Bizi takip edin

GENEL

Kaliningrad ile ilgili gelişmelerin ekonomik ve enerji politik değerlendirmesi

Giriş

Bilindiği üzere, Ukrayna ve Ukrayna’da yaşanan olaylar, 2022 yılında dünya gündemini önemli ölçüde işgal eder olmuştur. Bir başka deyişle, yaşanmakta olan savaşın global yansımaları küresel niteliğe sahip olup olaylar siyasi olduğu kadar ekonomik ve enerji politik olarak tüm dünyayı etkileme karakteri taşımaktadır. Bu bağlamda, Şubat 2022’de Rusya ile Ukrayna arasında sıcak çatışma olarak başlayan olaylar farklı bölgelerde farklı gelişmelere neden olmaya başlamış ve halen de bu olaylar kendini göstermeye devam etmektedir. Bu bölgelerden biri de Kuzey Avrupa ve Baltık bölgesi gibi görünmektedir.

İskandinav ülkelerinden İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girme talebi, ilk bakışta bu iki ülkenin güvenlik risklerini elimine etmeye yönelik olduğu gibi algılanmaktadır. Nitekim Haziran 2022 sonunda Madrid’de yapılan NATO Zirvesinde (Türkiye ile İsveç ve Finlandiya arasında Üçlü Mutabakatın imzalanmasıyla) konuda önemli bir ilerleme sağlanabilmiştir. Bu gelişmenin güvenlik olduğu kadar hemen her konuda yansımaları olacak gibi görünmektedir.

Nitekim, Madrid’deki NATO Zirvesi öncesinde Baltık bölgesinde önemli bir gelişme yaşandı. Bu da Baltık kıyısında Rusya’ya bağlı olan ancak doğrudan Rusya toprakları ile karadan bağlantısı bulunmayan Kaliningrad’a, transit geçişlerin Litvanya tarafından durdurulduğu duyuruldu. Bu durum, yeni bir krizin habercisi gibi görünmektedir. Nitekim Litvanya temsilcisi Rusya Dışişleri Bakanlığı’na çağrılıp durum, Rusya tarafından protesto edilmiştir. Litvanya kararını,kendisinin de üyesi olduğu Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Rusya’ya karşı aldığı yaptırım kararları bağlamında uygulamaya aldığını ifade etmiş bulunmaktadır.

Söz konusu bu ciddi gelişmenin anlamını ve olası yansımalarını analiz etmeden önce KalningradEkslavını tanımak yerinde olacaktır. 

Kaliningrad

Kaliningrad, Baltık Denizi kıyısında, Litvanya ile Polonya arasında yer alan Rusya’nın eksklav toprağıdır (Şekil 1). Bilindiği üzere “Eksklav”nitelemesi, bir devletin topraklarının bir kısmının, bir başka devletin (veya devletlerin) toprakları nedeniyle ayrılmış olması durumunu ifade etmektedir.

Kaliningrad bölgesi 15.100 km²’lik bir alana sahip olup Litvanya ile Polonya sınırı bölgesindeki Suwalki koridoru ile Balearusa bağlantısı bulunmaktadır. Kaliningrad bölgesinin en büyük şehri, Eksklavik bölge ile aynı ismi taşıyan Kaliningrad’dır. Bölgenin nüfusu yaklaşık 1 milyon kadar olup bu nüfüsun yarısı Kaliningrad şehri”nde yaşamaktadır. Demografik olarak bölgede(yaklaşık % 80’i aşkın oranla) Ruslar yaşamakta ve kalan kısmını da Belaruslular, Ukraynalılar ve Litvanyalılar, Türkler (Azeri Türkleri, Kırgızlar, Kazaklar, Tatarlar),Ermeniler ve Volga Almanları oluşturmaktadır.

Tarihine bakıldığında Kaliningrad şehrinin 1255’te kurulduğu anlaşılmaktadır. Dünya Savaşlarından önce şehir; Alman Doğu Prusya eyaletinin başkenti olarak “Kralın Dağı” anlamına gelen “Königsberg” adıyla anılmıştır. İkinci Dünya savaşında Sovyetler tarafından işgal edilmiş ve savaş sırasında önemli ölçüde yıkılmıştır. İkinci Dünya savaşından sonra bölge Sovyetler Birliği’ne bağlanmış ve adı Kaliningrad olarak değiştirilmiştir. 

İkinci Dünya Savaşından sonra 1990 yılına kadar, çevresindeki ülkelerle berber SSCB toprakları içinde yer alırken, Sovyetlerin dağılmasından sonra çevresindeki bölgelerin bağımsızlık kazanmasıyla Kaliningrad, Rusya’nın eksklavik bölgesi durumuna gelmiştir. Halen Polonya ve Litvanya’nın NATO’ya ve Avrupa Birliği’ne girmesiyle Kaliningrad, (Şekil 1’de gri ile gösterilmiş olan) NATO ve AB ülkeleri arasında kalmış bulunmaktadır. 

Kaliningrad’ın Rusya ile irtibatı, genellikle AB ve NATO ülkeleri arasından Suwalki Koridoru (veya Suwalki Geçişi- SuwalkiGap) olarak nitelenen yaklaşık 110 km geçiş bölgesi ile ve de Litvanya üzerinden önce Belarus’a ulaşılarak sağlanmaktadır (Şekil 1). Bir başka deyişle Kaliningrad; Rusya ana karası ile üç sınır aşılarak irtibatlanabilmektedir. Bu bağlamda Kaliningrad’ın Rusya ana karası ile kara mesafesi, küçümsenmeyecek uzaklıkta olup yaklaşık 600 km mertebesindedir.

Böylesi bir Eksklavik Bölge olan Kaliningrad, hemen anlaşıldığı üzere stratejik bir nitelik taşımaktadır. Son olarak (Haziran 2022’nin ikinci yarısında), Kaliningrad’ın,(Rusya ile arasındaki tek demiryolunun geçtiği) Litvanya topraklarından kömür, metaller, inşaat malzemeleri ve ileri teknoloji ürünlerinin transit geçişi, AB yaptırım paketi kapsamında kısıtlandığı duyurulmuş bulunmaktadır. Buna karşın Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri, Rusya’nın Litvanya’nın getirdiği yasağa mümkün olan en kısa sürede yanıt verileceğini ifade etmiş bulunmaktadır.

Takiben, geçişi kısıtlanan malzemenev’inin artırılmakta olduğu ve zaman içinde daha da artırılabileceği anlaşılmaktadır. Hatta Litvanya’nın, Kaliningrad’a geçiş demiryolunu imha edebileceğinden bahsedilir olmuştur. İlaveten AB, üyelerinin Kaliningrad ile ilgili Rusya’ya ekonomik yaptırımların nasıl uygulanacağını netleştiren, yönerge niteliğinde (var olana ilaveler getiren) bir duyuru yayınlanmış bulunmaktadır. Burada, (oto geçişli) kara yoluna izin verilmeyeceği de belirtilmektedir. Bu deklerasyona ABD’den de destek gelmiş bulunmaktadır.

Bu durumda, Kaliningrad için Rusya ile karayolu bağlantısının hayli sorunlu olacağı anlaşılmaktadır. Buna karşın deniz yolu ve havayolu bağlantıları mümkün olabilirse de yine sorunlar olacağı düşünülebilir. Bilindiği üzere Ukrayna’da sıcak çatışmaların başlamasıyla AB ülkelerinin Rusya’ya yaptırımları kapsamında hava sahalarını kapatmış bulunmaktadırlar. Baltık Denizi’nden ilgili geçişlerde (Şekil 2) ise bölge ülkelerinin Münhasır Ekonomik Bölgelerinden ve hava sahalarından geçmek gerektiği de yine yadsınamaz bir gerçekliği oluşturmaktadır.

Kaliningrad İçin Değerlendirme

Kaliningrad bölgesi küçük bir bölge olmasına karşın dünyanın en büyük kehribar rezervlerine sahip bulunmaktadır. Bölgede ahşap, kâğıt endüstrisi, mekanik ve elektronik endüstrisi öne çıkmakta olup, balıkçılık da önem taşımaktadır. Enerji politik açıdan bakıldığında ise; Kalingrad karasında ve Münhasır Ekonomik Bölgesinde petrol rezervi bulunmaktadır. Bu durum, bölgeye siyasi açıdan konjüktürel önem kazandırmakla beraber buna hemotetik olarak enerji politik açıdan da stratejik karakter de kazandırmaktadır (Şekil 2).

Kalningrad iklimsel açıdan avantaja sahiptir. Şöyle ki; Rusya’nın Baltık’ta, kuzeyde (St. Petersburg bölgesinde) sahip olduğu kıyılara göre daha ılıman bir iklimin hâkim olduğu bir bölge olup, bu durum dinamik liman kullanımı açısından ve lojistik bağlamda Kaliningrad’a üstünlük getirmektedir. Nitekim Kaliningrad’da, bölgeye Prusya’nın egemen olduğu dönemden beri liman etkinlikleri öne çıkan bir karakter taşımış bulunmaktadır. 

Kaliningrad bölgesi, doğal gaz gereksinimini Belarus ve Litvanya üzerinden Rusya ana karasından gelen doğal gaz ile karşılamaktadır (Şekil 3).Bir başka deyişle, Rusya’dan gelen ve Belarus’dan geçip AB ülkelerine ulaşan ana arter üzerinden ayrılan bir doğal gaz hattı hem Litvanya’yı ve hem de Kaliningrad’ı beslemektedir. 

Ayrıca, Rus enerji şirketi olan Rosatom’un Kaliningrad’da Lityum-İyon Pil ve Enerji Depolama Sistemleri Üretim Tesisi İnşa etme projesi bulunmaktadır. Bu husus da Kalingrad’ın enerji politik önemini destekleyecek bir gelişme olarak nitelenebilir.

Son olarak, Litvanya’nın Kaliningrad’a karayolu geçişine kısıtlama getirmesi, sonbaharda veya kışa girerken enerji hatlarında Kaliningrad’a akan doğal gazı kısıtlayabileceğini de akla getirmektedir. Böylesi bir durum, Rusya’nın karşı hamle bağlamında Litvanya’ya doğal gaz akışını kısıtlayabileceğini de düşündürmektedir. Böylelikle durum, enerji politik açıdan tırmanan bir krizi oluşturabilecektir.

Sonuç

Rusya toprağı olan Kaliningrad Eksklavı, sahip olduğu stratejik konum nedeni Baltık bölgesinde ayrı bir öneme sahip bulunmaktadır. Ukrayna savaşı ve bu bağlamda Rusya’ya, AB ve NATO ülkelerince uygulanan yaptırımlarla beraber kriz bölgesi olma riski taşımaktadır. Burada şunu da belirtmek yerinde olur ki; konuya bölge dışı aktörlerin de müdahil olma olasılığı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Burada Litvanya ve Suwakil Koridoru, Kaliningrad ve dolayısıyla Rusya için özel bir ehemmiyete sahiptir. Rusya bağlantılı demiryolu ve doğal gaz enerji hattı göz önüne alındığında Kaliningrad, yakın gelecekte uluslararası sorun bölgesi olma potansiyeli taşımaktadır. Böylesi bir krizin yaşanması durumunda, Rusya ile AB ve NATO arasında Ukrayna dolayısıyla yaşanan gerilimli kriz, Baltık bölgesine taşınmış olacaktır ki; bu durum küresel bağlamda olayların yayılabileceği riskini oluşturmaktadır. Buna karşın sahip olduğu petrol ve Rusya’nın Lityum-İyon Pil üretim planları nedeniyle enerji politik açıdan da arı bir öneme sahip bulunmaktadır. Öte yandan, Ukrayna’da yaşananlar ve dolaylı etkileri bağlamında konuya daha geniş bir perspektiften bakıldığında; Kaliningrad’da yaşananlarla birlikte konjüktürel olarak farklı konular üzerinden konunun değerlendirme masalarına geldiği izlenimi edinilmektedir. 

Bunlardan önemli biri, Ukrayna limanlarında kapalı kalan tahıl yüklü gemiler olduğu söylenebilir. Taraflar konuya ilişkin bir türlü bir araya gelemezken, Kaliningrad’ın sıkışmasıyla (Temmuz 2022’de) İstanbul’da Türkiye’nin girişimleriyle bir toplantı gerçekleşebilmiş ve mutabakat yolunda önemli yol kat edilebilmiştir. Bu bağlamda konu, masaya yatırılmış ve taraflarca konuya ilişkin ilerleme sağlanabildiği gözlenmiştir. Burada Türkiye’nin rolününde yadsınamaz olduğunu belirtmek gerekir. Bir başka deyişle, Baltık ve Karadeniz sorunları birbirine bağlantılanmış ve Türkiye de konjüktür içinde yerini almıştır denebilir. Öz olarak belirtmek gerekirse; ekonomik ve enerji politik bağlamda Kaliningrad eksklavik bölgesi, sahip olduğu özel konjüktürel pozisyon ve stratejik nitelikler nedeniyle günümüzde potansiyel risk bölgesi olma karakterine sahip bulunmakta olup, farklı bölgelere yansıyan etkileri olduğu anlaşılmakta ve yakın gelecekte de gündemde daha çok yer alacakmış gibi görünmektedir.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

Karsan İspanya Pazarında Ortaklıkla Büyüyecek

Karsan, İspanya’nın Madrid şehrinde düzenlenen FIAA Uluslararası Otobüs ve Coach Fuarı’na tam kadro katıldı. İspanya’da elektrikli ve otonom ürün gamının dışında yeni e-ATA HYDROGEN’i de sergileyen Karsan, fuarın yıldızı oldu.

Karsan, elektrikli mobiliteyi başka bir boyuta taşıyan“Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” vizyonu ile ana hedef pazarları arasında yer alan Fransa, Romanya, İtalya gibi İspanya’da da büyümeyi hedefliyor. İspanya’da gerçekleştiren fuara katılımlarıyla ilgili açıklama yapan Karsan CEO’su Okan Baş, “Karsan olarak Hannover’den sonra Madrid’deki FIAA Otobüs ve Coach Fuarı’na da tüm elektrikli ve otonom ürün gamımızla katıldık. Hidrojen yakıt teknolojisine adım atarak toplu ulaşımda yeni bir çağ başlattığımız e-ATA HYDROGEN modelimiz fuarda yoğun ilgiyle karşılaştı.

“Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” vizyonumuz ile geleceğin elektrikli hidrojen yakıt hücreli aracımızı geliştirip, dünyaya tanıttık. Madrid Fuarı’nın bizim için bir diğer önemi de İspanya’daki iddialı büyüme hedeflerimize ulaşmak için, Karsan olarak bu pazarda doğrudan var olma kararı almamızdı” dedi. İspanya’da kalıcı ve sürdürülebilir büyüme hedefleyen Karsan, bu pazarda doğrudan var olma kararı çerçevesinde, İspanyol E-buskar firmasının çoğunluk hisselerini alarak İspanya’da etkinliğini ve organizasyonunu büyütmeyi amaçlıyor.

İleri teknolojili mobilite çözümleriyle dikkat çeken Karsan, sayısız başarılara imza attığı elektrikli ve otonom ürün ailesini Madrid şehrinde düzenlenen FIAA Otobüs ve Coach Fuarı’nda sergiledi. 19 Eylül tarihinde IAA Transportation Fuarı’nda tüm dünyaya tanıttığı yepyeni modeli e-ATA HYDROGEN’i de fuarda ziyaretçilerin beğenisine sunan Karsan, yoğun bir ilgiyle karşılaştı.

“İspanya’da Hedefimiz Büyük”

Karsan CEO’su Okan Başhem fuar katılımı hem de İspanya pazarı için yaptığı açıklamada, “Karsan olarak Hannover’den sonra Madrid FIAA Otobüs ve Coach Fuarı’na da tüm elektrikli ve otonom ürün gamımızla katıldık. Hidrojen yakıt teknolojisine adım atarak toplu ulaşımda yeni bir çağ başlattığımız e-ATA HYDROGEN modelimiz fuarda yoğun ilgiyle karşılaştı. “Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” vizyonumuz ile geleceğin elektrikli hidrojen yakıt hücreli aracımızı geliştirip, dünyaya tanıtmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

Okan Baş, “İspanya’daki iddialı büyüme hedeflerimize ulaşmak için, Karsan olarak bu pazarda doğrudan var olma kararı aldık. Ana amacımız İspanya’da kalıcı ve sürdürülebilir büyüme. Bu amaçla da Karsan olarak bu pazarda doğrudan var olma yönünde adımlar atıyoruz. Nitekim, 2020 yılında E-buskar firması ile İspanya pazarı için işbirliğine giderek araç tanıtımlarına başlamıştık. Karsan elektrikli araçlarına İspanya pazarında ilginin büyük olması bizleri oldukça sevindirdi. İspanya’da Alsa ve Grupo Ruiz gibi bazı büyük operatörlerin de içinde yer aldığı pek çok farklı firmadan sadece bu yıl 20 adet elektrikli araç siparişi aldık. Hedefimiz önümüzdeki yıllarda bu adetleri iddialı şekilde büyütmek” derken, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İddialı büyüme hedeflerimiz çerçevesinde Karsan olarak, E-buskar’ın hakim ortağı olmaya yönelik adımlar atıyoruz. Bu doğrultuda, Karsan iştiraki ile İspanya’da önümüzdeki aylarda yapılanma anlamında organizasyonumuzu da büyüteceğiz. Öte yandan, İspanya’da, e-mobilitenin şehirlerde daha hızlı yayılımı için enerji şirketleri, belediyeler ve otoriteler ile de yeni iş birlikleri yönünde adımlar atacağız.”

Alçak tabanlı 12 metrelik e-ATA HYDROGEN, yüksek menzilden yüksek yolcu taşıma kapasitesine kadar birçok alanda operatörlerin ihtiyaçlarına yanıt verebiliyor. Tavanda konumlanan 1.560 lt hacimli hafif komposit hidrojen tankına sahip e-ATA HYDROGEN, gerçek kullanım koşullarında yani araç yolcu ile doluyken ve dur kalk hat güzergahında500 km’nin üstünde menzile kolaylıkla ulaşıyor. Hidrojenli otobüslerde 500 km’nin üstünde menzil ile e-ATA HYDROGEN, sınıfının en iyi menzilini sağlıyor. İzin verilen azami yüklü ağırlık ve tercih edilen opsiyon özelliklerine bağlı olarak 95 yolcunun üstünü de rahatlıkla taşıyabilen e-ATA HYDROGEN, aynı zamanda sınıfının en iyi yolcu kapasitesini de sunuyor.

Okumaya Devam Et

GENEL

Şengönül: Ülkemiz Büyük Bir Enerji Krizine Hazırlıklı Olmalı

Ülkemizin en geniş yayılıma sahip olan şarj istasyonu şirketlerinden biri olan Sharz.net, Avrupa’da yaşanan enerji krizini göz önünde bulundurarak, Türkiye’nin gelecekte de büyüyebilecek enerji açığı  ile ilgili görüşlerini paylaştı.

Ülkemizde elektrik ithalatının günden güne arttığına dikkat çeken Sharz.net Genel Koordinatörü Ayşe Ece Şengönül, “Bugün akaryakıt tarafındaki enerji bağımlılığımız maalesef elektrik üretiminde de geçerli, yaklaşık 8 bin adetlik elektrikli araç parkımız 2030 yılında 1 milyon adede ulaştığı takdirde, 5 Milyon Megawatt gibi devasa bir ek elektrik enerjisine ihtiyacımız ortaya çıkacak. Elimizdeki mevcut elektrik üretimi imkanlarıyla bu kaynağı sağlamamız mümkün gözükmüyor. Bu sebeple, Avrupa ülkelerine nazaran doğal kaynakları çok daha zengin olan ülkemizde, doğal kaynaklarla üretilecek enerji için yatırımcılar cesaretlendirilmeli, nitekim tüm dünyada olduğu gibi ülkemizi de büyük bir enerji krizi beklediğini düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

Yakın geçmişte elektrikli şarj istasyonları tarafında 40 milyon TL’lik ek yatırım yapacağını açıklayan Sharz.net, enerji üretiminde ülkemizin öncü ülkelerden biri haline gelerek elektriklileşmede örnek bir ülke haline gelebileceğine dair önemli paylaşımlarda bulundu. Avrupa’daki enerji krizine atıfta bulunan Sharz.net, Avrupa ülkelerinin aksine doğal kaynaklardaki zenginliğimiz ile alternatif enerji kaynaklarıyla dışa bağımlığın ortadan kalkabileceğini bildirdi.

Konuya dair görüşlerini paylaşan Sharz.net Genel Koordinatörü Ayşe Ece Şengönül, “Elektrik ithalatımız her geçen yıl katlanarak artıyor. Akaryakıt tarafında olduğu gibi elektrik üretiminde de dışa bağımlılığımız var. Ancak ülkemizin coğrafi konumu sebebi ile büyük avantajımız, tabiatın bize vermiş olduğu güneş, rüzgar, su, sıcak su kaynakları, deniz dalgası gibi doğal kaynaklarımız mevcut. Bu doğal kaynakları maalesef geçmiş 100 yılda değerlendiremedik ancak önümüzdeki 100 yıl içinde bu senaryoyu tümüyle değiştirebilecek  bir güce sahibiz” dedi.

“Türkiye Şimdiden Çalışmalarına Başlamalı”

Günden güne otomobil üreticilerinin seri üretim bantlarını elektrikli araçlara kaydırdığını dile getiren Şengönül, TOGG’u da göz önünde bulundurarak hızla elektrikli araç popülasyonunun artacağını, ancak elektrik açığı ile  önemli bir problemle karşı karşıya kalınabileceğini söyleyen Şengönül: “TOGG’un etkisiyle katlanarak elektrikli araç satışlarımız artacak, bugün 8 bin adet elektrikli araca sahip bir parkımız olsa da kısa sürede, 2030 yılında ortalama 1 milyon adet elektrikli aracın ülkemiz yollarında olacağı ortak bir öngörü. Ancak sorun şu, bir elektrikli araç 100 km’de ortalama 20 kWs elektrik tüketir. Şirket araçlarının yılda ortalama 40 bin kilometre ile 8 bin kWs, bireysel araçların yılda ortalama 20 bin kilometre ile 4 bin kWs elektrik tükettiği bir durumda, 5-6 Milyon Megawatt gibi devasa bir elektrik kaynağına ihtiyaç olacak. Bugün bu kaynağı karşılayacak bir elektrik enerjisi üretimine sahip değiliz. Bu çerçevede hızla yatırımcılar doğal kaynaktan enerji üretimine yönlendirilmeli ve teşvik edilmeli, belirli teşvikler ve düzenlemeler ile cesaretlendirilmeli. Devletimizin konu hakkındaki düzenlemeleri ve çalışmalarının artmaya başladığını görmek bizleri sevindiriyor, ancak bu çalışmalara hız verilmez ise tüm dünya gibi bizi de büyük bir enerji krizi içerisine gireceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Okumaya Devam Et

GENEL

Smart Güneş Teknolojileri 15. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’na Katıldı

Enerji sektörünün temsilcilerini bir araya getiren EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’na katılan Smart Güneş Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, “Güneş Enerjisi Teknolojilerindeki Gelişmeler ve AR-GE” üzerine bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 15. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuar’ı, bu yıl 12-14 Ekim tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşti.

Smart Güneş Teknoloji’nin de altın sponsorları arasında yer aldığı kongre, enerji sektörünün yurt içi ve yurt dışındaki önemli temsilcilerini bir araya getirdi. Çeşitli enerji kaynaklarının ve enerji piyasalarının tüm boyutları ile değerlendirilmesi ve en son gelişmeler ile uygulamaların pek çok açıdan tartışılıp ele alınabileceği bir ortam oluşturmayı hedefleyen kongre pek çok önemli temsilciyi ağırladı. Fuarda Smart Güneş Teknolojileri adına da Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ “Güneş Enerjisi Teknolojilerindeki Gelişmeler ve AR-GE” başlıklı oturumda konuşma yaptı.

Fuarda sektörün önde gelen firmalarıyla aynı çatı altında bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Smart Güneş Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, konuşmasında şunları söyledi: “Şu anda güneş enerjisi sistemlerinin kurulumu ve fotovoltaik güneş paneli üretimi alanında faaliyet gösteren öncü teknoloji şirketlerinden biri konumundayız ve sektörde büyük bir güvenilirliğimiz var. Bu ivmeyi sürdürmek için sektörün ihtiyaçlarını yakından takip ederek, verimi daha da artıracak yeni güneş panellerini üretmek için ürünler geliştiriyoruz.  Güneş teknolojisinde kilitler kırıldı.  Ülkemizde de üretilebilen teknoloji ile güneş şu anda dünyanın en ucuz enerji kaynağı. Karbon ayak izi maliyetlerini hesapladığınızda da daha ucuz enerji kaynağı olduğunu görüyoruz. Bu alandaki teknolojiler de sürekli gelişiyor, bugün güneş enerjisinden seri üretimde alınan verim yüzde 20-22’lere ulaştı. Her geçen gün üzerine koyarak büyüyen ve gelişen bir sektöre sahibiz.”

Okumaya Devam Et