Bizi takip edin

GENEL

Kaliningrad ile ilgili gelişmelerin ekonomik ve enerji politik değerlendirmesi

Giriş

Bilindiği üzere, Ukrayna ve Ukrayna’da yaşanan olaylar, 2022 yılında dünya gündemini önemli ölçüde işgal eder olmuştur. Bir başka deyişle, yaşanmakta olan savaşın global yansımaları küresel niteliğe sahip olup olaylar siyasi olduğu kadar ekonomik ve enerji politik olarak tüm dünyayı etkileme karakteri taşımaktadır. Bu bağlamda, Şubat 2022’de Rusya ile Ukrayna arasında sıcak çatışma olarak başlayan olaylar farklı bölgelerde farklı gelişmelere neden olmaya başlamış ve halen de bu olaylar kendini göstermeye devam etmektedir. Bu bölgelerden biri de Kuzey Avrupa ve Baltık bölgesi gibi görünmektedir.

İskandinav ülkelerinden İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girme talebi, ilk bakışta bu iki ülkenin güvenlik risklerini elimine etmeye yönelik olduğu gibi algılanmaktadır. Nitekim Haziran 2022 sonunda Madrid’de yapılan NATO Zirvesinde (Türkiye ile İsveç ve Finlandiya arasında Üçlü Mutabakatın imzalanmasıyla) konuda önemli bir ilerleme sağlanabilmiştir. Bu gelişmenin güvenlik olduğu kadar hemen her konuda yansımaları olacak gibi görünmektedir.

Nitekim, Madrid’deki NATO Zirvesi öncesinde Baltık bölgesinde önemli bir gelişme yaşandı. Bu da Baltık kıyısında Rusya’ya bağlı olan ancak doğrudan Rusya toprakları ile karadan bağlantısı bulunmayan Kaliningrad’a, transit geçişlerin Litvanya tarafından durdurulduğu duyuruldu. Bu durum, yeni bir krizin habercisi gibi görünmektedir. Nitekim Litvanya temsilcisi Rusya Dışişleri Bakanlığı’na çağrılıp durum, Rusya tarafından protesto edilmiştir. Litvanya kararını,kendisinin de üyesi olduğu Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Rusya’ya karşı aldığı yaptırım kararları bağlamında uygulamaya aldığını ifade etmiş bulunmaktadır.

Söz konusu bu ciddi gelişmenin anlamını ve olası yansımalarını analiz etmeden önce KalningradEkslavını tanımak yerinde olacaktır. 

Kaliningrad

Kaliningrad, Baltık Denizi kıyısında, Litvanya ile Polonya arasında yer alan Rusya’nın eksklav toprağıdır (Şekil 1). Bilindiği üzere “Eksklav”nitelemesi, bir devletin topraklarının bir kısmının, bir başka devletin (veya devletlerin) toprakları nedeniyle ayrılmış olması durumunu ifade etmektedir.

Kaliningrad bölgesi 15.100 km²’lik bir alana sahip olup Litvanya ile Polonya sınırı bölgesindeki Suwalki koridoru ile Balearusa bağlantısı bulunmaktadır. Kaliningrad bölgesinin en büyük şehri, Eksklavik bölge ile aynı ismi taşıyan Kaliningrad’dır. Bölgenin nüfusu yaklaşık 1 milyon kadar olup bu nüfüsun yarısı Kaliningrad şehri”nde yaşamaktadır. Demografik olarak bölgede(yaklaşık % 80’i aşkın oranla) Ruslar yaşamakta ve kalan kısmını da Belaruslular, Ukraynalılar ve Litvanyalılar, Türkler (Azeri Türkleri, Kırgızlar, Kazaklar, Tatarlar),Ermeniler ve Volga Almanları oluşturmaktadır.

Tarihine bakıldığında Kaliningrad şehrinin 1255’te kurulduğu anlaşılmaktadır. Dünya Savaşlarından önce şehir; Alman Doğu Prusya eyaletinin başkenti olarak “Kralın Dağı” anlamına gelen “Königsberg” adıyla anılmıştır. İkinci Dünya savaşında Sovyetler tarafından işgal edilmiş ve savaş sırasında önemli ölçüde yıkılmıştır. İkinci Dünya savaşından sonra bölge Sovyetler Birliği’ne bağlanmış ve adı Kaliningrad olarak değiştirilmiştir. 

İkinci Dünya Savaşından sonra 1990 yılına kadar, çevresindeki ülkelerle berber SSCB toprakları içinde yer alırken, Sovyetlerin dağılmasından sonra çevresindeki bölgelerin bağımsızlık kazanmasıyla Kaliningrad, Rusya’nın eksklavik bölgesi durumuna gelmiştir. Halen Polonya ve Litvanya’nın NATO’ya ve Avrupa Birliği’ne girmesiyle Kaliningrad, (Şekil 1’de gri ile gösterilmiş olan) NATO ve AB ülkeleri arasında kalmış bulunmaktadır. 

Kaliningrad’ın Rusya ile irtibatı, genellikle AB ve NATO ülkeleri arasından Suwalki Koridoru (veya Suwalki Geçişi- SuwalkiGap) olarak nitelenen yaklaşık 110 km geçiş bölgesi ile ve de Litvanya üzerinden önce Belarus’a ulaşılarak sağlanmaktadır (Şekil 1). Bir başka deyişle Kaliningrad; Rusya ana karası ile üç sınır aşılarak irtibatlanabilmektedir. Bu bağlamda Kaliningrad’ın Rusya ana karası ile kara mesafesi, küçümsenmeyecek uzaklıkta olup yaklaşık 600 km mertebesindedir.

Böylesi bir Eksklavik Bölge olan Kaliningrad, hemen anlaşıldığı üzere stratejik bir nitelik taşımaktadır. Son olarak (Haziran 2022’nin ikinci yarısında), Kaliningrad’ın,(Rusya ile arasındaki tek demiryolunun geçtiği) Litvanya topraklarından kömür, metaller, inşaat malzemeleri ve ileri teknoloji ürünlerinin transit geçişi, AB yaptırım paketi kapsamında kısıtlandığı duyurulmuş bulunmaktadır. Buna karşın Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri, Rusya’nın Litvanya’nın getirdiği yasağa mümkün olan en kısa sürede yanıt verileceğini ifade etmiş bulunmaktadır.

Takiben, geçişi kısıtlanan malzemenev’inin artırılmakta olduğu ve zaman içinde daha da artırılabileceği anlaşılmaktadır. Hatta Litvanya’nın, Kaliningrad’a geçiş demiryolunu imha edebileceğinden bahsedilir olmuştur. İlaveten AB, üyelerinin Kaliningrad ile ilgili Rusya’ya ekonomik yaptırımların nasıl uygulanacağını netleştiren, yönerge niteliğinde (var olana ilaveler getiren) bir duyuru yayınlanmış bulunmaktadır. Burada, (oto geçişli) kara yoluna izin verilmeyeceği de belirtilmektedir. Bu deklerasyona ABD’den de destek gelmiş bulunmaktadır.

Bu durumda, Kaliningrad için Rusya ile karayolu bağlantısının hayli sorunlu olacağı anlaşılmaktadır. Buna karşın deniz yolu ve havayolu bağlantıları mümkün olabilirse de yine sorunlar olacağı düşünülebilir. Bilindiği üzere Ukrayna’da sıcak çatışmaların başlamasıyla AB ülkelerinin Rusya’ya yaptırımları kapsamında hava sahalarını kapatmış bulunmaktadırlar. Baltık Denizi’nden ilgili geçişlerde (Şekil 2) ise bölge ülkelerinin Münhasır Ekonomik Bölgelerinden ve hava sahalarından geçmek gerektiği de yine yadsınamaz bir gerçekliği oluşturmaktadır.

Kaliningrad İçin Değerlendirme

Kaliningrad bölgesi küçük bir bölge olmasına karşın dünyanın en büyük kehribar rezervlerine sahip bulunmaktadır. Bölgede ahşap, kâğıt endüstrisi, mekanik ve elektronik endüstrisi öne çıkmakta olup, balıkçılık da önem taşımaktadır. Enerji politik açıdan bakıldığında ise; Kalingrad karasında ve Münhasır Ekonomik Bölgesinde petrol rezervi bulunmaktadır. Bu durum, bölgeye siyasi açıdan konjüktürel önem kazandırmakla beraber buna hemotetik olarak enerji politik açıdan da stratejik karakter de kazandırmaktadır (Şekil 2).

Kalningrad iklimsel açıdan avantaja sahiptir. Şöyle ki; Rusya’nın Baltık’ta, kuzeyde (St. Petersburg bölgesinde) sahip olduğu kıyılara göre daha ılıman bir iklimin hâkim olduğu bir bölge olup, bu durum dinamik liman kullanımı açısından ve lojistik bağlamda Kaliningrad’a üstünlük getirmektedir. Nitekim Kaliningrad’da, bölgeye Prusya’nın egemen olduğu dönemden beri liman etkinlikleri öne çıkan bir karakter taşımış bulunmaktadır. 

Kaliningrad bölgesi, doğal gaz gereksinimini Belarus ve Litvanya üzerinden Rusya ana karasından gelen doğal gaz ile karşılamaktadır (Şekil 3).Bir başka deyişle, Rusya’dan gelen ve Belarus’dan geçip AB ülkelerine ulaşan ana arter üzerinden ayrılan bir doğal gaz hattı hem Litvanya’yı ve hem de Kaliningrad’ı beslemektedir. 

Ayrıca, Rus enerji şirketi olan Rosatom’un Kaliningrad’da Lityum-İyon Pil ve Enerji Depolama Sistemleri Üretim Tesisi İnşa etme projesi bulunmaktadır. Bu husus da Kalingrad’ın enerji politik önemini destekleyecek bir gelişme olarak nitelenebilir.

Son olarak, Litvanya’nın Kaliningrad’a karayolu geçişine kısıtlama getirmesi, sonbaharda veya kışa girerken enerji hatlarında Kaliningrad’a akan doğal gazı kısıtlayabileceğini de akla getirmektedir. Böylesi bir durum, Rusya’nın karşı hamle bağlamında Litvanya’ya doğal gaz akışını kısıtlayabileceğini de düşündürmektedir. Böylelikle durum, enerji politik açıdan tırmanan bir krizi oluşturabilecektir.

Sonuç

Rusya toprağı olan Kaliningrad Eksklavı, sahip olduğu stratejik konum nedeni Baltık bölgesinde ayrı bir öneme sahip bulunmaktadır. Ukrayna savaşı ve bu bağlamda Rusya’ya, AB ve NATO ülkelerince uygulanan yaptırımlarla beraber kriz bölgesi olma riski taşımaktadır. Burada şunu da belirtmek yerinde olur ki; konuya bölge dışı aktörlerin de müdahil olma olasılığı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Burada Litvanya ve Suwakil Koridoru, Kaliningrad ve dolayısıyla Rusya için özel bir ehemmiyete sahiptir. Rusya bağlantılı demiryolu ve doğal gaz enerji hattı göz önüne alındığında Kaliningrad, yakın gelecekte uluslararası sorun bölgesi olma potansiyeli taşımaktadır. Böylesi bir krizin yaşanması durumunda, Rusya ile AB ve NATO arasında Ukrayna dolayısıyla yaşanan gerilimli kriz, Baltık bölgesine taşınmış olacaktır ki; bu durum küresel bağlamda olayların yayılabileceği riskini oluşturmaktadır. Buna karşın sahip olduğu petrol ve Rusya’nın Lityum-İyon Pil üretim planları nedeniyle enerji politik açıdan da arı bir öneme sahip bulunmaktadır. Öte yandan, Ukrayna’da yaşananlar ve dolaylı etkileri bağlamında konuya daha geniş bir perspektiften bakıldığında; Kaliningrad’da yaşananlarla birlikte konjüktürel olarak farklı konular üzerinden konunun değerlendirme masalarına geldiği izlenimi edinilmektedir. 

Bunlardan önemli biri, Ukrayna limanlarında kapalı kalan tahıl yüklü gemiler olduğu söylenebilir. Taraflar konuya ilişkin bir türlü bir araya gelemezken, Kaliningrad’ın sıkışmasıyla (Temmuz 2022’de) İstanbul’da Türkiye’nin girişimleriyle bir toplantı gerçekleşebilmiş ve mutabakat yolunda önemli yol kat edilebilmiştir. Bu bağlamda konu, masaya yatırılmış ve taraflarca konuya ilişkin ilerleme sağlanabildiği gözlenmiştir. Burada Türkiye’nin rolününde yadsınamaz olduğunu belirtmek gerekir. Bir başka deyişle, Baltık ve Karadeniz sorunları birbirine bağlantılanmış ve Türkiye de konjüktür içinde yerini almıştır denebilir. Öz olarak belirtmek gerekirse; ekonomik ve enerji politik bağlamda Kaliningrad eksklavik bölgesi, sahip olduğu özel konjüktürel pozisyon ve stratejik nitelikler nedeniyle günümüzde potansiyel risk bölgesi olma karakterine sahip bulunmakta olup, farklı bölgelere yansıyan etkileri olduğu anlaşılmakta ve yakın gelecekte de gündemde daha çok yer alacakmış gibi görünmektedir.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENEL

Tüpraş, Türkiye’nin İlk Sürdürülebilir Havacılık Yakıtını Üretecek

Sürdürülebilir havacılık yakıtı üretmeye hazırlanan Tüpraş, UOP Ecofining™ teknolojisinin kullanımı için dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Honeywell ile lisans anlaşması imzalayarak biyoyakıt üretimi için düğmeye bastı. Tüpraş, kurulması planlanan UOP Ecofining tesisinde, atık hammaddeyi sürdürülebilir havacılık yakıtına (SAF), yenilenebilir dizele ve diğer ürünlere dönüştürecek.

Türkiye enerji sektörünün geleceğinde de liderliği amaçlayan ve bu doğrultuda geçen yıl “Stratejik Dönüşüm Planını” ve “2050 karbon nötr olma hedefini” açıklayan Tüpraş, bu yoldaki yatırımlarına tüm hızıyla devam ediyor.

Tüpraş, Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında gelecekteki dört iş odağından biri olan “biyoyakıtlar” alanına yönelik olarak, İzmir rafinerisinde atık bitkisel ve hayvansal yağlardan biyoyakıt üretmek için harekete geçti. Sürdürülebilirlik vizyonunu, havacılık sektöründeki çevreci yakıt üretimiyle üst seviyelere taşımaya devam eden Tüpraş, atık ham maddelerden biyoyakıt üretebilen Honeywell UOP Ecofining prosesi ile yüksek verimlilik sağlayan bir çözümü hayata geçirecek.

Kurulması planlanan Ecofining tesisi sayesinde; Tüpraş, günde yaklaşık 8 bin 300 varil atık ham maddeyi sürdürülebilir havacılık yakıtına (SAF), yenilenebilir dizele ve diğer ürünlere dönüştürmeyi planlıyor.

“Türkiye’nin en büyük SAF tedarikçisi olmayı planlıyoruz”

Tüpraş’ın 2050 itibarıyla karbon nötr olma hedefleri paralelinde biyoyakıt üretiminin sürdürülebilir geleceğe büyük fayda sağlayacağını belirten Tüpraş Teknik İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serdar Kemaloğlu, “Plan kapsamında, yatırımlarımızın büyük bir kısmını Sürdürülebilir Havacılık Yakıtları, yeşil hidrojen ve sıfır karbonlu elektrik gibi yeni enerji kaynaklarına ayıracağız. Hava taşımacılığında biyoyakıtların sektörün karbonsuzlaşmasında önemli rolü olmasını bekliyoruz. Yatırımlarımızla 2030 yılında 400 bin ton biyoyakıt ham maddesi işlemeyi öngörüyor, 2035 sonrası dönemde ise Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı üretim kapasitemizi 3 katına çıkararak bu alanda da Türkiye’nin en büyük tedarikçisi olmayı planlıyoruz. Bu hedefimize ulaşma yolunda da atık bitkisel ve hayvansal hammaddelerden Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı üretmek için Honeywell UOP’nin yüksek verimle, katma değerli yenilenebilir ürünler üretilmesine imkân sağlayan Ecofining teknolojisini seçtik” diye konuştu.

“Biyoyakıt üretimi rafinaj sektörü için karbon ayak izini azaltmada önemli rol oynayacak”

Honeywell Türkiye, İsrail ve Orta Asya Başkanı Uygar Doyuran ise, projenin Türkiye’de ilk olması bakımından önemli olduğuna dikkat çekerek şu açıklamayı paylaştı: “Atık ham maddelerden elde edilen biyoyakıtlar, rafinaj sektörü için karbon ayak izini azaltmada ve mevzuata uyum sağlamada önemli rol oynayacak. Petrol bazlı dizel ve jet yakıtları ile büyük ölçüde benzer özelliklere sahip yenilenebilir yakıtlar, motorda değişiklikler yapılmasına gerek olmadan ikame yakıt olarak belirli oranlarda mevcut sistemlerde kullanılabiliyor. Honeywell olarak öncüsü olduğumuz bu teknolojiyi ülkemizde ilk defa Tüpraş ile birlikte uygulayacağımız için büyük gurur duyuyoruz.

Okumaya Devam Et

GENEL

EPDK, Siber Saldırıları Cyberwise ile Test Etti

EPDK’nın bu yıl ilk kez Ankara’da kendi yerleşkesinde gerçekleştirdiği Ex4S: Enerji Sektöründe Siber Savunma Simülasyonu’22 etkinliğinin teknik yürütücüsü Cyberwise oldu.

Bu etkinlikte Cyberwise’ın teknik yürütücülüğünü gerçekleştirdiği simülasyonlar, enerji tesislerine yönelik siber saldırı senaryolarını deneyimleme ve bunlarla baş etme metotlarını öğrenme fırsatı sundu. Etkinlik ile ayrıca enerji altyapılarında siber dayanıklılığın artırılması, siber olaylara karşı teknik ve yönetsel yetkinliklerin geliştirilmesi, bireysel ve kurumsal farkındalık oluşturulması ve kuruluşlar arası paylaşım kültürünün oluşturulması da amaçlandı. Etkinliğe elektrik üretim, elektrik iletim, elektrik dağıtım, rafineriler, doğalgaz iletim ve dağıtım gibi tüm kritik enerji altyapılarında faaliyet gösteren şirketler ve kamu kurumları yoğun ilgi gösterdi.

Türkiye’de ilk defa düzenlenen kritik enerji altyapıları ve endüstriyel kontrol sistemleri odaklı simülasyona, EPDK regülasyonlarına tabi olan kuruluşlardan 238 uzman ve yönetici katılırken iki gün süren etkinlik boyunca toplamda 350 davetli ağırlandı. Endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği hakkında önemli bilgiler ve ipuçları verilen bir konferansla başlayan etkinlikte, olası siber saldırıların senaryolaştırıldığı savunma ve saldırı yeteneklerini test eden çeşitli simülasyonlar gerçekleştirildi.

Etkinlikte farklı şirketlerden katılımcıların oluşturduğu karma ekipler, Cyberwise’ın teknik yürütücülüğünü yaptığı simülasyonlarla olası siber saldırılara karşı takım halinde ya da bireysel olarak nasıl savunma gerçekleştireceklerini ve bir saldırganın nasıl davranacağını deneyimleme şansı elde ettiler. Öğrenme deneyimini artırmak için etkinlik öncesinde belirlenen ekipler, Cyberwise uzmanlarınca bilgilendirildiler ve simülasyonu deneme fırsatı buldular. Böylece hedeflenen bilgi ve deneyim aktarımı ile tecrübe edinimi etkinlik öncesinden başlayarak, yoğun bir şekilde gerçekleştirilmiş oldu.

Kritik altyapı sistemlerini barındıran enerji sektöründe olası bir siber felaket sonrasında çevre felaketleri, enerji kesintileri, finansal kayıplar hatta ulusal güvenliğin tehlikeye girmesi gibi hayati sorunların ortaya çıkması söz konusu. Bu nedenle bu sistemlerin siber güvenliğinin kusursuza yakın olması zorunludur. Pek çok kurumun siber güvenlik ihtiyaçlarını her aşamada karşılayabilen bir güvenlik şirketi olarak bu etkinliğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Ülke, kurum ve şirketler olarak siber saldırılara hazırlıklı olmanın en etkin yolu hazırlıkları test etmektir. Bu etkinlik, bu prensibin ilk ve en önemli kilometre taşı oldu” diyen Cyberwise Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Aret Kıllıoğlu şunları ekledi: “EPDK’nın tecrübe ve uzmanlığımıza güvenerek bu özel etkinliğin yürütülmesinde bizi tercih etmesi gurur verici. Etkinliğe, enerji sektörünün elektrik üretim, dağıtım, iletim, rafineriler, doğalgaz iletim ve dağıtım gibi tüm paydaşları yoğun ilgi gösterdi. Ex4S’22 etkinliği için hazırladığımız oyunlaştırılmış simülasyon platformu üzerinden katılımcılar farklı senaryolarda siber saldırılarla baş edebilme yeteneklerini geliştirme fırsatı elde ettiler.

Cyberwise olarak enerji sektörünün tüm güvenlik ihtiyaçlarını göz önüne alarak, yaşanmış saldırı senaryolarına yakın bir deneyim sunan, farklı senaryolarda hem savunma hem de saldırı odaklı farklı simülasyonlar oluşturduklarını söyleyen Cyberwise Endüstriyel Siber Güvenlik Danışmanı ve ICSFusion Ürün Yöneticisi Can Demirel şöyle konuştu: “Simülasyonlar özellikle mevcut savunma yeteneklerinin değerlendirilmesi ve olası saldırılar karşısında hazırlıklı olunması için oldukça önemli. Siber güvenliğin sadece güvenlik uzmanlarının sorumluluğunda olmadığını, tüm çalışanları ilgilendirdiğini de yaşanan saldırılardan görebiliyoruz. EPDK’nın etkinliği kapsamında hazırladığımız oyunlaştırılmış platform, Türkiye’de hatta birçok özellik bakımından dünyada da ilkleri barındırıyor. Etkinlik kapsamında, sektörler arası bilgi ve tecrübe aktarımını sağlamak ve farklı bakış açılarını da ortaya koyabilmek adına farklı şirketlerde ve pozisyonlarda çalışan kişilerden oluşan karma ekiplerin bir araya gelmesiyle ya da bireysel olarak deneyimlenen simülasyon çalışmaları hazırladık. Böylece hem şirketler olası saldırılara ne kadar hazır olduklarını gördüler, hem de çalışanlar yeteneklerini test ederken, yeni bilgiler öğrenme ve deneyimleme fırsatı kazandılar.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Ytong Çatı Paneli Güneş Enerji Santrallerini Yangından Koruyor

Yapı malzemesi sektörünün yenilikçi kuruluşu Türk Ytong’un ürettiği yanmaz Ytong Çatı Paneli, sanayi tesislerinde yaygınlaşan çatı tipi güneş enerjisi santralleri için çok yönlü koruma ve avantajlar sağlıyor.

Ytong Çatı Paneli, bina içinden gelebilecek yangına karşı güneş panellerini korurken kurulum ve montaj için sağlam bir zemin oluşturuyor.

Enerji maliyetlerindeki artışlar ve Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat uygulamasının da gündeme gelmesiyle birlikte karbon ayak izini azaltmak isteyen sanayiciler, fabrikaların çatılarına Güneş Enerjisi Santralleri (GES) kuruyor. Fabrika çatılarında yaygınlaşan GES uygulamalarının ortaya çıkardığı ihtiyaçlar, yeni yapısal standartları da beraberinde getirdi. Ytong Çatı Paneli hem yangın güvenliği hem de yük taşıma kapasitesiyle fabrikaların çatılarındaki bu önemli ihtiyaca cevap veriyor.

Fabrika yapılarında yeni inşaat kriterlerine ihtiyaç var

Türk Ytong Genel Müdür Yardımcısı Tolga Öztoprak, sanayi tesislerindeki GES başvurularının 10 kat arttığını, çatı tipi GES yatırımlarının geri dönüşünün 8-10 yıldan 3-4 yıla kadar düşmesinin ardından Türk sanayicisinin bu süreci hızlandırdığını söyledi. Bu yükselen trendin fabrika yapılarında yeni kriterleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Öztoprak “Fotovoltaik (PV) panellerin çatıya monte edilmesinde ağırlık ve rüzgar yüklerine dayanım problemleriyle karşılaşıldığını görmekteyiz. 1 MW’lık GES fabrika çatısına fazladan 120 ton yük uyguluyor, bu yük mevcut çatının taşıyıcı elemanlarına etki ediyor. Bunun yanında çatının maruz kaldığı mevsimsel etkilerde var. Güneş enerjisi panelleri çatı üzerinde kar toplanmasına veya ilave rüzgar yüküne neden olabildiği için yapı tasarımında belirlenmiş hesap yüklerinin üzerinde bir etki yaratabiliyor. Yeni fabrika inşaatlarında tüm bunların dikkate alınması gerekiyor” dedi.

Öztoprak şöyle devam etti: “Ürettiğimiz Ytong Çatı Panelitüm bu ihtiyaçlara cevap verebilen, bu tip yapılarda sağlam ve stabil çatılar oluşturulmasına olanak sağlayan bir çözüm. Taşıyıcılık, uzun ömür, yangın emniyeti, ses yalıtımı ve yüksek ısı yalıtımını bir arada sunan çatı panellerimizi şantiyeye kullanıma hazır biçimde teslim ediyoruz. Uygulamadan hemen sonra üzerinde gezilebilen, sağlam ve düz bir çatı yüzeyi elde ediliyor. Çatı üzerine yapılacak imalatlar ve ilerleyen zamanda GES bakımları gibi çatıya müdahaleler açısından önemli bir kolaylık sağlıyor. Ytong ile yapılan bir çatı, yapı ömrü boyunca taşıyıcılığını, ısı yalıtım özelliğini, yangın direncini kaybetmiyor.

Farklı çatı tip ve eğimine uygun çözümler

GES kurulumuna dikkat çeken Tolga Öztoprak “Fotovoltaik panellerin çatıya montajında detay sorunlarıyla karşılaşıldığına tanık oluyoruz. Bazı çatı sistemlerinde bağlantıların çatı konstrüksiyonuna yapılması gerekiyor ve bunun için çatı kaplamasında delikler açılıyor. PV panel taşıyıcı aksamının doğrudan çatı kaplamasına monte edilmesi gibi uygulamalar da söz konusu. Bu tarz imalatlar, su yalıtımı ve sızdırma gibi sorunların yanında, kar ve rüzgar yüküne karşı risk oluşturması ile çatının yapısal bütünlüğünü de tehdit ediyor. Ytong Çatı Paneli üzerine yapılacak uygulamalarda böyle bir sorun söz konusu değil. PV paneller doğrudan Ytong Çatı Panelinin üzerine monte ediliyor. Üstelik istenen eğimde ve formda çatı tasarımlarını hayata geçirmek de mümkün” dedi.

Okumaya Devam Et