Bizi takip edin

GENEL

Artık sıfır karbon zamanıdır

Sıfır atık projesi ile Türkiye’de atıklardan geri kazanımın 2023’te yüzde 13’ten yüzde 35’e çıkarılması amaçlanıyor

Herkes için daha yaşanabilir şehirler yaratmak için çalışan WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler 7. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’nu düzenledi. İstanbul’daki sempozyum bu yıl‘Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı!’ temasıyla gerçekleştirildi.

Etkinliğe aralarında Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Gelişim Bölüm Başkanı Birinci Müsteşarı Angel Gutierrez Hidalgo de Quintana, Hollanda İstanbul Başkonsolosu Barth van Bolhuis, Danimarka İstanbul Başkonsolosu Anette Galskjot, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Orhan Demir ve WRI Ross Center For Sustainable Cities, WRI Londra Ofisi Başkanı & Strateji ve Ortaklık Direktörü Leo Horn-Phathanothai ile WRI Ross Center for Sustainable Cities Kentsel Hareketlilik Direktörü Sergio Avelleda’nında bulunduğu uluslararası kurum ve kuruluşlar, yerel yönetimler, akademi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.

‘Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı!’,‘Türkiye’nin Sıfır Karbon Şehirler Taahhüdü’, ‘Sıfır Karbon Şehirler’, ‘Akıllının Yeni Adı: Sürdürülebilir’ ve ‘Aktif ve Sağlıklı Şehirler’ başlıkları altında düzenlenen beş ayrı oturumda katılımcılar iklim kriziyle mücadelede şehirlerin oynadığı belirleyici rolü ve şehirlerin sıfır karbona geçişini tüm yönleriyle ele aldı.

ANAHTAR KELİME ENERJİ

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler Direktörü Dr. Güneş Cansız şunları kaydetti: “Küresel bir iklim kriziyle karşı karşıyayız. Tartışmalar küresel ısınmayı 1,5 ile 2 derece arasında sınırlamaya odaklanmıştı. Ancak 1,5 derece sınırında kalmak istiyorsak, 2050’den önce küresel CO2 emisyonumuzu azaltmak için net sıfır karbon seviyesine gelmeliyiz.”

“BM İklim Zirvesi’nden önce 66 ülke 2050’ye dek sera gazı emisyonunu sıfırlamayı taahhüt etti. Akabinde 10 bölge, 102 kent ve 93 şirketten de aynı taahhüt geldi.Biz de bu yılki sempozyumun temasını ‘Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı!’ olarak belirledik.” Dr. Cansız sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlık için kritik bir süreçten geçiyoruz. Ve bu süreçte şehirler çok önemli bir rol oynuyor. Dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. Ekonomik faaliyetlerin ve karbon emisyonlarının kaynağı olan şehirler Dünya’nın geleceğinde belirleyici olacak. Araştırmalara göre şehirlerde düşük karbona yatırımla 2050’de kentlerdeki global emisyon yüzde 90 düşürülebilir. Düşük karbonlu kalkınmanın 2050`ye kadar şehirlerde 24 trilyon dolar net fayda sağlayacağı hesaplanıyor. Bunun yolu enerji tüketiminin azaltılmasından, enerji verimliliğinin artırılmasından geçiyor.”

Bununla birlikte BM Herkes için Sıfır Karbon Binalar Girişimi’nde yer alan Türkiye, 2030’a dek yeni binaların, 2050’ye kadar ise mevcut binaların sıfır karbon hale getirilmesi amacıyla yol haritaları hazırlayacak. Türkiye’nin sıfır karbon şehirler için bir diğer hedefi ise 1.000 kilometre olan bisiklet yollarının 2023’te 4 bin kilometreye çıkarılması. Ayrıca sıfır atık projesi ile atıklardan geri kazanım oranının 2023’te yüzde 13’ten yüzde 35’e çıkarılması hedefleniyor.

HÜKÜMETLERİN DESTEĞİ VE LİDERLİĞİ ŞART

Türkiye’nin Sıfır Karbon Şehirler Taahhüdü’ oturumunda söz alan WRI Londra Ofisi Başkanı ve WRI Ross Center for Sustainable Cities Strateji ve Ortaklık Direktörü Horn-Phathanothai ise şöyle konuştu: “Tüm dünyanın üzerinde anlaştığı iklim ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusundaki değişikliklerin çoğu hem şehirlerde meydana gelecek hem de şehirler bu değişikliklerin yapılmasına ön ayak olacak. Hatta dünyadaki pek çok şehir kaliteli toplu taşıma, enerji verimli ve dirençli binalar, yeşil kamusal alanlar ve temiz enerji ile kentlerin nasıl dönüşebileceğini göstermeye başladı bile. Şu ana kadarki başarılar da ‘düşük karbon’un sadece daha yüksek verimlilik anlamına gelmediğini, kapsayıcı ekonomiyi destekleyerek herkesin hayat kalitesini yükselttiğini gösterdi. Ne var ki şehirlerin, merkezinde yer aldıkları bu devrimi tek başlarına gerçekleştirmeleri mümkün değil. Düşük karbonlu bir gelecek için ulusal hükümetlerin güçlü önderliği ve desteği şart.”

Gezegenimizin geleceğinin şehirlerin bugün alacağı kararlara bağlı olduğunu vurgulayan, ‘Akıllının Yeni Adı: Sürdürülebilir’ oturumunun konuşmacılarından WRI Ross Center for Sustainable Cities Kentsel Hareketlilik Direktörü Avelleda da “Akıllı ve temiz olmak, aslında bir ölüm kalım meselesi. Kentlerdeki sera gazı emisyonlarını ortadan kaldırmak herkesin gündeminde olmalı. Bununla birlikte kentsel hareketliliğin de temiz, güvenli ve herkesi kapsar nitelikte olması gerekiyor” dedi.

‘Düşük Karbon Yetmez, Artık Sıfır Karbon Zamanı!’ ve ‘Türkiye’nin Sıfır Karbon Şehirler Taahhüdü’ oturumlarında söz alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Orhan Demir ise şunları söyledi: “Türkiye’nin ve Avrupa’nın en yüksek nüfuslu kenti olan ve ulusal ölçekte sera gazı emisyonlarında en büyük payı bulunan İstanbul’a ve dolayısıyla belediyemize düşen sorumluluğun bilinciyle planlamalarımıza başladık. Geçtiğimiz ay Kopenhag’da düzenlenen C40 Belediye Başkanları Zirvesi’ne katılım sağladık ve C40 Deadline 2020 Programı’nı imzalayarak 2050’de sıfır karbon bir kent olmayı taahhüt ettik. Biliyoruz ki, iklim değişikliği ile mücadele konusunda atılacak adımlar, belediyelerin bir kere planlayıp uygulayacağı bir yapıda değildir. Aksine, uyum ve azaltıma yönelik eylemler belediye hizmetlerinin bütünleşik bir parçası olup süreklilik göstermelidir. Bu nedenle sürekli olarak planlarımızı ve çalışmalarımızı geliştirmeli, sonuçlarını değerlendirmeli ve edindiğimiz deneyimle yeni eylemler planlamalıyız.”

2013’TEN BU YANA KENT YÖNETİCİLERİNE DESTEK

WRI Türkiye Sürdürülebilir Şehirler 2013’ten bu yana her yıl Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu’nu düzenliyor. Bu sempozyumun amacı hem Türkiye’de hem dünyada başarılı projeleri paylaşmak, uygulanabilir çözümler sunmak ve kent yöneticilerinin ‘herkes için yaşanabilir şehirler’ yaklaşımıyla projelerini geliştirmelerine katkı sağlamak.

7. Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu; Danimarka İstanbul Başkonsolosluğu, Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul Teknik Üniversitesi Istanbul-ON Urban Mobility Lab, Marmara Belediyeler Birliği, UNSDSN Türkiye (Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı) ve SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin stratejik ortaklığında hayata geçirildi.

Yaşanabilir Şehirler Sempozyumu ile ilgili daha fazla bilgi için: www.yasanabilirsehirler.org

Yorum Bırak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GENEL

Aksa Akrilik’e Hezarfen Projesinden 2 Ödül

Türkiye’nin tek, dünyanınsa lider akrilik elyaf üreticisi Aksa Akrilik, ödüllerine yenilerini ekledi. 2017’den bu yana 9 patent başvurusu yapan şirket, Hezarfen Bursa-Yalova projesinin patent ve marka başvurusu alanlarında Yalova birincisi oldu.

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde, Türk Patent ve Marka Kurumu, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile Yalova Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle hayata geçirilen “Hezarfen Bursa-Yalova” projesinde ödül kazananlar belli oldu. Aksa Akrilik, 2017’den bu yana 9 patent başvurusu yaparak Yalova birinciliğine ulaştı. Şirket ayrıca marka başvurusu sayısında da ilk sıraya yerleşti ve bu alanda da ödüle layık bulundu. Hezarfen Bursa-Yalova projesi, KOBİ’lerin inovasyon kapasitesini artırma amacıyla önem taşıyor.

“Yenilikçi fikirlerimizle rekabet üstünlüğü yaratıyoruz”

Aksa Akrilik Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Cengiz Taş, Hezarfen Bursa-Yalova projesi kapsamında ödül kazanmaktan mutluluk duyduklarını dile getirdi. Sürdürülebilir değer yaratma misyonuyla tekstil sektöründe öncü rol üstlendiklerini kaydeden Taş, “Ar-Ge Merkezimizde operasyonel mükemmellik ve sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusundaki çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Rekabet üstünlüğü sağlayabilmenin ve farklılaşmanın en güçlü yolu, yenilikçi fikirlerle katma değer yaratmaktan geçiyor. Bu düşünceyle geçtiğimiz yıl Ar-Ge projelerine 43 milyon TL bütçe ayırdık. İnovatif ve sürdürülebilir çözümlerimiz sayesinde başarıya ulaştık. Tüm Aksalıları tebrik ediyorum” dedi.

Okumaya Devam Et

DİJİTAL

Kontrolmatik, Yılın İlk Çeyreğini Yüksek Kar İle Kapattı

Kurulduğu günden bu yana yenilikçi ve sürdürülebilir yaklaşımları ile enerji, proses endüstrisi, ulaşım ve madencilik sektörlerinde projeye özel uçtan uca dijital çözümler sunan Kontrolmatik Teknoloji, üç aylık konsolide net dönem karını açıkladı. Açıklanan faaliyet raporuna  göre Kontrolmatik Teknoloji konsolide net dönem karını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 143 arttırarak 43,2 milyon TL net kar elde etti.

Türkiye’nin önde gelen teknoloji, enerji ve mühendislik şirketlerinden biri olan Kontrolmatik Teknoloji ana faaliyet alanları içerisinde yer alan operasyonel teknolojiler, nesnelerin interneti, endüstriyel yazılım, haberleşme, bilgi güvenliği, güç sistemleri ve proje yönetimi konularında başarılı projeleri hayata geçirmeye ve karlılık oranını arttırmaya devam ediyor.

2022 ilk üç ayını değerlendiren Kontrolmatik Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan açıklanan finansal sonuçlardan oldukça memnun kaldığını ifade ederek “2022 1. çeyrek faaliyet raporumuza göre 213 milyon TL gelir ve 43,2 milyon TL net kar elde ettik. Satış gelirlerimizi ise geçen yılın aynı dönemine göre 103,5 milyon TL’den 213,2 milyon TL seviyesine yükselttik. Kontrolmatik Teknoloji’nin sürdürülebilir büyümesini devam ettirmesi, bizleri hedeflerimize bir adım daha yaklaştırıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

GENEL

Netafim Zirvesi’nde Konu: Damla Sulamanın Geleceği

Damla sulama ve akıllı sulama çözümlerinin lider markası Netafim, tarımsal üretimin en önemli kaynaklarından olan suyun verimli kullanımını ve damla sulama alanındaki son teknolojiler ile Türkiye’deki tarımsal sulamanın mahsuller üzerindeki etkisini, düzenlediği çevrimiçi Netafim Medya Zirvesi’nde katılımcılara aktardı.

Dünya Çiftçiler Günü’nün yanı sıra Netafim’in Türkiye’de faaliyete geçişinin 25. yıl dönümünün de kutlanıldığı çevrimiçi etkinlikte, Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Pınar Parmaksız, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliğinin yakın gelecekte daha fazla konuşulacağının altını çizdi. Tarımsal üretimin ana aktörü olan çiftçilerin yanında olunması ve daha çok desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Pınar Parmaksız, 2008 yılında Türkiye’de 1,1 milyon olan çiftçi sayısının günümüzde 530 bine kadar gerilediğini, bu azalmanın, gelecek nesillerin beslenmesi için büyük tehdit oluşturduğunu da söyledi.

Netafim ile geçen 25 yıl

Kaliteye bağlılığı önemli bir değer olarak gören Netafim Türkiye’nin 25. yılına özel açıklamalarda bulunan Pınar Parmaksız, geçen 25 yılda, akıllı tarımı yaygınlaştırmak için yoğun bir emek verdiklerini, kurumun 25. yıl dönümünün, “güven ve uzmanlığa dayanan, üst düzey kalite anlayışını Ar-Ge politikasının merkezine oturtan, sürdürülebilir tarıma hizmet veren güçlü ve profesyonel bir kadronun kutlaması ve yaşadığı gurur olduğunu” sözlerine ekledi.

Damla sulama sisteminin, suyla homojenize edilebilen gübreler sayesinde doğru miktarda besin ve mineralin, bitkiyi beslemesine vesile olduğunu vurgulayan Pınar Parmaksız, mikro sulama adı da verilen damla sulama ekipmanları sayesinde, ürün çeşidine göre %50 ile %150 arasında verimlilik artışı gözlemlendiğini, verimlilik artışının yanı sıra fazladan su kullanımı, enerji ve gübre sarfiyatının da önlenmiş ya da minimize edilmiş olduğunu sözlerine ekledi.

Öte yandan dünyada dijital tarım pazarının 2025 yılında 11 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağının altını çizen Pınar Parmaksız, ülkemizde henüz dijital tarım konusunda yeterince mesafe alınamadığını ifade ederken, Netafim olarak geliştirdikleri yazılım sayesinde çiftçilere faaliyetlerini akıllı telefonlarından yönetme imkânının sunulduğunu vurguladı. Netafim dijital tarım çözümlerinin, kurulacak meteroloji istasyonlarıyla entegre olarak çalışıp, üreticilerin sahadan hava durumu güncellemesini takip etmelerini sağladığına işaret eden Pınar Parmaksız, pazara sundukları dijital ekipmanların, bu verilere göre sulama programlarının tüm ince ayrıntısına kadar  planlanmasına katkı sunduğunu belirtti. Öte yandan dijital enstrümanları barındıran entegre çözümleri detaylandıran Pınar Parmaksız, gelişmiş analizler ve Netafim’in 57 yıllık deneyimiyle geliştirilen agronomik verilere dayanarak kişileştirilmiş “Dinamik Ürün Modeli” adı verilen sistemle, yetiştiricilerin sulama ve gübreleme aşamalarını, gerçek zamanlı olarak optimize etmelerine yardımcı olduklarını sözlerine ekledi.

Sürdürülebilir tarımın anahtarı damla sulama sistemi

Suyun akılcı kullanımı ve sürdürülebilir tarıma katkısına vurgu yapan Netafim Türkiye Satış Direktörü Okan Başaran, başta hububat ve yonca olmak üzere, şeker pancarı, yer fıstığı, fasulye, pamuk, ayçekirdeği, fındık, kivi, muz gibi ürünlerin yetiştirilmesinde, henüz gereken düzeyde damla sulama sisteminin kullanılmadığını belirtirken, ekim alanlarında yapılan denemelerde damla sulama sisteminin etkinliğinin test edildiğini, damla sulama sistemi ile su tasarrufu miktarının yüzde 40 ile yüzde 75 arasındaki oranlarda değiştiğini söyledi. Su yönetim politikasında radikal değişikliklere gidilmesini öneren Başaran,  özel ve DSİ’ye ait su kuyularında arazi metrekare ölçüm sisteminden çıkılarak, kullanılan sulama hidrantlarına sayaç takılmasını, su kullanım ücretlendirmelerin ise metreküp cinsinden hesaplanmasının gerektiğini ifade etti.

Okumaya Devam Et