Bizi takip edin

GENEL

KGK, Türkiye’nin enerjisine enerji katmaya devam ediyor

Küresel Gazeteciler Konseyi’nin (KGK) küresel buluşması Alanya’da gerçekleşti.

100’den fazla yerli ve yabancı gazeteci üyelerine ev sahipliği yapan KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, gazeteci üyelerinden küresel ısınmayla alakalı mücadele başlatmaları sebebiyle destek istedi.

Gazetecilerin sorunlarının da masaya yatırıldığı buluşmada, gazetecilerinin de etik kurallara özen göstermesinin altı çizildi.

Toplantının sonuç bildirgesinde “Türkiye’nin her ilinde bulunan temsilcileri ve 45 ülkedeki dış temsilcileri ile KGK, ülkemizin kamu diplomasisi faaliyetlerine destek vermek amacıyla çalışmalarını arttırarak sürdürecektir” açıklaması yapıldı.

Alanya’da düzenlenen buluşma ile alakalı değerlendirmede bulunan Küresel Gazeteciler Konseyi Yaygın Medya Meclisi Üyesi Gazeteci-Yazar Ferhat Yıldırım, “Alanya buluşmamız gerçek anlamıyla dolu dolu geçti. Çok önemli kararlar aldık. KGK Başkanı Mehmet Ali Dim’in küresel felakete karşı çevre bilinci oluşturmak adına devlet kurumlarımıza destek olmalıyız önerisine tüm meslektaşlarımız destek verdi. Karbondioksit artıyor, oksijen azalıyor, denizler ısınıyor, iklim artık şaşırdı, kuraklık büyük tehdit oluşturuyor. Bu sebeple küresel ısınma ile mücadelede bu önemli misyonu üstlenmekten büyük onur duyduk. Ayrıca ülkemize kamu diplomasisi alanında verdiğimiz destekleri en üst seviyeye çıkarmak adına da 45 ülkedeki temsilciliklerimizle ortak projeler geliştireceğiz. Medyanın etik kurallara uymasının gerekli olduğu vurgusu yapılırken, medya mensuplarının yaşadığı sorunlarda ele alınmıştır. Ve en önemli konulardan birisi de geleneksel medyadan yeni medyaya geçiş sürecinde gazetecilerin eğitim almalarının sağlanacağı iletişim akademisinin kurulması oldu” diyerek konuştu.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENEL

Bursa Büyükşehir’in Enerjisi Doğadan

Bursa’yı geleceğe taşıyacak projeleri bir bir hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, yeşil kimliğinden uzaklaşan şehrin yeniden ‘Yeşil Bursa’ olarak anılması amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı noktasında da önemli bir mesafe kat etti. 

Küresel ısınmanın yol açtığı sonuçlar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemi giderek artan sorunlar arasında yer alırken; iklim değişiklikleri, hava, su ve toprak kirliliği gibi çevresel faktörler sadece ülkelerin değil dünyanın ortak sorunu haline geldi. İstanbul’un ardından en fazla sanayi ihracatının gerçekleştiği Bursa da sanayileşmeye paralel olarak kirlilikten nasibini alırken; Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesinde bir taraftan çevre yatırımlarına ağırlık verirken diğer taraftan enerji ihtiyacını rüzgar, su ve güneş gibi doğal kaynaklardan karşılamaya başladı.

İstasyonlar enerji deposu

Tüketimin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması hedefiyle daha önce BUSKİ’ye ait arıtma tesisleri ve su depolarının üzerine yerleştirilen güneş panelleri ile elektrik enerjisi üreten Büyükşehir Belediyesi, Güneş Enerji Santrali (GES) projelerine kent içindeki metro duraklarını da ekledi. Büyükşehir Belediyesi ve TEK Enerji işbirliğinde, 30 Bursaray istasyonunun çatısına yıllık yaklaşık 2 megavat kapasiteli santral kuruldu. 30 istasyonda kurulum tamamlanırken, Organize Sanayi ve Acemler istasyonlarında enerji üretimine başlandı. Kalan 28 istasyon ise kısa zamanda üretim için devreye alınacak. Santrallerin kurulumu, devreye alınması, UEDAŞ kabulü, 10 yıllık bakım-onarımı, sigortalanması, garantisi, sistem işletim bedeli, proje bedeli, başvuru bedelleri gibi ek masrafları yüklenici firma üstlenecek ve sistem 10 yıl sonra tamamen Burulaş’a devredilecek. Burulaş’a sözleşme gereğince, 10 sene boyunca yapılan üretimden gelir paylaşımı modeli uygulanacak. Toplam 30 istasyonda güneşten elde edilecek enerjiyle, istasyon iç ihtiyaçlarının yüzde 47’si güneş enerjisinden karşılanacak. 10 yıllık süre baz alındığında, istasyonların 45 milyon kilovatsaat olan enerji ihtiyacının 21 milyon kilovatsaati güneşten karşılanacak ve böylelikle 17 milyon TL’lik tasarruf sağlanacak.

Metro istasyonlarının yanı sıra proje çerçevesinde; Büyükşehir yeni hizmet binası çatısı ve açık otoparkı ile Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi ile Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin çatısına toplam 4.4 megavat, Muradiye Su Fabrikası’nın çatısına da 1,8 megavatlık GES yatırımı kurulacak.

Çöpten elektrik

Bursa’ya değer katacak yatırımları hizmete alırken, enerji kaynaklarının verimli kullanılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim konusunda da önemli çalışmaları hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, önemli bir mesafe kat etti. Yenikent katı atık depolama alanında 2012 faaliyete başlayan tesiste metan gazından elektrik üretimi yapılırken, saatte 9,8 megavat gücünde 47 bin konutun enerji ihtiyacına eşdeğer elektrik üretimi gerçekleştiriliyor. 2012 yılından bu yana yaklaşık 510.692.496 kilovat elektrik üretilerek, 254.322.100 metreküp gazın atmosfere karışmadan enerjiye dönüşümü sağlandı.

75 bin konutluk enerji

Son olarak yap-işlet-devret modeliyle kente Doğu Bölgesi Entegre Katı Atık Tesisini kazandıran Büyükşehir Belediyesi, bu proje ile hem elektrik enerjisi üretiyor hem de sahaya giden atık miktarını yarı yarıya düşürüyor. Tesise gelen karışık belediye atıkları ‘cinslerine göre’ mekanik ayırma tesisinde tasnif edildikten sonra, organik atıklar biyogaz tesisine alınarak metan gazından elektrik üretiliyor. Bakiye atıklar düzenli depolama alanına, kalorifik değeri olan atıklar ‘atıktan türetilmiş’ yakıt hazırlama tesisine, geri kazanımı mümkün atıklar ise lisanslı firmalara gönderiliyor. Bu işlemler sayesinde, sahaya giden atık miktarında yüzde 50’lik azalma meydana geliyor. Biyogaz tesisinde ilk tankın devreye alınmasıyla, halen saatte yaklaşık 2 megawatt enerji üretiliyor. Yılsonuna kadar enerji üretim kapasitesi yaklaşık 10 megawatt/saate ulaşacak ve düzenli depolama sahasından elde edilen deponi gazı ile birlikte 12 megawatt /saat enerji üretimi gerçekleştirilerek, yaklaşık 75 bin konutun enerji ihtiyacı karşılanmış olacak.

Atık çamuru enerjiye dönüşüyor

BUSKİ tarafından projelendirilip Doğu Atıksu Arıtma Tesisinde inşa edilen ve 2018 yılında üretime başlayan çamur yakma tesisiyle de arıtmadan çıkan çamur enerjiye dönüştürülüyor. Günlük 400 ton kapasitesiyle Türkiye’de ilk olan yakma tesisinde Büyükşehir bünyesindeki 11 ileri arıtma tesisinden gelen çamur tamamıyla yakılıyor. Tesis devreye alındığından itibaren yaklaşık olarak 500 bin ton çamur bu sayede bertaraf edilirken, önemli bir çevre sorunu da ortadan kaldırılmış oldu. Tesiste geçtiğimiz yıl 101 bin 456 ton çamurun yakılmasıyla toplam 13 milyon 680 bin kilovat saat elektrik enerjisi üretilirken, bugüne kadar üretilen toplam elektrik enerjisi ise yaklaşık 60 milyon kilovat saati buldu. Bu üretimin 9.5 milyon kilovat saatini arıtma tesislerinde kullanarak yaklaşık 5.5 milyon TL kazanç sağladıklarını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “1 evin ayda ortalama 150 kilovat saat enerji harcadığını düşündüğümüzde, bu tesiste her gün 51 bin 689 hanenin tüketimine eşdeğer elektrik enerjisi üretiyoruz. Çevreyi atalarımızın mirası değil çocuklarımızın emaneti olarak görüyor ve emanete en iyi şekilde sahip çıkmak için canla başla çalışıyoruz” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Air Liquide Türkiye yenilenen Manisa tesisini açtı

Air Liquide Türkiye, kapasitesi artırılarak ve güneş panelleri ile donatılarak tamamen yenilenen Manisa tüp dolum tesisini açtı. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin içinde yer alan ve 132 adet güneş paneli ile tamamlanan dolum  tesisi, yıl boyunca %50’nin üzerinde güneş enerjisi kullanarak, karbon ayak izininin azaltılmasını sağlayacak. Sanayi ve sağlık için gaz, teknoloji ve hizmetlerde bir dünya lideri olan Air Liquide, 75 ülkede yaklaşık 66,400 çalışanı ile 3.8 milyondan fazla müşterisine hizmet sunuyor. 

Air Liquide Türkiye, kurulan son teknoloji dolum ekipmanları sayesinde, Manisa Tesisinde %50 kapasite artışı elde ederek, azot, oksijen, argon, karbondioksit ve karışım gazlarının dolumunda, yıllık 250,000 tüp dolum kapasitesine ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte, Air Liquide Ege Bölgesi’nde, özellikle gaz altı kaynak ve gıda üretimi alanlarında daha çok firmaya hizmet verecek. 

Air Liquide, hayata geçirdiği Ankara Polatlı’daki endüstriyel gaz üretim tesisine de güneş panelleri kurarak, Air Liquide Grubu’nun karbon ayak izini azaltma yolundaki kararlılığını sergiledi.

Kocaeli Kartepe, İzmir Aliağa, Manisa, Ankara Polatlı ve Erzincan İliç’te olmak üzere, 4 üretim tesisi ve 3 tüp dolum tesisi bulunan Air Liquide, Türkiye’deki faaliyetlerine 2011 yılında başladı. 2022’de Ankara Polatlı’da bulunan üretim tesisinde 9,500 metrekare alana 1,700 MWH kapasiteli 2,500 adet güneş paneli kurularak, tesisin çevresel ayak izi azaltıldı.

Manisa Tüp Dolum Tesisi’nin açılış töreninde konuşan Souhel Bousta: “Türkiye’de uzun yıllardır yatırım yapmaya devam ediyoruz. Manisa tesisinde amacımız, uygulamalarımız ve inovasyonlarımızla endüstriyel müşterilerimize değer sunmak; böylelikle Türkiye sanayisinin rekabetçiliğine ve ülkenin yenilenebilir enerjilere geçiş sürecine katkı sağlamak.” dedi.

Air Liquide Grubu hakkında

Sanayi ve sağlık için gaz, teknoloji ve hizmetlerde bir dünya lideri olan Air Liquide, 75 ülkede yaklaşık 66,400 çalışanı ile 3.8 milyondan fazla müşteri ve sağlık müşterisine hizmet etmektedir. Oksijen, azot ve hidrojen yaşamın ve enerjinin yapı taşlarını oluşturan moleküllerdir ve Air Liquide’in 1902 yılındaki kuruluşundan beri faaliyetlerinin temelinde yer almaktadır. 

Bugün harekete geçerek, geleceği hazırlamak Air Liquide’in stratejisinin kalbinde yer almaktadır. ADVANCE 2025 stratejik programı ile, Air Liquide finansal ve finans ötesi boyutları harmanlayan bir performansı hedeflemekte; dayanıklılık ve güç odaklı iş modeli, inovasyon üretme kapasitesi ve teknoloji uzmanlığından güç alarak yeni pazarlarda konum almaktadır. Grup, özellikle hidrojene odaklanarak, iklim ve enerji dönüşümüne olumlu katkı sağlayan çözümler üretmekte ve sağlık, dijital, ileri teknolojiler gibi alanlarda çalışmalara katkı sağlamaktadır. 

Air Liquide’in geliri 2021 yılında 23 milyar avro seviyesini aşmıştır.  Air Liquide, Paris Euronext borsasına kayıtlı olup, CAC 40 ESG, EURO STOXX 50 ve FTSE4Good endekslerinde işlem görmektedir. 

Air Liquide Türkiye hakkında

Air Liquide Türkiye’deki faaliyetlerine 2011 yılında başlamıştır; otomotiv, makina endüstrisi ve gıdadan, inşaat, metalurji ve demir çeliğe kadar birçok sektöre gaz, ekipman ve hizmet sunmaktadır.  170’i aşkın çalışanı, gaz altı kaynağı için ARCALTM gazları ile gıda üreticileri için ALIGALTM gıda sınıfı gazları gibi ticari markaları ile, müşterilerine özel çözümler geliştirmektedir. Air Liquide Türkiye ayrıca, hidrojen enerjisi başta olmak üzere, yenilenebilir enerjilere geçiş sürecine fayda sağlayacak yenilikçi çözümler geliştirmeye kendini adamıştır.

Okumaya Devam Et

GENEL

BM IPCC Çalışma Grubu’ndan Çağrı: “2030 Yılına Kadar Emisyonları Yarıya İndirebiliriz”

İnsanlığın önündeki en büyük krizlerden biri olan iklim değişikliği, Türkiye de dahil tüm dünyada her geçen gün kendini daha da hissettiriyor. Uzmanlar, dünyada canlı yaşamını tehlikeye atabilecek büyüklükte bir iklim değişikliğinin önüne geçmek için sıcaklık artışının bu yüzyıl sonunda 1,5 santigrat dereceyi aşmaması gerektiğini vurguluyor.

İklim değişikliğine çözüm arayan Birleşmiş Milletler (BM) Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Çalışma Grubu’nun son raporuna göre ise ‘durum acil ve 2030’a kadar emisyonları en az yarı yarıya azaltmak için tüm sektörlerin önünde fırsat’ var. IPCC Çalışma Grubu III Eş Başkanı Jim Skea, “Küresel ısınmayı 1,5 santigrat derece ile sınırlamak istiyorsak bunu şimdi yapabiliriz ya da asla yapamayız. Tüm sektörlerde acil ve derin emisyon azaltımları olmadan bu hedefe ulaşmak imkansız” dedi.

İklim değişikliği, bir asırdan fazla sürdürülemez enerji ve arazi kullanımının, yaşam tarzlarının ve tüketim ve üretim kalıplarının sonucudur” diyen Skea’ya göre bu rapor, şimdi harekete geçmenin, insanlığı daha adil ve daha sürdürülebilir bir dünyaya nasıl taşıyabileceğini gösteriyor.

IPCC’nin III. Çalışma Grubu’nun (İklim Değişikliği 2022: İklim Değişikliğinin Azaltılması) raporu, iklime dirençli kalkınmayı mümkün kılmak için var olan fırsat penceresinin hızla daraldığı konusunda uyarıda bulunan IPCC Çalışma Grubu II’nin (Uyum) kısa süre önce yayımladığı sonuçları destekliyor. 1,5 derece hedefine ulaşmak için dünyanın yıllık karbondioksit (CO2) emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 48 azaltması ve 2050’de net sıfıra ulaşması, metan emisyonlarını 2030’a kadar üçte bir oranında azaltması ve 2050’ye kadar neredeyse yarıya indirmesi gerekiyor.

IPCC raporu, nükleer enerjinin önemini bir kez daha gözler önüne sererken, küresel ısınmanın sınırlandırılması için aralarında nükleer enerjinin de bulunduğu düşük karbonlu enerji kaynaklarının tercih edilmesi, “iklim değişikliğiyle mücadelenin reçetesi” olarak gösteriliyor. Raporda, mevcut ve halihazırda planlanan fosil yakıt projelerinin iklimin kaldırabileceğinden daha fazla olduğu belirtilerek, daha fazla projenin daha fazla emisyona neden olacağına dikkat çekiliyor.

Nükleer enerji ve acil eylemler

Dünya Nükleer Birliği (WNA) Genel Müdürü Dr. Sama Bilbao-y-Leon, son IPCC’nin raporunun, nükleer enerjinin şimdi ve uzun vadede iklim değişikliğinin sınırlandırılmasında önemli bir rolü bulunduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Sama Bilbao-y-Leon, nükleer enerjinin sunduğu katkının en üst düzeye çıkarılması için gereken acil eylemleri ise şöyle aktardı:

Mevcut nükleer reaktörlerin, iklim değişikliğini azaltma potansiyeli en üst düzeye çıkarılmalı. Mevcut reaktörlerin işletimini genişletmek, daha fazla düşük karbonlu elektrik üretmek için halihazırdaki en düşük maliyetli seçeneklerden biridir. Finansmana erişim sağlayarak ve lisanslama ve düzenleme süreçlerini modernize ederek yeni nükleer santrallerin kurulumuna ivme kazandırmak için acilen adım atılmalı. Bu yeni santraller uzun vadeli sürdürülebilir bir gelecek için temiz, düşük maliyetli ve güvenilir bir elektrik karışımı sağlamaya yardımcı olacaktır. Daha yüksek aralıklı üretim payları ile geleceğin elektrik sistemlerinin güvenilirliğini güvence altına alabilecek, sanayi sektörünün karbondan arındırılmasına yardımcı olmak için yüksek sıcaklıkta ısı sağlayabilecek, düşük karbonlu merkezi ısıtma ve temiz hidrojen üretimi sağlayacak yeni nükleer teknolojilerin geliştirilmesine yatırım yapılmalı.

Enerji sektöründe 10 yıl içinde emisyonlar azaltılabilir

Raporda, 10 yılda karbon emisyonunun azaltılması yönündeki çabaları en üst düzeye çıkarmanın yanı sıra uzun vadede derin karbonsuzlaşma hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duyulacak adımları belirlemenin önemi vurgulandı. IPCC raporuna göre, “enerji sektöründe emisyonları azaltma seçeneklerinin yaygınlaştırılmasına yönelik geniş tabanlı bir yaklaşım, önümüzdeki on yıl içinde emisyonları azaltabilir ve 2030 sonrasında daha da derin azalmalar için zemin hazırlayabilir.”

Raporda ayrıca “yenilenebilir kaynaklar, nükleer enerji ve karbon yakalama ve depolama (CCS) yöntemi ile düşük karbonlu hale getirilen biyoenerji gibi fosil yakıt kaynakları”na geçiş yapıldığında elektriğin daha yaygın bir enerji taşıyıcısı haline gelmesinin beklendiği belirtildi.

Türkiye’de iklim değişikliğiyle mücadele

Enerji ihtiyacının büyük bölümünü iklim krizine neden olan fosil yakıtlardan karşılayan Türkiye’de fosil yakıtların payı 2021’de artarak yüzde 64’ü geçti. Güneş, rüzgar gibi düşük karbon emisyonuna sahip yenilenebilir enerji kaynakları yatırımlarının da arttığı ülkede, 2053 “Net Sıfır Emisyon” hedefi doğrultusunda yeşil dönüşüm hazırlıkları yapılıyor. Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ise iklim krizi ile mücadelede önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendiriliyor. Rosatom tarafından Mersin’de inşa edilen Akkuyu, her biri 1200 megavatlık VVER-1200 tipi III + nesil Rus tasarımına sahip 4 reaktörden oluşacak. Toplam 4 bin 800 megavat kurulu güce sahip olacak santralin, tam kapasite devreye girdiğinde yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretmesi ve Türkiye’nin elektrik talebinin yüzde 10’unu karşılaması öngörülüyor. Akkuyu NGS’nin faaliyete geçtiğinde tek başına yılda 17 milyon ton karbondioksit emisyonunu önleyeceği öngörülüyor. Sıfır emisyonla, çevreye zararlı sera gazı salımı yapılmadan, kesintisiz elektrik üretilebilecek santralin 60 yıl olarak planlanan işletme ömrünün 20 yıl daha uzatılma imkanı bulunuyor.

Okumaya Devam Et