Neden Afro-Avrasya?
Afro-Avrasya bir anda ortaya çıkmış bir kavram değil; bir tecrübenin, bir arayışın ve bir fark edişin sonucudur. 2016 yılında bu fikrin ilk izlerini sürmeye başladığımda, akış beni Kazakistan’a, Almatı’ya götürdü. Orada düzenlediğimiz kongrede karşılaştığım bir itiraz, aslında bu fikrin doğum anı oldu. Dönemin önemli isimlerinden biri bana şunu söyledi: “Biz Kazaklar taşıyamayacağımız kılıcı belimize bağlamayız. Afrika bize uzak.”
Bu cümle bir sınır çiziyordu. Ama o anda şunu fark ettim: Bu sınırlar doğal değil, kurulmuştu. Ve eğer kurulmuşsa, yeniden kurulabilirdi.
Almatı’da Afrika konuşuldu. Bir temas kuruldu. Ardından Endülüs’e gittiğimde—Malaga’da, Sevilla’da, Granada’da ve Kurtuba Camii’nin içinde oturup düşündüğümde—şunu gördüm: Bu medeniyet aslında zaten vardı. Yüzyıllar boyunca birbirine değmiş, birbirini beslemiş, aynı havzada düşünmüş bir dünyanın parçalarıydık. Bu kopuş, tarihsel bir zorunluluk değil, sonradan üretilmiş bir ayrışmaydı.
Macaristan’da, Balkanlar’da, Türkistan’da, Körfez’de, Cezayir’de ve Tunus’ta aynı hakikatle tekrar karşılaştım: İnsanlar birbirine uzak değil, sadece birbirinden koparılmıştı. Oysa ihtiyaç açıktı—adalet, denge ve birlikte var olma ihtiyacı.
Bugün bize sunulan dünya düzeni bu ihtiyaca cevap vermiyor. Bu nedenle Afro-Avrasya bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çünkü bu fikir, yeni bir dünya kurma imkânıdır—ve insanlar buna hazırdır.
Neye Karşı Afro-Avrasya?
Afro-Avrasya, Doğu ile Batı arasında basit bir karşıtlık kurmaz. Onun itirazı, dünyayı keskin sınırlarla parçalayan zihniyetedir. Çünkü bu ayrım, insanlığı anlamak için değil, yönetmek için üretilmiştir.
Rusya’nın bir Orel Oblastında da, Cezayir’in Chlef bölgesinde de aynı gerçeklikle karşılaştım: İnsanların ihtiyaçları ortaktır. Adaletle yönetilmek, insanca yaşamak, temel hizmetlere erişmek… Ancak mevcut sistemler bu ihtiyaçlara merkezden bakmaz; çevreyi ihmal eder.
Afro-Avrasya bu nedenle bir cephe değil, bir düzeltme hareketidir. Merkezden çevreye değil, çevreden merkeze doğru kurulacak bir düzen arayışıdır. Amaç, parçalanmış coğrafyaları tek bir ideoloji altında toplamak değil; ortak ihtiyaçlar üzerinden adil bir denge kurmaktır.
Bu yaklaşım, Batı’nın ürettiği bilgi ve kurumsal birikimi reddetmez; fakat onu mutlaklaştırmaz. Doğu’nun birikimini romantize etmez; fakat onu görünmez de kılmaz. Mesele karşı olmak değil, daha adil bir dünya kurmaktır.
Medeniyet Temeli
Afro-Avrasya’nın taşıyıcı kolonları tesadüf değildir. Bu medeniyet dairesi, İslam’ın kurucu ilkeleri, Türklerin taşıyıcı gücü ve Osmanlı’nın kurumsal aklı üzerinde yükselir. Çünkü bu üçlü, yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bir tecrübe birikimidir.
Türkiye bu tecrübenin merkezinde duran bir ülkedir. Bu topraklarda doğmuş biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim: Türkiye, en doğudaki Avrupalı, en batıdaki Asyalı ve en kuzeydeki Afrikalı ülkedir. Bu, coğrafi bir tesadüf değil; yüzyıllar boyunca oluşmuş bir medeniyet bileşimidir.
İstanbul’dan bakıldığında bu gerçek daha da somutlaşır. Birkaç saatlik uçuş mesafesinde Afrika’nın kalbine, Asya’nın derinliklerine ve Avrupa’nın merkezine ulaşmak mümkündür. Bu yalnızca bir ulaşım meselesi değil; bir erişim ve etkileşim kapasitesidir.
Bu nedenle Afro-Avrasya’yı kuracak özne dışarıdan ithal edilemez. Bu fikri taşıyacak olanlar, bu coğrafyanın hafızasını ve kodlarını içinde barındıranlardır. Çünkü bu medeniyet, bilgiyle değil, tecrübe ile kurulur.
Coğrafi Alan
Afro-Avrasya’nın sınırları klasik anlamda çizilebilir değildir. Bu alan, keskin çizgilerle değil, tarihsel etkileşimlerle belirlenir. Bu nedenle Afro-Avrasya kapalı bir coğrafya değil; katmanlı ve genişleyen bir medeniyet alanıdır.
Bu alanın merkezinde Türkiye ve yakın çevresi yer alır. Onu, Osmanlı mirasının ve Türk dünyasının uzandığı geniş hat takip eder. Daha geniş halkada ise İslam coğrafyasının oluşturduğu büyük etkileşim alanı bulunur.
Bu halkalar birbirinden kopuk değil, birbirini besleyen katmanlardır. Afro-Avrasya’yı anlamak için sınır çizmek değil, ilişki kurmak gerekir.
Dolayısıyla bu yapı dışlayıcı değil, bağlayıcıdır. Bazı ülkeler bu alanın doğrudan parçası olurken, bazıları etki alanında yer alır. Belirleyici olan coğrafya değil; tarihsel temas, kültürel etkileşim ve ortak hafızadır.
Gelecek Vizyonu
Afro-Avrasya’nın nihai hedefi, krizlerin yönetildiği değil, krizlerin ortadan kaldırıldığı bir düzen kurmaktır. Bugün sürekli yeniden üretilen coğrafi ve siyasal çatışmalar, bu medeniyet dairesinde yerini dengeye ve istikrara bırakacaktır.
Bu yeni düzenin temeli adalettir. Kaynakların belirli merkezlerde birikmesi yerine, dengeli ve şeffaf bir dağılım sağlanacaktır. Bu, zorlayıcı ideolojilerle değil; denetlenebilir ve erişilebilir bir sistemle mümkün olacaktır.
Afro-Avrasya, merkezi bir tahakküm üretmez; ancak koordinasyon sağlayan bir üst yapı kurar. Ortak bir yargı mekanizması, temel hakları güvence altına alırken; yerel baskı alanlarını sınırlandırır.
Güvenlik anlayışı parçalı değil bütüncül olacaktır. Eğitim ve sağlık gibi temel hizmetler herkes için erişilebilir hâle gelecektir.
Bu model ne katı bir kapitalizmi ne de zorlayıcı bir eşitlik anlayışını esas alır. Bunun yerine, adaletin doğal olarak talep edildiği ve dengenin kendiliğinden kurulduğu bir yapı hedeflenir.
Çünkü mesele yalnızca yeni bir sistem kurmak değil; insanın daha adil, daha dengeli ve daha huzurlu bir dünyada yaşayabilmesini sağlamaktır.
Son Söz
Afro-Avrasya bir coğrafya değil, bir çağrıdır.
Bir iddia değil, bir sorumluluktur.
Ve belki de en önemlisi:
Henüz tamamlanmamış bir medeniyetin yeniden hatırlanmasıdır.
Yazar Hakkında
Doç. Dr. Hakan Arıdemir, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir. Uluslararası Hukuk, Bölgesel Deniz Jeopolitiği meseleleri ve Uluslararası Deniz Hukuku alanında çalışmalarını sürdürmektedir. Afro-Avrasya Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucu başkanıdır. Ulusal ve uluslararası düzeyde birçok akademik projeye, çalıştaya ve yayın faaliyetine öncülük etmektedir. Türkiye’nin Afro-Avrasya vizyonu ve Türk dünyası stratejileri üzerine derinlemesine analizler üretmektedir.


