Reklam
Reklam
Türkiye'de Enerji | Enerji sektörü bizden sorulur

Güle Güle Tacikistan 2

Türkiye'de Enerji

Bir önceki yazımızda Tacikistan-Çin ilişkilerine değinmiş, bilhassa ekonomik ilişkilerin Tacikistan’ı neredeyse Çin’e bağımlı bir ülkeye dönüştürdüğünden bahsetmiştik.

Bu yazımızda yine iki ülke arasındaki ekonomik, ticari, askeri ve proje bazlı ilişkilerin Tacikistan’ı nasıl etkilediğine ve önümüzdeki dönemde daha fazla nasıl etkileyebileceğine dair görüşlerimizi siz değerli okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

Çin’in en hassas olduğu ve aynı zamanda en fazla manipüle ettiği konulardan bir olan “terörizm”e karşı Çin, 2016 yılında Tacikistan, Afganistan ve Pakistan ile birlikte “istihbarat ve terörle mücadele eğitimi anlaşması” imzalamıştır. Anlaşma ile Çin, sözde teröre özde ise Doğu Türkistanlıları takip ve derdest etme amacı gütmekte ve zikredilen devletlerle sözde terörizme karşı işbirliği ve koordinasyon mekanizması kurmuştur. Anlaşmanın taraflar arasında imzalanmasından sonra da Tacik hükümeti Afgan sınırında 11 karakol inşaatının finansman ve inşaatı için Çin ile bir protokol imzalamıştır.

Geçen yazımızda da değindiğimiz üzere ekonomik ilişkiler Çin’i Tacikistan’ın en büyük yabancı kredi sağlayanı, aynı zamanda Çin sermayesine en bağımlı ülkelerden biri haline getirmiştir. 2016 yılı itibarıyla Tacikistan’ın Çin’e olan borcu yaklaşık 1,2 milyar dolar olmuş, bu rakam Tacikistan’ın toplam dış borcunun %53’ünü oluşturmuştur. 2020 yılı rakamları henüz açıklanmamış olsa da, makasın Çin lehine değiştiğine dair görüşler bulunmaktadır.

Çin’in Tacikistan’ı borçlandırma siyaseti bununla da kalmamış, Tacikistan, Kuşak-Yol Girişimi kapsamında kullanılmak üzere Çin’den 2,8 milyar dolar daha borç almıştır. Bu rakam ise Tacikistan’ın 2016 yılı verilerine göre toplam dış borcunun yaklaşık %80’ine denk gelmiştir. Konuyla ilgili yapılan uzman değerlendirilmelerine göre Tacikistan-Çin ekonomik ilişkileri bu şekilde devam ettiği takdirde Duşanbe yönetiminin zikredilen kredi borçlarını faizleriyle birlikte geri ödemede kaçınılmaz olarak ciddi sıkıntılar yaşayacaktır.

Bununla birlikte IMF ve Dünya Bankası, Tacikistan’ı “dünyadaki en riskli borçlanma tehlikesi altında olan 8 ülkeden biri” olarak değerlendirmiştir. Son dönemlerde Çin, ekonomik çıkarları doğrultusunda ilişki kurduğu ülkelerin stratejik bölgelerine, limanlarına, değerli maden yataklarına veya enerji hammaddelerine ulaşmada ve bunları kendisinin kontrol ve kullanımını sağlamada “borç tuzağı diplomasisi” siyasetini uygulamaya koyduğu bilinmektedir.

Çin’in “borç tuzağı diplomasisi”nin en somut örneğini Sri Lanka’nın Hambantota limanında görmekteyiz. Temmuz 2017’de Sri Lanka zikredilen limanın geliştirilmesi ve derinleştirilmesi maksadıyla Çin’den % 6 faizle 8 milyar Dolar kredi kullanmış, krediyi geriye ödeyemeyince liman, etrafındaki 15 dönüm arazisiyle birlikte 99 yıllığına “borca karşı öz kaynak takası (a debt-forequity swap)” karşılığında Çin’e devredilmiştir. Benzer anlaşmaların ekonomik sıkıntıları olduğu bilinen Yunanistan’daki Pire ve Avustralya’daki Darwin limanları için de yapıldığı söylenmektedir.

Durum Tacikistan için de farklı değildir. Zikredilen borçlara karşılık Çin’in Tacikistan’dan toprak talep ettiğine dair söylentiler, ülkede Çin’e karşı ciddi tepkilere neden olmaktadır.

Konuyla alakalı Tacikistan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Suhrob Sharipov, Çin ilk olarak Tacikistan’ın miktarı açıklanmayan borcuna karşılık 28.500 km2’lik bir toprak talebinde bulunduğunu, detayları kamuoyuyla paylaşılmayan müzakereler sonucunda zikredilen toprakların yaklaşık %5’ini Çin’e teslim ettiğini ifade etmiştir.

Sadece bu olay bile Çin’in Şangay İşbirliği Örgütü üzerinden kendisine hem-sınır olan devletlerle “sınır anlaşmaları” yapmasına rağmen, zikredilen coğrafyadaki komşu devletlerden yeni toprak talebinde bulunabileceğini ortaya koymaktadır. Fırsat kollayan, dahası bu türden fırsatları oluşturabilmek için bölge ülkeleriyle proje bazlı ekonomik ilişkiler geliştiren Çin’in bu tutumunu ilerleyen dönemlerde sürdürebileceğini söylemek abartı olmasa gerekir.

Çin bununla da iktifa etmemiş, Tacikistan’dan ayrıca ülkenin doğu ve güney bölgelerindeki mümbit tarım arazilerinin bir kısmını uzun süreliğine kiralama isteğini Tacik yönetimine kabul ettirmiştir.

Konuyla ilgili ilk olarak 2011’de 2.000 hektarlık bir arazinin Çinlilere kiraya verildiği bilinmektedir. 2012’de ise Tacikistan Tarım Bakanlığı, 6.000 hektar arazinin Çin’e kiralandığını duyurmuştur. 2016 yılına gelindiğinde, bu sefer 15.000 hektarlık bir arazi Çin’e 49 yıllığına kiralanmıştır. Dahası bu son anlaşmayla ilgili Çin’in kira bedeli ödemeyeceği söylenmektedir. 20 Temmuz 2018 tarihli Tacikistan Devlet Arazi Yönetimi ve Jeodezi Komitesi tarafından yapılan açıklamada ise ülkede Çinli çiftçilere kiraya verilen arazi miktarı 18.000 hektar olarak açıklamıştır.

Tacikistan’ın Çin eliyle ne duruma getirildiğini bu örnekler gösterse de, bunlarla sınırlı olmadığının da bilmesini isterim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ