik kazandırabilecektir. Dolayısıyla Türkiye’nin jeopolitik etkinliğini enerji-politik manada daha da öne çıkartacaktır. Böylelikle, Türkiye’nin bölgedeki, hatta dünyadaki önemi giderek artacaktır. Bununla beraber, söz konusu bu durumun getireceği enerji-politik rekabet ve oluşturabileceği risklere karşı da hazırlıklı olunması gerekebilecektir.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

DOĞALGAZ

Enerya, Antalya’da 115 Mahalleye Doğal Gaz Ulaştırıyor

Doğal gaz, kullanıcılarına konfor sunması ve bütçe dostu olması sebebiyle her geçen gün daha çok tercih edilirken Enerya Enerji, doğal gaz konforunu ve ekonomik faydalarını abonelerle buluşturmak için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

Antalya’da 2010 yılında faaliyetlerine başlayan ve bugün 115 mahallede doğal gazı tüketici ile buluşturan Enerya, bölgedeki yatırımlarını artırarak, ‘doğal gazsız ev kalmayacak’ anlayışıyla hizmet vermeye devam ediyor.

Ilıman iklimin hâkim olduğu Antalya’da kullanıcılar doğal gaz konforunu yaşadıkça doğal gaza geçiş oranları da yükselmeye devam ediyor.

Şehirde, 191 binin üzerinde kullanıcı klimadan doğal gaza geçerek doğal gaz konforunu yaşamaya başlarken, abone sayısı da hızla artmayı sürdürüyor.

Çalışmaların hızla devam ettiği Antalya’da yeni mahalleler de yıl sonuna kadar doğal gaz kullanmaya başlayabilecek. Doğal gazın kullanıldığı alanlarda sıcaklık ayarı yapılabilir.

Böylece aşırı sıcak veya aşırı soğuk olma durumu ortadan kaldırılır, kullanılan miktarda doğalgaz harcanır ve herhangi bir ısı kaybı yaşanmaz.

Okumaya Devam Et

DOĞALGAZ

Rus Gazının Avrupa’ya Sevkiyatı Azalmaya Devam Ediyor

Rusya-Ukrayna Savaşı’nda 3 ay geride kalırken, Rus doğal gazının Avrupa’ya sevkiyatı da savaşın ilk dönemlerindeki artışa rağmen son bir haftada yaklaşık yüzde 50 azaldı.

Gazprom’un Ukrayna üzerinden Avrupa Birliği’ne (AB) günlük doğal gaz sevkiyatı 1 Ocak itibarıyla 74,4 milyon metreküp düzeyindeyken, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başladığı 24 Şubat’tan itibaren Avrupa’ya gaz akışında artış yaşanmıştı. Söz konusu tarihlerden itibaren gaz akışında önemli bir değişiklik yaşanmazken, sevkiyatlar 10 Mayıs’a kadar günlük 100 ila 110 milyon metreküp düzeyinde gerçekleşti. 10 Mayıs’ta ise bu miktar 96 milyon metreküp seviyesindeydi.

Gazprom Temsilcisi Sergey Kupriyanov, yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın, Sohranovka adlı doğal gaz dağıtım noktasından Rus gazı alımını durduracağına yönelik bilgilendirildiklerini söyledi.

Gelişmenin ertesi günü 11 Mayıs’ta şirketin Ukrayna üzerinden Avrupa’ya gönderdiği doğal gaz miktarı yüzde 25 azalarak 72 milyon metreküpe indi.

Rusya, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinde bulunan ve günlük yaklaşık 30 milyon metreküp doğal gaz sevkiyat kapasitesine sahip Sohranovka üzerinden Avrupa’ya gönderdiği gazın yüzde 30’unu sevk ediyordu.

Ukrayna üzerinden Rus gazı alan ülkeler arasında Avusturya, Slovakya, Moldova, Romanya, İtalya ve Çekya bulunuyor.

Polonya’ya sevkiyatlar durdu

Rus gazının sevkiyatlarında yaşanan başka bir gelişme de 12 Mayıs’ta Gazprom’un, Avrupa’ya Rus doğal gazı taşıyan Yamal-Avrupa boru hattının Polonya kısmını artık kullanmayacağını bildirmesi oldu.

Yamal-Avrupa boru hattı, Ukrayna’daki boru hatları ve Kuzey Akım boru hattının yanı sıra Rus gazını Avrupa’ya taşıyan önemli hatlardan biri olarak biliniyor. Şirketin Avrupa’ya Ukrayna üzerinden doğal gaz sevkiyatı, bu gelişmeye rağmen takip eden günlerde de gerilemeye devam etti. Gazprom, dün Ukrayna üzerinden 49,3 milyon metreküp doğal gaz sevkiyatı gerçekleştirdi.

Avrupa’nın doğal gazda Rusya’ya bağımlılığı yüksek seviyede

Avrupa, tükettiği doğal gazın yaklaşık yüzde 40’ını, yani 175 milyar metreküpünü Rusya’dan ithal ediyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasıyla AB ülkelerinin Rusya’ya yönelik kapsamlı yaptırımlar uygulaması, Gazprom’un sevkiyatını azaltacağı veya Ukrayna’daki boru hatlarında sorunlar yaşanabileceği endişelerini beraberinde getirmişti.

Avrupa’da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF’de işlem gören haziran vadeli kontratların fiyatı ise megavatsaat başına 94,18 avrodan işlem görüyor.

Öte yandan, başta Almanya olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesi, Rus gazı ithalatını orta vadede azaltmak istediklerini duyurmuştu.

Gazprom ise Rusya’nın doğal gazda duyurduğu rubleyle ödeme sistemine uymadıkları için Bulgaristan ve Polonya’ya doğal gaz sevkiyatını 27 Nisan itibarıyla tümüyle durdurmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, rubleyle ödeme sistemine uymamaları halinde, diğer Avrupa ülkelerine de sevkiyatların duracağını söylemişti.

Petrolde de ana tedarikçi Rusya

Avrupa’nın petrol ithalatında en büyük tedarikçi olarak yine Rusya ön plana çıkıyor.

Rusya, 2020’de toplam 440 milyon ton petrol ithal eden Avrupa’ya 113 milyon ton petrol satmıştı.

AB yetkililerinin Rusya’ya yönelik olarak şu ana kadar açıkladıkları yaptırımlarda enerji ihracatına kısıtlamalardan uzak durulması dikkati çekiyor.

Öte yandan ABD, Rusya’dan petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz ve kömürün ithalatını yasaklamış, İngiltere de 2022’nin sonuna kadar Rus petrol ve petrol ürünlerinin ithalatını aşamalı olarak durduracağını açıklamıştı. AB ise Rus petrolüne yönelik ambargo uygulama isteğini duyurmuş ama Birlik içinde Macaristan gibi ülkeler bu adıma yoğun bağımlılıklarından dolayı karşı çıkıyor.

Okumaya Devam Et

DOĞALGAZ

Doğalgaz Konforuna Ulaşmak Artık Çok Kolay

Enerya, faaliyet gösterdiği 10 ilde hayata geçirdiği kampanyayla 31 Mayıs’a kadar doğal gaz bağlantı bedeline 9 taksit avantajı sunuyor.

2003’ten beri doğal gaz dağıtımında kesintisiz hizmet sağlamaya devam eden Enerya Enerji, doğal gaza geçişi kolaylaştıran kampanyaları tüketici ile buluşturmaya devam ediyor.

Türkiye’nin en yaygın 2’nci özel dağıtım şirketi olan Enerya Enerji, doğal gaz kullanımını kolaylaştıran adımlar atmaya devam ediyor.

10 ilde, 30 yıl süreyle doğal gaz dağıtım lisansına sahip olup, 1 milyon 600 binden fazla aboneye hizmet sunan şirket, doğal gaz konforunu abonelerine ulaştırmayı sürdürüyor. Isınmanın hem en güvenli hem de en sağlıklı yolunu sunan doğal gaz, tüketiciler tarafından en çok tercih edilen yakıtlar arasında yer alıyor.

Doğal gaza geçişi kolaylastıran Enerya, faaliyet gösterdiği 10 ilde, abonelik başlangıcında bir defaya mahsus ödenen doğal gaz bağlantı bedeline 9 taksit avantajı sunuyor.

Kampanyadan faydalanarak doğal gazın konforunun tadını çıkarmak için son gün ise 31 Mayıs. Tüketici dostu bir yakıt olan doğal gaz, verimli bir yakıt olması sebebiyle alternatif ısınma yöntemlerine göre tasarruf sağlıyor. Ev ekonomisine katkı sağlayan doğal gaz, tüm dünyada en güvenli yakıt olarak kabul ediliyor. Yandığında kurum ve duman gibi atıklar ortaya çıkarmıyor.

Okumaya Devam Et