Bizi takip edin

GENEL

NATO Zirvesi’nde Türkiye baskın gelmiştir

Türkiye İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurusu ile ilgili nasıl bir tavır takınmıştı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuyla ilgili ortaya nasıl bir irade koymuştu?

Süreci az biraz takip edeler öyle tahmin ediyorum ki, gelinen noktanın ehemmiyetini kavrayacaktır.

NATO zirvesine katılan Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan NATO zirvesi için İspanya’ya hareketi öncesi havalimanında açıklama yapmış. ‘’İsveç ve Finlandiya, NATO’ya üye olacaklarsa, ittifakın 70 yıllık mensubu Türkiye’nin güvenlik endişelerini dikkate almak zorundadır’’ demişti.

Öncesinde de bu ülkelerin terör örgütlerine olan desteklerinden ötürü rahatsızlığını dile getiren Erdoğan, bu süreçte Türkiye’nin beklentilerini net bir şekilde ortaya koymuş ve istediğini almadan İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği müracaatına, veto hakkını kullanacaklarını ifade etmişti.

Peki ne oldu…

İspanya’nın başkenti Madrid’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le gerçekleştirilen dörtlü görüşmenin ardından memorandum imzalandı.

Üç ülkenin Dışişleri Bakanları’nın imza koyduğu memoranduma ilişkin açıklamada, “PKK ve uzantılarıyla mücadelede Türkiye’yle tam işbirliği, terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadelede Türkiye’yle dayanışma sergilenmesi, PYD/YPG ve FETÖ’ye destek sağlamama taahhüdü, savunma sanayii alanında ambargo kısıtlamalara gidilmemesi, işbirliğinin artırılması, İsveç ve Finlandiya’nın terörizmle mücadele ve savunma sanayii konularındaki ulusal mevzuatlarını ve uygulamalarını tadil etme taahhüdü, terörizm ve örgütlü suçlarla mücadele alanında istihbarat paylaşımına ilişkin yapılandırılmış işbirliği mekanizması tesisi, terör suçlularının iadesi konusunda somut adımlar atılması ve ikili düzeyde ahdi düzenlemeler yapılması, PKK ve uzantılarının ve paravan örgütlerinin para toplama ve eleman devşirme faaliyetlerinin yasaklanması ve bunların soruşturulması, Türkiye’ye yönelik terör propagandasının engellenmesi, Finlandiya ve İsveç’in PESKO (AB Daimi Yapılandırılmış İşbirliği Süreci) dahil AB güvenlik mekanizmalarına en geniş şekilde katılımının desteklenmesi, bu adımların uygulanmasını denetlemek üzere Adalet, İstihbarat ve Güvenlik kurumlarının katılımıyla Daimi Ortak Mekanizma kurulması” konularında mutabakat sağlandı.

Aslında bu adım Türkiye adına olumlu sonuçlar doğuracak bir adım olduğu aleni ve açık ortadadır.

Türkiye’nin dik duruşu ve özellikle terörizme yönelik tavrı İsveç ve Finlandiya’ya diz çöktürmüştür.

Yapılan zirve Dünya gündeminin birinci sırasına otururken Türkiye’de muhalefet cephesindeki yansıması ise yine şaşırtmamış, muhalefet yine bildiği görme, duyma, hissetme taktiğini sergilemiştir.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında, NATO-Türkiye-İsveç-Finlandiya arasında imzalanan mutabakatı eleştirerek, “İktidarın attığı bu imza ülkemizin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir tavizdir. Üçlü mekanizma İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olduktan sonra devreye girecek. Böyle durumlara Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının imza attığı başka mutabakatlara da şahit olduk. Aldanmak ve aldatılmak sıradan alışkanlıkları olsa da bu Türk milleti için kabul edilebilir değildir” dedi.

Akşener bu mutabakatı neresinden okudu veya nasıl bu sonuca vardı onu bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var, oda bu sakat anlayış her geçen gün parametresini daha da genişletmekte ve muhaliflik algısını hasımlığa taşımaktadır.

Evet…

Hükümet elbet eleştirilsin, yanlışlar dillendirilsin. Ancak milli meseleler söz konusu oldu mu bir birliktelik fotoğrafı verilmesi de en doğru yol olacaktır.

Muhalefetin her şeye, her konuya, yanlış veya doğruya bakılmaksızın bir tutum sergilemesi doğru değildir.

İster kabul edilsin ister edilmesin Türkiye NATO zirvesinde baskın çıkmıştır.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENEL

CW Enerji’den Çatı Tipi Güneş Enerji Santrali Projesi

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş paneli üreticisi CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, Kayseri’de faaliyet gösteren bir firma ile iş birliği yaptıklarını belirterek, “Bu çalışmamızla Türkiye’nin tek noktada en büyük çatı tipi GES projelerinden birini hayata geçireceğiz” dedi. 

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş paneli üreticisi CW Enerji, Türkiye’nin tek noktada en büyük çatı tipi güneş enerji santrali (GES) projelerinden birine başladı. Güneş enerji santrali kurmaya hız kesmeden devam ettiklerini belirten firmanın CEO’su Volkan Yılmaz, birçok fabrikanın çatısının paneller ile donatıldığını söyledi. Yılmaz, bu doğrultuda yeni bir iş birliğine imza attıklarını belirterek, “İş birliğimiz çerçevesinde Kayseri’de 22.02 MWp büyüklüğündeki projemizin çalışmasına başladık. Bu çalışmamızla Türkiye’nin tek noktada en büyük çatı tipi GES projelerinden birini hayata geçireceğiz. Kurulacak güneş enerji santrali ile firma elektrik ihtiyacının önemli bir miktarını güneş panelleri ile karşılayacak, aynı zamanda çevreye sağladığı faydaların yanı sıra ülke ekonomisine de katkıda bulunacak” dedi.

Firmanın güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 2 bin 807 ağacı kurtaracağını ve ortalama 18 milyon 595 bin 691 kilogram karbondioksit emisyonu gerçekleştireceğini ifade eden Yılmaz, bu sayede daha temiz ve yaşanabilir bir geleceğe de katkı sağlanacağını kaydetti.

“Sektörde Fark Oluşturuyor”

Kaliteli ürünleri, alanında uzman ekibi, hızlı kurulum ve hızlı müdahale imkanları ile sektörde fark oluşturduklarına dikkat çeken Yılmaz, “Bugüne kadar farklı sektörlerde birçok firmanın kendi enerjisini üretmesine öncülük ettik ve bununla gurur duyuyoruz. Güneş enerji sistemlerini kullanarak aynı zamanda daha sağlıklı bir çevreye katkı sağlanmış oluyor. Firma olarak her bir güneş enerji santrali ile çevreye karşı sorumluluklarımızı da yerine getiriyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin dört bir yanında güneş enerjisi projeleri ile firmaların çözüm ortağı olmaya devam ettiklerini dile getiren Volkan Yılmaz, bugüne kadar kurulumunu tamamladıkları güneş enerji santralleri ile sürdürülebilir geleceğe katkıda bulunarak binlerce ağacı kesilmekten kurtardıklarını söyledi.

En verimli ve en teknolojik yollarla kaliteden ödün vermeden güneş enerji sistemleri kullanımının yaygınlaşması için çalıştıklarını belirten Yılmaz, “Yeni teknolojiler sunan, tüm ürün ve hizmetlerinde önceliği müşteri odaklılık ve yüksek kalite olan bir firmayız. Yaşadığımız gezegenin enerji ihtiyacını temiz kaynaklarla karşılamaya öncülük ederek ülke ekonomisine katkı sağlamayı ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir doğa bırakmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarımız devam edecek” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

Binlerce Kişinin Enerji İhtiyacı Güneşten Karşılanacak

Türkiye’de güneş enerji santrallerine (GES) yatırım yapan ilk şirketlerden olan BESA Grup, güneş enerjisi yatırımlarına ağırlık verdi. Güneşte büyümeyi hedefleyen BESA, yatırım için Türkiye’nin her bölgesinde araştırma yapıyor. Bu kapsamda Afyon’un Çay ilçesinde 40 megawattlık (MW) proje hayata geçiriliyor. Ankara’daki GES santrali İSE 1.608 kişinin elektrik ihtiyacını karşılıyor.

“Türkiye’nin Gelişimi için”

Enerji sektörüne büyük önem verdiklerini belirten BESA Grup Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Efe Bezci “Çünkü Türkiye’nin gelişimi için enerjiye, enerjiyi kendimizin üretmemize ihtiyacımız var. Ülkemizin önündeki en büyük engellerden biri enerji. Alternatif enerji kaynakları bunun için büyük önem taşıyor. Özellikle de güneş enerjisi” dedi.

Yıllık güneş alımı en verimli ülkelerden biri olmamıza karşın bu konudaki yatırımların ülke olarak çok geciktiğini kaydeden Bezci, “Bunu değiştirmek istiyoruz. Bu amaçla GES’lere yatırım yapan ilk şirketlerden biriyiz. Ankara’nın Haymana ilçesi Balçıkhisar bölgesinde bulunan GES santralimiz 4 MW’e kurulu gücü ile Türkiye’nin en büyük 100 GES’ten biri. Ortalama 5.840.000 kilovatsaat elektrik üretimi ile 1.608 kişinin günlük hayatında ihtiyaç duyduğu (konut, sanayi, metro ulaşımı, resmi daire, çevre aydınlatması gibi) tüm elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayabiliyoruz” diye konuştu.

GES’lerin sağladığı faydalar hakkında da bilgi veren Bezci, “Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri, alternatif enerji kaynaklarına duyulan gereksinimi günden güne artırıyor. Güneş enerjisi de bu noktada oldukça öne çıkıyor. Elektriği güneşten tamamen temiz ve yenilenebilir enerji üretiyorsunuz. Hiçbir hammadde yok, üretim maliyetiniz sadece yaptığınız yatırım maliyeti. BESA Grup olarak güneşe yatırımı sürdürmeyi, güneşte büyümeyi hedefliyoruz. Yatırım için ülkemizin her bölgesini araştırıyoruz. Ancak güneş enerjisinde önceliğimiz İç Anadolu Bölgesi” ifadelerini kullandı.

“Daha Önemli Hale Geldi”

Özellikle pandemi sürecinde üretimin önemi bir kat daha arttığına dikkat çeken Bezci, şunları söyledi: “Üretim için enerji kaynaklarına sahip olmanız gerekiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mız bu süreci son dönemde çok iyi yürütüyor. Alternatif enerji kaynaklarında her yıl ciddi çalışmalar geliyor. Bunda teşviklerin de büyük rolü var. Büyük ülke olacaksak enerjiye dair bütün kaynakları en verimli şekilde kullanmamız gerekiyor. BESA Grup olarak bu konuda biz varız ve olmaya devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Avrupa, Rusya ile Gaz İlişkisinde Alternatif Arıyor

Küresel ekonomiyi derinden etkileyen Rusya-Ukrayna savaşı, enerji fiyatlarını artırdı. Yavuz Yükselir, “Avrupa Birliği şu an isteksizce olsa da Rus fosil yakıtlarına muhtaç. Ama bu ilişkiyi önce kömür, sonra petrol ve en son olarak da doğalgaz ile bitirmeyi hedefliyorlar” dedi. 

Küresel ekonomi Rusya-Ukrayna savaşının olumsuz etkilerini taşımaya devam ediyor. Farklı coğrafyalarda yatırımları bulunan iş adamları sık periyotlarda durum raporu çıkarıyor.

Yükselir Grup Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Yükselir, dünya liderlerinin gündemindeki en önemli maddelerden birinin enerji fiyatları olduğunu belirterek, “Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artan enerji maliyeti yalnızca ekonomileri sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda siyasiler için en yüksek oy potansiyeline sahip dar ve orta gelirli hane halkının harcanabilir gelir seviyesini de düşürüyor. Merkez Bankalarının artan enflasyonu dizginlemek için art arda açıkladıkları faiz artışları ise ekonomilerde resesyon ihtimalini arttırıyor. Batı dünyasının liderleri,  siyasi istikballerini etkilememesi ve radikal politik hareketlere yol açmaması için enerji fiyatları konusunda yeni politikalar geliştirmeye çalışıyorlar” dedi.

Yükselir, liderlerin bu süreci hasarsız atlatmasının, Rusya ile var olan enerji işbirliklerini sorunsuzca azaltarak bitirmelerine ve yeni başarılı enerji işbirlikleri ortaya çıkarmalarına bağlı olduğunu vurgulayarak, “Birkaç ay önce başlayan, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, Avrupa ile Rusya arasında onlarca yıl öncesine dayanan enerji ilişkisini önemli ölçüde değiştirdi. Avrupa, Rus enerjisine ihtiyaç duymaya devam ettiği için Rusya ile bir gecede bağlarını koparamayacağını biliyor. Ancak Rusya’nın Avrupa ve küresel enerji sistemindeki rolü sekteye uğradı. Avrupa Birliği şu an isteksizce olsa da Rus fosil yakıtlarına muhtaç. Ama bu ilişkiyi önce kömür, sonra petrol ve en son olarak da doğalgaz ile bitirmeyi hedefliyorlar. Avrupa Birliği için, Rusya’nın gaz arzını her an kesebileceği korkusu göz önüne alındığında, Rusya’ya bağımlı olmak artık tolere edilemez. Dolayısıyla Avrupa bu ilişkiden alternatiflerini bulduğu an çıkmak istiyor” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın, küresel enerji sisteminin merkezinde yer alan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Yükselir, “Rusya Yüzde 8’lik pazar payı ile dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri. Avrupa ülkelerine giden doğalgaz ve kömürün yüzde 45’i ile birlikte petrolün yüzde 25’ini Rusya tedarik ediyor. Avrupa Birliği’nin enerji tedariği anlamında bağımlılığı yanında, Rusya’da enerji ihracatından gelen gelirlere muhtaç. Hidrokarbon ihracatı hala Rusya’nın can damarı. Küresel salgın öncesinde 2019 yılında, petrol ve doğalgaz gelirleri ülkenin federal bütçesinin yüzde 40’ını oluşturuyordu. Aynı zamanda petrol ve doğal gaz ihracatı, 2021 yılında Rusya’nın toplam ihracatının yarısını oluşturuyordu” diye konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası toksik hale gelen Avrupa Birliği ve Rusya arasındaki enerji ilişkisinin, orta ve uzun vadede hangi tarafa daha az zarar vereceği ise finansman konusu olduğunu söyleyen Yavuz Yükselir “Kısa vadede alternatif müşteri bulma konusu, alternatif tedarikçi bulmaya göre daha kolay görünebilir. Çünkü fiyatlarda verilen iskontolar, ekonomileri hızlıca büyüyen Hindistan ve Çin için cazip olanaklar içeriyor. Savaş öncesi Rus hidrokarbon kaynaklarının yüzde 20’si Çin’e satılıyordu ve Rusya-Çin işbirliği kapasiteyi arttırmak için devamlı ortak projeler açıklıyorlardı. Ancak Rusya’nın enerji ihracatında ağırlık merkezini Doğu’ya kaydırabilmesinin hem coğrafik, hem jeopolitik hem de finansal maliyetleri olduğu açıktır. Mevcut yapılar Avrupa Birliği’ne enerji ihraç etmek üzerineyken, Rusya’nın ihracat altyapısını doğuya kaydırmak için Çin istekli olsa da finansman ve Rus enerjisine koşulsuz güvenme konusunda çekinceleri olacağı nettir” ifadelerini kullandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı ve yaşanan son gelişmeler ışığında kısa-orta ve uzun vadede kazanan, az kaybeden ve çok kaybeden ülkeler olacağını belirten Yükselir, “En çok kazananın ABD olacağını düşünüyorum. Tüm bu çatışmanın en büyük galibi, son yıllarda net enerji ihracatçısı pozisyonuna geçen ABD oldu. Avrupa’nın enerji ihtiyacı için Katar, Cezayir ve Azerbaycan gibi ülkeler öne çıkarken, halihazırda enerji ihracatını 2 katına çıkaran ABD şu an için en büyük kazanan görünüyor. Rusya için büyük ve sürdürülebilir enerji ithalatçısı seçenekleri azalırken, Çin bu süreçte Rusya’dan ucuza enerji tedariki konusunda eli kuvvetlenerek ayrılacak ve kazanan ülkeler arasında yer alacak. Orta ve uzun vadede Rusya enerji ihracındaki pazar payını korusa da müşteri çeşitliliği kaybettiği için gelirleri azalacak ve sürecin limitli kaybeden ülkeleri arasında olacak. Avrupa Birliği hem ucuz olan boru hattı ile doğalgaz ithalatını kaybettiği için, hem de yeni tedarikçilerle oluşturulacak altyapılara harcanacak finansman yüzünden sürecin en çok kaybedeni olarak görülüyor” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et