Bizi takip edin

GENEL

Akıllı şehir yolculuğu 24

Akıllı şehirlerde afet ve acil durum yönetimi

Alacağımız tedbirlerle doğa ve insan/teknolojik kaynaklı tüm afetlerden insanımızı ve şehirlerimizi koruyalım… Akıllı şehir yolculuğu’nun 24.yazısında Akıllı Şehir yapılanmalarında olması gereken önemli bir konuyu alacağımız tedbirlerle doğa ve insan kaynaklı tüm afetlerden insanımızı ve şehirlerimizi koruyabilmek için gerekli olan “Akıllı Şehirlerde Afet ve Acil Durum Yönetimi”ni yazdık:

Akıllı Şehir Nedir?

Şehirlerin küresel olarak birbirine bağlı bir ekonomide rekabet etme ve kent sakinlerinin refahını sürdürülebilir bir şekilde sağlayabilme ihtiyacı ülkeleri ve şehirleri yeni teknoloji ve yenilikçi yaklaşımları değerlendirmeye yönlendirmektedir. Bu motivasyon, söz konusu teknoloji ve yaklaşımların getirdiği karmaşıklık ve değişim hızı, geleneksel silo çözümleri geliştiren ekosistem paydaşlarını zorlamakta, şehir çözümlerinin bütüncül ve sistematik olarak ele alınması ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Bu ihtiyacın karşılanmasında, paydaşlar arası iş birliği ile geliştirilen birlikte çalışabilir sistemlerin veri ve uzmanlığa dayalı olarak gelecek öngörüleriyle beklenti ve problemleri karşıladığını güvence altına alan Akıllı Şehir yaklaşımı çözüm olmaktadır.

Daha açık bir ifade ile Akıllı Şehir ile amaçlanan:

• Şehrin mevcut ve gelecek beklenti ve problemlerini şehrin tüm mekânlarında ve sistemlerinde tetikleyici güç hâline getirmek,

• Fiziksel, sosyal ve dijital planlamayı birlikte ele alabilmek,

• Ortaya çıkan zorlukları sistematik, çevik ve sürdürülebilir bir şekilde öngörmek, tanımlamak ve karşılamak,

• Şehir içindeki organizasyonel yapılar arası etkileşimi sağlayarak bütünleşik hizmet sunumu ve yenilik üretme potansiyelini ortaya çıkarmaktır.

Akıllı Şehir, şehirlerin geleceği için statik bir yaklaşım tarif etmemektedir. Daha ziyade, teknoloji ve verinin yenilikçi kullanımının, organizasyonel değişim ile birlikte ele alan, gelecekteki şehirler için daha etkin, etkili ve sürdürülebilir yollarla farklı dinamik şehir vizyonlarının sunulmasına yardımcı olabilecek yönlendirici hususları ele almaktadır.

Bir başka deyişle şehirlerin geleneksel olarak kullandıkları yönetişimi dönüştürmek hedeflenmektedir. Bir şehrin geleneksel yönetişim modeli, genellikle kullanıcı ihtiyaçları etrafında inşa edilmeyen, birlikte işlemeyen dikey silolar olarak çalışan işlevsel yönelimli hizmet sağlayıcılarına dayanmaktadır. Akıllı Şehirlerin, bu dikey silolar arasında yenilik ve işbirliğini teşvik eden yeni işletim modelleri geliştirmeleri ihtiyacı bulunmaktadır. Bu durumda kent sakini ve iş dünyasının, kendi ihtiyaçlarını karşılayan kesintisiz ve bağlantılı bir hizmet almak yerine her bir silo ile ayrı ayrı iletişime geçmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bununla birlikte veri ve uzmanlık, bu silolar içinde kalmış olup bu durum şehir genelinde işbirliği ve yenilik potansiyelini ve veri ve uzmanlığın şehrin değişim hızını artırma potansiyelini kullanmasını sınırlamaktadır. Akıllı Şehir bu potansiyeli değerlendiren son zamanlarda ülkemizde ve dünyada önem kazanan bir yaklaşım olarak ön plana çıkmaktadır. Daha iyi yaşam alanları oluşturmak ve hayata değer katan şehirler inşa etmek amacıyla Akıllı Şehir alanındaki çalışmalar ivme kazanmıştır.

AFET YÖNETİMİ

Etkili bir planlama, geçmiş bilgilerin analizini, mevcut durum içinde karar vermeyi ve geleceğe dönük değerlendirmeyi içermelidir.

Yönetim kavramı genel olarak, “Belirli amaç veya amaçları gerçekleştirmek için işbirliği içinde yürütülen bir grup faaliyeti” şeklinde tanımlanmaktadır. Yönetim, amaçları etkili ve verimli bir biçimde gerçekleştirmek için planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına ilişkin faaliyetler olarak değerlendirilebilir.

Olayı değil süreci ifade eden yönetimde, önceden tespit edilen amaçlara ulaşabilmek için, eldeki kaynaklar verimliliği sağlayacak şekilde organize edilirler.

Organizasyon kavramı ise, yönetenler ve yönetilenler arasında basamaksal ve resmi bir yapının kurulması, işlerin ve bunları yapacak kişilerin ve aralarındaki ilişkilerin açıkça belirlenmesini ifade etmektedir.

Organizasyon, yönetim tarafından belirlenen amaçlara en etkin ve verimli biçimde nasıl ulaşılacağını gösteren bir sistemdir.

Gerek yazımız içerisinde bahsettiğimiz gerekse desteklenme kararı olan çalışmalar göstermektedir ki,

Biz bu konularda oldukça iyiyiz. Yapılan/Yapılacaklar sadece Ülke bazında değil, Dünya için de yararlı olacaktır. Pazardan pay almaya artarak devam edecektir.

Hepimizin hem fikir olduğu konu, yüz yılda bir yaşanılan bu durumun benzerinin bir yüz yıl daha geçmeden yaşanabileceği gerçeğidir.

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENEL

CW Enerji’den Çatı Tipi Güneş Enerji Santrali Projesi

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş paneli üreticisi CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, Kayseri’de faaliyet gösteren bir firma ile iş birliği yaptıklarını belirterek, “Bu çalışmamızla Türkiye’nin tek noktada en büyük çatı tipi GES projelerinden birini hayata geçireceğiz” dedi. 

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş paneli üreticisi CW Enerji, Türkiye’nin tek noktada en büyük çatı tipi güneş enerji santrali (GES) projelerinden birine başladı. Güneş enerji santrali kurmaya hız kesmeden devam ettiklerini belirten firmanın CEO’su Volkan Yılmaz, birçok fabrikanın çatısının paneller ile donatıldığını söyledi. Yılmaz, bu doğrultuda yeni bir iş birliğine imza attıklarını belirterek, “İş birliğimiz çerçevesinde Kayseri’de 22.02 MWp büyüklüğündeki projemizin çalışmasına başladık. Bu çalışmamızla Türkiye’nin tek noktada en büyük çatı tipi GES projelerinden birini hayata geçireceğiz. Kurulacak güneş enerji santrali ile firma elektrik ihtiyacının önemli bir miktarını güneş panelleri ile karşılayacak, aynı zamanda çevreye sağladığı faydaların yanı sıra ülke ekonomisine de katkıda bulunacak” dedi.

Firmanın güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 2 bin 807 ağacı kurtaracağını ve ortalama 18 milyon 595 bin 691 kilogram karbondioksit emisyonu gerçekleştireceğini ifade eden Yılmaz, bu sayede daha temiz ve yaşanabilir bir geleceğe de katkı sağlanacağını kaydetti.

“Sektörde Fark Oluşturuyor”

Kaliteli ürünleri, alanında uzman ekibi, hızlı kurulum ve hızlı müdahale imkanları ile sektörde fark oluşturduklarına dikkat çeken Yılmaz, “Bugüne kadar farklı sektörlerde birçok firmanın kendi enerjisini üretmesine öncülük ettik ve bununla gurur duyuyoruz. Güneş enerji sistemlerini kullanarak aynı zamanda daha sağlıklı bir çevreye katkı sağlanmış oluyor. Firma olarak her bir güneş enerji santrali ile çevreye karşı sorumluluklarımızı da yerine getiriyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin dört bir yanında güneş enerjisi projeleri ile firmaların çözüm ortağı olmaya devam ettiklerini dile getiren Volkan Yılmaz, bugüne kadar kurulumunu tamamladıkları güneş enerji santralleri ile sürdürülebilir geleceğe katkıda bulunarak binlerce ağacı kesilmekten kurtardıklarını söyledi.

En verimli ve en teknolojik yollarla kaliteden ödün vermeden güneş enerji sistemleri kullanımının yaygınlaşması için çalıştıklarını belirten Yılmaz, “Yeni teknolojiler sunan, tüm ürün ve hizmetlerinde önceliği müşteri odaklılık ve yüksek kalite olan bir firmayız. Yaşadığımız gezegenin enerji ihtiyacını temiz kaynaklarla karşılamaya öncülük ederek ülke ekonomisine katkı sağlamayı ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir doğa bırakmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarımız devam edecek” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

Binlerce Kişinin Enerji İhtiyacı Güneşten Karşılanacak

Türkiye’de güneş enerji santrallerine (GES) yatırım yapan ilk şirketlerden olan BESA Grup, güneş enerjisi yatırımlarına ağırlık verdi. Güneşte büyümeyi hedefleyen BESA, yatırım için Türkiye’nin her bölgesinde araştırma yapıyor. Bu kapsamda Afyon’un Çay ilçesinde 40 megawattlık (MW) proje hayata geçiriliyor. Ankara’daki GES santrali İSE 1.608 kişinin elektrik ihtiyacını karşılıyor.

“Türkiye’nin Gelişimi için”

Enerji sektörüne büyük önem verdiklerini belirten BESA Grup Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Efe Bezci “Çünkü Türkiye’nin gelişimi için enerjiye, enerjiyi kendimizin üretmemize ihtiyacımız var. Ülkemizin önündeki en büyük engellerden biri enerji. Alternatif enerji kaynakları bunun için büyük önem taşıyor. Özellikle de güneş enerjisi” dedi.

Yıllık güneş alımı en verimli ülkelerden biri olmamıza karşın bu konudaki yatırımların ülke olarak çok geciktiğini kaydeden Bezci, “Bunu değiştirmek istiyoruz. Bu amaçla GES’lere yatırım yapan ilk şirketlerden biriyiz. Ankara’nın Haymana ilçesi Balçıkhisar bölgesinde bulunan GES santralimiz 4 MW’e kurulu gücü ile Türkiye’nin en büyük 100 GES’ten biri. Ortalama 5.840.000 kilovatsaat elektrik üretimi ile 1.608 kişinin günlük hayatında ihtiyaç duyduğu (konut, sanayi, metro ulaşımı, resmi daire, çevre aydınlatması gibi) tüm elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayabiliyoruz” diye konuştu.

GES’lerin sağladığı faydalar hakkında da bilgi veren Bezci, “Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri, alternatif enerji kaynaklarına duyulan gereksinimi günden güne artırıyor. Güneş enerjisi de bu noktada oldukça öne çıkıyor. Elektriği güneşten tamamen temiz ve yenilenebilir enerji üretiyorsunuz. Hiçbir hammadde yok, üretim maliyetiniz sadece yaptığınız yatırım maliyeti. BESA Grup olarak güneşe yatırımı sürdürmeyi, güneşte büyümeyi hedefliyoruz. Yatırım için ülkemizin her bölgesini araştırıyoruz. Ancak güneş enerjisinde önceliğimiz İç Anadolu Bölgesi” ifadelerini kullandı.

“Daha Önemli Hale Geldi”

Özellikle pandemi sürecinde üretimin önemi bir kat daha arttığına dikkat çeken Bezci, şunları söyledi: “Üretim için enerji kaynaklarına sahip olmanız gerekiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mız bu süreci son dönemde çok iyi yürütüyor. Alternatif enerji kaynaklarında her yıl ciddi çalışmalar geliyor. Bunda teşviklerin de büyük rolü var. Büyük ülke olacaksak enerjiye dair bütün kaynakları en verimli şekilde kullanmamız gerekiyor. BESA Grup olarak bu konuda biz varız ve olmaya devam edeceğiz.”

Okumaya Devam Et

GENEL

Avrupa, Rusya ile Gaz İlişkisinde Alternatif Arıyor

Küresel ekonomiyi derinden etkileyen Rusya-Ukrayna savaşı, enerji fiyatlarını artırdı. Yavuz Yükselir, “Avrupa Birliği şu an isteksizce olsa da Rus fosil yakıtlarına muhtaç. Ama bu ilişkiyi önce kömür, sonra petrol ve en son olarak da doğalgaz ile bitirmeyi hedefliyorlar” dedi. 

Küresel ekonomi Rusya-Ukrayna savaşının olumsuz etkilerini taşımaya devam ediyor. Farklı coğrafyalarda yatırımları bulunan iş adamları sık periyotlarda durum raporu çıkarıyor.

Yükselir Grup Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Yükselir, dünya liderlerinin gündemindeki en önemli maddelerden birinin enerji fiyatları olduğunu belirterek, “Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artan enerji maliyeti yalnızca ekonomileri sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda siyasiler için en yüksek oy potansiyeline sahip dar ve orta gelirli hane halkının harcanabilir gelir seviyesini de düşürüyor. Merkez Bankalarının artan enflasyonu dizginlemek için art arda açıkladıkları faiz artışları ise ekonomilerde resesyon ihtimalini arttırıyor. Batı dünyasının liderleri,  siyasi istikballerini etkilememesi ve radikal politik hareketlere yol açmaması için enerji fiyatları konusunda yeni politikalar geliştirmeye çalışıyorlar” dedi.

Yükselir, liderlerin bu süreci hasarsız atlatmasının, Rusya ile var olan enerji işbirliklerini sorunsuzca azaltarak bitirmelerine ve yeni başarılı enerji işbirlikleri ortaya çıkarmalarına bağlı olduğunu vurgulayarak, “Birkaç ay önce başlayan, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, Avrupa ile Rusya arasında onlarca yıl öncesine dayanan enerji ilişkisini önemli ölçüde değiştirdi. Avrupa, Rus enerjisine ihtiyaç duymaya devam ettiği için Rusya ile bir gecede bağlarını koparamayacağını biliyor. Ancak Rusya’nın Avrupa ve küresel enerji sistemindeki rolü sekteye uğradı. Avrupa Birliği şu an isteksizce olsa da Rus fosil yakıtlarına muhtaç. Ama bu ilişkiyi önce kömür, sonra petrol ve en son olarak da doğalgaz ile bitirmeyi hedefliyorlar. Avrupa Birliği için, Rusya’nın gaz arzını her an kesebileceği korkusu göz önüne alındığında, Rusya’ya bağımlı olmak artık tolere edilemez. Dolayısıyla Avrupa bu ilişkiden alternatiflerini bulduğu an çıkmak istiyor” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın, küresel enerji sisteminin merkezinde yer alan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Yükselir, “Rusya Yüzde 8’lik pazar payı ile dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri. Avrupa ülkelerine giden doğalgaz ve kömürün yüzde 45’i ile birlikte petrolün yüzde 25’ini Rusya tedarik ediyor. Avrupa Birliği’nin enerji tedariği anlamında bağımlılığı yanında, Rusya’da enerji ihracatından gelen gelirlere muhtaç. Hidrokarbon ihracatı hala Rusya’nın can damarı. Küresel salgın öncesinde 2019 yılında, petrol ve doğalgaz gelirleri ülkenin federal bütçesinin yüzde 40’ını oluşturuyordu. Aynı zamanda petrol ve doğal gaz ihracatı, 2021 yılında Rusya’nın toplam ihracatının yarısını oluşturuyordu” diye konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrası toksik hale gelen Avrupa Birliği ve Rusya arasındaki enerji ilişkisinin, orta ve uzun vadede hangi tarafa daha az zarar vereceği ise finansman konusu olduğunu söyleyen Yavuz Yükselir “Kısa vadede alternatif müşteri bulma konusu, alternatif tedarikçi bulmaya göre daha kolay görünebilir. Çünkü fiyatlarda verilen iskontolar, ekonomileri hızlıca büyüyen Hindistan ve Çin için cazip olanaklar içeriyor. Savaş öncesi Rus hidrokarbon kaynaklarının yüzde 20’si Çin’e satılıyordu ve Rusya-Çin işbirliği kapasiteyi arttırmak için devamlı ortak projeler açıklıyorlardı. Ancak Rusya’nın enerji ihracatında ağırlık merkezini Doğu’ya kaydırabilmesinin hem coğrafik, hem jeopolitik hem de finansal maliyetleri olduğu açıktır. Mevcut yapılar Avrupa Birliği’ne enerji ihraç etmek üzerineyken, Rusya’nın ihracat altyapısını doğuya kaydırmak için Çin istekli olsa da finansman ve Rus enerjisine koşulsuz güvenme konusunda çekinceleri olacağı nettir” ifadelerini kullandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı ve yaşanan son gelişmeler ışığında kısa-orta ve uzun vadede kazanan, az kaybeden ve çok kaybeden ülkeler olacağını belirten Yükselir, “En çok kazananın ABD olacağını düşünüyorum. Tüm bu çatışmanın en büyük galibi, son yıllarda net enerji ihracatçısı pozisyonuna geçen ABD oldu. Avrupa’nın enerji ihtiyacı için Katar, Cezayir ve Azerbaycan gibi ülkeler öne çıkarken, halihazırda enerji ihracatını 2 katına çıkaran ABD şu an için en büyük kazanan görünüyor. Rusya için büyük ve sürdürülebilir enerji ithalatçısı seçenekleri azalırken, Çin bu süreçte Rusya’dan ucuza enerji tedariki konusunda eli kuvvetlenerek ayrılacak ve kazanan ülkeler arasında yer alacak. Orta ve uzun vadede Rusya enerji ihracındaki pazar payını korusa da müşteri çeşitliliği kaybettiği için gelirleri azalacak ve sürecin limitli kaybeden ülkeleri arasında olacak. Avrupa Birliği hem ucuz olan boru hattı ile doğalgaz ithalatını kaybettiği için, hem de yeni tedarikçilerle oluşturulacak altyapılara harcanacak finansman yüzünden sürecin en çok kaybedeni olarak görülüyor” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et